Theses supervised by Prof. Dr. Bünyamin Atıcı
13 theses · Fırat University
Türkçe metin tabanlı açık uçlu soruların yapay zekâ ile değerlendirilmesi
Bu çalışmada, Türkçe metin tabanlı açık uçlu soruların otomatik olarak değerlendirilmesi için yapay zeka tabanlı bir sistem geliştirilmiştir. Sistem mimarisinde, metin verisinin bağlamını daha iyi anlayabilmek ve dil ilişkilerini daha doğru bir şekilde ortaya çıkarabilmek için Bi-LSTM (Çift yönlü uzun-kısa süreli hafıza) kullanılan altı katmanlı bir model geliştirilmiştir. Sistemde, yanıtların gömülü temsillerini oluşturmak için dört farklı metin gömme yöntemi kullanılmıştır (BERT, S-BERT, Glove ve Word2Vec). Çalışmanın temel amacı, farklı gömme yöntemlerinin performanslarını karşılaştırmak ve geliştirilen sistemin, eğitmenler tarafından yapılan puanlamalarla ne kadar tutarlı olduğunu değerlendirmektir. Çalışmada kullanılan gömme yöntemlerinin performansı, Ağırlıklı Kappa Katsayısı (QWK) kullanılarak ölçülmüştür. Sonuçlar, S-BERT ve BERT gibi bağlamsal anlam çıkarımı yapan yöntemlerin, Glove ve Word2Vec gibi klasik gömme yöntemlerine kıyasla daha yüksek başarı sergilediğini göstermiştir. Bu bulgular, metin değerlendirmede bağlamsal bilgi çıkarımının önemini ortaya koymuştur. Ayrıca Bi-LSTM'nin bu tür bağlamları işleyebilme yeteneğini doğrulamıştır. Sistemin performansı, tüm öğrenci gurubu ve farklı öğrenim düzeyindeki (önlisans ve lisans) öğrenciler üzerinde gerçek eğitmen puanları ile karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda sistemin öğrencilerin geneline ve lisans düzeyindeki öğrencilere gerçek eğitmen puanlarına yakın puanlar verdiğini göstermiştir. Bu bulgu, sistemin özellikle lisans seviyesindeki öğrenciler için daha etkili bir değerlendirme aracı olabileceğini göstermektedir. Önlisans düzeyindeki öğrencilere ilişkin değerlendirmede sitemin verdiği puan ile gerçek eğitici puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmüştür. Bu bulgu, sistemin daha düşük eğitim seviyesindeki öğrencilerin yanıtlarını gerçek eğitmenlere kıyasla daha düşük puanlama eğiliminde olduğunu ortaya koymaktadır. Genel olarak bu çalışma bulguları yapay zeka tabanlı otomatik değerlendirme sistemlerinin insan değerlendirmesine yakın sonuçlar üretebildiğini ortaya koymaktadır. Ancak sistemin en yüksek QWK puanının 0.68 olması, performans iyileştirilmesi gerekliliğini de ortaya koymaktadır. Ülkemizde bu konuda yapılan çalışmaların sayısı çok azdır. Çalışma bu yönüyle ülkemizde açık uçlu soruların otomatik değerlendirilmesi konusunda önemli bir adım atmıştır. İleride farklı disiplinlerde daha geniş ölçekli veri setleri ve daha güncel gömme yöntemleri kullanılarak yapılacak çalışmalar sistemin genelleştirilebilirliğini ve güvenirliğini daha da arttırabilir.
Hareket tabanlı teknolojilerin öğrenci başarısı ve tutumlarına etkisi
Bu çalışmada Kinect destekli matematik eğitimi uygulamalarının ilkokul 3. sınıf öğrencilerininmatematik dersindeki akademik başarılarına, matematiğe ve teknolojiye karşı tutumlarına etkisi incelenmiştir. Ön test – son test yarı deneysel modelin kullanıldığı çalışmada veriler, "Öğrencilerin Teknolojiye Yönelik Tutum Ölçeği", "Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği" ve "Matematik Başarı Testi" ile elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılı Elazığ ili Yurtbaşı beldesinde yer alan bir devlet okulunda ilkokul 3.sınıfa devam eden toplam 47 (deney grubu 24, kontrol grubu 23) öğrenci oluşturmuştur. Deney grubunda hareket tabanlı teknolojileri destekleyen uygulama ve Kinect cihazı kullanılmış, kontrol grubunda ise sadece matematik öğretim programına dayalı öğretim yapılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler SPSS 20 paket programı aracılığıyla, İlişkisiz Örneklemler için t-testi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, Kinect tabanlı öğretim uygulamasının ilkokul 3.sınıf matematik dersindeki öğrencilerin başarısına, matematik dersine tutumlarına ve teknolojiye yönelik tutumlarına anlamlı düzeyde etkisinin olmadığı bulunmuştur. Çalışmanın yapıldığı pandemi döneminde öğrenciler haftada iki gruba ayrılarak parçalı bir şekilde pazartesi ve salı günleri 1.grup, perşembe ve cuma günleri 2.grup olmak üzere okula devam etmişlerdir. Pandemi döneminde okula devam zorunluluğu olmadığı için öğrencilerin düzenli bir şekilde okula gelmedikleri gözlemlenmiştir. Bu şartlar göz önünde bulundurulduğunda eğitim-öğretimin normal bir süreçte devam ettiği bir zamanda Kinect tabanlı öğretim uygulamasının öğrencilerin akademik başarıları ve tutumları açısından yeniden incelenmesinin yararlı olabileceği söylenebilir.
EBA platformundaki kavram haritaları ve infografiklerin kullanımına ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşleri
Eğitimde teknolojinin kullanılmasıyla beraber birçok ülke eğitime teknolojik yatırımlar yapmaya başlamıştır. Bu doğrultuda ülkemizde de eğitim ve öğretimde fırsat eşitliğini sağlamak ve okullarımızdaki teknolojiyi iyileştirmek amacıyla FATİH Projesi başlatılmıştır. FATİH Projesinin içerik ihtiyacını karşılamak için EBA (Eğitim Bilişim Ağı) sosyal eğitim platformu kurulmuştur. Öğretmenler ile öğrencilerin EBA platformunda bulunan kavram haritalarını ve infografikleri kullanımını incelemek amacıyla ilişkisel tarama modeline göre bu çalışma yapılmıştır. EBA platformundaki kavram haritaları ve infografiklerin tasnifi için doküman incelemesi yapılmıştır. Şanlıurfa ili Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü ilçelerindeki öğretmen ve öğrenciler amaçlı örnekleme göre seçilmiştir. Araştırmaya 370 öğretmen ve 383 öğrenci katılmıştır. Veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre hem öğretmenler hem de öğrenciler EBA ile derslerin daha zevkli ve akıcı geçtiğini ifade etmiştir. Kavram haritalarından ve infografiklerden elde edilen veriler birbirine benzerlik göstermiştir. Kavram haritaları ve infografikler kısmen kullanışlı bulunmuştur. Araştırma sonucunda EBA platformunda yeteri kadar kavram haritası ve infografiğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin platformda var olan kavram haritalarını ve infografikleri kullanım düzeylerinin düşük olduğu sonucuna varılmıştır. Öğretmenlere içerik üretimi hususunda hizmetiçi eğitim verilmesi ve öğretim programındaki kazanımlara göre sistematik bir şekilde kavram haritası ve infografik hazırlanması ayrıca platformda mevcut bulunan kavram haritalarının ve infografiklerin sınıf seviyelerine, derslere ve konulara göre tasnif edilip kategorilere ayrılmaları önerilmiştir.
Mobil öğrenme araştırmaları ve uygulamalarına ilişkin bir meta analiz çalışması
Günümüzde hızlı bir şekilde gelişen mobil cihazlar yaşam şeklimizi etkilediği gibi öğrenme biçimlerimizi de etkilemektedir. Mobil öğrenme, bu yüzyılın ve geleceğin öğrenme ihtiyaçlarını karşılayacak öğrenme biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde bilgi çok hızlı bir şekilde üretilmekte ve bilgiye çok hızlı bir şekilde erişim sağlanabilmektedir. Bu da mobil cihazlar ve öğrenme arasındaki etkileşimi kaçınılmaz hale getirmektedir. Günümüzde karşılaştığımız yoğun teknolojiler eğitim alanını da etkileyerek mobil öğrenmeyi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkarmıştır. Ayrıca eğitimin süreklilik arz eden yapısı hayat boyu öğrenme kavramının önemini her geçen gün arttırmaktadır. Bu noktada mobil öğrenme de hayat boyu öğrenme sürecinde bireylere büyük destek sağlamaktadır. Mobil öğrenme, bireyler için yer-zaman sınırlılığını ortadan kaldırarak bireysel ihtiyaçlara cevap veren, iletişim imkânı sağlayan, iş verimini arttıran ve mobil cihazlar aracılığıyla gerçekleşen öğrenme ortamıdır. Mobil öğrenme, hem öğrencinin akademik anlamda başarısını arttırmayı hem de gelişen teknoloji becerilerini geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu durumlar göz önüne alındığında gelişen dünyaya uyum sağlayabilmek için "teknolojiyi nasıl daha etkili/verimli kullanabiliriz?" sorusunun cevabını yanıtlamamız gerekmektedir. Bu çalışmada mobil öğrenme araştırmaları ve uygulamalarına ilişkin bir meta analiz çalışması yapılarak mobil öğrenme ile ilgili yapılmış birbirinden bağımsız, çalışmaların sonuçları birleştirilerek elde edilen sonuçların istatiksel analizinin yapılması amaçlanmıştır. 2008-2018 yılları arasında mobil öğrenme ile ilgili yayınlanmış çalışmalar ERIC, Science Direct, Yök Tez Merkezi ve Google Akademik veri tabanlarından "mobil öğrenme", "m-öğrenme", "eğitim teknolojisi", "mobil öğrenme ve uzaktan eğitim", "eğitimde teknoloji kullanımı" , "meta analiz" gibi anahtar kelimeler kullanılarak yapılmıştır. Son yıllarda ortaya çıkan teknolojik gelişmelere bağlı olarak son on yılda konu ile ilgili yapılan çalışmaların fazla olması dikkat çekmiştir. Bu nedenle 2008-2018 yılları arasındaki çalışmalarda akademik başarı ve tutum değişkenleri ele alınarak araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırmaya toplam 30 çalışma dâhil edilmiş olup bunların 16'sı akademik başarı değişkeni açısından, 14'ü ise tutum değişkeni açısından incelenmiştir. İncelenen çalışmaların örneklem büyüklüğü, ortalama ve standart sapma değerleri ele alınarak etki büyüklük değerleri elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda akademik başarıya yönelik sabit etki büyüklüğü 0,581, rastgele etki büyüklüğü 0,607 ve tutuma yönelik sabit etki büyüklüğü 0,346, rastgele etki büyüklüğü ise 0,529 olarak bulunmuştur. Elde edilen değerler incelendiğinde mobil öğrenmenin akademik başarı ve tutum üzerinde olumlu yönde büyük ölçüde etkisi olduğu gözlemlenmiştir.
Hayat boyu öğrenmeye ilişkin araştırmaların sosyal ağ analizi ile incelenmesi
Bir konu hakkında yapılan çalışmaların incelenmesi o konu hakkındaki bilgi ağ yapısının oluşturulmasına yardımcı olmaktadır. Yapılan ilgili çalışmalar konu hakkındaki bilgi ağ yapısının oluşturulmasında önemli bir yer tutmaktadır. Hayat boyu öğrenme, kalkınma ve gelişmeyi sağlamanın en önemli aracı hâline gelirken bu konu ile ilgili yapılan çalışmaların incelenmesi kaçınılmaz olmuştur. Bu tez kapsamında hayat boyu öğrenmeye ilişkin araştırmalar sosyal ağ analizi ile incelenerek hayat boyu öğrenme bilgi ağ yapısı ortaya çıkarılmış ve yıllar içerisindeki değişimi incelenmiştir. Araştırmanın verilerini Yükseköğretim Kurumu Ulusal Tez Merkezi veri tabanında bulunan 47 adet yüksek lisans ve doktora tezi oluşturmuştur. Hayat boyu öğrenme bilgi ağ yapısının yıllar içerisindeki değişimini incelemek için çalışmanın verilerini oluşturan 2007-2017 yıllarını kapsayan tezler dört döneme ayrılarak incelenmiştir. Bu çalışmada hayat boyu öğrenme ile ilgili şimdiye kadar yapılmış olan çalışmalardan farklı olarak sosyal ağ analizi yöntemi kullanmıştır. Sosyal ağ analizi yöntemi birçok alanda yaygın olarak kullanılmakta ve yapılan ölçüm sonuçlarını görsellerle zenginleştirmektedir. Bu tez çalışmasında oldukça işlevsel yardım menüsüne sahip UCINET 6 sosyal ağ analizi programı kullanılmıştır. UCINET 6 sosyal ağ analizi programı ile merkezileşme, boylamsal ağ analizi ve ağ yoğunluğu ölçümleri yapılmış ve içerisinde bulunan Netdraw programı ile ilgili görseller oluşturulmuştur. Literatür incelemesi sonucunda hayat boyu öğrenme ile ilgili yapılmış olan tez ve makalelerin çoğunlukla yazılma amacını oluşturan 6 adet amaç kodlanarak matrisler oluşturulmuş ve sosyal ağ analizi ile incelenmiştir. Çalışma sonucunda düşünce, algı, tutum incelemesi amacıyla yazılan tezlerin, hayat boyu öğrenme bilgi ağ yapısını oluşturmada önemli bir yere sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Hayat boyu öğrenme bilgi ağının yıllar içerisindeki değişimini incelemek için ayrılan dört dönemde, hayat boyu öğrenme bilgi ağını oluşturan tez yazılış amaçlarının farklı olduğu bulunmuştur. Ayrıca bir dönem içerisinde tez sayısı arttıkça tez yazılma amacının çeşitleneceği düşünülürken tam tersi sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hayat Boyu Öğrenme, Bilgi Ağı, Sosyal Ağ Analizi
Beliefs of teachers and students on using technology in education
With increasing technology usage worldwide, the need to develop and improve our ability of beneficial uses of technology. As so many people perform tasks such as instructor in universities or educational experts must pay close attention to the using new digital technology for teaching and learning purposes, the main aims of this study is to gaining high school teachers and high school students (11th grade) beliefs and perceptions about uses of technology for teaching learning purposes, this study focuses on the beliefs of teachers' and students' on using technology in education, the sample of study consist of 406 high school students and 208 high school teachers, student sample are 192 male students and 214 female students that all of them in 11th grade, students selected from 3 high schools in (RIZGARY\ KALAR\ GAEMYAN) city in Iraq, the total numbers of students is 406, teacher sample are 146 male teachers and 62 female teachers, this study consist of five chapter, chapter one is introduction, chapter two is literature review, chapter three is methodology, that are applied two survey students' survey and teachers' survey, the surveys consists of 52 items that any surveys consist of 26 items, chapter four is a result and discussion, and chapter five is conclusion, depend on results I was concluded teachers and students they have excellent perception about using technology for teaching and learning purposes, so male teachers are more than female teachers active with uses of technology for teaching, but in students there are no difference between male students and female students for learning through types technological devices.
Kitlesel açık çevrimiçi ders katılımcılarının çevresel faktörler açısından değerlendirilmesi
Günümüzde Kitlesel Açık Çevrimiçi Ders (KAÇD) ortamlarının giderek arttığı ve önem kazandığı görülmektedir. Ancak bu ortamlara yönelik yapılan araştırmaların yetersizliği dikkat çekmektedir. Araştırmanın amacı; KAÇD katılımcılarını çevresel faktörler ve özerk öğrenme potansiyelleri açısından değerlendirerek bu öğeleri katılımcı sayısı ve kursların tamamlanması açısından araştırmak ve özerk öğrenmenin KAÇD'lere etkisini tespit etmektir. Araştırmanın katılımcılarını 2018-2019 eğitim öğretim yılı çerçevesinde Fırat Üniversitesi öğrencileri ve öğretim elemanları ile Elazığ İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Çermik İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde görev yapmakta olan personel ve kursiyerler oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen katılımcı bilgi formu ve KAÇD ortamlarına ilişkin görüş anketi ile Arslan ve Yurdakul (2015) tarafından geliştirilen Özerk Öğrenme Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 24.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiş ve verilerin analizi için bağımsız gruplar t testi, aritmetik ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde analizleri ve varyans analizi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin yorumlanmasında p<0.05 anlamlılık düzeyi olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonuçları incelediğinde KAÇD'lere katılımın ve dersleri tamamlama durumunun cinsiyet, yaş, mezuniyet durumuna göre değişkenlik gösterdiği görülmektedir. Ayrıca özerk öğrenme ölçeğinden elde edilen veriler ışığında, özerk öğrenme düzeyinin de bu derslere katılmayı ve dersleri tamamlamayı olumlu yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Özerk öğrenme potansiyeli yüksek olan bireylerin yeni öğrenme deneyimlerine açık ve KAÇD ortamlarından yararlanmaya daha fazla eğilimli oldukları ortaya çıkmıştır.
Uzaktan ve örgün eğitim öğrencilerinin eğitsel düşünce ve uygulamaları
Her insan bir yaşam felsefesine sahip olduğu gibi eğitim hakkında da felsefi bir düşünceye sahiptir. Eğitim felsefesinde önemli olan, eğitim sürecinde yer alan kişilerin eğitime yükledikleri anlamlar, düşünceler ve uygulamalarıdır. Bu kapsamda uzaktan ve örgün eğitim öğrencilerinin eğitsel düşünce ve uygulamalarının belirlenmesi giderek artan uzaktan eğitim uygulamaları için önem kazanmaktadır. Bu araştırmanın amacı uzaktan eğitim ve örgün eğitim öğrencilerinin eğitsel düşünce ve uygulamalarının değerlendirilmesidir. Bu genel amaç çerçevesinde öğrencilerin cinsiyet, yaş, öğrenim durumları, kendine ait bilgisayar ve internet bağlantısı olma, internete erişim amaçlı internet kafe kullanma, internete okulda erişim sağlama, internete evlerinde erişim sağlama, internete iş yerinde erişim sağlama, internete cep telefonundan erişim sağlama, derslerine hazırlanırken interneti kullanma, uzaktan eğitim bilgilerinin olması, uzaktan eğitim ile ders almış olma, ders almak istedikleri ortam tercihleri durumlarına göre görüşlerinin değişip değişmediği araştırılmıştır. Bu araştırmada tarama modellerinden biri olan genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni içinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemi kullanılarak Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 198 ve uzaktan eğitime kayıtlı 83 olmak üzere, toplam 281 öğrenci seçilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel veriler anketi yanı sıra 42 maddeden oluşan Eğitsel Düşünce ve Uygulamaları Ölçeği kullanılmıştır. Bu ölçek aracılığıyla elde edilen veriler SPSS 22.0 veri çözümleme programıyla çözümlenmiştir. Normallik testlerinden kolmogorov-smirnov değerine bakılmıştır. Buna göre veriler normal dağılım gösterdiğinden parametrik testler uygulanmıştır. Bu kapsamda verilerin analizinde frekans, yüzde, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Post Hoc Scheffe testleri uygulanmıştır. Analizler p<.05 anlamlılık derecesine göre yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda örgün eğitim ile uzaktan eğitim öğrencileri arasında öğrenim durumları baz alındığında anlamlı bir farklılık oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak öğrenim durumları değişkeninde eğitim fakültesi lisans öğrencilerinin özellikle geleneksel eğitim anlayışı boyutu ve ölçek toplam puanında olumsuz cevaplar vererek geleneksel eğitim anlayışıyla ilgili ölçek maddelerine katılmadıkları belirlenmiştir.
Okul yöneticilerinin teknopedagojik ve teknoloji liderliği yeterlikleri
Bilişim çağı olarak bilinen 21. yüzyılda, bilgi ve teknoloji her geçen gün hızla gelişip değişmektedir. Gelişen ve değişen teknoloji ile birlikte birçok alanda olduğu gibi eğitim alanı da bu değişimlerden etkilenmekte, bilgiye ulaşma, bilgiye erişim hızı ve bilginin yeterliliği de değişmektedir. Son yıllarda ülkemizde eğitim alanında teknolojik yatırımların arttığı, bu konuda eğitim ortamlarının düzenlendiği görülmektedir. Teknolojinin her geçen gün eğitim alanımıza girmesiyle öğrenci ve öğretmenlerimizden de eğitimin kalitesi anlamında beklentiler artmıştır. Yalnız bu beklentileri karşılayabilmek için sadece eğitim-öğretim ortamını teknolojik araç-gereç ve altyapıyla donatmak yeterli olmayabilir. Eğitim süreçleriyle teknoloji entegrasyonunu etkin bir şekilde yapabilmek, müfredat ve ders programlarına teknolojiyi entegre edebilmek ve okullarda teknoloji kullanım anlamında duruşuyla, davranışlarıyla diğer personele liderlik yapacak kişilerin olması bu beklentinin gerçekleşmesi için gereklidir. Bu anlamda lider olabilecek kişiler de okul yöneticileridir. Bu çalışmada, okullarda teknoloji liderliğini üstlenmesi gereken yöneticilerin hangi düzeyde bu beklentileri karşılayabildiği ve okul yöneticilerinin teknopedagojik ve teknoloji liderliği yeterlik düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim -öğretim yılında Batman ilinin devlet okullarında görev yapan okul yöneticileri (188) ve öğretmenleri (558) oluşturmuştur. Öğretmen görüşlerine göre okul yöneticilerinin teknoloji liderliği yeterliğine ilişkin algıları NETS -A standartlarını içeren "Okul yöneticilerinin teknoloji liderliği yeterlikleri ölçeği", teknopedagojik yeterlikleri ise "Teknopedagojik eğitim yeterlik (TPACK)" ölçeği ile ölçülmüştür. Araştırmanın sonuçlarına göre okul yöneticileri toplam ölçekte kendilerini teknoloji lideri ve teknopedagojik yeterlikler konusunda istekli ve yeterli görmüşlerdir. Öğretmenlerin de genel anlamda yöneticilerini teknoloji liderliği konusunda yeterli gördükleri saptanmıştır. Okul yöneticilerinin yöneticilik görev süresi ve günlük bilgisayar kullanma süresi artıkça kendilerini teknopedagojik yeterlikler konusunda daha yeterli gördükleri; cinsiyet, yaş gibi demografik değişkenlerin ise bu konuda bir farklılık oluşturmadığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin görüşlerine göre ise hizmet yılı 1-5 yıl arası olan eğitimciler, yöneticilerini teknoloji liderliği konusunda diğer öğretmenlere göre daha az yeterli görmüşlerdir. Ayrıca günlük bilgisayar kullanım süresi fazla olan öğretmenlerin yöneticilerini teknoloji liderliği konusunda daha yeterli gördükleri de belirtilmiştir.
Eğitimde yapay zekâ uygulamalarına ilişkin meta analiz çalışması
Son yıllarda hızlı bir gelişim göstererek, hayatımızın her alanında karşımıza çıkan yapay zekâ kavramı, eğitim alanını da yoğun olarak etkilemektedir. Günümüzde eğitim ve teknoloji arasındaki ilişki ve karşılıklı bağımlılık, bu durumu kaçınılmaz kılmaktadır. Yapay zekâ teknolojileri; öğrenme öğretme ortamlarını, öğrenme zamanını ve motivasyonunu, öğrenme çıktılarının değerlendirilmesi gibi birçok açıdan eğitimi, dönüşüme uğratma potansiyeline sahiptir. Artık yabancı dil öğretiminden, matematik problemlerinin çözümüne kadar birçok alanda, eğitimde yapay zekâ uygulamalarından, farklı biçimlerde yararlanılmaktadır. Yapay zekâ, aynı zamanda hayat boyu öğrenmeye de destek vermektedir. Bu bağlamda, etkili eğitim-öğretim uygulamalarının geliştirilmesi ve işe koşulmasında, yapay zekânın rolü de gittikçe artmaktadır. Bu araştırmanın amacı, eğitimde yapay zekâ uygulamalarına ilişkin yapılan çalışmaların, meta-analiz yoluyla incelenerek, öğrenenlerin akademik başarıları ve tutumlarına etkisinin belirlenmesidir. 2000-2020 yılları arasını kapsayan, eğitimde yapay zekâ kullanımına ilişkin yapılan çalışmalara "eğitimde yapay zekâ", "yapay zekâ", "eğitim", "artificial intelligence", "education" anahtar kelimelerinden yararlanılarak, Google Akademik, Science Direct, ERIC, Yök Tez Merkezi, Proquest Digital Dissertations veri tabanlarından ulaşılmıştır. Bu kapsamda, yirmi beş araştırma akademik başarı; altı araştırma ise tutum değişkeni açısından çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen araştırmalar ortalama, standart sapma ve örneklem sayısı açısından incelenerek, etki büyüklük sonuçlarına ulaşılmıştır. Yapılan inceleme sonucunda, akademik başarıya dahil edilen çalışmalar arasında heterojenlik olduğu görülmüş, bu nedenle etki büyüklüğü hesaplamasında rastgele etkiler modeli kullanılmıştır. Rastgele etkiler modeline göre, etki büyüklüğü 0,666 olarak hesaplanmıştır. Bu sonuç, Cohen ve arkadaşlarının sınıflandırmasına göre, orta düzeyde etki göstermektedir. Meta-analize dahil edilen, tutuma ilişkin çalışmalar arasında, heterojenlik (Q= 0,337, p= 0.000) olduğu görüldüğünden etki büyüklüğü, rastgele etkiler modeline göre hesaplanmıştır. Etki büyüklüğü (Hedge's g=1,240), Cohen ve arkadaşlarının sınıflandırmasına göre güçlü düzeyde etki göstermiştir. Buna göre, eğitimde yapay zekâ uygulamalarının akademik başarı ve tutumları, olumlu açıdan etkilediği söylenebilir.
Sanal sınıf ortamları ve sanal sınıf yönetimine ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşleri
Sanal sınıfların yönetimi, etkili bir öğrenme ortamının oluşturulabilmesi için büyük önem taşımaktadır. Bu noktada sanal sınıf yönetiminin geleneksel yüz yüze ortamlardaki sınıf yönetimi anlayışından ve uygulamalarından farklı olduğu dikkate alınmalıdır. Bu araştırmada, giderek yaygınlaşan uzaktan eğitim uygulamaları bağlamında önem kazanan sanal sınıf ortamları ve sanal sınıf yönetimine ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada nitel ve nicel boyutun birlikte ele alındığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, kolay ulaşılabilir durum örneklemesi ile ortaokul ve liselerde görev yapan nicel boyutta 325 öğretmen, nitel boyutta ise 15 öğretmen ve 17 öğrenci oluşturmuştur. Nicel veriler için "Sanal Sınıf Yönetimi Yeterliği Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada toplanan nicel veriler SPSS 22 programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Veri analizinde parametrik testler kullanılmıştır. Nitel veriler için de yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nitel veriler, içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucuna göre öğretmenlerin sanal sınıf yönetimi yeterliklerine ilişkin görüşlerinin cinsiyet, sanal sınıf deneyimi, kademe değişkenine göre farklılık göstermediği; eğitim durumu ve mesleki kıdem değişkenine göre istatistiki açıdan ise anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Öğretmenlerin sanal sınıfların sadece yüz yüze eğitimin destekleyicisi olarak kullanılabileceği, teknik sıkıntılar yaşadığı, zaman tasarrufu sağladığı ve teknolojik materyalleri kullanabilme becerisi kazandırdığı; öğrencilerin sanal sınıfı verimli bulmadığı ancak eğitim için çağa uygun olduğundan kullanmak istedikleri, internet ve ses kesintisi yaşadıkları, ders esnasında arkadaşlarıyla sohbet ekranından yazışmak gibi başka şeylerle ilgilendiklerinden motivasyonlarının düşük olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
Öğretmen-aile iletişimi ve işbirliğinde mobil uygulama geliştirilmesi ve kullanımı
Günümüzde mobil cihazların yaygın bir biçimde kullanılması, okul-aile arasındaki iletişim ve işbirliği olanaklarının yeni ve farklı mecralarda gerçekleştirilmesine yol açmıştır. Bu nedenle okul aile arasındaki iletişim ve işbirliğinin güçlendirilmesinde mobil uygulamaların geliştirilmesi ve kullanımı araştırılması gereken önemli konu başlıkları arasında yer almaktadır. Bu araştırmanın amacı öğretmen-aile iletişimi ve işbirliğine yönelik bir mobil uygulamanın kullanılması, öğretmen ve velilerin buna yönelik görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırmanın katılımcıları 2020–2021 eğitim–öğretim yılında, Tunceli Merkez ortaokullarında öğrenim gören öğrencilerin velilerinden ve öğrencilerin derslerine giren öğretmenlerden oluşmuştur. Bu çalışmada okulun başlıca paydaşları olan öğretmen, öğrenci ve velilerin iletişim ve işbirliğini gerçekleştirmede kullandıkları araçlar bağlamında, özellikle mobil uygulama kullanımına ilişkin bakış açıları ile karşılaşılan sorunlar tespit edilmiştir. Yeni bir mobil uygulamaya yönelik öğretmen ve velilerin beklentilerini belirlemek için araştırma kapsamında nitel gözlem tekniklerinden olan görüşme formu 31 öğretmen ve 21 veliye uygulanmıştır. Görüşme formunda güvenirlilik, hız, kolay kullanım, dilin Türkçe olması, özel sohbet imkânı vermesi, reklam içermeme ve öğrenci değerlendirmesine olanak tanıma gibi beklentiler tespit edilmiştir. Bu beklentilerden yola çıkılarak App Inventor mobil uygulama geliştirme aracıyla android platformlara uygun MEAChat adında, mobil öğretmen-veli iletişim ve işbirliği uygulaması geliştirilmiştir. Tasarım tabanlı araştırma yöntemine uygun olarak yazılım geliştirme sürecine devam edilmiştir. Tasarım sürecinden sonra öğretmen ve veliler tarafından uygulama belli bir süre kullanılarak test edilmiş ve kullanıcı dönütleriyle uygulama yapısında düzeltmeler yapılmıştır. Düzeltmeler sonrası MEAChat'in ikinci sürümü öğretmenler ve veliler arasında bir dönem aktif kullanılmıştır. Katılımcıların bu mobil uygulamanın kullanımına ilişkin tutumlarını ölçmek amacıyla Mobil Uygulama Kabul Ölçeği adındaki likert tipi ölçek, 92 veli ve 43 öğretmene uygulanmıştır. Öğretmen ve velilerin tutumlarının kıyaslanması için uygulanan ölçek sonuçları SPSS programı 24. sürümü üzerinden Bağımsız Gruplar T Testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre mobil uygulama kullanımının, öğretmen-veli iletişim ve işbirliğini destekleme ve güçlendirmede yaygın bir kabul gördüğü ve katılımcı beklentilerini karşıladığı tespit edilmiştir. Öğretmen ve veliler arasında iletişim ve işbirliğini gerçekleştirmede mobil uygulama kullanımına ilişkin anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Okul-Aile İşbirliği, İletişim, Mobil Uygulama, Tutum, Teknoloji
Türkiye'de eğitim teknolojileri politikalarına ilişkin doküman analizi ve meta-sentez çalışması
Bu araştırmanın amacı Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanından günümüze ülkemizde uygulanan eğitim teknolojilerine yönelik politikaların belirlenmesi ve son dönemlerde uygulanan eğitim teknolojileri politikalarının yansımalarına ilişkin genel bir çerçeve çizilmesidir. Nitel araştırma yöntemiyle yürütülen araştırmada, politika belgelerini incelenmesinde doküman analizi, politikalarla ilgili etkilerin incelenmesinde ise akademik çalışmalara yönelik meta-sentez yöntemi kullanılmıştır. Doküman analizi kapsamında; Kalkınma Planları, Milli Eğitim Şura kararları, Hükûmet programları, siyasi parti programları, MEB ve diğer kurumların eğitim teknolojileri ile ilgili belgeleri doküman analizine tabi tutulmuştur. Eğitim teknolojileri politikalarına ilişkin meta-sentez çalışmasında ise; BT dersine ilişkin 26, BT öğretmenlerinin problemlerine ilişkin 17, FATİH projesi ve EBA ile ilgili 107 olmak üzere toplam 150 nitel veri içeren çalışma meta-senteze tabi tutulmuştur. Araştırmadan elde edilen doküman analizi sonuçlarına göre, politika belgeleri arasında çoğu dönemde uyumun düşük olduğu görülmektedir. Eğitim teknolojileri politikalarında ise altyapı ve teknik yetersizlikler, kaynakların dağıtımındaki dengesizlik ve düzensizlik, hedeflenen beceri ve yeterliliklere ulaşılamaması, bilgi yönetimi ve arşivleme konusundaki zafiyetler ile ulaşılabilir hedeflerin belirlenmemesi başlıca sorunlar arasında yer almaktadır. Ayrıca, dünyadaki uygulamaların takip edilememesi, kurumlar arası iş birliği-koordinasyon eksikliği, planlama yetersizliği, uzun vadeli politikaların geliştirilememesi ve belirlenen politikaların kararlılıkla uygulanamaması politikaların uygulanması sürecinde gözlenen diğer problemlerdir. Eğitim teknolojileri politikaları bağlamında öğretmenlerin hizmet içi ve hizmet öncesi eğitimlerinin yetersiz olduğu, öğretmen istihdamına yönelik planlama yetersizliği, öğretmenlerin teknolojik yeterlilikleri ile ilgili kapsamlı bir çerçevenin oluşturulamadığı görülmüştür. Politikalarda genel olarak niceliğe odaklanarak niteliğin ihmal edildiği, politikaların etkilerinin yeterince araştırılmadığı, teknoloji entegrasyonu için gerekli olan müfredat, öğretmen eğitimi, altyapı vs. bileşenlerin eş zamanlı (senkron) bir şekilde yürürlüğe giremediği tespit edilmiştir. Öte yandan, meta-sentez çalışması sonucunda ise; BT derslerinin hedeflerinin öğrenci seviyesine uygun olmadığı, kazanımların uygulanmasının imkanlara bağlı olduğu, hedef-kazanımların net olmadığı, ders kitabı ve öğretmen kılavuz kitabı konusundaki eksiklerin derse olumsuz etkisinin olduğu, BT sınıfı eksikliği ve ekipman yetersizliğinin olduğu görülmüştür. BTR öğretmenlerine yönelik meta-sentez çalışması sonucuna göre ise BTR öğretmenlerinin görev tanımının ve çalışma saatleriyle ilgili problemler yaşandığı, norm kadro problemleri, mesleki tükenmişlik, BTY dersinin önemsiz olduğuna dair olumsuz algı en önemli problemler olarak öne çıkmaktadır. Araştırma sonucunda FATİH projesi ile ilgili olarak ise planlama, finansman, altyapı, donanım, teknolojilerin amaç dışında kullanılması, eğitimcilerin hazır bulunuşluklarının yetersizliği, e-içeriklerin nicelik ve nitelik olarak yetersizliği, hizmet içi eğitimlerin niteliğinin yetersizliği gibi birçok problemin öne çıktığı görülmektedir. Araştırma kapsamında yapılan doküman analizi ile meta-sentez sonuçlarının birbirini desteklediği sonucuna ulaşılmıştır.