Theses supervised by Prof. Dr. Mustafa Emir
10 theses · Karadeniz Technical University
Uluslararası çeşitlendirmenin portföy performansına etkisi: Geleneksel ve İslami hisse senedi piyasaları için ampirik bir uygulama
Son zamanlarda gelişen finansal piyasalar ve küreselleşmenin de etkisiyle yatırımcıların maruz kaldıkları risk unsurları artmıştır. Bu risklerden daha az etkilenmek amacıyla yatırımcıların tek bir varlığa yatırımdan ziyade bir portföye, ulusal çeşitlendirmenin yanında uluslararası çeşitlendirmeye yöneldikleri gözlenmektedir. Bu bağlamda özellikle son yılarda daha da yaygınlaşan ve geleneksel olan benzerlerinden önemli oranda farklılık gösteren İslami yatırım araçları, gerek yatırımcı gerekse de akademik çevreden büyük ilgi görmeye başlamıştır. Bu çalışmada Türkiye'de yatırımda bulunan bir yatırımcının İslami hisse senedi endeksleri portföyü oluşturmak suretiyle yapmış olduğu uluslararası çeşitlendirmenin geleneksel hisse senedi endeksi ile performans ve risk açısından farklılık gösterip göstermedikleri araştırılmıştır. 2002:06-2016:10 dönemini kapsayan çalışmada aylık İslami hisse senedi endeks verileri Morgan Stanley Capital International (MSCI)'dan elde edilmiştir. Bu bağlamda çalışmada 42 İslami hisse senedi endeksine ait 7300 adet aylık kapanış fiyat endeksi verisi kullanılmıştır. Geleneksel ve güncel birim kök testleri ve eşbütünleşme analizlerinin kullanıldığı çalışmada yapılan optimizasyon sonucu elde edilen optimal portföyün performansı ile geleneksel MSCI dünya endeksinin performansı karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda, 2008 küresel finansal kriz öncesi ve 2008 küresel finansal kriz döneminde optimal portföyün geleneksel hisse senedi endeksine göre daha iyi bir performansa sahip olduğu ancak 2008 küresel finansal kriz sonrası dönemde ise geleneksel hisse senedi endeksinin optimal portföyden daha iyi bir performansa sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca çalışmanın tamamında optimal portföyün geleneksel hisse senedi endeksine göre daha düşük riske sahip olduğu dolayısıyla özellikle ekonominin duraklama ve çöküntü dönemlerinde yatırımcısına riske karşı bir koruma sağladığı yani güvenli bir liman özelliği sunduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hisse senedi, İslami hisse senedi, optimal portföy, portföy performansı
Makro ekonomik göstergelerin Türk bankacılık sektörü performansı üzerine etkileri
Finansal sistemin önemli bir bileşeni olan bankaların performanslarının incelenmesi, hem ekonomi hem de finans alanlarında önemli bir ilgi alanı oluşturmaktadır. Bu anlamda bankaların düzenli ve etkin çalışmasının bir ölçütü olarak çeşitli performans değerlendirme yöntemlerinin kullanılması mümkündür. Uzaktan gözetim amacıyla kullanılan CAMELS dereceleme sistemi, finansal göstergeleri birlikte değerlendiren önemli performans değerlendirme araçlarından birisidir. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı Türkiye'de finansal sistemin önemli bileşenlerinden biri olan bankacılık sektörünün finansal performansının makro ekonomik göstergelerle olan ilişkisini incelemektir. Çalışmada, Türkiye'de faaliyette bulunan 3 kamusal sermayeli ve 7 özel sermayeli banka ile Türkiye'de kurulmuş ve/veya Türkiye'de şube açmış 12 yabancı sermayeli, toplam 22 mevduat bankasına ait 2003:Q3-2016:Q2 dönemi verileri kullanılmıştır. VAR analizi ile veriler analiz edilmiş ve sonuçlar irdelenmiştir. Türk Bankacılık Sektörünün, hem genel olarak hem de gruplar bazında CAMELS analizi yapılmış, ayrıca her bir CAMELS bileşeni için performanslar değerlendirilmiştir. Bunlara ilave olarak ekonominin önemli belirleyicileri olan tüketici fiyat endeksi, gayri safi yurtiçi hasıla ve faiz değişkenlerinin Türk Bankacılık Sektörü performansı üzerindeki etkileri nedensellik analizi kullanılarak araştırılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre; sermaye yeterliliği, aktif kalitesi ve likidite bileşenlerinde yabancı sermayeli mevduat bankaları, yönetim kabiliyeti ile karlılık bileşenlerinde kamusal sermayeli mevduat bankaları ve piyasa riskine duyarlılık bileşeninde ise özel sermayeli mevduat bankalarının en yüksek performansı gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca Türk Bankacılık Sektörü performansı ile tüketici fiyat endeksi ve faiz oranı arasında çift yönlü, gayri safi yurtiçi hasıla ile tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: CAMELS, Finansal Performans, Bankacılık Sektörü, Zaman Serisi Analizi, VAR Analizi
Kurum imajının, üst gelir müşteriler özelinde bireysel bankacılık finansal çıktılarına etkisi
Bu araştırma, üst gelir grubunda yer alan banka müşterilerinin; zihinlerindeki banka imajının, kurumsal çekiciliğe ve karlılığa olan etkisini belirlemek, bankanın çekiciliği ve müşterilerinin banka hizmetlerinden duydukları memnuniyet düzeyinin karlılığa etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan anket; 2011 yılı mayıs ayı içerisinde, Samsun ilindeki özel bir bankanın, tesadüfi olarak belirlenen 100 üst gelir gurubu müşterisine uygulanmıştır.Anketten elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 18 programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Anketin güvenilirliğinin belirlenmesinde alfa katsayısından, verilerin değerlendirilmesinde ise ortalama standart sapma istatistiklerinden, korelasyon ve regresyon analizlerinden faydalanılmıştır.Araştırma sonucunda; banka imajının bankanın çekiciliğini istatistiksel açıdan olumlu yönde etkilediği, banka karlılığını ise doğrudan etkilemediği saptanmıştır. Ayrıca bankanın çekiciliğinin bankanın karlılığını etkilediği, bankadan duyulan memnuniyetin ise bankanın karlılığını üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir.
Bankalarda finansal başarısızlığın tahmin edilmesi: BRICS ülkeleri ve Türkiye
Finansal sistemin en önemli aktörlerinden olan bankalarda ortaya çıkan sorunlar, sektörün kendisiyle sınırlı kalmayarak ülke ekonomilerini tümüyle etkisi altına alma riski taşıdığından kritik öneme sahiptir. Banka başarısızlıkların önceden tahmin edilebilmesiyle olası bir başarısızlık durumunda tüm ekonominin olumsuz etkilenmesi önlenebilir, böylelikle yüklenilecek maliyetler en aza indirilebilir. Küreselleşen dünyada artan bankacılık krizleri ve son olarak küresel finansal krizin ardından bu konunun önemi artmıştır. Bu çalışmanın temel amacı küresel piyasalarda önemli pay üstlenen BRICS ülkeleri ve Türkiye'de banka başarısızlıklarının nedenlerini karşılaştırmalı olarak ortaya koymaktır. Bu doğrultuda 2002-2019 döneminde borsada işlem gören bankaların yıllık finansal verilerinin yanı sıra bankaların faaliyette bulundukları sektör ve makroekonomik çevreye ait çeşitli bağımsız değişkenlerin etkileri araştırılmıştır. Bağımlı değişken olarak ise daha kapsamlı ve genellenebilir sonuçlar elde edebilmek amacıyla sekiz farklı model kurulmuştur. Çalışmada öncelikle banka bilançolarından elde edilen finansal rasyoların arasındaki ilişki gözetilerek, faktör analizi aracılığıyla gruplandırma yapılmıştır. Bir sonraki aşamada elde edilen faktörler ve dışsal değişkenlerin etkileri panel logit regresyon analizi ile incelenmiştir. Son olarak analizlerin başarılı ve başarısız bankaların ne kadarını doğru tahmin ettiği test edilmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlar, genel olarak en yüksek başarı yüzdesini kredi derecelendirme kuruluşlarının notlarına dayanarak kurulan modelin sağladığını göstermiştir. Bunu banka başarısızlıklarını kredi/mevduat oranının yüksekliğiyle açıklayan model izlemektedir. Ülkelerin tek tek ele alındığı modellerin sonuçları incelendiğinde genellikle karlılık ve sermayeye ilişkin faktörlerin finansal başarısızlık olasılıkları üzerinde negatif, sorunlu kredilerin ise pozitif etkisi gözlenmiştir. Fakat ülke gruplarından elde edilen farklı sonuçlar, ülkelerin kendilerine özgü yapıları, riskleri olduğunun, otorite kararları ve politikalarının farklılaştığının göstergesidir. Bununla birlikte tüm örneklem birlikte analiz edildiğinde karlılık, sermaye yapısı ve riskli aktiflere ilişkin sonuçlar ülke bazlı incelemelerle paralellik göstermektedir. Sonuçlar aynı zamanda GSYH büyümesinin banka sorunlarını önemli ölçüde azalttığını ve küresel finansal krizden en fazla etkilenenlerin Güney Afrika ve Çin bankaları olduğunu ortaya koymaktadır.
Sermaye yapısının karlılık üzerine etkisi: Borsa İstanbul'da işlem gören imalat firmaları üzerine bir çalışma
Bu çalışma, sekiz yıllık bir süre boyunca Borsa İstanbul (BİST)'da işlem gören imalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren firmaların sermaye yapısının karlılık üzerine etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda Eviews 10 programı yardımıyla, Özsermaye Karlılığı ÖKK ve Toplam Aktif Karlılığı AKK ile sermaye yapısı ölçüleriyle ilişkilendirilen fonksiyonların tahmininde panel veri analizi kullanılmıştır. Sonuçlar, kısa ve uzun vadeli borçların oranlarıyla ÖKK arasında önemli ölçüde pozitif bir ilişki gösterirken, kısa ve uzun vadeli borçları ile AKK arasında ilişki ile ilgili olarak, bu sonuçların %1 anlamlılık düzeyinde negatif bir ilişkiye sahip olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, toplam borcun öz sermayeye oranı ile ÖKK arasında negatif bir ilişki bulunurken, bu ilişki AKK ile pozitif bulunmuştur. Buna istinaden, ÖKK değişkeni ile ilgili bulguların, finansal literatürdeki geleneksel teori ile büyük ölçüde uyum gösterdiği söylenebilmektedir. Yedeklerin toplam varlıklara oranı ile ÖKK ve AKK oranları arasındaki ilişki ile ilgili olarak, sonuçlar yedeklerin toplam varlıklara oranının hem özsermaye karlılığı hem de toplam aktif karlılığı üzerinde önemli ölçüde negatif bir etkisinin varlığını göstermektedir. Diğer yandan satışların yıllık büyüme oranı ile ÖKK ve AKK oranları arasındaki ilişki ile ilgili olarak, sonuçlar kontrol değişkeni temsilen satışların yıllık büyüme oranının ÖKK ve AKK olan bağımlı değişkenleri üzerinde %5 anlamlılık düzeyinde pozitif bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Çalışmanın diğer önemli bir sonucu, kârlı firmaların ana finansman bir seçenek olarak kısa vadeli borca daha çok bağımlı olduğunu göstermektedir. Borsa İstanbul (BİST)'da işlem gören ve imalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren firmalar örneğinde, ortalama olarak toplam borcun %47 oranı ile faaliyet göstermiş olduğu ve bu borcun yüksek bir kısmı %70 oranı ile kısa vadeli borçta temsil edildiği görülmüştür.
2008 küresel krizinin Trabzon'daki küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansman yapısı üzerindeki etkileri
Ortaya çıkan ekonomik krizler, makro ve mikro boyuttaki tüm ekonomik birimler üzerinde etkileri olmaktadır. Bu etkiler ülkeden ülkeye, işletmeden işletmeye değişiklik göstermektedir. 2008 küresel ekonomik krizinin de dünyada ve Türkiye'de olumsuz etkileri olmuştur. Dünya genelindeki etkileri makro boyutta yaşanmış, Türkiye'deki etkileri ise özellikle reel sektör olarak adlandırılan mikro boyutu etkilemiştir. KOBİ'ler de Türkiye'nin reel sektörünün önemli bir parçasıdır fakat KOBİ'lerin öz sermaye yetersizlikleri, finansman imkânlarının sınırlı olması gibi problemleri vardır.Bu çalışma 2008 küresel krizinin Trabzon'da faaliyet gösteren KOBİ'lerin finansman yapısı üzerinde nasıl etki yaptığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini 101 KOBİ oluşturmaktadır. Çalışmada, 2008 küresel krizinin KOBİ'lerin finansman yapısı üzerindeki etkileri ve alınan önlemler ortaya koyulmuştur. KOBİ'lerin özellikleri açısından 2008 küresel krizinin finansman yapısı üzerindeki etkilerini belirlemede ve bu etkileri azaltmak için alınan önlemlerde istatistikî analizler yapılmıştır. Yapılan analizler sonucu, 2008 küresel krizinin KOBİ'lerin özellikle alacak tahsilindeki gecikmelerde ve borçlanma durumları üzerinde önemli etkileri gözlemlenmiştir.Anahtar Kelimeler: 2008 Küresel Krizi, KOBİ, Finansman Yapısı
Teknik analiz yöntemi olan göreceli güç göstergesinin (RSI) performans analizi
Finansal piyasalarda yatırım yapma kararları, yatırımcılar için önemli ve karmaşık bir süreçtir. Geçmişte iyi performans gösteren stratejilerin gelecekte de başarılı olacağı ve kötü performans gösteren stratejilerin de aynı şekilde düşük performans sergileyeceği fikri, yatırımcıların piyasa risklerini anlamalarına ve daha bilinçli kararlar almalarına yardımcı olur. Bu nedenle, geçmişe yönelik testler, yatırımcılara portföylerini analiz etme ve düşüşlere karşı hazırlık yapma konusunda önemli bir rasyonel davranış biçimi sunar. Bu bağlamda, teknik analiz yöntemlerinden biri olan Göreceli Güç Endeksi (RSI), yatırımcıların geçmiş verilere dayalı analizlerle al-sat kararları ve getiri toplamındaki benzerlikler-farklılıklar konusunda bilgi edinmelerine yardımcı olabilir. Bu çalışmanın temel amacı, geçmiş finansal verileri analiz ederek seçili yatırım aracında en uygun periyod ve değerleri hesaplayarak en ideal koşulları ve yüksek getirili kombinasyonları belirlemektir. Bu şekilde, yatırımcılara daha uygun stratejiler oluşturma ve portföy performansını artırma konusunda katkıda bulunmak hedeflenmektedir. Aynı zamanda, pay piyasasına yatırım yapmak isteyen yatırımcılara, geçmişe dayalı analizlerle bakış açısı kazandırarak risk yönetimi ve daha bilinçli yatırım kararları alma becerilerini geliştirme amacı taşımaktadır. Bu çalışmada Göreceli Güç Endeksi (RSI) yöntemi kullanılarak geçmiş veriler analiz edilecektir. RSI, bir finansal enstrümanın fiyat değişimlerini ölçmek için yaygın olarak kullanılan bir teknik analiz göstergesidir. Geçmiş verilerin analiz edilmesi, RSI'ın al-sat sinyallerinin ve getiri toplamındaki benzerlikler-farklılıkların belirlenmesi için temel bir araç olarak kullanılacaktır. Bu analiz, geçmişe yönelik testlerle RSI'ın normal uygulamalara göre karlılık üzerindeki etkisini ve bulunduğu endeks üzerindeki başarı düzeyini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Geçmişe yönelik testler ve teknik analiz yöntemleri, yatırımcılar için önemli bir araçtır. Bu çalışma, yatırımcılara portföy performansını artırmak için geçmiş verilere dayalı analizlerle stratejik düşünme becerilerini kazandırmayı hedeflemektedir. Aynı zamanda, Göreceli Güç Endeksi (RSI) gibi önemli bir teknik analiz göstergesinin al-sat sinyalleri ve getiri toplamındaki benzerlikler-farklılıklar konusundaki etkisini ve başarı düzeyini değerlendirerek yatırımcıların karar alma süreçlerine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu çalışmanın uygulama bölümünde, BIST30 endeksinde yer alan hisse senetlerinin getirileri üzerinde RSI indikatörünün etkisini değerlendirmek için geriye dönük bir simülasyon yapılmıştır. Simülasyon, 01.01.2018 -31.12.2022 tarihleri arasındaki dönemi kapsamaktadır. Bu süreçte yıllık hesaplanan hisse senedi getirileri ile RSI göstergesi tarafından üretilen sinyaller karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, RSI göstergesi kullanılarak oluşturulan al-sat sinyallerinin, bazı hisse senetleri dışında, genel olarak hisse senedi getirilerinden daha yüksek getiriler sağladığı görülmüştür. Ancak, bazı hisse senetlerinde RSI göstergesinin etkinliği sınırlı olmuştur.
KOBİ'lerin altman z ve finansal oran analizi yöntemleriyle incelenmesi : BIST enerji sektörü örneği
Araştırmanın kapsamı Ulusal Pazar, İkinci Ulusal Pazar ve Gelişen İşletmeler Piyasası'nda işlem gören sanayi şirketlerinden, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ilgili yönetmeliğindeki Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin (KOBİ) tanımında yer alan, çalışan sayısı hariç yıllık net satış hâsılatı veya mali bilanço büyüklüğü şartlarından herhangi birisini sağlayan şirketlerden oluşmaktadır. Borsa İstanbul Enerji (Elektrik, Su ve Gaz) Sektöründe bulunan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin incelendiği bu çalışmada tablo, grafik ve veriler kullanılarak Büyük Ölçekli Şirketlerle karşılaştırmalar başta olmak üzere Avrupa Birliğinde bulunan gelişmiş devletlerin verileri de dikkate alınarak finansal analiz yapılmıştır. Gelişmekte olan ve pandemi döneminden sonra özellikle önemi büyük ölçüde artan enerji sektörüyle ilgili spesifik bir çalışma hazırlanmak istenen çalışmada, Oran Analizi ve Altman Z Skor metodolojisiyle performans analiz ölçümü yapılmaya çalışılmıştır. Kavramlar detaylıca açıklanmış ve bulgular bu çerçevede kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan veriler Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (Organisation for Economic Co-operation and Development - OECD), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) verilerinden sağlanmıştır. Bu çalışma, enerji sektöründeki KOBİ'lerin performans analizini yapmayı amaçlamaktadır ve büyük şirketlerle karşılaştırılarak bu şirketlerin sunduğu rakamları, gelişimini ve eğilimlerini ortaya çıkarması önem arz etmektedir. Çalışmada 7 şirketin performans analizi toplamda 14 adet oran analizi bulgusuyla ve 2016-2021 yıllarında çıktı veren 3 şirketin Altman Z Skor sonuçları incelenerek hazırlanmış, anlamlı sonuçlar elde edilebilmiş ve yorumlanmıştır.
İslami finansta yatırımcı davranışlarının ve algılarının incelenmesi: Kamu çalışanları üzerine bir araştırma
1970'li yıllarda artan petrol fiyatları petro-dolar zengini İslami bir kesimin oluşmasını sağladı. 2008 küresel kriz döneminde batılı sistemler zarar görürken İslami finans sisteminin sağlam duruşu dikkatleri üzerine çekmiştir. Dünyada Müslüman nüfus büyüklüğü ve işlemsel hacim genişliği birçok batılı kuruluşu İslami finansa yöneltmektedir. Bu bağlamda ekonomide İslam prensiplerinin uygulanması olan İslami finans, bankacılık, sigortacılık, yatırım fonu, menkul kıymetler vb. alanları içinde barındıran ve gün geçtikçe sistem içine dahil olanlarla kârtopu misali büyüyen bir sektördür. Bu çalışmada, dindarlık ve İslami finansal okuryazarlık düzeylerinin İslami finansta yatırımcı davranışlarının algılanması ve sisteme güven duyulması üzerine etkilerini düzenli gelire sahip kamu çalışanları üzerinden ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda dindarlık algısı, güven algısı, faiz algısı, İslami finansal okuryazarlık algısı, İslami finans algısı ve İslami finansal tanıtım algısı ölçekleri hazırlanmıştır. Anket aracılığı ile Haziran- Temmuz 2024 tarihleri arasında Türkiye'nin 81 ilinde bulunan 1005 kamu çalışanından toplanan veriler SPSS ve Mplus programı aracılığı ile analiz edilmiştir. 6 adet ölçek ile cinsiyet, yaş, eğitim ve yaşanılan bölge değişkenlerinin yer aldığı Yapısal Eşitlik Modeli 985 anket verisi üzerinden test edilmiştir. Analiz neticesinde, dindarlık algısının İslami finansal okuryazarlığı etkilediği ve bu sayede bireysel yatırımcının İslami finans sektörüne olan güven algısının etkilendiği görülmektedir. Erkeklerin kadın katılımcılara göre dindarlık ve İslami finansal okuryazarlık düzeylerinin yüksek olduğu sonucu elde edilmiştir.
Teknoloji kabul modeli çerçevesinde açık bankacılık uygulamalarının müşteri - banka sadakat ilişkisi üzerine etkisinin araştırılması
Bu çalışma, dijital dönüşümün finans sektörüne etkisiyle ortaya çıkan açık bankacılık kavramını, müşteri-banka ilişkileri bağlamında ele alarak, Teknoloji Kabul Modeli çerçevesinde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Finansal teknolojilerin (FinTek) yükselişiyle birlikte, müşteri verilerinin daha etkin, şeffaf ve güvenli şekilde paylaşımını sağlayan açık bankacılık uygulamaları, hem müşteri deneyiminde hem de bankacılık stratejilerinde köklü değişimlere neden olmuştur. Çalışmada, açık bankacılığın Türkiye'deki uygulama düzeyini, bu uygulamaya yönelik kullanıcı tutumlarını ve bu tutumların müşterilerin banka ve FinTeklere yönelik sadakati üzerindeki etkisini ölçmek üzere, Teknoloji Kabul Modeli (TKM) temel alınarak özgün bir açık bankacılık tutum ölçeği geliştirilmiştir. Bu ölçek aracılığıyla oluşturulan anket, 502 katılımcıya uygulanmış; veriler SPSS 22.0 ve AMOS 24.0 programlarıyla analiz edilmiştir. Araştırmada öncelikle açımlayıcı faktör analizi (AFA) ile ölçeğin faktör yapısı ortaya konmuş, ardından doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile modelin geçerliliği test edilmiştir. Elde edilen bulgular, açık bankacılığa ilişkin müşteri tutumlarının dört temel faktörde toplandığını göstermiştir. Yapısal eşitlik modeli (YEM) analizleri sonucunda, bu faktörlerin müşteri sadakati üzerinde anlamlı ve pozitif etkileri olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, açık bankacılık uygulamalarının benimsenmesi, sadece teknolojik kabulle sınırlı kalmamakta; aynı zamanda müşterilerin bankaya duyduğu güveni ve bağlılığı da güçlendirmektedir. Bu bağlamda, açık bankacılık sistemlerinin başarıya ulaşmasında sadece teknik altyapının değil, kullanıcı deneyimi ve algılarının da belirleyici rol oynadığı görülmektedir. Çalışmanın katkısı, Türkiye özelinde açık bankacılık konusundaki literatüre yeni ve güncel veriler sunması ve müşteri sadakatini etkileyen psikolojik-sosyal faktörleri çok boyutlu olarak analiz etmesidir. Ayrıca geliştirilen açık bankacılık tutum ölçeği, gelecekte yapılacak benzer çalışmalara da metodolojik bir zemin oluşturmaktadır.