Theses supervised by Prof. Dr. Ahmet Karadağ

11 theses · İnönü University

DoctorateOpen AccessTR

İran'ın büyük stratejisinin Orta Doğu'ya yansıması

Tarih boyunca kıtalar ve medeniyetler arası geçiş görevi üstlenen jeostratejik konumu, kadim kültürü ve bünyesinde bulunan zengin yer altı kaynaklarıyla İran, küresel politikanın odak noktalarından biri olmuştur. Kendini büyük bir uygarlığın bakiyesi ve varisi olarak addeden İran, sahip olduğu jeopolitik konumu ve mevcut potansiyeli nedeniyle kendini milli sınırlarının çok ötesinde bölgesel bir güç olarak görmektedir. Geçtiğimiz yüzyılın sonlarına doğru gerçekleşen "İslam Devrimi" sonucunda her ne kadar bir rejim ve eksen değişikliği yaşamış olsa da İran, yer aldığı coğrafyada başat aktör olma arzusunu sürdürmektedir. Sosyal, kültürel ve dini çeşitlilikten beslenen tarihsel rekabetlerin hala etkisini sürdürdüğü Orta Doğu'da, kadim ve merkezi aktörlerinden biri olan İran, günümüzde bölgesel ve küresel düzlemde bir güç mücadelesi yürütmektedir. Karşı karşıya kaldığı tehdit ve meydan okumaları dengeleyebilmek adına İran, küresel sistemde yaşanan değişim ve dönüşümlerin sunduğu imkânları azami ölçüde değerlendirerek büyük stratejisini ulusal çıkarlarını koruma ve sürdürme hedefi doğrultusunda şekillendirmiştir. İran, kendisiyle benzer tarihi deneyimlere ve ortak ülkülere sahip paydaşlarıyla kurmuş olduğu ittifaklar ağı vesilesiyle bölgesel nüfuz alanını ve ulusal güvenlik sahasını sınırlarının ötesine taşımaya çabalamaktadır. Çalışma içerisinde, İran'ın varoluş ve nüfuz mücadelesi uzun vadeli hedeflere dayalı, çok boyutlu ve kapsamlı bir "büyük strateji" çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu bağlamda, İran'ın vekâlet savaşı doktrini aracılığıyla nüfuz sahaları oluşturma çabası, asimetrik yöntemlere dayalı caydırıcılık stratejileri ve Orta Doğu'daki ideolojik ve pragmatik saiklere dayalı jeopolitik yönelimleri detaylı biçimde incelenecektir. Teorik bir çalışma olan bu tezde, İran'ın büyük stratejisinin Orta Doğu'ya yönelik yansımaları çok katmanlı bir stratejik çerçevede ele alınacaktır.

Grand stratejisi
Muhammed Hüseyin Çelik
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Laik hegemonyanın inşa sürecinden İslamcı hegemonyanın inşasına Türkiye'nin dönüşen siyaseti: Gramscian bir analiz

Türkiye siyasi tarihinin seyrini laik ve İslamcı oluşumlar arasındaki mücadele üzerinden okumak mümkündür. Osmanlı modernleşmesi döneminde batıcılar ile gelenekselciler arasındaki çatışmacı ilişki Cumhuriyet döneminde laikler ve İslamcılar arasında devam etmiştir. Laikler ve İslamcılar arasındaki bu çatışmacı ilişki yakın dönem Türkiye siyasetinin şekillenmesinde de etkili bir rol oynamıştır. Laikler ile İslamcılar arasındaki ayrışma din-devlet-siyaset ilişkisinde "dinin konumunun ne olması gerektiği" meselesi üzerinden gerçekleşmiştir. Din üzerinden gerçekleşen bu ayrışma 1980'lere kadar genel olarak kültürel bir boyuta sahipken, 1980 sonrası dönemde ekonomik boyutu da içine almaya başlamıştır. Türkiye siyasetini laik hegemonya ile İslamcı hegemonya arasındaki mücadele ekseninde analiz eden ve laik ve İslamcı oluşumların mücadelesinin Türkiye'ye etkisini karşılaştırmalı bir yöntemle ele alan bu tez, Gramsci'nin hegemonya yaklaşımını esas alan almaktadır. Tez, daha çok teorik bir çalışma olsa da liderlerin konuşma ve demeçleri doküman analizine tabi tutulduğundan nitel bir boyuta da sahiptir. Tezde 1923-2011 yılları arası dönem Türkiye siyasetinde laik hegemonyanın egemen olduğu dönem olarak belirlenirken, 2011 sonrası dönem ise İslamcı hegemonyanın hâkim olduğu dönem olarak belirlenmiştir. Çalışmada Türkiye siyaseti, ideolojik, kültürel ve ekonomik etkenler üzerinden analiz edilmiş; 1980 sonrasında ortaya çıkan farklı toplumsal gruplar ve kimlikler ile uluslararası gelişmeler bağlamında analitik bir çözümlemeye tabi tutulmuştur. 1980 sonrası dönem Türkiye siyasetinin dönüşümü açısından bir kırılma noktasını teşkil etmektedir. Uluslararası konjonktürde yaşanan gelişmelerin Türkiye'yi siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda önemli ölçüde etkilediği bu dönemde Türk-İslam Sentezi anlayışı doğrultusunda uygulanan politikalar ile liberal ekonomi politikaları İslamcı siyasetin yükselişine ve 1990'larda iktidar ortağı olmasına yol açmıştır. İslamcı siyasetin bu yükselişi 28 Şubat müdahalesiyle sona erdirilirken, bu dönemde uygulanan baskıcı politikalar laik hegemonyanın kendi anti-tezini doğurmasıyla sonuçlanmıştır. AK Parti adı altında daha güçlü bir şekilde örgütlenerek 2002 yılında iktidarı ele geçiren ve laik hegemonyanın karşısında konumlanan İslamcı siyaset bugün Türkiye siyasetinin dönüşümünün baş aktörü olmuştur. Laik ve İslamcı oluşumların politikalarının sonucunda Türkiye siyasetinde demokrasi adına önemli kazanımlar elde edildiği gibi önemli kayıplar da yaşanmıştır. Bu bağlamda demokrasi merkezli ele alındığında Türkiye siyasetinin dönüşümünü bir ilerleme ve gerileme süreci olarak okumak mümkündür. Nitekim Türkiye'de demokrasi adına atılan her ileri adım bir karşı koyuşla karşılaşmış ve Türkiye'de demokrasinin yerleşikleşmesi gerçekleşmemiştir. Laik hegemonyanın Türkiye siyasetine egemen olduğu dönemden İslamcı hegemonyanın egemen olduğu günümüze kadar geçen süreç boyunca yaşanan demokrasi krizlerinin esasında hegemonya bunalımının yaşanmasının ardından ortaya çıktığı görülmektedir. Genellikle karşı hegemonik oluşumların belirmeye başladığı dönemlerde ortaya çıkan hegemonya bunalımı egemen güçlerin karşı hegemonik oluşumlara yönelik anti-demokratik bir tutum takınarak devletin baskıcı araçlarına başvurmasına yol açmış, bu da hegemonya mücadelesinin devam etmesi sonucunu doğurmuştur. Hegemonyanın hem dinamik hem de diyalektik yapısının bir göstergesi olan bu duruma bağlı olarak, gelinen noktada Türkiye'de hegemonya mücadelesinin bitmediği, devam ettiği sonucuna ulaşılmış, bu mücadelenin dijitalleşmeyle birlikte farklı mecralarda ve farklı aktörlerle devam edeceği öngörülmüştür.

Hatice Dönmez
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Vatandaşlık okuryazarlığı: Bir ölçek geliştirme çalışması

Vatandaşlık Okuryazarlığı Ölçeği, bireylerin vatandaşlık konusundaki bilgi ve ilgi düzeyi ile hak arama özgürlüklerini kullanabilme ve bunu eylemlere dönüştürebilme yeterliliklerini ölçmeye yönelik geliştirilmiş bir ölçektir. Ölçekte yer alan ifadeler, yapılandırılmamış görüşme ve literatür taraması sonucu diğer ölçeklerden yararlanılarak oluşturulmuştur. Pilot uygulama sonucunda 34 maddelik likert tipi ölçek formu oluşturulmuş, Türkiye'de yaşayan 18 yaş üstü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 1081 birey çalışmaya dâhil edilmiştir. Vatandaşlık Okuryazarlığı Ölçeği uzman değerlendirmesinden geçirilerek kapsam geçerliliği sağlanmış, yapı geçerliğini sağlamak amacı ile açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçlarında Vatandaşlık Okuryazarlığı Ölçeği'nin toplam varyansın %65,573'ünü açıklayan 4 faktör altında toplanan 29 ifadeden oluştuğu görülmüştür. Açıklayıcı faktör analizinin ardından maddelerin ayırt edici özelliğini belirlemek için alt grup üst grup ortalama puanları için t testi yapılmış, her bir maddenin ölçek ile olan ilişkisini ortaya çıkarmak amacı ile de madde korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. Bağımsız örneklem t testi sonuçlarına göre bütün maddelerin anlamlılık düzeyi 0,000 bulunmuş, madde korelasyon katsayılarının ise 0,25'ten büyük olduğu görülmüştür. Vatandaşlık Okuryazarlığı Ölçeği'nin faktörleri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi yapılmış, faktörler arasında ve faktörlerin her birinin ölçeğin tamamı ile pozitif yönde anlamlı ilişki içerisinde olduğu görülmüştür. Açıklayıcı faktör analizi sonrası doğrulayıcı faktör analizi yapılmış ve modelin uyum iyiliği indeksleri incelenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda uyum iyiliği değerleri; χ2 =1430,423; df=363, p= .000; χ2/df= 3,941; RMSEA= 0,052; SRMR = 0,051; GFI=0,912; AGFI=0,901; TLI= 0,944; CFI=0,950; IFI= 0,950; NFI=0,934; RFI=0,926 olarak bulunmuştur. Bu değerlere göre Vatandaşlık Okuryazarlığı Ölçeği'nin CFI ve IFI için mükemmel uyum, χ2/df, RMSEA, SRMR, GFI, NFI ve RFI için iyi uyum gösterdiği anlaşılmıştır. Vatandaşlık Okuryazarlığı Ölçeği'nin güvenirlik analizleri de yapılmış, Cronbach Alpha değerleri hesaplanmıştır. Buna göre; 29 maddelik ölçeğin tamamının Cronbach Alpha katsayısı 0,931 olarak bulunmuştur. Ölçeği oluşturan alt boyutlar açısından Bilgi faktörü için 0,925; İlgi faktörü için 0,909; Eylem Faktörü için 0,888; Hak Arama faktörü için 0,922 Cronbach Alpha değerlerine ulaşılmıştır. Elde edilen tüm sonuçlar geliştirilen Vatandaşlık Okuryazarlığı Ölçeği'nin, bireylerin vatandaşlık okuryazarlık düzeylerini ölçmeye yarayan geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Vatandaşlık, Vatandaşlık Okuryazarlığı, Ölçek Geliştirme, Geçerlilik ve Güvenilirlik

Güvenilirlik ve geçerlilikVatandaşlıkVatandaşlık okuryazarlığı+2
Mehmet Kapusızoğlu
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İslam-demokrasi ilişkisine farklı bir yaklaşım olarak Raşid el-Gannuşi

İslam-demokrasi ilişkisi günümüzde en çok tartışılan konuların başında gelmektedir. Bir din olarak İslam ile bir siyasal sistem olarak demokrasinin ilişkisine dair yürütülen tartışmalar; genellikle her ikisinin sahip olduğu metafizik ilkelerin farklılığına ve bu metafizik ilkelerin nasıl bağdaştırılabileceği meselesine odaklanmaktadır. Bu metafizik ilkeler ise, her ikisinde ontolojik ve epistemolojik mülahazalar tarafından belirlenmektedir. Buna göre, varlığa ve bilgiye dair normların, bir eylem sahası olarak siyasetin formunu belirleyeceği düsturundan hareketle; İslam'ın, demokrasiye imkan verip vermediği tespit edilmeye çalışılmaktadır. Doğum öncesinden ölüm sonrasına kadar her alanı kuşatan İslam'da, Allah, peygamberleri aracılığıyla insanlara hakikatin bilgisini ulaştırmış; insan ise bu tümel hakikatler (norm/nazariye/ne'lik) doğrultusunda zaman ve mekana göre (form/ameliye/nasıl'lık) kendini, toplumu, devleti, dünyayı imar ve inşa etmek teklifi ile mükellef tutulmuştur. Bu normların, zamana ve mekana uygun bir biçimde forma dönüşmesine imkan veren şeyse; bu ikisi arasında varlığına inanılan liminal alanın mevcudiyetidir. Bu liminal alanda Müslümanlar, normların sunduğu imkanları belli metodolojiler doğrultusunda keşfetmeye çalışmaktadır. Bu da İslam dünyasına ciddi bir dinamizm kazandırmaktadır. Fakat formların, norm haline gelmesi; istisnai ilkelerin asli ilkelere dönüşmesi, pratiğin tarihselliğini ıskalamaya ve asli ilkelerin barındırdığı imkanları görememeye neden olabilmektedir. Nitekim, İslam dünyasına dinamizm katan bu liminal alanın giderek daralması ile Müslümanlar, 18. Yüzyıldan itibaren Batı'da yükselişe geçmekte olan yeni teklifle ilahi teklifi telif etmek noktasında ciddi bir krizle karşılaşmıştır. Demokrasinin de özünü oluşturduğu düşünülen yeni teklifin insanı her türlü keyfî güç karşısında özgürleştirmeyi amaçlayan antroposantrik ve seküler karakteri, bu krizin sebebi olarak değerlendirilmiştir. Batı'nın yeni teklifinin İslam dünyasına savaşa, sömürgeleşmeye, ötekileştirilmeye mal olması ile bu kriz daha da derinleşmiştir. Mevcut durum hem İslam'daki hem de Batı tecrübesindeki imkanların objektif bir biçimde değerlendirilmesini engellemiştir. Böylece hem İslam dünyasında hem de Batı'da İslam - demokrasi ilişkisinin imkânsızlığına dair fikirler gelişmiştir. Fakat hem İslam dünyasında hem de Batı dünyasında İslam-demokrasi ilişkisine dair objektif bir bakış açısı geliştirmeye çalışan bir kesim de vardır. Günümüzde bu alanda en sık atıf alan isimlerden biri Raşid el-Gannuşi'dir. Gannuşi'ye göre siyasete form vermesi gereken (şura, icma, beyat, iyiliği emretme, kötülüğü nehyetme gibi) İslam'ın asli ilkelerinin, tarihi tecrübe içinde istisnai kalmasıyla Müslümanlar istibdada duçar olmuş, parçalanmış, sömürgeleşmiş ve kaosa sürüklenmiştir. Bu açıdan Gannuşi, demokrasiyi; Müslümanları mevcut durumdan çıkarmak için İslam'ın asli ilkelerini hayata geçirecek bir imkan ve yönetim mekanizması olarak görmüştür. Hem bir mütefekkir hem de bir İslami hareket/parti lideri olarak Gannuşi, ilkeler ile pratik arasında yok olmaya yüz tutmuş olan liminal alanın imkanlar dünyasına Müslümanları davet etmektedir. Gannuşi'nin davet yöntemi ise yeni bir şey keşfetmekten ziyade tarihi tecrübe içinde unutulmuş olanı hatırlatmak şeklindedir. Anahtar Kelimeler: İslam, Batı, Modernite, Demokrasi, Raşid el-Gannuşi.

DemokrasiGannuşi, RaşidModernite+2
Sinem Arslan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki Suriyeli sığınmacıların toplumun güvenlik algısına etkisi: Gaziantep ve Balıkesir örnekleri

İnsanların dünya tarihinde önceleri üzerinde yaşadıkları coğrafyadaki yer altı ve üstü kaynakların eksikliği veya dengesiz dağılımı ve iklim şartları nedeniyle yer değişiklikleri, yakın dönemde doğal şartlara ilave olarak silahlı çatışmalar, işgaller, ayrımcılık, insan hakları ihlalleri, teknolojinin gelişimi ve buna bağlı olarak farkındalığın artması, daha iyi bir yaşam talebi ile özgürlüklere ulaşma isteği zorunlu, düzenli veya düzensiz göç haline dönüşmüştür. Ortadoğuda 2011 yılında başlayan Arap Baharı ile Suriye'deki olaylar iç savaşa dönüşmüş, uluslararası aktörlerin de rol almasıyla Suriyeliler ülke içi ve dışına göç etmek zorunda kalmıştır. Bu kapsamda 2018 yılı sonunda 3.5 milyonu aşan Suriyeliler kitlesel olarak Türkiye'ye gelmiştir. Bu kadar insanın çok kısa bir zaman diliminde kitlesel olarak Türkiye'nin her şehrine dağılmış olması geniş perspektifte sosyal, ekonomik, siyasal ve güvenlik alanlarında toplumu etkilemiştir. Bu göçün kalıcı veya geçici olacağı ile ilgili tartışmalar devam ederken yedi yılı aşan misafirlerin yarattığı etkilerden güvenlik algısının tespiti bu tezin ana konusunu oluşturmuştur. Tezde, fiziksel, sosyo-ekonomik ve kültürel ile siyasal güvenlik algısı boyutlarında yeni geliştirilen 35 sorudan oluşan bir anket ile Türk toplumunda Suriyeli Sığınmacıların oluşturduğu güvenlik algısı ölçülmüştür. Tüm illerde dağınık yaşayan Suriyelilere yönelik algının ölçülebilmesi için sosyal bilimlerde sıkça kullanılan ve karşılaştırma yapmaya imkân sağlayan benzer sistemler tasarımı kullanılmış, tasarıma uygun olan Gaziantep ve Balıkesir illerinde anket uygulanarak toplumun güvenlik algısı karşılaştırmalı şekilde ölçülmüştür.

BalıkesirGaziantepGöçmenler+6
Hakan Ömer Tunca
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Liberal ve komüniteryan çokkültürlülük: Kymlicka ve Taylor perspektifinden ABD ve Kanada örnekleri

Tarihsel süreç içerisinde çokkültürlü toplumsal yapılar var olmuşsa da çokkültürlülüğe ilişkin talep ve beklentiler modern devletlerin karşı karşıya kaldığı yeni bir durumdur. Günümüzde çok az devlet homojen yapılarını sürdürmektedir. Farklı dini, etnik, dilsel, cinsel ve kültürel kimliğe sahip bireyler ve gruplar heterojen modern toplumlarda bulunmaktadır ve bu farklılıklarını korumak istemektedirler. Bunun yanı sıra bu farklılıklarına saygı gösterilmesini, farklılıklarının tanınmasını ve teşvik edilmesini talep etmektedirler. Bu bağlamda çokkültürlülük, kültürel farklılıklarının tanınması ve farklılıklardan kaynaklı sorunların çözülmesi iddiasıyla ortaya çıkmıştır. Bu sorunların çözümüne ilişkin farklı çözüm önerileri ortaya konulmaktadır. Çokkültürlülük şemsiyesi altında yürütülen tartışmaları, liberal ve komüniteryan anlayış olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür. Çokkültürlülüğün nasıl bir siyasi yansıması olabileceği üzerine önemli eserler veren Will Kymlicka liberal çokkültürlülüğün, Charles Taylor ise komüniteryan çokkültürlülüğün temsilcilerindendir. Bu çalışmada, liberal ve komüniteryan eğilimleri ile çokkültürlülük, Kymlicka'nın ve Taylor'ın çokkültürlülük üzerine görüşleri teorik olarak ele alınarak çokkültürlülüğün ABD'deki ve Kanada'daki durumu ve çokkültürlülük politikaları izah edilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Çokkültürlülük, Liberalizm, Komüniteryanizm, Çokkültürlülük Politikaları, Will Kymlicka, Charles Taylor

Amerika Birleşik DevletleriKanadaKomüniteryanizm+4
İhsan Konak
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Hâkim parti sistemi: Dünyadan örnekler ve Türkiye

Bu araştırmada, bir partinin; rekabetçi seçimler sonucu parti sistemindeki diğer partiler karşısında belirli bir dönem hükümet etme süresinin uzunluğu sayesinde hâkim parti olarak konumlanmasıyla ortaya çıkan hâkim parti sistemi ele alınmaktadır. Hâkim partilerin neden ve nasıl ortaya çıktıkları; hâkim parti konumunu nasıl sürdükleri araştırmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Araştırmada karşılaştırmalı araştırma yönteminden yararlanılarak, teorik çerçeve oluşturulurken dünyadaki tüm hâkim parti örneklerine değinilmekle birlikte özelde İsveç, Japonya ve Türkiye örnekleri incelenmektedir. Araştırmada öncelikle temsili demokrasi, parti sistemleri ve hâkim parti sistemine ilişkin bilgiler verilmektedir. Daha sonra İsveç'te SDP'nin 44 yıl, Japonya'da LDP'nin 38 yıl üstünlüklerine dayalı olarak hâkim parti konumunu elde etmelerinde etkili olan faktörler incelenmektedir. Hem teorik çerçeve hem de tarihsel iki örneğin detaylı olarak ele alınmasından sonra Türkiye'de 2002 sonrası AK Parti'nin hâkim parti olarak konumlanmasına olanak sağlayan faktörlere değinilmektedir. Bu kapsamda, çalışma, giriş kısmında ayrıntılı olarak belirtilen hipotezleri test etmeyi de amaçlamaktadır. Araştırma sonucunda incelenen örnekler içerisinde hâkim parti konumunun elde edilmesi ve sürdürülmesinde bazı ortak özelliklere rastlanmıştır. Sosyal, ekonomik ve siyasal krizler sonrası iktidara gelen hâkim partiler bu krizleri sonlandırabildikleri oranda gelecek seçimleri güvenceye alabilmektedir. Seçim sisteminin orantısızlık derecesi, muhalefet partileri arasındaki derin bölünmeler, en geniş seçmeni çekebilecek esnek parti yapısı, seçmen-parti bağını canlı tutacak ve seçim zamanları seçmeni seferber edebilecek örgütsel güç yanında sosyo-ekonomik gruplarla yakın ilişki ile parti liderinin hâkim partilere avantaj sağladığı gözlemlenmiştir. Ancak her ülkenin kendine özgü koşullarından dolayı ortak faktörlerin etkisinin aynı derecede görülmediğini ifade etmek gerekir. SDP ve LDP örneğinde parti hâkimiyetinin kazanılması sürecinde partilerin örgütsel gücü ve sosyo-ekonomik grup desteği öne çıkarken AK Parti örneğinde parti liderinin belirleyiciliği söz konusudur. Anahtar Sözcükler: Parti Sistemi, Hâkim Parti Sistemi, Türkiye, Japonya, İsveç

Adalet ve Kalkınma PartisiHakim parti sistemiJaponya+6
Hüseyin Aksu
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Afganistan'ın yeniden inşasında Türkiye'nin yumuşak güç stratejisi

Sovyetler Birliğinin çöküşü bir yandan ABD liderliğinde Batı'nın zaferini ilan etmesini sağlarken diğer yandan NATO ve ABD liderliğinin de sorgulanmasına yol açmıştır. Ancak 90 ülkeden yaklaşık 3000 masum insanın ölmesine yol açan 11 Eylül 2001 terör saldırıları, uluslararası politikada yeni bir dönemece girilmesini sağlamıştır. Nitekim 11 Eylül'ün stratejik meydan okuması, Batı'ya hem yeni düşman tanımı yapma şansı vermiş hem de Türkiye'nin kayıtsız kalması mümkün olmadığı geniş bir coğrafyada da ulus ve devlet inşa süreçleri furyasını başlatmasına olanak sunmuştur. Afganistan, ABD'nin 11 Eylül sonrası başlattığı ulus inşası furyasında bir ilk olması açısından çok önemli bir yere sahiptir. Türkiye bu süreçte laik ve modern yapısı nedeniyle rol model ülke olarak Batı'nın vitrinize etmek istediği bir ülkeye dönüşerek önemini artırmıştır. Ancak Türkiye, yumuşak güç havzalarındaki dost ve kardeş ülkeleri yalnız bırakmak istememekle birlikte tamamen kontrolünde olmayan yeniden inşa süreçlerinde yumuşak gücünü zayi etme riskiyle de yüzleşmek durumunda kalmaktadır. Bu çalışmada teorik olarak güç ve yumuşak güç kavramları ele alınarak yeni bir yumuşak güç önerisi ışığında Türkiye'nin Afganistan'ın yeniden inşasında izlediği yumuşak güç stratejisi izah edilmeye çalışılacaktır.

AfganistanDevlet inşaasıTürk-Afgan ilişkileri+5
Cengiz Özel
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İslam'da siyasal iktidarın meşruiyet kaynakları: Dinsel-teorik temeller ve tarihsel uygulama örnekleri

Dünyadaki tüm toplumlarda siyasal iktidarlar meşruiyetlerini geleneksel ya da modern bir kaynağa dayandırmaktadırlar. Bu, yönetimlerin istikrarlı olması için zorunlu bir durumdur. İslam'da da siyasal iktidarların meşruiyet temelleri bazı dönemler farklılık arz etse de temel kaynak Kur'an ve sünnete olan sadakat olmuştur. Bazı dönemlerde bu iki temel kaynağın ortaya koyduğu şura, biat veya liyakat ilkelerine aykırı bir şekilde iktidarlar yönetmişse de temelde meşruiyet kaynağı kutsal kitap olmuştur. Burada yöneticilerin karizmaları, farklı kabile veya topluluklardaki güç ilişkisi, aile bağları veya ideolojik ve bürokratik bağlar siyasal iktidarların seçilmesinde etkin rol oynamıştır. Bu anlamda en iyi model olarak niteleyebileceğimiz Peygamber ve Dört halife döneminden sonra meşruiyet kaynaklarında dönüşüm yaşandığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, İslam'da siyasal iktidarın meşruiyet kaynaklarını Peygamber döneminden günümüze kadar dinsel uygulamalar temelinde incelemektir. İlk olarak siyasal iktidar ve meşruiyet ile ilgili kavramlara değinilmiş ve sonrasında geleneksel ve modern meşruiyet kaynakları ele alınmış. Dördüncü bölümde İslam'da siyasal iktidarın meşruiyet kaynakları incelenmiş ve son bölümde geleneksel ve modern dönem uygulamalarla meşruiyetin gelişim temelleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Siyasal iktidar, Meşruiyet, Otorite, İslam, Şura, Biat

BiatHz. Muhammed DönemiMeşruiyet+5
Mehmet Nazım Uygur
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
10
Master'sOpen AccessTR

Siyasal İslam: Taliban örneği

Evrensel bir din olarak İslamiyet, bireysel olduğu kadar sosyal bir dindir. Bireylerin yaşamlarına kattığı manevi anlam dışında, belirli davranışsal katkıları sayesinde kamusal yaşantıyı da şekillendirmektedir. Böylece bir ideolojiye dönüşerek siyasal alana dâhil edilmektedir. Devlete ait tüm öğelerin dini bir tavırla şekillendirilip, işletilmesi anlamına gelen siyasal İslam, bunun somut örneğini teşkil etmekle beraber, şiddete dayalı yöntemlerle birleşince radikal İslam olarak anılmaktadır. Bu çalışmada radikal İslam'ın Afganistan'daki güncel temsilcisi olan Taliban incelenmekte olup, Taliban'ın temsil ettiği şekliyle din olgusunun kutsal bir birleştirici güç olmaktan ziyade ideolojik bir yönetim şekli olduğu savı üzerinde durulmaktadır. Çünkü buradan hareketle Kur'an'ın varlığıyla sınırları çizilmiş olan İslam dininin ne derece radikalleşip siyasal ve toplumsal hayatı etkileyebileceğini anlamak hem alana katkı açısından hem de diğer radikal örgütleri analiz edebilmek açısından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Siyasal İslam, Radikal İslam, Taliban, İslamiyet, Din

Gizem Okyay
İnönü University
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sağ ve sol Kemalist yaklaşımların analizi

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu ideolojisi olarak kabul edilen Kemâlizm, millî mücadeleyi örgütleyen ve sonrasında da Kurtuluş zaferiyle Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Kemâl Atatürk'ün isminden gelmektedir. Atatürk'ün fikir, söylem ve eylemlerinden oluşan Kemâlizm, Atatürk'ün Türk devrimine bir ideoloji arayışında olmaması nedeniyle büyük ölçüde vefatından sonra cumhuriyet aydınları tarafından oluşturulmuş bir ideolojidir. Cumhuriyetin ilânından Atatürk'ün vefatına kadar yapılan tüm reformlar ve devrimler Kemâlizm ideolojisine dayandırılmıştır. Türk siyasi hayatının her döneminde Kemâlizm, tüm fraksiyonlar tarafından yorumlanmış ve sahiplenilmeye çalışılmıştır. Türk solunun Kemâlizm dozu yüksek seyrederken, milliyetçi sağ için Kemâlizm; Atatürk'ün hatırasına ve milliyetçilik ideolojisine sahip çıkmak anlamına gelmiş, merkez sağ içinse daha çok Atatürk'e atıfta bulunarak söylemlerinde yer vermek suretiyle düşük dozda seyretmiştir. Bu çalışmada, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu ideolojisi olarak kabul edilen Kemâlizm'in sağ ve sol fraksiyonlardaki yorumları karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Bu kapsamda Kemâlizm'in tek bir kesime mâl edilemeyeceği sonucuna varılmış ve Kemâlizm'in sağ ve sol anlamdaki yorumlarından daha fazla yorumu bulunduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kemâlizm, Sağ ve Sol Kemâlizm, Atatürkçülük

Beyza Karaoğlan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00

Other supervisors