Theses supervised by Prof. Dr. İsmet Türkmen
15 theses · Tokat Gaziosmanpaşa University
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Valilik müessesesi ve Mehmet Reşit Paşa (1868-1924)
Valilik mesleği kadim bir gelenekten gelmektedir. Tarihte görülen ilk Türk topluluk ve devletlerinden itibaren farklı unvan, yetki ve görevlerle günümüze değin konumu gözlemlenmekle beraber genel anlamda taşra idaresinin en büyük mülki amiri olarak karşımıza çıkmaktadır. İslamiyet'ten önce tudun, İslamiyet'in kabulüyle reis, amid, amil, Osmanlı klasik çağında sancak beyi, beylerbeyi tanzimat ve dağılma sürecinde daha çok mutasarrıf ve vali, Türkiye Cumhuriyeti devletinde ise vali unvanlarının kullanıldığı kaynaklara yansımaktadır. Hanedan üyelerinin devlet tecrübesi kazanması için taşraya vali olarak atandığı da bilinmektedir. Çalışmada bu kurumun tarihi süreç içerisinde geçirdiği gelişim ve değişim izah edilmeye çalışılmaktadır. Dört bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümü ilk Türk-İslam devletlerinde taşra yapılanması, ikinci bölüm Osmanlı devleti taşra idaresi ve içerisinde valilik mesleği, üçüncü bölüm cumhuriyet döneminde il idaresi ve valilik mesleği, dördüncü bölüm ise konuya örnek teşkil etmesi açısından valilik görevinde önemli bir karakter olan Mektubizade Mehmet Reşit Paşa'nın hayatını izah etmektedir. Osmanlı Devleti'nin yıkılış sürecinde ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş aşamasında yaşayıp özellikle eğitimci ve idareci kimliği ile tanınıp önemli görevlerde bulunan Mektubîzade Mehmet Reşit Paşa'nın (1868-1924) yaşamı tarihteki önemine de binaen tezin ana konularından birisi olmuştur. 56 yıllık hayatının yaklaşık 32 yılı devlet hizmetinde geçmiştir. Mehmet Reşit Paşa'nın memuriyet hayatı çok önemli tarihi olayların yaşandığı dönüm noktası arz eden zamanlara rastlamaktadır. Osmanlı Devleti'nin çok sayıdaki farklı coğrafyalarında görev yapmıştır. Sırasıyla; Siroz Sancağı mutasarrıflığı, Edirne, Akdeniz Adaları, Manastır, Ankara, Kastamonu ve Sivas vali vasfıyla görev yaptığı önemli yerlerdir. Bu yerler arasında özellikle Sivas Valiliği görevi son derece mühimdir. Yeni devletin temellerinin atıldığı Sivas'ta ileri görüşlülüğü ve temiz fıtratı ile Milli Mücadelenin lideri Mustafa Kemal Paşa'ya tam desteği önem arz etmekle birlikte, Sivas Kongresinin toplanması gibi önemli olaylara da katkı sağlamıştır. Mülki idaredeki vazifeleri yanında Osmanlı Meclis-i Mebusanı Ergani Mebusu ve İstanbul'un işgali sonrasında açılan Büyük Millet Meclisinde Kozan Mebusu olarak yer almıştır. Anahtar Kelimeler: Taşra, İl Yönetimi, Mülki İdare, Vali, Sivas, Sivas Kongresi, Vali Mehmed Reşit Paşa
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Arkivi Dergisi
İstanbul Üniversitesi Felsefe Arkivi Dergisi'nin tahlil ve tasnifini içeren bu çalışmanın temel amacı derginin sayılarında felsefi metinlerin çözümlenmesinden hareketle, dergilerin yayınlandığı dönemlerde felsefecilerin hangi konular üzerinde yoğunlaştıklarının ve tartıştıklarının tespit edilmesi ve derginin özel olarak kendi dönemlerindeki, genel olarak da Türk felsefe geleneğindeki yerinin ve katkılarının belirlenmesidir. Derginin giriş bölümünde araştırmanın konusu, önemi, amacı ve yöntemi ile ilgili bilgi verilmiş olup birinci bölümde Dünya'da ve Türkiye'de felsefenin ve dergiciliğin gelişimi üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde İstanbul Üniversitesi felsefe bölümünün kuruluşu, derginin yayın hayatına girişi ve derginin iç ve dış fiziksel özelliklerine yer verilmiştir. Ayrıca bu bölümde öne çıkan yerli ve yabancı yazarlar tanıtılmıştır. Üçüncü bölümde dergideki felsefi metinlerin çözümlemesi yapılarak dergide en çok bahsi geçen felsefi eğilimler tespit edilmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak bu çalışmada "Felsefe Arkivi" dergisinin Türk toplumunun entelektüel boyutuna olan katkıları bir bütün olarak tespit edilmeye çalışılmıştır.
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uluslaşma süreci ve ulus devletin uygulamaları
Tez çalışması giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında ulus, ulusçuluk kavramları ve ulus devletlerin ortaya çıkışı ele alınmıştır. Birinci bölümde Osmanlı Devleti'nin devlet anlayışı, yönetimi altındaki tebaa ile münasebetleri, Osmanlı Devleti'nin çöküşünün bilhassa devlet- tebaa münasebetlerine etkisi ele alınmıştır. Osmanlı Devleti'nin çöküşünün engellenmesi amacı ile yapılan ıslahatların uluslaşma açısından bir değeri ya da katkısının olup olmadığı incelenmeye çalışılmıştır. Bilhassa 19.yüzyıldaki Tanzimat ve Islahat Fermanları ile Kanun-i Esasi hükümleri ve bu hükümlerin uygulama safhasındaki sonuçları yanında hukuk, eğitim, askerlik gibi başlıklar altında değerlendirilmiştir. İkinci bölümde İttihat ve Terakki Cemiyeti ve II. Meşrutiyet devri incelenmiş ve Tanzimat Fermanı'ndan itibaren sıklıkla ifade edilen ittihad-ı anasır, imtizac-ı akvam, Osmanlılık, İslâmlık ve Türkçülük fikirleri incelenmiştir. Tez çalışması devletin politikalarını ele aldığından dolayı fikir adamlarının düşünceleri devlet politikasına etkisi bakımından değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Üçüncü bölümde Milli Mücadele dönemi ele alınmıştır. Milli Mücadele dönemi vatan ve millet şuurunun oluşumu, tam bağımsızlığın kazanılması ve ulus hâkimiyeti temelinde Türk Ulus Devleti'nin temellerinin atılması itibariyle değerlendirilmiştir. Dördüncü ve son bölüm olan Cumhuriyet döneminde ise Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde gerçekleşen Türk İnkılâbı ile çağdaş bir Türk ulusu inşa ve Türk Ulus Devleti'nin kuruluşu ele alınmıştır. Bu bağlamda siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel, toplumsal alanda gerçekleştirilen Türk İnkılâbı incelenmiştir. Türk İnkılâbı ortak dil, kültür ve değerler üzerinden çağdaş bir ulus inşasını amaçlamıştır.
Orta Doğu'da nüfuz mücadelesi: İngiliz demiryolları meselesi (1918-1930)
Orta Doğu'nun I. Dünya Savaşı ile yaşadığı sosyo-ekonomik çalkantılar içerisinde başta İngiltere olmak üzere batılı devletler tarafından manda yönetimlerine almaya başlaması sorunları bitirmemiş aksine ateşe benzin dökmüştür. Özellikle İngilizlerin hâkimiyet alanı kurmaya çabalarını incelediğimiz bu çalışmamızda, tümden gelim metodu ile bölgenin I. Dünya Savaşı akabinde başlayann bölünme-parçalanma ve idare altına alınma çabalarına karşı bölge halkı tarafından zaman zaman yükselen itirazlar ve bu itirazların dönüştüğü isyanlar çerçevesinde çıkar yol arama gayretlerini incelemeye çalıştık. İngiliz Arşive Belgeleri ve İngiliz Basını incelenerek ortaya koymaya çalıştığımız özellikle tarihsel olarak çok fazla orataya koyulmayan iki savaş arası dönemin Orta Doğu'ya yansımalarının demiryolları ve petrol perspektifinden 1918-1930 yılları arası incelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca yapılan çalışma ile 18 ve 19. Yüzyılları domine etmeyi başaran İngiltere'nin bölgede hâkimiyetinin önce hızla artması ve zamanla kademeli olarak azalmasının incelediğimiz çalışmamızda, savaşlar çıkaran demiryolu ve petrol ikileminin anlaşmalar ile nasıl batılı devletler tarafından paylaşılabildiğini ortaya koymaya çalışılmıştır.
Eğitim enstitüleri (1949-1979)
Bu çalışma, 1949'da kurulan ve 1978-1979 öğretim yılında Yüksek Öğretmen Okuluna dönüştürülene kadar, Türk eğitim sistemi içinde orta öğretime branş öğretmeni yetiştirme konusunda tek yetkili kurum olan "Eğitim Enstitülerini" konu almaktadır. Eğitim Enstitüleri, ülkenin geniş coğrafyasına dağılmış orta öğretime öğretmen, ilköğretime müfettiş ve yönetici yetiştiren kurumlar olarak kurulmuş ve mezun ettiği on binlerce öğretmenle "Türk Eğitim Hayatı" nın biçimlenmesinde çok etkili olmuş kurumlardır. Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi hayatındaki bütün dalgalanmalardan doğrudan etkilenmiş, kimi zaman çok sevilmiş bazen de kıyasıya eleştirilmiş eğitim kurumlarıdır. Tez, dört ana bölüm, sonuç ve önerilerden oluşmaktadır. Giriş kısmında Osmanlı'dan Cumhuriyete öğretmen yetiştirme konusundan özet olarak bahsedilmiş daha sonraki bölümde Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasını müteakip, "Eğitim Enstitülerinin" kuruluşunu hazırlayan koşullar kronolojik olarak verilirken, Türk siyasi hayatında bu konuda yapılan tartışmalara da göz atılmıştır. Sonraki bölümde Enstitülerin eğitim- öğretim düzeni irdelenmiş, ders programlarına giriş koşulları detaylı incelenmeye çalışılmıştır. Son bölümde bütün enstitüler hakkında ulaşılan kaynaklara dayanılarak bir biçimsel inceleme yapılmaya çalışılmıştır. Başlangıçta enstitülerin merkezden bağımsız yönetim biçimleri giderek daha merkezi bir sisteme kavuşması, yapılan yönetmelikler ve eğitimle ilgili enstitülerin gayretleri, öğrencilerin eğitim hayatları içindeki durumları ve sonraki katkıları hakkında ulaşılan kaynaklardan elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Çeyrek asırdan fazla bir sürede, öğretmen yetiştirmiş ve Türkiye'nin en zor siyasi çıkmazlarının yaşandığı dönmelerde eğitim hayatını sürdürmüş olan bu Enstitülerin, Türk eğitim tarihi içinde yerinin tayini için bir kapsayıcı bakış açısı sunulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Öğretmen, Öğretmen Yetiştirme, Ortaokul Öğretmeni, Eğitim Enstitüleri
Tek parti döneminde toprak reformu uygulamaları ve siyasi çözüm arayışları
Yeni kurulan cumhuriyet, siyasî, ekonomik ve sosyal konularda milletin rejimle olan bağlarını güçlendirmek amacıyla önemli gelişmeler kaydetmiştir. Bu süreçte, siyasî, sosyal, ekonomik ve kültürel konuları içeren toprak meselesi, çözülmesi gereken öncelikli sorunlardan biri haline gelmiştir. 1930'lu yıllarda çıkarılan kanunlarla bu meseleye yönelik adımlar atılmış olsa da tam bir reform gerçekleşmemiştir. Dâhiliye, Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâletleri tarafından hazırlanan toprak reformu tasarıları, muhalefetin ve büyük toprak sahiplerinin tepkisiyle ve yaklaşan II. Dünya Savaşı gibi nedenlerle hayata geçirilememiştir. 1945'te çıkarılan Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu ise hem siyasî hem de teknik altyapı sorunları nedeniyle istenilen sonuçları vermemiştir. Bu tez çalışması, 1920-1945 yılları arasında gerçekleşen toprak dağıtım uygulamalarını ele almaktadır ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi belgeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi zabıt tutanakları, süreli yayınlar, telif ve tetkik eserlerinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Çalışmamızın giriş bölümünde, toprak reformu kavramına odaklanılmış ve Türkiye'de bu reformun neden gerekli olduğuna dair sebepler tartışılmıştır. Birinci bölümde, Osmanlı Devleti'nden Cumhuriyet Dönemi'ne kadar tarım ve ekonomi alanındaki gelişmelerin genel bir panoraması sunulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, 1920-1945 yılları arasında gerçekleştirilen toprak dağıtım uygulamaları ve hazırlanan toprak kanun tasarıları hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde, Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hakkında bilgi verilerek Mecliste yaşanan siyasî tartışmalara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Toprak, Toprak Kanunu, Cumhuriyet Halk Partisi, TBMM.
Türkiye-Afrika ilişkileri bağlamında yumuşak güç
Dış politika, bir devletin uluslararası ilişkilerde siyasal, sosyal ve ekonomik ilişkilerini düzenleyen yöneten davranış ve tutumlar olarak adlandırılmaktadır. Günümüzde küreselleşme etkisini her alanda göstermesiyle, yumuşak güç dış politikanın vazgeçilmez argümanı haline gelmiştir. Yumuşak Güç kavramını literatüre Josep S. Nye kazandırmıştır. Ve yumuşak güç kaynakları arasında kültür başlığını vurgulayarak önde tutmaktadır. Bu çerçevede Türkiye köklü, tarihsel geçmiş, kültürel birikim ve zenginliği ile Balkanlardan Orta Asya'ya Ortadoğu'dan Afrika'ya uzanan geniş coğrafyalara kadar yumuşak güç potansiyel veetki alanına sahip olmaktadır. Literatür çalışmaları incelendiğindeTürkiye'nin yumuşak güç ve politika uygulamalarını içeren çalışmaların sayıca az olduğu görülmektedir. 2000'lerden itibaren ivme kazanan yumuşak güç politikasının potansiyeli, unsurları, etkileri Türkiye'ye kazandırdıklarının görünür olması; Türk dış politikasına katkılar sağlaması yönünden önem kazanmaktadır. Türkiye-Afrika ilişkileri köklü geçmişi dayanırken, akademide Afrika uzmanlarının yetersizliğide bilinmektedir. Bu yönde çalışmaları artması yerinde olacaktır. Tez çalışmamızda ilk olarak uluslararası ilişkiler kapsamında güç kavramının tanımlanması, sınıflandırılması, gücün dönüşümü ve küreselleşme etkisine değinilecektir. İkinci bölümde iseSoğuk Savaş sonrasıTürk dış politikası ve dönemleri, yumuşak güç unsurları, potansiyeli ve kaynakları açıklandıktan sonra; üçüncü bölümde Türkiye'nin yumuşak güç inşa eden kurum ve kuruluşları incelenecektir. Çalışmamızın son bölümde ise Afrika jeoplitiği, Türkiye Afrika ilişkileri kapsamında kazanımlar, avantajlar risklere değinilerek teoriden uygulamaya örneklerinden kurumların ve STK'ların hayata geçirdiği projelere yer verilecektir.
Türk siyasetinde bir ömür: Reşat Doğru
Bütün ilim dallarında olduğu gibi tarihte de ciddi bir inceleme yapılabilmesi, ancak ilmî araştırma usullerinin bilinmesi ile mümkündür. Bu itibarla tarihte, ilmî bir çalışma yapabilmek ancak olayların ortaya çıkış sebeplerini ve olaylara etki eden faktörleri doğru bir şekilde incelemek ve anlamakla mümkün olabilir. Tarih biliminin amacına ulaşmasında en vazgeçilmez öğe yöntemdir. Yöntem, bilimin amacına yönelmesini ve bu amacı gerçekleştirmesini sağlayan fikrî tutum ve yaklaşımlara denilmektedir. Bu anlamda yöntemin uygulama görevi, araştırma konusunu, yani nesnel gerçeği en anlaşılır bir biçimde yansıtabilmesidir. Bu değerlendirmeden hareketle, karmaşık ve çok yönlü toplumsal olayların incelenmesi için tarih bilimi kendi yaklaşımı ile bu olayların bir yönünü, ya da bir kesitini aydınlatmada kullanılacak bir araç olarak belirmektedir. Bilim tek başına toplumsal gerçeğin bütünlüğünü ifade edememekle beraber her bilim bu gerçeğin bütünlüğünü parçalayarak kendi alanına yakın gördüğü bölümlerini bünyesinde toplayarak ve bu yeni sentezi toplumsal gerçek olarak sunmaya çabalar. Bu nedenle de bir sosyolojik veya iktisadi bir olgunun ayrı ayrı çeşitli bilimler yoluyla incelenmesi, önemli olmakla birlikte kendi bünyesinde farklılıklar yaratmaktadır. Bu farklılıkları azaltabilmek için bu çalışmada sosyoloji, siyaset sosyolojisi, psikoloji, coğrafya, demografik gibi kısmi sosyal bilimlerin tekniklerinden olanaklar elverdiği ölçüde yararlanmaya gayret gösterdik. Araştırmada toplumsal gerçeğin, bütünlüğü içerisinde olgu ve olayların incelenmesine özellikle dikkat edilmiştir. Diğer bir ifade ile bu araştırma, salt askerî ve siyasî tarihle ilgili bir nitelik taşımamaktadır. Bu bütünlüğün sağlanması hususunda, ciddi bir inceleme yapılabilmesi, ancak ilmî araştırma usullerinin bilinmesi ile mümkün olduğu gözden kaçırılmamıştır. Araştırmamızla ilgili bibliyografyanın tespitinden başlayarak, araştırmanın tashîhine kadar çeşitli safhalarda kullanılan usuller ilmî araştırma kuramlarına dayalı olarak yapılmıştır. Sonuç olarak sosyal bilimlerin diğer dallarından da istifade etmeye çalıştığımız araştırmamızda, en başta resmi kaynaklardan yararlanılmak suretiyle somut veriler ışığında hadiselerin ele alınarak incelemesini, tarihçilik mesleği açısından zarurî görmekteyiz. Reşat Doğru, 20 Temmuz 1955'te Tokat Erbaa'da doğdu. Babasının adı İbrahim, annesinin adı Ayşe'dir. Tıp Doktoru; İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden mezun oldu. Kayseri Tıp Fakültesinde Anestezi, Ankara SSk Dışkapı Hastanesinde Genel Cerrahi İhtisası yaptı. Yozgat Devlet Hastanesinde Genel Cerrahi Uzmanı ve Başhekim Olarak Çalıştı. Tokat Devlet Hastanesinde Genel Cerrahi Uzmanı Olarak görev yaptı. İki Dönem Tokat Tabip Odası Başkanlığı Görevini Üstlendi. 21, 23 ve 24. dönemlerde Tokat Milletvekili Seçildi. 57. Hükümette Devlet Bakanlığı Görevinde Bulundu. 21. Dönemde Sağlık Komisyonunda, 24. Dönemde Çevre Komisyonu ve İnsan Hakları Komisyonunda görev yaptı. 23 ve 24. Dönemlerde Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (Keipa) Türk Grubu Üyesi oldu. Orta düzeyde İngilizce bilen Bakan Doğru, evli ve 2 çocuk babasıdır. Bu araştırmada Türkiye'nin yakın dönem siyasî yaşamında iz bırakmış olan Reşat Doğru incelenmiştir. Çalışmamızda öncelikle, Türk siyasetinde milletvekili seçildiği Tokat'a ve Türkiye'ye önemli hizmetleri bulunan Doğru'nun yaşamının aktarılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Reşat Doğru, Biyografi, Siyasi Tarih, Düşünce Hayatı, Tokat
Cumhuriyet hükûmetleri döneminde planlama geleneği ve devlet planlama teşkilatı
"Cumhuriyet Hükûmetleri Döneminde Planlama Geleneği ve Devlet Planlama Teşkilatı" başlığını taşıyan çalışma, Osmanlı Devleti'nden devralınan iktisadi miras üzerine yeni devletin inşa sürecinde hâkim kılınan ekonomik yapıyı ve düşünceyi değerlendirmeye yöneliktir. Çalışmanın ana unsurunu 30 Eylül 1960'ta kurulan Devlet Planlama Teşkilatı oluşturmaktadır. Ancak, çalışma Devlet Planlama Teşkilatı'nın sadece kurumsal kimliğini ele almamıştır. Cumhuriyet'in ilanıyla beraber temelleri atılan yeni devlet düzeninin planlama anlayışla şekillendiği dönemden itibaren başlayan süreci de ele almıştır. Cumhuriyet Hükûmetleri döneminde planlama geleneğinin neticesi olan DPT Türk ekonomi ve bürokrasi hayatı üzerindeki yönlendirici gücünü ve etkilerini, Cumhuriyet Hükûmetlerinin planlama konusuna ne ölçüde önem verdiği ve DPT'nin planlı ekonomik hayata katkısının ne olduğu incelenmiştir. Yapılan çalışmada kronolojik süreç ön planda tutulmakla beraber; olay ve olgular, dönemin hem iç hem de uluslararası siyasetinde yarattığı etkiler, tepkiler ve değişimler göz önünde bulundurmak suretiyle ele alınmıştır. Çalışmada planlardan genel hatlarıyla bahsedilirken planların hazırlık ve oluşum sürecinde yaşanan siyasi ve iktisadi gelişmeler de ele alınmış; hükûmetlerin hazırlanan veya hazırlanmakta olan planlara bakışı döneminin siyasi koşulları altında incelenmiştir.
Demokrat Partili yıllarda siyasetin Konya basınına yansıması (1946-1960)
Demokrat Partinin 1946 yılında kurulmasıyla birlikte Türkiye'de Cumhuriyet Halk Partisi karşısında güçlü bir muhalefet ortaya çıkmıştır. 1950 yılında ise Demokrat Parti'nin iktidara gelişiyle birlikte Türkiye'de Cumhuriyet Halk Partisinin uzun süredir devam eden tek parti iktidarı sona ermiştir. Bu tez çalışması 1946-1960 yılları arasında gerçekleşen siyasi olayların Konya basınına yansımasını konu almaktadır. Çalışmamız giriş, dört bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Çalışmamızda ana kaynak olarak 1946-1960 yılları arasında Konya'da yayınlanan gazeteler kullanılmıştır. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi belgelerinin yanı sıra telif ve tetkik eserlerden istifade edilmiştir. Tezimizin giriş bölümünde Türkiye'de çok partili siyasi hayata geçiş süreci ve Demokrat Parti hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Konya'nın 1946-1960 yılları arasındaki nüfusu, idari yapısı ve Konya basını ele alınarak genel bir panoraması ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde 1946'da Demokrat Partinin kuruluşuyla başlayan ve 1950 yılında iktidara gelişine kadar olan dönemdeki siyasi olaylar, genel ve yerel seçim, parti kongreleri gibi gelişmelerin Konya basınına yansıması hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde Demokrat Parti'nin iktidarda olduğu dönemdeki siyasi olaylar, seçimler, parti kongreleri, siyasi tartışmalar gibi konuların Konya basınındaki tezahürleri değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde 27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi ve sonrasında meydana gelen gelişmelerin Konya basınına yansıması hakkında bilgi verilmiştir. Sonuç kısmında ise elde edilen verilere göre genel bir değerlendirme yapılmıştır.
Kurum tarihi bağlamında Cumhuriyet Dönemi müsteşarlık sistemi
"Kurum Tarihî Bağlamında Cumhuriyet Dönemi Müsteşarlık Sistemi" adını taşıyan bu tez; Osmanlı merkezî yönetimindeki sistemin köklerini esas alarak; Cumhuriyet döneminde başbakanlık müsteşarlığı, başbakanlığa ve bakanlıklara bağlı müsteşarlıklar ile bakan yardımcılığı üzerine inşa edilmiş olup müsteşarlık sistemi ve tarihî hakkında araştırma yapmayı konu edinmektedir. Müsteşarlık sisteminin incelendiği bu çalışmanın kapsamında, yukarıda da belirtildiği gibi Osmanlı Dönemi merkezî bürokrasisi ve nezaretlerin kurulmasıyla ortaya çıkan yapı ve Cumhuriyet'e miras kalan idarî özelliklerden hareket edilmiştir. Cumhuriyet döneminde başbakanlık müsteşarlığı, başbakanlığa bağlı müsteşarlıklar ve bakanlık müsteşarlarının geçirdiği dönüşüm ve nihayetinde müsteşarlıkların kaldırılıp bakan yardımcılığına geçiş bu çalışmanın sınırlarını oluşturmaktadır. Çalışma ayrıca, müsteşarlıkların örgütsel yönleri ve makam olarak müsteşarın yasal konumu üzerine bir incelemedir. Birinci bölüm; "Türk İdari Teşkilat Sisteminin Genel Görünümü" başlığını taşımaktadır. Bu bölüm, Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyet Dönemi idarî yapılarının genel görünümleri ile Türk idari sisteminde yardımcı-danışma mekanizmalarının yerinin anlatılmasıyla sonlandırılmıştır. Tezin ikinci bölümü, "Müsteşarlık Sistemi" adını taşımaktadır. Bu bölümde müsteşarlığa ilişkin kavramsal bilgiler, tarihsel süreç, müsteşarlıkların sınıflandırması ve dünyadaki örnekleri hakkında bilgilere yer verilmiştir. Kavramsal bilgiler aktarılırken yabancı literatürde müsteşarlığa karşılık gelen terimler de kullanılmıştır. Türkiye'de başbakanlık müsteşarlığı, başbakanlığa ve bakanlıklara bağlı müsteşarlıklara ilişkin betimleyici bilgiler bu bölümde sunulmuştur. "Müsteşarlık Sisteminde Reform: Bakan Yardımcılığına Geçiş" başlığını taşıyan üçüncü bölümde ise Türkiye'de müsteşarlık ve bakan yardımcılığının ikili yapı olarak birlikte uygulandığı dönem ve 2018 sonrası Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine geçişle birlikte müsteşarlık sisteminin kaldırılıp bakan yardımcılığının tek başına hayata geçirilmesi anlatılmıştır.
Cumhuriyet Dönemi'nde öğretmen yetiştirme meselesi ve çözüm arayışları: İlk öğretmen okulları (1954-1974)
Eğitimin en önemli unsurlarından biri olan öğretmenler, öğrencilerin eğitiminden birinci derecede sorumlu, onların geleceklerini şekillendiren ve eğitimin nitelikli olmasını sağlayan kişilerdir. Toplum yaşamında stratejik noktada bulunan öğretmen önce kendisi öğrenen, sonra karşısındaki kitleye öğrenmeyi öğreten bir filozof, bilim insanı, danışman, kılavuz, rol- model, aydın, mimar, gelecek kuşakların rehberi ve her şeyden önce de bir insandır. Aynı zamanda kendi öğretmenleri sayesinde yetişmiş insandır. 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nun 43. maddesinde, öğretmenliğin, "devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleği" olduğu belirtilmiştir. Öğretmenlerin görevlerini bu madde kapsamında Türk Millî Eğitimi'nin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak yerine getirmeleri gerekmektedir. Öğretmenlik mesleği toplumların tarihî, ekonomik, sosyal ve kültürel, bilimsel ve teknolojik alanlarıyla ilgili uzmanlık isteyen, akademik eğitim ve formasyon gerektiren bir meslektir. Evrensel ve yerel mirasın iletilmesinde aracılık etmekte ve bireylerin gizli potansiyellerini ortaya çıkarıp gerçekleştirebilmelerini sağlamaya yönelik misyonuyla toplumlarda diğer mesleklerden farklı bir yer tutmaktadır. Bu nedenle öğretmen yetiştirme meselesi tüm toplumlarda önemli bir konu olmuş ve olmaya devam edecektir. Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte öğretmen yetiştirme ve öğretmen okulları, gündemi meşgul eden önemli bir mesele haline gelmiştir. Savaştan çıkmış ülkedeki okuma- yazma oranının artırılabilmesi, ilköğretime öğretmen yetiştirilerek eğitim-öğretim hizmetlerini ülkenin en ücra köşelerine kadar götürülmesi sorunsalı gündeme gelmiştir. Öğretmen, yeni rejimin kökleşip gelişebilmesi için önemli bir araç olarak görülmüştür. Yine bu konuda bir araç olarak kurulmuş Köy Enstitülerinde, 1947'den itibaren bazı düzenlemelerle müfredat programları değiştirilmiş ve bu okullar 1954 yılından itibaren İlk öğretmen okulları haline dönüştürülmüştür. İlk öğretmen okulları 1974'e kadar öğretmen yetiştirmeye devam etmiştir.
Kurumsallaşma bağlamında hukukî ve idari düzenlemelere bir örnek: Adliye Nezaretinden Adliye Vekâletine geçiş süreci (1920-1923)
Bu çalışma, son dönemlerde çeşitli nedenlerle araştırma konusu olarak tercih edilen kurumların tarihlerinin araştırılması ve aydınlatılması meselesine odaklanmaktadır. Bu kapsamda, saygın kurumların başında yer almasına rağmen tarihi çok fazla bilinmeyen Adalet Bakanlığının kurum tarihi, araştırma konusu olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte bakanlığın bütün bir kurum tarihini araştırma iddiasında da bulunulmamıştır. Özellikle kurumun 1920-1923 yılları arası geçiş sürecindeki kurumsallaşma aşamaları ele alınarak konu sınırlandırılmıştır. Çalışmada tez konusu olarak seçtiğimiz Adalet Bakanlığının kuruluşu, zamanla kat ettiği gelişim ile kurumun dönemsel geçiş sürecinin aydınlatılması, aynı zamanda Cumhuriyet Türkiye'sinin bu süreçteki gelişim evrelerinin ortaya çıkarılması anlamına gelmektedir. Bu bilinçle hareket edilerek yapılan çalışma ile öncelikle kurumun kendisini tanıyarak, sosyal ve kültürel alanlarda kendisini yenilemesine katkı sağlamak amaçlanmıştır. Bu amaçla öncelikle kronolojik sıra takip edilerek, kurumun Osmanlı Devleti'nden başlayarak tarihsel süreci ele alınmıştır. Çalışmada yöntem olarak "tarihsel değerlendirme" ve nitel araştırma yöntemleri tercih edilmiş, ağırlıklı olarak da doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla başlayan kurumsallaşma sürecinde, bakanlığın Adliye Vekâletine dönüşümü ve devamında kazandığı kurumsal kimlik, Meclis tutanakları başta olmak üzere birinci el kaynaklarla ortaya konmuştur.
Köy Enstitüleri'nin kapanış süreci ve bu süreçte Türkiye'de yaşanan tartışmalar
Toplumun ekonomik olarak istikrarlı bir şekilde büyümesinin yolu, hukuk üstünlüğü sağlanmış bir toplumda uygulanan, planlı ve kaliteli eğitim sistemidir. Bu eğitim sistemi sayesinde özgür düşünce ve eleştirel bakış açısı halk arasında güçlenir, bu durum da millet fertlerinin niteliklerine göre eğitilerek, mevcut sistem içerisinde yer almalarını sağlar. Liyakat temeline dayanan, bağımsız ve güçlü kurumlar özgürlükleri desteklenen, iyi eğitim almış gençlerin omuzlarında yükselmiştir. Mustafa Kemal Atatürk, eğitimin Türk milleti için değerini çok iyi bilen bir liderdi. Bu sebepledir ki, Kütahya-Eskişehir savaşlarının devam ettiği dönemde Maarif Kongresini toplayarak savaş sonrası Türkiyesi için eğitim politikalarını belirlemekle yakından ilgilenmiştir. Mustafa Kemal biliyordu ki; savaş meydanında zafer kazanılsa bile, eğitim yolu ile çocuk ve gençlerin yeni ülkeye sahip çıkılması sağlanmazsa cephedeki başarının ehemmiyeti kalmayacaktı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı bu anlayışın eseridir. Erken Cumhuriyet Dönemi'nin en önemli eğitim deneyimlerinden olan ve milli bilinç oluşturmaya katkı sağlayacağı düşünülerek kurulan Köy Enstitüleri, özgür düşünceli, eleştirel bakış açısına sahip gençler yetiştirmeyi hedefleyen, Türkiye Cumhuriyeti'nin en umut veren eğitim programlarından biridir. Köylerdeki eğitim eksikliğinin çözümünü sağlayacak, bunun yanısıra köylere sağlık, ziraat, çocuk bakımı, el işleri gibi konularda modern metotları öğretecek ve yeni rejimin ilke ve inkılaplarının, nüfusun büyük çoğunluğunun yaşadığı köylerde tanınarak benimsenmesini sağlayacak büyük bir eğitim seferberliğidir. Köyleri ve küçük Anadolu şehirlerini kendi içinde, modern metotlarla üretim yapabilen entelektüel birikimi yüksek yaşam alanları haline getirerek, köylerin de şehirler gibi eğitim alınacak alanlar olduğunun anlaşılmasını sağlamak amacı taşımakta ve beraberinde gerçekleştirilecek Toprak Kanunu gibi inkılaplarla köyden kente göçün önüne geçmeyi hedeflemektedir. Köylerin sahip olduğu nüfus ve üretim potansiyeliyle, sanayileşmenin ve muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmanın yolu olduğu düşünülerek hazırlanmış bu kapsayıcı sistem, 1954 yılında sona erdirilmiştir. Dinî, toplumsal, siyasal pek çok gerekçe ile uzun dönem eleştirilere maruz kalan Köy Enstitüleri bugün bile sıkça tartışılan konulardan biridir. Sistemi kuran, alt yapısını hazırlayan, uygulanması amacıyla kanunları hazırlayanlar belli iken; Enstitülerin kim tarafından kapatıldığı, kötü gidişatın nasıl ve ne zaman başladığı tartışmalara konu olmaktadır. Sistem içerisinde gerçekleştirilen faaliyetlerde, eleştirileri haklı çıkaracak yönler olup olmadığı, Enstitü mezunlarının beklenen donanımın ne kadarını kazanmış oldukları güncel bir tartışma konusudur. Kurumun faaliyetlerinin sona erdirilmesi konusunda, çok partili hayata geçiş sürecinin ve ABD'nin sahip olduğu pay konuları da, üzerinde büyük tartışmaların yaşanmakta olduğu bir alanını oluşturmaktadır.
Milliyetçi Hareket Partisi geleneğinde Türk Milliyetçiliği düşüncesinin geçirdiği evreler
Türkiye'nin milletleşme süreciyle ve çok partili siyasetiyle yaşıt bir tarihi geçmişe sahip olan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), bu çerçevede siyasi geleneğini 1948'de kurulan Millet Partisi'ne (MP) dayandırmaktadır. Milliyetçilik düşüncesini ise Osmanlı Devleti'nin son döneminde beka kaygı-sının sonucu olarak diğer fikirler arasında temayüz etmiş olan Türk milliyetçiliği düşüncesi üzerine inşa etmiştir. Bu inşada Ziya Gökalp'in fikirleri tüm siyasi geleneği boyunca kendini hissettirmiş, tartışma-lar ve eleştiriler de hep Gökalp düşüncesi üzerinden yürütülmüştür. MHP'nin Atatürk ve millî devletle (ulus-devlet) bağı ve başka bir ifadeyle kendini ulus-devletle meşrulaştırma çabasının da yine Gökalp kanalıyla mümkün kılındığı görülmektedir. MP ve Türkiye Köylü Partisi'nin "Mutedil Milliyetçilik" adıyla savunduğu milliyetçilik düşüncesinde, CKMP ve Alparslan Türkeş'in ortaya koyduğu milliyetçi-lik programında ve "Türk Rönesansı" amacında Gökalp etkilerini görmek mümkündür. Bu fikrî temel 1970'lerde Partinin doğrudan söylemlerinde de takip edilebilmektedir. CKMP dönemi 27 Mayıs aka-binde Türk milliyetçiliğinin sahip olduğu birikimle bir siyasi organizasyona kavuştuğu ve "Millî Dokt-rin"in ortaya çıktığı bir dönem olmuştur. CKMP'nin MHP adını almasıyla birlikte açılan dönem ise "Milli Doktrin"in stratejik bir genişleme olarak "Türk-İslam Sentezi" adıyla Gökalp'in düşüncesine uygun olarak gelenek-modernite arasında stratejik genişlemeye yöneldiği, iç barışın amaç edinildiği ve kitlelere yöneldiği dönem olmuştur. 12 Eylül 1980'nin meydana getirdiği ortamda MHP geleneğine bağlı Türk milliyetçileri Türkeş'in 4,5 yıl hapishane yaşamı sürecinde toparlanma çabalarına yönelmiş, Muhafazakâr Parti ve Milliyetçi Çalışma Partisi adıyla bunu sağlamaya çalışmışlardır. Sonrasında yeni-den MHP adına dönüşüm sağlanmış, fikrî ve siyasi geleneğin tecrübesi 1990'lara aktarılmıştır. Türki-ye'nin gerçekleri üzerinde Türk milliyetçiliği düşüncesini değerlendirme noktasında tecrübeli olan MHP'nin değişip değişmediği de 1990'larda tartışılan konular içinde yer almıştır.