Theses supervised by Prof. Dr. Haydar Efe

14 theses · Erzincan Binali Yıldırım University

Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nin Orta Doğu politikası

Orta Doğu bölgesi insanlık tarihinin başladığı zamandan günümüze kadar çeşitli yönleriyle hep gündemde olmuş, savaşlara ev sahipliği yapmış, medeniyetlerin ve üç büyük semavi dinin ortaya çıktığı bir bölge olarak önemini hiç yitirmemiştir. Güç mücadeleleri, iktidar savaşları, vekalet savaşları bölgenin rutini olagelmiştir. Bu tezin temel amacı Avrupa Birliği'nin kurulduğu günden günümüze, Orta Doğu bölgesine yaklaşımları ve bölgede yaşanan ihtilaflar karşısında takındığı tutum ve politikaları ortaya koymaktır. Avrupa Birliği'nin bölgeye yönelik bir politika oluşturma çabaları 1970'li yılların başından itibaren başlamıştır. Birinci bölümde, Orta Doğu bölgesi ve bölgenin sosyo-ekonomik, coğrafi ve stratejik konumu gibi özellikleri incelenmektedir. İkinci bölümde, kısaca Avrupa Birliği'nin dış politikası, dış politikasının dayandığı temel ilkeler, ortak dış politika oluşturma yolunda alınan kararlar, AB içinde dış politika konusunda gösterilen çabalar, oluşturulan kurumlar ve dış politika yapım aşamaları tarihsel süreci içinde ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde ise Orta Doğu coğrafyasında yaşanan önemli olaylara yönelik olarak Avrupa Birliği'nin politikaları, yaklaşımları, olaylar hakkında takınılan tavırlar ele alınmaktadır. Çalışmamızda bölgeyi derinden etkileyen örnek siyasal meselelere yönelik Avrupa Birliği'nin yaklaşımları da ele alınmaktadır. ABD'nin Irak'ı işgali ve AB'nin bu işgale karşı tutumu, İran'ın nükleer faaliyetleri ve bu bağlamda AB ile olan ilişkileri, Katar ve Suudi Arabistan arasında yaşanan kriz de yine çalışmada odaklanılan diğer konulardandır. Son olarak, 2010 yılında patlak veren ve Orta Doğu'da yoğun çatışmalar ve iç savaşlara yol açan, adına "Arap Baharı" denilen süreç ve bu süreçte yine Avrupa Birliği ve Avupa ülkelerinin bölgeye olan yaklaşım ve politikaları da alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Orta Doğu, Avrupa, Avrupa Birliği, Avrupa Birliği'nin dış politikası, Avrupa Birliği'nin Orta Doğu politikası, İsrail-Filistin meselesi, Arap Baharı.

Avrupa BirliğiFilistin-İsrail ilişkileriFilistin-İsrail sorunu+5
Onur Bigaç
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa'da yükselen aşırı sağ ve Avrupa Birliği

1980'lerden itibaren kendini yeniden Avrupa'nın meşru zeminine yerleştiren aşırı sağ düşünce, 21. yüzyılda da etkisini tüm alanlarda hissettirmektedir. Avrupa'nın uzun uğraşlar sonucu elde ettiği Avrupa Kimliği artık aşırı sağ düşünce tarafından aşındırılmaktadır. Özellikle göçmenler ve Müslümanlar özelinde ortaya çıkan ırkçı ve yabancı düşmanı tavırlar, hem önüne geçilemeyen bir sorun olarak karşımıza çıkmakta hem de aşırı sağ partilerce seçim malzemesi olarak kullanılmaktadır. Son yıllarda oylarında gözle görülür artış olan aşırı sağ partiler toplumu giderek etkilemekte, karşılaşılan sorunlar karşısında popülist söyleme başvurarak toplumun duygularını ve korkularını körüklemektedirler. Avrupa Birliği'nin bütünleşme politikalarını ve değişen ulus devlet yapısını da eleştirmektedirler. Bu tezin amacı sağ ve aşırı kavramları, aşırı sağın yükselmesindeki faktörleri, aşırı sağ partilerin ülke özelliklerini ve Avrupa Birliği'nin aşırı sağa yönelik önlemlerini ve çalışmalarını ortaya koymaktır. Ayrıca bu tezde "Aşırı sağın yükselmesinin altında yatan temel faktörler nelerdir?" ve " Avrupa Birliği politikalarının ırkçılık ve yabancı düşmanlığı ile mücadelesinde başarılı mı?" gibi sorulara da yanıt bulunmaya çalışılmıştır.

AvrupaAvrupa BirliğiAşırı sağ+6
Halil İbrahim Aydın
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu Denetçiliği Kurumu ve bilinirliği: Erzincan örneği

Kamu yönetiminde meydana gelen birtakım gelişmeler hali hazırdaki kurumların değişmesini ya da yeni kurumların kurulmasını zorunlu kılmıştır. Yönetimin bu denli genişlemesi ve bu duruma ek olarak yönetişim kavramının yakın zamanlarda ortaya çıkarak birey odaklı yönetimin uygulanmaya koyulması, 19. yüzyılda hayata geçirilmiş bir kurumun günümüzde tekrar yaygınlık göstermesine neden olmuştur. Söz konusu kurum, üzerinde hala birtakım tartışmaların olduğu ombudsmanlık kurumudur. Ülkemizde 6328 sayılı yasa ile kurulan ve faaliyetlerini sürdüren yargı dışı bir denetim mekanizması niteliği taşıyan Kamu Denetçiliği Kurumunun amacı etkili ve bağımsız bir şikayet mekanizması oluşturmaktır. Kurum, sadece vatandaşın yapmış olduğu görev kapsamına dahil olan şikâyet başvuruları üzerine harekete geçip inceleme ve araştırma yetkisine sahip bir mekanizmadır. Lakin kurumun başarılı bir şekilde faaliyetlerini sürdürebilmesi için vatandaş tarafından bilinirliğinin yüksek olması şarttır.Üç bölümden oluşan ''Kamu Denetçiliği Kurumu ve Bilinirliği: Erzincan Örneği'' adlı çalışmanın ilk bölümünde dünya genelinde ombudsmanın tanımı, tarihçesi, türleri, özellikleri ve işlevleri açıklanmaktadır. İkinci bölümde, Türkiye'de Kamu Denetçiliği Kurumu'nun kurulması ve bugünkü haline gelene dek sunulan bilimsel raporlar, siyasi parti tavsiyeleri, kalkınma planları, sivil toplum kuruluşlarının tavsiyeleri, yasa tasarıları ve son halini veren 6328 Sayılı Kamu Denetçiliği Kanununa kadar ki oluşum sürecine değinilmiştir. Ve son olarak çalışmanın ana bölümü olan üçüncü kısımda ise en düşük başvuru oranına sahip olan Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki Erzincan merkez ilçede bulunan vatandaşların, yapılan geniş ölçekli anket çalışmasıyla Kamu Denetçiliği Kurumu ile ilgili düşünceleri ortaya koyularak bilinirlik oranının saptanması amaçlanmaktadır. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemi esas alınmış ve veri toplamak üzere ölçekli kapalı uçlu sorularla anket yönteminden yararlanılarak basit tesadüfi örnekleme yöntemi seçilmiştir. Basit tesadüfi örnekleme yöntemi seçilmesinin sebebi ise ana kütlede konuya ilişkin eşit bir katılım gözlemlenmek istenmesidir

ErzincanKamu Denetçiliği KurumuKamu yönetimi+1
Haticenur Arslan
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya ili seçmenlerinin davranışını etkileyen faktörler üzerine bir araştırma

Bireylerin siyasal sistemi etkilemesinin en etkili ve yaygın türü, demokrasinin sağlıklı bir şekilde işlemesini sağlayan seçimlerde oy verme faaliyetinde bulunmasıdır. Seçmen davranışı olarak kavramsallaştırılan bu faaliyet, halk iradesinin siyasal yönetimde etkin olmasını sağlarken, siyasi yapı ve partiler açısından kritik önemdeki görevleri yerine getirmektedir. Bu nedenle seçmen davranışlarının anlamak siyaset bilimi açısından önemli bir uğraş alanı haline gelmiştir. Bu çalışma da seçmen davranışını anlama uğraşı kapsamında, Malatya ilinde yaşayan seçmenlerin oy tercihlerini etkileyen faktörleri araştırmayı amaç edinmiştir. Literatürde ağırlıklı olarak sosyo-kültürel faktörler ve ekonomik şartlar çerçevesinde ele alınan seçmen davranışları, seçmenlerin eğitim, yaş, meslek, kitle iletişim araçları, cinsiyet, siyasal lider ve parti gibi birçok faktörün etkisiyle şekillenebilmektedir. Bu çerçevede çalışmamızın birinci bölümünde literatürde ele alınan seçmen davranışını anlaşılır kılan temel kavramlar açıklanmaya çalışılmıştır. Aynı şekilde, birinci bölümde seçmen davranışına bilimsel açıdan yaklaşan teoriler ve seçmen davranışları üzerinde etkili olan faktörler açıklanmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümü, Malatya ilinde çok partili siyasal hayata geçişle birlikte demokratik nitelik taşıyan genel seçimlerin Türkiye genelinde ve Malatya özelinde analizini ve söz konusu seçimlerde Malatya ili seçmenlerinin davranışlarının etkileyen faktörlerin değerlendirmesini içermektedir. Çalışmamızın üçüncü ve son bölümünde ise Malatya ili merkez ilçelerinde 530 katılımcıyla gerçekleştirilen saha çalışmasından elde edilen veriler SPSS 24 sürümü ile analiz edilmiş ve sonuçlar aktarılmıştır. İlişkisel tarama kapsamında nicel olarak desenlenen bu çalışmanın verilerinden elde edilen bulgulara göre Malatya ilinde seçmenlerin oy verme davranışını etkileyen en önemli üç faktörün ideoloji, eğitim ve ülkenin ekonomik göstergeleri olduğu tespit edilmiştir.

MalatyaOy kullanmaSeçimler+3
Hasan Deniz Demirhan
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Erzincan'da yaşayan Afgan göçmenlerin yaşadıkları sosyal, ekonomik sorunlar ve siyasi düşünceleri üzerine bir araştırma

Büyük kısmı ülkelerine geri dönme niyetinde olmayan yaklaşık 4 milyon göçmeni barındıran Türkiye'de topluma entegrasyon başta olmak üzere göçmenlerin sorunları ve bu sorunların toplumdaki yansımaları önemli bir gündem maddesi olarak gündemde kalmaya devam etmektedir. Bu bakımdan, göçmen toplumların analizi önem taşımaktadır.Son yıllarda, Türkiye'de yakalanan düzensiz göçmenler içerisinde birinci sırada yer alan Afgan göçmenlerin yaş, cinsiyet, eğitim ve aile yapısı gibi demografik özelliklerini belirlemek, yaşadıkları sorunları, politik eğilimlerini, geleceğe dair planlarını ortaya koymak göçmen toplumların sorunlarınınçözümü açısından temel önemdedir. Bu kapsamda,tezin temel amacı, Erzincan'da yaşayan Afgan göçmenlerin Erzincan'daki ekonomik, sosyal, kültürel alanlardatopluma entegrasyonları, barınma, sağlık, eğitim, dil başta olmak üzere tüm sorunlarını;siyasi ideolojileri, laiklik ve Avrupa Birliği'ne bakışlarını da içeren politik eğilimlerini, gelecek planlarını ve beklentilerini ortaya koymaktır.

AfganistanAfganlılarDüzensiz göç+6
Nurcan Arıcı
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Halk Partisi'nin parti programları ve seçim bildirgelerinde Avrupa ve Avrupa Birliği'ne yönelik yaklaşımı

Avrupa Birliği'ne tam üyeliği Atatürk'ün "çağdaş uygarlık hedefine" ulaşmak olarak gören ve Avrupa Ekonomik Topluluğu ile gerçekleştirilen Ortaklık Antlaşması'nı da imzalayan CHP, AB ile ortak üyelik ilişkisinin kurulmasından günümüze Avrupa Birliği'yle bütünleşme sürecinde tüm gelişmelere tanıklık etmiş bir siyasal aktör olarak Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik hedefini samimiyetle savunmuştur. AB'ye katılım müzakereleri kapsamında çıkarılması gereken AB'ye uyum yasalarına ve reformlara tam destek vererek, AB kurumlarında lobi ve Brüksel'de temsilcilik oluşturarak Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği çabalarına eşsiz katkılarda bulunmaktadır. Bu kapsamda, çalışmanın temel amacı modern Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Avrupa Birliği'ne yönelik yaklaşımlarını seçim bildirgeleri ve parti programları ışığında inceleyerek ortaya koymaktır. Bunun yanı sıra bu tez çalışmasının bir diğer amacı ise Cumhuriyet Halk Partisi'nin Türkiye'nin Avrupa ile bütünleşme çabalarına vermiş olduğu güçlü desteğe parti programlarında ne derece yer verdiğini ortaya koymak ve bunun yanı sıra seçim bildirgeleriyle halka bunu ne derece yansıtabilmiş olmasını incelemektir.

Avrupa BirliğiCumhuriyet Halk PartisiSeçim beyannamesi+3
Duygu Bibar
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
30
Master'sOpen AccessTR

Venedik ilkeleri ışığında Avrupa Birliği'nin kamu denetçiliği kurumu hakkındaki eleştiri, yorum ve önerileri üzerine bir inceleme

Vatandaşların yönetenlere karşı olan şikâyetlerini dinleyip araştırarak, vatandaşların sorunlarını çözmek ve mağduriyetlerini gidermek amacını taşıyan Ombudsmanlık Kurumu 18. yy da İsveç'te ortaya çıkarak, iki yüzyıl sonra dünyanın diğer ülkelerine yayılmaya başlayan ve tüm Avrupa Birliği üyesi ülkelerin yanı sıra Avrupa Birliği adayı ülkelerde de kurulan Ombudsmanlık Kurumu, Türkiye'de Avrupa Birliği'nin teşvik ve yönlendirmeleriyle birlikte 6328 sayılı yasa ile 2012 yılında Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) adıyla kurulmuştur. Avrupa Birliği ülkelerinde demokrasi, iyi yönetim, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve temel özgürlüklerin geliştirilip güçlendirilmesinde önemli role sahip Ombudsmanlık kurumunun (KDK), Türkiye'de kendinden beklenen rolü oynayabilmesi için bilinirlik, bağımsızlık, tarafsızlık ve şeffaflık gibi özelliklere sahip olması gerektiği Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye yönelik çeşitli raporlarında ifade edilmektedir. Tezin temel amacı, KDK'nın çağdaş anlamda bir ombudsmanlık kurumuna dönüşmesi konusunda Avrupa Birliği'nin öneri, görüş ve eleştirilerinin neler olduğunu, KDK'nın kurumsal yapılanmasında ve işleyişinde bu önerilerin ve Venedik Komisyonu İlkeleri'nin ne kadarının dikkate alınıp hayata geçirildiğini ortaya koymaktır. Tezde AB'nin söz konusu görüş ve önerileri başlıklar halinde açıklanmakta, her bir başlık altında AB'nin Türkiye'den beklentileri ve KDK'nın bunların ne kadarını karşılayabildiği ortaya konulmaktadır

Avrupa BirliğiKamu Denetçiliği KurumuOmbudsman+2
Serpil Ağbaba
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Kıbrıs politikasının zaman içinde değişen seyri

Bu tezin temel amacı Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) Kıbrıs sorununa bakışını ve hangi politikalarda değişimi uyguladığını ve bu politikaların zaman içinde değişimini ortaya koymaktır. AKP, iktidara gelmesiyle birlikte Kıbrıs konusunda devletin geleneksel politikalarından farklı politikalar uygulayacağını açıklamıştır. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Annan'ın adayı bir bütün olarak Avrupa Birliği'ne (AB) üye yapmayı hedefleyen Annan Planı'nın Kıbrıs Türklerince kabul görüp Kıbrıslı Rumlarca reddedilmesi ve bu sonuca rağmen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) Avrupa Birliği'ne tek başına adanın meşru temsilcisi olarak kabul edilmesi ve Kıbrıs Türklerinin on yıllardır devam eden tecridinin devam ettirilmesi ve sonrasında Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerinin Kıbrıs sorunu gerekçe gösterilerek büyük ölçüde durdurulması AKP'nin uyguladığı yeni Kıbrıs politikasının sonu olmuştur. AKP'nin Kıbrıs konusunda uyguladığı söz konusu "kazan kazan" politikaları karşısında, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, sorunu "sıfır toplamlı oyun" olarak görmüş ve AB'nin Kıbrıs için sağlayacağı olanakları Kıbrıslı Türklerle paylaşmamayı hedeflemiştir. Bu gelişmelerin sonucunda, Kıbrıs sorununa yeni açılımlar getiren AKP, Kıbrıs konusunda uyguladığı politikalardan vazgeçerek eski geleneksel Kıbrıs politikasına geri dönmüştür.

Adalet ve Kalkınma PartisiAvrupa BirliğiBirleşmiş Milletler+4
Eren Arslan
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yapay zekâ teknolojisinin uluslararası ilişkilerdeki yeri ve büyük güçlerin bu alandaki çalışmaları

Yapay zeka (Al) teknolojisinin tarihsel süreci kavramsal ve teorik açılardan analiz edilen bu çalışmada, Al teknolojisinin uluslararası ilişkiler disiplinindeki yerini siyasi, yönetim, diplomasi, askeri, ekonomik, güvenlik ve savunma alanlarında nasıl etkilediğini ortaya koymak ve gelecekte nasıl etkileyeceğine dair öngörüler de bulunmayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda Dünya siyasetinde önde gelen yapay zeka üreticilerinin (ABD, Çin ve Rusya) bu alandaki çalışmaları ortaya konulmakta ve yakın gelecekte yapay zeka sistemlerinin politika ve karar alma süreçlerinde nasıl bir rol alacağına dair üstleneceği öngörülerde bulunulmaktadır. Ayrıca insan zekasından farklı işleyen düşünce süreçlerine sahip sistemlerin beraberinde getireceği olası senaryoların uluslararası ilişkilerde yerel, bölgesel ve ulusal açıdan güncel ve muhtemel etkileri vurgulanmıştır.

Edanur Günay
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Johnson Mektubu'nun Türk dış politikası üzerindeki etkileri

Batılı, çağdaş ve modern bir devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu günden itibaren dış politikasında Batı yanlısı bir tutum göstererek ABD ve Batılı Devletlerle yakınlaşmıştır. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonrada Batı bloğunu tercih eden Türkiye, özellikle 1950'li yıllarda tam anlamıyla Amerikan yanlısı tutum benimsemiştir. Ancak Kıbrıs Sorunu dolayısıyla İnönü'ye gönderilen Johnson Mektubu sonrasında bu durum değişmeye başlamıştır. Türkiye'de Johnson Mektubu sonrası ABD'ye olan güven sarsılmış ve dış politikada koşulsuz ABD yanlısı tutum terk edilmiş, Türkiye kendine yeni müttefikler arayışına girmiştir. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası ABD'nin Silah Ambargosu'na maruz kalan Türkiye artık tam olarak Amerikan yanlısı görüntüsünü değiştirmeye çalışmıştır. 1965 yılından itibaren hem Ortadoğu Arap ülkeleriyle hem de Sovyetler ile ilişkilerini yeniden tanımlamıştır. Türkiye, Arap-İsrail çatışmasında daha fazla Arap yanlısı politika izlemeye başlamıştır. Bu çalışma, Johnson Mektubu'na kadar Türkiye-ABD ilişkilerini ortaya koyduktan sonra, Johnson Mektubu ile Türkiye-ABD ilişkilerinde ve Türkiye'nin diğer uluslararası sorunlarda değişen politikalarını ortaya koymayı amaçlamaktadır.

AmbargoAmerika Birleşik DevletleriJohnson Mektubu+5
Dilaray Koyupınar
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

27. dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde grubu bulunan siyasi partilerin parti içi demokrasi yönünden incelenmesi

Demokratik hayatın vazgeçilmez bir unsurları olan siyasi partilerin önemli bir bölümü genellikle daha yüksek bir demokrasi standardı getirme iddiasında bulunsalar da çoğu zaman kendi içlerinde bile parti içi demokrasiyi kurumsallaştıramamaktadırlar. Ancak, Türkiye'deki tüm partiler için parti içi demokrasi yönünden bütüncül bir söylemde bulunmak mümkün değildir. Zira bazı partiler bu konuda önemli bir mesafe alırken diğerleri Siyasal Partiler Kanunu'ndaki asgari ölçütleri yerine getirmekle yetinmektedirler. Bu nedenle, Türk siyasal hayatında önemli roller oynayan, TBMM'de grubu bulunan beş partinin parti içi demokrasi konusuna yönelik yaklaşımlarını ortaya koymayı amaçlayan bu tez çalışmasında TBMM'nin 27. Döneminde grubu bulunan AKP, CHP, HDP, MHP ve İYİ Parti'nin parti içi demokrasi ilkesine parti programlarında, tüzüklerinde, seçim bildirgelerinde, söylemlerinde ve uygulamalarında ne kadar yer verildiği ortaya konulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Siyasi Parti, Demokrasi, Parti İçi Demokrasi

Adalet ve Kalkınma PartisiCumhuriyet Halk PartisiDemokrasi+6
Özgür Aksoy
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki sağ ve sol siyasi parti seçmenlerinin AB algıları üzerine bir araştırma

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik süreci ve AB İletişim Stratejisi kapsamında Türk toplumunun AB algısı önemli bir yere sahiptir. Bu yüzden Türk toplumunun AB'ye bakışını ortaya koymak için farklı açılardan kamuoyu araştırmaları yapılmaktadır. Ancak farklı politik görüşlere sahip bireylerin AB algılarının farklılaşıp farklılaşmadığına yönelik çalışmalar yok denecek kadar azdır. Kamuoyu araştırmaları Türkiye-AB ilişkileri ve bu ilişkilerin dinamiklerini anlamakta ve açıklamakta kritik bir rol almaktadır. Kamuoyu araştırmaları sonucunda elde edilen verilerin doğru analizi, Türkiye'nin AB ile ilişkilerindeki mevcut durumunu ve gelecekte atacağı adımları belirlemede önemli katkılar sağlayabilir. Politik yönelimler Türkiye-AB ilişkileri açısından mevcut durumunu yeniden değerlendirme fırsatı sunabilmektedir. Bu bağlamda bu tez çalışmasının temel amacı AB algısının farklı politik görüşe sahip yurttaşlar arasında farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymaktır. Bu çalışmada ilk olarak literatür çalışması yapılmıştır, ikinci olarak; daha önce kurum kuruluş ve kişiler tarafından Türkiye'nin AB algısına yönelik yapılmış olan kamuoyu araştırmaları incelenmiş ve derlemesi yapılmıştır. Araştırma için yüz yüze anket tekniği kullanılmıştır. "Türkiye'de sağ ve sol yelpazedeki siyasi parti seçmenlerinin AB algıları" başlıklı anket çalışması toplam 4140 siyasi parti seçmeni ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS ile analiz edilmiş, sonuçlar rapor haline getirilmiştir.

Sibel Gözütok
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa komisyonu Türkiye raporlarında çocuk haklarına yönelik ifadelerin analizi

Bu tezin amacı, Türkiye'deki çocuk haklarının gelişimine önemli katkılarda bulunan Avrupa Komisyonu'nun Türkiye raporlarında çocuk haklarına yönelik ifadeleri analiz ederek var olan durumu tespit etmek ve çocuk haklarının geliştirilmesi ve çocukların sorunlarının azaltılmasına yönelik önerilerde bulunmaktır. Nitel araştırma yaklaşımlarından doküman tarama tekniğinin kullanıldığı çalışmada, konuyla ilgili çeşitli kitaplar, gazete haberleri, makaleler ve raporlar gerek kavramsal gerekse istatistiksel açıdan analiz edilmiştir. Bu bağlamda, 1998 yılından başlayarak 2024 yılına kadar düzenli bir şekilde yayımlanan 26 adet Avrupa Komisyonu Türkiye raporu incelenmiş, Türkiye'de çocuk hakları ve çocukların sorunlarına yönelik önemli bulgular tespit edilmiştir. Çocuk yoksulluğu, çocuk işçiliği, çocuk evlilikleri, okula devam edemeyen çocuklar, sokak çocukları, çocuğa yönelik şiddet ve cinsel istismar vakaları, çocuk mahkemelerinin ve cezaevlerinin yetersizliği, farklı inançtan çocuklara yönelik zorunlu din dersleri ve anadilde eğitimde ilgili yaşanan sorunlar başta olmak üzere çocukların hakları ve sorunlarına yönelik tespit ve öneriler ortaya konulmaktadır. Tezde, ayrıca, Türkiye'de çocuk hakları konusunda mevcut durum, farklı rapor ve veriler yardımıyla ortaya konulmakta, yaşanan sorunlar ve sebepleri analiz edilmekte ve sonuç bölümünde çocuk haklarının geliştirilmesine ve çocukların sorunlarına yönelik çözüm önerilerinde bulunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Çocuk, Çocuk Hakları, Avrupa Komisyonu Raporları.

Melike Özkaya
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Trump'ın otoriterleşme eğilimleri karşısında ABD siyasal sisteminin hükümet gücünü sınırlandırma olanakları

Başkanlık sisteminin neredeyse yegâne başarılı örneği olan ABD başkanlık sistemi, iki buçuk yüzyılı aşan tarihsel süreç içinde ortaya çıkmış, başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Ancak, otoriterleşme rüzgarlarının estiği ve giderek pek çok demokrasinin otoriter yönetimlere evrildiği günümüz dünyasında ABD de otoriterleşme girişimlerine sahne olmaktadır. Trump'ın, yasadışı ve yasal göçmenlere yönelik düzenlemeleri, siyasi rakiplerine yönelik soruşturmalar, yargı kararlarını dikkate almama, yasamanın yetkisindeki konulara müdahale, üniversiteleri ve medyayı kontrol etmeye yönelik düzenlemeler gibi birçok tartışmalı politikayı yürürlüğe koyması, ABD demokrasisinin geleceği hakkında endişelerin artmasına yol açmaktadır. Başkan Trump, yürütme gücünü genişleterek yasama ve yargı gibi diğer güçleri etkisiz bırakarak kuvvetler ayrılığı ilkesini, fren ve denge sistemlerini ve sonuç olarak Amerikan demokrasisini zayıflatmaya çalışmakla eleştirilmektedir. Bu tez çalışmasının temel amacı, Başkan Trump'ın, otoriterleşme yönelimleri kapsamında yürütme gücünü genişletme çabalarını önlemek için ABD demokrasinin sahip olduğu olanakları ortaya koymaktır. Bu kapsamda, Trump'ın, otoriterleşme yönelimlerini engellemede, kuvvetlerin birbirleri üzerinde baskı kurmasını engelleyen ABD Anayasası, fren ve denge sistemleri, federalizm ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin yanı sıra bağımsız medya, üniversiteler, sivil toplum, bağımsız yargı ve Kongre'nin sahip olduğu araçların etkinliği analiz edilmektedir.

Ülkem Alkan
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00

Other supervisors