Theses supervised by Prof. Dr. İbrahim Bakırtaş

11 theses · Kütahya Dumlupınar University, Aksaray University

Master'sOpen AccessTR

Seyitömer Höyüğü'nün iktisadi arkeolojik açıdan incelenmesi

?Seyitömer Höyüğü'nün İktisadi Arkeolojik Açıdan İncelenmesi? başlıklı bu çalışma, Seyitömer Höyük'te 2009 yılında yapılan kazı çalışmaları sonunda elde edilen iktisadi arkeolojik buluntuların belirlenmesiyle oluşturulmuştur. Buluntulardan hareketle, Seyitömer Höyük'te geçmişte yaşamış toplumlar hakkında bilgi sahibi olabilmek için yapılması gereken analizlere değinilmiş ve yapılacak olan yeni çalışmalara yol gösterici öneriler sunulmuştur.Seyitömer Höyüğü'nün iktisadi arkeolojik açıdan analiz edilebilmesi için çalışmanın birinci bölümünde iktisat ve arkeoloji bilimleri arasındaki ilişkiye değinilmiştir. ?İktisadi Arkeoloji? kavramı tanımlanmış, teorik çerçevede iktisadi arkeoloji ve kavramsal temellerine yer verilmiştir. İkinci bölümde höyüğün coğrafik konumu, höyükte yapılan ilk kazıdan 2009 yılına kadar olan kazıların ayrıntılı sonuçları gibi höyük hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise yapılan literatür araştırması sonucunda iktisadi arkeolojinin alt disiplinleri olan zooarkeoloji, paleoetnobotanik, bioarkeoloji sahalarının çalışabilmesi için büyük maliyetler içeren fiziksel, biyolojik ve kimyasal testlerin yapılması gerekliliği anlaşılmıştır. Bu nedenle kazı ekibinin paylaştığı veri ve raporlar kapsamında zooarkeolojik, paleoetnobotanik ve bioarkeolojik bulgular 2009 yılı kazı sonuç raporu kısıtı altında tespit edilerek belirtilmiştir. İnceleme sonucunda ulaşılan tespitler ışığında, ilgili dönemde yaşamış olan toplumlar hakkında bir takım, veri, ipucu ve imalara dayalı olarak genel sonuçlara ulaşılmıştır. Ayrıca ileriki dönemlerde yapılabilecek olan kantitatif analizlere dayalı iktisadi arkeolojik çalışmalarına yol gösterici öneriler getirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Seyitömer Höyük, İktisadi Arkeoloji, Zooarkeoloji, Paleoetnobotanik, Bioarkeoloji

Arkeolojik kazılarEkonomiEkonomi tarihi+4
Ümit Yiğit
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Etkin ücret modeli: OECD örneği

Klasik iktisatçılar emek piyasasındaki talep eğrisini elde ederken emeğin homojen olduğunu ve reel işçi ücretlerinde meydana gelen bir değişimin emeğin verimliliğini dolayısıyla emek talep eğrisini etkilemediğini varsaymaktaydılar. 20.y.y?ın ortalarında, Yeni Keynesyen İktisatçılar tarafından bu varsayımlara bazı eleştiriler getirilmiştir. Yeni Keynesyen İktisatçılara göre reel işçi ücretlerindeki değişim işçi verimliliğini etkilemektedir. Ayrıca reel işçi ücretlerinin sadece emek piyasasındaki arz ve talebe bağlı olmadığı varsayılmış ve gönülsüz işsizliğe dair açıklamalar getiren Etkin Ücret modellemeleri geliştirilmiştir. Teorideki sözkonusu durum ve firmaların işçilerine emek piyasası temizlenme düzeyinin üzerinde bir seviyede ücret ödemesinin emeğin verimliliğini arttıracağı temeline dayanan Etkin Ücret Modeli?nden hareketle, 2000-2010 yılları arasında Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü?ne (OECD) dahil 34 ülkenin yıllık ortalama reel ücret kazançları büyüme oranı (ORUBO) ile yıllık emek verimliliği büyüme oranı (EVBO) verileri elde edilerek, bu iki değişken arasındaki panel koentegrasyon ilişkisi incelenmiştir. Bulgular OECD ülkelerinde emek verimliliği ile reel ücretler arasında koentegrasyon ilişkisi olduğu sonucunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Etkin Ücret, Verimlilik, Ücret Yapışkanlıkları, Yeni Keynesyen, Kaytarma Modeli

Etkin ücret teorileriOECD ülkeleriVerimlilik+4
Mümin Atalay Çetin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğal kaynaklar ve iç çatışmalar etkileşiminin ekonomik analizi

Bu tezin amacı doğal kaynaklar ile iç çatışmaların şiddeti arasındaki ilişkiyi 1946-2002 dönemi için tespit etmektir. Bütünleşik regresyon yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen analiz bulgularına göre doğal kaynakların iç çatışmaların şiddeti üzerindeki etkisi hem iç çatışmanın türüne hem de doğal kaynakların sınıflandırılış biçimine göre farklılık arz etmektedir. Analiz bulguları üç önemli sonucu ortaya çıkarmaktadır. Birincisi yenilenebilen doğal kaynakların iç çatışmaların şiddetini etkilemeleridir. Analiz bulgularına göre tütün üretimi bölge çatışmalarının şiddetini arttırmakta; kahve üretimi ise hükümet çatışmalarının şiddetini arttırmaktadır. Buna karşın mısır üretimi ayrılıkçı çatışmaların şiddetini azaltmaktadır. İkincisi yakıt olarak kullanılmayan ve aynı zamanda yenilenemeyen minerallerin iç çatışmaların şiddetini etkilemeleridir. Analiz bulgularına göre elmas üretimi ayrılıkçı çatışmaların şiddetini azaltırken; titanyum üretimi ayrılıkçı çatışmaların şiddetini arttırmaktadır. Üçüncüsü yağmalanabilen doğal kaynakların iç çatışmaların şiddetini etkilemeleridir. Analiz bulgularına göre petrol üretimi etnik çatışmaların şiddetini azaltırken; uyuşturucu yetiştiriciliği hükümet çatışmalarının şiddetini arttırmaktadır. Bu bulgular doğal kaynakların iç çatışmaların şiddeti üzerindeki etkisini analiz ederken toplulaştırmadan uzak durulması gerektiğinin önemine işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Doğal Kaynaklar, İç Çatışmalar, İç Çatışmaların Şiddeti, Bütünleşik EKK.

Doğal kaynaklarEkonomik analizİç çatışma
Zelal Beyaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yozlaşmanın belirleyicileri ve etkileri: Yapısal eşitlik modellemesi

Yozlaşma kamu çalışanlarının kişisel çıkar elde etmek amacıyla, ekonomik ve toplumsal imkanları veya kamu otoritesini kötüye kullanmasıdır. Yozlaşma tarih boyunca farklı şekillerde her toplumda kendini gösteren bir olgudur. Gelişmiş ülkelere göre az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaygınlık düzeyi daha yüksektir. Bu tez çalışmasının iki temel amacı vardır. Birincisi, literatürde yer alan akademik çalışmalar ışığında yozlaşmanın; ekonomik, politik ve sosyo-kültürel faktörlerini, bunların yozlaşmayı hangi yönde ve büyüklükte belirlediğini incelemektedir. İkinci amacı ise yozlaşmanın ekonomik ve politik etkilerinin neler olacağı, bunların yönlerinin ve büyüklüklerinin ne olduğunu incelemektir. Araştırma 2008-2012 dönemi için 159 ülkeyi kapsamaktadır. Yapısal eşitlik modeli kullanılan araştırmada beş önemli bulguya ulaşılmıştır. Birincisi yozlaşmayla, kişibaşı gayrisafi yurtiçi hasıla, kamu harcamaları ve ücret düzeyi değişkenlerinden türetilen yozlaşmanın ekonomik belirleyicisi gizil değişkeni arasında ters yönlü ve anlamlı ilişki vardır. İkincisi yozlaşmayla, hukukun üstünlüğü, politik istikrar, hükümetin etkinliği, düzenleyici kalitesi ve hesap verebilirlik değişkenlerinden türetilen yozlaşmanın politik belirleyicisi gizil değişkeni arasında ters yönlü ve anlamlı bir ilişki vardır. Üçüncüsü yozlaşma ile ortalama yaşam süresi, okullaşma oranı, etnik köken, kırsal nüfus ve din değişkenlerinden türetilen yozlaşmanın sosyo-kültürel belirleyicisi gizil değişkeni arasında ters yönlü ve anlamlı bir ilişki vardır. Dördüncü önemli bulgu, yozlaşmanın etkilerinin iki bölüme ayrılarak incelendiği çalışmada; yozlaşmanın kişibaşına gayrisafi yurtiçi hasıla, ekonomik özgürlük, kamu harcamaları ve ekonomik büyüme değişkenlerinden türetilen gizil değişkeni negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Beşinci olarak ise yozlaşmanın, hukukun üstünlüğü, politik istikrar, hükümetin etkinliği, düzenleyici kalitesi ve hesap verebilirlik değişkenlerinden türetilen gizil değişkenini ters yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde etkilemektedir.

Kamu personeliYapısal eşitlik modeliYozlaşma
Gökay Canberk Buluş
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de cari açığın sürdürülebilirliği: Ekonometrik bir inceleme

Yakın geçmişte cari açığı yüksek olan bir çok gelişmekte olan ülkede yaşanan krizler sonrasında, yüksek ve sürekli cari açıklar, krizlerin belirleyicilerinden birisi olarak öne çıkmış ve sürdürülebilirliğinin ampirik analizi önemli hale gelmiştir. Türkiye de ikiz açık verirken yaşadığı 2001 ve yüksek cari açıkla girdiği 2008 küresel finans krizinden ciddi şekilde etkilenmiştir. Türkiye ekonomisi başlıca iki nedenden ötürü cari açık vermektedir. Bunlar; yurtiçi tasarrufların yatırımları finanse etmede yetersiz kalması ve imalat sanayiin ithalat bileşimindeki artıştır. Ayrıca küresel finans krizi sonrası cari açığın daha çok kısa vadeli yabancı kaynak kullanımı ile finanse edilmesi dış dengeye dayalı kırılganlıkların artmasına neden olmuştur. Bu çalışmanın amacı zamanlararası model temelinde alan bir çerçevede 1992:1 – 2015:3 döneminde Türkiye'de cari açığın sürdürülebilirliğini incelemektir. Analizde iki aşamalı Engle-Granger, Johansen eşbütünleşme, ARDL ve sınır testi yöntemleri kullanılmıştır. Analiz bulgularına göre, Türkiye'nin cari işlemler açığının ancak zayıf formda sürdürülebilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçla Türkiye tipik bir gelişmekte olan ülke davranışı sergilemektedir. Sonuç literatürdeki çalışmaların bulgularıyla uyumludur.

ARDL Sınır TestiCari açıkEkonometri+4
Süleyman Koç
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Makro ihtiyati politikalar: Teori ve uygulamalar

Küreselleşmeyle birlikte artan karşılıklı etkileşim ve bağımlılık, finansal sistemde meydana gelecek olası krizlerin yıkıcı etkilerinin yayılma hızını arttırmıştır. Bu yayılma kendisini 2008 yılında yaşanan küresel finansal krizde göstermiştir. Küresel finansal sistemdeki bu iç içe geçmişlik, politika yapıcıların ve düzenleyici kurumların sistematik riski sınırlandırma ve finansal istikrarsızlığı giderme konularındaki arayışlarını arttırmıştır. Bu bağlamda politika yapıcılar ve düzenleyiciler, finansal sistemi bir bütün olarak değerlendiren, finansal dalgalanmaları yumuşatan ve makro ihtiyati politikalar olarak adlandırılan tedbirler geliştirmiştir. Özellikle küresel finansal krizin ardından makro ihtiyati politikalara dair çok sayıda araştırma yapılmış olsa da, bu tür politikaların etkinliğine dair bilgiler hala kısıtlıdır. Bu tezde, 2004Q2-2013Q4 arası dönemde, 30 gelişmiş ülke ve 36 yükselen piyasa ekonomisini kapsayan geniş bir örneklem grubu için, makro ihtiyati politika araçlarının kredi balonlarını önlemedeki etkinliği heterojen dinamik panel veri teknikleriyle analiz edilmiştir. Buna ek olarak bu çalışmada makro ihtiyati politika araçları analizlere dahil edilmeden önce, borçlanma temelli ve finansal kurumları hedef alan makro ihtiyati araçlar olarak ikiye gruba ayrılmıştır. Gelişmiş ülkelere ait ampirik bulgulara göre, her iki grupta yer alan makro ihtiyati politika araçları birlikte uygulandığında, hem kısa hem de uzun dönemde reel toplam kredi büyümesini azaltmada başarılıdır. Uygulama sonuçları gelişmiş ülkelerde uzun dönemde, finansal kurumları hedef alan makro ihtiyati politika araçlarının reel toplam kredi büyümesi üzerinde ters yönlü bir etkisi olduğunu gösterirken, borçlanma temelli makro ihtiyati politika araçlarıyla reel toplam kredi büyümesi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ayrıca gelişmiş ülkelere ilişkin kısa dönem hesaplamalar, finansal kurumları hedef alan makro ihtiyati politika araçlarının da reel toplam kredi büyümesi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olmadığını belirlemiştir. Yükselen piyasa ekonomilerine ait ampirik bulgular ise, borçlanma temelli araçların, finansal kurumları hedef alan araçların ve her iki gruptaki araçların birlikte, uzun dönemde aşırı reel toplam kredi büyümesini azalttığını göstermiştir. Ancak kısa dönem hesaplamaları, yükselen piyasa ekonomilerinde makro ihtiyati politika araçlarının reel toplam kredi büyümesindeki hızlı artışları dizginlemede başarısız olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu bulgulara ek olarak, makro ihtiyati politika araçlarının reel toplam kredi büyümesini frenlemedeki etkisinin yükselen piyasa ekonomilerinde gelişmiş ülkelere oranla daha belirgin ve güçlü olduğu saptanmıştır. Benzer şekilde ampirik sonuçlar, finansal kurumları hedef alan makro ihtiyati politika araçlarının kredi balonlarını önlemede yükselen piyasa ekonomilerinde gelişmiş ülkelere oranla daha etkin olduğunu göstermiştir. Tüm bu bulgulardan hareketle, makro ihtiyati politika araçlarının konjonktürel risklerden kaynaklanan finansal istikrarsızlıkları düzleştirmede hem gelişmiş ülkelerde hem de yükselen piyasa ekonomilerinde etkin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Finansal İstikrar, Makro İhtiyati Politikalar, Havuzlanmış Ortalama Grup Tahmincisi, Yükselen Piyasa Ekonomileri, Gelişmiş Ekonomiler.

Finansal istikrarFinansal krizKriz+5
Mümin Atalay Çetin
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
10
Master'sOpen AccessTR

Afganistan para piyasası, para yönetimi ve para aktarım mekanizması üzerine bir inceleme

Bu çalışma kapsamında Afganistan'nın para piyasası, para yönetimi ve para aktarım mekanizması incelenmiştir. Bu çalışmanın temel amacı Afganistan'da para yönetimini ve 2006-2015 döneminde uygulanan para politikalarının parasal aktarım mekanizmasıyla seçilmiş bazı makroekonomik göstergelerle uzun dönem etkileşimlerini incelemektir. Bu amaca ulaşmak için öncelikle genel olarak merkez bankacılığı, para yönetimi ve ekonomi ilişkisi, ikinci olarak Afganistan'da para yönetimi, para piyasası ve ekonomi ilişkisi ve son bölümde ise 2006-2015 döneminde aktarım mekanizması temelinde Afganistan ekonomisindeki para arzı, faiz oranları, döviz kuru, kredi hacmi, reel milli gelir ve enflasyon arasındaki uzun dönemli ilişkiler analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki uzun dönemli denge ilişkisinin bulunup bulunmadığı ARDL sınır testi yöntemiyle incelenmiştir. Analiz bulgularına göre değişkenler arasında uzun dönemli bir denge ilişkisi tespit edilmiştir. Açıklayıcı değişkenlerden döviz kuru, kredi hacmi ve reel milli gelir ile para arzı arasında uzun dönemli, anlamlı ve pozitif bir ilişki vardır. Faiz ve enflasyon ile para arzı arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Sonuca dayanarak, para politikasının, ekonomideki para arzının büyümesini kontrol ederek, ithalata bağımlı Afganistan'da döviz kuru istikrarını ve ekonomik performansı hedefleyen politikalarla ekonomik istikrarı yakalaması mümkündür.

AfganistanFinansal yönetimPara piyasası+3
Ahmad Fawad Nawzadi
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni keynesyen ücret Phillips eğrisi: Türkiye üzerine bir uygulama

Ücret enflasyonu ve işsizlik arasındaki ters yönlü ilişkinin varlığının gösterildiği Geleneksel Phillips Eğrisi 1980'li yıllarda ücret ve fiyat yapışkanlıkları ve piyasa başarısızlıkları varsayımları altında Yeni Keynesyen İktisatçılar tarafından mikro temelleri güçlendirilerek yeniden yorumlanmıştır. Ekonominin tam istihdamda dengeye ulaşmasını engelleyen bu varsayımlar altında oluşturulan yeni Phillips Eğrisi modellerinden biri de Yeni Keynesyen Ücret Phillips Eğrisi (NKWPC)'dir. Parasal ücretlerdeki değişim oranı ile işsizlik arasındaki ters yönlü ilişkinin mikro olgular da göz önünde bulundurularak gösterildiği bu eğrinin Türkiye için test edilmemiş olması bu tez çalışmasının temel hareket noktasıdır. Çalışmanın amacı NKWPC'yi Türkiye için test etmek ve analizler sonucunda elde edilen bulguları tartışmaktır. Bu amaç doğrultusunda 1995:Q1-2019:Q4 dönemini kapsayan veriler kullanılarak Türkiye'nin NKWPC'si Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Sınır Testi (ARDL) yöntemi vasıtasıyla tahmin edilmiştir. Yeni Keynesyen görüşünün varsayımlarına bağlı olarak yapılan analiz bulgularına göre Türkiye için ücret enflasyonu ile işsizlik arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Aynı zamanda analizlerde ücret enflasyonu ile enflasyon arasında da doğrusal bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Bu bulgular ışığında gelecek dönem ücret ve fiyatlar tahminlenirken ve yaşanan şoklar sonrasında ekonominin tekrar dengeye gelme hızı tespit edilirken, Türkiye'deki politika yapıcıların NKWPC'den faydalanarak politika üretebilecekleri sonucuna ulaşılmıştır.

ARDL Sınır TestiEnflasyonEşbütünleşme+5
Engin Can Ozan
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Nadir olayların makroekonomisi üzerine üç deneme

Nadir olaylar; doğal, beşerî veya bunların etkileşiminden kaynaklanan toplumların istikrarını tehdit edebilecek güçte ve yüksek düzeyde risk içeren olaylardır. Doğal felaketler, savaşlar darbeler ve pandemiler gibi örnekleriyle hemen her toplumun hafızasında yer eden nadir olayların makroekonomik etkilerine dair veriye dayalı analiz yapma ihtiyacı bu tezin motivasyon kaynağıdır. Buna bağlı olarak da tezin temel amacı önemine dair farkındalığın giderek arttığı nadir olayların makroekonomisine dikkat çekmek, ayrıca kaynağına göre farklı türdeki nadir olayların makroekonomik etkilerine dair literatüre ampirik katkı sağlamaktır. Tezde, nadir olayların söz konusu üç türü için de ampirik analizler gerçekleştirilmiştir. Teze nadir olayların makroekonomisine giriş olacak bir bölüm ile başlanılmış ve devamında, tezin ilk ampirik denemesinde, doğal felaketlerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi 164 ülkelik bir örneklemde incelenmiş ve doğal felaketlerin ekonomik büyümeyi negatif etkilediğine dair bulgular elde edilmiştir. Tezin ikinci ampirik denemesinde askeri darbe ve darbe girişimlerinin ekonomik performans üzerindeki etkisi en az bir darbe girişimine maruz kalmış 85 ülkelik bir örneklem üzerinden incelenmiş ve darbelerin ekonomik performans üzerindeki etkisinin negatif olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca soğuk savaş sonrası dönemdeki darbelerin ekonomik performans üzerindeki etkilerinin soğuk savaş dönemine göre daha büyük olduğuna dair bulgular da elde edilmiştir. Tezin son ampirik denemesinde doğal ve beşerî süreçlerin etkileşiminden meydana gelen birer nadir olay olan pandemilerin iktisadi faaliyet üzerindeki etkisi COVID-19 örneği ve OECD örnekleminde incelenmiş ve pandemilerin iktisadi faaliyet üzerindeki etkilerinin negatif olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Üç ayrı ampirik analizin gerçekleştirildiği tezin sonunda araştırmacı ve politika yapıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Ekonomik büyümeEkonomik kalkınmaKalkınma+4
Süleyman Koç
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Döviz kuru tahminlemesinde geleneksel yöntemlere karşı makine öğrenmesi: kırılgan beşli ekonomileri için uygulamalar

ederek küresel ekonomiyi derinden etkilemiştir. Ekonomi literatüründe "Kırılgan Beşli" (Brezilya, Endonezya, Güney Afrika, Hindistan ve Türkiye) olarak adlandırılan ülkeler, finansal sermaye akışlarına büyük ölçüde bağımlı oldukları için bu karardan ciddi şekilde etkilenmişlerdir. Finansal sermaye akışlarının temel belirleyicilerinden biri olan faiz oranlarındaki dalgalanmalar, zamanla döviz kuru oynaklığının artmasına neden olmuştur. Kırılgan Beşli ülkeleri, yüksek ithalat bağımlılıkları nedeniyle döviz kurundaki yükselişlerin yurtiçi fiyatlara olumsuz yansıması sonucunda enflasyon hedeflerinden sapmalar yaşamaktadır. Bu sapmalar, para otoriteleri açısından güvenilirlik, kredibilite ve itibar gibi kritik sorunları beraberinde getirmekte ve makroekonomik dengeyi bozmaktadır. Bu nedenle, döviz kurlarının güvenilir tahminlerini yapmak hem para otoriteleri hem de diğer finansal aktörler için hayati önem taşımaktadır. Güvenilir tahminler enflasyon hedeflemesinin başarısını artırmak, para politikasının etkinliğini sağlamak ve makroekonomik istikrarı korumak için gereklidir. Bu bağlamda, gelişmiş tahmin yöntemlerine dayalı modellemeler yapılması, döviz kuru oynaklığının etkilerini yönetmede ve ekonomi politikalarının oluşturulma süreçlerinde yol gösterici olacaktır. Bu çalışmada, döviz kurunun gecikmeli değerleri kullanılarak tek değişkenli modeller oluşturulmuş, katı fiyatlı parasalcı model temelinde ise çok değişkenli modeller geliştirilmiştir. Tek değişkenli modellerde döviz kurunun nokta ve yön tahmini esas alınırken, çok değişkenli modellerde Dornbusch'un Hedefi Aşan Döviz Kuru modelindeki makroekonomik değişkenlerin nominal döviz kuru ile etkileşimi ve tahmin sürecine katkıları incelenmiştir. Döviz kuru tahminleri; Naïve Drift, Theta, Holt's Winter Üstel Düzleştirme, ARIMA, Ridge Regresyon, RNN, LSTM, GRU, CNN ve XGBoost yöntemleriyle gerçekleştirilmiştir. Modellemelerin her aşamasında ileri optimizasyon teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, tek değişkenli modellerde makine öğrenmesi teknikleri hem nokta hem de yön açısından üstün başarı sergilemektedir. Benzer şekilde, döviz kurunun geçmiş değerleri modele dahil edilmese bile, çok değişkenli modellerde de makine öğrenmesi teknikleri yön açısından üstün başarı göstermektedir. Sonuç olarak; hem para otoriteleri hem de diğer finansal aktörler için, iktisadi teorilerden ve rezerv paraya sahip ülkelerin makroekonomilerinden uzaklaşmadan, ileri optimizasyon teknikleri ile makine öğrenmesi yöntemleri kullanılarak güvenilir tahminler yapılabilir.

Döviz kuru tahminiEkonomik zaman serisiMakine öğrenmesi
Muhammed Raşid Bakır
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bürokrasinin görünür maliyetleri ile mücadele etmede düzenlemeler ve uygulama sonuçları

Günümüzde kamusal hizmetlerin sunulması tüm devlet yapılanmalarında bürokrasiyi gerekli kılmaktadır. Ancak, bürokrasinin rolü net tanımlanmadığında siyasal güçlerle çatışarak sorunlara yol açabilmektedir. Çalışmanın önemi, alanyazında daha önce yapılan çalışmaların ekonomi ve hukuk perspektifinden incelenmesine karşın, bürokrasiyle mücadelede verimlilik, maliyet azaltma ve süreç yönetimi gibi ihmal edilen hususları, gerçekleştirilen düzenlemeler üzerinden incelemesinden kaynaklanmaktadır. Araştırmanın amacı, Türkiye'deki bürokratik yapının görünür maliyetlerini ortaya koymak, bu maliyetlerle mücadele amacıyla gerçekleştirilen düzenlemeler ile bunların sonuçlarını analiz etmektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış, veriler doküman analiziyle elde edilmiş ve betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmada öncelikle, bürokrasiyle ilgili genel bilgiler ve Türkiye bürokrasisinin sorunları açıklanmıştır. Daha sonra, bürokrasiyle mücadelede gerçekleştirilen düzenlemeler dört aşamada incelenmiştir. Birinci aşamada, "Bürokratik Yapının Yeniden Düzenlenmesi"ne yönelik reformlar analiz edilmiştir. Millî Savunma Bakanlığı, Millî Güvenlik Kurulu, Askerî Yargı, Yüksek Askerî Şûra ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarına yönelik yapılan düzenlemelerin Avrupa ülkeleriyle paralellik gösterdiği ve bürokrasiyle mücadelede olumlu sonuçlar verdiği görülmüştür. Bakanlık sayılarının incelenmesinde, Devlet Bakanlığının kaldırılmasıyla hantal yapının ortadan kalktığı ve Avrupa ülkeleri seviyesine ulaşıldığı görülmüştür. Politika kurulları ve ofislerin alternatif bürokratik yapı sunduğu, bakan yardımcılığı uygulamasında bakan yardımcılarının bürokratik yetkilerle donatılmasının siyasetin bürokrasiye müdahalesine zemin hazırlayabileceği değerlendirilmiştir. İkinci aşamada, "Bürolar Arasında Rekabetin Oluşturulması" incelenmiştir. İncelemede, dolaylı yollarla rekabeti teşvik eden örneklere rastlanmıştır. Üçüncü aşamada, "Ödüllendirme ve Teşvikler"e ilişkin uygulamalar değerlendirilmiştir. Uygulamaların sağlık ve eğitim sektörlerinde yoğunlaştığı, bazı olumsuzluklara rağmen, genel itibarıyla olumlu katkılar sunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dördüncü aşamada, özelleştirmeye ilişkin uygulamalar ele alınmıştır. Özelleştirme sonrasında, bürokratik engellerin büyük ölçüde kaldırılarak, karar alma süreçlerinin hızlandırarak, yönetimde daha etkin bir işleyiş sağlandığı tespit edilmiştir.

BürokrasiÖzelleştirme
Ahmet Tugay Çakmak
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
131

Other supervisors