Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Bora İmal
13 theses · Çankırı Karatekin Üniversitesi
İstanbul-Atatürk Arboretumu'ndan örneklenen doğal ve egzotik bazı sedir (Cedrus spp.) taksonlarının dona dayanıklılıkları
Bu çalışmada İstanbul-Atatürk Arboretumunda bulunan Atlas sediri (Cedrus atlantica), Himalaya sediri (Cedrus deodara) ve Toros sediri (Cedrus libani) türlerinde mevsimsel olarak dona dayanıklılık belirlenmiştir. Bu amaçla türlerden elde edilen sürgün örnekleri kasım, şubat ve mart aylarında 10 faklı düşük sıcaklık derecelerine maruz bırakılmıştır. Sürgünler kasım ve mart aylarında; Kontrol, -5, -7.5, -10, -12.5, -15, 17.5, -20, -25, -30 0C sıcaklık derecelerine, şubat ayında ise Kontrol, -5, -10, -15, -17.5, -20, -22.5, -25, -27.5, -30 0C sıcaklık derecelerine maruz bırakılmıştır. Uygulanan düşük sıcaklık dereceleri sonrası sürgünlerde meydana gelen zarar klorofil florometre (CF) ve görsel değerlendirme (GD) yöntemleri ile tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulardan doğrusal olmayan regresyon modeli ile türlerin dondan zarar gördüğü sıcaklık kademeleri LT50 hesaplanmıştır. Türlerin dona dayanıklılık düzeyleri (LT50) CF ve GD yöntemlerine göre sırası ile, Sonbaharda Atlas sedirinde -15.4 °C ve -15.7 °C, Himalaya sedirinde -13.1 °C ve -13.0 °C, Toros sedirinde -15.5 °C ve -15.6 °C, kışın Atlas sedirinde -19.7 °C ve -19.9 °C, Himalaya sedirinde -16.8 °C ve -16.6 °C, Toros sedirinde -21.0 °C ve -20.8 °C, ilkbaharda ise Atlas sedirinde -18.0 °C ve -15.5 °C, Himalaya sedirinde -14.7 °C ve -14.3 °C, Toros sedirinde -18.0 °C ve -17.9 °C olarak tespit edilmiştir Elde edilen bulgular neticesinde türler arasında dona en dayanıklı tür olarak Toros sediri ardından Atlas sediri bulunmuştur. Dona en dayanıksız tür olarak Himalaya sediri tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar neticesinde, özellikle kentsel ve peyzaj amaçlı yapılacak ağaçlandırma çalışmalarında Toros sedirinde sıcaklıkların -20.9 °C, Atlas sedirinde -19.8 °C ve Himalaya sedirinde -16.7 °C'nin altına düştüğü bölgelerde söz konusu türlerin kullanılmaması tavsiye edilebilir.
Farklı yıllarda toplanan bazı Anadolu karaçamı (Pinus nigra arnold.) orijinlerine ait tohumlarda erken kuraklık testi
Bu çalışmada, Anadolu karaçamı (Pinus nigra Arnold.) tohumlarında farklı su stresi seviyelerinin çimlenme değerlerine olan etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla, Denizli ve Kütahya orijinlerinden elde edilen tohumlar üzerinde tohumların morfolojik özellikleri (bin dane ağırlığı ve rutubet yüzdesi) ile çimlenme yüzdesi (ÇY), oransal çimlenme yüzdesi (OÇY) ve çimlenme hızı (ÇH) değerleri analiz edilerek kuraklığa dayanıklı orijinlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tohum morfolojik özelliklerine ait bulgularda, Denizli orijininin bin dane ağırlığının 15.2-22.9 gr. arasında, rutubet yüzdesinin ise %6.5-8.3 arasında değiştiği; Kütahya orijininin bin dane ağırlığının 20.4-23.7 gr. ve rutubet yüzdesinin %8.1-9.3 aralığında olduğu belirlenmiştir. Tohumlara uygulanan su stresi seviyeleri Polietilen Glikol (PEG)-6000 solüsyonu ile 0, -0.2, -0.4, -0.6 ve -0.8 MPa olarak düzenlenmiştir. Çimlenme testleri, üç farklı saklama süresi (2, 4 ve 8-9 yıl) boyunca gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler varyans analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları, su stresi seviyesi arttıkça çimlenme yüzdesi, oransal çimlenme yüzdesi ve çimlenme hızında bir azalma olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle -0.6 MPa ve üzeri su stresi seviyelerinde bu azalmaların belirginleştiği anlaşılmıştır. Orijinler arasında çimlenme değerleri (OÇY ve ÇH) bakımından su stresi seviyelerinde istatistiksel farklılıkların bulunduğu belirlenmiştir. Ancak, saklama süresinin çimlenme değerleri (OÇY ve ÇH) üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Denizli ve Kütahya orijinlerinin su stresine verdikleri tepkiler benzer olsa da, Kütahya orijinine ait tohumların Denizli orijinine kıyasla daha yüksek ÇY ve OÇY değerleri sergilediği belirlenmiştir. Bu bağlamda, Kütahya orijini kuraklık stresine daha dayanıklı olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışma, Anadolu karaçamı orijinleri arasında kuraklığa dayanıklılık bakımından tür içi bir varyasyon olduğunu ortaya koymaktadır. Kuraklığa daha dayanıklı olduğu belirlenen orijinlerin, kurak ve yarı kurak bölge ağaçlandırmalarında kullanılması önerilmektedir.
Çankırı yöresi anadolu karaçamı [pinus nigra J.F. arnold ssp. pallasiana (lamb.) holmboe] ağaçlandırma sahalarında aralamanın ekofizyolojik etkileri
Bu çalışma, Çankırı Orman İşletme Müdürlüğü sınırları içerisinde yer alan, 35 yaşındaki Anadolu karaçamı (Pinus nigra J.F. Arnold subsp. pallasiana) ağaçlandırma meşcerelerinde, farklı şiddetlerde uygulanan aralama müdahalelerinin (kontrol, ılımlı ve kuvvetli) bazı morfolojik ve fizyolojik parametreler üzerindeki kısa vadeli etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma kapsamında, morfolojik özellik olarak çap ve boy ile bu özelliklerin mevsimsel artım değerleri; fizyolojik özellik olarak ise şafak öncesi ve gün ortası su potansiyeli (Ψpd, Ψmd) ile fotosentetik verimlilik (Fv/Fm) parametreleri değerlendirilmiştir. Arazi çalışmaları 2023 yılı içerisinde gerçekleştirilmiş; morfolojik ölçümler Nisan ve Ekim aylarında, fizyolojik ölçümler ise Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında yapılmıştır. Bulgulara göre, çap ve çap artımı üzerinde aralama şiddetinin anlamlı etkileri gözlenmiş, özellikle ılımlı aralama (A2) uygulamasında en yüksek çap artımı değerleri tespit edilmiştir. Boy ve boy artımı değerleri ise kısa vadede aralama şiddetinden etkilenmemiştir. Su potansiyeli ölçümlerinde, Ψpd parametresi aylar arasında anlamlı fark göstermiş ancak aralama derecelerine bağlı farklılıklar ortaya çıkmamıştır. Gün ortası Ψmd değerlerinde ise hem ay hem de aralama faktörü bakımından istatistiksel fark belirlenmemiştir. Fotosentetik verimlilik (Fv/Fm) değerleri tüm gruplarda sağlıklı bitki sınırları içinde kalmış; ancak aylar arasında mevsimsel etkilere bağlı anlamlı değişimler gözlemlenmiştir. Aralama derecelerine göre Fv/Fm farklılıkları ise istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Elde edilen veriler, kısa vadede özellikle morfolojik büyüme göstergelerinde (çap artımı) aralama müdahalelerinin etkili olabileceğini; ancak fizyolojik göstergelerin çevresel koşullardan daha güçlü biçimde etkilendiğini ortaya koymuştur. Ayrıca çalışmanın yapıldığı alanın yapay meşcere olması, önceden bir kez aralama geçirmiş olması ve belirli aralıkla tesis edilmesi gibi faktörler, bireyler arası rekabetin başlangıçtan itibaren sınırlı olmasına ve müdahale sonrası tepkilerin bazı parametrelerde daha az belirginleşmesine neden olmuş olabilir.
Kırıkkale yöresi Anadolu karaçamı (Pinus nigra subsp. pallasiana) ve toros sediri (Cedrus libani A. Rich.) ağaçlandırma sahalarında malçlamanın bazı morfolojik ve fizyolojik fidan özelliklerine etkisi
Bu çalışma, Kırıkkale yöresinde tesis edilen Anadolu karaçamı (Pinus nigra subsp. pallasiana) ve Toros sediri (Cedrus libani A. Rich.) ağaçlandırma sahalarında uygulanan farklı malçlama yöntemlerinin (kontrol, organik malç, naylon malç) fidanların bazı morfolojik ve fizyolojik özellikleri üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada morfolojik özelliklerden fidan çapı, boyu ve yaşama yüzdesi; fizyolojik özelliklerden ise şafak öncesi su potansiyeli (Ψpd), gün ortası su potansiyeli (Ψmd) ve fotosentetik verimlilik (Fv/Fm) parametreleri değerlendirilmiştir. Çalışma, 2023 yılı vejetasyon dönemi boyunca yürütülmüş ve meteorolojik veriler uzun yıllar ortalamalarıyla karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular, malçlama uygulamalarının kurak ve yarı kurak koşullarda fidan gelişimini olumlu yönde etkilediğini göstermiştir. Morfolojik sonuçlara göre, Anadolu karaçamında çap ve boy gelişiminde uygulamalar arasında anlamlı fark bulunmamış, yaşama yüzdesi en yüksek %60.95 ile naylon malçta elde edilmiştir. Toros sedirinde ise naylon ve organik malç çap gelişiminde anlamlı artış sağlamış, yaşama yüzdesi naylon ve organik malç uygulamalarında %90'ın üzerine çıkmıştır. Fizyolojik bulgulara göre, şafak öncesi su potansiyeli (Ψpd) her iki türde de malçlamadan olumlu etkilenmiş; naylon malç uygulaması karaçamda –8.5 bar, sedirde ise –6.5 bar seviyelerinde daha yüksek değerler sağlamıştır. Gün ortası su potansiyeli (Ψmd) açısından karaçamda anlamlı fark görülmezken, sedirde naylon malç temmuz ayında değerleri –18 bar'dan –14,5 bar düzeyine yükselterek su stresini azaltmada daha etkili olmuştur. Fotosentetik verimlilik (Fv/Fm) sonuçlarında ise karaçamda naylon malç ağustos ayında değeri 0.720'ye çıkarmış, sedirde ise organik malç temmuz ayında 0.740 ile en yüksek değeri sağlamıştır. Sonuç olarak, malçlamanın ağaçlandırma çalışmalarında özellikle kurak ve yarı kurak koşullarda fidanların yaşama başarısını artıran ve fizyolojik dayanıklılığını destekleyen önemli bir uygulama olduğu söylenebilir. Ayrıca malçlama, fidanların yaşama başarısını artıran ve ağaçlandırma çalışmalarının başarısına katkı sağlayan etkili bir silvikültürel tedbir olarak uygulamada önem taşımaktadır.
Kızılçam (Pinus brutia ten.) akdeniz ıslah zonunda aynı orijinli bazı tohum meşcereleri ve tohum bahçelerinin tohum özellikleri
Bu çalışmada, Kızılçam (Pinus brutia Ten.) türüne ait Akdeniz Islah Zonunda yer alan farklı orijinli tohum meşcereleri (TM) ve tohum bahçelerine (TB) ait tohumların morfolojik ve çimlenme özellikleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Akdeniz-Alt, Akdeniz-Orta ve Akdeniz-Üst zonlarında bulunan on farklı tohum kaynağına ait tohumlarda; bin tane ağırlığı, rutubet yüzdesi, tohum çapı ve boyu ile çimlenme yüzdesi (ÇY) ve çimlenme hızı (ÇH) parametreleri belirlenmiştir. Islah zonlarına göre bin tane ağırlığının 38.2–53.8 g, rutubet yüzdesinin %6.42-%8.68, tohum boyunun 6.75-7.79 mm ve tohum çapının 3.31-4.50 mm arasında değiştiği belirlenmiştir. ÇY ve ÇH değerleri zonlara ve tohum kaynaklarına bağlı olarak anlamlı düzeyde farklılaşmış; en yüksek ÇY Akdeniz-Üst zonundaki TM-28'de (%70.5), en yüksek ÇH ise aynı zondaki TB-18'de (%38.0) tespit edilmiştir. ORTOHUM hasat yılı verileriyle yapılan karşılaştırmalar, bazı yıl farklılıklarına rağmen morfolojik ve fizyolojik özelliklerdeki genel performans sıralamasının büyük ölçüde korunduğunu göstermiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde, kızılçam tohumlarının morfolojik ve çimlenme özelliklerinde ıslah zonlarına bağlı belirgin varyasyonlar bulunduğu; özellikle Akdeniz-Orta ve Akdeniz-Üst zonlarında yer alan bazı tohum kaynaklarının daha yüksek çimlenme kapasitesi ve avantajlı morfolojik değerlere sahip olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, kızılçam tohumlarının kalite özelliklerinin hem genetik yapı hem de zonlara özgü çevresel koşullar tarafından birlikte şekillendiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, seleksiyon ve tohum üretimi çalışmalarında adaptasyon yeteneğinin yanı sıra tohum morfolojisi, çimlenme performansı ve fizyolojik dayanıklılık gibi kalite kriterlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca tohum kaynaklarının uzun vadeli sürdürülebilirliği için düzenli performans izlemelerinin yapılması, verim düşüklüğü görülen meşcere ve tohum bahçelerinde yenileme-ıslah odaklı müdahalelerin uygulanması ve yeni tohum bahçesi alanlarının toprak ve mikroklima özellikleri açısından bilimsel temelde seçilmesi büyük önem taşımaktadır.
Farklı yıllarda toplanan bazı Kızılçam (Pinus brutia ten.) orijinlerine ait tohumlarda erken kuraklık testi
Bu çalışmada, farklı yıllarda toplanan üç farklı orijine (TB-13, TB-20, TB-38) ait Kızılçam (Pinus brutia Ten.) tohumlarının 1000 tane ağırlığı, rutubet yüzdesi, tohum çapı ve tohum boyu ile kuraklık stresi altında gösterdikleri çimlenme tepkileri belirlenmiştir. Çimlenme testleri, Polietilen Glikol (PEG-6000) kullanılarak 0, -0.2, -0.4, -0.6 ve -0.8 MPa su potansiyellerinde gerçekleştirilmiştir. Tohumların 1000 tane ağırlığı 41.5-60.7 gr, tohum çapı 3.89-4.55 mm ve tohum boyu 6.34-7.10 mm aralığında bulunmuştur. TB-38 orijini tohum çapı ve boyu bakımından, TB-20 orijini ise 1000 tane ağırlığı bakımından daha yüksek değerlere sahip olmuştur. Rutubet yüzdesi %7.04-%9.97 arasında değişmiş ve toplanma yılına bağlı farklılıklar göstermiştir. Su stresinin artmasına bağlı olarak çimlenme yüzdesi (ÇY), oransal çimlenme yüzdesi (OÇY) ve çimlenme hızı (ÇH) tüm orijinlerde genel olarak azalma göstermiştir. OÇY ve ÇH parametreleri için yapılan istatistiksel değerlendirmeler, bu azalışın anlamlı olduğunu ortaya koymuştur. Varyans analizi sonuçları, oransal çimlenme yüzdesi (OÇY) ve çimlenme hızı (ÇH) üzerinde orijin, toplanma yılı, su stresi ve bu faktörlerin etkileşimlerinin anlamlı olduğunu ortaya koymuştur (p<0.05). Bu çerçevede, Kaş orijini düşük ve orta düzey su stresi koşullarında daha yüksek çimlenme performansı sergilerken, Serik orijini yüksek su stresi seviyelerinde görece daha dayanıklı bulunmuştur. Orijinlerde, toplanma yıllarına bağlı olarak gözlenen farklılıklar, çimlenme performansının yalnızca genetik yapıdan değil, tohumun oluştuğu yılın çevresel koşullarından da etkilendiğini göstermektedir. Özellikle yıl × su stresi etkileşiminin anlamlı bulunması, su stresine verilen çimlenme tepkilerinin toplanma yılına bağlı olarak farklılaşabildiğine işaret etmektedir. Her ne kadar bu farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı olsa da, aynı su stresi düzeylerinde OÇY ve ÇH değerlerinin genel eğilimi büyük ölçüde korunmuş ve yıllar arasındaki değerler birbirine yakın seyretmiştir. Elde edilen bulgular, kızılçam tohumlarında erken dönem kuraklık tepkilerinin, orijinler arasında genetik temelli adaptif farklılıkları yansıtmakla birlikte, toplanma yılına bağlı olarak çevresel koşulların oluşturduğu kısa süreli fizyolojik yanıtlar tarafından da şekillendirildiğini göstermektedir.
Kızılçam (Pinus brutia ten.) Ege ve Marmara ıslah zonunda aynı orijinli bazı tohum meşcereleri ve tohum bahçelerinin tohum özellikleri
Bu çalışmada, Kızılçam (Pinus brutia Ten.) türüne ait Ege ve Marmara Islah Zonlarında yer alan aynı orijinli tohum meşcereleri (TM) ile tohum bahçelerine (TB) ait tohumların morfolojik ve çimlenme özellikleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Araştırmada 1000 tane ağırlığı, rutubet yüzdesi, tohum çapı ve tohum boyu gibi morfolojik özelliklerin yanı sıra çimlenme yüzdesi (ÇY) ve çimlenme hızı (ÇH) belirlenmiş; hem 2023 yılı deneysel verileri hem de ORTOHUM hasat yılı kayıtları birlikte değerlendirilmiştir. Islah zonlarına göre elde edilen bulgular, 1000 tane ağırlığının 33.0-53.5 gr, rutubet yüzdesinin %5.54-%7.82, tohum boyunun 6.92-7.47 mm ve tohum çapının 3.45-4.62 mm aralığında değiştiğini göstermektedir. Çimlenme parametreleri incelendiğinde ise, çimlenme yüzdesinin %10.5-%58.0, çimlenme hızının ise %2.5-%13.5 arasında olduğu belirlenmiştir. TM ve TB kaynakları arasında her iki parametre bakımından anlamlı farklılıklar ortaya çıkmış; özellikle Ege-Orta zonundaki tohum bahçesi kaynaklarının çimlenme yüzdesi ve çimlenme hızında daha yüksek performans sergilediği görülmüştür. Varyans analizi sonuçları, ÇY'nin orijine bağlı olarak anlamlı biçimde değiştiğini, ÇH üzerinde ise orijin × tohum kaynağı etkileşiminin etkili olduğunu ortaya koymuştur. ORTOHUM hasat yılı verileri ile 2023 yılı ölçümleri karşılaştırıldığında, bazı yıl bazlı değişikliklere rağmen genel performans sıralamasının büyük ölçüde korunduğu belirlenmiştir. Bu durum, tohum ağırlığı, nem yüzdesi ve temel morfolojik özelliklerin genetik açıdan görece istikrarlı olduğunu ve ORTOHUM kayıtlarının güvenilir bir referans niteliği taşıdığını göstermektedir. Genel olarak değerlendirildiğinde, kızılçam tohumlarında hem morfolojik hem de fizyolojik özelliklerin ıslah zonlarına bağlı olarak belirgin varyasyon gösterdiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, birçok parametrede daha olumlu sonuçlar veren TM-34, TM-40 ve TB-27 gibi kaynakların tohum kalitesi ve çimlenme performansı açısından avantajlı materyaller olduğu söylenebilir. Sonuç olarak, kızılçam tohumlarının morfolojik ve fizyolojik özelliklerinin hem genetik yapı hem de zonlara özgü çevresel koşullar tarafından birlikte şekillendiği; seleksiyon ve tohum üretimi çalışmalarında yalnızca adaptasyon yeteneğinin değil, tohum morfolojisi, çimlenme kapasitesi ve fizyolojik dayanıklılık gibi kalite kriterlerinin birlikte değerlendirilmesinin önemli olduğu anlaşılmaktadır.
Doğal ve yapay anadolu karaçamı (Pinus nigra subsp. pallasiana) meşcerelerinin tohum özellikleri bakımından karşılaştırılması (Konya yöresi örneği)
Bu çalışma, Konya yöresinde doğal tohum meşceresi (TM-115) ile bu meşcereden toplanan tohumlarla tesis edilen yapay (Altınapa ağaçlandırma sahası) meşcereden elde edilen Anadolu karaçamı (Pinus nigra subsp. pallasiana) tohumlarının bazı morfolojik özellikleri ile su stresi altında çimlenme performansını karşılaştırmak amacıyla yürütülmüştür. Bu kapsamda tohumların bir tohum ağırlığı, 1000-tane ağırlığı, tohum çapı ve boyu ile rutubet yüzdesi belirlenmiş; ayrıca PEG-6000 kullanılarak 0, -0.2, -0.4, -0.6 ve -0.8 MPa su potansiyeli düzeylerinde çimlenme denemeleri gerçekleştirilmiştir. Denemelerde çimlenme performansı; çimlenme yüzdesi (ÇY), oransal çimlenme yüzdesi (OÇY) ve çimlenme hızı (ÇH) parametreleri üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre doğal ve yapay kaynaklarda bir tohum ağırlığı sırasıyla 0.286 gr ve 0.283 gr; 1000-tane ağırlığı ise 24.5 gr ve 26.6 gr olarak belirlenmiştir. Tohum çapı (3.75-3.82 mm) ve boyu (6.75-6.79 mm) bakımından kaynaklar arasında anlamlı farklılık bulunmazken, rutubet yüzdesi doğal kaynakta %6.81, yapay kaynakta %5.85 olarak ölçülmüştür. Su stresi şiddetinin artmasıyla birlikte her iki kaynakta da ÇY değerleri belirgin biçimde azalmış; doğal kaynakta %90.0'dan %1.5'e, yapay kaynakta %93.5'ten %2.0'ye gerilemiştir. OÇY değerleri 0 MPa'da %100 düzeyinde seyrederken −0.8 MPa'da doğal ve yapay kaynakta sırasıyla %1.6 ve %2.2 düzeyine düşmüştür. Benzer şekilde ÇH, 0 MPa'da 81.0-83.5 aralığından -0.8 MPa'da 0.5 düzeyine gerilemiştir. Varyans analizi sonuçlarına göre su stresi düzeyinin OÇY ve ÇH üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğu (P<0.05); buna karşın tohum kaynağının ve tohum kaynağı x su stresi etkileşiminin OÇY ve ÇH üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı (P>0.05) belirlenmiştir. Genel olarak kritik düşüşlerin özellikle -0.6 MPa ve üzeri düzeylerde belirginleştiği görülmüştür. Sonuçlar, doğal tohum meşceresinden elde edilen tohumlarla tesis edilen ağaçlandırma sahasının tohum özellikleri ve su stresi altında çimlenme tepkisi bakımından doğal kaynağa yakın bir profil sergileyebileceğini göstermekte; kurak-yarı kurak sahalarda materyal seçiminde su stresi koşullarını dikkate alan çimlenme testlerinin destekleyici bir yaklaşım olarak kullanılabileceğine işaret etmektedir.
Bazı Anadolu karaçamı [pinus nigra j.f. arnold ssp. pallasiana (lamb.) holmboe] orijinlerinin tohum ve fidan aşamasında kuraklığa dayanıklılığı
Bu çalışmada Türkiye'de önemli çam türlerimizden birisi olan Anadolu Karaçamı'nda (Pinus nigra Arnold. ssp. pallasiana) kuraklık stresinin tohum ve fidan aşamalarındaki etkisi araştırılmıştır. Ölçümlerde Nallıhan, K. Hamam, Çerkeş, Dursunbey, M. K. Paşa ve Yılanlı orijinlerine ait tohumlar ve fidanları kullanılmıştır. Tohum aşamasında kuraklık testlerinde orijinlere ait tohumlar PEG 6000 çözeltisi kullanılarak 0, -0.2, -0.4, -0.6, -0.8 MPa seviyelerinde su stresi derecelerine tabi tutulduktan sonra tohumların çimlenme hızı ve çimlenme yüzdeleri tespit edilmiştir. Fidan aşamasında kuraklık testlerinde ise, 1+0 yaşındaki tüplü fidanlar serada Nisan-Eylül 2018 ayları arasında 3 farklı sulama rejimine (her gün, 5 günde bir, 10 günde bir) tabi tutularak morfolojik (Fidan boyu, kök boğazı çapı) ve fizyolojik fidan karakteristikleri (Fotosentetik verimlilik ve su potansiyeli değerleri) aylık olarak ölçülmüştür. Ayrıca eylül ayı sonunda fidanların yaşama yüzdeleri tespit edilmiştir. Sonuç olarak; Tohum aşamasında kuraklık testlerinde uygulanan su stresi seviyesi arttığında, çimlenme yüzdesi ile çimlenme hızı değerleri azalış göstermiştir. Bunun yanında Nallıhan, K. Hamam ve M. K. Paşa orijinleri -0.4 ve -0.6 MPa gibi düşük su potansiyeli seviyelerinde diğer orijinlere göre yüksek oranda çimlenme değerleri göstermiştir. Ayrıca söz konusu değerler bakımından orijinler arasında tür içi varyasyonun olduğu istatistiksel olarak da teyit edilmiştir. Fidan aşamasında kuraklık testlerinde ise farklı su stresi seviyelerinde, morfolojik karakterler bakımından orijinler arasında farklılıklar tespit edilir iken fizyolojik karakterlerden yalnızca su potansiyeli değerleri bakımından orijinler arası farklılıklar tespit edilmiştir. Sulama stresinin seviyesi arttıkça genel olarak çap ve boy değerleri ile su potansiyeli değerleri azalış göstermiştir. Morfolojik ve fizyolojik bakımdan kuraklık stresinden Nallıhan, K.Hamam ve Çerkeş orijinleri daha az oranda etkilenmişlerdir. Orijinlere ait tüm kuraklık testleri birlikte değerlendirildiğinde, su stresi altında Nallıhan, M. K. Paşa ve K. Hamam orijinleri kuraklığa karşı daya dayanıklı bir tutum göstermiştir.
Tuz stresinin bazı palmiye türü tohumlarının çimlenmesi üzerine etkisi
Bu çalışmada Washingtonia filifera, Phoenix theophrasti türleri ile Phoenix dactylifera türünün farklı orijinlerinde tohumların tuz stresi altındaki çimlenme tepkimeleri araştırılmıştır. Bu amaçla öncelikle tohumların bazı morfolojik özellikleri (çap, boy, bindane ağırlığı) ve rutubet yüzdeleri tespit edilmiştir. Daha sonra NaCl çözeltisi kullanarak farklı tuz stresi sevilerinde (Kontrol, 50, 100, 150, 200, 300 ve 400 mM) çimlendirme testleri gerçekleştirilmiştir. Çimlendirme testleri İnkübatörde 25°C sıcaklıkta 45 gün sürede tamamlanmıştır. Testler öncesinde tohumlarda yüzey sterilizasyonu yapılmıştır. Çimlendirme testleri sonrasında tohumların çimlenme yüzdeleri (ÇY) ve ortalama çimlenme süreleri (OÇS) hesaplanmıştır. Çalışma sonunda tuz stresi seviyesi arttıkça ÇY değerlerinde düşüş OÇS değerlerinde artış gözlemlenmiştir. Ayrıca bu değerler bakımından türler arasında önemli farklılıkların olduğu istatistiksel olarak da ispat edilmiştir. Buna göre Phoenix dactylifera türü Nabi-sultan orijini 200mM tuz stresi seviyesinde %86, Harissa orijini %68 lik bir ÇY göstererek Washingtonia filifera türüne göre tuza dayanıklı tespit edilmiştir. 300mM tuz stresi seviyesinde ÇY değerlerinde türlerde kırılma noktası olmuş 400mM tuz stresi seviyesinde ise hiçbir türde çimlenme değeri elde edilememiştir. Çalışmada stres sevilerine göre palmiye türlerinde OÇS 21,0 ile 33,8 gün arasında değişmiştir. Ayrıca Phoenix theophrasti türünde tüm tuz stresi seviyelerinde herhangi çir çimlenme değeri elde edilememiştir. Bu durum tohumun biotik ve abiotik bir etmene maruz kaldığı ya da uygun koşullar altında saklanmaması ile açıklanabilir. Bu çalışmada, tuzluluğa daha dayanıklı olduğu tespit edilen türlerin tuzlu topraklardaki bitkilendirme çalışmalarında kullanılması başarıyı arttırabilir.
Su stresinin bazı palmiye türü tohumlarının çimlenmesi üzerine etkisi
Bu çalışmada Washingtonia filifera, Phoenix theophrasti türleri ile Phoenix dactylifera türünün farklı orijinlerinde tohumların su stresi altındaki çimlenme tepkimeleri araştırılmıştır. Bu amaçla önce tohumların bazı morfolojik özellikleri (çap, boy, 1000 dane ağırlığı) ve rutubet yüzdeleri tespit edilmiştir. Daha sonra PEG-6000 çözeltisi kullanarak farklı su stresi sevilerinde (Kontrol, -0,2, -0,4, -0,6, -0,8 MPa) çimlendirme testleri gerçekleştirilmiştir. Çimlendirme testleri İnkübatörde 25°C sıcaklıkta 48 gün sürede tamamlanmıştır. Testler öncesinde tohumlarda yüzey sterilizasyonu yapılmıştır. Çimlendirme testleri sonrasında tohumların çimlenme yüzdeleri (ÇY) ve ortalama çimlenme süreleri (OÇS) hesaplanmıştır. Çalışma sonunda su stresi seviyesi arttıkça ÇY değerlerinde düşüş (OÇS) değerlerinde artış gözlemlenmiştir. Ayrıca bu değerler bakımından türler arasında önemli farklılıkların olduğu istatistiksel olarak da ispat edilmiştir. Buna göre Phoenix dactylifera türü Nabi sultan orijini -0,4MPa su stresi seviyesinde %92,5, Harissa orijini %89,5'lik bir (ÇY) göstererek Washingtonia filifera türüne göre kuraklığa daha dayanıklı tespit edilmiştir. -0,6 su stresi seviyesinde (ÇY) değerlerinde türlerde kırılma noktası olmuş -0,8MPa su stresi seviyesinde ise tüm türlerde çok düşük (ÇY) değerleri elde edilmiştir. Çalışmada stres sevilerine göre palmiye türlerinde (OÇS) 22,9 ile 41,1 gün arasında değişmiştir. Ayrıca Phoenix theophrasti türünde tüm su stresi seviyelerinde herhangi çir çimlenme değeri elde edilememiştir. Bu durum tohumun biotik ve abiotik bir etmene maruz kaldığı ya da uygun koşullar altında saklanmaması ile açıklanabilir. Bu çalışmada, kuraklığa daha dayanıklı olduğu tespit edilen türlerin kurak ve yarı kurak alanlardaki bitkilendirme çalışmalarında kullanılması başarıyı arttırabilir.
Düşük sıcaklık stresi altındaki kızılçam (Pinus brutia Ten.) tohumlarının çimlenme tepkisi
Bu çalışmada, farklı yükselti ve biyoiklim zonunu temsil eden altı farklı kızılçam (Pinus brutia Ten.) orijinine ait tohumlarda düşük sıcaklık stresinin çimlenmeye olan etlileri araştırılmıştır. Bu amaçla öncelikle tohumlarda bin dane ağırlığı ve rutubet dereceleri tespit edilmiştir. Tohumlar üzerinde düşük sıcaklık testleri 3 farklı rutubet kademesi (hava kurusu RH %10, yarı doygun RH %20, tam doygun RH %30) ve 6 farklı sıcaklık derecesinde (kontrol, -5, -10, -15, -20 ve -25 °C) yürütülmüştür. Tohumlarda yapay dondurma işlemleri soğutucu kabinde yapılmıştır. Düşük sıcaklık testlerinin ardından çimlendirme testleri inkübatörde 25°C sıcaklıkta 28 gün sürede tamamlanmıştır. Çimlendirme testleri sonrasında tohumların çimlenme yüzdeleri (ÇY) ve ortalama çimlenme süreleri (OÇS) hesaplanmıştır. Çalışma sonunda tüm orijinlere ait tohumlarda ortalama bin dane ağırlığı değeri 55,25 gr., ve ortalama hava kurusu haldeki rutubet yüzdesi %10,3, yarı doygun haldeki rutubet yüzdesi %19,5 ve tam doygun haldeki rutubet yüzdesi %28,73 olarak tespit edilmiştir. Tohumlardaki rutubet kademesinin artması sıcaklık derecesinin düşmesi ile genelde tohumlarda ÇY değerleri azalmış OÇS değerleri ise artış göstererek orijinler arasında önemli istatistiki farklılıklar meydana gelmiştir. Hava kurusu haldeki tohumlarda -25 °C de (ÇY %57,7 - OÇS 15,9 gün) yarı doygun haldeki tohumlarda -20 °C de (ÇY %61,3 - OÇS 14,2 gün) ve tam doygun haldeki tohumlarda -10 °C de (ÇY %45,3 - OÇS 18,6 gün) sıcaklık kademelerinde tohumların çimlenme performansları etkilenmiştir. -25 °C sıcaklık kademesinde ise rutubet içeriği yüksek olan tohumlarda çimlenme gözlemlenmemiştir. Rutubet kademeleri ve düşük sıcaklık derecelerinde daha iyi bir çimlenme performansı sergileyen Anamur, Çameli ve Bafra orijinleri dona dayanıklı, Burdur ve Bucak orijinleri ise en dayanıklı orijinler olarak tespit edilmiştir. Araştırmada hava kurusu ve yarı doygun haldeki (%10-%20 rutubet içeriği arasında) tohumlarda -5 ve -10 °C sıcaklıklarda çimlenme değerleri kontrol grubuna göre daha iyi bir performans göstermiştir. Bu sonuca göre kızılçam tohumlarını 4-6 hafta soğuk katlamaya almadan ilgili rutubet aralıklarında tohumlara düşük sıcaklık stresi uygulanması kızılçam tohumunda çimlenme engelinin giderilmesinde pratik bir yöntem olarak önerilebilir.
Kızılçam (Pinus brutia Ten.) tohumlarında uzun dönem saklamanın çimlenme üzerine etkileri
Ülkemizde kızılçam türünde yoğun yapay-doğal gençleştirme çalışmaları ve orman yangınları göz önünde bulundurulduğunda ıslah edilmiş tohumların kalitesine zarar vermeden uzun yıllar saklanması zorunluğu büyük önem taşımaktadır. Tohumların saklanması üzerinde; sıcaklık, saklama süresi, nispi nem, saklama metodu, tohumun nem miktarı ve tohumlardaki fungal inokulum miktarı etkilidir. Bu çalışmada, uzun dönem saklamanın kızılçam tohumları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla 5 farklı orijini temsil eden (Gündoğmuş, Kaş, Kesmeçay, Bucak ve Serik orijinleri) tohum bahçelerinden 1997-2017 yılları arasında temin edilmiş kızılçam tohumları kullanılmıştır. Tohumlar temin edildikten sonra aynı koşullar altında, Antalya Orman Fidanlığı soğuk hava deposunda saklanmıştır. Orijinlerin seçiminde farklı yükselti ve iklim kuşaklarını temsil etmesine özen gösterilmiştir. Araştırmada ile farklı saklama yıllarına ait tohumlarda 1000 dane ağırlığı ve tohum rutubet yüzdesi tespit edilmiş ardından çimlendirme testleri gerçekleştirilmiştir. Çimlendirme testleri İnkübatörde 25°C sıcaklıkta 28 gün sürede tamamlanmıştır. Testler öncesinde tohumlarda yüzey sterilizasyonu yapılmıştır. Çimlendirme testleri sonrasında tohumların çimlenme yüzdeleri (ÇY) ve ortalama çimlenme süreleri (OÇS) hesaplanmıştır. Çalışma sonunda tohumların 1000 tane ağırlığı değerlerinin yıllara göre birbirine yakın olduğu, ortalama 1000 dane ağırlığının 56,19 gram, minimum 1000 dane ağırlığının 46,1 gram, en yüksek 1000 dane ağırlığı 63.43 gram olarak tespit edilmiştir. Orijinlerin rutubet yüzdeleri saklama koşulları nedeni ile yıl geçtikçe genelde bir artış göstermiştir. Orijinlerde ortalama rutubet yüzdesi %11,56 olarak tespit edilmiştir, fakat bazı orijin ve saklama yıllarında tohumlara ait rutubet yüzdeleri %12'nün üzerinde tespit edilmiştir (Kesmeçay 2014 yılı, Serik 2012 yılı ve Gündoğmuş 2013 yılı). Kızılçam tohumlarında orijinlere göre saklama süresinin çimlenme yüzdesi (ÇY) ve ortalama çimlenme süresi (OÇS) değerleri üzerindeki etkisi genel olarak değerlendirildiğinde tohumun saklama süresi uzadıkça orijinlerde ÇY değerleri azalış göstermiş, OÇS değerleri ise artış göstermiştir. Fakat, bazı orijinlerde ise saklama süresi bakımından ÇY değerleri aynı kalmış, bazı OÇS değerleri ise azalmıştır. Tüm orijin ve saklama yılları ele alındığında kızılçam türünde 4-23 yıl saklanan tohumlarda ortalama ÇY %75,98 ve OÇS 15,82 gün olarak tespit edilmiştir. Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde kızılçam türü tohumlarının uygun koşullar altında 20 yıla kadar saklanabildiği kanısına varılabilir.