Theses supervised by Prof. Dr. Rıza Savaş

18 theses · Dokuz Eylül University

DoctorateOpen AccessTR

Dört halife döneminde yönetim anlayışı

Bu tez, Dört Halife?nin yönetim anlayışını öğrenmek amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır.Girişte yönetimle ilgili kavramlar, Cahiliye Dönemi ve Hz. Peygamber Dönemi yönetim anlayışı söz konusu edilmiştir. Böylece Raşid Halifeler Dönemi için bir alt yapı oluşturulmak hedeflenmiştir. Birinci bölümde Dört Halife Dönemi?nde siyasi iktidarın nasıl oluşturulduğu ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bu çerçevede, siyasi yapının oluşturulması, devlet otoritesinin te?sîsi ve yaygınlaştırılması konuları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise, Dört Halife Dönemi?nde siyasi iktidarın toplum ile ilişkileri üzerinde durulmuştur. Bu dönemde içtimâî, iktisâdî ve adlî hayatın tanzimi, bu bölümde işlenen konu başlıklarıdır. Çalışmamızda sosyal bilimlerde yaygın olarak kullanılan betimleme, analiz, sentez, örneklem, genelleme gibi yöntemler kullanılmıştır.Dört halifenin yönetim anlayışını ortaya koyma gayretinde olduğumuz bu çalışmamız, bulduğumuz çözümleri ihtiva eden bir ?sonuç? bölümü ile sona ermiştir. Anahtar Kelimeler: Cahiliye, Hz. Peygamber, Halife, Yönetim

DevletDevlet anlayışıDört Halife Dönemi+6
Eyup Kurt
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Muhammed döneminde emân

Emân, "güvence altına almak, himaye etmek, can güvenliğini sağlamak" anlamlarında kullanılmaktadır. Bu araştırmamızda, emân uygulamalarının kapsamlı bir şekilde değerlendirilebilmesi için öncelikle emân vermek için kullanılan kavramlar ele alınmıştır. Bu kavramlardan yola çıkarak, İslâmî döneme geçişte kazandığı yeni anlam ve uygulama alanları arasında bir kıyaslamaya yer verildi. Emân verme şartları yanında, sözlü ve yazılı emân uygulamasına örnekler verildi. Emân isteme hususunda ihtiyaç halinde din ayrımı gözetmeksizin can güvenliğini sağlayabilecek kimselerden himaye istenmesine yönelik örneklere yer verildi. Emân vermenin, İslâm tarihinde önemli bir yere sahip olan Hicrete katkısı üzerinde duruldu. Müslümanlar, Mekke döneminde himayeye daha çok ihtiyaç duymaları sebebiyle emân alan durumunda iken Medine'ye hicretten sonra İslâm?ın hızla yayılmasıyla ve kazanılan savaşlarla artık emân veren konumuna gelmişlerdir. Mekke'nin fethiyle birlikte ise umumî bir emân uygulamasıyla karşılaşıyoruz. Peygamberliğini ilan etmesinden sonraki süreçte Hz. Peygamber'in şahsına ve beraberindeki Müslümanlara çok ağır hakaretler ve işkenceler yapılmıştı. Her türlü kötülüğün yapıldığı bu süreçte Hz. Peygamber?in, emân isteyenlere karşı nasıl merhametle davrandığının örnekleri gösterilmiştir. Hz. Muhammed dönemi emân uygulamalarında, intikam duygusuyla hareket edilmeyerek umumiyetle af yolunun tercih edildiği ortaya çıkmaktadır. Emân verildikten sonra İslâm'a karşı önyargılarından kurtularak Müslüman olan kimseler dikkat çekmektedir. Tezin hazırlanmasında, kavram incelemesinde lügatlerden, emân uygulaması örnekleri için siyer, megâzî, tarih ve hadis kitaplarından yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Emân, Himaye etmek, Civâr, Can güvenliği, Güvence altına almak.

Can güvenliğiEmanHimaye+4
Memduh Çelmeli
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed b. Muhammed el-Cezerî'nin Sîretü'n-Nebi adlı eseri ve analizi

Tezimiz meşhur kırâat ve hadîs âlimi İbnü'l-Cezerî'nin "Muhtasar Sîre" adını verdiğimiz eserini konu almaktadır. Henüz siyer literatüründe yer almamış olan yazma eserimizin; metin şerhini, kullandığı kaynakları ve eser tahlilini yapmaya gayret ettik. Eser, ilim talep eden öğrencilere ve topluma, kolay anlama ve öğretme amacıyla yazılan muhtasar siyer geleneğinin güzel bir örneğidir. Müellifimiz İbnü'l-Cezerî'nin yüz civarında eseri bulunan kırâat ve hadîs ilmini Anadolu'ya yaymış ilmi kişiliğiyle eserin değerini artırdığı söylenebilir. Eserimizde, siyere dair temel mevzuların tamamının kronolojik olarak ve özet suretinde yer aldığı görülmektedir. Müellif, anlattığı olayların çoğunda kaynak kullanmaya özen göstermiş ve yirmi civarında kaynağı farklı yerlerde birçok defa kullanmıştır. Yazma eserimizde kullanılan kaynakları ayrı bir bölümde vermeye çalıştık. Siyer geleneği ve muhtasar siyerler başlığıyla, kısaca siyer'e ve onu kısaltılma amaç ve çalışmalarına değindik. Tezin hazırlanma safhalarında siyer, megâzî, tarih ve hadis kitaplarından yararlandık. Tezimiz dört ana bölüm'den oluşmaktadır: Birinci Bölüm: İbnü'l Cezerî ve Kullandığı Kaynaklar İkinci Bölüm: İbnü'l-Cezerî'nin Eserine Göre Mekke Dönemi Üçüncü Bölüm: İbnü'l-Cezerî'nin Eserinde Hicret ve Medine Dönemi Dördüncü Bölüm: Eserin Metin Şerhi

Siretü`n-NebiSiyerİbnü`l-Cezeri+2
Nihat Şahin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Muhammed Döneminde es-Süleym kabilesi lideri Şair Abbas b. Mirdâs ve faaliyetleri

Hz. Muhammed döneminde es-Süleym kabilesi lideri şair Abbas b. Mirdâs ve faaliyetleri adlı çalışmamız Giriş bölümü hariç üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Şair Abbas b. Mirdâs'ın kabilesi, yaşadığı bölge, Câhiliye dönemi, Hz. Muhammed dönemi, kabilenin önemli şairleri, Süleym şairlerinin nahivdeki yeri, kabilenin İslam öncesi dönemde Kureyş kabilesi ile olan ilişkisi ele alınmıştır. İkinci bölümde Abbas b. Mirdâs'ın hayatı, ismi, soyu, doğum tarihi, ailesi, eşi çocukları, Müslüman olmadan önceki yaşamı, Câhiliye dönemi şiir örnekleri, Abbas b. Mirdâs'ın Hz. Muhammed dönemi yaşamı, Müslüman oluşu, katıldığı savaşlar, müellefe-i kulub'dan sayılması, rivayet ettiği hadis, ölümü, kabile içindeki yeri, gibi konulara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Abbas b. Mirdâs'ın Arap şiirindeki yeri ve etkisi, Câhiliye şiiri ve özellikleri, Abbas b. Mirdâs'ın şiirleri ve konusu, Hz. Muhammed döneminde Arap şiirinin özellikleri, Abbas b Mirdâs'ın şiirleri ve tahlilleri yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Abbas b. Mirdâs, Şiir, Câhiliye, Hz. Muhammed, Kabile.

Arap edebiyatıBiyografiHz. Muhammed+6
Orhan Kaya
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bi'set'ten Habeşistan hicretine kadar (610-615)ilk muhalif liderler ve muhalefetleri

Muhalefet kavramı çok eski bir kavram olmasına rağmen 20.yüzyılın ilk ‎başlarına kadar neredeyse bir tanıma bile sahip değildi. Siyaset Bilimi, Tarih ve ‎Sosyoloji muhalefeti tek başına konu olarak bile ele almıyor, onu alt başlıkların ‎içerisinde anlamlandırmaya çaba sarf ediyordu. Bu şekilde yapmalarının temel ‎nedeni muhalefeti bunlardan soyutlayamamalarıydı. Muhalefet, "h-l-f " ‎kökünden gelen Arapça bir kavramdır. Herkesin ayrı bir yol tutması ve görüş ‎ayrılığı anlamına gelmektedir. Bununla birlikte muhalefet kavramının ‎anlaşılabilmesi için sözlük ve terim anlamlarının da açıklığa kavuşturulması ‎gerekir. Kesin ve keskin bir çizgiyle olmasa da muhalefet kavramını iki kısma ‎ayırmak mümkündür. Bunlar; yapısal ve kurumsal muhalefettir. ‎ Bahsedilen muhalefet türleri incelendiğinde Hz. Peygamber'e yapılan ‎muhalefetin her iki kuramla da alakalı olduğu görülecektir. Muhalefet türlerinin ‎Hz. Peygamber'e uygulanış biçimi incelendiğinde muhalefetin dini, siyasi, ‎iktisadi, sosyoekonomik ve bireysel boyutları olduğu görülecektir. Muhalefetin ‎boyutlarını ortaya koyan bu sebepler bize muhaliflerin bir portresini de ‎sunmaktadırlar. Bu portredeki muhalif tip; inkârcı, kibirli, zalim, inatçı, alaycı, ‎tehditçi, zenginlikten şımarıp azgınlaşmış ve batıl inançlara körü körüne bağlı bir ‎tiptir.‎ ‎ Biz de tezimizde bu tipi tarif etmeye gayret gösterdik. Birinci bölümde bu ‎muhalif tipi ortaya çıkaran sebepleri, ikinci bölümde de bu muhalif tipin ilk ‎temsilcilerini tanıttık. ‎ Anahtar Kelimeler: Bi'set, Muhalefet, Mekke Liderleri, Hz. Peygamber, ‎Kur'an'da muhalif liderler, İlk Muhalifler.‎

Hz. MuhammedHz. Muhammed DönemiLiderler+5
Erol Yılmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bir sire kaynağı olarak Serahsî'nin el-Mebsut adlı eseri

Hz. Peygamber'in hayatı ile ilgili yapılan çalışmalarda siyer ve meğazi kitaplarının yanı sıra, diğer İslamî ilimler alanında hazırlanan eserler de kaynak olarak kullanılmaktadır. Bu noktadan hareketle ele alınan Serahsî'nin el-Mebsut adlı eserinde de, Hz. Peygamber'in hayatının ve kişiliğinin çeşitli yönleriyle ilgili bilgilere ulaşılmıştır.Hazırladığımız tezde de görüldüğü gibi, özellikle Serahsî'nin bu eseri fıkıh kaynağı olduğundan, Hz. Muhammed'in hukukî alandaki uygulamaları ve oluşturduğu toplumun iktisadî hayatına dair oldukça detaylı bilgiler elde edilmiştir. Bunun yanı sıra eserde Hz. Peygamber'in, İslam'ı savunma ve Allah'ın adını yüceltme amacıyla gerçekleştirdiği gazve ve seriyyelere ilişkin haberler de genişçe yer almaktadır.el-Mebsut, Hz. Peygamber'in beşeri yönüne, O'nun ahlakî özelliklerine, toplumda yaşayan insanlarla hür-köle, kadın-erkek-çocuk vb. kişilerle olan yakın münasebetine dair rivayetler de içerir. Ayrıca aile ilişkileri, insan ilişkileri, cemaat konusundaki hassasiyeti, Müslümanların diğer din mensuplarına benzememesi konusundaki uyarıları vb. konulardaki tutumlarının anlaşılmasına yardımcı olacak örnekler de tespit edilerek değerlendirilmiştir.Serahsî el-Mebsut'ta bütün bunların yanı sıra, Hz. Peygamber'i, dönemin bazı kültürel ögelerini anlamamıza olanak sağlayan rivayetleri ve Resulullah'ın ibadet hayatına dair örnekleri de nakleder.Yaptığımız çalışma sonucunda görülmüştür ki, Serahsî fıkhî hükümlere delil olarak aktardığı bazı haberler de, maalesef yanlış bilgilere de yer vermiştir. Özellikle bazı isimler konusunda ilk dönem sîre kaynaklarında yer alan bilgilerle örtüşmeyen aktarımlarda bulunduğu görülmektedir.Yaptığımız bu çalışma ile şu sonuçlara ulaşılmıştır: Serahsî'nin el-Mebsut adlı eseri, rivayetler hususunda titiz davranmak şartıyla sîre çalışmalarında da kaynak olarak kullanılabilir. Ancak araştırmacıların özellikle tarihlendirilmemiş olayların tespitinde ve doğruluğu konusunda şüphe duyulan haberlerde dikkatli davranması gerektiği görülmektedir. Bu hususları göz önüne alan bir sîre araştırmacısı için el-Mebsut'un önemli katkılar sağlayabilecek bir kaynak olduğu söylenebilir.

Hz. MuhammedMebsutSerahsi+1
Havva Esma Akış
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Muhammed'in tebliğ mücadelesinde tâif yolculuğu

Tezimizin konusu, İslâm tarihinde Hz. Muhammed'in tebliğ çabası ve bu yolda çektiği sıkıntılar denince akla ilk gelen olaylardan biri olan Tâif yolculuğudur. Çalışmamızın giriş bölümünde, Hz. Muhammed'in İslâm daveti için Tâif'i seçme sebeplerini iyi anlamak adına Tâif şehri ve bu şehirde hâkim kabile olan Sakif kabilesi sosyo-kültürel, siyasi, ekonomik ve dini açıdan incelenmiştir.İki ana bölümden oluşan tez çalışmamızın ilk bölümünde Hz. Muhammed'in Tâif'e gitmesini gerektiren tarihi şartlar ve Tâif yolculuğu anlatılmıştır. Resûlullah'ın Tâif'te tebliğ çabası ve bu uğurda çektiği sıkıntılar tarihi veriler doğrultusunda ortaya konmuştur.İkinci bölümde ise Tâif dönüşünde gerçekleşen olaylar incelenmiştir. İlk önce, Tâif dönüşü gerçekleştiği konusunda genel kabul olan cinlerin Kur'an dinlemesi ve iman etmesi olayı Kur'an-ı Kerim ve hadisler ışığında ele alınmış, tarihi rivayetler ile birlikte değerlendirilmesi yapılmıştır. Daha sonra ise Mekke'ye dönüş konusu yine tarihi rivayetler doğrultusunda anlatılmış ve yorumlanmıştır. Çalışma son olarak genel bir değerlendirme yapılarak sonuçlandırılmıştır.

HadisHz. MuhammedSuudi Arabistan-Taif+3
Emine Öztürk
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İslâm'ın doğduğu çağda Evs ve Hazrec Kabileleri arasındaki ilişkiler

Bu çalışmada Evs ve Hazrec kabileleri arasında meydana gelen ilişkiler ele alınmıştır. Amacımız, Evs ve Hazrec kabelerinin ilişkilerini şekillendiren sebepler hakkında okuyucuya bilgi sunmaktır.Birinci bölümde öncelikle Arap ırkı hakkında kısa bir bilgi verildikten sonra Evs ve Hazrec kabilelerinin menşei hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra Evs ve Hazrec kabilelerinin Yesrib'e yerleşmeleri süreci anlatılmış ve bu iki kabilenin boyları hakkında bilgi verilmiştir.İkinci bölümde Evs ve Hazrec kabilelerinin Yahudi kabileleriyle aralarında meydana gelen sosyal ve askeri ilişkiler hakkında bilgi verildikten sonra Evs ve Hazrec kabilelerinin kendi aralarında meydana gelen sosyal ve askeri ilişkiler hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır.Sonuç bölümünde de Evs ve Hazrec kabilelerinin Medine'ye yerleşmelerine, Medine'deki sosyal ve askeri ilişkilerine ve İslâmiyet'i kabullerine vurguda bulunulmuştur.

AraplarEvs KabilesiHazrec Kabilesi+5
Murat Sözener
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Said b. Zeyd'in hayatı, kişiliği ve siyasi konumu

Bu çalışmada Said b. Zeyd'in hayatı ve siyasi konumu ele alınmıştır. Amacımız, Said b. Zeyd ve onun etkin rol oynadığı tarihi hadiseler hakkında okuyuculara bilgi vermektir. Böylece Said b. Zeyd ve dönemin tarihi olaylarını doğru anlamaktır.Giriş bölümünde öncelikle Hz. Peygamber devrinden önceki dönemle ilgili olarak Mekkede ki toplum hayatıyla ilgili kısa bir bilgi sunulmuştur.Birinci bölümde Said b. Zeyd'in kabilesi ve ailesinden bahsedilmiştir.İkinci bölümde Said b. Zeyd'in Hz. Peygamber, dört halife ve Muaviye dönemine kadar olan hayatı incelenmiş ve Said'in o dönemin tarihi olaylarındaki rolü tetkik edilmiştir. Onun şahsî, askerî ve siyasî yönlerine vurguda bulunulmuştur.Son bölümde de rivayet ettiği hadisler ortaya konmaya çalışılmıştır.

Hüseyin Sav
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Cemel ve Sıffin savaşlarında tarafsız kalan sahabîler

Cemel ve Sıffin Savaşları Hz. Ali (35-40/656-661)'nin hilafeti sırasında Müslümanlar arasında meydana gelen iki önemli savaştır.İslam Tarihinin dönüm noktası kabul edilen, binlerce Müslümanın hayatına mâl olan bu dönem, İslam Tarihinde ?büyük fitne dönemi? olarak da bilinmektedir.Bazı sahabîler bu savaşlarda hiçbir gruba katılmayıp tarafsız kalmışlardır. Bu sahabîlerden Sa'd b. Ebî Vakkas, Said b. Zeyd, Abdullah b. Ömer, Üsame b. Zeyd, Muhammed b. Mesleme, Ühban es-Sayfî, Selemetü'bnü Ekva, Zeyd b. Sabit, Ebu Bekre, İmrân b. Husayn ve Eymen b. Huraym ara buluculuk yapmadıkları ve başkalarını tarafsızlığa davet etmedikleri halde sadece kendileri uzlete çekilerek pasif bir tarafsızlık politikası izlerlerken, Ebu Musa el-Eş'arî, Ebu Mes'ud el-Bedrî, Abdullah b. Selâm, Ebu Hureyre, Said b. As ve Muğîre b. Şu'be kendileri savaşlara katılmadıkları gibi insanları da savaşlardan uzaklaştırmışlar, bununla da aktif bir tarafsızlık örneği sergilemişlerdir. Cemel Savaşı'nda bir kenara çekilip tarafsız kalan Abdullah b. Amr, Sıffin Savaşı'nda babasının isteği üzerine Muaviye'nin yanında yer almış ama yine de savaşmamış, hatta yanındakilere de Müslümanlarla savaşmanın doğru olmadığını anlatmıştır. Diğer taraftan Huzeyme b. Sabit ve Malik b. Teyyihan gibi bazı sahabîler, Hz. Ali'nin yanında yer almalarına rağmen haklı ve haksızı birbirinden ayırt edemedikleri için savaşıp savaşmama hususunda kararsız kalmışlar ancak Ammar b. Yasir'in şehit edilmesiyle karara vararak savaşa katılmışlar ve Muaviye'ye karşı savaşmışlardır.İlk Mürcîler olarak da bilinen bu sahabîlerin tarafsız kalmalarında, dinin etkisi olduğu kadar; siyasetin, asabiyetin hatta bazen psikolojik karakter yapısının da etkisi olduğu söylenebilir.

Yusuf Tunç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Anadolu Selçukluları devrinde yazılan bir kaynak: Niğdeli Kadı Ahmed'in el-Veledü'ş-Şefîk ve'l-Hâfidü'l-Halîk'ı (Cilt I)

Selçuklular'ın Anadolu'yu fethi ve ardından bu coğrafyaya adım adım nüfuz etmesi sürecini yansıtan çok fazla yerli tarihî kaynağa sahip değiliz. 608/1211 yılında Kadı Burhaneddin Anevî tarafından manzum olarak kaleme alınan Enîsü'l-Kulûb ile 765/1364 yılı civarında kimliği meçhul bir müellif tarafından yazılan muhtasar Tarih-i Âl-i Selçuk der Anatoli isimli eserlerdeki mahdut malumâtı istisna edecek olursak, elimizde Anadolu Selçukluları ile ilgili iki mufassal yerli tarihî kaynak kalır: 680/1282 yılı civarında İbn Bîbî olarak tanınan Nasıruddin Hüseyin b. Muhammed tarafından yazılan el-Evâmirü'l-Alâiyye fi'l-Umûri'l-Alâiyye (Selçuk-nâme) ile 723/1323 yılında Kerimüddin Aksarayî tarafından kaleme alınan Müsâmeretü'l-Ahbâr ve Müsâyeretü'l-Ahyâr (Tezkire-i Aksarâyî). İşte sayı bakımından pek fazla bir yekün tutmayan bu tarihî kaynaklar arasında Niğdeli Kadı Ahmed tarafından 733/1333'te kaleme alınan muhtasar bir İslâm tarihi hüviyetindeki el-Veledü'ş-Şefîk ve'l-Hâfidü'l-Halîk isimli eser de, merhûm M.F. Köprülü'nün ifadesiyle ?dinî ve içtimaî tarihe dair verdiği malumât? ile diğerlerinden ayrılır.Bu çalışmada, asıl olarak mezkûr eserin şu ana kadar bilinen tek nüshası durumundaki Süleymaniye Kütp. Fatih Böl. No: 4518'deki metni tashih edilerek ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır. Ayrıca Farsça metinde verilen bilgilerden hareketle de eser, müellifi ve dönemi üzerine değerlendirilmelerde bulunulmuştur.Bu çerçevede Giriş bölümünde, el-Veledü'ş-Şefîk'in yazıldığı zamanı ve zemini bilmek açısından dönemin tarihi ve Farsça tarih yazım geleneği ele alınmış, ayrıca bugüne kadar eserle ilgili yapılan yorumlar ve çalışmalar üzerinde durulmuştur. Birinci Bölüm'de müellif Kadı Ahmed'in hayatı ve eseri detaylı bir şekilde incelenmiştir. İkinci Bölüm'de ise, eserin bizce önemli yanını oluşturan kısımları tercüme edilerek verilmiştir. Tashih edilmiş olan Farsça metin, ayrıca ikinci cilt olarak sunulmuştur.

14. yüzyılAnadolu SelçuklularıNiğdeli Kadı Ahmed+6
Ali Ertuğrul
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

İslâm'ın ik yıllarında (h.1-41/m.622-661) iskân

Medeniyet ve toplumların ortaya çıkısında göç ve iskân faaliyetlerinin önemli rol oynadıgı kabul edilmektedir. Bundan yola çıkarak, Medîne'de ilk Müslüman toplumunun olusumu ve dünya tarihi açısından kısa sayılabilecek bir sürede farklı cografyalarda hakimiyet kurmaları göç ve iskân açısından arastırıldıgında meseleye ciddi bazı açılımlar saglayabilir. " slam'ın lk Yıllarında (h.1-41/622-661) skan" baslıgını tasıyan bu çalısmada, Medîne Kûfe, Basra ve Fustat sehirlerine yapılan ilk Müslüman sehir yerlesimleri ele alınmaya çalısılmıstır. Bu anlamda, söz konusu bölgelerin slâm öncesindeki durumunu tespit, sonraki degisimin izlerini ortaya koymak bakımından gerekliydi. Medîne'ye iskân, Hz. Muhammed ve ilk müslümanların hicreti çerçevesinde degerlendirilmistir. Rasûlullah'ın, siyâsî oldugu kadar, cografî açıdan da dagınık bir görüntü arz eden Medîne'de ciddi anlamda bir sehirlesme faaliyetine girisildigi anlasılmaktadır. Hicretle birlikte, Medîne'ye önemli bir nüfus hareketi olmustur. Bu itibarla, ilk önce sehrin yerlesime ve gelisime elverisli bir alan merkez olarak tespit edilmis, buraya cami ve kendi evlerini insa ettikten sonra muhacirlerin belli kıstaslara göre yerlesmelerine imkan saglanmıstır. Hz. Peygamber devrinde baslayan fetih hareketleri, onun ardından Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer devrinde de hızla devam etmistir. Hz. Ömer'in hilafeti zamanında Irak ve Mısır bölgesinde ordugâh sehirlerin kurulması ve fetih ordularının askerlerinin buralara yerlesmeleri gündeme gelmistir. Bu arada, kurulacak olan sehirlerin yerlerinin tespitinde Hz. Ömer'in bazı sartlar ortaya koydugu ve bu süreçte aktif rol aldıgı görülmektedir. Basra, Kûfe ve Fustat sehirlerinde müslümanlar kabile esasında göre tanzim edilen müstakil hıttalara yerlestirilmistir. Kuruluslarının ardından söz konusu sehirlere göçler devam etmis ve sehirlerin nüfuslarının artıs meydana gelmistir. Bu nedenle, yöneticiler ihtiyaç hissettiklerinde

Tahsin Koçyiğit
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Ali'nin Mısır valisi Kays b. Sa'd'ın hayatı ve kişiliği

Bu çalısmada Kays b. Sa'd'ın hayatı ve siyasi kisiligi ele alınmıstır. Amacımız, Kays b. Sa'd ve onun etkin rol oynadıgı tarihi hadiseler hakkında okuyuculara bilgi sunmaktır. Giris bölümünde öncelikle Hz. Peygamber'den evvel Medine'nin konjonktüründen bahsedilmistir. Birinci bölümde Kays b. Sa'd'ın Hz. Peygamber, dört halife ve Hz. Hasan dönemine kadar olan hayatı incelenmis, ailesi, özellikle de Hz. Ali dönemindeki Mısır valiligi ve o dönemin tarihi olaylardaki rolü tetkik edilmistir. kinci bölümde ilmi yönü ve kisiliginden bahsedilmis, rivayet ettigi hadislerle birlikte, kisiliginin temellerini olusturan özellikler ortaya konmaya çalısılmıstır. Sonuç bölümünde de Hz. Ali döneminde Mısır valisi olarak öne çıkan Kays b. Sa'd'ın sahsî, askerî ve siyasî yönlerine vurguda bulunulmustur.

Hz. AliHz. HasanMısır
Ramazan Deniz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Aydınoğulları Beyliği'nde ilmi hayat

ÖZET Aydınoğulları Beyliği, Beylikler Dönemi'nde Anadolu'da kurulmuş bir beyliktir. Beyliğin kurucusu, Aydınoğlu Mehmed Bey'dir. Mehmed Bey, bu beyliği o dönemde ortaya çıkan siyasî karışıklıklardan faydalanarak kurmuştur. Mehmed Bey, ülkesini eski Türk devlet geleneğinde olduğu gibi beş oğlu arasında taksim etmiştir. Tezimizin giriş bölümünde Türkiye Selçuklu Devleti sonrası Anadolu'nun siyasî görünümünü ele aldık. Birinci bölümde Aydınoğulları Beyliği'nin siyasî hayatını anlattık. İkinci bölümde Aydınoğulları Beyliği döneminde yaşamış ilim adamlarını konu edindik. Bu ilim adamlarının eserlerini tanıtmaya çalıştık. Bu ilim adamları arasında Fıkıhçı İbn Melek, Hekim Hacı Paşa, Hekim Bereket ve Tefsirci Şihâbuddîn Ahmed Mahmud b. Sivasî gibi isimler bulunmaktadır. Üçüncü bölümde Aydınoğuları beyleri ile ilim adamları arasındaki münasebetleri inceledik. Ayrıca, bu bölümde Seyyah İbn Batuta'nın izlenimlerine de yer verdik. v

AydınoğullarıBeyliklerBeylikler Dönemi+5
Hamza Özkan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Hz. Muhammed'in ibadet hayatının tarihi açıdan tespit ve değerlendirilmesi

Yüce Allah insanlık tarihi boyunca insanlara çeşitli elçiler göndererek buyruklarını bildirmiştir. Zaman içinde tevhid akidesini kaybeden dini öğretiler Yaratıcının gönderdiği bir başka elçisi ile özüne döndürülmüştür. Bu nedenledir ki insanlık tarihinde var olan ilahi dinlerde birbirine benzer ibadet ritüelleri görülebilmektedir. Çalışmamızda Rasulullah'a vahyin gelmesinden önce var olan diğer dini sistemlerde var olan ibadetlere dair yaptığımız kısa incelemeler de bunu göz önüne sermektedir. İnsanlığa gönderilen son peygamber olan Hz. Peygamber aracılığı ile Yüce Yaratıcı vahiy ekseninde kaybolan tevhid akidesini insanların hayatının her alanının temeline alarak düzene koymayı amaçlamaktadır. Genel olarak hayatın tümünü içine alan vahiy özelde ise çalışma alanımıza giren ibadet hayatına dair öğretilerin tam olarak anlaşılması ve uygulanabilmesi için Rasulullah'ın hayatının ve ibadetlerinin keyfiyetinin öğrenilmesi icap etmektedir. Zira Hz. Muhammed vahyin hayata uygulanmasının en güzel örneğidir. Bu gereklilikten hareketle yola çıktığımız bu çalışmamızda Rasulullah'ın vahiy öncesi yaşamından başlayarak ibadetlerinde İslam ile birlikte nasıl bir gelişme görüldüğü göz önüne serilmektedir. Ayrıca vahyin geldiği ve Hz. Peygamber'in yetiştiği toplumun tanınması da İslam'ın getirdiği prensipleri anlamak açısından son derece önemlidir. Bu nedenle İslami kaynaklarda Cahiliye diye anılan bu dönemde var olan ibadetler de ele alınarak Rasulullah'ın risâlet öncesi ibadet hayatına dair bilgi edinilmeye çalışılmıştır. Daha sonra başlayan vahiy süreci ile birlikte ibadetlerin geçirdiği süreç incelenerek göz önüne serilmiştir. Hz. Peygamber'in ibadetlerinin keyfiyeti ve kemiyetinin öğrenilmesi Müslümanlar açısından birçok noktaya açıklık getirecektir. Zira Rasulullah'ın vefatından sonraki ilerleyen dönemlerde ibadetler konusunda farklı rivayetler ortaya çıkmış; bu da inanların kafasında bazı karışıklıklar meydana getirmiştir. Bu nedenledir ki Hz. Peygamber'in ibadetlerine dair erken dönem kaynaklardan edinilen bilgiler bizim için büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmamızda mümkün olduğu kadar ilk dönem kaynaklardan hareketle Rasulullah'ın ibadetleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hz. Muhammed, Peygamber, Sire, İslam Tarihi, İbadet, Namaz, Oruç, Zekât, Hac, Kurban

HacHz. MuhammedKurban+6
Havva Esma Akış
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Hz. Peygamber'in görev ve sorumluluk verdiği kişiler ve gözettiği kriterler

Hz. Peygamber'in İslâm'ı tebliğ ile, İslâm toplumunu, devletini ve medeniyetini temellendirdiği bir dönemde, ihtiyaç duyduğu tüm alanlarda görev verdiği kişilerin tespiti son derecede ehemmiyetlidir. Bu önem, Hz. Peygamber'in gerek şahsi hayatının gerekse kurduğu devlet anlayışının İslam tarihinin ilk örneklerini teşkil ediyor olmasından kaynaklanmaktadır. İslâm'ın ilk döneminde idari, dini, sosyal, ekonomik, askeri vb. alanlarla ilgili belirlenmiş tüm görevlileri nasıl görebilirdik? Hz. Peygamber, İslâm dinini tebliğ faaliyetlerini yürütürken hangi özellikteki insanlara, ne çeşit görevler vermişti? Peygamberlik vazifesini yerine getirirken yardımcısı olan yönetimsel, dini, kişisel görevlilerinden kaç kişiyi, ne zaman, hangi şartlarda ve kaç farklı görevde vazifelendirmişti? Tüm görevlendirmelerinde hangi ortak kriterleri kullanmıştı? Elinizdeki araştırma işte bütün bu sorulara cevap aramayı hedeflemiştir. Hz. Peygamber'in resmi ya da özel, kısa yahut uzun süreli tüm görevlendirmelerini kapsamaya odaklanmıştır. Mesleki olmayan özel görevler veya dönemsel nitelikteki ve ihtiyaçlara binaen tevdi edilen görevlendirmeler de bu kapsamın içinde olmuştur. Asr-ı Saâdette var olan meslek ve sanatları değil; Hz. Peygamberin görev ve sorumluluk yüklediği neredeyse tüm kişilere ve öngördüğü kriterlere odaklanmıştır. Çalışmamız dört bölüm ve yetmiş iki alt başlıktan oluşmuştur. Her alt başlık için kısa ve öz nitelikte açıklama ve tespitlere yer verdik. Yönetimle ilgili yedi yüz otuz iki, dini konularla ilgili yüz on dokuz, özel hizmetleriyle ilgili yüz yirmi sekiz olmak üzere toplam dokuz yüz yetmiş dokuz görevlendirme tespit ettik. Edindiğimiz veriler ışığında görevlendirmelere konu olan kriteler için on üç başlık altında değerlendirmelerde bulunduk. Anahtar Kelimeler: Hz. Peygamber, Görevlendirme, İstihdâm, Siyâset, Ehliyet.

EhliyetGörev atamaHz. Muhammed+5
Nihat Şahin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

İslam'ın ilk üç asrında sire alanına katkıda bulunan kadınların tespiti ve bunların rivayetlerinin değerlendirilmesi

Siret-i Nebi ile ilgili kadın ravilerin rivayetlerini inceleyen bu çalışma daha önce yapılmayan özgün bir araştırmadır. Nitekim bazı ravileri konu edinen çalışmalar dışında böyle bir çalışma yapan birine ulaşamamaktadır. Bu çalışmayla kadın raviler, yaptıkları rivayetler ve bunların diğer nesillere aktarmalarıyla Siret-i Nebiye katkılarını net ve kapsamlı bir şekilde ortaya koymaya çalışacağız. Çalışma metodumuz söz konusu rivayetlerin tesbiti, analizi, karşılaştırması ve eleştirisi şeklinde olacaktır. Bu çalışma bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında "siret" kavramının sözlük ve terim anlamı ile "megâzi" ve "siret" kavramlarının tanımına yer verdik. Daha sonra sahabenin Siret-i Nebi ve onun rivayetine verdiği öneme, Siret-i Nebi'nin tarihî olarak tedvin edilmeye başlamasına, İslam'ın kadın eğitimine verdiği öneme değinmektedir. Birinci bölümde Hicrî 3. Yüzyıla kadar Siret-i Nebiyi rivayet eden kadın ravilerin hayatı, yaşadıkları önemli olaylar, hocaları, öğrencileri, vefatları ve en önemli rivayetlerini incelemektedir. İkinci bölümde Mekke dönemi ile ilgili Siret-i Nebi alanında kadınların naklettikleri rivayetleri ve bu rivayetlerin değerlendirilmesi, analiz ve eleştirilerine yer vermektedir. Bu bölümü hazırlarken kronolojik sırayı takip ettik; yani Hz. Peygamber'in (s.a.s.) nesebinden başlayarak Medine'ye hicretiyle sonlandırdık. Üçüncü bölümde ise Medine dönemi ile ilgili Siret alanında kadınların tarih rivayetleri ve bu rivayetlerin değerlendirilmesi, analiz ve diğer rivayetlerle karşılaştırılması ve daha sonra eleştirilerine yer verdik. Bu bölümde de kronolojik sırayı takip ederek Hz. Peygamber'in (s.a.s.) Medine hicretinden Bedir gazvesine kadar meydana gelen olayları ele aldık. Bu bölümü Hz. Peygamber'in hastalığı ve vefatı başlığıyla bitirmektedir. Anahtar Kelimeler: Siret, Kadın Raviler, Hz. Peygamber, Mekke, Medine.

Hz. MuhammedHz. Muhammed DönemiKadınlar+4
Aws Abduljabbar Mohammed Al Gburı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İbn İshâk ve İbn Hişâm'ın sîrelerinin muhtevâ açısından mukâyesesi

Bu araştırmada, İslâm Tarihi'nin ilk siyer kaynaklarından biri olan İbn İshâk'ın eseri, bu eserden yola çıkarak onu yeniden inşâ eden İbn Hişâm'ın eseriyle karşılaştırılmıştır. Araştırma bir giriş ve eserin içinde yer alan tüm rivâyetlerin senedlerine göre yapılan bir tasnifle dört bölümden oluşmaktadır. İbn İshâk'ın metni üzerinde şimdiye yapılan çalışmaların bir veya birkaç rivâyetin ele alınarak yapıldığı görülmüştür. Çalışma İbn İshâk'ın metnine yönelik bütüncül bir bakış ortaya koymasından dolayı önemlidir. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak doküman incelemesi; analiz yöntemi olarak ta karşılaştırmalı analiz yöntemi kullanılmıştır. İbn İshâk'ın metni ana omurga olmak sûretiyle yeniden tasniflenerek İbn Hişâm'ın eseriyle muhtevâ bakımından karşılaştırılmıştır. Araştırma sonucunda İbn İshak'ın eserinin tek bir kalemden çıkmadığı, eserinin günümüze gelene kadar üzerinde çokça tasarruflar yapıldığı ve yeniden inşâ edildiği tespit edilmiştir. İbn İshâk'a atfedilen meşhur Sîre'deki rivâyetlerin bir kısmının kendisine ait olmadığı, başka eserlerde yer alan İbn İshâk'ın kanalıyla gelen rivâyetlerinin de meşhur Sîre'de yer alan İbn İshâk rivâyetleri olmadığı müşâhede edilmiştir. Bu durumdan dolayı literatürde ortaya çıkan karışıklığa da dikkat çekilmiştir. Eserler üzerinde yapılan muhtevâ mukâyesesi sonucunda araştırma içinde belirtilen birçok nedenden dolayı iki eserin arasında çok önemli farklılıkların olduğu tespit edilmiştir.

Hamidullah, MuhammedRivayetlerSiyer+4
Ramazan Akın
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors