Theses supervised by Prof. Dr. Mustafa Şeker
18 theses · Akdeniz University
The labour process in production of television series: An analysis of live-stage workers' working conditions
Today there is a matter of dominance of main stream analysis in the labour process, meanwhile rise of the postmodern theories which represent the critical approaches. However the political economy approach is excluded both in political and intellectual practices with the idea which claims that political economy is unsufficient to understand the changes of the labour process in the information and communication technologies based society. This study claims that the political economy should be rethought in the labour process studies. Because it has the explanation power of the media, media production and the labour process of media production. Therefore the labour process of workers and their working conditions who work at the live-stage of televison series have been analysed in this study. The results of the study point the workers' negative working conditions in the environment of TV channels, production companies, advertisers and sponsors which are connected to each other via people meter/rating tool. The live-stage workers are employed for long hours, delayed wages and in a manner devoid of labor-job protection, health and safety precautions. The boundaries between working time and leisure time increasingly have been blurred. Although the live-stage workers request the negative work conditions to get better, there is a matter of division of labour organising in cinema-television sector. The labour organisations of the cinema-television sector have been downgraded and suffered loss of power. Regardless the fact that the workers' have demands which arise from the negative conditions, the power elites who control the production, television channels which broadcast in the frame of production relations of capitalism, production companies, advertisers and sponsors have the final word. Keywords: Labour process, media, television, live-stage workers.
Hegemonya ve ideoloji bağlamında basının rolü: Zaman Gazetesi'nde 17-25 aralık öncesi ve sonrasında yayımlanan iktidarla ilgili haberlerdeki söylem değişimi üzerine bir inceleme
XX. yüzyılda yaşanan teknolojik ve ekonomik gelişmelerle medyanın yapısı önemli ölçüde değişim geçirmiştir. Bu değişim sonucunda, küreselleşen dünyada sosyal anlamda insanlara kitle olarak yaklaşma kaygısı olan çevreler için, medya en önemli araç olarak görülmektedir. Bir sermaye veya ideolojik grubun kontrolünde olan medya kurumları sahiplik yapısının çıkarları çerçevesinde ideolojik aktarım aracı olarak işlev görmektedir. Birey, yaşadığı dünyayı anlamlandırırken gerçeklikle arasına medya tarafından inşa edilen arayüzü görmektedir. Toplumda yaşanan olay ve gelişmelerin aktarıldığı haber bu arayüzün en önemli unsurlarından biri olarak görülür. Haber, toplumda olup biten olay ve gelişmeler hakkında bilgi aktarırken aynı zamanda söylemsel kodlarla yeniden inşa edilir ve böylece ideolojik aktarımın bir aracı haline gelir. Bu çalışmanın birinci bölümünde çalışmanın dayanağı olan kuramsal çerçeve boyunca ideoloji, hegemonya, eleştirel ekonomi politik, dil ve söylem kavramlarına ve bu kavramların iletişim biliminde uygulanma biçimine odaklanılmıştır. İkinci bölümde Gülen cemaatinin kurumsal yapısı incelenmiş bunun sonucunda Gülen cemaatinin birçok alanda faaliyet gösteren veya yakınlığı ile bilinen kurumları olduğu anlaşılmıştır. Türkiye'deki dini gruplarla karşılaştırıldığında farklı bir profile sahip olan Gülen cemaati ilk yıllarından itibaren siyasetle iyi denilebilecek ilişkililer içerisinde olmaya özen göstermiştir. Bu durum 2002 yılında iktidara gelen AK Parti için de geçerlidir. Taraflar arasında bir süre devam eden iyi ilişkiler 2013 yılına gelindiğinde tamamen kopmuş ve iki zıt kutup haline gelmişlerdir. Üçüncü bölümde eleştirel söylem analizi yöntemine değinilmiş ve Gülen cemaati ve AK Parti arasındaki ilişkilerin Zaman gazetesinin söylemine nasıl yansıdığı ortaya konulmuştur. İnceleme sonucunda gazetenin söylemini sahiplik yapısının iktidarla ilişkilerine göre şekillendirdiği sonucuna varılmıştır. İncelemeye alınan haberler sayıca fazla olduğundan ayrı ayrı kendi bağlamı içerisinde değerlendirmeye alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Medya, İdeoloji, Hegemonya, Haber, Söylem,
Türkiye'de basın işletmeciliğinin finansal yapısı: Sorunlar ve yol açtığı sonuçlar
Basın işletmeleri, diğer işletmelerle benzer bazı özelliklerinin yanında, üretim süreçlerinden tüketim aşamasına dek pek çok farklı aşamada kendine özgü değişkenlerle faaliyette bulunan işletmelerdir. Sermaye, maliyet, gelir-gider, ürün ve sahiplik yapısı ile örgütsel yapı gibi değişkenler, basın işletmelerinin söz konusu özgünlüğü çerçevesinde dönüşüm ve gelişim göstermiştir. Bir işletme olarak medyanın diğer işletmelerden ayırt edici temel özelliklerinden biri olan düşünce üretmesi ve ideolojik yönlendirme yapması ise onun, medyanın sahiplik yapısı ile eleştirel ekonomi politiği kapsamında ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Medya eleştirilerinde ya da çözümlemelerinde, önemli başvuru kaynaklarından biri olan eleştirel ekonomi politikçi yaklaşım, medyayı onun tarihsel konumunu hem ideolojik hem kültürel hem de sosyo-ekonomik işlevi ve ilişkileri çerçevesinde inceleyerek ortaya koymaktadır. Bu noktada, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de 1980 sonrası neoliberal politikalar ekseninde yeniden şekillenen ve değişen üretim tarzının, medyanın çalışma biçimi ve ilişkilerini de değiştirdiği söylenebilir. Serbest piyasa koşullarında faaliyet gösteren ve basından medyaya dönüşen söz konusu işletmeler, güçlü sermaye yapısına sahip olan ve farklı iş kollarında faaliyet gösteren büyük holdinglere eklemlenerek ayakta kalmaya mecbur bırakılmışlardır. Medyanın başlangıcından bu yana iktidarla olmazsa olmaz ilişkisi ise güçlü sermaye ve finans yapısına ihtiyaç duyan işletmeler olmasından ötürü ekonomik, toplumsal ve siyasal düzlemde git gide artan oranlarda iktidarlara bağımlı bir yapı sürmesini beraberinde getirmektedir. Günümüzde ise medya işletmeleri, kâr zarar hesabı yapan kurumlar olmaktan çıkmış; fizibilitesi yapılarak dolaylı getirileriyle yatırım kararı alınan bir alan hâline gelmiştir. Medya sektöründen kâr etmeyen hatta zarar etmeleri pahasına bu alandaki varlığını sürdüren medya sahipleri, sadece faaliyette oldukları diğer iş kollarının kaldıracı olarak işlev gören, homojen bir medya ortamının oluşmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de 2002'den bu yana varlığını koruyan güçlü muhafazakâr iktidar döneminde, medya sektörünün daha önce hiçbir dönemde izlerine rastlanmayan bazı uygulamalarla yapısal anlamda geldiği nokta, örnek olayların incelenmesi ve basın temsilcileriyle yapılan görüşmeler aracılığıyla değerlendirilmektedir. Çalışmada, söz konusu yeni dönemle birlikte medyanın, yeni yapı, yeni finansman ve işletme anlayışına hizmet eden bir yapıya dönüştüğü tespit edilmiştir. Medya işletmeciliğinin geldiği nokta için, ekonomik anlamda çoğu kez zarara uğramasına rağmen, büyük holdinglerin bünyesindeki diğer iş kollarının kâr ederek yürütülmesinde, sahiplerine dolaylı yoldan avantaj sağlayan bir sektör olarak işlev gördüğü söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Basın İşletmeciliği, Türk Basın Tarihi, Sahiplik Yapısı, Medyanın Eleştirel Ekonomi Politiği.
6-7 Ekim olayları'nın yazılı basında sunumu
Bu çalışma, 6-7 Ekim Olaylarının Türk yazılı basınındaki yansımalarını ve olaylara ilişkin haber söyleminin incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışmada, Sabah, Hürriyet, Özgür Gündem gazetelerinin 7 – 8 – 9 – 10 Ekim 2014 tarihlerindeki 6-7 Ekim Olaylarına ilişkin haber metinleri incelenmiştir. Çalışmanın dayanak noktası, incelenen gazetelerin 6-7 Ekim Olaylarına dair oluşturdukları haber söylemidir. Çalışma, 6-7 Ekim Olaylarının nasıl haberleştirildiği üzerinde durmaktadır. Çalışmada haber metinleri incelenirken Van Dijk'ın eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılmıştır. Eleştirel söylem analizi neticesinde bazı bulgular elde edilmiştir. Bu bulgulara göre, incelenen her gazetenin 6-7 Ekim Olaylarını kendi ideolojisine göre yorumladığı açıktır. İncelenen gazeteler olaylara kendi ideolojileri içinde olumlu ve olumsuz bir anlam atfederek, farklı yorumlar ve farklı gerçeklikler getirmiştir. Gazetelerin, olaylar konusunda topluma yön vermek için haberleri belirli bir çerçevede sunduğu ve bu çerçevenin de haber metinlerinde kullanılan başlıklar, kelime seçimleri, kaynaklar, retorik ve görsel malzeme gibi unsurlar tarafından sağlandığı açıkça görülmüştür. Anahtar Kelimeler: 6-7 Ekim Olayları, İdeoloji, Haber, Haber Söylemi, Eleştirel Söylem Analiz
Haber sunumunda yeni bir boyut olarak haber oyun: İnfografik haberler ve veri manipülasyonu ilişkisi üzerine uygulamalı bir analiz
Bu çalışma, günümüzde teknolojinin hızla evrim geçirmesiyle birlikte ortaya çıkan veri gazeteciliği, haber oyunları ve veri manipülasyonu gibi konuların medya ve iletişim alanındaki etkilerini ele almaktadır. İletişim teknolojilerinin yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmesi neticesinde, özellikle büyük veri kavramı yükselmiş, önemli sorunlar da ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda, çalışma büyük veri yığınları arasından anlam çıkarma ve toplumun yararına kullanma amacı güden 'açık veri' kavramının önemine odaklanmaktadır. Açık veri, herkesin özgürce erişebileceği, kullanabileceği, değiştirebileceği ve paylaşabileceği veriyi simgelemektedir. Veri gazeteciliği için temel olan, şeffaf ve demokratik bir anlayışla verilerin herkes tarafından kullanılabilir olmasıdır. Çalışmanın temel argümanlarından biri, veri gazeteciliğinin, günümüzdeki önemli bir gazetecilik pratiği haline gelmesi ve büyük veri konseptinin bu alandaki etkisinin artmasıdır. Veri gazeteciliği, çalışmanın birinci ve ikinci bölümünde detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu yaklaşım, haber hikayelerini destekleyerek ve görsel anlatım aracılığıyla izleyicilerin konulara daha derinlemesine inmelerine olanak tanımaktadır. Veri gazeteciliği, haber oyunları ve veri manipülasyonu gibi konuların gündeme gelmesiyle birlikte önemli soruları da gündeme getirmektedir. Haber oyunları (Newsgame) aracılığıyla okuyucu etkileşimini artırmak ve veriyi çekici hale getirme çabaları, manipülasyon riskini de beraberinde taşımaktadır. Ancak veri gazeteciliği, sayısal verilerle haber hazırlama süreçlerini izleyerek, şeffaflığı ve nesnellik iddiasını desteklemektedir. Bu çalışma, veri gazeteciliğinin haber süreçlerindeki etkilerini ve nesnelliği sağlama potansiyelini değerlendirerek önemli sorulara odaklanmaktadır. Manipülasyon olasılıkları gibi kritik konular araştırmanın odağını oluşturmaktadır. Bu da çalışmanın veri gazeteciliği alanındaki nesnellik iddialarını değerlendirmeye yönelik önemli bir katkı sunmaktadır. Bu çalışmada, 4 aşamalı bir veri toplama ve analiz yöntemi uygulanmıştır. İlk olarak, bağımsız bir akademisyen grubunun oylamasıyla belirlenen 85 infografik, betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. İkinci aşamada gazetecilerle görüşmeler yapılmış ve üçüncü aşamada, gazetecilerin veri okuryazarlık düzeyleri bir ölçek kullanılarak değerlendirilmiştir. Son aşamada ise okur/izleyici ile odak grup çalışması gerçekleştirilerek, infografiklerin yorumlanması sağlanmıştır. Bu yöntem sayesinde, infografik habercilik, tasarımından okur yorumuna kadar olan tüm süreçte, çok yönlü ve kapsamlı bir analizle incelenmiştir. Araştırmanın önemi, infografiklerin etkisini tüm boyutlarıyla ele alarak, gazetecilikte veri okuryazarlığının ve infografik kullanımının ne kadar kritik olduğunu ortaya koymasında yatmaktadır. Dolayısıyla bu çalışma, veri gazeteciliği ile manipülasyon arasındaki ilişkiye odaklanarak, günümüz medya sahnesindeki önemini ve etkilerini anlamaya yönelik bir çerçeve sunmaktadır.
Demokrasi ve basın özgürlüğü kavramı: Kazakistan örnegi
Bu tez, demokrasi ve basın özgürlüğü kavramlarının Kazakistan örneğindeki ilişkisini incelemektedir. İki ana bölümden oluşan tez, demokrasi ve basın özgürlüğü kavramlarının kapsamlı bir literatür taramasını ve Kazakistan'ın demokratik yapısı ile medya ortamının analizini içermektedir. Birinci bölüm, demokrasi ve basın özgürlüğü kavramlarının ayrıntılı bir şekilde incelenmesine adanmıştır. Demokrasinin tarihsel gelişimi, temel ilkeleri ve farklı uygulama biçimleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Aynı şekilde, basın ve basın özgürlüğü kavramları da tanımlanmış ve basın özgürlüğünün unsurları, sınırları ve uluslararası belgelerdeki yeri üzerinde durulmuştur. Bu bölüm ayrıca medya ve demokrasi arasındaki ilişkiyi inceler. İkinci bölüm, Kazakistan'daki demokratik süreci ve medya ortamının gelişimini ele almaktadır. Kazakistan'daki demokrasi düzeyi, seçim süreçleri, partiler ve uluslararası araştırmalardaki konumu incelenmiştir. Sovyet döneminden önce, Sovyet döneminde ve bağımsızlık sonrası Kazakistan medyasının evrimi detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Ayrıca, Kazakistan'daki basın kuruluşları, basın özgürlüğü, basın kanunu ve medyaya yapılan baskılar incelenmiştir. Üçüncü bölüm, Kazakistan medyasındaki haberlerin söylem analizini gerçekleştirmektedir. Bu bölümde kullanılan yöntemler açıklanmış ve farklı haberlerin söylem analizi yapılmıştır. Sonuç olarak, bu tez, Kazakistan'da demokrasi ve basın özgürlüğü kavramlarının ilişkisini anlamaya yönelik kapsamlı bir çalışmayı temsil etmektedir. Tezin bulguları, Kazakistan'ın demokratik yapısının güçlendirilmesi ve medya özgürlüğünün desteklenmesi için önemli öneriler sunmaktadır. Kazakistan'da medya özgürlüğü ve demokrasi konusundaki mevcut zorluklarla birlikte, umut verici gelişmelerin de yaşandığı görülmektedir. Kazakistanlılar için daha özgür ve demokratik bir medya ortamı sağlanması, ülkenin demokratik gelişimi için önemli bir adım olacaktır. Ancak, Kazakistan'da basın özgürlüğü hala belirsizliklerle dolu bir konudur. Bazı özgürlükler ve bağımsız medya kuruluşları olmasına rağmen, hükümetin etkisi altında kısıtlamalar ve baskılar devam etmektedir. Kazakistan'daki medya ortamının daha geniş bir demokratik reform sürecinin parçası olarak geliştirilmesi ve basın özgürlüğünün güvence altına alınması için daha fazla çaba gerekmektedir.
Kazakistan medyasının ekonomi politiği
Bu tez çalışması, Kazakistan medyasının mülkiyet yapısı, devletle olan ilişkisi, ekonomik kaynakları incelemektedir. Çalışmanın önemi, Kazakistan'da medya sektörünün ekonomik ve politik dinamiklerini anlamak ve bu dinamiklerin medya içerikleri üzerindeki etkilerini ortaya koymasıdır. Üç ana bölümden oluşan tez, medyanın ekonomi politiği kavramının kapsamlı bir literatür taramasını ve Kazakistan'ın medya endüstrisinin ekonomik dinamikleri analizini içermektedir. Birinci bölümde, ekonomi politik yaklaşımın temel kavramları tanımlanmakta ve bu yaklaşımın medya çalışmalarına nasıl uygulandığı açıklanmaktadır. Medya ekonomisinin politik bağlamda nasıl işlediği ele alınarak, medya sahipliği ve bu sahipliğin yoğunlaşma eğilimleri irdelenmektedir. Kapitalist sistemin medya üzerindeki etkisiyle birlikte, sermaye birikimi sürecinde medya organlarının nasıl belli grupların elinde toplandığı tartışılmaktadır. Tekelci yapıların oluşumu ve medya endüstrisinin kâr odaklı doğası incelenerek, içerik üretimi üzerindeki etkileri değerlendirilmektedir. İkinci bölümde, Kazakistan'daki medya sisteminin tarihsel gelişimi incelenmekte, Sovyetler Birliği döneminden itibaren yaşanan yapısal değişimler ve bağımsızlık sonrası uygulanan medya politikaları ele alınmaktadır. Medya sahiplik yapısı detaylı şekilde analiz edilerek, medya kuruluşlarının kimler tarafından kontrol edildiği ve bu durumun sektöre etkileri açıklanmaktadır. Medya çeşitliliği konusu üzerinden, sahiplik yapısının içerik üretimine ve ifade özgürlüğüne olan etkileri değerlendirilmektedir. Özel sektörün medya alanındaki rolü tartışılarak, ekonomik aktörlerin medya üzerindeki etkisi vurgulanmaktadır. Üçüncü bölüm, Kazakistan'daki devlet medyasının yapısı, çalışma koşulları ve devletin medya üzerindeki kontrol mekanizmaları ele almakta, bu kontrolün ekonomik sonuçlarını değerlendirmektedir. Ayrıca, ülkedeki medya sahiplerinin kimler olduğu, sahiplik yapılarına bağlı ekonomik çıkarları ve iş insanlarının medya üzerindeki etkileri incelenmektedir. Dördüncü bölümde, Kazakistan'daki medya endüstrisinin ekonomik yapısı, özellikle reklam gelirleri üzerinden veri analizine dayanarak incelenmekte, medya finansmanı, sahiplik yapısı ve farklı medya türlerinin gelir kaynakları detaylandırılmaktadır. Elde edilen bulgular üzerinden medyanın ekonomik sürdürülebilirliği ile siyasi etkileri arasındaki ilişki değerlendirilmektedir. Anahtar kelimeler: Kazakistan, medya, ekonomi, medya sahipleri, tekelleşme.
Yerel basında emek sorunu: Antalya'daki fikir işçilerinin özlük hakları ve çalışma koşulları üzerine nitel bir inceleme
Yerel basın, özü gereği belirli bir bölgenin insanlarının ihtiyaç ve sorunlarına odaklanan bir yapıya sahip olduğundan, söz konusu bölgedeki problemlerin çözümünde de kayda değer bir etki gücü barındırmaktadır. Bu tezde, demokrasinin temel unsurlarından biri olarak kamucu yaklaşımıyla öne çıkan yerel basında görev yapan fikir işçilerinin; özlük haklarındaki yetersizlikler, ekonomik sıkıntılar, çalışma koşulları ve iş tatminleri incelenmiştir. Tez kapsamında Antalya merkezde buluna ve görüşmeyi kabul eden aynı zamanda medya sahibi ile herhangi bir bağı bulunmayan 11 yerel gazetenin personelleriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. 11 gazetenin beş tanesinin personeli ile yapılan görüşmeler ilgili gazetelerin kapanma kararı alınmadan önce gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın analizi, çalışmaya katılan 32 fikir işçisinin iş tatmini, çalışma şartlarının zorluğu, düşük ücret, iş stresi, sendikalara yaklaşım gibi başlıklardaki sorunlara odaklanılmıştır. Sorulan sorularla yerel basında çalışan fikir işçilerinin gasp edilen hakları ve yaşadıkları sorunlar ortaya çıkarılmak istenmektedir. Bu kapsamda, Basın İş Kanunu'nun veya yapılan sözleşmelerin tam anlamıyla uygulanmadığı tezde belgelenmiştir. Fikir işçilerinin yaşadığı sorunların, yerel basında oluşan sorunlarla bağlantısı olduğu görülmekle birlikte, yerel basının sorunlarını çözmek için ilk olarak fikir işçilerinin sorunlarının çözülmesi; fikir işçilerinin sorunlarının çözülmesi içinde ilk olarak fikir işçilerinin sorunlarının saptanması gerekmektedir.
Türkiye'de medya politikaları: 2002-2020 yılları arasında değişen mülkiyet ve kontrol ilişkilerinin ekonomi politiği
Basının dünyada ortaya çıkışı göz önüne alındığında Türkiye'de gündelik yaşama geç girdiği bilinmektedir. Osmanlı Devleti döneminde başlayan girişimler Cumhuriyet döneminde de devam etmiş ve basının toplumsal yaşam üzerindeki etkisinden dolayı kontrol altında tutulma isteği ortaya çıktığı tarihten itibaren devam etmektedir. Tek partili dönemde basın, devletin propaganda aygıtı olarak görülmüş ve bu durum çok partili döneme kadar devam sürmüştür. Çok partili dönemle birlikte basın özgürlüğü hususunda adımlar atılmış fakat bu da yeni kontrol biçimlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Türkiye'de 1980 yılına kadar dönem dönem güç kazansa da bu güç süreklilik kazanmamış, 1990'lı yıllarda değişen iktisadi örgütlenme biçimi ile birlikte basın önemli bir dönüşüm geçirmiştir. Basından medyaya geçiş olarak nitelendirilen bu dönem çok daha karmaşık bir yapının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Medya üzerinde sermayenin de etkili olduğu bir döneme girilmiş ve medyayı kontrol etme biçimleri de buna bağlı olarak dönüşüm geçirmiştir. Bu çalışmada, 2002-2020 yılları arasındaki medyada yaşanan mülkiyet değişimlerini ve bu değişimlerin gazetecilerin çalışma hayatına yansımalarını ele alınmıştır. Bu bağlamda ilk olarak kuramsal çerçeve oluşturulmuş ve bu kuramsal çerçeve referans alınarak Türkiye'de medyada yaşanan mülkiyet dönüşümü analiz edilmiştir. Çalışmada incelenen tarihsel süreç içerisinde ortaya çıkan mülkiyet ve kontrol ilişkilerinin, dönemin siyasi, ekonomik, sosyal koşulları ile ilişkili olduğu saptanmaktadır. Çalışmada ayrıca incelenen dönem içerisinde yaşanan mülkiyet değişim ve dönüşümlerinin gazetecilerin çalışma ilişkilerini ve pratiklerine ne derecede yansıdığını ortaya koymak adına incelenen dönemde medyada çalışmış ve çalışan yirmi iki gazeteci ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda medyada yaşanan dönüşümün gazetecilerin çalışma hayatını etkilediği anlaşılmaktadır. Çalışmada literatür taraması, tarihsel yöntem ve fenomenolojik yaklaşım kullanılarak Türkiye medyasında yaşanan değişim ve dönüşümler bütüncül bir biçimde ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Ekonomi Politik, Medya Politikaları, AK Parti, Ana Akım Medya, Çalışma İlişkileri
31 Mart ve 23 Haziran İstanbul yerel seçimleri haberlerinin karşılaştırmalı söylem analizi : Sabah, Sözcü, Yeniçağ, Milli Gazete, Birgün örneklemi
Haber kavramı birçok düşünür tarafından üzerine yorumlar yapılan ve uzlaşması zor alanlardan biridir. Özellikle kitle iletişimi düşünüldüğünde haber kavramının önemliliği ciddi derecede artmaktadır. Haber kavramları arasındaki farklılığa bakıldığında iki alt başlık altında belirgin bir farklılık olduğu görülmektedir. Bunlardan ilki Liberal-Çoğulcu kuramdır. Bu yaklaşıma göre medya dördüncü büyük kuvvet olarak yer almaktadır ve bir denetleme mekanizması olarak görülmektedir. Öte yandan Eleştirel kurama göre bakıldığında ise haberin bağımsız olmadığı ve ideoloji tarafından etkilendiği öne sürülmektedir. Bu çalışmada da ideoloji temelinde haber kavramı ele alınmıştır. Kitleler üzerinde haberlerin nasıl inşa edildiğinin araştırılacağı bu çalışmada, haberler Van Dijk'ın söylem analizi kuramıyla incelenmiştir ve haber metinlerinde açık ve örtük yapılar ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemi olarak 2019 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nde yapılan İstanbul seçimleri ele alınmıştır. Diğer seçimlerden ayrı olarak İstanbul özelindeki seçimin tercih edilme sebebi ise 31 Mart tarihli seçimin iptal edilip 23 Haziran tarihinde bir daha yapılmasıdır. İki seçim arasında yer alan seçim ile alakalı haberlerdeki söylem farklılıkları incelenerek haberlerin hangi ideolojik yapılar aracılığıyla oluşturulduğu araştırılmıştır. Her iki seçimin bulunduğu haftalardaki haberler incelenmiştir. Tarih aralığı olarak 25 Mart – 31 Mart, 17 Haziran – 23 Haziran tarihleri belirlenmiştir. Bunun sebebi ise seçim günü yaklaştıkça haber söylemlerinde yer alan ifadelerdeki ideolojik yapısının artmasından kaynaklanmaktadır. Çalışmanın sonucunda elde edilen bulgulardan ortaya çıkan sonuçlara bakıldığında, gazetelerin seçim haberlerini ele alırken inşa ettiği haberlerin ideolojik olarak yakın olduğu yönün lehinde ve ideolojik olarak karşı olduğu tarafın aleyhinde söylemlerle haber metinlerini inşa ettiği görülmektedir.
Türk medyasında enerji haberlerinin ekonomi politiği
Medya endüstrisi ekonomik, politik, toplumsal ve kültürel sistemlerle arasındaki dinamik ilişkiler içinde yapılanmıştır. Bu durağan olmayan yapılanma haber gerçeği üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Tez kapsamında, medya şirketlerinin enerji sektörü ile bütünleşik sahiplik yapısının ve politik bağlantılarının haber gerçeği üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Haber analizleri ile bu sorun araştırılmıştır. Edward Herman ve Noam Chomsky'in haber süzgeçleri arasında yer alan medya sahipliği, resmi haber kaynaklarına bağımlılık ve eleştirel tepkinin haber üretimi ile ilişkisi incelenmiştir. Veri analizinde John Thompson'un ideolojik işleyiş modeline ve anlamlandırma politikaları çerçevesinde Stuart Hall'un fetişizm ve kültürel olarak kurulan eşdeğerlilikler sistemi çözümlemelerine başvurulmuştur. Haber incelemelerinde Teun van Dijk'ın eleştirel söylem analizinden ve göstergebilimin bazı önermelerinden faydalanılmıştır. Enerji ve iklim krizi politikalarının iç içe geçen yapısı kabul edilmiş ve ilgili konuda paradigmatik bir değişim öngörülmüştür. Bu paradigmatik değişimin somut bir örneği olarak Türkiye 2021 yılında Paris İklim Anlaşması'nı onaylamıştır. Araştırma kapsamında, ekolojik dengeyi korumaya yönelik politikalar toplumsal ekoloji bağlamında değerlendirilmiştir. Ekolojik denge toplumsal sorunlarla ilişkili olarak ele alınmıştır. Araştırmada, medya sermayesinin enerji alanındaki yatırımları ve enerji politikaları ile ilişkisi bağlamında nükleer enerji, Soma maden faciası, Yırca-Kolin termik santrali, termik santral bacalarına filtre muafiyeti, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üreten santraller: RES, JES, GES haberleri, HES tepkileri bağlamında Metin Lokumcu'nun yaşamını yitirmesi ve Paris Anlaşması'nın onaylanmasına ilişkin haberler incelenmiştir. Araştırma bulguları, medyanın enerji sektöründeki varlığının, politik ilişkilerinin ve ideolojik belirlenimin haber gerçeği üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. Hegemonik iktidarların yeniden üretilmesindeki süreklilikte haberin konuşmasal yapısının önemli rolünü ortaya koymuştur. Haberlerde ekonomik belirlenimin yanında kültürel hegemonyanın ideolojik olarak işlevselleştirilmesiyle sistemin yeniden üretiminin bir bütün olarak iç içe geçtiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Eleştirel Ekonomi Politik, Haber, Enerji, Toplumsal Ekoloji
Meta okuryazarlığı özyeterliliğinin karşılaşılan yalan haberindoğrulanmasındaki rolü
Okuryazarlık becerileri günümüz dijital bilgi ekosisteminin temel gereksinimlerindendir. Bu ortamın çok yönlü ve çok katmanlı doğası, bireylerin bazı yetkinlikleri edinmesini gerekli kılmaktadır. Bu ekosistemde birçok alanda olduğu gibi doğru bilgiye ya da güvenilir habere ulaşabilmek; yanı sıra edinilen bilginin/haberin doğruluğunu sorgulayabilmek kimi durumlarda zorlu bir sürece işaret edebilmektedir. İhtiyaç duyulan beceri ve edinimlerden yoksun bireyler, dolaşımda olan yanlış bilgilere karşı direnç gösterememekte; bu durum da bireysel anlamda yanlış yönlendirilme ihtimalini güçlendirmekte, toplumsal düüzeyde ise sağlıksız bir kamuoyunun gelişimine neden olmaktadır. Bu bağlamda tez çalışmasında kapsayıcı ve çok yönlü bir okuryazarlık türü olan meta okuryazarlığının, karşılaşılan yalan haberleri anlamlandırma ve sorgulama süreçleri açısından bir rolünün olup olmadığı sorgulanmaktadır. Bunun ortaya çıkarılması için bir saha araştırması gerçekleştirilmiş, Türkiye'nin yedi bölgesinin nüfus yoğunluğunu orantısal olarak temsil edecek şekilde çevrimiçi anket yoluyla veriler toplanmış ve çıkan sonuçlar Jamovi 2.3.9. programı kullanılarak analiz edilmiştir. Anketin öncesinde literatürde bulunmayan Meta Okuryazarlığı Özyeterliliği Ölçeği" bu tez çalışmasında geliştirilmiş ve sahaya bu anket uygulanmıştır. Sonuç olarak ise meta okuryazarlığının karşılaşılan yalan haberlerin algılanması ve sorgulanması anlamında bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmış ve tezde detaylandırılarak anlatılmıştır. Anahtar Kelimeler: Meta okuryazarlığı, yalan haber, doğrulama.
Kültür endüstrisi bağlamında dönüşen TV yayıncılığı: TV8 örneği
Televizyonun devlet kontrolünde gelişim göstermesi gerektiği inancı ile başlayan kamusal yayıncılık, aygıtın sadece teknolojik değil ideolojik açıdan da önemli bir buluş olduğunun anlaşılması üzerine tecimsel yayıncılığa evrilmiştir. Tecimsel yayıncılığın devam ettirilebilmesinin en önemli koşulu olarak tüketimi teşvik etmek ve eğlenceyi ön plana çıkarmak maksadıyla yeni bir yayıncılık anlayışı benimsenmiştir. Tam da bu noktada kültür endüstrisi başrol olarak devreye girmiştir. Çalışmada, televizyon yayıncılığının dönüşümünde görülen en önemli parametrelerden biri olan kültür endüstrisi, TV8 kanalının dönüşümü ile ilişkilendirilerek incelenmiştir. Çalışmada televizyon yayıncılığının yaşadığı dönüşüm çerçevesinde TV8'de görülen dönüşümün kültür endüstrisi olgusu ile ortaya konması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda TV8 kanalı izleyicilerinin kanalı takip etme alışkanlıkları ve alımlama düzeylerini tespit etmek amacıyla Türkiye genelinde anket çalışması yapılmıştır. Acun Ilıcalı, TV8 ve TV8'de yer alan programlara ilişkin betimleyici bulgular, frekans analizi yapılarak hem sıklık hem de yüzde olarak belirlenmiştir. Ayrıca elde edilen veriler zaman zaman çalışmanın bir diğer yöntemi olan söylem analizinde de referans alınmış ve karma desen ile çözümlenmiştir. Böylece kültür endüstrisinin üreticisi olan, kaçış olarak eğlenceyi ön plana çıkaran TV8 kanalının, izleyiciye ne vaat ettiği ve izleyicinin bu vaatleri nasıl alımladığı sorularına cevap aranmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde apolitikleştirme misyonu ile eğlence ve kaçış vurgusu yapan TV8'in aynı zamanda şöhret, şiddet, rekabet, dedikodu, tüketim ve kimlik söylemlerini ürettiği çalışma ile ortaya konmuştur. Anahtar kelimeler: Televizyon, TV8, Kültür Endüstrisi, Acun Ilıcalı.
2014 Soma Maden Faciası'nın medya ve ideoloji bağlamında Türk internet basınında temsili
Bilinen tarihin ilk dönemlerinden beri bilgi edinmek ve haberdar olmak; bilgi birikimlerini, bilişsel kapasitelerini, yaşam kalitelerini ve güvenliklerini arttırdığı için insanların en önem verdiği toplumsal faaliyetlerin başında gelmiştir. Günümüzde bireylerin yakın çevrelerinden dünyanın farklı ülkelerine kadar değişik yerlerde meydana gelen olaylardan haberdar olmak ve değerlendirmek için gazetelerden faydalanmakta, gelişen internet teknolojisi sayesinde haber faaliyetlerinin hızı ve kapasitesi süratle artmaktadır. Ancak gazetecilik, haberin hızı ve kapasitesine paralel olarak, biçim ve içeriğinin de değiştiği şeklindeki eleştirilere her geçen gün daha şiddetle maruz kalmaktadır. Bu eleştirilerin başında da ideolojinin haberin yapısal bütünlüğüne ne şekilde etki ettiği ile ilgilidir. Okuduğunuz çalışmada 13 Mayıs 2014 günü meydana gelen ve dünya gündemini uzun süre işgal etmiş olan Manisa-Soma Maden Faciası sonrasındaki 30 günlük süre içerisinde, olayla ilgili Hürriyet, Habertürk, Sabah, Yeni Akit, Cumhuriyet ve Evrensel gazetelerinin internet sitelerinde yayınlanan haberler Teun A. van Dijk'ın eleştirel söylem çözümlemesi yöntemi kullanılarak, gazetelerin benimsedikleri ideolojilerin haberin yapısal bütünlüğüne ne şekilde etki ettiği araştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda gazetelerin, teorik olarak ideolojik bir boyutu olmayan bir olayın haberlerinde bile ideolojik mücadeleyi söylem yoluyla sürdürdükleri saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Söylem, İdeoloji, Hegemonya, Eleştirel Söylem Çözümlemesi, Soma
Kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı perspektifinden yaşlıların sosyal medya kullanım motivasyonları: Tazelenme üniversitesi örneği
Bu tez yaşlıların sosyal medya kullanım motivasyonlarını ortaya koymak için yazılmıştır. Birinci bölümde Web 2.0. ile beraber değişen iletişim ortamı ve sosyal medyanın günümüz iletişim dünyasının şekillenmesinde üstlendiği role değinilmiş ve sosyal medya türlerinden bahsedilmiştir. Aynı zamanda kullanım motivasyonları ölçülürken en çok başvurulan yaklaşımlardan biri olan Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde yaşlılık ve yaşlanma ile ilgili genel bir çerçeve çizilerek yaşlılığın Türkiye ve dünyadaki demografik görünümünden bahsedilmiş ve yaşlıların medya takip alışkanlıklarının ne düzeyde ve nasıl gerçekleştiğinin altı çizilmiştir. Üçüncü bölüm uygulama kısmını içermektedir. Tazelenme Üniversitesi öğrencisi 240 yaşlıya anket uygulanarak toplanan veriler SPSS 24 programında analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular faktör analizine tabi tutulduğunda yaşlıların sosyal medya kullanım motivasyonlarının; sosyalleşme ve etkileşim, bilgi edinimi ve kişisel kimlik temsili faktörleri etrafında toplandığı görülmüştür. Bu faktörler arasından en çok motivasyon sağlayan kategori olarak bilgi edinimi ön plana çıkmaktadır. Ayrıca faktörler ve farklı sosyal medya türü kullanımı arasında da anlamlı farklılıkların oluştuğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Kullanımlar ve Doyumlar, Yaşlanma, Yaşlılık, Motivasyon.
Darbe dönemlerinde Türk medyası: 27 Mayıs, 12 Eylül ve 15 Temmuz örnekleminde medya–demokrasi ilişkisi
Bu çalışmada darbe dönemlerinde medya ve demokrasi ilişkisi, örneklem içerisine yer alan gazetelerin birinci sayfalarından yer verdikleri haberler bağlamında incelenmektedir. Çalışmada eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılarak, makro yapı içerisinde yer alan konu başlıklarına bağlı kalınmaktadır. Teun A. Van Dijk'in analiz şematiği kullanılarak, darbe dönemlerinde Türk basınında yer verilen haberlerin medya ve demokrasi ilişkisi içerisinde üstlendikleri rol ele alınmaktadır. Çalışma, Türkiye'de gerçekleşen üç darbe dönemini kapsamaktadır. Bunlar; 27 Mayıs 1960 askeri darbesi, 12 Eylül 1980 askeri darbesi ve son olarak ise 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişimidir. Örneklem içerisinde yer alan gazeteler darbe dönemlerine göre; 27 Mayıs 1960 darbesi için, "Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Tercüman ve Vatan" gazeteleri olurken, 12 Eylül 1980 darbesi için, "Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet ve Tercüman" gazeteleri olup ve 15 Temmuz 2016 darbe girişimi içinse, "Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Sözcü ve Vatan" gazeteleri olmuştur. Çalışma, yazılı basında yer alan haberler üzerinden medya ve demokrasi arasındaki ikili ilişkiye ışık tutma amacı taşımaktadır.
Koza-İpek ve Feza gruplarının ekonomi politik dönüşümü: 12 Haziran 2011 ve 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri örneği
Haberlerin sunuluş şekli medya kuruluşlarının izledikleri yayın politikaları ile örtüşmektedir. Medya kuruluşlarının yayın politikalarını belirleyen ise içerisinde bulundukları ekonomi politik ilişkilerdir. Aynı zamanda haberlerin söylemini belirleyen ekonomi-politik ilişkilerin altında yatan ideolojik tutum ise değişkendir. Medya kuruluşları incelenen iki dönemde aynı olay ya da olgu karşısında iki farklı tutum sergileyebilirler. Bu bağlamda söz konusu çalışma medya kuruluşlarının dönemler arası farklı yayın politikaları izlemelerinin nedenlerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu anlamda da model olarak van Dijk'ın ortaya koymuş olduğu Eleştirel Söylem Çözümlemesi çerçevesinde 12 Haziran 2011 ve 7 Haziran 2015 genel seçimlerini Zaman ve Bugün Gazeteleri üzerinden analiz edilecektir.
Yazılı kültür-dijital kültür bağlamında mesajın değişen yapısı (Örnek olay: Ana Britannica Ansiklopedisi ile ekşi sözlük karşılaştırması)
Bu çalışmanın amacı sözlü, yazılı ve dijital kültürde mesajın değişen doğasını sorgulamak ve araçların, dolayısıyla kültürün mesajın içeriğini nasıl belirlediğini gözler önüne sermektir. Bu amaca ulaşmak için seçilen örneklem, yazılı kültürün önemli simgelerinden biri olan basılı ansiklopediler ve dijital kültürün hemen hemen tüm özelliklerini taşıyan dijital sözlüklerdir. Bu bağlamda Ana Britannica ansiklopedisi ile Ekşi Sözlük söylem analizine tabi tutulacak ve aynı kavramların bu araçlarda nasıl tanımlandığı, dolaysıyla iletinin aracın doğası nedeniyle nasıl farklılaştığı analiz edilecektir, çünkü aracın yapısı mesajı; mesaj insanın bilişsel tutum ve düşünsel faaliyetlerini belirlemektedir. Tez çalışmasının birinci bölümünde sözlü kültür kavramı ve sözlü kültür metinlerinin özellikleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde yazılı kültür ve kavramı ve yazıyla birlikte değişen kültür konu edilmiştir. Üçüncü bölümde ise iletişim araçlarındaki dijitalleşme konusu ele alınmıştır. Araştırma bölümünde Ana Britannica ansiklopedisi ile Ekşi sözlüğün içerikleri aynı kelimeler üzerinden karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonucunda basılı medya ile dijital medyanın içeriği farklı şekillerde yansıttıkları, aynı kavramları farklı bir şekilde tanımladığı görülmüştür. En temelde basılı kültürde anlamlar statik ve durağan bir yapı sergilerken, dijital kültürde anlamlar sürekli bir değişim halindedir. Bu durum, varsayımımızın doğrulanmasını beraberinde getirmiş; kültür ve ona bağlı olarak değişen araçların mesajları farklılaştırdığı sonucuna ulaşılmıştır.