Theses supervised by Gülten Sucu Dağ

10 theses · Eastern Mediterranean University

Master'sOpen AccessTR

Cerrahi Hastalarında Amerikan Ağrı Derneği Revize Hasta Sonuçları Anketi’ nin Türkçe Geçerlik – Güvenirliği

The aim of this study is to analyze the valididity-reliability of the Turkish version of Revised American Pain Society Patient Outcome Questionnaire in surgical patients. The sampling of the research has been collected from the patients, who were matching the criteria for the participation and accepted to participate in the research as a volunteer, that had stayed in General Surgery, Orthopedics, Urology, Brain Surgeon, Gynecology clinics at Famagusta State Hospital and Dr. Burhan Nalbantoğlu State Hospital for a period of minimum 24 hours and first 72 hours after the postoperative care. The data of the research has been collected by the researcher between 26th September 2017 and 22nd June 2017. The required institude and board permits have been obtained. Translation and back translation have been done for the language validity of the scale/questionnaire. For the content validity, opinions from 9 experts have been provided. Item Content Index (=0.82) and Scale Content Validity Index (=0.84) have been used for the evaluation of expert opinions. The alpha reliability coefficient of Revised American Pain Society Patient Outcome Questionnaire has been found; for the whole scale/questionnaire as  = 0.91; for sub-dimensions; 0.87 for “Pain Severity and its Effect on Sleep”; 0.92 for “Its Effect on Activity”; 0.95 for “Emotional Effect”; 0.91 for “Side Effects”; 0.50 for “Care Sense”. It has been determined that the reliability coefficient of item-total score correlations of the 18 items in the scale/questionnaire was in a positive direction and statistically very meaningful at advanced level as r: between 0.27 and 0.83 (p<0.001, Table 15). It has been determined that the original scale is in a similar structure with Revised American Pain Society Patient Outcome Questionnaire and has a high validity and reliability. The researcher suggests this scale to be used in the evaluation of pain management quality and patient outcomes in surgical patients and in the planning of appropriate nursing interventions according to the results.

Cerrahi HastalarıHasta SonuçlarıHemşirelik+2
Aysun Keskin
Eastern Mediterranean University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversitede Çalışan Kadınların Meme Kanseri ve Kendi Kendine Meme Muayenesi ile İlgili Tutum ve İnançlarının Değerlendirilmesi

ÖZ : Bu araştırmada Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde akademik ve idari kadroda görev yapan kadınların meme kanseri ve Kendi Kendine Meme Muayenesi ile ilgili tutum ve inançlarının belirlenmesi ve inanç ve tutumlarını etkileyen faktörlerin tanımlanması amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni, Doğu Akdeniz Üniversitesi 2016-2017 akademik yılında Tıp ve Sağlık Bilimleri alanı dışındaki tüm Fakülte, Yüksekokul ve Meslek Yüksekokul akademik ve idari kadrolarında tam zamanlı olarak görev yapan 472 kadın oluşturmuştur. Araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 235 kadın araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler “Tanıtıcı Özellikler Formu” ve Champion Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (CSİMÖ) kullanılarak, 28 Aralık 2016 ile 20 Mart 2017 tarihleri arasında araştırmacı tarafından toplanmıştır. Araştırmada verilen değerlendirilmesinde tanımlayıcı analizler ve Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi, Spearman testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre, %37.9’unun 40-45 yaş arasında olduğu, %25.5’inin lisans mezunu olduğu, %67.7’sinin evli olduğu, %92.0’ının çocuğunun olduğu, %93.5’inin çocuğunu emzirdiği, %50.6’sının 6-12 ay arası emzirdiği, %61.7’sinin 13 yaş ve üstü adet gördüğü, kadınların %21.3’ünün menapoza girdiği saptanmıştır. Kadınların %44.7’sinin mamografi çektirdiği, %55.7’sinin KMM yaptırdığı, %74.0’ının KKMM yaptığı, %78.3’ünün KKMM yapmayı bildiği, %68.5’inin KKMM hakkında bilgi aldığı ve bilgi alan kadınların %40.4’ünün bu bilgiyi kitap, dergi, broşür, TV ve radyodan aldığı, %37.6’sının ise sağlık ekibinden aldığı, %40.9’unun KKMM ile ilgili eğitim almak istediği saptanmıştır. Kadınların CSİMÖ’nde alt boyut puan ortalamalarının 7.38±2.33 ile 33.40±6.99 arasında değiştiği, çalıştıkları kadroya göre engel algısı alt boyutunda istatiksel olarak olarak anlamlı bir fark çıktığı saptanmıştır (p<0.05). Mamografi çektiren kadınların yarar algısı ve güven algısı alt boyutlarından aldıkları puanlar, çektirmeyen kadınlara göre daha yüksek olduğu, aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu (p<0.05), KMM yaptırma durumları incelendiğinde duyarlılık ve ciddiyet algısı dışındaki diğer alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p<0.05). KKMM yapanlarda yarar algısı, engel algısı, güven algısı ve sağlık motivasyonu alt boyutlarından aldıkları puanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptanmıştır (p<0.05). Kadınların yaş, medeni durum, selim meme hastalığı olma durumu, ailede kanser öyküsü, oral kontraseptik ve östrojen kullanma, eğitime katılmak isteme durumları ile arasında CSİMÖ’nde alt boyut puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0.05). Kadınların meme kanserinin erken tanısında KKMM, KMM ve Mamografi önemi ile ilgili farkındalık düzeylerini arttırmak için hizmet içi eğitim programları arttırılmalı, KKMM’si hakkında bilgi kaynakları görsel ve yazılı basın olduğu için konunun uzmanları tarafından kanıta dayalı bilgilere yer vererek kadınların bilgilendirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kadın, Meme Kanseri, KKMM, Sağlık İnançları

Göğüs Kanseri- Kadın Sağlığı-Muayene-Erken TeşhisHemşirelikKadın+1
Ezgi Özoğul
Eastern Mediterranean University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin doku/organ nakli ve bağışı konusunda görüşlerinin belirlenmesi

Öz: Bu araĢtırmanın amacı; Sağlık Bilimleri Fakültesi‟nde öğrenim gören dördüncü sınıf öğrencilerinin doku/organ nakli ve bağıĢı hakkında görüĢlerinin belirlenmesidir. AraĢtırma tanımlayıcı-kesitsel araĢtırma tasarımına uygun olarak yapılmıĢtır. AraĢtırmanın evrenini 2016-2017 akademik yılı güz döneminde Doğu Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi‟nde Beslenme ve Diyetetik, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon HemĢirelik, Sağlık Yönetimi ve Spor Bilimleri bölümlerinde öğrenim gören 317 dördüncü sınıf öğrencisi, örneklemini ise araĢtırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 270 öğrenci oluĢturmuĢtur. Veriler; “Öğrencilerin Demografik Bilgi Formu” ve “Öğrencilerin Doku/organ Nakli ve BağıĢı Konusunda GörüĢlerinin Belirlenmesine Yönelik Anket Formu” kullanılarak araĢtırmacı tarafından sınıf ortamında toplanmıĢtır. AraĢtırmada etik kurul ve kurum izni, öğrencilerden bilgilendirilmiĢ yazılı onam alınmıĢtır. Verilerin istatistiksel analizinde tanımlayıcı analizler ve kestirimsel istatistik analizlerinden Ki-kare testleri kullanılmıĢtır. Ġstatistiksel önemlilik düzeyi ∞=0,05 olarak kabul edilmiĢtir. AraĢtırmadan elde edilen verilere göre; öğrencilerin yaĢ ortalaması 22.27±2.17 olup, %40,7‟si erkek, %59,3‟ü kadın, %27,8‟i Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümünden, %44,1‟i Lisans YerleĢtirme Sınavı ile üniversiteye girmiĢ, %49,6‟sının anne eğitim düzeyi ilköğretim ve altı, %38,1‟nin baba eğitim düzeyi lise, öğrencilerin %49,3‟ünün en uzun yaĢadığı yer il‟dir. AraĢtırmaya katılan öğrencilerin doku/organ bağıĢında bulunmadığı saptanmıĢtır. Öğrencilerin %57,4‟ünün organ bağıĢında bulunmak istediği, %88,4‟ünün “hayat kurtarmak için” organ bağıĢında bulunmak istediği belirlenmiĢtir. HemĢirelik bölümü öğrencilerinin %92,7‟sinin organ bağıĢına yönelik olumlu görüĢleri olduğu saptanmıĢtır. Öğrencilerin %47,1‟inin daha önce doku/organ nakli ve bağıĢı hakkında eğitim aldığı ancak eğitim alanların doku/organ nakli ve bağıĢı ile ilgili olumlu görüĢ üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkisinin olmadığı belirlenmiĢtir (p<0.05). Anne eğitim düzeyinin, ailenin organ bağıĢına destek vermesinin ve eğitim aldıkları bölümün, ailenin organ bağıĢına yönelik görüĢlerinin, kendilerine organ naklinin yapılma durumunun, yakınlarının organlarını bağıĢlama durumunun organ nakli ve bağıĢına yönelik olumlu görüĢ bildirmede etkili olduğu saptanmıĢtır (p<0.05). Geleceğin sağlık profesyonellerinin doku/organ nakli ve bağıĢı konusunda olumlu görüĢlerini artırmak için; eğitimlerin planlanması, farkındalık çalıĢmalarının ve doku/organ bağıĢına yönelik kampanyaların artırılması, basın yayın organlarının etkin bir Ģekilde kullanılması önerilir. Anahtar Sözcükler: Doku/organ BağıĢı, Doku/organ Nakli, Öğrenci

Doku/organ bağışıHemşirelikOrgan Nakli (Organ Bağışı)+1
Gülcan Dürüst Sakallı
Eastern Mediterranean University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi Hastalarında Ameliyata Bağlı Basınç Yarası Risk Faktörlerinin Belirlenmesi

ÖZ:Amaç: Bu araştırma; cerrahi hastalarında ameliyata bağlı basınç yarası prevelansı ve basınç yarası gelişmesini etkileyen risk faktörlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı–kesitsel araştırma tasarımına uygun olarak yapılan bu araştırma; Nisan-Kasım 2019 arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bir devlet hastanesinin Genel Cerrahi, Ortopedi ve Kalp ve Damar Cerrahisi kliniklerinde yatan, ameliyat olan hastalar ile yürütülmüştür. Araştırma örneklemini araştırmaya alınma kriterlerine uyan 342 hasta oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak Hastaların Tanıtıcı ve Klinik Özellikler Formu, Ameliyata Bağlı Basınç Yarası Risk Faktörleri Değerlendirme Formu, 3S Ameliyathane Basınç Yarası Risk Tanılama Ölçeği ve Basınç Yarası Evrelendirme Formu kullanılmıştır. Verilerin analizi, SPSS 24 kullanılarak tanımlayıcı analizler, t testi, lojistik regresyon analiz yöntemleri ile yapılmıştır. Bulgular: Araştırma örneklemine alınan hastaların yaş ortalamaları 62,13±17,80, %53,51’i erkektir. Hastaların %42,1’i ortopedi kliniğinde yatmakta olup, %85,09’una genel anestezi uygulanmış, %21,64’ünde vazapresör ilaç kullanılmış, %35,38’ine cerrahi girişim sırasında fiziksel manevra yapılmış, %51.75’inin 26-35 dk ameliyat sonrası bakım ünitesinde izlendiği saptanmıştır. Hastaların 3S Ameliyathane basınç yarası risk puan ortalamasının 16.26±3.09 olduğu, %16.32’inde evre 1 basınç yarası geliştiği, basınç yarasının %51,79’unun 3. gün geliştiği saptanmıştır. Hastaların basınç yarası gelişme durumunu yaşın %6, beden kitle indeksi’nin %13, cerrahi girişim sırasında fiziksel manevra uygulanmasının %41, ameliyat sonrası bakım ünitesinde 26 dk’dan daha uzun kalmanın %27 oranında arttırdığı saptanmıştır. Sonuç: Bu araştırmada, cerrahi hastalarında ameliyathane basınç yarası risk puanının ortalamanın altında olmasına rağmen, basınç yarası insidansının %16 olduğu, hastalarda ameliyat sonrası üçüncü gün birinci evre basınç yarası geliştiği saptanmıştır. Ameliyat sonrası basınç yarasının gelişmesinde, ileri yaşın, beden kitle indeksinin, ameliyat sırasında fiziksel manevra yapılmasının ve ameliyat sonrası bakım ünitesinde uzun süre kalmanın önemli risk faktörleri olduğu belirlenmiştir. Cerrahi hemşirelerinin ameliyat sonrası basınç yarasını önlemede bu risk faktörlerine yönelik hemşirelik girişimlerini planlaması önerilir. Anahtar Kelimeler: Basınç Yarası, Cerrahi Hastaları, Risk Faktörleri

Basınç YarasıCerrahi Hastaları
Esra İlkhan
Eastern Mediterranean University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ameliyat Sonrası Hastaların Ağrı Yönetimine İlişkin Hasta Bakım Sonuçlarının Konfor Düzeylerine Etkisinin Belirlenmesi

The main aim of the study is to determine the patient care outcomes and comfort levels related with pain management for surgical patients after their surgery as well as to examine the correlation among patient care outcomes and their comfort levels. The research design of the study was lamented as cross-sectional and correlational research model. The sample of the study consisted of 147 patients who were treated at General Surgery, Orthopedics and Urology clinics of a public hospital in TRNC (Turkish Republic of Northern Cyprus). Beside of this, data were collected by the researcher during 01.02.2019 and 30.05.2019 after having required permissions from the institutions. Demographic Information sheet, “Turkish Revised American Pain Society Patient Outcome Questionnaire (APS-POQ-R-TR) and lastly Perianesthesia Comfort Scale were employed to collect data from the participants. It was articulated that; descriptive analysis, t test, One Way Anova, Kruskal-Wallis and lastly Mann-Whitney U tests were appointed to analyze the collected data. The patients which constituted the sample of the study; 28.57% of them were 36-50 years old, 61.9% were male, 77.6% were married, 35.4% were secondary school graduates, 63.9% of them had previous surgical intervention experience, 88.4% had encountered with a pain before having a surgery. In addition to these, findings also highlighted that 46.9% of the patients were hospitalized at general surgical clinic, 52.4% of the patients had a major surgical intervention and 96.6% had treated through Non-Steroidal Anti-Inflatuar (NSAI) analgesic. Results documented the maxiumum and minimum pain scores within the first 24 hours as 8.33 ± 0.88 and 3.88 ± 1.35 respectively. The mean of the maxiumum pain score was 8.33 ± 0.88. Asides of these, the postoperative pain management patient care results demonstated that the effect of pain intensity on sleep and activity was at moderate level whereas emotional effects and side effects were low level while patient care perception was found above average. In addition to these, postoperative comfort scale mean score was 110.82 ± 10.053. It was found that type of surgery, gender, urgency of surgery, number of previous surgical interventions had an impact on postoperative pain management care results and patients’comfort level. The pain management of the patients was had significant negative and poor relationship with pain intensity and sleep impact sub-dimension. (r = - 0.173; p = 0.036); while it had significant, negative and moderate relationship with emotional impact sub- dimension (r = -, 510; p = 0.000); In addition to these, pain management of the patients had a significant, positive and poor relationship with patient care perception sub-dimension. (r = 0.226; p = 0.000) Lastly, also signaled that pain management of the patients had significant, negative and moderate relationship between the care perception sub-dimension and a statistically significant, moderate, negative relationship with side effects sub- dimension.(r = 0.280; p = 0.001). Findings revealed that postoperative pain management patient care and their comfort level were moderate and there was a linkage among pain management care results and comfort level of the patients. It was observed that effective pain management after surgical intervention had positive impact on patient outcomes and increased patients’comfort level. Keywords: Surgical İntervention, Pain Management, Patient Care Outcomes, Comfort Level.

AğrıAğrı YönetimiCerrahi Girişim+7
Fatma Tokpınar
Eastern Mediterranean University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Acil Servise Başvuran Hastaların Bağımlılık Düzeylerinin Belirlenmesinde Jones Bağımlılık Aracının Türkçe Geçerlilik ve Güvenilirliği’nin Değerlendirilmesi

ÖZ:Bu çalışmanın amacı, acil servislerde kullanılmak üzere geliştirilen Jones Bağımlılık Aracı’nın Türkçe geçerliği ve güvenirliğini test etmektir. Araştırmanın örneklemine Dr.Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi acil servisine başvuran 18 yaş üstü ve araştırmaya katılmayı kabul eden 400 hasta dahil edildi. Veriler Ekim-Aralık 2020 tarihleri arasında toplandı. Jones Bağımlılık Aracı’nın güvenirliği hasta ilk acil servise geldiğinde ve acil servisten ayrıldığında bağımsız iki hemşire tarafından 50 hasta ile değerlendirilip Kappa analizi ile test edildi. Geçerliliği ise kriter (ölçüte dayalı) geçerlilik analizleri ile değerlendirildi. Araştırmanın yapılabilmesi için kurum ve kurul izinleri alındı. Jones Bağımlılık Aracı’nın dil geçerliliğinin sağlanması için çeviri ve geri çeviri yöntemi kullanıldı. Daha sonra 8 uzmandan görüş alınarak içerik geçerliliği sağlandı. Ölçeğin Madde Geçerlik İndeks 0.95 ve Ölçek Geçerlik İndeksi 0.95 saptandı. Jones Bağımlılık Aracı’nın hasta acil servise ilk geldiğinde ve acil servisten taburcu edildiğinde iki farklı gözlemci arasındaki uyumun belirlenmesine ait kappa testi sırasıyla 0,780 ve 0,77 bulundu. Hastaların, yaş grubu, acil servise geliş şekli, triyaj kategorisi, acil serviste izlenme alanına göre Jones Bağımlılık Aracının genelinden aldıkları puanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fark olduğu saptandı (p<0,05). Hastaların nabız solunum ve oksijen satürasyon düzeyleri ile Jones Bağımlılık Aracı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü korelasyon olduğu tespit edildi (p<0,05). Sonuç olarak ülkemizde Jones Bağımlılık Aracı’nın acil servislerde hasta bağımlılık düzeyinin belirlenmesinde ve acil servis hemşire iş yükünün doğru tahmin edilmesinde buna göre acil servis hemşire sayısının belirlenmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir araç olarak olduğu saptandı. Anahtar Kelimeler: Hasta sınıflandırma, Acil servis, Geçerlilik ve Güvenilirlik Jones Bağımlılık Aracı.

Acil Servis-Hastalar-Kıbrıs (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, 1983-).Geçerlilik ve Güvenilirlik Jones Bağımlılık AracıHasta sınıflandırma
Müsteyde Öznur Arslan
Eastern Mediterranean University
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi Hastalarında Ameliyat Sonrası Ağrı Deneyimleri ve Ağrı Kontrolünde Hastaya Verilen Bakımın Kalitesinin İncelenmesi

ÖZ: Bu araştırma, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Gazimağusa Devlet Hastanesi cerrahi kliniklerinde yatan hastaların (Genel Cerrahi, Ortopedi, Üroloji ve Beyin Cerrahi) ameliyat sonrası ağrı deneyimleri ve ağrı kontrolünde hastalara verilen bakımın kalitesinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel araştırma şeklinde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Gazimağusa Devlet Hastanesi cerrahi kliniklerinde, araştırma verilerinin toplandığı 19/12/2016 – 19/04/2017 tarihleri arasında, cerrahi girişim geçiren 247 hasta oluşturmuş, örnekleme ameliyat sonrası 3. günde olan 141 hasta dahil edilmiştir. Araştırmanın verileri, 23 maddelik hasta tanıtım formu ve ameliyat sonrası ağrı kontrolüne ilişkin bakım kalitesini değerlendirmek için “Ameliyat Sonrası Ağrının Giderilmesinde Hastaya Verilen Bakımın Kalitesinin Değerlendirilmesi” ölçeği ile toplanmıştır. Araştırma verileri; tanımlayıcı özellikler sayı, yüzde, bakım kalitesi ise verilerin normal dağılımına göre Mann Whitney U ve Kruskal Wallis-H Testi ile değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan hastaların %29.79’unun 36-50 yaş arasında, %56.03’ünün erkek olduğu, %84.40’ının evli olduğu, %35.46’sının ilköğretim mezunu, %49.65’inin ortopedi servisinde, %43.97’sinin ameliyat süresinin 2 saat ve altında olduğu, %62.41’ine genel anestezi uygulandığı saptanmıştır. Araştırmaya katılan hastaların %21.28’inin daha önce ameliyat deneyimi olduğu, %31.91’inin ameliyat öncesi, %33.33’ünün ameliyat ile ilgili eğitim aldığı, %33.33’ün ameliyat sonrası süreçle ilgili ve %0.71’inin ağrıya yönelik eğitim aldığı saptanmıştır. Hastaların %87.94’ünün ağrıyı sızlama şeklinde tanımladığı ve %87.94’ünün yataktan kalkarken ağrı deneyimlediği, hastaların %98’inin ağrılarının tedavisi için en fazla 10dk ve altında bir süre bekledikleri saptanmıştır. Hastaların 24 saat içinde deneyimledikleri en şiddetli ağrı puan ortalamasının 7.50±1.44, 24 saat içinde deneyimledikleri en hafif ağrı şiddeti ortalamasının 2.83±1.41, ameliyat sonrası 3.günde anket uygulaması sırasında deneyimledikleri ağrı şiddeti ortalamasının 2.77±1.35 puan olduğu saptanmıştır. Araştırmaya dahil edilen hastaların ameliyat sonrası ağrı kontrolünde hastaya verilen bakımın kalitesinden memnuniyet düzeyi 49.84± 2.94 olduğu saptanmıştır. Bakım kalitesi memnuniyetini hastaların medeni durumu, eğitim düzeyi, aldıkları anestezi türü, yattıkları klinik, ameliyat süresi, ameliyat öncesi, sonrası ve cerrahi girişime ilişkin eğitim almanın etkilediği saptanmıştır (p<0,05). Bu çalışmada, cerrahi hastalarının ameliyat sonrası ağrı deneyimleri ve ağrı kontrolünde hastalara verilen bakımın kalitesine ilişkin temel veriler elde edilmiş olup, ameliyat sonrası ağrı kontrolünde bakım kalitesinin iyileştirilmesi için gerekli olan alanlar belirlenmiştir. Ameliyat sonrası ağrı kontrolüne ilişkin bakım kalitesi memnuniyet düzeylerinin artırılmasında, ameliyat öncesi hastaların ağrı kontrolüne ilişkin eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi, buna yönelik hastalara bireysel eğitimlerin planlanması, bu eğitimlerin standart hemşirelik bakım aktiviteleri arasında yer almasına gereksinim vardır.

AğrıHemşirelikameliyat sonrası ağrı+2
Laika Köse Tamer
Eastern Mediterranean University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kardiyovasküler Cerrahi ve Koroner Yoğun Bakım Ünitesinden Taburcu Olan Hastaların Yoğun Bakım Deneyimlerinin Belirlenmesi

ÖZ: Bu araştırmanın amacı; Kardiyovasküler cerrahi (KVC) ve Koroner yoğun bakım ünitelerinden (KYBÜ) taburcu olan hastaların yoğun bakım deneyimlerini belirlemektir. Araştırma tanımlayıcı kesitsel araştırma tasarımına uygun yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (K.K.T.C.)'ınde üniversite hastanesinin KYB ve KVC yoğun bakım ünitelenden servise taburcu olan hastalar, örneklemini ise örnekleme dâhil edilme kriterlerlerine uyan 114 hasta oluşturmuştur. Araştırmanın verilerinin toplanmasında ''Hasta Tanıtıcı Özellikler Anketi’’ ve “Yoğun Bakım Deneyim Ölçeği (YBDÖ)” kullanılmıştır. Verilerin normal dağılımı Kolmogorov-Smirnov testi ile değerlendirilmiş ve parametrik hipotez testleri uygulanmıştır. Araştırmada hastaların %35,09’unun 71 yaş ve üstü yaş grubunda yer aldığı ve hastaların yaş ortalamasının 63,80±12,56 olduğu, %63,16’sının erkek, %78,95’inin evli olduğu, %33,33’ünün ilkokul mezunu olduğu ve %68,42’sinin çalışmadığı saptanmıştır. Hastaların %64,04’ünün koroner anjiografi nedeniyle yoğun bakımda yattığı saptanmıştır. Hastaların %49,12’sinin yoğun bakımda 2 gün kaldığı, %76,32’sinin daha önce yoğun bakımda kalmadığı, %77,19’unun yoğunda bakımda uyutulmadığı, %82,46’sının mekanik ventilasyon desteği almadığı tespit edilmiştir. Hastaların Yoğun Bakım Değerlendirme Ölçeği toplam puan ortalamasının 55,83±8,43olduğu, en yüksek puan ortalamasının Çevrenin Farkında Olma alt boyutundan aldıkları (17,22±4,04) saptanmıştır. Araştırmada 50 yaş ve altı hastaların Yoğun Bakım Değerlendirme Ölçeği genelinden ve Yoğun Bakımda Yaşanan Kötümser Deneyimler ve Yoğun Bakımda Yaşanan Deneyimlerin Hatırlanması alt boyutlarından aldıkları puanlar arasında, yoğun bakımda uyutulma durumlarına göre çevrenin farkında olma alt boyutundan aldıkları puanlar arasında, yoğun bakım ünitesinin sıcaklığını uygun bulma durumlarına çevrenin farkında olma ve yoğun bakımda yaşanan kötümser deneyimler alt boyut puanları istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Hastaların yoğun bakım farkındalığının, yoğun bakım memnuniyetlerinin orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Yoğun bakımda hasta deneyimlerinin ve bu deneyimleri etkileyen faktörlerin belirlenmesi, yoğun bakım hemşireleri tarafından hasta stresörlerinin bilinmesini sağlayarak hemşirelik bakımının planlamasına rehber olacak ve bakım kalitesinin artırılmasına, olumlu/pozitif hasta deneyimlerine ulaşılmasını sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Kardiyovasküler Cerrahi Yoğun Bakım, Koroner Yoğun Bakım, Hasta Deneyimleri, Hemşire

HemşireHemşirelikKardiyovasküler Cerrahi Yoğun Bakım+1
Hakan Çağlayan
Eastern Mediterranean University
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Açık Kalp Ameliyatı Sonrası Hastaların Yaşadıkları Ağrı Şiddeti, Ağrının Özellikleri ve Ağrıyı Etkileyen Faktörlerin İncelenmesi

The study was carried out with the aim of investigating the factors affecting pain severity, pain characteristics and pain experienced by patients after open heart surgery in the Chest Cardiovascular Surgery Clinic at Burhan Nalbantoğlu State Hospital in Nicosia, T.R.N.C. This is a qualitative study, planned and conducted in accordance with a descriptive cross- sectional design. The study's universe consists of 83 patients who underwent open heart surgery in the thoracic cardiovascular surgery clinic of Dr. Burhan Nalbantoğlu State Hospital, located in the Nicosia province of TRNC. In the study, interviews were made with 70 people who had open heart surgery, who agreed to participate in the study and the patients "Patient Identification Form" and "Short Pain Inventory" were applied. Pain levels within 24 hours before the survey was performed were evaluated. It was determined that 70.0% of the patients who participated in the study stated that cough increased postoperative pain and 90.0% stated pain relieving pain after surgery. It was determined that 92.86% of the patients had pain while coughing after the operation. 32.9% of the patients were found to have recovered from 80.0% of their aches. The mean scores of the worst pain severity in the last 24 hours were 7.50 ± 2.15 points, the mean of the mean pain intensity was 2.04 ± 1.21 points and the mean pain intensity in the last 24 hours was 4.66 ± 1.68 points and 2.61 ± 1.88 in the mean of pain severity at the interview. It was found that there was a statistically significant correlation between satisfaction scores of patients with pain management and pleasure scores (p <0.05). This correlation is negative and weakly correlated. According to this, as the satisfaction scores of pain management of the patients participating in the research increase, the enjoyment scores in life are decreasing. It was determined that the patients had a statistically significant correlation between the average pain scores in the last 24 hours and the general activities, emotional activities, walking, deep breathing and coughing exercises, sleeping and enjoying life pleasure of the last 24 hours. The mean score of the patients in the last 24 hours was 7.30 ± 2.29 in relation to the effects of deep breathing and coughing exercises. There was a statistically significant difference (p <0.05) between the scores of deep breathing and coughing exercise in the last 24 hours according to gender of the patients. It was found that there was a statistically significant difference between the scores of the patients who experienced pain in the last 24 hours according to their alcohol consumption status (p <0.05). 94.29% of the patients stated that the sternal incision site was painful.

Heart SurgeryKalp CerrahisiPain+2
Selda Öğüt
Eastern Mediterranean University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Böbrek Nakli Yapılmış Hastaların İmmunsupresif Tedaviye Uyum Düzeyleri ve Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi

The study was carried out in accordance with the definitive study method to determine the level of adherence to immunosupressive therapy of transplant patients and the factors. The study group of the study consists of 100 patients that are followed at the TRNC Dr. Burhan Nalbantoğlu State Hospital’s Nephrology Polyclinic. The data of the study were collected with “patient characteristics form” and “adherence to immunosuppressive therapy scale.” Mann-Whitney U and Kruskal Wallis and number-percentage tests were used for the statistical evaluation of the data. 28% of the patients in the study were in the 51-50 age group and 61% of them were male, 42% of them were graduated from high school, 74% of them were married, 32% of them were retired and 71% of them had an income equal to their expenses. 77% of the patients got a transplant from a living donor and 43,8% of these got the transplant from their mother/father/siblings. 49% of the patients had the surgery 1- 1,5 years ago. 57% of the patients use 5 to 6 drugs per day and 99% of them use their drugs regularly and 96% of them use their drugs without any missing takes. 87% of the patients got trained for the drugs they use and 47, 1% of the patients who were trained for the drugs got the training only from physicians. 89% of the patients were aware of the side effects and 41% of them use a reminder for the drugs. It has been seen that the patients got an overall of x=11, 49±0, 78 points from the Adherence to Immunosppressive Treatment Scale. The patients got a minimum of 8 and a maximum of 12 points from the AIT Scale. It has been determined that there is no statistically meaningful difference between the points patients got from the adherence to immunosuppressive therapy scale according to their age, gender, education, martial status, occupation or income. Continuous evaluation of the level of adherence to immunosuppressive treatment of the patients by nurses, evaluation of level of adherence to immunosuppressive treatment with different methods of assessment, evaluation of factors that impact patients with low adherence to immunosuppressive treatments is advised. Keywords: Renal Transplant, Immunosuppressive Treatment, Adherence to Drugs, Non-adherence, Nurse Care

HemşirelikHemşirelik bakımıİlaç Uyum+1
Esin Ören
Eastern Mediterranean University
2018
00

Other supervisors