Theses supervised by Prof. Dr. Cengiz Özbesler

14 theses · Ankara Yıldırım Beyazıt University

Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin benlik algıları ve aile dinamikleri temelli evden kaçma nedenlerinin koruyucu-önleyici sosyal hizmet müdahalesi perspektifinde değerlendirilmesi

Evden kaçma davranışı ergenlik döneminde ergenler tarafından sergilenen riskli davranışlardan biridir. Ergenlerin bu davranışı sergilemelerine neden olan birçok faktör olmasına rağmen bunlardan benlik saygısı ve aile işlevselliği faktörleri en önemlileri arasında gösterilebilir. Bu çalışma, iki amaç üzerine tasarlanmıştır. İlk olarak, evden kaçma davranışı göstermiş ergenlerin benlik saygısı puanları ile sosyo-demografik özellikleri arasında anlamlı bir farklılığın olup olmadığını incelemek amaçlanmıştır. İkinci olarak, evden kaçma davranışı göstermiş ergenlerin anne-babalarının algıladıkları aile işlevselliği alt boyutlarını incelemek amaçlanmıştır. Bunun için araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden nedensel karşılaştırma araştırma olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Şanlıurfa İli'nde evden kaçma davranışı göstermiş 12-18 yaş aralığındaki ergenler ve bu ergenlerin anne-babaları oluşturmaktadır. Evren içerisinden amaçsal örnekleme ile seçilen 43 ergen ve ergenlerin anne-babaları arasından seçilen 43 yetişkin araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Evden kaçma davranışı göstermiş ergenlerin benlik saygısını ölçmek amacıyla Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği'nin Benlik Saygısı Alt Boyutu, anne-babalarının algıladıkları aile işlevselliği alt boyutlarının ölçülmesinde ise, Aile Değerlendirme Ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Verilerin analizinde Kruskal Wallis H-Testi ve Man-Whitney U-Testi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, ergenlerin benlik saygıları ile bazı sosyo-demografik özellikleri arasında anlamlı bir farklılığın olduğu görülmüştür. Ayrıca, evden kaçma davranışı göstermiş ergenlerin anne-babalarının, ADÖ'nün tüm alt boyutlarını sağlıksız algıladığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Ergenlerin evden kaçma davranışları incelenmek isteniyorsa, benlik saygılarını ve aile işlevselliklerini tüm boyutlarıyla ele almak gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Aile işlevselliği, benlik saygısı, ergenlik, evden kaçma, risk alma davranışı.

AileAile işlevleriBenlik+6
Emine Dinçer Set
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Depresyon tanısı almış ergenlerin anne baba ilişkilerinin incelenmesi

Bağlanma, anne / bakım veren kişiyle çocuk arasında çocuk doğduğu andan itibaren kendiliğinden gelişen duygusal bir bağ olarak tanımlanmaktadır. Çocuk yaşamı boyunca farklı gelişim dönemlerinde farklı bağlanma ilişkilerini deneyimlemektedir. Bu gelişim dönemlerinden bir tanesi de ergenlik dönemidir. Ergenlik döneminde bağlanma ilişkileri daha önceki gelişim dönemlerinde deneyimlenen bağlanma ilişkilerinden önemli ölçüde farklılık göstermekte olup, bu dönemde kurulan bağlanma ilişkilerinde, akranlar ve romantik partnerler ilk sırayı almaktadır. Ergenlik döneminde gerek akranlar ile gerekse de aile ile kurulamayan sağlıklı bağlanma ilişkileri ise bu dönemde bazı psikopatolojik durumların oluşmasına neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, depresyon tanısı almış ve ayaktan tedavi süreci devam eden ergenlerin, anne-baba bağlılık ilişkilerinin incelenmesi ve sosyal hizmet disiplini açısından gerek literatür gerekse bu konuda yapılabilecek mesleki müdahaleler konusunda alana katkı sağlamaktır. Çalışmanın evrenini Sivas'da yaşayan ve 13-18 yaş grubunda depresyon tanısı ile ayaktan tedavi süreci devam eden ergenler oluşturmaktadır. Evren içinden amaçsal örnekleme yöntemi ile seçilen 100 ergen ise araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Ergenlerin anne-baba bağlılık ilişkilerini ölçmek amacıyla Anne-Baba Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan ergenlerin, bazı sosyo-demografik özellikerinin anne-baba bağlılık ilişkileri ile arasındaki farkı belirlemek amacıyla Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bağımsız Örneklem (T-Testi) ve birbiri ile ilişkili olduğu düşünülen değişkenler aracındaki ilişkiyi değerlendirmek için Korelasyon yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre depresyon tanısı almış olan ergenlerin, baba çalışma durumu ile baba bağlılık toplam puanı arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuş, bazı sosyal-kültürel faaliyetlere katılma durumu ile (spor, kültürel ve etüt) anne-baba bağlılık toplam puanları arasında anlamlı bir fark olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca depresyon duygu durum bozukluğu belirtileri süresi ile baba bağlılık toplam puanı arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bağlanma, ergenlikte depresyon, sosyal hizmet.

AileAile içi ilişkilerBağlanma+3
Zehranur Göz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

İhmal edilen çocukların annelerinin özelliklerinin incelenmesi: Bir karma yöntem araştırması

Bu araştırmada, ihmal edilen çocukların annelerinin çeşitli değişkenler açısından özellikleri incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada nicel ve nitel yöntemlerle veriler toplanmıştır. Araştırmaya amaçsal örnekleme yöntemi ile seçilen 32 ihmal edilen çocuğun annesi ile çocuğunda ihmal belirlenmeyen 30 çocuğun annesi katılmıştır. Araştırmada Sosyodemografik Bilgi Formu, İhmal Değerlendirme Aracı, Evlilik Uyum Ölçeği, Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri, DSM-IV Eksen I Bozuklukları İçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme Ölceği, DSM-III R Eksen II Bozuklukları İçin Yapılandırılmıs Klinik Görüsme Ölçeği kullanılmıştır. İhmal edilen çocukların anneleri arasından seçilen 8 anne ile araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak annelerin ebevenlik algıları betimlenmiştir. Nicel verilerin analizinde T-Testi, Anova, Ki-Kare ve Kruskal Wallis, Pearson Korelasyon Testi, nitel verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. İhmal edilen çocukların annelerin bakım kaliteleri alanında en olumlu puanları fiziksel bakım alanında aldıkları, en olumsuz puanları ise sevgi ve gelişimini destekleme alanlarında aldıkları, annelerin yaklaşık yarısının güvenlik alanında yetersiz olduğu saptanmıştır. İhmal edilen çocukların annelerinin kontrol grubu annelerine göre yaş, gelir değerlendirmeleri, sosyal destek, evlilik uyumu, çocukluk örselenme yaşantılarından fiziksel ve duygusal istismar ve yetişkin bağlanma örüntüleri açısından farklılaştığı, ruhsal hastalık ve kişilik bozukluğu tanıları ile çocukluk örselenme yaşantılarından cinsel istismar alt boyutu değişkenleri açısından ise farklılık olmadığı saptanmıştır. Araştırmanın nitel kısmında yer alan annelerin çoğu kendisini anne olarak yeterli görmediğini, annelik rolünden doyum almadığını, çocuğuna yatırımının yetersiz olduğunu ve rollerini dengede tutamadığını belirtmiştir. İhmal çocukların gelişimlerinin birçok yönünü etkileyerek kalıcı izler bırakmaktadır. Bu nedenle, ihmal yaşanan ailelere zamanında destek sağlamak ve ailelere yönelik müdahale proğramları oluşturmak önemlidir. Anahtar Kelimeler: Çocuk ihmali, annelerin özellikleri, çocuk ihmalinde risk faktörleri.

AnnelerAnnelikRisk faktörleri+3
Ferda Karadağ
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sosyal hizmet kurumlarında çalışan sosyal hizmet uzmanlarının iş doyumu ve tükenmişlik düzeylerininin değerlendirilmesi

Bu araştırma, farklı sosyal hizmet kurumlarında çalışan sosyal hizmet uzmanlarının iş doyumu ve tükenmişlik düzeylerini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırma yönteminden faydalanılarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmanın evrenini, 2016-2017 yılı içinde İstanbul ilinde farklı sosyal hizmet kurumlarında görev yapan 152 sosyal hizmet uzmanını oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu, Minnesota iş doyum Ölçeği ve Maslach tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Anket bulguları, t testi ve Anavo analizi sonuçlarına dayalı olarak yorumlanmış, elde edilen veriler SPSS 21 programında analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre yaşı 51 ve üzeri olan çalışanlar ile haftalık 20-30 saat çalışanlarda dışsal doyum puanlarının yüksek, medeni durum değişkenine göre evli olanlar ile 5-10 yıl kıdeme sahip olan çalışanların içsel doyum puanlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Mesleği isteyerek seçenler ile kendini mesleki olarak yeterli hissedenlerin içsel ve dışsal doyum puanlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sosyal hizmet uzmanlarının kendini yetersiz hissettikçe ve müracaatçılar tarafından verilen hizmet yetersiz olarak değerlendirildikçe duygusal tükenmişlik ve düşük kişisel başarı puanı azalmakta, yeterli hissettikçe ve değerlendirildikçe içsel ve dışsal doyum puanı yükselmektedir. Ayrıca iş arkadaşları ile iletişim kalitesi azaldıkça duygusal tükenmişlik puanları, yöneticileri ile iletişim kalitesi azaldıkça ise tükenmişlik boyutları puanları azalmaktadır. İş arkadaşları ve yönetici ile iletişim kalitesi arttıkça da içsel ve dışsal doyum puanı artmaktadır. Kurum içerisinde ise bağımsız karar verme süreci desteklenmedikçe duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma ve düşük kişisel başarı puanı desteklendikçe de içsel ve dışsal doyum puanı artmaktadır. Bu çalışmadan elde edilen araştırma bulgularının sosyal hizmet uzmanlarının iş doyumu ve tükenmişlik düzeylerini etkileyen değişkenlerin belirlenerek uzmanların işlerinde verimli ve başarılı olmalarına katkıda bulunması bakımından önem arz edeceği düşünülmektedir.

Sosyal hizmet kurumlarıSosyal hizmet uzmanlarıSosyal hizmetler+4
Bilge Aslan Açan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık tedbiri uygulaması kapsamında çocuk ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniğine yönlendirilen çocukların ve ailelerinin psikososyal özelliklerinin sosyal hizmet perspektifinden değerlendirilmesi

Bu araştırma, sağlık tedbiri uygulaması kapsamında çocuk ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniğine yönlendirilen çocukların ve ailelerinin psikososyal özelliklerinin sosyal hizmet perspektifinden değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan "Genel tarama modeli" kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında hakkında sağlık tedbiri uygulaması olan çocuklar ve aileleri, çalışma grubunu ise Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniğine yönlendirilen ve hakkında sağlık tedbiri uygulaması olan çocuklar ve aileleri oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından ailelerin psikososyal özelliklerini belirlemek amacıyla; 18 tane çocuğa ilişkin, 17 tane ebeveynlere ilişkin, 9 tane aileye ilişkin, 2 tane sağlık tedbiri uygulamasına ilişkin, 3 tane çocukla ilgili olarak araştırmacı tarafından eklenen, toplam 49 sorudan oluşan görüşme formu oluşturulmuştur. Görüşme formundan elde edilen bilgiler SPSS 15 paket programı ile değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, sağlık tedbiri uygulaması sonucu çocuk ve ergen psikiyatrisi kliniğinde takip ve tedavisi devam eden çocukların(122) cinsiyetinin çoğunluğunun(%67,2) kız olduğu, yaş aralığının çoğunluğunun(%33,6) 17-18 yaş olduğu, yine büyük kısmının(%59,8) eğitimine devam ettiği, büyük bir kısmının(%62,3) daha önce çocuk ve ergen psikiyatrisi kliniğine başvurmadığı, 55 ailenin(%45,1) psikiyatrik muayene tarihlerine düzenli olarak geldikleri, 54 çocuğun(%44,3) 1 yıl–2 yıl süre aralığında takip ve tedavilerinin devam ettiği, 43 çocuğun(%35,2) sağlık tedbirine ek olarak danışmanlık tedbiri uygulaması ile de takip edildiği, ailelerden edinilen bilgiye göre 113 çocuğun(%92,6) herhangi bir madde kullanımının olmadığı öğrenilmiştir. Katılımcıların 85'inin(%69,7) hakkında sağlık tedbiri uygulaması olan çocuğun annesi olduğu, toplam katılımcıların 80'inin(%65,6) evli, 32'sinin(%26,2) boşanmış olduğu, yine toplam katılımcıların 58'inin (%47,5) ilkokul mezunu olduğu görülmüştür. Ailelerin 41'inin(%33,6) aylık ortalama gelirinin 1000–2000 TL arası olduğu, ailelerin büyük bir bölümünün(%50,8) sağlık tedbiri uygulamasının çocukları için herhangi bir katkı ve/veya gelişim sağladığını düşünmedikleri, yine büyük kısmının(%54,9) sağlık tedbiri uygulamasının kendilerine de herhangi bir katkı ve/veya gelişim sağladığını düşünmedikleri, ailelerin çoğunluğunun(%62,3) sağlık tedbiri uygulaması hakkında yeterince bilgilendirilmedikleri, çocukların çoğunluğuna(%64,8) cinsel istismar sebebiyle sağlık tedbiri uygulaması başlatıldığı, tanı olarak en fazla Genel Psikiyatrik Muayene (18) tanısı ile takip edildikleri, bunu PTSB(Post Travmatik Stres Bozukluğu) tanısının takip ettiği (11), ayrıca bir kısım çocuğa (%20,5) bu tanılara eşlik eden "Hafif MR" tanısıyla takip edildikleri öğrenilmiştir. Bu çalışma, çocuk koruma konusunda sağlık alanında en çok başvurulan "Sağlık tedbiri" kararının amacına ulaşıp ulaşmadığını anlamak, çocukların ve ailelerinin özelliklerini daha belirgin görebilme açısından önemlidir. Araştırma bulgularının, çocuk koruma politikaları oluşturulurken dikkate alınması önerilmektedir.

AilePsikososyal özelliklerRuh sağlığı+6
Ayşe Er Fazlıoğlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal hizmet kurumlarının yönetiminde görev yapan sosyal hizmet uzmanlarının kurumsal bağlılık ve psikolojik dayanıklılık düzeyleri ile iş stresi ve stresle başa çıkma yöntemlerinin incelenmesi

Bu araştırma, yönetici olarak görev yapan sosyal hizmet uzmanlarının çalışma hayatında karşılaştıkları sorunların ortaya konması ve yöneticilerin kurumsal bağlılık, psikolojik dayanıklılık düzeyleri ile iş stresi ve stresle başa çıkma yöntemlerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. İlişkisel tarama modelinde tasarlanan araştırmada, tam sayım yöntemi kullanılarak oluşturulan örneklemi, T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın 81 İl Müdürlüğü ve bağlı kuruluşlarında yöneticilik yapan 439 katılımcı oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında, Kişisel ve Mesleki Bilgi Formu, Kurumsal Bağlılık Ölçeği, Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, İş Stresi Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Yöntemleri Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada, yöneticilerin kurumsal bağlılık, psikolojik dayanıklılık ve stresle başa çıkma düzeylerinin yüksek olduğu, iş stresi düzeylerinin ise orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Yöneticilerin çoğunluğunun yönetim süreçlerini olumlu yönde etkileyecek herhangi bir eğitime ve karşılaştıkları stres durumlarıyla da etkili şekilde baş edebilmelerini sağlayacak hizmet içi eğitimlere katılmadıkları belirlenmiştir. Araştırmada, yöneticilerin kurumsal bağlılık içinde duygusal bağlılık düzeyleri normatif bağlılık ve devam bağlılık düzeylerine göre daha yüksek bulunmuştur. Araştırmada, kadın yöneticilerin erkek yöneticilerden, yatılı kuruluşlarda çalışan yöneticilerin de gündüzlü kuruluşlardaki yöneticilerden stresle başa çıkma düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Yöneticilerin yaşları arttıkça psikolojik dayanıklılıkları ve stresle başa çıkma düzeylerinin azalması da dikkat çekmektedir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, sosyal hizmet kurum ve kuruluşlarında strese yol açan faktörleri azaltmak için gerekli düzenlemelerin yapılmasının, yöneticilerin yönetimsel becerilerinin geliştirilmesi ve stresle başa çıkma süreçlerinin güçlendirilmesine yönelik eğitimlerin planlamasının, sosyal hizmetlerin daha geniş ihtiyaç gruplarına etkin bir şekilde sunulmasına önemli katkıları olacaktır.

Hakan Taşdemir
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Malül gazilerin yeti yitimi, aile dayanıklılığı ve yaşam doyumlarının incelenmesi

Bu araştırma, malul gazilerin yaşadıkları sorunları belirlemek, yeti yitimi ve aile yılmazlıklarının yaşam doyumlarına etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneğine kayıtlı, 3713 sayılı kanun kapsamında 221 malül gazi oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında; Gazi Bilgi Formu, Yaşam Doyumu Ölçeği, Dünya Sağlık Örgütü Yeti Yitimi Değerlendirme Ölçeği (WHODAS 2.0) Aile Yılmazlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; malül gazilerin yaklaşık yarısının sivil yaşama geçişte güçlük yaşadığı belirlenmiştir. Sağlık sorunu olan, günlük aktivitede yardıma ihtiyaç duyan, çalışmayan, çok stresli ve zihinsel duygusal güçlük yaşayan malül gazilerin yaşam doyumu ortalamaları istatistiki olarak anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. İlçe merkezi veya köyde yaşayan, çalışmayan, sağlık sorunu olan, günlük aktivitede birinin yardımına ihtiyaç duyan, zihinsel duygusal güçlük yaşayan malül gazilerin yeti yitimi ölçeği genel ortalaması istatistiki olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Sağlık sorunu olan, zihinsel duygusal güçlük yaşayan ve sivil yaşama uyumu zor olan malül gazilerin aile yılmazlık ölçeği ortalamaları istatistiki olarak anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Araştırmada yaşam doyumu ile yeti yitimi arasında negatif yönde, yaşam doyumu ile aile yılmazlık arasında pozitif yönde, yeti yitimi ile aile yılmazlık arasında negatif yönde bir ilişki bulunmaktadır. Yeti yitimi genel, yaşam doyumunu olumsuz yönde etkilemiştir. Malül gazilerin yeti yitimi arttıkça yaşam doyumu azaldığı belirlenmiştir. Aile yılmazlık, yaşam doyumunu olumlu yönde etkilemiştir. Aile dayanıklılığı arttıkça yaşam doyumu da artmıştır. Bu çalışmanın malül gazilerin yaşadığı güçlüklere yönelik dayanıklılıklarını arttıracak hizmetlerin planlanması ve sunulmasında yol gösterici olacağı düşünülmektedir.

AileAile hayatıGaziler+6
Fatma Peker
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde internet bağımlılık düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

İnternet günümüzde yaşamın her anında varlığını sürdürmektedir. Sürekli gelişen bu iletişim aracının yaşamımızdaki önemi ve etkileri göz ardı edilemeyecek bir durumdur. İnternet günümüz bireyleri için temel bir ihtiyaç haline gelmiştir. Toplumun her seviyesinden ve her yaş grubundan bireyler interneti iletişim, eğlence, bilgi elde etme, ticaret gibi çok temel amaçlar için kullanmaktadır. Günümüzde internetin bireyler arasında aşırı ve kontrolsüz kullanımı karşımıza internet bağımlılığını çıkarmıştır. Toplumlar ve bireyler internet bağımlığından olumsuz yönde etkilenmektedir. Bireylerde internetin kontrolsüz kullanımı ve/veya sorunlu bir davranış biçimi olarak internet bağımlılığı davranışına yol açan psikolojik, biyolojik, sosyodemografik özelliklerinden kaynaklanan risk faktörleri söz konusudur. Ergen bireylerin yaş durumları göz önüne alındığında ise yaş olarak küçük ergenlerin yetişkinlere göre daha fazla bağımlılık riski gösterdiği görülmektedir. Özellikle bireyselleşme ve kişilik yapılanması süreci olan ergenlikte internet bağımlılığı yaygın olarak gözlemlenmektedir. Çalışma, ergenlerin internet kullanım oranlarını, interneti kullanım amaçlarını ve günlük işlevselliklerine olan etkilerini araştırmak amacı ile yapılmıştır. Çalışma, Ankara'nın Keçiören ilçesinde bulunan bir özel okulun 13-15 yaş aralığındaki 7-8 ve 9. sınıf öğrencilerinden 252 kişi ile yapılmıştır. Çalışma grubu, amaçsal örnekleme yöntemi ile evreni temsil ettiği düşünülen bir gruptan alınmıştır. Bu araştırmada ergenlerin internet bağımlılığını değerlendirmede veri toplama aracı olarak "İnternet Bağımlılık Ölçeği" ve araştırmacının kendisi tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Ayrıca öğrenci velilerinden araştırmaya katılımla ilgili veli onam formu alınmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 20, Microsoft Excel 2013 yazılımları kullanılmış, veriler arası ilişkiler Ki-Kare Testi, Bağımsız t Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi yapılarak incelenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular incelendiğinde ise ergenlerin sosyo-demografik özellikleri yönünden internet bağımlılığı ile ilgili anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Ancak, ergenlerde internet bağımlılık puanları ile interneti sosyal medya ve oyun oynama vb. amacı ile kullanma değişkeni arasında istatistiksel olarak anlamsal olarak bir ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak ergenlerde internet bağımlılık davranışına yol açan internet kullanım oranı ve internet kullanım amacı ile ilgili olarak daha kapsamlı çalışmalar yapılmalıdır.

BağımlılıkBiyopsikososyal yaklaşımErgenler+3
Nesibe Aslan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Pediatrik onkoloji hastalarının annelerinin bakım yükü, algıladıkları sosyal destek, ebeveyn yetkinliği ve sosyal hizmet gereksinimlerinin incelenmesi: Bir karma yöntem araştırması

Bu araştırmanın amacı, pediatrik onkoloji hastalarının annelerinin bakım verme yükü, algıladıkları sosyal destek ve ebeveyn yetkinliklerinin incelenmesi, ailelerinin onkoloji tedavisi sürecinde karşılaştıkları sorunları, faydalandıkları sosyal destekler ve sosyal hizmet müdahalelerinin sıralı karma yöntemle belirlenmesidir. Nicel kısımda 40 anneden toplanan verilerin analizinde nonparametrik testler kullanılmıştır. Çocuğunda komplikasyon gelişen annelerin bakım verme yükü ortalamaları; evli, hastalık nedeniyle işinden ayrılan, ev ve arabası olan, ayni ve nakdi yardım alan, kız çocuğu olan, çocuğu radyoterapi alan, geliri 2500 TL ve üzeri olanlara göre geliri 1000-2499 TL arası olan annelerin algıladıkları sosyal destek ortalamaları; evli, ailede kronik hastalık olmayan, çocuğunun doğum sırası son olana göre ilk olan, çocuğunun hastalığı nüks eden ve komplikasyon gelişen annelerin ebeveyn yetkinliği ortalamaları istatistiki olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Lisans mezunu, çalışan, sigara kullanan, eşi alkol alan, çocuğu cerrahi operasyon geçiren, çocuğu 15-18 yaş arasına göre 6-11 yaş arası olan annelerin ebeveyn yetkinliği ortalamaları istatistiki olarak anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Annelerin bakım verme yükü ile ebeveyn yetkinliğinin disiplin boyutu; algılanan sosyal desteğin aile, arkadaş ve özel bir kişi desteği boyutları ile ebeveyn yetkinliğinin sağlık boyutu arasında orta düzeyde, negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Nicel örneklemden seçilen 10 anneden toplanan nitel verilerin içerik analizi sonucu, aileler fiziksel, psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunlar yaşamaktadır; destek kaynakları psikolojik, sosyal, ekonomik ve ailenin içsel kaynak ve güçlü yönleridir; sosyal hizmet uzmanından psikolojik, sosyal, ekonomik ve eğitsel destek almışlardır. Pediatrik onkoloji servislerinde multidisipliner tedavi ekiplerine ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Bakım yükü, ebeveyn yetkinliği, pediatrik onkoloji, sosyal destek, sosyal hizmet uzmanı, tıbbi sosyal hizmet

Algılanan sosyal destekAnnelerBakım verenler+7
Zilan Uğurlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Pediatrik onkoloji hastalarının annelerinin bakım yükü, algıladıkları sosyal destek, ebeveyn yetkinliği ve sosyal hizmet gereksinimlerinin incelenmesi: Bir karma yöntem araştırması

Bu araştırmanın amacı, pediatrik onkoloji hastalarının annelerinin bakım verme yükü, algıladıkları sosyal destek ve ebeveyn yetkinliklerinin incelenmesi, ailelerinin onkoloji tedavisi sürecinde karşılaştıkları sorunları, faydalandıkları sosyal destekler ve sosyal hizmet müdahalelerinin sıralı karma yöntemle belirlenmesidir. Nicel kısımda 40 anneden toplanan verilerin analizinde nonparametrik testler kullanılmıştır. Çocuğunda komplikasyon gelişen annelerin bakım verme yükü ortalamaları; evli, hastalık nedeniyle işinden ayrılan, ev ve arabası olan, ayni ve nakdi yardım alan, kız çocuğu olan, çocuğu radyoterapi alan, geliri 2500 TL ve üzeri olanlara göre geliri 1000-2499 TL arası olan annelerin algıladıkları sosyal destek ortalamaları; evli, ailede kronik hastalık olmayan, çocuğunun doğum sırası son olana göre ilk olan, çocuğunun hastalığı nüks eden ve komplikasyon gelişen annelerin ebeveyn yetkinliği ortalamaları istatistiki olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Lisans mezunu, çalışan, sigara kullanan, eşi alkol alan, çocuğu cerrahi operasyon geçiren, çocuğu 15-18 yaş arasına göre 6-11 yaş arası olan annelerin ebeveyn yetkinliği ortalamaları istatistiki olarak anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Annelerin bakım verme yükü ile ebeveyn yetkinliğinin disiplin boyutu; algılanan sosyal desteğin aile, arkadaş ve özel bir kişi desteği boyutları ile ebeveyn yetkinliğinin sağlık boyutu arasında orta düzeyde, negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Nicel örneklemden seçilen 10 anneden toplanan nitel verilerin içerik analizi sonucu, aileler fiziksel, psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunlar yaşamaktadır; destek kaynakları psikolojik, sosyal, ekonomik ve ailenin içsel kaynak ve güçlü yönleridir; sosyal hizmet uzmanından psikolojik, sosyal, ekonomik ve eğitsel destek almışlardır. Pediatrik onkoloji servislerinde multidisipliner tedavi ekiplerine ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Bakım yükü, ebeveyn yetkinliği, pediatrik onkoloji, sosyal destek, sosyal hizmet uzmanı, tıbbi sosyal hizmet

Algılanan sosyal destekAnnelerBakım verenler+7
Zilan Uğurlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksul ailelerde anne baba tutumları ile çocuğun ruhsal uyum durumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çocukların ruhsal uyum durumlarını ebeveynlerinin eğitim durumu, yaşı, medeni durumu, kardeş sayısı, süreğen hastalık ve anne baba tutumu gibi değişkenler etkileyebilmektedir. Yoksulluk aileler başta olmak üzere çocukları da olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Yoksul ailelerin yapısı incelendiğinde düşük eğitim seviyesi, kalabalık aile üyeleri, düşük hane geliri, süreğen hastalığa sahip olma, işsizlik gibi değişkenlerin yer aldığı görülmektedir. Yoksulluk karakteristik yapısı ile çocukların ruhsal uyum durumlarını olumsuz yönde etkileyebilir; ebeveynlerin tutumlarını şekillendirebilir. Bu çalışmanın amacı yoksul ailelerde anne baba tutumları ile çocuğun ruhsal uyum durumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın evreninin, Keçiören ilçesinde yaşayan ve sosyal yardımlardan yararlanan ailesinde ilkokula devam eden çocukları bulunan aileler oluşturmaktadır. Evren içerisinden basit seçkisiz örneklem yöntemi ile seçilen 120 aile araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Katılımcıların çocuklarının ruhsal uyum durumlarını ölçmek amacıyla Hacettepe Ruhsal Uyum Ölçeği, katılımcıların anne baba tutumlarını ölçmek amacıyla Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumu Ölçeği kullanılmıştır. Anne baba tutumunun çocukların ruhsal uyum durumu üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla korelasyon analizi yapılmıştır. Korelasyon sonucuna göre çocukların ruhsal uyum durumları ile aşırı koruyucu annelik anne baba tutumu, ev kadınlığı rolünü reddetme anne baba tutumu, geçimsizlik tutumu ve sıkı disiplin tutumu arasında pozitif yönde anlamlı farklılık gösterirken demokratik tutum ve eşitlik tanıma anne baba tutumu ile negatif yönde anlamlı farklılık göstermiştir.

Ana-baba tutumuPsikolojik uyumRuhsal uyum bozuklukları+3
Emre Demirtaş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Erkekliği sorgularken babalara bakmak: Babalık istenci, değişen babalık rolleri ve yeniden üretim alanında erkek olmak

Bu araştırma sosyal hizmetin temel müdahale alanlarından aileyi, Eleştirel Erkeklik Çalışmaları'nın bakış açısıyla incelemiş ve alana dair farklı bir yaklaşım sunmak istemiştir. Araştırmanın amacı görüşülen erkek katılımcıların "erkeklik" algılarının baba olarak sahip oldukları roller üzerindeki etkisini temel alarak babalık istencinin altında yatan nedenleri bireysel ve toplumsal boyutuyla ele alıp Türkiye'deki aile politikalarıyla ilişkisini kurmaktır. Aynı zamanda haklarında çok az araştırma yapılan tüp bebek yöntemiyle baba olmuş erkeklerle çalışılarak onların yeniden üretim alanındaki deneyimlerinin aktarılması ve erkeklerin babalık pratiklerinin "erkekliğin" dönüşümündeki olası etkilerini tartışmak da hedeflenmiştir. Araştırmanın amaçları doğrultusunda nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemlerinden benzeşik örnekleme tekniğiyle belirlenmiştir. Tüp bebek yöntemiyle baba olmuş, 8 farklı şehirden 23 erkekle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek veriler toplanmış ve bu veriler Maxqda 2020 Project analiz programıyla betimsel analize tabi tutulmuştur. Çalışmanın bulguları "Kurucu bir unsur olarak erkeğin kendi babası", "Babalık öncesi evlilik hayatı", "Babalık istenci", "Tüp bebek süreci", "Gebelik süreci", "İlk babalık dönemi", "Babanın çocuğun hayatındaki yeri", "Erkeğin kendine dair değerlendirmeleri" ve "Erkeklik" ve "Babalıkla ilgili sosyal politikalar" temaları altında toplanmış, her bir başlıkta katılımcıların deneyimleri aktarılmıştır. Araştırmada katılımcıların deneyim aktarımları sonucunda toplumdaki erkeklik ve babalık algılarının bir değişim sürecinde olduğu, erkeklerin –özellikle tüp bebek deneyiminin aracılığıyla- birer özne olarak yeniden üretim alanında daha çok bulunmaya başladıkları fakat kendilerini bu alana yeterince dahil hissetmedikleri anlaşılmıştır. Toplumsal dönüşümün kadın-erkek eşitliği üzerinden gerçekleşebilmesi için öneriler sunulmuş, babalık rolünün egemen erkeklik formunu olumlu yönde değiştirebilme kapasitesi sorgulanmıştır.

Baba- çocuk ilişkisiBabalarBabalık+5
Çiçek Nilsu Varlıklar Demirkazık
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet öğrencilerinin farklılıklara saygı düzeyleri ile toplumsal cinsiyet algıları arasındaki ilişki

Bu araştırma, sosyal hizmet öğrencilerinin farklılıklara saygı düzeyleri ile toplumsal cinsiyet algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacını taşımaktadır. Araştırmanın çalışma evrenini; Ankara ilindeki Ankara Üniversitesi, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Başkent Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi sosyal hizmet bölümlerinde okuyan 3. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırma sonucunda 346 öğrenciden veri toplanmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda veri toplama aracı olarak anket uygulanmıştır. Söz konusu anket; araştırmacı tarafından hazırlanan 21 soru, Öksüz ile Güven tarafından geliştirilen 30 sorudan oluşan Farklılıklara Saygı Ölçeği ve Altınova ile Duyan tarafından geliştirilen 25 sorudan oluşan Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği olmak üzere toplamda 76 sorudan oluşmuştur. Tüm veriler, IBM SPSS Statistics 20 aracılığı ile çözümlenmiştir. Verilerin analizinde; Spearman Korelasyon testi, Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular şu şekildedir: Öğrencilerin Farklılıklara Saygı Ölçeği'nden aldıkları x̄=130,968 değeri yüksek düzeyde farklılıklara saygıyı göstermektedir. Öğrencilerin Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği'nden aldıkları x̄=114,075 değeri yüksek düzeyde toplumsal cinsiyet algısını göstermektedir. Öğrencilerin Farklılıklara Saygı Ölçeği ve Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği'nden aldıkları puanlar arasında ,467'lik pozitif yönlü korelasyon vardır. Cinsiyete göre kadın öğrencilerin farklılıklara saygı düzeyi ve toplumsal cinsiyet algısı erkeklere göre anlamlı bir şekilde yüksektir. Ailesi 1501-3000 TL arasında gelir düzeyine sahip grubun farklılıklara saygı düzeyi, 0-1500 TL, 3001-4500 TL ile 4500 TL ve üstü gelir düzeyindekilere göre düşüktür. Geniş aile yapısına sahip katılımcıların, çekirdek aile yapısına sahip katılımcılara göre toplumsal cinsiyet algısı daha düşüktür. 3 ve daha fazla kardeşi olanların toplumsal cinsiyet algısı; kardeşi olmayanlar, 1 kardeşi ve 2 kardeşi olanlara göre daha düşüktür. Sosyal hizmet bölümünü kendi isteği ile seçmeyenlerin toplumsal cinsiyet algısının, kendi isteği ile seçenler ve diğer olarak ifadede bulunanlara göre daha düşük olduğu görülmüştür.

Farklılıklara saygıSosyal hizmet eğitimiSosyal hizmetler+2
Koray Korkmaz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadınların vajinismus deneyimlerini sosyal hizmet bakış açısıyla anlamak

Vajinismus, Türkiye'de oldukça fazla sayıda kadının deneyimlediği bir cinsel zorluktur. Bu zorluk, günümüzde biyomedikal söylem aracılığı ile tıbbileştirilmiş ve vajinismus yaşayan kadınlar tıbbi tanı sistemleri aracılığı ile fizyolojik ve psikolojik bağlamda "hasta" olarak çerçevelenmiştir. Feminist cinsellik araştırmacıları tarafından bu durum, kadınların yaşadığı cinsel zorlukları patolojikleştirerek kadın cinselliğini kuşatan adaletsizlikleri ve çevresel etmenleri gizlediği, kadınları eril heteronormatif standartlara uymaya zorladığı, sorumluluğu tamamen kadına yüklediği, kadın bedeni üzerinden ilerletilen tedavilere indirgediği ve kadın deneyiminin bütününü görmezden geldiği gerekçeleriyle eleştirilmiştir. Araştırmanın amacı, Türkiye'de vajinismus yaşayan kadınların, vajinismus deneyimlerini sosyal hizmet bakış açısıyla anlamaktır. Nitel yönteme ve fenomenolojik desene dayanarak hazırlanan bu çalışmada, toplam 22 vajinismus deneyimine sahip kadınla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, vajinismusun kişisel bir hastalıktan ziyade sosyo-kültürel, politik, yapısal, psikolojik, fiziksel ve kişilerarası kompleks nedenleri olan, büyük ölçüde toplumsal cinsiyet, kültür, heteronormativite ve sosyal adaletsizlik eksenlerinde şekillenen, politik temelli bir cinsel hoşnutsuzluk olduğu sonucuna varılmıştır. Vajinismusu ortaya çıkaran etmenlerin, aynı zamanda vajinismus sürecini uzatmada da rolü olduğu saptanmıştır. Vajinismusu tıbbileştiren kısıtlı tanımın, çevresel unsurlar da dahil edilerek genişletilmesinin ve vajinismus yaşayan kadınlara çok disiplinli bir çerçevede sosyal hizmet uygulamaları aracılığı ile destek olunmasının önemli olduğu sonucuna varılmıştır. Vajinismusun önlenmesi için toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesi ve kadın cinselliğini baskılayan sosyo-kültürel etmenlere karşı çalışılması önerilmektedir.

Şükran Kolay Çepni
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2022
00

Other supervisors