Theses supervised by Prof. Dr. Ali Şimşek
15 theses · Anadolu University
Sosyal medyanın üniversite öğrencilerinin siyasal katılım davranışlarına etkisi
Siyaset, en geniş anlamda, insanların hayatlarını düzenleyen genel kuralları yapmak, korumak ve değiştirmek için gerçekleştirdikleri etkinliklerdir. Siyaset kaçınılmaz bir unsur olduğundan bireyin siyasete katılması da bu karşı karşıya geliş noktasında ortaya çıkmaktadır. Bireyler hemen her alanda hayatlarına dâhil ettikleri sosyal medya ve internet teknolojilerini siyasal alanda da kullanmaya başlamaktadırlar. Bu çalışmanın genel amacı sosyal medya üzerinden üniversite öğrencilerinin siyasal katılım davranışlarını belirlemek, bu davranışlara yönelik algıları tespit etmek ve çevrimiçi davranışlarla belirlenen demografik etkenler arası ilişkiyi incelemektir. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırma sürecinde öncelikle konuyla ilgili alanyazın taraması yapılmış ve kavramsal çerçeve ortaya konulmuştur. Araştırma sürecinin devamında araştırmanın amacına ve desenine uygun olarak Anadolu Üniversitesi öğrencilerinin görüşlerine ilişkin iki bölümden oluşan ölçek uygulanmıştır. Araştırmanın alanyazın taramasının ardından veri toplama aracının bir taslağı geliştirilmiş ve uzman panel değerlendirmesine sunulmuştur. Belirlenen 46 davranış için tekrar araştırma görevlileriyle görüşülmüş ve uzman panel değerlendirmesinden alınan geri bildirimler paralelinde 3 ifade çıkarılmış, 4 ifade üzerinde değişiklik yapılmıştır. Ölçeğin ilk bölümü katılımcının kişisel bilgilerini içermektedir. İkinci bölümünde belirlenen çevrimiçi siyasal katılım davranışları boyutlarına ilişkin 46 ifade yer almaktadır. Ölçeğin geliştirilmesi süresince biri araştırma görevlileri biri de öğrenciler olmak üzere iki grup ile görüşülerek olası çevrimiçi siyasal davranışlar son olarak onlarla da tartışılmıştır. İki grup ile de ön deneme yapılarak ölçeğin güvenirliliği ölçülmüştür. Araştırma kapsamında Anadolu Üniversitesi öğrencilerinden 406 kişiye ulaşılmış ve katılım konusundaki görüşleri incelenmiştir. Birçok yönden Türkiye ortalamasını karşılaması nedeniyle ortalama bir üniversite olan Anadolu Üniversitesi üniversite öğrencilerinin yapısını da yansıtmaya uygun olarak görülmüştür. Araştırma sonuçlarının değerlendirilmesinde istatiksel yöntemlerden olan t-testi, ANOVA ve Ki kare testlerinden yararlanılmış, dağılımlar için ise frekansların alınması yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma sonuçları sosyal medyanın siyasal kullanımına yönelik kuramlardan "pekiştirme kuramına" uygun veriler ortaya koymuştur. Sonuçlara göre katılımcılar sosyal medya üzerinden yoğun siyasal etkinlikler gerçekleştirmemektedirler. Başvurulan davranışların hemen hepsi düşük yoğunlukta gerçekleşmektedir. Sosyal medya, siyasal olarak daha ilgili ve kendisini siberaktivist olarak tanımlayan kişiler tarafından siyasal amaçlarla kullanılmaktadır. Geri kalan daha kalabalık kesim ise sosyal medyada siyasal davranışlara anlık olarak başvurmaktadır. Bu başvurulan davranışlar da genel olarak paylaşım ve iletişim temelli yani düşük emek harcanan eylemler olarak ortaya çıkmaktadır. Yine sonuçlara göre üniversite öğrencileri siyasal haberlere sosyal medya üzerinden ulaşmakta, sosyal medyaya çok fazla zaman ayırmakta ve siyasal davranışlarda filtrelerin, internet fiyatlarının ve veri kaydının birer engel olduğunu belirtmektedirler. Anahtar Sözcükler: Siyasal katılım, aktivizm, siberaktivizm, sosyal medya, internet.
İletişim fakülteleri öğretim üyelerinin ve öğrencilerinin sayısal vatandaşlık özyeterliklerine ilişkin algılarının değerlendirilmesi
Sayısal teknolojilerin, özellikle internet teknolojisinin, bilgi devrimi sonrasında toplumsal tabana oldukça hızlı bir biçimde yayılması ve çevrimiçi yaşantının bireylerin günlük yaşamının vazgeçilmez bir parçası haline gelmesi sonucu vatandaşlığın yeni bir formu olan sayısal vatandaşlık bireylerin öğrenmeleri ve geliştirmeleri gereken bir yeterlik olarak kendine yer bulmuştur. Özellikle 2000'li yıllarla birlikte bir bütün olarak iletişim ve eğitim sektörlerinin sayısal teknolojilerle iç içe geçmesi, beraberinde iletişim fakültelerinde sayısal teknolojilerin kullanımının yaygınlaştırılması, bu teknolojileri kullanabilecek ve öğretebilecek kişilerin istihdam edilmesi ve sayısal teknolojilere hakim "sayısal vatandaşların" yetiştirilmesi gerekliliğini getirmiştir. Bu bağlamda, bu araştırmanın genel amacı iletişim fakültelerinin birer üyesi olarak öğretim üyeleri ve öğrencilerin sayısal vatandaşlık özyeterlik algılarının belirlenmesidir. Araştırma, betimsel bir çalışmadır. Öncelikle sayısal vatandaşlık ile ilgili alanyazın taraması yapılmıştır. Daha sonra ölçümün yapılabilmesi için Likert tipi bir ölçek geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçek üç bölümden oluşmuştur. İlk bölümde bireylere ilişkin genel bilgiler toplanmıştır. İkinci bölümde sayısal vatandaşlığın gerçekleşebilmesi için bir ön koşul olarak bireylerin teknoloji hakimiyetleri ölçülmüştür. Üçüncü bölümde ise Mike Ribble (2008) tarafından ortaya atılan sayısal vatandaşlığın dokuz bileşeni çerçevesinde hazırlanan ifadeler katılımcılara yöneltilmiştir. Daha sonra sorular SPSS aracılığıyla analiz edilmiştir. Ardından örneklem içerisinden gönüllü olan kişilerle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nicel ve nitel verilerin yorumlanması ile de bazı çıkarımlarda bulunulmuştur. Katılımcıların genel olarak sayısal vatandaşlık özyeterlik algılarının yüksek olduğu görülmüştür. Bununla birlikte sayısal vatandaşlığın bileşenleri üzerinden cinsiyete, statüye, bölümlere, gelir gruplarına ve unvana göre belirlenen gruplar arasında karşılaştırmalar yapıldığında çeşitli farklılıklar çıkmıştır. Nicel veriler yarı yapılandırılmış görüşme sonucunda elde edilen verilerle karşılaştırıldığında bir fark olduğu gözlemlenmiştir. Bu fark kendisini şu şekilde göstermiştir: Likert ölçeği sonucunda hem öğretim üyelerinin hem de öğrencilerin kendilerini sayısal vatandaşlık konusunda yeterli gördükleri gözlemlenmiştir; ancak yarı yapılandırılmış görüşmelere katılan öğretim üyeleri kendilerini, öteki öğretim üyelerini ve öğrencileri bu konuda yetersiz gördüklerini belirtmişlerdir. Bununla birlikte öğrenciler de yarı yapılandırılmış görüşmeler esnasında öğretim üyelerinin sayısal vatandaşlık konusunda yetersiz olduklarına inandıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca katılımcıların üyesi oldukları kurumun ve ayrıca hükümetin konu ile ilgili çalışmalarını yetersiz gördüğü, konuyla ilgili olarak çeşitli eleştirilerinin ve geleceğe ilişkin endişelerinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu da gerek belirtilen farkın sebebinin anlaşılması için fiili durumun ölçülmesini gerekse bireylerin yetersiz gördüğü noktaların ve endişelerinin giderilmesi için çeşitli çalışmaların yapılması gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sayısal Vatandaşlık, Sayısal Yerliler, Sayısal Göçmenler, Bilgi Toplumu, Likert Ölçeği.
Küreselleşme karşıtı hareketlerin sanal iletişim ortamlarını kullanımı
Bu çalışma küreselleşme karşıtı hareketlerin sanal iletişim ortamlarını kullanım biçimlerinin tanımlanmasını amaçlamaktadır. Eleştirel perspektifin medyanın toplumun her kesiminden olanlara içeriğinde yer vermekte gücünü eşit kullanmadığına yönelik değerlendirmeleri, toplumsal hareketler, küreselleşme sürecini ele alan farklı yaklaşımlar ve sanal iletişim ortamlarının kullanımı üzerine yapılan çalışmalar tezin kuramsal çerçevesini oluşturmaktadır.Anaakım medyanın temsilinde çeşitli vurgulamalara, dışlamalara yer vermesi ve anlamlandırma çerçevelerini kullanması karşısında sanal iletişim ortamlarının kullanımına yönelen küreselleşme karşıtı hareketlerin, bu iletişim ortamlarının olanaklarını değerlendiriş biçimleri üzerine odaklanılmaktadır. Çalışmanın alt amaçları küreselleşme karşıtı hareketlerin sanal iletişim ortamlarından hangilerini nasıl kullandığını; hareketlere sağladığı avantajların neler olduğu ve bu avantajlardan hangilerinden ne şekilde yararlanıldığını; bu ortamlara yönelik herhangi bir eleştirel tutumun olup olmadığını, varsa bu eleştirilerin neden kaynaklandığını; heraketlerin üzerinde bu ortamların kullanımıyla meydana gelen dönüşümler ve bunların kullanımlarına ilişkin yapılan gelecek planlarının neleri kapsadığını ortaya koymaktır. Çalışmada bu soruların yanıtlanabilmesi için küreselleşme karşıtı hareketlerin içerisinden 30 Kasım 1999'da Seattle'daki gösterileri düzenleyen örgütler amaçlı olarak seçilmiştir. Bu amaçla üç ayrı araştırma yönteminden yararlanılmıştır. Veriler 25 örgütten oluşan örneklemdeki yer alan örgütlerin web sitelerinden içerik çözümlemesiyle, iletişim sorumlularından yarı yapılandırılmış görüşmeyle ve düzenledikleri etkinliklerden de gözlemlerle toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesi sonucunda, küreselleşme karşıtı hareketlerin anaakım medyada yaşadıkları sorunları aşmak açısından sanal iletişim ortamlarını kullanımlarının bazı engellere takıldığı belirlenmiştir. Bu ortamlar her ne kadar demokratik anlatı için açık bir iletişim sistemini sunmakta olsalar da hareketlerin yaşadıkları ekonomik sıkıntılar ve çalışan yetersizlikleri nedeniyle, küreselleşme karşıtı hareketlerin yenilikçi yönlerinden ve örgütler için avantajlı duran özelliklerinden yeterince yararlanılamamaktadırlar.Anahtar Sözcükler: Küreselleşme, yeni toplumsal hareketler, sanal iletişim ortamları, küreselleşme karşıtı hareketler, içerik çözümlemesi, yarı yapılandırılmış görüşme, gözlem.
İç ve dış paydaşların değerlendirmelerine göre Anadolu Üniversitesi'nin kurumsal itibarı
Başkalarından saygı görme ve itibar kazanma ihtiyacı tarih boyunca hep var olmuştur. Kurumlar açısından itibar kavramı ise 1990'lı yıllardan itibaren öncelikle işletmeler üzerinde yapılan araştırmalarla gündeme gelmiş ve alanyazında tartışılan bir konu olmuştur. Konu genellikle çeşitli sektörlerde etkinlik gösteren kamu ve özel kurumlar açısından incelenmektedir. Yapılan tartışmalarda pek çok alanda değişimin yaşandığı günümüz koşullarında kurumların varlığını sürdürebilmeleri ve çeşitli açılardan rekabet avantajı sağlamalarında iyi bir itibara sahip olmalarının önemli olduğu ifade edilmektedir. Bu bağlamda, eğitim kurumu olarak üniversitelerin itibarının yüksek olması gerektiği ileri sürülmektedir.Bu araştırmanın genel amacı iç ve dış paydaşlarının değerlendirmeleri açısından, Anadolu Üniversitesi'nin kurumsal itibarını ortaya çıkarmaktır. Araştırma tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma sürecinde önce konuyla ilgili alanyazın taraması yapılarak kavramsal çerçeve ortaya konulmuş, sonrasında araştırmanın amacına uygun bir ölçek uygulanmıştır. Ölçek iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm katılımcıların demografik bilgilerini içermektedir; ikinci bölüm ise yönetim ve liderlik, çalışanlar, işyeri ortamı, kurum kültürü, ürün ve hizmetler, toplumsal sorumluluk boyutlarına ilişkin toplam altmış dört maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin güvenirlik katsayısı .89 olarak bulunmuştur. Araştırmanın evreninde iç paydaşlar akademik, idari ve işçi personel alt gruplarından oluşan üniversite çalışanları ve öğrencilerinden; dış paydaşlar ise üniversite ile ilişki içinde olan esnaf, tüccar, sanayici, meslek kuruluşu yöneticileri, sivil toplum örgütü temsilcileri, basın mensupları ve kamu kurumu çalışanlarından oluşturulmuştur.Araştırma sonucunda Anadolu Üniversitesi'nin kurumsal itibarı konusunda genel olarak katılımcıların olumlu görüşe sahip oldukları görülmüştür. Ancak; iç ve dış paydaşların kendi aralarında ve bunların alt grupları arasında itibar değerlendirmeleri açısından bazı görüş farklılıkları vardır. Katılımcıların yönetim ve liderlik, çalışanlar, ürün ve hizmetler boyutlarında Anadolu Üniversitesi'nin itibarı hakkında olumlu görüş belirtmedikleri; işyeri ortamı, kurum kültürü ve toplumsal sorumluluk boyutlarında ise olumlu görüş belirttikleri görülmüştür. İtibarın en iyi olarak algılandığı alan işyeri ortamı, en kötü olduğu alan ise kurumdaki yönetim ve liderlik olmuştur. Anadolu Üniversitesi'nin, hakkında olumsuz görüşlerin belirtildiği bu üç boyuttaki eksiklikleri belirlemesi, bunların giderilmesi için çeşitli uygulamaların yapılması gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Belçika'da yaşayan Türklerin yörecilik anlayışları ve toplumsal iletişim süreçleri: Belçika'daki Emirdağlılar ve Posoflulara ilişkin bir araştırma
Araştırmada temel olarak, Belçika'daki Türklerin ev sahibi ve etnik toplumsal iletişim süreçlerine katılımları ve yörecilik anlayışları ile kimlik algılarının toplumsal iletişim süreçlerine olan yansımaları incelenmiştir. Araştırma karma araştırma olarak desenlenmiş; veri toplanması amacıyla anket formları, görüşmeler, katılımlı gözlem gibi nicel ve nitel yöntemler kullanılmıştır. Alan araştırması dokuz ay süresince Belçika'nın Flaman Bölgesi ve Brüksel Başkent Bölgesinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemi 210 Posof kökenli, 214 Emirdağ kökenli olmak üzere anket uygulanan toplam 424 kişi ile görüşme yapılan; 33'ü Emirdağlı, 20'si Posoflu ve 2'si diğer şehirlerden olmak üzere toplam 55 kişiden oluşmuştur. Nicel veriler SPSS programına analiz edilerek Ki-Kare, t-testi ve ANOVA ile çözümlenmiştir.Bulgular, ev sahibi ve etnik toplumsal iletişim süreçlerine katılıma ilişkin olarak Posoflular ve Emirdağlılar arasında anlamlı farklılık olmadığını göstermiştir. Katılımcıların ev sahibi toplumsal iletişim süreçlerine katılımları oldukça sınırlı iken etnik toplumsal iletişim süreçlerine yoğun biçimde katılmaktadırlar. Yörecilik algıları, iletişim süreçlerini etkileyerek şekillendirmektedir. Türk kimliği ile yüksek düzeydeki özdeşleşme, Türk mahallelerinde yaşama, gündelik dilde Türkçenin yoğun kullanımı, hemşehriler ve akrabalardan oluşan sınırlı toplumsal çevre, katılımcıların toplumsal iletişim süreçlerinin belirgin nitelikleridir. Katılımcılar, genel olarak Belçikalıların kendileri hakkında olumsuz düşüncelere sahip olduğuna ve bu durumun ev sahibi toplumsal iletişim süreçlerine katılımı olumsuz etkilediğini düşünmektedirler.Anahtar Kelimeler: Toplumsal İletişim, Yörecilik, Avrupa'daki Türkler, Belçikalı Türkler
Sanal iletişim ortamlarının katılımcı demokrasi süreçlerine etkisi: Web temelli forum, toplumsal paylaşım ağı ve üç boyutlu sanal dünyalarda gerçekleştirilen tartışma etkinlikleri üzerine bir araştırma
Araştırma yurttaşlar arasında gerçekleşen teknoloji-dolayımlı tartışmaların, katılımcı bir etkinlik olarak demokrasipotansiyelinin ne olduğunun saptanmasına odaklanmaktadır. Bu çerçevede Türkiye?nin kamusal işlerini konu alan tartışmalar, Habermas?ın iletişimsel eylem kuramı ile söylem etiği çalışmalarından temellenen akılcı ve etik tartışma ilkeleri ile ortam türlerine göre incelenmiştir. Araştırma kapsamında, Web temelli forum, toplumsal paylaşım ağı ile üç boyutlu sanal ortamlar araştırma alanları olarak benimsenmiştir. Karma paradigmanın kaynaklık ettiği araştırmada; nicel içerik çözümlemesi, eleştirel söylem çözümlemesi, tutum ölçeği ile katılımcı gözlem veri toplama teknikleri olarak işe koşulmuştur. Nicel ve nitel verilerin çözümlenmesi sonucu elde edilen bulgular göstermektedir ki, incelenen forumlarda Türkiye?nin kamusal gündemi, teknoloji dolayımıyla bir arayagelen yurttaşlar tarafından düşünce çeşitliliği çerçevesinde tartışılmaktadır. Kamusal konulara ilginin artması ve yurttaşların sanal ortamlardaki tartışmalara yönelik olumlu tutumu bakımından, bu tartışmaların demokrasiler için potansiyeli bulunmaktadır.Bununla birlikte tartışmalar, akılcı ve etik ilkeleri tam olarak karşılayamamaktadır. Tartışma süreçlerinde, anlaşmaya yönlenmiş eylemler yerine yarışmacı tarzda başarıya yönlenmiş eylemler ağırlıklı olarak gerçekleşmektedir. Ortamlardan birini müzakereciilkelere uygunluk bakımından öne çıkarmak güç olmakla birlikte, Web temeli forum gerekçelendirme ve karşılıklılık, üç boyutlu sanal ortam ise söylemsel eşitlik, karşılıklılık ve saygı ilkelerinin tam olarak yansıdığı forumlar olarak dikkat çekmektedir. Anahtar Sözcükler: Katılımcı demokrasi, sanal iletişim, çevrimiçi müzakere.
Kamusal alanlar olarak akıllı şehirlerdeki karar verme süreçlerinin İletişimsel Eylem Kuramı bağlamında değerlendirilmesi
Bu araştırmanın problemi akıllı şehirlerde kamusal alanın düzenlenmesinde paydaşların karar verme süreçlerinin Habermas'ın "İletişimsel Eylem Kuramı" bağlamında incelenmesidir. Akıllı şehirler söylemi ve Habermas'ın İletişimsel Eylem Kuramı'nın kesişim noktaları çerçevesinde bir inceleme yapılmıştır. Bu kesişim noktalarını "herkesin eşitler olarak sürece katılabilmesi", "tarafların belirli yeterliliklere sahip olması", "ortak amaç doğrultusunda ödünler verilmesi", "belirli bir art alan, ortak zemin bağlamında süreçlere dâhil olunması" ve "yaşam ve sistem dünyalarındaki dönüşümler" olarak sıralamak olanaklıdır. Bunlara altıncı bir nokta olarak da bu karar verme süreçlerindeki "iletişimin biçimleri" eklenmiştir. Araştırma Kanada'nın Toronto şehrinde, Alphabet'e bağlı olan Sidewalk Labs'in ve şehrin sahil bölgesini kamu adına yöneten Waterfront Toronto şirketinin ortaklığında gerçekleştirilen "Sidewalk Toronto" projesi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada gömülü karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın temel veri toplama tekniği yarı-yapılandırılmış görüşmedir. Bunun yanı sıra, araştırma kapsamında 24 kişiyle yarı yapılandırılmış görüşme yapılmış, 54 kişiye Akıllı Şehir Katılım ve Akıllı Vatandaşlık ölçeği uygulanmış, 2500 sayfanın üzerindeki dokümanlar incelenmii ve sistematik olmayan gözlem yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre projenin ve proje üzerinden akıllı şehirlerin soylulaştırma, dışlama, gözetim ve mahremiyet ihlalleri, demokratik kurumların erozyonu, dijital eşitsizlikler, kamusal alanın ticarileştirilmesi, kişisel verilerin ve veriler yoluyla vatandaşların ticari birer meta haline getirilmesi, iletişim süreçlerinin güç sahipleri tarafından yoğun bir biçimde manipüle edilmesi, proje yöneticilerinin kendi isteklerini vatandaşlara dayatması konuları başta olmak üzere pek çok konuda eleştirildiği görülmüştür. Uygulama ve söylem arasında ciddi farklar ve çelişkiler olduğu ortaya konulmuştur.
Sayısal göçmenler ve sayısal yerlilerin doğal reklama ilişkin tutumları üzerinde medya türünün ve marka belirginliğinin etkileri
Doğal reklam, yer aldığı platformun diğer içerikleriyle tasarımsal, biçimsel ve etkileşimsel olarak kaynaşmış çevrimiçi bir reklam türüdür. Yayıncı kuruluşlar için bir gelir kaynağı modeli olarak ortaya çıkan doğal reklamlara ilişkin tutumların, medya türlerinin yüklemelerinden ve içeriğin reklam olduğuna ilişkin bazı göstergelerin belirginliğinden etkilendiği düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, sayısal göçmenler ve sayısal yerlilerin makale formatında doğal reklama karşı tutumları üzerinde, reklamın yer aldığı medya türünün ve marka belirginlik düzeyinin etkilerini ortaya koymaktır. Deneysel modelde ve 2x2x2 faktöriyel desende bir araştırma gerçekleştirilerek toplam 195 katılımcıdan sayısal yerlilik-göçmenlik ölçeği, anımsama testi ve tutum ölçeğiyle veri toplanmıştır. Veriler bağımsız örneklemler t-testleri, ANOVA ve iki durumlu lojistik regresyon teknikleriyle analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre bağımsız değişkenlerin reklam mesajlarının anımsanması, yayıncı İnternet sitesine karşı tutumlar ve paylaşma eğilimi üzerinde anlamlı bir etkisi yoktur. Ancak medya türünün doğal reklam içeriğine karşı tutumlar ve sponsor beyanının fark edilmesi üzerinde anlamlı bir etkisi vardır. Kaynak güvenirliği bakımından da farklı medya türleri arasında anlamlı farklılık bulunmaktadır. Marka belirginlik düzeyinin içerikte bir markadan söz edildiğinin fark edilmesi ve marka öğelerinin hatırlanması üzerinde anlamlı etkisi vardır. Çalışma ayrıca bireylerin sayısal teknoloji yetkinliğinin değerlendirilmesinde yaşın yanı sıra günlük İnternet kullanım süresi, İnternet kullanım deneyimi ve çevrimiçi etkinliklerinin kapsamının da etkili olduğunu ortaya koymaktadır.
Demografik farklılıkların dijital eşitsizlik üzerindeki etkilerinin dijital antropoloji bağlamında incelenmesi
Dijital eşitsizlik, bireylerin dijital teknolojilere erişim, kullanım ve yarar sağlamasında ortaya çıkan farklılıkları tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu çalışma, demografik farklılıkların dijital eşitsizlik üzerindeki etkilerini ve dijital kültüre dahil olmanın ya da dışında kalmanın ne ifade ettiğini incelenmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, dijital eşitsizlik ve kültür arasındaki ilişki dijital antropolojik bakış açısıyla ele alınmaya çalışılmıştır. Araştırma ardışık karma modelde desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini Sakarya ilinde yaşayan 18 yaş üzeri bireyler oluşturmaktadır. Evrenden yansız örnekleme tekniği ile seçilen 504 katılımcıdan anket kullanılarak veri toplanmıştır. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi verebilecek nitelikte olduğu değerlendirilen 8 katılımcıya ise yarı- yapılandırılmış görüşme uygulanmıştır. Anket çalışmasında katılımcıların erişim ve yarar düzeyini ölçmeye yönelik ifadeler yöneltilmiştir. Kullanım boyutu ise Mike Ribble'nın geliştirdiği dijital vatandaşlık alt boyutlarına göre araştırmacı tarafından hazırlanan Likert tekniğine uygun sorularla ele alınmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların dijital teknolojilere erişim düzeyi oldukça yüksektir. Kullanım düzeyinde ise özellikle yaş faktörüne göre kullanım farklılıkları belirlenmiştir. Yarar elde etme düzeyinde eğitim seviyesi yükseldikçe ve yaş azaldıkça doyum düzeyinin arttığı görülmüştür. Yarı- yapılandırılmış görüşmelerde ise dijital kültüre ilişkin bulgular elde edilmiştir. Sonuçlara göre dijital teknolojileri kullanmak bu kültüre dahil olanları aktifleştirmekte, yaşamlarını kolaylaştırmakta ve popüler konulara dahil olmalarını sağlamaktadır. Son olarak katılımcıların yeni medyada yer alan etkinlikleri kendilerinin de yapmak zorunda olduğu bir eylem gibi düşündükleri ve dijital teknoloji kullanmadıklarında haber alma konusunda kendilerini eksik hissettikleri sonucuna varılmıştır.
İç savaşların barış ile sonuçlanmasında medyanın rolü: Tacikistan örneğinin barış iletişimi açısından incelenmesi
Genel olarak medya alanı, iletişimin gelişmesinde ve önem kazanmasında en çok katkıda bulunan alandır. Medya ve toplumun ilişkilerine bakıldığında, çevredeki her önemli olay insanlara medya kanalıyla ve medyanın istediği şekilde sunulmaktadır. Özellikle, günümüzde dünyanın çeşitli noktalarında iç savaşlar yaşandığı bir dönemde medyanın rolü iyice artmıştır. Ancak bu rol olumlu ya da olumsuz olabilmektedir. İç savaş yaşayan ülkelerin bazılarında, medya, çatışmanın derinleşmesine hizmet ederken, başkalarında medyanın etkisiyle çatışma sonlandırılmıştır. Bu yüzden günümüzdeki çatışmalarda medyayı doğru ve barış yolunda kullanmak için geçmişte yaşanan çatışmalarda medyanın nasıl kullanıldığını bilmek ve bunlardan dersler çıkarmak önemli sayılmaktadır. Çatışma ortamlarında medyayı olumlu kullanmanın temeli "barış iletişimi"dir. Buna karşılık, barış iletişimi yeterince araştırılmış bir konu değildir. Medya ve çatışma ilişkisi konusunda şimdiye kadar yapılan birçok çalışmada medyanın rolü daha çok genel bir şekilde ortaya konulmuştur. Bu araştırmaya konu olarak seçilen Tacikistan iç savaş örneği ise bugüne kadar medyanın oynadığı rol açısından incelenmemiştir; ilk kez bu araştırmada ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Nitel araştırma anlayışına dayanan bu çalışmada, uluslararası deneyimleri gözden geçirdikten sonra, Tacikistan'daki durum, çatışma sürecine yakından tanıklık eden kişilerle yapılan yüz yüze görüşmelerin yanı sıra, dönemin gazetelerindeki haberlerin içerik çözümlemesi tekniğiyle incelenmesi yoluyla aydınlatılmıştır. Sonuçlar göstermektedir ki, Tacikistan iç savaşının ortaya çıkmasında siyasi aktörler, ekonomi zayıflık ve dış ülkelerin etkisi yanında medya da olumsuz bir rol oynamıştır. Tacikistan'ın bağımsız olmasından önceki Sovyetler döneminde medya üzerinde uygulanan politikaların yansımaları, bağımsızlık sonrasında da medya ortamını olumsuz açıdan etkilemiştir. Savaşın başlangıç sürecinde çatışmanın tarafları medyayı birbirini karalamak amacıyla kullanmışlardır. Ancak savaşta çok miktarda insan kaybı olunca ve binlerce kişi mülteci durumuna düştüğünde, hem siyasetçiler hem de medya bu durumun durdurulmasına dönük hareket etmelerine gerek olduğunu anlamışlardır. Nitekim, iç savaşı durdurmaya yönelik siyasal çalışmalara ek olarak, medya da özellikle barışı halk arasında teşvik etme ve tarafları barışmaya davet etme konusunda büyük rol oynamıştır. Genel anlamda hem hükümet yanlısı medya hem muhalefet yanlısı medya barışmak yönünde etkinlik güstermiştir. Özellikle, barış konusunda hükümet yanlısı medyada olumlu çalışmalar yapılmıştır. Bu konuda "Cumhuriyat" ve "Sadoi Mardum" gazeteleri barışla ilgili tüm yayınlarında hükümetin barışçı görüşünü yansıtmışlardır. En bilinen örnek olarak, "Tacikistan Radyosu"nda yayınlanan "Hoki Vatan (Vatan Toprağı)" programı ise barışın teşvik edilmesinde büyük rol oynamıştır. Çalışmanın sonunda barış iletişimi ve iç savaşlara kaynaklık eden çatışmaların çözümü açısından gelecekteki araştırmalar ve uygulamalar için doğurgular tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Barış İletişimi, İç Savaş, Medya, Barış, Çatışma Çözümü.
Markaların facebook ortamında kullandıkları kurumsal iletişim stratejileri: Türkiye'deki otomotiv markaları üzerine bir araştırma
Türkiye'de etkinlik gösteren altı otomotiv markasının (Fiat, Ford, Hyundai, Mercedes, Renault ve Toyota) Facebook kurumsal sayfalarında kullandıkları kurumsal iletişim stratejilerini belirleme ve Facebook kullanıcılarının bu sayfaları takip etme motivasyonlarını saptamanın amaçlandığı bu araştırma nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma araştırma modelinde yapılmıştır. Karma araştırma modellerinden de ardışık karma model kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul Sanayi Odası'nın üretim artışlarına göre 2015 yılında ilk 500 işletme arasında bulunan otomotiv markaları oluşturmaktadır. Örneklemini ise bu 500 işletme arasında yer alan altı otomotiv markası oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel kısmında 6 markaya ait toplam 782 paylaşım "değerlendirme formu" kullanılarak incelenmiştir. Araştırmanın nitel kısmında örneklem belirlenirken amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemine göre otomotiv sektöründeki firmalar saptanmış, daha sonra bu markalar arasından altısı seçkisiz olarak belirlenmiştir. Belirlenen altı otomotiv markasının 8 Ağustos 2016 ile 8 Şubat 2017 tarihleri arasındaki Facebook paylaşımları "içerik analiz formu" kullanılarak incelenmiştir. Ayrıca her bir otomotiv markası için altışar, toplam 36 görsel belirlenmiştir ve bu görseller "Değerlendirme Formu" kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada verileri analiz etmede nicel kısımda çapraz tablolar yoluyla frekans ve yüzdelerin verilmesi, ki-kare analizinin yapılması; nitel kısımda ise tematik ve göstergebilimsel analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Verileri analiz etmede SPSS 24.0 ve NVIVO 11 paket programlarından yararlanılmıştır. Araştırma sonunda otomotiv markalarının en fazla paylaşımı haftanın ortasına rast gelen, en az paylaşımı ise hafta sonlarında yaptıkları bulunmuştur. Markalar en fazla sayıda paylaşımı öğle vakti yapmaktadırlar. Markalar Facebook sayfalarında sırasıyla en çok kurumsal yetenek stratejisine, kurumsal sosyal sorumluluk stratejisine ve karma stratejiye vurgu yapan paylaşımlar yapmaktadırlar. Kurumsal yetenek stratejisinde en çok markanın ürün ve hizmet kalitesinde uzmanlaşması, kurumsal sosyal sorumluluk stratejisinde ise en çok özel ve resmi gün kutlamasına yönelik paylaşımda bulunmuşlardır. Markalar etkileşim türüne göre tek yönlü paylaşımları (%42) çift yönlü paylaşımlara (%30) göre daha fazla sayıda yapmaktadırlar. Markaların Facebook sayfalarında çok yönlü iletişim ise (%28) oranında gerçekleşmiştir. Bu nedenle otomotiv markalarının Facebook sayfalarında kısmi etkileşim gerçekleşmektedir. Otomotiv markalarının Facebook kurumsal sayfalarında çoğunlukla ürün tanıtım odaklı tek yönlü iletişimi tercih etmesi, günümüzde bu markaların sosyal medyanın tüm kapasitesini kullanamadıklarına işaret etmektedir. Türkiye'deki otomotiv markalarının sosyal medyayı etkin kullanamadıkları görülmektedir ve bu sonuç A.B.D'deki diğer araştırma sonuçlarıyla benzerlik taşımaktadır. Anahtar Sözcükler: Facebook, kurumsal iletişim, iletişim stratejisi, otomotiv markaları
İşyerlerindeki sanal kaytarmanın kurumsal ve bireysel değişkenler açısından kişilerarası davranış kuramı bağlamında incelenmesi
Çalışanların iş saatlerinde çalışmak yerine, bilgi ve iletişim teknolojileriyle zaman geçirmeleri ve kişisel işleriyle meşgul olmaları sanal kaytarma olarak adlandırılmaktadır. Bu tür etkinlikler çalışanların ana iş görevlerini yerine getirmelerini ve tamamlamalarını engellediği için zamanın verimsiz kullanımını oluşturmaktadır. Kimi görüşlerde ise sanal kaytarma davranışları çalışanların stresinin atmalarına ve yenilenmelerine yardımcı olarak verimliliklerini yükseltmektedir. Bu çalışmanın amacı, Kişilerarası Davranış Kuramı bağlamında kurumsal ve bireysel bazı değişkenlerin sanal kaytarma ile ilişkisini incelemektir. Karma yöntem ile açımlayıcı sıralı modelde desenlenen araştırmada, 240 kişiden Sanal Kaytarma Davranışları Ölçeği ile nicel veriler toplanmış; sonrasında bu sonuçlardan da yararlanarak görüşme soruları oluşturulmuş ve 20 kişiden nitel veriler toplanmıştır. Toplanan veriler yapısal eşitlik modellemesi, regresyon, ANOVA ve MANOVA gibi tekniklerle analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; çalışanların sanal kaytarma ceza ve yararlarına ilişkin algıları sanal kaytarmaya yönelik tutumlarını olumlu etkilemektedir. Sanal kaytarmaya yönelik olumlu duyguları ve sosyal faktörler de sanal kaytarma niyetini olumlu etkilemektedir. Sosyal faktörler; roller, kurallar ve benlik kavramı ile olumlu ilişkiye sahiptir. Alışkanlık ve sanal kaytarma niyeti, çalışanların sanal kaytarma davranışlarını artırmaktadır. Sanal kaytarma davranışlarının içinde en çok başvurulan davranışlar mesajlaşma ve haber okuma olarak görülmektedir. Bu davranışların ve araştırma modelinde yer alan yapıların, çalışanların demografik özellikleriyle ilişkileri incelendiğinde, değişen düzeylerde anlamlı ve anlamsız sonuçlar bulunmuştur.
Türkiye'den Amerika Birleşik Devletleri'ne göç eden birinci kuşak göçmenlerin yararlandığı kitle iletişim ortamlarının ulusaşırı kimlik dönüşümüne etkileri
Bu tezde çağdaş uluslararası göç süreçleri ve ulusaşırı toplumsal alanda dolayımlı iletişim pratikleri arasındaki ilişki, Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan Türkiye kökenli birinci kuşak göçmenler örneğinde incelenmektedir. Göçmenlerin medya kullanımları ve dolayımlı metinleri algılamalarını açıklamak ve Türkçe diyasporik ve ulusaşırı medya aracılığıyla kimliklerinin inşa edilmesi ve dönüşümünü anlamak için, ulusaşırı süreçlere ilişkin çalışmalar ile diyasporik medya çalışmalarını kapsayan kuramsal bir çerçeveden yararlanılmaktadır.New York ve New Jersey eyaletlerinde yaşayan Türkiye kökenli göçmenler arasında sürdürülen dokuz aylık bir etnografik çalışma kapsamında gözlemin yanı sıra 30 katılımcıyla derinlemesine görüşmeler yapılmakta, ayrıca iki ülke arasında hem içerik hem de söylemsel düzeyde farklılık içerdiği gözlenen ABD'de de yayınlanan Hürriyet ve Zaman gazetelerinin iki baskısı karşılaştırılmaktadır. Bu çalışmada kimi iletişim biçimleri ve kültürel pratikler tartışılmakta, ulusaşırı televizyon izleme, ulusaşırı ve diyasporik gazete okuma alışkanlıkları ve İnternet kullanımı Türkiye kökenli göçmenlerin yeni melez kimlikler inşa etmeleri açısından değerlendirilmektedir. Kültürel simgelere ve medya pratiklerine bakmak, ulusaşırı topluluk içinde kimlik oluşumunun devingen dinamiklerini çözümlemek için yararlı bir araçtır. Ulusaşırı medyanın hem etnik hem de kolektif kimliklerin sınırsızlaşması ve yeniden sınırlarının çizilmesindeki merkezi rolü ve gazetelerin ABD'deki Türk göçmenler arasında milliyetçiliğin yeniden üretilmesine katkısı vurgulanmaktadır. Göçmen toplulukları arasında ulusaşırı medyanın gelişmesi ve ulusaşırı mekanizmaların yayılmasının yalnızca geleneksel kültürel entegrasyon yaklaşımına meydan okumakla kalmadığı, aynı zamanda yeni etnik ve kolektif kimliklere sahip yeni kuşaklar için olanaklar sunduğu ileri sürülmektedir.
Anadolu Üniversitesi'nin öğrenen örgüt olma özelliklerine ilişkin öğretim elemanlarının görüşleri
Öğrenen örgüt kavramı 1990'lı yıllardan itibaren alanyazında tartışılan bir konu olmuştur. Önceleri işletmeler üzerinde yapılan araştırmalar son yıllarda eğitim örgütlerini de kapsamına almaya başlamıştır. Öğrenen bir örgütün özelliklerini barındırmanın bilgi toplumunda rekabet avantajını yakalamada önemli bir adım olacağı ifade edilmektedir. Eğitim örgütü olan üniversitelerin öğrenen birer örgüt olmasının çevrelerindeki değişime uyum göstermede yarar sağlayacağı öne sürülmektedir.Bu araştırmanın genel amacı öğretim elemanlarının Anadolu Üniversitesi'nin öğrenen bir örgüt olma durumuna yönelik görüşlerini ortaya çıkarmaktır.Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırma sürecinde öncelikle konuyla ilgili alanyazın taraması yapılmış ve kavramsal çerçeve ortaya konulmuştur. Araştırma sürecinin devamında araştırmanın amacına ve desenine uygun olarak Anadolu Üniversitesi'nin öğretim elemanlarının görüşlerine ilişkin iki bölümden oluşan ölçek uygulanmıştır. Ölçeğin ilk bölümü katılımcının kişisel bilgilerini içermektedir. Ölçeğin ikinci bölümünde bireysel yetkinlik, paylaşılan vizyon, takım halinde öğrenme, zihinsel modeller ve örgüt yapısı boyutlarına ilişkin altmış ifade yer almaktadır.Araştırma sonucunda öğrenen bir örgüt olarak üniversitede yer alması gereken temel bileşenlere yönelik öğretim elemanları iki boyutta olumlu görüş belirtmişlerdir. Öğretim elemanları bireysel yetkinlik bakımından olumlu bir algı içindedirler. Örgüt yapısının da öğrenen bir örgüt için gerekli koşulları sağladığına inanan öğretim elemanları üç boyutta yani paylaşılan vizyon, takım halinde öğrenme ve zihinsel modeller bileşenlerinde olumlu görüş belirtmemişlerdir. Bundan hareketle öğrenen örgüt bileşenlerine ilişkin eksikliğin saptanıp, yapılması gereken uygulamaların yaşama geçirilmesi gerekli görülmektedir. Bunlar öncelikli olarak tüm örgüt üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilecek bir vizyonun oluşturulması, öğretim elemanları arasında işbirliğinin geliştirilmesi için gerekli olanakların sunulması ve sürekli öğrenme ve üretkenliği destekleyen yaratıcı düşüncenin gelişiminin sağlanmasıdır.
Kültür endüstrisi bağlamında yıldızlaştırılan anahaber sunucularının haberin izlenmesine etkileri
Kitle iletişim araçlarında gerek görsel gerekse sözel bağlamda yerini alan magazin, ciddi olarak nitelendirilebilecek söylemleri de biçimlendirmektedir. Televizyon kanallarının kimliği olarak adlandırılabilecek anahaber bültenleri, söz konusu magazin söyleminden ayrı düşünülemez. Magazin söylemi, eğlendirme işlevinin yanı sıra duygu oluşturucu boyutuyla da haber bültenlerinde yerini almış bulunmaktadır. Haberin magazinleşmiş doğasının bir uzantısı olarak işlev gören anahaber sunucularının nasıl yıldızlaştırıldıkları sorusuna ?kültür endüstrisi? kuramı ışık tutmaktadır.Bu araştırmanın temel amacı, kültür endüstrisi bağlamında televizyon anahaber sunucularını yıldızlaştıran etkenleri ortaya koymak ve yıldızlaştırılan anahaber sunucularının haberin izlenmesine etkilerini saptamaktır. Nitel paradigmanın bakış açısıyla yürütülen bu tezde, AGB verilerine göre, televizyon anahaber bültenlerinin Ekim-Kasım 2006 dönemindeki izlenme oranlarının ortalamaları alınarak en çok izlenen ilk beş anahaber bülteni belirlenmiş; Aralık 2006 dönemindeki hafta içi anahaber sunucuları araştırmanın çalışma kümesini oluşturmuştur. Anahaber sunucularının yanı sıra belirlenen her anahaber sunucusunu izleyen ikişer izleyici de çalışma kümesine dâhil edilmiştir.Anahaber bültenlerinin anahaber sunucuları tarafından sunulan bölümleri, anlatı çözümlemesi ile incelenmiştir. Konuşmadaki sözel verilerin yanı sıra çeşitliliği sağlamak amacıyla anahaber sunucularının sunum sırasında kullandıkları beden dili hareketleri, görüntülendikleri çekim ölçekleri, kamera açı ve hareketleri odağında görsel veri kaynakları kullanılmıştır. Anahaber sunucularının ve izleyicilerin bakış açılarını ortaya koymak üzere yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış; buna ek olarak televizyon programlarındaki konuşmalar ve İnternet ortamında yayımlanmış röportajlardan yararlanılmıştır. Anahaber bültenlerinin anahaber sunucuları tarafından sunulan bölümleri, Gerard Genette'in kavramları temel alınarak incelenirken yarı yapılandırılmış görüşme ve öteki veri kaynakları, literatürdeki kavramlara dayanan kategoriler odağında çözümlenmiştir.Elde edilen bulgular, kültür endüstrisinin temel kavramları dikkate alınarak yorumlandığında, anahaber sunucularının birer ?öykü anlatıcısı? olarak anahabere kendi kişiliklerinin damgasını vurdukları, birer ?flâneur? olarak konumlandırıldıkları ve yapay da olsa bir ?aura? yarattıkları görülmektedir. Böylelikle, kendi kişiliklerine editör, muhabir, haberci ve belgeselci gibi kimlikler ekleyerek daha güçlü, sorumlu ve güvenilir birer yıldız konumuna gelen haber sunucuları, haberi sunmaktan öte işlevler yüklenmektedirler. Yıldızlaştırılmalarına koşut olarak ?anchor? olarak da adlandırılmaya başlanan anahaber sunucuları, kanallar arasındaki yarışın önemli aracıları olarak kültür endüstrisine hizmet etmekte ve tüketim sürecini insanileştirmektedirler.Anahtar Sözcükler: Magazin, yıldızlaştırma, kültür endüstrisi, yıldız, öykü anlatıcısı, flâneur, aura, anchor