Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Seher Gönen Şentürk

16 theses · Çankırı Karatekin Üniversitesi

Master'sOpen AccessEN

Effect of chemotherapy treatment on quality of life in patients with leukemia

Background: Leukemia is a type of cancer with high malignancy that develops in the stem cells of the hematological system. Chemotherapy is frequently preferred in the treatment of leukemia. Chemotherapy treatment is a treatment option with intense side effects as well as positive effects. The symptoms caused by leukemia and chemotherapy completely change the way of life of individuals. Changing adverse conditions can also negatively affect the quality of life of individuals. Decreased quality of life causes individuals to feel the burden of the disease more, makes it difficult to comply with treatment, and therefore negatively affects the healing process. For this reason, it is important to determine the quality of life of individuals and to plan nursing interventions accordingly. Objective: To evaluate the quality of life of individuals receiving chemotherapy treatment for leukemia. Method: A descriptive and cross-sectional research design was used. The study was conducted from March 2022 to November 15, 2022 at an Oncology Center located in the city of Holly Karbalaa. The sample consisted of 200 leukemia patients receiving chemotherapy treatment. As a data collection tool; Sociodemographic Form, World Health Organization Quality of Life Scale - Short Form 26 (WHOQOL-BREF 26) was used. The data were collected by face-to-face interview method. In the analysis of data; Mann-Whitney U test and Kruskal Wallis Test were used in the analysis of descriptive statistics (number, percentage, mean, standard deviation) and quantitative data. Results: Of the participants, 38.5% were in the 20-29 age range, 52% were male, 81% were literate, 51.5% lived in rural areas, 40% were single, 39% had acute lymphoblastic leukemia, 47%, She receives 5 induction treatments. WHOQOL-BREF 26 sub-dimension mean scores are as follows; general health status was 12.31±6.32, physical health 5.95±5.43, psychological health 22.08±4.52, social relations 13.37±6.25, environment 17.45±6.92. There was a significant difference between the participants' gender, education, region of residence and marital status and WHOQOL-BREF 26 physical, psychological, social relations and environmental areas (p<0.05). Conclusion and Recommendation: It was determined that the quality of life of leukemia patients who received chemotherapy treatment in Iraq was low. In nursing care, it can be suggested that individuals plan care content that will increase their quality of life.

TreatmentPatientsChemotherapy-adjuvant+3
Marwan Najı Abdulhadı Ghanımı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Investigation of the satisfaction levels of the patients WHO have percutaneous coronary intervention with the health services

Aim: This study was conducted to determine the satisfaction level of patients who underwent percutaneous coronary intervention with health services. Methodology: The data of the descriptive cross-sectional study were collected at Maysan Heart Center between April 2022 and September 2022. The sample consists of 307 individuals. Data were collected with sociodemographic form and Patient Satisfaction Scale-III (PSQ-III). In the analysis of data, t-test and ANOVA tests were used in the analysis of descriptive statistics (number, percentage, mean, standard deviation) and quantitative data. Results: 64.2% of the participants were male, 30.6% were between the ages of 55-64, 81.4% were living in rural areas, 73% were married, 25.1% were primary school graduates, 49%, 2 of them were not working, 54.4% are middle-income. Of the patients, 43.6% had coronary artery insufficiency, 7.2% were smokers, 72.6% had never been to a hospital, 78.5% had never had an operation before, and 77.5% were specialist physicians. 78.2% of them stated that they waited less than 30 minutes at the center's outpatient reception, and 72.6% of them waited less than 1 week for the procedure. The mean total score of PSQ-III was 184.57±15.54. The satisfaction level of the male participants, those living in rural areas, primary school graduates, retirees, those working in public institutions, those with a high-income level, those without chronic diseases, those who smoked, those who had no previous hospital experience, and those who had not undergone any surgery, were higher than the other groups (p<0.05). Conclusion and Recommendations: According to the results of our study, the satisfaction level of the participants from the health services is high. Nursing care directly affects the satisfaction level. It can be suggested that sample practices affecting satisfaction in this center be shared with public institutions and organizations and supported. 2023, 112 pages Keywords: Percutaneous Coronary Intervention, Patient Satisfaction, Health Services

Surgical procedures-minimally invasivePatient satisfactionHeart diseases+2
Sahar Alı Khalaf Al-hazza
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz tedavisi alan bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım veren yükü, psikolojik dayanıklılık ve algılanan sosyal destek düzeylerinin ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi

Hemodiyaliz tedavisi alan bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım veren yükü, psikolojik dayanıklılık ve algılanan sosyal destek düzeylerinin ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmış tanımlayıcı kesitsel bir araştırmadır. Örneklem, 229 aile üyesinden oluşmaktadır. Veriler, Tanıtıcı Bilgi Formu, Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği (BVYÖ), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (KPSÖ) ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ile toplanmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yöntemi ile 5 farklı hemodiyaliz merkezinde, Aralık 2021-Nisan 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, Kruskal-Wallis H, Mann-Whitney U, t testi ve tek yönlü ANOVA, pearson korelasyon ve doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bakım verenlerin yaş ortalaması 47,59±13,41, % 62'si kadın, %87,8'si evli, %34,1'i 4 ve üzerinde çocuğa sahip, %43,7'si ilkokul mezunu, %74,2'si çalışmamakta, %50,7'si 1-6 yıldır bakım vermekte, %58,5'u bakımda bir başkasından destek almaktadır. BVYÖ toplam puan ortalaması 19,48±11,42, KPSÖ toplam puan ortalaması 19,18±7,80, ÇBASDÖ toplam puan ortalaması 50,44±14,07'dir. Aileden algılanan sosyal destek ve psikolojik sağlamlık düzeyi bakım yükünü negatif yönde yordamaktadır (p<0,05). Bakım verenlerin sosyal destek düzeyi ve psikolojik sağlamlık düzeyi arttıkça bakım verme yükü azalmaktadır. Hemşireler aile üyelerine danışmanlık ve eğitim vererek sosyal kaynaklara yönlendirebilir, psikolojik dayanıklılık düzeyini arttıracak girişimleri rutin uygulama içerisine entegre edebilir. Anahtar Kelimeler: Algılanan Sosyal Destek, Bakım Veren, Bakım Yükü, Hemşirelik Bakımı, Psikolojik Dayanıklılık.

AileAlgılanan sosyal destekBakım verenler+7
Semra Usta
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 diyabetli bireylerin insülin tedavi sürecinde yaşadıkları engeller ve öz bakım davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Tip 2 diyabeti olan bireylerin insülin tedavi sürecinde yaşadıkları engeller ve öz bakım davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılan tanımlayıcı kesitsel bir araştırmadır. Araştırma verileri Aralık 2021-Mayıs 2022 tarihleri arasında Ankara iline bağlı Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları, Endokrinoloji ve Metabolizma bölümlerine ait poliklinik ve yataklı servislerde hizmet alan 215 kişi ile yüzyüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Araştırma verilerin toplanmasında Hasta Tanıtım Formu, İnsülin Tedavisinde Engeller Ölçeği (İTEÖ) ve Diyabet Öz Bakım Ölçeği (DÖBÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, minimum/maksimum, ortalama, standart sapma, t testi, Mann Whitney U testi, ANOVA, Kruskal Wallis testi ve Pearson korelasyon testleri kullanılmıştır. Katılımcıların %52,1'i kadın, %76,3'ü evli, %56,3'ü ilkokul mezunu, %47,0'ı ev hanımı, %53,5'ünün diyabet tanı süresi 10 yıl ve üzeri, %42,8'inin insülin tedavi süresi 6 ay-5 yıl, HbA1c ortalaması 10,19±2,81, BKİ 29,95±5,83'dür. İTEÖ toplam puan ortalaması 4,59±1,04, DÖBÖ toplam puan ortalaması 81,82±13,39'dur. DÖBÖ toplam puan ortalaması ile İnsülinle İlişkili Olumlu Sonuç Beklentisi ve Hipoglisemi Korkusu arasında pozitif yönde zayıf, İnsülin Tedavisinde Beklenen Zorluk alt boyutu ile negatif yönde zayıf ilişki belirlenmiştir (p<0,05). Diyabet öz bakım gücü yüksek bireylerin tedavi sürecinde daha olumlu sonuçlar bekledikleri, hipoglisemi korkusu yaşadıkları ve insülin tedavisi sürecinde daha az zorluk bekledikleri saptanmıştır. Diyabetli bireylerin öz bakım gücü arttırılarak insülin tedavisine karşı olan olumsuz tutum ve davranışları engellenebilir. Anahtar Kelimeler: İnsülin tedavisi, İnsülin tedavisinde engeller, Öz bakım, Tip 2 diyabet, Hemşirelik bakımı.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2Engeller+4
Sema Gözel
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin yoğun bakım birimlerinde çalışan hemşirelerin fiziksel kısıtlamaya yönelik aldıkları eğitimin bilgi tutum ve uygulama üzerine etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Yetişkin yoğun bakım birimlerinde çalışan hemşirelerin fiziksel kısıtlamaya yönelik aldıkları eğitiminin bilgi, tutum ve uygulama üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılan ön test- son test düzeninde, prospektif, randomize kontrollü bir araştırmadır. Bir eğitim araştırma hastanesinin yetişkin yoğun bakım birimlerinde çalışan 85 hemşire örneklemi oluşturmuştur. Araştırmanın başında girişim ve kontrol grubu homojen dağılım göstermiştir (p>0.05). Ocak- Mart 2023 tarihleri arasında yürütülen çalışmanın verileri Sosyodemografik ve Fiziksel Tespit Uygulamaya Yönelik Özellikler Anketi ve Hemşirelerin Fiziksel Tespit Edici Kullanımına İlişkin Bilgi Düzeyi, Tutum ve Uygulamaları Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, t testi, ANOVA testi, Bonferroni testi, Ki-Kare, Fisher exact testleri kullanılmıştır. Girişim grubunda yer alan hemşirelerin eğitim öncesine göre, eğitim sonrası ve 1. ay izlemde fiziksel tespit uygulamaya yönelik bilgi, tutum ve uygulama puan ortalamasında anlamlı düzeyde artış olduğu belirlenmiştir (p>0,001). Girişim grubunun bilgi ve tutum puan ortalaması eğitim sonrası ve 1. ay izlemde, uygulama puan ortalaması 1. ay izlemde kontrol grubuna göre daha yüksektir (p<0,001). Sonuç olarak fiziksel kısıtlamaya yönelik verilen yapılandırılmış eğitim programları hemşirelerin bilgi, tutum ve uygulamalarını olumlu yönde etkilemektedir. Bu uygulamaların hizmet içi eğitimlerle sürdürülmesi ve belirli aralıklarla tekrarlanması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Fiziksel Kısıtlama, Yetişkin Yoğun Bakım, Hemşirelik, Eğitim.

Bilgi düzeyiHemşirelerHemşirelik+7
Aleyna Büyükyayla
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Demanslı bireylere bakım veren aile üyelerinin olumlu bakım verme deneyimlerinin incelenmesi

Demanslı bireylere bakım veren aile üyelerinin olumlu bakım verme deneyimlerinin incelenmesi amacıyla yapılan araştırmanın verileri Mart 2022 - Ocak 2023 tarihleri arasında Kocaeli Gebze Fatih Devlet Hastanesi'nin 7 farklı yatan hasta servisi ve evde sağlık hizmetleri birimde yürütülmüştür. Örneklemi 167 demanslı birey ve bakım veren aile üyesi oluşturmuştur. Veriler yüz yüze görüşme yöntemiyle, Bakım Alan ve Bakım Veren Bireyler için Tanılama Formu, Düzeltilmiş Standardize Mini Mental Test, Nöropsikiyatrik Envanter, Katz Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği, Enstrümental Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği, Bakım Verme Deneyiminin Olumlu Yönleri Ölçeği (BVDOYÖ) ile toplanmıştır. Verilerin analizinde; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, pearson korelasyon testi, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve post hoc (Tukey, LSD) testleri kullanılmışır. Bakım verenlerin yaş ortalaması 45,6±14,81, %71,3'ü kadın, %83,8'i bakımda destek aldığını, %97'si bakım verme sürecini isteyerek kabul ettiğini ve %38,9'u bakım sürecinde olumlu deneyim yaşadığını ifade etmiştir. Bakım alan bireylerin yaş ortalaması 79,4±9,57, %59,3'ü kadın, %77,2' si Alzheimer tip demans, %71,3'ü hastalığın ileri evresindedir. Bakım verenlerin BVDOYÖ toplam puan ortalaması 118,48±17,10'dur. BVDOYÖ alt boyutlarından kişisel kazanç, benlik saygısı ve bakımın sosyal yönü ile bakım veren yaş ortalaması arasında, benlik saygısı ve bakımın sosyal yönü ile eğitim yılı arasında anlamlı ilişki belirlenmiştir (p<0.05). Bakım verenlerin demografik özellikleri ile BVDOYÖ toplam puan arasında anlamlı sonuçlar elde edilmemiştir. Sonuç olarak, bakım verenlerin çoğunluğu bakım sürecinde yeterli düzeyde olumlu bakım deneyimi yaşamaktadır. Olumlu bakım deneyimlerinin tespit edilmesi, pekiştirilmesi ve geliştirilmesi, hemşirelik bakım planına entegre edilmesi önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Demans, Bakım veren, Olumlu bakım verme deneyimi, Hemşirelik

AileBakım verenlerBakım verme yükü+5
Gizem Nur Kuruderviş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Onkoloji alanında çalışan hemşirelerin kansere yakalanma korkusu ve etkileyen etmenlerin incelenmesi

ÖZER, Cihan. Onkoloji Alanında Çalışan Hemşirelerin Kansere Yakalanma Korkusu ve Etkileyen Etmenlerin İncelenmesi, (Yüksek Lisans Tezi), Çankırı, 2025. Bu çalışmanın amacı, onkoloji alanında çalışan hemşirelerin kansere yakalanma korkusu ve etkileyen etmenleri incelemektir. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikteki bu araştırmanın verileri 22 Nisan 2024 ile 20 Temmuz 2024 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde onkoloji alanında çalışan 221 hemşire ile yürütülmüştür. Veriler sosyo-demografik özellikler bilgi formu ve Kanser Kaygı Ölçeği (KKÖ) kullanılarak yüz yüze toplanmıştır. Veri analizinde SPSS 29.0 paket programı kullanılmıştır. Veriler Pearson korelasyon testi, t testi, kategorik değişkenler için tek yönlü ANOVA testi ve Multiple Linear regresyon testi ile analiz edilmiştir. Hemşirelerin Kanser Kaygı Ölçeği (KKÖ) puan ortalaması 17,11±4,81'dir. Kanser korku düzeyi bağımlı değişken olarak alındığında tüm modelin istatistiksel olarak anlamlı ve bu modelin kanser taramalarına yönelik tutumu %19 açıkladığı belirlenmiştir. Kanser korku düzeyini etkileyen faktörlerin lisans mezunu olma (=.125), sağlıklı beslenmeme (=.137), sigara kullanımı (18,01±4,86) ve kanser tanısı alan hasta sayısının artmasına bağlı kansere yakalanma korkusu (=.345) olduğu bulunmuştur. Kanser korkusunun eğitim seviyesi arttıkça ve sağlıklı beslenmeye dikkat edildikçe azaldığı, sigara kullanımı ve kanser tanısı alan hasta sayısının artmasına bağlı arttığı saptanmıştır. Sonuçlar; onkoloji alanında çalışan hemşirelerin kansere yakalanma korkusu yaşadıklarını ve kanser korku düzeyinin sosyo-demografik özellikler, yaşam tarzı alışkanlıkları ve kansere yakalanma korkusuyla ilişkili olduğunu göstermektedir.

Cihan Özer
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of compassion fatigue on job satisfaction among nurses working in hemodialysis units in baghdad city

It was conducted to examine the relationship between the levels of compassion fatigue and job satisfaction of nurses working in the hemodialysis center and the factors affecting it. The sample of this study, which used a cross-sectional descriptive research design, consisted of 230 nurses working in the hemodialysis units of state hospitals in Baghdad, Iraq. Data were collected online between August 1th 2020 and November 15th 2020, using a socio demographic questionnaire, compassion fatigue scale (CFS) and nurses' job satisfaction scale (NJSS). It was determined that 57% of the hemodialysis nurses had moderate compassion fatigue, and 75.7% were not satisfied with their jobs. There was no significant relationship between nurses' socio-demographic characteristics, compassion fatigue and job satisfaction (p>0.05). About half of the nurses experience compassion fatigue and more than half are dissatisfied with their jobs. Especially young nurses are more risky than older nurses to experience compassion fatigue. Keywords: Compassion Fatigue, Job Satisfaction, Hemodialysis, Nurse

DialysisNursesIraq-Baghdad+4
Mohammed Abdulkareem Hadı Al-saeed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Investigation of self-efficacy, health related quality of life and affecting factors in women with breast cancer

Regarding to the importance of self-efficacy and its impact on health-related behaviors, chronic disease management and quality of life, and limited studies in this field, present study tried to investigated the relationship between self-efficacy and quality of life in breast cancer patients. This descriptive study was done at the Oncology Center in Dhi Qar. Statistical population included all women who had received chemical therapy because of their breast cancer (n=200). The data were collected by using a socio demographic questionnaire form, General Self-Efficacy Scale (GSE), Health Related Quality of Life Scale (HRQOLS). The interviews were conducted in Arabic, data were collected by face-to-face interview. The data collection procedure began in September 20th 2020 until the November 8th 2020. The data were analyzed using SPSS version 26. In the evaluation of the data; number, percentage, arithmetic mean standard deviation, Kruskal-Wallis test, Spearman's correlation analyses were used. The average and standard deviation of both self-efficacy (2.48±.920) and quality of life (14.13±20.75) were estimated on the average level. There is a statistically significant relationship between self-efficacy and quality of life for breast cancer patients with a probability value (p<0.01), there is a significant relationship between age, education, income and self-efficacy (p < 0.05), and there is a statistically significant relationship between age, marital status, occupational status, income and quality of life (p<0.05). Based on the significant positive relation found between self-efficacy and quality of life it's recommended to hold some training courses for these patients, have a physiologist and psychiatric nurse in chemotherapy department, and prepare more palliative care to raise the breast cancer patients' self-efficacy which finally leads to a better quality of life. Keywords: Self-efficacy, health related quality of life, breast cancer

WomenBreast diseasesBreast neoplasms+2
Dumooa Ghenı Shanan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Demanslı bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım yükü ve aleksitimi düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırma, demanslı bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım yükü ve aleksitimi düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı nitelikte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran demanslı bireye bakım verenler; örneklemi ise dahil edilme kriterlerine uygun demanslı bireye bakım veren aile üyeleri (n:106) oluşturmuştur. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Bakım Verenlerin Yükü Envanteri (BVYE) ve Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ) kullanılarak toplanmıştır. Veriler yüzyüze görüşme yöntemi ile Ağustos 2020- Nisan 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama, shapirowilk, t testi,pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Bakım verenlerin %67'si kadın, yaş ortalaması 41,77±13,68, %50'si üniversite mezunu, %42,5'inin geliri giderden az ve %13,2'si kronik bir hastalığa sahiptir. Ayrıca bakım verenlerin%30,2'si annesine bakım verdiğini, %57,5'i 1-5 yıl arası bakım verdiğini, %77,4'ü bakımda diğer aile üyelerinden destek aldığını ve %58,5'i kendilerine vakit ayırabildiklerini bildirmiştir. Bakım verenlerin BVYE toplam puan ortalaması 47,66±22,65,TAÖ toplam puan ortalaması 58,18±10,86'dir. Bakım verenlerin %32,1'isinin aleksitimik özellik göstermediği, %26,4'ünün muhtemel aleksitimik özellik gösterdiği, %41,5'inin ise aleksitimisi olduğu saptanmıştır. Bakım verirken kendisine vakit ayıramayan, bakımda hasta ile iletişim sorunu yaşayan ve bakım verirken diğer aile üyelerinden destek alamayan bakım verenlerin BVYE ve TAÖ toplam puan ortalaması diğer bakım verenlere göre daha yüksektir(p<0.05). BVYE toplam puanı ile TAÖ toplam puanı arasında orta düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki vardır (p<0,05). TAÖ toplam puan ortalaması arttıkça BVYE toplam puan ortalaması da artmaktadır. Araştırma sonuçlarına dayalı olarak; bakım yükünü etkileyen etmenlerden bir tanesi de aleksitimidir. Hemşireler bakım verenlere destek olurkne bakım yükünü etkileyen önemli etmenlerden birisi olarak aleksitimiyi de değerlendirmeli, gereksinime göre hemşirelik bakımını planlamalı ve uygulamalıdır. Anahtar Kelimeler: Aleksitimi, Bakım Veren, Bakım Veren Yükü, Demans, Hemşirelik

AileAleksitimiBakım verenler+3
Serap Satılmış
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi döneminde kronik hastalığı olan bireylerin koronovirüs-19 fobisi ile siberkondri düzeyleri ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Koronavirüs-19 salgınında kronik hastalığı olan bireylerin, Koronavirüs-19 fobisi ile siberkondri düzeyleri ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla yapılan kesitsel, tanımlayıcı çalışmanın örneklemini Aralık 2020 ile Nisan 2021 tarihleri arasında ayaktan ya da yatarak tedavi alan ve kronik hastalığı olan 292 birey oluşturmuştur. Veriler online veri toplama yöntemi ile toplanmıştır. Verileri toplama aracı olarak; Kişisel Bilgi Formu, Siberkondri Şiddeti Ölçeği (SŞÖ) ve Koronavirüs-19 Fobisi Ölçeği (K19FÖ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; sayı, yüzde, Anova testi, t testi, Tukey ve Bonferroni çoklu karşılatırma testleri, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılanların %56.4'nün kadın, %35,7'nin 50 yaş ve üzerinde, %82,3'ü evli, %54,8'i çalışmaktadır. Katılımcıların %83'ü koronavirüs-19 ile ilgili internetten araştırma yaptığını, %84,7'i tv/internette sağlık/koronavirüs-19 ile ilgili programları izlediğini ve %18,7'i internetten edindiği bilgilerin doğruluğuna inandığını ve %76,2'i internetten öğrendiği bilgilerin psikolojik olarak olumsuz yönde etkilediğini belirtmiştir. Katılımcıların cinsiyet, eğitim durumu, sağlık ile ilgili yayın (kitap, dergi vb.) takip etme, tv/internette sağlık/koronavirüs-19 ile ilgili programları izleme, internetten sağlıkla ilgili edinilen bilgilerin doğruluğuna inanma, tv/internetten öğrenilen bilgilerin psikolojik olarak olumsuz yönde etkileme durumlarının koronavirüs fobisi ve sibekondri düzeylerini etkileyen değişkenler olduğu saptanmıştır (p<0.05). Katılımcıların K19FÖ puan ortalaması 55,47±12,44, SŞÖ puan ortalaması 79,37±14,66 olarak saptanmıştır. Her iki ölçektende alınabilecek en yüsek puanlar (K19FÖ :100, SŞÖ: 165) dikkate alındığında katılımcıların koronafobi ve siberkondri düzeyleri orta düzeyde olarak değerlendirilmiştir. Koronavirüs pandemisinde arttığı düşünülen siberkondrinin erken dönemde belirlenmesi, kronik hastalıkların doğru yöneltilmesi açısından önemlidir. Hemşireler kronik hastalığa sahip bireylere tanı konulur konulmaz danışmanlık vermeli ve sağlık okuryazarlığını öğretmelidir.

COVID 19FobilerHemşirelik+5
Zeynep Nehir Sarı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde çalışan hemşirelerin demanslı bireylere yönelik tutumlarını etkileyen faktörler

Huzurevinde çalışan hemşirelerin demans tanısı almış bireylere yönelik tutumları ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılan bu tanımlayıcı, kesitsel çalışmanın örneklemini, huzurevinde çalışan hemşireler oluşturmuştur (n:153).Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Demans Tutum Ölçeği (DTÖ), Demans Bilgi Değerlendirme Ölçeği (DBDÖ) ile Ekim-Kasım 2021 tarihleri arasında online olarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistik olarak yüzdelik, aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, F testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Huzurevinde çalışan hemşirelerin %47,1'i 20-30 yaş aralığında, %77,8'si kadın, % 69,3'ünün lisans mezunudur. Hemşirelerin DTÖ toplam puan ortalaması 100,31±12,19, DBDÖ toplam puan ortalaması ise 18,94±5,48' dir. Hemşirelerin demans tanısı almış bireylere yönelik tutumlarını demans bilgi düzeyleri, ailesinde doğrudan bakım verdiği demans tanısı almış bir bireyin olması, demans tanısı almış bireye bakım verirken iletişim sıkıntısı yaşama ve eğitim düzeyi gibi sosyodemografik özellikler etkilemektedir (p<0,01).Demans bilgi düzeyi ile demans tutum puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,01: r=0,432). Demans tanısı almış bireylere verilen bakımın kalitesini artırmak için hemşirelerin bu bireylere karşı tutumları önemlidir. Huzurevinde çalışan hemşirelerin demans bilgi düzeyi arttıkça demans tanısı almış bireye karşı olumlu tutum sergiledikleri belirlenmiştir. Hemşirelerin demans bilgi düzeylerini artırmaya yönelik hizmet içi eğitimlerin düzenli aralıklarla yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Huzurevi, Hemşire, Demans, Tutum

DemansHemşirelerHemşirelik+3
Menşure Özcan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kabul ve kararlılık yaklaşımına dayalı grup psikoeğitim programının hemşirelerin psikolojik esneklik düzeyleri üzerine etkisi

Kabul ve Kararlılık Terapisi yaklaşımına dayalı grup psikoeğitim programının hemşirelerin psikolojik esneklik düzeyleri üzerine etkisini incelemek amacıyla ön-test son test düzeninde, yarı deneysel olarak yapılan çalışma Mart 2021- Ağustos 2021 tarihleri arasında 60 hemşire (kontrol grubu=30, psikoeğitim grubu=30) ile yürütülmüştür. Veriler Kişisel Bilgi Formu ve Psikolojik Esneklik Ölçeği ile çalışmanın başında, 8 oturumun sonunda ve bir ay sonra olmak üzere yüzyüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama, Kolmogrov-Smirnov, ANOVA, Mann Whitney U ve ki kare testleri kullanılmıştır. Araştırmaya katılan psikoeğitim grubunun yaş ortalaması 28.13±8.05, %70'i kadın, %86.7'sı bekâr, %70'i üniversite mezunu, %83,7'si vardiyalı olarak çalışmakta, %93,7'si haftada 40 saatin üzerinde çalışmakta, %43,3'ü 2 ile 5 yıl arasında mesleki deneyime sahiptir. Kontrol grubundaki katılımcıların yaş ortalaması 28.93±7.30, %76.7'si kadın, % 70'i bekâr, % 66,7'si üniversite mezunu, % 90'ı vardiyali olarak çalışmakta, %96,7'si haftada 40 saatin üzerinde çalışmakta, % 36,7'si 2 ile 5 yıl arasında mesleki deneyime sahiptir. Psikoeğitim grubu katılımcılarının psikolojik esneklik toplam puan ortalamaları incelendiğinde ön test (128.57±21.60), son test (156.93±21.81) ve izlem testi (153.80±16.29) puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (F: 38.625 p=0.000). Kontrol grubu katılımcılarının psikolojik esneklik toplam puan ortalamaları incelendiğinde ön test (131.30±17.36), son test (134.80±21.01) ve izlem testi (131.50±16.45) puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktur (F: 0.566 p=0.754). Kabul ve Kararlılık Yaklaşımına dayalı grup psikoeğitim programı hemşirelerin psikolojik esneklik düzeyini arttırmada etkili bir yöntemdir. Hemşirelerde psikolojik esneklik düzeyi arttırılarak stres, tükenmişlik ve duygusal sorunlar gibi olumsuz durumlar önlenebilir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, kabul ve kararlılık terapisi, psikolojik esneklik, psikoeğitim programı

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+3
Demet Yücel
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnsülin kullanan tip 2 diyabetli bireylerde lipohipertrofi ve lipoatrofi prevalansı ve ilişkili risk faktörlerinin belirlenmesi

Araştırma insülin kullanan Tip 2 diyabet tanısına sahip bireylerin lipohipertrofi ve lipoatrofi prevalansını ve ilişkili risk faktörlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel ve tanımlayıcı türde olan araştırmanın verileri Ocak – Nisan 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmaya katılmayı kabul eden ve dahil edilme kriterlerini karşılayan 271 birey örneklemi oluşturmuştur. Lipoatrofi ve lipohipertrofi varlığı inspeksiyon ve palpasyonla değerlendirilmiş, araştırmacılar tarafından literatür doğrultusunda hazırlanan Lipoatrofi ve Lipohipertrofi Tanılama ve Risk Faktörleri Veri Toplama Formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, Ki-kare analizi ve Fisher Ki-kare analizi kullanılmıştır. Araştırmamızda lipoatrofi prevalansı %4,8 (n:13), lipohipertrofi prevalansı %19,2 (n:52) olarak belirlenmiştir. Tespit edilen lipohipertrofilerin %12,5'i grade-1 boyutundadır. Lipohipertrofilerin %47,5'inin (n:29), lipoatrofilerin ise %84,6'sının (n:11) abdomen bölgesinde olduğu tespit edilmiştir. Son üç ayda beş ve üzeri hiperglisemik atak yaşayan, enjeksiyonu dikey uygulayan, kol dışındaki enjeksiyon bölgelerini kullanan, düzenli bölge içi rotasyon yapmayan ve iğne ucunu en az iki kullanımda değiştiren diyabetli bireylerde lipoatrofinin daha sık görüldüğü belirlenmiştir (p<0,05). Lipohipertrofnin ise 61-70 arası yaş grubunda olan, kadın cinsiyet olan, son üç ay içerisinde beş üzeri hiperglisemik atak yaşayan, günlük kullanılan toplam insülin dozu >50İU olan, günde dört kez insülin uygulayan, prandiyal ve bazal insülin kullanan, düzenli sistematik ve bölge içi rotasyon yapmayan, HDL ve trigliserit düzeyi düşük olan diyabetli bireylerde daha sık görüldüğü saptanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak, lipoatrofi ve lipohipertrofiler sık görülmekte ve bazı değiştirilebilir risk faktörlerine bağlı gelişebilmektedir. Güvenli insülin kullanımını engelleyen, ağrıya, kötü görüntüye, insülin emiliminde değişikliklere neden olan lipoatrofi ve lipohipertrofilerin gelişimini engellemek ve uygun hastalık yönetimini sağlamak için hemşireler tarafından bireylerin düzenli aralıklarla muayene edilmesi ve gereksinime göre eğitim verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Diyabet, Hemşirelik, İnsülin Yönetimi, Lipoatrofi, Lipohipertrofi.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2Hipertrofi+5
Huriye Kırmızıgül
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of the effect of psychological factors on adult patients at risk of cardiovascular disease in tikrit city

Objective: To evaluate the effect of psychological factors on adult patients at risk of cardiovascular disease in the city of Tikrit. Methods: A descriptive study was conducted between December 2020 and December 2021 at Tikrit Research and Application Hospital (Tikrit Emergency Hospital) and Salah Al-Din General Hospital. 245 patients who met the sample criteria were included in the study. The data were collected face-to-face in the hospital, and the personal information form and the Psychological Factors Scale-Patient version were used to collect the data. SPSS package program was used in the analysis of the data. Skewness and kurtosis testing were used to determine the normal distribution of data. In the analysis of the data, number, percentage, arithmetic mean, t-test and ANOVA test were used. In the study, p< 0.05 confidence interval was used. Results: GHQ-28 total score is 54.66 ± 28.8. In this study, it was revealed that there was a statistically significant relationship between age, education level, body mass index, family history, presence of advanced malignant disease, patient's suffering from neurological diseases, alcohol use, smoking and psychological factors, and that there was a statistically significant relationship between gender and the sub-dimensions of anxiety, social dysfunction and depression in favor of women (p<0,05). Conclusion: Psychological factors have a high impact on the development of diseases with high mortality rates such as cardiovascular diseases. Nurses who are responsible for the protection and development of health can increase the knowledge level of the society with their trainings. The protection of community mental health is also very important in terms of preventing chronic diseases.

Patient careNursing careIrak-Tikrit+5
Raaed Hamad Husseın Husseın
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of depression in breast cancer patients

Objective: To examine the level of depression and influencing factors in women with breast cancer. Method: A descriptive study was conducted in Al-Diwaniyah Hospital in Iraq from September 20, 2021 to December 20, 2021. The sample number was 300 breast canser patients. Data were collected face-to-face through interviews. The Sociodemographic Form and the Beck Depression Scale-Arabic was used to collect the data. SPSS package program was used in the analysis of the data. The skewness and kurtosis test were used to determine the normal distribution of the data. Number, percentage, arithmetic mean, t-test and ANOVA test were used in the analysis of the data. Results: It was determined that 31% of the study group was 40 years or older and 60% were married, 24.3% had middle school, 50% were housewives. A moderate level of depression was determined (22.45±12). There is a statistically significant relationship between age, education, work and depression (p< 0.05), but there is no statistically significant relationship between marital status and depression (p > 0.05). Conclusion: As soon as breast cancer is diagnosed, the psycho-social aspect of the patient should be examined by nurses and risk factors should be determined. A preventive mental health aroach should be provided to protect against possible risk factors such as depression.

DepressionPatient careNursing care+3
Haneen Badr Shanshool Shanshool
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00

Other supervisors