Theses supervised by Prof. Dr. Arzu Kihtir

15 theses · İstanbul University, Maltepe University

Master'sOpen AccessTR

Yeşil teori bağlamında avrupa birliği çevre politikası ve plastik kullanımı

Yeşil teorinin, buhar makinelerinin icadıyla dünyada hızla yayılan endüstri devriminin meydana getirdiği tahribatın eleştirisi olarak 1960'lı yıllarda tartışılmaya başlandığı tahmin edilmektedir. Yeşil teori, insanların doğa üzerinde üstünlük kurdukları mevcut düzeni eleştirmiş ve olayları insan odaklı değil; çevre odaklı olacak şekilde ele almıştır. İnsanların, doğa üzerinde üstünlük kurmalarını ve doğayı kendi istek ve arzuları doğrultusunda kullanabilmelerini reddeden yeşil teori, ana akım teorilerinin bu konudaki görüşlerini de kabul etmeyerek yeniden yorumlamıştır. Avrupa Birliği (AB) ilk kurulduğunda ekonomik bir birlik olma yolunda ilerlemiş ve ilk kurulduğu yıllarda çevre konusunu göz ardı etmiştir. Başlangıçta çevresel kaygılar ön planda tutulmasa da Birliğin zamanla sosyal ve siyasal bütünleşme içerisinde olması ve çevre sorunlarının küreselleşmesi ile çevre konusu, AB'nin gündeminde yer almaya başlamıştır. Çevreyi korumanın resmi olarak AB'nin görev alanına dâhil edilmesi 1986 yılında Avrupa Tek Senedi ile olmuştur. AB, çevre politikaları ile ilgili ilkeler belirleyerek Birlik içerisinde ortak çevre politikaları üretmeyi hedeflemiştir. Günümüzde çevrenin korunması, AB için oldukça önemlidir. Doğada yüzyıllar boyunca yok olmayan plastikler, ciddi çevresel sorunlara sebep olmaktadır. AB, plastik kullanımının azaltılması için ortaya koyduğu Plastik Stratejisi ve özellikle Tek Kullanımlık Plastikler Direktifi ile bir takım plastik malzemelerin kullanımını yasaklamıştır. Bu kapsamda çalışmamızda yeşil teori bağlamında AB çevre politikasının oluşumundan başlayarak tarihsel sürecine, çevre programlarına, yürütülen politikanın ilkelerine ve aktörlere değinilmiştir. AB'nin plastik atıklarla nasıl mücadele ettiği ve bu çerçevede aldığı önlemler ve politikalar araştırılmıştır

Atık yönetimiAtıklarAvrupa Birliği+7
Elif Ateş Aksu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasının yapısı ve gelişim süreci

Avrupa Birliği'nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikasının (ODGP) bir parçası olan Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasının (AGSP) oluşum süreci, 2000'li yıllarda tamamlanmış ve politikanın gelişim süreci bu yıllarda başlamıştır. Gelişim süreci devam etmekte olan AGSP, Avrupa Birliği'nin ilerleme katetmek için yüksek çaba harcadığı alanlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında, AGSP'nin oluşum ve gelişim süreci, yapısal araçlarının kapsamı ve operasyonel faaliyetlerinin etki alanının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bununla beraber, Avrupa Birliği içerisinde ortak güvenlik ve savunmaya dair iş birliği teşviklerinin son yıllarda arttığı ve çeşitli programlarla desteklendiği görülmüş, bu doğrultuda AGSP'nin mevcut durumu, yaşadığı güncel gelişmeler çerçevesinde ele alınmıştır. Tezde Avrupa Birliği'nin, AGSP-Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (OGSP) çerçevesi içerisinde yürüttüğü askeri ve sivil operasyonlara da yer verilmiştir. Bu kapsamda 37 askeri ve sivil misyon, başlangıç tarihleri esas alınarak kronolojik olarak sıralanmış ve incelenmiştir. Ayrıca operasyonların, dünya haritası üzerindeki konumları belirlenmiş ve bilgiler görsellerle desteklenmiştir.

Avrupa BirliğiAvrupa Güvenlik ve Savunma PolitikalarıOrtak Dış Siyaset ve Güvenlik Politikası+3
Abdullah Sadık Enes Ergel
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği-Azerbaycan ilişkileri

Bağımsızlığını kazandığı 1991 yılından bu yana ister siyasal, isterse de ekonomi sektöründe büyük gelişme gösteren Azerbaycan dünya ülkeleriyle ilişkilerini gün geçtikçe artırmaya devam etmektedir. Komşu ülkeleriyle sıkı ticaret ve siyasi ilişkileri olan Azerbaycan 20. Yüzyılın sonlarından itibaren AB ve AB ülkeleriyle de ilişkilerini sıkılaştırmıştır. Bu çalışma Azerbaycanın AB ile yaptığı ortaklıklar,anlaşmalar ve Azerbaycanın da dahil edildiği bazı AB programlarını baz alarak Azerbaycan ve AB ilişkilerinin detaylarını araştırmayı amaçlamaktadır. Azerbaycanın AB enerji sektöründeki yeri ve bu yönde yapılan anlaşmaların detayları incelenerek, küresel anlamda önem taşıyan bu projelerin ülkeler arasındaki ilişkilere nasıl etki ettiği araştırılmıştır. AB`nin ekonomik ve ticaret ilişkilerinden başka, insan hakları ve diğer sosyal konularda da Azerbaycana katkısı araştırılarak sonuçlandırılmıştır.

Avrupa BirliğiAzerbaycanEnerji+2
Khayal Yahyayev
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
20
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa Birliği kültür politikaları çerçevesinde kültürel çeşitlilik

Avrupa Birliği'nde diğer politika alanlarına göre daha geç gelişme gösteren kültür politikasında, ortak kültürel miras ve kültürel çeşitlilik önemli bir yere sahiptir. 1970'li yıllardan itibaren AB hukukunun vermiş olduğu kararlarda nispeten kendini gösteren kültürel çeşitlilik, 2000'li yıllarda birçok uluslararası kuruluşlara paralel olarak AB içinde de ciddi bir ivme kazanmıştır. Kültür politikasının Maastricht Antlaşması ile ayrı bir başlık olarak AB belgelerinde kendisine yer bulmasıyla birlikte kültürel çeşitlilik de AB belgelerinde yer almaya başlamıştır. Kültürel çeşitliliğin sahip olduğu ekonomik, sosyal ve siyasi işlevler, kavramın AB kültür politikası dışındaki politika alanlarında da önemli bir yere sahip olmasını beraberinde getirmiştir. Kültürel çeşitlilik ile istihdam, kalkınma, refah, toplumsal barış, demokrasi, insan hakları gibi kavramlar ilişkilendirilmiş, özellikle ekonomik boyutu ile AB kurumlarınca önemsenmiştir. 2004 yılındaki geniş kapsamlı genişleme dalgası ile kültürel çeşitlilik AB için dikkate değer bir kavram olmuştur. "Çeşitlilik içerisinde birlik" sloganı AB'nin ortak kültürel miras ile sahip olunan kültürel çeşitliliğe gösterilen önemi de gösterir niteliktedir. AB kültür politikasına ilişkin çalışma planları ve programlar ile kültürel çeşitliliği desteklemeye devam etmektedir. Görsel-işitsel, medya ve eğitim politikaları kültürel çeşitliliğin geliştirilmesinin önemli aracıları olmaktadır. Her iki politikaya ilişkin temel belgeler ve programlarda, kültür politikası ile eşgüdümlü bir biçimde kültürel çeşitliliğin teşvik edilmesi ve geliştirilmesi hedeflenmektedir. Kültürel çeşitliliğin ifadesinin geliştirilmesi ve korunması, AB medya politikasının temel amaçlarından birini oluşturmaktadır. AB, üye devletleri ile taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile de kültürel çeşitliliğin geliştirilmesini desteklemiştir. Kültürel çeşitlilik, AB'nin ilerleyen dönemlerinde olası genişleme süreci, demokrasi açığı, Avrupa kimliği başta olmak üzere AB nazarında tartışılan birçok konunun temel öznelerinden biri olmaya adaydır.

Avrupa BirliğiKültürKültür politikası+4
Volkan Çatır
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Algı yönetiminin sosyal medya ekseninde iletişim sosyolojisi açısından incelenmesi: Twitter ve Türkiye örneği

Pandemi ile birlikte hayatımızı daha da kolaylaştırdığını düşündüğümüz küresel etkileşimli çevrimiçi sosyal iletişim ağlarına, mobil cihazlarımız üzerinden, daha fazla bağlanmaya ve zaman ayırmaya başladık. Bu durum, bu ağlarda karar ve davranışlarımızı düzenlemeye çalışan algı yönetimi içerikli mesajlarında artmasını sağladı. Ancak, mevcut kanunlarla koruyamadığımız kişisel verilerimizi kullanarak oluşturulan ve algoritmalarla düzenlenen bu mesajların gerçek amacını, doğruluğunu ve kaynaklarını sorgulayacak henüz bilimsel bir yönteme sahip değiliz. Algı yönetimi içerikli mesajlar kullanıcılar için bir tehdit olsa da, küresel etkileşimli çevrimiçi sosyal iletişim ağlarının sahibi olan mega teknoloji devleri için her yıl milyarlarca dolar kazandıkları bir endüstri haline gelmiş durumda. Tehdidin ticari boyutu her yıl daha da büyürken, tehdidin bertaraf edilmesi ise bu ağların bireysel kullanıcılara düşmektedir. Her gün bu ağlar üzerinde karşılaştığımız algı yönetimi, karar ve davranış düzenleme içeren mesajların sadece sosyal ve siyasi değil, aynı zaman da yüzlerce ticari reklam mesajının da içeriğinde bulunması tehdidin boyutunun ne kadar büyük olduğunu göstermektedir. Bu nedenle algı yönetimi içeren mesajların bilimsel olarak tartışılabilmesi için reklamın göz ardı edilen sosyo-etik yönünün de tartışmaya açılması gerekmektedir. Çalışmamızın ilk bölümünde küresel etkileşimli çevrimiçi sosyal iletişim ağlarında algı ve davranışların nasıl yönetildiğini doğru anlamlandırabilmek için önce insanın ana kartı olan beyninin nasıl algıladığı ve anlamlandırdığı açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde insan beyninin karar vermek ve eyleme geçmek için ihtiyaç duyduğu bilginin gerçekte ne olduğu, bilgi ile eş anlamlı kullanılan ama bilgi olarak kabul edilmemesi gereken veri ve malumatların bilgi ile arasındaki farklılıkların neler olduğu ile küresel etkileşimli çevrimiçi sosyal iletişim ağlarında oluşturulan malumat kargaşası veya kirliliğinin beynimizi nasıl etkilediği ile algı ve davranış yönetiminde bunun nasıl kullanıldığı açıklanmaya çalışılmaktadır. Üçüncü bölümde erişimi ve etkinliği giderek artan bu ağlarının birey ve toplumların sosyal, siyasi ve ticari kararlarını nasıl etkilediğine, küresel etkileşimli çevrimiçi sosyal mikro haber ağı; Twitter ve bu kanalın Türkiye kullanımı üzerinden analiz edilmiştir. Son bölümde ise bu ağlarda toplumu tehdit eden algı yönetimi ve davranış düzenleme içeren manipülasyonlara karşı bir çözüm yöntemi örneği olarak 5A Modeli önerilmektedir.

AlgıAlgı yönetimiSosyal medya+3
Taner İçten
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Politik mesenlik ve hicvin kullanımı üzerine analiz: Nef'î ve Engin Ardıç örnekleri üzerinden iktidarla iletişim

Bu çalışmada, Osmanlı İmparatorluğu geç klasik dönemi şairi Nef'î ile vârisi modern Türkiye Cumhuriyeti (köşe)yazarı Engin Ardıç modellerinin kıyasıyla iktidar ve kültür kavramlarının stratejik devamlılığı incelenmektedir. İki sanatçı da, kültüre ait sembolik gücün başarılı taşıyıcıları olmalarının yanında, kurumsal kültür yapısının etkileyici hizmetkârları ve temsil memurları olarak, hiciv kapsamı altında benzer politik iletişim yeteneklerine sahiptirler. Nef'î'nin, "Sihâm-ı Kazā" (Kazā Okları) isimli mecmuadaki, Türk siyaset oyununun başat iktidar merkezlerine taarruzu ve hatta şahsî varlığı dahi, söz konusu iktidar oyuncuları arasına denge getirmek maksatlı bir başka kuvvetin oyuna eklenmesidir. İfade gücü ve müessir sosyal analiz kabiliyeti, Nef'î'yi besleyen köklerin Engin Ardıç'ın beslendikleri ile aynı olduğunu göstermektedir; velakin, bu kökler, modernitenin farklı grupları, cemiyetleri veya kitlelerin mutualistik unsurları ve kamusal ya da Pierre Bourdieu tasvirlerinde sınırları belirlenen sosyolojik alanlar tarafından yok edilmektedir. Muadil otoritelerin tekelindeki benzer kültür pratikleri ve karmaşık oyun ağlarının ortasındaki entellijansiyanın şekillendirilmesi asırlarca sürmüştür; insan sermayesinin kötüye kullanılması yahut harcanması anlamına gelen bu durum, farklı dönemlerde yetişen dâhileri, kültür kapitallerini yanlış kullanmaya sevketmiştir. "Medya sahipliği" teması altında, farklı meselelerin analizi için, iki sanatçının birlikte resmedilmesi fikri istikametinde gidilmiştir. Arketip medium parçaları olarak kabul edilen artifektler, muktedir isimleri üzerine kurulu yapıdan mürekkep sosyokültürel dokunun dominant unsurları hükmündedir: böylelikle, hiciv şiirleri ile taarruz amaçlı -argo ve küfür içerikli- beyanat dahi, metinlerarası bağ, ilişki ve mana bütünlüğü dahilinde, haberin konusu ve aktörü olarak veri sağlamaktadır. Metodik olarak, Teun van Dijk tarafından geliştirilen Eleştirel Söylem Analizi esas alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Mesenlik, Sahiplik, İktidar, Hiciv, Humedium

Ardıç, EnginHicivMesenlik+3
Ömer Faruk Yazıcıoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği Türkiye ilişkilerinde demokrasi açığı sorunsalı

20.yy'ın ortalarında ulusüstü ve hükümetlerarası yapısıyla kurulan Avrupa Birliği (AB), Avrupa'da savaşı bitirmenin yanı sıra diğer kurumlardan farklı olan yapısıyla küresel bir etkiye sahiptir. Avrupa Birliği'nde 20.yy'ın sonlarına doğru önemli bir sorun gün yüzüne çıktı. Demokrasi açığı sorunuydu bu. Demokrasi açığı, Avrupa Birliği'nin yapısını ve politikalarını önemli ölçüde değiştirmiştir. Çok boyutlu bir yapıya sahip olan demokrasi açığı sorunun temelinde Avrupa Parlamentosu'nun yasama alanındaki yetkilerinin ikinci plana atılması yer almaktadır. Bunun yanı sıra yasama, yürütme ve yargı erklerinin kullanımındaki eksikliklerden kaynaklanmaktadır. AB, bu sorunla mücadele etmek için kurucu anlaşmalarda önemli değişiklikler yaparak, geniş bir reform hareketi başlatmıştır. Bu reform hareketleri demokrasi açığı sorunsalını yumuşatsa da yeterli olmamıştır. Başta üye devlet vatandaşları olmak üzere, aday ülke vatandaşları nezdinde de Avrupa Birliği'ne olan güven önemli ölçüde azalmıştır. Türkiye-AB ilişkileri, Birliğin kurulduğu 1950'li yıllara kadar dayanmaktadır. Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler yer yer kopma noktasına gelse de, küreselleşen dünyada ne Türkiye ne de AB birbirinden kopabilir. Üyelik sürecinin önemli bir dönüm noktası olan Kopenhag Kriterleri, ilişkileri önemli ölçüde belirlemiştir. Kopenhag Kriterleri'ne uyum sürecini değerlendirmek amacıyla 1998 yılından itibaren yayımlanan Avrupa Komisyon'u İlerleme Raporları, ikili ilişkilere ve Türkiye'nin üyelik sürecine yön göstermiştir. Bu tezde, demokrasi açığı sorununun temel problemlerinin çözümündeki yetersizliğin, aday ülkelere uygulanan kriterler üzerinden kapatılmaya çalışılması, Türkiye üzerinden örneklendirilerek savunulmuştur. Avrupa Komisyonu İlerleme Raporları incelenerek, demokrasi üzerindeki tartışmaların aday ülke politikalarından ziyade Birlik politikalarındaki tutarsızlıktan kaynaklandığına değinilmiştir.

Avrupa BirliğiDemokrasiKopenhag Kriterleri+6
Barış Yıldız
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği çevre politikası çerçevesinde Avrupa 2020 stratejisinde iklim değişikliği ve çevre hedefleri

Bu çalışma Avrupa 2020 Stratejisi bağlamında Avrupa Birliği'nin çevre politikalarını, iklim değişikliği ve çevre hedeflerini ortaya koymayı amaçlamıştır. Avrupa 2020 Stratejisi'nin gerçekleşme nedeni iklim değişikliği, küreselleşme ve Avrupa genç nüfusunun azalmasıdır. Bakıldığında iklimsel olarak yaşanan değişimlerin AB'de birtakım kırılganlıkların ortaya çıkmasına neden olabileceği görülmektedir. Örnek vermek gerekirse kıyı bölgelerinde sel facialarını arttırması ya da Akdeniz bölgesinde kuraklığa neden olması muhtemel sonuçlar arasında değerlendirilmektedir. Söz konusu gelişmeler çerçevesinde Avrupa Birliği'nde ekonomik ve sosyal açıdan var olan dengesizliklerin derinleşmesi öngörülmektedir. Bu yönde olumsuz bir tablonun ortaya çıkması ile birlikte AB sınırları içerisinde mevcut kaynakların çok daha verimli bir şekilde kullanılmasına yönelik teşviklerin gerçekleştirilmesiyle iklim değişikliğe mücadelede etkin artışının sağlanması ve sera gazı salımının azaltılmasına destek verilmesi mutlak gerçekleşecektir. 2020 Stratejisine ek olarak AB tarafından oluşturulmuş 2050 yılına dek izlenecek enerji yol haritası çerçevesinde sera gazı salımlarının %80-95 aralığında düşürülmesi amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Avrupa 2020 Stratejisi, Küresel İklim Değişikliği, Çevre.

Avrupa BirliğiKüresel ısınmaÇevre+2
Mine Cebeci Alsaleh
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Medyanın demokratik işlevi çerçevesinde Türkiye 2019 Yerel Seçimleri üzerine bir inceleme

Latince araç anlamına gelen "medium" kelimesinden türeyen medya, toplumu bilgilendirerek yaşanan gelişmelerden haberdar etmek ile görevli kitle iletişim araçlarını tanımlamak için kullanılır. Medya, bu gücünden dolayı yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü güç olarak adlandırılır. Medya ve siyasetin giderek birbirine yakınlaştğı, birbirlerini etkileyip – belirlediği bugünün dünyasında siyasetten bağımsız bir medya düşünülemeyeceği gibi medyadan bağımsız bir siyasetin mümkün olmadığını söylemek doğru olacaktır. Medya, yayınladığı ve paylaştığı haberler ile kamuoyunun düşüncelerini belirler. Medya ve kamuoyu, bu düşüncelerden olumlu ya da olumsuz bir şekilde etkilenmektedir. Bu nedenle, medya kavramı ile medya organizasyonları, bir grubun ya da toplumun duygu, tutum, düşünce ile fikirlerinin hem kaynağı hem de yansımasıdır diyebiliriz. Bu bağlamda medyayı, hem yasama, yürütme ve yargı gibi otoriteleri denetleyen hem de topluma bilgi veren, onu haberdar eden dördüncü bir güç olarak değerlendirmek mümkündür. Bu durum medyayı vazgeçilmez – vazgeçilmesi düşünülemeyen bir araç olarak karşımıza çıkarmaktadır. Bu çalışma, temel yazılı medya organı olan ulusal gazetelerin 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri öncesinde ve sonrasında yayınladıkları haberler ile yerel siyaset - kamuoyu bağlamında yazılı medyanın demokrasiye katkısı ile ulusal gazetelerin siyasal partiler ve belediye başkan adaylarına nasıl ve ne derecede yer verdiğini ortaya koymak için yapılmıştır. Medya - toplum ve siyaset ilişkisi üzerinde durulacak bu çalışmada 2019 yılı seçim döneminde Cumhuriyet, Milli Gazete, Sabah ve Sözcü adlı gazeteler çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma iki bölümden oluşmakta olup birinci bölümde konu ile ilgili literatüre değinilecek, ikinci bölümde ise 2019 İstanbul Yerel Seçimleri'ne katılan siyasal partiler ve belediye başkan adayları ile yukarıda adları verilmiş gazetelerde yayınlanmış seçim ile ilgili haberler söylem analizi yöntemi ile incelenerek değerlendirilecektir.

DemokrasiGazetelerHaberler+7
Sedat Şiraz
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Medya ve algı yönetimi; Türkiye ve Ukrayna karşılaştırması

Bu tez çalışmasında 2013 yılında Türkiye'de meydana gelen Gezi Protestoları ve 2014 yılında Ukrayna'da patlak veren Euromaydan (nam-ı diğer Onur devrimi) öncesinde, süresinde ve sonrasında uygulanan algı yönetimi teknikleri ve girdileri, algı yönetiminin araçları olan enformasyon savaşı, semantik savaş, mit ve kahraman yaratma, fiziksel uzam düzeltilmesi incelenmektedir. Çalışmanın hedeflerinin bir tanesi, her iki protestonun farklı sonuçlar doğurması nedeniyle çalışma sırasında ortaya çıkan bulgular doğrultusunda her iki ülkenin algı yönetimi konusundaki yetkinliği kıyaslama yapılarak bu sonuçları tetikleyen unsurları tespit etmesidir.

Algı yönetimiBilgi savaşıGezi Parkı+7
Anna Sukhodolova
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessTR

İletişim teknolojileri tarihinde Schumpeteryan yaratıcı yıkım

Bu çalışma iletişim teknolojileri tarihinin detaylı olarak incelenmesiyle, teknolojilerin ortaya çıkış koşullarını ve onların biricik gibi görünen lakin aslında uzun bir sürecin devamı olan özelliklerini anlama çabasını konu almaktadır. İletişim teknolojilerindeki gelişmeler, Joseph Alois Schumpeter'in Schumpeteryan Yaratıcı Yıkım kavramı çerçevesinde incelenmiştir. Bir iktisadi gelişim teorisi olan Yaratıcı Yıkım, kısaca yeni teknolojilerin eskinin yerini alması ve mevcut kaynakların dikkatini eskiden yeni yöneltmesi sürecini işler. Bunu işlerken de dinamik analiz, dairesel akım, icat, girişimci, yaratıcı birikim gibi yaratıcı yıkımın temel ögelerini kullanır. İnsanlık tarihi kadar eski olan iletişim tarihi, bu çalışmada ekstrasomatik iletişim teknolojilerden başlanarak sınırlı bir tarihsel perspektifte ele alınmıştır. Konu edilen tarihsel inceleme ise kil tabletin icadıyla başlatılarak işlenmiştir. Bunun en önemli nedeni teşkilatlı çıkar gruplarınca yönetilen karmaşık toplum yapılarının ve bunların karmaşık iletişim ihtiyaçlarının bu periyotta belirmiş olmasıdır. İletişim teknolojileri incelenirken bu teknolojiler sekiz başlık altında detaylandırılmıştır. Bunlar Marshall Poe'nun medya özelliklerini incelemek için kullandığı sekiz ana hattır; erişilebilirlik, gizlilik, doğruluk, hacim, hız, menzil, dayanıklılık ve aranılabilirliktir. Sekiz başlık altında incelenen her bir iletişim teknolojisi bölümün sonunda yaratıcı yıkım perspektifinde tekrar bir araya getirilmiştir. Çalışmanın son bölümünde Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan itibaren dünyada meydana gelen iletişim teknolojilerindeki gelişmelere ne ölçüde tepki verdiğini ve bu teknolojilere karşı adaptasyon süreci işlenmiştir.

Schumpeter, Joseph AloisTeknolojik gelişmelerYaratıcı yıkım+1
Mustafa Erim Kadıköy
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Erasmus plus programının dil edinimi ve kültürel bütünleşme üzerine etkileri

Küreselleşmenin getirdiği bütüncüllük ve Avrupa Birliği'nin çoğulculuk politikasının bir sonucu olarak farklı kültürlere ve farklı dillere mensup bireylerin birlik ve uyum içerisinde yaşaması kültürel bütünleşmeyi ve çok dilli bireylerin yetişmesini mümkün kılmıştır. Erasmus Plus Programı ile öğrenci değişim programına katılan öğrencilerin farklı bir ülkede farklı kültürlerle bir arada bulunması hem kültürel bütünleşmeye hem de dil edinimine imkân sağlaması açısından oldukça önemlidir. Erasmus Plus Programı ile farklı ülkelere seyahat ederek burada en az bir dönem yaşama ve eğitim alma fırsatı bulan öğrenciler çeşitliliğe saygı duyarak hem farklı kültürleri tanıyabilmekte hem de dil edinimlerini gerçekleştirebilmektedirler. Bu çalışmada, Erasmus Plus Programına katılan öğrencilerin dil edinimi ve kültürel bütünleşme açısından gelişimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Avrupa Birliği'nin eğitim, dil ve kültür politikaları çerçevesinde Erasmus Plus Programının dil edinim sürecine katkı sağlayıp sağlamadığı ve kültürel bütünleşme üzerine etkileri analiz edilmiştir. Bu çalışma, Erasmus Plus Programına katılmış öğrencilerin demografik profillerinin yanı sıra Erasmus Plus Programı ile ilgili kanaatlerinin ve dil edinimi ve kültürel bütünleşme açısından durumlarının bir resmini sunmaya çalışmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın teorik kısmını, AB Eğitim, Dil ve Kültür Politikaları, AB Gençlik ve Eğitim Programları ve Erasmus Plus Programı, Dil Edinimi ve Kültür konuları üzerine çalışmalar oluşturmaktadır. Araştırmanın bölümünde ise Erasmus Plus Programına katılan öğrencilere uygulan anket sonucunda elde edilen veriler betimleyici araştırma yöntemi ile sunulmuştur. Araştırmanın evrenini Türkiye çapındaki çeşitli üniversitelerin çeşitli bölümlerinden bugüne kadar Erasmus Plus Programına katılmış ve farklı ülkelerde eğitim almış olan 248 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler sonucu bulgularda, Erasmus Plus Programının Erasmus Plus Programına katılan öğrencilerde dil edinimi ve kültürel bütünleşme üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin Erasmus Plus Programına katılmadan önceki dil seviyeleri ile Erasmus Plus Programına katıldıktan sonraki yabancı dil seviyeleri karşılaştırıldığında ise yabancı dil seviyelerinin arttığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Erasmus Plus Programı, Dil, Dil Edinimi, Kültür, Kültürel Bütünleşme

Dil eğitimiErasmusErasmus öğrenci değişim programı+6
Naime Akyürek
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ülkelerine ve Türkiye'ye sığınan Suriyeli sığınmacılara sunulan psikolojik destek hizmetlerinin karşılaştırılması: Yunanistan ve Türkiye örneği

Arap Baharı'nın etkisiyle Mart 2011'de Suriye'de Esad yönetimine karşı demokrasi yanlısı hareketler başlamıştır. Yaşanan olaylar zamanla Suriye İç Savaşı haline dönmüştür. Yaşanan iç savaş da zamanla yerel olmaktan çıkıp uluslararası bir olay halini almıştır. Yıllar içerisinde Suriye nüfusunun %21'inden fazlası yaşadığı yerleri terk etmek durumunda kalmıştır (Stratejik Ortak, 2018). Başka ülkelere sığınmak isteyen Suriyeli sığınmacılar gittikleri yerlerdeki yerleşikleri de çeşitli şekillerde etkilemişlerdir. Hem savaştan kaçmanın hem de yeni bir yere yerleşmenin zorluklarından dolayı bu kişilerin biyolojik ve ekonomik ihtiyaçlarının yanı sıra psikolojik ihtiyaçlarının da olduğu ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda da ev sahibi ülkeler gelen Suriyeli sığınmacılara yönelik hem uluslararası anlaşmalar kapsamında hem de kendi inisiyatiflerini kullanarak çeşitli hizmet modelleri geliştirmişlerdir. AB, Suriyeli sığınmacılara Yunanistan içerisinde çeşitli hizmetlerin sağlanması amacıyla Nisan 2018'e kadar 605.3 milyon Avro tutarında mali destek sağlamıştır ve bu sayede Yunanistan'da 50 bin civarında Suriyeli sığınmacının giderleri karşılanmıştır (European Commission, 2018). Türkiye'de ise savaştan kaçıp gelen 3.5 milyondan fazla Suriyeli yaşamaktadır. AB, yalnızca Suriyeliler için kullanılmak üzere Türkiye'ye 3 milyar Avro göndereceğine söz vermiş ama tamamını henüz yollamamıştır. Türkiye ise sadece kendi başına Suriyeli sığınmacılara toplamda 35 milyar Dolar harcamıştır (Mülteciler Derneği, 2019). Bu tez çalışmasında Türkiye ve AB'ye geçiş için en çok kullanılan ülke olan Yunanistan'daki Suriyelilere yönelik gerçekleştirilen psikolojik destek hizmetleri incelenmiştir.

Avrupa BirliğiGöçmenlerMülteciler+4
Metin Olataş
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilgi toplumunda Avrupa Birliği yükseköğretim politikalarının yenilik faaliyetleri üzerindeki etkinliği: Danimarka örneği

Bu tezin amacı bilgi toplumu olarak adlandırılan üçüncü dalga kalkınma paradigmasında Avrupa Birliği'nin yükseköğretim politikalarının bir Avrupa Birliği üyesi olan Danimarka'da yenilik üretme sürecine yapmış olduğu katkının ele alınmasıdır. Bilgi toplumunda bilgi, iş gücü ve makine gücünün yerini almış, bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler ile yenilik kavramı ortaya çıkmıştır. Bilgi toplumunda yenilik kavramı ekonomik büyüme ve kalkınmanın temel katalizörüdür. Yenilik faaliyetlerinin oluşması da bilim ve araştırma altyapısı ve yükseköğretim politikaları ile doğrudan alakalıdır. Avrupa Birliği, yükseköğretim politikalarını araçsallaştırarak hem AB genelinde hem de üye ülkeler nezdinde yenilikçi kapasitesini artırmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda bu çalışmada öncelikle bilgi toplumu kavramı incelenerek, yenilik kavramı açıklanmış ve Avrupa Birliği yükseköğretim politikalarının yenilik üretimine katkısı değerlendirilmiştir. Son olarak bu politikaların bir Avrupa Birliği üyesi olan Danimarka'da yenilik faaliyetlerine yapmış olduğu katkılar tartışılmıştır. Çalışmada Avrupa Birliği yükseköğretim politikalarının üye ülkelerin yenilik faaliyetlerine olumlu katkı yaptığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak bu katkıların her üye ülkede, kendi araştırma ve yenilik altyapısına ve potansiyeline göre değişkenlik gösterdiği tespit edilmiştir.

Avrupa BirliğiBilgi toplumuDanimarka+3
Oğuz Güner
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de dış politika krizleri ve medyaya yansıyan "yalnız Türkiye" algısının gençler üzerindeki etkisi

Bu tezde Türkiye'nin dış politika konjonktüründeki yerinin toplum tarafından nasıl görüldüğü Türkiye'de medya faaliyetlerinin ilk ve en önemli basamağı olan yazılı basındaki haber inisiyatifi üzerinden tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu minvalde Türkiye'de dış politikada krizleri özelinde yazılı basında yer alan haber ve açıklamalarda öne çıkan "Yalnız Türkiye" vurgusu odak konusu olmuştur. Türkiye'nin uluslararası arenada bilinçli ve organize bir ittifak ile bölgesinde ve politikalarında yalnız bırakıldığı algısı sıkça gündeme gelmekte ancak farklı yayın politikasına sahip medyalarca yaratılmak istenen algı değişebilmektedir. Türkiye'nin kendi hataları ile yalnızlaştığının yanında özellikle yalnızlaştırıldığı şeklinde görüşler süregelmektedir. Kuramsal manada hegemonyaya işaret eden bu durumun, basının oluşturduğu bu haberalgı örgüsünün toplum tarafından nasıl görüldüğü, nasıl alımlandığı ve bir hegemonyanın gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti medya yolu ile iletişimin son halkası olan halkın ne düşündüğünü tespit etmekle mümkün olacaktır. Bu ön kestirimden hareketle bu çalışmada, ortaya koyduğu varsayımlarını güncel olarak açıklamaya yönelik ayrıntılı basın incelemesine yer verilmiş ve dış politika kriz haberleri özelinde basına yansıyan "Yalnız Türkiye" algısının gençler üzerindeki etkisi, yapılan yüz yüze görüşmelerle tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan basın incelemesinde araştırma varsayımları ile örtüşen Türkiye'nin haklılığı ve ulusal çıkar yönünde bir haberleştirme yapıldığı ve yüksek düzeyde hakim okuma hedeflendiği görülmüştür. Yapılan yüz yüze görüşmelerin değerlendirmesinde genç katılımcıların medya metinlerinde müzakereci bir okuma gerçekleştirdiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca genç katılımcılar Türkiye'nin jeopolitik konumu, dini ve kültürel yapısı gibi doğal kazanımlarının üzerine evrensel boyutta farklı değerler katması ve ekonomik standartlarını arttırması gerektiği yönünde beklentilerini dile getirmişlerdir. Katılımcıların yüzde 67'sinin Türkiye'nin yalnızlaştığını düşündüğünü dile getirdiği araştırmada genç katılımcıların Türkiye'yi görmek istediği ana skalanın batı coğrafyaları olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Dış Politika – Kriz – Medya–Hegemonya – Alımlama

Seyhan Topçu
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Other supervisors