Theses supervised by Prof. Dr. Sercan Özgencil
10 theses · İstanbul Beykent University
İstanbul'a giriş kapısı olarak Galataport tasarım sürecinin incelenmesi
Hızla gelişen günümüz dünyamızda küreselleşme ile birlikte kentlerin kendisine ait değerlerini koruyarak, yeniliklere, gelişmelere uyum sağlaması giderek zorlaşmaktadır. Kentlerin, kent kimliğinin özgünlüğünü koruyarak, sosyal, kültürel ve ekonomik dengeyi oluşturup sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlamak kentlilerin başlıca görevlerindendir. Çünkü aslında kentler, o kent içerisinde yaşamını sürdüren insanların kimliğini yansıtmaktadır. Kentlerin içerisinde yaşayan toplumların ihtiyaçlarının doğru bir şekilde sağlanabilmesi, sağlıklı yaşam alanlarının korunabilmesi ve hızla gelişen dünya düzenine uyum sağlayabilmesi için bir farklı bakış açısı ile toplumun yaşam kalitesinin arttırılması amacıyla kentsel tasarım kavramı ortaya çıkmıştır. Kentler arasında kentsel mekanlar farklılık göstermekle beraber aynı kent içerisinde de birbirinden farklı kentsel kimlik taşıyan mekanlara rastlamak mümkündür. Çünkü her bölgenin ihtiyaç gereksinimleri birbirinden farklılık gösterebilmektedir. Kıyı kentleri tarih boyunca önemli yerleşim yerleri olmuşlardır. Kentler ve kent kullanıcıları için kıyı her zaman önem taşımıştır. Bu bağlamda kıyı, kentin kimliğini oluşturmakta önemli bir yer tutmaktadır. Kamusal mekân olan kıyılar, toplumun gelişmesinde, sosyal, ekonomik, kültürel ihtiyaçları gidermesinde önemli yerlerdir. Bu kapsamda, İstanbul'da tarih boyunca önemli bir yer tutmuş olan kıyısının üzerinde durulması gerekmektedir. Son yıllarda gündemde olan Galataport ise İstanbul için en önemli kıyı alanlarından birisidir. Galataport ve çevresi bu parametreler doğrultusunda araştırılarak değerlendirilmesi yapılmıştır.
Kentsel yenileme sürecinde Ayvansaray (Türk) Mahallesi örneği
Tarihi Yarımada, İstanbul'un tarih ve kültür merkezi konumda olup 2005 yılı itibariyle bu bölge kentsel yenileme programına dahil edilmiştir. Yerel yönetim tarafından tarihi geçmişi dikkate alınarak mahalle yapısından hareketle Türk Mahallesi adıyla yenilenmesi duyurulan projede 4 ada, 68 parselde, 15 sivil mimarlık örneği yapı ve 4 anıt eser yer almaktadır. Tez kapsamında, bu bölgede yapılan uygulamaların kentsel yenileme bağlamında değerlendirilmesinin yanı sıra yapılan mimari uygulamaların da yine tarihi dokuyu koruma ve özüne sadık kalma hususları dairesinde değerlendirmesi yapılmıştır. Ayrıca, proje hedefleriyle ifade edilen yaklaşımların uygulama sürecinde ne düzeyde gerçekleştirildiği ve hayata geçirildiği de yine araştırmada ele alınmış olan hususlardandır.
Yüksek yapılarda doğal havalandırma sistemlerinin araştırılması,İstanbul örneği
Günümüzde yüksek yapı kavramı gün geçtikte daha da önem kazanmaktadır. Yüksek yapılar enerji kullanımı bakımından az katlı yapılara göre daha çok enerji harcayan yapı tipleridir. Bu enerjinin büyük kısmı da ısıtma, soğutma yüklerinden kaynaklanmaktadır. Bundan dolayı yüksek yapılarda enerji tasarrufuna önem verilmeye başlanılmıştır. Hatta çevre dostu, yeşil bina sertifikasını birçok yüksek yapı almaya hak kazanmıştır. Bu çalışmada da İstanbul da bulunan yüksek yapıların doğal havalandırma açısından etkinliği irdelenmiştir. İlk olarak doğal havalandırmanın ne olduğu, doğal havalandırmanın sağlanabilmesi için gereken yöntemler detaylı şekilde literatür araştırması yapılmıştır. Aynı zamanda bu tez de İstanbul'un iklim özellikleri ve İstanbul rüzgâr yönetmeliği ele alınmıştır. Doğal havalandırmanın temel prensibi olan rüzgarın yüksek yapılar ile olan ilişkisi İstanbul'da bulunan beş yüksek yapı kullanılarak bilgisayar ortamında analiz edilmiştir. Bu analizler doğrultusunda doğal havalandırmanın bu yapılarda uygunluğu ve yapıların hakim rüzgarlara göre yerleşimi irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğal Havalandırma, İklimlendirme, Yüksek Yapılar
Kentsel ve kırsal hafızada çadır
Çadır öğesi insanlık tarihinin başlangıcından bu yana bireyin doğa ile kurduğu dolaylı ya da dolaysız ilişkiler bağlamında barınma ve korunmaya duyduğu gereksinime bulduğu çözümlerden biridir. Her ne kadar gününüze gelindiğinde, teknolojik gelişmelerin de sonucunda, çadırın kullanım amaçları, malzemesi ve yöntemleri değişim göstermiş olsa da çadırın temel var oluş sebebi olan doğada barınma gereksinimi hala çadırı tanımlayan temel bileşenlerden birini oluşturmaktadır. Bu araştırmanın amacı çadır öznesini odağına alarak, kentsel ve kırsal bireyin hafızasındaki çadır algısını ve buna bağlı olarak doğa ile kurduğu ilişkinin doğallığını veya yapaylığını anlamak, analiz etmektir. Fenomenolojik-hermeneutik bir çözümlemeyle mekan, hafıza, ketsel ve kırsal hafıza kavramları genel literatür çerçevesinde tartışılmıştır. Söz konusu kuramsal tartışmalara ek olarak kentsel ve kırsal hafıza başlıkları altında oluşturulan iki farklı örneklem (case study) konunun daha derinlemesine çözümlenebilmesini, sağlamıştır. Kentsel hafıza kapsamında profesyonel-amatör dağcı gruplarıyla; kırsal hafıza kapsamında ise mevsimlik tarım işçileriyle derinlemesine mülakat, sözlü tarih ve katılımlı gözlem teknikleri ile çalışılarak veri toplanmıştır. Araştırma sonucunda, yer-zeminle, doğa ile kurulan ilişki bağlamında deneyimlenen, bir mekan olarak çadır öğesi, profesyonel dağcı gruplarının diğer örneklem gruplarına görece doğal, dolaysız ve gerçek ilişkiler içerisinde olduğu, amatör dağcıların daha sterilize, plastik ve dolaylı ancak keyifli ilişkiler içerisinde olduğu, mevsimlik tarım işçilerinin mecburiyetlerden hareketle dolaylı ve hoşnutsuz ilişkiler içerisinde olduğu saptanmıştır . Anahtar kelimeler: Hafıza, Tasarım, Mekan, Çadır, Yer
Çok katmanlı kabuk cephe sistemleri
1970 li yıllarda başlayan ve günümüze kadar etkisi giderek artan enerji krizine karşı, tüketilebilir enerji kaynaklarının kullanımının minumum seviyede tutulması, kullanılan enerjiden ise maximum fayda sağlanması amaçlı ortaya çıkan sürdürülebilirlik kavramı ile enerji etkin yapı modelleri oluşturulması amaçlanmıştır. Tüketilebilir enerji kaynaklarının verimli bir şekilde kullanımının yanı sıra doğal kaynakların yapıya entegrasyonu ile çevreye ve insan sağlığına duyarlı, konfor koşullarını sağlayarak kendi sistemini kurgulayan yapı modelleri oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bir yapıyı bütünüyle ele aldığımızda enerji korunumunu sağlayarak enerji performansını arttıran veya azaltan sistemlerin başında cephelerin geldiğini görmekteyiz. Bu nedenle bir yapının yaşam ömrü boyunca enerji etkinliğini sağlayarak yüksek bir performans gösterebilmesi cephe tasarımına bağlı olarak gelişir. Böylece yaz kış periyotlarında iç mekan kullanıcı konforunun maximum sağlanabildiği ve tüketilebilir enerji kaynaklarının kullanımının minimuma indirilmesi amaçlı sürdürülebilir cephe tasarımları önem kazanmıştır. Çok katmanlı cephe tasarımları da bu ihtiyaca cevap verebilmek adına geliştirilen bir sistem kurgusudur. Sürdürülebilir mimari tasarımlara entegre edilen çok katmanlı cephe sistemlerinin tasarımı birçok parametreye bağlı olarak irdelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada çok katmanlı sistemlerinin sürdürülebilir bir tasarım modeli olmasında etkili olan tasarım kararları belirlenerek örnekler üzerinden incelenecektir. KeyWords : Sustainable, Sustainable Architectural Design, Multi – Layer Shell Facade Systems
Mekanın sinematografik okunması
Bu Tez çalışmasında mekan ve sinemanın ortak yönleri ele alınmaktadır. Sinemanın duygu yaratmak için kullandığı yöntemler, mimari mekan tasarımında çok önceden beri var olan yöntemlerdir. Bu durum, sinema öncesi mekan örnekleriyle vurgulanmıştır. Aynı zamanda sinemada mimari üslubun baskın olduğu örnekler veya sinemadan etkilenen mimari yapıtlar, tezin kapsamı dışındadır. Bu yüzden iki disiplinin ortaklığı, etkileşimde bulunmayan örnekleri üzerinden ifade edilmiştir. Tezde, sinema ve mekan tasarım teknikleri arasındaki farklılık gösteren öğeler irdelenmiş ve iki disiplinin kendi içindeki yöntem ortaklığının altı çizilmeye çalışılmıştır. Sinema ve mimarlık, farklı terimlerle, aynı ifade biçimini kullanır. Tez, bu ortaklığı vurgulamaya çalışmaktadır.
Tarlabaşı yenileme projesinin 2007-2014 tasarım kararlarının araştırılması
Tarlabaşı bölgesi yaklaşık olarak kuzeyde Dolapdere Caddesi, güneyde Tarlabaşı Bulvarı, doğuda Talimhane, batıda ise Kasımpaşa ile sınırlanan bölgedir ve İstanbul'un en eski merkezlerinden biridir. Tarlabaşı bölgesi 1535 yıllarından itibaren yapılaşmaya başlamış ve alandaki mimari günümüze kadar çeşitli müdahalelere uğramıştır. Korunması gereken etnik kültür varlıklarına ev sahipliğini yapan bölge, yanlış müdahaleler sonucunda sosyoekonomik ve fiziki olarak bir çöküntü alanına dönüşmüştür. 2005 yılında koruma kurulu tarafından 5366 kanun çerçevesinde alınan kararlar sonucunda, Tarlabaşında toplam 21 adet yapı adası içinden 9 yapı adası Tarlabaşı 1. Etap Yenileme Projesi olarak ilan edilmiştir. Alınan bu karardan sonra yenileme kapsamında ilk mimari tasarım 2007 yılında yapılmış ve onaylı avan proje olarak yayınlanmıştır. Bu sürede Koruma Kurulu tarafından Tarlabaşında yapılan analizler ve araştırmalar sonucunda adalarda bulunan yapılar için tescilli yapı sayısı ve kademesi değişmiş ayrıca bazı adalarda müellif değişimleri gerçekleşmiştir. Bunlar sonucunda 2007 onaylı avan projesinin üzerine, Revize Avan projeleri aynı ilke ve hedefler doğrultusunda tasarlanmış olup bununla birlikte müdahale kararları gereği 2007 onaylı avan projesinden farklı tasarım kararları alınmıştır. Bu tez çalışmasında söz konusu müdahale karaları 2007 avan proje tasarımını nasıl etkilediği ve revize avan projede mimari yaklaşımlar sonucunda nasıl bir tasarımın ortaya konulduğu araştırılmıştır.
Çatı arası mekanlarında doğal ışık kullanımı
Çatı arası mekânlarının kullanımı gün geçtikçe daha fazla önem kazanmaktadır. Çatı araları doğru planlandığında yapılara ilave yaşam alanları sunmaktadır. Enerji verimliliğine katkısı yaşam alanı olarak planlandığında daha fazla olmaktadır. Yapıyı bütünleyen parçalardan biri olan çatılar bu anlamda estetik ve fonksiyonel özellikleri ile de ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada çatı arası mekânlarının doğal ışık kullanılarak aydınlatılmasını, aydınlatmada kullanılan tasarımsal farklılıklar irdelenmiş bilgisayar ortamında aydınlanma analizleri yapılmıştır. Bu tez de ayrıca gün ışığı ölçümleri ve birimi hakkında bilgilendirmede yapılmıştır.
Kentsel mekanda kalite ve yerel kimlik bağlamında kentsel tasarım rehberleri üzerine bir araştırma
Gün geçtikçe gelişen dünyamızda yerel ve özgün değerlerimizi koruyup aynı zamanda çağımızın getirdiği yeniliklere uyum sağlamamız gerekmektedir. Özellikle yaşadığımız kentleri, çevresel sorumlulukları, ekonomik gelişmeleri ve sosyal çevreyi gözeterek düzenlemek başlıca görevlerimizdendir. Bu düzenlemeyi yaparken kent kimliğinin özgünlüğünün korunması çok önemlidir. Çünkü aslında kentler, o kentin içerisinde yaşayan toplumların kimliğini yansıtmaktadır. Kentsel tasarım bu ihtiyaçlar çerçevesinde ortaya çıkmış bir kavramdır. İçerisinde yaşayan toplumların ihtiyaç gereksinimlerinin, konfor koşullarının sağlanabilmesi için bir anlamda yaşam kalitesinin arttırılması amaçlı yapılan çalışmalar bütünüdür. Kentsel mekân tasarımları birçok parametreye bağlı olarak her kent için değişkenlik göstermektedir. Çünkü her bölgenin bölgesel kimliği, yerel karakterleri ve ihtiyaç gereksinimleri birbirinden farklılık göstermektedir. Bu bağlamda kentler, bölgesel kimlik, çevresel bağlam, yerel karakteristikler, yerel morfoloji, doğal özellikler ve sosyo – ekonomik profil bağlamında incelenerek kentlerin doğru bir şekilde yenilenebilmesi için tasarım rehberleri oluşturulmaktadır. Bu bağlamda, çalışmanın içeriğinde, kent parametreleri üzerinden dünya üzerinde yapılmış kentsel tasarım rehberi örnekleri incelenmiş, Eyüp meydanı ve yakın çevresi bu parametreler doğrultusunda araştırılarak değerlendirilme yapılmıştır.
Mimarlıkta sürdürülebilirlik ve enerji korunumu
Enerji kullanımı ve ilgili alanları modern dünyada tartışmalı bir konudur. Enerji, sürekli gelişme ve ekonomik büyüme için vazgeçilemez faktörlerden biri olarak düşünülür. Konutlar dünyada en büyük enerji tüketen sektör olarak görülür. Bir binanın ısıtma ve soğutma için enerji talebinin toplam enerji tüketiminin oluşturulmasında büyük payı olduğu bilinir. Ayrıca, bu enerjinin çoğu bina kabuğundan kaybedilir. TS 825, Türkiye'deki Binalar için Isıtma Enerjisi Muhafaza Standartları kabuk aracılığıyla binalarda ısı ve soğutma kaybını azaltmayı hedefler. Ayrıca, sıcak-kuru iklimde kabuğun ısı saklama kapasitesi, binanın enerji verimliliği için ısı izolasyonundan daha önemli bir konu haline gelir. Dolayısıyla, Türk standartları sadece derece-gün kavramını kullanarak ısıtma enerjisi saklanmasını düşünür. BIM uygulamalarının kullanımı ile enerji girişinin tüketimini idare eder. BIM araştırmada bir örnek seçilmiş ve bu örnek uygun enerji analizi yazılımı ile simüle edilmiştir.BIM yazılımının yardımıyla malzeme değişiklikleri ve mevcut enerji tüketim modelleri tanımlanmış ve enerji kullanımı için uygun yöntemler araştırılmıştır.