Theses supervised by Prof. Dr. Özkan Adıgüzel

11 theses · Dicle University

Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı konsantrasyonlarda kullanılan etidronik asitin kök kanallarından smear tabakasının uzaklaştırılmasındaki etkinliklerinin karşılaştırılması

Amaç Bu çalışmanın amacı etidronik asitin (HEDP) %5, %9 ve %18'lik konsantrasyonlarının NaOCl ile kombinasyonları ve %17 EDTA kullanılarak smear tabakasının kök kanalından uzaklaştırma etkinliğinin taramalı elektron mikroskobunda (SEM) değerlendirilmesi, HEDP'nin ideal konsantrasyonunun belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem Çalışmamızda periodontal ya da ortodontik nedenlerle çekilmiş olan 75 adet tek kök ve kanala sahip mandibular premolar diş kullanıldı. Tüm dişler kanal boylarını standardize etmek amacıyla apikalden 15 mm olacak şekilde ölçülerek elmas frez yardımıyla su soğutması altında dekoronize edildi. Kök kanalları ISO #20 numaralı K ve H tipi eğelerle çalışma boyunda manuel olarak genişletildi ardından Reciproc R40 (VDW, Munich, Almanya) NiTi eğelerle apikal çap #40 olacak şekilde preparasyon tamamlandı. Dişler Grup 1: %2.5 NaOCl; %17 EDTA, Grup 2: %2.5 NaOCl + %5 HEDP, Grup 3: %2.5 NaOCl + %9 HEDP, Grup 4: %2.5 NaOCl + %18 HEDP, Grup 5: %2.5 NaOCl; deiyonize su (kontrol grubu) olmak üzere (n=15) rastgele 5 gruba ayrıldı. İrrigasyon enstrumantasyon esnasında 15 ml,663 sonrasında 5 ml standart solüsyon hacmiyle tamamlandı. Dişler son olarak 5 ml distile su ile irrige edildi, kağıt konlar ile kurutuldu. Örneklerin bukkal ve lingual yüzeylerine ince bir alev uçlu frez ve aeratör yardımıyla uzun eksene paralel oluklar açıldı, kökler 2 eşit parçaya ayrıldı. Dişlerin koronal, orta ve apikal görüntüleri SEM'de x2000 büyütme altında alındı ve smear tabakasının varlığı iki farklı gözlemci tarafından skorlandı. Elde edilen görüntülerin istatistiksel ölçümünde Kruskal Wallis H Testinden yararlanıldı. İkiden fazla gruplu karşılaştırmalarda anlamlı farklılık görülmesi durumunda Post-Hoc testler (Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U testi) yardımıyla aralarında anlamlı farklılık bulunan gruplar belirlendi. Bulgular Smear tabakası uzaklaştırma etkinliği bakımından irrigasyon solüsyonları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0,05). EDTA, %5 HEDP, %9 HEDP ve %18 HEDP gruplarının smear tabakası uzaklaştırma etkinliği kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksektir (p<0,05). EDTA, %5 HEDP, %9 HEDP ve %18 HEDP grupları arasında ise smear uzaklaştırma etkinliği bakımından anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0,05). Smear tabakası uzaklaştırma etkinliği bakımından bölgeler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0,05). Bütün irrigasyon solüsyonlarında koronal ve orta bölgede smear tabakası uzaklaştırma etkinliği apikal bölgeye göre anlamlı derecede daha yüksektir (p<0,05). Sonuç Smear tabakasını uzaklaştırma etkinliği bakımından %5, %9, %18 HEDP ve %17 EDTA arasında fark yoktur. Kök kanal yıkama solüsyonu olarak HEDP kullanımı ile ilgili ileri araştırmaların yapılmasına ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: EDTA, HEDP, smear tabakası uzaklaştırma, devamlı şelasyon, taramalı elektron mikroskobu

EDTAEtidronik asitKök kanal tedavisi+3
Ezgi İlkay Zengin
Dicle University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Ozon uygulamasının rezin ve biyoseramik esaslı kök kanal dolgu patlarının bağlanma dayanımı üzerine etkinliğinin push-out testi kullanılarak değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı; ozon gazı uygulamasının, iki farklı içeriğe sahip kök kanal patının bağlanma dayanımı üzerine etkisini push-out testi kullanarak değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada 60 adet çekilmiş tek köklü ve tek kanallı insan alt premolar dişleri kullanıldı. Dişlerin kronları mine-sement sınırından elmas fissür frez ile su soğutması altında kesilerek uzaklaştırılmış olup, kök boylarını standardize etmek amacıyla tüm diş kökleri 17 mm uzunluğa eşitlendi. Dişlere giriş kavitesi açılmasının ardından 15 numaralı K tipi eğe ile glide path oluşturuldu. Kök kanallarının şekillendirilmesi Reciproc #40 numaralı döner eğe ile tamamlandı. İrrigasyon aşamasında %5'lik NaOCl ve %17'lik EDTA tüm numunelere standart şekilde uygulandı. Final irrigasyonu 5 ml distile su (DS) ile yapıldı. Dişler her grupta 15 diş olacak şekilde rastgele dört gruba (Grup 1: AH Plus, Grup 2: AH Plus ve ozon gazı, Grup 3: AH Plus Bioceramic, Grup 4: AH Plus Bioceramic ve ozon gazı) ayrıldı (n=15). Ozon gazı uygulanmayacak olan diş gruplarının (Grup 1 ve Grup 3) kök kanal dolumu yapıldı. Ozon gazı uygulanacak gruplar ise (Grup 2 ve Grup 4) ozon uygulanmasının ardından kök kanal dolumu tamamlandı. Tüm gruplarda kök kanal dolumu basit tek kon dolum yöntemi kullanılarak yapıldı. Çalışmada AH Plus ve AH Plus Bioceramic kök kanal patları kullanıldı. Dişlerden hassas kesme cihazı ile apikal 2, 5, 8 mm mesafeden üç kesit alındı. Elde edilen kesitler itme bağlanma dayanımını ölçmek amacıyla push-out test cihazında teste tabi tutuldu. Veriler R programı ile analiz edildi. Kanal patı, final irrigasyonu ve kesite göre normal dağılmayan bağlanma dayanımı değerlerinin karşılaştırılmasında R programında WRS2 paketi kullanılarak üç yönlü Robust testi kullanıldı ve çoklu karşılaştırmalar Bonferroni düzeltmesi ile incelendi. Bulgular: Final irrigasyonuna göre bağlanma dayanımının budanmış ortalama değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık vardır (p<0,001). Distile su grubunda bağlanma dayanımının budanmış ortalaması 0,17 MPa iken, ozon gazı grubunda 0,25 MPa olarak elde edilmiştir. Kök kanal patına göre bağlanma dayanımının budanmış ortalama değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık vardır (p=0,015). AH Plus kök kanal patında bağlanma dayanımının budanmış ortalaması 0,23 MPa iken, AH Plus Bioceramic kök kanal patında 0,19 MPa olarak elde edilmiştir. Kesite göre bağlanma dayanımının budanmış ortalama değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık vardır (p=0,001). Apikal kesitte, koronal ve orta kesitlerden farklılık göstermiştir. Apikal kesitte diğerlerine göre azalma görülmüştür. Kök kanal patı, final irrigasyonu ve kesite göre bağlanma dayanımının budanmış ortalama değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktur (p=0,340). Sonuç: Kök kanalına ozon gazı uygulaması, kök kanal patının bağlanma dayanımını distile su ile final irrigasyonuna göre arttırmaktadır. Anahtar Kelimeler: AH Plus, AH Plus Bioceramic, bağlanma dayanımı, ozon, push-out testi.

Kök kanal dolgu materyalleriOzon
Merve Doğan İlik
Dicle University
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Devital beyazlatma uygulanmış dişlerde sodyum askorbat, alkol ve kalsiyum hidroksit uygulamalarının kompozit rezinin dentine bağlanma dayanımı üzerine etkilerinin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi

Amaç: Günümüz dişhekimliğinin en önemli amaçlarından biri, doğal diş estetiğinin hastaya yeniden kazandırılmasıdır. Diş hekimine başvuran birçok hastanın ortak beklentileri daha iyi bir gülüşe sahip olmaktır. Hastalar için dişin estetiği kadar rengi de büyük önem taşımaktadır. Beyazlatma tedavisi, kolay uygulanması, konservatif bir girişim olması ve hastada ağrısız bir şekilde estetiği sağlayabiliyor olması gibi avantajlarından dolayı son yıllarda popülaritesi artmış bir tedavi yöntemidir. Beyazlatma tedavisi uygulanmış dentin yüzeylerinin kompozit rezin ile bağlantısının araştırıldığı çalışmalarda beyazlatma uygulamasından sonra minenin bağlanma dayanımında önemli ölçüde bir azalmanın olduğu pek çok çalışmada rapor edilmiştir. Bunun nedeni beyazlatma sonrası oluşan rezidüel oksijen tabakasının varlığıdır. Bu rezidüel oksijen tabakasının kaldırılmasının diş ile kompozit arasındaki bağlanma değerlerini arttırdığı bulunmuştur. Beyazlatma uygulanmış dişlerde antioksidan ajanlar kullanılması serbest oksijen radikallerini nötralize eder ve olumsuz biyolojik etkilerini ortadan kaldırmaktadır. Bu in-vitro çalışmanın amacı; devital beyazlatma uygulanmış dişlere sodyum askorbat, alkol ve tamponlayıcı ajan olan kalsiyum hidroksit uygulamasının kompozit rezin-dentin bağlanma dayanımına etkilerini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda 80 adet insan üst santral diş kullanıldı. Dişlerin palatinal yüzeyinden endodontik giriş kavitesi açıldı ve dişlerin kök kısmı mine sement birleşiminin 2-3 mm apeksinden kesilip uzaklaştırıldı. Tüm dişlere sodyum perborat ile devital beyazlatma uygulandı. Devital beyazlatma sonrası giriş kavitesine, sodyum askorbat, alkol, kalsiyum hidroksit uygulaması ve kontrol grubu olmak üzere 4 ayrı deney grubu oluşturuldu. Daha sonra bond ve kompozit rezin ile restore edilen 4 deney grubunda da minitom kesme cihazı kullanılarak 1x1 mm boyutlarında örnekler elde edildi. Bu örneklerin mikrotensile cihazında gerilim testlerine tabi tutulması ile elde edilen veriler kompozit rezin-dentin arası bağlanma dayanımı açısından karşılaştırıldı. Bulgular: Bu çalışmada elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Gruplar arasındaki farklılıklar incelenirken değişkenlerin normal dağılımdan gelmemesi nedeniyle Kruskal Wallis-H testinden yararlanılmıştır. Kruskal Wallis-H testinde anlamlı farklılıkların görülmesi durumunda Post-Hoc çoklu karşılaştırma testi ile aralarında farklılık olan gruplar belirlenmiştir. Değişkenlerin normal dağılımdan gelme durumları araştırılırken birim sayıları nedeniyle Shapiro Wilk's testinden yararlanılmıştır. Bağlanma dayanım değerleri bakımından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0,05). Sodyum askorbat grubunun bağlanma dayanım değeri kalsiyum hidroksit ve kontrol gruplarına göre anlamlı derecede yüksektir (p<0,05). Sodyum askorbat ve alkol gruplarının bağlanma dayanımı değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>0,05). Alkol ve kalsiyum hidroksit gruplarının bağlanma dayanımı değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>0,05). Alkol ve kontrol gruplarının bağlanma dayanımı değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>0,05). Kalsiyum hidroksit ve kontrol gruplarının bağlanma dayanım değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>0,05). Sonuç: Devital beyazlatma sonrası, sodyum askorbat, kompozit rezin-dentin bağlanma dayanımını arttırmak amacıyla kullanılabilir. Alkol ve kalsiyum hidroksit uygulamalarının bağlanma dayanımına etkisinin daha fazla çalışma sonuçları ile desteklenmesi gerektiği kanısındayız.

AlkollerDental bondingDental stres analizi+6
Beyhan Başkan
Dicle University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı apikal çaplarda genişletilen kök kanallarında kullanılan üç farklı elektronik apeks bulucunun doğruluğunun karşılaştırılması

Amaç: Çalışmamız üç farklı apeks bulucunun doğruluğunu; farklı apikal çaplarda genişletilmiş dişlerde, apikal çapla uyumlu ve uyumsuz eğe kullanarak değerlendirmeyi amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda 60 adet alt çene küçük azı dişi kullanıldı. Gerçek kanal uzunluğu stereo mikroskop ile belirlendi. Dişler üç farklı gruba ayrıldı. G25, G40 ve G50 grubundaki dişler gerçek kanal uzunluğunda apikal çapları sırasıyla 0,25, 0,40, 0,50 mm olacak şekilde ele eğeleri ve Reciproc R25, R40 ve R50 ile genişletildi. Elektronik ölçümlerde her grupta 15 no.lu eğe ve gruptaki dişlerin apikal çapıyla uyumlu 25, 40, 50 no.lu el eğeleri kullanıldı. Genişletilmiş dişlerle aljinat model oluşturuldu. Root Zx Mini, Raypex 6 , Propex Pixi elektronik apeks bulucuları kullanılarak her diş için elektronik çalışma uzunluğu tespit edildi. Bulgular: Elektronik ölçüm sonuçları gerçek uzunluktan 0,50 mm'den daha kısa veya 0,05 mm'den daha uzun ölçüm yapmışsa başarısız, diğer koşullarda başarılı sayılmıştır. Aynı apikal çapta, farklı eğelerle elektronik apeks bulucunun doğruluğunun değerlendirilmesinde tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Farklı apikal çaplarda, apikal çapla uyumsuz eğe kullanımının doğruluğa etkisinin değerlendirilmesinde Ki-kare exact testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi 0,05 olarak değerlendirilmiştir. Tüm gruplarda apikal çap ile uyumlu 25, 40, 50 no.lu eğe kullanımında ölçülen uzunluk, gerçek kanal uzunluğuna daha yakındır. Ancak 15 no.lu eğe ile yapılan ölçümlerle arasında anlamlı bir fark yoktur (p>0,05). 0,25, 0,40 ve 0,50 apikal çaplara sahip dişlerde 15 no.lu eğe ile yapılan elektronik ölçüm sonuçlarına göre apikal çapla uyumsuz eğe kullanımının doğruluğa anlamlı bir etkisi yoktur (p>0,05). Sonuç: Dişlerin sahip olduğu apikal çapla uyumlu eğe kullanımı gerçek kanal uzunluğuna yakın ölçüm yapılmasını sağlar. 0,50 mm'ye kadar apikal çapa sahip dişlerde, apikal çaptan daha küçük boyutlu eğe ile yapılan elektronik ölçümlerde elektronik apeks bulucuların doğruluğu eğe boyutundan etkilenmez.

Hasan Öz
Dicle University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Resiprokal hareket yapan bir eğenin farklı dönme açılarında döngüsel yorgunluğunun karşılaştırılması

Amaç: Kemomekanik temizlik kök kanal tedavisinin en önemli aşamalarından biri olup, bu aşamada eğe kırığının meydana gelmesi kanal tedavisinin başarı şansını düşürmektedir. Çalışmamızın amacı, resiprokal hareket yapan, Reciproc Ni-Ti döner eğelerinin, üç farklı resiprokal açı ile kullanıldığı zaman sahip oldukları döngüsel yorgunluk direncinin karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: 45 adet Reciproc R25 kanal eğesi; paslanmaz çelik bir blokta oluşturulan 60° eğimli, 5 mm kurvatür yarıçaplı ve 1.5 mm çapında yapay kanallarda test edildi. Statik bir model tercih edildi. Stereo mikroskop ile incelendikten sonra eğeler rastgele üç gruba ayrıldı. Sırasıyla saat yönünün tersi yönde (SYT) 150° saat yönünde (SY) 30° (Grup 1), SYT 180°-SY 60° (Grup 2) ve SYT 210°-SY 90° (Grup 3) resiprokal açılar seçildi. Kronometre ile eğeler kırılıncaya kadar olan işlem süresi tespit edildi. Kırılan parçaların uzunluğu dijital kumpas ile ölçüldü. Döngüsel yorgunluk testinden sonra her gruptan iki örnek taramalı elektron mikroskobu (Scanning Electron Microscope-SEM) ile incelenerek döngüsel yorgunluğun oluştuğu alanlar incelendi. Bulgular: Levene's varyans homojenite testi ile normal dağılım gösterdiği görülen gruplara tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapıldı (p<0,05). Gruplar arasında anlamlı bir fark (p=0,001) bulunduğundan Tukey HSD post-hoc ikili karşılaştırma testleri uygulandı. Grup 1 ile Grup 2 (p=0,001) ve Grup 1 ile Grup 3 (p=0,001) arasında anlamlı bir fark gözlenirken Grup 2 ile Grup 3 arasında (p=0,376) anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Grup 1'in döngüsel yorgunluğa olan direnci en yüksek bulunmuştur. Gruplardaki eğelerin kırık parçalarının uzunlukları arasında yapılan tek yönlü varyans analizi (ANOVA) sonucunda anlamlı bir fark bulunmamıştır (p=0,847). Sonuç: Çalışmamızda döngüsel yorgunluk sonucu kırılmaya karşı en dirençli resiprokal açı değerinin, üretici firmanın da tavsiye ettiği SYT 150°-SY 30° olduğu gözlenmiştir.

Diş kökü
Ahmet Akay
Dicle University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Rotasyon hareketi yapan üç farklı nikel-titanyum eğe sisteminin yapay kanalda döngüsel yorulma dirençlerinin karşılaştırılması

Giriş ve Amaç: Kök kanal preparasyonu, kanal tedavisinin en önemli aşamalarından biri olmasına karşın komplikasyon görülme oranının da en fazla olduğu aşamadır. Preparasyon işlemi sırasında kanal boyuna ulaşılamaması, yeterli irigasyon ve şekillendirilmenin yapılamaması, kök kanal tedavisinin başarısını direkt olarak etkileyen faktörlerdir. Nikel-Titanyum eğeler (Ni-Ti), sahip oldukları üstün kesme yetenekleri ve esneklikleri sebebiyle son yıllarda kök kanal şekillendirme işlemlerinde popüler hale gelmiştir. Ancak Ni-Ti eğelerinin en büyük problemlerinden biri, özellikle eğri kök kanallarının şekillendirilmesi sırasında herhangi bir belirti vermeden meydana gelen tekrarlayan gerilme ve sıkışma kuvvetleri sonucunda oluşan döngüsel yorgunluğa bağlı kırılmalarıdır. Bu çalışmanın amacı, rotary hareket yapan ProTaper Gold, TruNatomy ve Mtwo döner sistem Ni-Ti eğelerinin, paslanmaz çelik yapay blok kullanılarak döngüsel yorulmaya karşı dirençlerinin karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda on beş adet TruNatomy prime (26,04) (Dentsply, Maillefer, Ballaigues, İsviçre) on beş adet ProTaper Gold (25,06) F2 (Dentsply, Maillefer, Ballaigues, İsviçre) on beş adet Mtwo (25,06) (VDW GmbH, Münih, Almanya) olmak üzere üç farklı rotary Ni-Ti eğe sistemi kullanıldı. 1. Grup ProTaper GOLD (PTG), 2. Grup MTwo, 3. Grup TruNatomy (TN) olarak belirlendi..Eğeler üretici firma talimatlarına uygun olarak, 5 mm kurvatür yarıçapına, 60° kanal kurvatür açısına ve 1,5 mm kanal iç çapına sahip paslanmaz çelikten yapılmış yapay kanallarda kırılıncaya kadar kullanıldı. Eğeler kırılıncaya kadar geçen süre dijital kronometre yardımıyla kayıt edilip, eğelerin kırılıncaya kadar geçen süre saniye cinsinden kaydedildi. Bulgular: Tanımlayıcı istatistikler ve analizler R version 3.2.3 (2015-12-10), Copyright © 2015 The R Foundation for Statistical Computing free software bilgisayar paket programı kullanılarak yapıldı. Bu çalışmada, sürekli değişkenlerin normallik varsayımına uygunluğu Shapiro-wilk testli ile değerlendirildi. Parametrik test koşulları göz önüne alınarak, değişkenlere ait bağımsız gruplarda ortalamalar aeası farklerın karşılaştırılmasnda Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), ikili karşılaştırmalarda ise Bonferroni testleri kullanıldı. p<.0,05 için sonuçlar anlamlı kabul edilmiştir (p=0,000). PTG Mtwo'ya (p=0,000), PTG TN'ye (p=0,048), TN ise Mtwo ya kıyasla daha dirençli olarak tespit edildi (p=0,035'tir). 1. Grubun (PTG) döngüsel yorgunluğa olan direnci en yüksek bulundu. Sonuç: Yaptığımız çalışmada elde ettiğimiz veriler ve istatistiksel sonuçlar ışığında, döngüsel yorgunluk sonucu kırılmaya karşı en dirençli eğe sisteminin PTG olduğu saptandı (p=0,000, F=13,214) Anahtar Kelimeler: Döngüsel Yorgunluk, Rotasyon Hareketi Hareket, Kinematik, TruNatomy Eğesi, ProTaper Eğesi, Mtwo Eğesi

Dental eğelerKök kanal tedavisiNikel+1
Berivan Bingöl Kaya
Dicle University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kök kanal preparasyonunda kullanılan üç farklı döner eğe sisteminin dentinde oluşturduğu mikro çatlakların değerlendirilmesi

Kök kanal preparasyonu, kök kanal tedavisinin başarısında en önemli aşamalardan biridir. Bunun yanında bu işlem kök dentininde kırık ve çatlağa sebep olabilir. Farklı firmalar tarafından üretilen Nikel-Titanyum (Ni-Ti) esaslı döner eğe sistemleri, diş hekimleri tarafından zaman tasarrufu ve kesme etkinliği gibi avantajları sebebiyle sıkça kullanılırlar. Bu çalışmada Reciproc, TruNatomy, Mtwo Ni-Ti döner eğe sistemleri ve K tipi el eğesinin kök kanal preparasyonu sırasında kök dentini üzerinde mikro çatlak oluşturmaları yönünden karşılaştırılması amaçlanmıştır.Çalışmada 80 adet alt kesici insan dişi 4 gruba ayrıldı. Dişlerin boyu 18 mm'ye sabitlenerek Reciproc, TruNatomy, Mtwo Ni-Ti eğe sistemleri ve K tipi el eğesi ile prepare edildi. Periodontal ligamenti taklit etmek ve oluşan stresleri dengeli dağıtabilmek için preparasyon esnasında dişler, dental enjektörden elde edilen bir kalıp içerisine otopolimerizan tamir akriliğiyle birlikte gömüldü. Birinci gruptaki dişler Reciproc eğe sistemi kullanılarak, ikinci gruptaki dişler TruNatomy eğe sistemi kullanılarak, üçüncü gruptaki dişler Mtwo eğe sistemi kullanılarak prepare edildi. Dördüncü gruptaki dişlerde K tipi eğesi kullanılarak step-back metodu ile prepare edildi. Daha sonra örneklerden 3, 6, 9 mm seviyelerinden Hassas Kesme Cihazı (Isomet 1000, Buehler, Lake Bluff, IL, USA) ile kesitler alındı. Elde edilen örnekler stereomikroskop (Zeiss Stemi 2000-C Stereomikroskop, Zeiss, Jena, Germany) altında x40 büyütmede dentinde mikro çatlak varlığı bakımından incelenerek skorlandı. Elde edilen verilerde tüm kesit seviyelerinde Reciproc döner sistem eğesi ile yapılan şekillendirme sonucunda el eğesine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede fazla çatlak tespit edilmiştir. Kesit seviyeleri göz ardı edildiğinde; Reciproc eğe sistemi el eğesi ve TruNatomy'den, Mtwo eğe sistemi de el eğesinden istatistiksel olarak daha fazla mikro çatlak oluşturdu. Kesit seviyeleri karşılaştırıldığında koronal kesitte diğer kesitlere göre anlamlı derecede fazla çatlak oluştuğu görüldü. Dentinde çatlak oluşmasını etkileyen faktörlerin eğelerin farklı tasarımları, hareket şekilleri, koniklik açısının büyüklüğü olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında resiprokasyon hareketi ile yapılan preparasyon sonucunda rotasyon hareketine göre kök kanalında daha fazla mikro çatlak oluştuğu saptanmıştır.

Dental eğelerDental pulpa boşluğuDentin+2
Ömer Özkılıç
Dicle University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Resiprokal ve rotasyonel hareket yapan farklı nikel titanyum kök kanal eğelerinin apikalden taşan debris miktarına etkisinin değerlendirilmesi

ÖZET Giriş ve Amaç: Kök kanal şekillendirmesi, kanal tedavisinin başarısını etkileyen önemli faktörlerden biridir. Kanalların şekillendirilmesinde kullanılan eğe sistemleri arasındaki kinematik, metalürjik özellikler, tasarım ve eğe sayısı gibi farklılıklar apikalden taşan debris miktarını etkilemektedir. Bu in vitro çalışmanın amacı; TruNatomy (TRN) (Dentsply, Maillefer, Ballaigues, İsviçre), Reciproc (RC) (VDW GmbH, Münih, Almanya) ve Mtwo (MT) (VDW GmbH, Münih, Almanya) döner eğe sistemlerinin kullanılarak, apikalden taşan debris miktarının karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza 45 adet alt çene kesici insan dişi dâhil edildi. Schneider'e göre kanal eğimi <10° olan dişler seçildi. Dişler rastgele üç eşit gruba (n = 15) ayrıldı: TRN, RC ve MT. 10 nolu K tipi el eğesi ile köklerin kanal boyları ölçülerek, bu boydan 1 mm kısa olacak şekilde çalışma boyları kaydedildi. Dişler okluzalden aşındırılarak çalışma boyları 18 mm'ye standardize edildi. Dişler TRN, RC ve MT eğe sistemleri ile şekillendirildi. Bütün döner eğe sistemleri tek operatör tarafından üretici firmanın talimatlarına göre kullanıldı. Myers ve Montgomery'nin hazırladığı deney düzeneğinden faydalanarak debris miktarı ölçüldü. Gruplardaki her dişe aynı yıkama prosedürü uygulandı ve eşit miktarda distile su kullanıldı. Eppendorf tüpü içindeki distile suyun buharlaşması için tüpler 70OC'de beş gün süre ile inkübatörde bekletildi.2 Eppendorf tüplerinin boş ağırlıkları ve inkübatörden çıkarıldıktan sonraki ağırlıkları 10-4 gr hassasiyetindeki hassas terazi ile ölçüldü. Ağırlıklar arasındaki fark kaydedilerek taşan debris miktarı hesaplandı. Bulgular: Verilerin normallik testi Shapiro–Wilk testi ile incelenmiş olup, çalışma grupları arasındaki debris miktarı açısından istatistiksel farklılık Kruskal–Wallis H-testi ile belirlendi ve gruplar arasında debris miktarı açısından anlamlı farklılık bulundu (p < 0.05). Kruskal–Wallis H-testinde anlamlı farklılıkların olması durumunda post hoc çoklu karşılaştırma testi ile farklı olan ikili gruplar belirlendi. TRN ile MT arasında istatistiksel olarak fark vardı (p < 0.05). TRN ve RC de istatistiksel olarak farklılık gösterdi (p < 0.05). Ancak RC ve MT arasında istatistiksel fark yoktu (p > 0.05). Sonuç: Yaptığımız çalışmada tüm eğe sistemleri kök kanalının apikalinden debris taşırdı. TRN, klinik olarak kabul edilebilir bir şekilde apikalden daha az debris taşırmıştır. Anahtar Kelimeler: Apikal debris taşması, kök kanal şekillendirmesi, Mtwo, Reciproc, TruNatomy

Nevzat Koç
Dicle University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı şelasyon ajanlarının kalsiyum silikat esaslı tamir materyallerinin itme bağlanma dayanımı üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Amaç Bu çalışmanın amacı, kök kanal tedavisinde kullanılan %20 sitrik asit, %17 EDTA ve %9 HEDP+%2.5 NaOCl solüsyonlarıyla muamele edilmiş dentin dokusunun, biyoseramik esaslı kök kanal tamir materyallerinden MTA Angelus ve Biodentine'nin itme bağlanma dayanımlarına olan etkisini ve materyal içindeki meydana gelen bağlanma başarısızlıklarını araştırmaktır. Gereç ve Yöntem Bu çalışma için 15 adet tek köklü ve tek kanallı daimi insan maksiller santral dişi kullanıldı. Dişlerin kronları elmas fissür frez (Microdont, São Paulo-SP, Brezilya) ile mine sement sınırından kesilip uzaklaştırıldı ve akrilik bloklara (Imicryl SC; Imicryl Dental Materials, Inc, Konya, Turkey) gömüldü. Koronal kök bölgesinden su soğutmalı kesme cihazında (Isomet, Buehler, ABD) elmas separe kullanılarak 1 mm kalınlığında 3 adet horizontal kesitler alınarak toplam 45 adet dentin disk örnekleri hazırlandı. Her bir dentin diskine 1 mm çapında bir elmas frez yardımıyla kanal lümeninin her iki yanına 2 adet standart yapay kaviteler oluşturuldu. Dentin diskleri 3 ayrı solüsyonda bekletilmek üzere rastgele 3 ayrı deneysel gruba ayrıldı: %17 EDTA (n=15) (Promida, Eskişehir, Turkey), %20 sitrik asit (n=15) (Promida, Eskişehir, Turkey) ve %9 etidronik asit+% 2.5 NaOCl (n=15) (Microvem AF, İstanbul, Türkiye). Her bir deney grubu kendi solüsyonunda 1 dk bekletildi. Sonrasında açılan kavitelerden birine MTA Angelus (Angelus, Londrina, Brezilya), diğerine Biodentine (Septodont, Saint Maur des Fossés, Fransa) yerleştirilip 24 saat süre ile etüv cihazında bekletildi. Hazırlanan örnekler itme bağlanma dayanımı testine (Shimadzu Co., Kyoto, Japonya) tabi tutuldu. Veriler IBM SPSS versiyon 23 ile analiz edildi. İtme bağlanma testi sonucu materyal içindeki bağlantı başarısızlıkları SEM cihazında (Quanta FEG 250, FEI Ltd. Oregon, A.B.D.) incelenip adeziv, koheziv ve karışık tipte olmak üzere yüzde olarak belirlendi. Bulgular Şelasyon ajanının ana etkisi itme bağlanma dayanımı üzerinde anlamlı bulunmuştur (p=0,046). Sitrik asit grubunda ortalama itme bağlanma dayanımın değeri 17,08 MPa, EDTA grubunda 13,97 MPa ve HEDP/NaOCl grubunda 11,81 MPa'dır. Sitrik asit grubu, HEDP/NaOCl grubuna göre anlamlı derecede daha fazla itme bağlanma dayanımı göstermiştir (p<0,05). Sitrik asit grubu ile EDTA grubu arasında ve EDTA grubu ile HEDP/NaOCl grubu arasında ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Biyomateryalin ana etkisi itme bağlanma dayanımı üzerinde anlamlı bulunmuştur (p=0,005). Biodentine'nin itme bağlanma dayanımı ortalama değeri 16,75 MPa iken MTA Angelus'un 11,81 MPa'dır. Biodentine, MTA Angelus'a göre anlamlı derecede daha fazla itme bağlanma dayanımı göstermiştir (p<0,05). Şelasyon ajanı ve biyomateryal etkileşimi itme bağlanma dayanımı üzerinde anlamlı bulunmuştur (p=0,021). İtme bağlanma dayanımı testi sonucunda tüm örneklerde karışık tipteki bağlantı başarısızlığı koheziv tip başarısızlık ile hemen hemen aynı bulunmuştur. Adeziv tip başarısızlık tüm gruplara kıyasla ciddi bir oranda daha düşük bulunmuştur. Sonuç HEDP/NaOCl solüsyonunun kalsiyum silikat esaslı tamir materyallerinin dentine adezyonunun EDTA'nınkiyle karşılaştırılabilir olduğunu ve etidronik asitin EDTA ile yapılan geleneksel tedavinin yerini alma potansiyeli gösterdiği düşünülmüştür. Etidronik asidin endodonti alanındaki uygulamaları için daha ileri çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Bağlantı başarısızlığı, Biodentine, EDTA, Etidronik asit, İtme bağlanma dayanımı, MTA, Sitrik asit.

BiodentinDental materyallerDental stres analizi+6
Nihal Firdevs Arıkan
Dicle University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kök kanallarında kalsiyum hidroksitin uzaklaştırılmasında fitik asit, sitrik asit ve edta'nın etkinliklerinin karşılaştırılması: Elektron mikroskobu çalışması

Bu çalışmanın amacı bir kanal medikameni olarak kullanılan Ca(OH)2'nin kök kanallarından uzaklaştırılmasında, final irrigasyon ajanı olarak fitik asit, sitrik asit ve EDTA kullanılarak kanaldan uzaklaştırma etkinliğinin taramalı elektron mikroskobunda değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem Çalışmamızda periodontal ya da ortodontik nedenlerle çekilmiş olan 51 adet tek kök ve kanala sahip mandibular premolar diş kullanılmıştır. Çalışmaya başlamadan önce tüm dişlerin kronları mine-sement birleşim noktasının yakınlarında kesilmiştir ve 14 mm'lik standart bir uzunluk elde edilmiştir. Çalışma uzunluğu belirlendikten sonra kök kanallarının Reciproc R50 (VDW, Münih, Almanya) eğe sistemi ile mekanik preparasyonu yapılmıştır. Mekanik preparasyon süresince 6 ml %5'lik NaOCl ve %17'lik EDTA irrigasyon iğnesi ile uygulandıktan sonra distile su ile tüm kanalların final irrigasyonu yapılmıştır. Üç diş pozitif, üç diş negatif kontrol grubu olarak ayrılmıştır. Geriye kalan dişler Grup 1: %17'lik EDTA, Grup 2: %20'lik sitrik asit ve Grup 3: %1'lik fitik asit olmak üzere (n=15) rastgele gruplara ayrılmıştır. Kök kanallarını kağıt konlarla kurulandıktan sonra, şırınga tip kalsiyum hidroksit patı kullanılmış, pat koronalden taşana kadar kanala gönderilmiştir. Bütün gruplarda, kanal giriş kavitelerine teflon bant yerleştirildikten sonra kanal giriş kaviteleri 3 mm kalınlığında Cavit G (3M, Seefeld, Almanya) ile kapatılmıştır. Örnekler 1 hafta etüvde bekletilmiştir. Dişlerin geçici dolgusu kaldırıldıktan sonra, ultrasonik aktivasyon (Eighteeth Ultra X-Ultrasonik Aktivatör, Changzhou, Çin) ile şelasyon ajanlarının her biri 5 ml hacimde ve 60 sn süreyle uygulanmıştır. Nötralizasyonu sağlamak amacıyla, dişlerin distile su ile irrigasyonu tamamlanmış ve kağıt konlar ile kurutulmuştur. Dişler taramalı elektron mikroskobunda x2000 büyütme altında koronal, orta ve apikal bölümleri görüntülenmiştir. Elde edilen görüntülerin istatiksel ölçümünde Kruskal Wallis H testinden yararlanılmıştır. İkiden fazla gruplu karşılaştırmalarda anlamlı farklılık bulunması durumunda Post-Hoc testler (Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U testi) yardımıyla aralarında anlamlı farklılık bulunan gruplar belirlenmiştir. Bulgular Kullanılan şelasyon ajanları grupları ile kalsiyum hidroksit uzaklaştırma etkinliği değerlendirildiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Grup 1(EDTA) ve Grup 2 (Sitrik asit) arasında anlamlı fark bulunamamıştır (p=0,999;p>0,05). Ancak Grup 1 ile Grup 3 (Fitik asit) ve Grup 2 ile Grup 3 arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Grup 1 ve Grup 2, Grup 3'e göre kök kanallarından kalsiyum hidroksiti daha etkin uzaklaştırmıştır. Kesit seviyelerine göre(koronal, orta, apikal) kök kanallarındaki kalsiyum hidroksit kalıntıları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunamasa da, kesitler arasında en az kalıntı tespit edilen kök kesiti koronal üçlüdür. Sonuç Kullanılan şelasyon ajanlarının hiçbiri kalsiyum hidroksiti kanaldan tamamen uzaklaştıramamıştır. Fitik asitin endodontide kullanımıyla ilgili daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. EDTA ve sitrik asit, pasif ultrasonik aktivasyon ile uygun yöntemlerle kullanılırsa, olumlu sonuç vermektedir.

Dental pulpa boşluğuEDTAEtilendiamintetraasetik asit+4
Emine Ceyda Güneş
Dicle University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı şelasyon solüsyonlarının kök kanal dentininin mikrosertliği ve yüzey pürüzlülüğü üzerine etkilerinin incelenmesi

Farklı Şelasyon Solüsyonlarının Kök Kanal Dentininin Mikrosertliği ve Yüzey Pürüzlülüğü Üzerine Etkilerinin İncelenmesi Kök kanal tedavisinin başarısı, kanal preparasyonunun kalitesine, yöntemine, yeterli irrigasyona, dezenfeksiyona ve kök kanalının üç boyutlu olarak doldurulmasına bağlıdır. Bu çalışmanın amacı farklı şelasyon solüsyonlarının kök kanal dentin dokusunun mikrosertliği ve yüzey pürüzlülüğü üzerine olan etkisinin incelenmesidir. Bu çalışmada 60 adet maksiller kesici diş kullanılmıştır. Bütün dişlerin kronları mine sement sınırından elmas frez ile köklerinden ayrılmıştır. Diş kökleri elmas separe ile uzunlamasına ortadan ikiye ayrılmıştır. Elde edilen numuneler otopolimerizan akriliğe gömülmüş ve dişlerin dentin yüzeyleri zımparalanmıştır. 4 gruba ayrılan numunelerin şelasyon işlemlerinden önce mikrosertlik ve yüzey pürüzlülüğü ölçümleri yapılmıştır. 1. gruba %17'lik Jel EDTA solüsyonu (JE), 2. gruba %17'lik Likit EDTA solüsyonu (LE), 3. gruba %20'lik Sitrik asit solüsyonu (SA) ve son gruba %7'lik Maleik asit solüsyonu (MA) 120'şer saniye uygulanmıştır. Şelasyon ajanlarının uygulanmasından sonra tekrar bütün örneklerin mikrosertlik ve yüzey pürüzlülüğü ölçümleri yapılmıştır. Grupların istatistiksel analizi için ANOVA Tek Yönlü Varyans Analizi (One Way Analysis of Variance ANOVA) kullanılmış ve gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmiştir (p<0.05). Mikrosertlik sonuçlarına göre, %17'lik Likit EDTA'nın %17'lik Jel EDTA ile istatistiksel olarak eşit düzeyde ve en az azalmaya sebep olduğu, %20'lik Sitrik asitin ise mikrosertliği EDTA solüsyonlarından daha fazla azalttığı ve %7'lik Maleik asitin diğer bütün solüsyonlardan daha fazla dentin mikrosertliğini azalttığı görülmüştür. Yüzey pürüzlülüğü sonuçlarına göre, %7'lik Maleik asitin diğer gruplara göre yüzey pürüzlülüğünü daha çok arttırdığı, %20'lik Sitrik asit ve %17'lik Jel EDTA dentin yüzeyini, Maleik asitten daha az pürüzlendirdiği ve iki solüsyon arasında anlamlı bir fark olmadığı gözlenmiştir. %17'lik Likit EDTA'nın dentin yüzey pürüzlülüğünü tüm solüsyonlardan daha az arttırdığı gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Mikrosertlik, Yüzey pürüzlülüğü, Jel EDTA, Likit EDTA, Sitrik asit, Maleik asit

Celalettin Topbaş
Dicle University
2016
00

Other supervisors