Theses supervised by Prof. Dr. Şevkinaz Gümüşoğlu

17 theses · Dokuz Eylül University

DoctorateOpen AccessTR

Talep tahmininde sinirsel ağ tabanlı bulanık mantık yöntemi (Anfis) kullanımı ve yalın yapay sinir ağı metodu ile karşılaştırmalı bir uygulama

Rekabet unsurunun günümüzde hızla artması, organizasyonların karar problemlerinde rasyonel davranmaları zorunluluğunu da beraberinde getirmiştir. Organizasyonların ve kurumların belirsizlik ve risk ortamında güvenle yol alabilmeleri, karar birimlerinde teknolojiyi ve bilimsel yöntemleri etkin kullanabilmeleri ile mümkündür. Talep tahmini, kurumlardaki kritik karar problemlerinin en başında gelmektedir. Bilimsel yöntemlerle desteklenmiş talep tahmini mekanizmasına sahip bir işletme, tüm fonksiyonlarının verimliliğini ve etkinliğini arttırabilir.Yapay sinir ağları, işletmeler tarafından son yıllarda bir karar verme yöntemi olarak sıklıkla kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra organizasyonlar, belirsizlik içeren problemlerin modellenmesi ve çözülmesinde kullanılan bulanık mantık yöntemlerine de sıkça başvurmaktadırlar.Bu çalışmada işletmeler için çok önemli bir konu olan talep tahmin problemine yapay sinir ağları ve bulanık mantık yöntemleri ile çözüm aranmıştır. Çalışmada önerilen model için öncelikle talebi etkileyen faktörler belirlenmiş ve bu faktörlere ait verilerle modelin veri tabanı oluşturulmuştur. Yapay sinir ağları ve ANFIS yöntemlerinin model parametreleri deneme yolu ve sınamalar ile en uygun şekilde belirlenmiştir. Her iki yöntemin tahmin performansları karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve bulunan sonuçlar geleneksel yöntemler ile karşılaştırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Bulanık Mantık, Yapay Sinir Ağları, Talep Tahmini, Anfis

Bulanık mantıkSinirsel bulanık mantıkTalep+3
Onur Doğan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Dünya klasmanında üretim kapsamında iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına yönelik bir model önerisi ve uygulama

Günümüz rekabet koşulları içerisinde işletmeler sektörlerinde ve/veya alanlarında en iyi olmayı kendilerine hedef olarak seçmek ve bu hedefi gerçekleştirmek zorundadırlar. Küreselleşme nedeniyle kurumların hayatta kalabilmeleri ve her alanda en iyi olma hedefine ulaşabilmeleri için, en iyi uygulamaları bünyelerinde bir araya getirebilmeleri ve eş zamanlı olarak her bir uygulamada en iyi performansı gösterebilmeleri gerekmektedir. Her uygulamada en iyi olmayı ve içinde barındırdığı her stratejiyi mükemmel düzeyde gerçekleştirmeyi hedefleyen yaklaşım son yıllarda Dünya Klasmanında Üretim (WCM) olarak anılmaktadır. WCM'nin içinde barındırdığı uygulama ve stratejilerin sinerjik etkisi, işletmelerin gücünü istenen seviyeye çıkarmada yardımcı olacaktır. Alanında en iyi olmak isteyen işletmelere yol gösteren WCM'nin başarısı için uygulanan tüm stratejilerde insana verilen değer, ön planda tutulmalıdır. Dünya klasmanında üretim kapsamında işletmelerin öncelikli olarak ele aldığı İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) uygulamalarında üst seviyede performans göstermeleri, günümüz işletmelerini rakiplerinden bir adım öteye götürerek en iyi olmalarını sağlayacaktır. Bu anlamda Dünya Klasmanında İş Sağlığı ve Güvenliğinin (World Class Safety-WCS) başarısını güvenlik kültürü, İSG liderliği, İSG programı ve İSG performansı elemanlarının bir fonksiyonu olarak tanımlayan Larry Hansen'in modeli çalışmamızın referans noktası olmuştur. Uygulanan modelden hareketle çalışmada Ege Bölgesi Sanayi Odası'nın belirlediği Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşu listesinden belirli bir bölge içinde kalan işletmelerde, WCS bileşenlerinin ve varsa alt bileşenlerinin WCS başarısına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla yapılan çalışma sayesinde, dünya klasmanında üretim kapsamında İSG uygulamaları ve WCS bileşenlerine yönelik ülkemiz için ilk kez İzmir ve civarında bir pilot çalışma gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dünya Klasmanında Üretim, Dünya Klasmanında İSG, Dünya Klasmanında İSG Bileşenleri

Dünya klasmanında üretimKüreselleşmeÜretim+3
Esin Tuba Tepekule
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Hastane işletmelerinde sıfır stok yönetimi (just-ın-time) uygulamalarının stok maliyetleri ve müşteri memnuniyeti üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi

Hastane işletmelerinde toplam maliyetlerin yaklaşık %30-40'ını tedarik zinciri yönetimi süreci içerisinde stoklar oluşturmaktadır. Özellikle kamu hastanelerinde, artan finansman açıklarından ve Sosyal Güvenlik Kurumu uygulamalarından dolayı ilaç/malzeme maliyetlerinin etkisi daha yoğun hissedilmekte; artan maliyetler, teknoloji, çalışma sermayesinin etkin kullanılması isteği, daha fazla denetim ve kontrol güdüsü stok yönetimi ve/veya hastane diğer alt sistemleri için farklı derecelerde yeniden yapılandırma ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır.Bu görüşlerden hareketle hazırlanan tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde, sağlık hizmetleri ve kalite kavramları tanımlanarak hastane işletmelerinde kalite olgusu ele alınmış, sağlık hizmetlerinin özellikleri ve sınıflandırılmasına yer verilmiştir.İkinci bölümde, hastane işletmeleri için stokların tanımı yapılarak türleri açıklanmış, stok maliyetleri ele alınmıştır. Hastane işletmelerinde stok kontrolünün tanımı yapılarak yararları anlatılmış ve stok kontrol modelleri açıklanmıştır.Üçüncü bölümde ise hastane işletmelerinde tedarik zinciri yönetimi ele alınarak JIT felsefesinin hastane işletmelerine uyarlanabilirliği ve sonrasında bu entegrasyonun gerek stok maliyetleri gerekse de müşteri memnuniyeti üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesine yönelik bir anket çalışması yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Tam Zamanında Malzeme Yönetimi, Tam Zamanında Satınalma, Stok Kontrolü, Hastanelerde Malzeme Yönetim Sistemi

Hastane işletmeleriMüşteri tatminiStok maliyetleri+3
Sinan Aytekin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

İşletmelerde rekabetçi üstünlük aracı olarak talep zinciri yönetimi ve talep zinciri halkalarına kalite fonksiyon göçerimi uygulanması

Günümüzün yoğun rekabetçi pazarları ve değişen talep yapıları karşısında işletmeler, ayakta kalabilmek ve rekabetçi avantajlarını sürdürebilmek için, tüm tedarik zinciri boyunca müşteri memnuniyetini arttırmak ve değer yaratmak zorundadırlar. Bu nedenle işletmeler, içinde bulundukları zincirin üyeleriyle daha sıkı işbirliği ve koordinasyon içerisinde bulunmalı ve zincir içerisinde eş zamanlı bilgi akışı sağlamalıdırlar. Bunun yanısıra, üretim ve iletişim teknolojilerindeki ilerlemeler işletmelerin müşteri memnuniyetini arttırmak adına daha fazla müşteri odaklı olmalarını kolaylaştırmaktadır. Dolayısıyla, geleneksel tedarik zinciri yönetiminin öncelikli hedefi olan etkinlik, pazarda rekabet edebilmenin tek şartı olmaktan uzaklaşmış, tedarik zinciri yönetiminde etkinlik yanı sıra etkililik özelliğinin de bulunması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda, müşteriyi zincirin ilk halkasına yerleştiren ve müşteri talebi doğrultusunda ürün/hizmet üretmeyi hedefleyen talep zinciri yönetimi gündeme gelmiştir.Bu çalışmanın amacı, tedarik zinciri yönetiminde teknolojik ilerlemeler, pazar ve talep yapısı doğrultusunda meydana gelen değişimlerin incelenmesiyle talep zinciri yönetimi kavramına geçiş sürecinin ortaya konulmasıdır. Çalışmanın bir diğer amacı da talep zinciri yönetiminin etkililik özelliğinin ön plana çıkarılması için müşteri istek ve ihtiyaçları doğrultusunda ürün/hizmet üretmenin sistematik bir yöntemi olan kalite fonksiyon göçerimi yönteminin, talep zinciri yönetimiyle nasıl bütünleştirileceği sorusuna cevap aramaktır. Bu amaçla alüminyum aksesuar sektöründe faaliyet gösteren ve kapı kolu üreten bir işletmede örnek bir uygulama yapılmış, ürüne ait talep zinciri yapısı ortaya konulmuş ve zincir halkalarına kalite fonksiyon göçeriminin güncelleştirilmiş versiyonu olan modern kalite fonksiyon göçerimi süreçleri uygulanmıştır.Öncelikle, söz konusu ürüne dair hem nihai kullanıcıların hem de merkez işletmenin müşterisi konumunda bulunan zincir üyelerinin ihtiyaçları ortaya çıkarılmıştır. Daha sonra, zincir içerisindeki koordinasyon ve işbirliğini arttırmak ve zinciri daha etkili kılmak adına, merkez işletmenin müşterisi konumunda bulunan zincir üyelerinin ihtiyaçları belirlenmiştir. Maksimum değer tabloları aracılığıyla bu ihtiyaçların karşılanmasına yönelik teknik özellikler ortaya çıkarılmıştır ve işletmeye bu doğrultuda önerilerde bulunulmuştur.

Kalite fonksiyon yayılımıTalep yöntemiTalep zinciri yönetimi+1
Banu Atrek
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Siparişe dayalı üretim hücrelerinin modellenmesi ve metal sektöründe bir uygulama

Rekabetin kıyasıya yaşandığı ve tüketici istek ve ihtiyaçlarının sürekli değişim gösterdiği günümüz şartlarında, bu rekabete ayak uydurmak için işletmeler üretim sistemlerine esneklik ve verimlilik kazandırmak için çözümler aramaya başlamışlardır. Yaşam standartlarının yükselmesiyle birlikte tüketici talep ve ihtiyaçlarının farklılaşması, teknolojik gelişmelerin desteğiyle pek çok ürün alternatifinin ortaya çıkması, firmaları müşteri odaklı olmaya yöneltmiştir Çalışmanın birinci bölümünde tam zamanında üretim ile müşteri taleplerinin zamanında karşılanması ve üretim sürecinde değer yaratmayan faaliyetleri elimine ederek maliyetleri azaltmak amaçlanmaktadır.Siparişe dayalı üretim sistemlerinde talepteki belirsizlikler parça çeşitliliği, parçaların farklı işlem süreleri, gördükleri işlem sayıları üretimde karmaşık bir üretim akışına sebep olmaktadır. Bu nedenle üretim planlama ve kontrolünde zorluklar yaşanmakta ve siparişler zamanında karşılanamayarak gecikmeler meydana gelmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde Siparişlerdeki benzer ürünlerin beraber üretilmesini hedefleyen grup teknolojisi ve üretimdeki uygulaması olan hücresel üretim kavramlarından detaylı olarak bahsedilmiş ve firmalara sağladıkları faydalar üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde grup teknolojisi ve hücresel üretim uygulaması sonucu oluşan parça aileleri ve üretim hücrelerinin modellenmesinde kullanılan yöntemlerden birisi olan genetik algoritma üzerinde durulmuşturTez kapsamında siparişe dayalı üretim yapan bir firmada gelen farklı siparişlerdeki değişik özellikteki parçalar ele alınarak parça aileleri oluşturmak için oluşturulan model genetik algoritma yöntemi ile çözülmüştür. Uygunluk fonksiyonu olarak gruplar arasındaki sapmaları bulmak için varyasyon katsayısından faydalanılmıştır. Amaç fonksiyonunda sapmalar minimize edilmek istenmiştir. Algoritma Microsoft Visual Studio C# 2.0 dili ile programlanmıştır. Algoritmanın çalıştırılması sonucu parça aileleri elde edilmiş ve oluşan parça aileleri sonucunda oluşturulabilecek makine hücreleri için önerilerde bulunulmuştur.

AlgoritmalarGenetik algoritmalarGrup teknolojisi+4
Nedret Erboy
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Kalite geliştirme sürecinde eniyileme problemlerine deney tasarımı yönteminin uygulanması

Bu çalışmada, öncelikle optimizasyon problemlerinde başarılarını kanıtlayan ve kalite geliştirmenin yanı sıra ürünün kalitesini tasarım aşamasında sağlayan deney tasarımı metodu incelenmiştir. Ortogonal dizileri kullanarak deney sayısını büyük ölçüde azaltılmaya ve kalite kayıplarına neden olan faktörleri belirleyerek kontrol edilemeyen faktörlerin etkilerini en küçüklemeye çalışan aynı zamanda da bir deney tasarımı tekniği olan Taguchi Yöntemi çalışmanın büyük kısmını oluşturmaktadır.Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kalite ile ilgili temel kavramlar ve deney tasarımı ile deney tasarımı esaslı eniyileme yöntemleri açıklanmaktadır.İkinci bölümde, Taguchi yöntemi hakkında genel bilgi verilmektedir. Yöntemin sınırlılıkları, uygulama adımları ve veri analiz yöntemleri tanıtılmaktadır. Bunlara ek olarak bu bölümde yöntem hakkında önceden yapılmış çalışmalara ve yönteme olan eleştirilere yer verilmiştir.Çalışmanın üçüncü bölümünde yöntemin uygulanacağı endüstri dalı hakkında genel bilgi verilmiştir. Ayrıca çok yanıtlı problemler ve bunların en iyilenmesi hakkında bir prosedür açıklanmaktadır. Çalışmanın sonunda da robotik gazaltı kaynak işlemine Taguchi yöntemi uygulanmış ve modelden elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Deney Tasarımı, Taguchi Yöntemi, Robotik Gazaltı Kaynağı

Deney tasarımıGazaltı kaynağıKalite geliştirme+3
Ayşe Gamze Çiftçi Aytekin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kural tabanlı bulanık modelleme ve fiyat tahminleme sürecinde bir uygulama

İşletmelerin son yıllarda küresel ekonominin varlığıyla artan rekabet ortamında varlıklarını devam ettirmeleri için, kendilerine katma değer yaratacak, etkin stratejiler geliştirmeleri zorunlu bir hal almıştır. Stratejilerin belirlenmesinde, geleceğe yönelik doğru tahminlemelerde bulunmak fark yaratacak önemli bir unsur olmaktadır. Bu doğrultuda işletmeler kalitatif veya kantitatif birçok tahmin yöntemini kullanmaya yönelmişlerdir.Doğru karar vermenin işletmeler için oldukça önemli olduğu belirsizlik ortamlarında, ilgili kararların alınması sürecinde deterministik yöntemler, her zaman doğru modelleme imkanı vermemektedir. İnsan yargılarının çoğunlukla söz konusu olduğu belirsizlik durumlarında, insan yargılarının dilsel değişkenler ve üyelik fonksiyonları yardımıyla sayısallaştırılması esasına dayanan 1960'lı yıllarda Zadeh tarafından geliştirilen Bulanık Mantık yaklaşımı, karar verme sürecinde kullanılan önemli bir karar verme yöntemi olmaktadır.Bu tez çalışmasında Bulanık Mantık ile Bulanık Modelleme konuları teorik olarak incelenmiş ve bu kapsamda boya uygulamaları sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın katıldığı ihalelerdeki fiyat tahminlemesine yardımcı olacak, kural tabanlı bir bulanık model oluşturularak bir uygulama yapılmıştır. Bulanık modelle elde edilen bulgular ile firmanın tahmin sonuçları karşılaştırmalı olarak gösterilmiştir.Anahtar Kelimeler: Bulanık Mantık, Kural Tabanlı Bulanık Modelleme, Fiyat Tahminleme

Bulanık mantıkBulanık modellemeFiyat tahmini+1
Ejder Ayçın
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

?Bulanık analitik serim süreci? yaklaşımı ile çok ölçütlü karar verme ve bir işletme uygulaması

Karar problemleri belirli amaçlar ve kısıtlar doğrultusunda çözülmeye çalışılır. Çözüm modeli, geliştirilirken ayrıca elde edilebilecek verilerin de özellikleri gözetilir. Bu durumda amaç ve kısıtların yanında, verilerin deterministik, stokastik veya bulanık; değişkenlerin kalitatif ve kantitatif oluşu karar vericinin geliştireceği modeli doğrudan etkilemektedir. Karar problemlerini çözerken her zaman sayısal verilere ulaşmak mümkün değildir. Dolayısıyla niteliksel veriler de karar alma sürecine girmektedir. Oysa karar verici, çoğu zaman bu faktörleri sezgisel olarak göz önünde bulundurmaktadır. Bir diğer güçlük de birden fazla ölçütün etkileşimli olarak göz önünde tutulmasıyla karar alınması durumudur. Analitik Serim Süreci (ASS) bu amaçla geliştirilmiş çok sayıda seçeneğin yer aldığı çok ölçütlü karar problemlerinde en iyi seçeneği bulan bir tekniktir. Çözüm süreci sonucunda problemde yer alan faktörlerin ağırlıkları elde edilmekte, böylece sonucun ortaya çıkmasında hangi ölçüde payları olduğu belirlenmektedir. Bu çalışmada verilerin bulanık olarak tanımlanabildiği ortamlarda, çok ölçütlü karar verme problemlerini, ölçütlerin etkileşimini de göz önüne alarak çözme amacıyla Bulanık ASS yöntemi geliştirilmiştir. Geliştirilen yöntem, gerçek iş hayatında ortaya çıkan bir tesis yeri seçimi problemi üzerinde uygulanarak işletme açısından başarılı sonuçlar elde edileceğini önermiştir.

Analitik ağ süreciAnalitik hiyerarşi yöntemiBulanık mantık
Aşkın Özdağoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

İşletme sorunlarının çözümünde markov karar süreçlerinin kullanılması ve bir uygulama

Teknolojik gelişmelerle yoğunlaşan rekabet ve değişen müşteri ihtiyaçları ile birlikte işletmelerin karar verme sürecinde belirsizlik artmaktadır. Yüksek düzeyde belirsizlik, geleceğe yönelik projeksiyonlar yapılırken daha objektif kararların verilmesini ve bu doğrultuda işletmelerin çeşitli yönetim bilimi tekniklerini de kullanmasını gerektirmektedir. Geleceğe yönelik planlar yapılırken belirsizlik içeren kararların verilmesinde stokastik yönetim bilimi tekniklerinden biri olan Markov Karar Süreçleri (MDP) yöneticilere destek sağlayabilmektedir. Literatürde işletmelerin pek çok kararına yönelik olarak MDP uygulamalarının gerçekleştirildiği çalışmalar olduğu görülmektedir.Kar maksimizasyonu, maliyet minimizasyonu gibi tek bir amaç ele alındığında MDP'lerinin çözümünde değer iterasyonu, politika iterasyonu ya da Doğrusal Programlama (LP) gibi pek çok yöntem kullanılabilmektedir. LP, diğer yöntemlere kıyasla, çeşitli sistem kısıtlarının da ele alınabilmesine imkan vermesi açısından karar vericilere daha fazla esneklik sağlamaktadır. Ancak, işletmelerin yoğun rekabet ortamında faaliyet gösterirken aldıkları kararlar, birden fazla ve çoğunlukla da birbiriyle çatışan amaçların eş zamanlı olarak ele alınmasını ve tüm bu amaçlara mümkün olduğunca yaklaşmayı sağlayan kararlar verilmesini gerektirmektedir. Çok amaçlı karar verme tekniklerinden biri olan Hedef Programlama (GP) yaklaşımı bu tür sorunların çözümünde kullanılabilmektedir. Çalışmada otomotiv yan sanayinde faaliyet gösteren bir işletmenin üretim/envanter sistemi MDP olarak modellenmekte ve problemin çözümüne yönelik GP modeli oluşturularak işletmenin üç hedefi bir arada ele alınmaktadır. Çalışmanın amacı stokastik yapıdaki çok amaçlı karar problemlerinin çözümü için MDP ve GP yaklaşımlarının bir arada kullanıldığı bütünleşik bir bakış açısı ortaya koymaktır.

Doğrusal programlamaHedef programlamaMarkov karar süreçleri
Aslı Özdemir
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Rekabetçi işletmelerde esnek üretim sistemlerinin avantajları ve analitik hiyerarşi sürecinin kullanılması

Rekabetçi işletmelerin iç ve dış çevrelerinde meydana gelen hızlı değişimler karşısında ayakta kalabilmeleri ve dolayısıyla rekabet edebilmeleri, üretim ve yönetim teknolojilerini başarıyla kullanmalarına bağlıdır. Bu tür işletmeler sahip oldukları avantajların yanı sıra dezavantajları da birer fırsat haline dönüştürebilen bir yapıya sahiptirler. Günümüzde işletmelerin değişimlere hızlı cevap verebilmeleri için hızlı kararlar alabilmeleri çok önemlidir. Bu doğrultuda karar alırken rekabetçi üstünlük sağlayacak faktörlerin göz önünde bulundurulması ve işletmelerin, rekabet kavramını üretim süreçlerine yansıtabilecek ekipmanlara, tezgahlara, kısacası Esnek Üretim Sistemlerine sahip olması gerekmektedir.Bu esnekliği ve dolayısıyla hızlı kararı elde edebilmek için, işletmelerin sahip olduğu ya da olmayı düşündüğü varlıkları değerlendirirken, modern bilimin ortaya koyduğu yöntem ve teknikleri uygulaması yol gösterici bir anlayış olacaktır. Literatürde çok kriterli karar verme sürecini kolaylaştırıp, etkinleştirici bir yöntem olarak yerini alan Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS); karar vericilerin karşılarına çıkan problemleri hiyerarşik bir şekilde bileşenlerine ayırmaları ve bu bileşenler arasındaki ilişkiyi ve etkileşimi görmelerini sağlayan yararlı bir araçtır. Bu çalışmanın amacı, eğitim sektöründeki rekabetçi bir işletmenin, CNC torna tezgahı satın alma kararını etkin bir şekilde verilebilmesini, AHS'nin kullanılmasıyla sağlamaktır.

Analitik hiyerarşi süreciEsnek üretim sistemleriEsneklik
Esin Tuba Akgündüz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat projelerinde risk analizi, yöntemleri: Bir petrokimya fabrikasında uygulanması

Ülkemizde inşaat sektörü hızla gelişme göstermektedir. İnşaat kapsamına yol, liman baraj, köprü, fabrika binası, konut inşaatı gibi yapıların inşaatı ile bakım ve onarım çalışmaları girer. Ülkemiz ekonomisinin sanayiye dönmesiyle birlikte fabrika ve konut inşaatlarında artış yaşanmaktadır.Bu çalışmanın amacı proje yönetiminden başlayarak risk yönetimini ele almak ve inşaat projelerinde risk yönetiminin önemini vurgulamaktır. Bu çalışmayı yaparken bir nitel risk analizi metodu olan taminlenen parasal değer (expected monetary value) analizi yapılmıştır. Bu analiz sonucunda elde edilen değer, projelerde ek maliyete neden olabilecek risklerin olası maliyetini verir. Proje planlaması yapılırken, henüz ülkemizde yeni uygulanmaya başlanan risk yönetimi konusu dikkate alınmamaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de gerçekleştirilen büyük bir inşaat projesi ele alınarak proje iş kırılım yapısında yer alan aktiviteler incelenmiştir. Bir inşaat projesinde gerçekleşebilecek riskler, araştırılan makalelerden yola çıkılarak belirlenmiştir. Daha sonra her bir aktivite tek tek ele alınarak aktivitede karşılaşılabilecek riskler belirlenmiştir. Bu risklerin aktivitelerde gerçekleşme olasılık değerleri tanımlandıktan sonra bu aktivitenin projeye olan etkisi, dolayısıyla da riskin önceliği belirlenmiştir. Bu risklerin projeye etkileri projenin maliyetinden yola çıkılarak sayısal değerlere dönüştürülmüştür. Bu sayısal değerlerle risklerin projeye olan maliyetini hesaplamak için tahminlenen parasal değer analizi yapılmıştır.Bu çalışmayla birlikte risklerin projelere olan maliyetleri, parasal değerlere dönüştürülebilir; böylece, projede karşılaşılan riskler sınıflandırılabilir, risklerin etkileri azaltılabilir. Proje yönetici açısından riskin etkilerini azaltabilmek önemlidir. Risklerin etkilerinin azaltılmasında, üst yönetimin proje yöneticisinin ve proje takımının yetkileri doğrultusunda sorumlulukları vardır. Bu çalışma, inşaat projelerinin sadece planlanması değil, olası risklerinin de dikkate alınarak her aşamada değerlendirilmesi ve gerekli önlemlerin zamanında alınmasına dikkat çekecek, bundan sonra yapılacak çalışmalar için de yön gösterici olacaktır.Anahtar Kelimeler: Proje Yönetimi, Risk Yönetimi, İnşaat Projelerinde Risk Yönetimi, Tahminlenen Parasal Değer

Risk yönetimi
Elçin Kuyucu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Etkin bir kalite aracı olarak Hoshin Kanri ve işletme performansına etkisi

Günümüzde çeşitli sektörlerdeki yönetimler, son derece sert bir iş ortamında faaliyetlerini sürdürmektedirler. Sürekli değişen çevresel koşullar ve küresel ekonominin sonucu olan, birbirine benzemeyen krizler; işletmelerin, misyon ve vizyonlarını tanımlayarak, yapılarında ve çalışanlarının rollerinde geliştirmeler yaparak dış dünyaya uyum sağlamaları gerektiğini göstermektedir. Bu çetin rekabet ortamında varlığını sürdürmek isteyen işletmeler, performanslarını arttırıcı yapısal iyileştirmelere yönelmeli, politikaların açılımı ve kontrolü konusunda uzun ve orta vadeli plan ve uygulamalar yapmalıdırlar.Başarılı bir işletme stratejisi, çevresel şartların gerçekçi bir analizini, geleceğe odaklı uyumlu bir vizyonu ve mevcut durumla gelecek arasında ilişki kurulmasını gerektirir. Japonya'da, 1960'larda İstatistiksel Kalite Kontrolü'nün (İKK) Toplam Kalite Kontrolü'ne (TKK) dönüşmesiyle başlayan ve Toplam Kalite Yönetimi'nin (TKY) temel tekniklerinden biri haline gelen Hoshin Kanri, işletmeleri, sürekli değişen çevresel koşullara rağmen stratejik önceliklerine ulaştırmayı amaçlayan bir tür kalite aracı ve yönetim tekniğidir.Hoshin Kanri; rakiplerinden farklı olmayı ve sektöründe liderliği amaçlayan, TKY felsefesini benimsemiş; kalite, insan ve sürekli gelişim odaklı olmayı kendine ilke edinmiş işletmeler tarafından dikkate alınmalıdır. Bu çalışmada, kalite yönetim tekniği olan Hoshin Kanri metodolojisi ayrıntılı olarak incelenmiş ve Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir Meslek Yüksekokulu'na uygulanması anlatılmıştır.Anahtar kelimeler: 1) Kalite, 2) Kalite araçları, 3) Toplam Kalite Yönetimi, 4) Performans, 5) Hoshin Karni.

Ahmet Murat Kurt
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Bulanık analitik hiyerarşi prosesi yöntemi yardımıyla tedarikçi seçimi ve üretim sektöründe bir uygulama

Rekabetin yoğun olduğu günümüz piyasa koşullarında firmaların üstünlük kazanmalarında etkin süreç yönetiminin değeri artmıştır. İşletmelere ait tedarik zincirinin diğer üyelerinin performansı da işletmelerin başarısını direkt olarak etkilediğinden işletmelerim bulundurdukları sektörde yüksek performans sergilemeleri sadece kendi performanslarına bağlı değildir. Ürün maliyetini doğrudan etkileyen tedarikçi seçimi aynı zamanda başta üretim olmak üzere firmanın farklı süreçlerini dolaylı olarak etkileyerek firmanın karlılığına yansır. Bundan dolayı tedarik zinciri yönetimine dahil olan tedarikçi seçimi en önemli karar verme problemlerindendir. Tedarikçi seçimi probleminin temel amacı alternatifleri arasından, firmanın stratejilerine ve beklentilerine en uygun maliyetle karşılık veren tedarikçiyi seçmektir.Bu çalışmada, İzmir'de faaliyet gösteren konserve üreten bir firmada tedarikçi seçim problemi ele alınmıştır. Yöntem olarak, içinde nitel ve nicel birçok kriteri barındıran bir problem olduğundan tedarikçi seçiminin karar verme sürecini basitleştirmesi ve karar vericinin cevaplarının hassasiyetini yansıtmasından dolayı çözümde bulanık analitik hiyerarşi prosesi yaklaşımı tercih edilmiştir. Tedarikçi seçim probleminin birinci adımı, sürecin tanımı, alternatiflerin değerlendirilmesi için gerekli kriterlerin belirlenmesi ve hiyerarşik yapının oluşturulmasından oluşur. Hiyerarşik yapının doğru oluşturulması problem sonucunun doğruluğunu etkilediğinden kriterlerin belirlenmesinde literatür çalışmasından ve uzman görüşlerinden faydalanılmıştır. Çözümün ikinci adımında ikili karşılaştırmalar, dilsel değişkenler ve üçgen bulanık sayılar yardımıyla ana kriterler, alt kriterler ve tedarikçi alternatiflerinin ağırlıkları belirlenmiştir. Üçüncü adımda ise, en iyi tedarikçinin seçilmesi için üç tedarikçi alternatifin öncelik değerleri belirlenmiş ve en yüksek skora sahip tedarikçi seçilmiştir.

Analitik hiyerarşi süreciBulanık mantıkTedarikçi seçim+1
Efsane Aslan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Oyun teoremi ve bir finansal portföy seçimi uygulaması

Canlılar doğaları gereği her zaman en iyi olma çabasındadır. İnsanoğlu da bu nedenden ötürü diğerlerinden iyi olma ihtiyacı hisseder. İnsan hem kendisi ile hem de çevresindeki çıkarlarının örtüştüğü diğer insanlar ile yarış halindedir. Bu yarış insanların bireysel olarak ya da gruplar halinde bir rekabet ortamı içerisinde olmaları anlamına gelir. Bireyler ya da firmalar bu rekabet ortamında ayakta kalabilmek için mevcut özelliklerini geliştirmek ve yeni özellikler edinmek zorundadırlar.Bireyler ve firmalar karar alma süreçlerinde bir takım tekniklere başvurmak durumundadırlar. Oyun Teoremi özellikle son yarım asırda bu karar alma tekniklerinden en sık kullanılan tekniklerden biri haline gelmiştir. Bu çalışmada ise bireysel yatırım kararı sürecinde, etkileşimli karar alma metotlarının en başında gelen oyun teoremi kullanılmıştır.Yatırım kararı verecek olan yatırımcı ve yatırımı yaptığı piyasa oyundaki oyunculardır. Oluşturulan bu model iki oyunculu sıfır toplamlı bir oyun olarak ele alınmıştır. Yatırımcının stratejileri ve bu stratejilere karşı piyasanın karşı stratejileri belirlenmiştir. Bu stratejilerin getirileri ile oyun matrisleri oluşturulmuş ve yatırımcı için optimal sonucu verecek çözüm aranmıştır. Ayrıca oyun matrisleri farklı tipteki yatırımcılar için fayda kuramından da yararlanılarak yeniden oluşturulmuştur. Riske karşı tutumları farklı olan yatırımcılar için oyunun çözüm matrislerinin yorumları yapılmıştırSonuç olarak, bu çalışma kapsamında yatırımcı için en uygun çözümü sağlayan yatırım çeşitlendirmesine karar verilmiştir. Günümüzün zorlu koşullarında piyasada tutunmak için bireylerin yatırımlarının optimal spnuç vermesi için kullanılabilecek bir model belirlenmiştir.

Onur Doğan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Altı sigma projelerinin değerlemesine yeni bir yaklaşım: Reel opsiyonlar

Her proje belirli bir oranda belirsizlik ve risk içerir. Altı Sigma projeleri de, özellikle Kara Kuşaklar tarafından yürütülenler, genellikle karmaşık, yüksek riskli ve büyük ölçekli projelerdir. Belirsiz bir ortamda gerçekleştirilen bu projeler, firmanın pek çok biriminden kaynak tüketmekte ve çoğu zaman öngörülen maliyet, zaman ve fayda değerlerini karşılayamamaktadırlar. Geleneksel sermaye bütçeleme yaklaşımları, proje ortamına ilişkin belirsizlikleri ihmal ederek gelecekteki maliyet tasarruflarının beklenen değerleri üzerinden hesaplama yaptığından, bir Altı Sigma projesinin gerçek karlılığını gösterememektedirler.Son zamanlarda reel opsiyonlar teorisi, belirsizliğin yatırım projelerinin değeri üzerindeki rolüne yönelik yeni bir yaklaşım getirmiş ve projelerin barındırdığı yönetsel esneklikleri de dikkate alan bir değerleme yöntemini literatüre kazandırmıştır. Bu yöntem günümüzde mevcut değerleme yaklaşımlarının yetersizliklerine bir çözüm olarak ortaya çıkmakta ve bir sermaye bütçeleme ve stratejik karar verme aracı olarak önerilmektedir.Bu çalışmanın amacı, Altı Sigma projelerine ilişkin yatırım kararlarını analiz etmek için reel opsiyonlar yaklaşımını temel alan ve bu yaklaşımın uygulanmasını teşvik eden kavramsal bir değerleme modeli geliştirmektir. Bunun için öncelikle Altı Sigma projelerinin özellikleri bir hisse senedi alım opsiyonunun parametreleri ile eşleştirilmiş ve bu parametreleri tahmin etme yöntemleri belirlenmiştir. Daha sonra, Altı Sigma projelerindeki belirsizlik kaynaklarının proje değeri üzerindeki etkisini analiz eden ve projenin sahip olduğu yönetsel esneklikleri değerleyen dört aşamalı bir kavramsal model tanımlanmıştır. ?Reel Opsiyon Değerleme Modeli? olarak adlandırılan bu model, Monte Carlo simülasyonunun ve binom opsiyon değerleme yönteminin en iyi özelliklerini bir araya getiren karma bir modeldir. Modelin dört aşaması, bir üretim işletmesinde yürütülen bir Altı Sigma projesinin analizinde uygulanarak gösterilmiştir. Ayrıca model parametrelerinin opsiyon değeri üzerindeki etkilerini araştırmak için örnek projenin verileri ile duyarlılık analizi yapılmıştır.

Altı sigma yöntemiBelirsizlikFinansal opsiyonlar+4
Aysun Kapucugil İkiz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Toplam kalite yönetimi uygulanan işletmelerde kalite maliyetlerine ilişkin izleme ve değerlendirme sisteminin kurulması

Dünya hızla değişiyorken geçmişte ve bugün kabul edilen doğrularla gelecekte kabul edilecekler aynı olmayacaktır. Bu değişim ve yoğun rekabet ortamı işletmelerin yönetimlerini de yenilenmeye sürüklemekte ve daha kaliteli ürün ve hizmeti daha düşük maliyetlerde sunabilmeleri için yeni yönetim yaklaşımlarının arayışına itmektedir. İşletmelerin bu beklentisini karşılayacak yöntemlerden biri de Kalite Maliyetleri Sistemidir. Kalite Maliyetlerinde; kalite ve maliyetin ters ilişki içerisinde olduğu varsayılan geleneksel anlayışın karşısında doğru ilişkisi savunulur. Çünkü bu yaklaşımda kalite iyileştikçe maliyetler de düşecektir. Kalite Maliyetleri herşey belirlenmiş standart ve spesifikasyonlara uygun olarak doğru zaman ve yöntemde gerçekleştirildiği taktirde oluşmayacak maliyetlerdir. Bu nedenle bu sistemde temel hedef toplam Kalite Maliyetlerini sıfırlayarak mükemmele ulaşmaktır. Bu hedef kalitenin sürekli olarak iyileştirilmesi prensibiyle gerçekleştirilir. İşletme yönetimleri yoğun rekabet koşullarına karşı kendi ürün ve hizmetlerine pazada ayrıcalık yaratacak kalite ve maliyet üstünlüğünü kazanabilmek için Toplam Kalite Yönetimini uygulamaktadır. Kalite Maliyetleri Sistemi Toplam kalite Yönetiminin benimsendiği işletmelerde çok daha kolay ve başarıyla uygulanabilmektedir. Bu açıdan da önem taşıyan Kalite Maliyetleri Sistemi konusunda, bu tezin yazılması Türkiye sanayisi için önemli bir görev olarak kabul edilmiştir.

Kalite maliyetiToplam kalite yönetimiİşletme yönetimi+1
Meltem Kaftan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Materyal aktarma sistemlerinin optimizasyonu

ÖZET Materyal aktarma; doğru malzemenin, doğru zamanda, doğru yerde, doğru aralıkta, doğru koşullarda, uygun maliyetle, doğru miktarda taşınmasını sağlamak için kullanılan en doğru yöntemi ifade etmektedir. Literatürde sıkça karşılaşıldığı üzere, materyal aktarımı ürünün maliyetini arttırırken, değerine herhangi bir katkıda bulunmamaktadır. Malzemenin taşınması pahalı bir iştir. Malzeme taşımanın maliyeti tam olarak ölçülememesine rağmen, işletme maliyetleri içerisinde önemli bir paya sahip olduğu genellikle kabul görmektedir. Tesis tipine bağlı olarak toplam maliyetlerin %10 ile %80'ini oluşturmaktadır. Materyal aktarımı, doğru biçimde yapılırsa, firmanın karını arttırması için önemli bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyel düşünülerek bir benzetim çalışması yapılmış ve veriler benzetim programına aktarılmıştır. Benzetim programından çıkan sonuçlara göre materyal aktarma için kullanılan arabaların sayısı ve bu taşıma işlemlerini etkileyebileceği düşünülen diğer bazı değişkenler üzerinde oynanarak benzetim farklı değerlerle çalıştırılmış ve sonuçlan incelenmiştir. Materyal aktarma sistemlerinden bağımsız düşünülmesi mümkün olmayan işyeri düzeni de göz önüne alınmış ve işyeri düzeni üzerinde bir takım oynamalar yaparak değişiklikler değerlendirilmiştir. VI

Gezi çizelgesiMateryal aktarma sistemleriOptimizasyon+2
Aşkın Özdağoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00

Other supervisors