Theses supervised by Doç. Dr. Musa Yavuz
25 theses · Isparta University of Applied Sciences
Kıvırcık koyunların beslenmesinde kullanılan korunmuş yağların süt bileşenlerine etkileri
Ruminantların beslenmesinde korunmuş yağlar hem enerji sağlamak hem de süt bileşenlerini iyileştirmek amacıyla kullanılmaktadır. Bu tez de ise, kıvırcık koyunların beslenmesinde kullanımının süt bileşenleri üzerine etkilerinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırma, her grupta 7 hayvan olmak üzere 2 gruba ayrılmıştır. Koyunlar, bireysel bölmelerde barındırılmıştır. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez olarak beslenmişlerdir. Hayvanlar haftalık olarak tartılarak canlı ağırlıkları belirlenmiştir. Koyunlardan, sabah ve akşam olmak üzere iki kez süt örneklemesi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, korunmuş yağ kullanımının canlı ağırlık üzerine etkisi istatistiki olarak önemli bulunmamıştır (P>0.05). Ancak, süt yağı ve süt iletkenliği bakımından gruplar arasında fark önemli bulunmuştur (P<0.05). Sonuç olarak, koyunlarda korunmuş yağ kullanımı süt bileşeninde özellikle de süt yağının artırılmasında etkili olduğu ve laktasyondaki hayvanlarda enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla kullanılabileceği kanısına varılmıştır.
Sütten kesilmiş saanen erkek oğlaklarının besi performansı üzerine canlı maya kültürünün etkileri
Bu tez çalışması sütten kesilmiş erkek Saanen oğlaklarında, kesif yeme ilave edilen Canlı Maya Kültürü, (Saccharomyces cerevisiae)'ın besi performansları ve İn Vitro gaz sindirilebilirliği üzerine etkisini araştırmak amacı için düzenlenmiştir. Çalışmada, 3-3,5 aylık yaşta 18 baş sütten kesilmiş erkek saanen oğlak her biri 6 adet içeren bir kontrol 2 deneme grubuna ayrılmıştır. Gruplar kesif yem ve fiğ samanı ile beslenmişlerdir. Canlı Maya Kültürü, (Saccharomyces cerevisiae) kesif yem ve fiğ samanı üzerine 0 g, 25 g/baş, 50 g/baş olacak şekilde katılarak verilmiştir. 8 haftalık deneme sürecince canlı maya kültürü takviyesi canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, yem tüketimi, yemden yararlanma oranı üzerine önemli bir etkisinin olmadığı saptanmıştır. Ayrıca Canlı Maya Kültürü, (Saccharomyces cerevisiae) In vitro gaz sindirilebilirliği ve ME (Metabolik Enerji) etkisi olmamıştır. Sonuç olarak sütten kesilmiş erkek saanen oğlaklarında kesif yem ve kaba yeme Canlı Maya Kültürü katılmasının canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, yem tüketimi ve yemden yararlanma oranı üzerine ve in vitro gaz sindirimine etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir. Bununla birlikte besleme zamanının ve verilen canlı maya kültürünün miktarı artırılırsa, maya kültürünün daha etkili olduğu gözlemlenebilir.
Mikroenkapsüle kekik yağı ile beslenen Japon bıldırcınlarında (coturnıx coturnıx japonıca) kalite ve verim parametrelerinin incelenmesi
Bu çalışmanın birinci amacı kekik (Origanum onites) yağının mikroenkapsülasyon tekniği uygulanarak hayvancılıkta kullanılabilen, çevre koşullarına dayanıklı bir ürün olarak elde edilmesi olup, ikincisi amacı ise üretilen ürünün uzun süreli beslemede bıldırcınlarda verim ve kalite parametrelerine etkisinin incelenmesidir. Çalışma için Japon bıldırcını melezi hattan elde edilen 336 civciv kullanılmıştır. Deneme düzeni bazal rasyon ile beslenen grup kontrol grubu (K), mikroenkapsüle kekikyağı (MKY) ve kekik yağı (KY) 100, 300 ve 600 mg/kg dozda olmak üzere yedi grup (K, MKY100, MKY300, MKY600, KY100, KY300, KY600) olarak oluşturulmuştur. Her deneme grubu 3 tekerrürle 21 adet alt gruba ayrılmış ve her alt grupta 16 hayvan olacak şekilde kafeslere yerleştirilmiştir. Denemede büyütme (2-6. haftalar) ve yumurtlama (9-12 haftalar) dönemi olmak üzere iki dönemde performans verileri incelenmiştir. Kekik yağı sodyum aljinat ile kaplanarak enkapsule edilmiş böylece çalışmanın en kritik adımı başarı ile gerçekleştirilmiştir. Bıldırcınlarda büyütme döneminde kullanılan kekik yağı dozajı artmasının birçok verim parametresine olumsuz etki ettiği ve elde edilen verilerinde de gerileme olduğu gözlemlenmiştir. Büyümekte olan bıldırcınlarda kekik yağı dozunun düşük düzeylerde kullanılması tavsiye edilmelidir. İncelenen kan parametreleri, karkas randımanı, rölatif organ ağırlıkları, et kalitesi ve duyusal analiz sonuçlarında gruplar arası fark bulunamamıştır. Patolojik inceleme sonuçlarına bakıldığında yüksek dozda KY'nın karaciğer ve testis dokularını olumsuz etkilediği görülmüştür. Yumurtlama döneminde kekik yağı oranı artıkça hayvan performansının artırdığı gözlemlenmiştir. Çalışma sonunda yumurta kalite parametrelerinde gruplar arasında faklılık gözlemlenmiştir. Büyütme ve yumurtlama döneminde mikroenkapsüle 100-300 mg/kg dozajının kullanımı üreticiye tavsiye edilebilir.
Tavşan beslemede kültür mantarı saplarının alternatif protein kaynağı olarak değerlendirilmesi
Bu çalışmada yemlerde kullanılan protein kaynaklarına alternatif olarak kültür mantarı saplarının protein kaynağı olarak tavşan yemlerinde kullanılabilirliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Kültür mantarı yetiştiriciliği yapan işletmelerden mantar sapları toplanmış daha sonra bir dizi işlemlerden geçirilerek kuru veya yaş haldeki mantar saplarından protein ekstraksiyonu yapılmıştır. Mantar sapları iki uygulama ile farklı aşamalardan geçirilerek protein ekstraksiyonunda kullanılmıştır. Birinci uygulamada mantar sapları kurutulduktan sonra; Eleme, yıkama, kurutma, öğütme, on kat suyla sulandırma, homojenizasyon, süzme, süzülen suyun pH'sını ayarlama, kaynatma, tekrar süzme ve elde edilen ürünün kurutulması gibi işlemlerden geçirilmiştir. İkinci uygulamada ise mantar sapları yaş olarak protein ekstraksiyon işlemi için kullanılmak üzere eleme, yıkama, öğütme, üç kat sulandırma, homojenizasyon, süzme, süzülen suyun pH'sını ayarlama ve kaynatma, tekrar süzme ve elde edilen ürünün kurutulması gibi benzer işlemlerden geçirilmiştir. Mantarın saplarının işlendikten sonra proteini ekstrakte edildiğinde tavşan beslenmesinde kullanılabilecek bir kalitede ürün olduğu gözlemlenmiştir. Bu şekilde atık olarak tanımlana ve değerlendirilemeyen ürünlerden elde edilecek yüksek saflığa sahip protein içeren katkı maddelerinin ekonomiye katkı sağlanacağı gerek insan beslenmesinde gerekse hayvanların beslenmesinde protein ihtiyacının karşılanmasında alternatif bir ürün olarak değerlendirilebileceği kanısına varılmıştır. Ayrıca mantar üretimi sonunda çevreye atık olarak bırakılan mantar saplarının işlenerek atık materyalin yeniden geri kazanımı sağlandığından çevreye zarar vermesi de önlenmiş olacaktır.
Su mercimeği bitkisinden elde edilen proteinlerin enkapsüle edilerek rumende korunmuş protein haline getirilmesinin incelenmesi
Su mercimeği dünyada insan beslenmesinde ve hayvan beslenmesinde kullanılabilecek besin içeriğine sahip esansiyel aminoasitlerce zengin bir su bitkisidir. Su mercimeğinin yetiştiriciliği yurt dışında yapılmakla birlikte ülkemizde doğal alanlarda bulunan bir bitkidir. Bu bitkinin birçok çeşidi bulunmakla birlikte burada kullanılacak olan su mercimeği Eğirdir gölünde bulunan Lemna minor L yapay havuzlarda yetiştirilmesiyle elde edilmiştir (SM). Elde edilen bitkiler önce yıkanmış, gölgede kurutulmuş ve öğütülmüştür. Öğütülmüş su mercimekleri sulandırılarak proteinlerin ayrışması sağlanmış posa (SMPO) ve ayrışan protein (SMP) ayrı ayrı kurutulmuştur. Toz halinde bulunan SM, SMP ve SMPO palm yağı kullanılarak enkapsüle edilerek ESM, ESMP ve ESMPO elde edilmiştir. Elde edilen tüm ürünlerde KM, HK, HP, HY, ADF ve NDF analizi yapılmıştır. 24 saatlik, In vitro gaz sindirimine tabi tutulmuş ve ME, NEL ve IVSO değerleri hesaplanmıştır. Tüm verilerin analiz, grafik ve çizelgeleri jamovi ile yapılmıştır. İşlem görmemiş SM, SMP ve SMPO yapılan HP analizi sonucunda sırasıyla %25.64, 43.14 ve 18.46 çıkmıştır. Örneklere By-pass yağ ilavesi tüm analiz değerlerini düşürürken sadece yağ oranını artırmıştır. Enkapsülasyon işleminden sonra kesif yem için hesaplanan In vitro gaz ME, NEL değerlerinin arttığı görülmüştür. Enkasülasyon işlemiyle palm yağı ile kaplanan örneklerde gaz çıkışının neredeyse sıfıra yakın olduğu gözlemlenmiştir. Enkapsülasyon işleminin başarıyla gerçekleştirilerek rumende korunmuş protein özelliği aldığı görülmüştür. Yüksek kaliteli protein kaynaklarının rumende korunmasına yönelik çalışmanın başarıyla gerçekleşmiş olup bu çalışmaya ilave olarak in vivo çalışmalara ve işleme teknolojisinin endüstriyel boyut kazandırılmasınada ihtiyaç vardır.
Sığırlar için rumen kanül dizaynı ve imalatı
Bu çalışmada, sığırlar için Rumen kanülü üretimi amaçlanmıştır. Literatürde yer alan bilgiler ışığında ve piyasadaki mevcut kanüller dikkate alınarak hayvan sağlığına uygun malzemelerden kanül yapılmıştır. Birinci çalışmada su boşaltım ve aktarım işlerinden kullanılan polivinil klorür (PVC) depo rekoru kullanılarak kanül yapımı gerçekleştirilmiştir. Bunun için hazır alınan depo rekoru sanayide işlenip uygun ölçüde hazırlanmış, bombeli diyafram lastiği ve kapak kullanılarak rumen kanül imalatı gerçekleştirilmiştir. Daha sonra ikinci kanül imalatında polivinil klorür (PVC) plastisöl materyali kullanılmıştır. Kanül şeklini alabilmesi için metalden kanül ve kapağının kalıbı yaptırılmıştır. Bu kalıplar etüvde 180°C sıcaklıkta 15 dakika ısıtıldıktan sonra üzerine pvc plastisölün yapışması sağlanmıştır. Daha sonra tekrar 180°C sıcaklıkta 15 dakika daha bekledikten sonra soğutulmuştur. Soğumuş olan kalıptan plastisöl çıkartılarak kanül üretimi gerçekleştirilmiştir. Her iki kanül 12 yaşında tahmini canlı ağırlığı 350 kg olan yerli melezi dişi sığıra takılmıştır. ilk yapılan kanül hayvanın rumeninden ilk günlere düştüğü için kullanılmamış onun yerine ikinci plastüsölden yapılan kanül üç ay boyunca test edilmiştir. Hayvanın yem ve su tüketimine, VKS değerine etki etmemiştir ayrıca kanülden rumen sıvısı sızması görülmemiştir. Daha sonra plastisolden imal edilen kanül in vitro gaz çalışmasında kullanılmıştır. Yapılan bu çalışmanın başarı ile tamamlandığı ve iyi sonuç verdiği söylenebilir. Buradaki amacımız kolay bulunabilir malzemelerle rumen kanülü imalatı yapılmasını sağlanması planlanmış bir kısım aksaklıklarla da olsa sonuç alınmıştır fakat iki kanülde de çalışma sonucunda bazı eksiklikleri gözlemlenmiştir. Bu konuda eksikliklerin giderilmesi için yeni çalışmalara ihtiyaç vardır
Yeni süt numune alma cihazı dizaynı ve imalatı
İnek sütü, dünya genelinde insan beslenmesinde yüksek besin değeriyle öne çıkan bir gıda ürünüdür. Ülkemizde de çiğ süt üretimi önemli bir düzeydedir. 2024 yılında üretilen çiğ süt miktarı 22 milyon 487 bin 757 ton olarak belirtilmiştir. Sütün kimyasal kompozisyonu çeşitli çevresel, genetik ve yönetimsel faktörlerden etkilenmektedir. Bu değişimleri ölçmek için sütte yapılan analizler hayvanın beslenmesi, sağlık durumu, genetik potansiyeli, sütten elde edilebilecek ürünlerin değeri ve sütte yapılan hileleri göstermesi açısından önem arz etmektedir. Süt sağımı sırasında besin içerikleri homojen bir şekilde gelmediği için sütün tamamı sağıldıktan sonra ya da zamana bağlı olarak örneklenerek analizi yapılmalıdır. Manavgat Süt ve Süt Ürünleri Üreticileri Birliğine bağlı çiftliklerden elde edilen süt örneklerinin analizleri yine birliğe bağlı süt analizi laboratuvarında yaptırılmıştır. 130 çiftlikten alınan süt numunelerinde yapılan analiz sonuçlarında süt besin elementlerinin Ulusal Süt Konseyinin (USK) verdiği standartların altında olduğu gözlemlenmiştir. Örnek alınan çiftliklerde süt yağ ve protein oranının değerlendirilmesi sonucunda çiftliklerin %17'sinde asidosiz ve %3.1'inde ketozis olduğu belirlenmiştir. Diğer çiftliklerde ise hayvan besleme ile ilgili eksikliklere bağlı olarak süt besin içeriklerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada sağım sırasında sütlerin doğru örneklenebilmesi için 3 farklı aparat üretilmiştir. İlk aşamada krom nikel ve PVC den iki aparat geliştirilmiş, prototipleri geliştirilen bu aparatlardan PVC olanının daha kullanışlı olduğu tecrübe edildikten sonra son olarak 3D yazıcı ile PLA dan geliştirilmiş ve süt örnekleme aparatı imalatı gerçekleştirilmiştir. Üretilen aparat ve ticari satılan süt örnekleme aparatı ile toplanan süt örnekleri analizleri kıyaslanmıştır. Elde edilen sonuçlar toplanan örnek miktarı hariç aralarında herhangi bir fark olmadığını göstermiştir. Yeni geliştirilen süt örnekleme prototipinin sağım sistemini etkilemeden doğru örnekleme yaptığı ispat edilmiş olmakla birlikte bu prototipe ticari boyut kazandırılabilmesi için daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.
Süt ineği için korunmuş yağ üretimi ve süt kompozisyonuna etkileri
Bu çalışmada ayçiçeği yağının Ca sabunu yapımı ve korunmuş yağ özelliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla ayçiçeği yağı sönmüş kireç veya Ca (OH)2 (%98) kullanılarak korunmuş yağa yani kalsiyum sabununa dönüştürülmüştür. Yağda ve üretilen korunmuş yağda bir kısım analizler uygulanmıştır. Araştırmada rumen kanülü takılmış 3 adet yerli Sığır in situ sindirilebilirlik denemesinde 24 saat sindirilebilirlikte kulanılmıştır. Ayrıca özel bir sığır işletmesinde süt sığırlarına verilerek hayvanların süt içeriği özelliklerine etkisi incelenmiştir. Sönmüş kireç veya Ca (OH)2 (%98) kullanılarak korunmuş yağ üretimi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen üründe yan ürün olarak çıkan gliserol ortamdan tam olarak uzaklaştırılamadığından ürünün kurutulmasında problem yaşanmıştır. Elde edilen ürünün pH seviyesi 12.0 çivarındadır. In situ denememizde korunmuş yağın %90 civarında rumende kayıp olmadığı tespit edilmiştir. Süt sığırlarında verilmesine bağlı süt içeriklerinde herhangi bir değişimin olmadığı gözlemlenmiştir. Bunun sebebinin kullanılan korunmuş yağ seviyesinin düşük olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Sonuç olarak; Ayçiçek yağının CaOH la muamelesiyle korunmuş yağ elde edilmiştir. Rumende elde edilen ürünün sindirimi düşük bulunmuştur. Laburatuar çalışmalarında pH 2 olan HCl solüsyonunda ayçiçeği yağı Ca sabunu muamele edildiğinde ürünün Ca ve yağ kısmının ayrıldığı gözlemlenmiştir. Süt ineklerinde kullanımının süt yağını olumlu yönde etkilediği gözlemlenmiştir. Korunmuş yağ üretimi için uygulanacak prosüdürün standardize etmek amacıyla yeni bir kısım çalışmalara daha ihtiyaç olduğu görülmüştür.
Süt ineği için korunmuş yağ üretimi ve süt kompozisyonuna etkileri
Bu çalışmada ayçiçeği yağının Ca sabunu yapımı ve korunmuş yağ özelliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla ayçiçeği yağı sönmüş kireç veya Ca (OH)2 (%98) kullanılarak korunmuş yağa yani kalsiyum sabununa dönüştürülmüştür. Yağda ve üretilen korunmuş yağda bir kısım analizler uygulanmıştır. Araştırmada rumen kanülü takılmış 3 adet yerli Sığır in situ sindirilebilirlik denemesinde 24 saat sindirilebilirlikte kulanılmıştır. Ayrıca özel bir sığır işletmesinde süt sığırlarına verilerek hayvanların süt içeriği özelliklerine etkisi incelenmiştir. Sönmüş kireç veya Ca (OH)2 (%98) kullanılarak korunmuş yağ üretimi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen üründe yan ürün olarak çıkan gliserol ortamdan tam olarak uzaklaştırılamadığından ürünün kurutulmasında problem yaşanmıştır. Elde edilen ürünün pH seviyesi 12.0 çivarındadır. In situ denememizde korunmuş yağın %90 civarında rumende kayıp olmadığı tespit edilmiştir. Süt sığırlarında verilmesine bağlı süt içeriklerinde herhangi bir değişimin olmadığı gözlemlenmiştir. Bunun sebebinin kullanılan korunmuş yağ seviyesinin düşük olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Sonuç olarak; Ayçiçek yağının CaOH la muamelesiyle korunmuş yağ elde edilmiştir. Rumende elde edilen ürünün sindirimi düşük bulunmuştur. Laburatuar çalışmalarında pH 2 olan HCl solüsyonunda ayçiçeği yağı Ca sabunu muamele edildiğinde ürünün Ca ve yağ kısmının ayrıldığı gözlemlenmiştir. Süt ineklerinde kullanımının süt yağını olumlu yönde etkilediği gözlemlenmiştir. Korunmuş yağ üretimi için uygulanacak prosüdürün standardize etmek amacıyla yeni bir kısım çalışmalara daha ihtiyaç olduğu görülmüştür.
Süt ineği için korunmuş yağ üretimi ve süt kompozisyonuna etkileri
Bu çalışmada ayçiçeği yağının Ca sabunu yapımı ve korunmuş yağ özelliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla ayçiçeği yağı sönmüş kireç veya Ca (OH)2 (%98) kullanılarak korunmuş yağa yani kalsiyum sabununa dönüştürülmüştür. Yağda ve üretilen korunmuş yağda bir kısım analizler uygulanmıştır. Araştırmada rumen kanülü takılmış 3 adet yerli Sığır in situ sindirilebilirlik denemesinde 24 saat sindirilebilirlikte kulanılmıştır. Ayrıca özel bir sığır işletmesinde süt sığırlarına verilerek hayvanların süt içeriği özelliklerine etkisi incelenmiştir. Sönmüş kireç veya Ca (OH)2 (%98) kullanılarak korunmuş yağ üretimi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen üründe yan ürün olarak çıkan gliserol ortamdan tam olarak uzaklaştırılamadığından ürünün kurutulmasında problem yaşanmıştır. Elde edilen ürünün pH seviyesi 12.0 çivarındadır. In situ denememizde korunmuş yağın %90 civarında rumende kayıp olmadığı tespit edilmiştir. Süt sığırlarında verilmesine bağlı süt içeriklerinde herhangi bir değişimin olmadığı gözlemlenmiştir. Bunun sebebinin kullanılan korunmuş yağ seviyesinin düşük olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Sonuç olarak; Ayçiçek yağının CaOH la muamelesiyle korunmuş yağ elde edilmiştir. Rumende elde edilen ürünün sindirimi düşük bulunmuştur. Laburatuar çalışmalarında pH 2 olan HCl solüsyonunda ayçiçeği yağı Ca sabunu muamele edildiğinde ürünün Ca ve yağ kısmının ayrıldığı gözlemlenmiştir. Süt ineklerinde kullanımının süt yağını olumlu yönde etkilediği gözlemlenmiştir. Korunmuş yağ üretimi için uygulanacak prosüdürün standardize etmek amacıyla yeni bir kısım çalışmalara daha ihtiyaç olduğu görülmüştür.
Ekmeklik buğday melezi saplarında fiziksel (Kesme-kopma) ve sindirilebilirlik düzeylerinin in situ yöntem kullanarak belirlenmesi
Bu tez çalışmasında; Eskişehir yöresinde geliştirilen 25 çeşit Ekmeklik Buğday melezlerinin sap kısımlarının in situ (naylon torba) yöntemi kullanılarak rumende sindirilebilirlik değerleri ile fiziksel (kesme-kopma) arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Amaç ülkemizde ki kaba yem açığını kapatmak için kullanılan buğday samanın sindirimi kolay ve mekanizasyon olarak daha az enerji kullanılan çeşitleri tesbit etmektir. In situ parçalanabilirlikleri belirlemek için 3 baş rumen kanüllü yerli sığır kullanılmıştır. Yem örnekleri naylon torba ebatlarına göre belirlenen gramajlarla tartılarak torbalara konulmuş 0 ve 24 saat süreyle inkübasyona bırakılmıştır. İnkübasyon süreleri sonrasında alınan naylon torbalarda ki numunelere kimyasal analiz yapılmış, kuru madde ve protein parçalanabildikleri tespit edilmiştir. Sonuç olarak, çavdar geni eklenmiş ekmeklik buğday saplarından elde edilen samanların ADF değeri normal ekmeklik buğday saplarından elde edilmiş samanların ADF değerine göre yüksek olmasına rağmen, in situ yöntem ile sindirilebilirlik düzeyleri bakımından benzer özelliklere sahip olabileceği kanısına varılmıştır. Ayrıca, kesme-kopma özelliklerine bakılarak hem mekanizasyon hem de hayvan besleme açısından olumlu özelliklere sahiptir. Bu bağlamda, çavdar geni eklenmiş ekmeklik buğday saplarından elde edilen samanlar hayvan besleme de kullanılabileceği düşünülmektedir.
Ekmeklik buğday melezi saplarında fiziksel (Kesme-kopma) ve sindirilebilirlik düzeylerinin in situ yöntem kullanarak belirlenmesi
Bu tez çalışmasında; Eskişehir yöresinde geliştirilen 25 çeşit Ekmeklik Buğday melezlerinin sap kısımlarının in situ (naylon torba) yöntemi kullanılarak rumende sindirilebilirlik değerleri ile fiziksel (kesme-kopma) arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Amaç ülkemizde ki kaba yem açığını kapatmak için kullanılan buğday samanın sindirimi kolay ve mekanizasyon olarak daha az enerji kullanılan çeşitleri tesbit etmektir. In situ parçalanabilirlikleri belirlemek için 3 baş rumen kanüllü yerli sığır kullanılmıştır. Yem örnekleri naylon torba ebatlarına göre belirlenen gramajlarla tartılarak torbalara konulmuş 0 ve 24 saat süreyle inkübasyona bırakılmıştır. İnkübasyon süreleri sonrasında alınan naylon torbalarda ki numunelere kimyasal analiz yapılmış, kuru madde ve protein parçalanabildikleri tespit edilmiştir. Sonuç olarak, çavdar geni eklenmiş ekmeklik buğday saplarından elde edilen samanların ADF değeri normal ekmeklik buğday saplarından elde edilmiş samanların ADF değerine göre yüksek olmasına rağmen, in situ yöntem ile sindirilebilirlik düzeyleri bakımından benzer özelliklere sahip olabileceği kanısına varılmıştır. Ayrıca, kesme-kopma özelliklerine bakılarak hem mekanizasyon hem de hayvan besleme açısından olumlu özelliklere sahiptir. Bu bağlamda, çavdar geni eklenmiş ekmeklik buğday saplarından elde edilen samanlar hayvan besleme de kullanılabileceği düşünülmektedir.
Ekmeklik buğday melezi saplarında fiziksel (Kesme-kopma) ve sindirilebilirlik düzeylerinin in situ yöntem kullanarak belirlenmesi
Bu tez çalışmasında; Eskişehir yöresinde geliştirilen 25 çeşit Ekmeklik Buğday melezlerinin sap kısımlarının in situ (naylon torba) yöntemi kullanılarak rumende sindirilebilirlik değerleri ile fiziksel (kesme-kopma) arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Amaç ülkemizde ki kaba yem açığını kapatmak için kullanılan buğday samanın sindirimi kolay ve mekanizasyon olarak daha az enerji kullanılan çeşitleri tesbit etmektir. In situ parçalanabilirlikleri belirlemek için 3 baş rumen kanüllü yerli sığır kullanılmıştır. Yem örnekleri naylon torba ebatlarına göre belirlenen gramajlarla tartılarak torbalara konulmuş 0 ve 24 saat süreyle inkübasyona bırakılmıştır. İnkübasyon süreleri sonrasında alınan naylon torbalarda ki numunelere kimyasal analiz yapılmış, kuru madde ve protein parçalanabildikleri tespit edilmiştir. Sonuç olarak, çavdar geni eklenmiş ekmeklik buğday saplarından elde edilen samanların ADF değeri normal ekmeklik buğday saplarından elde edilmiş samanların ADF değerine göre yüksek olmasına rağmen, in situ yöntem ile sindirilebilirlik düzeyleri bakımından benzer özelliklere sahip olabileceği kanısına varılmıştır. Ayrıca, kesme-kopma özelliklerine bakılarak hem mekanizasyon hem de hayvan besleme açısından olumlu özelliklere sahiptir. Bu bağlamda, çavdar geni eklenmiş ekmeklik buğday saplarından elde edilen samanlar hayvan besleme de kullanılabileceği düşünülmektedir.
Sütten kesilmiş saanen erkek oğlaklarının besi performansı üzerine canlı maya kültürünün etkileri
Bu tez çalışması sütten kesilmiş erkek Saanen oğlaklarında, kesif yeme ilave edilen Canlı Maya Kültürü, (Saccharomyces cerevisiae)'ın besi performansları ve İn Vitro gaz sindirilebilirliği üzerine etkisini araştırmak amacı için düzenlenmiştir. Çalışmada, 3-3,5 aylık yaşta 18 baş sütten kesilmiş erkek saanen oğlak her biri 6 adet içeren bir kontrol 2 deneme grubuna ayrılmıştır. Gruplar kesif yem ve fiğ samanı ile beslenmişlerdir. Canlı Maya Kültürü, (Saccharomyces cerevisiae) kesif yem ve fiğ samanı üzerine 0 g, 25 g/baş, 50 g/baş olacak şekilde katılarak verilmiştir. 8 haftalık deneme sürecince canlı maya kültürü takviyesi canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, yem tüketimi, yemden yararlanma oranı üzerine önemli bir etkisinin olmadığı saptanmıştır. Ayrıca Canlı Maya Kültürü, (Saccharomyces cerevisiae) In vitro gaz sindirilebilirliği ve ME (Metabolik Enerji) etkisi olmamıştır. Sonuç olarak sütten kesilmiş erkek saanen oğlaklarında kesif yem ve kaba yeme Canlı Maya Kültürü katılmasının canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, yem tüketimi ve yemden yararlanma oranı üzerine ve in vitro gaz sindirimine etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir. Bununla birlikte besleme zamanının ve verilen canlı maya kültürünün miktarı artırılırsa, maya kültürünün daha etkili olduğu gözlemlenebilir.
Uşak ilinde toplam karma rasyon uygulayan süt sığırı işletmelerinde yem partikül büyüklüğünün ve süt yağı ilişkisinin araştırılması
Bu çalışma Uşak İl Merkezi ve İlçelerinde Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği üyesi yem karma ve dağıtma makinası ile Toplam Karma Rasyon (TMR) uygulaması yapan Süt Sığırı İşletmelerinde, yem partikül büyüklüğü ve süt yağı düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma Uşak İli Damızlık Süt Sığırı Yetiştiricileri Birliği ile koordineli olarak yürütülmüştür. Üye işletmelerden TMR uygulaması yapan on iki işletme tespit edilmiştir. Bu işletmeler 3'er gün ziyaret edilerek TMR örnekleri ve süt numuneleri alınmıştır. TMR örnekleri Penn State Partikül Eleği ile partikül boyutu belirlenmiştir. Ayrıca TMR örneklerinde kuru madde (KM), kül, nötr deterjan lif (NDF), asit deterjan lif (ADF), protein (HP) ve ham yağ (HY) analizleri yapılmıştır. Süt örneklerinde ise sütte kuru madde, yağ, protein analizleri yapılmıştır. On iki işletmeden sadece birisinin Penn State Partikül Eleği ile ölçümleri istenilen değerlere uygundur. Aynı zamanda bu işletme diğerlerine göre en yüksek (%4.33) süt yağına sahiptir. Ayrıca TMR örneklerinde %9,65 - 15,02 HP, %46,87 - 64,90 NDF, %31,17 - 44,07 ADF, %1,74 – 4.74 HY ve %5,43 – 23,04 Kül değerleri arasında bulunmuştur. Süt yağ oranı ise %2,93 – 4,33 arasında bulunmuştur.
Uşak ilinde toplam karma rasyon uygulayan süt sığırı işletmelerinde yem partikül büyüklüğünün ve süt yağı ilişkisinin araştırılması
Bu çalışma Uşak İl Merkezi ve İlçelerinde Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği üyesi yem karma ve dağıtma makinası ile Toplam Karma Rasyon (TMR) uygulaması yapan Süt Sığırı İşletmelerinde, yem partikül büyüklüğü ve süt yağı düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma Uşak İli Damızlık Süt Sığırı Yetiştiricileri Birliği ile koordineli olarak yürütülmüştür. Üye işletmelerden TMR uygulaması yapan on iki işletme tespit edilmiştir. Bu işletmeler 3'er gün ziyaret edilerek TMR örnekleri ve süt numuneleri alınmıştır. TMR örnekleri Penn State Partikül Eleği ile partikül boyutu belirlenmiştir. Ayrıca TMR örneklerinde kuru madde (KM), kül, nötr deterjan lif (NDF), asit deterjan lif (ADF), protein (HP) ve ham yağ (HY) analizleri yapılmıştır. Süt örneklerinde ise sütte kuru madde, yağ, protein analizleri yapılmıştır. On iki işletmeden sadece birisinin Penn State Partikül Eleği ile ölçümleri istenilen değerlere uygundur. Aynı zamanda bu işletme diğerlerine göre en yüksek (%4.33) süt yağına sahiptir. Ayrıca TMR örneklerinde %9,65 - 15,02 HP, %46,87 - 64,90 NDF, %31,17 - 44,07 ADF, %1,74 – 4.74 HY ve %5,43 – 23,04 Kül değerleri arasında bulunmuştur. Süt yağ oranı ise %2,93 – 4,33 arasında bulunmuştur.
Uşak ilinde toplam karma rasyon uygulayan süt sığırı işletmelerinde yem partikül büyüklüğünün ve süt yağı ilişkisinin araştırılması
Bu çalışma Uşak İl Merkezi ve İlçelerinde Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği üyesi yem karma ve dağıtma makinası ile Toplam Karma Rasyon (TMR) uygulaması yapan Süt Sığırı İşletmelerinde, yem partikül büyüklüğü ve süt yağı düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma Uşak İli Damızlık Süt Sığırı Yetiştiricileri Birliği ile koordineli olarak yürütülmüştür. Üye işletmelerden TMR uygulaması yapan on iki işletme tespit edilmiştir. Bu işletmeler 3'er gün ziyaret edilerek TMR örnekleri ve süt numuneleri alınmıştır. TMR örnekleri Penn State Partikül Eleği ile partikül boyutu belirlenmiştir. Ayrıca TMR örneklerinde kuru madde (KM), kül, nötr deterjan lif (NDF), asit deterjan lif (ADF), protein (HP) ve ham yağ (HY) analizleri yapılmıştır. Süt örneklerinde ise sütte kuru madde, yağ, protein analizleri yapılmıştır. On iki işletmeden sadece birisinin Penn State Partikül Eleği ile ölçümleri istenilen değerlere uygundur. Aynı zamanda bu işletme diğerlerine göre en yüksek (%4.33) süt yağına sahiptir. Ayrıca TMR örneklerinde %9,65 - 15,02 HP, %46,87 - 64,90 NDF, %31,17 - 44,07 ADF, %1,74 – 4.74 HY ve %5,43 – 23,04 Kül değerleri arasında bulunmuştur. Süt yağ oranı ise %2,93 – 4,33 arasında bulunmuştur.
Burdur ilinde toplam karma yem uygulayan süt sığırı işletmelerinde yem ve süt besin maddelerinin belirlenmesi
TMR uygulamasında alınacak yem örneklerinde yapılacak besin analizleri yemin gerçek enerji ve besin değerini gösterdiği gibi bu yemi tüketen hayvanlardan elde edilen sütün kompozisyonu ile karşılaştırılması beslemenin istenilen sonucu verip vermediğini daha iyi anlamak açısından önem arz etmektedir. Özellikle süt üre nitrojen (MUN) seviyesi hayvanların optimum seviyede protein tüketiminin bir göstergesi olması açısından muhtemel verim kayıplarının belirlenmesinde önemli bir gösterge olarak kullanılmaktadır. Normal MUN değeri birçok faktöre bağlı olmakla birlikte 8-14 mg/dl arası optimum seviye olduğu literatürde bildirilmektedir. Bu çalışma Burdur Merkez ve Merkez köylerinde TMR uygulaması yapan 14 süt sığırı işletmesinde yapılmıştır. İşletmelerde 3 gün süresince TMR ve süt örnekleri alınarak analiz edilmiştir. TMR örneklerinin ayrıca Pennstate eleğinde partikül büyüklüğüne bakılmıştır. Pennstate sonuçlarına göre üst elek, orta elek, alt elek ve alt tepside işletmeler arasındaki farklılık önemli (P<0,05) bulunmuş olup sırasıyla ortalama 25,47, 26,44, 41,92 ve 6,18 olarak belirlenmiştir. TMR örneklerinin kuru madde, protein, ADF-protein, NDF protein, ADF, ham yağ, TMR kuru madde ve pH değerleri bakımından işletmeler arasında farklılıklar önemli olup (P<0,05) sırasıyla ortalama %91,30, %9,42, %3,23, %5,94, %30,87, %2,24, %51,21 ve %5,19 olarak belirlenmiştir. İşletmeler arasında NDF ve ham kül değerleri ise farklılık önemsiz olup sırasıyla %53,66 ve %7,07 olarak belirlenmiştir. Süt örneklerinin kuru madde, laktoz, ham protein ve MUN düzeyleri işletmeler arasında farklılık önemli olup (P<0,05) sırasıyla ortalama %12,83, %5,04, %3,31 ve 2.41 md/dl olarak bulunmuştur. Süt yağ yüzdesi ve yağsız kuru madde yüzdelerinde ise farklılık önemsiz olup sırasıyla ortalama %3,48 ve %9,24 bulunmuştur. Araştırma sonucunda işletmelerin MUN değeri optimum seviyenin altında bulunmuştur. Bu durumun TMR'ların düşük ham protein içermesi ve TMR'ların ADF-protein içeriklerinin yüksek olmasından kaynaklanabileceği değerlendirilmiştir.
Burdur ilinde toplam karma yem uygulayan süt sığırı işletmelerinde yem ve süt besin maddelerinin belirlenmesi
TMR uygulamasında alınacak yem örneklerinde yapılacak besin analizleri yemin gerçek enerji ve besin değerini gösterdiği gibi bu yemi tüketen hayvanlardan elde edilen sütün kompozisyonu ile karşılaştırılması beslemenin istenilen sonucu verip vermediğini daha iyi anlamak açısından önem arz etmektedir. Özellikle süt üre nitrojen (MUN) seviyesi hayvanların optimum seviyede protein tüketiminin bir göstergesi olması açısından muhtemel verim kayıplarının belirlenmesinde önemli bir gösterge olarak kullanılmaktadır. Normal MUN değeri birçok faktöre bağlı olmakla birlikte 8-14 mg/dl arası optimum seviye olduğu literatürde bildirilmektedir. Bu çalışma Burdur Merkez ve Merkez köylerinde TMR uygulaması yapan 14 süt sığırı işletmesinde yapılmıştır. İşletmelerde 3 gün süresince TMR ve süt örnekleri alınarak analiz edilmiştir. TMR örneklerinin ayrıca Pennstate eleğinde partikül büyüklüğüne bakılmıştır. Pennstate sonuçlarına göre üst elek, orta elek, alt elek ve alt tepside işletmeler arasındaki farklılık önemli (P<0,05) bulunmuş olup sırasıyla ortalama 25,47, 26,44, 41,92 ve 6,18 olarak belirlenmiştir. TMR örneklerinin kuru madde, protein, ADF-protein, NDF protein, ADF, ham yağ, TMR kuru madde ve pH değerleri bakımından işletmeler arasında farklılıklar önemli olup (P<0,05) sırasıyla ortalama %91,30, %9,42, %3,23, %5,94, %30,87, %2,24, %51,21 ve %5,19 olarak belirlenmiştir. İşletmeler arasında NDF ve ham kül değerleri ise farklılık önemsiz olup sırasıyla %53,66 ve %7,07 olarak belirlenmiştir. Süt örneklerinin kuru madde, laktoz, ham protein ve MUN düzeyleri işletmeler arasında farklılık önemli olup (P<0,05) sırasıyla ortalama %12,83, %5,04, %3,31 ve 2.41 md/dl olarak bulunmuştur. Süt yağ yüzdesi ve yağsız kuru madde yüzdelerinde ise farklılık önemsiz olup sırasıyla ortalama %3,48 ve %9,24 bulunmuştur. Araştırma sonucunda işletmelerin MUN değeri optimum seviyenin altında bulunmuştur. Bu durumun TMR'ların düşük ham protein içermesi ve TMR'ların ADF-protein içeriklerinin yüksek olmasından kaynaklanabileceği değerlendirilmiştir.
Kedi ve köpekler için hazırlanan sıvı katkı maddelerinin sıçanlar üzerinde değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, kediler ve köpekler için hazırlanan bitkisel kökenli detoks amaçlı sıvı katkı maddelerinin sıçanlar üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Bu tez iki denemeden oluşmaktadır. Her iki denemede de wistar albino sıçanı kullanılmıştır. 1. Denemede, A: kontrol grubu (ticari su), B: %20 Kedi Detoks grubu (%80 su ve %20 Kedi Detoks), C: %100 Kedi Detoks grubu (%100 Kedi Detoks), D: %20 Köpek Detoks grubu (%80 su ve %20 Köpek Detoks) ve E: %100 Köpek Detoks grubu (%20 Köpek Detoks) olmak üzere 5 deneme grubu olarak ayrılmıştır. Çalışmanın başından sonuna kadar standart rat yemi kullanılmıştır. 2. Denemede, A: pozitif kontrol (ticari su ve normal yem), B: kontrol grubu (ticari su ve tuz ilaveli yem), C: Kedi Detoks grubu (%80 ticari su, %20 Kedi Detoks ve tuz ilaveli yem) ve D: Köpek Detoks grubu (%80 ticari su, %20 Köpek Detoks ve tuz ilaveli yem) olmak üzere 4 deneme grubu olarak ayrılmıştır. Pozitif kontrol hariç, denemede önce 14 gün boyunca %3'lük tuz içeren daha sonraki 14 gün süreylede %7'lik tuz içeren yemle beslenmiştir. Her iki denemede de, sıçanların yem tüketimleri, su tüketimleri, canlı ağırlıkları ve kan parametreleri incelenmiştir. Yine her iki denemenin sonunda da tüm hayvanlar nekropsi yapılarak patolojik olarak incelenmiştir. Ayrıca, 2. denemede idrar ve dışkı parametreleri incelenmiştir. Sonuç olarak, %3 tuz tüketen hayvanlarda tuz zehirlenmesi su kısıtlamasına gidilmediği için oluşmamıştır fakat %7 tuz tüketen hayvanlarda tuz zehirlenmesi su kısıtlamasına gidilmediği halde kontrol grubunda alınan kan ve idrar örneklerinde gözlemlenmiştir. Detoks ürünlerini tüketen gruplarda aynı düzeyde zehirlenme gözlemlenmemiş, özellikle Köpek Detoks tüketen sıçanlarda pozitif kontrol değerlerine yakın sonuçlar alınmıştır. Deneme sonuçlarına göre sıçanlara Kedi Detoks ile Köpek Detoks ürünleri verildiğinde ticari suya göre serum biyokimyasal değerlerinin normal seviyelere geldiği ve sodyum-su alımı dengesizliği, tuz zehirlenmesi gibi durumlar üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir.
Kedi ve köpekler için hazırlanan sıvı katkı maddelerinin sıçanlar üzerinde değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, kediler ve köpekler için hazırlanan bitkisel kökenli detoks amaçlı sıvı katkı maddelerinin sıçanlar üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Bu tez iki denemeden oluşmaktadır. Her iki denemede de wistar albino sıçanı kullanılmıştır. 1. Denemede, A: kontrol grubu (ticari su), B: %20 Kedi Detoks grubu (%80 su ve %20 Kedi Detoks), C: %100 Kedi Detoks grubu (%100 Kedi Detoks), D: %20 Köpek Detoks grubu (%80 su ve %20 Köpek Detoks) ve E: %100 Köpek Detoks grubu (%20 Köpek Detoks) olmak üzere 5 deneme grubu olarak ayrılmıştır. Çalışmanın başından sonuna kadar standart rat yemi kullanılmıştır. 2. Denemede, A: pozitif kontrol (ticari su ve normal yem), B: kontrol grubu (ticari su ve tuz ilaveli yem), C: Kedi Detoks grubu (%80 ticari su, %20 Kedi Detoks ve tuz ilaveli yem) ve D: Köpek Detoks grubu (%80 ticari su, %20 Köpek Detoks ve tuz ilaveli yem) olmak üzere 4 deneme grubu olarak ayrılmıştır. Pozitif kontrol hariç, denemede önce 14 gün boyunca %3'lük tuz içeren daha sonraki 14 gün süreylede %7'lik tuz içeren yemle beslenmiştir. Her iki denemede de, sıçanların yem tüketimleri, su tüketimleri, canlı ağırlıkları ve kan parametreleri incelenmiştir. Yine her iki denemenin sonunda da tüm hayvanlar nekropsi yapılarak patolojik olarak incelenmiştir. Ayrıca, 2. denemede idrar ve dışkı parametreleri incelenmiştir. Sonuç olarak, %3 tuz tüketen hayvanlarda tuz zehirlenmesi su kısıtlamasına gidilmediği için oluşmamıştır fakat %7 tuz tüketen hayvanlarda tuz zehirlenmesi su kısıtlamasına gidilmediği halde kontrol grubunda alınan kan ve idrar örneklerinde gözlemlenmiştir. Detoks ürünlerini tüketen gruplarda aynı düzeyde zehirlenme gözlemlenmemiş, özellikle Köpek Detoks tüketen sıçanlarda pozitif kontrol değerlerine yakın sonuçlar alınmıştır. Deneme sonuçlarına göre sıçanlara Kedi Detoks ile Köpek Detoks ürünleri verildiğinde ticari suya göre serum biyokimyasal değerlerinin normal seviyelere geldiği ve sodyum-su alımı dengesizliği, tuz zehirlenmesi gibi durumlar üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir.
Kedi ve köpekler için hazırlanan sıvı katkı maddelerinin sıçanlar üzerinde değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, kediler ve köpekler için hazırlanan bitkisel kökenli detoks amaçlı sıvı katkı maddelerinin sıçanlar üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Bu tez iki denemeden oluşmaktadır. Her iki denemede de wistar albino sıçanı kullanılmıştır. 1. Denemede, A: kontrol grubu (ticari su), B: %20 Kedi Detoks grubu (%80 su ve %20 Kedi Detoks), C: %100 Kedi Detoks grubu (%100 Kedi Detoks), D: %20 Köpek Detoks grubu (%80 su ve %20 Köpek Detoks) ve E: %100 Köpek Detoks grubu (%20 Köpek Detoks) olmak üzere 5 deneme grubu olarak ayrılmıştır. Çalışmanın başından sonuna kadar standart rat yemi kullanılmıştır. 2. Denemede, A: pozitif kontrol (ticari su ve normal yem), B: kontrol grubu (ticari su ve tuz ilaveli yem), C: Kedi Detoks grubu (%80 ticari su, %20 Kedi Detoks ve tuz ilaveli yem) ve D: Köpek Detoks grubu (%80 ticari su, %20 Köpek Detoks ve tuz ilaveli yem) olmak üzere 4 deneme grubu olarak ayrılmıştır. Pozitif kontrol hariç, denemede önce 14 gün boyunca %3'lük tuz içeren daha sonraki 14 gün süreylede %7'lik tuz içeren yemle beslenmiştir. Her iki denemede de, sıçanların yem tüketimleri, su tüketimleri, canlı ağırlıkları ve kan parametreleri incelenmiştir. Yine her iki denemenin sonunda da tüm hayvanlar nekropsi yapılarak patolojik olarak incelenmiştir. Ayrıca, 2. denemede idrar ve dışkı parametreleri incelenmiştir. Sonuç olarak, %3 tuz tüketen hayvanlarda tuz zehirlenmesi su kısıtlamasına gidilmediği için oluşmamıştır fakat %7 tuz tüketen hayvanlarda tuz zehirlenmesi su kısıtlamasına gidilmediği halde kontrol grubunda alınan kan ve idrar örneklerinde gözlemlenmiştir. Detoks ürünlerini tüketen gruplarda aynı düzeyde zehirlenme gözlemlenmemiş, özellikle Köpek Detoks tüketen sıçanlarda pozitif kontrol değerlerine yakın sonuçlar alınmıştır. Deneme sonuçlarına göre sıçanlara Kedi Detoks ile Köpek Detoks ürünleri verildiğinde ticari suya göre serum biyokimyasal değerlerinin normal seviyelere geldiği ve sodyum-su alımı dengesizliği, tuz zehirlenmesi gibi durumlar üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir.
Burdur ilinde toplam karma yem uygulayan süt sığırı işletmelerinde yem ve süt besin maddelerinin belirlenmesi
TMR uygulamasında alınacak yem örneklerinde yapılacak besin analizleri yemin gerçek enerji ve besin değerini gösterdiği gibi bu yemi tüketen hayvanlardan elde edilen sütün kompozisyonu ile karşılaştırılması beslemenin istenilen sonucu verip vermediğini daha iyi anlamak açısından önem arz etmektedir. Özellikle süt üre nitrojen (MUN) seviyesi hayvanların optimum seviyede protein tüketiminin bir göstergesi olması açısından muhtemel verim kayıplarının belirlenmesinde önemli bir gösterge olarak kullanılmaktadır. Normal MUN değeri birçok faktöre bağlı olmakla birlikte 8-14 mg/dl arası optimum seviye olduğu literatürde bildirilmektedir. Bu çalışma Burdur Merkez ve Merkez köylerinde TMR uygulaması yapan 14 süt sığırı işletmesinde yapılmıştır. İşletmelerde 3 gün süresince TMR ve süt örnekleri alınarak analiz edilmiştir. TMR örneklerinin ayrıca Pennstate eleğinde partikül büyüklüğüne bakılmıştır. Pennstate sonuçlarına göre üst elek, orta elek, alt elek ve alt tepside işletmeler arasındaki farklılık önemli (P<0,05) bulunmuş olup sırasıyla ortalama 25,47, 26,44, 41,92 ve 6,18 olarak belirlenmiştir. TMR örneklerinin kuru madde, protein, ADF-protein, NDF protein, ADF, ham yağ, TMR kuru madde ve pH değerleri bakımından işletmeler arasında farklılıklar önemli olup (P<0,05) sırasıyla ortalama %91,30, %9,42, %3,23, %5,94, %30,87, %2,24, %51,21 ve %5,19 olarak belirlenmiştir. İşletmeler arasında NDF ve ham kül değerleri ise farklılık önemsiz olup sırasıyla %53,66 ve %7,07 olarak belirlenmiştir. Süt örneklerinin kuru madde, laktoz, ham protein ve MUN düzeyleri işletmeler arasında farklılık önemli olup (P<0,05) sırasıyla ortalama %12,83, %5,04, %3,31 ve 2.41 md/dl olarak bulunmuştur. Süt yağ yüzdesi ve yağsız kuru madde yüzdelerinde ise farklılık önemsiz olup sırasıyla ortalama %3,48 ve %9,24 bulunmuştur. Araştırma sonucunda işletmelerin MUN değeri optimum seviyenin altında bulunmuştur. Bu durumun TMR'ların düşük ham protein içermesi ve TMR'ların ADF-protein içeriklerinin yüksek olmasından kaynaklanabileceği değerlendirilmiştir.
Bazı yağlı tohumlarda otoklavlama ve mikrodalga uygulaması sonucu korunmuş protein düzeylerinin in situ yöntem kullanılarak belirlenmesi
Bu tez çalışmasında; Aspir (AST), Ayçiçeği (AYT), Soya (ST) ve Pamuk (PT) gibi yağlı tohumların otoklavlama ve mikrodalga ile muamele edilmesinin rumende KM, HP sindrimine ve By-pass protein miktarlarındaki değişime olan etkinin in situ naylon torba tekniği kullanılarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada rumen kanülü takılmış 3 adet yerli Sığır kulanılmıştır. Yağlı tohum örnekleri cam kavanozlarda 1210C'de 100 gr olarak otoklavda ve cam tabaklarda 50 gr olarak 1000W güç seviyesinde 2 dk sıcaklık ile muameleye tabi tutulmuşlardır. Yem örnekleri daha sonra 2,5 gr naylon tobalara konularak 6,12 ve 24 saat süreyle rumende inkübasyona bırakılmıştır. Çalışmada Aspir, Ayçiçeği, Soya ve Pamuk tohumlarında otoklav muamelesi KM oranlarında değişiklik yaratmazken Mikrodalga muamelesi KM oranlarının sırası ile %95,00 den %98,88'e, % 96,15 den %99,95'e, %94,37 den %98,30'a, %93,54 den %98,92'ye çıktığı tespit edilmiştir (P < 0.05). KM sindirimi bakımından bütün örnemlerde sindirimin yaklaşık %50'si 6. Saat inkübasyon sonucunda gerçekleşmektedir. 6.saat inkübasyon süresi hariç bütün 12. ve 24. saat inkübasyon sonunda en yüksek KM sindiriminde en yüksek değer ST'u olarak bulunmuş bunu sırası ile AYT'u, AST'u ve PT'u izlemiştir. (P < 0.05). 6. Saatlik inkübasyon süresinde Otoklavlama ve Mikrodalga muamelesi AYT'nun rumende KM sindirimini yaklaşık olarak %23 oranında azaltmıştır. ST'nun otoklav ile muamelesi KM sindirimini %17 oranında, Mikrodalga ile muamele sonucunda ise %32 oranında düşürmüştür. Örneklerin HP sindirim oranları her bir inkübasyon süresinde en yüksek AST'unda sonra sırası ile AYT'unda, PT'unda ve ST'unda bulunmuştur. Otoklav ve mikrodalga muamelesi AST'u hariç diğer yağlı tohum örneklerinden AYT'u ve PT'unun rumende 6.saatlik inkübasyon sonucunda sırası ile HP oranlarını %17-%34 ve %14 ve %50 oranında düşürmüştür.12 saatlik inkübasyon sonucunda AYT'unda %7-%10 PT'unda ise (%38,60-%28,92) oranında protein sindirimini düşürdüğü görülmüştür. 24 saatlik inkübasyon sonucunda ise Otoklav uygulaması AYT'unda HP sindirimini arttırken, Mikrodalga uygulaması % 11 oranında azaltığı PT'unda ise bu oranların %9,7 ve %30 olduğu görülmüştür. 12 saatlik inkübasyon sonucunda by-pass protein oranı en düşük AYT'unda (%15,95) en yüksek ST'unda (%74,52) bulunmuştur. Otoklav ve mikrodalga muamalesi by-pass protein oranları bakımından AST'unda artış meydana getirmezken, protein sindirmindeki düşüşe paralel olarak sırası ile AYT'unda yaklaşık (%61-%90) ST'unda (%20-%22) PT'unda (%27-%13 ) oranında artış meydana getirmiştir (P < 0.05). Diğer inkübasyon sürelerinde Otoklav muamelesi PT'unun by-pass proten oranında her hangi bir artış meydana getirmemiştir. Sonuç olarak; Otoklav ve mikrodalga muamelesi AYT'unda ve ST'unda rumende protein sindrimini düşermede dolayısı ile by-pass protein miktarını attırmada, oransal olarak kıyaslandığında ise mikrodalga muamelesinin etkili bir yöntem olacağı, PT'unda ise sadece mikrodalga muamelesinin etkili bir yöntem olacağı kanısına varılmıştır. Bu çalışmada yem örneklerine bağlı olarak otaklav veya mikrodalga uygulamasının by-pass peotein seviyesini değiştirdiği gözlemlenmiştir. Bu çalışmanın daha büyük ölçekli üretim bazında uygulanmasına ihtiyaç vardır.