Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Çelebioğlu
10 theses · Artvin Çoruh University
16. yüzyıl divanlarında dünyevileşme-sosyal hayat
XVI. yüzyıl Osmanlı Devleti'nin hemen her alanda gücünün zirvesinde olduğu yüzyıldır. Edebiyatı da buna paralel olarak büyük bir ilerleme göstermiş, Zatî, Bâkî, Fuzûlî, Hayâli Bey gibi birçok değerli şair yetişmiştir. Şair divanlarının bir bölümü tasavvufun mecazlarla örtülü dili üzerine kurulmuş olmakla birlikte, dünyevî hayata dair de birçok unsur barındırır. Bu çalışmada II. Bayezid devrinden III. Murat devrine kadar Osmanlı Devleti'nin siyasî görünümü, padişahlar ve sanatla olan ilişkileri öncelikli olarak ele alınıp, Osmanlı toplumunun ve saray mensuplarının düzenlediği eğlenceler verildi. Belirlenmiş 67 anahtar sözcükle XVI. yüzyıla ait toplam 32 divan tarandı ve beyitlerden örnekler dikkatlere sunuldu. Anahtar Kelimeler: Divan edebiyatı, Klasik edebiyat, eğlence, işret, 16. yüzyıl.
15.yüzyıl divanlarında tabiat ile ilgili alegorik unsurlar
Bu çalışmamızda alegorik sözcüklerin 15. yüzyıl divan şairlerinden Adlî, Ahmed Paşa, Avnî, Hamdullah Hamdi, Necâtî Bey ve Şeyhî divanlarında kullanılışı incelenmiştir. Böyle bir konu seçmemizdeki amaç; Osmanlı Devleti'nin kültür ve edebiyat bakımından gelişme gösterdiği bir devir olan 15. yüzyılda divan edebiyatında şairlerin ortak kullandıkları kimi sözcüklere hayal gücünün etkisiyle nasıl farklı anlamlar yüklediklerini ve ne denli zengin bir hayal gücüne sahip olduklarını gözler önüne sermektir. Çalışmamız; ön söz, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Ön sözde çalışmanın konusu, takip edilecek yöntem ve teknikler gibi hususlara değinilmiştir. Çalışmamızın birinci bölümü olan "Giriş" kısmında 15. yüzyılın genel özellikleri, divan edebiyatı ve incelenen divanların şairleri hakkında bilgi verilmiş, böylelikle divan edebiyatının gelişme ortamı ve yüzyılın sosyal şartlarının zihnimizde canlanması amaçlanmıştır. Ayrıca kendileri de birer divan sahibi olan padişahların ilme, âlime, edebiyata özellikle şaire ve şiire verdikleri önem gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise incelediğimiz divanlarda geçen alegorik sözcükleri önce genel sınıflandırma ile daha sonra ise alt başlıklarla örneklendirdik. Bu incelemede hem divanlarda geçen bu ortak kavramları bir araya topladık hem de bu kavramları hangi şair hangi anlamda kullanmış açıklamaya çalıştık.
Leylâ Hanım ve Şeref Hanım dîvânlarında zamân ve mekân kavramları üzerine inceleme
19. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu hemen her alanda Avrupa devletlerine karşı kendini yenileştirme politikası güden bir yüzyıl olmuştur. Bu yenileşme hareketlerinden payını alanlardan biri de edebiyattır. Dönemin ayırt edici iki özelliklerinden biri, bu yüzyılda Klasik Türk Edebiyatı'nın son temsilcileri olan dîvân şâirlerinin yetişmesidir. İkincisi ise kadın şâirlerin varlığının çokluğudur. Bu yüzyılda ortaya koymuş oldukları dîvânları ile bizlere Klasik Türk Edebiyatı'nın, anlam yoğunluğunu yaşatan kadın şâirlerimizden Leylâ Hanım ve Şeref Hanım sanatları ile döneme damgalarını vurmaktadırlar. Bu çalışmada 19. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğunun siyasi görünümü, dönemin edebiyata bakış açısı ve gelişmelerine dair bilgiler verilip akabinde ise iki şâirimizin hayatları ile ilgili hususlara değinilmektedir. Çalışmanın devamında iki şâirimizin, dîvânlarında kullanmış oldukları mekân ve zamân kavramları tarandı. Belirlenen kavramların sözlük anlamları verildikten sonra tespit edilen beyitlerden hareketle bu kavramların işleniş biçimleri ve kullanma sıklıklarına değinildi. Çalışmanın son bölümünde taranan sözcüklerden şâirlerin hayatlarına dair ipuçları verildi.
Klasik Türk edebiyatında koku kavramı (Ahmedi, Bâkî, Yahyâ Efendi ve Nedim divanlarında)
Koku, karakter kadar önemli ve özneldir. Edebiyat, insanlık var oldukça yaşayan bir sanattır. Din de edebiyatı şekillendiren en önemli olgudur. İnsanlık temel ihtiyaçlarını tamamladıktan sonra belli arayışlar içine girer, sorgular ve eştikçe de birçok sorunun sebebini öğrenir. İslamiyetle beraber edebiyatımızda köklü değişiklikler meydana gelmiş ve bu değişimle beraber şiirde kullanılan nazım biçimi, konu, ölçü gibi şiirin unsurları da değişmiştir. O dönemleri anlayabilmek için o dönemde yazılmış eserlerin yol göstericiliğinden yararlanmaktayız. Şairler, kendi karakterlerini eserlerinde meydana getirmişlerdir. Eserlerde övgüye, yergiye dönemin sorununa yahut yaşanılan mevsime kadar yer verilmiştir. Sevgili, ilahî ya da beşerî olmak üzere bütün eserde bulunur. Bu çalışmanın amacı 14, 16, 17 ve 18. yüzyıllarda yaşamış 4 farklı şairin divânlarındaki koku mazmunlarının kullanımları, hangi muhteva ve benzetmelere nail olduklarını ve var olan diğer söz sanatlarını tespit etmektir. Bu şairler; XV. Yy Ahmedî, XVI. Yy Bâkî, XVII. Yy Şeyhü'l-islâm Yahyâ Efendi ve XVIII. Yy'dan Nedîm'dir. Ahmedî haricinde diğer şairler Necâtî Bey ile başlayan, anlam derinliğinden çok estetik kaygı taşıyan ve düşünce olarak "Dünyâ fâni, hayat kısa, o zaman dünyâ nimetlerinden faydalanmak gereklidir." düşüncesiyle şiir yazan güzel sev, bade iç hayat budur anlayışını ön plana çıkaran şairlerdir. Zincirin son halkası Nedîm'dir.
Ahmedî'nin İskender-nâme'sinde İskender'e sunulan öğütlerin değerler eğitimi açısından incelenmesi
KlasikTürkedebiyatınınkurucuvemütefekkirşairlerindenolanAhmedî,XIV.asırTürk edebiyatının önde gelen Osmanlı şairlerindendir. Türk edebiyatında kaleme alınan ilkmanzum İskender-nâme Ahmedî'ye aittir. İskender-nâme, birçok konu etrafında şekillensede değerler manzumesi sayılabilecek bir donanıma sahiptir. Bu çalışmada, birçok özelliğinyanı sıra bir siyâsetnâme ve nasihatnâme örneği olan "İskender-nâme" değerler eğitimiaçısındanincelenmişveinsanı bir üst merhaleyetaşımasıhedeflenmiştir.Bu tezde,Ahmedî'nin İskender-nâme adlı eserindeki insânî değerlerin İskenderüzerindenincelenmesiyapılmıştır.Çalışmanıntutarlıbirzemineoturmasıvedeanlaşılırlığının artması için öncelikle değer kavramı üzerinde durulmuştur. Bu çalışma ileamaç, "İskender-nâme" adlı eseri, yöneticilik değerleri kapsamında inceleyerek "insan"imgesiiçin gerekli olanvasıfları ön plana çıkarmak olmuştur.Çalışmaya " giriş, gereği, amaç, önem, sınırlılık, metot, veri toplama gibi teziniçeriğine hâkimiyet sağlanmasını amaçlayan bir "girizgâh" ile başlanmıştır. Çalışma altıbölümden meydana gelmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde ahlâkî değer kavramınailişkin inceleme yapılmıştır. İkinci bölümde, Ahmedî'nin hayatı, edebî kişiliği ve eserlerihakkında bilgi verilmiş; üçüncü bölümde, İskender'in hayatı, kişiliği ve hakkında yazılmışolaneserlerincelenmiştir.ÇalışmanınanakonusuolandördüncüvebeşincibölümdeAhmedî'nin"İskender-nâme"adlıeserininkısacaözetiverilmişakabindeİskender'esunulan"şükür, sabır, güler yüz ve yumuşak huyluluk, cömertlik, ilim, kibir..." gibi değerler tespitedilmiş ve yorumlanmıştır. Altıncı bölümde ise, eserde tespit edilen değerlerin tanımına yerverilmiştir
Kalkandelenli Mu'îdî Divanı'nda tipler ve şahsiyetler
Yaklaşık altı yüz yıl boyunca hüküm süren Osmanlı Devleti, bu süre zarfında görkemli ve köklü bir edebiyat geleneğini bünyesinde barındırmıştır. Söz konusu bu geleneğin günümüze miras kalmasıyla araştırmacılar için de çeşitli çalışma alanları ortaya çıkmıştır. Bu denli geniş bir zaman diliminde şekillenmiş bir edebiyat geleneğinin tanınması, o geleneğin yansıdığı eserlerin açıklanıp yorumlanmasıyla mümkündür. Bu çalışma kapsamında klasik Türk şiirinden hareketle, 16. yüzyılda yaşamış olan Kalkandelenli Mu'îdî'nin Divanı'nda yer alan tip ve şahsiyetler ele alınmıştır. Bu bağlamda Divan'daki tip ve şahsiyetler taranmış, yer alan tip ve şahsiyetlerle ilgili teorik bilgiler sunulmuş, bu bilgiler örnek beyitler verilerek desteklenmiştir.
Necâtî Bey, Avnî (Fatih) ve Ahmedî divanlarının tip ve kişilikler açısından incelenmesi
Klasik Türk edebiyatını, şekil ve muhteva bakımından yansıtan divanlar, vesika niteliğinde eserlerdir. Şairler tarafından belli bir tertip ile hazırlanan bu divanlar, asırlar boyu Türk edebiyatına her yönüyle kaynaklık etmişlerdir. Divan şiirinin karanlıkta kalan bazı noktaları vardır. Şairler, karanlıkta kalmış bu noktaları çalışmaları ile aydınlatmaya çalışmışlardır. Bizler de çalışmamızda Klasik Türk edebiyatının önemli isimlerinden Ahmedî, Necâtî Bey ve Avnî (Fatih) divanlarında geçen tip ve kişilikleri araştırarak aydınlatmaya çalıştık. Aynı yüzyıla denk gelen bu üç sanatçının önce hayatlarını, edebî kişiliklerini, hayata ve sanata bakış açılarını inceledik. Ardından tip ve kişilikleri ayrıntılı bir şekilde vererek metne daha iyi hakîm olmayı amaçladık. Çalışmamız, dört ana bölüm ve alt başlıklardan oluşmaktadır. Birinci bölümde genel olarak tip ve kişiliklere değindikten sonra tip ve kişiliği ayrı ayrı açıkladık. İkinci bölümde divanlarından yararlandığımız sanatçıların hayatlarına ve edebî kişiliklerine değindik. Üçüncü bölümde klasik aşk üçgeni etrafında şekillenen önemli tiplerden bahsettik. Aynı zamanda tipleri; dinî tasavvufî tipler, meslek tipleri, toplumsal tipler ve hikâye kahramanları olmak üzere ayrı başlıklar altında derledik. Son olarak dördüncü bölümde ise kişilikleri; dinî kişilikler, tarihî-efsanevî kişilikler, edebî kişilikler, mutasavvuf kişilikler ve bilgin kişilikler olmak üzere alt başlıklar halinde vermeyi uygun bulduk. Tüm bunları yaparken örnek beyitler ile zenginleştirerek yorumladık. Çalışmanın sonunda şairlerin değindikleri tip ve kişilikler aracılığıyla her üç şairin de kültür birikimlerine ne kadar hakîm olduklarına şahit olduk. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk edebiyatı, tip, kişilik, divan, âşık, tasavvuf.
Kul Nesimî şiirlerinin harf simgeciliği ve sayı sembolizmi açısından incelenmesi
Osmanlı; 17. yüzyılda siyasî, askerî, ekonomik ve sosyal yönden büyük bir gerileme yaşamıştır. Ancak bu gerileme edebiyata yansımamış hatta edebiyatın yükselişte olduğu bir dönem olarak kabul edilmiştir. Divan ve halk edebiyatında gelişmeler yaşanmış, şairlerin sayısında artış gözlemlenmiştir. Bu dönemde yaşamış, divan şiirinden etkilenmiş ve tekke şairi olarak meşhur olan Kul Nesimî'nin şiirleri; sayı sembolizmi ve harf simgeciliği bakımından incelenmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışma doğrultusunda şairin Hurufî ve Alevî-Bektaşî inancıyla ilgisi olmasından dolayı şiirleri bu inançlar doğrultusunda açıklanmaya çalışılmıştır. Harf simgeciliği ve sayı sembolizmi beyitlerle örneklendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sayı sembolizmi, Harf simgeciliği, Alevîlik, Hurufîlik, 17. Yüzyıl
Ahmedî'nin İskendernâme'sinde geçen coğrafi mekânların harita temelli analizi
Batı dünyasında yüzyıllar boyunca büyük ilgi gören İskender anlatıları, zaman içerisinde birçok farklı kültürde kendine yer edinerek İskendernâme türünün ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Özellikle Arap ve İran edebiyatlarında zenginleşerek edebi bir boyut kazanan bu anlatılar, İskendernâme yazma geleneğinin de öncüsü olmuştur. Bu gelenek, Türk edebiyatında da oldukça rağbet görmüş ve birçok divan şairi tarafından iskendernâme yazılmıştır. Bu bağlamda Ahmedî'nin İskendernâme'si bu geleneğin önemli bir halkası olarak öne çıkmış ve Klasik Türk edebiyatında hatırı sayılır bir yer edinmiştir. İskendernâmeler sadece tarihi bir anlatı değil aynı zamanda dönemin sosyal, siyasal, kültürel, dini ve coğrafi anlayışını da yansıtan ansiklopedi niteliğinde eserlerdir. Bu çalışmada Ahmedî'nin İskendername'sindeki mekânlar, İskender'in seferleri doğrultusunda sırasıyla incelenmiş, metindeki güzergâhın tarihi ve coğrafi gerçeklikle olan ilişkisi tespit edilerek harita üzerinde gösterilmiştir. Söz konusu mekânların hangisinin tarihi ve coğrafi gerçeklikle örtüştüğü hangisinin kurgusal ya da sembolik olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır.
Bâkî ve Taşlıcalı Yahyâ divanlarında mitolojik şahıslar ve unsurlar
Divan edebiyatı; çeşitli mazmun, imaj, sembollerin kullanıldığı, zengin kaynaklardan beslenen bir edebiyattır. Divan şiirinde kullanılan bir diğer kaynak mitolojidir. Peygamberlerle ilgili rivayetler, tarihî şahsiyetler, dinî-tasavvufî şahıslar ve mitolojik unsurlar divan şiirinde çeşitli mazmun ve sanatlarla kullanılmıştır. Bu çalışmada; Bâkî ve Taşlıcalı Yahyâ Bey divanlarında yer alan mitolojik şahısların ve unsurların açıklamaları yapılarak bahsi geçen şairlerin şiirlerinde hangi mitolojik şahıslara ve unsurlara yer verdikleri, bu şahısları ve unsurları şiirlerine nasıl yansıttıklarına yönelik inceleme yapılmıştır.