Theses supervised by Prof. Dr. Nermin Gürhan

10 theses · Tokat Gaziosmanpaşa University, Gazi University

DoctorateOpen AccessTR

Kronik ruhsal bozukluğa sahip bireylere uygulanan akran eğitimi destekli psikososyal beceri eğitiminin hastaların damgalanma algılarına, işlevsellik ve içgörü düzeylerine etkisi

Bu araştırmada akran eğitimi destekli verilen psikososyal beceri eğitiminin kronik ruhsal bozukluğa sahip bireylerin damgalanma algıları, işlevsellik ve içgörü düzeylerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel yöntemlerim birarada kullanıldığı karma yöntem desenlerinden açımlayıcı sıralı karma yöntem deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda ön test, ara ölçüm-1, ara ölçüm-2, sontest-1, sontest-2 ölçümlerinden oluşan randomize kontrollü bir deneysel çalışma tasarımı, nitel boyutunda ise fenomenolojik çalışma deseni benimsenmiştir. Araştırmanın örneklemini Samsun iline bağlı Pelitköy Toplum Ruh Sağlığı Merkezinde takibi yapılan ve kronik ruhsal bozukluğa sahip 38 birey (Deney grubu:19, Kontrol grubu:19) oluşturmaktadır. Araştırmanın üç aşamadan oluşan veri toplama süreci 07.07.2023-29.09.2023 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada dâhil edilme kriterlerine göre belirlenen 3 hastaya araştırmacı tarafından 8 oturumdan oluşan "Akran Eğitimi Destekli Psikososyal Beceri Eğitimi-Uygulayıcı Eğitimi" verilmiştir. İkinci aşamasında randomizasyon ile belirlenen deney grubuna uygulayıcı eğitimi alan akranlar tarafından 6 oturumdan oluşan "Akran Eğitimi Destekli Psikososyal Beceri Eğitimi (AE-PSBE)" araştırmacının desteği ile uygulanmıştır. Bu süreçte veri toplama aracı olarak "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Kendini Damgalama Ölçeği (KDÖ)", "Toplumsal İşlevselliği Değerlendirme Ölçeği (TİDÖ)" ve "Beck Bilişsel İçgörü Ölçeği (BBİÖ)" kullanılmıştır. Araştırma süreci, çalışmanın üçüncü aşamasında deney grubundan 12 katılımcıyla bireysel olarak yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeyle sona erdi. Araştırmanın nicel bulgularına göre eğitimin deney grubunda yer alan hastaların kontrol grubuna göre TİDÖ toplam puanları üzerinde anlamlı bir etki oluşturmuş (p<0.05) ve %35,8 düzeyinde anlamlı ve geniş bir etki saptanmıştır (η2=0.358; p=0.005). KDÖ ve BBİÖ toplam puan ortalamalarında deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Eğitimin etkinliğine yönelik gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler sonucunda katılımcıların ifadeleri tematik analiz yöntemi ile kategorize edildi. Analiz sonucunda "Akran Desteği", "Etkili Alanlar", "Etkinliği Sınırlığı Alanlar", "Eğitim Etkinliğini Etkileyen Faktörler" ve "Öneriler" ana temaları altında toplam 5 ana tema ve 24 alt tema oluşturulmuştur. Mevcut nitel ve nicel bulgular entegre edilerek nicel bulgular temalar ile desteklenmiştir. Çalışma sonucunda AE-PSBE'nin kronik ruhsal bozukluğa sahip bireylerin işlevsellik düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak etkili olduğu, kendini damgalama ve bilişsel içgörü düzeylerinde anlamlı bir etki yaratmadığı saptanmıştır. Bununla beraber uygulama sonucunda hastaların özgüven, iletişim becerileri, topluma uyum ve özbakım becerileri üzerine olumlu etkileri olmakla birlikte, kronik ruhsal bozukluklara ve damgalanma deneyimine yönelik bilgi ve farkındalık düzeylerinde artış olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu sonuçlara dayanarak psikiyatri hemşirelerinin ve diğer ruh sağlığı profesyonellerinin akran eğitimi destekli psikososyal beceri eğitimi gibi akran eğitimi destekli müdahaleleri geliştirip toplum ruh sağlığı sistemine entegre etmeleri önerilmektedir.

Halil İbrahim Bilkay
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğum korkusu yaşayan gebelerde Travelbee insan insana ilişkiler modeline göre verilen eğitimin prenatal bağlanma, doğum korkusu ve anksiyeteye etkisi

Araştırma, Travelbee insan insana ilişkiler modeline göre doğum korkusu yaşayan gebelere verilen eğitiminin doğum korkusu, prenatal bağlanma ve anksiyeteye etkisini incelemek amacıyla randomize kontrollü bir çalışma olarak yapılmıştır. Çalışmanın örneklemi G power ile belirlenmiştir. Deney grubunda 32, kontrol grubunda 30 gebe ile çalışma tamamlanmıştır. Veriler 2023 Haziran ve 2023 Ağustos tarihleri arasında toplanmıştır. Veri toplamada Sosyodemografik Veri Toplama Formu, Wijma Doğum Beklentisi / Deneyimi Ölçeği A versiyonu, Prenatal Bağlanma Envanteri ve Beck Anksiyete Ölçeği kullanılmıştır. Gebeler tabakalı randomizasyon yöntemi ile deney kontrol gruplarına atanmıştır. Deney grubundaki gebelere sekiz seans Travelbee insan insana ilişkiler kuramına göre doğuma hazırlık eğitimi verilmiştir. Kontrol grubu rutin takiplerine devam etmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, ki kare testi, bağımlı ve bağımsız gruplarda t testi, korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubunun ilk test verilerinde hem W-DEQ A ölçeği hemde Beck anksiyete ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiksel fark bulunmazken (p>0,05), eğitim sonrası deney grubunun puanının önemli ölçüde düştüğü görülmüştür (p<0,001). Gebelerin ilk test verilerinde prenatal bağlanma envanteri her iki grupta da istatistiksel açıdan anlamsız (p>0,05) iken eğitim sonrası deney grubunda anlamlı bir şekilde atış olduğu görülmüştür (p<0,001). Sonuç olarak, Travelbee insan insana ilişkiler kuramına göre hazırlanan doğuma hazırlık eğitiminin gebelerin doğum korkusunu ve anksiyetesini azalttığı, prenatal bağlanma seviyesini arttırdığı belirlenmiştir. Travelbee insan insana ilişkiler kuramına göre hazırlanan doğuma hazırlık eğitiminin gebelere uygulanması önerilmektedir.

Tuğba Sarı
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Psikiyatrik tanı almış bireylerin birincil bakım verenlerinin kullandıkları savunma mekanizmaları, psikolojik sağlamlık, tükenmişlik düzeylerinin birbirine etkisi

Çalışmamızın amacı psikiyatri tanısı almış bireylerin birincil bakım verenlerinin kullandıkları savunma mekanizmaları, psikolojik sağlamlık, tükenmişlik düzeylerinin birbirine etkisini belirlemektir. Araştırmamız nicel, tanımlayıcı ve kesitsel özelliktedir. Araştırma 15.05.2023/31.12.2023 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Tokat Gaziosmanpaşa Üniversite Hastanesi'nde psikiyatri servisine yatan ve psikiyatri polikliniğine başvuran hastaların birincil bakım verenlerin gönüllü katılımcıları oluşturmaktadır. G*Power evreni bilinen örneklem yöntemi kullanılarak %95 güven (1- α), %95 test gücü (1- β) ve d=0.5 etki büyüklüğü büyüklüğüne göre 370 hastanın birincil bakım verenleri araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Çalışma, yüz yüze görüşülerek anket doldurma yoluyla yapılmıştır. Araştırmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, Savunma Biçimleri Testi, Yetişkin Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ile elde edilmiştir. Araştırma SPSS 22.0 istatistik programı ile değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan bakım verenlerin tanımlayıcı özelliklerinin belirlenmesinde frekans ve yüzde analizlerinden, ölçeğin incelenmesinde ortalama ve standart sapma istatistiklerinden faydalanılmıştır. Araştırma değişkenlerinin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek üzere Kurtosis (Basıklık) ve Skewness (Çarpıklık) değerleri incelenmiştir. Bakım verenlerin ölçek düzeylerini belirleyen boyutlar arasındaki ilişkiler pearson korelasyon ve lineer regresyon analizleri aracılığıyla incelenmiştir. Bakım verenlerin tanımlayıcı özelliklerine göre ölçek düzeylerindeki farklılaşmaların incelenmesinde bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (Anova) ve post hoc (Tukey, LSD) analizlerinden faydalanılmıştır. Çalışma bulguları göre, bakım verenlerin tükenmişlik düzeyi düşük psikolojik sağlamlıkları yüksektir. Psikolojik sağlalıkları yüksek bireyler matür ve nevrotik savunmaları kullanmaktadır. Savunma mekanizmalarını üç alt boyutunuda orta düzeyde kulanmaktadırlar. Yüksek tükenmişlik düzeyi matür savunmaları azaltmakta immatür savunmaları artırmaktadır. Sonuç olarak çalışmamızda psikolojik sağlamlık bakım verende tükenmişlik düzeyini azaltmaktadır. Tükenmişlik düzeyi düşük, psikolojik sağlamlığı yüksek olan bakım verenler daha çok matür savunmaları kullanmaktadır. Ruh sağlığı çalışanlarının psikiyatri hastasına birincil bakım verenlerde psikolojik sağlamlığı artırıcı, tükenmişliği azaltıcı ve olgun savunmaların kullanımını artırmaya yönelik müdehaleleri faydalı olabilir. Literatürde bu konuya yönelik yapılacak olan yeni çalışmaların bakım verene ve litaratüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Bakım Yükü, Psikiyatri, Psikolojik Sağlamlık, Savunma Mekanizmaları, Tükenmişlik Sendromu

Özgür Çağlar
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tükenmişlik sendromu yaşamanın sağlık çalışanlarının psikolojik sağlamlıklarına ve kullandıkları savunma mekanizmalarına etkisi

Çalışma, sağlık çalışanlarının yaşadıkları tükenmişlik sendorumunun psikolojik sağlamlık düzeylerine ve kullandıkları savunma mekanizmalarına etkisini belirlemek amacıyla yapılmış olup, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı niteliktedir. Araştırmanın evrenini, Tokat ili merkezinde faaliyet gösteren Gaziosmanpaşa Üniversite Hastanesi'nde görev yapan tüm sağlık çalışanları (hemşire ve hekimler) oluşturmuştur. Çalışmaya katılmaya gönüllü olan 22 Mart 2023 ve 15 Haziran 2023 tarihlerinde kurumda görev yapan iki yüz on iki hemşire ve doksan üç hekim örneklem grubunu oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, sağlık çalışanları için kişisel bilgi formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MTÖ), Yetişkin Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (YPSÖ) ve Savunma Biçimleri Testi-40 (SBT-40) ile elde edilmiştir. Araştırma verilerimizin değerlendirilmesinde IBM SPSS V25 programı kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenilirliğin hesaplanmasında ise Cronbach Alpha değerlerine bakılmıştır. Veriler normal dağılıma uygunluğu için normallik testi yapılmıştır ve Kolmogorov-Smirnov analizi sonucuna göre verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilmiştir (p<0,05). Gruplar arasındaki farklılığın tespitinde Mann-Whitney U (MWU) ve Kruskal-Wallis H (KWU) testi kullanılmıştır. Ölçeklerin arasındaki ilişkinin belirlenmesinde Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. Ayrıca bütün ifadelerin ve değişkenlerin frekans değerlerine bakılmıştır. Çalışmada, MTÖ ile YPSÖ arasında istatistiksel olarak negatif yönde yüksek düzeyde bir ilişki; MTÖ ile SBT-40 arasında istatistiksel olarak negatif yönlü yüksek düzeyde bir ilişki saptanmış, tükenmişlik düzeyi ile yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durum, kronik hastalık varlığı, aile ile yaşama, ailede bakmakla yükümlü olunan kronik veya psikiyatrik hastalığı olan birinin varlığı, depresyon veya uyum bozukluğu tanısı alma durumu, sigara, alkol veya madde kullanım durumu ve çalışılan birim arasında istatistiksel anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Psikolojik sağlamlık düzeyi ile cinsiyet, eğitim durumu, meslek, çalışılan birim, kronik hastalık varlığı, ailede bakmakla yükümlü olunan psikiyatrik hastalığı olan birinin varlığı, sigara alkol veya madde kullanımı arasında istatistiksel anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Savunma biçimleri ile, çalışma yılı, cinsiyet, eğitim durumu, meslek, çalışılan birim, psikiyatrik tanı varlığı, ailede bakmakla yükümlü olunan birinin varlığı, sigara, alkol veya madde kullanımı ve sigara kullanımında günde ne kadar kullanıldığı arasında istatistiksel anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sağlık çalışanlarının tanımlayıcı özelliklerinin tükenmişlik, psikolojik sağlamlık ve savunma mekanizmaları üzerinde etkili olabileceği saptanmıştır. Sağlık çalışanlarının tükenmişlik düzeyini azaltmayı, psikolojik sağlamlık düzeyini arttırmayı ve etkili baş etmeyi destekleyecek olan savunma mekanizmalarını kullanmasını sağlayacak olan girişimlerde, bu özelliklerin dikkate alınmasının önemli olduğunu düşünülmektedir.

Özge Yaman
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Salutogenez modeline dayalı danışmanlık eğitiminin şizofreni hastalarında bütünlük duygusu, iyileşme ve işlevselliğe etkisi

Bu araştırmada salutogenez modeline dayalı danışmanlık eğitiminin şizofreni hastalarında bütünlük duygusu, iyileşme ve işlevselliğe etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Salutogenez temelli müdahale ile bireylerin özgüven ve farkındalığını artırmak, içsel ve/veya dışsal stres faktörlerini yönetmek için en başarılı baş etme stratejilerini bulmasını sağlayarak bütünlük duygusunu, iyileşmeyi ve işlevselliği artırabileceği düşünülmektedir. Araştırma deneysel araştırma tiplerinden ön test-son test, kontrol gruplu desende gerçekleştirilmiştir. Araştırmada etik kurul onayı, kurum izni ve bireylerden yazılı bilgilendirilmiş gönüllü onam alınmıştır. Araştırmanın örneklemini kronik ruhsal bozukluğa sahip 25 birey (Deney Grubu: 12, Kontrol Grubu: 13) oluşturmaktadır. Deney grubuna 4 hafta, haftada 2 kez salutogenez modeline dayalı danışmanlık eğitimi verilmiştir. Kontrol grubuna ise özel bir müdahalede bulunulmamıştır. Bu süreçte veri toplama aracı olarak uygulama öncesinde, bitiminde ve bir ay sonra her iki gruba eş zamanlı "Hasta Tanıtıcı Bilgi Formu", "Bütünlük (Tutarlık) Duygusu Ölçeği (BDÖ)", "İyileşme Aşamaları Ölçeği (İAÖ)" ve "Şizofrenide İşlevsel İyileşme Ölçeği (ŞİLÖ)" uygulanmıştır. Müdahale ve kontrol grubunun, Bütünlük Duygusu Ölçeği ve anlaşılabilirlik, yönetilebilirlik ve anlamlılık boyutları, İyileşme Aşamaları Ölçeği durağanlık, farkındalık, yeniden yapılanma, hazırlık, gelişim alt boyutları, Şizofrenide İşlevsel İyileşme Ölçeği ön test, son test ve bir ay izlem puanları karşılaştırıldığında; Bütünlük Duygusu Ölçeği toplam puanı ve alt boyutlarının ön test puanları gruplara göre farklılık göstermezken, son test ve bir ay izlem puanları müdahale grubu lehine anlamlı farklılık göstermiştir. Müdahale grubundaki kişilerin uygulama sonrasında İyileşme Aşamaları Ölçeği alt boyut puanlarından Durağanlık, Farkındalık alt boyut puanlarında azalma, sonrasında İyileşme Aşamaları Ölçeği Gelişim alt boyut puanlarında kontrol grubundakilere kıyasla anlamlı bir artma saptanmıştır. İyileşmenin erken aşamalarından iyileşmenin ileri aşamalarına doğru bir ilerleme gözlenmiştir. Yine Şizofrenide İşlevsel İyileşme Ölçeği toplam puanı ve Sağlık ve Tedavi, Sosyal işlevsellik ve Günlük Yaşam Becerileri alt boyutlarının ön test puanları gruplara göre farklılık göstermezken, son test ve bir ay izlem puanlarında kontrol grubundakilere kıyasla anlamlı bir artma ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda Salutogenez Modeline Dayalı Danışmanlık Eğitimi alan şizofreni hastalarının bütünlük duygusu, iyileşmesi ve işlevselliği artmıştır.

Büşra Karayumak
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2024
10
DoctorateOpen AccessTR

Psikiyatri kliniklerine özgü çevrimiçi sanal aile ziyareti uygulamasının anksiyete stres depresyon sosyal destek algısı ve ilişkili faktörlere etkisi

Bu araştırmada çevrimiçi görüşme programı ile sanal aile ziyareti uygulamasının depresif bozukluk ve anksiyete bozukluğuna sahip bireylerin depresyon, anksiyete, stres, algılanan sosyal destek, tedavi motivasyonu, hastalık şiddeti ve klinik işlevsellik düzeylerine etkisi amaçlanmıştır. Çevrimiçi görüşme programı ile sanal aile ziyaretlerinin etkinliğini incelemek amacıyla kontrol gruplu ve sıralı ölçümlü yarı deneysel çalışma deseni yöntemi kullanılmıştır. Araştırma ön test, ara ölçüm ve son test ölçümlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Psikiyatri Yataklı Servisinde 15.08.2023 – 15.02.2024 tarihleri arası yatarak tedavi gören tüm Depresif Bozukluk ve Anksiyete Bozukluğu tanılı 104 birey (Deney depresif bozukluk grubu:26, Deney anksiyete bozukluğu grubu:26, Kontrol depresif bozukluk grubu:26, Kontrol anksiyete bozukluğu grubu:26) oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama süreci 15.08.2023 – 15.02.2024 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Psikiyatrik tanısı olan bireylere özgü çevrimiçi görüşme programı ile tanı almış bireyler ve yakınlarına sanal aile ziyareti yapılmıştır. Bu süreçte veri toplama aracı olarak ön test, ara ölçüm ve son test yapılmak üzere Tanıtıcı Bilgi Formu (TBF), Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği (DASS-21), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (MSPSS), Tedavi Motivasyon Anketi (TMA), Global Değerlendirme Ölçeği, Klinik Genel İzlenim Ölçeği olarak uygulanmıştır. En az 4 kez planlanan sanal ziyaretlerin sonucunda bireylere, "Hasta İçin Görüşme Değerlendirme Formu"; birey yakınlarına "Hasta Yakını İçin Görüşme Değerlendirme Formu" uygulanmıştır. Her birey için ortalama 9 sanal aile ziyareti yapılmıştır. Araştırma süreci 104 katılımcı ile sona ermiştir. Araştırmanın bulgularına göre DASS-21 (p<0.05) %44 düzeyinde, MSPSS (p<0.001) %41.5 düzeyinde, TMA İçsel Motivasyon alt boyutunda %43.2 düzeyinde, Dışsal Motivasyon alt boyutunda %9,1 düzeyinde, Yardım Arayışı alt boyutu %24,2 düzeyinde, Klinik Global İzlenim Ölçeği (p<0.05) %14.2 düzeyinde ve Global Değerlendirme Ölçeği (p<0.05) %9.3 düzeyinde etki etmiş ve tüm ölçeklerin toplam puanları üzerinde anlamlı fark oluşturmuştur. Çalışma sonucunda Sanal Aile Ziyaretinin depresif bozukluk ve anksiyete bozukluğuna sahip bireylerin depresyon, anksiyete, stres ve hastalık yükü düzeylerini düşürürken; algılanan sosyal destek, tedavi motivasyonu ve işlevsellik düzeylerini arttırdığı saptanmıştır. Bireylerin ve yakınlarının görüşleri sonucunda sanal ziyaret uygulamasından memnun olduklarını ve uygulamanın işlevsel ve etkili olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlara dayanarak psikiyatri yataklı servislerinde ruhsal bozukluğa sahip bireylerin aile ziyaretlerini kolaylaştırmak ve teknoloji destekli müdahalelerin geliştirilmesi amacıyla ruh sağlığı hizmeti veren kurumlarda uygulamanın entegre edilmesi ve yaygınlaştırılması önerilmektedir.

Burak Şirin
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Motivasyonel görüşme yönteminin kronik hastalığı olan bireylerin yaşam kalitesi ve öz yeterlik davranışları üzerine etkisi: Bir meta analiz çalısması

Bu çalışmanın temel amacı kronik hastalığı olan bireylerin yaşam kalitesi ve öz yeterlik davranışlarında motivasyonel görüşme yönteminin etki düzeyini ortaya koymaktır. Bu çalışmada nicel araştırma sonuçlarını sentezleme yöntemlerinden biri olan meta-analiz yöntemi kullanılmıştır. Konu ile ilgili YÖK Ulusal Tez Merkezi, Pubmed, EBSCOhost, Web of Science ve Google Akademik, Google Scholar veri tabanları, ulusal ve uluslararası üniversitelerin çevrimiçi (online) kütüphaneleri veri tabanları taranarak dâhil edilme ölçütlerine uygun yaşam kalitesi değişkeni için 23, öz yeterlik davranışları değişkeni için 21 çalışma meta analiz kapsamına dâhil edilmiştir. Araştırmaya dâhil edilen çalışmaların örneklem büyüklükleri, yaşam kalitesi değişkenine göre 8513, öz yeterlik davranışları değişkenine göre 3594 kronik hastalığı olan bireydir. Verilerin analizinde Comprehensive Meta Analysis Ver. 2.2.064 (CMA) programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda tüm değişkenler için araştırmaya dâhil edilen bireysel çalışmalarda yayın yanlılığı bulunmadığı görülmüştür. Rastgele etkiler modeline göre yapılan analiz sonucunda; kronik hastalığı olan bireylerin yaşam kalitesi üzerinde motivasyonel görüşme yönteminin küçük düzeyde (d=0,29) etkisi olduğu, öz yeterlik davranışları üzerinde motivasyonel görüşme yönteminin önemsiz düzeyde (d=0,14) etkisi olduğu belirlenmiştir.Yaşam kalitesi ile ilgili yapılan meta analizde 23 çalışmadan elde edilen verilerin 22 serbestlik derecesiyle %95'lik güven aralığının alt sınır -0.891 ile üst sınır 4,827 aralığında, motivasyonel görüşmenin yaşam kalitesi üzerindeki genel etkisinin (EB=0.296) önemli düzeyde olduğu görülmektedir. Öz yeterlik davranışları ile ilgili yapılan meta analizde 21 çalışmadan elde edilen verilerin 20 serbestlik derecesiyle %95'lik güven aralığının alt sınır -1.18832 ile üst sınır 3.59705 aralığında, motivasyonel görüşmenin öz yeterlik davranışları üzerindeki genel etkisinin (EB=0.141) önemsiz düzeyde olduğu görülmektedir. Araştırma bulguları üzerinde araştırma karakteristik özelliklerinin etkisi incelendiğinde; yaşam kalitesi değişkeninin ele alındığı çalışmalardakronik hastalık adının, kullanılan ölçüm aracının, örneklem grubunun, hastalık grubunun, yaş aralığının ve motivasyonel görüşmeyi yapan kişinin hemşire olup olmamasının moderatör etkisi olduğu görülmüştür. Öz yeterlik davranışları değişkeninin değerlendirildiği meta analizde motivasyonel görüşmenin süresi, kronik hastalık adı, kullanılan ölçüm aracı, örneklem grubu, hastalık grubu, yaş aralığı ve motivasyonel görüşmeyi yapan kişinin hemşire olup olmaması, ülke/kıta, hastalık grubu, yayın türü önemli moderatörler olarak bulunmamıştır.

HastalıkKronik hastalıkMeta analizi+3
Sevda Uzun
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadına yönelik şiddet tutumunun çeşitli değişkenler açısından incelenmesi: Bir meta-analiz çalısması

Bu çalışmanın temel amacı; kadına yönelik şiddet tutumuna çeşitli değişkenlerin (cinsiyet, aile tipi ve eğitim düzeyi) etkisini belirlemektir. Konu ile ilgili YÖKUlusal Tez Merkezi, Pubmed, EBSCOhost, Web Of Science ve Google Akademik ulusal ve uluslararası üniversitelerin çevrimiçi (online) kütüphaneleri aracılığıyla veri tabanları taranarak dâhil edilme ölçütlerine uygun cinsiyet değişkeni için 25, aile tipi değişkeni için 6, eğitim düzeyi değişkeni için 17 çalışma meta-analiz kapsamına alınmıştır.Araştırmaya dâhil edilen çalışmaların örneklem büyüklükleri, cinsiyet değişkenine göre 10.826 birey, aile tipi değişkenine göre3.793 birey ve eğitim değişkenine göre 7.704 bireydir. Verilerin analizinde Comprehensive Meta Analysis Ver. 2.2.064 (CMA) programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda cinsiyet değişkeni için araştırmaya dâhil edilen çalışmalarda yayın yanlılığı bulunmadığı görülmüştür. Rastgele etkiler modeline göre yapılan analiz sonucunda;cinsiyetin kadına yönelik şiddet tutumuna genel etkisinin (d= -1.26) geniş düzeyde olduğu saptanmıştır.Araştırma bulguları üzerinde araştırma karakteristik özelliklerinin etkisi incelendiğindecinsiyet değişkeninin değerlendirildiği meta-analizde, yayın türü, araştırmacının cinsiyeti, araştırmanın yapıldığı bölge , ölçek türü , örneklem grubu önemli moderatör değişkenleridir. Yapılan meta-regresyon sonucunda ise yayın yılının önemli bir moderatör değişken olmadığı görülmüştür. Aile tipi değişkenine yönelik yapılan analizlerde çekirdek aile yapısına sahip bireylerin ortalama genel etki büyüklüklerinin (47.301)geniş ve parçalanmış aileye göre daha yüksek olduğubelirlenmiştir.Araştırma bulguları üzerinde araştırma karakteristik özelliklerinin etkisi incelendiğinde aile tipi değişkeninin değerlendirildiği meta-analizde araştırmanın yapıldığı bölge, ölçek türü ve örneklem grubu önemli moderatör değişkenlerdir.Yayın yılına yönelik yapılan meta-regresyon analizleri sonucunda ise aile tipi değişkeni için yayın yılının önemli bir moderatör değişken olmadığı görülmüştür. Eğitim düzeyi değişkenine yönelik yapılan analizlerde ise, ilköğretim eğitim düzeyine sahip bireylerde genel etki büyüklüklerinin (56.935) lise ve yükseköğretim eğitim düzeyine sahip bireylere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırma bulguları üzerinde araştırma karakteristik özelliklerinin etkisi incelendiğinde eğitim düzeyi değişkeninin değerlendirildiği meta-analizde yayın türü, araştırmacının cinsiyeti, araştırmanın yapıldığı bölge, ölçek türü veörneklem grubu önemli moderatör değişkenler olarak bulunmuştur. Yayın yılına yönelik yapılan meta-regresyon analizleri sonucunda ise eğitim düzeyi için yayın yılının önemli bir moderatör değişken olduğu saptanmıştır.

AileCinsiyetEğitim düzeyi+4
Esma Özmaya
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hasta/hasta yakını ve sağlık çalışanlarının iletişim becerilerinin şiddet eğilimine etkisi

Çalışmamızın amacı hasta, hasta yakını ve sağlık çalışanlarının, iletişim becerileri ve şiddet eğilimleri arasındaki ilişkiyi, hasta/yakını ve sağlık çalışanlarının iletişim becerileri ve şiddet eğilimlerine etki eden faktörleri belirlemektir. Araştırmamız tanımlayıcı ve ilişki arayıcı özelliktedir. Araştırmanın evrenini, Tokat ili merkezinde faaliyet gösteren üç kamu hastanesinde görev yapan sağlık çalışanları, bu hastanelerden 10 Ağustos 2021 ve 30 Ekim 2021 tarihleri arasında polikliniklerde hizmet almış ve yataklı servislerde hizmet almaya devam eden hasta ve yakınları oluşturmuştur. Çalışmaya katılmayı kabul eden iki yüz hasta, iki yüz hasta yakını ve yüz yetmiş iki sağlık çalışanı olmak üzere beş yüz yetmiş iki hasta/yakını ve sağlık çalışanları örneklem grubunu oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, üç grup için ayrı ayrı oluşturulan Bilgi Formu, Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği (ŞYTÖ) ve İletişim Becerileri Envanteri (İBE) ile elde edilmiştir. Araştırma verilerimizin değerlendirilmesinde SPSS 23.0 programı kullanılmıştır. Normal dağılıma uygunluk Kolmogorov Smirnov testi ile incelenirken, ölçek puanları ve alt boyutları arasındaki ilişkinin incelenmesinde normal dağılmayan verilerde Spearman rho korelasyon katsayısı normal dağılan verilerde ise Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Elde edilen veriler, lineer regresyon analizi ile değerlendirilerek, hasta/yakını ve sağlık çalışanlarının iletişim becerileri ve şiddet eğilimleri üzerine etkili, bilgi formumuzdaki tanımlayıcı özelliklere ilişkin risk faktörleri belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmamızda sağlık çalışanları için ŞYTÖ ile İBE puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü zayıf bir ilişki; hasta bireyler için ŞYTÖ ile İBE puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü zayıf bir ilişki; hasta yakınları için ise ŞYTÖ ile İBE puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü zayıf bir ilişki saptanmıştır. Regresyon analiz sonucumuza göre ise; yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim, yaşanılan yer, meslek, çalışma ortamındaki iletişimi değerlendirme, sunulan hizmeti değerlendirme ve kendine zarar vermeyi düşünme durumu değişkenlerimiz ile İBE ve ŞYTÖ puanları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Her alanda olduğu gibi sağlık alanında da giderek artan şiddet olaylarının önlenebilmesi amacıyla, hasta/yakını ve sağlık çalışanlarının iletişim becerilerinin güçlendirilmesi ve şiddet olgusuna etkisi olan risk faktörlerinin belirlenmesinin sorunun çözümüne katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

DoktorlarHasta yakınlarıHastalar+4
Şeyda Öztuna
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin ruhsal hastalıklarda damgalanmaya yönelik tutumları

Araştırma, lise öğrencilerinin ruh sağlığı hastalarına karşı tutum ve damgalamalarını ölçmek ve damgalamaya sebep olabilecek etkenleri araştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma, Bursa ilinin Nilüfer ve Yıldırım ilçelerine bağlı liseler arasından seçilen 9 lisede 03.02.20 ile 12.03.20 tarihleri arasında yürütülmüştür. Örneklemi 946 öğrenci oluşturmuş ve 'Öğrenci Bilgi Formu', 'Psikolojik Yardım Alma Nedeniyle Sosyal Damgalanma Ölçeği' ile 'Psikolojik Yardım Almaya İlişkin Tutum Ölçeği-Kısa Form' kullanılarak veriler toplanmıştır. Çalışmadan elde edilen verileri değerlendirmek için SPSS 23 programı kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen puanlar, ortalama ve standart sapma olarak sunulmuştur. Katılımcıların %51,4'ü kadın, % 48,6'sı erkek, %64,5'i Nilüfer ilçesinde konaklamakta, %49,1'inin aile gelir düzeyi orta, en sık görülen anne ve baba tutumu koruyucu tutum olduğu görülmektedir. Örneklemin %5,1'inin psikiyatrik bir bozukluğu olduğu, %10,2'sinin psikiyatrik bir tedavi aldığı, %9,4'ünün ailesinde psikiyatrik bir bozukluk olduğu ve %21,7'sinin akraba, arkadaş ya da komşularında psikiyatrik bir bozukluk olduğu saptanmıştır. PYAİTÖ ve PYANSDÖ ölçeklerin toplam puanları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0,001). Erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre, yardım almaya yönelik sosyal damgalanma algılarının daha yüksek olduğu ve yardım almaya ilişkin tutumlarının daha olumsuz olduğuna ulaşılmıştır. Gelir düzeyinin düşük olması, ilgisiz anne tutumu, psikiyatrik bozukluğu olanların ve psikiyatrik tedavi alanların psikolojik yardım almaya yönelik sosyal damgalanma algılarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Özel lisede okuyan öğrencilerin, Nilüfer ilçesinde okuyan öğrencilerin ve ilgisiz baba tutumu algısına sahip olan öğrencilerin, psikiyatrik tedavi alanların ve ailesinde psikiyatrik bozukluğu olanların, diğer öğrencilere göre yardım alma tutumlarının daha negatif olduğu gözlenmektedir. Sonuç olarak damgalanmaya, toplumda bilinen yanlış tutum ve inanışlar sebep olmakla birlikte en temel sebep ise damgalanma konusunda eğitim ve öğretim sistemimizde yeterli bilgilerin yer almamasıdır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, damgalanmayla mücadelede psikolojik yardım alan kişiler hakkındaki önyargılar ve sosyal damgalama konusunda eğitimler düzenlenerek öğrencileri bilgilendirme çalışmaları yürütülmesi önerilir.

DamgalamaLise öğrencileriPsikiyatrik hastalar+4
Elif Can Bulut
Gazi University · Institute of Health Sciences
2021
00

Other supervisors