Theses supervised by Prof. Dr. Feridun Mustafa Emecen

20 theses · İstanbul 29 MayIs University

Master'sOpen AccessTR

Osmanlı bürokrasi geleneğinde "Kazâyâ" usulü- II. Bâyezid dönemine ait Kaziyye Defterleri

Bu tezde Osmanlı Devleti'nin bürokrasi geleneklerinin henüz gelişim safhasında olduğu bir dönemde "kazâyâ" usulünün mahiyeti incelenmiştir. İlk kez bir araştırmaya konu olan bu mesele ele alınırken doğrudan birinci elden kaynaklara referans verilmiştir. Bu amaçla yüksek mahkeme niteliği de taşıyan Divân-ı Hümâyûn'a sunulmak üzere bir nevî rapor şeklinde tutulan kazıyye defterleri çalışmanın ana kaynağını oluşturmuştur. Bugüne ulaşan en erken tarihli örnekleri II. Bâyezid (1481-1512) dönemine kadar inen bu defterlerin ışığında, bir taraftan merkezî bürokrasinin taşradaki temsilcileri olan kadıların müfettiş vasfıyla taşra ile merkez irtibatının sağlanmasında oynadığı kilit rolün önemi ortaya konulurken; diğer taraftan da devlet mekanizmasının hukukî, idarî, sosyal ve ekonomik olaylara yaklaşım biçimi değerlendirilmiştir. Merkez tarafından görevlendirilen müfettiş kadıların kendi meslektaşlarını ve ehl-i örf sınıfına mensup görevlileri teftişini içeren kayıtların tahlili çalışmanın bel kemiğini oluşturmuştur. Bu kayıtlar incelenirken gerek kadıların gerekse diğer resmî görevlilerin teftişe konu olan yolsuzluklarına ve suistimallerine de dikkat çekilmiştir. Ayrıca Osmanlı Devleti'nin merkezden uzak mahallerdeki her türlü problemden haberdar olmak için şikâyet mekanizmasını etkin bir şekilde kullandığı, ardından teftiş mekanizmasını harekete geçirerek şikâyet içerikli bilgilerin öncelikle doğruluğunu araştırdığı ve nihayetinde meselelerin çözümüne yönelik girişimlerde bulunduğu saptanmış ve bu konuda devlet mekanizması içerisindeki idarî işleyişin sistematiği anlaşılmaya çalışılmıştır.

Bayezid IIBürokrasiDefterler+5
Fatma Erdim
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kanuni Sultan Süleyman'ın Veziri Mustafa Paşa hayatı ve Mısır Beylerbeyliği

16. yüzyılda Doğu- Batı ekseninde şekillenen Osmanlı politikalarında aktif rol alarak Doğu'yu ve Batı'yı kendi siyasi karakteri üzerinde birleştiren ikinci vezir Mustafa Paşa'nın Mısır Beylerbeyliği sürecinde yapmış olduğu faaliyetler bu tezin ana konusunu oluşturmaktadır. Hayır Bey'in vefatı ile merkezden tayin edilen ilk beylerbeyi olması Osmanlı yönetimi açısından Mısır için bir "geçiş süreci" idi. 16. yüzyıl Osmanlı siyasi gerçekliği içinde Anadolu ve Rumeli Beylerbeyi, Rodos Serdarı, ikinci vezir ve Mısır Beylerbeyi olarak boy göstermiş olan Mustafa Paşa'ya dair Osmanlı kaynaklarının bir çoğu dilsizdir. Nitekim döneminin çağdaş kronik yazarlarının eserleri incelendiğinde özellikle Mustafa Paşa'nın Mısır Beylerbeyliği'ne dair yüzeysel ve birbirini tekrar eden bilgilerin yer aldığı görülmektedir. Bu kaynakların çoğunun onun beylerbeyliği süresi ve Mısır'da gerçekleştirmiş olduğu faaliyetlere yönelik eksik veya yanlış bilgiler vermesi, literatürde Mustafa Paşa'ya dair var olan çalışmaların da sıhhatinin sorgulanmasına sebep olur. Mevcut kaynaklar arasında ünlü Memlük Tarihçisi İbn İyas'ın "Bedâyi'ü'z-zühûr fî- Vekâyi'i'd-duhûr" adlı eserinin, son cildinin son bölümünde Mustafa Paşa'nın Mısır Beylerbeyliği'nin ilk iki ayına dair detayların varlığı dönemin karanlık yüzüne ışık tutar niteliktedir. Kendi dönemindeki tüm kaynaklar incelendiğinde Mustafa Paşa'nın Mısır'daki 9 aydan 1 gün eksik beylerbeyliği sürecinde askeri, siyasi ve hukuki faaliyetlerine dair gün gün detay veren eser, Dimyat Kadısı Abdussamed b. Seyyid Ali b.Davut Diyarbekrî'nin Mısır tarihi üzerine hazırlamış olduğu "Tercümetü'l-nüzhe es-seniyye fi-zikr el- hulefâ ve'l-mülük el-Mısriyye" adlı eseridir. Daha önce bu konuya dair yapılmış çalışmalarda kullanılmayan "Tercümetü'l-nüzhe es-seniyye fi-zikr el- hulefâ ve'l-mülük el-Mısriyye" isimli eserin "Nevâdirü't-Tevârih" başlıklı İstanbul nüshası baz alınarak literatürde var olan mevcut bilgiler ile çarpmaz okuma eşliğinde hazırlan bu tez, Mustafa Paşa'nın Mısır Beylerbeyliği'ne dair birtakım kanaatlere yeni açılımlar getirmektedir. Anahtar Kelimeler: Mustafa Paşa, Mısır, Mısır Beylerbeyi, Vezir, Diyarbekrî, Nevâdirü't-Tevârih, İbn İyas, Bedâyi'ü'z-zühûr fî-Vekâyi'i'd-duhûr

16. yüzyılBiyografiKanuni Sultan Süleyman+6
Büşra Gür
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Erken dönem Osmanlı tarihi'nde ilim ve tasnif anlayışı: Abdurrahman Bistâmî'nin el-Fevâʾihü'l-Miskiyye fî'l-Fevâtihi'l-Mekkiyye adlı eseri ve etkileri

Bu tez, erken Osmanlı tarihindeki ilim ve tasnif anlayışlarını II. Murad dönemini ve Abdurrahman Bistâmî'yi merkeze alarak incelemektedir. Nazarî/Amelî ve Zâhir/Bâtın olmak üzere iki ana başlık altında tespit edilen bu anlayışlar İslam düşüncesinin devamı niteliğinde olup mezkûr dönemde de varlıklarını devam ettirmişlerdir. Bu iki anlayış Abdurrahman Bistâmî'nin tasnifinde birleştirilmiş ve böylece siyasi olarak bütünlük arz etmeyen İslam dünyasında ilmî düşünce için bir zemin oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu zemin aynı zamanda özellikle XV. yüzyılda yaygınlaşan ve Bistâmî'de de gördüğümüz gizli ilimler marifetiyle geleceğe yönelik çıkarımlar yapmaya da olanak sunmaktadır. Kendi dönemindeki konumunun yanında Bistâmî'nin eserlerinin XVI. yüzyılda da dolaşımda olması ve hassaten Taşköprîzâde Ahmed Efendi ile olan irtibatının tespiti Osmanlı ilmî düşüncesindeki Bistâmî'nin yerini göstermesi açısından oldukça önemlidir.

15. yüzyıl16. yüzyılAbdurrahman Bistami+6
Faruk Akyıldız
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir aile işletmesi olarak Gelibolu Peksimethanesi Bulgaroğulları ailesi (1710-1861)

18. yüzyılın ilk yarısı Osmanlı coğrafyasında iktisadi refahın yaşandığı bir dönem olmuştur. Bulgaroğulları da Gelibolu'da böyle bir zaman diliminde 1710 yılına ilk izlerine rastlanılan bir Rum ailesidir. Diğer gayrı müslim esnaf gibi devlet donanması için peksimet üretimi yaparken zamanla diğer esnaftan ayrılarak belli bir itibar kazanmış ve Gelibolu peksimethanesini kendi tekellerine almışlardır. 19. yüzyıla gelindiğinde ise ailenin elinde yüksek miktarda bir sermaye birikiminin olduğu görülmektedir. En azından 1861 yılında işi kaybedişlerine kadar ellerindeki kapital hacmini genişlettikleri anlaşılan aile bu yıldan sonra farklı alanlara yatırım yapmıştır. Bu tez kapsamında iktisat tarihi ve mikro tarihin kesiştiği bir alanda, Bulgaroğulları örneğinden hareketle Osmanlılarda sermaye birikimi meselesi ele alınmıştır. Sermaye-devlet ilişkisinin karakterine dair bazı çıkarımlar yapılmış ve nihayetinde bunun niteliğini tanımlamak için ileri sürülen "Osmanlı tipi sermaye birimi" kavramı desteklenmiştir. Ailenin üretimleri incelenirken kaynakların el verdiği ölçüde bir aile tarihi çalışması da yapılmıştır. Bunun haricinde Osmanlılardaki peksimetçilik mesleğine dair bazı çıkarımlarda bulunulmuştur.

18. yüzyılAile araştırmalarıAile işletmeleri+7
Hasan Saybir
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tuna ötesi'nde Osmanlı hakimiyetinin nihâi noktası Kanije Kalesi'nin fethi (1566-1606)

Osmanlı tarihi incelendiğinde, kuşatma savaşlarının Macaristan'daki Osmanlı yayılmasının temel aracı olduğu görülmektedir. Mohaç Savaşı (1526) ile II. Viyana Kuşatması (1683) arasındaki 157 yıllık dönemde Osmanlılar tüm Macaristan'ı kuşatmalarla fethetmiş, buna karşın yalnızca üç meydan savaşına girmişlerdi. Bu çalışma erken modern dönemde yaşanan askerî gelişmelerin Osmanlı ordusu üzerindeki tesirini görme amacıyla Sigetvar'ın fethi (1566) ile başlayan yayılma süreci neticesinde gerçekleşen Kanije Kalesinin fethini (1600) inceleyecektir. Anahtar Kelimeler: Askeri Devrim, Kuşatma, Macaristan, Kanije, Grand Strateji

FetihlerKanije KalesiKuşatma+6
Burak Koçan
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı ordusu geri hizmet birlikleri'nde teşkilat ve dönüşüm: Cebeci ocağı

"Buhran" ya da "dönüşüm" dönemi kabul edilen XVI. yüzyılın son çeyreği ile XVII. yüzyılın ilk yarısını inceleyen Osmanlı tarihi araştırmalarında odak noktası Osmanlıların ordu organizasyonu, savaşma biçimleri ve sosyal yansımaları üzerine olmuştur. Bu çalışmalar konuyu muharip sınıflar olan yeniçeriler, tımarlı sipahiler, sekban/levent taifesi, ümera kapısı gibi zümreler üzerinden okumaya çalışmıştır. Ancak Osmanlı ordusunun geçirdiği dönüşümün ve toplumsal yansımalarını daha doğru analiz edebilmek için ordu terkibi içerisinde nitelik ve nicelik olarak önemli yer tutan muharip olmayan sınıfları da incelemek elzemdir. Literatürdeki söz konusu eksiklik nedeniyle bu araştırma, muharip olmayan sınıfların başında gelen Cebeci Ocağı'nın XVI. yüzyıldaki teşkilatını dönemin kaynakları ışığında ortaya koyarak yüzyılın sonlarından itibaren yaşanan gelişmelerle beraber nasıl bir dönüşüm yaşadığı ortaya konacaktır. Böylece hem muharip olmayan sınıflara dair oldukça kısıtlı bulunan literatüre katkı yapılmakla beraber Osmanlı ordusunun ve toplumunun yaşadığı dönüşüme daha geniş bir perspektifle bakma imkanına sahip olunacaktır.

Osmanlı Devleti
Turgay Koçak
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Taşradan payitahta Şehzade Murad'ın (III.) kapu halkı

Bu tezde, sancağa gönderilen son Osmanlı şehzadelerinden Şehzade Murad'ın (III.) Manisa'daki kapu halkı'nın organizasyonu ve bu kapudaki görevlilerin gelirleri, görevleri ve ilişki ağları ile Şehzade Murad'ın 22 Aralık 1574'teki (8 Ramazan 982) cülusundan sonra, Manisa'daki kapu halkının padişah kapusuna intikali incelenmektedir. Bu minvalde Manisa'daki şehzade kapusundan payitahta geçişleri sağlanan hizmetlilerin görev ve maaşlarındaki terakkiler nispetince 16. yüzyılda bir Osmanlı şehzadesinin, kendi kapusunu merkez teşkilatına hangi oranda dahil edebildiği sorusuna cevap aranmaktadır.

CülusKapu halkıManisa+2
Fatma Süheyla İslamoğlu
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş bir tarihçi Diyarbekrî'nin gözünden Ahmed Paşa'nın Mısır Beylerbeyliği ve isyanı (1523-24)

Ahmed Paşa 16. yüzyılın ilk çeyreğinde Osmanlı Devleti'nde Müslüman bir ailenin oğlu olarak doğmuş, erken yaşlarda Osmanlı hizmetine girmiş bir devlet adamıdır. I. Selim döneminde Rumeli beylerbeyliğine yükselmiş, Sultan Süleyman tahta çıktığında divanında bulunmuştur. Sultan Süleyman'ın ilk çıktığı sefer olan Belgrad Seferinde önemli başarılara imza atmış ve sonrasında vezirliğe yükselmiştir. İkinci büyük seferi olan Rodos seferinde ise serdar olarak görevlendirilmiş ve seferin gidişatını etkileyen en önemli isimlerden biri olmuştur. Sultanın divanında Piri Paşa gibi deneyimli bir veziriazamın karşısında duran hizbin başını çekmiş, Piri Paşa'nın en büyük rakiplerinden biri haline gelmiştir. Kendisi Piri Paşa'dan sonra veziriazamlığa en uygun aday olarak görülmüş fakat onun yerine İbrahim Paşa tayin edilmiştir. Daha sonra ise Mısır beylerbeyi olarak görevlendirerek İstanbul'dan ayrılmış ve bir daha da merkeze dönmemiştir. Mısır beylerbeyliği Memlükler'den Osmanlılar'a geçiş sürecinin önemli bir parçasını teşkil etmektedir. Bu tezde Abdussamed Diyarbekrî'nin Tercüme en-nüzhe es-seniyye fi zikr el-hulefa ve'l-müluk el-mısriyye adlı eseri ışığında bu geçiş sürecinde Ahmed Paşa'nın Mısır'daki ajandasının ortaya koyulması amaçlanmaktadır. Bunun yanında devlete en üst makamlarda hizmet etmiş bir paşanın Mısır'a tayin olduktan yaklaşık beş ay sonra burada isyan etmesinin ve bağımsız bir idare kurma teşebbüsünün arkasında yatan sebeplerin incelenmesi hedeflenmektedir. Mısır'da Ahmed Paşa'yı isyana götüren olaylar, isyanına hangi grupların katıldığı, yerel güçler ile kurduğu ilişki ağları araştırmamızın odak noktalarından birkaçıdır. İsyan sonrasında Osmanlı kaynaklarında paşaya dair oluşturulan olumsuz imaja karşı alternatif bir anlatı sunmayı hedefleyen bu çalışma aynı zamanda Osmanlı tarih yazımına katkıda bulunuyor.

Ahmed PaşaHami Ahmed DiyarbekriMısır+4
Şeyma Kaya
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Askeri dönüşüm çağında Osmanlı timar sistemi (1645-1739)

Bu tez Osmanlı timar sisteminin, son fetih dönemi olan 1645-1739 yılları arasındaki nicelik, nitelik ve yayılımını inceleyen monografik bir araştırmadır. Timar sistemi Osmanlı'nın ilk dönemlerinden beri var olan, Osmanlı'yla beraber genişleyen ve XVII. yüzyıla dek ordu ve maliyenin yarıya yakın bir kısmını kuşatan temel bir kurumdur. Askeri dönüşüm olgusunun şekillendirdiği XVII. yüzyılda sistemin büyüklüğü ve işlevi sorgulanır hale gelmiştir. Diğer yandan sistemin XIX. yüzyıla dek yaşamına devam ettiği bilinmektedir. Dolayısıyla timarın XVII. yüzyılın çetin sınavlarından ne kadar ve nasıl çıktığı büyük bir soru olarak ortaya çıkar. Bu sorunun çeşitli yönlerinin tetkik edilmesi tezin ana omurgasını oluşturur. Bu minvalde tezin ağırlıklı bir kısmı, timarın XVIII. yüzyılın hemen başındaki mali büyüklüğünü bölge-bölge takip eder. Mali açıdan timarın konumlandırılması, askeri dönüşümün parasallaşmayla ilişkisi ve taşra idaresinin bağlamsal dinamikliğiyle ilgili sonuçlar barındırması noktasında önemlidir. Tezin incelediği bir başka mesele, 1645-1739 arasında timarlı askerlerin ordudaki kemiyet ve keyfiyetidir. Çalışma, bu konular üzerindeki çabanın ürünü olarak, timarın askeri büyüklüğü ve gücüyle ilgili çeşitli bulgulara ulaşmıştır. Bu devrin timar askerlerinin savaş şekilleri, finansal güçleri ve bireysel araç ve teçhizatlarının incelenmesi, zihinlerdeki timarlı sipahi resminin netleşmesi ve timarın askeri dönüşüm meselesinin içerisinde konumlandırılması açısından kayda değerdir.

Bünyamin Punar
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Erken Dönem Osmanlı timar bürokrasisi ve Ruznamçe Defterleri (1481-1531)

Bu çalışmada 1481-1531 yılları arasındaki elli yıllık zaman zarfında Osmanlı timar bürokrasisinin umumî yapısı ve timar tevcih sistemi ele alınmıştır. İstanbul'da, beylerbeyilik merkezlerinde ve sancaklarda yürütülen rutin timar tevcih muamelelerinin yanı sıra askerî seferler sırasında yapılan bürokratik işlemler hakkında da bilgi verilmiştir. Bu işlemleri yürüten çeşitli vazifelilerin bürokrasideki rollerine temas edilmiş ve üretilen defter ve evrak cinsinden belgeler tanıtılarak bunların diplomatik hususiyetleri incelenmiştir. Kaynakların el verdiği ölçüde timar bürokrasisinin iş yoğunluğu üzerine değerlendirmelerde bulunulmuştur. Ayrıca bu dönemde yapılan umumî tahrirlere, bilhassa Yavuz Sultan Selim devrindeki seferlerin timar bürokrasisi üzerindeki tesirlerine ve fethedilen memleketlerde Osmanlı timar sisteminin tatbiki gibi meselelere de yer verilmiştir.

Abdulhadi Uysal
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Savaş ve cihâd: Molla Arab (ö. 1531) ve es-Sedâd fî fazli'l-cihâd adlı eseri (Tercüme-değerlendirme)

Bu tez, 1531 tarihinde vefat eden Molla Arab el-Antâkî'nin es-Sedâd fî fazli'l-cihâd adlı eserin telif edildiği dönemi, eserin değerlendirmesini ve tercümesini içermektedir. Müellifin yaşadığı ve eserin telif edildiği dönem Osmanlıların hem Avrupa hem de Doğu'da çeşitli düşmanlarla mücadele ettiği ve müşkül durumda kaldığı bir döneme denk düşer. Bu düşmanlar arasında Osmanlıları en büyük tehdit altında bırakan Safeviler idi. Safevi problemi Yavuz Sultan Selim'in tahtını sağlamlaştırdıktan sonra ilk odaklandığı mesele olacaktır. Eserin müellifi Molla Arab II. Bayezid'in maiyetinde bulunur ve bizzat seferlere iştirak eder. Halep civarında Safevi aleyhine verdiği vaazlarla bölgede şöhret kazanır. Safeviler tarafından Memlüklere gönderilen bir elçilik heyetindeki birinin Molla Arab'ın Safeviler aleyhindeki vaazlarını duyup ona bir suikast teşebbüsünde bulunması müellifin hayatı için bir dönüm noktasıdır. Bu başarısız suikast girişiminden sonra Molla Arab Osmanlı topraklarına sığınmış ve Yavuz Sultan Selim'i Safevilere karşı cihada teşvik etmek maksadıyla es-Sedâd fî fazli'l-cihâd adlı eserini kaleme almıştır. Ordu vaizliği yapması, Safeviler aleyhindeki vaazları sebebiyle kendisine bir suikast teşebbüsünde bulunulması ve bu teşebbüsün ardından Yavuz Sultan Selim'i bir cihad risalesi yazmak suretiyle cihada teşvik etmesi gibi yönleriyle alışılagelmişin dışında bir âlim portresi çizmektedir.

Ahmet Kalkan
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Fetret'ten Fetih'e Osmanlı zihniyetinin teşekkülü

Bu tez, Fetret devri ile İstanbul'un fethi arasındaki tarihi aralıkta Osmanlı Zihniyetinin teşekkülünü Türkçeyi merkeze alarak Tarih, Siyaset ve Gizli İlimler özelinde incelemektedir. Osmanlı Devleti, 15. yüzyılın ilk yarısında Arapça ve Farsça literatürün yanında kendisine kuvvetli bir şekilde yer edinen Türkçe literatür ile İslam dünyasında her açıdan kurumsallaşmış İran (Farsça) ve Mısır (Arapça) dünyasından ve kültürel havzasından ayrılmıştır. Bu tarihi aralıkta, mezkûr üç disiplin bağlamında üretilen literatür, Osmanlı Zihniyetinin Teşekkül ettiğini müdellel bir şekilde göstermektedir. Böylece bir yandan İslam dünyasındaki mevcut birikim yerelleştirilerek üstlenilmiş, diğer yandan aynı zamanda yeni bir teklifte de bulunulmuştur. Bu süreç kendini hulasa ve zübde kavramları ile göstermiş, neticede Osmanlı Devleti kendinden önce gelen birikimi dönüştürerek üstlenmiştir. Geçmiş, şimdi ve gelecek tasavvurları üzerinden tesis edilen bu zihin dünyası, hassaten devletin politik varlığını merkeze alarak inşa edilmiştir.

Faruk Akyıldız
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kaleden kente: Osmanlı Döneminde Rize'nin tarihsel dönüşüm süreci

1461 yılında Trabzon'un fethi ile Osmanlı topraklarına dâhil olan Rize'nin tarihî süreç içerisinde zamanla bir Türk şehrine dönüşmesi bu tezin ana konusudur. Burada, Trabzon Rum Devleti'nin bir parçası olan Rhizaion'un Osmanlı fethi ile birlikte ilk alındığında Trabzon eyaletine bağlı bir kaza olarak demografik, sosyal ve dinî yapısı, sahip olduğu arazi ve gelirleriyle ne durumda olduğu, kazanın kasabaya dönüşme sürecinde Müslümanlaşma ve Türkleşmenin nasıl bir seyir izlediği, XVI. yüzyıldan XVIII. yüzyıla kadar Rize'de inşa edilmiş olan cami ve mescitlerle birlikte genişleme gösteren kasabanın mahal ve mahalleleri ele alınmıştır. Bu çerçevede tahrir defterleri, cizye kayıtları, şer'iyye sicilleri, mühimme ve ahkâm defterleri gibi arşiv kaynakları değerlendirilmiş; belgeye dayanan fakat bağlamı ihmal etmeyen bir yaklaşım benimsenmiştir. Yer adları ve aile isimlerinden hareketle yapılan çözümlemelerle toplumsal süreklilik takip edilmiş, mahallî yerleşim yapısı ve kamusal mekânın zaman içinde aldığı biçim, tarihî şartlar içinde anlaşılmaya çalışılmıştır. Böylece sadece idarî teşkilatlanma değil, aynı zamanda bir kasabanın hafızasını ve kimliğini biçimlendiren dinamikler, çok katmanlı bir bakışla ele alınmıştır.

Rize
Gülsüm Mamaş
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş bir tarihçi Diyarbekrî'nin gözünden Ahmed Paşa'nın Mısır Beylerbeyliği ve isyanı (1523-24)

Ahmed Paşa 16. yüzyılın ilk çeyreğinde Osmanlı Devleti'nde Müslüman bir ailenin oğlu olarak doğmuş, erken yaşlarda Osmanlı hizmetine girmiş bir devlet adamıdır. I. Selim döneminde Rumeli beylerbeyliğine yükselmiş, Sultan Süleyman tahta çıktığında divanında bulunmuştur. Sultan Süleyman'ın ilk çıktığı sefer olan Belgrad Seferinde önemli başarılara imza atmış ve sonrasında vezirliğe yükselmiştir. İkinci büyük seferi olan Rodos seferinde ise serdar olarak görevlendirilmiş ve seferin gidişatını etkileyen en önemli isimlerden biri olmuştur. Sultanın divanında Piri Paşa gibi deneyimli bir veziriazamın karşısında duran hizbin başını çekmiş, Piri Paşa'nın en büyük rakiplerinden biri haline gelmiştir. Kendisi Piri Paşa'dan sonra veziriazamlığa en uygun aday olarak görülmüş fakat onun yerine İbrahim Paşa tayin edilmiştir. Daha sonra ise Mısır beylerbeyi olarak görevlendirerek İstanbul'dan ayrılmış ve bir daha da merkeze dönmemiştir. Mısır beylerbeyliği Memlükler'den Osmanlılar'a geçiş sürecinin önemli bir parçasını teşkil etmektedir. Bu tezde Abdussamed Diyarbekrî'nin Tercüme en-nüzhe es-seniyye fi zikr el-hulefa ve'l-müluk el-mısriyye adlı eseri ışığında bu geçiş sürecinde Ahmed Paşa'nın Mısır'daki ajandasının ortaya koyulması amaçlanmaktadır. Bunun yanında devlete en üst makamlarda hizmet etmiş bir paşanın Mısır'a tayin olduktan yaklaşık beş ay sonra burada isyan etmesinin ve bağımsız bir idare kurma teşebbüsünün arkasında yatan sebeplerin incelenmesi hedeflenmektedir. Mısır'da Ahmed Paşa'yı isyana götüren olaylar, isyanına hangi grupların katıldığı, yerel güçler ile kurduğu ilişki ağları araştırmamızın odak noktalarından birkaçıdır. İsyan sonrasında Osmanlı kaynaklarında paşaya dair oluşturulan olumsuz imaja karşı alternatif bir anlatı sunmayı hedefleyen bu çalışma aynı zamanda Osmanlı tarih yazımına katkıda bulunuyor.

Ahmed PaşaHami Ahmed DiyarbekriMısır+4
Şeyma Kaya
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erken Dönem Osmanlı timar bürokrasisi ve Ruznamçe Defterleri (1481-1531)

Bu çalışmada 1481-1531 yılları arasındaki elli yıllık zaman zarfında Osmanlı timar bürokrasisinin umumî yapısı ve timar tevcih sistemi ele alınmıştır. İstanbul'da, beylerbeyilik merkezlerinde ve sancaklarda yürütülen rutin timar tevcih muamelelerinin yanı sıra askerî seferler sırasında yapılan bürokratik işlemler hakkında da bilgi verilmiştir. Bu işlemleri yürüten çeşitli vazifelilerin bürokrasideki rollerine temas edilmiş ve üretilen defter ve evrak cinsinden belgeler tanıtılarak bunların diplomatik hususiyetleri incelenmiştir. Kaynakların el verdiği ölçüde timar bürokrasisinin iş yoğunluğu üzerine değerlendirmelerde bulunulmuştur. Ayrıca bu dönemde yapılan umumî tahrirlere, bilhassa Yavuz Sultan Selim devrindeki seferlerin timar bürokrasisi üzerindeki tesirlerine ve fethedilen memleketlerde Osmanlı timar sisteminin tatbiki gibi meselelere de yer verilmiştir.

Abdulhadi Uysal
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Askeri dönüşüm çağında Osmanlı timar sistemi (1645-1739)

Bu tez Osmanlı timar sisteminin, son fetih dönemi olan 1645-1739 yılları arasındaki nicelik, nitelik ve yayılımını inceleyen monografik bir araştırmadır. Timar sistemi Osmanlı'nın ilk dönemlerinden beri var olan, Osmanlı'yla beraber genişleyen ve XVII. yüzyıla dek ordu ve maliyenin yarıya yakın bir kısmını kuşatan temel bir kurumdur. Askeri dönüşüm olgusunun şekillendirdiği XVII. yüzyılda sistemin büyüklüğü ve işlevi sorgulanır hale gelmiştir. Diğer yandan sistemin XIX. yüzyıla dek yaşamına devam ettiği bilinmektedir. Dolayısıyla timarın XVII. yüzyılın çetin sınavlarından ne kadar ve nasıl çıktığı büyük bir soru olarak ortaya çıkar. Bu sorunun çeşitli yönlerinin tetkik edilmesi tezin ana omurgasını oluşturur. Bu minvalde tezin ağırlıklı bir kısmı, timarın XVIII. yüzyılın hemen başındaki mali büyüklüğünü bölge-bölge takip eder. Mali açıdan timarın konumlandırılması, askeri dönüşümün parasallaşmayla ilişkisi ve taşra idaresinin bağlamsal dinamikliğiyle ilgili sonuçlar barındırması noktasında önemlidir. Tezin incelediği bir başka mesele, 1645-1739 arasında timarlı askerlerin ordudaki kemiyet ve keyfiyetidir. Çalışma, bu konular üzerindeki çabanın ürünü olarak, timarın askeri büyüklüğü ve gücüyle ilgili çeşitli bulgulara ulaşmıştır. Bu devrin timar askerlerinin savaş şekilleri, finansal güçleri ve bireysel araç ve teçhizatlarının incelenmesi, zihinlerdeki timarlı sipahi resminin netleşmesi ve timarın askeri dönüşüm meselesinin içerisinde konumlandırılması açısından kayda değerdir.

Bünyamin Punar
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Taşradan payitahta Şehzade Murad'ın (III.) kapu halkı

Bu tezde, sancağa gönderilen son Osmanlı şehzadelerinden Şehzade Murad'ın (III.) Manisa'daki kapu halkı'nın organizasyonu ve bu kapudaki görevlilerin gelirleri, görevleri ve ilişki ağları ile Şehzade Murad'ın 22 Aralık 1574'teki (8 Ramazan 982) cülusundan sonra, Manisa'daki kapu halkının padişah kapusuna intikali incelenmektedir. Bu minvalde Manisa'daki şehzade kapusundan payitahta geçişleri sağlanan hizmetlilerin görev ve maaşlarındaki terakkiler nispetince 16. yüzyılda bir Osmanlı şehzadesinin, kendi kapusunu merkez teşkilatına hangi oranda dahil edebildiği sorusuna cevap aranmaktadır.

CülusKapu halkıManisa+2
Fatma Süheyla İslamoğlu
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı ordusu geri hizmet birlikleri'nde teşkilat ve dönüşüm: Cebeci ocağı

"Buhran" ya da "dönüşüm" dönemi kabul edilen XVI. yüzyılın son çeyreği ile XVII. yüzyılın ilk yarısını inceleyen Osmanlı tarihi araştırmalarında odak noktası Osmanlıların ordu organizasyonu, savaşma biçimleri ve sosyal yansımaları üzerine olmuştur. Bu çalışmalar konuyu muharip sınıflar olan yeniçeriler, tımarlı sipahiler, sekban/levent taifesi, ümera kapısı gibi zümreler üzerinden okumaya çalışmıştır. Ancak Osmanlı ordusunun geçirdiği dönüşümün ve toplumsal yansımalarını daha doğru analiz edebilmek için ordu terkibi içerisinde nitelik ve nicelik olarak önemli yer tutan muharip olmayan sınıfları da incelemek elzemdir. Literatürdeki söz konusu eksiklik nedeniyle bu araştırma, muharip olmayan sınıfların başında gelen Cebeci Ocağı'nın XVI. yüzyıldaki teşkilatını dönemin kaynakları ışığında ortaya koyarak yüzyılın sonlarından itibaren yaşanan gelişmelerle beraber nasıl bir dönüşüm yaşadığı ortaya konacaktır. Böylece hem muharip olmayan sınıflara dair oldukça kısıtlı bulunan literatüre katkı yapılmakla beraber Osmanlı ordusunun ve toplumunun yaşadığı dönüşüme daha geniş bir perspektifle bakma imkanına sahip olunacaktır.

Osmanlı Devleti
Turgay Koçak
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tuna ötesi'nde Osmanlı hakimiyetinin nihâi noktası Kanije Kalesi'nin fethi (1566-1606)

Osmanlı tarihi incelendiğinde, kuşatma savaşlarının Macaristan'daki Osmanlı yayılmasının temel aracı olduğu görülmektedir. Mohaç Savaşı (1526) ile II. Viyana Kuşatması (1683) arasındaki 157 yıllık dönemde Osmanlılar tüm Macaristan'ı kuşatmalarla fethetmiş, buna karşın yalnızca üç meydan savaşına girmişlerdi. Bu çalışma erken modern dönemde yaşanan askerî gelişmelerin Osmanlı ordusu üzerindeki tesirini görme amacıyla Sigetvar'ın fethi (1566) ile başlayan yayılma süreci neticesinde gerçekleşen Kanije Kalesinin fethini (1600) inceleyecektir. Anahtar Kelimeler: Askeri Devrim, Kuşatma, Macaristan, Kanije, Grand Strateji

FetihlerKanije KalesiKuşatma+6
Burak Koçan
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir aile işletmesi olarak Gelibolu Peksimethanesi Bulgaroğulları ailesi (1710-1861)

18. yüzyılın ilk yarısı Osmanlı coğrafyasında iktisadi refahın yaşandığı bir dönem olmuştur. Bulgaroğulları da Gelibolu'da böyle bir zaman diliminde 1710 yılına ilk izlerine rastlanılan bir Rum ailesidir. Diğer gayrı müslim esnaf gibi devlet donanması için peksimet üretimi yaparken zamanla diğer esnaftan ayrılarak belli bir itibar kazanmış ve Gelibolu peksimethanesini kendi tekellerine almışlardır. 19. yüzyıla gelindiğinde ise ailenin elinde yüksek miktarda bir sermaye birikiminin olduğu görülmektedir. En azından 1861 yılında işi kaybedişlerine kadar ellerindeki kapital hacmini genişlettikleri anlaşılan aile bu yıldan sonra farklı alanlara yatırım yapmıştır. Bu tez kapsamında iktisat tarihi ve mikro tarihin kesiştiği bir alanda, Bulgaroğulları örneğinden hareketle Osmanlılarda sermaye birikimi meselesi ele alınmıştır. Sermaye-devlet ilişkisinin karakterine dair bazı çıkarımlar yapılmış ve nihayetinde bunun niteliğini tanımlamak için ileri sürülen "Osmanlı tipi sermaye birimi" kavramı desteklenmiştir. Ailenin üretimleri incelenirken kaynakların el verdiği ölçüde bir aile tarihi çalışması da yapılmıştır. Bunun haricinde Osmanlılardaki peksimetçilik mesleğine dair bazı çıkarımlarda bulunulmuştur.

18. yüzyılAile araştırmalarıAile işletmeleri+7
Hasan Saybir
İstanbul 29 MayIs University
2021
00

Other supervisors