Theses supervised by Prof. Dr. Hilmi Yüksel
14 theses · Dokuz Eylül University
Tavukçuluk sektöründe Altı Sigma yaklaşımı ile canlı maliyetlerinin düşürülmesi
Bilim ve teknolojide meydana gelen hızlı gelişme ve değişimlere paralel gelişen yeni yönetim yaklaşımları iş dünyasındaki rekabeti küresel boyuta taşımıştır. Geleneksel yönetim stratejileri, firmaları küresel rekabet karşısında ayakta kalabilmek, rekabet edebilir kılmak ve rakiplerine karşı fark yaratarak sektöründe öncü olabilmek için yeni üretim ve yönetim yaklaşımlarını öğrenmeye ve uygulamaya zorlamıştır. Bu yeni yönetim anlayışının unsurlarından biride Altı Sigma yaklaşımıdır. Altı Sigma yaklaşımı, üretimden sipariş almaya kadar tüm süreçte ürünlerin, hizmetlerin ve süreçlerin kalite seviyesini ortaya koyar. Sayısal bir değer olan bu kalite seviyesi tüm süreçte sıfır hatadan ne kadar sapma olduğunu gösterir. Süreçlerin kalite seviyesinin ölçümüne imkân veren Altı Sigma ile süreçlerin arzulanan kalite seviyesinde olup olmadığı ve varsa sapmanın değeri sayısal olarak görülebilmektedir. Bu sayede kilit süreçler tespit edilebilmekte ve düzeltici önlemler alınmasına imkân sağlanmaktadır. Amaç Altı Sigma kalite seviyesine ulaşabilmektir. Bu çalışma 3 bölümden oluşmakta ilk bölümünde Altı Sigma'nın ne olduğu tarihçesi , Altı Sigma'da sorumlu kişiler ve Altı Sigma Metodolojisinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde Altı Sigma'nın süreç iyileştirmede kullandığı istatistiki araçlar anlatılmıştır. Üçüncü ve son bölümde tavukçuluk sektöründe yer alan bir gıda firmasında ürün maliyetinin düşürülmesi için uygulanmış bir Altı Sigma projesinden ve bu proje detaylarından bahsedilmiştir. Anahtar Kelimeler : Altı Sigma , Maliyetlerin Düşürülmesi, Tavukçuluk
Sağlık kurumlarında hasta hakları kapsamında hasta memnuniyetsizliğini etkileyen faktörlerin analizi
Sağlık kurumlarının, hastaların ihtiyaç ve beklentilerini karşılayabilmesi için hastalardan gelen geri bildirimlere önem vermesi gerekir. Sağlık çalışanlarının sorumluluğu sadece teşhis ve tedavi etmek değil sağlık hakkının kişilere ulaşmasını sağlamak olmalıdır. Çalışmamıza konu olan hasta hakları günden güne önemi artan bir konudur. Hastaların şikâyetlerine duyarlılık gösteren sağlık tesislerinin çoğalması hasta memnuniyetinin sağlanması ve kalitenin artırılması için önemlidir. Bu çalışma ile toplam kalite yönetimi kapsamında Sağlık Bakanlığı hastanelerinin şikâyet yönetim sistemi incelenmiştir. Hasta hakları uygulamalarına yönelik hasta şikâyetlerini dolayısıyla hasta memnuniyetsizliği değerlendirilerek, en çok şikâyete konu olan hasta hakları ihlali tespit edilmiştir. Konuya ilişkin iyileştirme önerileri geliştirilmiştir. Sağlık Bakanlığına bağlı kamu hastanelerine yapılan şikâyetleri içeren 2013 yılına ait veriler Sağlık Bakanlığı Hasta Hakları ve Tıbbi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı'ndan elde edilmiştir. Çalışma Hasta Hakları Birimi veri tabanında yer alan 2013 yılına ait 28.729 hasta şikâyetini kapsamaktadır. Başvuruların büyük ölçüde "hizmetten genel olarak faydalanamama" (% 46 ) olduğu ve polikliniklerdeki hizmetleri kapsadığı tespit edilmiştir. Buna yönelik iyileştirme önerileri geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Toplam Kalite Yönetimi, Sağlıkta Kalite, Hasta Memnuniyeti, Hasta Hakları, Hasta Şikâyetleri
Çevresel sürdürülebilirlik ve tedarik zincirinde çevresel sürdürülebilirlik performansının ölçülmesi
Sürdürülebilirlik fikri, ekonomik kalkınma çabalarının çevreye olan olumsuz etkilerinin küresel bir soruna dönüşmesi neticesinde 1970'li yıllardan itibaren geniş kabul görmeye başlamıştır ve "Sürdürülebilir Kalkınma" modelinde kavramsallaşmıştır. Uluslararası boyuttaki çevresel ve ekolojik hareketler ile birlikte ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilir olma niteliği önem kazanmıştır. Mevcut serbest piyasa sistemi içerisinde ekonomik faaliyetler işletmeler tarafından gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla sürdürülebilirliğin sağlanması için işletmelerin satın alma, üretim, pazarlama ve dağıtım işlemlerinden oluşan tedarik zinciri boyunca çevre ile uyumlu, sürdürülebilir politikalar izlemeleri gerekmektedir. Bu politikalar yeşil ve yalın yaklaşımlarda kendisine yer bulmuştur. Sürdürülebilir yaklaşımlar sadece doğal çevrenin korunması değil aynı zamanda kaynak verimliliğinde sağladığı artış nedeniyle de önem taşımaktadır. Bu nedenle işletmeler çağdaş tedarik zinciri yönetimi uygulamalarını benimsemekte ve sürdürülebilir politikalara yönelmektedirler. Zira yasal gereklilikler, tüketici beklentileri ve ticari hedefler, işletmeleri gerçekleştirdiği tüm tedarik zinciri faaliyetlerinde çevre dostu olmaya zorlamaktadır. Bir işletmenin tedarik zincirinin çevresel boyutta ne kadar sürdürülebilir olduğu, o işletmenin tedarik zinciri boyunca gerçekleştirdiği faaliyetlerin çevresel etkilerinin ölçümü ile anlaşılabilmektedir. Böylece işletmenin tedarik zincirinin çevresel performansı ortaya çıkar. İşletmelerin yapısına ve faaliyet alanına göre bu performansın ölçümüne esas göstergelerin değişiklik göstermesinin yanı sıra izlenen politikalar ve süreçler de performansı etkilemektedir. Bu çerçevede, söz konusu performans göstergelerine ve işletmedeki uygulamaların çevresel performansa etkilerine değinilerek bir uygulamaya yer verilmiştir.
Kent içi toplu taşımacılığın bir şekli olan metro hattında hizmet kalitesinin ölçümü
Metro sistemleri günümüzde emniyetli, konforlu, taşıma kapasitesi yüksek, ekonomik ve hızlı ulaşım imkânı sağlayan toplu taşıma araçları içerisinde en fazla kabul gören ve kent içi ulaşımda önemli bir yere sahip olan sistemlerdir. Yaşanan trafik sorununu azaltma potansiyeli bulunan metronun verdiği hizmetin kaliteli olması, kent içi toplu taşımacılığı için önemli bir olgudur. Günümüz küreselleşen dünyasında tüm sektörlerdeki örgütler "toplumun beklenti ve ihtiyaçlarını karşılamak, onlara hizmet etmek" şeklinde ifade edilebilecek mesajlarla halkın ve müşterilerin karşısına çıkmaktadır. Hizmet kalitesi anlayışının, yukarıda saydığımız nedenlerle kent içi ulaşımda önemli bir yere sahip metro sistemlerine uyarlanması kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu çalışmada müşterilerin İzmir Metroda bulunmasını istedikleri ve ihtiyaç duydukları niteliklerin belirlenmesi, bekledikleri ve algıladıkları hizmet kalitesi ölçümü ele alınmaktadır.
Performans yönetimi ve dengeli ölçüm kartının bir üretim işletmesinde uygulanması
Bu çalışmanın amacı, Dengeli Ölçüm Kartı'nın (BSC) performans ölçüm sistemi olarak bir üretim işletmesine uygulanmasını göstermektir. Bu amaç kapsamında, çalışmanın birinci bölümünde performans ve performans yönetimi açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, BSC modelinin gelişimi ve uygulama aşamaları anlatılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde, BSC uygulamasının gerçek veriler ışığında bir üretim işletmesine nasıl uygulanması gerektiği gösterilmiştir. Buna göre, incelenen firmanın misyon ve vizyonunun işletme nitelikleri bağlamında belirlenmesi, BSC modelinin boyutlarının tespit edilerek kritik başarı faktörlerinin tespiti, kritik başarı faktörlere ilişkin ilgili değişkenlerin belirlenmesi, bu değişkenlerin mevcut, hedeflenen ve alt-üst seviye değerlerinin hesaplanması, ilgili değişkenlerden sorumlu kişilerin belirlenmesi, ve değişkenlere ilişkin eylem planlarının ve bütçelemelerinin yapılması gerektiği önerilmiştir. Çalışmanın akademik yazına katkısı, BSC uygulamasının bir üretim işletmesinde gerçek veriler ve ilgili analizler kullanılarak nasıl uygulandığının gösterilmesidir.
Değer akış haritalama ve bir üretim işletmesinde uygulaması
Kısaltılmış ürün yaşam döngüsü, artan talepleriyle müşteriler, küreselleşme ve e-ticaret, daha hızlı bir biçimde tepki vermeleri ve daha kısa çevrim süreleri elde etmeleri için şirketler üzerinde yoğun bir baskı oluşturmuştur. Hızlı dönüşü sağlamanın yollarından biri de yeterli miktarda stok bulundurmaktır. Ancak, özellikle ürün eskimesi ya da zamanla talep görmez hale gelmesi durumu göz önüne alındığında, stoklama maliyetleri kolayca engel teşkil eder hale gelebilir. İşletim sistemini gereksiz fazlalıklardan arındırılmış, yalın ve yüksek performanslı hale getirerek, değişen müşteri taleplerine uyum sağlamak daha akıllıca bir yaklaşımdır. İhtiyaçtan doğan Yalın Üretim Metodolojisi, şirketlere sadece bir takım araçlar sunmakla kalmayıp, zorlu ve rekabetçi olan piyasada rekabetçi kalabilmek için yeni bir felsefe ve mücadele şansı sunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Yalın Üretim Metodolojisinin temel kavramlardan biri olan ve Değer Akış Haritalaması olarak bilinen kavramı inceleyip değerlendirmektir. Bu kavram, israfların tespiti vasıtasıyla sürece uzanan yolu, sirkülasyon süresini azaltma ve iyileştirme yollarını gösterir ki bu özelliklerinden ötürü Yalın sistemin temel prensibidir. Bu çalışmada öncelikle Yalın Sistemin tüm temel kavramlarına genel bir bakış sağlanmakta, ancak daha da önemlisi, Değer Akışı Haritalama yönteminin bir üretim ortamı içinde pratik olarak nasıl uygulandığı da gösterilmektedir. Yöntemin uygulanması, araba parçaları üreten ve bunları doğrudan Avrupa'nın en büyük orijinal otomotiv ekipman üreticilerinden (OEM) birine doğrudan tedarik eden orta ölçekte bir şirkette yapılmıştır. Seçili şirket tarafından yapılan ilk değerlendirme sırasında ve mevcut durum haritalama süreci boyunca en önemli imalat istatistikleri kaydedilmiş ve analiz edilmiştir. Bunlara ek olarak, yüksek stok seviyelerinin yanı sıra tüm değer akışının anahtar performans göstergesindeki (KPI) düşük çalışma zamanı, tespit edilen önemli problemlerden bazılarıdır. Tezin ikinci kısmı, yalın üretim teknikleri kullanılarak seçili değer akışı çerçevesinde israf kaynaklarının ortadan kaldırılmasına yönelik çözüm önerileri sunmaktadır. Yapılan bu araştırmanın sonucunda, Değer Akışı Haritalaması uygulanarak, yalnızca israf kaynakları belirlenmemiş, aynı zamanda 5S ve SMED gibi yöntemlerin uygulanmasıyla da dikkate şayan süreç iyileştirmelerinin gerçekleştirilebileceği kanıtlanmıştır.
İş sağlığı ve güvenliğinde risk değerlendirmesi (5x5 ve Fine-Kinney yönteminin bina inşaatında uygulanması)
Çalışma koşulları ve ortamının sağlığa uygun olmaması, çalışanların yeterli düzeyde gerekli eğitimi almamasından dolayı yaşanılan bilinçsizlik, ergonomik olumsuzluklar ve çalışanların kişilik yapıları iş kazaları ve meslek hastalıklarının yaşanmasına neden olmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği, bireyleri iş kazaları ve meslek hastalıklarından korunmaları adına yapılacak olan tüm uygulamaları kapsamaktadır. Bu uygulamaların esas amacı ise iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesidir. Her sektörde birçok tehlike ve risk mevcut olduğundan dolayı bireylerin çalışma hayatı boyunca tehlikeli durumlarla karşılaşma olasılığı bulunmaktadır. Risk değerlendirmesi, yapılan iş ile ilgili faaliyetlerle ilişkili tehlikeleri ve riskleri belirleyen, maruz kalmanın etkilerini hesaplayan ve bunun sonucunda oluşabilecek yaralanma veya sakatlık riskini kontrol altında tutmak adına gerekli olan tedbiri uygulayabilen bir süreçtir. Risk değerlendirmesi, risklerin kontrol edilmesi ve kabul edilebilir seviyede kalması için uygulanması gereken risk kontrolü kararlarını içermektedir. Risk değerlendirmesi uygulamak zorunlu olmakla birlikte birçok işveren ve çalışanın önceden uyarılması ve önlem alınmasına olanak sağlaması adına oldukça önem taşımaktadır. Bu çalışmanın birinci bölümünde iş sağlığı ve güvenliği kavramı, amacı, önemi ve bu konu ile ilgili temel bilgilere yer verilmektedir. İkinci bölümde ise risk yönetimi aşamaları ve risk değerlendirmesi ayrıntılı bir biçimde açıklanmaktadır. Üçüncü bölümde, uygulamada yer alan bina inşaatı faaliyetleri için belirlenen iki yöntemle risk değerlendirmesi yapılmış olup elde edinilen veriler değerlendirilmektedir.
Bir ileri teknoloji fabrikasının dördüncü endüstri devrimine uyumu
Üretim teknolojilerinde yaşanan devrim niteliğindeki yeniliklerle, Dördüncü Endüstri Devrimi gerçekleşmektedir. Şüphesiz ki; bu devrim de daha önce yaşanan devrimler gibi birçok yenilik ve gelişmeye yol açacaktır. Henüz başlangıç aşamasında olan Dördüncü Endüstri Devrimi, şu anda dahi, birçok değişime sebep olmuştur. Özellikle Nesnelerin İnterneti, otonom robotlar ve 3 boyutlu yazıcılar sayesinde üretim metotlarının radikal bir değişime uğrayacağı açıktır. İşletmeler ve ülkelerin, diğer işletme ve ülkelerle rekabet edebilmeleri için, bu devrimi yakından izlemeleri ve devrimin getirdiği yenilikleri uygulamaları elzemdir. Dördüncü Endüstri Devrimi'nin amacı tam otomasyonu sağlamak olduğu için maliyetlerin tarihteki en düşük seviyeye inmesi mümkündür. Ancak işsizlik oranının tarihteki en büyük sayıya ulaşabileceği senaryosu üzerinde de durulmaktadır. Bu tez çalışmasının ilk bölümünde daha önce yaşanan endüstri devrimleri üzerinde durulmuş ve tarihi gelişimleriyle ilgili ayrıntılı bilgi verilmiştir. İkinci bölümünde, günümüzde yaşanmakta olan Dördüncü Endüstri Devrimi'yle ilgili gelişmelere, uygulamalara ve ülkelerin bu konudaki planlarına yer verilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise Manisa ilinde faaliyet göstermekte olan bir fabrikada Endüstri 4.0 uygulaması yapılmasının sonuçları araştırılmıştır.
Üretimde dijital dönüşüm kapsamında Artırılmış Gerçeklik (AR) uygulamaları: Bir üretim işletmesinde farklı Artırılmış Gerçeklik (AR) yatırım senaryolarının değerlendirilmesi
Günümüzde işletmeler, teknolojik gelişmeleri uygulamalarında kullanarak, süreçlerini iyileştirmekte, maliyetlerini düşürmekte ve kalitelerini arttırmaktadır. Hızla gelişen teknolojileri üretim uygulamalarına dahil etmek işletmelerin rekabet avantajı elde etmesine yardımcı olmaktadır. Üretimde dijitalleşme konusu, verinin dijitalleştirilmesi, işlerin dijital ortamda yapılması ve örgütlerin dijital dönüşüm ile köklü bir yapısal reformudur. Üretimde dijital dönüşüm teknolojileri içinde sıralanan Artırılmış Gerçeklik (AR) teknolojisi de gerçek ortam görünümüne sanal görünüm eklenerek bilgiyi zenginleştirmenin bir yoludur ve işletmelerde montaj işlemlerinde kalite uygulamalarında, malzeme hazırlama ve endüstriyel eğitim gibi alanlarda kullanılmaktadır. Bu çalışmada bir üretim işletmesinde farklı artırılmış gerçeklik (AR) yatırım senaryolarının değerlendirilmesi için uygulama yapılmaktadır. Montaj hattında AR teknolojisinin kullanımı konusunda literatürüne katkı sunulmaktadır. Uygulamada, montaj hattında AR teknolojisi kullanımı ile tamamlanma süresi değişen görevlerin ataması yapılmaktadır. Çevrim süresinin enküçüklenmesi amacıyla kurulan modellerde, AR teknolojisinin kullanımı ile montaj hattının mevcut durumundan sağlanabilecek iyileştirmeler ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Çalışmada kurgulanan modeller, otomotiv sanayiinde, otomobil far üretimi yapan bir üretim işletmesinde uygulanmaktadır. Çalışmada üretim tesisinde AR teknolojisi kullanımı ile çevrim süresinin kısaltılması ve üretim miktarının artması durumları farklı senaryolar açısından sunulmaktadır ve montaj hattına dahil edilmesi gereken AR teknolojisi konusunda öneri geliştirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Artırılmış Gerçeklik, Üretimde Dijital Dönüşüm, AR Teknolojisinin Montaj Hattında Kullanılması, Endüstriyel Eğitim
Çok çeşitli az hacimde atölye tipi üretim yapan işletmelerde değer akış haritalama ve bir üretim işletmesinde uygulama
Küreselleşen ticaret koşullarında firmalar müşterilerin taleplerine cevap verebilmek adına sürekli rekabet içine girmiştir. İnternet satışlarının da yaygınlaşmasıyla işletmeler için esneklik oldukça önem kazanmıştır. Artan hammadde fiyatları ve değişken taleplere karşın firmalar stok tutmadan üretim yapmaya çalışmaktadır. Sipariş teslimatında uzun süreler beklemek istemeyen müşteriler ve stok maliyetleri göz önüne alındığında işletmelerin amacı tam zamanında üretim yapmak olmuştur. Tam zamanında stoksuz üretim yapmanın yolu yalın bir üretimden geçmektedir. Yalın üretim ve sürekli iyileştirme sayesinde üretimde rol alan tüm birimler kendini sürekli yenileyerek dinamik tutmaktadır. Yalın üretim sistemleri fabrikalarda israflardan arındırılmış, yüksek verim ve performans ile sadece katma değer yaratan faaliyetlere odaklanmaktadır. Yalın üretimin temelleri önceki yıllara dayansa da hala önemini koruyan bir yapıya sahiptir. Yalın dönüşüm sadece üretim sistemi olmaktan çıkıp üniversitelerde derslerde anlatılan bir israfla mücadele felsefesi haline gelmiştir. Bu çalışmada öncelikle yalın üretim kavramı hakkında bilgi verilmiş, uygulama teknikleri açıklanmıştır. Çalışmada yalın üretim teknikleri detaylandırılmıştır. Değer nedir? Müşteri için değer yaratmak nedir? Sorularına yanıtlar verilmiştir. Bir yalın üretim tekniği olarak kullanılan değer akış haritalama tekniği ile müşteri için katma değer yaratan faaliyetler ortaya çıkarılmıştır. Üretim sistemleri içerisinde siparişe dayalı atölye tipi üretim detaylandırılmıştır. Siparişe göre az hacimde çok çeşitli üretim kavramı hakkında bilgiler verilmiştir. Uygulama yapılan işletme için mevcut ve gelecek durum haritaları ile israflar tespit edilip çeşitli Kaizen'ler ile proseslerde ve akışta gerekli iyileştirmeler önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tam zamanında üretim, Yalın üretim, Değer akışı, Değer akış haritalama, Kaizen.
Tedarik zinciri yönetiminde blok zincir kullanım kriterlerinin belirlenmesi ve AHP yöntemi ile ağırlıklandırılması
Tedarik zincirlerinin küreselleşmesi iş süreçlerinin yönetimini ve kontrolünü zorlaştırmaktadır. Dağıtılmış olarak blok zincir teknolojisi şeffaflık, izlenebilirlik ve güvenlik sağlayan dijital defter teknolojisini kullanarak bazı küresel tedarik zinciri yönetimi sorunlarının hafifletilmesi için umut vaat etmektedir. Bu araştırmada tedarik zinciri yönetimine yönelik potansiyel bir uygulama ile blok zincir teknolojisi ve tedarik zinciri yönetimindeki kullanım kriterleri incelenmektedir. Bloklar halinde şifrelenmiş dijital verilerin dağıtık kayıtlar yolu ve protokollerle birebir paylaşım sistemi olarak tanımlanabilen ve Bitcoin'in arka planında yatan blok zinciri teknolojisi, ortaya çıktığı 2008 yılından bu yana neredeyse tüm endüstri alanlarıyla entegrasyon sağlayarak tam bir teknolojik devrime neden olmuştur. Araştırmada ise blok zincirinin kullanım kriterleri tedarik zinciri yönetimi kapsamında belirlenmiş, incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Tedarik zincirinde blok zincir teknolojisinin kullanım alanları gün geçtikçe artış göstermekte ve tedarik zinciri katılımcılarının bu alana olan ilgisi artmaktadır. Bunun için iki durum arasındaki ilişkinin detaylı bir şekilde incelenmesi, gelecek çalışmalar ve kullanılabilirlik adına bir yol haritası görevi görmektedir.
Endüstri 4.0 entegrasyonu ile Türkiye elektrik enerjisi dağıtım ağı arızalarının gerçek zamanlı ve yapay zekâya dayalı öngörü sisteminin geliştirilmesi: İzmir-Çeşme uygulaması
Dünya, yapay zekâ, donanım ve yazılım alanlarındaki gelişmelerin sağladığı imkânlar neticesinde; farklı sistemler arasında sürekli veri akışlarının olduğu, sistemlerin birbirini uyarabildiği, operasyon kararlarının ve düzeltmelerin otonom şekilde gerçekleştirildiği ve tüm işlemlerin gerçek zamanlı yapılabildiği bir dönüşümün içinde hızla ilerlemektedir. Endüstri 4.0 olarak adlandırılan; ürünlerin, nesnelerin, süreçlerin, makinaların, teçhizatların ve daha birçok platformun gerçek zamanlı birbirine bağlanabildiği ve operasyonların yine gerçek zamanlı gerçekleştirildiği akıllı dönüşüm sayesinde günlük yaşam birçok noktada etkilenmektedir. Türkiye kamu ve özel sektör sistemlerinde Endüstri 4.0 entegrasyon seviyesinin yükseltilmesiyle devlet yönetim ve operasyon etkinliği yanında; kurumlardan alınan hizmet kalitesinde önemli artışlar sağlanacaktır. Devletin yüksek maliyetli operasyonlarında iyileşmeler yaşanacaktır. Bu çalışmada enerji sektöründe yer alan elektrik enerjisi dağıtım ağları için Endüstri 4.0 bileşenleri entegrasyonuna ait kazanımlar yanında; dağıtım şebekelerinin saatlik sistem çalışma durumu tahmini için derin öğrenme yöntemi ile hedef programlama tekniğinin hibrit şekilde kullanıldığı model önerilmektedir. Çalışmada, Çeşme' de kurulu dağıtım şebekesinin çalışma durumuna, elektrik tüketimine ve ilçenin meteorolojik faktörlerine ait saatlik veriler kullanılmıştır. Yüz farklı derin öğrenme modelinin tahmin sonuçları alınmıştır. Hedef programlama modeli sayesinde, derin öğrenme modelleri tarafından oluşturulan tahmin sonuçları kullanılarak; enerjiye kesintisiz ulaşım konusunda bireylerin, kamu ve özel sektör işletmelerinin aldığı hizmet kalitesinin artırılmasını ve elektrik dağıtım işletmesinin operasyon maliyetinin minimizasyonunu sağlayan derin sinir ağı modelinin seçimi hedeflenmektedir. Derin öğrenme ve hedef programlama modellerini gerçek zamanlı çalıştıracak ve optimal tahmin modelini önerecek algoritma geliştirilmiştir. Çalışma, şebekeleri etkileyen faktör sayısının ve veri hacminin artırılması yanında; kullanılan tekniklerin geliştirilerek Türkiye' de kurulu ve kurulacak olan tüm elektrik enerjisi dağıtım şebekelerine uygulanması konusunda ön çalışma özelliğini taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Endüstri 4.0, Yapay Zekâ, Derin Öğrenme, Hedef Programlama, Optimizasyon, Operasyon Yönetimi, Elektrik Enerjisi Dağıtım Ağı, Arıza Öngörüsü, Üretim ve Hizmet Sistemleri, Kamu Sektörü, Güvenilirlik
Değer akış haritalama ve bir üretim işletmesinde uygulaması
Günümüz rekabet koşulları, işletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri için müşteri odaklı çalışmaya zorlamaktadır. Rekabet koşulları, yenilik ve değişikliklere açık olmakla birlikte dinamik olmayı gerektirmektedir. Müşteri odaklılık ise müşteri gereksinimlerinin karşılanması ve hatta onların beklentilerinin ötesine geçebilmeyi hedefler. Bu doğrultuda, işletmeler üretim sistemlerini geleneksel üretim yerine günümüz rekabet koşullarına ayak uyduracak üretim sistemlerine göre şekillendirmeye çalışmaktadır. Bu koşullar işletmeleri, kendilerinin rekabet gücünü artıran ve müşteri odaklı çalışmalarına olanak sağlayan yalın üretim sistemi ile tanıştırmıştır. Yalın üretim, üretim süreci boyunca ürüne değer katmayan faaliyetleri israf olarak görerek ortadan kaldırmaya çalışır ve müşteri beklentisi olan değere odaklanır. İşte yalın üretim kapsamında yer alan değer akış haritalama, ürüne değer katan ve değer katmayan faaliyetlerin görülmesinde kullanılan bir tekniktir. Bu çalışmanın amacı, yalın üretim kapsamında yer alan değer akış haritalama kavramını araştırmak ve değer akış haritalama uygulamasını bir üretim işletmesinde yaparak sonuçları değerlendirmektir. Bu doğrultuda, tezin birinci bölümünde "Yalın Üretim", ikinci bölümde "Değer Akış Haritalama" konuları hakkında literatür araştırması yapılmış ve bu konuların incelemesi ilgili bölümlere yansıtılmıştır. Üçüncü bölümde yalın üretimi uygulamayan bir üretim işletmesinde, araştırma konusunun uygulaması olan değer akış haritalama, toplanan veriler doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Bu veriler ışığında işletmenin mevcut durumu gözler önüne serilmiş ardından planlanan iyileştirme çalışmalarının sonucuna göre gelecek durum haritası çizilmiştir. İki harita arasındaki fark analiz edilmiş ve kazanımlar değerlendirilmiştir. Uygulama bölümünde yer alan mevcut durum değer haritasını incelediğinizde, geleneksel yöntemle üretim yapan bir işletmenin durumunu görebileceksiniz. İsraf ve arıza kaynaklı duruşlardan dolayı üretim akış süresinin ne kadar çok uzadığı açık bir şekilde görülebilmektedir. Uygulanan yalın üretim teknikleri ve yapılan iyileştirmeler sonrasında, israfların ortadan kalktığı, süreçlerin birbiri ile uyumlu çalıştığı ve müşteri talebi doğrultusunda değerin aktığı, gelecek durum haritası çizilebilmiştir. İşletmenin kazanımları, üretim akış süresinde % 61 ve işlem süresinde % 42 oranında iyileşmedir. Diğer iyileştirmeler tezin ilgili bölümlerinde yer almaktadır. Yapılan bu araştırma kapsamında, benzer sorunlar yaşayan işletmelere, değer akış haritalama tekniğini kullanarak sorunlarını çözmelerine, katkı sağlayacak bir örnek sunulmuştur. İşletmeler bu örneği inceleyerek, kendilerinin mevcut ve gelecek durumlarını görmelerinde, yardımcı olarak kullanabilirler.
Malzeme ihtiyaç planlama sisteminin kurulması ve bir işletmede uygulanması
Çağımızda sürekli değişikliğe uğrayan ve gelişen ekonomik koşullar altından rekabet avantajını sağlamak giderek zorlaşmaktadır. Teknolojinin yaygınlaşması ile işletmeler, teknolojiye eskisinden daha kolay ve ucuz şekilde erişim sağlayabilmektedir. Bu ortamlarda işletmelerin ayakta kalmalarını ve rekabet avantajı kazanmalarını sağlayabilecek olan politika stok yönetim politikasıdır. Talebi karşılamak üzere en uygun malzemeye, uygun yoldan ve fiyattan ulaşabilen işletmeler, maliyet avantajından dolayı rekabet savaşında her zaman güçlü taraf olacaktır. Bu rekabet ortamında işletmeler planlanmış olan üretimi uygun koşullar altında tamamlayabilmek adına, gerekli malzemelerin üretim yerine gelişini, mümkün olan şekilde en az stok bulundurarak üretim ve sevkiyat faaliyetlerini tamamlamak amacıyla malzeme ihtiyaç planlama sistemini hayata geçirmektedirler.Malzeme ihtiyaç planlaması amacı mümkün olduğu kadar düşük stok seviyesi ile üretim ve sevkiyat faaliyetlerinin tamamlanmasına destek olan bilgisayarlı bir stok kontrol ve üretim planlama sistemidir. Bu tez çalışması, kompozit tekstil üretimi yapan bir işletmede malzeme ihtiyaç planlama sisteminin kurulmasını ve uygulamasını içermektedir. Bu nedenle geniş çaplı bir literatür taramasının ardından uygulama gerçekleştirilmiştir.