Theses supervised by Prof. Dr. Mustafa Ali Sarılı

10 theses · Aydın Adnan Menderes University

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi uyuşmazlıklarının yargı aşamasında çözümlenmesi

Devletin kamusal gelir kaynakları denildiğinde akla ilk gelen gelir kaynağı vergilerdir. Vergiler belli bir süreç takip edilerek ve vergi kanunlarına uyularak hazineye gelir olarak girmektedir. Vergi kanunlarının uygulanmasından veya yorumlanmasından kaynaklanan bazı durumlarda idare ile mükellef arasında uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir. Vergi uyuşmazlığı; vergi alacaklısı (kamu idaresi) ile vergi borçlusu (kişi veya kurumlar) arasında vergisel işlemler nedeniyle yaşanan sorunları ifade etmektedir. Bunun yanında vergi mevzuatının karmaşık ve çok olması, ekonomik koşullara uyum sağlamak amacıyla vergi kanunlarının sık sık değişmesi ve gerek idare gerekse mükellefin bu değişimlere uyum sağlayamamasından kaynaklı hatalar yapması da bazı vergi uyuşmazlıklarına neden olmaktadır. Mükellef ile idare arasında çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iki yol mevcuttur. Bu yollardan ilki idari çözüm yolları, diğeri ise yargısal çözüm yollarıdır. Mükellefler uyuşmazlığın çözümünde diledikleri yolu kullanabilirler. Yargı yoluna başvurabilmek için idari çözüm yollarının tüketilmesi zorunluluğu yoktur. Çalışmanın konusu, vergi uyuşmazlıklarının yargı aşamasında çözümlenmesi olmakla birlikte, uyuşmazlıkların çözümünde kullanılan diğer bir yol olan idari aşamada çözüm yollarına da kısaca değinilmiştir. Ayrıca uyuşmazlıklarda kullanılabilecek alternatif yollar, bazı yabancı ülkelerin vergi yargı sistemleri ve uyuşmazlıkların yargıda çözümlenmesine dair verilerin yorumlanması ve bunun sonucunda bazı çözüm önerileri sunulmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Vergi, Vergi Uyuşmazlığı, Vergi Uyuşmazlıklarının Yargıda Çözümü

Vergi uyuşmazlıklarıVergilerYargı
Huriye Öncel
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Harcama yetkilisinin 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararından doğan sorumluluğu: Adnan Menderes Üniversitesi örneği

5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu'nda (KMYKK), kamu kaynakları borçlanma suretiyle elde edilen imkânlar dahil kamuya ait gelirler, taşınır ve taşınmazlar, hesaplarda bulunan para, alacak ve haklar ile her türlü değerleri ifade etmektedir. Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur. Kamu zararı ise yukarıda sayılan kamu mallarında kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır. Kamu zararından dolayı kimlerin sorumlu olduğu 5018 sayılı KMYKK'da düzenlenmiştir. Kanundaki bu düzenlemeye göre kamu zararından dolayı sorumlu tutulanlar; bakanlar, üst yöneticiler, harcama yetkilileri, gerçekleştirme görevlileri ve muhasebe yetkilileridir. Harcama yetkilisinin kamu zararının aktörlerinden birisi olmanın yanında belki de en önemlisi olduğu söylenebilir. Kamu zararı ile ilgili uygulamada yaşanan tereddütlerde de sorumlular arasında sayılanlardan harcama yetkilisi olarak görev yapmakta olanların birinci derece etkilendiği de bir gerçektir. Bu çalışma ile Adnan Menderes Üniversitesinde (ADÜ) görev yapan harcama yetkililerinin görevlerini yaparken yaşadıkları tereddütler ve sorunlardan yola çıkarak genel anlamda harcama yetkililerinin karşılaştıkları sorunların çözümüne yönelik öneriler getirilmesi amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Kamu Zararı, Harcama Yetkilisi, Hukuki Sorumluluk, Üniversite, Kamu Malı

Görev zararıHukuki sorumlulukKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu+3
Sabri Güleç
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kayıt dışı istihdamın gelir vergisi hasılatı üzerindeki etkisi

Kayıt dışı istihdam kavramı, çalışan bireylerin çalışmalarının ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi ile ortaya çıkan ve ülkelerin gelişmişlik seviyelerine bakılmaksızın tüm dünya ülkelerinde görülen bir sorundur. Ancak bu sorun gelişmekte olan ülkelerde yapısal bir soruna dönüşmüştür. Kayıt dışı istihdam sigortasız işçilerden onların ailelerine kadar bütün toplumu iktisadi, sosyal ve daha pek çok yönden olumsuz etkileyen bir olgudur. Aynı zamanda bildirilmeyen çalışmalar devletin sigorta primi ve vergi geliri kaybına uğramasına yol açmaktadır. Kayıt dışı ekonomi içerisinde önemli bir yere sahip olan kayıt dışı istihdam, hükümetlerin uygulamaya koyduğu politikalarla kamu idareleri tarafından azaltılmaya çalışılmaktadır. Kayıtlılığı teşvik etmeye yönelik politikaların kararlılıkla ve etkin bir şekilde yürütülmesi kayıt dışı çalışmayı azaltacaktır. Kayıt dışı istihdamın azalması beraberinde; devletin vergi geliri kaybını azaltacak, kamu harcamalarını artıracak, vergilendirmede adaleti sağlayacak, çalışanların hak kayıplarını önleyerek pek çok toplumsal sorunun çözümüne de olumlu katkıda bulunacaktır. Bu çalışmada Türkiye'de kayıt dışı istihdamın gelir vergisi hasılatı üzerindeki etkisi, 2006:M1-2017:M2 dönemi için analiz edilmiştir. Çalışmada serilerin durağanlığı ADF, PP ve KPSS birim kök testiyle analiz edilmiş, seriler arasındaki nedensellik ilişkisi Granger nedensellik testiyle incelenmiş ve modeldeki eşbütünleşme ilişkisi Engle-Granger testiyle kontrol edilmiştir. Uzun ve kısa dönem analizleri DOLS yöntemiyle gerçekleştirilmiş ve uzun dönem katsayıları tespit edilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Gelir Vergisi, Kayıt Dışı Ekonomi, Kayıt Dışı İstihdam, Sigorta Primi, Vergi Hasılatı

Gelir vergisiKayıt dışı ekonomiKayıt dışı istihdam+3
Fatma Merve Yandık
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de gayrimenkul sermaye iratlarının beyanı ve vergilendirilmesi

Türkiye'de son zamanlarda hızla büyüyen inşaat sektörünün yanı sıra, mükelleflerin gayrimenkulden elde ettikleri gelirlerde önemli bir artış gözlenmiştir. Bu çalışmada 'Gayrimenkul Sermaye İratlarının Beyanı ve Vergilendirilmesi' konusu ele alınmıştır. Ayrıca seçilmiş olan diğer ülkelerde gayrimenkul sermaye iratlarının nasıl vergilendirildiği, benzerlikleri ve farklılıkları ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde gayrimenkul sermaye iradı mükellefleri, gayrimenkul sayılan mallar ve haklar açıklanmıştır. Gayrimenkul sermaye iradının diğer gelir unsurlarıyla arasındaki ilişki incelenmiştir. Diğer gelir unsurlarıyla gayrimenkul sermaye iradının beraber elde edilmesi durumunda dikkat edilmesi gereken hususlar açıklanmıştır. İkinci bölümde gayrimenkul sermaye iradında hasılatın tespit edilmesi, hasılattan indirilebilecek giderler ve yöntemleri, konut istisnası uygulaması, yıllık beyannameden indirilebilecek giderler, gayrimenkul sermaye iradının kaynaktan vergilendirilmesi, gayrimenkul sermaye iradında zararın doğması halinde yapılan işlem, defter, kayıt ve belgelerin saklanması ve ev kirasız-para faizsiz uygulaması örnek uygulamalar yardımıyla açıklanmıştır. Son bölümde, ilk olarak yıllık ve muhtasar beyanname açıklanmış, sonrasında kaynakta vergilendirme yöntemi ayrıntılı bir şekilde örnekler yardımıyla anlatılmıştır. Daha sonrasında vergiye tabi gelirin nasıl beyan edilmesi gerektiği ve beyan edilirken dikkat edilmesi gereken hususlar, gayrimenkullerin vergilendirilmesi ve beyanına ilişkin örnekler verilmiştir. Son olarak, seçilmiş olan ülkelerin gayrimenkul sermaye iradını vergilendirme sistemleri ulaşılan bilgiler yardımıyla açıklanıp Türkiye ile farkları değerlendirilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Gayrimenkul, Gayrimenkul sermaye iradı, Beyan, Vergilendirme

BeyanEmlak vergisiGayrimenkul sermaye iradı+4
Dilber Erdoğan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de gelir üzerinden alınan vergilerde uygulanan vergi harcamalarının vergilendirmenin mali amacı bakımından değerlendirilmesi

Vergi harcaması kavramı her ne kadar başta vergilerin tahsiline yönelik yapılan harcamaları çağrıştırsa da esasen çeşitli ekonomik, sosyal, mali ve idari amaçlarla belirli mükellef grupları için getirilen vergi ayrıcalıkları dolayısıyla devletin vazgeçtiği vergi gelirlerini ifade etmektedir. İlk kez ABD'li vergi hukukçusu Stanley Surrey tarafından ele alınan vergi harcaması kavramı zaman içerisinde ülkelerin ekonomik, sosyal ve mali amaçlarını gerçekleştirmede etkin bir rol oynayan vergi politikası aracı haline gelmiştir. 1960'larda ortaya çıkan vergi harcaması kavramı Türkiye'de ancak 2000'li yılların başlarında ele alınmaya başlanmıştır. ABD başta olmak üzere birçok ülkede vergi harcamalarına ilişkin raporlar hazırlanmaktadır. Bazı ülkelerde vergi harcama raporlarının hazırlanması yasal bir zorunluluk iken bazı ülkelerde ise yasal zorunluluk olmamasına rağmen vergi harcama raporu hazırlanmaktadır. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun kabul edilmesiyle mali saydamlık ilkesi uyarınca 2006 yılından itibaren Türkiye'de gerçekleşen vergi harcamalarının raporlanması yasal bir zorunluluk haline gelmiştir. Kamu harcamalarının temel finansman kaynağı olan vergilerin uygulanmasında mali ve mali olmayan amaçlar gözetilmektedir. Vergi gelirlerinin kamu harcamalarını karşılama oranı vergilendirmenin mali amacı bakımından değerlendirilmesinde bir kıstas olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de gelir üzerinden alınan vergilerde uygulanan vergi harcamalarının vergilendirmenin mali amacı üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Ayrıca Türkiye'nin diğer ülkeler karşısındaki durumunun anlaşılması için Türkiye ve seçilmiş OECD ülkelerinde gelir üzerinden alınan vergilerde uygulanan vergi harcamalarının GSYİH içerisindeki payı ile gelir üzerinden tahsil edilen vergi hasılatları karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kamu Harcaması, Vergi Harcaması, Gelir Üzerinden Alınan Vergiler, Vergilendirmenin Mali Amacı

Gelir vergisiGelir vergisiKamu harcamaları+5
Elyasa Aksoy
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki kurumların tasfiye dönemi kazançlarının vergilendirilmesinin değerlendirilmesi ve analizi

Kurumların faaliyetlerine başlamaları Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve vergi kanunlarında belirlenmiş ilkeler çerçevesinde gerçekleştirilmekte, bu kurumların faaliyetlerini sona erdirmeleri de belirli kurallar çerçevesinde ve belirli bir süreç içerisinde gerçekleşmesi gerekmekte olup bu sürece tasfiye süreci denilmektedir. Tasfiye sürecinde mevzuata tam olarak riayet edilmemesi durumunda, ortakların, alacaklı olan kişilerin şahsi menfaatleri ve devletin menfaatleri zarar görebilmektedir. Uygulamada çeşitli nedenler ile tasfiye sürecinin tam ve sağlıklı olarak işlemediği, süreç sonrasında kurum ortakları, üçüncü kişiler ve özellikle vergisel yükümlülükler açısından birçok olumsuz sonuçlar yaşandığı bilinmektedir. Bu çalışmada tasfiye sürecinin hukuki ve vergisel boyutları açıklanmış, tasfiye süreci vergi kanunları açısından değerlendirilmiş, yasal düzenlemelerde var olan sorunlar ortaya konulmuş, sürecin uygulanması sırasında yaşandığı bilinen sorunlar yapılan nitel analiz yöntemi ile tespit edilmiş ve çözüme yönelik öneriler sunulmuştur. Tasfiye süreci hakkında daha derin ve bütünsel bilgi sağlamak amacıyla nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş, bütüncül çoklu durum deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, tasfiye sürecinin tarafları olan tasfiye memuru, SMMM, Ticaret Odası Ticaret Sicil Müdürlüğü çalışanları ve vergi dairesi çalışanları oluşturmuştur. Katılımcılar, konunun amacına bağlı olarak bilgi bakımından daha önemli olduğu düşünülen durumların seçilmesi ve derinlemesine araştırılmasına imkân sağlayan amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örneklem yöntemi ile belirlenmiştir. Tasfiye süreci ile ilgili katılımcıların görüşlerinin alınması, katılımcıların türüne göre oluşturulmuş yarı yapılandırılmış sorulardan oluşan görüşme formalarının derinlemesine yapılan görüşmelerde; ses kaydı ve not alma araçları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, içerik ve betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Kamu ve özel hukuk kapsamındaki kanun hükümlerinde düzenleme altına alınması ve geniş bir mevzuat alanına sahip olması tasfiye sürecini karmaşık bir hale getirmektedir. Yapılan analizi sonucunda, tasfiye sürecinin uygulayıcıları tarafından genel olarak yasal mevzuata uygun olarak gerçekleştirilmediği, bu uygulamalar sonucu özellikle ciddi vergi kayıp ve kaçaklarına, üçüncü kişiler açısından da birçok olumsuz sonuçlara neden olduğu tespit edilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Tasfiye, Tasfiye Memuru, Nitel Analiz, Kurumlar Vergisi

Mehmet Arif Kayacan
Aydın Adnan Menderes University
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi kaçakçılığı suçlarında adil yargılanma hakkının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları açısından değerlendirilmesi

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı, hukukun üstünlüğünün sağlanması bakımından bireyin devlet karşısında sahip olduğu en ayrıcalıklı haklardan birisidir. Zira bu hak, bireyin hakkaniyete uygun yargılanmasına ilişkin güvenceler içermektedir. AİHS ile kabul edilen yargısal güvencelerin yerine getirilmesi sözleşmeye taraf olan devletler bakımından bir yükümlülüktür. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda bireyin hak ihlali gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurması mümkündür. Adil yargılanma hakkının sağlamış olduğu yargısal güvencelerin en etkili olduğu alan ceza yargılamalarıdır. Hakkında suç isnadı yöneltilen kimsenin yargı yeri tarafından verilecek hükmün kesinleşmesine kadar adil yargılanma hakkı ile sağlanan tüm güvenceleri talep etme hakkı bulunmaktadır. Vergi Usul Kanunu'nu da, (VUK) vergi kaçakçılığı suçları bakımından bir suç isnadının karara bağlanmasına ilişkin hükümler içermektedir. Bu nedenle vergi kaçakçılığı suçlarına ilişkin yapılacak olan ceza yargılamaları hakkında AİHS'nin 6. maddesi uygulanabilir niteliktedir. Bu çalışmanın konusu, VUK'un 359. maddesinde yer alan vergi kaçakçılığı suçları ve bu suçlar sebebiyle yapılacak olan ceza yargılamalarında geçerli olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerinin, adil yargılanma hakkı unsurları kapsamında değerlendirilmesidir. Vergi kaçakçılığı suçlarının takibinde savcılık soruşturması öncesinde gerçekleştirilen vergi incelemeleri bakımından ise VUK hükümlerinin AİHS'nin 6. maddesine uygunluğu incelenmektedir. Ayrıca AİHM içtihatları ile adil yargılanma hakkı kapsamında olduğu kabul edilen ne bis in idem ilkesi, vergi kaçakçılığı sebebiyle vergi ziyaı cezası uygulanan haller bakımından ele alınmaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Adil Yargılanma Hakkı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Masumiyet Karinesi, Susma Hakkı, Vergi Kaçakçılığı Suçu.

Adil yargılanmaAvrupa İnsan Hakları MahkemesiSusma hakkı+3
Cemal Acar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan tekerrür, iştirak ve içtima hükümlerinin vergi kaçakçılığı suçları bakımından yargı kararlarıyla birlikte değerlendirilmesi

Vergiler kamusal hizmetlerin finansmanını sağlamak amacıyla tahsil edilmektedir. Vergilerin düzenli bir şekilde tahsil edilmesi hazine menfaatleri için gerekliliktir. Bununla beraber, vergilerin kanuna uygun şekilde tahsil edilmesi önemlidir. Kanuna uygun şekilde vergisel yükümlülüklerin yerin getirilmesi kamu düzenini de sağlayacaktır. Bu sebeple kanuna uymayan ve verginin zamanında tahsil edilmesini önleyen, kanunda suç sayılan fiillerin oluşması halinde bazı yaptırımlar öngörülmüştür. Bu yaptırımlardan kuşkusuz ki en ağırı hürriyeti bağlayıcı cezalardır. Vergi konusuna ilişkin hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçlardan en yaygın işlenen suç tipinin vergi kaçakçılığı suçu olduğu açıktır. Vergi kaçakçılığı suçuna ilişkin, ayrıca Vergi Usul Kanununda herhangi bir düzenleme yok ise, Türk Ceza Kanununun genel ilkelerine bakılması gereklidir. Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen iştirak, tekerrür ve içtimaı hükümleri de vergi suçlarına uygulanabilir. Zira vergi kaçakçılığı bir suç olduğu için, iştirak yoluyla işlenmeye elverişlidir. Aynı şekilde bu suç ile başka bir suç da birleşebilir. Yine belli bir zaman içerisinde tekrardan suç işlenmesi halinde tekerrür hükümleri de gündeme gelebilecektir. Bu çalışmanın amacını vergi kaçakçılığı suçlarının Türk Ceza Kanunundaki iştirak, tekerrür ve içtima hükümleri bakımından değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Vergi Usul Kanunu'nda en son yapılan yasal değişikliklerinde ele alındığı bu çalışmada mahkeme kararları, seçilmiş bazı ülkelerdeki benzer düzenlemeler incelenmiş, konuyla ilgili sorunlar ve çözüm önerileri ele alınmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Vergi, Vergi Kaçakçılığı Suçu, Vergi Cezası, İştirak, Tekerrür, İçtimaı.

Kanunlar 5237 sayılıTekerrürTürk Ceza Kanunu+4
Cennet Ceyda Boğa Yıldız
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de limited şirketlerin kanuni temsilcilerinin vergisel sorumluluğunun değerlendirilmesi

Devletin kamu hizmetlerini yerine getirebilmesi için kamu gelirlerine ihtiyacı vardır. Kamu gelirlerinin büyük çoğunluğunu vergiler oluşturur. Bu nedenle kanun koyucu, vergi borçlarını güvence altına almak amacıyla özel düzenlemeler yapmıştır. Bunlardan biri de kanuni temsilcilerin vergisel sorumluluğuna ilişkin düzenlemedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda kanuni temsilcilerin vergisel sorumluluklarına ilişkin bazı düzenlemeler yapılmıştır. Çalışmada çok geniş bir kavrama sahip olması nedeniyle genel olarak vergi hukukundaki sorumluluk hükümlerine değinilmekte ve özellikle vergi sorumlusunun hak ve yetkilerine odaklanılmaktadır. Ayrıca bu düzenlemelerin niteliği, koşulları ve kapsamı incelenmektedir. Bir sermaye şirketi türü olan limited şirket, aynı zamanda vergi ödemek zorunda olan tüzel kişilerden biridir. Limited şirketler Türkiye'deki sermaye şirketlerinin büyük çoğunluğunu oluşturmaktadır. Bu nedenle limited şirketlerin vergi borçlarının güvence altına alınmasının ve yasal temsilcilerinin vergi sorumluluklarının incelenmesi önem arz etmektedir. Çalışmada limited şirketlerin kanuni temsilcilerinin vergisel sorumluluğu, yargı kararları ve hukuki dayanakları açısından değerlendirilmiştir. Ayrıca seçilen bazı ülkelerdeki vergisel sorumluluğa ilişkin düzenlemeler incelenmiş ve çözüm önerileri getirilmek suretiyle konuyla ilgili sorunlar tartışılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Limited Şirket, Kanuni Temsilci, Vergi Sorumluluğu, Sorumluluk

Hukuki sorumlulukKanuni temsilciLimited ortaklıklar+5
Çağrı Alihan Çelik
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de indirimli kurumlar vergisi uygulamasının istihdam üzerindeki etkisinin mikroekonometrik analizi

20. yüzyılın sonlarında mal ve hizmetlerin sınır ötesi ticaretinin, uluslararası sermaye akışının ve teknolojik gelişimlerin geniş ve hızlı bir şekilde yayılması, ülkeler arası vergi rekabetini giderek artırmıştır. Söz konusu rekabet, işletmelerin mali yükümlülüklerini düşürme arayışını beraberinde getirmiştir. Vergisel ayrıcalıkların yatırım kararları üzerindeki etkisinin artış göstermesi, vergi teşvik sistemlerinin önemini daha fazla artırmıştır. Vergi teşvik sistemi araçlarından birisi de indirimli vergi oranı uygulamasıdır. Türkiye'de 2009 yılında 5838 sayılı kanunun 9. maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'na eklenen 32/A maddesinde yer alan indirimli kurumlar vergisi uygulaması hayata geçirilmiştir. Bu uygulama ile yatırımların özendirilmesi, bölgesel gelişmişlik farklarının giderilmesi, Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi, uluslararası rekabet gücünü artıracak büyük ölçekli yatırımların, doğrudan yabancı yatırımların, üretimin ve istihdamın artırılması amaçlanmıştır. Bu çalışmada, Türkiye'de 2009 yılında uygulamaya konulan indirimli kurumlar vergisi uygulaması kapsamında kurumlar vergisi indirim oranındaki bölgesel farklılıkların istihdam üzerindeki etkisi 2004-2021 yıllarına ait "Türkiye İstatistik Kurumu Hanehalkı İşgücü Anketi Mikro Veri Seti" kullanılarak analiz edilmiştir. Söz konusu vergi politikasının etki analizlerinde standart Farkların Farkı (FF) ve Eğilim Skoru Eşleştirme Yöntemini içeren Farkların Farkı (FF-ESEY) yöntemleri kullanılmıştır. İndirimli kurumlar vergisi uygulamasının istihdam üzerindeki etkileri ampirik olarak ortaya konulmuştur. Elde edilen bulgular indirimli kurumlar vergisi uygulamasının istihdam üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.

Kurumlar vergisiMikroekonometrik analizVergi indirimi+5
Elyasa Aksoy
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Other supervisors