Theses supervised by Prof. Dr. Ahmet Kankal

12 theses · Ankara Yıldırım Beyazıt University

DoctorateOpen AccessTR

1768-1774 Osmanlı-Rus savaşı'nda ayanların rolü

Son 20-30 senede Osmanlı ayanları üzerine çalışmaların sayısı bir hayli artmıştır. Bu çalışmalar çoğunlukla ayanların aile tarihi, yerel yönetimdeki rolleri ve devletle olan ilişkilerine odaklanmıştır. Ne var ki, XVIII. yüzyılda Osmanlı ordusunun mevdundaki artış, bundan kaynaklanan değişim ve ayanların bu değişim içerisindeki yeri çok fazla araştırılmamış konulardır. Bu araştırmada tespit edildiğine göre söz konusu artış Osmanlı Devleti'nin yeni bir tedarik sistemi kurmasına sebep olmuştur. 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı örneğinde savaş müteahhitlerinin ordunun kurulması ve desteklenmesini sağladığı bu sistemde ayanların üstün pozisyonu göze çarpmaktadır. Müteahhit ayanlar bu savaşta, Osmanlı Devleti'nin eyaletlerden talep ettiği birliklerin büyük bir kısmını celp etmişlerdir. Benzer şekilde ordunun ihtiyacı olan zahirenin çoğunluğu ayanlar tarafından satın alınmıştır. Bu müteahhit ayanlar büyük miktarlardaki celp ve alım işlerini organize ederken diğer ayanlar ise kaza seviyesinde bu işlemlerde onlara yardım etmişlerdir. Osmanlı Devleti'nin bu şekilde ayanlarla çalışması onun 1768-1774 Savaşı'nda daha büyük bir ordu kurmasını ve besleyebilmesini sağlamıştır. Hatta savaşın son iki senesinde masrafları ayanlar tarafından karşılanan birlikler sayesinde Osmanlı Devleti'nin en azından bir sene daha savaş alanında kalabildiği söylenebilir. Ayanların ordunun desteklenmesindeki bu etkin rolü onların devlet kademlerinde yer edinmelerini sağlamıştır. İlk önce kapıcıbaşı unvanına layık görülen bazı ayanlar daha sonra vezirlik rütbesi ile ödüllendirilmiş ve böylece yönetici zümre arasına girmişlerdir.

18. yüzyılAyanlıkOsmanlı Devleti+3
Hamit Karasu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

XVI. yüzyılda Aclûn Sancağı

Bu çalışma, Osmanlı hâkimiyeti döneminde Aclûn Sancağı'nın 1514-1596 yılları arasındaki idari, iktisadi ve içtimai ilişkilerinin tarihine ışık tutmaktadır. Çalışmada Aclûn Sancağı ile ilgili olarak XVI. yüzyılda düzenlenmiş olan 970, 266 ve 185 numaralı tapu tahrir defterlerinden ve aynı yüzyıla ait mühimme, icmâl, tımar ve vakıf defterlerinden yararlanılmıştır. Söz konusu defterler, XVI. yüzyılın ortalarında Osmanlı Devleti tarafından yürütülen idari, iktisadi, içtimai, dini ve hayri faaliyetler ile nüfus üzerine kapsamlı bilgiler içermektedir. Ayrıca, bu defterlerden faydalanarak Osmanlı Devleti'nin, Aclûn Sancağı'ndaki idari, iktisadi ve içtimai faaliyetlerin düzenlenmesindeki rolünü anlayabilmekteyiz. Aynı zamanda bu defterlerden hareketle Aclûn Sancağı'nın kaza ve nahiyeleri, köy ve mezraaları, yerleşim yerleri, buralarda yaşayan yerleşik ve göçebe nüfus, nüfusun hareketliliği, buralardaki pazar yerleri ve diğer ekonomik faailiyet alanları, tarım ve hayvancılık faaliyetleri, üretilen ürünler ve ürünlerden ya da yapılan ticaretten alınan vergiler gibi konulara da ışık tutulmaya çalışılmıştır. Kayıtlar, vergi mevzuatı ve nüfus istatistikleri bakımından incelenerek sancakta yaşayan toplulukların mekânsal dağılımının araştırılmasıyla Aclûn Sancağı'nın idari, iktisadi ve içtimai düzeni ve bunların birbirlerine olan etkisi ortaya konulmuştur.

Kurumlar tarihiSosyal tarihTürk ekonomi tarihi+1
Mohammad Alı Rashad Banı Issa
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kale savunmasında görev alan topçu askerinin ihtiyacı olan tertibatla alakalı anonim bir eserin trankripsiyonu

Çalışmada ilk olarak Osmanlı Devleti'nin askeri birlikleri, savaş taktiklerine değinilmiş, sonrasında ise girmiş olduğu meydan savaşları ve kale savaşlarından bahsedilmiştir. Ateşli Silahlar başlığı altında ise ateşli silahların gelişiminden bahsediltikten sonra, Türklerin ateşli silahlardan önce ve sonrasında kullanmış olduğu askeri teçhizat üzerinde durulmuş, top döküm merkezlerinden bahsedildikten sonra "Kal'a muhâfazasıçün 'asâkir-i tobcîyana iktizâ iden tertibât ile…" başlayan eser transkripsiyon edilmiştir.

Fatma Nur Eribol
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

XVI. yüzyılın ikinci yarısında Basra

Basra, Hz. Ömer zamanında kurulmuştur. Tarihte Emeviler, Abbasiler, İlhanlılar, Timurluların daha sonra da Karakoyunlular ve Akkoyunlular'ın yönetimine girmiştir. Şehir 1508 yılında Safevî hâkimiyetine geçmiştir. Kanuni Sultan Süleyman Irakeyn seferi sonrasında bir süre Bağdat'ta kalmıştır. Bu sırada Basra Emîri Kanuni'nin yanına gelerek Osmanlı'ya bağlılığını arz etmiştir. Şehir Osmanlı'ya tâbi olduktan sonra önceleri yerel yönetime bırakılmıştır. Bölgeye hâkim olan Şeyh Yahya'nın Osmanlı tabiyetine karşı çıkmasıyla 1546 yılında Ayas Paşa tarafından şehir yeniden fethedilmiştir. XVI. yüzyılda şehirde Osmanlı idaresi tesis edilmeye çalışılmıştır. Osmanlı Devleti klasik dönemde fethettiği yerlere tahrir eminlerini göndermiştir. 1552 yılında Basra şehrinin ilk kez tahriri yapılmıştır. Tahrir eminleri bölgenin nüfusu ve ekonomik faaliyetlerini tespit etmiştir. Merkezden uzakta bulunan bu yeni sancaklarda uygulanan vergi sistemi de tahrir defterlerine kaydedilmiştir. Tutulan bu tahrir defterlerinde eyaletlerin sosyal, iktisadi ve idari yapısı hakkında önemli bilgiler yer almaktadır. Bu çalışma ile XVI. yüzyılda Osmanlı eyaleti olan Basra, Tapu Tahrir Defterleri temel alınarak incelenmiştir. Tahrir defterlerinin yanı sıra döneme ait mühimme defterleri, maliyenin müdevver defterleri, ruus defterleri gibi birçok arşiv koleksiyonundan faydalanılmıştır. Basra'nın eyalet haline getirilmesi, şehrin jeopolitik konumu ve önemi, genel olarak bölgenin coğrafî, siyasî, tarihi, etnik, iktisadî ve sosyal yapısı bir bütün içerisinde değerlendirilmiştir. Bunun yanında şehrin sosyo-ekonomik yapısının önemli bir unsuru olan vakıflar incelenmiştir. Basra Eyaleti'ne ait mufassal ve icmal defterleri incelenerek yapılan bu çalışma ile Osmanlı'nın taşra idarî yapısı ortaya çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Basra, Eyalet, Sancak, Tahrir Defterleri.

16. yüzyılEyaletIrak-Basra+7
Fadime Demirdöğen
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

H.1053-1059 (M.1643-1659) tarihli 36 numaralı Ankara şer'iyye sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi

Türk siyasî tarihi içerisinde oldukça önemli ve büyük bir paya sahip olan Osmanlı Devleti tarihinin doğru analizi, birinci elden kaynakların rehberliğinde yapılabilmektedir. Bu bağlamda birinci elden kaynak konumundaki arşiv belgelerinin doğru okunması ve değerlendirilmesi oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu arşiv kaynakları içerisinde bulunan ve şer'i mahkemelerde görülen dava kayıtları ile merkezden gönderilen belgeleri içeren şer'iyye sicilleri, Osmanlı Devleti tarihinin aydınlatılmasını sağlayacak dokümanlar içerir. Yazıldığı döneme ait siyasî, idarî, hukuki, askerî, iktisadi, mimari, demografik, sosyo-kültürel ve daha pek çok bakımdan önemli bilgiler içermektedir. Bu çalışmada 36 numaralı Ankara şer'iyye sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi yapılmış ve defterde yer alan belgeler ışığında H. 1053-1059 (M. 1643-1649) tarihleri arasındaki Ankara şehrinin idarî, sosyal, kültürel ve ekonomik durumu hakkında bilgiler elde edilmiştir.

AnkaraKadıMahkemeler+4
Süheyla Acar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

H. 1133-1134 (M. 1721-1722) tarihli 97 numaralı Ankara Şer'iyye Sicilinin transkripsiyon ve değerlendirmesi

Osmanlı Devleti'nin ve Osmanlı toplumunun idari, iktisadi ve sosyo-kültürel hayatı hakkında ilk elden bilgi veren, temel kaynaklardan birisi de şer'iyye sicilleridir. Şer'i hükümler esas olmakla birlikte örfi uygulamaların da yer aldığı bu defterler kaza adı verilen merkezlerde görevlendirilen kadılar tarafından tutulmuşlardır. Merkezden emirlerin yanı sıra mahallinde cereyan eden her türden alım –satım, anlaşmazlık, evlenme- boşanma, miras, vasi nasbı, komşuluk ilişkileri vs. konularda son derece kıymetli bilgiler aksettirmektedir. Transkripsiyonunu yapmak ve değerlendirmek üzere seçtiğimiz defter, H.1133-1134 (M.1721-1722) tarihleri arasındaki kayıtları ihtiva etmektedir. Çalışmamızda ilk olarak Ankara şehrinin tarihi ve coğrafyası yanında şer'iyye sicilleri ve kadı hakkında genel bilgiler verilmiştir. Ardından 97 Numaralı Ankara Şer'iyye sicilinin transkripsiyonu yapılmış ve son olarak da defter içindeki belgelerden hareketle, belirtilen tarihlerde Ankara'nın görünümü hakkında değerlendirmelerde bulunulmuştur.

18. yüzyılAnkaraKent tarihi+4
Şeyma Yapıcı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Harput'ta Alaybeyzadeler ve Huh köyü

Bu çalışma, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Harput Sancağında; Tımarlı Sipahilik ve Alaybeyliği yapan ve Alaybeyzade diye adlandırılan, daha sonra Huh köyüne göç ederek tımarlı sipahiliğe orada devam eden, tımar sisteminin kaldırılmasından sonra toprak sahibi olan ve tüm bu sebeplerle de Huh Ağaları diye anılan ve bugün ülkenin birçok bölgesine dağılmış durumda olan Alaybeyzadeler sülalesinin tarihini içermektedir. Bu çalışma yapılırken öncelikle Alaybeyzadelerin yaşadığı Harput Sancağı'nın tarihi geçmişi hakkında kısa bilgi verilmiş, ardından Osmanlı toprak ve askeri teşkilatının temellerinden olan tımar sistemi ve tımarlı sipahi konusuna değinilmiştir. Akabinde sancakta tımarlı sipahilerin bağlı olduğu ve sancak beyinden sonra gelen alaybeyi hakkında bilgi verilmiştir. Bu genel bilgilerden sonra Alaybeyzadeler diye anılan ailenin Harput'tan Huh köyüne geliş sebepleri üzerinde durulmuş, arşiv bilgileri ışığında ailenin şeceresi çıkarılmaya uğraşılmış ve günümüz nüfus kayıtları aile hakkındaki bilgiler günümüze kadar getirilmeye çalışılmıştır. Ayrıca Huh köyünün tarihi gelişimi incelenerek özet bilgi verilmeye çaba gösterilmiştir.

Aile tarihiAlaybeyzadeElazığ-Harput+3
Süleyman Hurrem Aksoy
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Hint altkıtasında yaşayan Türk toplulukları için tarihten günümüze yapay üst kimlik belirleme çalışmaları: Mugallar-Karluklar-Türkler

Türk Dünyası denildiğinde genellikle Türkçe konuşan Türk topluluklarının yaşadıkları yerler kasedilmektedir. Bu anlayışın dışında kalan, ana dilleri yaşadıkları ülke ya da bölgenin dili olan Türk toplulukları da bulunmaktadır. Bu durumda olan Türk topluluklarının önemli bir kısmının, Türk kimliğini muhafaza etmesine rağmen Türkçe konuşan Türk Dünyasının ilgi alanından uzak kaldığı da görülmektedir. Bu şekildeki Türk toplulukları, yaşadıkları ülkelerin ya da uluslararası araştırmacıların hep ilgi alanında olmuşlardır. Bu topluluklarla ilgilenen kişi, kurum ya da kuruluşlar, bu toplulukları tanımlama çalışmaları da yapmışlardır. Varlık mücadelesi veren bu Türk asıllı topluluklar, kendilerini tanımlama konusunda toplumsal hafızanın etkisi ve kendi dışındaki ilgililerin tanımlamaları arasında şaşkınlık yaşamışlar, karışıklıklar ortaya çıkmıştır. Tarihin seyri ve bulundukları coğrafyalardaki hasmane tutumlar, bazen kendilerini gizleme zaruretini de ortaya çıkarmıştır. Böyle durumlarla ve zorluklarla karşılaşan Türk toplulukları, toplumsal hafızayı canlı tutmuş, sahip olunan soysal bilgiler, nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar gelmiştir. Anadolu'da pek rastlamadığımız soy kütüğü geleneğine sahip olan bu topluluklarda soyla ilgili bilgiler yazılı hale de getirilmiştir. Soy kütüğü anlayışı konusunda zayıf olan Türk asıllı topluluklar, kendilerini tanımlama konusunda başkalarının etkisinde daha fazla kalmışlardır. Hedef topluluklar olan Hindistan ve Pakistan'da yaşayan Türk asıllı topluluklarla ilgili olarak hem kendi tanımlamaları hem de başkalarının tanımlamaları neticesinde üç farklı Türk üst kimliği ortaya çıkmıştır. Bu coğrafyada yaşayan Türk topluluklarının bazıları kendilerine üst kimlik olarak Türk demekte, Türk üst kimliği altında kabileler, boylar, alt boylar şeklinde varlıklarını devam ettirmektedirler. Daha çok başkalarının yaptığı tanımlamaların etkisinde kalan Türk topluluklarının bir kısmı da Mugal üst kimliğini benimsemişler, kendilerini Mugal kabilesi, Mugal boyu ya da alt boyu şeklinde sınıflandırmışlardır. Bir başka üst kimlik olarak da Karluk üst kimliği kullanılmaktadır.

HindistanHint Alt KıtasıHint Müslümanları+7
Veli Uçmaz
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Şer'iyye sicillerine göre XIX. yüzyılda Varna kazası (1830-1878)

Şehirlerin kurulması, gelişmesi ve tarih sahnesinden silinmesi devletlerin varlığı, ekonomik durumu, güçlü oluşu ve yıkılışı ile alakalıdır. Ancak Varna gibi önemli jeopolitik konuma sahip ticari merkez olan deniz kentleri varlıklarını yüzyıllarca korumayı başarabilmiştir. Devletlerin güçlü olduğu zamanlarda bu şehirlerin ekonomisi gelişmiş, refah seviyesi ve nüfusu artmıştır. Söz konusu şehirler, devlet zayıfladığında yeteri kadar korunamadığından işgallere, kuşatmalara, sürgünlere ve göçlere maruz kalmış, kötü duruma düşmüş olsalar bile, varlıklarını yine de devam ettirmişlerdir. Tarihi süreç içinde deniz başkenti olarak addedilen Varna, bunun hem avantajı hem de dezavantajlarını yaşamış ve hem teknolojik hem de ekonomik olarak zamanın ilerisinde bir şehir hayatı ve düzenine sahip olmuştur. Yüzyılarca savaşların ve göçlerin etkisiyle Varna nüfusunda değişimler olmuştur. Osmanlı Devleti hâkimiyetinde Kazak saldırıları dışında yüzyıllarca barış ve güven içinde kalan Varna, 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı'nda yerle bir edilmiş, sonrasında devlet eliyle yeniden inşa edilmiştir. 1856 Kırım Savaşı'nda müttefik ordulara merkezlik etmiştir. Bu savaş sonrasında devasa boyutlara ulaşan göçlerin merkezinden biri olmuştur. Şehir hem savaşlar hem de aynı sırada büyük göçlerle birlikte salgınlarla da mücadele etmiştir. Balkanlarda uluslararası bir ticaret merkezi olan Varna, herşeye rağmen Osmanlı kurumları ve devletin varlığı ile ticari ve sosyo-ekonomik varlığını devam ettirmiştir. 1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra Berlin Antlaşmasıyla, Bulgar Prensliği'ne bırakıldığı zamana kadar da Müslüman nüfusun hâkim olduğu bir Osmanlı şehri olmuştur.

19. yüzyılBulgaristan-VarnaOsmanlı Devleti+3
Vehbiye Eviz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1915 - 1928 arası emval-i metruke uygulamaları

Ermenilerin bir kısmı, I. Dünya Savaşı'nın Osmanlı Devleti için en sıkıntılı günlerinde Ruslarla işbirliği yapmış ve Osmanlı Ordusu'nu arkadan vurarak isyan etmişlerdir. Bunun üzerine yaşadıkları yerlerden çıkarılarak vatanın daha güvenli bölgelerine zorunlu göç ettirilmişlerdir. Güvenlik gerekçesiyle gerçekleşen bu zorunlu göç esnasında Ermeniler bazı eşyalarını yanlarında götürebilseler bile taşınır mallarının çok önemli bir kısmını ve taşınmazlarını (arazi, arsa, bina) geride bırakmışlardır. Ermenilerden kalan bu malların korunması, idaresi ve tasfiyesi önemli bir sorun teşkil etmiştir. Hükümet bu sorunun çözümü adına Ermenilerin geride bıraktıkları mallarla ilgili ilk düzenlemeyi sevk ve iskân kararını aldıktan sadece üç gün sonra yapmıştır. 30 Mayıs 1915 tarihli Meclis-i Vükela Kararı'nda Ermenilerin geride bıraktıkları malların idaresi ile ilgili birçok temel esasa yer verilmiş ve bazı açıklamalar yapılmıştır. Daha sonra yapılan diğer düzenlemeler Meclis-i Vükela Kararı'nda ana hatları belirlenen esaslar etrafında şekillenmiştir. Yapılan düzenlemeler ile Ermenilerin geride bıraktıkları malları konusunda özel yetkili emval-i metruke komisyonları kurulmuş ve emval-i metrukeye ilişkin tüm işlemler bu alanda uzmanlaşmış komisyonlar tarafından yapılmıştır. Yapılan düzenlemeler ile bir yandan Ermenilerin daha önce yaşadıkları yerler ile mülkiyet ilişkilerinin yani bir anlamda aidiyetlerin kesilmesi hedeflenirken diğer yandan da Ermenilerin daha önceki yaşadıkları yerlerde isyan edebilme potansiyelleri ortadan kaldırılmıştır. I. Dünya Savaşı'nın bitmesini müteakip zorunlu göçe tabi tutulan kimselerin geri dönmesine müsaade edilmiştir. Geri dönen bu kimselerin iskânı ve mallarının iadesi dönemin hükümetlerini oldukça zorlamıştır. Mütareke Dönemi diye adlandırabileceğimiz bu dönemde, zorunlu göçe tabi tutulan kimselere ait olan mallar yasal düzenleme yapılmaksızın iade edilmiştir. 08 Ocak 1920 tarihli Kararname ile de fiili uygulamalar yasal dayanağa kavuşturulmuştur. Bu dönemde emval-i metruke kapsamındaki malların çok büyük çoğunluğu ilk sahiplerine iade edilmiştir. Milli Mücadele Hareketi'nin, etkinliğini artırması ve bağımsızlık mücadelesini kazanması ile birlikte emval-i metruke konusu Meclis'in gündeminde sıkça yer almıştır. Bu dönemde yürürlüğe konulan düzenlemeler ile emval-i metrukenin kapsamı Müslümanları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Bununla birlikte Lozan Antlaşması öncesinde ve sonrasında yapılan hukuki düzenlemeler ile emval-i metruke konusu kalıcı olarak çözüme kavuşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ermeniler, zorunlu göç, emval-i metruke, emval-i metruke komisyonları, emval-i metruke tasfiye komisyonları, geri dönüş.

Dünya Savaşı IEmval-i metrukeErmeniler+5
Hasan Güner
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

1915 - 1928 arası emval-i metruke uygulamaları

Ermenilerin bir kısmı, I. Dünya Savaşı'nın Osmanlı Devleti için en sıkıntılı günlerinde Ruslarla işbirliği yapmış ve Osmanlı Ordusu'nu arkadan vurarak isyan etmişlerdir. Bunun üzerine yaşadıkları yerlerden çıkarılarak vatanın daha güvenli bölgelerine zorunlu göç ettirilmişlerdir. Güvenlik gerekçesiyle gerçekleşen bu zorunlu göç esnasında Ermeniler bazı eşyalarını yanlarında götürebilseler bile taşınır mallarının çok önemli bir kısmını ve taşınmazlarını (arazi, arsa, bina) geride bırakmışlardır. Ermenilerden kalan bu malların korunması, idaresi ve tasfiyesi önemli bir sorun teşkil etmiştir. Hükümet bu sorunun çözümü adına Ermenilerin geride bıraktıkları mallarla ilgili ilk düzenlemeyi sevk ve iskân kararını aldıktan sadece üç gün sonra yapmıştır. 30 Mayıs 1915 tarihli Meclis-i Vükela Kararı'nda Ermenilerin geride bıraktıkları malların idaresi ile ilgili birçok temel esasa yer verilmiş ve bazı açıklamalar yapılmıştır. Daha sonra yapılan diğer düzenlemeler Meclis-i Vükela Kararı'nda ana hatları belirlenen esaslar etrafında şekillenmiştir. Yapılan düzenlemeler ile Ermenilerin geride bıraktıkları malları konusunda özel yetkili emval-i metruke komisyonları kurulmuş ve emval-i metrukeye ilişkin tüm işlemler bu alanda uzmanlaşmış komisyonlar tarafından yapılmıştır. Yapılan düzenlemeler ile bir yandan Ermenilerin daha önce yaşadıkları yerler ile mülkiyet ilişkilerinin yani bir anlamda aidiyetlerin kesilmesi hedeflenirken diğer yandan da Ermenilerin daha önceki yaşadıkları yerlerde isyan edebilme potansiyelleri ortadan kaldırılmıştır. I. Dünya Savaşı'nın bitmesini müteakip zorunlu göçe tabi tutulan kimselerin geri dönmesine müsaade edilmiştir. Geri dönen bu kimselerin iskânı ve mallarının iadesi dönemin hükümetlerini oldukça zorlamıştır. Mütareke Dönemi diye adlandırabileceğimiz bu dönemde, zorunlu göçe tabi tutulan kimselere ait olan mallar yasal düzenleme yapılmaksızın iade edilmiştir. 08 Ocak 1920 tarihli Kararname ile de fiili uygulamalar yasal dayanağa kavuşturulmuştur. Bu dönemde emval-i metruke kapsamındaki malların çok büyük çoğunluğu ilk sahiplerine iade edilmiştir. Milli Mücadele Hareketi'nin, etkinliğini artırması ve bağımsızlık mücadelesini kazanması ile birlikte emval-i metruke konusu Meclis'in gündeminde sıkça yer almıştır. Bu dönemde yürürlüğe konulan düzenlemeler ile emval-i metrukenin kapsamı Müslümanları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Bununla birlikte Lozan Antlaşması öncesinde ve sonrasında yapılan hukuki düzenlemeler ile emval-i metruke konusu kalıcı olarak çözüme kavuşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ermeniler, zorunlu göç, emval-i metruke, emval-i metruke komisyonları, emval-i metruke tasfiye komisyonları, geri dönüş.

Dünya Savaşı IEmval-i metrukeErmeniler+5
Hasan Güner
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

1915 - 1928 arası emval-i metruke uygulamaları

Ermenilerin bir kısmı, I. Dünya Savaşı'nın Osmanlı Devleti için en sıkıntılı günlerinde Ruslarla işbirliği yapmış ve Osmanlı Ordusu'nu arkadan vurarak isyan etmişlerdir. Bunun üzerine yaşadıkları yerlerden çıkarılarak vatanın daha güvenli bölgelerine zorunlu göç ettirilmişlerdir. Güvenlik gerekçesiyle gerçekleşen bu zorunlu göç esnasında Ermeniler bazı eşyalarını yanlarında götürebilseler bile taşınır mallarının çok önemli bir kısmını ve taşınmazlarını (arazi, arsa, bina) geride bırakmışlardır. Ermenilerden kalan bu malların korunması, idaresi ve tasfiyesi önemli bir sorun teşkil etmiştir. Hükümet bu sorunun çözümü adına Ermenilerin geride bıraktıkları mallarla ilgili ilk düzenlemeyi sevk ve iskân kararını aldıktan sadece üç gün sonra yapmıştır. 30 Mayıs 1915 tarihli Meclis-i Vükela Kararı'nda Ermenilerin geride bıraktıkları malların idaresi ile ilgili birçok temel esasa yer verilmiş ve bazı açıklamalar yapılmıştır. Daha sonra yapılan diğer düzenlemeler Meclis-i Vükela Kararı'nda ana hatları belirlenen esaslar etrafında şekillenmiştir. Yapılan düzenlemeler ile Ermenilerin geride bıraktıkları malları konusunda özel yetkili emval-i metruke komisyonları kurulmuş ve emval-i metrukeye ilişkin tüm işlemler bu alanda uzmanlaşmış komisyonlar tarafından yapılmıştır. Yapılan düzenlemeler ile bir yandan Ermenilerin daha önce yaşadıkları yerler ile mülkiyet ilişkilerinin yani bir anlamda aidiyetlerin kesilmesi hedeflenirken diğer yandan da Ermenilerin daha önceki yaşadıkları yerlerde isyan edebilme potansiyelleri ortadan kaldırılmıştır. I. Dünya Savaşı'nın bitmesini müteakip zorunlu göçe tabi tutulan kimselerin geri dönmesine müsaade edilmiştir. Geri dönen bu kimselerin iskânı ve mallarının iadesi dönemin hükümetlerini oldukça zorlamıştır. Mütareke Dönemi diye adlandırabileceğimiz bu dönemde, zorunlu göçe tabi tutulan kimselere ait olan mallar yasal düzenleme yapılmaksızın iade edilmiştir. 08 Ocak 1920 tarihli Kararname ile de fiili uygulamalar yasal dayanağa kavuşturulmuştur. Bu dönemde emval-i metruke kapsamındaki malların çok büyük çoğunluğu ilk sahiplerine iade edilmiştir. Milli Mücadele Hareketi'nin, etkinliğini artırması ve bağımsızlık mücadelesini kazanması ile birlikte emval-i metruke konusu Meclis'in gündeminde sıkça yer almıştır. Bu dönemde yürürlüğe konulan düzenlemeler ile emval-i metrukenin kapsamı Müslümanları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Bununla birlikte Lozan Antlaşması öncesinde ve sonrasında yapılan hukuki düzenlemeler ile emval-i metruke konusu kalıcı olarak çözüme kavuşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ermeniler, zorunlu göç, emval-i metruke, emval-i metruke komisyonları, emval-i metruke tasfiye komisyonları, geri dönüş.

Dünya Savaşı IEmval-i metrukeErmeniler+5
Hasan Güner
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00

Other supervisors