Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Saraç

13 theses · İstanbul University

Master'sOpen AccessTR

Yenilenebilir enerji finansmanında yeşil sukuk: Potansiyel, fırsat ve avantajlar

Enerji talebinin konvansiyonel kaynaklardan temin edilmesi; sanayileşmeyle gelen negatif dışsallıklar, nüfus artışı, küreselleşme, ekonomik ve teknolojik gelişmeler, rekabetçilik gibi farklı faktörlerle birlikte konsantre antropojenik olumsuzluklara sebep olmaktadır. Bu durum, çevre, iklim, gıda, ekonomi, güvenlik, fırsat eşitliği gibi pek çok konu üzerinde materyal bozulmalara yol açmaktadır. Yenilenebilir enerji, iklim ve çevreye duyarlı, enerji erişimi ve arz güvenliği sağlayabilme kabiliyeti olan sürdürülebilir bir kaynaktır. Ancak altyapı finansmanı görece maliyetlidir ve yatırım ufku uzundur. Yeşil sukuk, yenilenebilir enerji kaynaklarının finansmanında kullanılabilecek alternatif bir varlık sınıfı olarak enerji ve sermaye piyasalarının bileşkesidir. Yeşil sukukun bu alanda kullanımı, hızla büyüyen İslami finans fonlarının sürdürülebilirlik ve İslami finansal sistemin temel doktrinleri doğrultusunda faydaya dönüştürülmesine olanak sağlayacaktır. İlaveten, yeşil sukuk, finansal piyasa derinlik ve verimliliğinin arttırılmasına; daha geniş sermaye tabanına erişilmesine vesile olacaktır. Bu çalışmanın amacı, yeşil sukukun kuramsal olarak anlaşılmasına katkı sağlamakla birlikte yenilenebilir enerji altyapısının fonlanmasında fayda-maliyet penceresinden potansiyelini, fırsat ve avantajlarını sorgulamaktır. Tezde, enerji ve finans kavramları, birincil enerjinin negatif dışsallıkları, yeşil enerjinin kavramsal, nitelik ve niceliksel boyutları, İslami perspektiften çevre etiği, sukuk ve yeşil sukukun nitelik ve niceliksel görünümü gibi pek çok konu ele alınmıştır. Son olarak, Konya ilinin Karapınar ilçesinde 10MW'lık bir güneş enerjisi santrali (GES) projesi, ön fizibilite çalışmasından elde edilen finansal modele dayalı olarak indirgenmiş nakit akışı (DCF), net bugünkü değer (NPV) ve iç verim oranı (IRR) kullanılarak finansal analiz edilmiş ve çıkan değerler muadil finansal varlıkların getirileri ile kıyaslanmıştır. Analiz sonucuna göre, bahsi geçen GES projesinin yeşil sukuk ile fonlanması finansal açıdan uygulanabilirdir (feasible) ve yeşil sukuk muadil varlıkların getirisi bakımından daha avantajlıdır. Anahtar Kelimeler: İslami Finans, Sürdürülebilirlik, Enerji, Yenilenebilir Enerji, Yeşil Sukuk

FinansmanFinansman yöntemleriGüneş enerjisi sistemleri+6
Murat Aydın
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kredi riski performansının banka türü ve finanse edilen sektöre göre farklılaşması

Bankacılık sektöründe kredi riski en önemli risk kalemlerinden biridir. Sistemde geri ödemelerle meydana gelen aksaklıklar domino etkisiyle beklenmedik sonuçlara yol açabilir. Müşteri kredi talebiyle geldiğinde birçok kriter göz önüne alınarak müşteri değerlendirilir. Müşterinin işletme veya gerçek kişi olmasına göre bu değerlendirme süreçleri farklılık göstermektedir. Gerçek kişilerde kişinin geri ödeme kapasitesi, borcun vadesi, tutarı gibi ölçütler esas alınırken işletmelerde daha ayrıntılı bir dereceleme yapılmaktadır. Ayrıca bankaların kredi kullandırdığı sektörlerin dağılımı ve hangi sektörlerin kredi riski açısından farklılaştığını bilmek kredi riski yönetimi açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmada banka grupları bazında sektörel krediler açısından kredi riskini etkileyen sektörlerde farklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Bankacılık verileri BDDK web sitesinden aylık veri bülteninden toplanmış, makroekonomik veriler ise Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Merkez Bankasının Elektronik Veri Dağıtım sisteminden (EVDS) alınmıştır. Kredi riski ile ilgili üç model kurulmuştur. Bağımlı değişken tüm modellerde kredi riski göstergesi olarak takipteki alacakların toplam alacaklara oranının değişimi olarak alınmıştır. İlk modelde bağımsız değişkenler kredi değişimi ve makroekonomik değişkenlerdir. İkinci modelde bağımsız değişkenler ticari ve bireysel kredilerin ağırlıklı değişimi, üçüncü modelde ise bağımsız değişkenler sektör kredilerinin ağırlıklı değişimi ve makroekonomik değişkenlerdir. Modeller panel veri analizi ile test edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre banka gruplarında sektör kredi değişimlerinin yanı sıra ticari ve bireysel kredilerde de farklılıklar bulunmuştur. Banka grupları için anlamlı çıkan sektörlerle ilgili bankalar kredi kullandırma noktasında farklı politikalar geliştirebilir.

Bankacılık sektörüBankalarFaizsiz ekonomi+5
Sümeyra Uzun
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
DoctorateOpen AccessTR

Hazine finansmanında faizli borçlanma sorunu ve çözüm önerileri

Dünya genelinde devlet hazineleri uygun koşullarda borçlanabilmek, muhtemel borç krizlerine karşı önlem alabilmek ve borçlarını sürdürebilmek için borç yönetimine önem vermektedir. Borç yönetimi, borçlanma yapılırken risk ve maliyet unsurları hesaba katılarak stratejik bir biçimde hareket edilmesidir. Devlet hazineleri her ne kadar en düşük faiz oranından ve minimum risk seviyesinden borçlanmayı hedeflesede faizli borçlanma, ekonomide yer alan birçok makro iktisadi değişkeni borcun anapara ve faizinin ödenmesi aşamasında olumsuz etkilemektedir. İslam'da faiz yasağı iktisadi sistemin temel unsurlarından biri olduğu için, İslam iktisadı devlet hazineleri tarafından gerçekleştirilen faizli borçlanmayı uygun görmemektedir. İslam iktisadının hedeflediği iktisadi düzen; üretim ve ticaret merkezli, ortaklığa ve risk paylaşımına dayalı, sürdürülebilir bir büyüme ve gelir dağılımında adaleti esas alan bir yaklaşım olduğu için faizli borçlanmanın faiz yükü nedeniyle söz konusu makro iktisadi değişkenlere zarar vermesi İslam iktisadı perspektifinden olumsuz olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca, İslam iktisadında kumar, garar (aşırı belirsizlik) ve spekülasyon gibi yasaklar olması nedeniyle devlet hazinelerinin borç yönetimi kapsamında gerçekleştirdiği swap (takas), forward (standart olmayan vadeli işlem sözleşmeleri), futures (standart vadeli işlem sözleşmeleri) ve opsiyon (seçme haklı vadeli işlem sözleşmeleri) gibi işlemlere İslam iktisadı konvansiyonel iktisattan farklı bir perspektifle yaklaşmaktadır. Literatürde devlet hazinelerinin borç yönetimi işlemlerini İslam iktisadı perspektifinden değerlendiren bu kapsamda bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın temel amacı; devlet hazinelerince gerçekleştirilen faizli borçlanmanın faiz yükü nedeniyle makroekonomiye verdiği zararları ortaya koymak ve İslam iktisadıyla uyumlu faizsiz finansman yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlamaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada, hazine borç yönetim işlemleri İslam iktisadı perspektifinden değerlendirilmekte ve borç faiz ödemelerinin makro iktisadi değişkenlerle uzun dönem ilişkisi ekonometrik olarak analiz edilmektedir. Bu ekonometrik çalışmayla borç faiz ödemelerinin makro iktisadi değişkenlere etkisi Türkiye örnekleminde ampirik olarak ortaya koyulmaktadır. Çalışma kapsamında, Türkiye'de borç faiz ödemelerinin makro iktisadi değişkenlere etkisi 1989-2019 dönemi için incelenmektedir. Borç faiz ödemeleri ile makro iktisadi değişkenler arasındaki uzun dönem eşbütünleşme ilişkisi ARDL Sınır Testi yaklaşımı ile tahmin edilmektedir. Çalışmada 3 ayrı regresyon modeli kurulmuş olup, uygulanan testler sonucunda, regresyon modellerinde yer alan değişkenler arasında uzun dönemde eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiştir. Model tahmin sonuçlarına göre borç faiz ödemeleri gelir dağılımını, dış borç faiz ödemeleri cari açığı ve iç borç faiz ödemeleri ekonomik büyümeyi negatif etkilemektedir. Yani faizli borçlanma faiz yükü nedeniyle Türk ekonomisine zarar vermektedir. Çalışma kapsamında, İslam iktisadıyla uyumlu faizsiz finansman yöntemlerine dünyadaki uygulama örneklerini içerecek şekilde (Malezya, Bangladeş, Sudan, Bahreyn ve Maldivler) yer verilmekte olup, bu yöntemlerden hareketle Türk Hazinesi için faizsiz finansman yöntemleri önerilmektedir. Ayrıca çalışmada, faizsiz finansmanın faizli borçlanmaya göre ekonomiye sağlayacağı avantajlar bilimsel çalışmalar çerçevesinde ortaya koyulmaktadır. Çalışma kapsamında, faizsiz finansman aracı kamu yatırım sertifikalarıyla faizli borçlanma aracı devlet tahvillerinin ekonomiye etkileri 2009 (2.çeyrek)-2016 (4.çeyrek) dönemi için Malezya örnekleminde karşılaştırılmakta ve ekonometrik analizde değişkenler arasındaki uzun dönem eşbütünleşme ilişkisi ARDL Sınır Testi yaklaşımı ile tahmin edilmektedir. Çalışmada 4 ayrı regresyon modeli kurulmuş olup, uygulanan testler sonucunda, regresyon modellerinde yer alan değişkenler arasında uzun dönemde eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiştir. Model tahmin sonuçlarına göre Malezya devleti tarafından ihraç edilen faizsiz finansman aracı kamu yatırım sertifikalarının enflasyona negatif etki ve ekonomik büyümeye pozitif etki açısından faizli borçlanma aracı devlet tahvillerine göre ekonomiye daha fazla katkı sağladığı tespit edilmiştir. Literatürde daha önce Malezya örnekleminde kamu yatırım sertifikaları ile devlet tahvillerini bu çalışmada olduğu şekilde karşılaştıran bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Çalışmanın sonuç ve öneriler kısmında model sonuçlarına ilave olarak, çalışmanın bütünlüğü kapsamında borçlanma, borç yönetimi ve İslami iktisadı perspektifine ilişkin detaylı değerlendirmeler ve öneriler sunulmuştur.

BorçlanmaBorçlanma yöntemiFaiz+4
Eren Sümer
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İslami ve konvansiyonel endekslerde risk karşılaştırması: Riske maruz değer uygulaması

Risk kavramı, küresel finansal krizlerin etkisiyle tüm finans sektöründe gün geçtikçe önem kazanmaya başlamıştır. İslami finans piyasaları ve araçları 2008 yılı finansal kriziyle birlikte güçlü bir ivme kazanarak dünya finans sektöründe gittikçe artan bir önemle yaygınlaşmaktadır. Riskin bu artan önemi ve İslami finansın risk yönetimi konusunda konvansiyonel finansa alternatif olma potansiyeli taşıması, İslami finans ile konvansiyonel finans arasında risk profili yönüyle kıyaslama yapma ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. İslami finans ilkeleri doğrultusunda oluşturulmuş yerel ve küresel İslami endekslerin muadilleri olan konvansiyonel endekslere kıyasla risk seviyelerinin incelendiği bu çalışmada günümüz itibariyle finansal kurumlar tarafında yaygın olarak kullanılan Riske Maruz Değer yöntemi kullanılarak Türkiye'deki üç İslami endeks ile muadilller olan üç konvansiyonel endeksin risk seviyeleri ölçülmüş ve kıyaslanmıştır. Aynı şekilde dünyadaki küresel üç İslami ve konvansiyonel endeksin riskleri ölçülmüş ve kıyaslanmıştır. Türkiye için Katılım30-Bist30, Katılım50-Bist50 ve ZPY Katılım-Bist100 endeks çiftlerinin ile dünyadaki küresel endeksler için DJ World Islamic- DJ World, FTSE World Shariah-FTSE World ve S&P500 World Shariah- S&P500 World endekslerinin 2014-2020 yılları arasındaki günlük kapanış verileri kullanılarak RMD'leri kıyaslanmıştır. Sonuç olarak Türkiye'deki her üç endeks çifti için İslami endekslerin muadilleri olan konvansiyonel endekslerden daha az risk seviyelerine sahip oldukları tespit edilmiştir. Fakat dünyadaki üç endeks çifti için İslami endeksler ile muadilleri olan konvansiyonel endeksler arasında risk seviyeleri yönüyle anlamlı bir farkın olmadığı ampirik bulgularla tespit edilmiştir.

EndeksFinansal riskRisk+4
Şehmus Aydın
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankalarında sorunlu alacakların devrine ilişkin çözüm önerisi: Hasılat paylaşım modeli

Türk bankacılık sektöründe bankaların aslî fonksiyonları çerçevesinde kullandırılan krediler, 2020 yılsonu itibarıyla bilanço içerisinde %59 paya sahiptir. Bilançonun önemli bir çoğunluğunu oluşturan kredi portföyünün tahsil kabiliyetinin zayıflaması, banka bilançolarında da önemli hasarlara neden olmakta ve temel finansal göstergelerin bozulmasına yol açmaktadır. Bu noktada bankalar, finansal göstergelerin iyileştirilmesi, bilançonun durulaştırılması ve tahsilat işlemleri nedeniyle katlanılan operasyonel yükün azaltılması amacıyla, tahsil imkânının zayıfladığına veya kalmadığına kanaat getirilen kredileri varlık yönetim şirketlerine temlik etmektedir. Zira varlık yönetim şirketleri, sorunlu kredilerin tahsilini esas faaliyet konusu edinmiş ve bu konuda uzmanlaşmış kurumlardır. Ancak Türkiye'de faizsiz bankacılık prensiplerini benimseyen katılım bankalarının sorunlu kredilerini varlık yönetim şirketlerine temlik etmesi konusunda birtakım çekinceler bulunmaktadır. Zira alacağın temliki olarak nitelenen bu işlem, İslam hukukunda genel olarak kabul görmemektedir. Bu çerçevede katılım bankalarının, sorunlu kredilerin tahsilinde varlık yönetim şirketlerinden destek almalarını sağlayan bir yöntem önerisi geliştirmek, bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmanın sonucunda, İslam hukukunun vekalet hükümleri çerçevesinde sorunlu kredilerin tahsilinde varlık yönetim şirketlerinin vekil tayin edilmesini ve bahsedilen şirketler tarafından tahsil edilen tutarların banka ile paylaşılmasını esas alan bir model önerilmiştir. Ayrıca önerilen yöntem, sorunlu kredilerin TFRS hükümleri çerçevesinde bilanço kayıtlarından çıkarılmasını sağlayarak finansal göstergelerde iyileşme sağlamakta ve bilançonun durulaştırılmasına imkân tanımaktadır. Anahtar Kelimeler: Sorunlu Krediler, Katılım Bankacılığı, Varlık Yönetim Şirketi, Hasılat Paylaşım Modeli, TFRS.

Banka kredileriBeklenen kredi zararlarıFinansal raporlama standartları+7
Mustafa Birdişli
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
20
DoctorateOpen AccessTR

Kamu altyapı yatırımlarının finansmanında yenilikçi bir model: Gayrisafi yurt içi hâsıla'ya endeksli sukuk

Küresel ölçekte belirli aralıklarla yaşanan iktisadi ve finansal krizler mevcut finansal sistemin sorgulanmasına yol açmaktadır. Yaşanan krizlerin hemen tamamı ekonomik aktörlerin yüksek oranda borçlanmasıyla doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkilendirilmektedir. Borç krizlerinin kök sebebinin ise faiz olduğu kabul edilmektedir. Faize bağımlı ekonomik sistem finansal krizlerin tekrarını netice vermektedir. İslam faizi her türüyle yasaklamış ve bu yasağı teorik düzeyde de olsa bugüne kadar devam ettirmiştir. İslam iktisadı ve finansı ise faize bağımlı olmayan bir ekonomik sistem tasarımını hedeflemektedir. Tez, kamu sektörü borçlanmasında faize bağımlılık olgusunu ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla farklı ve yenilikçi bir Sukuk tasarımı olduğu düşünülen İstısna' ve İleri Vadeli Kiralama akitlerine dayalı Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla (GSYH)'ya endeksli Sukuk ihracı tasarımı önerilmektedir. Finansmanın amacı ise kamu altyapı yatırımlarının finansmanı olarak belirlenmektedir. Önerilen modelin kamu borcunun GSYH oranını otomatik dengeye kavuşturucu özelliğine vurgu yapılmakta ve İslami finansta fiyatlama unsuru olarak faiz oranlarının kullanılmasına yönelik eleştiriler bertaraf edilmektedir. Türkiye'de kamu finansmanı amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ihraç edilen Sukuk (Kira Sertifikası) sertifikalarına ilişkin hukuki ve fıkhi değerlendirmelere de yer verilen tezde kamu Sukuk ihraçlarını düzenleyen yasal çerçevenin önerilen model açısından yeterli olduğu tespit edilmiştir. Senedin ikincil piyasası açısından yeterli likiditeyi sağlayacak tutarda ihraç edilecek GSYH'ye endeksli Sukuk sertifikalarının Türkiye'yi İslami finans piyasalarında öncü bir konuma getireceği değerlendirilmektedir. Ayrıca, önerilen modelin, enstrüman çeşitliliğinin artırılmasına ve yatırımcı tabanının genişletilmesine de katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

Alt yapıAlt yapı yatırımlarıFinansman+4
Mehmet Murat Çobanoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tasarrufa dayalı faizsiz finansman sistemlerinin risk analizi ve yönetimi

Tasarrufa Dayalı Finansman sistemi yurtdışında, özellikle Avrupa'da muhtelif şekillerde farklı isimler altında uzun yıllardır uygulanan ve özellikle konut finansmanı alanında oldukça başarılı görülen bir finansman yöntemidir. Sistem tasarruf, dayanışma, elbirliği gibi dayandığı temel kavramlar açısından Anadolu kültürü için yeni olmamakla birlikte taşıdığı inovatif özellikler bakımından Türkiye'de faizsiz finans alanında yeni bir finansman modeli olarak hızlı bir büyüme ivmesi yakalamıştır. 1980'lerin ortalarından itibaren kredi sisteminin kolaylaşıp yaygınlaşması etkisiyle tasarrufa sahip olmadan hızlı tüketim veya öz kaynağa sahip olmadan hızlı büyümeyi tercih eden Türkiye toplumu, kredi sisteminin sonradan anlaşılan olumsuzlukları nedeniyle son yıllarda tasarrufa ve elbirliğine dayalı sistemini cazip bulmaya başlamıştır. Artan ilgi nedeniyle bu tür firmaların sayısı hızla artış göstermiştir. Tasarrufa dayalı elbirliği sistemini icra eden özel kurumların, temelde fon transferi gerçekleştirilmesine aracılık etmelerine rağmen henüz finans sistemi kapsamında düzenleme altına alınmamış olmaları ve etkin bir risk yönetimine sahip olmamaları nedeniyle önemli ölçüde risk potansiyeline sahip olduklarını göstermektedir. Bu çalışmada ülke ekonomisinde önemli bir yere sahip olan ve İslami finansın önemli bir kurumsal ayağı olduğu iddia edilen Tasarrufa Dayalı Faizsiz Finansman sistemi ile çalışan kurumların risk potansiyeli ve İslami finans kurallarına uygun bir şekilde nasıl etkin bir risk yönetimi uygulanabileceği üzerinde durulmuştur. Bu sektörün finansal riski, sektörü temsil edebilecek düzeyde büyüklük ve tecrübeye sahip firmanın gerçek finansal verileri ve raporlarıyla ortaya konmaya çalışılmıştır. Türkiye'deki bu sektörün, uygun mevzuatın olmaması boşluğunun da etkisiyle gerek yönetilmeyen finansal risklere gerekse fıkhi mahzurlara sebep olduğu görülmektedir. Yapı ve operasyon itibarıyla finansal kurum işlevi görmelerine rağmen firmaların sadece organizasyon olarak tanımlanmış olması, onları Türk Ticaret Kanunu kapsamına almakta ve bu kurumların hesap planı oluşturma ve raporlamayı finans kurumlarına uygun biçimde yapmamasına neden olmaktadır. Çalışmanın sonucunda bu sektörün daha etkin bir risk ölçümüne ve yönetimine sahip olması için gereken kurumsal ve denetsel düzenlemeler hususunda öneriler sunulmuştur.

Elbirliği sistemiFaizsiz bankacılıkFaizsiz finans kurumları+5
Esra Türköz
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

İslam iktisadı açısından kısmî rezerv bankacılığının ekonomik istikrarsızlıktaki rolü ve tam rezerv bankacılığının çözüm potansiyeli

Ekonomi yazınında para çarpanı kavramı ile anlatılan ve bankaların kredi kullandırarak kaydi para veya diğer bir ifadeyle banka parası oluşturdukları kısmi rezerv sistemi, modern finansal mimarinin temeli diyebileceğimiz günümüz bankacılık sisteminin çalışma mekanizmasını oluşturmaktadır. Yasal zorunluluklar için tutulan zorunlu rezervler ile ihtiyat için ve karlı yatırımlarda değerlendirmek üzere tutulan serbest rezervler saklanması gereken tüm mevduatın bir kısmını oluşturmakta, mevduatın kalan kısmı ise bankalarca kredi olarak kullandırılarak karşılıksız para üretilmektedir. Kısmi rezerv bankacılığı özü itibariyle finansal istikrarsızlıklara karşısında zayıf ve kırılgandır. Bu sistem, ticari bankaların ve merkez bankalarının gerektiğinde yeterli likiditeyi sağlayacaklarına dair güvene dayalı olarak yürümektedir. Kısmî rezerv sisteminin zayıf yapısı, ekonomik istikrarsızlıklarda oynadığı rol ve oluşturduğu sorunlar nedeniyle alternatif olarak tam rezerv bankacılığı akademik çevrelerde destek bulmuş ve bunun farklı modelleri geliştirilmiştir. Ancak, tam rezerv sisteminin uygulamaya konulması için gereken siyasi destek bulunamamıştır. Bu çalışmada, kısmi rezerv bankacılığının keşfedilmesiyle ekonomilerde ortaya çıkardığı ileri sürülen sorunlar irdelenmiş, tam rezerv bankacılığının uygulanabilirliği ve çözüm için ne kadar yeterli olduğu incelenmeye çalışılmış ve İslam iktisadı açısından her iki sistemin de uygunluk ve sakıncaları tartışılmıştır. Analiz aşamasında ajan temelli bir simülasyon modeli kullanılarak her iki bankacılık sisteminin ekonomik istikrar üzerindeki etkisi mukayese edilmiştir.

Ekonomik istikrarEkonomik istikrarKısmi rezerv bankacılığı+7
Ömer Faruk Tekdoğan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Finans sistemindeki likidite riski yönetiminde Merkezi Takas Kurumu'nun işlevi ve önemi: Takasbank örneği

Dünya genelinde artan küreselleşme eğilimi ile birlikte bankaların gerçekleştirmiş olduğu iş ve hizmetler çeşitlenmiştir. Ticari bankalar bu çeşitlenmeyi yeni ürünler ihraç ederek desteklemekte iken Takasbank, hizmet verdiği finansal piyasalarda sistemik riski azaltıcı ve yatırımcılara güven veren önlemler alarak sermaye piyasalarının küreselleşme eğilimlerine destek sağlamaktadır. Küresel piyasalardaki değişim ve çeşitlenmeden bankaların likidite yönetimleri de etkilenmiştir. Küreselleşen dünyada bankalar sadece kendi ülkelerindeki bankalar ile değil tüm dünya bankaları ile rekabet etme durumuna gelmiş ve karlılıklarını artırmak adına daha az getiri sağlayan likit varlıklar yerine, getirisi yüksek ancak likit olmayan varlıklara yönelmeye başlamışlardır. Getirisi ile birlikte riskleri de yüksek olan bu varlıklar, piyasaların krizler ile karşı karşıya gelmelerine sebep olmuştur. Bu noktada bankaların likidite yöneticilerinin daha az riskli ancak getirisi düşük likit varlıklar ile getirisi yüksek ancak risk oranı yüksek daha az likit varlıklar arasında karar vermeleri gerekmektedir. Bu çalışmamızda öncelikle bankacılıktaki aktif pasif yönetimi kısaca anlatıldıktan sonra ikinci bölümde, ticari bankalarda ve Takasbank'ta likidite yönetimi karşılaştırmalı biçimde izah edilmekte ve son bölümde ise likidite yönetiminde Takasbank'ın üstlendiği merkezi karşı taraf rolü açıklanmaktadır. Anahtar Kelimeler : Likidite Yönetimi, Aktif Pasif Yönetimi, Risk Yönetimi

Aktif pasif yönetimiFinans kurumlarıFinans sektörü+6
Ömer Selcen
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki katılım bankalarıyla mevduat bankalarının CAMELS yöntemi kullanılarak performanslarının karşılaştırılması

Finansal sistemin temel bileşenlerinden biri olan bankacılık sektörü, tasarrufların verimli bir şekilde tahsis edilmesiyle ekonomik kalkınma ve büyümeye katkıda bulunur. Bu sebeple, bir ülkenin ekonomik gelişiminde kritik bir role sahip olan bankacılık sektörünün etkin bir şekilde denetlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, ülkemizde faaliyet gösteren mevduat bankaları ile katılım bankalarının grup bazında performanslarını ölçerek karşılaştırmalı bir analiz yapmak ve bu analiz neticesinde banka gruplarının finansal özellikleri ve performansları arasında bir farklılık olup olmadığını tespit etmektir. Çalışma kapsamında, Türkiye'de 2006-2017 yılları arasında faaliyet gösteren mevduat bankaları ile katılım bankalarının performansları CAMELS analiz yöntemi aracılığıyla karşılaştırılmaktadır. Çalışmanın değişkenleri, bankacılık sektöründe faaliyet gösteren mevduat ve katılım bankalarının bilanço ve gelir tablolarındaki finansal bilgiler kullanılarak elde edilen oranlardan oluşmaktadır. Bu analiz yöntemi ile mevduat ve katılım bankalarının sermaye yeterliliği, aktif kalitesi, yönetim kalitesi, kârlılık, likidite ve piyasa risklerine karşı duyarlılık açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. CAMELS performans değerleme yönteminin bankacılık sektörünün yaşamış olduğu gelişmeleri açıklayabildiği ve finansal sistem içerisinde erken uyarı sistemi görevi görüp, olası bankacılık krizlerinin önüne geçilmesinde etkili bir yöntem olacağı düşünülmektedir.

BankalarCAMELSFinansal performans+4
Yunus Katrancı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de fâizsiz sermaye piyasalarının teşekkülü ve fâizsiz sermaye piyasası araçları

Yaklaşık 300 yıllık bir gelişimin neticesinde güncel şeklini alan konvansiyonel finans düzeninin merkezinde borçlanma ve fâiz yer almaktadır. Tarihî seyirde, hem semavî dinler hem de kadîm felsefi doktrinler fâizin toplum dengesini bozucu etkisini önlemek amacıyla ve borca ve fâize dayalı iktisadi ve finansal düzene alternatifler önermişlerdir. İslâm, insan ve toplum hayatının her alanını olduğu gibi, iktisadi ve finansal hayatı düzenleyici kurallar ve kurumlar da ihdas etmiştir. İslâm, toplum hayatını düzenlerken insanı topluma toplumu da insana karşı koruyacak bir denge tahsis etmeye çalışarak, bu dengeyi bozucu en büyük etken olan fâizi, iktisadi ve finansal düzenin merkezinden çıkarmış; merkezî rolü fâizin yerine, risk paylaşımına dayalı ortaklık kurumuna vermiştir. Bu bağlamda tezde, fâize dayalı bir finans düzeninin yerine, ortaklığa dayalı bir finansal düzenin ikame edilmesi gerektiği; bunun için en uygun vâsıtanın fâize dayalı borçlanma araçlarının dışlandığı, ortaklığa dayalı finansal araçların yer aldığı fâizsiz sermaye piyasaları olması gerektiği savunulmuş; Türkiye'de fâizsiz sermaye piyasalarının teşekkülü için neler yapılabileceği ve fâizsiz sermaye piyasalarında İslâmi umdelere uygun olarak hangi finansal araçların yer alabileceği araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Fâizsiz sermaye piyasaları, fâizsiz finans, katılım bankacılığı, sukuk, finans, sermaye piyasaları, bankacılık.

Faizsiz bankacılıkFaizsiz finans kurumlarıFinansal piyasalar+5
Yücel Kamar
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Faizsiz bankacılıkta pencere modelinin etkinliği: Etiyopya örneği

Faizsiz finansın küresel olarak büyüklüğü artmış ve kapsama alanı oldukça genişlemiştir. Bu kulvarda çeşitli bankacılık ve finansman ürünleri geliştirilmiştir. Faizsiz bankacılıkta yapısal olarak üç tip model ortaya çıkmıştır. Bunlardan ilki, bankanın bağımsız bir yönetim kurduğu, ayrılmış bir sermaye topladığı ve şeriat uyumlu bankacılık ve finansman ürünleri geliştirdiği 'Tam Teşekküllü' modeldir. İkincisi, bir 'Bağlı Ortaklık' modelidir. Bu model, konvansiyonel bankaların şeriat uyumlu hizmetleri sunmak için yarı bağımsız bir yapı kurmasıyla oluşmaktadır. Yönetimi konvansiyonel olandan farklı olmasına ve ayrılmış bir sermayeye sahip olmasına rağmen, ana sermaye konvansiyonel bankaya aittir. Üçüncüsü, konvansiyonel bankaların şeriat uyumlu ürün ve hizmetler sundukları bir 'Pencere' modelidir. Pencere modeli, daha ziyade halkın çoğunluğu Müslüman olmayan ülkelerde geliştirilmiştir. Bu modelin her ne kadar faizsiz finans ürün ve hizmetlerini yaygınlaştırdığı düşünülse de, bu bankaların sermayesi, gelirleri ve yönetimi konvansiyonel anlayışa dayandığından, tam anlamıyla İslami ilke ve kurallara uygun olmadığı yönünde eleştirilmektedir. Etiyopya, belli kısıtlamalarla da olsa 2013'ten beri bu modeli uygulayan ülkelerden biridir. Bu süre zarfında ülkedeki 10 yerel konvansiyonel ticari banka pencere modeli uygulamış ve İslami finansa uyumlu ürünlerle bir milyar dolardan fazla fon toplamıştır. Bu çalışmada, pencere sisteminin etkinliği değerlendirilmiştir. İlk olarak, dünyadaki genişleme oranı diğer sistemlerle mukayeseli olarak incelenmektedir. Ayrıca, toplumda pencere modelinin kabul ve ilgi görme derecesini değerlendirmek için rastgele örneklemeye dayalı bir saha araştırması yapılmıştır. Sonuçlar, her ne kadar faizsiz bankacılık işlemleri genişlemeye devam etse de, Müslüman toplumda bu modelle ilgili ciddi bir rahatsızlık ve tam teşekküllü modele yönelik güçlü bir talep olduğunu göstermektedir.

EtiyopyaFaizsiz bankacılıkPencere modeli+2
Abdulkadir Wahab
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Değişen dünyada ortaklık temelli finansman ve katılım bankalarındaki yeri

Bu doktora tezi, ekonomi politik gelişmelerle finansman yöntemleri arasındaki ilişkileri incelemektedir. Finansman tarihi süreçte dini, sosyal, çevresel etmenlerle birçok form değişiklikleri geçirmiş ve değiştirmeye devam etmektedir. Bu çalışmada endüstri 4.0, teknolojik dönüşüm ve dijitalleşme ile gelişeceği düşünülen yeni iş modelleri, ortak kaynak kullanımı ve bu gelişmelerin finansman bacağındaki yansımaları incelenmiştir. Tezin hipotezlerinden biri olan ortaklık temelli finansmanın yaygınlaşacağı önermesi bağlamında, ortaklık temelli finansmanın İslam İktisadındaki tarihselliği, İslam İktisadının ortaklık ve borç temelli finansmana olan yaklaşımı tartışılmıştır. Sonrasında, katılım bankalarındaki mevcut ürün ve hizmetleri ortaklık ve borç temelli olmaları bakımından değerlendirilmiş, katılım bankalarının yeni gelişen finansman paradigmasına olan yaklaşımları analiz edilmiştir. İslam İktisadının özünde yer alan risk paylaşımı ve ortaklık temelli finans yaklaşımının katılım bankalarının finansman bacağında ciddi bir karşılık bulmadığı bilinen bir gerçekliktir. Bu bağlamda, yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakat yöntemi ile katılım bankalarının yöneticileri gözünden katılım bankalarının ortaklık temelli finansman yerine borç temelli finansmana odaklanmalarının gerekçeleri analiz edilmiştir. Yine katılım bankaları yöneticileri gözünden katılım bankalarının ortaklık temelli finansmanı yaygınlaştırması ile elde edecekleri potansiyel kazanımlar tartışılmıştır. Ardından katılım bankalarının ortaklık temelli finansmanı yaygınlaştırabilmeleri adına model önerisinde bulunulmuştur.

BankalarEndüstri 4.0Finansman+4
Ömer Emeç
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
20

Other supervisors