Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Ali Samir Merdan
10 theses · Çankırı Karatekin Üniversitesi
Amerika Birleşik Devletleri- Çin Halk Cumhuriyeti ilişkileri
Bu tezde, Amerika Birleşik Devletleri'yle (ABD) Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) arasındaki ilişkilerin gelişimi ele alınarak dış politika kavramı çerçevesinde değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu çerçevede Soğuk Savaş döneminde ve sonrasında iki devlet arasındaki politik, ekonomik ve güvenlik boyutlu ilişkilerin incelenmesiyle bu ilişkilerdeki olumlu ve olumsuz gelişmelerin belirlenmesi; 11 Eylül 2001 tarihindeki terör saldırılarından sonra başlayan yeni süreçte ikili ilişkilerin değerlendirilmesi ve son olarak da bu ilişkilerin hem ABD hem de ÇHC dış politikası bağlamında incelenmesi bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Tezde, hem ABD'nin hem de ÇHC'nin temel dış politika öncelikleri ve sorunları kapsamında iki devlet arasındaki ilişkilerin bilimsel analizi yapılmıştır. Bu bağlamda iki devlet arasındaki ilişkiler başlangıçta ÇHC'nin uyguladığı tek bir tarafa yaslanma politikasından dolayı rakiplik çerçevesinde gelişim göstermişse de 1970'lerde yumuşayarak yakınlaşma dönemine girmiş ve 1980'lerde de özellikle ÇHC'de ekonomik reformların gerçekleştirilmesi gibi olumlu gelişmelerle yakınlaşmadan iş birliği sürecine yönelmiştir. Fakat ÇHC'de gerçekleşen Tiananmen olayları, ikili ilişkilerin bozulmasına ve 1990'larda belirsizlik döneminin yaşanmasına neden olmuştur. 2000'lere gelinirken de ikili ilişkiler olumlu gelişmelerle tekrar canlanma dönemine girmiş ve 2010'larda ise ticaret savaşlarıyla daha rekabetçi bir hâle gelmiştir. Bu durum, hem ÇHC'nin yürüttüğü ekonomi politikasına hem de ABD'nin Asya-Pasifik'e ve özellikle de ÇHC'ye yönelik politikasına dayandırılabilir. Böylece ÇHC'nin yürüttüğü ekonomi politikasının etkisi, dünyanın ikinci büyük ekonomik gücü hâline gelerek ABD'ye rakip olmasına yol açmıştır. ABD'nin Asya-Pasifik'e ve özellikle de ÇHC'ye yönelik politikasıysa çıkarlarına ve hedeflerine uygun olarak inşa edilmiş ve yürütülmüştür. Anahtar Kelimeler: ABD, ÇHC, Asya-Pasifik, yakınlaşma, iş birliği, canlanma, ticaret savaşları.
Soğuk Savaş sonrası dönemde Türkiye'nin güvenlik anlayışı ve politikaları
Bu tezde, Uluslararası İlişkiler disiplini içinde güvenliğin kapsamı ve zaman içerisinde dönüşümü incelenmiştir. Özellikle güvenliğin Soğuk Savaş dönemiyle Soğuk Savaş sonrası döneme ve bu dönemlerin şartlarına göre değişiklik göstermesi, disiplin içinde herkes tarafından kabul görmüş bir tanımının yapılmasını güçleştirmiştir. Zira güvenlik olarak Soğuk Savaş döneminde sadece askerî tehditler algılanırken Soğuk Savaş sonrası dönemdeyse askerî tehditler ikinci planda kalmıştır. Değişen uluslararası sistemle birlikte güvenlik tehditleri de çeşitlenmiştir. Türkiye'de de Soğuk Savaş döneminde güvenlik olarak sadece askerî tehditler algılanmaktayken Soğuk Savaş sonrası dönemdeyse hem bu algı devam etmiş hem de en önemli güvenlik tehdidi olarak benimsenmiştir. Türkiye'nin güvenlik kültürüyle güvenlik politikalarının kurumsal yapısı ve dayanağı,sadece askerî tehditleri içeren geleneksel güvenlik anlayışının benimsenmesinde ve bu anlayış çerçevesinde hem Soğuk Savaş döneminde hem de Soğuk Savaş sonrası dönemde uygulanan güvenlik politikalarında etkili olmuştur.Bu tezin amacı, Soğuk Savaş sonrası dönemde Türkiye'nin dış ve güvenlik politikasının hem geleneksel hem de değişen güvenlik anlayışı çerçevesinde incelenerek değerlendirilmesi ve analiz edilmesidir.Bu çerçevede 1990'larda ve Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde Türkiye'nin güvenlik politikalarında hem askerî hem de bölgedeki diğer devletlerle iş birliği yöntemleri uygulandığına ulaşılmıştır.
Amerika Birleşik Devletleri-Irak ilişkileri (2003-2021)
Bu tezde, Amerika Birleşik Devletleri'yle Irak arasındaki ilişkilerin hem boyutu hem de 2003-2021 dönemindeki gelişimi incelenmiştir. Özellikle ikili ilişkilerin, ABD'nin Orta Doğu'daki hem rekabeti hem de çıkarları açısından değerlendirilmesinin yapılması bu tezin temel amacını; 2003 Irak-ABD Savaşı'nın nedenleriyle siyasi ve hukuki dayanaklarının tespit edilerek değerlendirilmesi, savaştan hemen sonra başlayan işgal döneminde iki devlet arasındaki politik, ekonomik ve askerî ilişkilerin incelenmesiyle bu ilişkilerdeki olumlu ve olumsuz gelişmelerin belirlenmesi ve son olarak da 15 Aralık 2011 tarihinde ABD askerlerinin geri çekilerek üsten son ABD bayrağının indirilmesiyle başlayan işgal sonrası dönemde yaşanan yeni süreçte ikili ilişkilerin değerlendirilmesi bu tezin konusunu oluşturmuştur. Tezde, ikili ilişkilerin egemen eşitliği ilkesi üzerine kurulduğu argümanı ileri sürülmekle birlikte bu ilişkilerin niteliği konusunda ABD'nin çıkarlarının korunması için bu ilişkilerin tüm boyutlarını kapsayan geniş bir çerçevede yürütüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.
Çin Halk Cumhuriyeti'nin "Bir Kuşak Bir Yol" projesi kapsamında Karabağ Savaşı
Bu tez, Çin Halk Cumhuriyeti'nin "Bir Kuşak Bir Yol" Projesi ile II. Karabağ Savaşı'nın etkileşimini ve bu etkileşimin Kafkasya'nın güvenliği ve kalkınması üzerine etkilerini incelemektedir. Tez, Çin Halk Cumhuriyeti'nin hem bölgesel hem de küresel bir güç olarak nasıl konumlandığını, "Bir Kuşak Bir Yol" Projesi aracılığıyla bölgesel kalkınma ve güvenlik yapıları üzerindeki etkilerini ve bu sürecin II. Karabağ Savaşı'nın dinamikleriyle nasıl iç içe geçtiğini ele almaktadır. Bulgular, "Bir Kuşak Bir Yol" Projesinin bölgesel kalkınmayı teşvik etme potansiyeline rağmen, bölgesel güvenlik meselesinde yeni gerilimler yarattığını göstermektedir. Tez, Çin Halk Cumhuriyeti'nin dış politikası ve "Bir Kuşak Bir Yol" Projesinin, bölgesel çatışmalar üzerindeki etkilerini ortaya koyarak bölgesel güvenlik politikalarının yeniden değerlendirilmesi için önemli bilgiler sunmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti–Cibuti Cumhuriyeti ilişkileri
Türkiye Cumhuriyeti'nin Cibuti Cumhuriyeti'yle ilişkilerinin tarihi, Osmanlı Devleti dönemine kadar gitse de ikili ilişkilerin başlangıcı, Türkiye Cumhuriyeti'nin 1977'de Fransa'dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etmesinden sonra Cibuti Cumhuriyeti'ni tanımasına dayanmaktadır. Diplomatik ilişkilerin kurulmasıysa Cibuti Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını kazanmasından otuz beş yıl sonra, yani 2012'de Cibuti Cumhuriyeti'nin Ankara'da, 2013'te de Türkiye Cumhuriyeti'nin Cibuti'de Büyükelçilik açmasından itibaren başlamıştır. İkili ilişkilerdeki gerçek ivme de Türkiye Cumhuriyeti'nin Afrika açılımı politikası çerçevesinde bu tarihten itibaren gerçekleşmiştir. Bu bağlamda tezin çalışılmasındaki amaç, Türkiye Cumhuriyeti'yle Cibuti Cumhuriyeti arasındaki politik, ekonomik, askerî, sağlık ve eğitim alanlarındaki ilişkilerinin incelenmesi ve bu ilişkilerdeki seviyenin belirlenmesidir. Bu çerçevede Türkiye Cumhuriyeti ile Cibuti Cumhuriyeti arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasından itibaren bugüne kadar yaşanan gelişmelerin incelenmesi ve ayrıca Türkiye Cumhuriyeti'nin Cibuti Cumhuriyeti'ndeki etkisinden dolayı bu devletin Türkiye Cumhuriyeti için öneminin belirlenmesi bu tezin kapsamını oluşturmuştur. Özellikle son on yılda ikili ilişkilerin gelişimi hızlanarak iş birliğine yönelmiştir. Bu bağlamda ikili ilişkilerin gelişiminden yapılan çıkarım, bu iki devlet arasında oluşan iş birliğidir.
AK parti dönemi Türkiye Cumhuriyeti ile ABD ilişkileri: Güvenlik odaklı ortaklıktan ayrışmaya (2002-2020)
Bu tez, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki ilişkilerin Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) döneminde stratejik ortaklıktan stratejik ayrışmaya gitmesinin nedenlerini incelemektedir. Tezde, AK Parti hükûmeti döneminde ikili ilişkilerin stratejik ortaklıktan çeşitli konularda karşıtlığa dönüşmesinin nedenlerinin incelenmesi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Tezde elde edilen bulgular, bölgesel ve küresel gelişmeler olduğu kadar her iki ülkedeki iç politik gelişmelerin ikili ilişkilerin gelişimini olumsuz etkileyen temel faktörler olduğunu göstermektedir. Buradan yola çıkarak tezde, hem bölgesel ve küresel gelişmelerin hem de ABD ve Türkiye'deki iç siyasal gelişmelerin devam etmesi hâlinde ikili ilişkilerin olumsuz seyredeceği ileri sürülmektedir.
Suriye ekseninde Türkiye-ABD ilişkileri
Bu tez, 2011-2024 yılları arasında yaşanan Suriye'deki iç savaş sürecinde Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki ilişkilerin stratejik ortaklıktan ayrışmaya gitmesinin nedenlerini incelemektedir. Tezde, Suriye iç savaşı sürecinin ikili ilişkilere etkilerinin incelenmesi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Tezde elde edilen bulgular, Suriye'deki iç savaş sürecinin Türkiye'yle ABD arasındaki ikili ilişkileri ciddi bir şekilde etkilediğini ve bu ilişkiler Suriye ekseninde kırılmaya neden olduğunu göstermektedir. Buradan yola çıkılarak tezde, Türkiye'yle ABD'nin 2011-2024 yılları arasında yaşanan Suriye'deki iç savaş sürecine bakış açılarındaki farklılıklarından dolayı ikili ilişkilerde güven eksikliğinin oluşmasına yol açtığı ileri sürülmektedir.
Uluslararası güvenlik sorunları bağlamında salgın hastalıkların değerlendirilmesi: Covid-19 örneği
Bu tezde, Uluslararası İlişkiler disiplininde güvenlik kavramının kapsamı ve zaman içerisinde dönüşümü ele alınmıştır. Özellikle güvenliğin döneme ve dönemin şartlarına göre değişiklik göstermesi, net bir tanımının yapılmasını zorlaştırmıştır. Zira güvenlik kavramı Soğuk Savaş döneminde sadece askerî tehdit olarak algılanırken Soğuk Savaş sonrası dönemdeyse askerî tehditler ikinci plana atılmıştır. Değişen uluslararası sistemle birlikte güvenlik tehditleri de farklılaşarak çeşitlenmiştir. Bu bağlamda salgın hastalıkların içerisinde yer alan ve en güncel güvenlik tehdidi olarak değerlendirilen COVID-19 salgını dünyayı derinden etkilemiştir. Aralık 2019'da Çin Halk Cumhuriyeti'nde ortaya çıkan bu salgın, 12 Mart 2020 tarihinde de Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edildi. Salgın, devletleri hiç beklemedikleri bir anda hazırlıksız yakalamış, çok hızlı bir şekilde tüm dünyaya yayılmış ve altı milyondan fazla insanın ölümüne neden olmuştur. Salgının bu kadar hızlı yayılması ile birlikte küresel ve bölgesel güçlerle uluslararası örgütler önlemler almaya başladılar. Sınırların kapatılması, seyahat yasakları getirilmesi, okulların uzaktan eğitime geçmesi, sokağa çıkma kısıtlamaları getirilmesi gibi pek çok önlem alındı. Fakat aşağı yukarı benzer tedbirler alınmış olsa da salgın karşısında benzer sonuçları elde edilememiştir. Salgın karşısında en etkili tedbir olarak görülen aşının bulunmasının ardından yapılan aşılamayla toplumsal bağışıklık geliştirilerek salgının kontrol altına alınması sağlanmıştır.
Çin Halk Cumhuriyeti–Cibuti Cumhuriyeti ilişkileri
Çin Halk Cumhuriyeti'nin Cibuti Cumhuriyeti'yle ilişkilerinin tarihi, bu devletin bölgeyi keşfedip tanıdığı döneme kadar gitse de ikili ilişkilerin başlangıcı 1979 yılında diplomatik ilişkilerin kurulmasına dayanmaktadır. Başlangıçta ikili ilişkiler, diplomatik ilişkilerin kurulmasıyla başlasa da daha sonraları bu ilişkilerin gelişimi hızlanmıştır. Bu bağlamda tezin çalışılmasındaki amaç, Çin Halk Cumhuriyeti'yle Cibuti Cumhuriyeti arasındaki siyasi, ekonomik, askerî, eğitim ve sağlık alanlarındaki ilişkilerinin incelenmesi ve bu ilişkilerdeki seviyenin belirlenmesidir. Bu çerçevede 1979 yılında Çin Halk Cumhuriyeti ile Cibuti Cumhuriyeti arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasından itibaren bugüne kadar yaşanan gelişmelerin incelenmesi ve ayrıca Çin Halk Cumhuriyeti'nin Cibuti Cumhuriyeti'ndeki etkisinden dolayı bu devletin Çin Halk Cumhuriyeti için öneminin belirlenmesi bu tezin kapsamını oluşturmuştur. Özellikle son yirmi yılda ikili ilişkilerin gelişimi hızlanarak iş birliğine yönelmiş ve daha sonraları da stratejik ortaklık seviyesine çıkmıştır. Bu bağlamda ikili ilişkilerin gelişiminden yapılan çıkarım, bu iki devlet arasında oluşan iş birliği ve stratejik ortaklıktır.
Uluslararası hukukta deniz haydutluğu: Aden körfezi
Deniz haydutluğu, deniz yolu ulaşımı ve ticareti için hep tehdit oluşturmuştur. 21. yüzyılda bu tehdidin varlığı devam etmiştir. Özellikle Somali açıklarıyla Aden Körfezi'ndeki deniz haydutluğu eylemlerinin artması, uluslararası toplumun da dikkatini çekmiş ve Somalili deniz haydutlarına karşı mücadele faaliyetlerinin başlamasına yol açmıştır. Bu bağlamda dünyadaki deniz yollarıyla yapılan ticaretin yaklaşık beşte birlik bölümünün gerçekleştirildiği Aden Körfezi'nde yoğun bir şekilde eylemlerini gerçekleştiren Somalili deniz haydutlarına karşı önlem alınması için uluslararası toplum tarafından harekete geçilmiştir. Bu çerçevede Somalili deniz haydutlarına yönelik mücadeleyi teşvik etmek amacıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde birtakım kararlar alınmış ve Somali açıklarıyla Aden Körfezi'nde deniz haydutluğu eylemlerinin engellenmesi için bölgeye askerî donanmalar gönderilerek çok uluslu operasyonlar gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda tezin çalışılmasındaki amaç, önce uluslararası hukukta deniz haydutluğu tanımının tarihsel süreç içinde gelişimini ortaya koymak, deniz haydutluğunun önlenmesi yöntemlerini belirlemek, Somali açıklarıyla Aden Körfezi'ndeki deniz haydutluğunun ortaya çıkış nedenlerini tespit ederek bölgedeki eylemlerin uluslararası topluma etkisinin boyutunu analiz etmek ve uluslararası hukuk çerçevesinde deniz haydutluğu eylemlerinin Aden Körfezi'nde önlenmesini incelemektir. Sonuçta Somalili deniz haydutlarına karşı yürütülen mücadele çok hassas ve önemli bir konudur. Bu hassas konuya dair yapılacak tüm çalışmaların her adımının oldukça detaylı biçimde planlanması ve ardından pratikte uygulanması gereklidir. Ayrıca uluslararası toplumun, Somali'deki durumun daha da kötüye gitmemesi bakımından da deniz haydutluğu faaliyetlerine karşı oldukça dikkatli bir tavır sergilemesi büyük önem taşımaktadır.