Theses supervised by Prof. Dr. Mine Gözübüyük Tamer

10 theses · Karadeniz Technical University

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çocuk eğitimevleri / ceza infaz kurumlarında sunulan eğitim hizmetlerinin tutuklu ve hükümlü çocuklar ile kurum öğretmenleri açısından değerlendirilmesi

İnsanlık tarihi kadar eski olan suç olgusu, toplumun her kesiminde görülen, geneli kapsayan bir sorundur. Suç herhangi bir ülkeye veya topluma özgü değil; aksine tarihin her döneminde hemen hemen tüm toplumlarda görülen yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Zaman içerisinde suçun yalnızca nitelik ve niceliği değişmektedir. Türkiye'de suç işleyen çocuk sayısının son yıllarda arttığına tanık olunmaktadır. Bu durum Türkiye açısından da çocuk suçluluğunun araştırılmasını zorunlu kılmaktadır. Çocuk suçluluğu hukuksal bir olgudan ziyade sosyal faktörleri de içinde barındırması sebebiyle sosyolojik bir olgudur. Tutuklu ve hükümlü çocukların çocuk eğitimevlerinde ve ceza infaz kurumlarında kaldıkları süreçte ortamları, birbirleriyle ve diğer ilgili kişilerle iletişim ve etkileşimleri, kurumlardaki yaşam deneyimleri ileri yaşlarda çocuğun hayatını tamamen etkileme ve hatta değiştirebilme potansiyeline sahiptir. Özellikle okul çağında iken söz konusu kurumlarda bulunan çocukların eğitim yaşantılarına dair aldıkları mesafenin ya da nasıl bir eğitim sürecinden geçtiklerinin, ne tür eğitsel kazanımlar elde ettiklerinin bilinmesi, gelecekte bu çocukların kendilerine ne yönde bir yol çizmeye çalıştıklarının da bir göstergesi olabilmektedir. Eğitim hakkının temel bir insan hakkı olduğu kabulünden hareketle, bu hakkın ceza infaz kurumlarında bulunan insanlar için de geçerliliği bulunmaktadır. Özellikle, bugün çocuk eğitimevlerinde/ceza infaz kurumlarında bulunan çocukların eğitim ihtiyaçlarını dile getirmek, bu ihtiyaçların karşılanmasının ve en iyi şekilde yerine getirilmesinin önemine dikkat çekmek, bu araştırmanın ortaya çıkış gerekçeleridir. Türkiye'de çocuk eğitimevlerinde/ceza infaz kurumlarında sunulan eğitim hizmetlerinin tutuklu ve hükümlü çocuklar ile kurum öğretmenleri açısından değerlendirilmesi bu araştırmanın inceleme alanını oluşturmaktadır. Suç ve eğitim sosyolojisinin sınırları içinde bu süreç anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda, Ankara ve İstanbul illerinde bulunan Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumları ile Çocuk Eğitimevlerinde kalan tutuklu ve hükümlü çocuklar arasından seçilen 280 çocuk ile anket çalışması yapılmıştır. Yine bu kurumlarda görev yapan 8 kurum öğretmeni ile mülakat yapılmıştır. Mevcut birincil ve ikincil bilgi kaynaklarından toplanan veriler ve yapılan görüşmeler neticesinde Türkiye'de çocuk eğitimevlerinde/ceza infaz kurumlarında kalan çocukların genel görünümleri, sunulan eğitim hizmetlerinin mevcut durumu, uygulamaların aksayan ve eksik yönleri ortaya konmuş, araştırma sonucunda elde edilen bulgulardan hareketle önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çocuk Ceza İnfaz Kurumu, Çocuk Eğitimevi, Suç, Çocuk Suçluluğu, Kurum Öğretmeni, Eğitim

Ceza infaz kurumlarıEğitimEğitim faaliyetleri+6
İremnur Güdek
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası göç ve entegrasyon teorileri bağlamında Afganistan hazaralarının Türkiye'ye göçü: Trabzon ili örneği

21. yüzyılda dünyanın birçok bölgesinde savaşlar, ulusal ve uluslararası çıkar çatışmaları, doğal afetler, iklim değişiklikleri, kıtlık açlık ve salgın hastalıklar sebebi ile her yıl yüzlerce insan göç etmek zorunda kalmaktadır. Özellikle ulaşım ve iletişim olanaklarının artması ile beraber son yıllarda uluslararası göç meselesi ise dünya çapında daha görünür bir hal almıştır. Avrasya'nın mihenk taşı olan Afganistan'ın ise dünya çapındaki birçok mülteci ve sığınmacının kaynak ülkesi olmasının tarihsel bir süreci bulunmaktadır; bu süreci şekillendiren en temel unsurlar: 1979 Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgali, 1992 yılında Taliban'ın iktidara gelmesi, iç savaşın başlaması, terör örgütü gruplarının saldırıları, etnik ve dini gruplar arasındaki çatışmalar, 11 Eylül terör saldırısından sonra ABD'nin El-Kaide sebebiyle müdahalesi vd. Bununla birlikte ülkedeki siyasi ve ekonomik istikrarın sağlanamaması, can güvenliğinin olmaması, yoksulluk ve hastalığın (fiziksel ve psikolojik) olması nedeni ile insanlar can güvenliğini sağlamak ve ardından daha iyi bir yaşam umuduyla yaşamış oldukları toprakları terk ederek dünyanın dört bir yanına göç etmek zorunda kalmaktadır. Bu araştırmada, Trabzon ilinde ikamet eden Hazaraların göç deneyimleri ve entegrasyon durumu araştırılmıştır. Araştırma da hem nicel hem de nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Nicel araştırma kapsamında hazırlanan kapalı uçlu sorulardan oluşan anket formu, nitel araştırmada ise yarı yapılandırılmış sorulardan oluşan görüşme formu hazırlanmıştır. Araştırma kapsamında Hazaralar arasından 80birey ile anket ve 16 birey (8 kadın ve 8erkek) ile görüşme yapılmıştır. Araştırma grubunda yer alan bireylere ise kartopu örneklem tekniği ile ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen nicel veriler SPSS (Statistical Package for the Social Sciences), nitel veriler ise betimsel analiz tekniği ile yorumlanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen temel bulgular arasında, Hazaraların Türkiye'ye yasa-dışı yollarla giriş yaptığı ve göç öncesinde ve sonrasında ciddi problemlerle karşılaştığı (barınma, istihdam, sağlık, eğitim vd.),ve Afganistan'a geri dönüş yapmak istemedikleri, Trabzon ilinde ikamet eden Hazaraların sosyal ve sistem entegrasyonun henüz gerçekleşmediği öne çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Göç, Entegrasyon, Kültürel İletişim, Kimlik, Afganistan.

AfganistanBütünleşmeGöçler+4
Yasemin Doğan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İlahiyat ve İslami ilimler fakültelerinde görev yapan kadın akademisyenlerin İslami feminizme yaklaşımları (Doğu Karadeniz Bölgesi örneği)

Konusu gereği nitel yöntemin tercih edildiği bu araştırma fenomenolojik desende kurgulanmıştır. Bu çerçevede amaçlı örnekleme ile belirlenen Doğu Karadeniz Bölgesi'nde İlahiyat ve İslami İlimler Fakültelerinde görev yapan sekiz kadın akademisyenle yarı-yapılandırılmış derinlemesine mülakat yapılmıştır. Söz konusu akademisyenlerle son yılların yükselen paradigmalarından biri olan İslami feminizm üzerine gerçekleştirilen bu görüşmeler betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiş ve genel itibariyle katılımcıların İslami feminizm ve temel argümanlarını ne derece tanıdıkları ve destekledikleri araştırılmıştır. Aynı zaman da kadın akademisyenlerden bugüne kadar yapılmış tefsir hadis ve fıkıh yorumlarını değerlendirmeleri istenmiştir. Araştırma verileri neticesinde katılımcıların da; İslami feminist olarak nitelendirilen yazar ve akademisyenlerin de belirttiği gibi İslam dininde kadın ve erkeğin haklar ve dini sorumluluklar bakımından ve Yaratıcı tarafından muhatap alınma hususunda İslam dinin de eşit görüldüklerini destekledikleri sonucuna varılmıştır. Ayrıca veriler ışığında kadının yaratılışına dair yapılan bütün tefsir, hadis ve fıkıh yorumlamalarının taraflı olduğu vurgusu da dikkat çekmektedir. Nitekim araştırma çerçevesinde bu yorumlamaların günümüz şartlarında mümkün olan en tarafsız şekilde yeniden yapılmasının kadınlar adına pozitif bir etkisinin olup olmayacağı da tartışılmış ve çeşitli önermeler ortaya koyulmuştur. Sonuç olarak; fenomenolojik desende betimsel analiz yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmanın tamamı ve elde edilen tüm veriler incelendiğinde kadınların yaşadığı negatif durumların sorumlusu olarak İslam dinin değil, insanlar ve düşünce yapılarının görüldüğü hakim kanı olarak oluşmuştur. Ayrıca katılımcıların İslami feminizmi kabul etmemekle birlikte İslami feminizmin argümanları doğrultusunda çıkarsamalar ve değerlendirmeler yaptıkları da görülmüştür. Yine de katılımcı akademisyenler bu argümanları kullanmalarının onları İslami feminist yapmadığını özellikle belirtmiş ve kimliklerinin gizliliği hususunda da oldukça hassas davranmışlardır.

AkademisyenlerFeminizmKadın akademisyenler+6
Ümmühan Köse
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Suç mağduru kadınların öykülerine bağlı olarak oluşan korku kültürü ve değişen gündelik yaşam pratikleri: Amasya-Merzifon örneği

Günümüz toplumlarının hızla değişen ve gelişen bir yapıya sahip olması, üyelerinin içinde bulunduğu duygu durumlarının da zamanla değişmesi olgusunu beraberinde getirmiştir. Hayatın karmaşıklaşması, gündelik yaşamın boyutlarının çeşitlilik göstermesi ve bütün unsurlar gibi suç olgusunun da araç ve olasılıklarının artması, birey ve grupların yaşamını biçimlendiren bir olgu olmuştur. Postmodern dönemde gün geçtikçe artan suç olgusu, bireylerin gündelik yaşamlarını doğrudan ya da dolaylı yoldan etkileyen "korku" duygusunun hâkim olmasına neden olmaktadır. Zaman içerisinde bu hâkim duygu yaygınlaşarak ve desenleşerek "korku kültürünü" ortaya çıkarmıştır. Korku kültürü; bireylerin davranış biçimlerinden yaşam tarzlarına kadar gündelik hayatın her alanını tehdit eden korku ve kaygı duygusu halinde olma durumudur. Türkiye'de son yıllarda kadın cinayetleri başta olmak üzere, kadınların çeşitli suçlara maruz kalma durumları oldukça artış göstermiştir. Sosyal ve hassas bir varlık olmaları nedeniyle kadınlar gündelik yaşamlarında suça maruz kalmış olmasalar bile etkileşim çevrelerinde suça maruz kalmış birilerine şahit olma durumları onlarda suç mağduru olma korkusu geliştirmektedir; günlük rutinleri diğer faktörlerin yanı sıra bu korkuyla da biçimlenmektedir. Bu bağlamda bu tez çalışması, suça maruz kalan kadınların, (cinayet mağduru kadınların) etkileşim çevresinin suç korkusuna kapılma durumları ve bu korkunun gündelik yaşam pratiklerini ne derece etkilediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu araştırma daha önce yapılan çalışmalardan farklı olarak suça maruz kalmış ferdin mağduriyetinin ötesine geçme ve suç mağdurunun etkileşim çevresinin (aile, akraba, komşu, arkadaş) dolaylı deneyimini ortaya koyması yönüyle özgün değer taşımaktadır. Bunun yanı sıra bu çalışmada suça maruz kalma durumlarının korku kültürü ve gündelik yaşamı biçimlendirme yönüyle ele alınması, araştırmayı benzerlerinden ayırmaktadır. Bu tez çalışması, nitel araştırma yöntemine bağlı kalınarak fenomenolojik desen, yarı yapılandırılmış mülakat tekniğine dayanan derinlemesine mülakat ve amaçlı örnekleme yöntemlerinden olan ölçüt örnekleme kullanılarak yapılacaktır. Bu tez çalışması öncelikle Amasya- Merzifon ilçe sınırları içerisinde örneklemin yeterli gelmemesi durumunda başka illerde ölçüte uyan vakalarda ele alınacaktır. İlgili kuramsal verilerle birlikte değerlendirilecek bulgularla literatürde çoğunlukla viktimizasyon çalışmaları bağlamında suça maruz kalan bireye odaklanan çalışmalara kıyasla eksik olduğu tespit edilen bireyin etkileşim çevresine ve orada etkin olan dolaylı deneyime dayalı, korku kültürüne odaklanılarak alan yazına katkı sunulması hedeflenmektedir.

Amasya-MerzifonGünlük yaşamKadın cinayeti+7
Keziban Akdağ
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mevsimlik tarım işçisi aileleri ile çocuklarının yaşam ve çalışma koşullarına ilişkin sosyolojik bir araştırma: Ordu ili Ünye ilçesi örneği

Türkiye'de genellikle kırsal kesimlerde toprak sahibi olmayan kişiler her yıl çalışmak amacıyla farklı tarım ürünlerinin ekim, dikim, çapa ve hasat dönemleri için Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden Ege, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerine geçici olarak göç etmektedir. Mevsimlik tarım işçileri, sürekli yaşadıkları bölgeden her sene çalışmak için farklı farklı bölge ve şehirlere göç eden gruplardır. Doğu Karadeniz bölgesi Ağustos ve Eylül aylarında fındık toplama işi zamanı mevsimlik tarım işçilerinin çok yoğun bir şekilde göç ettiği bölgelerdendir. Mevsimlik tarım işçilerinin göç ettiği bu süreçte beraberindeki çocukların kimi çocuk işçi olarak çalışma hayatına dâhil olmakta kimi ise çalışma bile ailesiyle birlikte göç sürecinde dâhil olmak durumunda kaldığı için bu göç sürecinden etkilenmektedir. Dolayısıyla, mevsimlik tarım işçileri dezavantajlı yaşam ve çalışma koşullarıyla, göç sürecinde ve çalışma hayatlarında karşılaştıkları problemlerle öne çıkan bir grubu temsil etmektedir. Bu araştırma, mevsimlik tarım işçilerinin ve çocuklarının yaşam ve çalışma koşullarına sosyolojik bir perspektiften bakmak üzerine kurgulanmıştır. Bu amaçla mevsimlik tarım işçilerinin sosyo-demografik görünümleri, çalışma ve barınma alanlarına ilişkin genel izlenimler ve aileleriyle beraber göç etmek ve mevsimlik işçilik sürecine dâhil olmak durumunda kalan çocukların bu süreçten nasıl etkilendikleri yaşadıkları dünyayı nasıl anlamlandırdıkları ortaya konmuştur. Bu çalışma, Doğu Karadeniz Bölgesi Ordu ili Ünye ilçesinde mevsimlik tarım işçilerinin ve çocuklarının öznel deneyimlerini ortaya koymaktadır. Ordu İli Ünye ilçesine özgü mevsimlik tarım işçiliği olgusunu çocukların ve ailelerin gözünden değerlendirmekte ve ilgili literatüre katkı sağlamaktadır.

Mevsimlik göçlerMevsimlik işçilerOrdu-Ünye+7
Emine Ankaralı
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Trabzon'da yaşayan Suriyeli ve Afganistan uyruklu öğrencilerin COVID-19 pandemi sürecinde uzaktan eğitimde karşılaştığı sorunlar

Göç olgusu, sebep ve sonuçları ile üzerinde en fazla durulması gereken toplumsal olgulardan biridir. Özellikle, 21. yüzyılda öne çıkan uluslararası göçün yoğunluk ve derinlik kazanmasıyla tüm dünyada bütün hatlarıyla önemli bir mesele haline gelmiştir. İnsanlar yaşadıkları yerlerdeki olumsuz yaşam koşulları, savaş, kargaşa ve çatışma gibi durumlar ya da farklı sebeplerle kendileri ya da aileleriyle birlikte daha güvende ve iyi hissedebilecekleri, daha iyi bir yaşam sürebilecekleri yerlere göç etmektedirler. Bu durumun en yakın örneği Arap Baharı olarak adlandırılan, Tunus'ta başlayıp başta Suriye olmak üzere birçok ülkede etkisini gösteren iç karışıklıklar sonucu yaşanan ve niteliği daha çok kitlesel olan göçler olarak karşımıza çıkmıştır. Türkiye'de meydana gelen olaylar karşısında Suriye başta olmak üzere Afganistan, Lübnan gibi ülkelerden göç edenlere kapısını açmıştır. Göç ve özellikle zorunlu göçlerle birlikte 21. yüzyıla damgasını vuran bir başka konu ise 2019 yılında Çin'de başlayan ve hızla dünyanın diğer kıta ülkelerine yayılan Covid-19 pandemisidir. Pandemi etkisini tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de fazlasıyla hissettirmiş, pandemi ile mücadelede ilgili önlemler ivedilikle alınmıştır. Zorunlu yerler haricinde okullar, üniversiteler, çoğu kamu kurumu ve özel sektörün içindeki tüm işyerleri kapatılmış, adeta hayat durmuştur. Okulların kapatılmasıyla eğitim uzaktan, internet aracılığıyla farklı platformlardan verilmeye başlanmıştır. Dünyada ve Türkiye'de örgün eğitim çağında olan milyonlarca öğrenci bu durumdan olumsuz etkilenmiştir. Bu durum bulundukları yerleşim birimlerinden savaş, şiddet, çatışma ortamı vb. sebeplerden dolayı başka ülkelere göç etmek ve sığınmak durumunda kalan insanları çok daha derinden etkilemiştir. Özellikle gidilen ülkede konuşulan ana dili bilmeme akabinde yaşanılan 'dil' sorunu eğitimde farklı sorunların yaşanmasını gündeme getirmiştir. Buna ilaveten pandemi sebebiyle okulların kapatılması ve eğitimin dijital platformlarda çevrim içi olarak sürdürülmesi ülkemizde bulunan başta geçici koruma kapsamı altındaki Suriyeliler ile uluslararası koruma bulmak amacıyla ülkemize sığınan Afganistan ve diğer uyruklu ülke vatandaşlarını da derinden etkilemiştir. Bu araştırma, Trabzon'da yaşayan geçici koruma kapsamı altındaki Suriyeliler ile uluslararası koruma bulmak amacıyla ülkemize sığınan Afganistan uyruklu öğrencilerin Covid-19 pandemi sürecinde alınan tedbir kararıyla eğitimin uzaktan olması sonucunda yaşadıkları eğitim deneyimlerini, uzaktan eğitimin kendileri için olumlu ve olumsuz yanlarını ortaya koymak üzere kurgulanmıştır. Araştırmada verilerin toplanması için nitel araştırma yöntemi kullanılarak derinlemesine görüşme yapılmıştır. Katılımcılara, İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden ve Trabzon Afganistan Hazaraları Kültür ve Dayanışma Derneği ve diğer ilgili sivil toplum kuruluşlarından ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler, betimsel analize tabii tutulmuştur. Verilerin analizi sonrasında ortaya çıkan genel bulgularda geçici koruma kapsamı altındaki Suriyeliler ile uluslararası koruma bulmak amacıyla ülkemize sığınan Afganistan uyruklu öğrencilerin bir takım eğitim sorunları olduğu ve uzaktan eğitim sistemiyle özellikle uzaktan eğitim araçlarına erişim ve dil sorunu başta olmak üzere sorunlar yaşadığı ortaya çıkmıştır. Elde edilen veriler ışığında geçici koruma kapsamı altındaki Suriyeliler ile uluslararası koruma bulmak amacıyla ülkemize sığınan Afganistan uyruklu öğrencilerin uzaktan eğitim sisteminde daha verimli bir eğitim alabilmesi adına önerilerde bulunulmuştur.

AfganlılarCOVID 19Eğitim sorunları+7
Beyza Küçükkaya Yazıcı
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Karadeniz Teknik Üniversitesinde öğrenim gören Afrikalı öğrencilerin sosyal ve akademik yaşam deneyimleri üzerine bir araştırma

Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası öğrencilere yönelik yürüttüğü yükseköğrenim burs programı olan "Türkiye Bursları" ile dünya genelinde başarılı öğrencilere eşit fırsatlar sunarak uluslararası standartlarda burslu eğitim almalarını sağlanmaktır. Her yıl binlerce öğrenci bu burs programından yararlanarak Türkiye'deki farklı üniversiteler eğitim alma imkânına sahip olmaktadır. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) uluslararası öğrencilerin eğitim aldıkları yükseköğretim kurumlarından biridir. 2023 yılı itibariyle KTÜ'de1742 aktif yabancı uyruklu öğrenci bulunmaktadır. Bu öğrenciler arasında 230 Afrika kökenli öğrenci yer almaktadır. Bu çalışma, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından yürütülen ve dünyanın dört bir yanından uluslararası öğrencilere eğitim imkânı sunan Türkiye Burslarıyla KTÜ'de öğrenim gören Afrika kökenli öğrencilerin sosyal ve akademik yaşam deneyimlerini sosyolojik açıdan incelemeyi amaçlamaktadır. KTÜ Bilimsel Araştırmalar Proje (BAP) Birimi tarafından desteklenen bu çalışma, Afrika kökenli öğrencileri tanımak ve sosyal-akademik yaşamlarını ortaya çıkarmak üzere kurgulanan nitel bir araştırmadır. Türkiye Burslarıyla KTÜ'de öğrenim gören Afrika kökenli öğrencilerin her bir ülkeden en az iki öğrenci olacak şekilde toplamda 25 görüşme yapılmıştır. Bu görüşmeler, öğrencilerin deneyimlerini ve görüşlerini daha kapsamlı bir şekilde anlamak için temel bir veri kaynağı sağlamaktadır. Bu çalışma, kavramsal ve kuramsal zeminde kültürlerarası iletişim, kültürlerarası öğrenme, kültürleşme ve kültürlenme konularına odaklanarak, bu öğrenci grubunun deneyimlerini bu teorik çerçevede açıklamayı amaçlamaktadır. Kültürlerarası iletişim, farklı kültürler arasındaki etkileşim sürecini ele alırken, iletişim sürecindeki en önemli aracın dil olduğunu vurgular. Bu nedenle, araştırma bulguları ilerleyen zamanlarda Afrikalı öğrencilerin akademik ve sosyal yaşam deneyimlerini anlatması ve bu öğrencilerin iki kültür arasında gönüllü elçiler olarak rol almalarının önemine dikkat çekmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Türkiye'nin "gönüllü elçileri" olarak adlandırılan bu öğrencilerin gelecekte ülkeleri ve Türkiye arasında köprü kurma sürecindeki rolleri, işlevleri ve önemi de araştırılmıştır. Saha çalışmasında Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde öğrenim gören Afrikalı öğrencilere odaklanılması, bu çalışmanın özgünlüğünü oluşturmaktadır. Bu çalışmanın, sosyoloji alanına katkı sağlayarak, gelecekte yapılacak Afrikalı öğrenciler üzerine çalışmalara yol göstermesi hedeflenmektedir.

Züleyha Selimoğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Velilerin çocuklarını özel okula gönderme nedenleri üzerine sosyolojik bir araştırma: Trabzon ve Samsun ili örneği

Eğitim, bireylerin geleceğini şekillendiren en önemli sosyal kurumlardan biridir. Artan nüfus ve rekabet ortamı, velileri çocuklarının eğitimine daha fazla önem vermeye yöneltmektedir. Özellikle üniversite sınavına giren öğrenci sayısındaki artış, velilerin çocuklarını daha iyi eğitim koşullarına sahip özel okullara yönlendirmelerine neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Karadeniz Bölgesinin önemli illeri olan Samsun ve Trabzon'da yaşayan ve çocuklarını özel okula gönderen velilerin bu tercihlerini etkileyen sosyolojik faktörleri incelemektir. Özellikle, velilerin sahip olduğu sosyal, kültürel ve ekonomik sermayenin özel okul tercihi üzerindeki etkisi incelenmiştir. Literatürde, özel okul tercihlerini etkileyen sosyolojik nedenleri derinlemesine inceleyen ve iki farklı ili karşılaştıran bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma, velilerin özel okul tercihlerinin altında yatan sosyal, kültürel ve ekonomik faktörleri ortaya koyarak bu alandaki literatüre katkı sağlamaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması kullanılmıştır. Samsun ve Trabzon'da yaşayan ve çocuklarını özel okula gönderen velilerle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, betimsel analiz yöntemiyle ve Pierre Bourdieu'nün habitus, alan, sermaye (sosyal, kültürel, ekonomik) ile Robert Putnam ve James Coleman'ın sosyal sermaye kavramları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu çalışma, özel okul tercihlerini etkileyen sosyolojik faktörler hakkında daha derin bir anlayış sunarak, eğitim politikaları ve okul yönetimi alanında önemli bilgiler sağlayacaktır. Ayrıca, velilerin özel okullardan beklentileri ve velilerin perspektifinden özel okulların sunduğu hizmetler hakkında da önemli bulgular ortaya koyacaktır.

Samet Abdullah Yaprak
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
11
Master'sOpen AccessTR

Hizmet içi eğitim programlarının öğretmenlerin mesleki gelişimine etkisi: Trabzon ili örneği

Toplumların gelişim ve ilerlemesinde en temel etkenlerden biri eğitimdir. Bir toplumun eğitim seviyesinin yükselmesi, bu süreci yürüten öğretmenlerin niteliğiyle doğrudan ilişkilidir. Öğretmenlerin çağın gerektirdiği bilgi ve becerilere sahip olması, ülkelerin gelişmişlik düzeylerini artırabilmektedir. Bu niteliğin kazandırılması, üniversite döneminde verilen nitelikli bir eğitimle başlamakta; görev başladıktan sonra ise öğretmenlerin eğitimde, teknolojide ve toplumda yaşanan değişimlere uyum sağlaması ve kendini sürekli yenilemesi beklenmektedir. Bu gelişimin sürdürülebilmesi için öğretmenlerin mesleki gelişimlerine aralıksız devam etmeleri gerekmektedir. Bu süreç iki temel yolla yürütülmektedir. Birincisi; öğretmenlerin öz farkındalık ve öz denetim becerileriyle kendi eksikliklerini belirleyerek bireysel gelişimlerini sürdürmeleridir. Bu yaklaşım, hayat boyu öğrenme anlayışıyla desteklenmektedir. İkinci yol ise kurumların sorumluluğunda yürütülen hizmet içi eğitimlerdir. Türkiye'de bu tür programlar, Milli Eğitim Bakanlığı koordinasyonunda il, ilçe ve okul müdürlükleri tarafından öğretmenlerin ihtiyaçlarına göre planlanmakta ve uygulanmaktadır. Bu eğitimlerle öğretmenlerin bilgi, beceri, tutum ve motivasyonlarını geliştirmeleri hedeflenmektedir. Bu çalışmada, Trabzon ilinde görev yapan öğretmenlerin mesleki gelişim sürecinde hizmet içi eğitim programlarının etkisi incelenmiştir. Araştırma, açımlayıcı sıralı karma desenle yürütülmüş; nicel ve nitel yöntemler birlikte kullanılmıştır. İlk aşamada, 373 öğretmene MEB tarafından geliştirilen "Hizmet İçi Faaliyetleri Değerlendirme Ölçeği" uygulanmış ve elde edilen veriler SPSS programında betimsel analiz yöntemiyle yorumlanmıştır. İkinci aşamada ise farklı yaş, branş ve deneyim düzeyine sahip 12 öğretmenle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Nicel bulgular, öğretmenlerin hizmet içi eğitimleri genel olarak olumlu değerlendirdiklerini ortaya koymuştur. Nitel bulgular ise bu eğitimlerin öğretmenlerin bilgi, beceri ve motivasyonlarını artırdığını; ayrıca sınıf içi uygulamalar ve öğrenci başarısı üzerinde de olumlu etkileri olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, eğitimlerin zamanlama, içerik ve ulaşım gibi alanlarda bazı sorunlar taşıdığı belirlenmiştir. Özellikle merkeze uzak ilçelerde görev yapan öğretmenler ulaşım ve zaman konusunda sıkıntı yaşadıklarını belirtmişlerdir. Eğitimlerin mesai sonrası saatlerde yapılması da verimliliği düşüren bir etken olarak öne çıkmıştır. Kurumsal destek düzeyi, içerik planlaması ve çözüm önerileri öğretmen görüşleri doğrultusunda detaylandırılmış ve ilgili kurumlara öneriler sunulmuştur.

Hizmet içi eğitimTrabzon
Emre Doğan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitim kurumlarında Montessori eğitim deneyimine sahip öğretmenlerin görüşleri üzerine nitel bir araştırma: (Trabzon ili örneği)

Bu araştırmanın amacı, Montessori eğitim modelinin Trabzon'daki okul öncesi kurumlarda nasıl uygulandığını, öğretmenlerin mesleki deneyimlerini ve yöntemin çocuk gelişimine etkilerine dair değerlendirmelerini incelemektir. Montessori yaklaşımı, çocuğun özgürlüğünü, bireysel farklılıklarını ve doğal öğrenme sürecini merkeze almasıyla yalnızca pedagojik değil, aynı zamanda eğitim sosyolojisi açısından da önemli bir modeldir. Bu yönüyle çalışma, küresel bir eğitim felsefesinin yerel kültürel normlar, aile beklentileri ve kurumsal yapılarla nasıl etkileşime girdiğini ortaya koyarak sosyal bilimlere anlamlı bir katkı sunmaktadır. Araştırma, nitel durum çalışması deseniyle yürütülmüş ve Trabzon ili Ortahisar ilçesindeki devlet ve özel okullarda Montessori eğitimi uygulayan on iki öğretmenle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiş, öğretmenlerin Montessori pedagojisine ilişkin algıları, uygulama sürecindeki deneyimleri ve karşılaştıkları sosyo-kültürel ve kurumsal güçlükler sistematik biçimde değerlendirilmiştir. Diğer taraftan bulgular, Montessori yaklaşımının çocuklarda bağımsızlık, öz disiplin, problem çözme ve sosyal iletişim gibi gelişim alanlarını güçlendirdiğini göstermektedir. Bununla birlikte materyal maliyetleri, fiziki ortam yetersizliği, kısa süreli sertifika programlarının sınırlılığı ve velilerin geleneksel eğitim beklentileri, uygulamanın özellikle devlet kurumlarında sürdürülebilirliğini zorlaştırmaktadır. Bu durum, eğitim modellerinin yalnızca teknik değil, sosyolojik ve kültürel bağlam tarafından da şekillendiğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak Montessori eğitimi, Trabzon'daki okul öncesi kurumlarda çocuk gelişimine önemli katkılar sunmakla birlikte, uygulamanın yerel bağlamda etkili ve sürdürülebilir olabilmesi için öğretmen eğitiminin güçlendirilmesi, fiziksel koşulların iyileştirilmesi ve ailelerin pedagojik farkındalığının artırılması gerekmektedir. Araştırma, Montessori pedagojisinin Türkiye'deki sosyo-kültürel uyarlanma süreçlerine ışık tutarak hem eğitim sosyolojisine hem de uygulamalı eğitim araştırmalarına önemli bir katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Montessori Eğitimi, Öğretmen Değerlendirmeleri, Trabzon

Ayşen Karacan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00

Other supervisors