Theses supervised by Prof. Dr. Nilüfer Timisi Nalçaoğlu

13 theses · İstanbul University, Maltepe University

Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada beden olumlama hareketinin biyopolitika kavramı açısından incelenmesi: Bedenolumlama.wordpress.com örneği

Tezde, beden üzerindeki iktidar müdahalelerini ve uygulamalarını tanımlamak için kullanılan biyopolitika kavramı bağlamında Beden Olumlama Hareketi incelenmiştir. Tezin amacı iktidar uygulamalarının direniş ve mücadele olanağı yarattığı perspektifinden hareketle Beden Olumlama Hareketi'nin etkilerini sorgulamaktır. Hareketin Türkiye'deki internet sitesi olan ve kullanıcıların içerik üretebildiği www.bedenolumlama.wordpress.com adresindeki metinler analiz edilmiştir. Basit rastgele örneklem yöntemi ile belirlenen 10 içerik MAXQDA 2022 veri analiz programı aracılığıyla nitel bir araştırma yöntemleri içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. 10 metinde kullanılan kavramların bağlamını sorgulamak içinse söylem analizi yöntemi kullanılmıştır. İçerikler, çalışmanın ana teması doğrultusunda belirlenen kavramlarla kodlanmış, elde edilen veriler görselleştirilerek yorumlanmıştır. İçerik ve söylem analizinin ardından elde edilen verilere göre Beden Olumlama Hareketi'nin savunucularının hareketi 'ideal beden', 'kadın', 'toplumsal cinsiyet', 'güzellik algıları', 'dayatma', 'özgürlük', 'eşitlik', 'hak' kavramları bağlamında tartıştıkları sonucu elde edilmiştir. Söz konusu bu bulgular sonucunda Beden Olumlama Hareketi'nin Türkiye'de eşitlik, özgürlük ve hak temaları etrafında tartışılması, hareketin savunucularına karşıt söylem alanı yarattığı sonucuna ulaşılmasını sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Beden Olumlama Hareketi, Biyopolitika, İdeal Beden, Medya Söylemleri, Beden, Kadın

Beden olumlama hareketiBiyopolitikaKadın bedeni+4
Dilan Ayırkan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Sinemada erkeklik krizi: Subay ve Centilmen-Top Gun filmleri üzerinden araştırma

Bu araştırmada toplumsal cinsiyet rollerinin sonucunda meydana gelen ataerkinin, toplumsal cinsiyet çalışmalarında irdelenen erkeklik çalışmalarının beyaz perdeye yansıması çalışılmaktadır. Toplumsal cinsiyet çalışmaları yoğun olarak kadın çalışmalarıyla yapılmaya başlanmış bir müddet sonra toplumdaki konumu, statüsü ve iktidarını anlamlandırmak üzere erkek çalışmaları yoğunluk kazanmıştır. Böylece eril güç ve hegemonik erkeklik kavramlarının yanı sıra erkeklerin baskı altında bulunabildiği ve ezilebildiği kimliklerin var olabildiği üstelik ezen rol öznesinde erkeğin bulunduğu durum ortaya çıkarılmıştır. Beden ve duygular ile bağın kaybedilmesi neticesinde meydana gelen gücün, özellikle gelişmekte olan toplumların sahip olduğu eşitlik ve özgürlük gibi kavramlarla bakış açısı ve tutum değişikliği yaşaması; sosyal ilişkilerin anlamını belirleyerek tüm tavır ve davranışlarıyla baskınlığını teyit eden özne olma hali, iktidar konumu hegemonik erkeklik olgusunun dönüşümünü mümkün kılmıştır. 1970'lerden sonra uzaklaşılan cinsiyet rolleri güç ilişkilerinin açıklanmasında yetersizlik ve belirsizlik atfetmektedir. Bu durum toplumsal yapıda yaşanan değişimi simgelemekte ve sinema perspektifinden okunmak üzere izleyiciye sunulmaktadır. Sinema filmlerinde erkek karakterlerin tahakküm veya hegemonik güçlerinden ziyade edilgen olarak nitelendirilebilecek negatif özelliklerin yansıtıldığı bu değişim erkeklik krizi olgusu ile açıklanmakta ve yeni araştırma alanları meydana getirmeye başlamaktadır. Bu kapsamda 1980'lerde Hollywood sinemasında gözlenen erkeklik krizi kavramı incelenmektedir. Barındırdığı temsiller ile hegemonik erkeklik ihtiva ettiği düşünülen filmlerde esasında eril krize dönüşüm gösterilmektedir. Bu nedenle An Officer and A Gentleman (Subay ve Centilmen,1982) ile Top Gun (Top Gun,1986) filmleri analiz edilmektedir. Sosyolojik eleştirel söylem yönteminden yararlanarak tematik analiz tekniği ile gerçekleştirilen analiz neticesinde erkek kimliklerinin yaşadıkları değişim ortaya konulmaktadır.

Cansu Yurdabakan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Medyada bir ayrımcılık kriteri olarak cinsiyetlendirilmiş yaşçılık: Televizyon dizilerinde yaşlı kadınların temsili

Araştırma, yaşlıların özellikle de yaşlı kadınların maruz bırakıldığı ayrımcılığın, bir kitle iletişim aracı olan televizyon üzerinden nasıl meşrulaştırıldığı ve topluma yansıtıldığı üzerine yoğunlaşmaktadır. Yaşlanma sadece doğumdan ölüme kadar geçen sürenin kronolojisi değil, aynı zamanda toplum dinamiklerinden etkilenen bir kavramdır. Toplumdaki ayrımcı tutumlar, önyargılar ve kalıp yargılar da yaşlanma sürecini ve yaşlılık dönemini etkilemektedir. Bundan dolayı, çalışmanın temel kavramları yaşlılara karşı ayrımcılığı tanımlayan yaşçılık ve özellikle yaşlı kadınlara karşı negatif tutum ve davranışları ifade eden cinsiyetlendirilmiş yaşçılıktır. Cinsiyetlendirilmiş yaşçılık hem gündelik hayatta hem de kurumsal yapılarda kendine büyük bir yer bulmakta ve kadınlar yaşlandıkça gördükleri baskıyı arttırmaktadır. Kadınların özgürleştirilmesi amacını taşıyan feminist hareket de yaşlı kadınları, ortaya çıktığı günden itibaren göz ardı etmiştir. Yaşlı kadınlara karşı oluşan bu ayrımcı tutum ve davranışların televizyon dizileri içerikleri ile olan ilişkisini, içeriklerde yaşlı kadınların nasıl temsil edildiğini ve yaşlı kadınların yaşlı erkeklere ve genç karakterlere kıyasla nasıl bir konumda bir temsil edildiğini incelemek araştırmanın temel konusudur. Buna yönelik olarak, 1990'lı yıllardan her on yılda yayınlanan bir dizi seçilerek, bu dizilerdeki yaşlı kadın karakterler incelenmiştir. Toplamda 3 dizi ve bu dizideki 10 yaşlı kadın karakter incelemeye dahil edilmiştir. İnceleme boyunca, nitel yöntemden içerik analizi kullanılarak, yaşlı kadın karakterlerin karakter özellikleri, toplumsal konumları, fiziksel özellikleri ve mekânsal ilişkileri feminist bakış açısıyla analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, her ne kadar farklı siyasi ortamlarda ve farklı on yıllarda yayınlanmış olsa da, yaşlı kadınların oldukça geleneksel ve homojen bir çerçevede temsil edildiği görülmüştür. Bütün karakterler, özellikle de yaşlı erkek karakterler, dikkate alındığında, en dezavantajlı konumda temsil edilen grubun yaşlı kadınlar olduğu gözlemlenmiştir. Araştırma, feminist hareket içerisinde ve feminist yazında geri planda bırakılan yaşlı kadınların maruz bırakıldığı ayrımcılığı öne çıkarmak ve cinsiyetlendirilmiş yaşçılık teriminin literatürde daha fazla yer almasını sağlamak amacıyla yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: yaşlanma, cinsiyetlendirilmiş yaşçılık, medya, televizyon dizileri, içerik analizi

Cinsel ayrımcılıkDizi filmDiziler+7
Cansu Koç
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Feminist alternatif medyada annelik: 5Harfliler ve Çatlak Zemin örnekleri

Bu tezde feminist alternatif medyada anneliğin ele alınış biçimleri konu edilmiştir. Tezde, feminist literatürdeki annelik kavramı ayrıntılı olarak aktarıldıktan sonra dördüncü dalga feminizmin en önemli eylem alanı kabul edilen dijital-alternatif medyaya geçiş yapılmıştır. Günümüzde feministlerin bir araya gelerek oluşturduğu dijital platformlarda anneliğin nasıl ele alınıp tartışıldığını görmek amacıyla, Türkiye'deki internet ortamında feminist söylem ve politikaların geliştirildiği 5Harfliler ve Çatlak Zemin isimli dijital platformlardaki annelik konulu yazılar incelenmiştir. İki platformdaki yazılar da öncelikle tematik analize tabi tutulmuş ve yazılar için ortak tema başlıkları belirlenmiştir. Ardından, söz konusu başlıklar altında annelik konulu yazılar feminist eleştirel söylem analizi yapılarak incelenmiştir. Geleneksel medyadaki kadınlık ve annelik temsillerinin aksine iki platformda da birbirinden çeşitli annelik temsilleri ve farklı bakış açılarıyla ortaya konan tartışmalar olduğu görülmüştür. Annelik kavramının 5Harfliler ve Çatlak Zemin'deki ele alınış biçimleri hem dijital-alternatif medyaya hem de günümüz feminizmine dair önemli noktalara işaret etmektedir.

5harflilerAlternatif medyaAnnelik+4
Tuba Maide Ergün
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni iletişim ortamlarında sinemanın gösterim olanakları ve değişen izleyici pratikleri

Bu çalışma ile özellikle 21. yüzyılda yeni iletişim ortamları aracılığıyla sinemanın gösterim olanaklarının nasıl değiştiği ve sinema izleyicisinin film izleme pratiklerinin hangi yönde etkilendiği araştırılmıştır. Tezin amacı; sinemada ve sinema dışında film izleme pratiklerini şekillendiren tercihlerin ve motivasyonların benzerliklerini ve farklılıklarını ortaya çıkarmaktır. Çalışma kapsamında öncelikle genel tarama modeli ile literatür taraması yapılmıştır. Sonraki aşamada, sinema kulübü bulunan altı üniversiteden kırk sekiz öğrenci ile yapılandırılmış bir soru formu üzerinden görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmeler ile öğrencilerin sinema salonunda ve sinema salonu dışında film izleme alışkanlıkları ve motivasyonları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bulguların yorumlanması ile öğrencilerin sinemayı önemli bir sosyal aktivite olarak gördükleri ve bunun yanında sinema deneyimini oluşturan bilişsel, mekânsal, duygusal-bütünleştirici ve içeriksel faktörlere pozitif bir yaklaşım geliştirdikleri anlaşılmaktadır. Öğrencilerin, sinema dışında izleme deneyimi ile daha bireysel ve sinema deneyimini oluşturan faktörlerden bağımsız bir izleme halini kabul ettikleri ve beklentilerini bilinçli bir şekilde düşürdükleri görülmektedir. Sinema dışında izleme deneyiminin tercih edilmesinde zamansal, ekonomik ve diğer izleyicilerin niteliği gibi faktörler ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmanın, günümüz film izleme alışkanlıklarını belirleyen faktörlerin ve gelecekte bu faktörlerde yaşanabilecek değişikliklerin vurgulanması yoluyla alana katkı sağlaması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Sinema, Yöndeşme, Yeni Medya, Film İzleyicisi, İzleyici Araştırmaları

FilmSinemaSinema seyircileri+3
Batu Anadolu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İdeal vatandaşın televizyonda olumlanan bedeni: Sen Anlat Karadeniz örneği

Sen Anlat Karadeniz adlı yerli dramada söylemsel olarak idealize edilen vatandaşın cinsiyet kimliği, milliyetçilikle olan ilişkisi ve inanç pratikleri eleştirel teori ve feminist teori ışığında deşifre edilmektedir. Kitle iletişim araçları resmi ideolojik söylemin kültür alanında hegemonya oluşturmasına katkı sunuyor savından hareket ederek yapılan bu çalışmanın amacı, kadınların vatandaşlık temsillerine erkeklerden farklı şekilde eklemlenmesinin onları ideal vatandaşlıktan nasıl dışladığını ve televizyon aracılığıyla pekiştirilen toplumsal cinsiyet rollerinin buna nasıl katkı sunduğunu açıklamaktır. Bu çalışmada, Sen Anlat Karadeniz adlı yerli dramada hayat bulan dört kadın ve dört erkek karakterin birbirleriyle girdikleri iktidar mücadelesi, milliyetçilik sembolleriyle kurdukları ilişkiler, uyguladıkları dini pratikler ve kadınlık-erkeklik rolleriyle ilgili kabulleri eleştirel söylem çözümlemesiyle analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda bu söylemlerin, geleneksel toplumsal cinsiyet rollerini meşrulaştıran niteliği ortaya çıkarılmış, söylemlerin pekiştirdiği kadınlık-erkeklik rollerine bakıldığında ideal vatandaşın erkek olarak temsil edildiği görülmüştür. Kamusal alanın erkek denetiminde olması, istihdam, servet, dini liderlik gibi alanlarda erkek hakimiyetinin bulunması kadınları eşit vatandaşlıktan dışlamaktadır. Analiz, milliyetçilik sembollerinin iyi/kahraman karakterlerle özdeşleştiğini, erkeklerin (erkekliklerin) arasında geçen ideal vatandaşlık mücadelesini milliyetçi, muhafazakar öznenin kazandığını göstermektedir. Yerli dramada, mutluluk, iyilik ve adalet gibi değerler ile muhafazakarlık arasında pozitif bir ilişki kurulmuş; toplumsal düzenin sağlanması için dini kurallara bağlı yaşanması gerektiği vurgulanmıştır. Televizyonun ideoloji aktarma fonksiyonuna katkı sağlayan Sen Anlat Karadeniz, ideal vatandaşlığın temsilinin Türk-Müslüman-erkek özne aracılığıyla hayat bulduğu bir yapım olmuştur. Anahtar Kelimeler: Toplumsal cinsiyet, Kültürel Çalışmalar, Feminist Teori, İdeal Vatandaşlık, Eleştirel Söylem Çözümlemesi, Sen Anlat Karadeniz

Eleştirel söylem çözümlemesiKültürel çalışmalarTelevizyon+4
Hazal Güvenç
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşme bağlamında yerel televizyonlarda kültürün temsili: Şanlıurfa

Bir kavram olarak küreselleşme, toplumların giderek birbirine bağımlı hale geldiği süreci ifade eder. Küreselleşmenin kültürel boyutunu araştıran çalışmaların ortak sorusu, sürecin küresel bir kültür yaratıp yaratmadığı olmuştur. Bu bağlamda yapılan tartışmalarda, toplumların kendine has kültürel özelliklerinin giderek kaybolması bir tehdit olarak görülürken, küresel medya şirketlerinin yayın organları, dünya üzerinde yaygınlaşan bu kültürel aynılaşmanın baş aktörlerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle Amerikanlaştıran, tek-tipleştiren yayın anlayışına sahip küresel medya ortamında, farklı kültürleri temsil etme potansiyeli yerel medyanın önemini arttırmıştır. Uydu yayıncılığının yerel televizyonlara kendini daha geniş bir alanda ifade etme olanağı sunması da bu doğrultudaki beklentileri yükseltmiştir. Bu tez teoride uydu yayıncılığı sayesinde kendine özgü olan kültürel değerleri küresel mecraya taşıma şansına sahip olan yerel televizyonların, bu kapasiteyi gerçekte ne kadar kullanabildiği, ne kadar küreseli ne kadar yereli temsil ettiği sorusunu merkezine almıştır. Çalışmanın amacı, toplumları giderek aynılaştıran küresel kültürün yaygınlaşmasına aracılık eden küresel medya yayıncılığı ortamında, yerel televizyonların yerel kültürleri yansıtabilme dolayısıyla kültürel çoğullaştırma potansiyeline sahip bir araç olup olmadığını ortaya koymaktır. Bu bağlamda araştırma Türkiye'de Şanlıurfa şehrinde uydu frekansından yayın yapan dört yerel televizyon kanalını örneklem olarak seçmiştir. Bu kanalların en çok izlenen saatlerinde yayınlanan 25 programında, yerel kültürün nasıl yansıtıldığı analiz edilerek küreselleşme; kültürel aynılaşma ve farklılaşma kavramları ile ilişkisi ortaya konulmuştur. Tezde Şanlıurfa kültürünün ayırt edici unsurlarını belirlemek üzere, şehrin yerlileri olarak ele alınabilecek kişilerle ve yerel yayın kurumlarının temsilcileriyle derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Kültürün oluşturucu öğeleri olarak belirlenen temalar niteliksel içerik analizi yöntemi ile incelenerek, yerel televizyonlarda yerel kültürün temsil edilme biçimi ortaya konmuştur. Araştırma yerel televizyonların kültürel anlamda çoğullaştırma imkanlarını göstermesi bakımından önemlidir. Çalışmanın sonucunda yerel televizyonların biçimsel olarak küresel medya yayıncılık anlayışının etkisinde olsa da yerel kültürel farklılıkları yansıtması bakımından önemli bir potansiyele sahip olduğu görülmüştür.

KültürKültürel aktarımKültürel değerler+7
Ebru Okutan Akalın
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada kadınlara yönelik dijital şiddet

Yapılan bu araştırmanın amacı; Türkiye'deki aktif internet kullanan kadınların maruz kaldıkları dijital şiddeti saptamak, dijital şiddetin nedenlerini araştırmak ve kadınların bu dijital şiddeti nasıl karşılayıp bu şiddetle nasıl mücadele ettiklerini anlamaktır. Çalışma kapsamında, yapılan literatür taramasının ardından, 18 kadınla derinlemesine mülakat yapılmıştır. Yapılan yarı yapılandırılmış açık uçlu derinlemesine görüşmelerde; araştırmanın soruları üniversite öğrencisi kadınların anlatı ve ifadeleri, düşünce ve değerlendirmeleri ışığında cevaplandırılmaya çalışılmış, oluşturulan sorular ise yapılan literatür taramasından yola çıkarak hazırlanmıştır. Betimleyici araştırma modelinin kullanıldığı nitel bir araştırma yürütülmüştür. Araştırma içinde dijital yerli olarak tanımlanan, sosyal medyayla büyüyen ve düzenli olarak sosyal medya kullanan kadınların büyük bir çoğunluğunun dijital şiddete maruz kaldığı, şiddete maruz kalmayanların dahi bu şiddetin ihtimaliyle yaşadıkları tespit edilmiştir. Kadınların en fazla maruz kaldıkları dijital şiddet vakalarının tanınmayan kişiler tarafından gönderilen istenmeyen mesajlar, yakın çevreden kişilerin özel alanı gaspı ve kendilerini ifade etme şekillerine müdahale edilmesi olarak karşımıza çıkmıştır. Dijital şiddete maruz kalan katılımcıların duruma karşı en çok geliştirdikleri tepkinin kişiyi engelleme, gelen mesaj ve tepkileri yok sayma ve kendi hesaplarını gizleme olduğu belirlenmiştir. Kadınların tamamının ilerleyen şiddet vakaları için hukuka güvenmedikleri ancak yine de bir alternatif olarak gördükleri belirlenirken, şiddet uygulayanın ifşasının da kadınlar için geçerli ve tercih edilebilir bir yöntem olduğu ortaya konmuştur. Yapılan literatür taraması ve bu görüşmeler sonucunda birçok imkânı aynı anda sunması, zaman ve mekânı ortadan kaldırması, ucuz ve kolay erişilebilirliğiyle sürekli kullanıcı kitlesi artan sosyal medyanın yeni bir şiddet alanı da oluşturduğu ortaya konularak bu sorunlara ilişkin yapılması gerekenler tavsiye niteliğinde sunulmuştur. Anahtar kelimeler: dijital şiddet, sosyal medya, kadına yönelik şiddet, ataerki, ağ toplumu.

KadınlarSanal ağlarSiber şiddet+3
Elif Yıldırım
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital medya ve mekânın dönüşümü

Bu tez, çağdaş toplumların teknolojik paradigması olan dijitalleşme ile ortaya çıkan yeni medya teknolojileri ile mekân arasındaki ilişkiyi konu edinmektedir. Yeni dijital iletişim ve medya teknolojileri ile toplumsal yaşamın en temel koordinatlarından biri olan mekân arasındaki birliktelikle gündeme gelen melez/hibrit mekânların, mekânı deneyimleme biçimimize nasıl etki ettiği bu çalışmanın temel sorunsalıdır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada literatür taraması yapılmış; birey/toplum, mekân ve teknoloji arasındaki bağlantı kurulmaya çalışılmıştır. Yaşanan mekânsal dönüşümü anlamak için öncelikle tarihsel bir çerçeve çizilmiş ve mekân; kapitalizm, modernite, medya teknolojileri ve gözetim ekseninde makro ölçekte ele alınmıştır. İkinci bölümde yeni-dijital medya teknolojileri ile gündeme gelen melez mekân ve artırılmış mekân gibi güncel kavramlar ele alınmış ve bu dönüşümü ortaya çıkaran teknolojik gelişmelere bakılmıştır. Bireyleri melez mekânda konumlandırma yeteneğine sahip olan dijital haritalama sistemleri üzerine inşa edilen konumsal medya teknolojileri ile medyanın mekânsallaştığı öne sürülmüştür. Çalışmanın sorunsalı ekseninde dijital medya teknolojilerinin gömülü olduğu kentsel mekânlarla etkileşim halinde olan konumsal medya pratikleri sınıflandırılarak tüm dünyada yaygın olarak kullanılan uygulamalar betimsel bir yöntemle mevcut literatür üzerinden incelemiştir. Dijital konumsal medya teknolojileri ile fiziksel mekân arasındaki iç içe geçmişliğin, bu iki dünya arasındaki geleneksel ayrımları ortadan kaldırdığı yeni bir mekân deneyimi ve algısı yarattığı görülmüştür. Melez mekânlar sadece bireyin deneyimini değil genel anlamda toplumsal yaşamın bütününü yeniden şekillendirmektedir. Fiziksel mekân dijital medya ile güçlendirilirken, bireylere dair mekânsal verilerin de ortaya çıkmasına neden olmakta ve gözetimin yeni bir türü olarak jeo-gözetimi doğurmaktadır. Dijital medya ve mekân arasındaki ilişkiyi anlamak için resmin bütününe bakmak bu anlamda gittikçe önem kazanmaktadır. Bu sebeple mekânsal dönüşümler sonuç bölümünde olanaklar ve tehditler ekseninde tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: dijital medya, mekân, konumsal medya, mekânsal medya, melez mekân, artırılmış mekân, mekânsal veri, jeo-gözetim

Elektronik medyaKentsel mekanMedya+5
Ayşe Gül Toprak
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1990'larda Türkiye sinemasında sınır kimlikler

Bu tez çalışması Türkiye'nin sinema tarihinde hem bir çöküş dönemi, hem de bir dönüm noktası olarak anılan 1990'ların barındırdığı biraradalıkları akışkanlıkları ve dinamiklikleri bağlamında anlamaya çalışacaktır. Türkiye'nin 1990'lardaki toplumsal, kültürel, siyasal, ekonomik, teknolojik dönüşümü sonucunda önceki dönemlerde benimsenmiş olan hatlardan sapılması ile yeni ve farklı görme ve algılama biçimlerinin sinemanın imkânları dahilinde nasıl mümkün hale geldiği queer kuramın yerelleştirilmesi ve sinemayla ilişkisinin kavranması aracılığıyla incelenecektir. Örneklem olarak Türkiye'nin bulunduğu coğrafyadaki kültürlere bir şekilde temas etmiş ve çoğunlukla göçmen olarak büyük kentlerin karanlık arka sokaklarında ikamet etmekte olan bireylerin gündelik yaşam deneyimlerini ve pratiklerini, yine onların çeşitli ve çoğul zamansallıkları ve mekânsallıkları dahilinde ele alan 1990'lardan seçilmiş üç filmin görsel metin çözümlemesi için kesişimsel feminist metodoloji izlenerek eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılacaktır. Tez, bu doğrultuda, düşünce üretebilme ve bu düşünceleri seyircisinin zamanına, mekânına, algı dünyasına sızdırabilme becerisi olan sinema aracılığıyla halihazırda mevcut olan çeşitliliklerin ve çoğullukların erişime açılmasına fırsat sunarak normativitenin teke indirgeyici, baskılayıcı, ötekileştirici kategorilerine karşı bir direniş ve mücadele alanı sağlanıp sağlanamayacağını irdeleyecektir.

AltkültürKimlikKimlik inşası+4
Eda Yetim
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Son dönem anaakım Türkiye sinemasının popüler kültür kuramları açısından incelenmesi

Bu çalışmada amaçlanan öncelikle Son Dönem Türkiye Sineması'nı bir dönem olarak okumak ve bu bağlamda sinemanın bir popüler kültür ürünü olduğu varsayımıyla bu dönemin bir analizini yapmaktır. Bu analiz yapılırken, konuyu olumlu ya da olumsuz bir yaklaşımla ele alan popüler kültür kuramlarından yararlanılmıştır. Tezin ilk bölümünde popüler kültüre ilişkin önemli eserler, düşünceler ve kavramsallaştırmalar ele alınmıştır. İkinci bölümde ise öncelikle yakın dönemde Türkiye'de yaşanan toplumsal, kültürel ve ekonomik değişimler ele alınmış, bu değişimler çerçevesinde Türkiye'de popüler kültür ve Son Dönem Türkiye Sineması değerlendirilmiştir. Daha sonra, ekonomi politik perspektifinden, Türkiye sinemasının üretim, dağıtım ve gösterim boyutundaki güncel koşullar ve bu koşulların sinemaya olan etkisi incelenmiş ve endüstriyel film üretiminde bir tekelleşme ve oligopoli eğilimi olduğu saptanmıştır. Bu eğilim, Türkiye'deki film üretimi süreçlerinde doğrudan ya da dolaylı olarak etkili olmakta, film endüstrisini şekillendirmektedir. Özellikle dağıtım ve gösterim sektörleri bir filmin hangi salonlarda kaç kopyayla gösterime gireceği, kaç hafta gösterimde kalacağı gibi konularda son derece belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu durum gösterime giren filmlerin gişe başarısı elde etmesinde ve popülerleşmesindeki önemli faktörlerden biridir. Son olarak, yakın dönem Türkiye sinemasında belirgin bir türleşme eğilimi olduğu varsayımından hareket ederek, sinema ve popüler kültür bağlamında "tür" kavramı analiz edilmiştir. Türleşmenin popüler sinemanın genel yapısının şekillenmesi üzerinde oldukça önemli bir etkisi vardır. Bu nedenle, yakın dönemin sinemasını incelerken, tek tek tür başlıklarının altında, yakın dönemde üretilmiş filmlerin tema ve anlatı yapısı incelenmiştir. Yakın dönemin filmlerinin, birbirleriyle olan benzerlikleri ve ortak yanları saptanmıştır. Bu bölümde, anaakım sinemada, türlerin kendine özgü yapılarının olduğu ve genel olarak özgün anlatı biçimlerinin ve temaların ortaya çıkmadığı, başarısı test edilmiş formüllerin ve kodların tekrarlandığı tespit edilmiştir.

Popüler kültürSinemaTürk sineması
Hakan Kürkçüoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
11
DoctorateOpen AccessTR

Sanal gerçeklik, hakikat kavramının dönüşümü ve popüler kültürdeki yansımaları

İnsanoğlu ilkçağlardan itibaren evreni anlamaya, görünen dünyanın gerisinde ne olduğunu çözmeye çalışmıştır. Daha çok duyu organlarıyla algıladıklarını "gerçek" kabul etme eğiliminde olan insan, doğanın ve evrenin temelinin maddi mi, yoksa "maddi olmayan" mı olduğu üzerine fikir ayrılıklarına düşmüştür. Evrenin temelinde ne olduğu anlayışı sürekli değişim geçirse de, bütün düşünce tarihi, bu temel çerçevesinde yaklaşımlar üzerine kuruludur. 20. yüzyılın ortalarından itibaren gerçekleşen teknoloji devrimi, ekonomik, kültürel ve sosyal uygulamalara hükmederek, yaşamın tüm alanlarında alışkanlıkları değiştirmiştir. Teknoloji insanların hayatını sanal ortamlara taşımaktadır. Sanal gerçeklik teknolojisi (virtual reality), dış dünyayı bloke edip, duyu organlarını aldatarak kullanıcıyı sayısal bir dünyanın içine daldırabilmektedir. Gün geçtikçe gelişen bu teknolojinin, fiziki gerçekliğe alternatif oluşturması mümkündür. Böyle bir ortamda "gerçeklik", "sanal" kavramları ve bilgi edinme süreçleri dönüşüme uğramaktadır. İnsanlığın hakikat arayışı sanal gerçeklik teknolojileriyle yeni bir döneme girmiştir. Hakikat arayışını felsefe üzerinden yapan insan, kendini anlamlandırmak için sanatsal ürünleri kullanmıştır. İnsanın ve toplumun gerçeklikle kurduğu ilişki, popüler sinema filmlerinin konusu olmuştur. Sanal gerçeklik evreninde hakikat arayışının toplumsal iz düşümlerini ele almak için, 90'lardan bu yana, filmlerin sanal gerçeklik teknolojisine yaklaşımlarını incelemek önemlidir. Fiziki olan ile sanal olanın arasındaki çizginin bulanıklaştığı bu dönemde, artık gerçeğin ne kadar gerçek olduğunu sorgulama noktasına gelinmiştir. Bu tez popüler sinema ürünleri üzerinden insanoğlunun ve toplumun, sanal evrene göçünü incelemeyi amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Gerçeklik, sanal gerçeklik, arkhe, teknoloji, bilinç.

ArkheFilmHakikat+4
Ebru Ağaoğlu Ercan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaratıcı şehirlerin sürdürülebilir kalkınmaya katkısı dizi sektörü bağlamında İstanbul örneği

Sürdürülebilir kalkınmanın mekanı olan yaratıcı şehirler için yaratıcı ve kültürel endüstriler baş aktör konumundadır. Şehirlerin sürdürülebilir kalkınma için yaratıcı ve kültürel endüstrilere ihtiyacı vardır. Bu noktadan hareketle yaratıcı endüstri olarak dizi sektörünün kentlerin sürdürülebilir kalkınmasına katkısını belirlemek amaçlanmaktadır. Araştırmada, Türkiye'de dizi sektörünün kentle ilişkisi ve kent mekanlarını bir çekim platformu olarak kullanmasıyla kentin kalkınmasında yarattığı etki ortaya konulmaya çalışılacaktır. Dizi çekimleri için doğal çekim platformu olarak görülen Balat- Ayvansaray mahalleleri sakinleriyle ve bölgede uzun süre çekilen Çukur dizisinin setinde görev alan sektör çalışanlarıyla yapılan derinlemesine görüşmeler sonucunda dizi sektörünün sürdürülebilir kalkınmaya katkısı konusunda yargıya varmaya çalışılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular neticesinde dizi sektörünün sürdürülebilir kalkınmaya katkısının olumlu yönde olduğu ama potansiyelinin altında kaldığı sonucuna varılmıştır. Dizi sektörü sürdürülebilir kalkınmanın sosyal ve çevresel boyutlarıyla katkı sağlamakla birlikte ekonomik boyutuna sağladığı katkı büyük ölçüde dizi/film kaynaklı turizm sayesinde olmaktadır.

Melis Erduran
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Other supervisors