Theses supervised by Prof. Dr. Abdulvahit İmamoğlu
12 theses · Sakarya University
Bilgelik, bilinçli farkındalık ve dindarlık arasındaki ilişki
Çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinde "bilgelik", "bilinçli farkındalık" ve "dindarlık" özellikleri arasındaki ilişki ve etkileşimi incelemektir. Araştırma -giriş ve sonuç haricinde- teorik çerçeve, yöntem, bulgu ve yorumlar olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde nitel araştırma desenlerinden doküman analizi kullanılarak araştırma değişkenleri tanıtılmıştır. İkinci bölümde araştırmanın modeli, yöntemi, kullanılan ölçme araçları, verilerin toplanması ve analizi süreçleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde katılımcıların nitelikleri ve araştırma değişkenleri arasındaki ilişkileri gösteren bulgulara ve yorumlara yer verilmiştir. Çalışmanın saha boyutunda nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya, Sakarya Üniversite'sinden yaşları 18 ile 45 arasında değişen 187'si erkek ve 397'si kadın olmak üzere toplam 584 kişi katılmıştır. Katılımcılara dağıtılan ankette, demografik-psiko-sosyal nitelikleri içeren Kişisel Bilgi Formu, San Diego Bilgelik ölçeği, Bilinçli Farkındalık ölçeği ve Ok Dini Tutum ölçeği yer almaktadır. Çalışma sonucunda katılımcıların bilgelik düzeyleri ile bilinçli farkındalık nitelikleri arasında pozitif yönde, orta düzeyde anlamlı; bilgelik düzeyleri ile dindarlık nitelikleri arasında pozitif yönde, düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Dindarlığın bilgelikle en çok ilişkili olan boyutları ilişki ve davranış olurken duygu ve biliş boyutları daha az ilişkili bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin bilinçli farkındalık düzeyleri, bilgelik özelliklerinin %11,4'ünü; dindarlık düzeyleri ise bilgeliklerinin %1,1'ini açıklamaktadır. Buna karşın bilinçli farkındalık ile dindarlık arasında anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Katılımcıların bilgelik düzeyleri ile psiko-demografik nitelikleri arasındaki ilişkiyi irdeleyen araştırma bulgularına göre, bilgeliğin alt boyutları cinsiyete göre anlamlı olarak farklılaşırken yaş, öğrenim görülen sınıf, geniş bir ailede büyüme gibi durumlar bilgelikle anlamlı bir ilişki arz etmemiştir. Meditasyon yaptıklarını ifade eden katılımcılar yapmayanlardan daha bilgedir, uygulama sıklığı arttıkça bilgelikten alınan ortalama puanlar da anlamlı olarak artmıştır.
Kadınlarda evlilik uyumunun aile işleyişi ve dini başa çıkma açısından incelenmesi
Bu araştırma kadınlarda evlilik uyumunu, dini başa çıkma yöntemleri, aile işlevleri, dini ve sosyo ekonomik değişkenler açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada nicel yaklaşım benimsenmiştir. Bu amaçla farklı yaş gruplarında bulunan 415 evli kadın üzerinden google form aracılığı ile anket uygulaması yapılmıştır. Yapılan anket çalışmasında katılımcıların eğitim durumu, mesleği, gelir düzeyi vb. gibi demografik özellikleri göz önünde bulundurulmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel bilgi formu, Evlilikte Uyum Ölçeği, Dini Başa Çıkma Ölçeği ve Aile Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Yapılan araştırmaya göre, evlilik uyumu ile dini başa çıkma ölçeğinden alınan puanlar arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Evlilik uyumu ile pozitif dini başa çıkma arasında pozitif, evlilik uyumunun negatif dini başa çıkma alt boyutu ile arasında negatif yönde ilişki gözlemlenmiştir. Aile değerlendirme ölçeği alt boyutlarından iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, gereken ilgiyi gösterme, davranış kontrolü, genel işlevler alt boyutlarının toplam puanları arasında da pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Evlilik uyumundan elde edilen toplam puan ile problem çözme alt boyutu toplam puanı arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca, evlilik uyumunun, gelir düzeyi, eğitim düzeyi, problem çözme algısı düzeyi gibi değişkenlerle ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Evlilik uyumu ile problem çözme algısı arasında pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Dini inancın affedici olma özelliği ve evlilik uyumu arasında da pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Son olarak yaş, kırsal ya da kentsel alanda yaşıyor olmak, evli olunan süre gibi değişkenlerle evlilik uyumu arasında anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir.
Bebeklerinde doğumdan önce Down Sendromu tanısı alan anne/babalarda dini başa çıkma
Hamilelik sürecinde tespit edilebilen down sendromu, yapılan testler sonucunda(üçlü ve dörtlü test, CVS, Amniyosentez) risk faktörü ortaya konmaktadır. Risk oranın fazla çıkması ailelerde travma etkisi yaratmaktadır. Doğumdan önce bu haberle sarsılan anne ve babalar ne yapacaklarını bilemedikleri bir belirsizlikle karşı karşıya kalmaktadır. Bu belirsizlikle birlikte; travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete (kaygı) ve depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklar yaşanmaktadır. Araştırmada, ortaya çıkan stres ve gerilim ile baş etmede dinin etkililiğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yönteminden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği uygulanmıştır. Bu teknikte derinlemesine inceleme fırsatı sunan anlaşılır, kolay ve açık uçlu sorular oluşturulmuştur. Araştırmada kartopu örneklem yöntemi kullanılarak 16 katılımcı anne ve babadan veri toplanmıştır. Ebeveynlerin sosyodemografik özellikleri içeren "Kişisel Bilgi Formu" ile bilgiler elde edilmiştir. Ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınan mülakat sorularının cevapları bilgisayar ortamına (Word) aktarılarak analize uygun hale getirilmiştir. Bu veriler, uygun temalar altında toparlanarak, betimsel ve içerik analizi yapılmıştır. Anne babaların tanıyı öğrendiklerinde verdikleri duygusal tepkiler için 5 farklı kod oluşturulmuştur. Bunlar; şok, üzüntü, korku-endişe, şaşkınlık ve inkâr etmedir. Bebeklerinde down sendromu tanısı alan ebeveynlerin dini anlamlandırma biçimleri kader, imtihan, özel seçilme, ceza-vebal, ödül-lütuf ve affedilme-cennete girme vesile gibi temalar altında değerlendirilmiştir. Aynı zamanda down sendromu tanısını öğrenen ebeveynlerde dini başa çıkma etkinlikleri; dua, ibadet, şükür, Allah'tan ümit kesmeme, adak adama ve türbe ziyaretleri gibi unsurlar adı altında analiz edilmiştir. Sonuç, bebeklerine down sendromu tanısı konulan vezor süreçten geçen anne ve babaların çocuklarını kabullenmelerinde, yaşadıkları gerilim ve stresin azalmasında dini anlamlandırma sistemleri ve dini başa çıkma unsurlarının fayda sağladığı görülmüştür.
Manevi içerikli gelişim destek programının otizm spektrum bozukluğu olan çocuk sahibi ebeveynlerin umutsuzluk, dini başa çıkma ve psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı manevi içerikli gelişim destek programının otizmli çocuğu olan ebeveynlerin umutsuzluk, dini başa çıkma ve psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisinin nicel ve nitel yöntemler aracılığıyla incelenmesidir. Çalışma karma model araştırma desenlerinden olan açıklayıcı sıralı desene göre tasarlanmıştır. Araştırmanın nicel boyutu deney ve kontrol gruplu ön test, son test ve izleme testi modelinde deneysel desene dayanmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunda ise Manevi İçerikli Gelişim Destek Programına katılan ebeveynlerle bireysel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunda 30 ebeveyn (15 deney – 15 kontrol) yer almıştır. Araştırmanın verileri Beck Umutsuzluk Ölçeği, Kısa Dini Başa Çıkma Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, kişisel bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde parametrik olmayan Mann-Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Nitel veriler ise betimsel analizle çözümlenmiştir. Deneysel işlem sürecinde kontrol grubuna herhangi bir işlem uygulanmazken deney grubuna 10 seanstan oluşan manevi içerikli gelişim destek programı uygulanmıştır. Araştırmanın nicel bulgularına göre Manevi İçerikli Gelişim Destek Programına katılan ebeveynlerin program sonrasında kontrol grubundaki ebeveynlere göre umutsuzluk ve olumsuz dini başa çıkma düzeylerinde anlamlı bir azalış, olumlu dini başa çıkma ve psikolojik iyi oluş düzeylerinde ise anlamlı bir artış gerçekleşmiştir. Bununla birlikte ebeveynlerin izleme ölçümlerinde umutsuzluk düzeylerindeki azalış ve olumlu dini başa çıkma ile psikolojik iyi oluş düzeylerindeki artış kalıcılığını korurken olumsuz dini başa çıkma düzeylerindeki azalış ise devamlılık göstermemiştir. Araştırmanın nitel bulgularına göre deney grubunda yer alan ebeveynler yaşamlarıyla ilgili sevgi, sorumluluk ve öz kabul çerçevesinde bir anlam oluşturduklarını dile getirmişlerdir. Katılımcılar program sayesinde hem umutsuzlukla başa çıkabilecekleri psiko-sosyal ve manevi destek kaynaklarını öğrendiklerini hem bilişsel çarpıtmalarının yol açtığı olumsuz duygu, düşünce ve davranışlarını fark ettiklerini hem de manevi çatışmalarını çözerek çocuklarıyla olan problemli ilişkilerini düzelttiklerini belirtmişlerdir.
Yaşam koçları açısından koç-danışan ilişkisinin psiko-sosyal ve manevi yönden tahlili
Araştırmanın amacı, bireyin yaşam koçluğuna yönelim nedeni ve yaşam koçu-danışan ilişkisinin psiko-sosyal ve manevi yönden tahlilini yapmaktır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerine başvurulmuştur. Amerika'dan 4'ü erkek 1'i bayan ve Türkiye'den 4'ü bayan 1'i erkek olmak üzere toplam 10 kişinin deneyimi incelenmek üzere fenomenolojik ve kültürel desenler esas alınarak yarı yapılandırılmış mülakat ve gözlem yöntemleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler fenomenolojik analiz yöntemiyle incelenmiştir. Araştırma katılımcıların yaşam koçu olma süreci, koç-danışan ilişki süreci ve koçların manevi yaklaşımları şeklinde üç ana başlık üzerine kurulmuş ve araştırma bulguları psiko-sosyal ve manevi etkenler bağlamında incelenmiş ve yorumlanmıştır. Ayrıca yaşam koçluğuna yönelik eleştiriler ele alınmıştır. Yaşam koçluğunu ele alan bu çalışmanın bulgular bölümünde koçlarla görüşmelerden elde edilen bilgiler aktarılmıştır. Bulgularla literatür karşılaştırılarak genel değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmada koçların eğitim seviyesinin yüksek olduğu ve koçluk mesleğinin kadınlar tarafından daha çok tercih edildiği tespit edilmiştir. Koç-danışan ilişkisi mesafeli yakınlık ve profesyonel olmak üzere iki farklı boyuta sahiptir ve koçlukta yaygın olan iletişim sosyal paylaşım ağları aracılığı ile gerçekleşmektedir. Koç danışan ilişkisi bağlanma ve güven üzerine kurulmuştur. Danışanın koça başvurmasında sosyal yetenek ihtiyacından kaynaklanan nedenlerle birlikte kişinin hayatta tıkanmışlık yaşaması ve sürekli gelişim gösterme ihtiyacı etkili olmuştur. Araştırma sonucunda yaşam koçu ve danışan ilişkisinde maneviyat, vicdan, mahremiyet, minnettarlık, sorumluluk ve yardımlaşma fenomenlerinin önemli olduğu tespit edilmiştir. Bulgular kapsamında sonuçlar ve öneriler sunularak araştırma tamamlanmıştır.
Yetişkinlik döneminde manevi hayat ve psikolojik değeri(İstanbul- Bakırköy/ Güngören örneği)
Bu çalışmada İstanbul'un Güngören ve Bakırköy ilçelerinde ikamet eden yetişkinlik dönemindeki bireylerin manevi hayatı nasıl algıladıkları ve yaşamlarına olan etkisi incelenmiştir. Araştırmaya 25-40 yaş arasında, 109'u kadın, 51'i erkek olmak üzere toplam 160 kişi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen 5'li likert sistemi ile hazırlanmış anket formu kullanılmıştır. Anket soruları, maneviyatı din ile ilişkilendirme eğilimi, maneviyatı din dışı yaşantılarla ilişkilendirme eğilimi, maneviyatın yaşamsal etkileri ve batıl inançlara inanma eğilimini ölçen sorular olmak üzere dört alt boyuttan oluşmaktadır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-testi, Cross Tabulation (Çapraz Tablo) ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Bakırköy'de ikamet eden yetişkin bireylerin maneviyata yükledikleri anlam ile Güngören'de ikamet eden yetişkin bireylerin maneviyata yükledikleri anlam arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Buna göre kişinin maneviyata bakışı sosyo-kültürel özelliklere göre değişmektedir. Ayrıca manevi hayatı din ile ilişkilendirme boyutu ile manevi hayatı din dışı yaşantılarla ilişkilendiren boyut ve batıl inanca yönelim boyutu arasında negatif bir ilişki, manevi hayatı din dışı yaşantılarla ilişkilendiren boyut ile batıl inanca yönelim boyutu arasında ise pozitif bir ilişki olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular alan araştırmaları çerçevesinde tartışılmıştır.
Ergenlik döneminde bilişsel faktörlerin karar verme sürecine etkisinin din psikolojisi yönünden incelenmesi (Adapazarı örneğinde)
Karar verme, bireyin hayatının her köşesinde karşılaştığı, istemli ya da istemsiz tercihlerde bulunduğu bilişsel bir süreçtir. Bu çalışma, bireyin karar verme sürecinde dinin etkisi olduğunu tespit etmek için yapılmıştır. Sakarya ili Adapazarı ilçesinden belirlenen okul türlerinden seçilen tesadüfî 263 öğrenciye yönelik "Karar Verme Sürecinde Bilişsel Faktörlerin Etkisi Ölçeği" uygulanmıştır. Öğrenciler belirlenirken üç farklı okul türü tercih edilerek araştırmanın evreni temsil etme yeterliliği sağlanmaya çalışılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından 5'li Likert tipi ölçek hazırlanmış, ölçeğin ön test uygulaması yapıldıktan sonra uygulanmıştır. Elde edilen verilere göre dini anlama ve yaşama konusunda teorik ve pratik bilgisi daha fazla olan Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri ile Anadolu Lisesi ve Özel Lise öğrencileri arasında anlamlı fark elde edilmiştir. Araştırmanın temel hipotezi, lisede öğrenim görmekte olan öğrenciler, sosyal ve gündelik hayatta herhangi bir konuda karar verirken inandıkları dinin etki ve yönlendirmesi ile hareket etmektedir. Elde edilen veriler aştırmanın temel hipotezini desteklemektedir. Hazırlanan ölçek ve ölçeğin alt boyutları ile demografik bilgiler karşılaştırıldığında, inandıkları dini yaşama ve uygulama konusunda teorik ve pratik bilgisi yüksek olan İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin Anadolu Lisesi ve Özel Lise öğrencilerine kıyasla daha pozitif davranış sergilediği tespit edilmiştir. Aile dindarlık düzeyi, dinin ilkelerine bağlılık ve herhangi bir konuda karar verirken dinin ilkelerini dikkate alma düzeyi arttıkça; gündelik yaşantıda duyarlı, hassas ve sorumluluklarının bilincinde olarak davranış sergilendiği tespit edilmiştir.
Boşanma sürecindeki bireylerde dini başa çıkma davranışlarının analizi
Bu çalışma, boşanma sürecindeki bireylerin dini başa çıkma davranışlarını ve bu davranışların sosyo-demografik değişkenlerle, öznel dindarlıkla, depresyon, anksiyete ve stres düzeyleri ile ilişkisini konu edinmektedir. Bu ilişkilerin anlaşılabilmesi için araştırma, teori ve uygulama olmak üzere iki temel düzlemde kurgulanmıştır. Teorik çerçeve iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde boşanmaya ilişkin genel bilgiler ve boşanmaya etki eden bir takım faktörler ele alınmıştır. İkinci bölümde depresyon anksiyete, stres ile birlikte boşanma psikolojisi ve buna ilişkin kuramlar incelenmiş, dini başa çıkma yaklaşımı açıklanmıştır. Üçüncü bölüm ise uygulamalı araştırmaya ayrılmıştır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma pratiği bir arada kullanılarak karma bir model oluşturulmuştur. Nicel araştırma için anket ve ilişkisel tarama; nitel araştırma için mülakat ve örnek olay yöntem ve teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen veriler araştırmanın problem ve hipotezleri bağlamında analiz edilerek yorumlanmıştır. Sonuçta boşanma sürecindeki bireylerin dini başa çıkma davranışlarının sosyo-demografik değişkenlere ve boşanmaya ilişkin ortaya çıkan özelliklere göre istatistiki olarak anlamlı derecede değişkenlik gösterdiği ve bu davranışların aynı şekilde öznel dindarlık algısı ile son derece ilişkili olduğu bulgulanmıştır. Katılımcıların olumsuz dini başa çıkma davranışlarından ziyade olumlu dini başa çıkma davranışlarına müracaat ettiği, olumlu dini başa çıkmanın depresyon, anksiyete ve stres ile negatif bir ilişkiye sahip olduğu, olumsuz dini başa çıkmanın ise depresyon, anksiyete ve stres ile pozitif bir ilişkiye sahip olduğu ve tüm bu ilişkilerin anlamlı düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Olumlu dini başa çıkmanın dini yakınlaşma alt boyutunda diğer boyutlara nazaran yüksek ve anlamlı korelasyon değerleri belirlenmiştir. Olumsuz dini başa çıkmada ise tüm boyutlar anksiyete ile daha yüksek ve anlamlı korelâsyon değerlerine sahip olmakla birlikte kişilerarası manevi hoşnutsuzluk boyutunun depresyon anksiyete ve stres ile yakından ilişkili olduğu bulunmuştur. Nitel araştırma sonucunda ise katılımcıların boşanma sürecinde yaşadıkları zorlukları aşma noktasında olumlu ve olumsuz tüm boyutları ile dini başa çıkma davranışlarını sıklıkla kullandıkları, bu davranışların genellikle bir bunaltının ardından anlam arayışı ile birlikte yoğunlaştığı görülmüştür.
Alçakgönüllülük, dindarlık, psikolojik iyi olma ve yaşam doyumu değişkenleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Erdemler asırlardır dini ve felsefi açıdan incelenmektedir. Ancak psikoloji bilimi bu çalışmaya henüz yeni iştirak etmektedir. Pozitif psikoloji hareketiyle bazı erdemler yoğun bir şekilde araştırılmaya başlandı. Ancak erdemler içerisinde her ne kadar alçakgönüllülük uzun yıllardır düşünülüp taşınılsa da ampirik araştırmalara yeni yeni konu olmaktadır. İtibarlı ve uzun geçmişine rağmen insanlık bu erdemin çalışılmasında bilimsel yaklaşımı 21. yüzyılın başında uygulamaya başlamıştır. Alçakgönüllülük erdeminin odağını oluşturduğu bu çalışmada alçakgönüllülükle dindarlık, psikolojik iyi olma ve öznel iyi olmanın göstergesi olan yaşam doyumu arasındaki ilişki ve etkileşim araştırılmaktadır. Çalışma kapsamında ayrıca bireylerin alçakgönüllülük düzeyleriyle olgusal nitelikleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı incelenmektedir. İki aşamadan oluşan araştırmanın ilk aşamasında, nitel araştırma yöntemleri kapsamında tanımlanan doküman incelemesi gerçekleştirilmiştir. Araştırma pozitif psikoloji yaklaşımı ekseninde gelişmektedir. Bu çerçevede araştırmanın ilk aşamasında pozitif psikolojiyle birlikte psikolojinin odağının zayıflıktan güçlü yanlara doğru değişmesi ele alınmaktadır. Bu kapsamda alçakgönüllülük pratiği ve bilimini daha iyi anlamak için alçakgönüllülüğün tarihsel seyri, kavramsallaştırılması, ölçülmesi ve elde edilip geliştirilebilmesi araştırılmaktadır. Pozitif psikoloji, dinlerin yapıcı ve olumlu potansiyellerine psikolojinin kapılarını açmıştır. Bu kapsamda alçakgönüllülüğün İslâm'daki konumu ve değeri önem arz etmektedir. İslâm'da merkezi bir erdem olan alçakgönüllülüğün dini literatürdeki ifadesi tevazudur. Araştırmada İslâm düşüncesinde tevhid anlayışı kapsamında tevazu ahlakının ortaya çıkıp gelişmesi ele alınmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında ilişkisel tarama yöntemi kullanılmaktadır. Anket formu aracılığıyla sahadan toplanan verilerin istatistiksel analizi SPSS istatistik programı vasıtasıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları alçakgönüllülükle psikolojik iyi olma, yaşam doyumu ve iç kaynaklı dini yönelim arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğunu göstermektedir. Ayrıca alçakgönüllülüğün psikolojik iyi olma, yaşam doyumu ve dini yönelimin anlamlı bir yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca kadınlar, yaşamının çoğunu büyük şehirlerde geçirenler, orta seviyede gelir düzeyi olanlar, ilahiyat fakültesinde öğrenim görenler ve sağlık durumunu iyi olarak değerlendirenlerin daha yüksek alçakgönüllülük düzeyine sahip olduğu tespit edilmiştir. Ancak yaş ilerledikçe ve öğrenim görülen sınıf seviyesi arttıkça alçakgönüllülük düzeyinin anlamlı bir şekilde düştüğü belirlenmiştir.
Kadın işçilerin psikolojik iyi oluşları ve dini tutumları arasındaki ilişki üzerine bir araştırma (Sakarya ili örneği)
Bu araştırmanın temel amacı; kadın işçilerin psikolojik iyi oluşları ve dini tutum arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmada "psikolojik iyi oluş ve dini tutum " kavramları belli bir kesim dikkate alınarak, teorik veriler ve yapılan tecrübi çalışma doğrultusunda incelenmiştir. Araştırma kapsamında Kasım 2020 tarihinde işçi kategorisinde çalışan, çalışma yerleri değişkenlik gösteren, yaşları 18-58 arası olan, 255 kadın ile anket çalışması yapılmıştır. Yapılan çalışmada bireylerin, dini tutumları ve psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişki, demografik özellikler de dikkate alınarak incelenmiştir. Anket formunda Kişisel Bilgi Formu, Dini Yönelim Ölçeği ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın veri analizinde tek yönlü varyans analizi (One-Way ANOVA) ve Pearson Korelasyon analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma verileri incelendiğinde demografik değişkenler ile dini tutum ve psikolojik iyi oluş arasında anlamlı farklılıklar görülmesinin yanında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmayan veriler de elde edilmiştir. Dini tutum ile yaş, medeni durum ve mesleki tecrübe demografik verileri arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Psikolojik iyi oluş ile eğitim düzeyi, meslek ve mesleki tecrübe süresi demografik verileri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Örneklem grubuna yöneltilen "İş ortamım ve çalışma şartlarımdan memnunum." ve "Çalışma saatlerim özel hayatıma ve aileme yeterli vakti ayırmam için uygundur." ifadeleri hem dini tutum hem psikolojik iyi oluş ile anlamlı farklılığa sahiptir. Araştırma verilerine göre kadın işçilerin psikolojik iyi oluşları ve dini tutumları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Buna göre kadın işçilerin dindarlık düzeyleri arttıkça psikolojik iyi oluşları da artmaktadır.
Ruh sağlığı belirtilerinin yordayıcısı olarak affetme ve dindarlık ilişkisi
Bu araştırma, affetme, ruh sağlığı ve dindarlık arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini Sakarya Üniversitesi'nde lisans öğrenimi görmekte olan toplam 1092 öğrenci (398 erkek ve 694 kadın) oluşturmaktadır. Anket, öğrencilere 2014-2015 eğitim-öğretim yılının güz döneminde sınıflarında uygulanmıştır. Araştırmada, demografik özellikleri (cinsiyet, yaş, gelir algısı, sosyal çevre, fakülte, sınıf düzeyi) belirlemek için Kişisel Bilgi Formu; affetme eğilimini ölçmek için Heartland Affetme Ölçeği ve Affedicilik Ölçeği, ruh sağlığını ölçmek için Kısa Sempton Envanteri ve son olarak dindarlığı ölçmek için ise Dindarlık Ölçeği ve Dinsel Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca ankete, birer soruluk Tanrı tarafından affedildiğine inanma, Alçakgönüllülük ve Gurur eğilimi soruları eklenmiştir. Verilerin analizinde SPSS 20.00 paket programı kullanılmıştır. Bulguların analizinde t-testi, ANOVA, Pearson Korelasyon katsayıları ve regresyon analizinden faydalanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre affetme, ruh sağlığı ve dindarlık ile demografik değişkenler arasında anlamlılık derecesine ulaşan bazı farklılıklar tespit edilmiştir. Ayrıca, affetme ile alçakgönüllülük arasında pozitif ilişkiler tespit edilmişken; gurur ile negatif ilişkiler tespit edilmiştir. Araştırma sonucuna göre; dindarlık-affetme, affetme-ruh sağlığı ve dindarlık-ruh sağlığı arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca dindarlığın affetmeyi; affetme ve dindarlığın ruh sağlığını anlamlı derecede yordadığı belirlenmiştir. Özellikle kendini affetme boyutunun, ruh sağlığını en yüksek derecede yordadığı bulgulanmıştır.Özetle bu araştırma sonunda, ruh sağlığı, affetme ve dindarlık arasında anlamlı pozitif ilişkiler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Affetme, Ruh Sağlığı, Dindarlık, Dinsel Eğilim
Modern psikolojik yaklaşımlar açısından nefs arınması
Bu çalışmada din psikolojisinin araştırma alanlarından biri olan tasavvuf içerisindeki nefs arınması konusu, modern psikolojik yaklaşımlar (psikanalitik, analitik, hümanistik ve transpersonel yaklaşım) açısından ele alınmıştır. Bu bağlamda nefs arınması; tövbe, fena ve beka, insan-ı kâmil mertebesine ulaşma süreçleri ile riyazet, zühd, halvet, zikir, tefekkür, şeyh-mürid ilişkisi, sufi hikâyeler, rüya, rabıta, muhasebe ve murakabe uygulamaları, modern psikolojik yaklaşımlara göre (psikanalitik, analitik, hümanistik ve transpersonel yaklaşım) analiz edilmiştir. Özellikle Batı'da son dönemde ortaya konan sufi psikolojisi literatürüne dayandığı için "Nefs arınması Batılı kaynaklarda sufi gelenek psikolojinin sunduğu bakış açısıyla nasıl incelenmektedir?" sorusuna cevap aranmıştır. Bu doğrultuda süreç ve uygulamaların psikolojik açıdan analizi ile beraber nefs arınması sürecinin, farkındalığın artarak bilinç ve kişilik gelişim ve dönüşümünün sağlamasıyla kişinin kendisini gerçekleştirdiği psikolojik ve psikoterapötik bir süreç olduğunu ortaya koymak amaçlanmıştır. Batı'da sufi psikolojisine dair son dönemde yapılan çalışmaların yer aldığı literatür taranarak oluşturulan bu teorik çalışma ile sufi psikolojisi literatürüne dolayısıyla din psikolojisi alanına katkı sağlamak hedeflenmiştir. Literatür taraması yapılarak elde edilen bilgiler ile nefs arınma süreci modern psikolojik yaklaşımlar açısından analiz edilmiştir. Açıklama yöntemi ile bir inanç ve felsefeye dayanan tasavvufi süreç ve uygulamalar psikolojik ve fizyolojik bir indirgemeciliğe tabi tutulmadan ele alınmıştır. Bu çalışma ile nefs arınma sürecinin, farkındalığın artarak bilinç ve kişilik gelişim ve dönüşümünün sağlanmasıyla kişinin kendisini gerçekleştirdiği psikolojik ve psikoterapötik bir süreç olduğu sonucuna ulaşılmıştır.