Theses supervised by Prof. Dr. Semra Öncü

22 theses · Manisa Celal Bayar University

DoctorateOpen AccessTR

Sürdürülebilirlik raporlamasında güvence denetimi ve BİST'de bir araştırma

Şirketler ekonomik, çevresel ve sosyal refaha önemli katkı sağlayan kuruluşlardır. Bu kuruluşların faaliyetlerinin çevresel, ekonomik ve sosyal faktörler üzerindeki etkilerini gösteren sürdürülebilirlik raporları, günümüzde kurumsal raporlama anlayışının önemli unsurlarından biri olmuştur. Sürdürülebilirlik raporları, işletmelerin gönüllü faaliyetlerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu raporların yayınlanması ve rapor bilgilerinin güvenilirliği hakkında bağımsız güvence ihtiyacı son yıllarda güvence denetimini gündeme getirmiştir. Bu tez çalışması, güvence denetimi bağlamında, sürdürülebilirlik raporlamasının önemini ortaya koyarak, sürdürülebilirlik raporunun bilgi kullanıcılarına fayda sağlayıp sağlamadığının ve sürdürülebilirlik raporunun güvence denetiminden geçmesinin önemli olup olmadığının belirlenmesini içermektedir. Tez çalışmasının amacı, sürdürülebilirlik raporlarının niteliksel olarak değerlendirilebilmesine olanak sağlayabilecek ve GRI'nin içerik analizlerinde kullanılabilecek etkin bir puanlama modeli önermek ve uygulamaktır. Çalışmada, GRI 2000 ve ISO 14031 standartlarına dayalı Morhardt ve diğerleri(2002) tarafından oluşturulan, sürdürülebilirlik raporlama puanlama modeli kullanılmıştır. Söz konusu model GRI-G4 raporlama kılavuzuna göre genişletilmiştir. 0 ile 3 arasında toplam 91 gösterge (9 ekonomik, 34 çevresel ve 48 sosyal performans) puanlanmış ve şirketlerin sürdürülebilirlik raporlama puanları hesaplanmıştır. Sürdürülebilirlik raporlamasının belirleyicilerini güvence denetimi bağlamında anlamak araştırmanın temellerinden biridir. Yayınlanan sürdürülebilirlik raporlarının içeriklerinin, sürdürülebilirlik teorileri, standartları, riskleri ve performansları boyutları bağlamında incelenerek, kategorileştirilmiş temalar ile bir içerik analizi yapılması amaçlanmıştır. AA1000, ISAE3000, GRI Standartları ve bazı yerel standartların sürdürülebilirlik raporları ve entegre raporlar için güvence sağlamak amacıyla kullanıldığı görülmektedir. Bu bağlamda, çalışmada 2007 ve 2020 yılları arasında yayımlanmış 54 işletmeye ait toplam 341 adet sürdürülebilirlik ve entegre faaliyet raporları gözden geçirilmiş ve 89'unun güvence denetiminden geçtiği belirlenmiştir. Nitel olarak gerçekleştirilen çalışma sonucunda, toplamda 20 işletmeye ait söz konusu 89 adet sürdürülebilirlik ve entegre faaliyet raporu incelenmiştir. Elde edilen veriler; MAXQDA 2020 nitel veri analiz programı ile içerik analizi gerçekleştirilerek; frekans tabloları, kod haritaları ve yüzdelik dilim grafikleri hazırlanmıştır.

Borsa İstanbulDenetimGüvence+3
Mustafa Çeltikci
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Hile riskinin tespitinde f-skor modeli ve hile beşgeni teorisi üzerine BIST'de yapılan bir araştırma

Dünya çapında yaşanan büyük muhasebe skandalları piyasada işlem gören işletmelerin hile riski tespitine olan ilgiyi daha da artırmıştır. Bu skandalların nedenleri araştırılarak ve yaptıkları işlemler incelenerek literatürde çeşitli hile tespit yöntemleri oluşturulmuştur. İşletmelerin hileli işlemlerinin tespitinin birçok yönden önemli olduğu açıktır. Hileli finansal raporlama ilgili taraflar için büyük kayıplara yol açmaktadır. Bunun önlenmesi amaçlı yapılan düzenlemeler ve konulan kanunlar yetersiz kalabilmektedir. İşletmeler muhasebe sisteminde açıklar bulup bunlardan yararlanarak, usulüne uygun olmayan kayıtlar yaparak ve çeşitli yollar ile gerçeği çarpıtarak hileli işlemlerini gizleyebilmektedir. Bunlara bağlı olarak hileli işlemlerin tespiti zorlaşmaktadır. Bundan dolayı bu araştırmanın amacı BIST'de faaliyet gösteren şirketlerin hile risklerinin tespit şekline bir bakış açısı kazandırmak ve araştırmada kullanılan değişkenlerin BIST şirketleri üzerinde hile risklerini tespit etmedeki rolünü incelemektir. Bu çalışmada öncelikle hile üçgeni olarak başlayan ve hile beşgeni olarak geliştirilen teoride bulunan hile faktörlerinin hileli işlemler üzerinde yol göstericiliği araştırılmıştır. Daha sonra hileli işlemlerin tahmini için oluşturulan modeller arasından 2011 yılında Dechow vd. tarafından geliştirilmiş F-skor modelinin finansal değişkenleri incelenmiştir. Bunların incelenmesi için Borsa İstanbul'da (BIST) işlem gören ve finansal faaliyet göstermeyen işletmeler arasından hileli işlem riski olanlar ve olmayanlar olarak iki grup oluşturulmuştur. Bu işletmelere ait 2017-2021 yılları arası yıllık rapor sonuçları incelenmiştir. Çalışmadaki verilerin analizi için SPSS programı kullanılmıştır. Bu program yardımıyla hile beşgeni teorisinde yer alan baskı, fırsat, rasyonelleştirme, kibir ve yetkinlik faktörlerinin hile riski olasılıklarını belirlemelerindeki etkisini ve ilişkisini incelemek üzere lojistik regresyon analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda hile riski olasılığının belirlenmesi açısından baskı değişkeninin alt faktörleri olarak incelenen dış baskı, finansal hedef ve finansal istikrar ve diğer iki hile faktörü olan fırsat ve rasyonelleştirme arasındaki ilişki anlamlı çıkmış ancak yetkinlik ve kibir hile faktörleri model içerisinde anlamlı bulunamamıştır. Dechow F-skor finansal değişkenleri olan ticari alacaklardaki değişim, maddi olmayan duran varlıklardaki değişim, nakit satışlardaki değişim, RSST tahakkukları, aktif karlılığındaki değişim ve stoklardaki değişim değişkenlerinin Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin hile riski olasılığını belirleme üzerindeki etkilerini ve ilişkilerini incelemek için de lojistik regresyon analizi uygulanmıştır. Bu analiz sonucunda sadece ticari alacaklardaki değişim ve maddi olmayan duran varlıklardaki değişimin arasındaki ilişki hile riski olasılığını belirleme açısından anlamlı çıkmıştır. Ticari alacaklardaki değişim ve maddi olmayan duran varlıklardaki değişim ile hile beşgeninde anlamlı çıkan bağımsız değişkenler dış baskı, finansal hedef, finansal istikrar, fırsat ve rasyonelleştirme ile yeni model kurulmuştur. Analiz sonucunda ticari alacaklardaki değişim, dış baskı, finansal hedef, fırsat ve rasyonelleştirme model içerisinde anlamlı bulunmuştur. Ancak maddi olmayan duran varlıklar ve finansal istikrar model içerisinde anlamlı bulunamamıştır. Bir sonraki aşamada anlamlı çıkan hile beşgeni faktörleri ile kurulan ilk model ve Dechow F-skor değişkenleri ile anlamlı çıkan hile beşgeni faktörleri ile kurulan ikinci model için F-skor değerleri hesaplanmış ve bu değerlerin manipülatör olan ve olmayan şirketleri ayırt etmedeki başarıları incelenmiştir. Son olarak hile risklerine göre gruplandırılan şirketlerin doğru sınıflandırılma bakımından karşılaştırmak üzere lojistik regresyon analizi ile yapay sinir ağları yöntemi uygulanmıştır. Sınıflandırma doğruluğu oranları model 1 ve model 2 için ayrı ayrı yapay sinir ağları ve lojistik regresyon analizi ile incelenip karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak her iki modelde de yapay sinir ağlarının az bir oranla dahi olsa, daha yüksek oranda doğru sınıflandırma yaptığı sonucu elde edilmiştir. Bu araştırmanın Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren işletmelerin hile risklerinin tespitinde finansal ve finansal olmayan verilerin kullanılmasıyla modeller oluşturulması; oluşturulan modeller ile hile riskinin tespiti içi f-skor değerlerinin hesaplanması ayrıca hangi değişkenlerin Türkiye Borsası'nda hile riski tespitinde yol gösterici olabileceğinin istatistiki olarak incelenmesi açısından önemli ve özgün bir çalışma olduğu düşünülmektedir.

Borsa İstanbulBüyük veriDenetim raporları+6
Ece Çevik
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Denetim komitesinin iç denetim birimi çalışmalarına etkisi: Türkiye'de iç denetim birimi yöneticilerinin algısı araştırması

1990'ların ikinci yarısı, ticari, ekonomik, teknolojik, sosyolojik, kültürel, yerel, küresel ve küreyerel açılardan gelişim ve değişim ile karakterize olup, işletmeleri de kapsamlı bir şekilde değişime mecbur bırakan dönüşümlere sahne olmuştur. Rekabetin artması, pazarın isteklerinin farklılaşması, iş yapış süreçlerinin karmaşıklaşması işletme yönetimlerini her anlamda zorlamıştır. Bütün bu gelişmeler işletmeye değer katan, işletmeye objektif ve şeffaf bir şekilde danışmanlık hizmeti sunan iç denetim fonksiyonunun önemini artırmıştır. İşletmelerin sürekli olarak gelişen örgüt ekosisteminde faaliyetlerini sürdürebilmesi, rekabette öne çıkması, işletmeyi etkileyebilecek risklerin önceden tespiti ve tahmini ile mümkün hale gelmiştir. Dolayısıyla, tam anlamıyla işleyen etkin bir iç denetim fonksiyonu, hata ve hilelerin ortaya çıkarılmasını sağlayarak, yapılan hataların tekrarını önleme misyonuna ve vizyonuna sahip bir fonksiyon olarak işletmelerin gündemindeki yerini almıştır. Küresel anlamda ekonomileri sarsan finansal krizler, yaşanan şirket skandalları, hızla gelişen teknoloji, işletme çevresinin dinamikleşmesi iç denetimin sorumluluk alanında büyük bir genişlemeye yol açmıştır. 1950'li yıllarda sadece işletme varlıklarını koruması beklenen iç denetimden, 2000'li yıllara gelindiğinde işletmeye değer katması istenmiştir. Dolayısıyla 1950'li yılların klasik iç denetim anlayışından 2000'li yılların modern denetim anlayışına geçişle beraber, iç denetim reaktif düşünce yapısından proaktif (risk odaklı) bir yapıya bürünmüştür. İç denetim, risklerle birlikte fırsatları da ortaya koyan bir sistem haline dönüşmüştür. Bu anlamda iç denetimde, risk yönetimi ve kurumsal yönetim bileşenleri dengesinin optimal şekilde sağlanması önemli hale gelmiştir. İşletmede kurumsal yönetim çerçevesinde şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışının artmasına katkı sağlayan iç denetim fonksiyonu, bu katkıyı ancak denetim komitesi ile kuracağı güçlü ilişkiler aracılığıyla sağlayabilecektir. Bu iki birim arasında kurulacak güçlü ilişkiler, işletme etkinliğini doğrudan etkileyecektir. İç denetim ve denetim komitesi arasındaki ilişkinin etkinliği ve sağlığı özellikle işletme ile ilgili karar süreçleri bakımından kritik önem arz etmektedir. Yönetim, iç denetim ve denetim komitesi arasındaki ilişkinin yeteri kadar etkin olmadığına inanıyorsa, bu durumu düzeltmek için elinden geleni yapmak durumundadır. Ayrıca denetim komitesi, yönetim ve iç denetim birimi arasındaki ilişkilerin daha verimli olabilmesi iç denetim birim yöneticisinin oynadığı kritik rol ile doğrudan ilişkilidir. İç denetim birim yöneticisinin bu fonksiyonlar arasındaki ilişkiyi yanlış anlaşılmalara mahal vermeyecek şekilde tam anlamıyla koordine etmesi durumunda doğal olarak iş süreçlerindeki etkinlik de artacaktır. İlgili yazında denetim komitesi, iç denetim birimi ve İç Denetim Birim Yöneticisi (CAE) arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmaların azlığı dikkat çekmektedir. Bu anlamda tezin amacı, iç denetim biriminin çalışmaları ile denetim komitesinin varlığı arasındaki varsayılan ilişkileri sınamak şeklinde belirlenmiştir. Bu araştırmada iç denetim birimi ile denetim komitesi ve yönetim kurulu arasında kilit rol oynayan iç denetim birimi yöneticilerinin algıları üzerinden denetim komitesinin, iç denetim birimi çalışmaları ile etkileşimi incelenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, şirketlerin halka açık olup olmamaları, iç denetim birimi yöneticilerinin finansal denetim, iletişim, risk yönetimi ve bağımsızlık algıları açısından bir farklılık kaynağı oluşturmamaktadır. Yine, denetim komitesine sahip olup, bu birime raporlama yapmayan şirketlerde iç denetim birim yöneticilerinin bağımsızlık algılarına ilişkin algılarının daha düşük gerçekleştiği tespit edilmiştir. Türkiye bağlamında iç denetim birimlerinin yeterince yaygınlaşamadığını da ortaya koyan bu araştırma, iç denetim birimi yöneticilerinin algılarının ölçümüne yönelik öncü araştırmalardan birini teşkil etmektedir. Araştırmamızda ulaşılan bulgular, kuramsal ve uygulamaya dönük bilgiler bağlamında tartışılmıştır.

DenetimDenetim komiteleriYöneticiler+1
Batuhan Fatih Mollaoğulları
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerde kurumsal risk yönetimi ve uygulama örnekleri

Risk kavramı, insanoğlunun var olmasından bu yana yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş olup günümüz işletmelerinin kuruluş anlarından itibaren karşılaşabileceği birçok farklı riskler de mevcuttur. Bu sebeple risklere karşı insanlar nasıl kendilerine koruyucu tedbirler geliştiriyorlarsa, işletmeler de maruz kaldıkları bu farklı risklere karşı modern yönetim teknikleri geliştirmektedirler. Son zamanlarda bu yönetim teknikleri arasında işletmeler tarafından en çok tercih edileni Kurumsal Risk Yönetimi olmuştur. KRY, İşletmelerin sürdürülebilir kârlılıklarını maksimize etmelerine engel olabilecek finansal, operasyonel, çevresel ve stratejik risklere karşı işletmenin avantaj elde etmesini sağlamakta ve rakiplerine karşı üstünlüklerini de geliştirmelerine yardımcı olmaktadır. Bu tez çalışması sırasıyla, "Risk", "Risk Yönetimi" ve "Kurumsal Risk Yönetimi" hakkında teorik bilgiler verilerek sanayi işletmelerinde yapılacak analiz çalışmalarının sonuçlarına göre, birçok riske karşı işletmelerin bütünsel bir yaklaşım sergilemeleri durumunda işletme içi ve dışı performanslarının artacağı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Risk, Risk Yönetimi, Geleneksel Risk Yönetimi, Kurumsal Risk Yönetimi, COSO KRY 2017 Çerçevesi

Kurumsal risk yönetimiRisk yönetimiSürdürülebilirlik+1
Emine Çelik
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Evsel katı atık maliyetlerinin belirlenmesi

Hızla artan nüfus ve aşırı şehirleşme gibi sebeplerle artan tüketim alışkanlığının bir sonucu olarak katı atık miktarında büyük bir artış meydana gelmiştir. Katı atık artışının çevreye ve insanlara vermiş olduğu zararların sonucunda hem ulusal düzeyde hem de uluslararası düzeyde çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Etkin bir atık yönetimi için devlet kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının, özel sektörün ve her bir vatandaşın içinde bulunduğu bir sisteme ihtiyaç duyulmaktadır. Atık yönetiminden sorumlu olan kuruluşların, bireylerin katılımını sağlayacak proje ve uygulamalar geliştirmesi gerekmektedir. Gelişmiş ülkelerin geliştirmiş oldukları sistem sayesinde, atık miktarlarını büyük ölçüde azalttığını, atıkların geri dönüşümü noktasında önemli ilerlemeler kaydettiğini görebilmekteyiz. Ülkemiz her ne kadar mevzuat dahilinde uyum çalışmaları yapıyor olsa da, uluslararası düzeyde başarılı olan uygulamaları örnek alıp, ulusal düzeydeki çalışmalarına hız kazandırması gerekmektedir. Bu tez çalışması, ülkemize çevre konusu ile ilgili düzenlemelerin girmesi aşamasından, günümüzde kullanılan kentsel katı atık uygulamalarına kadar geçen süredeki değişimi, uygulanmada kullanılan evsel katı atık maliyet hesaplamalarını ve katı atık maliyet analizini içermektedir. Çalışmanın amacı katı atıkların maliyet hesaplamalarının detaylarını incelemek ve "Manisa İli Uzunburun Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi" nin kentsel katı atık maliyetlerine etki eden değişkenlerinin analizini gerçekleştirmektir. Bu bağlamda 2017 yılı Ekim ayında kurulan tesisin 12 aylık verileri basit ve çoklu regresyon analizi yöntemleri kullanılarak analiz edilmiş, analiz sonuçları yorumlanarak maliyete etki eden değişkenlerin etki düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kentsel Katı Atık, Katı Atık Bertaraf Yöntemleri, Düzenli Depolama, Geri Dönüşüm, Evsel Katı Atık Yönetim Maliyeti.

AtıklarEvsel atıklarKatı atıklar+3
Sema Duran
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Lojistik hizmeti üretiminde kaynak kullanım seçenekleri açısından maliyet analizi

Globalleşen dünyada her geçen gün büyük bir ivme ile gelişimine devam eden lojistik sektöründe, etkin ve sistematik maliyet analizinin yapılması çok büyük önem arz etmektedir. Lojistik sektörü hızlı bir şekilde dünyada ve ülkemizde büyümekte, ancak bu büyüme, sektörde düşük kâr yüzdeleri ile çalışma, sektöre kolay giriş, yoğun rekabet gibi birtakım sorunları da beraberinde getirmektedir. Son yıllarda görülmekte olan ekonomik durgunlukla beraber diğer tüm sektörlerlerde olduğu gibi lojistik alanında faaliyet gösteren işletmelerde finansal açıdan sıkıntılar yaşamaktadırlar. Finansal yönetimdeki sorunlardan ötürü, sektörde konkordato ilan edilmesi ve iflaslar oldukça sık yaşanır hale gelmiştir. Dolayısı ile etkin bir finansal yönetim, zor koşullar için güçlü bir sermaye yapısı, finansman gereksinimlerinin mevcut bütçelere çok fazla yük oluşturmaması, işletme kârlığı ve devamlılığı için hayati bir önem arz etmektedir. Ülkemizin jeopolitik konumu lojistik sektörüne çeşitli avantajlar ve dezavantajlar sunmaktadır. Özellikle güney sınırlarımızdaki siyasal ve ekonomik belirsizlikler, mevcut pazarların daralması, kârlılık sorunları ve yıkıcı rekabet kapsamlı bir maliyet analizi yapılarak işletmelerin yönetilmesini kaçınılmaz kılmıştır. Bu nedenle; yönetim ve maliyet muhasebesini etkin bir şekilde kullanan işletmeler, günümüzün oldukça güç ekonomik koşullarında daha rekabetçi ve değişimlere hızlı bir şekilde adapte olabilen bir yapıya kavuşabilecektir. Araştırmanın amacı, lojistik hizmeti sunan işletmelerde kaynak kullanımı aşamasında oluşan başlıca sabit ve değişken maliyetlerin belirlenmesi, mevcut maliyetlerin finansal yapıya etkisi ve çeşitli kaynak kullanım seçeneklerinin nasıl analiz edilip değerlendirebileceği konusunda çeşitli öneriler sunmaktır. İlgili amaç doğrultusunda lojistik sektöründe çok önemli bir oyuncu pozisyonunda bulunan bir işletmede araştırmanın uygulaması gerçekleştirilmiştir. İşletme yetkilileri ile yapılan görüşmeler ve alınan veriler doğrultusunda dört farklı kaynak kullanım seçeneğinin işletme kârlılığına ve maliyetlere olan etkisi incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Yapılan analizler ve değerlendirmeler sonucunda kaynak kullanımı ile ilgili alınan kararların, çok şiddetli rekabet koşullarının hâkim olduğu lojistik sektöründe ne kadar önemli olduğu tespit edilmiştir.

Dış kaynaklardan yararlanmaKaynak kullanımıLojistik+6
Hakan Silitalay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kripto paraların yatırım amaçlı kullanımı: Riskler ve getiriler

Kripto paraların portföy riskine ve getirisine etkilerininin ölçüldüğü ve yorumlandığı bu çalışmada; kripto paraların yatırımcılar için faydalı portföy aracı olarak kullanılabilirliği araştırılmış, aktif para birimi olarak kullanımlarına yönelik incelemelerde bulunulmuş ve çeşitli portföy içerikleri ile performans ölçümleri yapılmıştır. Bu kapsamda çalışmada evren ve örneklem olarak 2018 yıl sonu itibariyle kripto para piyasalarında en yüksek işlem hacmine sahip üç kripto para (Bitcoin, Ethereum, Ripple), ülkemizde en yüksek işlem hacmine sahip üç döviz kuru (Dolar, Euro, İngiliz Sterlini), ülkemizde yaygın olarak yatırım araçları içerisinde yer alan üç endeks (Borsa İstanbul XU100, Dow Jones Borsası DOW30, Alman Birleşik Borsa Endeksi DAX) ve işlem hacmi en yüksek üç emtia (Altın, Brent Petrol, Mısır) incelenmiştir. Aynı yatırım araçlarının 2019 yılı ilk 6 ay verileri ile ve 2019 yılı 12 aylık verileri ile iki kontrol grubu oluşturulmuştur. Yapılan analizler ve literatür değerlendirmesi neticesinde kripto paraların yüksek oynaklığa sahip olması ve henüz varoluş amacına uygun olarak değişim aracı niteliğinden çok yatırım aracı olarak kullanılması kripto paralar için ulaşılan olumsuz sonuçlar olarak gözlenmiştir. Fakat portföy içeriğine katıldığında gösterdikleri zıt korelasyon ile risk – getiri değerlendirmesinde portföyü olumlu etkilediği ve performansları ile yüksek getiri elde edilebileceği anlaşılmıştır.

Elektronik paraKripto para birimiPortföy performansı+6
Doğuş Ektik
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yıllık faaliyet raporlarının uluslararası entegre raporlama çerçevesi ilkelerine uygunluğunun değerlendirilmesi: Faizsiz Bankacılık sektörü üzerine bir araştırma

Faizsiz bankalar, İslam dininin temel kaynakları ve temel ilkeleri doğrultusunda fon sağlayan ve bu fonları kullandıran İslami finans sektörünün en önemli kuruluşlarıdır. Faizsiz bankacılık varlıklarının yıllar itibariyle arttığı dikkate alındığında bu bankaların paydaşlarının beklenti ve taleplerine ne ölçüde cevap vereceği de önem kazanmaktadır. İşletmeler faaliyet sonuçlarını, kurumsal raporlar aracılığıyla paydaşlarına sunmaktadır. Finansal raporlama, belirli bir tarihteki varlıkları, kaynakları ve özkaynakları gösteren bilanço (finansal durum tablosu), faaliyet sonuçlarını gösteren gelir tablosu (kâr veya zarar ve diğer kapsamlı gelir tablosu), nakit giriş ve çıkışlarını gösteren nakit akış tablosu (nakit akım tablosu) ve özkaynaklardaki değişimi gösteren özkaynak değişim tablosu gibi sadece finansal bilgileri içeren finansal tablolardan oluşmaktadır. Finansal raporlama, dünyada artan küreselleşme olgusu, finansal darboğazlar, sosyal, çevresel, ekonomik risklerin artması sonucu paydaşların bilgi ihtiyacını karşılamada yetersiz kalmış ve kurumsal raporlama anlayışı sürdürülebilirlik raporlamasına doğru evrilmiştir. Geniş paydaş grubunun bilgi ihtiyacını karşılamada; işletmelerin faaliyetlerinin çevresel, sosyal, yönetişimsel ve ekonomik faktörler üzerindeki etkisini ve bunlardan nasıl etkilendiğini gösteren sürdürülebilirlik raporlaması, raporlama anlayışında önemli bir unsur haline gelmiştir. Finansal raporlama, kurumsal raporlamaya finansal bilgiler açısından yaklaşırken sürdürülebilirlik raporlaması sürdürülebilirlik konularını içermektedir. Entegre raporlama ise, finansal ve finansal olmayan bilgileri tek bir rapor altında birleştirerek, kısa orta ve uzun vadede değerin nasıl yaratıldığı, yaratılan değerin nasıl korunduğu veya tüketildiği ile ilgili bilgi veren bütüncül bir kurumsal raporlama türüdür. Entegre Raporlama tek rapor olarak adlandırılsa da içerisinde finansal raporlama ve sürdürülebilirlik raporlaması bilgilerini içermektedir. Çalışmanın amacı; faizsiz bankacılık ve entegre raporlamanın incelenmesi, küresel faizsiz bankacılık sektöründe faaliyet gösteren faizsiz bankaların entegre raporlamadaki mevcut durumunu tespit etmektir. Bu amaçla öncelikle faizsiz bankacılığın teorik çerçevesi, faizsiz bankacılığın mevcut durumu ortaya konmaya çalışılmış; entegre raporlamanın teorik çerçevesi, entegre raporlama ile ilgili çerçeveler, entegre raporun güvencesi ve güvenilirliğine değinilmiş, entegre raporlamanın mevcut durumu incelenmiştir. Çalışmanın araştırma bölümünde ise faizsiz bankacılık sektöründe faaliyet gösteren faizsiz bankaların entegre raporlamadaki durumu 2020 yılına ait yıllık faaliyet raporları incelenerek tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma evrenine dâhil edilen Türkiye ve çeşitli ülkelerde 76 faizsiz bankanın yıllık faaliyet raporu üzerinden yapılan içerik analizi sonucunda; faizsiz bankaların ortalama entegre rapor skorunun yaklaşık 0,55 (%55) ve 76 faizsiz bankanın %57'sini temsil eden 43 faizsiz bankanın entegre rapor skorunun 0,50 (%50) ve üzerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bankacılık sektörüEntegre raporlamaFaaliyet raporu+2
İbrahim Yavuz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
DoctorateOpen AccessTR

Katılım bankalarının denetim standartlarına uyum düzeylerinin finansal performans üzerindeki etkisi

Faizsizlik prensipleri doğrultusunda faaliyet gösteren katılım bankaları, bankacılık sektörü dolayısı ile ülkemiz ekonomisi açısından oldukça büyük önem arz etmektedirler. Faaliyet göstermeye başladığı günden itibaren günümüze kadar ciddi bir büyüme eğilimi gösteren katılım bankacılığı sektörünün, söz konusu büyümeyi sürdürebilmesi ve amaçlarına ulaşması için sağlıklı yürütülen denetim faaliyetine ihtiyaç duyulmaktadır. Ülkemizde faaliyet gösteren katılım bankalarının denetim faaliyetleri henüz faizsizlik prensipleri çerçevesinde gerçekleştirilmemektedir. Uluslararası alanda ise birçok ülkede faizsizlik prensipleri çerçevesinde faaliyet gösteren katılım bankalarının, finansal raporlama ve denetim standartları da faizsizlik prensipleri çerçevesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bununla birlikte, ülkemizde faaliyet gösteren katılım bankalarının denetim faaliyetleri açısından da faizsizlik prensipleri doğrultusunda yürütülmesi adına Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK), 2019 yılında The Accounting and Auditing Organization For Islamic Financial Institutions (AAOIFI) tarafından yayımlanan denetim stadartlarının çevirisini yaparak, katılım bankalarının ihtiyari kullanımına sunmak üzere, Faizsiz Finans Denetim Standartlarını yayımlamıştır. Çalışmamızın amacı, AAOIFI tarafından yayımlanan söz konusu denetim standartlarını aktif olarak uygulayan ülkelerde faaliyet gösteren katılım bankalarının hem genel denetim standartlarına hem de Faizsiz Finans Denetim Standartlarına uyum düzeylerinde artış yaşanması durumunda finansal performanslarında da artış yaşanıp, yaşanmayacağının tespit edilmesidir. Böylece, ülkemizde faaliyet gösteren katılım bankalarının, KGK tarafından yayımlanan Faizsiz Finans Denetim standartları ile uyumlu denetim faaliyetlerini gerçekleştirmeye başlaması durumunda, finansal performanslarında artış yaşanıp, yaşanmayacağı konusunda öngörü oluşturulmaya çalışılmıştır. Çalışmamız dört bölümden oluşmakta olup, ilk üç bölüm konu ile ilgili teorik açıklamaları içermektedir. Dördüncü bölüm ise, ilk üç bölüm kapsamında teorik açıklamalarına yer verilen konuların çalışma amacımız doğrultusundaki etkisini inceleyen uygulamadan meydana gelmektedir. Uygulamada öncelikle, çalışma örneklemimize dahil olan katılım bankalarının denetim standartlarına uyum düzeylerinin tespit edilebilmesi amacı ile 2011- 2020 yılları arasında Durum Analizi (Case Study) Yöntemi kullanılmıştır. Uygulamanın ikinci aşamasında ise, durum analizi aracılığı ile denetim standartlarına uyum düzeyleri tespit edilen katılım bankalarının finansal performanslarının ölçülmesi için ilgili yıllar itibari ile TOPSIS (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution) Yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarımız doğrultusunda, AAOIFI tarafından yayımlanan Faizsiz Finans Denetim Standartlarını gönüllü (aşamalı) olarak uygulayan ve çalışma örneklemimize dahil olan katılım bankalarında, denetim standartlarına uyum düzeyleri arttıkça finansal performanslarında da artış yaşandığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Katılım Bankacılığı, Denetim, Denetim Standartları, Faizsiz Finans Denetim Standartları, Finansal Performans.

BankalarDenetimDenetim standartları+5
İrem Doğan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

6111 sayılı yeniden yapılandırma kanunu kapsamında işletmelerin finansal rasyolarındaki değişimin analizi

İşletmeler hakkında alınacak ekonomik kararlar ve işletmenin performansının değerlendirilmesi açısından en önemli kaynak, işletmeye ait finansal tablolardır. Bu nedenle finansal tablolar gerçeğe uygun hazırlanmalı ve sunulmalıdır. Her ne kadar, gerçeğe uygunluk temel ilkelerden biri olsa da, finansal bilgi gerçeğinden farklı olabilmektedir. Bunun nedeni hata ve hilelerdir. Hileler, kasıt içermesi ve gerçeklerin planlanarak yanlış gösterilmesi nedeniyle hatalardan ayrılmaktadır. Genel olarak, finansal bilgi manipülasyonu da; işletmenin finansal durumunun yanlış ve değiştirilmiş gösterimidir. Türkiye'de işletmelerin finansal tablolarında, 2011 yılında önemli değişimler dikkat çekmektedir. Bunun temel nedeni, 6111 sayılı kanundur. Bu kanun ile, işletmelere, vergi inceleme ve ödemelerine ilişkin kolaylıklar yanında; bilanço düzeltilmesine yönelik hükümlerle, kayıtları mevcut duruma uygun hale getirme imkanı tanınmaktadır. Bilanço düzeltilmesi hata ve hilelerden kaynaklanmaktadır. Çalışmada, 6111 sayılı yeniden yapılandırma kanununun finansal tablolara etkisi finansal oranlar yardımıyla belirlenmeye çalışılmıştır. Bunun için, 631 işletmenin mali ve tanımlayıcı verileri kullanılmıştır. Seçili sekiz oran bazında, ilk olarak yasadan yararlanmayan işletmelerde, ikinci olarak yasadan yararlananlarda, son olarak ta yasadan yararlanan ve yararlanmayan işletmelerin verilerinde anlamlı bir fark olup olmadığı analiz edilmiştir. Analizde ilk iki test için, örneklem büyüklüğüne bağlı olarak bağımlı örneklemler için t-testi ve wilcoxon testi; sonuncusu için ise bağımsız iki ortalama için z-testi ile mann-whitney u testi kullanılmıştır. Analiz sonucunda, banka kredileri/aktif, özkaynak/aktif, dönem net karı/net satışlar ve dönem net karı/özkaynak oranlarında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Banka kredilerinin aktifteki payı artarken, özkaynakların payı azalmış ve özkaynak karlılığı ile net karlılıkta azalma görülmüştür. Toplam aktif içinde özkaynakların payı azalırken, banka kredilerinin artması; bunun yanında karlılık oranlarındaki düşüş, finansal tablo kullanıcıları açısından olumsuz olarak nitelendirilecek durumlardır.

Finansal oranlarFinansal raporlamaFinansal tablolar+4
Hakan Öger
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarımsal faaliyetlerin maliyetlendirilmesi ve muhasebeleştirilmesine yönelik değerlendirmeler ve sektörel bir uygulama

Türkiye'de tarım muhasebesi alanında yapılan çalışmalar incelendiğinde uygulama farklılıkları göze çarpmaktadır. Bu farklılık; tarımsal ürün ve canlı varlıkların hesap grupları açısından takibi, değerleme, amortisman gibi dönem sonu işlemleri, sektöre özgü verilen teşviklerin muhasebeleştirilmesi konularındadır. Çalışmanın amacı; tarım sektörü içinde yer alan, az sayıda çalışma yapılmış bir alan olan tavukçuluk sektöründe maliyetleme, muhasebeleştirme ve finansal raporlama açısından uygulanabilir örnek bir model oluşturmaktır. Çalışmada sosyal bilimlerde yaygın olarak kullanılan nitel araştırma yöntemlerinden biri olan "Örnek Olay Yöntemi" kullanılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşturulmuş olup ilk bölümde; çalışma ile ilgili genel bilgiler verilerek literatür taraması sunulmuştur. İkinci bölümde; maliyet muhasebesi kavramları ve maliyet hesaplama yöntemleri tarım sektörü açısından irdelenmiştir. Ardından TMS 41- Tarımsal Faaliyetler Standardı ele alınmış, VUK'a değinilmiş, muhasebeleştirme, değerleme gibi konularda karşılaştırmalar yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise tavuk sektöründe organik etlik piliç eti üretimi yapan bir işletmede model olarak önerilen "Tam Maliyet - Normal Maliyet - Faaliyet Tabanlı Maliyet Yöntemlerinden Oluşan Maliyet Sistemi" ile mamul maliyetleri hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlar, işletmenin hali hazırda kullandığı geleneksel maliyetleme sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. İşletmenin takip edilen dönemde gerçekleştirdiği faaliyetler, TMS 41'e ve VUK'a göre muhasebeleştirilmiş, karşılaştırılmış, finansal tablolara üzerinde yarattığı etkiler değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda; ilk olarak FTMY kullanılarak maliyet konusunda daha doğru bilgiye ulaşıldığı vurgulanmıştır. Ayrıca muhasebeleştirme açısından söz konusu uygulama ile TMS 41'e göre yapılan kayıtların finansal tablolar üzerinde VUK'a göre yapılan kayıtlardan daha etkin sonuçlar ortaya koyması gibi işletme lehine olan birçok olumlu sonuç elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: TMS 41, UMS 41, Canlı Varlık Değerlemesi, Etlik Piliç, Faaliyet Tabanlı Maliyet Yöntemi.

Aktiviteye dayalı muhasebeEtlik piliçFaaliyete dayalı maliyetleme+7
Lale Demirlioğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

İşletmelerde kurumsal risk yönetimi varlığının belirleyicileri

Son yıllarda yaygın bir şekilde kullanım alanı bulan kurumsal risk yönetimi, uluslararası pazarlarda yer almak ve daha fazla büyümek isteyen işletmelerin başvurduğu çağdaş bir risk yönetim anlayışı olarak dikkat çekmektedir. Uluslararası alanda, işletmelerde kurumsal risk yönetimi varlığının belirleyicilerine yönelik oldukça fazla çalışma yapılmıştır. Ancak, Türkiye'de bu konudaki çalışmaların oldukça az sayıda olduğu görülmektedir. Türkiye'deki kurumsal risk yönetimine olan ilginin Yeni Türk Ticaret Kanunu'nun kabulünün ardından artmaya başladığı kabul edilebilir. 2013 ve 2014 dönemlerini kapsayan ve reel sektör işletmelerinin araştırma konusu yapıldığı bu çalışmada,Türkiye'de kurumsal risk yönetimi varlığına etki eden faktörlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Yapılan sayısal modelleme çalışması sonucunda, dört büyük denetim firması, karlılık, işletme büyüklüğü ve finansal kaldıraç oranının kurumsal risk yönetimi varlığının belirleyicileri olduğu sonucuna varılmıştır.

Finansal kaldıraçlarFirma büyüklüğüKarlılık+3
Anıl Gacar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Denetim komitesinin finansal raporlama kalitesi üzerindeki etkisi

Muhasebe bilgi kullanıcıları işletmeler hakkında bilgi sahibi olmak veya herhangi bir karar almak için finansal raporlardan yararlanmaktadırlar. İşletmeler ise finansal raporlar aracılığı ile muhasebe bilgi kullanıcıları ile iletişim kurmaktadırlar. Bu karşılıklı etkileşimin sağlıklı yürütülebilmesi ancak, kaliteli finansal raporlar sayesinde gerçekleştirilmektedir. Finansal raporlama kalitesinin ölçülmesi oldukça karmaşık bir yapıyı ifade ederken, iç kontrol, iç denetim ve bağımsız denetim birimlerinin gerçekleştirdiği kaliteli faaliyetlerin toplam sonucu olduğu söylenebilir. Yeni TTK' da işletmelerin kurması gereken komitelere yer verilmiştir. Bu komitelerden en dikkat çekeni, iç kontrol, iç denetim ve bağımsız denetim birimleri ile ilişkileri ve söz konusu birimlerle muhasebe bilgi kullanıcıları arasında köprü görevi görmesinden dolayı Denetim Komitesi olmuştur. Denetim Komitesi' nin görev ve sorumlulukları ile finansal raporlama kalitesine olumlu katkı sağlaması beklenmektedir. Çalışmamızın ana amacı, denetim komitesi uygulamalarının finansal raporlama kalitesi üzerindeki etkisini incelemektir. Denetim komitesinin kurulmasının finansal raporlama kalitesi üzerinde etkili olup, olmadığı ve denetim komitesinin yapısal özelliklerinin (Bağımsızlık, Toplantı Sıklığı, Boyut) finansal raporlama kalitesi üzerinde etkili olup, olmadığı araştırma soruları olarak belirlenerek, iki soru çerçevesinde araştırma hipotezleri test edilmiştir. Hipotezlerin test edilebilmesi için Çok Değişkenli Regresyon Modeli kullanılmıştır. Çalışmamız dört bölümden oluşmakla birlikte, ilk üç bölüm, teorik açıklamaları içermektedir. Son bölüm ise teorik açıklamalar çerçevesinde BİST' te işlem gören işletmelerin denetim komitesi uygulamalarının finansal raporlama kalitesi üzerindeki etkisini incelemeye yönelik araştırmayı içermektedir. Çalışma sonuçlarına göre, denetim komitesinin kurulmasının finansal raporlama kalitesini arttığı tespit edilmiştir. Denetim komitesi yapısal özelliklerinden; Bağımsızlık ve Toplantı Sıklığı ile finansal raporlama kalitesi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki tespit edilirken, denetim komitesinin boyutu ile finansal raporlama kalitesi arasında bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Denetim Komitesi, Finansal Raporlama, Kalite, Kar Yönetimi, BİST.

Bağımsız denetimDenetimDenetim komiteleri+4
İrem Doğan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Entelektüel sermayenin ölçülmesi ve performans rasyolarına etkisinin analizi: BİST'de işlem gören iletişim şirketleri üzerine bir uygulama

İşletmelerde finansal sermaye, fiziksel sermaye ve entelektüel sermaye olmak üzere üç tür sermaye yapısı bulunmaktadır. Finansal sermaye, işletmelerin sahip oldukları nakit, banka hesapları, kıymetli kağıtlar gibi sermayelerini ifade etmektedir. Fiziksel sermaye, işletmelerin fabrika, arsa, makine ve teçhizat gibi varlıklarını içeren sermaye türüdür. Entelektüel sermaye ise, işletmelerin görünürde olmayan fakat işleyişlerini önemli bir ölçüde etkileyen, onlara katma bir değer sağlayan maddi olmayan varlıklarını ifade etmektedir. Son yıllarda özellikle bilgi ağırlıklı bir ekonominin hüküm sürdüğü iş hayatında, işletmelerin sahip oldukları bu maddi olmayan varlıkların fark yaratıcı özellikleri daha çok belirginleşmiş ve entelektüel sermaye kavramının önemi artmıştır. Entelektüel sermaye kavramının önem kazanması, yönetilmesi ve dolayısıyla da ölçülmesi gerekliliğini beraberinde getirmiştir. Fakat söz konusu maddi olmayan varlıkların fiziksel nitelikte olmayışı ve işletme içerisinde genellikle örtük bir yapıda bulunması; entelektüel sermayenin ölçümünü de önemli bir ölçüde sınırlandırmaktadır. Günümüzde entelektüel sermayenin önemi ve işletmeler arası rekabet unsurunda fark yaratıcı özelliği konusunda mutabık kalınmış ise de; henüz genel kabul görmüş bir ölçüm yöntemi bulunmamaktadır. Bu çalışma ile farklı ölçüm metotları üzerinde durulmuş, söz konusu farklı ölçüm metotları ile iletişim sektöründe faaliyet gösteren iki şirketin entelektüel sermayeleri ölçümlenmiş ve yıllar itibariyle karşılaştırılması gerçekleştirilmiştir. Bunun yanı sıra, farklı yöntemlere göre ölçülen entelektüel sermayelerin, şirketlerin finansal performansları üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Ayrıca kullanılan ölçüm yöntemleri arasında da karşılaştırmalar yapılmış ve verdikleri sonuçlar üzerindeki benzerlikler incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Maddi Olmayan Varlıklar, Entelektüel Sermaye, Entelektüel Sermayenin Ölçümü

Entelektüel sermayeFinansal performansPerformans+4
Gökhan Berk Özbek
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Beyaz eşya sektöründe toplam kalite yönetimi ve kalite maliyetleri

Ülkemizde bulunan isletmelerin, ürettiklerini yurt içi ve yurt dısındapazarlayabilmeleri için, kalite güvencesi standartlarını yerine getirmeleri artık bir zorunlulukhaline gelmistir. Ancak bunları uygularken asıl amaç kalite güvencesi belgesini almak degil,isletmede kalite sistemini kurmak ve sonrasında kaliteli, düsük maliyetli üretim yapmakolmalıdır.Kalite isletmelerin gelir ve giderleri üzerinde çesitli etkiler yaratmaktadır. Ancakkalite birçok isletme için maliyet olarak görülmektedir. Oysa günümüzde yogun rekabetinyasandıgı ortamda basarılı olabilmek için isletmeler kalite üzerine yatırım yapmakzorundadırlar.sletmelerin bir adım öne geçebilmeleri için kullanılan yöntemlerden biri de KaliteMaliyetleri Sistemi'nin uygulanmasıdır. Kalite Maliyetlerinde; kalite ve maliyetin ters iliskiiçerisinde oldugu görülür. Çünkü bu yaklasımda kalite iyilestikçe maliyetler düsecektir.Kısacası Kalite Maliyetleri, hizmetin, üretimin, satısın, satıs sonrası servislerin belirlenmisstandartlara göre zamanında ve yerinde uygulanması sonucu ortadan kalkacak olanmaliyetlerdir. Amaç Toplam Kalite Maliyetlerini sıfırlayarak en mükemmele ulasmaktır.Kalite maliyeti sisteminin bir parçası olarak, isletmeler, tüm faaliyetlerin kalitemaliyetlerini özetlemeliler ve bu maliyetleri bir kalite raporunda biriktirmelilerdir. KaliteMaliyetleri tek tek toplanmalı, bölümler arasında iletisim saglanmalı ve bu verilerdegerlendirilmelidir. sletmenin bütçede belirlenen amaçlar dogrultusunda faaliyetleriningerçeklesip gerçeklesmedigini, ne oranda gerçeklestigini, ortaya çıkan sapmaları, bunlarınnedenlerini, alınması gereken önlemleri ve kalite gelistirme çalısmaları hakkında bilgisaglamaya yönelik araçlardır.Bu çalısmada, Toplam Kalite Yönetimi ve Kalite Maliyetleri ele alınmıs, kullanılantekniklerden bahsedilmistir. Konu ile ilgili olarak genel bilgilendirme yapılarak beyaz esyasektörü için önemi,uygulanması ve sonuçları anlatılmıstır. Çalısmanın ana amacı kalitemaliyetlerinin analiz edilmesidir. Bu amaçla öncelikle Toplam Kalite Yönetimi ve KaliteMaliyetleri ele alınmıs, daha sonra bu çalısmalar beyaz esya sektörüne uyarlanmıstır

Nilüfer Kesim
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Kimyasal gübre sektöründe pazarlama, satış ve dağıtım giderlerinin analizi

Yogun rekabet ortamında ayni sektör içinde faaliyet gösteren bir çok firmakarlarını maksimize etmek ve ticari hayatlarını sürdürmek amacıyla modernpazarlama ve tekniklerini uygulamaktadır.işte bu süreçte birbirleriyle rekabet halinde olan üretici ve satıcı firmalar,piyasaya arz ettikleri ürünlerin, satısın son noktası sayılan nihai tüketici tarafındanalınıp tüketilmesine kadar zorunlu olan pazarlama satıs ve dagıtım giderlerinibünyelerinden karsılayarak, bu giderleri maliyetlerine yansıtmak durumundadırlar,Gerek ürün üzerinden uygulanacak gerekse aracı firma yada tüketicilereyönelik her türlü pazarlama ve satıs enstrümanı firmanın rakiplerinden bir adım önegeçmesini saglayacak önemli bir etkendir.Pazarlama, satıs ve dagıtım üçgeninin çok uyumlu bir sekilde isler durumdabulunması bu kriterlere ait giderleri minimum seviyede tutacak bu da firmanınkarlılıgı üzerinde pozitif etki meydana getirecektir.Firmaların piyasada daha fazla pazar payına sahip olarak karlılıklarınıyükseltmeleri için yapılan pazarlama, satıs ve dagıtım giderlerinin sirket cirolarınaoranlarının minimum seviyede olması sirketin karlılıgı açısından önemlidir. ste bugiderlerin belirli bir sistematik içinde düzenli olarak takibi tek düzen hesap planındasaglanmaktadır. Sistemin dogru kurulması bu giderlerin maliyetlere dogru bir sekildeyansıtılmasını berberinde getirecektir.Bu giderler bir çok sanayi kolunda yogun bir sekilde geçerli oldugu gibikimyasal gübre sektöründe de uygulanmaktadır.

Hatice Öztekin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Bankacılık sisteminde yeniden yapılandırma: ticari bankalarda performans yönelişleri (Türkiye 2001-2004 örneği)

Türkiye'de bankacılık sektörü, para ve sermaye piyasalarında stratejik bir roloynamaktadır. Bankacılık sektörünün saglamlıgı ve etkinligi, ekonomik büyümeye katkısaglamak ve finansal kriz riskini azaltmak için ekonomi için hayati bir önemtasımaktadır.Türk Bankacılık Sektörü, 2001-2004 döneminde yogun bir yeniden yapılandırmasüreci geçirmistir. Çalısmanın, temel amacı, yeniden yapılandırma sürecinde bankacılıksektörünün finansal, etkinlik ve verimlilik performansını degerlendirmektir.Birinci bölümde, bankacılık krizlerinin genel özelliklerini belirlemek amacıylafinansal kriz literatürü incelenmis ve Türk Bankacılık Sektöründe yakın geçmisteyasanan krizlere yol açan temel unsurlar analiz edilmistir.ikinci bölümde, Bankacılık Sektörü Yapılandırma Programlarının teorikçerçevesi ve Türkiye uygulaması incelenmistir.Son bölümde ise, 2001-2004 döneminde, parametrik olmayan Veri ZarflamaAnalizi kullanılarak, çesitli etkinlik ölçüleri tahmin edilmistir. Toplam FaktörVerimliligini degerlendirmede, Malmquist endeksi kullanılmıstır. Çalısmamızda, ayrıca,etkinlik ölçüleri ile seçilmis finansal oranlar arasındaki iliski arastırılmıstır.Çalısmamızın sonuçlarına göre, inceleme döneminde, teknik, saf teknik, maliyetve tahsis etkinliklerinde önemli bir etkinlik kazanımı elde edilememistir.Çalısmanın diger sonuçları ise söyle sıralanabilir: (1) Türk bankacılık sektöründeteknik etkinsizligin temel kaynagı, saf teknik etkinsizlikten çok ölçek etkinsizligidir. (2)Maliyet etkinsizliginin nedeni tahsis etkinsizligidir. (3) Sektörde bankaların büyük birçogunlugu ölçege göre azalan getiriden kaynaklanan ölçek etkinsizligine sahiptir. (4)Bankaların etkinlikleri sahiplik yapısı ve ölçege göre farklılasmaktadır. (5) Dönemde,etkinlik artısından çok, teknolojik ilerlemeye baglı verimlilik artısı elde edilmistir. (6)Etkinlik ölçüleri ile seçilmis finansal oranlar arasında iliski vardır.

Rabia Aktaş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Vadeli işlem ve opsiyon borsasında risk yönetimi alanındaki gelişmeler Basel II standartları ve uygulama örnekleri

Risk yönetimi küçük ya da büyük olsun tüm işletmeler için önemlidir. Etkin risk yönetimini sağlayan bir şirket aynı zamanda etkin bir rekabet aracını da ele geçirmektedir. Şirketler çok çeşitli risk yönetimi tekniği kullanmak zorundadır. Fakat finansal piyasada kurallar her zamankine göre daha hızlı değişim sergilemektedir. Artık eski teknikler önemini yitirmiştir. Risk yönetiminde en önemli araçlardan biri de türev sözleşmelerdir. Türev piyasalar, piyasa ekonomisine önemli faydalar sağlamaktadır. Bunlardan bazıları, riskin transfer edilmesi, fiyat tespiti ve kamunun bilgilendirilmesidir. Vadeli işlem ve opsiyon borsası, Türkiye'de Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yetkilendirilmiş tek vadeli işlem borsasıdır. Vadeli işlem ve opsiyon borsasının, etkin ve başarılı bir risk yönetim platformu oluşturmak suretiyle kurumların ve kişilerin risk yönetim ihtiyacını karşılamak ve ekonominin daha sağlıklı işlemesini sağlamak şeklinde stratejik ve iktisadi fonksiyonları vardır. Günümüzde vadeli işlem ve opsiyon borsasında, döviz, endeks, faiz, emtia ve altın vadeli işlem sözleşmeleri temel yatırım araçlarını oluşturmaktadır. Basel II, uluslararası banka denetçilerinin 1988 yılında oluşturulan uluslar arası sermaye uzlaşısının (Basel I) geliştirilmesiyle oluşturdukları bir çalışmadır. Basel II, bankaların sermaye yeterliliklerinin ölçülmesine ve değerlendirilmesine ilişkin olarak Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından yayımlanmıştır. Basel II standartlarında güçlü bir risk yönetiminin sürecinin oluşturulmasına önem verilmektedir. Bu gelişmelerin ışığı altında bu çalışmada risk, risk yönetimi, türev araçların taşıdığı risk çeşitleri ve Basel II'nin vadeli işlem ve opsiyon borsasına olası etkileri incelenmiştir. Birinci bölümde, türev araçlar ve vadeli işlem ve opsiyon borsasının işlevi incelenmiştir. İkinci bölümde ise risk yönetimi, Basel standartlarının gelişimi ve ülke uygulamaları değerlendirilmiştir. Son bölümde ise elde edilen sonuçlar değerlendirilmiş ve vadeli işlem ve opsiyon borsasını etkileyecek riskler açıklanmıştır. Daha sonra bir vadeli işlem sözleşme portföyüne Parametrik Riske Maruz Değer analizi uygulanmıştır.

Volkan Dayan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Faaliyet tabanlı maliyet yönteminin temel mali tablolar üzerindeki etkisi

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte bir mamulün üretimi için var olan faaliyetlere yenileri eklenmiştir. Bu durum yeni faaliyetlere bağlı olarak mamul maliyet hesaplamalarında değişikliklere sebep olmuştur. Maliyet hesaplarında geleneksel yöntemin kullanılması yanıltıcı sonuçlar ortaya çıkarmış ve yöneticilerin hatalı kararlar almalarına neden olmuştur. Bu durum gittikçe büyük bir sorun haline gelmiş ve bu büyük sorun yeni yaklaşımların ortaya çıkma ihtiyacını vazgeçilmez hale getirmiştir. İlk kez Staubus tarafından 1971 yılında ortaya atılan ve daha sonra Robert Kaplan ve Robin Cooper'ın öncülüğünü ettiği Faaliyet Tabanlı Maliyet Sistemi de bu yeni yaklaşımlar arasında yer almaktadır. Bu çalışmamız da mamule maliyetlerinin yüklenmesinde geleneksel sistemin yetersiz kaldığı alanlardan hareket ederek, geleneksel sistemlerle FTMS'nin karşılaştırmasının yapılıp FTM'nin yönetime daha güvenilir veriler sunduğu belirtilerek ve karşılaştırma sonucunda oluşan farklılıkların, işletmenin temel mali tabloları üzerinde meydana getirdiği etkileri yansıtılmaktadır.

Aktiviteye dayalı muhasebe
Lale Demirlioğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kalite maliyetleri ve İzmir ilinde bir uygulama

Küreselleşmenin bir sonucu olarak işletmeler yoğun rekabet şartlarında pazar paylarını kaybetmemek ve arttırmak amacıyla yoğun bir çaba sarf etmektedirler. Bunun yolu da müşterilerini memnun etmekten geçmektedir. İşletmeler, müşteri memnuniyetini sağlamak amacıyla satılan ürün ve hizmetlerin kalitesini arttırmaya, buna karşın üretim maliyetlerini azaltmaya çalışarak devamlılıklarını sağlamak zorundadırlar. İşletmeler kalite ile ilgili çalışmaları karşılığında bir bedel ödemektedir ve bu bedel için katlanılan fedakarlıklar kalite maliyetleridir. Kalite yönetiminin en önemli unsurlarından birisi kalite maliyetleridir. Bu maliyetlerin analiz ve kontrol edilebilmesi, ölçülmesi gerekmektedir. Ancak bu sayede kalite ile ilgili elde edilen maliyet verileri, işletme hedeflerinin belirlenmesinde, kaliteyi arttırmak için gereken yatırım kararlarında, kalitenin arttırılması sonucu maliyetlerin düşmesi ve işletmenin rekabet gücünün arttırılmasında, potansiyel gelişme alanlarının saptanabilmesinde kullanılabilir. Yapılan bu çalışmada kalite maliyetleri ve kalite maliyet sistemlerinin önemi üzerinde durulmuş ve bir plastik işletmesinde uygulanabilirliği araştırılıp uygulama ile ilgili sonuçlar açıklanmıştır.

KaliteKalite maliyetiRekabet+3
Özgür Atay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Konaklama işletmelerinde yönetim muhasebesi sistemleri ve uygulaması

Günümüz işletmelerinin içinde bulundukları küresel piyasa koşulları, yoğun kar baskısı altında yaşamlarını sürdürebilmeleri ve büyüyebilmeleri için kendilerine rekabet üstünlüğü sağlayacak yöntem ve araçları kullanmaları bir zorunluluk haline gelmiştir. Sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlamak için firmanın öncelikle iç süreçlerinde etkinliği ve verimliliği yakalaması gerekmektedir. Yönetim muhasebesi sistemi, işletmenin ve de esas olarak yönetimin temel unsuru olan ?karar? mekanizmasının daima zamanlı, doğru ve rekabet üstünlüğü yaratmasını destekleyici olarak görev yapmaktadır. Yönetim muhasebesi sistemlerini kullanarak yöneticilerin aynı anda birden fazla değişkeni bir arada incelenmesi ve birbirleriyle ilişkilendirilmesi sonucu elde ettikleri raporlar ve bilgiler doğrultusunda karar alması özellikle karar alma sürecinin daha sağlıklı ve etkin sonuç vermesini sağlamaktadır.Konaklama işletmeleri küreselleşmenin etkilerini en fazla hisseden sektörlerden biri olarak yoğun bir rekabet ve büyüme baskısı altındadır. Özellikle sektörün yapısı gereği emek yoğun olarak çalışılması ve otomasyona sıklıkla başvurulamaması etkin bir yönetim ve sistem anlayışını zorunlu kılmaktadır. Bunun içindir ki; otel yönetimlerinin karar alırken ve bu kararların etkilerini ölçerken iyi bir sistemin kendilerini desteklemesi gerekmektedir.Çalışmamızda; Manisa merkezli olmak üzere Türkiye'nin dokuz ilinde on üç otel ile faaliyet göstermekte olan Anemon Otelleri'ndeki yönetim muhasebesi sisteminin yapısı ve sistem araçlarının kullanımı araştırılmış ve elde edilen bulguların ışığında şirketin mevcut durumu tespit edilerek öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır.

Konaklama işletmeleriManisaMuhasebe+3
Burak Özdoğan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Bağımsız denetim kalitesi ile ilgili yeni yaklaşımlar ve İzmir ilinde yeminli mali müşavirlere yönelik bir araştırma

Bağımsız denetim, şirketlere ait finansal bilginin güvenilirliğini arttıran, dolayısıyla ülkelerin finansal ve ekonomik gelişmesine katkıda bulunan bir muhasebe disiplinidir. 2002 yılında ABD'de yaşanan Enron krizi ve dünyanın büyük ve en prestijli denetim kuruluşlarından birinin de bu krize neden olduğunun tespit edilmesinden sonra, bağımsız denetim kalitesi kavramı önem kazanmıştır. Başta ABD olmak üzere, İngiltere ve diğer gelişmiş ülkeler ile, uluslararası düzenleyici kurumlarda, bağımsız denetim kalitesinin arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar, bağımsız denetim ile ilgili yeni kanunların ve standartların yayınlanması, kamu gözetim kurumlarının kurulması gibi hususları kapsamaktadır.Uluslararası Denetim Standartları ve düzenleyici kurumların denetim kalitesi yaklaşımları çerçevesinde, bağımsız denetim kalitesi modeli oluşturulan bu çalışmada, modelin bileşenleri detaylı olarak incelenmiştir.Çalışmanın son bölümüde, İzmir'de faaliyet gösteren Yeminli Mali Müşavirlerin denetim kalitesi ile ilgili algılarının, incelendiği bir araştırma yer almaktadır. Araştırma kapsamında yapılan faktör analizine göre, Yeminli Mali Müşavirler, denetim kalitesi boyutlarından, ?Liderlik?, ?Kalite Kontrol?, ?Dokümantasyon?, ?Kalite Kontrolör?, ?İzleme?, ?Görüş Ayrılıkları?, ?Ekip Çalışması? ve ?Etik?, boyutlarını ve bu boyutlarla ilgili alt boyutları tespit etmişlerdir. Bu araştırma sonuçları, göstermektedir ki, ülkemizde bu mesleği icra edenler, denetim kalitesi ile ilgili kavramlar ve süreçler hakkında bilgi sahibidirler. Dolayısıyla, ülkemizde yeni başlayan, denetim kalite kontrolü ile ilgili çalışmaların hız kazanması gerekmektedir.

Bağımsız denetimDenetimKalite+1
Ebru Esendemir Gökpınar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00

Other supervisors