Theses supervised by Prof. Dr. Hilmi Bayraktar
17 theses · Gaziantep University
İdrak gazetesinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi
İdrak gazetesi 1919 yılında 28 Nisan – 22 Temmuz tarihlerinde 33 sayı yayınlanmıştır. '' İştirakçı '' Hilmi tarafından yayınlanmıştır, gazete aynı zamanda Türkiye Sosyalist Fırkasının yayın organıdır. Gazete yayınlanmaya başladıktan kısa bir süre sonra 15.sayıda kapatılmış, ancak 1,5 ay sonra tekrar yayınlanmaya başlanmıştır, 17 gün yayınlandıktan sonra 33.sayıda kalıcı olarak yayın hayatına son verilmiştir. Gazetenin 16. , 17. Ve 21. Sayıları bulunamamıştır. İdrak sosyalizmin Osmanlı Türkiye'sinde tanıtımı ve yayılması konusunda etkili olmuştur. Sosyalizm ile ilgili isimsiz yazı dizileri yayınlamışlardır, '' Sosyalizm Alemi '' haberlerle dünyadaki ve memleketteki işçi hareketleri, sosyalist hareketler hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca barış görüşmeleri, İttihatçıların davaları, devletin yaptığı atamalar, Damat Ferit Paşa kabinesi ve İzmir'in işgali, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda haberler yapılmıştır. Gazete İttihatçılara karşı sert bir muhalefet yapmaktadır, bu yazılara ve haberlere yansımıştır, Damat Ferit Paşa ve hükümetiyse desteklenmektedir. Gazete Osmanlı'dan ve dünyadan haberler yapmış, İstanbul'dan haberler yaptığı için aynı zamanda yerel gazetedir.
Makbulden mülhidliğe: Değişen devlet-Bektaşi ilişkisi (1826-1922)
Yeniçeriliğin manevi yönünü temsil eden Bektaşilik; devlet destekli tek Gayrisünni tarikat olması, yasaklanmasına rağmen ortadan kaldırılamaması ve kendine özgü bir kültürel bir yapıya sahip olması gibi nedenlerden dolayı hâlâ tarih ve sosyoloji bilim dalları başta olmak üzere pek çok bilim dalının ilgisini üzerinde sürdürmektedir. Son yıllarda yine artan bu ilgiyle birçok çalışma ele alınmış, ancak Bektaşilikle ilgili bazı alanlarda eksiklikler doldurulamamıştır. Bunların başında değişen devlet-tekke ilişkisi bağlamında Balkan Bektaşilerinin sosyal, siyasal, ekonomik ve dini durumlarıdır. Söz konusu eksiklikler kapsamında din, devlet ve toplum ayağı olan bu uzun ve zorlu mücadelenin panoramik görüntüsü oluşturulması gerekmektedir. Bu meyanda devlet-tekke, tekke-toplum ilişkileri ele alınmış, kaldırılma sürecinin devlet ve toplum üzerindeki etkileri irdelenerek ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca Bektaşilerin tekkelerde yaptıkları faaliyetlerden dolayı, XX. yüzyılın başlarına kadar sürdürülen takibatlar ve Balkanlar'dan geri çekilme sürecinde Bektaşi tekkelerinin yaşadıkları savrulmalar, devletin Sünni-Hanefi resmi din anlayışı teorik çerçevesi üzerinden devlet-tarikat ilişkisini ortaya koymak hedeflenmiştir. Osmanlı Devleti'nin kendi varlığı için elzem gördüğü "resmi devlet dini" oluşturma politikası için ortadan kaldırılması hedeflenen Bektaşilik politikasının cumhuriyet kadrolarına miras kaldığı da görülmektedir. Nitekim Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte dini hayatı düzenlemek için yeni kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı'nda Sünni ve özelde Hanefi itikadının dışında Alevi-Bektaşi geleneğinin göz ardı edilip yer verilmemesi bunun en büyük göstergesidir.
Temettuat Defterlerine göre Üsküp Merkez Kazası'nın sosyo-ekonomik durumu (H. 1261)
Temettuat Defterleri, 19. Yüzyıl Osmanlı'sına dair önemli bilgiler sunan arşiv kaynaklarının başında gelmektedir. Ayrıca, Temettuat kayıtları yapılan bölgenin ve bölgede yaşayan ahalinin hakkında zengin bilgiler içeren birinci el kaynaklardandır. Teze konu olan 15471, 15472, 15473 ve 15475 katalog numaralı Temettuat Defterleri H. 1261/M. 1845-1846 yıllarını kapsamakla birlikte 243 sayfa ve 123 belgeden oluşmaktadır. Tezin ilk bölümünde genel bir bakış açısıyla, Üsküp'ün tarihi gelişim sürecine ve incelenen Temettuat Defterlerinin Osmanlı Tarihinde ki önemine yer verilmiştir. İkinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci bölümlerde, dört adet Temettuat Defterinde yer alan bilgiler ışığında, Üsküp Merkez Kazası'nın H. 1261 yılındaki sosyo-ekonomik durumu irdelenmiştir. Altıncı bölümde ise defterlerin traskripsiyonları yer almıştır. Bu çalışmada, Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki önemli merkezi olan Üsküp Merkez Kazası'nın tarihini aydınlatmak ve Üsküp Tarih araştırmalarına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Anahtar sözcükler: Üsküp, Temettuat, Osmanlı.
98 numaralı Gaziantep şeri'yye sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (H.1154-1155/m.1741-1742.s.231-301)
Osmanlı tarih yazımında birinci elden kaynaklar olan şer'iyye sicilleri, Osmanlı şehirlerinin sosyal, iktisadî, idarî ve hukukî yapısının anlaşılmasında büyük önem taşır. Kadılar tarafından tutulan bu defterler, yalnızca mahkeme kararlarını değil, aynı zamanda dönemin toplum düzenini, halkın gündelik yaşantısını ve devletle halk arasındaki ilişkileri de yansıtan çok yönlü belgelerdir. Bu çalışmada, 98 numaralı Ayntab Şer'iyye Sicili'nin 231–301. sayfaları arasındaki belgeler esas alınarak, H.1154–1155 / M.1741–1742 yıllarına ait mahkeme kayıtları transkribe edilmiş ve değerlendirilmiştir. Değerlendirme kısmında bulunan belge içerikleri; ceza davaları, aile ve miras uyuşmazlıkları, kamu güvenliğine ilişkin vakalar, idari tayinler ve vakıf işlemleri gibi başlıklar etrafında sınıflandırılmıştır. Böylece, 18. yüzyılın ortalarında Ayıntab şehrinin sosyal düzeni, hukukî uygulamaları ve taşra teşkilatının işleyişi hakkında detaylı bilgiler elde edilmiştir. Şer'iyye sicillerinde yer alan kayıtlar, dönemin günlük yaşamına, adalet sistemine ve devlet-halk ilişkilerine dair somut örnekler sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Devlet-Halk İlişkileri, Toplumsal Düzen, Vakıf İşlemleri, Kamu Güvenliği, İdarî tayinler
153 numaralı Ayntâb Şer'iyye Sicili'nin (sayfa 1-117) / (h. 1303-1304, m. 1885-1887) metin transkripsiyonu ve bu bağlamda Ayntâb'ın siyasi, sosyal ve iktisadi yapısının değerlendirmesi
Bu çalışma, 1885-1887 (H. 1303-1305) yıllarına ait 153 numaralı 'Ayntâb Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesini konu almaktadır. Çalışmanın temel amacı, incelenen dönem ekseninde 'Ayntâb özelinden hareketle 19. yüzyıl son çeyreği Osmanlı Devleti'nin idari, sosyal, kültürel ve ekonomik yapısını analiz etmektir. Birinci elden kaynak (ana kaynak) niteliğindeki bu sicil, yerel tarih yazımı ve genel Osmanlı çalışmaları için önemli veriler sunmaktadır. 153 numaralı 'Ayntâb şer'îyye sicilinde 194 dava tespit edilmiş ve bu davaların anlaşılması adına her bir dava için ayrı ayrı birer tablo oluşturularak davanın türü, konusu, özeti ve Hicri/Miladi tarihlerine yer verilmiştir.
Selanik gazetesine göre Yeni Felsefe mecmûası Yeni Hayat Müdafidir yazısının transkripsiyonu ve değerlendirilmesi
Selanik Gazetesi Yeni Felsefe Mecmûası'nın transkripsiyonu ve değerlendirilmesi beş bölümden oluşan bir çalışma olarak hazırlanmıştır. Selanik Gazetesi gazetecilik yönünden ziyade belgeler grubu olarak ele alınmıştır. Tezin birinci bölümünde basın ve gazete kavramları ve basının ilk ortaya çıktığı zaman ele alınmıştır. Türk basın tarihi hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümünde Yeni Felsefe Mecmûası adlı sayısı numaralarıyla birlikte transkrip edilmiştir.Yayınlanan yazı, haber ve ilanlar gazetede olduğu gibi verilirken; gazetenin hangi gün, sayı ve sayfasında olduğu da gösterilmiştir. Gazetede yer alan metinlerin hepsi olduğu gibi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Selanik Gazetesi, Yeni Hayat, Terakki, Türk Kadınları
Kâzım Karabekir'in Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasındaki faaliyetleri
Son dönem Osmanlı Devleti'nin önemli subaylarından biri ve Milli Mücadele'nin de en büyük kahramanlarından olan Kâzım Karabekir, 1882 yılında İstanbul'da doğmuştur. 1900 yılında Kuleli Askeri Lisesi'nden mezun olduktan sonra 1903 yılında Erkan-ı Harp Mektebi'ne, başlamıştır. 1905 yılında sınıf birincisi olarak Harp Akademisi'ni bitirmiş, askerlik hayatına 1906 yılında Manastır'da önyüzbaşı olarak görevine başlamıştır. Aynı dönemde İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye olmuş, siyasal yaşamı da böylece başlamıştır. İttihat ve Terakki Cemiyet'inde önemli görevler üstlenen Karabekir, aynı başarısını askerlik yaşamında da sürdürmüş, Birinci Dünya Savaşı'nda da birçok başarı elde etmiştir. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra ülkenin kurtuluşu için çözümler aramıştır. Mustafa Kemal önderliğindeki Kurtuluş Savaşı'na önemli katkıları olmuş, ancak zaferden sonra gerçekleşen inkılâplarda gerek kendi görüşünün alınmaması, gerekse de bazı inkılâplara düşünsel anlamda karşı çıkması Atatürk ile arasının açılmasına neden olmuştur. 17 Kasım 1924 yılında Atatürk'e ve hükümete muhalif olarak kurulan, Cumhuriyet tarihinin ilk teşkilatlı muhalefeti Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın liderliğini yapmıştır. 3 Haziran 1925 yılında Takrir-i Sükûn Kanunu ile kapatılan partinin teşkilatında yeteri kadar etkin rol oynamasa da meclis oturumlarında, basında ve parti müzakerelerinde aktif rol oynamıştır. Partisi adına mecliste en çok söz alan ikinci milletvekili olmuş, eğitim, ekonomi ve askeri alanlarda fikirlerini birçok kez dile getirmiştir. Basın organlarında birçok yerde partisini tanıtmış ve savunmuş, ülkenin geleceği için fikirlerinin açıklamaktan çekinmemiştir. Takrir-i Sükûn Kanunu ile partisinin kapatılmasını sert bir şekilde eleştirmiş, bunu tarihi bir hata olarak görmüş ve partisinin kapatılma gerekçesini de çoğunluğu sağlama korkusu olarak gördüğünü ifade etmiştir. Partisinin kapatılması siyasal yaşamına engel olmamış, milletvekilliği ise devam etmiştir. Mecliste eski TCF'li arkadaşları ile muhalefetine devam eden Karabekir'in siyasal yaşamı İzmir Suikast Girişimi ve İstiklal Mahkemelerinde yargılanmasıyla son bulmuştur. 1938 yılında Atatürk'ün ölümüne kadar siyaset sahnesinden uzak kalan Karabekir, 1939 yılında İstanbul'dan milletvekili olmuş ve 1946-1948 yılları arasında da Meclis Başkanlığı görevini yürütmüştür. Anahtar Kelimeler: Kâzım Karabekir, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, TBMM, Milli Mücadele.
135 numaralı Ayntab Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi (H.1205-1207/m.1790-1792.s.1-204)
Şer'iyye Sicilleri, Osmanlı Devleti'nin özellikle şehir tarihi ve araştırmaları için birinci elden kaynaklardır. Bu siciller sayesinde Osmanlı idaresindeki bir şehrin sosyal, siyasi, iktisadȋ, askerȋ vs. tarihi ile alȃkalı önemli bulgular elde edilir. Bu nedenle, devletin tarih aynası konumunda olan siciller incelenmeden Osmanlı Devleti'nin sosyal, siyasȋ, iktisadȋ, adlȋ vs. durumu hakkında doğru bilgilere ulaşmak mümkün değildir. " 135 Numaralı Ayntab Şer'iyye Sicili'nin Transkripsiyonu ve Değerlendirilmesi (H.1205-1207/M.1790-1792.s.1-204)" isimli bu tezimiz, özellikle Gaziantep şehir tarihinin aydınlatılmasına ve daha sonra şehir tarihi çalışan diğer araştırmacılara önemli katkılar sağlayacaktır. Ayrıca transkripsiyonu yapılan belgelere tek tek özet yazılarak okuyucuya kolaylık sağlanmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Osmanlı Devleti, Şer'iyye Sicili, Ayntab, Mahkeme, Kadı
147 numaralı Gaziantep Şer'iyye Sicili'nin (H.1281-1289/M.1864-1872 S.149-267) transkripsiyonu ve değerlendirmesi
Şer'iyye siciller şehir tarihi ve araştırmaları için birinci elden kaynaklardan biridir. Şer'iye sicilleri, Osmanlı Devleti'nin idaresi altındaki şehirlerin sosyal, siyasi, idari, askeri yapıları hakkında önemli bilgiler vermektedir. Osmanlı Devleti'de kadılar geniş yetki ve sorumluluklara sahiptir. Bunun sonucu olarak kadı tarafından tutulan bu sicil defterlerinde insanlar arasında meydana gelen anlaşmazlıklak, miras, evlilik akdi, vergi tahsili, vakıf ve asayiş gibi çeşitli konular yer almaktadır. Tezimiz 147 Numaralı Ayntab Şer'iyye Sicili'nin 147 ile 267 sayfaları arasını kapsamaktadır. Söz konusu bu sicil defteri M.1281-1289/M.1864-1872 tarihli Osmanlı Devleti'nin idaresinde bulunan Ayntab şehrinde tutulan mahkeme kayıtlarıdır.
19. yüzyılda Osmanlı-İran ticari ilişkileri (Osmanlı arşiv kaynaklarına göre)
Tarihin kadim ve güçlü milletleri tarafından kurulan Osmanlı-İran devletlerinin ilişkileri, çeşitli dinamiklere bağlı olarak siyasi ve askeri rekabetiyle ön plana çıkmıştır. Son üç yüz yılda yoğunlaşan rekabet, her iki devletin mukadderatında mühim sonuçlar doğurmuştur. Her ne kadar siyasi ve askeri mecrada ciddi hadiseler yaşanmış olsa da iki devlet arasındaki ticari ve sosyal ilişkiler devam etmiştir. Bilhassa ticari ve iktisadi ilişkileri dönemsel şartlara bağlı olarak gelişim göstermiş ve bu ilişkiler her devirde ehemmiyetini korumuştur. Bu araştırmada 19. yüzyılda Osmanlı-İran ticari ilişkileri ele alınmıştır. Bu bağlamda söz konusu devletlerin ticari ilişkilerinde kullanılan ticari güzergâhların tespit edilmesi ve bu güzergâhların iki devlet açısından öneminin ortaya konulması, Osmanlı-İran transit ticaretinin değişimi, ticari ilişkilerde uygulanan gümrük tarifeleri ve işlemlerinin belirlenmesi, ticarete konu olan malların ve ticari ilişkileri sekteye uğratan sorunların tespiti ve bu sorunların ticari ilişkilere olan etkisinin açığa çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmanın sonucunda; Osmanlı-İran ticari ilişkilerinin ekseriyetinin Trabzon-Erzurum-Tebriz güzergâhı üzerinden yürütüldüğü, gümrük ilişkilerinin mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde şekillendiği, İranlı tüccarların Erzurum Gümrüğü'ne getirdikleri ticaret mallarının dokumacılık, boya, deri ve maden ürünlerinden oluştuğu, alacak meselesi, gasp ve eşkıyalık faaliyetleri, tüccarların etik dışı davranışları ve gümrük memurlarının keyfi tutumları gibi unsurların ticareti sekteye uğratan temel sorunların olduğu tespit edilmiştir.
Türkiye'ye gelen göçmenler: Diaspora ve devlet güvenliği
Türk milleti, eski çağlardan beri ana vatanı olan Türkistan coğrafyasından ayrılarak birçok farklı coğrafya ve bölgelere yayılmış ve oraları kendine vatan edinmiştir. Zaman içerisinde yayıldığı ve vatan edindiği bu coğrafyalarda farklı milletlerle gerek inançsal gerekse kan bağı yoluyla nüfuzunu artırmıştır. Ne var ki XIX. yüzyıldan itibaren yirmi üç milyon km²ye ve üç kıtaya yayılmış olan Türk/Osmanlı Devleti'nin zayıflayarak önce toprak kayıpları, bilahare de yıkılmasını müteakip milyonlarca Türk ve akraba toplulukları yayıldıkları ülke ve bölgeleri terk ederek Anadolu Türkiyesi'ne doğru göçe zorlanmıştır. Anadolu Türkiyesi'ne göç etmek zorunda bırakılan bu Türk ve akraba topluluklarının modern Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına askerî, ekonomik kültürel ve fikrî açıdan ciddi katkıları olduğu tartışılmaz bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır. Diğer taraftan Anadolu Türkiyesi'ne doğru gerçekleşen birçok bireysel ve kitlesel göçe rağmen önemli miktarda Türk kitlesi hâlâ yaşadığı ülke ve bölgeleri terk etmeyerek diasporik bir kitle olarak bulundukları coğrafyada yaşamlarını sürdürmektedir. Ayrıca altı buçuk milyondan fazla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı daha çok ekonomik sebepler olmak üzere ana vatanını terk ederek farklı ülkelerde ciddi bir Türk diasporası oluşturmuştur. Gerek Anadolu Türkiyesi'ne göç etmeyerek bulundukları bölgelerde önemli miktarda ve nüfuzda kalan Türk ve akraba toplulukları ve gerekse modern Türkiye Cumhuriyeti'nden dışarıya doğru yapılan Türk göçleri başlangıçta birtakım sorunları beraberinde getirmiş olsa da bunlarla ilgili yapılacak ciddi çalışmalarla oluşturdukları problemleri pozitife döndürmenin mümkün olacağı düşünülmelidir. Ülkemize gelen göçmenler ile dışarıda bulunan diasporik gruplar arasındaki kurulacak sağlıklı iletişim ve etkileşim; ülkemize ekonomik, siyasi, kültürel ve sosyal açıdan ciddi katkılar sağlayacaktır. Türkiye'ye göç etmiş unsurlar ile dışarıda kalmış akraba gruplar arasında kurulacak sivil köprülerin inşası, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ulusal güvenliği ve devletin bekası bağlamında da ciddi katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Göç, Göçmen, Diaspora, Devlet Güvenliği.
İdman mecmuasının tranksipsiyonu ve değerlendirilmesi
Çalışmamıza konu olan ve hem dünya çapında hem de Osmanlı Devleti özelinde çok büyük olaylar arefesinde yayın hayatına başlayan İdman Mecmuası, yalnız Türk basın ve spor tarihi bağlamında değil, birtakım ilkleri barındırması noktasında da ayrı bir öneme sahiptir.Nitekim mecmuada yayınlanan haberler ve makaleler dikkatli bir incelemeye tabii tutulduğunda devlet-millet bütünleşmesi için yapılan uğraşı, batıda kullanılan sportif kavramların Türkçeleştirilme çalışmalarına verdiği destek, pasifize olmuş bir topluma dinamizm katmaya çalışması bu mecmuanın bir takım toplumsal ve siyasal hedefler doğrultusunda mücadele ettiğini de bize göstermektedir. Diğer bir ifadeyle değişen dünyaya uygun toplumsal yapılanmayı hedeflemiştir. Çalışmamıza konu olan İdman Mecmuası'nın yazar kadrosu ise Ali Sami YEN, Selim Sırrı, Aka GÜNDÜZ, Burhan Felek gibi Türk sporuna büyük hizmetleri bulunan ve modern Türk sporunun kurulmasına öncülük eden kişilerden oluşmaktadır. Ayrıca İdman Mecmuası, dönem spor yayınlarından farklı olarak bütün sporlarla ilgili yazılar ve haberler yayınlaması İdman Mecmuası'nı Türk spor tarihinin ilk kapsamlı spor dergisi yapmaktadır. İdman Mecmuası'nın bu nitelikleri göz önünde bulundurularak çalışmamız beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde giriş, Osmanlı Basınının Genel Durumu, Materyal ve Yöntem kısımları bulunmaktadır. İkinci bölümde ise 20. Yy 'a kadar Türk Spor tarihi anlatılmıştır. Üçüncü bölüm derginin içerisinde bulunan yazıların branşlara göre özetlerinin bulunduğu kısımdır. Dördüncü bölüm İdman Mecmuası'nın değerlendirilmesi kısmı ve beşinci bölümde ise İdman Mecmuası'nın transkripsiyonu bulunmaktadır.
Genç Kadın Mecmuası'nın transkripsiyonu ve değerlendirilmesi (s.84-160)
Genç Kadın Mecmuası içeriğinde birçok konu barındıran bir mecmuadır. Toplamda 10 sayıdan oluşan mecmuanın ilk 5 sayısı transkripte edilmiş olup tezde altıncı sayıdan itibaren transkripti yapılmıştır. Böylece Genç Kadın Mecmuasının tüm sayılarının transkripti tamamlanmıştır. Bu çalışmada Genç Kadın Mecmuası transkripsiyon ve değerlendirilmesi 4 bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Osmanlı Basın Tarihi, ikinci bölümünde tarih boyunca Türk Kadını ve Basın Hayatında Kadın, üçüncü bölümünde Genç Kadın Mecmuasının Değerlendirilmesi, dördüncü bölümde de Genç Kadın Mecmuasının Transkripsiyonu bulunmaktadır. Yayınlanan makale, haber ve ilanların konularına göre tasnifi yapılırken mecmuanın sayı ve sayfaları da olduğu gibi gösterilmiştir.
Genç Kadın Mecmuası'nın transkripsiyonu ve değerlendirmesi (1-83)
Genç Kadın Mecmuası içerik ve konu çeşitliliği yoğun bir mecmuadır. Mecmua toplam on sayıdan oluşmakta olup, tezde ilk beş sayının tamamı ile birlikte altıncı sayının ilk iki sayfasını transkripte ettik. Tez haricinde kalan sayıların transkripsiyon çalışması devam edilmektedir. Genç Kadın Mecmuası transkripsiyon ve değerlendirilmesi dört bölümden oluşan bir çalışmadır. Çalışmanın birinci bölümünde Osmanlı basın tarihi, ikinci bölümünde tarih boyunca Türk kadını anlatılmış olup üçüncü bölümde ise transkripsiyondan önce mecmuada yayınlanan yazılar genel hatları ile değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Transkripsiyon çalışmamızda kelimeler anlam bütünlüğünü bozmamak kaydıyla günümüz Türkçesine uygun trankripte edilmiştir. Yayınlanan yazı, haber ve ilanların konularına göre tasnifi yapılırken mecmuanın sayı ve sayfası da olduğu gibi gösterilmiştir.
Yeni Türkiye gazetesi transkripsiyonu ve değerlendirmesi
Bu çalışmada Yeni Türkiye Gazetesi'nin transkripti ve değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde dünyada basın ve yayın tarihi ile ilgili genel bilgi, Osmanlıda ve Almanya'daki basın ve yayın hareketleri incelenmiştir. İkinci bölümde tezin ana konusu olan Yeni Türkiye Gazetesi'nin başmuharriri Sadi Bey'in makalelerinin değerlendirmesi yapılmıştır. Bu gazete içerik bakımından çok zengin olmayan, basıldığı dönem münasebetiyle genellikle birinci dünya savaşı ile ilgili haberler veren bir gazetedir. Toplam sayısını bilmediğimiz gazetenin elimizde sadece 1.2.3.6.14.15.18.20. sayıları bulunmaktadır. Elimizde bulunan gazete sayılarını transkripte ederek değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise gazetenin tamamen transkripte edilmiş hali ve orijinal belgeleri eklenmiştir. Araştırmada kullandığımız ana kaynak gazetenin kendisidir. Ancak bunun dışında gazete ile ilgili bilgi ve gazete içinde geçen bazı önemli olayları daha iyi anlamak için bazı kaynaklardan yararlanılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Yeni Türkiye Gazetesi, Mehmet Sadi Bey, Osmanlı Basın Tarihi, Berlin'de Basılan Gazete
Terörle mücadele suçlarında zorunlu müdafilik
Tez konusu olarak hazırlanan bu çalışmada, ceza yargılamasında genel tanım ve kavramlarla, özellikle terörle mücadele suçları ile ilgili olarak, müdafiliğin yasal şartları, sonuçları araştırılmıştır. Türkiye terör ve sınıraşan organize suçları önlemek ve mücadele etmek amacıyla birçok yasal düzenlemelere sahiptir. Avukat, genel tanımdır ancak müdafii sözcüğü ceza yargılamasında kullanılır ve ceza hukuku ile ilgili bir kavramdır. Örneğin, " hukuk davasında sizin vekilliğinizi yapan avukat müdafi değildir ama bir suç işlemeniz durumunda gerek emniyet, gerek savcılık ve gerekse mahkemede resmi olarak atanan ve sizi savunan avukat, müdafidir."1 Savunma hakkı dünyanın en eski haklarından olup, en temel haklardandır. İnsanın varı oluşu ile, savunma hakkı da ortaya çıkmıştır. "5271 sy. Ceza Muhakemesi Kanunu 149. maddede bulunan düzenleme, müdafi ve avukat yardımından yaralanmayla ilgilidir. Ceza yargılamasında, re'sen araştırma, şüpheden sanığın faydalanması ilkeleri geçerlidir." Ayrıca, işlenen suçun vasıf ve mahiyeti itibariyle uzlaştırma kavramı da önemlidir. Anahtar sözcükler: Adil Yargılanma Hakkı, Savunma Hakkı, Müdafilik, Kamu Davası, Cezai Sorumluluk
1824-1834 tarihleri arasında Gaziantep'te sosyal, siyasi ve iktisadi yapı (142 numaralı Gaziantep Şer'iyye Sicili metin transkripsiyonu ve değerlendirmesi s.1-253)
Şer'iyye Sicilleri Osmanlı Devleti içerisinde var olan sosyal, kültürel, ve iktisadi hayatı günümüze taşıyan ve bize önemli bilgiler veren bu yönüyle geçmişe ışık tutan çok değerli yazılı kaynaklardan biridir. Osmanlı mahkemelerinde kaydedilen bu kıymetli belgeler kaleme alındıkları dönem ve bölge ile alakalı geniş ve önemli bilgiler içermektedir. Çalışmamız, Türk tarihi ve kültürü açısından büyük bir öneme sahip olan Şer'iyye Sicillerinden H.1239-1249/M.1824-1834 tarihlerini kapsayan Gaziantep'te kaydedilen Şer'î mahkeme kayıtlarını içermektedir. Toplam 456 sayfadan oluşan bu sicil defterinin 1-253 sayfa aralıklarını çalışma konumuz yaptık. Bu belgelerin 118 adedi hukuki içerikli, 288 adedi ise idari içerikli belgelerden oluşmakta olup toplam 406 adet belge bulunmaktadır. Defter tek taraflı kullanılarak merkezden gelen arzuhaller, nişân-ı şerîfler, fermanlar ve buyruldular gibi idari içerikli belgeler ile miras, nafaka, vasi tayini, boşanma, alacak verecek gibi hukuki içerikli belgeler karışık halde kaydedilmiştir. Bu defter doğrultusunda dönemin Gaziantep'inin idari, sosyal, kültürel, ekonomik durumu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Transkripsiyonu yapılan belgelerin konuları, içerikleri, diplomâtik özellikleri, hicri-miladi tarihleri ve kısa belge özetleri tek tek tüm belgeler için ayrı bir tablo içerisinde sunularak okuyucuya kolaylık sağlanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Şer'iye Sicili, Gaziantep, Osmanlı