Theses supervised by Prof. Dr. Ali Özer

14 theses · İnönü University

Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarında algılanan stres, psikolojik iyi oluş, iş-yaşam dengesi ile etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışma, sağlık çalışanlarının algılanan stres, psikolojik iyi oluş ve iş-yaşam dengesi düzeylerini ve bu değişkenleri etkileyen faktörleri değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan bu çalışma Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde yürütülmüştür. Evreni hastanede görev yapan yaklaşık 3800 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Güç analizi sonucunda minimum 349 kişilik örneklem hesaplanmış, çalışmaya 413 sağlık çalışanı dahil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak sosyodemografik bilgi formu, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Algılanan Stres Ölçeği ve İş-Yaşam Dengesi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Shapiro-Wilk testi, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis varyans analizi ve Spearman korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Psikolojik iyi oluş ile iş-yaşam dengesi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken, algılanan stres ile hem psikolojik iyi oluş hem de iş-yaşam dengesi arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler görülüştür (p<0.05). Haftalık çalışma saatlerinin artması psikolojik iyi oluş ve iş-yaşam dengesi puanlarında düşüş ve stres düzeyinde artış ile ilişkili bulunmuştur. Meslek grupları arasında psikolojik iyi oluş ve iş-yaşam dengesi açısından anlamlı farklılıklar görülmüş; hemşirelerde işin özel yaşama olumsuz etkisinin daha yüksek olduğu, asistan hekimlerde ise psikolojik iyi oluş düzeyinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Cinsiyet, gelir durumu, eğitim düzeyi ve çalışma birimine göre bazı ölçek puanlarında anlamlı farklılıklar çıkarken, sigara ve alkol kullanımına göre psikolojik iyi oluş ve iş-yaşam dengesi toplam puanları açısından anlamlı farklılık bulunmamıştır. Sonuç: Sağlık çalışanlarında algılanan stresin artması psikolojik iyi oluş ve iş-yaşam dengesinin azalması ile ilişkili bulunmuştur. Çalışma saatleri ve bazı sosyodemografik özellikler bu değişkenler üzerinde etkili görünmektedir. Bu bulgular sağlık çalışanlarının psikososyal iyilik halinin desteklenmesine yönelik düzenlemelerin önemini göstermektedir.

Gülsüme Erman
İnönü University · Institute of Health Sciences
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya Battalgazi ilçe sağlık müdürlüğü beslenme danışmanlığı birimine başvuran kişilerin beslenme durumu ile öfke düzeyi ve anksiyete durumu arasındaki ilişkilerin belirlenmesi

Amaç: Öfke, incinme, engellenme vb. durumlarda kişilerin gösterdiği saldırganlık olarak tanımlanır. Anksiyete ise kişilerin duyduğu fazla miktarda uzun süreli kaygıdır. İnsanların tükettikleri besinler duygu durumunu, davranışlarını, sosyal ilişkilerini etkilemektedir. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı tipte kesitsel bir çalışma olan bu çalışmanın evrenini Malatya Battalgazi İlçe Sağlık Müdürlüğü Beslenme Danışmanlığı Birimi'ne 01.08.2018-01.12.2018 tarihleri arasında başvuran 18 yaş üstü bireyler oluşturmaktadır. Örnek büyüklüğü evren büyüklüğü bilinmeyen örneklem hesaplama yöntemi ile n= (1.64)2.0.3.0.7/ (0,05)2 formülü ile 225 olarak hesaplanmıştır. Örneklemin %80'ine ulaşılmıştır. Bulgular: Çalışma grubundaki kişilerin yaş ortalaması 36.99±12.94'tür. Çalışmaya katılan kişilerin %25.6'sı erkek, %74.4'ü kadın'dır. Kadınların anksiyete düzeyleri erkeklerin anksiyete düzeyinden anlamlı olarak daha yüksektir(p<0.05). Yılda birkaç kez tereyağı tüketenlerin öfke kontrolü alt boyut puan ortalaması on beş günde bir, haftada bir iki kez, haftada üç beş kez, her gün ve her öğün tüketenlerden anlamlı olarak yüksektir (p<0.05). Sonuç: Bu çalışmada kişilerin yarısından fazlasında anksiyete bozukluğu görüldüğü ve margarin, yumurta, çay ve taze sebze tüketiminin anksiyete oranını etkilediği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Beslenme durumu, anksiyete, öfke

AnksiyeteBeslenmeBeslenme bilgisi+5
Bahar Ölke
İnönü University · Institute of Health Sciences
2021
30
DoctorateOpen AccessTR

Geç dönem adolesanların gıda ve beslenme okuryazarlığı düzeylerini saptamaya yönelik yeni bir ölçek geliştirme: Gıda ve beslenme okuryazarlığı ölçeği-geçerlik ve güvenirlik çalışması

Geç Dönem Adolesanların Gıda ve Beslenme Okuryazarlığı Düzeylerini Saptamaya Yönelik Yeni Bir Ölçek Geliştirme: Gıda ve Beslenme Okuryazarlığı Ölçeği-Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması Amaç: GBOY alanında geliştirilen ölçüm araçları, dar kapsamları ve sınırlı sayıda olmaları nedeniyle eleştirilmektedir. Bu çalışmada, GBOY'u bütüncül olarak değerlendirebilen kapsamlı bir ölçüm aracı geliştirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Metodolojik tipteki bu araştırmanın örneklemini bir üniversitenin merkez yerleşkelerinde eğitim-öğretim gören 18-21 yaş arası toplam 600 öğrenci oluşturmaktadır. GBOY ölçeğini geliştirmek üzere kapsamlı literatür taraması gerçekleştirilmiş ve uzman görüşü alınmıştır. Kapsam, yüzey ve yapı geçerliliği sağlanmıştır. Ölçeğin ayırt edicilik özelliğinin sınanmasında ölçüt geçerliliği uygulanmıştır. Güvenilirlik analizleri kapsamında güvenilirlik katsayıları, test tekrar-test ve madde analizleri yapılmıştır. Bulgular: GBOY alan boyutlarının KGİ'leri ≥0.83 olarak bulunmuştur. GBOY ölçeği bilgi alan boyutu 5 faktörden, tutum ve davranış alan boyutları ise 4 faktörden oluşmaktadır. Açıklanan yığılımlı varyans oranları en düşük ve en yüksek %54.62-%62.32 olarak bulunmuştur. Doğrulayıcı faktör analizi model uyum indeksleri oldukça iyi düzeydedir. Ölçüt geçerliliğinde kadınların bilgi düzeyi erkeklerden daha yüksek olup istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). GBOY ölçeği bilgi, tutum ve davranış alan boyutlarının Cronbach alfa katsayıları ≥0.60'dır. Test tekrar-test sonuçlarına göre oldukça güvenilir pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (en düşük r=0.74; p<0.01). Ölçekte yer alan maddelerin ayırt edicilikleri oldukça yüksek düzeydedir. Sonuç: Gıda ve beslenme okuryazarlığı ölçeği, 18-21 yaş arası gençlerde GBOY düzeylerini değerlendirebilen geçerliği ve güvenilirliği kanıtlanmış bir ölçek olarak kullanılabilir. Anahtar Kelimeler: Adölesan, Beslenme Değerlendirmesi, Bilgi, Tutumlar ve Uygulama, Sağlık Okuryazarlığı, Geçerlilik.

Beslenme değerlendirmesiBeslenme okuryazarlığıErgenler+4
Gülcan Demir Özdenk
İnönü University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Bitlis Eren Üniversitesi Akademik personellerinde sağlık okuryazarlığı, yaşam kalitesi ve etkileyen faktörlerin incelenmesi

Amaç: Bu araştırma Bitlis Eren Üniversitesi akademik personelinin sağlık okuryazarlığı, yaşam kalitesi ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı tipte kesitsel bir araştırmadır. 2018 yılı verilerine göre evren sayısı Bitlis Eren Üniversitesinde bulunan 436 akademik personel olarak belirlenmiştir. Akademik personelin %79.8'ine (348 kişi) ulaşılmıştır. Verilerin toplanmasında anket formu kullanılmıştır. Anket formu araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda hazırlanan 30 tanımlayıcı sorudan, The European Health Literacy Survey (Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Anketi) ve Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu WHOQOL-BREF-TR Ölçeği' nden oluşmaktadır. Sonuçlar p<0.05 önemlilik düzeyinde değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırma grubunun %33.3'ü (116 kişi) kadın, %66.7'si (232 kişi) erkektir. Akademisyenlerin %40.8'i yetersiz veya sınırlı, %59.2'si yeterli veya mükemmel sağlık okuryazarlığı düzeyine sahiptir. Şişman grubunda olan akademisyenlerin yaşam kalitesi ölçeği genel sağlık durumu boyutunun, fiziksel sağlık, psikolojik ve sosyal ilişkiler alt boyutlarının ortalama ± ss değeri hafif kilolulardan ve normallerden istatistiksel olarak anlamlı ölçüde düşük bulunmuştur. Hiç sigara içmeyen akademisyenlerin genel sağlık durumu boyut ortalama ± ss değeri ara sıra ve düzenli içenlerden istatistiksel olarak anlamlı ölçüde yüksek bulunmuştur. Sonuç: Toplumun gelişmişliğini gösteren ve sağlayan kurumlar yükseköğretim kurumlarıdır ve bu kurumların en temel unsurlarından olan akademisyenlerin, sağlık okuryazarlık düzeylerinin tespiti çalışmalarının artırılması gerekmektedir. Türkiye geneline ilişkin daha zengin bulgular için daha farklı gruplarda tekrarlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Akademisyen, yaşam kalitesi, sağlık okuryazarlığı, WHOQOL-BREF.

Akademik personelAkademisyenlerBitlis+3
Kenan Kendilci
İnönü University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya ilindeki 112 acil sağlık hizmetlerinde görev yapan personellerin iş doyumu, tükenmişlik ve kaygı düzeylerinin ilişkisi ve etkileyen faktörlerin incelenmesi

Amaç: Acil sağlık hizmetlerinin kesintisiz 7/24 hizmet sunması, işle ilgili sorunların artması, çalışanlara yönelik şiddetin yaygınlaşması, iş ortamının yoğunluğunun artmasıyla bu konuya daha çok önem verilmeye başlanmıştır. Bu çalışmada 112 ASH'de görev yapan personellerin iş doyumu, tükenmişlik ve kaygı düzeylerinin ilişkisi ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve metot: Kesitsel tipte olan bu çalışmanın evreni Malatya ili 112 ASH'de görev yapan 410 sağlık personelinden oluşmaktadır. Örneklem hesabı yapılmamıştır. Evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmış olup; 400 kişi ile çalışma tamamlanmıştır. Çalışmada kullanılan anket formunda sosyodemografik özellikler, meslek ve iş yaşam özellikleri, mesleği sevme durumları ile MİDÖ, MTÖ ve SKÖ yer almaktadır. İstatistiksel analizlerde Mann Whitney U ve Kruskal Wallis Varyans analizi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılanların %51'i erkek, %45.5'i 20-29 yaş aralığında, %70.3'ü evli, %77.8'i ambulans hizmetlerinde, %84.8'i nöbet sisteminde, %49.3'ü 6-10 yıl arasında çalıştığı belirlenmiştir. Katılımcıların %68.3'ü meslek gelirini az bulduğunu ve %58.5'i mesleği değiştirmek istediğini belirtmiştir. Araştırma grubunun Minnesota alt boyutları; genel doyum puanı 3.05, içsel doyum puanı 3.41, dışsal doyum puanı 2.62; Maslach alt boyutları; kişisel başarı puanı 21, duygusal tükenme puanı 21 ve duyarsızlaşma puanı 7.50; Sürekli kaygı puanı ise 41 bulunmuştur. Sonuç: Acil sağlık hizmetlerinde çalışanların iş doyumu ve tükenmişlik düzeyi yüksek; kaygı puanları orta düzeydedir. Çalışanların iş doyum düzeyi arttıkça tükenmişlik ve kaygı düzeyleri azalmaktadır. Ayrıca kaygı düzeyi artan çalışanların tükenmişlik düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. Bu nedenle acil sağlık hizmetlerinde çalışan personellerin iş doyumu ve tükenmişliğine yönelik düzenli ve sistematik ölçümlerin yapılması gerekmektedir. Tükenmişliğe ve kaygıya neden olan faktörler belirlenmeli ve gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Acil Sağlık Hizmetleri, İş Doyumu, Kaygı, Tükenmişlik

112 Acil Çağrı MerkeziAcil servis-hastaneAcil tıp+5
Meral Özbay Yıldırım
İnönü University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İnönü Üniversitesi öğrencilerinde Koronavirüs hastalığı döneminde internet bağımlılığı, depresyon ve anksiyete durumu ile etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Amaç: COVID-19, ülkemizde üniversite öğrencilerini de etkilemiştir. Karantina uygulamaları ve uzaktan eğitim gibi nedenlerden ötürü üniversite öğrencileri cep telefonu ve bilgisayar gibi teknolojik aletlere yönelmiştir. Bu da internette daha fazla zaman geçirmelerine sebep olmuştur. Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinde COVID-19 döneminde internet bağımlılığı, depresyon ve anksiyete düzeylerinde değişiklik olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Materyal ve metot: Tanımlayıcı tipte ve kesitsel olan bu çalışmanın evrenini, çalışmanın yapıldığı dönemde İnönü Üniversitesi'nde eğitim görmekte olan 25240 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Örneklem büyüklüğü; %95 güven aralığında %80 güçle referans çalışmanın internet bağımlılık oranı %67.6 baz alınarak 337 kişi olarak belirlenmiştir. Anket formunda, çalışmaya katılan öğrencilerin sosyodemografik özellikleri, internet kullanımına ait bilgiler, Young İnternet Bağımlılığı Testi, KAÖ, BDÖ bulunmaktadır. İstatistiksel analizlerde Ki-Kare testi, Mann-Whitney U, Kruskal Wallis Varyans Analizi, Spearman Korelasyon Testi, Çok Katmanlı Algılayıcı Sinir Ağı Modeli, Çok Değişkenli Lojistik Regresyon Modeli uygulanmıştır. Bulgular: Erkeklerin internet bağımlılığı (İB) puan ortancaları kadınlara göre (p<0.001), gelir durumu 9001 TL ve üzeri olan öğrencilerin puan ortancası diğer öğrencilere göre anlamlı olarak yüksektir(p=0.029). Günde ortalama internet kullanımı 8 saat ve üzerinde olan öğrencilerle sigara ve alkol kullanan öğrencilerin İB puanları diğer öğrencilere göre daha yüksektir (p<0.001, p=0.016, p=0.001). Sonuç: Cinsiyet, gelir durumu, günde ortalama internet kullanımı süresi, sigara ve alkol kullanımı internet bağımlılığı puanlarını arttırmıştır. Üniversite öğrencilerinin internet, sigara ve alkol gibi bağımlılık yapabilen şeylerden korunabilmesi için üniversite yönetimlerinin gerekli organizasyonlar ve düzenlemeler yapması gerekmektedir.

Fatma Özdemir
İnönü University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde cep telefonu problemli kullanımının yeme bozuklukları ve sosyal anksiyete ile ilişkisi

Giriş ve Amaç: Cep telefonu problemli kullanımı; cep telefonu kullanımının zararlarına rağmen kişinin bu durumu sınırlandıramaması olarak tanımlanır. Cep telefonu problemli kullanımı genç yaş grubu olan üniversite öğrencilerinde daha sık olmakla birlikte, sosyal anksiyete ve yeme bozuklukları ile birbirlerine eşlik edebilirler. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinde cep telefonu problemli kullanımının sosyal anksiyete ve yeme bozuklukları ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Kesitsel tipte olan bu çalışmanın evrenini İnönü Üniversitesi'nde eğitim gören 28669 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklem büyüklüğü; %95 güven aralığında %80 güçle, referans çalışmanın cep telefonu problemli kullanım oranı %28,2 temel alınarak 308 kişi olarak hesaplanmıştır. Çalışmada kullanılan anket formunda öğrencilerin sosyodemografik özellikleri, cep telefonu kullanımına ilişkin veriler, Cep Telefonu Problemli Kullanım Ölçeği, Liebowitz Sosyal Anksiyete Ölçeği ve Yeme Tutum Testi yer almaktadır. İstatistiksel analizlerde Ki-Kare testi, Student t, One Way ANOVA, Mann-Whitney U, Kruskal Wallis Varyans Analizi, Spearman Korelasyon Testi ve Binomial Lojistik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışma grubundaki öğrencilerde cep telefonu problemli kullanım oranı %46,1, sosyal anksiyete oranı %48,3, yeme davranış bozukluğu oranı ise %14,7'dir. Yaş, cinsiyet, fakülte, gelir düzeyi, anne baba eğitim durumu ve alkol kullanımı ile Cep Telefonu Problemli Kullanımı Ölçeği toplam puanı arasında anlamlı bir ilişki yoktur (p>0,05). Sigara kullanımı ve günlük ortalama cep telefonu kullanım süresi ile Cep Telefonu Problemli Kullanımı Ölçeği toplam puanı arasında anlamlı bir ilişki vardır (p<0,05). Sonuç: Üniversite öğrencilerinde cep telefonu problemli kullanımı oranı yüksek olmakla beraber, kişilerde cep telefonu kullanım süresinin artmasıyla Cep Telefonu Problemli Kullanım Ölçeği toplam puanı artmaktadır. Cep telefonu problemli kullanımının azaltılması için öğrenciler eğitimlerle bilgilendirilmelidir.

AnksiyeteBağımlılıkBeslenme bozuklukları+4
Ayşe Gökçe
İnönü University
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bitlis il merkezinde yaşayan 65 yaş ve üstü bireylerde yaşam kalitesi, depresyon sıklığı, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık ve ilişkili faktörler

Amaç: Yaşlılıkta sağlıklı ve kaliteli yaşam önemlidir. Günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılık ve depresyon yaşlı bireylerde yaşam kalitesini etkilemektedir. Bu çalışmada; 65 yaş ve üstü bireylerin yaşam kalitesi, depresyon sıklığı, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık ve ilişkili faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Kesitsel tipte olan bu araştırmanın evrenini Bitlis il merkezinde yaşayan 65 yaş ve üstü 354 birey oluşturmaktadır. Araştırmada sosyo-demografik soruların yanı sıra; Yaşlılar İçin Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Modülü (WHOQOL-OLD), Katz Günlük Yaşam Aktivitelerinde Bağımsızlık İndeksi ve Yesavage Geriatrik Depresyon Skalası kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerde Ki-kare, Fisher exact, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis varyans analizi kullanılmıştır. Post hoc test olarak Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma grubunun %40.4'ü erkek, %59.6'sı kadındır. Yaşam kalitesi toplam puanlarına göre; eğitim düzeyi, aylık gelir, beslenme düzeni, sağlığını değerlendirme, ağrı durumu, fizik aktivite durumu, boş vakit değerlendirme, cep telefonu kullanımı, bağımsızlık ve depresyon durumu yaşlılarda yaşam kalitesini etkilemektedir (p<0.05). Yaşlıların %27.7'si günlük yaşam aktivitelerinde bağımlı, %72.3'ü bağımsızdır. Yaşlıların % 55.1'i kesin depresyon düzeyindedir. Sonuç: Yaşlılarda bağımsızlık ve depresyon önemli sorunlardandır ve yaşam kalitesi ile ilişkilidir. Bu sorunların önlenmesinde güçlü halk sağlığı politikaları ve müdahalelerine ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Yaşam kalitesi, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık, depresyon, yaşlı.

BitlisDepresyonGeriatri+3
Fatma Söylemez
İnönü University · Institute of Health Sciences
2020
11
DoctorateOpen AccessTR

Karaciğer nakli yapılan hastaların anksiyete, depresyon ve öz bakım yetileri ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı karaciğer nakli olan hastalarda depresyon, anksiyete ve öz bakım yetisi üzerinde etkili olan faktörleri değerlendirmektir. Materyal ve Metot: İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsünde karaciğer nakli olan ve ≥18 yaşındaki hastalar bu tanımlayıcı ve kesitsel çalışmaya dahil edildi. Örneklem büyüklüğü analizi minimum hasta sayısının 301 olması gerektiğini göstermiştir (güven seviyesi =% 95, güven aralığı = 2,5, nüfus = 1382). Üç yüz yirmi hasta ile yüzyüze görüşüldü ve anketlere sağlıklı cevap veren 316 hasta çalışmaya dahil edildi. Çalışmanın bağımlı değişkenleri hastaların durumluk– sürekli anksiyete, deperesyon düzeyleri ve öz bakım yetisi olarak belirlenmiştir. Çalışmanın bağımsız değişkenleri olarak sosyodemografik özellikler, safra yolu komplikasyonları, karaciğer kanseri, başkasına karaciğer nakli önerme durumu ve poliklinik kontrolüne geliş sıklığı belirlendi. Bulgular: Safra yolu komplikasyonu olan hastalarda Öz bakım gücü puanlarının düşük (p=0.002) ve durumluk kaygı puanlarının yüksek (p=0.004) olduğu görülmüştür. Karaciğer kanseri olan hastalarda Öz bakım gücü puanlarının düşük (p=0.006), depresyon (p=0.003) ve sürekli kaygı (p=0.009) puanlarının yüksek olduğu görülmüştür. Aylık gelir düzeyi <3000 TL olan hastalarda depresyon (p<0.001) ve sürekli kaygı (p=0.003) puanlarının yüksek olduğu görülmüştür. Başka hastalara karaciğer nakli olmalarını önermem diyen hastalarda Öz bakım gücü puanlarının düşük (p=0.002), depresyon (p<0.001), durumluk kaygı (p=0.02) ve sürekli kaygı (p<0.001) puanlarının yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç: Safra yolu komplikasyonu, karaciğer kanseri varlığı, düşük aylık gelir düzeyi ve aylık poliklinik kontrolü sıklığı gibi faktörlerin öz bakım yetisi, depresyon ve kaygı gelişimi üzerinde etkili birer faktör oldukları sonucuna varılmıştır.

AnksiyeteDepresyonKaraciğer+3
Ahmet Sami Akbulut
İnönü University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya Battalgazi yurdunda kalan kız öğrencilerin ortoreksiya nevroza düzeyleri ile sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının ilişkisinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, Malatya Battalgazi Yurdunda kalan kız öğrencilerin ortoreksiya nevroza (ON) düzeylerinin belirlenmesi ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları (SYBD) ile ilişkisinin incelenmesidir. Materyal ve Metot: Çalışmamız tanımlayıcı tipte kesitsel bir çalışma olup 2019 yılında yurtta kalan öğrenim gören 300 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Çalışmada kullanılan anket formunda öğrencilerin sosyodemografik özellikleri, beslenme alışkanlıklarına yönelik sorular, Ortoreksiya Nevroza Değerlendirme Ölçeği (ORTO-15) ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II (SYBDÖ II) kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerde Ki-Kare testi, Student t, One Way ANOVA, Mann-Whitney U, Kruskal Wallis, Spearman Korelasyon Testi kullanılmıştır ve anlamlılık değeri p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Öğrencilerin %16.7'sinin ortoreksiya eğiliminde olduğu ve SYBD toplam puan ortalamasının 120.8±19.05 olduğu bulunmuştur. Öğrencilerden 2 ve daha az ana öğün tüketenlerin, 3 ve daha fazla ana öğün tüketenlerden anlamlı olarak daha düşük oranda ON eğiliminde olduğu elde edilmiştir (p<0.05). Anne-baba eğitim düzeyine göre grupların SYBD toplam puan arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Anne-baba eğitim düzeyine göre sağlık sorumluluğu ve fiziksel aktivite alt boyut puanları arasında anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0.05). SYBD toplam puanı ON eğilimi olanlarda 124.8±14.61 iken ON eğiliminde olmayan öğrencilerde 120.0±19.74 olarak bulunmuştur. Buna göre ON eğilimi risk durumuna göre SYBD toplam puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: ON eğilimi olan öğrencilerin SYBD toplam puanı daha yüksektir. Ayrıca 2 ve daha az ana öğün tüketen öğrenciler daha düşük oranda ON eğilimi göstermiştir. Bu durumda ortoreksiya eğilimini değerlendiren yöntemlerin güncellenme ve geliştirilme ihtiyacı ön plana çıkmaktadır. Öğrencilere verilecek olan beslenme ve farkındalık eğitimleriyle ortoreksiya nevroza eğilimlerinin azaltılabileceği ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının geliştirilebileceği düşünülmektedir Anahtar Kelimeler: Ortoreksiya Nevroza, Sağlıklı Beslenme Takıntısı, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları, Yeme Bozuklukları.

Beslenme ve yeme bozukluklarıKız öğrencilerMalatya-Battalgazi+6
Berfin Oktay
İnönü University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sekreterlerde fiziksel aktivite düzeyi ve beslenme çeşitliliğinin beden kitle indeksi ile karşılaştırılması; Turgut Özal Tıp Merkezi örneği

Amaç: Fiziksel aktivite enerji harcamak amacıyla vücudun hareket etmesini anlatan uluslararası bir terimdir. Bireylerin büyüme ve gelişmesi sürecinde hem fiziksel hem ruhsal açıdan sağlıklı ve üretken olabilmesi için 70'e yakın besin ögesine gereksinimi vardır. Çalışmanın amacı sekreterlerin; fiziksel aktivite düzeyini belirlemek, bu kişilerin beslenme çeşitliliğini ve beslenme alışkanlıklarını saptayarak bu sonuçların beden kitle indeksi ile ilişkisini değerlendirmektir. Materyal ve Metot: Kesitsel tipte olan bu çalışmanın evrenini İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde çalışan sekreterler oluşturmaktadır. Çalışmada kullanılan anket; sekreterlerin sosyodemografik özellikleri, gün içerisinde tükettikleri tüm yiyecek ve içecekleri yazdıkları bir tablo, UFAA'nın kısa formu ve beslenme alışkanlıklarını belirlemek için oluşturmuş sorulardan oluşmaktadır. Bulgular: Çalışma grubundaki sekreterlerin fiziksel aktivite düzeyi yeterli olanların oranı % 18.2, beden kitle indeksi fazla kilolu ve üzerinde olan kişilerin oranı % 44.5, diyet çeşitlilik skoruna göre on puan alan kişilerin oranı ise % 9.5'dir. Kadın ve erkekler arasında diyet çeşitlilik skoru (p=0.853) ve beden kitle indeksi (p=0.295) arasında anlamlı bir fark bulunmamışken, fiziksel aktivite düzeyi (p<0.001) yönünden anlamlı bir fark bulunmuştur. Sonuç: Fiziksel aktivite düzeyi, beden kitle indeksi ve diyet çeşitlilik skoru arasında anlamlı bir korelasyon saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Fiziksel aktivite düzeyi, obezite, diyet çeşitlilik skoru

BeslenmeBeslenme incelemeleriFiziksel aktivite+4
Zeynep Tuğçe Avcı Özkul
İnönü University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Turgut Özal Tıp Merkezi'ne 2009-2018 yılları arasında başvuran prostat kanserli hastaların tedavi seçeneklerinin incelenmesi

Amaç: Prostat kanseri (PCa), son yıllarda görülme sıklığı artan ve yaşam süresini tehdit eden kanserlerin başında gelmektedir. Bu çalışmada erkeklerde sık görülen PCA'nın tedavi alternatiflerinin değerlendirilerek hasta açısından en uygun ve maliyet etkin, uygulanabilir seçenekleri ortaya koymak amacıyla İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'ne 2009-2018 yılları arasında başvuran prostat kanserli hastalarının tedavi seçeneklerinin incelendi. Materyal ve Metot: İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'ne 2009-2018 yılları arasında başvuran prostat kanserli hastalar retrospektif olarak incelendi. Hastaların tanı aldıktan sonraki tedavileri ve takipleri hastane kayıtlarından araştırıldı. Veri analizinde Bonferroni düzeltmeli Pearson Ki-Kare testi kullanıldı. İncelenen yıllar ile tedavi seçeneklerine ilişkin sayılar arasındaki doğrusal olmayan ilişkilerin incelenmesinde polinom regresyon modeli kullanıldı. Her bir nitel ve nicel değişkenler için uygun grafikler yıllara göre çizildi. Bütün veri analizlerinde grafik çizimleri için Microsoft Excel 2019 ve karşılaştırmalarda ise R paket programı kullanıldı. P<0.05 değerleri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Belirtilen dönemde PCa tedavisi verilen 1.625 hasta incelendi. Hastaların yaş ortalaması 62.3 yıl (46-81) olarak hesaplandı. Bu hastalara ilk tedavi olarak aktif izlem, bekle gör, radikal prostatektomi, bilateral orşiektomi, radyoterapi, hormon tedavisi, kemoterapi ve hedefe yönelik tedaviler uygulandığı görüldü. Sonuç: Yaşam süresinin önündeki en büyük engel olan kanserlerin tedavi seçenekleri ve maliyetleri son yıllarda artmıştır. PCa tedavisindeki alternatifler de geçmiş on yıla göre oldukça değişmiştir. Daha az invazif olan yeni medikal tedavilerin maliyet artışı getirmekle birlikte daha az yan etki ve daha uzun sağ kalım sağladığı görüldü.

NeoplazmlarProstat hastalıklarıProstat neoplazmları+2
Ali Beytur
İnönü University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin ortoreksiya nervoza belirtilerinin ve yeme tutumlarının saptanması

Amaç: Bu çalışmanın amacı, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin ortoreksiya nervoza belirtilerini ve yeme tutumlarını incelemektir. Materyal ve Metot: Kesitsel tipteki bu çalışma 2017 yılında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğrenim gören 298 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak; Genel Bilgi Formu, ORTO-15 ölçeği, YTT-40 kullanılmıştır. Verilerin analizinde 'SPSS 22.0 for Windows' programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde Pearson Kesin Ki-Kare testi, Fisher Ki-Kare testi ve Süreklilik Düzeltmeli Ki-Kare testi kullanılmıştır, anlamlılık değeri p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Öğrencilerin %76.2'sinin ortoreksiya eğiliminde olduğu ve %11.1'inde yeme bozukluğu olduğu bulunmuştur. 24 yaş grubundaki öğrencilerin diğer yaş grubundaki öğrencilere ve şişman öğrencilerin diğerlerine kıyasla daha az ortoreksiya eğiliminde olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Üçüncü sınıfta öğrenim gören öğrencilerin dördüncü, beşinci ve altıncı sınıfta okuyanlara kıyasla ortoreksiya eğilimlerinin daha fazla, beşinci sınıfta öğrenim gören öğrencilerin birinci, ikinci, üçüncü sınıfta okuyanlara kıyasla ortoreksiya eğilimlerinin daha az olduğu bulunmuştur (p<0.05). Doğru beslenme bilgilerine erişildiğinde; her zaman davranış değiştiren bireylerin nadiren davranış değiştirenlere göre ortoreksiya eğilimlerinin yüksek olduğu ve her zaman davranış değiştiren bireylerin yeme bozukluğunun, sık sık, nadiren veya hiçbir zaman değiştirmeyenlerden daha fazla olduğu saptanmıştır (p<0.05). Kitap-bilimsel yayından beslenme bilgisi alanların, almayanlara kıyasla yeme bozukluğu yüzdesinin düşük olduğu, diyetisyenden bilgi alanların almayanlara kıyasla yeme bozukluğu yüzdesinin yüksek olduğu bulunmuştur (p<0.05). Sonuç: Araştırmamızla birlikte, ortoreksiya eğilimini değerlendirilen yöntemlerin güncellenme ve geliştirilme ihtiyacı ön plana çıkarılmaktadır. Tıp fakültesi öğrencilerinin, beslenme ve ortoreksiya nervozaya farkındalık eğitimleriyle yeme bozuklukları ve ortoreksiya nervoza eğilimlerinin azaltılabileceği düşünülmektedir.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme davranışı+7
Özge Erol
İnönü University · Institute of Health Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Malatya ili Battalgazi ve Yeşilyurt ilçelerinde lise öğrencileri arasında sigara, alkol ve madde kullanımı sıklığı ve etkileyen faktörler

Amaç: Bu çalışmanın amacı Malatya ili merkeze bağlı Battalgazi ve Yeşilyurt ilçelerindeki liselerde okuyan öğrencilerin sigara, alkol ve madde kullanımı prevalansını tespit etmek ve risk faktörleri ile madde kullanımı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Materyal ve Metot: Kesitsel tipte yapılan bu çalışma tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilen 9 ayrı lisede 36 sınıf şubesinde 975 kişi üzerinde anket uygulanarak yapılmıştır. Girilen her sınıfa 50 sorudan oluşan anket formu hakkında genel bilgiler ve nasıl doldurulacağı anlatılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 programı kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde Ki-kare testi, Kruskal Wallis testi, Mann whitney-U testi ve logit analiz testleri kullanıldı. Tüm değerlendirmelerde p<0.05 değeri anlamlı olarak kabul edildi. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaşam boyu sigara kullanma sıklığı %34, yaşam boyu alkol kullanma oranı %14.3, ve madde kullanma oranı %4.2 bulunmuştur. Lise 1, lise 2, lise 3 ve lise 4'te okuyan öğrencilerin sigara kullanma oranı sırasıyla % 25.2, %33.5, %29.8 ve %45.9 olarak bulunmuştur. Ailesinde alkol kullanımı olan öğrencilerin %70'i, ailesinde alkol kullanımı olmayan öğrencilerin %10.6'sı alkol almıştır. Alkol alan öğrencilerin %25.8'i alkolü ilk içme yaşı 13 yaş ve altındadır. Madde kullanan öğrencilerin %34.3'ü maddeyi ilk kullanma yaşı 13 yaş ve altındadır. Sonuç: Ailesinde ve çevresinde alkol ve madde kullanımı olan öğrencilerde bu maddeleri kullanma anlamlı olarak daha fazladır. Öğrencilerin madde kullanımında risk faktörü olarak yaşadıkları ortam, anne baba veya arkadaşlarının madde kullanıyor olmasının önemi vardır. Bu nedenle ailede, okulda ve sokakta koruyucu önlemlerin alınması gerekir.

Alkol içmeLise öğrencileriMadde kullanım bozuklukları+5
Yusuf Levent
İnönü University
2018
00

Other supervisors