Theses supervised by Prof. Dr. Osman Altıntaş
22 theses · Osmaniye Korkut Ata University, Başkent University, Giresun University
Türkiye'de yükseköğretim düzeyinde sanat eğitimi uygulamalarında karşılaşılan sorunlar
Bu araştırmanın konusu, Türkiye'de 2023 yılı itibariyle yükseköğretim düzeyinde sanat eğitimi uygulamalarında karşılaşılan sorunları istatiksel verilerle tespit etmektir. Çalışmanın amacı, Türkiye'de yükseköğretim düzeyinde sanat eğitimi uygulamalarında karşılaşılan sorunları inceleyip tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda, yükseköğretim düzeyinde hizmet veren kurumların sanat eğitimi açısından karşılaştıkları sorunlar ele alınmaktadır. Sanat eğitiminde bireysel yaratıcılık vurgulanır ve her bireyin kişisel gelişimi ve düşünme biçimi beslenir ve yönlendirilir. Sanat eğitimi, eğitim ve öğretim hayatının hemen her kademesinde yer alır, ancak bu eğitim sırasında çeşitli sorunlarla karşılaşılır. Bu çalışmada veri toplamak için nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Belirlenen üniversitelerin sanat fakültelerindeki öğretim elemanlarının sanat eğitimi, bilgi ve tutumlarına yönelik beşli likert tipi derecelendirme ölçeği uygulanmıştır. Veriler, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, Kahramanmaraş Sütçü İman Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nin sanat bölümlerindeki sanat eğitimcilerine web.2.0 aracı kullanılarak ve e-posta gönderilmesiyle toplanmıştır. Toplanan verilerin istatistiksel analizi için SPSS programı kullanılmıştır. Anket sonuçları, 'sanat eğitimi kurumları için fiziksel altyapı önemlidir', 'sanat eğitimi kurumları için insan kaynağı önemlidir', 'sanat eğitimi için politik ortam önemli değildir', 'sanat eğitimi için ulusal kültür önemli değildir', 'sanat eğitimi için evrensel kültür önemlidir', 'sanat eğitimi için karma eğitim modelleri gereklidir', 'sanat eğitimi için sosyal ve kültürel alanlar önemlidir' ve 'Sanatın ivme kazanması şu anda sanat eğitimcilerinin doğru eğitimi ile mümkündür' ifadelerinin katılımcıların çoğunluğu tarafından kabul edildiği görülmüştür. Öte yandan, 'kültürel ve sosyal altyapı olanakları sanat eğitimi için önemli değildir', 'görsel iletişim alanı sanat eğitiminin gelişimi için çok önemli değildir', 'sanat ve eğitim arasındaki ilişki toplumda sanatı olumlu ya da olumsuz etkileyebilir', 'müze ve galeri gibi kültürel alanlar , 'sanat eğitimcisi için çok gerekli değildir', 'sanat eğitiminde pedagojik dil önemlidir', 'din sanat eğitimini etkileyen bir faktördür' ve 'sanat eğitimcisi yetiştirmek için sadece atölye dersleri yeterlidir' ifadelerine katılmadıkları tespit edilmiştir.
Toplumsal gertçekçi sanatçılardan Nuri İyem, Neşet Günal, Nedim Günsür, Aydın Ayan ve Nedret Sekban'ın sanat anlayışı ve eserlerinin ontolojik açıdan çözümlenmesi
Türk resim sanatının toplumsal gerçekçi sanatçıları Neşet Günal, Nedim Günsür, Nuri İyem, Aydın Ayan, ve Nedret Sekban'ın eserlerini ontolojik açıdan detaylı bir şekilde inceleyerek, bu sanatçıların sanatsal dilini anlama amacını taşımaktadır. nitel bir yöntem olan doküman incelemesi yöntemine dayanmaktadır. Araştırmanın kapsamlı sonuçları şu şekildedir: Neşet Günal'ın eserlerinde, kırsal yaşam ve emeğin sembolizmi ön plandadır. Günal, çiftçilerin ve köylülerin günlük yaşamlarını, tarım sahnelerini, ve toplumsal adaletsizliklere dair derin bir eleştiriyi eserlerinde belirgin bir Şekilde ortaya koymaktadır. Renk ve figüratif anlatımıyla Günal, varlık değerlerine vurgu yaparak izleyiciyi düşündürmeyi amaçlamaktadır. Nedim Günsür'ün eserlerinde, şehir yaşamının karmaşıklığı ve insan ilişkileri detaylı bir şekilde işlenir. Günsür, modern hayatın getirdiği izolasyonu ve yabancılaşmayı sıkça ele almıştır. Kompozisyonlarındaki detaylı görsellik, izleyiciyi düşündürmeye teşvik eder. Nuri İyem, genellikle kadın figürlerini merkeze alarak onları sembolik bir derinlikle tasvir eder. İyem'in eserlerindeki dramatik atmosfer, yoğun bir duygusal deneyim sağlayarak, kadınların güçlü ve hassas yanlarını bir araya getirmektedir. Aydın Ayan'ın eserleri, genellikle savaş sonrası dönemi ve toplumsal dönüşümü yansıtır. Sanatçı, sıklıkla savaşın yıkıcı etkilerini ve insanların bu zorlu dönemdeki yaşam mücadelelerini resmetmektedir. Nedret Sekban'ın eserleri daha çok doğa ve insan arasındaki ilişkiyi işler. Deniz, gökyüzü ve kırsal manzaralar, sanatçının eserlerinde belirgin motiflerdir. Sekban'ın eserlerinin en dikkat çekici yönü, doğanın, insanın duygusal ve psikolojik durumunu nasıl yansıttığını anlamaya odaklanmasıdır. Bu beş sanatçının eserleri incelendiğinde, Türk resim sanatının toplumsal gerçekçilik sanat eğilimi, çeşitli yönleri ve derinliği ile göze çarpmaktadır. Eserler, toplumun çeşitli katmanlarından alınan imgelerle zenginleştirilmiş ve ontolojik değerlerle derinleştirilmiştir. Renk, kompozisyon, sembolizm ve temalar, her sanatçının kendi özgün anlatımını yaratmasına yardımcı olmuştur. Bu araştırma sınırlı sayıda sanatçının eserlerini içermekte ve sadece ontolojik açıdan bir analiz yapmaktadır. Daha geniş bir perspektiften bakabilmek için, gelecekteki araştırmalarda bu sanatçıların diğer sanatsal ve kültürel bağlamları da dikkate alınmalıdır. Ayrıca, ontolojik açıdan yapılan analizlerin yanı sıra sanatçıların biyografik ve sosyal etkilerini inceleyen çalışmalara ihtiyaç vardır. Türk resim sanatının toplumsal gerçekçi sanatçılarının, eserlerinin özgün dilini ve toplumsal mesajını anlamak, sanatın derinliğine inmek ve izleyiciyi düşündürmek, eserleri ontolojik açıdan analiz etmeye yönelik bir adım olmuştur. yapılan bu analizler, sanat tarihine ve kültürüne önemli bir katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Ontolojik Çözümleme, Toplumsal Gerçekçilik, Türk Resim Sanatı.
Türk resminde oryantalist eğilimler ve Osman Hamdi Bey'in eserlerine yansımaları
Bu tez, Türk resmindeki oryantalist eğilimleri ve Osman Hamdi Bey'in eserlerindeki yansımalarını incelemektedir. Oryantalizm, Batı sanatında Doğu'nun bir imgesini ve algısını yaratma çabası olarak ortaya çıkmıştır ve bu süreç Türk resmini çeşitli şekillerde etkilemiştir. Tez, öncelikle Oryantalizmin tanımını ve tarihsel gelişimini, bu hareketin Batı'da nasıl şekillendiğini ve önemli ressamların eserlerindeki ortak özellikleri incelemektedir. İkinci bölümde, Türk resmindeki oryantalist etkilerin, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Batılı ressamların etkisinin ve bu temaların Türk ressamlarının eserlerinde nasıl yer bulduğunun ayrıntılı bir analizi sunulmaktadır. Osman Hamdi Bey'in eserleri özellikle kültürel etkileşim ve figüratif anlayış açısından öne çıkmaktadır; eserleri Doğu ve Batı'nın sentezini başarıyla yansıtmaktadır. Tez ayrıca Osman Hamdi Bey'in eserleri ile diğer Türk ressamların eserleri arasındaki ortak temaları ve özellikleri vurgulamaktadır ve oryantalist eğilimlerin Türk sanatında nasıl bir dönüşüm sürecine yol açtığını ortaya koymaktadır. Son bölümde ise sonuçlar değerlendirilip analiz edilerek, sanatçıların kimlik arayışı, toplumsal yansımaları ve kültürel anlam derinliği açısından Türk resminde oryantalist eğilimlerin önemi vurgulanmıştır. Bu çalışma, sanat tarihi konusunda önemli bir bakış açısı sunmayı, oryantalizmin Türk sanatındaki yerini ve Osman Hamdi Bey'in bu harekete katkılarını ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Doğal sayıların tarihsel gelişimi ve ilköğretim matematik programındaki doğal sayıların öğretimi ile karşılaştırılması
Bu çalışma, doğal sayıların tarihsel gelişimi ve günümüz ilköğretim programındaki doğal sayıların öğretimi ile karşılaştırılması amacı ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla birinci bölümünde İlk Çağ Mağara İnsanından başlanmak üzere, Eski Mısırlılar, Mezopotamyalılar, Eski Yunanlılar, Romalılar, Hintlilerde doğal sayıların gösterimi ve öğretimi araştırılmıştır. Ünlü bazı matematikçilerden ve sıfır'ın tarihsel gelişiminden bahsedilmiştir. İkinci bölümde; günümüz ilköğretim matematik öğretim programı incelenmiş ve doğal sayıların günümüzde öğretimi açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise, doğal sayıların geçmişteki gösterimleri ile günümüzdeki gösterimleri ve doğal sayılarla işlemlerin geçmişte nasıl yapıldığı ile günümüzde nasıl yapıldığı karşılaştırılmıştır. Son bölümde ise üçüncü bölümdeki karşılaştırmalardan çıkarılan öneriler ve sonuç sunulmuştur. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır.
İlköğretim matematik öğretmen adaylarının problem çözmede modelleme ve işlem başarılarının belirlenmesi
Günümüzde matematiksel düşünme, günlük hayatla matematik arasında ilişki kurabilme, iletişim yoluyla matematik kavramlarını kullanabilme, etkili ve doğru çıkarım yapabilme, eğitim çalışmalarının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Ülkemizde 2005 yılında yapılan eğitim çalışmalarına paralel olarak ilköğretim matematik programında günlük yaşam problemlerini anlayabilme, sorgulayabilme, analiz edebilme ve matematiksel dili kullanarak ifade edebilme özellikleri vurgulanmaktadır. Matematiksel modelleme ile ilgili araştırmalar incelendiğinde, modellemenin matematik eğitiminde belirtilen özellikleri öğrencilere kazandırılabileceği görülmektedir. Matematiksel modelleme etkinlikleri öğrencilerin günlük yaşam problemleriyle yüzleşmesini ve çözüm yolları üretmesini sağlamaktır. Öğrencilere, problem çözümünde yöntem ve tekniklerin belirlenmesinde, öğrencilerin ilgisinin artırılmasında, matematiksel modelleme etkinliklerine yönelik olumlu tutum geliştirmede öğretmenlerin rehberlik edebilmesi büyük önem taşımaktadır. Matematiksel modelleme ilköğretim matematik öğretmenliği programında yer almamaktadır. Matematiksel modelleme ile ilgili çalışmalara bakıldığında matematik öğretim programında matematiksel modellemeye de yer verilmesinin gerekliliği vurgulanmaktadır. Bu bağlamda matematik öğretmeni yetiştiren kurumlarda eğitim gören öğretmen adaylarının matematiksel modelleme yeterlilikleri büyük önem taşıyacaktır. Bu araştırmada modellemenin matematik öğretiminde öğretmen adayları tarafından kullanılması incelenecektir. Araştırmanın amacı, ilköğretim matematik öğretmen adaylarının matematiksel modelleme ve işlem başarılarının tespit edilmesidir. Çalışmanın öğretmen adayları ile ilgili olmasının sebebi, öğretmen yetiştirmede, programlara bu çalışmanın sonuçlarının katkı sağlayacağının düşünülmesidir. Çalışmanın katılımcıları bir vakıf üniversitesinin eğitim fakültesine bağlı ilköğretim matematik öğretmenliği lisans programının 1,2, 3 ve 4'üncü sınıflarına kayıtlı toplam 50 öğretmen adayıdır. Araştırmacı tarafından geliştirilen modelleme etkinlikleri veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Bu sorular matematik alanında araştırmacı olan bir profesör ile oluşturulmuştur. Bu araştırmada ilköğretim matematik öğretmen adaylarının matematiksel modellemenin ve işlem becerilerinin problem çözümündeki katkısı ortaya konulmuştur. Çalışmanın sonuçlarına bakıldığında, 50 öğretmen adayının soru çözümlerinde işlem basamaklarındaki becerileri, modelleme basamaklarındaki becerilere oranla daha fazladır. Sınıf düzeyleri, puan ortalamalarıyla karşılaştırıldığında ise, 3. ve 4. sınıflar, 1. ve 2. sınıflardan daha fazla başarı sağlamışlardır. Araştırma sonucunda, verilerin analizi ışığında, ilköğretim matematik öğretmen adaylarının, gerçek hayattan alınan matematik problemlerini yanıtlarken sınıf düzeyleri gözetmeksizin 1.,2.,ve 3. sorularda modelleme basamağında işlem basamağına göre daha fazla başarı sağlandığı görülmüştür. 4. ve 5. sorularda ise işlem basamağında modelleme basamağına göre daha fazla başarı sağlanmıştır. Genel olarak incelendiğinde sınıf düzeyleri gözetmeksizin modelleme basamağında başarının daha fazla olduğu görülmüştür. Yanıtlanan problemlerdeki puanların analizi doğrultusunda, sınıf düzeylerine yani gruplara bakıldığında 1. grubun (1. ve 2. Sınıflar ), 2. gruba (3. ve 4. Sınıflar ) göre daha başarısız olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarına dayalı olarak, katılımcıların gerçek hayatta karşılaşabilecekleri bir problemi matematik diline aktarabildikleri yani modelleme yapabildikleri fakat matematiksel modeli işlemlerle doğru sonuca ulaştıramadıkları görülmüştür. Modelleme becerisinde, işlem becerilerine göre daha yüksek başarı sağladıkları tespit edilmiştir. Araştırmanın katılımcıların problem çözümünde modelleme ve işlem becerilerindeki eksiklikler belirlenerek, doğru modelleme ve cebirsel işlemlerin doğru kullanımı ile başarıların artmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Türk afiş sanatının gelişiminde İhap Hulusi Görey ve çağdaş Türk grafik sanatına etkisi
Türkiye'deki grafik sanatların gelişimi içerisinde ele aldığım "Afiş ve Afiş Gelişimi" konusunun, döngüsel ve dönemsel süreçlerdeki değişikliklerinin sanatçılar ve tasarımcıların elinde nasıl vücut bulduğu irdelenmiş ve incelenmiştir. Tüm sanat dalları gibi grafik sanatları da döneminin izlerini yansıtarak toplumun aynası olma görevini görmüştür. Bu anlamda Müteferrika'nın ilk bastığı "Vankul"la başlayan basılı yayın, zaman içerisinde sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel gelişimini tamamlayıp "belgeleyici" bir nitelik kazanmıştır. Yapılan araştırmada, grafik sanatların tarihi kronolojisinde, geçmişle bağını koparmayan ve yüzünü her daim gelişmeye çeviren grafik sanatların kimlik sorununun 1950'li yıllara kadar devam ettiği ve 1960'lı yıllarda büyük bir kırılma yaşadığı görülmektedir. Araştırmada, Osmanlı Devleti ve Cumhuriyet dönemi arasında köprü görevi gören İhap Hulusi Görey'in güçlü grafik üslubu ile çağdaşları ve çağdaş Türk grafik sanatına etkisi incelenmiştir. Görey'i çağdaşlarından ayıran en önemli özellik dönemin Almanya'sında aldığı sanat eğitimi ve bu eğitimin bir yansıması olan "Grafiksel Resimleme Tekniği" ile buluşturduğu lekesel formlar ve sert gölgelerdir. Çalışmalarında, hocası Ludwig Hohlwein'in izlerini yansıtırken geleneksel olarak kullandığı sulu boya resimleme tekniğini ülkenin içinde bulunduğu konjonktürle harmanlayarak doğrudan mesajlar ileten bir grafik malzemeye dönüştürmesi bir başka önemli özelliğidir. Bu araştırmada kullanılan nitel araştırma yöntemiyle Görey'in farklı zaman aralıklarında çalıştığı on dört afişi ve bir kitap kapağı illüstresi üzerine uzman görüşüyle on sekiz soru geliştirilmiştir. Geliştirilen sorularla, afiş tasarım kriterleri kapsamında tipografi ve tipografik düzenlemeler, grafiksel dil ve anlatım biçimleri incelenmiştir. Görey'in sanatıyla Türkiye'nin gelişim evresinde ve aydınlanma sürecinde sosyal, siyasi, kültürel, ekonomik ve ideolojik kavramlara nasıl yön verdiği araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Afiş, Tipografi, İllüstrasyon, Grafik Tasarım
Bilgisayar destekli sanat eğitiminin genel sanat eğitimine katkıları
Giresun Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu'nda bulunan ikinci sınıf grafik bölümü öğrencileri, Giresun Üniversitesi Görele Güzel Sanatlar Fakültesi resim baskı sanatları ve grafik bölümü birinci, ikinci ve üçüncü sınıf öğrencileri, Ordu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi resim ve grafik bölümü, birinci, ikinci ve üçüncü sınıf öğrencilerinin bilgisayar destekli sanat eğitiminde kullanılan araç ve yazılımlara yönelik ilgi düzeyleri ve bu tutumlara etki eden değişkenleri bölümlere göre değişen tutumları tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma anket çalışması, 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında belirtilen fakültelerde öğretim gören 177 öğrenciye uygulanmıştır. Araştırmadaki istatiksel analizler SPSS programı kullanılarak çözümlenmiştir. Elde edilen veriler t-testi, aritmetik ortalama, standart sapma (Ss), frekans (f), yüzde (%), Cronbach alfa, çapraz tablo, p değeri (istatiksel anlamlılık), F istatistiği gibi işlemlerle analiz edilerek tablo ve grafik hâline getirilmiştir. Giriş bölümünde problem, çalışmanın amacı, önemi, sınırlılıkları ve varsayımlarına yer verilmiştir. Araştırmanın kuramsal açıklamalarında tutum, tutumun özellikleri, tutum çeşitleri, Likert tipi tutum ölçeğine yer verilmiştir. Yöntem bölümünde çalışmada kullanılan araştırma modeline, veri toplama tekniklerine ve verilerin çözümlenmesine yer verilmiştir. Bulgular ve yorumlar bölümünde elde edilen veriler çözümlenerek yorumlanmıştır. Sonuç ve öneriler bölümünde verilerin sonuçlarına, çeşitli önerilere; grafik ve resim bölümü öğrencilerinin bilgisayar destekli sanat eğitimine karşı genellikle olumlu tutum gösterdiği, bazı tutumlarda genel olarak resim bölümü öğrencilerinin olumsuz tutum gösterdiği saptanmıştır. Resim bölümü öğrencilerinin bu olumsuz tutumlarının nedenleri ve değiştirilmesi için yapılması gerekenler araştırmanın öneriler kısmında belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bilgisayar destekli sanat eğitimi, sanat eğitimi, 2B, 3B, 2B sanat eğitimi, 3B sanat eğitimi.
Tokat kalıp baskı yazma halk kültürü ve plastik açıdan incelenmesi
Tokat kalıp baskı yazma sanatının; motif, renk, baskı kalıp ve kompozisyon özelliklerini belirleyerek halk kültürü ile plastik açıdan ele alınıp değerlendirildiği bu çalışma bu sanat dalı konusunda ilgili literatüre katkı sağlanmak amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma, 2018-2019 yılları arasında Tokat ilinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ''doküman analizi yöntemi'' kullanılmıştır. Tokat elvan yazmaları, 13 tane olmasına rağmen 10 tanesine ulaşılmış, 3 tane yazma ve kalıp örneğine ulaşılamamıştır. Değişik yöre kalıplarıyla Tokat'ta basılan elvan yazmalarından ise 14 tane olmalarına rağmen 10 tane yazma ve kalıp örneğine ulaşılarak bunlar çalışmaya konu edilmiştir. Halk kültürü ve plastik açıdan incelediğimiz 14 tane kalıp baskı ile ahşap oymacılığı, taş mermer oymacılığı, kalem işlerinin birbirlerine ana merkezler olarak; ritim, denge, renk, şekil yönünde kompozisyon sağladığı ve benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Sonuçta literatüre katkı sağlayıp unutulmaya yüz tutmuş Tokat kalıp baskı tekniğine ait ürünlerden bir derleme sunduğumuz bu tez çalışması ile bazı motiflere de ulaşılmamıştır. Bu konuda gelecekte araştırma yapacaklara bizim ulaşamadığımız bazı örneklerle ile ilgili yeni çalışmalar yapmaları tavsiyesinde bulunulabilir. Anahtar Kelimeler: Tokat yazmacılığı, Kalıp baskı, Motif ve desen
Tarihsel süreç içerisinde resim sanatında kolaj tekniği ve önemli temsilcilerine ait eserlerin plastik değerler açısından incelenmesi
Çalışma, "Tarihsel Süreç İçerisinde Resim Sanatında Kolaj Tekniği ve Önemli Temsilcilerine Ait Eserlerin Plastik Değerler Açısından İncelenmesi" başlıklı araştırmadır. Kolaja ilk olarak, ilkel kavimlerin yaptıkları heykeller üzerinde rastlanmıştır. Mısır sanatında, duvar resimlerinde ve heykellerde görsel etkiyi artırmak için; gözlere altın, gümüş veya yarı değerli taşlar yerleştirilmiş, boya dışında farklı malzeme kullanılmıştır. Kolaj, bir ifade aracı olarak ilk kez milattan önce 200'lü yıllarda Çin'de kağıdın icadı ile kullanılmıştır. 12. yüzyılda Japonya'da hattatlar şiirlerini yazarken metin yüzeylerine yapıştırılmış kâğıtlar ile kolajı uygulamaya başlamışlardır. 15. ve 16. yüzyıllarda ise Gotik katedrallerde altın varak paneller kullanılarak kolajlar oluşturulmuştur. Dinî resimlere, ikonlara, değerli taş ve değerli metaller eklenmiştir. 19. yüzyılda ise kitaplarda kolaj kullanımı görülmüştür. Kolaj, modernist anlamda ise ilk olarak kübist ressamlar Georges Braque ve Pablo Picasso tarafından kullanılmıştır. Braque ve Picasso'nun tuvallerine eklediği atık materyaller, resmin yüzey düzlemi ile buluştuğunda resim üzerine yeni bir bakış açısı getirmiştir. I. Dünya Savaşı sonrasında da sanatçılar, yaşadıkları toplumsal şeyleri eserlerine kolaj ile yansıtmışlardır. 1960-1980 yıllarında siyasi ve toplumsal olayların etkisi, günlük yaşamdaki tüketim öncelikli yaşam şekli, tasarım ve sanat alanında postmodern düşünüşe zemin sağlamıştır. Türkiye'de ise çağdaş dünyaya uyum sağlama süreci 1950'li yıllarda, Türk ressamların resimlerinde soyutlama eğilimlerinin görülmesi ile başlamıştır. Türkiye'de Kolaj sanatını kullanan kübist sanatçılara da D Grubu örnek olarak gösterilebilir. Bu araştırma kolajın tarihsel süreci yanında dünyada ve Türkiye'de bu tekniği uygulayan önemli temsilcilerin kimler olduğu ve ürettikleri kolaj eserlerin analizini bir çatı altında toplamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kolaj, Picasso, Resim
Gümüşhane ili Kelkit ilçesi zilli kilim motiflerinin biçimsel ve plastik değerler açısından incelenmesi
Bu tez çalışmasında Zilli Kilim motiflerinin biçimsel ve plastik değerler açısından İncelenmesi yapılmıştır. Araştırma yöntemi olarak nitel tarama yöntemi kullanılmıştır. Yerli ve yabancı nitel kaynaklar sınıflandırılıp kronolojik olarak düzenlenmiş, çalışmanın ana konusunu oluşturan Zilli Kilim motifleri geçmişten günümüze kadar gelmiş biçimsel değerlerinin yanında plastik değerler açısından incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde araştırmanın amacı, önemi, kapsamı ve yöntemi aktarılmıştır. Zilli Kilimlerin tarihçesi, kilimlerde kullanılan dokuma iplerinin hazırlanışı ve Zilli Kilimlerde kullanılan motifler ve oluşumları ile ilgili kaynak taramalarına yer verilmiştir. İkinci bölümde Zilli Kilim motiflerinin biçimsel açıdan değerlendirmesi yapıldı. Çalışmanın üçüncü bölümünde Zilli Kilim motiflerinin plastik değerler olarak nokta-çizgi, doku, ışık gölge, renk, ritim, yön- hareket, değer, ölçü-aralık açısından değerlendirilmesi geçmişten kalan tekniklerle ve kök boyalardan oluşan dokuma öreklerinin fotoğrafları üzenden değerlendirmesi yapıldı Anahtar kelimeler: Zilli, Biçimsel, Nokta-Çizgi, Doku, Işık-Gölge, Renk, Ritim, Yön- Hareket, Değer, Ölçü-Aralık. Denge, Egemenlik
Osmanlı dönemi Türk minyatür sanatının çağdaş Türk resmine etkileri
Osmanlı Dönemi Türk Minyatür Sanatının Çağdaş Türk Resmine etkileri nelerdir? Konulu araştırmanın amacı; Osmanlı Dönemi minyatür sanatçılarının kimler olduğu, Osmanlı Dönemi minyatür sanatçılarının eserlerinin nasıl analiz edildiği, minyatür sanatından etkilenen Çağdaş Türk sanatçılarının kimler olduğu, minyatür sanatından etkilendiği belirlenen sanat eserlerinin neler olduğu, Çağdaş Türk resim sanatına minyatür sanatının etkilerinin neler olduğudur. Çalışmanın problem durumunu "Osmanlı Dönemi Türk Minyatür Sanatının Çağdaş Türk resmine etkileri nelerdir?" Sorusu oluşturmaktadır. Araştırma Osmanlı imparatorluğu sanatçılarından: Nakkaş Levni, Nakkaş Nigari, Nakkaş Seyid Lokman Aşuri, Nakkaş Sinan Bey, Musavver Hüseyin, Matrakçı Nasuh, Nakkaş Osman, Mehmet Siyah Kalem ve incelenen sanatçıların, Uyuyan Genç Kadın, Sultan 3. Ahmet ve Şehzadesi, Sultan Selim Ok Atarken, Kanuni ve İki has Odalısı, Sultan 2. Beyazıt, Zübdet'ül Tevarih, Fatih'in Gül Koklayan Portresi, Fatih Sultan Mehmet'in Portresi, Sultan 4. Mehmet Tahta, Âdem İle Havva, Süleymanname Tarih-i Feth-i Şikloş Estergon ve Estonibelgrad, Beyan-i Menazil-i Sefer-i Irkatey-i, Sultan 1. Murad'ın Vize, İzceğiz ve Çatalcayı Fethinden sonra bir kavak gölgesinde dinlenmesi, Peştemalcıların tören alanından geçişi, Demonların Dansı, Dans eden şamanlar, adlı eserleri ile sınırlıdır. Çağdaş Türk sanatçılarından: Ülker Erke, Turgut Zaim, Engin İnan, Erol Akyavaş, Devrim Erbil, Nedim Günsür, Taner Alakuş ve incelenen sanatçıların: Kasaptan kaçan öküz, Mevlana'nın Tebrizli Şems ile konuşması, Beşik, Orta oyunu, Mesnevi, İlyas mektubu, Kerbela, Miraçname, Bir Anadolu kasabasında yaşantı, Haliç'e bakış, Cezayir savaşı, Karabasan, Yıldırım Beyazıt, Siyah Kalem tarzı adlı eserleri ile sınırlıdır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Gözlem, görüşme ve doküman analizi gibi nitel veri toplama teknikleri kullanılmıştır. Veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmada analiz edilen sanatçılar ve eserleri amaçlı örneklem yöntemi ile seçilmiştir. Veriler tablo haline getirilerek ekler bölümünde sunulmuştur. Araştırmada Osmanlı Dönemi minyatür sanatı ve tarihçesi, önemli temsilcileri, teknik ve uygulamaları, amaçlı örneklem ile seçilen eserlerin betimsel analizi aktarılmıştır. Çağdaş Türk resminde seçilen sanatçı ve eserleri kompozisyon, düzen, perspektif, biçim, renk, ritim, bakımından ilişkilendirilerek incelenmiştir. Elde edilen veriler sonuç bölümünde yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda Minyatür sanatı kitap anlatımı olarak sanat çevrelerini, yaşam tarzlarını anlatıldığı gibi görülse de çağdaş Türk resim sanatı kompozisyon ve renk, anlatım ilkeleri olarak etkilenildiği görülmüştür. Bu etki yer yer Çağdaş Batı Sanatına etki ettiği geniş örnekleri ile yer almaktadır. Renk ve perspektif, figür, deformasyon, kurgu, çizgi, konu, ışık, soyut biçimler açısından Osmanlı Dönemi minyatür sanatından etkilendikleri ve bu etki doğrultusunda Türk resminden daha çok gelişmekte olan Türk sanatı bu etkileri bizlerden önce faydalanan Avrupalı sanatçılar, bu özellikleri kavrayarak Çağdaş Batı Sanatının klasik resim öğretiminden koparak soyut perspektiften uzak, çağdaş akım alanlarının doğmasına minyatür resminin sanat anlayışının estetik görüşün varlık bulmasında etkili olmuştur. Anahtar Kelimeler: Minyatür, Osmanlı Dönemi, Çağdaş Türk Resim Sanatı.
TRT çizgi filmlerinde kullanılan görsel unsurların 3-6 yaş çocuklarda görsel algı ve sosyal açıdan incelenmesi (Niloya örneği)
Arnheim'e göre "Çocuk resimlerindeki gelişme bir algısal olgudur. Çocuk resimleri gerçek bir yaratmadır. Çocuk gördüğü nesnenin yapısal bir eşdeğerini resimlerinde yaratır. Çocuk bildiğini değil gördüğünü çizer" (Kırışoğlu, 2002, s.75). Çocuklar yaşadıkları ve tecrübe ettiklerini 3-6 yaş döneminde resimleri aracılığıyla ortaya koyarlar, deneyimlerini resimleri aracılığıyla aktarırlar. Resimlerinde bir insan çizerken ne bildiklerini izleyiciye yansıtırlar. Bu onların bilişsel gelişimlerinin bir ifadesidir (Buyurgan, 2003, s.4). Günümüzde anne - babalar her geçen gün çocukların gelişimlerinde büyük rol oynayan çizgi film ve oyuncaklarının, eğitim materyallerinin, görsel algılama test ve envanterlerinin öneminin farkına varmaktadırlar. Bu nedenle özellikle çocukların günlerinin büyük çoğunluğunu geçirdikleri televizyonlarda izledikleri çizgi filmler önemli ve dikkat edilmesi gereken bir husustur. Çocukların algısal gelişimi ve sosyal becerilerinin geliştirilmesinde çizgi filmler, kullanılan görsel öğeleri, karakterleri, olay örgüsü ve vermiş oldukları mesajlar açısından çocukların algılarını büyük ölçüde şekillendirir. Bu araştırmada da Niloya çizgi filmindeki nesneler, olaylar, sosyal beceriler, verilen mesajlar, kahramanlar açısından çocuğun görsel algısı ve sosyal becerisi incelenmiştir. Bu görsel unsurların etkisini belirlemek için yaptırılan resimler ile çocukların çizdikleri anlaşılmış ve yorumlanmıştır. Tez çalışmasının giriş bölümünde; ana problem durumu, cümlesi, alt problem durumları, araştırmanın yapılma amacı, araştırmanın önemi ve sınırlılıkları açıklanmıştır. Birinci bölümde ise; çocuğun gelişimsel dönemleri, algısal gelişimi, görsel algı ve 3-6 yaş dönemi çocukların çizgisel gelişim özelliklerine ait bilgiler yapılan literatür taraması ile elde edilmiş ve detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Yine araştırmanın temel amacına kaynaklık edecek olan çocuğun çizgisel gelişim süreci, evreleri örneklerle açıklanmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde çizgi film tanımı, yapısı, çocuk gelişiminde ki rolü ve örnek olarak seçilen TRT çizgi filmi Niloya'nın tanımı, tarihçesi, karakterleri açıklanmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde araştırmanın yönteminden bahsedilmiştir. Araştırmanın yöntem kısmında izlenen bilimsel yaklaşıma göre araştırmanın modeli, çalışma grubu, verilerin toplanması ve analizi yer almaktadır. Dördüncü bölümde ise bulgular ve yorumlara yer verilmiştir. Verilerin analizinde çocukların çizdikleri resimlerden yola çıkarak daha önce bu konuda yapılmış araştırmaların sonuç, yöntem ve verilerinden yararlanılmıştır. Ayrıca çocuğun çizmiş oldukları resimlerde çizgisel gelişim dönemlerine göre neyi yapıp yapamadıkları açısından somut veriler elde edilmeye çalışılmıştır. Bu veriler ve Niloya çizgi filminin içeriğinde yer alan görsel unsurlar, kahramanlar çocuğun algısal gelişimini, çizgisel gelişimini ve sosyal gelişimini nasıl etkilediğini ortaya koymayı amaçlamıştır. Çizgi filmlerde kullanılan görsellerin çocuğun görsel algısı ve sosyal açıdan etkisi çocuklara çizdirilen resimler yardımıyla incelenmiştir. TRT çizgi filmi "Niloya" örneği üzerinden çocuklara sorulan sorular ile yönlendirmeler yöntem kısmında açıklanmıştır.
Anıtkabir'de bulunan rölyef heykel ve diğer unsurların plastik sanatlar açısından incelenmesi
Türklerde heykel sanatı plastik sanatlar alanında en az yaygın olanıdır. Göktürklerden beri heykelde Türk Sanatı tarihinde birçok sanatçının öncülüğünde hareketler olmasına rağmen, heykel sanatının yerleşmesi, gelişmesi ve bir gelenek oluşturması için bu hareketler yeterli olmamıştır. Eski Türklerin, Göçebe ve yarı göçebe şeklinde yaşam sürmeleri ve daha sonraki yıllarda, İslam dininin etkisiyle az saygı gören ve günah olarak görülen heykel sanatı, sadece batının bakış acısıyla sanat anlamında Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kurulmasıyla gerçekleşmiştir. Batı'da olduğu gibi uzun bir geçmişi olmayan Türk Heykeli, entelektüel temeli oluşturmadan Batı'daki örnekleri izlemek ve denemek zorunda kalmıştır. Heykelde Batı düzeyinde gelişmeyi sağlamak için özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında bu alandaki çalışmalar artmıştır. Alman heykeltıraş Rudolf Belling Türkiye'ye davet edilmesi ve Güzel Sanatlar Akademisi'ne atanması bu yolda büyük bir ilerleme sağlamıştır. Tezimin konusu olan heykel ve kabartmalar, Rudolf Belling' in eğittiği sanatçılar tarafından yapılmıştır. Anıtkabir'deki heykel ve kabartmaların konusu, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet tarihi ve Atatürk yaşamının bölümleridir. Tüm eserlerin Türk heykeltıraşları tarafından yapılmış olması, bu heykellerin Türk heykel tarihinde yerini belirlemede çok önemlidir olmuştur. Türk sanatçılar tarafından yapılan Anıtkabir eserleri Türk rölyef heykel sanatın ilerlemesi ve halk tarafından kabul edilmesinde büyük bir rol sahibidir.
Pedagojik eleştiri yöntemine göre Cumhuriyet Dönemi Türk resim sanatında portre geleneğinin incelenmesi
Bu araştırmanın yapılmasının amacı, Cumhuriyet döneminde üretilen portre eserleri, pedagojik eleştiri yöntemi kullanarak sanat eleştirisi bağlamında incelemektir. Bu incelemenin yapılabilmesi için Türk resminin gelişim sürecinden başlanarak, Cumhuriyet döneminin 1840-1940 yılları arasındaki süreçte yer alan sanatçılarının hayat hikâyelerine değinilmiş, dahil oldukları sanat grupları ve sanat yolculukları incelenmiş, portre ve otoportrenin tanımı yapıldıktan sonra, Feldman'ın önermiş olduğu pedagojik sanat eleştirisi yönteminin ne olduğundan bahsedilmiştir. Son aşamada ise seçilen eserler pedagojik sanat eleştirisi açısından incelenmiştir. Bu incelemeler örnek niteliğinde olup, sanat eleştirisiyle ilgili yapılan tanımlamalardan, tablolardan ve konuyla ilgili bulunan soru kalıplarından yararlanılmıştır. Eleştiri disiplini kazanan bireylerin, olaylara farklı bakabilmeleri, sanat eserinin değerini araştırmaya başlamaları, bir kaynağa bağlı kalmadan bireysel yorum yapma kapasitelerinin geliştirilmesi beklenmektedir. Bu kazanımlar esnasında seçilen konu itibariyle toplumun geniş sosyokültürel yapısı, ülkenin yaşadığı sanatsal yolculuk, sanatçı ve sanat eserleri hafızasının portre bazında gelişmesi de hedeflenmiştir. Sonuç olarak pedagojik eleştiri yöntemiyle incelenmiş Cumhuriyet dönemi portre eserleri, konuyla ilgilenenlerin faydalanabileceği bir kaynak haline gelmesi amaçlanmıştır.
Türk toplumunda sosyal hayatta kadının yeri ve Türk resmine yansımaları(1900 - 2015)
Modern toplumların ortaya çıkmasından günümüze kadar olan zamanda, kadınlar evliliğin gerekliliklerini sadece aile kurumu içerisinde görev olarak üstlenmiş, kamusal yaşamdaki fırsatlarından mahrum bırakılmıştır. Özellikle, eşit vatandaş olma hakkı, sanat hakkı, birey hakkı, ekonomik ve politik haklar, kültürel ve sosyal haklar, dini ve hukuki hakları olmayan kadınlar temel insan haklarından da yararlanamaz olmuşlardır. Bütün bunların sonucunda kadınlara yönelik haksızlık, sömürücü ve eşitsizlik ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet ile birlikte Türk kadını, eğitim, miras, evlilik, resmi nikâh, seçme seçilme hakkı gibi birçok insani haklara kavuşan Türk kadını bu hakkını kullanma ve koruma mücadelesi vermektedir. Eğitimle birlikte kadın evlerden, bahçelerden çıkması, kadının sosyal hayatta, iş hayatında ve sanat hayatında gelişmeler, kadınların özgüven ve çevrelerine iyi örnek olma, çocuklarını daha iyi şartlarda yetiştirme ve okutma gibi olumlu gelişmeler olmuştur Bu tez 1900-2015 Türk kadınının 115 yıllık erkek egemen toplumunda sosyal hayatta, hukukta, eğitimde, siyasette ve sanatta var olma çabasının özetidir. Bu çalışmada birinci bölümde; Meşrutiyetten Cumhuriyete kadar Türk toplumunda kadının sosyal yapı içinde, günlük yaşamda, sanatta, eğitim ortamında yeri araştırmalarına yer verilmiştir. İkinci bölümde; Meşrutiyetten 1900'dan 1923 Cumhuriyet'in ilk yıllarına ve 1940 sonrası Kadın ve Sanat konusu araştırılmış, Atatürk'ün kadın hakları çalışmalarına ve kadınlar için söylediği özlü sözlere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde; Kadın eğitimcilere ile kadın sanatçılara Cumhuriyet öncesi ve Cumhuriyet sonrası diye iki bölümde incelenmiştir. Osmanlı'dan başlayarak günümüze kadar olan süreçte kadınların eğitim hayatını ve öncü kadın eğitimcilerini, resim sanatının gelişimini, Cumhuriyet döneminin kadın eğitimcileri ve kadın sanatçılarını araştırılmıştır. Atatürk'ün güzel sanatlara bakışına yer verilmiş. Türk kadınının kazanımları, Türk kadının eğitim ve sanatta eğilimleri ele alınmıştır. DİE (Devlet İstatistik Enstitüsü) kadın eğitim, çalışma hayatı, meslek, evlilik, nüfus ve diğer haklarını içeren istatistiklerine yer verilmiştir. Cumhuriyetle birlikte okullaşma oranının artması, kız çocuklarının okuma olanakları yaratılması, eğitimli kadınların her meslekte yer alması ile verimlilik artarak olumlu gelişmeler kaydetmiştir. Cumhuriyet öncesi ile Cumhuriyet dönemi öncü kadın ressam ve heykeltıraşların hayatları ve eserleri incelenmiştir. Ayrıca farklı meslek gruplarının ilk öncü kadınlarımızın de kısa özgeçmişleri ile listelenmiştir. Dördüncü Bölümünde; Kuruluşlarından günümüze Güzel sanatlar liselerinin resim bölümlerinde okuyan kız ve erkek öğrencilerin sayıları istatistik olarak incelenerek, geleceğin resim sanatçıları ve eğitmenleri olacak genç kızlarımızın sayılarına bakarak resim sanatının yakın sürecine yansımasına ışık tutulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın beşinci ve son bölümü ise; bir galeri niteliğinde, kendini Uluslararası çalışmaları ile sanat alanında ispatlamış, akademik hayata katkılar sunmuş, ödüller almış 1950 öncesi doğmuş 40 kadın sanatçı ile eserlerinden oluşan bir Katalog kurgulanmıştır. Sonuç ve öneriler ile tez çalışması tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın, Sanatçılar, Öncü Kadınlar, Resim Sanatı, Portre, Eğitim, Kadın Hakları. ABSTRACT
Türk resim sanatında geleneksel aile yapısı ve kadının toplumdaki yeri bağlamında Neşet Günal resimleri
Bu araştırma, toplumsal gerçekçi sanat akımının Türkiye'deki önemli temsilcilerinden biri olan Neşet Günal'ın eserleri üzerinden, geleneksel değerler, kadın ve aile kavramlarını ele almaktadır. Türk toplumunun kadın ve aile betimlemeleri, dönemsel süreçler içerisinde sanata konu edinilmektedir. Geleneksel Türk aile yapısı ve kadın, toplumsal gerçekçi Neşet Günal tarafından güçlü figüratif anlatımla ifade edilmiştir. Sanatçı, kırsal yaşamın zorluklarını, toplumsal sınıf farklılıklarını ve geleneklerin bireyler ile toplum üzerindeki etkilerini somut bir şekilde eserlerine yansıtmaktadır. Gelenek, zamanla gelişim ve değişim göstererek toplumların kültürel kimliğini şekillendiren ve nesillerle aktarılan bir olgu olarak, bireylerin ve toplumların yaşam biçimlerini şekillendirmektedir. Anadolu toplumunda kadın ve aile, geleneksel yapının temel taşları olarak, sosyal ve kültürel yapıların dönüşümünde merkezi bir rol oynamaktadır. Neşet Günal'ın eserleri, kırsal kesim köy insanlarının ağır yaşam koşullarını ve kadınların toplumdaki rollerini yansıtarak, sanatın toplumsal değerlere ve inanışlara dair görsel kaynağını oluşturmaktadır. Araştırmada, Neşet Günal'ın alan uzmanı görüşünde seçilen on beş eseri, ön yapı ve arka yapı inceleme yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Ön yapı incelemesinde, eserlerin plastik ve biçimsel yapıları irdelenmesi amaçlanmaktadır. Arka yapı incelemesinde ise, eserin üretildiği dönemin toplumsal, kültürel ve ekonomik koşulları ile sanatçının sanatsal üslubu arasındaki bağlantıları anlamlandırmak hedeflenmektedir. Neşet Günal üzerine yapılan araştırmaların, geleneksel aile yapısı ve kadının toplumdaki yerine dair kapsamlı çalışmalarının sınırlı olduğu görülmektedir. Bu araştırma, söz konusu eksikliği gidermeyi amaçlayarak, Neşet Günal'ın eserlerinde geleneksel değerleri, kadını ve aileyi nasıl yansıttığını ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, araştırmada alan uzman görüşü görüşünde elde edilen veriler, Neşet Günal'ın eserlerinde gelenek, sanat ve kadın temsillerinin dönemin toplumsal yapısına dair güçlü birer belge niteliği taşıdığını göstermektedir. Neşet Günal'ın eserleri, kırsal kesim köy insanının zorlu yaşam koşulları ile geleneksel değerler içindeki aile ve kadın figürlerinin toplumsal rollerini ele alarak, toplumsal gerçekçilik akımının önemli bir yansıması haline gelmiştir. Sanatçının eserlerinde kadın figürleri, cinsel kimlikleri ön planda olmaksızın, genellikle evlerden uzakta, tarlada çalışan, fedakâr ve dayanıklı Anadolu kadını olarak tasvir edilmektedir. Bu kadınlar, hem bireysel kimliklerini hem de toplumsal rolleri temsil eden derin anlamlar taşır. Günal'ın resimlerinde kadın, doğa ve toplumun sembolü olarak yer alır; güçlü, verici ve üretken bir yapıdadır. Eserlerdeki kadın figürleri, içsel bir duygusal derinlik ve yalnızlıkla yansıtılırken, aynı zamanda zorlu çalışma koşulları altında yaşanan ruhsal ve fiziksel yıpranmayı da gözler önüne serer. Anadolu topraklarında kadın, ailenin ve dolayısıyla toplumun temel taşı olarak görülmekte ve bu figürler, toplumsal ve kültürel değerlerin taşıyıcısı olarak önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda, araştırmanın yalnızca sanat tarihine değil, aynı zamanda dönemsel toplumsal yapı ve geleneksel dönüşümleri anlamaya yönelik akademik çalışmalara ve sanat eğitimi alanına katkı sağlaması amaçlanmaktadır.
Osmanlı minyatür resminde portre geleneği ile Cumhuriyet dönemi portre geleneğinin mukayeseli değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasında, Osmanlı minyatür sanatı portre geleneği ile Cumhuriyet dönemi portre geleneğinin tarihsel, biçimsel ve ideolojik boyutlarıyla karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmada her iki dönemin sanat anlayışları, temsil anlayışı ve sanatçının rolü bakımından derinlemesine analiz edilmiş; portre sanatının yalnızca teknik bir değişim değil, aynı zamanda kültürel bir dönüşüm sürecinin göstergesi olduğu ortaya konmuştur. Osmanlı minyatür sanatında portre, bireyin kimliğini doğrudan yansıtmaktan çok, onun temsil ettiği sosyal, siyasi ve ideolojik konumu simgesel biçimde aktarma amacını gütmektedir. Bu dönemin öne çıkan sanatçıları arasında Nakkaş Osman, Nigari, Levni, Siblizade Ahmed, Musavver Hüseyin ve Sinan Bey yer almakta; eserlerinde bireysel yüz ifadelerinden ziyade, kolektif anlatım ve tarihsel bağlam ön plana çıkmaktadır. Cumhuriyet dönemiyle birlikte ise birey merkezli, Batı kaynaklı sanat anlayışının etkisiyle portreler gerçekçi, hacimli ve psikolojik yönü vurgulayan bir yapıya dayanmıştır. Osman Hamdi Bey, İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Namık İsmail, Turgut Zaim ve Malik Aksel gibi sanatçılar, portreyi hem bireysel kimlik hem de ulusal ideolojinin görsel temsili olarak kullanmış; halk, lider ve sanatçı figürleri üzerinden yeni bir kimlik inşasına katkıda bulunmuşlardır. Bu çalışma kapsamında yapılan analizler, portre sanatının iki dönem arasında sadece teknik değil; birey devlet ilişkisi, kültürel temsil ve sanatçının konumu açısından da derin bir paradigma değişimi yaşadığını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda portre, sadece bir yüzün betimlemesi değil; ait olduğu toplumun değerlerini, ideolojisini ve tarihsel kimliğini yansıtan güçlü bir anlatım aracı haline gelmektedir. Araştırmada seçilen portre örnekleri, resim değerlendirme ölçeği kullanılarak alanında uzmanlar tarafından değerlendirilmiş, elde edilen görüşler tablolar halinde sunulmuş ve grafiklerle desteklenmiştir. Bu yöntem, çalışmanın nesnellik ve bilimsel geçerliliğini artırmayı amaçlamaktadır. Bulgular doğrultusunda, portre geleneğinin günümüz resim ve dijital sanat üretimleri üzerindeki etkileri incelenebilir; dönemin az bilinen portre sanatçıları ve eserleri üzerine çalışmalar genişletilebilir. Ayrıca, müze sergileri ve sanat eğitiminde bu dönemlerin portre geleneği izleyiciye aktarılabilir. Anahtar kelimeler: Osmanlı, Cumhuriyet, Minyatür, Portre, Gelenek
Cumhuriyet dönemi çağdaş sanatçılardan Zeki Faik İzer, Sabri Berkel, Cemal Bingöl, Burhan Doğançay'ın eserlerinin biçimsel analizi ve karşılaştırmalı bir değerlendirme
Cumhuriyet dönemi Türk sanatı, modernleşmenin estetik ve toplumsal yansımalarını taşır. Bu bağlamda, Zeki Faik İzer, Sabri Berkel, Cemal Bingöl ve Burhan Doğançay, özgün üsluplarıyla çağdaş bir sanat dili geliştirmiştir. Bu araştırmanın amacı, söz konusu sanatçıların eserlerinin estetik, teknik ve tematik yönlerini inceleyerek biçimsel benzerlik ve farklılıkları ortaya koymaktır. Araştırmada her sanatçıdan dört eser üzerinden biçimsel analiz yapılmış ve kompozisyon, renk, çizgi/kontür, doku ile mekânsal derinlik başlıklarında yapılandırılmış özel bir değerlendirme ölçeği kullanılmıştır. Analizler, on alan uzmanının görüşleriyle desteklenmiş, hem bireysel eser değerlendirmeleri hem de karşılaştırmalı bulgular sistematik olarak sunulmuştur. Bulgular, sanatçılar arasında planlı ve bütüncül bir kompozisyon anlayışının ortak olduğunu, ancak ritmik leke dağılımları, geometrik soyutlama, yoğunluk merkezli kurgular ve kolaj etkili yüzeyler gibi biçimsel ögelerde farklılıklar bulunduğunu göstermektedir. Renk, çizgi/kontür, doku ve mekânsal derinlik kullanımları da her sanatçıda özgün işlevler kazanmıştır. Sonuç olarak, dört sanatçı modernist estetik anlayışı paylaşmakla birlikte, kendi sanat dili içinde özgün yorumlar geliştirmiştir. Biçim, renk, doku ve mekân düzenlemeleri yalnızca estetik tercihler değil, aynı zamanda kültürel ifade araçlarıdır. Bu çalışma, modernist estetik eğilimlerin farklı sanatçılar tarafından nasıl yorumlandığını ortaya koyarak Türk resim sanatına önemli bir katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet Dönemi, Soyut Sanat, Modernizm, Biçimsel Analiz
Sanat eğitiminde güzel sanatlar liselerinde desen dersinin önemi, bu süreçte karşılaşılan sorunlar ve kazanımlar
Bireylerin lise eğitimiyle beraber toplumda yer edinmek, sosyal ve ekonomik anlamda hayat standartlarını yaşanabilir kılmak istedikleri gözlenmektedir. Kendilerini ifade edebilecekleri, mutlu olabilecekleri mesleği seçmeleri gereken tam bu noktada, lise eğitimi önemli bir adım olarak karşılarına çıkmaktadır. Güzel Sanatlar Liseleri, özel yetenek gerektiren üniversitelere gitmek isteyen öğrencilerin, yüksek öğretim programına hazırlanırken idarenin ve öğretmenlerin onlara iyi birer rehber olmalarını amaçlamaktadır. Bu nedenle yetenekleri doğrultusunda bir sınavdan geçip isteyerek geldikleri GSL'den, aldıkları eğitim ve öğretim sonucunda, kendilerini bir sonraki süreç olan üniversite sınavına hazır hissetmeleri için, öğrencilerin bu ihtiyaçlarını karşılayacak bir zemin oluşturulmalıdır. Bilgi ve becerilerinin ölçüldüğü fakültelerin yapmış olduğu sınavlarda öğrencilerin korku ve kaygı duyguları yoğundur. Özellikle fakültelere giriş sınavlarında kendilerinden istenen desen ve imgesel çalışmalarını yapamayacağını düşünen öğrenciler, özel kurslarla bu eksikliklerini tamamlamaya çalışmaktadır. Bu çalışmanın amacı çağdaş yaklaşımlar çerçevesinde sanat eğitimi alan öğrenciler için Güzel Sanatlar Lisesinin önemini vurgulamak ve desen eğitiminin yeterliliğini araştırmaktır. Araştırma kapsamında 2021-2022 eğitim öğretim yılında sekiz ayrı ildeki (Osmaniye, Hatay, Adana, Mersin, Adıyaman, Gaziantep, Batman, Van) Güzel Sanatlar Lisesi 11 ve 12. sınıf kademesinde bulunan 400 öğrenciye ulaşılarak bir anket çalışması yapılmıştır. SPSS 24 programı yardımıyla analizler yapılarak anket sonuçları değerlendirilmiştir.
Sanat eğitiminde güzel sanatlar liselerinde desen dersinin önemi, bu süreçte karşılaşılan sorunlar ve kazanımlar
Bireylerin lise eğitimiyle beraber toplumda yer edinmek, sosyal ve ekonomik anlamda hayat standartlarını yaşanabilir kılmak istedikleri gözlenmektedir. Kendilerini ifade edebilecekleri, mutlu olabilecekleri mesleği seçmeleri gereken tam bu noktada, lise eğitimi önemli bir adım olarak karşılarına çıkmaktadır. Güzel Sanatlar Liseleri, özel yetenek gerektiren üniversitelere gitmek isteyen öğrencilerin, yüksek öğretim programına hazırlanırken idarenin ve öğretmenlerin onlara iyi birer rehber olmalarını amaçlamaktadır. Bu nedenle yetenekleri doğrultusunda bir sınavdan geçip isteyerek geldikleri GSL'den, aldıkları eğitim ve öğretim sonucunda, kendilerini bir sonraki süreç olan üniversite sınavına hazır hissetmeleri için, öğrencilerin bu ihtiyaçlarını karşılayacak bir zemin oluşturulmalıdır. Bilgi ve becerilerinin ölçüldüğü fakültelerin yapmış olduğu sınavlarda öğrencilerin korku ve kaygı duyguları yoğundur. Özellikle fakültelere giriş sınavlarında kendilerinden istenen desen ve imgesel çalışmalarını yapamayacağını düşünen öğrenciler, özel kurslarla bu eksikliklerini tamamlamaya çalışmaktadır. Bu çalışmanın amacı çağdaş yaklaşımlar çerçevesinde sanat eğitimi alan öğrenciler için Güzel Sanatlar Lisesinin önemini vurgulamak ve desen eğitiminin yeterliliğini araştırmaktır. Araştırma kapsamında 2021-2022 eğitim öğretim yılında sekiz ayrı ildeki (Osmaniye, Hatay, Adana, Mersin, Adıyaman, Gaziantep, Batman, Van) Güzel Sanatlar Lisesi 11 ve 12. sınıf kademesinde bulunan 400 öğrenciye ulaşılarak bir anket çalışması yapılmıştır. SPSS 24 programı yardımıyla analizler yapılarak anket sonuçları değerlendirilmiştir.
Türk sanat eğitiminde ortaöğretim görsel sanatlar ders programları
Bu çalışmada, "Görsel Sanatlar" dersi ortaöğretim ders programlarının incelenmesi yapılmıştır. Araştırmanın amacı, Türk Sanat Eğitimi'nde "Görsel Sanatlar" dersinin ortaöğretim ders programlarındaki yerini haftalık ders çizelgeleri açısından değerlendirmektir. Araştırmanın ama çerçevesinde nitel araştırma yöntemi kullanılmış, araştırmanın modeli kaynak tarama yöntemidir. Öncelikle Görsel Sanatların ne olduğu, Görsel Sanatlar dersine dair açıklamaların hangi ortak noktada birleştiği, öğretim programları ve ders programları tanımlarından hareketle ortaya konmuş; Görsel Sanatlar kavramı açıklandıktan sonra ortaöğretim görsel sanatlar dersi içeriğine değinilerek çalışmanın esasını oluşturan görsel sanatlar dersi ortaöğretim ders programları konusu derinlemesine ele alınmıştır. Görsel Sanatlar dersi konusunda eğitimcilerin görüşlerine detaylı olarak yer verilmiş ve bu konu hakkında büyük tartışmalardan biri olan Görsel Sanatlar dersinin, ders programlarında yeterli ders saatinde yer alıp almadığı hususu üzerinde durulmuştur. Ders programları ve müfredat incelenmiş, bu incelemelerde öne çıkan "Görsel Sanatlar" dersinin hedefleri, öğrenme alanları ve bu alanlarla ilgili beceri ve kazanımlara yakından bakılmıştır. Görsel Sanatlar dersinin ortaöğretim içerik ve ders saatleri esas alınarak yürütülen bu çalışmada, açıklanan programlardaki konu ve kazanımlar tespit edilip gruplandırılmış ve açıklanmıştır. Yapılan çalışma sonunda ortaöğretim ders programlarında Görsel Sanatlar dersinin programda yeterli ders saatinde yer almadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Görsel sanatlar, ortaöğretim, ders programları, haftalık ders çizelgesi.
Türk sanat eğitiminde ortaöğretim görsel sanatlar ders programları
Bu çalışmada, "Görsel Sanatlar" dersi ortaöğretim ders programlarının incelenmesi yapılmıştır. Araştırmanın amacı, Türk Sanat Eğitimi'nde "Görsel Sanatlar" dersinin ortaöğretim ders programlarındaki yerini haftalık ders çizelgeleri açısından değerlendirmektir. Araştırmanın ama çerçevesinde nitel araştırma yöntemi kullanılmış, araştırmanın modeli kaynak tarama yöntemidir. Öncelikle Görsel Sanatların ne olduğu, Görsel Sanatlar dersine dair açıklamaların hangi ortak noktada birleştiği, öğretim programları ve ders programları tanımlarından hareketle ortaya konmuş; Görsel Sanatlar kavramı açıklandıktan sonra ortaöğretim görsel sanatlar dersi içeriğine değinilerek çalışmanın esasını oluşturan görsel sanatlar dersi ortaöğretim ders programları konusu derinlemesine ele alınmıştır. Görsel Sanatlar dersi konusunda eğitimcilerin görüşlerine detaylı olarak yer verilmiş ve bu konu hakkında büyük tartışmalardan biri olan Görsel Sanatlar dersinin, ders programlarında yeterli ders saatinde yer alıp almadığı hususu üzerinde durulmuştur. Ders programları ve müfredat incelenmiş, bu incelemelerde öne çıkan "Görsel Sanatlar" dersinin hedefleri, öğrenme alanları ve bu alanlarla ilgili beceri ve kazanımlara yakından bakılmıştır. Görsel Sanatlar dersinin ortaöğretim içerik ve ders saatleri esas alınarak yürütülen bu çalışmada, açıklanan programlardaki konu ve kazanımlar tespit edilip gruplandırılmış ve açıklanmıştır. Yapılan çalışma sonunda ortaöğretim ders programlarında Görsel Sanatlar dersinin programda yeterli ders saatinde yer almadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Görsel sanatlar, ortaöğretim, ders programları, haftalık ders çizelgesi.