Theses supervised by Eda Yazgın
10 theses · Eastern Mediterranean University
Demokratik Okul Bağlamında Bir Okul Geliştirme Çalışması
ÖZ: Bu araştırmada, eğitim ortamında demokrasi ikliminin gelişmesini destekleyen durumların belirlenmesi ve demokrasi ikliminin gelişmesine engel olan durumları saptayarak ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden, eylem araştırması desenine dayalı olarak yürütülmüştür Araştırma Kuzey Kıbrıs’ın Lefkoşa ilçesinde bir sivil toplum kuruluşuna bağlı vakıf anaokulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında okul yöneticisi, beş yaş grubunda görev yapmakta olan 2 okul öncesi öğretmeni ve bu sınıflarda öğrenim gören 17 çocukla çalışılmıştır. Araştırma 4 aşamada yürütülmüştür. İlk aşamada iki ayrı sınıfta 2 ay boyunca haftada 3 kez, doğal gözlem tekniklerinden biri olan yansıtıcı günlük aracılığı ile gözlem kayıtları tutulmuştur. Gözlem kayıtları analiz edilerek okulda demokratik iklimin geliştirilmesi için gereksinimler belirlenmiştir. İkinci aşamada ise alan yazından da destek alarak belirlenen gereksinimler doğrultusunda 2 ayrı sınıfta toplamda 17 çocuk ile 6 farklı eğitim etkinliği gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşamada uzman görüşleri alınarak hazırlanmış, 9 sorudan oluşan yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla, okuldaki demokratik iklimin önündeki engelleri belirleyebilmek adına araştırma kapsamında bulunan 1 yönetici ve beş yaş grubunda görev yapmakta olan 2 okul öncesi öğretmeni ile görüşmeler yapılmıştır. Dördüncü aşamada ise gözlem, etkinlik uygulamaları ve görüşmelerden oluşan veriler ayrıntılı bir şekilde araştırmacı tarafından incelenip kodlar ve temalar oluşturularak elde edilen araştırma verileri analiz edilmiştir. Gözlemlerden elde edilen veriler toplam 4 kategoride incelenmiştir. Bu kategoriler, öğretmenlerin sınıflarında gözlem yapılan süre içerisinde demokratik eğitim iklimini etkileyen etmenlere yönelik sergiledikleri sınıf yönetimi stratejileri, sınıf kuralları, gözlemlenen tüm etkinliklerin yaş ve gelişim düzeylerine uygunluğu ve eğitim rutinleri olmak üzere 4 farklı kategori elde edilmiştir. Bu kategorinin yanı sıra gözlem yapılan süre içerisinde öğretmenlerin çocuklara Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde bulunan madde 12 Çocuğun Katılım Hakkını ne kadar gözettikleri katılım hakkının niteliklerini ne derece göz önünde bulunduklarına ve okulda yapılan etkinliklerin Roger Hart tarafından geliştirilen Katılım Merdiveni Modeli’nin kaçıncı basamağında olduğuna bakılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler doğrultusunda ise okuldaki eğitim yaklaşımı, okul ve sınıf kuralları, çocuğun katılım hakkı ve katılımcıların demokrasi/demokratik eğitim algıları olmak üzere 4 tema altında toplanmıştır. Araştırmanın genel olarak sonuçlarına demokratik eğitimin önünde engel teşkil eden bulgular, okuldaki eğitim ortamının genellikle öğretmen merkezli olması, öğretmenlerin otoriter tutumlara sahip olması, çocukların BM ÇHS madde.12 Çocuğun Katılım hakkı ile ilgili öğretmenlerin yeterince bilgi sahibi olmaması ve okuldaki çocuk katılımı kavramının aslında göstermelik katılım (maskotluk) olduğunu göstermektedir. Okuldaki karar alıcılar ve kural belirleyicilerin öğretmenler olduğu saptanmıştır. Toplanan tüm verilerin analizlerinden elde edilen sonuçlar doğrultusunda demokratik okul bağlamında mevcut demokrasi iklimini iyileştirmek adına önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Demokratik Eğitim, Demokratik Okul, Okul Öncesi Eğitim, Çocuk Hakları
Anne Babaların Cinsiyet Sosyalleştirme Davranışlarının Demografik Değişkenler Açısından İncelenmesi
ÖZ: Araştırmada, 2-8 yaş aralığında çocuğu olan anne ve babaların cinsiyet sosyalleştirme davranışları incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi Kuzey Kıbrıs’ın, Lefkoşa ve Gazimağusa ilçelerinde ikamet eden 223 anne ve 79 babadan oluşmaktadır. Örneklem, amaçlı örnekleme yöntemlerinden biri olan maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Katılımcıların demografik bilgileri, demografik bilgi formu ile elde edilmiştir. Anne ve babaların, çocuklarının cinsiyet sosyalleştirme sürecindeki davranışlarını belirlemek için ise Blakemore ve Hill (2008)’e ait olan Çocuklarda Cinsiyet Sosyalleştirme Ölçeği (The Child Gender Socialization Scale) kullanılmıştır. Ölçeğin Türkçe versiyonu bulunmadığından, araştırma kapsamında ölçeğin uyarlama çalışması da gerçekleştirilmiştir. Ölçek, uyarlama aşamasında Türkçe ve İngilizce dillerinin her ikisinde de yetkin üç dil uzmanı tarafından çeviri ve geri çeviri aşamalarından geçirilmiştir. Form üç toplumsal cinsiyet çalışmaları uzmanının görüşüne sunularak son halini almıştır. Ölçek, kız ve erkek çocuk sahibi anne babalar için farklılaşmaktadır. Araştırmada anne babaların cinsiyet sosyalleştirme davranışları, anne ve babanın anne veya baba olma durumu, eğitim durumu ve medeni durumu; çocuğun yaşı ve cinsiyeti olmak üzere beş değişkene göre incelenmiştir. Araştırma sonucunda anne babaların, cinsiyet sosyalleştirme davranışlarının anne ya da baba olma durumuna göre istatiksel olarak bir değişiklik göstermediği tespit edilmiştir. Çocuğun cinsiyeti açısından incelendiğinde, anne ve babaların cinsiyet sosyalleştirme davranışları ile çocuklarının cinsiyeti arasında bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu ilişki, kız çocuğu olan anne ve babaların, erkek çocuk sahibi anne ve babalara oranla daha fazla cinsiyet sosyalleştirme uyguladığı yönündedir. Anne ve babanın medeni durumu ile cinsiyet sosyalleştirme davranışları incelendiğinde ise istatiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Ancak anne ve babanın eğitim durumuna göre cinsiyet sosyalleştirme davranışları ele alındığında, lisans ve üzeri (yüksek lisans, doktora) eğitim durumundaki anne ve babaların, lisans öncesi eğitim durumunda olanlara oranla daha fazla cinsiyet sosyalleştirme uyguladığı, literatürün aksine şaşırtıcı bir bulgu olmuştur. Aynı zamanda bulgulara göre, 3-57 ay arası çocuğu olan anne ve babalar, 58-103 ay arası çocuğu olan anne babalara oranla daha fazla cinsiyet sosyalleştirme uygulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Cinsiyet sosyalleştirme, erken çocukluk dönemi, ana-babalık.
Okul Öncesi Öğretmenlerinin Çocuklara İlişkin Algıladıkları Duygusal ve Davranışsal Sorun Durumlarına Verdikleri Tepkilerin İncelenmesi
ÖZ : Bu araştırmanın amacı, KKTC’de okul öncesi eğitim kurumlarında çalışmakta olan öğretmenlerin çocuklara ilişkin algıladıkları duygusal ve davranışsal sorunları ve öğretmenlerin bu sorun davranışlar karşısında verdikleri tepkileri incelemektir. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması desenine dayalı tasarlanan çalışma, 2017 2018 eğitim-öğretim yılında Gazimağusa bölgesinde eğitim veren, KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’na bağlı 4 resmi ve 5 özel olmak üzere toplam 9 okul öncesi eğitim kurumunda görev yapan 30 öğretmen ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri 30 öğretmen ile birebir yüz yüze görüşme yöntemi uygulanarak ve araştırmacı tarafından her okulda, belirlenen sınıflarda 5 okul günü ve saatlerinde toplamda 45 gün olmak üzere doğal gözlem tekniği kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen verilere içerik analizi yapılarak tema ve alt temalar saptanmış, olguların temel sorun içindeki ağırlıkları belirlenmiştir. Geçerlilik, kodların ve kategorilerin elde edildiği görüşme ve doğal gözlemlerden birebir alıntı yapılarak arttırılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda, KKTC’deki okul öncesi kurumlarında çalışmakta olan öğretmenlerin sorun durumla baş etme konusunda bilgi yönünde yeterlilik gösterdikleri ancak sınıf içerisinde uygulamalar konusunda yetersiz oldukları ayrıca öğretmenlerin sorun durumu sosyal çevreye zarar verme olarak ifade ettikleri tespit edilmiş ve gözlem sonuçları da bu bulguyu desteklenmiştir. Öğretmenler sorun durumlar karşısında olumlu müdahale yöntemini uyguladıklarını belirtmelerine rağmen gözlem sonuçları öğretmenlerin sorunla baş etmede uyarma yöntemini kullandıklarını göstermiştir. Gözlem sonuçları doğrultusunda öğretmenlerin sınıf içerisindeki sorun davranışlar konusundaki tepkileri incelendiğinde yüksek bir sıklıkla geleneksel model ile tepkisel modeli benimsedikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Sorun Davranış, Sınıf Yönetimi, Baş Etme Stratejileri
Okul Öncesi Öğretmenlerin Öz Yeterlik Algılarının İncelenmesi
Pre-school education is one of the most fundamental components forming children’s emotional, physical and social development in their first years of life. Teachers play a significant role in arranging age-appropriate classroom settings for children and help them experience a successful educational process. Teachers with high levels of self-efficacy leads to having children with high self-efficacy and positively influence children’s in-class performances. Teachers’ perception of self-efficacy also offers a positive impact on various aspects of teaching such as dealing with classroom management problems and adapting to new changes in the profession. Based on the review of relevant literature, the study aims of this study is to investigate the self-efficacy perceptions of pre-school teachers. The study population involves pre-school teachers working in pre-school educational institutions located in North Cyprus. The study sample consists of 160 pre-school teachers working at pre-school educational institutions located within Famagusta city borders. For data collection, Turkish version of “Ohio Teachers’ Sense of Efficacy Scale” which was originally developed by Tschannen Moran & Woolfolk Hoy (2001) and then adapted into Turkish by Çapa, Çakıroğlu and Sarıkaya (2005). The statistical analyses of the collected data were conducted by using SPSS (Statistical Packages for the Social Sciences) 22 software. One-way variance analysis (ANOVA) was implemented in order to measure the relation between teachers’ demographic features such as age, professional experience, level of education and their total scores of self-efficacy. Additionally, t-test was used to examine the relation between school types and teachers’ total scores of self-efficacy. As a result of the analyzes, it was observed that there were no significant differences between the teachers' variables such as age, professional experience, educational status and self-efficacy perceptions. But, it was concluded that there was a significant difference between the school type variable and self-efficacy total scores. Keywords: Self-efficacy, pre-school education, teacher competencies.
Öğretmenlerin Anne Babaların ve Çocukların Çok Kültürlü Eğitime Yönelik Anlayışları ve Okul Uygulamaları
ÖZ: Bu çalışmada, öğretmenlerin, anne-babaların ve çocukların çok kültürlü eğitime yönelik görüşleri ve yaptıkları uygulamaları belirlemek hedeflenmektedir. Çalışma var olan durumu ortaya koyma amacı güdüldüğü için nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması ile gerçekleşmiştir. Çalışma Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’na bağlı olan Gazimağusa ilçesinde yer alan özel bir anaokulunda gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın verilerinin toplanması 2019-2020 eğitim öğretim yılı 7 Ocak-10 Mart 2020 tarihleri arasında yapılan öğrenci gözlemleri, 15 Şubat-11 Mayıs 2020 tarihleri arasında yapılan anne-baba görüşmeleri ve 7 Nisan-20 Mayıs 2020 tarihleri arasında yapılan öğretmen görüşmeleri ile gerçekleşmiştir. Veri toplama süreci toplamda 5 ay sürmüştür. Çalışmanın örneklem grubunu, 32 çocuk 40 anne-baba ve 5 öğretmen oluşturmuştur. Çalışma etik kurallar çerçevesinde ve tüm katılımcıların gönüllülük ilkesi ile katılımı çerçevesinde gerçekleşmiştir. 3 aşamadan oluşan çalışmanın ilk aşaması çocukların oyunları sırasında gözlemlenmesidir. 2.5 ay boyunca haftanın her günü daha önceden düzenlenen sınıflarda çocukların oyunları gözlemlenmiş ve notlar alınmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında anne-baba görüşmeleri üçüncü aşamasında ise öğretmen görüşmeleri yapılmıştır. Elde edilen verilerin geçerlilik güvenirlik hesaplaması Miles Huberman (1994) güvenirlik formülü kullanılarak yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, okul öncesi eğitim kurumlarında verilen çok kültürlü eğitimin ne kadar önemli olduğu ve gerekliliği vurgulanmış, eğitim ortamındaki akran ilişkilerinin oldukça başarılı olduğu ve farklı kültürden gelme durumunun çocuklar arasındaki ilişkileri olumsuz etkilemediği, çok kültürlü eğitim ortamlarının daha iyi düzenlenmesi ve uygulamaların zenginleştirilmesi gerekliliği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın bulguları ışığında ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda en önemli birkaç öneriler verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Kültür, Çok Kültürlü Eğitim, Akran İlişkileri.
Okul Öncesi Öğretmenlerinin Benlik Saygıları ve İş Doyumu Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
ÖZ: Okul öncesi öğretmenleri 0-6 yaş aralığındaki çocukların eğitiminden sorumludur. Bu bağlamda okul öncesi öğretmenlerinin kendi iş doyumları ve mesleki benlik saygıları çocukları etkileyebilmektedir. Bu çalışmada, okul öncesi öğretmenlerinin mesleki benlik saygıları ile iş doyumu düzeylerinin bazı değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Bu araştırmanın amacı 2017-2018 eğitim öğretim yılında okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin mesleki benlik saygıları ile iş doyumlarının farklı değişkenlerle ilişkisinin ve bu iki değişken arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma evrenini 2017-2018 Eğitim Öğretim yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde okul öncesi öğretmeni olarak görev yapmakta olan 297 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın sonuçlarına göre okul öncesi öğretmenlerinin mesleki benlik saygısı düzeyinin yaş ve kıdem değişkenlerine göre farklılaştığı tespit edilmiş, ancak cinsiyet ve eğitim düzeyi değişkenlerinin benlik saygısı açısından farklılığa yol açmadığı saptanmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin iş doyum düzeylerinde yaş ve kıdem değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık tespit edilmiş, ancak cinsiyet, eğitim düzeyi değişkenleri ile iş doyumu düzeyleri açısından anlamlı bir fark saptanmamıştır. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, okul öncesi öğretmenlerinin mesleki benlik saygınlığı ve iş doyumu düzeyleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Öğretmeni, Mesleki Benlik Saygısı, İş Doyumu
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Bulunan Okul Öncesi Öğretmenlerinin Epistemolojik İnançlarının İncelenmesi
ÖZ: Bu araştırmada Kuzey Kıbrıs‟ta görev yapmakta olan okul öncesi öğretmenlerinin epistemolojik inançlarının yaş, cinsiyet, kıdem yılı, mezun olunan okul, çalışılan kurum ve yüksek lisans yapma değişkenlerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 2017-2018 eğitim öğretim yılında KKTC‟de Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı‟na bağlı okullarda görev yapmakta olan 210 okul öncesi öğretmen katılmıştır. Katılımcıların 199‟u kadın ve 11 „i erkek okul öncesi öğretmenleridir. Araştırmada nicel verilere dayanarak ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin demografik bilgilerini öğrenme amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan „‟Demografik Bilgi Formu‟‟ ve Aypay (2011) tarafından Türkçe‟ye uyarlanan „‟Epistemolojik İnanç Ölçeği‟‟ kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde „‟Anova‟‟ ve „‟T-testi‟‟ kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre; Kuzey Kıbrıs‟ta okul öncesi öğretmenlerinin epistemolojik inançlarının ölçek ortalamasının üstünde yer alarak anlamlı olarak gelişmiş olduğu görülmüştür. En yüksek puan " doğuştan/sabit yetenek” en düşük puan ise „‟öğrenme çabası‟‟ inançlarında olmuştur. Buna ek olarak okul öncesi öğretmenlerinin epistemolojik inançlarında yaş, mezun olunan okul, çalışılan kurum değişkenine göre farklılaşırken cinsiyet, lisansüstü eğitim ve kıdem yılına göre farklılaşmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Epistemoloji, Epistemolojik İnanç, Okul Öncesi, Eğitim ve Epistemoloji
Okul Öncesi Eğitim Ortamında Reggio Emilia Temelli Pedagojik Dokümantasyon Uygulamaları Geliştirme ve Değerlendirme
ÖZ: Bu araştırmada, Reggio Emilia temelli pedagojik dokümantasyon yönteminin seçilen anaokulunda öğrenme ve öğretme süreçlere etkisini öğretmen, anne-baba ve çocuk bakış açısına göre incelemek amaçlanmıştır. Araştırma, birçok nitel araştırma yönteminin bir arada kullanılmasına olanak sağlayan eylem araştırması deseni ile yürütülmüştür. Araştırma Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’na bağlı Gazimağusa ilçesinde yer alan bir devlet anaokulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2018-2019 eğitim ve öğretim yılı bahar döneminde 6 Mayıs–31 Temmuz 2019 tarihleri arasında haftanın 2 günü araştırmacının uygulama okulunda bulunması ile toplamda 3 ay sürmüştür. Araştırmanın örneklemini, 4 yaş sınıfında öğrenim gören 17 çocuk, 2 okul öncesi öğretmeni ve 17 anne-baba oluşturmuştur. Araştırma katılımcıların gönüllülük esasına bağlı kalınarak yürütülmüştür. Araştırma kapsamında 6 farklı etkinlik uygulanmış ve veriler yansıtıcı günlük, öğretmen görüşmeleri, anne-baba görüşmeleri yolu ile toplanmıştır. Elde edilen verilere araştırmacı ve tez yöneticisi tarafından çapraz kodlama yapılarak içerik analizi uygulanmıştır. Verilerin geçerlik güvenirlik hesaplaması Miles ve Huberman’ın (1994) güvenirlik formülü ile yapılmıştır. Gerçekleştirilen analizler sonunda elde edilen bulgular incelendiğinde, araştırmanın öğretmenler ve anne babalarda pedagojik dokümantasyon yöntemine ilişkin farkındalık oluşturma amacının gerçekleştirildiği sonucuna ulaşılmıştır. Yine araştırmanın amaçları arasında yer alan çocukların öğrenmelerinin görünür kılınması ve öğrenme süreçlerinde çocukların aktif rol almalarının sağlanması amacının da gerçekleştiği sonucu elde edilmiştir. Pedagojik dokümantasyon yönteminin okul-aile etkileşimini arttırdığı, anne-babaların çocuklarının gelişimleri ve öğrenme yaşantıları hakkında yöntem yolu ile detaylı bilgi sahibi olmaya başladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulgularından yola çıkılarak elde edilen sonuçlar doğrultusunda uygulama ve araştırmalara yönelik öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Reggio Emilia Yaklaşımı, Pedagojik Dokümantasyon, Erken Çocukluk, Pedagojik Dokümantasyon Araçları, Bülten, Portfolyo, Panel
Okul Öncesi Dönemde Çok Kültürlü Eğitim Uygulamaları Çalışmalarının İncelenmesi
ÖZ: Bu araştırma, küreselleşme, çok kültürlülük, çok kültürlü eğitim kavramları temel alınarak, çok kültürlü okul öncesi eğitimin önemini ve etkilerinin araştırıldığı çalışmaların sonuçlarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Küreselleşme, günlük hayatta hemen hemen her konuda uluslararası bağ oluşmasını sağlamaktadır. Bu bağlamda, toplumların kültürleri sadece kendi sınırları içinde nüfuz etmekle kalmamıştır. Çok kültürlülük kavramı, birçok farklı topluluk ve geçmişten gelen insanların kültürlerinin bir arada bulunması ve bu durumun ayrımcılıktan ve tekile indirgenmesinden uzak, eşit ve adil bir ortamda süregelmelerinin sağlanmasıdır. Çok kültürlü eğitim de bu bağlamda, ayrımcılık ve ön yargıdan uzak bir şekilde, bireysel ve/veya topluluksal kültür kaybını engellemeye, farklı kültürleri tek bir çatı altında bütünleştirmekten ziyade her birini olduğu gibi kabul etme, farklı görmeme amacı güden, topluluktan ziyade toplumun geneline fayda sağlamaya uğraşan, vatandaşları birleştiren bir eğitim sistemi olarak kabul edilmiştir. Bu araştırma nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman incelemesi desenine dayalı bir araştırmadır. Konu ile ilgili alanyazında yer alan çalışmalar incelenmiş ve elde edilen veriye içerik analizi uygulanmıştır. İçerik analizinin temelinde yapılan işlem, birbirine benzeyen verileri belirli kavramlar ve temalar çerçevesinde bir araya getirmek ve bunları okuyucunun anlayabileceği bir biçimde düzenleyerek yorumlamaktır. Bu bağlamda araştırma; kültür, çok kültürlülük, eğitimin rolü, çok kültürlülüğe ilişkin okul öncesi eğitimin güncel durumu, okul öncesi eğitimin sosyal davranışlar üzerine etkisi, okul öncesi dönemde çok kültürlü eğitimi özendirme ve destekleme yolları, öğretmen yetkinliği, eğitim medyası ve çok kültürlü eğitim programı türleri alt başlıklarında toparlanmıştır. Araştırmada, çok kültürlü eğitim ile ilgili 2000–2018 yılları arasında yayımlanmış yazılı kaynaklar araştırmanın evrenini oluştururken, yine aynı tarihlerdeki okul öncesi dönemde çok kültürlü eğitim uygulamaları ile ilgili çalışmalar bu araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmanın sonuçları, çok kültürlü eğitimin okul öncesi dönemde çok yüksek düzeyde önem taşıdığı, bireyin, daha açık fikirli, ön yargıdan uzak, kendine ve parçası olduğu topluma çok daha yararlı bir birey olarak gelişmesinin temelini oluşturduğu yönündedir. Çok kültürlülüğün, eğitim aracılığıyla sosyal bir değişim yarattığı, geçmişe ve hatta günümüze kıyasla çok daha iyi bir geleceğe yatırım olduğu, eğitim ve öğretimin çok kültürlülüğe yaklaşımında köklü bir reforma ihtiyaç duyduğu, çocuklara gerçek değerlerin öğretilmesinin toplumu olumlu yolda ilerleteceği bulgularına ulaşılmıştır. Çok kültürlü eğitim sistemlerinin, yüksek öğretim seviyelerinde de uygulanması ve etkilerinin izleme çalışmaları ile desteklenmesi gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kültür, Çok Kültürlü Eğitim, Çok Kültürlülük, Eğitim, Okul Öncesi, İlköğretim
Covid-19 Sürecinin Çocukların Oyun ve Hareket İhtiyaçlarına Etkisinin Anne Baba Görüşleri ve Çocuk Resimleri Açısından İncelenmesi
ÖZ: Bu araştırmanın temel amacı; Covid-19 salgını sürecinde, 3-6 yaş arasındaki çocukların oyun ve hareket ihtiyaçlarının nasıl etkilendiğini anne, baba ve çocuklar ile yapılan görüşmelerle derinlemesine araştırmaktır. Araştırma nitel yönteme dayalı olarak tasarlanmıştır. Araştırma modeli ise durum çalışması olarak belirlenmiştir. Araştırma, 2021 yılının Ocak-Haziran aylarını kapsayan süreçte, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Gazimağusa ilçesinde bulunan 3-6 yaş aralığındaki 30 çocuk ve bu çocukların anne-babalarıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, katılımcıların gönüllülük esasına bağlı kalınarak yürütülmüştür. Anne-babalar ile yapılacak olan görüşmeler salgın dolayısıyla telefon görüşmeleri aracılığıyla yapılmıştır. Araştırmada yer alan çocuk resimlerine ve resim anlatılarına anne-babalar aracılığıyla ulaşılmıştır. Görüşme kayıtlarına uygulanacak olan analizlerde ise kodlayıcılar arası güvenirliği gösteren Miles-Huberman (1994) güvenirlik katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda; salgın sürecinde çocuklarının fiziksel hareketliliğinin ve etkinliklerinin azaldığı/ kısıtlandığı, çocukların enerjilerini harcayamadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Salgın sürecinde çocukların ilk tercihinin geleneksel oyunlar olduğu, fakat manipülatif oyunların ve resim çizmenin de büyük oranda arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Salgın sürecinde çocukların oyun mekanlarının da kısıtlandığı, bahçeli evde yaşayan çocukların apartmanda yaşayan çocuklara oranla mekan olarak daha özgür oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Anne-babaların salgın sürecinde çocukları ile birlikte daha çok vakit geçirebildiği ve oyunlarına daha fazla katılabildiği, çocukların arkadaşlarıyla görüşme durumlarının ise büyük oranda kısıtlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Salgın sürecine bağlı olarak çocukların oyun sürelerini