Theses supervised by Prof. Dr. Cüneyt Yenal Kesbiç
13 theses · Manisa Celal Bayar University
Davranışsal iktisatta bireylerin ve firmaların yatırım kararlarını etkileyen bileşenlerin rasyonalite perspektifinde analizi
Ana akım iktisadi öğreti, insanları kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden ve faydasını en çoklaştıran rasyonel bir varlık olarak kabul etmektedir. Neoklasik akım ile birlikte mikroekonominin temelleri de rasyonalizme dayandırılmış ve bu sayede matematiksel olarak anlaşılabilir bir disiplin oluşturulmuştur. Ancak zaman içinde rasyonel beklentiler ve etkin piyasa hipotezi gibi makroekonomik modeller, ekonomik aktiviteyi açıklamakta yetersiz kalmıştır. Özünde rasyonel kabul edilen insanın, gerçekte bilişsel ve duygusal birtakım faktörlerden etkilendiğini açıklayan alternatif iktisadi yaklaşımlar geliştirilmiştir. Psikoloji bilimindeki ilerlemeler ile insanların kognitif yanlılıklarının olduğu ve kararlarını belli kısıtlar altında aldığı anlaşılmaya başlanmıştır. Sempati, haz, vicdan, acı gibi duygular insan davranışlarının psikolojiden beslenerek iktisadi kararları nasıl etkilediğini açıklamak giderek önem kazanmıştır. Davranışsal iktisadın ortaya çıkışıyla birlikte deneysel çalışmalarla bireylerin irrasyonel kararlar alabildikleri ve bu kararları etkileyen bilişsel unsurların olduğu kanıtlanmıştır. Bu amaçla çalışmada, bireylerin ve firmaların yatırım karar larındaki psikolojik ve bilişsel eğilimler davranışsal iktisat temelinde araştırılmıştır. Bunun için firmalar ile yarı yapılandırılmış mülakat, fertler ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Kurumsal bazda kalitatif, bireysel bazda ise yapısal eşitlik modeli çerçevesinde hem istatistiksel hem de betimsel açıdan sonuçların gerçek hayatı temsil etme gücü arttırılmıştır. Elde edilen bulgular la yatırım kararların ı etkiyen faktörlerin rasyonellik yapısı detaylı analiz edilmiştir.
Endüstri 4.0 'ın rekabet gücü üzerindeki etkisi: Türkiye ekonomisi analizi
İnsanlık, Dördüncü Endüstri Devrimi olarak bilinen yeni bir devrimin eşiğinde duruyor. Bu devrim fiziksel ve sanal dünyaları birbirine bağlayarak üretimin dijital dönüşümünü gerçekleştiriyor. Dördüncü devrim ile birlikte rekabet ortamı gittikçe zorlaşıyor ve eskisinden daha acımasız hale geliyor. Endüstri 4.0 rekabete yeni bir boyut kazandırmakla beraber, rekabet gücünü belirleyen faktörlere de etki ediyor. Dolayısıyla bu dönüşümün ülkelerin rekabet gücü üzerinde yaratacağı etkiyi anlamak son derece önemlidir. Endüstri 4.0 yeni iş yapma biçimleri sağlamakla birlikte yeni ürün ve hizmetler oluşturma ve üretimi gerçekleştirme konusunda yeni yollar sunacak. Bütün bunlar değişen ekonomik koşullara uyum sağlayabilen, değişen pazar talepleriyle baş edebilen ve hızla büyüyen uluslararası rakiplerle rekabet edebilecek endüstriler yaratmak için önemlidir. Önümüzdeki yıllarda üretim akıllı ve esnek üretim sistemlerine sahip üretime geçiş yapacak. Ürünler, makineler ve üretim tesisleri değer zinciri boyunca son derece ayrıntılı bir şekilde birbirileriyle bağlantılı olacak. Bu çalışmada Endüstri 4.0'ın rekabet gücü üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Bu bağlamda ilk olarak Endüstri 4.0 hakkında bilgi verilmiş ve dünyadaki uygulamalarından bahsedilmiştir. Daha sonra rekabet gücü teorilerine değinilerek, Endüstri 4.0'ın rekabet gücü ilişkisi ortaya konulmuştur. Son olarak da Türkiye'nin bu süreçteki rekabet gücü anlatılarak, politika önerilerinde bulunulmuştur.
Türkiye plastik sektöründe uluslararası rekabet gücünün açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler kuramı açısından analizi
Küreselleşme sürecinin hız kazandığı 1970 sonrası dönemde uluslararası ticaret artmıştır. Bu artışla daha fazla getiri elde etmek ve pazar payına sahip olmak için ülkeler arasında bir yarış başlamıştır. Ülkelerin birbirine benzer mal ve hizmet arzları kaçınılmaz olarak rakip durumda olmalarına yol açmaktadır. Bir ülkenin diğeri üzerindeki üstünlüğü ise rekabet gücü analizleri yardımıyla belirlenmeye çalışılmaktadır. Ülkeler ve Endüstriler bazında yapılan çalışmalar, ülkelerin rekabet yeteneklerini ortaya koyan yararlı kaynaklardır. Bu nedenle özellikle 1990'dan sonra artan çalışmalarla literatür genişlemiştir. Ülke ve sektör seçimlerinin araştırmacıya tanıdığı özgürlük göz önüne alındığında rekabet gücünün çok çeşitli alanlarda analizini yapmak mümkündür. Çalışma üç bölüm olarak hazırlanmıştır. Çalışmada Türkiye plastik sektörünün rekabet gücünün belirlenmesi amaçlanmaktadır. Sektörün 2001-2018 dönemi ele alınmıştır. Çalışma sektörün rekabet gücünü açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler (RCA) yöntemine göre ölçmektedir. Türkiye plastik sektörü dünya karşısında rekabet dezavantajına sahiptir. Sektörün alt ürün gruplarında ise en yüksek RCA değeri plastikten sofra eşyası, mutfak eşyası, diğer ev eşyası ve sağlık veya tuvalet eşyası grubudur.
Davranışsal iktisat kapsamında enerji tüketimine etki eden faktörler: Manisa ili analizi
Bu çalışmada Manisa il sınırları içinde ikamet eden hane halklarının enerji tüketimine yönelik olarak hanelerde bulunan ve elektrik tüketen çeşitli eşyaların satın alım aşamalarında enerji tüketimi bakımından daha tasarruflu olanların tercih edilmesinin sağlanması için zihinsel muhasebe, batık maliyet hatası, sınırlı rasyonellik, çerçeveleme etkisi, kayıptan kaçınma eğilimi, çıpalama ve düzeltme eğilimi, bulunabilirlik, bedavanın etkisi, sürü davranışı, tuzak etkisi gibi davranışsal iktisat kuramları yaklaşımları kullanılarak bireylerin tercihlerinin etkilenebilme durumunun incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Manisa il sınırları içerisinde ikamet eden bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi en az 384 kişi olarak belirlenmiş ve "www.surveey.com" online anket sitesinde online anket oluşturularak örneklem grubuna toplamda 563 birey dahil edilmiştir. Araştırmada örnekleme yöntemi olarak kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanmış anket formu kullanılmıştır. Anket formu online ortamda hazırlanıp, örnekleme dahil olma kriterlerine uyan bireylere anket linkinin paylaşımı yapılmıştır. Araştırmanın verilerinin analizinde SPSS 20 istatistik programı kullanılmıştır. Araştırmada katılımcıların demografik özelliklerinin dağılımı yüzde ve frekans ile gösterilmiştir. Araştırmanın hipotezlerinin test edilmesinde Ki-kare analizi kullanılmıştır. Araştırmada yer alan ve davranışsal ekonomi ile ilgili senaryolar gereği geliştirilen senaryoların analizinde frekans ve yüzde kullanılmıştır. Araştırmanın verileri %95 güven düzeyinde incelenmiştir. Sonuç olarak tüketiciler daha az enerji tüketimi olan ürünleri kullanmaları için davranışsal ekonomi kuramlarından zihinsel muhasebe, batık maliyet hatası, sınırlı rasyonellik, çerçeveleme etkisi, kayıptan kaçınma eğilimi, çıpalama ve düzeltme eğilimi, bulunabilirlik, bedavanın etkisi, sürü davranışı, tuzak etkisi yaklaşımlarının etkisinin olabileceği belirlenmiştir.
Davranışsal iktisat çerçevesinde tüketici davranışlarının incelenmesi: Manisa ekonomisi analizi
Tarihsel açıdan baktığımızda iktisat literatürü rasyonel beklentiler ve etkin piyasalar hipotezi (EPH) olarak iki temel varsayım çerçevesinde yükselmiştir. Bu kapsamda makroekonomiyi daha anlaşılır ve bilimsel kılmaya çalışan ekonomistler, bireylerin homoeconomicus varsayımıyla hareket ederek tamamen rasyonel kararlar aldıklarında ekonominin nasıl yön bulacağının araştırıldığı bir disiplin oluşturmuşlardır. Fakat sözü edilen makroekonomik disiplin, çoğunlukla içinde yaşadığımız ekonomik çevreyi açıklamakta yetersiz kalmıştır. Bu nedenle iktisat politikaları, iktisat ve psikolojinin bir araya geldiği dönemden itibaren iktisat teorsindeki homoeconomicus varsayımı üzerine kurulmamıştır. Geleneksel iktisadi ekolün kabul ettiği rasyonel insan varsayımını tartışmaya açan davranışsal iktisat, tüketici davranışlarının çevresel, bilişsel ve duygusal birtakım faktörlerden etkilendiğini söylemektedir. Davranışsal iktisat çerçevesinde yapılan literatür taraması tüketici davranışlarının höristiklerden/önyargılardan etkilendiğini ortaya koymuştur. Davranışsal iktisadın temel amacı, geleneksel iktisadi düşünce yaklaşımındaki bencil ve faydasını maksimize eden rasyonel bir homoeconomicus modeli yerine, sempati ve vicdan sahibi duygular ile modern insan davranışlarını psikolojiden destek alarak açıklamaktır. Geleneksel iktisat insanı bencil, kendi çıkarları peşinde koşan ve her zaman kendi faydasını maksimize edecek şekilde hareket ettiğini söyler. Fakat gerçek hayatta bu durum farklıdır. Yani insan makine veya robot değildir. Gerçekte insan duygulara ve yargılara izin veren, irrasyonel bir şekilde hata yapa bilen, aynı zamanda Moslow'un hiyerarşisinin önemini bilen canlıdır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde davranışsal iktisadın teorik alt yapısına ve karar verme sürecinde ortaya çıkan höristiklere/önyargılara yer verilmiştir. İkinci bölümde tüketici davranışlarının açıklanmasında önemli olan tüketici davranış modellerine ve tüketici kararını etkileyen faktörlere değinilmiştir. Son olarak ekonomik davranışı açıklamak amacıyla oluşturulan 11 hipotezle, kurumsal değerlerin ekonomik tercih ve davranışları üzerindeki etkileri Manisa İl ve İlçe Merkezleri çerçevesinde araştırılmıştır. Bu bağlamda, yüz yüze görüşmenin yanı sıra "Google Formlar" üzerinden çevrimiçi anket oluşturularak Manisa İl ve İlçe merkezlerinde ikamet eden 400 katılımcıya anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Anketten elde edilen veriler, IBM SPSS 25 paket programı ile analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Yapılan analiz sonucuna göre Manisa yöresinde kurumsal yapının baskın olduğu ve bireylerin muhafazakarlık (tutum) bir eğilim sergiledikleri görülmüştür. Bir diğer ifadeyle bireylerin, değişime ve yeniliğe açık olmadıkları tespit edilmiştir. Hipotezlerden elde edilen sonuçlarına göre, gelir düzeyi ile bireysel değer yargıları arasında anlamlı bir ilişkinin varlığı söylenebilir. Fakat gelir düzeyi ile toplumsal değer yargıları karşılaştırılması sonucunda belirgin bir farklılığın olduğu söylenemez. Diğer yandan eğitim düzeyi ile bireysel ve toplumsal değer yargıları karşılaştırılması sonucunda anlamlı bir farkın olduğu söylenebilir. Bununla beraber değer yargıları ve birikim araçları tercihi karşılaştırılması sonucunda anlamlı bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Son olarak ise eğitim düzeyi ile kurumsal yapı arasındaki ilişkinin varlığı gözlenmektedir.
Davranışsal ekonomi açısından tasarruf eğilimi analizi: Manisa ili örneği
Tasarruf olgusu geçmişten günümüze ekonomide büyük bir öneme sahip olmuş ve üzerinde çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda tasarruf fonksiyonuyla ilgili çok sayıda model kurulmuş ve analizler gerçekleştirilmiştir. Ancak tasarruf olgusu ile ilgili çalışmalara bakıldığında ana akım iktisadın hakim olduğu ve bireylerin rasyonel insan olarak ele alındığı görülmüştür. Bu çalışmada tasarruf olgusuna bireylerin içinde bulunduğu toplumdan etkilendiği başka bir deyişle bireylerin davranışlarında duygusal, bilişsel ve sosyal etkilerin de bulunduğunu ifade eden davranışsal iktisat perspektifinde bakılmıştır. Tasarruf kavramı ekonomik büyümenin sağlanması ve gelişmesi için dünya ekonomilerinin de üzerinde durduğu konulardan biridir. Türkiye açısından bakıldığında ise, yüksek tüketim eğilimi ve düşük tasarruf eğilimi dikkat çekmiştir. Uzun yıllardır hakim olan düşük tasarruf sorunu beraberinde ciddi ekonomik sorunları da beraberinde getirmiştir. Nitekim tasarruf hakkında kurulan hipotezlerin bireyin davranışlarını ve sosyal bir varlık olduğunu göz ardı etmesi sebebiyle çalışmamızda ana akım iktisatta önemli bir yeri olan tasarruf olgusu iktisat ve psikoloji bilimini birleştiren davranışsal iktisadın bakış açısı ile incelenmiştir. Bireylerin sahip olduğu gelirin ne kadarlık kısmını tüketip ne kadarlık kısmını tasarruf edeceği mikro iktisadın inceleme alanıdır. Ancak makro iktisadi açıdan da tasarruf kavramının önemi büyüktür. Bunun sebebi gerçekleşen tasarrufun ülke ekonomisinin büyümesine genişlemesine katkı sağlaması, tasarruf oranının düşük olduğu durumlarda ise durgunluğa yol açmasıdır. Dolayısıyla makro ekonominin başlangıcından bu tarafa tasarruf ile ilgili çok sayıda teori ortaya atılmıştır. Tüm bu teoriler dikkate alınarak yapılan analizde diğer çalışmalardan farklı olarak birey karar verme sürecinde içinde bulunduğu toplum, duygu durumu, yaş, cinsiyet gibi sübjektif faktörlerden etkilenen sosyal bir varlık olarak ele alınmıştır. Bireylerin tasarruf davranışlarının analiz edilmesi ve sonucunda daha doğru modeller üzerinde çalışmak ülke ekonomisinin gelişmesi için gereklidir.
Dış ticaretin döviz kuru değişmelerine karşı duyarlılığı: Türkiye ve gelişmekte olan ülkeler üzerine bir inceleme
1990' lı yıllardan itibaren daha da etkili olan küreselleşme, bilgi-iletişim teknolojileri ve ulaşımın gelişmesiyle, ülkeler arasındaki en etkin ekonomik araçlardan biri, döviz kuru ve döviz kuru politikaları olmuştur. Uygulanan döviz kuru politikaları başta dış ticaret olmak üzere diğer makroekonomik değişkenler üzerinde de büyük etki yapmaktadır. Bu yüzden döviz kuru politikalarının seçimi ve bu politikaların uygulanması ile ilgili ülke ekonomilerinde önemli sorunlar yaşanmaktadır. Ülkelerin özellikle de dış ticaret yapısına uygun döviz kuru politikaları belirlemesi ve dış ticaretin diğer ülkeler üzerindeki etkisinin ülkeler tarafından iyi şekilde anlaşılması büyük önem taşımaktadır. Gelişmekte olan ülkeler daha çok ihracatlarını arttırmaya yönelik politikalar uygularken, ihracat hacmini arttırmak için birçok makroekonomik değişkenleri de kontrol etmeye çalışmaktadır. Döviz kurlarındaki değişim oranları ve bu değişimlerin ekonomiler üzerindeki etkileri her ülke için aynı seviyede olmamaktadır. Gelişmekte olan ülke ekonomileri, yapısal farklılıklarından dolayı döviz kurunda yaşanan değişimlerden daha yüksek oranda etkilenmektedir. Bu çalışmada Türkiye dâhil olmak üzere 17 gelişmekte olan ülkenin reel döviz kuru ile dış ticareti arasındaki ilişki incelenmek istenmiştir. Çalışmanın ilk kısmında dış ticaret kavramları, dış ticaretin nedenleri ve teorileri, dış ticareti etkileyen faktörler, dış ticaret politiklarının amaçları ve araçları, dış ticaretin belirleyicileri ve yaklaşımları son olarak ta Türkiye ekonomisinde dış ticaretin gelişimi ile ilgili konulara değinilmiştir. İkinci kısımda döviz kuru tanımları, çeşitleri ve sistemleri, döviz kurunu etkileyen faktörler, döviz kuru oynaklığı ve Türkiye'de uygulanan döviz kuru politikaları gibi döviz kuruna ilişkin kavramsal bir analiz yapılmıştır. Son olarak, üçüncü kısımda ise gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye'de reel döviz kuru ile dış ticaret arasındaki ilişki, 1996-2020 dönemine ait veriler kullanılarak panel veri analizi ve zaman serisi analizi yardımıyla test edilmiştir. Öncelikle değişkenler arasında yatay kesit bağımlılık testi yapılmış ve ülkeler arasında bağımlılığın olduğuna karar verilmiştir. Böylelikle ikinci birim kök testlerinden CADF birim kök testi uygulanmıştır. Uygulama sonucu serilerin I(1)'de durağan olduğu ve eş-bütünleşme analizinin yapılabilmesi için gerekli koşulun sağlandığı görülmüştür. Serilerin uzun dönemli ilişkisini test etmek için ise ARDL eş-bütünleşme analizi yapılmış ve reel döviz kurundaki artışın, ihracatı teorik beklentilere uyumlu olarak arttırdığı, ithalatı ise azalttığı sonucuna ulaşılmıştır.
KOBİ'lerin rekabet gücü: 2008 sonrası dönemde Manisa OSB analizi
Küreselleşen rekabet ortamında KOBİ'ler, işsizliğin azaltılması, yeni istihdam olanaklarının yaratılması, dengeli ekonomik ve sosyal kalkınmanın sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadırlar. Ayrıca, KOBİ'ler esnek yapıları sayesinde piyasalardaki hızlı değişmelere kolayca uyum sağlayabilmektedirler. Ancak, her geçen gün rekabet gücü yüksek, yeni rakiplerin küresel pazarlara girmeleri, KOBİ'leri, yapılarını sürekli kontrol etmeye ve iyileştirmeye zorlamaktadır. Küreselleşme, tüm dünyada işletmelerin, ticaret ve üretim yöntemlerinde büyük değişikliklere yol açmıştır. Üretim, teknoloji gibi alanlarda hızlı ve küresel boyuttaki tüm değişiklikler, işletmelerin yapılarını değiştirmiştir. Bu değişen yeni piyasalara uyum sağlayabilme ve değişiklik karşısında ayakta kalabilmek için, esnek bir yapıya sahip olan KOBİ'ler, yeni teknolojik gelişmelere ve AR-Ge'ye önem vermek, daha kaliteli ürünler üretmek ve müşterilerin istekleri doğrultusunda üretim yapmak zorunda kalmışlardır. Bu yeni süreçte ortaya çıkan rekabet olgusu giderek önem kazanmıştır. KOBİ'ler, küresel piyasalarda çok daha fazla söz sahibi olabilmek ve rekabet güçlerini artırmak amacıyla, yoğun bir çaba içerisine girmişlerdir. KOBİ'lerin uluslararası piyasalarda paya sahip olabilmeleri için rekabet gücü belirleyicileri; ürün kalitesi, verimlilik, karlılık oranları, organizasyon ve yönetim yapıları, teknoloji düzeyleri gibi temel faktörlerdir. Bu temel etkenlerin dışında, rekabeti teşvik eden finansal ve hukuksal yapının varlığı, ülkenin doğal kaynakları ve doğal zenginlikleri gibi unsurlarda önem taşımaktadır. KOBİ'ler, büyük ölçekli işletmelere nazaran, esnek bir yapıya sahip olmaları ve müşteri taleplerine kolay cevap vererek üretim yapılarını yeniden şekillendirmeleri sayesinde, tüm konjonktür dalgalanmalarında ayakta kalabilmişlerdir. Bu amaçla, çalışmada, öncelikle KOBİ ve rekabet gücü kavramlarına ilişkin literatür incelenmiş, daha sonra, Manisa Organize Sanayi Bölgesin(OSB)'deki KOBİ'lerin rekabet gücü anket yöntemiyle ölçülmeye çalışılmıştır. Ayrıca, rekabet gücünün artırılmasında önemli bir payı bulunan KOBİ'lerin, fırsatlar ve tehditler karşısındaki üstün ve zayıf yönleri SWOT analizi çerçevesinde belirlenmiş ve çeşitli çözüm önerileri verilmiştir. Manisa OSB'deki KOBİ'lerin rekabet gücü incelendiğinde, KOBİ'lerin çok fazla finansman, pazarlama ve rekabet sorunlarıyla karşılaştıkları gözlemlenmiştir.
Yatırım tercihleri ve risk eğilimi; Manisa ili yatırımcı profili analizi
Risk kavramı ekonomi biliminde çokça kullanılmış, fakat tanımlaması pek de kolay yapılamayan bir kavram olmuştur. Riski oluşturan çok farklı unsurların olması, farklı durumlarda farklı sonuçlar göstermesi ve bir de bireylere göre farklılıklar göstermesi bu durumun ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Bu anlamda bireysel yatırımcıların risk eğilimlerinin ölçülmesi, pek çok araştırma ve tartışmaya konu olmuştur. Yatırım kavramı ise, içerisinde risk faktörünü de barındıran daha geniş tanımlamalar gerektirmektedir. Bu tanımlamalar, yatırım konusunda yapılan çalışmalarda, amaçlarına göre, makro düzeyde, işletme düzeyinde ve bireysel düzeyde ele alınmaktadır. Son yıllarda, ekonomi alanındaki yatırım tercihlerine ilişkin çalışmalarda, çoğunlukla, bireylerin yatırım kararlarına ilişkin farklı bir bakış açısı sunan davranışsal modellere dayalı bireysel yatırımlara yer verilmektedir. Bu bağlamda çalışmada, yatırım kavramı, bireysel düzeyde ele alınmış olup, risk, yatırım ve bu ikisi arasındaki bağ ile bu bağı etkileyen faktörlerin, birbirleri ile olan etkileşimleri araştırılmaktadır. Bireyler tarafından verilecek olan finansal yatırım kararları, çok değişkenli bir karar alma sürecini ifade eder. Rasyonel bir yatırımcının hedefi, elde ettiği gelirlerin bir kısmını tasarrufa ayırabilmek ve bu tasarrufları en düşük riske katlanarak en yüksek getiriyi elde edecek şekilde yatırımlara yönlendirmektir. Buna göre, başarılı bir şekilde tasarruf yapmak, bireyler için yeterli olmamaktadır. Bu aşamada elde edilen birikimlerin yatırımlara doğru şekilde yönlendirilmesi önem kazanmaktadır. Bu amaçla, çalışmanın ilk bölümünde, yatırım, yatırımcı ve yatırım araçlarına ilişkin literatür araştırmalarına, ikinci bölümde risk kavramı ve yatırımı etkileyen diğer faktörlere yer verilmiştir. Çalışmanın uygulama aşamasında ise, bireylerin demografik özellikleri, ekonomik koşulları, içinde bulundukları sosyal-kültürel ortam ve ekonomik gelişmelere ilişkin bilgi seviyeleri, ortaya konulmaya çalışılmıştır. Böylece, bireysel yatırımcıların birikimlerini değerlendirirken tercihlerini ne yönde ve nasıl kullandığı sorularına cevap aranmıştır. Bu amaçla, üçüncü bölümde, Manisa ili ve ilçelerinde yapmış olduğumuz anket çalışması sonucunda elde edilen verilere ilişkin analizlere yer verilmiştir. Bu bağlamda, Manisa ili ve ilçelerinin kentsel alanında yaşayan bireysel yatırımcılara 36 sorudan oluşan anket uygulanmıştır. Uygulanan 400 anketten, kullanılabilir olan 387 tanesi yapılacak analizlerde kullanılmak üzere işlenmiştir. Buna göre ilk önce bireylere ilişkin veriler grafik yardımıyla görselleştirilmiş, böylece ankete katılanların genel bir profili çıkarılmaya çalışılmıştır. Diğer yandan bireylerin gelir, tasarruf oranları ve demografik özelliklerine göre risk eğilimlerini ölçmek amacıyla hipotezler kurulmuştur. Kurulan bu hipotezlere, SPSS 22 programı yardımıyla Ki-Kare, yüzde ve varyans analizleri uygulanmıştır. Çıkan sonuçlara göre Kabul ve Red tabloları oluşturulmuş, sonuç kısmında ise bunlara ilişkin yorumlara yer verilmiştir. Buna göre, genel olarak, geçerliliği birçok araştırmayla kanıtlanmış davranışsal eğilimlerin, benzer çalışmalarda olduğu gibi Manisa ili ve ilçelerindeki bireysel yatırımcılar için de geçerli olduğu sonucuna ulaşılırken, bazı analizlerde, yapılan benzer araştırmaların aksi sonuçlara da ulaşılmıştır. Bu benzerlik ve farklılıklar ise hipotezlerin sonuçları verilirken tartışılmıştır.
Tüketim fonksiyonları analizi:Manisa iline ait tüketim fonksiyonlarının tahminlenmesi
Tüketim harcamaları, iktisat teorisinin araştırdığı önemli konulardan birisidir. İnsanın ve toplumun dolayısıyla da tüketimin olmadığı bir iktisat bilimi düşünülemez. Her insan dünyaya gözünü açtığı andan itibaren, ömrünü tamamlayıncaya kadar ihtiyaçları gereği çeşitli türler ve boyutlarda tüketim yapmaya mecburdur. Bu durum belki iktisadın temeli, başlangıcı olarak görülebilir ve iktisat biliminin bütün insanları ilgilendiren ana kolu tüketimdir. İktisatçılar, tüketim konusuna ayrı bir önem vermişlerdir. Çalışmada öncelikle ihtiyaç ve tüketim kavramı, çeşitleri, tüketim teorilerinin teorik olarak tek tek ele alınması ve bu teorilerin eleştiri alan yönlerinin açıklanması amaçlanmaktadır. Sonrasında Büyükşehir Manisa ili hanehalkının tüketim ihtiyaçlarını karşılarken yaptıkları seçimler, bu seçimlere etki eden faktörler yüz yüze anket uygulaması yardımıyla belirlenmeye çalışılacaktır. Bu belirleyicilerin Büyükşehir Manisa hanehalkı tüketimi üzerindeki etkileri incelenecektir. Sonrasında da Manisa iline ait hanehalkı tüketim harcamaları bu veriler çerçevesinde ele alınacak olup, genel bir tüketici profiline ulaşılmaya çalışılacaktır. Bu çalışmanın asıl amacı; Büyükşehir Manisa ili ve ilçeleri kentsel alanında yaşayan hanehalkları için tüketime etki eden faktörlerin belirlenmesi, bunların belirleyicileri ve bu belirleyicilerin Manisa hanehalkı tarafından nasıl belirlendiğini incelemektir. Ayrıca Manisa ili ve ilçeleri için en uygun iktisadi modelin tahminlenmesi için en uygun modeli belirlemek ve test etmektir. Son olarak Manisa ili ve ilçeleri için gelir-tüketim esnekliklerini hesaplamak ve Engel kanıunlarının Manisa ili için geçerliliğini araştırmaktır. Anahtar Kelimeler: Tüketim Harcamaları, Gelir Hipotezleri, Manisa, Harcama Esnekliği, Engel Kanunu.
Kamu harcamalarının özel sektör yatırım harcamalarını dışlama etkisi: 1980 sonrası Türkiye ekonomisi analizi
Türkiye için 1980 sonrası dönemi yıllık veriler kullanılarak kamu harcamaları ve özel sektör yatırım harcamaları arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın amacı; 1986 – 2015 olarak belirlenen dönemde kamu sektörü sabit sermaye yatırımlarının özel sektör sabit sermaye yatırımları üzerindeki tamamlama veya dışlama etkisini bulmaktır. Çalışmanın ilk bölümünde ele alınan konu çerçevesinde, kamu harcamaları ve özel sektör yatırım harcamalarına ait teorik çatı hakkında açıklamalara yer verilmiştir. İkinci bölümde ise Türkiye' de hem kamu sektörü hem de özel sektör açısından meydana gelen bazı ekonomik gelişmelere yer verilmiştir. Son olarak üçüncü bölümde, tezin amacını oluşturan kamu yatırım harcamalarının özel sektör yatırım harcamaları üzerindeki dışlama etkisi analizi oluşturmaktadır. Çalışmada serilerin durağanlığının test edilmesi için gerekli olan Augmented Dickey – Fuller (ADF) birim kök testi ve Phillips – Perron (PP) birim kök testleri gerçekleştirilmiştir. Akabinde ekonomik değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişkinin istatistiksel olarak test edilmesi için Johansen eşbütünleşme analizi yapılmıştır. Modelin ve katsayıların anlamlılığının sınanması için En Küçük Kareler Yöntemi (EKKY) kullanılmıştır. Ve son olarak değişkenler arasında nedensellik ilişkisi ve yönü hakkında Granger nedensellik analizi yapılmıştır. Elde edilen analiz sonuçlarına göre Türkiye' de 1986 – 2015 dönem aralığında kamu yatırım harcamalarının özel sektör yatırım harcamaları üzerinde DIŞLAMA (Crowding-Out) ETKİSİ yarattığı ortaya çıkmıştır.
Sağlık harcamalarının ekonomik büyüme üzerine etkileri: 1980 sonrası Türkiye ekonomisi analizi
Bu çalışmada Türkiye'de 1980'den günümüze kadar takip eden yıllarda gerçekleşen toplam sağlık harcamalarının kamu ve özel sektör ayrıştırması yapılarak, ekonomik büyüme üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Çalışmanın amacı; Türkiye'de 1980'den günümüze kadar gerçekleştirilen kamu ve özel sektör sağlık harcamalarının iktisadi büyüme üzerindeki etkinlik derecelerini ortaya koymaktır. Bu bağlamda gerekli görüldüğü takdirde yeni politika önerileri sunulması ya da hâlihazırda uygulanan sağlık politikalarının desteklenmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde; sağlık ve ekonomik büyüme kavramları ile ilgili genel bilgiler verilmiş, izleyen bahiste sağlık ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; Türkiye'de gerçekleştirilen sağlık harcamalarının yapısı hakkında genel bilgiler verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde; Türkiye'de 1980 sonrası yıllarda gerçekleştirilen toplam sağlık harcamalarının kamu ve özel sektör ayrıştırması yapılarak, iktisadi büyüme üzerindeki etkileri varyans ayrıştırması ve etki tepki analiz yöntemleri ile ortaya konulmuştur. Ayrıca yapılan nedensellik analizi ile değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisinin varlığı araştırılmıştır. Analiz sonucunda Türkiye'de 1980'den itibaren gerçekleştirilen kamu sağlık harcamalarının iktisadi büyüme üzerinde daha etkin rol oynadığı sonucuna ulaşılmış olup, değişkenler arasında herhangi bir nedensellik ilişkisine rastlanılmamıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlığa Dayalı Büyüme Hipotezi, Kamu ve Özel Sağlık Harcamaları, Ekonomik Büyüme, VAR Model Analizi, Varyans Ayrıştırması, Etki – Tepki Analizi, Wald Testi.
Yenilenebilir enerji potansiyelinin ortaya çıkmasında kamu teşviklerinin etkisi: OECD ülkeleri ve Türkiye karşılaştırması
Doğal kaynakların gün geçtikçe tükenmesi, olumsuz iklim değişiklikleri, fosil kaynakların çevreye verdiği zararlar ve sınırsız enerji tüketimi tüm dünya ülkelerinde önemli bir problem haline gelmiştir. Artan bilinçle birlikte tüm dikkatler yenilenebilir enerji kaynaklarına çevrilmiştir. Doğada sınırsız ve hali hazırda işlenmeyi bekleyen bu kaynakların rezervlerini geliştirecek politikalar ve teşvik mekanizmaları artmaya başlamıştır. Türkiye'nin de dahil olduğu 34 OECD ülkesinde yenilenebilir enerji üretimi ve kullanımının son yıllarda artış gösterdiği gözlenmektedir. Uygulamaya konulan politikalar ve teşviklerin boyutu ve sonuçları ülkelere göre farklılık göstermektedir. Teşvikler kapsamında gelişmiş ülkeler daha fazla imkana sahip olsa da ülkenin yüz ölçümüne göre uygulanan politikaların işlerlik kazanabilmesi uzun bir sürece yayılabilmektedir. Özellikle coğrafi bakımdan yenilenebilir enerji kaynakların gelişimi için elverişli yapıya sahip olan Türkiye'nin geliştirdiği politikalar, bu alanda yatırımları destekler niteliktedir. Bu tez çalışmasında her bir OECD ülkesinde uygulanan yenilenebilir enerji politikaları ve teşvikleri açıklanmıştır. OECD ülkelerinde yenilenebilir enerji gelişimine etki eden faktörlerin, uygulanan politikalar ve teşvik mekanizmaları rolünün belirlenebilmesi amacıyla, 1995-2014 veri aralığı incelenmektedir. Granger Nedensellik Analizi ve Varyans Ayrıştırma uygulanmıştır. Birincil enerji arzında yenilenebilir enerjinin payı ile; kamu harcamaları, doğal kaynaklardan elde edilen kira bedeli, enerji ithalatı, fosil kaynaklardan elektrik üretimi, tüketici fiyat endeksi (enerji), kişi başına GSYH, yenilenebilir enerji tüketimi, karbon emisyonları ve uygulanan yenilenebilir enerji politika sayısı arasında nedensellik ilişkisi incelenmiştir.