Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Ali Dayi
10 theses · İstanbul Beykent University
Sigara kullanan ve kullanmayan bireylerin bilinçli farkındalık ve psikolojik dayanıklılık düzeylerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı; sigara kullanan ve kullanmayan bireylerin bilinçli farkındalık ve psikolojik dayanıklılık düzeylerini karşılaştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, en az 2 yıl süreyle sigara içen (N=92) ve hayatı boyunca hiç sigara içmemiş (N=114) gönüllü katılımcılarla çalışılmıştır. Veriler BİFÖ (Bilinçli Farkındalık Ölçeği) PDÖ (Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği) ve Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin analizi sırasında gruplar arasındaki farklılıklar incelenirken değişkenlerin normal dağılıma uymadıklarından dolayı Mann Whitney U ve Kruskal Wallis-H Testlerinden yararlanılmıştır. Sonuçlar yorumlanırken anlamlılık düzeyi olarak 0,05 kullanılmış olup; p<,05 olması durumunda değişkenlerin normal dağılıma uymadığı, p>,05 olması durumunda ise değişkenlerin normal dağılıma uydukları belirtilmiştir. Normal dağılıma uymayan değişkenler arasındaki ilişkiler incelenirken Spearman's Korelasyon Katsayısından yararlanılmıştır Araştırma sonucu çıkan bulgulara göre; bilinçli farkındalık ile sigara kullanımı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır. Bilinçli farkındalık ölçeği toplam puanı ve sigara kullanma durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır (z=-2,972, p<,05). Sigara kullanmayanlarda bilinçli farkındalık ölçeği toplam puanı ile Psikolojik Dayanıklılık ölçeği toplam puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmaktadır (r=0,250, p<,05) ve psikolojik dayanıklılıkla sigara kullanımı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p>.05).
Ergenlerde ahlaki uzaklaşma ile riskli davranışlar ve empati yeteneği arasındaki ilişkinin incelenmesi
ERGENLERDE AHLAKİ UZAKLAŞMA İLE RİSKLİ DAVRANIŞLAR VE EMPATİ YETENEĞİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ Bu araştırma, lise öğrencilerinde ahlaki uzaklaşma ile riskli davranışlar ve empati yeteneği arasındaki ilişkiyi inceleyen bir çalışmadır. Çalışma grubu, Denizli'nin Merkezefendi ilçesinde bulunan 2016-2017 öğretim yılı güz döneminde lise son sınıfta öğrenim gören ve yaşları 17,18 ve 19 olan 243'ü (%61,5) kadın, 152'si (%38,5) erkek olmak üzere toplam 395 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada öğrencilerin toplum tarafından onaylanmayan davranışlar karşısında oluşan olumsuz duygulardan kurtulmak için sosyal ve bilişsel olarak başvurduğu yolları belirlemek için 'Ahlaki Uzaklaşma Ölçeği', ergenlik döneminde çok sık karşılaşılan riskli davranışları saptamak için 'Kuraldışı Davranış Ölçeği' ve empatik eğilimlerinin ortaya çıkarmak için 'Empatik Eğilim Ölçeği' kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS 22.0 programında analiz edilmiştir. Verilerin analizinde Mann Whitney ve Kruskal Wallis ve Spearman korelasyon testleri uygulanmıştır. Sonuçlara göre ahlaki uzaklaşma ve riskli davranışlar erkeklerde daha fazla görülmüştür. Ahlaki uzaklaşma arttıkça riskli davranışlarda artış olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar literatürle tutarlıdır. Riskli davranışlar ile empatik eğilim ve ahlaki uzaklaşma ile empatik eğilim arasında anlamlı pozitif yönlü bir ilişki olduğu saptandı. Literatürde bu konuda yapılan çalışmalar ile elde edilen bulgular arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Yapılan bu çalışmada örneklemin geniş kitlelerle yapılma ihtiyacının olması ve ergenlerin olumsuz yargılanma endişesiyle yanıtlama şekillerinin bu doğrultuda gerçekleşmiş olabileceği göz önünde bulundurularak literatürden farklı bulgular elde edildiği düşünülmektedir.
Yeme reddi olan çocukların annelerinin bağlanma stilleri, kişilik özellikleri ve anksiyete düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada, pediatri polikliniğinde yeme reddi olan çocukların anneleriyle yeme reddi olmayan çocukların annelerinin anksiyete düzeyleri, bağlanma stilleri ve kişilik özellikleri incelenmiştir. Çalışma için Kocaeli'nde iki özel hastanenin Pediatri kliniğine yeme reddi şikâyeti ile başvurmuş çocukların anneleri dahil edilmiştir. Olgu grubu 50 kişi ve kontrol grubu 50 kişi olmak üzere katılımcılardan anketler aracılığıyla veri toplanmıştır. Çalışmada, Kişisel Bilgi Formu, İlişki Ölçekleri Anketi, Beck Anksiyete Ölçeği ve SCID-II Kişilik Envanteri veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre olgu grubunda yeme reddi olan çocukların annesiyle, yeme reddi olmayan çocukların annelerinin anksiyete, bağlanma stilleri ve kişilik özellikleri puanları anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Anksiyete ve güvensiz Bağlanma stilleri yeme reddi olan çocukların annelerinde daha yüksek saptanmıştır. Ayrıca, psikopatolojik kişilik özelliklerini bildiren yüksek puanların yeme reddi olan çocukların annelerinde anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Araştırma bulguları doğrultusunda ilgili önerilerde bulunulmuştur.
Çevrimiçi disinhibisyonun narsisizm düzeyleri ve kişilerarası iletişim tarzları açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin çevrimiçi disinhibisyon düzeylerini narsisistik kişilik özellikleri ve kişilerarası iletişim tarzları açısından incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim döneminde İstanbul'da lisans öğrenimlerine devam eden, yaşları 18-36 aralığında değişen (X ̅=22.54, SS=3.61) 265'i kadın (%64) ve 149'u erkek (% 36) olmak üzere, toplam 414 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada, katılımcıların çevrimiçi disinhibisyon seviyelerini belirlemek için Çevrimiçi Disinhibisyon Ölçeği, narsisistik kişilik özelliklerini değerlendirmek için Narsistik Kişilik Envanteri ve kişilerarası iletişim tarzlarını belirlemek amacıyla Kişilerarası Tarz Ölçeğinden faydalanılmıştır. Ayrıca, araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin demografik özellikleri araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında, fark istatistiklerinde t-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA); Değişkenler arası ilişkilerin değerlendirilmesi için ise Pearson Korelasyon Katsayıları ve Çoklu Doğrusal Hiyerarşik Regresyon analizi kullanılmıştır.
Yetişkinlik dönemindeki romantik ilişkilerde kıskançlık, bağlanma stilleri ve aldatma arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, yetişkinlik dönemindeki romantik ilişkilerde bağlanma stilleri, aldatma niyeti ve kıskançlık düzeyi arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Söz konusu ilişkilerin incelenebilmesi için anket aracılığıyla romantik ilişkisi olan 18 yaş üzeri 226 bireyden elverişli yöntemle veri toplanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak dört bölümden oluşan anket formu kullanılmıştır. Sosyodemografik Bilgi Formu, Aldatmaya Yönelik Niyet Ölçeği, Romantik Kıskançlık Ölçeği ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri – II'dir. Araştırmada sosyodemografik bilgilere ilişkin tanımlayıcı bulgular sunulmuş ve araştırma değişkenlerine yönelik ortalama puanlar açıklanmıştır. Değişkenler arası farklılıklara Pearson korelasyon analizi ile bakılmış, hipotezler çoklu regresyon analiziyle test edilmiştir. Demografik bilgiler ve değişkenler arasındaki farklılıklara ise bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analiziyle bakılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre bağlanma stilleri ve aldatma niyeti arasında anlamlı ve pozitif bir farklılık olduğu, bağlanma stilleri ve kıskançlık düzeyi ile kıskançlık ve aldatma niyeti arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir.
Sığınma kamplarında yaşayan çocukların depresyon, travma sonrası stres belirtileri ve davranış problemlerinin incelenmesi
Canlılarda özel bir yeri olan insan ve insanları değerli ve anlamlı kılan şey, bulundukları mekanla yaptıkları bağlantıdır. Göç, insan ve mekan arasındaki bağlantıyı zayıflatan önemli faktörlerden biridir. Çeşitli nedenlerle, bireyler ve topluluklar ikamet ettikleri yerleri terk ederek başka yerlere göç etmektir. Birey ve toplum açısından göç, mekansal bir değişime karşılık gelmenin yanı sıra, bireyin ve toplumun anlam ve değer dünyasının değişmesine ve dönüşmesine neden olmaktadır. Bu araştırmada; sığınma kampında yaşayan çocukların depresyon, travma sonrası stres belirtileri ve davranış problemlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya katılım gönüllük esasına dayanmaktadır. Araştırmanın örneklemini sığınma kamplarında yaşayan 400 çocuk oluşturmaktadır. Veri toplamak için; Kişisel Bilgi Formu, İnternet Bağımlılığı Testi (IBT), Demografik Bilgi Formu, Güçler ve Güçlükler Ölçeği (GGÖ), Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği (ÇDÖ) ve en son olarak da Travma Sonrası Stres Tepki Ölçeği (TSSTÖ) uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25.0 paketi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, araştırmaya katılımı sağlanan çocukların depresyon yaşadıkları, travma sonrası stres belirtileri taşıdıkları, güç ve güçlükler ile ilişkili olumsuz algıya sahip oldukları belirlenmiştir. Depresyon puanları ile duygusal sorunlar (r=0,697; p<0,01), davranış sorunları (r=0,555; p<0,01), aşırı hareketlilik (r=0,460; p<0,01), akran sorunları (r=0,485; p<0,01) ve toplam güçlük puanı (r=0,783; p<0,01) arasında orta ve yüksek düzeyde pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler bulunmaktadır. Araştırmaya dahil edilen çocukların depresyon puanları arttıkça, duygusal problemler, davranışsal problemler, aşırı hareketlilik, akran problemleri ve toplam güçlük puanları da artış göstermektedir.
Lise öğrencilerinin duygusal zeka, aleksitimi ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı lise öğrencilerinin aleksitimi, duygusal zeka ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Ek olarak, araştırmada öğrencilerin cinsiyeti, yaşı, kardeş durumu, ebeveynlerin eğitim düzeyi, annelerin çalışma durumu gibi değişkenlerin aleksitimi, duygusal zeka ve psikolojik iyi oluş düzeyleri üzerindeki etkisi de incelenmiştir. Araştırmaya Bursa il merkezinde yaşayan ve lise öğrenimi gören 400 öğrenci alınmıştır. Öğrencilerin demografik özelliklerini belirlemek için Kişisel Bilgi Formu ve değişkenleri ölçmek için de Toronto Aleksitimi Ölçeği, Duygusal Zeka Ölçeği ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde Bağımsız Örneklem T, Anova ve Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmada sosyo-demografik özelliklere göre bakıldığında; kızların kişilerarası beceriler ölçeğinden aldığı puanlar erkeklerin kişilerarası beceriler ölçeğinden aldığı puanlara göre daha yüksek olduğu, aile geliri iyi olan katılımcıların kişisel beceriler, kişilerarası beceriler, uyum, olumlu etki, duygusal zeka (toplam skor) ve genel ruh hali boyutlarından elde edilen puanlar, ailesinin geliri orta ve alt olan öğrencilerin kişisel beceriler, kişilerarası beceriler, uyum, olumlu etki, duygusal zeka (toplam skor) ve genel ruh hali boyutlarından elde edilen puanlara göre daha yüksek olduğu gibi sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca; katılımcıların toronto aleksitimi ölçeğinden elde edilen puanlar arttıkça öğrencilerin kişisel beceriler, genel ruh hali, kişilerarası beceriler, olumlu etki, duygusal zeka (toplam skor) ve uyum alt ölçeklerinden aldıkları puanların düşmekte olduğu, öğrencilerin toronto aleksitimi ölçeğinden elde edilen puanlar arttıkça öğrencilerin otonomi, çevresel hakimiyet, psikolojik iyi olma (toplam skor) , diğerleriyle olumlu ilişkiler, bireysel gelişim, yaşam amacı ve kendini kabul alt ölçeklerinden aldıkları puanların düşmekte olduğu, katılımcıların duygusal zeka ölçeğinden elde edilen puanlar arttıkça öğrencilerin diğerleriyle olumlu ilişkiler, yaşam amacı, otonomi, çevresel hakimiyet, kendini kabul, psikolojik iyi olma (toplam skor) ve bireysel gelişim alt ölçeklerinden aldıkları puanların artmakta olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmanın sonunda yer alan tartışma bölümünde bulgulara dayalı olarak araştırmacılara yönelik olarak önerilere yer verilmiştir.
Dans aktivitesi ile ruhsal belirtiler ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, dans aktivitesi ile ruhsal belirtiler ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaçla dans eden, dans etmeyen yalnızca spor yapan bireyler ve her iki aktiviteyi yapmayan bireyler üzerinde araştırma yapılmıştır. Araştırma modeli olarak betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi 18-55 yaş arası dans eden ve etmeyen 352 bireyden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri SF-36 yaşam kalitesi değerlendirme anketi, Psikolojik Belirti Tarama Listesi (SCL-90-R), Sosyodemografik Veri Formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 kullanılarak Pearson korelasyon testi, bağımsız gruplar Student t test ve ANOVA testleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların spor yapma ve dans etmeleri arasında ölçek puanları bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmaktadır. Hem dans eden hem spor yapan kişilerin Ruhsal Sağlık düzeyleri ve yaşam kalitesi en yüksek iken dans etmeyen ve spor yapmayan kişilerin en düşüktür. Bulgular literatür desteğiyle tartışılmıştır.
Üniversite öğrencilerinin riskli davranışları ile sürekli öfke ve öfke ifade düzeyleri ve iç-dış denetim odağı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma üniversite öğrencilerinde öfke ve öfke ifade düzeyleri, riskli davranışlar ve iç-dış denetim odağı arasındaki ilişkiyi ortaya koymak, bu değişkenlerin demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda İstanbul ilinde yaşamakta olan ve rastlantısal olarak seçilen 18-25 yaş arasındaki 415 üniversite öğrencisi araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada Sosyodemografik Bilgi Formu, Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği, RDÖ ve Rotter İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği kullanılarak veri toplanmıştır. Toplanan verilerin değerlendirilmesi ve analizinde IBM SPSS v.25 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularında sürekli öfke, öfke dışa ve öfke içte alt boyutları ile riskli davranışlar ölçeği tüm alt boyutları arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişkinin bulunduğu, denetim odağı ölçeği puanı ile riskli davranışlar alt boyutlarından intihar eğilimi arasında ise anlamlı ve pozitif bir ilişki saptanmıştır. Riskli Davranışlar Ölçeği alt boyutlarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği ve erkek katılımcıların puanlarının daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Rotter İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği puanlarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği ve kadın katılımcıların puanının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği alt boyutlarından öfke kontrolünün cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Araştırma bulguları, literatür ışığında tartışılmıştır.
Alkol kullanım bozukluğu tanısı alan bireylerde bellek işlevleri ve tedavi motivasyonunun incelenmesi
Bu araştırmanın amacı alkol kullanım bozukluğu tanısı alan bireylerde tedavi motivasyonu ve bellek işlevlerini incelemektir.Araştırmanın evreni DSM-V tanı kriterlerine uygun olacak şekilde 40 tanılı grup, 40 sağlıklı grup olmak üzere toplamda 80 kişiden oluşmaktadır. Çalışmada kullanılan ölçekler; 'Kişisel Veri Formu', 'Tedavi Motivasyon Anketi', 'Nöropsikolojik Test Bataryası'dır. Araştırmada ilk olarak literatür taraması yapıldı. Daha sonra bulgulara ulaşmak için ölçekler yardımıyla verilen veriler SPSS 25.0 versiyonuna aktarıldı ve geri kalanı SPSS paket programı ile tamamlandı. Yapılan analizler sonucunda; tanılı grubun kontrol grubuna göre çalışma belleğinin bozulduğu, öğrenmede, kodlamada, bilgiyi aktarmada ve geri getirmede bozulmalar olduğu saptandı. Tedavi motivasyon anketinin alt ölçekleri ile demografik bilgilerin alt ölçeklerinin bazıları arasında anlamlı farklılıklar saptandı. Çalışma kapsamında elde edilen bulgular alkol kullanım bozukluğu tanısı alanlarda tedavi motivasyonu ve bellek işlevlerinin incelenmesi ile ilgili gelecekte yapılacak araştırmalara katkısı açısından önemli bir yere sahiptir.