Theses supervised by Prof. Dr. Selim Çağatay

18 theses · Akdeniz University

Master'sOpen AccessTR

Marka ürünler, coğrafi işaret ve tüketici algısı

Günümüzde marka kavramı birçok tüketici için değer kazanan ve bir süreç sonucunda ortaya çıkan bir pazarlama tekniğidir. Tüketiciler marka değeri kazanan ürünlere daha çok yönelerek ürünlerden maksimum fayda sağlamak istemektedir. Coğrafi işaret tescili alan bir ürün ise hedef kitleye yönelik özel bir üretim olduğu için tüketici bu özelliğe sahip ürünleri daha çok tercih eder hale gelmiştir. Çalışmanın temel amacı tüketicilerin coğrafi işaretli Finike Portakalı ve coğrafi işaret tesciline başvurulmuş Tavşan Yüreği Zeytini'ne yönelik algılarını ölçmektir. Burada algı kavramı içinde kastedilen bu iki ürünün tüketiciler nezdinde bir marka değerine sahip olup olmadığını, coğrafi işaret tescilinin tüketiciler için bir değer ifade edip etmediğini anlamaktır. Eğer bahsedilen ürünler tüketiciler açısından marka değerine sahipse ve/veya coğrafi işaret tescili tüketiciler için önem ifade ediyorsa, amaç göreli olarak daha eğitimli, orta ve üzeri gelir grubunda yer alan tüketiciler açısından bu değerin fiyata nasıl yansıdığını ekonometrik olarak tahmin etmektir. Bu amaçla analizlerde kullanılan ekonometrik modeller "koşullu değerlendirme yöntemi" yaklaşımı temelinde oluşturulmuş ve bu modellerin tahmini için probit ve en küçük kareler yöntemleri kullanılmıştır. Sonuç olarak, çalışmadan elde edilen bulgular değerlendirildiğinde Finike Portakalı'nın marka değeri taşıdığına ve bunun yanı sıra coğrafi işaret tescili almasının önemine inananların çoğunun o ürün için ekstra fiyat ödeme olasılığının yüksek olduğu gözlenmiştir. Tüketiciler, markalaşma yolunda destek verilen ve coğrafi işaret tescil başvurusu yapılmış Tavşan Yüreği Zeytini'ne bu zeytini çok tanımadıklarından dolayı Finike Portakalı'na göre daha az ekstra fiyat ödeme tercihini benimsemişlerdir. Anahtar Kelimeler: Marka Değeri, Coğrafi İşaret, Tüketici Algısı, Koşullu Değerlendirme.

Coğrafi işaretlerEkonomik etkiKoşullu Değerleme Yöntemi+6
Mısra Çakaloğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de mekansal özelliklerin kentlerin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerine etkisi

Bu çalışmada, Türkiye'deki kentlerin sosyo-ekonomik gelişmişlik seviyelerine etki eden mekansal faktörler Coğrafi Olarak Ağırlıklandırılmış Regresyon yöntemi kullanılarak uygulamalı olarak analiz edilmiştir. Analizde mekansal dışsallıkların ve heterojen etkilerin sosyo-ekonomik gelişmişlik seviyesini ne derecede etkilediği sorgulanmıştır. Analizde 2003 ve 2011 yıllarına ait veriler kullanılmış, temel veri tabanları Türkiye İstatistik Kurumu'ndan temin edilmiştir. İki ayrı zaman kesitine ait veri setiyle yapılan ampirik analizde, kentlerin sosyo-ekonomik gelişmişlik seviyesine etki eden faktörlerin etkilerinin ne düzeyde olduğu söz konusu yılların verileriyle Coğrafi Olarak Ağırlıklandırılmış Regresyon yöntemi kullanılarak ayrı ayrı analiz edilmiştir. Sonuçlar, Türkiye'de batıdan doğuya doğru gidildikçe kentlerin sosyo-ekonomik düzeyinde bir düşüş olmasının komşuluk ilişkisinin yarattığı dışsallıkla ilişkili olduğunu göstermiştir. Türkiye'de kentler arasındaki sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi farklılıklarında bir azalma olduğu gözlenmiş, fakat bu yakınlaşmanın nedeninin görece iyi bölgelerin düzeyindeki gerileme olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik, Ekonomik Coğrafya, Mekansal Ekonometri, Coğrafi Olarak Ağırlıklandırılmış Regresyon

Ekonomik coğrafyaGelişimGelişmiş iller+7
Hüsnü Can Dural
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumların iktisadi kalkınma rolünün ampirik analizi

Ülkelerin ekonomik gelişme farklılıkları, büyüme ve kalkınma modellerinin en önemli ilgi alanını oluşturmaktadır. İlgili literatürde genel olarak ülkeler arasında gelir farklılıkları faktör birikimindeki ve faktör verimliliğindeki farklılıklarla açıklanmış, son yıllarda iktisadi değişkenlerin dışında, kurum değişkenleri temelinde açıklamalar da geliştirilmiştir. Bu bakış açısı ile çalışmada, öncelikle kurumları öne çıkaran kurumsal iktisat çerçevesinde, kurumların teorik ve ampirik etkilerini açıklayan çalışmalar incelenmiştir. Kurumsal iktisat literatürüne göre etkin kurumlar, bir ekonomide belirsizlikleri ve işlem maliyetlerini azaltarak, olumlu ekonomik faaliyetler için teşvik edici bir yapı oluşturarak faktör birikimi oluşturmakta ve faktörlerin verimliliğini artırmaktadır dolayısıyla ülkelerin ekonomik gelişmesinde pozitif bir rol oynamaktadır. Çalışmada, teorik ve ampirik literatürden yola çıkarak kurumların iktisadi kalkınma rolü ampirik olarak incelenmiştir. Ampirik analizde, 1992-2010 döneminde 90 ülke için panel veri analizi uygulanmıştır. Ülkeler Dünya Bankası sınıflandırmasına göre düşük ve orta gelirli ülkeler ve yüksek gelirli ülkeler olmak üzere iki grupta incelenmiş, kurumsal göstergeler kullanılarak Türkiye için de sonuçlar elde edilmiştir. Ampirik analizde, kurumların kişi başına düşen reel gayri safi yurtiçi hasıla, toplam faktör verimliliği ve yatırım etkileri incelenmiştir. Kurum değişkeni olarak International Country Risk Guide politik risk bileşik endeksi ve on iki alt göstergesi (yolsuzluk iç çatışma, dış çatışma, yatırım profili, hükümet istikrarı, demokratik hesap verebilirlik, sosyoekonomik koşullar, bürokratik kalite, yasal düzen, etnik gerginlik, toplum üzerinde dini baskılar, siyaset üzerinde askeriyenin etkisi) kullanılarak modeller oluşturulmuştur. Kurum göstergesi olarak bileşik endeks kullanıldığında 90 ülke için kurumların kişi başına düşen reel gayri safi yurtiçi hâsılayı, toplam faktör verimliliğini ve yatırımı pozitif etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Alt endeksler kapsamında beklenen etkiler görülememiş, bileşik endeks ile daha tutarlı sonuçlar elde edilmiştir. Etkin kurumları olduğu düşünülen yüksek gelirli ülkelerde, alt endekslerin çoğu düşük ve orta gelirli ülkelere göre daha etkili bulunmuştur. Türkiye'de yasal düzenin gelişmesi ve daha iyi işlemesi, hükümet istikrarının sağlanması kişi başına düşen reel gayri safi yurt içi hâsıla ve toplam faktör verimliliği üzerinde pozitif etkili iken yolsuzlukların önlenmesi, dış çatışmanın azalması ve bürokratik kalitenin artması yatırımlar üzerinde pozitif etkili bulunmuştur. Demokratik hesap verebilirliğin sağlanması ve etnik gerginliklerin azalması hem yatırımlar hem de toplam faktör verimliliği üzerinde pozitif etkili bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: İktisadi kalkınma, kurumlar, kurumsal iktisat, yatırım, toplam faktör verimliliği

Ekonomik büyümeEkonomik kalkınmaKurumlar+3
Süreyya Kovacı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal kalkınmada coğrafi işaretlerin etkisi: Gaziantep ve Siirt illeri örneği

Tüketicilerin değişen yaşam tarzları ve sağlık faktörünün daha fazla önem kazanması tüketim alışkanlıklarında değişimi de beraberinde getirmiştir. Tüketicilerin daha doğal olanı tercih etmesi, kalitenin güvence altında olduğu ürün pazarını yaratmıştır. Tüketiciye sunduğu şeffaflık ile güven yaratan, aynı zamanda geleneğine sahip çıkma bilinci yaratan geleneksel ürünler, kazandığı katma değer ile hem üreticisine ve yöresine hem de ülkesine ekonomik kazanç sağlamaktadır. Zengin bir kültür ve iklimsel çeşitliliğe sahip olan Türkiye geleneksel ürünlerin oldukça fazla olduğu bir ülkedir. Sahip olunan bu değerler, taklit üretimler ve haksız rekabetlere karşı coğrafi işaret ile korunmaktadır. Bu çalışmada, geleneksel değerlere dikkat çekilerek, yerel ekonomileri canlandırmada stratejik role sahip coğrafi işaret kavramı dört ürün çerçevesinde ele alınmıştır. Çalışma kapsamında, Gaziantep ve Siirt illerinde ilgili coğrafi işaretli ürün üreticileri, tüketicileri ve ilgili kurumlar ile anket çalışması yapılmış ve veriler nitel analize tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgulara göre, coğrafi işaret bilinci ile birlikte etiketlerde coğrafi işaret kullanma isteği ve bilincin artacağı ve coğrafi işaretin üreticiler arasında birlik oluşumunu sağlayacağı saptanmıştır. Coğrafi işaretli bir ürünün bölgedeki yerel ekonomiye beklenenden daha fazla katkı sağlanacağını sonucuna varılırken coğrafi işaret maliyeti, üreticilerin bir kısmı tarafından maddi külfet olarak görülmekte ve sıcak bakılmamaktadır. Ayrıca, reklam ve tanıtım yetersizliği, denetimde yaşanan sıkıntılar, kurumlar arası iletişim zayıflığı coğrafi işaretli ürünlerin gerçek değerini kazanamamasında karşılaşılan olumsuzluklar arasında görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Ürün, Coğrafi İşaret, Yerel Ekonomi, Üretici, Tüketici

Coğrafi işaretlerGaziantepKırsal kalkınma+4
Derya Başaran
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Süt sektöründe inovasyon ve değer analizi

Son yıllarda tüketicilerin değişen yaşam tarzları, sağlık ve çevreye duyarlılık konusunda artan bilinçleri ve gelir artışı ile gıdalardan beklentileri de değişmektedir. Bu değişime ayak uydurabilmek için, ürünlerin ortaya çıkmasında katkısı bulunan tüm aktörlerin iş birliği içerisinde bulunduğu yapılanmalara (değer zincirleri) ve bu iş birliğinden doğan yenilikçi faaliyetlere (inovasyon) ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye süt sektöründe üretim ve tüketim aşamasında inovasyonun bir değerlendirmesini yapmak, üreticilerin ve tüketicilerin inovasyona karşı yaklaşımını etkileyen faktörlerin göreceli önemlerini belirlemek hedeflenmiştir.Çalışma kapsamında, İzmir ilinde bir anket çalışması gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler ekonometrik analize tabi tutulmuştur. Saha çalışmasından elde edilen bulgulara göre, tüketicilerin büyük çoğunluğu içme sütünde kalite güvence damgası, organik üretim gibi sağlığa ilişkin uygulamalara radikal anlamdaki ürün inovasyonlarından daha fazla önem vermektedir. Ekonometrik analiz sonuçlarına göre, süt tüketim sıklığı fazla, haftalık süt harcaması yüksek, sütün ulusal bir marka olmasını önemseyen kişilerin inovasyonlara içme sütünün piyasa fiyatından daha fazla ödemeye istekli olduğu belirlenmiştir. Buna karşın, yaş ilerledikçe bu inovasyonlara karşı eğilimin azaldığı saptanmıştır. Aynı şekilde, fiyata duyarlı, mevcut durumda çok çeşitli süt tüketen, süt tercihinde ambalaj materyalinin sağlam olmasına önem veren kişilerin içme sütündeki yeniliklere atfettiği değer daha düşük olmaktadır. Genel olarak değerlendirildiğinde, içme sütündeki bu inovasyonların sütün nihai satış değerine yaklaşık %10 düzeyinde pozitif bir katkı yapabileceği sonucuna varılmıştır. Süt sektöründe yaptığı işin ticari sonuçlarından memnun, sektöre yaptığı yatırımların olumlu sonuçlarını gören, göreceli olarak büyük ölçekli üreticilerin üretim aşamasındaki bazı inovasyonlara daha olumlu baktığı tespit edilmiştir. Buna karşılık, ölçeği küçük, eğitim düzeyi düşük ve sektörün en büyük sorununu fiyatların düşüklüğü olarak gören üreticilerin belli bir maliyete katlanmayı gerektiren bu inovasyonlara pek de sıcak bakmadığı sonucuna varılmıştır.

Değer zinciri analiziDeğerlemeEkonometrik analiz+2
Burcu Sarı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
10
Master'sOpen AccessTR

Ulaştıma sektörü ve hanehalkı tüketiminde enerji ikamesi ve sera gazı emisyon etkisi: Türkiye için bir çevresel girdi-çıktı analizi

Küresel ısınmaya bağlı oluşan iklim değişikliğinin en önemli nedenini sera gazı emisyonları oluşturmaktadır. Sera gazlarından çevreye en çok zarar veren gazların başında ise karbondioksit gazı gelmektedir. Karbondioksit emisyonuna neden olan etkenler ve bunların nasıl önlenebileceği veya azaltılabileceği konusu son yıllarda araştırmacıların ilgilendiği bir konu haline gelmiştir. Özellikle uluslararası literatürde bu konu ile ilgili önemli çalışmalar yapılmasına rağmen Türkiye'de hala bu konuya gereken önem verilmemekte ve bu konuda yeterli çalışma yapılmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, ulaştırma sektörü ve hanehalkı kullanımında en çok karbondioksit emisyonuna yol açan fosil yakıtların daha az emisyona neden olan enerji kaynakları ile ikamesine dayanan senaryo analizleri ortaya koymaktır. Bu analizler çevresel girdi-çıktı tablosu kullanılarak yapılmaktadır. Çalışmada yapılan senaryo analizleri sonucu, enerji kaynaklarından elektrik kullanımı tercih edildiğinde karbondioksit emisyonlarının minimum düzeyde olacağı ve çevresel kazancın maksimum olacağı tespit edilirken elektrik enerjisinin sadece tüketim aşamasında temiz bir enerji çeşidi olduğu da özellikle belirtilmektedir. Elektrik ikamesinin en çok etkilediği sektörlerin ithalat yoğun sektörler olduğu vurgulanmaktadır.

Elektrik enerjisiEmisyonEnerji+7
Reyhan Özeş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal hesaplar matrisi çerçevesinde turizm sektöründe talep yönlü şokların etki analizi

Son otuz yılda, liberalleşme ve ihracata yönelik ekonomi politikalarının etkisiyle, Türkiye?de turizm sektöründe önemli gelişmeler meydana gelmiştir. Sektördeki temel gelişme 1982 yılında kabul edilen Turizm Teşvik Kanunu ile başlamış ve sağlanan teşviklerle turizme yönelik yatırımlarda artış meydana gelmiştir. Sektöre yapılan yatırımlar neticesinde hem gelen turist sayısı hem de bununla orantılı olarak turizm gelirlerinin yıldan yıla arttığı gözlenmiştir. Bu çalışmada Türkiye?de turizm sektörünün 1980 sonrası gelişimi ele alınmaktadır. Öncelikle istatistiksel olarak turizm sektörünün boyutu, gelen turist sayısı, elde edilen turizm geliri, turizm sektörünün ülkeye olan gelir, istihdam ve katma değer katkısı ile gösterilmeye çalışılmıştır. Turizm Uydu Hesapları (TUH) tablolarının yardımıyla turizm ayrı bir sektör olarak Girdi-Çıktı ve Sosyal Hesap Matrisleri (SHM) tabloları içine yerleştirilmiştir. Ekonomik faaliyetler ve kurumlar bazında 2002 yılı verileri ile Türkiye için detaylandırılmış bir SHM?nin oluşturulması için kullanılan hesap sistemleri de bu çalışmada yer bulmuştur. Oluşturulan SHM çerçevesinde gelir ve fiyat çarpan analizi ile dışsal bir şok durumunda bunun ekonomi genelindeki ilişkileri nasıl etkilediği uygulanan senaryolar ile incelenmiştir. SHM kullanılarak gelir ve fiyat değişmelerinin tahmin edilmesi, sektörel çıktıların taleplerindeki değişimlerin etkilerini değerlendirmek için gerekli olmaktadır. Turizmin ayrı bir sektör olarak gösterilmesi ile de bu sektöre yönelik senaryoların aktiviteler, hanehalkları ve faktörler arasındaki bağımlılığı bir fiyat modeli ile gösterilmesi amaçlanmaktadır. Uygulanan senaryolar transfer, açık döngü ve kapalı döngü etkilerini hesaplayarak ekonomide meydana gelen değişimleri açıklamaya çalışmaktadır. Uygulanan ilk senaryo turizm gelirlerinin yüzde 10 artması şeklindedir. Bu artışın öncelikle turizm olmak üzere diğer sektörlerdeki mal talebini, mal talebinde artış ve/veya azalış sonucunda kullanılan üretim faktörlerinin gelirlerinin ne kadar etkilediğini ve değişen faktör gelirlerine göre hanehalkı gelirlerinin ne yönde değiştiği gösterilmiştir. Bu senaryo uygulandığında bütün sektörlerdeki üretimin artış yönünde olduğu görülmüştür. Sonuçlar bu senaryonun sektörel mal talebini artırdığını, büyümeyi teşvik ettiğini göstermiştir. İşgücü ve sermaye gelirlerinin artması ilgili sektörlerdeki mal talebi artışından kaynaklanmaktadır. Fiyat çarpan analizi ile ilk olarak enerji fiyatlarında meydana gelen % 1?lik bir azalmanın başta turizm olmak üzere diğer sektörler üzerinde ne kadar etki yaptığı incelenmiştir. Buna göre senaryonun sektörel faktör fiyatlarını, hanehalkı gelirlerini ve üretim aktivite seviyelerini nasıl etkilediği incelenmiştir. Bu ilk senaryonun sonuçları, enerji fiyatlarında belirtilen oranda bir azalışın sektörel fiyatları ve aktivitelerin üretim maliyetlerini değiştirdiğini göstermektedir. Çalışmada kullanılan ikinci fiyat çarpan senaryosu ise turizmin vergilendirilmesi ile ilgilidir. Bu senaryoya göre, turizm sektöründen alınan verginin % 1 oranında azaltılmasının diğer sektörler üzerindeki fiyat etkisi incelenmiştir. Bu ikinci senaryonun sonuçlarına göre, vergi azalması sonucunda turizm mal ve hizmetlerinin fiyatı düşmekte ve bu durum turizm sektörüne olan talebin artmasına yol açmaktadır. Turizm sektörüne olan talepteki artış turizmle ilişkili olan diğer sektörlerin de talebine ve dolayısıyla bu sektörlerdeki fiyatların da artmasına yol açmıştır. İlk fiyat senaryosuyla karşılaştırıldığında bu fiyat artışı daha küçük olmuştur.

MikroekonomiSosyal hesaplar matrisiTalep+5
Hasan Gül
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Yetenekler yaklaşımı perspektifi ile yoksulluğun ölçülmesi: Yoksulluğun kayıp boyutları üzerine ampirik bir uygulama

Bu çalışma, yoksulluk kavramını yetenek yaklaşımı temelinde çok boyutlu bakış açısıyla ele alarak, Mersin ve Erzurum illerindeki yoksulluğun kayıp boyutlarına odaklanmaktadır. Ölçüm için gerekli veri seti adı geçen illerin kentsel kesimlerinde 2011 yılında gerçekleştirilen saha çalışmalarından elde edilmiştir. Çalışmanın hazırlanmasındaki temel gerekçe Türkiye özelinde yapılan yoksulluk çalışmalarında çoğunlukla parasal yaklaşım yöntemlerinin uygulanması, bunun ise sosyal işleyiş ve süreci açıklamada yetersiz kaldığına inanılmasıdır. Çok boyutlu yoksulluk ölçüm yöntemi ile elde edilen Mersin ve Erzurum illerinin sonuçları incelendiğinde, Mersin'in yoksulluk oranının Erzurum'dan yüksek olduğu görülmektedir. Elde edilen en çarpıcı sonuçlardan birisi bireylerin ve özellikle de kadınların hanehalkı kararlarına katılımının incelendiği güçlenme boyutundaki yoksunluk yaşayan kişi sayısının iki il için oldukça farklı olmasıdır. Mersin'in yoksulluğu Erzurum'un üzerinde olmasına karşın, Erzurum'da güçlenme boyutunda yoksunluk yaşayanların sayısı Mersin'dekilerin üzerindedir. Bu da Mersin'deki fertlerin göreli olarak daha özerk olduklarının bir göstergesi olabilir. Ayrıca her iki ilde de en düşük sosyoekonomik seviyede yaşayanların, kadınların, orta yaştakilerin, ilköğretim ile altında eğitimli olanların ve küçük burjuvalar ile emekçilerin yüksek oranda ve şiddette yoksulluk yaşamakta oldukları, bu çalışmadan elde edilen diğer önemli bulgulardır. Bireylerin yaşadıkları yoksunlukları ve bu yolla da yoksulluklarını en fazla arttıran faktörler ise, kadınların yevmiyeli, kendi hesabına düzensiz işlerde ve işçi statüsünde çalışmaları ile okula gitmemiş olmaları, erkeklerin okula gitmemiş olmaları ile başta etnik nedenler olmak üzere kendisine önyargılı davranıldığına inanmalarıdır. Aynı kişilerin yoksulluktan kurtulmalarına yardımcı olabilecek faktörler ise, kadınların üniversite eğitimi almış olmaları iken, erkeklerin memur statüsünde çalışmaları olarak bulunmuştur. Ayrıca tüm bireylerin kendi kararlarını kendilerinin verebiliyor olmaları da yaşanan yoksulluğu azaltan faktörler arasında sıralanabilir.

YoksullukÖlçme-değerlendirme
Mehmet Zanbak
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin ihracat hedeflerinde öncü sektörler ve bölüşüm: Çok bölgeli girdi-çıktı analizi

Dış ticaret, açık ekonomilerde ülkeler veya bölgeler arasında yapılan sermaye, mal ve hizmetle ilgili ekonomik işlemlerdir. Bölüşüm, belli bir zaman diliminde üretimden sağlanan toplam gelirin üretim faktörleri arasındaki dağılımını bir başka ifade ile fonksiyonel gelir dağılımını konu almaktadır. Çalışmanın temel amacı, 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi Belgesi'nde Türkiye'nin hedef olarak belirlediği sektörlerin alternatif büyüme senaryoları altında katma değer ve faktör gelirleri üzerindeki etkisini görmektir. Analizler, Türkiye ve dünyanın geri kalanının tek grup altında toplulaştırıldığı, 45 sektörlü çok bölgeli girdi-çıktı matrisi kullanılarak yapılmaktadır. Tüm hedef sektörlerin ayrı büyüme senaryoları sonunda işgücü gelirinin en fazla "toptan ve perakende ticaret", "inşaat", "kamu yönetimi ve savunma hizmetleri" ve "eğitim hizmetleri" sektörlerinde olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan "inşaat", "toptan ve perakende ticaret", "tarım" ve "gayrimenkul hizmetleri" tüm hedef sektörlerin ayrı büyüme senaryoları sonunda yaratılan sermaye gelirinin en fazla olduğu sektörler olmaktadır. Anahtar Kelimeler: İhracat, Bölüşüm, Fonksiyonel Gelir Dağılımı, Girdi-Çıktı Analizi.

BölüşümFonksiyonel gelir dağılımıGirdi-çıktı analizi+3
Mısra Çakaloğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

E-ticaret kanalıyla gıda tüketimi: Belirleyici faktörlerin analizi

Bu çalışmada, Türkiye'de bireylerin e-ticaret yoluyla gıda alışverişi yapma tutumlarını arz ve talep yönlü belirleyicileri ile ortaya koymak ve bu tutumların bireylerin demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek amacıyla bir saha çalışması yapılmıştır. Analizlerde İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması Düzey 1 (İBBS-1) bölgelerinden seçilmiş 12 şehirde gerçekleştirilen saha çalışması ile toplanan birincil veriler kullanılmıştır. Saha çalışması, telefon ile yapılan görüşmelerle 34 sorudan oluşan bir anket formunun doldurulmasıyla gerçekleştirilmiştir. Analizlerde ekonometrik olarak tahmin edilen olasılık modelleri kullanılmıştır. Sonuç olarak, çalışmadan elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, internetin kullanıcılara zaman kazanma, kolaylık, rekabetçi fiyatlar, daha fazla seçim şansı gibi avantajlar sağlamasına rağmen halen birçok tüketicinin gıda ürünlerini internet üzerinden almakta çekingen davrandığı ve yüz yüze geleneksel alışveriş yöntemlerini tercih ettiği görülmektedir. Müşteri güvenliğinin tam sağlanması, ürün yelpazesinin geniş olması, tüketicilere uygun fiyat sunulması, ürünlerin hızlı şekilde müşteriye ulaştırılması, internet sitesinin kullanım kolaylığı, promosyon ve fırsat ürünlerinin çoğaltılması, ücretiz kargo imkanı sunulması, satış sonrası karşılaşılan sorunlarda müşterinin mağdur edilmemesi ve online alışveriş sitelerinin reklamlarının çoğaltılması internetten gıda ürünleri alışverişi yapma olasılığını arttıran en önemli faktörler arasındadır. Bu bulgular e-ticaret deneyimini geliştirmek ve daha çok müşteriye ulaşmak isteyen işletmelere yol gösterici niteliktedir. Anahtar Kelimeler: E-Ticaret, Tüketici Davranışları, Tutum, Gıda Tüketimi

Elektronik ticaretGıda tüketimiTüketici davranış modelleri+2
Deniz Öztürk
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Transatlantik ticaret ve yatırım ortaklığı anlaşmasının Türkiye dış ticaretine olası etkileri: Karşıt olgusal bir analiz

2008 küresel krizi, başta ABD olmak üzere AB ülkelerinde de uzun süreli ekonomik kayıplar yaşanmasına neden olmuştur. Meydana gelen bu olumsuzluklar, ABD ve AB arasında geniş kapsamlı bir ticaret anlaşmasının gerekliliğini gündeme getirmiştir. Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) anlaşması imzalandığı takdirde şimdiye kadar kabul edilmiş en büyük ve en kapsamlı ikili ticaret anlaşması olacak ve anlaşmanın yaratacağı ortak pazar, dünya ticaretinin üçte birine sahip olacaktır. TTIP'ın yalnızca anlaşmaya taraf olan ABD ve AB değil, yaratacağı gelir/ikame ve değer zincir etkileriyle üçüncü ülke ekonomilerinde de önemli etkiler yaratacağı tahmin edilmektedir. Bu çalışma, TTIP'ın yürürlüğe girmiş olduğu varsayımı altında, endüstriler ve alt-endüstriler bazında Türkiye dış ticaretinde meydana gelebilecek olası etkilerini incelemektedir. TTIP'ın etkileri, 52 ülkeye ait 2000-2016 yılları arasını kapsayan panel veri seti ile yapısal çekim modellerinin karşıt-olgusal analizlere izin verecek şekilde kullanılmasıyla belirlenmektedir. Elde edilen bulgular, alt-endüstrilerin genelinde Türkiye'nin ABD, AB ve üçüncü grup ülkelerle dış ticaretinde bir azalma olacağına işaret ederken, ABD ve AB karşısında yaşanacak negatif etkiler, üçüncü ülkeler ile yaşanacak negatif etkilere oranla daha düşük düzeylerdedir. Bununla birlikte elde edilen diğer bulgular, AB ve ABD ile olan endüstri-içi ticarette bir artışa işaret etmektedir.

Amerika Birleşik DevletleriAvrupa BirliğiEkonomik ilişkiler+6
Öner Öz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de iç göçün etkileri üzerine üç deneme

İnsanlık tarihi kadar eskiye dayanan göç kavramı, insanların çeşitli nedenlerle yer değiştirme isteği sonucu ortaya çıkmıştır. Sebep ve sonuçlarıyla insanların hayatlarını etkileyen göç, kavram olarak giderek farklı nitelikleri barındırmış ve incelenmesi gereken önemli bir alan olmuştur. Ülkemizde hem iç hem de dış göçün etkileri oldukça yoğun bir şekilde hissedilmektedir. Ancak iç göç sürecinin daha aktif nitelikli olması nedeniyle bu çalışma Türkiye'deki iç göçe ilişkin olarak planlanmıştır. Nüfusun yer değiştirmesinin ülkenin bütününü birçok yönden etkilediği düşünüldüğünde bu sürecin nelere, nasıl etki ettiği önemli bir konu haline gelmektedir. Bu çalışmada yurt dışı literatürde kısıtlı sayıda çalışmada yer alan, yurt içi literatürde ise çok daha az çalışılan üç başlık üzerine odaklanılmaktadır. Böylece göç yönetim sürecinde dikkat edilmesi gereken farklı noktaların belirlenmesi hedeflenmiş, doktora tezinin bu noktaları öne çıkararak katkı yaratması amaçlanmıştır. Bu odak noktaları iç göçün sektörel ücretler üzerine, yaşam standartlarına ve tüketici fiyatlarına etkisi olarak belirlenmiştir. Çalışmada etkiler panel ekonometrik modellerle tahmin edilmiştir. Bağımlı değişkenler anılan odak noktaları ile belirlenirken, bağımsız değişkenler göçmenlerin cinsiyete göre eğitim düzeyleri, yerel nüfusun cinsiyete göre okullaşma oranları ve reel kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla olarak ele alınmıştır. Bu değişkenler işgücü piyasasında arz ve talep tarafını temsilen kullanılmaktadır. Üç ampirik bölümden oluşan çalışmada, bağımlı değişkenlerden birisi olan hayat standartları 15 ayrı göstergenin bileşiminden oluşan bir endeks olurken, diğer bağımlı değişken tüketici fiyat endeksidir. Son bağımlı değişken ise imalat, hammadde, inşaat ve hizmetler sektörlerinde ayrı ayrı belirlenmiş reel ücret seviyesidir. Yapılan analizler neticesinde çeşitli eğitim seviyelerinde ele alınan göçmenler, okullaşma oranları ve reel gayri safi yurtiçi hasıla bağımlı değişkenleri etkilemiştir. Ancak göçmenlerin eğitim düzeylerinin sektörel ücretler üzerinde etkisinin oldukça düşük seviyede olduğu, hayat standartları ve enflasyon üzerinde etkilerinin görece yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum ekonomideki işsizlikle ilişkilendirilmiştir.

EnflasyonGöçlerOkullaşma oranı+4
Nevin Taştekin
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de iç hat hava taşımacılığı talebini belirleyen faktörlerin ekonometrik analizi

Bu çalışmada, Türk iç hat havayolu taşımacılığı piyasasının özellikleri ele alınmakta ve il çiftleri arasındaki hava taşımacılığı talebini belirleyen faktörler analiz edilmektedir. Piyasanın oligopol özellikler taşıması fakat aynı zamanda Türk Hava Yolları'nın ayrıcalıklı haklara sahip olması ve piyasaya devlet müdahalesinin bulunması nedeniyle, pazarı tanımlamak için "aksak oligopol" kavramı ortaya atılmıştır. Talebi temsil etmesi açısından Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün 2013-2016 yılları için yayımladığı kalkış-varış havalimanları çiftine göre iç hat yolcu trafiği verisi kullanılmıştır. Talebin belirleyicileri olarak ekonomik ve yapısal göstergeler, parasal göstergeler, altyapı göstergeleri, demografik göstergeler ve diğer göstergeler derlenmiştir. Çekim modeli kullanılarak üç veri seti üzerinde yapılan ekonometrik analizler sonrasında, derlenen göstergelerden il bazındaki kişi başı gelir, il nüfusu, ildeki kişi başı otel yatak sayısı, iller arasındaki mesafe ve ilin merkez (hub) olma durumunun talebi etkilediği, ayrıca bu etkilerin illerin özelliklerine göre farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır.

Cazibe modelleriEkonometrik analizHava yolu taşımacılığı+2
Ali Aytaç Aras
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Coğrafi işaret tescilinin Antep fıstığı uluslararası rekabet gücü üzerindeki etkisinin ölçülmesi

Ticaretin dünya genelinde serbestleştirilmesi çalışmalarının sonucu olarak önem kazanan rekabet avantajı, ülkelerin ne şekilde rekabete dȃhil olabileceğini ve ürün, sektör, ülke bazında rekabet gücünün ölçümünü önemli hale getirmiştir. Bu tezin amacı, ülkemizin önemli bir ihraç ürünü olan ve coğrafi işaret tescili alan Antep fıstığının açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler yaklaşımı ile rekabet gücünü ölçmek ve rekabet gücünün coğrafi işaret öncesi ve sonrasında değişimini incelemektir. Ölçümler Lafay'ın Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler yaklaşımı ve Balassa'nın Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler yaklaşımları ile yapılmaktadır. Çalışmada Türkiye'nin İran, ABD ve Çin karşısındaki rekabet gücü ölçülmüştür. Bulgular Türkiye'nin Antep fıstığında karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olduğunu göstermektedir. Bu durum Çin karşında değişmezken ABD ve İran karşısında bazı yıllarda durum tersine dönmektedir.

Antep fıstığıCoğrafi işaretlerKarşılaştırmalı üstünlükler+3
Naime Nihal Beypınar
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya ve Mersin kayısı piyasalarında karşılaştırmalı değer zinciri analizi

Günümüzde gıda sektörü içerisinde bulunan firmalar temin ettikleri gıda ürünlerinin kendilerine nasıl ulaştığına yönelik çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmalar daha çok tüketicilerin istek ve ihtiyaçlarına göre belirlenmektedir. Aynı doğrultuda tüketicilerin temin ettiği ürünlerin üreticiden kendilerine ulaşana dek nasıl bir süreçten geçtiğini bilme eğilimine girmeleri şirketleri bu tür araştırmalara yöneltmektedir. Türkiye, taze ve kuru kayısı üretimi ile dünyada söz sahibi olan ülkelerden birisidir. Bu sebeple kayısının ekonomik boyutu, sektör yapısı, değer analizi ve tüketici duyarlılığı araştırılıp incelenmesi gereken bir çalışma konusu olmuştur. Kayısı, günümüzde tarım sektörü içerisinde önemli konumda bulunan bir meyve türüdür. Coğrafi işaret tesciline sahip olan Malatya ve Mut kayısısı, coğrafi konumu itibariyle bulunduğu yöre ile özdeşleşen ürün yapısına sahiptir. Bu durum kayısıya değer katarak ürünün kalitesini, tüketici değerini, ekonomiye katkısını arttırmaktadır. Bu sebeple değer zinciri analizine tabi tutulan kayısının izlenebilirlik süreci içerisinde bulunan aktörler ve aktörlerin yarattığı değer ile ekonomi içerisindeki faaliyetleri kapsamlı olarak ele alınmıştır. Değer zinciri analizi ile kayısının girdi koşullarından başlanarak nihai tüketiciye ulaşana dek geçtiği aşamalar, kayısının sektördeki boyutunu ortaya koyarak aktörler arası değerini belirlemektedir. Günümüz ekonomi koşulları içerisinde ihracatı artan ve ekonomik değeri yükselen Malatya taze ve kuru kayısısı ile Mut taze kayısısının ürün yapısı, sektör içerisindeki konumu ve ülke içerisindeki değerinin tespit edilmesi için karşılaştırmalı olarak analize tabi tutulmuştur. Tüketicilerin kayısıya olan duyarlılığını ve ödeme istekliliğini tespit etmek için anket çalışması ve bunun sonucunda ekonometrik analiz yapılmıştır.

Değer zinciri analiziGıda sektörüKayısı+4
Gökhan Aktoprak
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın inciri, Ege sultani üzümü ve Giresun fındığı ihracat performansının değerlendirilmesi: İhracatın faktör dekompozisyonu ve pazar kayma hesapları

Günümüzde dünya ticaretinde giriş engelleri hızla kalkarken, ülkelerin yaptıkları ihracat da giderek daha rekabetçi bir ortamda gerçekleşmektedir. İhracata konu olan ürünün kendi özellikleri ayırt edici bir faktör olarak belirlenirken, ülkelerin ihracatları sadece kendi koşullarına değil, dış dünya koşullarına da bağlı duruma gelmiştir. Bu da ülkelerin rekabetçi konumda olmalarını, bir başka ifade ile daha fazla rekabet gücüne sahip olarak faaliyet göstermelerini gerektirmektedir. Bu çalışmada coğrafi işaret tescilli Aydın inciri, Ege Sultani üzümü ve Giresun fındığı dış pazarlarında 1989-2018 yılları arasında Türkiye'nin ihracat değişimi üzerinde etkili olan faktörler incelenmiştir. "Pazar-kayma" yöntemiyle gerçekleştirilen bu incelemede global etki, ikame etkisi, coğrafi etki ve performans etkisi olmak üzere 4 faktörün ihracat değişimindeki rolü araştırılmış; etkiler ürün ve ülke bazında ortak ve ayrışan özellikleri ile mukayese edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aydın inciri, Ege sultani üzümü, Giresun fındığı, Pazar-kayma, Dekompozisyon Analizi, Rekabet Gücü.

AydınFındıkGiresun+7
Mutlu Eğe
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bireylerde gıda güvenliği algısını etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Son yıllarda gıda sektöründeki büyüme ve çeşitlilik, tüketicilerin ve üreticilerin bu konuda daha bilinçli ve duyarlı olması gerekliliğini getirmiştir. Buna bağlı olarak da gıda güvenliği ve gıda güvencesi konusu daha önemli hale gelmiştir. Bu çalışmada, Antalya İlindeki bireylerin gıda güvenliği algısını etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu faktörler bireylere 42 soruluk hazırlanmış anketlerle alınan yanıtlarla ölçülmüştür. Anketlerde bireylerin tüketim alışkanlıkları, gıda maddesini satın alırken dikkat ettikleri kriterler ve etkilendikleri etmenler, gıda güvenliği ve gıda güvenlik riskleri hakkındaki bilinç düzeyleri vb. konular incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre, bireylerin %82,4'ü gıda güvenliği kavramını duydukları,% 51,9'unun gıda güvenliği kavramının anlamını bildiği, % 48,9'u tükettikleri gıdanın bazen güvenli olduğu görüşündedir. Çalışmada % 57,3 oranında birey, gıdaların satıldığı ve üretildiği yerlerde insan sağlığına dikkat edilmediğini belirtmiştir. Bireylerin gıda alışverişini yaparken dikkat ettiği kriterlere baktığımızda bireyler için oldukça önemli olan kriterler, ürünlerin üretim ve tüketim tarihi ve tazeliğinin olduğu görülmektedir. Ayrıca bireyler gıda üretici firmaların denetleyici kurumlar tarafından yeterince denetlenmediğini, mevzuatların eksik olduğunu, cezaların caydırıcı olmadığını düşünmektedir. Bireylerin bir gıda ürünü satın alma davranışında, gıda güvenliğini dikkate alarak güvenilir gıda için daha fazla ücret vermeye razı olduğu ve bu ürünler için % 5-10 oranında fazladan ödemeyi kabul ettiği görülmektedir.

AntalyaEkonometrik analizGüvenlik+1
Emine Çiğdem Toktaş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
DoctorateOpen AccessTR

Sera gazı azaltımı için alternatif politika önerileri: Türkiye için çok sektörlü bir analiz

Türkiye, iklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarında tarihsel sorumluluğu düşük ancak toplam sera gazı emisyonları hızla artan bir ülke durumundadır. Bu nedenle sera gazı emisyonlarının ana sürükleyicileri olan fosil yakıt kullanımının ve endüstriyel süreçlerin kontrol altına alınması ve uluslararası iklim politikalarına katkıda bulunulması gerekmektedir. Son yıllarda emisyon azaltımı için kullanılan en etkili ve önemli araçlar karbon vergisi ve emisyon ticareti uygulamasıdır. Özellikle uluslararası literatürde bu konu ile ilgili önemli sayıda çalışma yapılmış olmasına rağmen Türkiye'de halen bu konu ile ilgili yeterli araştırma yoktur. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de 10. Kalkınma Planında öngörülen ekonomik büyüme hedefi ve Paris Konferans'ında taahhüt edilen karbondioksit salınım hedefi ile uyumlu bir politika önerisi paketi geliştirmektir. Bu politika önerisi ile bir yandan karbondioksit salınımları azaltılırken ekonomideki küçülmenin en aza indirilmesi amaçlanmaktadır. Politika önerisi, salınım azaltımı için karbon vergisini bir politika aracı olarak belirlemekte ve bu verginin alternatif olarak tüm kirleten endüstrilere veya seçilmiş en kirli üç endüstriye uygulanmasını öngörmektedir. Bu ikisini tamamlayıcı olarak da elektrik üretiminde kullanılan doğalgazın biyo-yakıtlar ile ikame edilmesi diğer bir alternatif olarak önerilmektedir. Çevresel hedef tutturulurken elde edilen karbon vergisi geliri ise ekonomik daralmayı önlemek amacıyla ekonomiye geri enjekte edilmektedir. Bu enjeksiyon ise ya hanehalkları veya firmalar üzerinden yapılmakta ve ekonomide büyüme sağlanmaktadır. Bulgular karbon vergisi uygulamasının toplam sera gazı emisyonlarını azaltmakta etkili olduğu ama tüm endüstrilere uygulanmasındansa seçilmiş en kirli endüstriler üzerine uygulanmasının daha düşük bir ekonomik küçülme yaratacağı yönündedir. Ayrıca enerji tüketiminde biyo-yakıtlara yönelmek de kısa vadede hem çevresel hem ekonomik pozitif getiriler üretecektir. Sera gazı emisyonlarının azaltımı için uygulanan karbon vergisinden toplanan kaynağın ekonomiye, firmalara bir transfer olarak geri döndürülmesinin ise hanehalklarına verilecek transfere göre daha etkili olacağı tespit edilmiştir.

Ekonomi politikalarıKarbon vergisiKarbondioksit salınımı+7
Reyhan Özeş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Other supervisors