Theses supervised by Prof. Dr. Temel Gürdal
19 theses · Sakarya University
Yatırım teşviklerinin savunma sanayiine etkileri: Ankara ili örneği
Savunma sanayii, dünya çapında ve özellikle Türkiye'de giderek daha fazla önem kazanan bir sektör haline gelmiştir. Ülkelerin bağımsızlığı için ekonomik gelişimin yanı sıra, milli kaynaklarla savunma ihtiyaçlarını karşılayabilme yetenekleri de oldukça kritiktir. Son yıllarda, Türkiye, savunma sanayiinde büyük projelere imza atarak uluslararası alanda dikkat çekmektedir. Teknolojik yeniliklere ayak uydurmak ve yerli üretimi teşvik etmek, sektörün büyümesi için hayati öneme sahiptir. Yatırımcıların teşvik edilmesiyle, yerli kaynakların kullanımıyla savunma sanayiine yönelik ürünlerin üretimi desteklenmelidir. Bu çalışma ile savunma sanayiine yönelik sağlanan yatırım teşviklerinin etkileri incelenmiş ve sektörün gelişimi üzerindeki rolü araştırılmıştır. Söz konusu çalışma ülkemiz stratejik sektörlerinden savunma sanayiinin gelişim sürecinde teşvik sistemlerinin önemine yönelik alan araştırmasını içermektedir. Çalışmada sektörün Ankara ili kapsamında analizi yapılmış, silah ve mühimmat üreten, 100 ve üzeri çalışanı olan 12 firma ve 24 sektör temsilcisi ile görüşmeler ve derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiş, katılımcıların algılarına göre biçimlenen potansiyel gelişme alanları ortaya koyularak teşvik mekanizmasının işleyişinde etkinliğin nasıl olması gerektiği tartışılmıştır. Bu tartışma nitel ve nicel araştırma teknikleri kullanılarak gerçekleştirilmiş olup elde edilen sonuçlar analiz edilerek raporlanmıştır. Yatırım teşviklerinin savunma sanayiine etkileri, ekonomik, teknolojik, güvenlik ve stratejik bağımsızlık gibi birçok açıdan ele alınarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler kapsamında teşviklerin; katma değerli ürün üretimini, AR-GE ve inovasyon odaklı yatırımları, ihracat potansiyelini, üretim verimliliğini ve yüksek teknoloji kullanımını artırdığı, kalite ve akreditasyon süreçlerine olumlu katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda söz konusu çalışma ile yatırım teşvik mekanizmalarının güvenlik politikasının operasyonel alanını oluşturan savunma sanayiine olan etkileri analiz edilmiş olup sektöre yönelik sağlanan teşvikler ile gelişme potansiyeli ortaya konmaya çalışılmıştır.
AB ülkelerinde kamu borçlarının çevresel kalite üzerindeki etkisi
Son yıllarda evrensel düzeyde çevre kirliliğinin çok yüksek boyutlara ulaştığı bilinmektedir. Çevre kirliliği ile mücade etme hususunda ulusal ve uluslararası düzeyde birçok girişimlerin yapıldığı görülmektedir. Özellikle AB ülkelerinin çevre kirliliğine dair girişimleri incelendiğinde bu ülkelerde çevre kirliliğini azaltmak kanunen zorunlu bir duruma gelmiştir. Öte yandan bu ülkeler, Rusya ülkesine olan enerji bağımlılıklarını azaltmak amacıyla çevre dostu enerji teknolojilerine yatırım yapmaktadır. Bu teknolojilere yatırım yapmak için vergiler ve harcamalar önemli bir rol üstlenmesinin yanında kamu borçları da çevresel kaliteyi artırmada önemli bir araç olabilir. Alınan borç ülkenin ekonomik büyüme üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir ve çevresel kaliteyi etkileyebilir. Bu çalışmada 1995-2021 dönemi için 20 AB ülkesinde kamu borçları ve ekonomik büyümenin yük kapasitesi faktörü üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Bu çalışmada kullanılan YKE modelinde ve serilerde yatay kesit bağımlılığı var olup olmadığı testlerle analiz edilmiştir. Bu çerçevede üç temel test (CDLM1 CDLM2 ve CD) yoluyla yatay kesit bağımlılığı araştırılmıştır. YKE modelinde ve serilerde yatay kesit bağımlılığı olduğu tespit edilmiştir. Daha sonra eğim katsayılarını belirlemek için Pesaran ve Yamagata (2008) delta testi uygulanmış ve heterojen eğimlerin varlığı bulunmuştur. Değişkenlerin durağanlık düzeylerini belirlemek için Pesaran CIPS birim kök testi uygulanmış ve serilerin birinci farkta durağan hale gelmiştir. Uzun dönemli ilişki Durbin - Hausman panel eşbütünleşme testiyle araştırılmış, değişkenler arasında eşbütünleşme ilişkisi bulunmuştur. Bu eşbütünleşme ilişkisine yönelik uzun dönem katsayı tahminleri AMG ve DCCE yöntemleriyle panel ve ülkeler için sınanmıştır. Çalışmada kısa dönemli ilişkiyi araştırmak için Emirmahmutoglu - Kose panel nedensellik testinde kullanılmıştır. Son olarak test bulguları analiz edilerek politika önerileri sunulmuştur.
Dijital ekonomideki gelişmelerin vergi gelirleri üzerindeki etkisi
Dijital ekonomideki gelişmelerin vergi gelirleri üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerinin ortaya konulduğu bu çalışmada, dijitalleşmenin en yüksek olduğu 20 OECD üye ülkesinin 2000-2021 yılları arasındaki verileri kullanılmıştır. Bu kapsamda OECD'nin yapmış olduğu vergi sınıflandırması esas alınarak üç ayrı model ile dijitalleşmenin farklı vergi gelir türleri üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Bağımlı değişkenler; gelir, kâr ve sermaye kazancı üzerinden alınan vergiler, mülkiyet üzerinden alınan vergiler, mal ve hizmetler üzerinden alınan vergiler seçilmiştir. Bağımsız değişkenler ise dijitalleşme, bilgi ve iletişim teknolojileri yatırımları ve küreselleşme olarak belirlenmiştir. Çalışmanın yöntem kısmında ilk olarak yatay kesit bağımlılık testleri uygulanmış, daha sonra yapılacak testlerin eğim katsayılarının homojen veya heterojen olmasına göre değişebileceği göz önünde bulundurularak homojenlik testi yapılmıştır. Test sonuçları eğim parametrelerinin heterojen olduğunu ortaya koymuş, bu nedenle çalışmada ikinci nesil testler kullanılmıştır. Serilerin durağanlığı Breitung ve Das birim kök testi kullanılarak test edilmiştir. Bir sonraki aşamada uzun dönemli ilişkileri incelemek amacıyla Durbin-Hausman panel eşbütünleşme testi uygulanmıştır. Son olarak, seriler arasında uzun dönemli bir eşbütünleşme ilişkisi tespit edildiğinden, bu ilişkilere ilişkin katsayı tahminleri hem ülkeler bazında hem de panelin tamamı için CCE uzun dönemli katsayı tahmin testi kullanılarak hesaplanmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar; dijitalleşmenin, bilgi ve iletişim teknolojileri yatırımlarının ve küreselleşmenin gelir, kâr ve sermaye kazançları üzerinden alınan vergi gelirleri, mal ve hizmetler üzerinden alınan vergi gelirleri ile mülkiyet üzerinden alınan vergi gelirleri üzerindeki etkilerinin ülkeden ülkeye farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur.
Mükelleflerin vergi algısı: Marmara Bölgesi örneği
Bu çalışmada, mükelleflerin vergiye yönelik algılarını ve bu algıyı etkileyen temel faktörleri analiz edilmiştir. Vergi, kamu hizmetlerinin finansmanında temel bir araç olmakla birlikte, bireylerin vergiye ilişkin algıları ödeme davranışlarını doğrudan etkilemektedir. Kişisel gelir düzeyi, vergi oranlarının yüksekliği, kayıt dışı ekonomi, gelir dağılımında adalet, vergi yükü, eğitim düzeyi, devlete güven ve siyasal otoriteye bakış gibi unsurlar, bireylerin vergiyi bir yük olarak algılamasında belirleyici olabilmektedir. Bu bağlamda, bireylerin vergiye karşı tutum ve davranışlarını etkileyen faktörlerin anlaşılması, kamu politikalarının etkinliği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda çalışmanın teorik kısmında vergi algısına yönelik literatür detaylı şekilde ele alınmış; kavramsal çerçeve, vergi psikolojisi, vergi ahlakı, vergi adaleti ve sosyo-ekonomik faktörlerle ilişkisi irdelenmiştir. Uygulama kısmında ise, Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde faaliyet gösteren mükelleflerle gerçekleştirilen bir anket çalışmasına yer verilmiştir. Anket yoluyla toplanan veriler, katılımcıların vergiye dair tutumlarını ve algılarını çok boyutlu şekilde ölçmeyi hedeflemiştir. Elde edilen bulgulara göre, ankete katılım sağlayanların büyük çoğunluğu, vergilerin yüksek olduğunu düşünmekte, vergi kaçakçılığını hırsızlıkla eşdeğer görmekte, mali açıdan güçlü bir devlet için vergi ödemeye istekli olduğunu ifade etmektedir. Bu sonuçlar, mükelleflerin vergiye yönelik tutumlarının sadece ekonomik koşullara değil, etik değerlere ve toplumsal güvene de dayandığını göstermektedir.
Yeşil İslami finansın sürdürülebilir kalkınmadaki rolü: Malezya tecrübesi
Bugün dünya kirlilik ve iklim sorunlarından mustarip olmakta, bu nedenle bu problemlere karşı sosyal ve mali kurumlar birlikte mücadele etmektedirler. Sosyal adaleti ve düzeni sağlamayı amaçlayan İslami finans, iklim sorunlarıyla mücadele etmek için her zaman en iyi çözümleri aramaktadır. Bu çalışmada, Malezya deneyimini bir model olarak benimseyerek, yeşil İslami sukukun yeşil projelerin finansmanındaki ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasındaki rolü incelenmektedir. Bu çalışma tamamen yeşil sukukun Malezya piyasası üzerindeki etkisinin analizlerine dayanmaktadır. Son olarak, çalışma, İslam ekonomisi ve finansının ekonomik, sosyal ve çevresel düzeylerde olumlu bir etki elde etme yeteneğini kanıtlamaktadır.
Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde istinaf kanun yolunun etkinliği
Verginin tarafları olan; vergi idaresi ve mükellefler arasında gün geçtikçe sayıları artan vergi uyuşmazlıkları ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkan vergi uyuşmazlıkları yargıya intikal etmeden idari aşamada çözülebileceği gibi, idari aşamada barışçıl bir çözüm yolunun bulunamaması halinde uyuşmazlıklar vergi yargısına intikal ettirilebilmektedir. Bu çalışmanın amacı Türk vergi yargısındaki kanun yollarından biri olan istinaf kanun yolunun etkinliğini analiz etmek ve yapılan tespitler doğrultusunda bu yargı yolunun etkinliğini etkileyen problemlerin ortaya konulması ve vergi yargısı alanında politika yapıcı ve uygulayıcılara öneriler sunmaktır. Bu bağlamda; Sakarya, Kocaeli ve İstanbul illerinde kamuda ve özel sektörde avukatlık mesleğini icra eden avukatlarla yarı yapılandırılmış görüşme (mülakat) yöntemi ile sorular sorulmuş ve verilen cevaplar doğrultusunda veriler analiz edilmiştir. Çalışmamız üç başlık altında incelenmiştir. Çalışmamızın birinci bölümünde vergi uyuşmazlığı kavramı, vergi uyuşmazlığı nedenleri ve vergi uyuşmazlıklarının yargıya intikal ettirmeden vergi idaresi ile mükellefler arasındaki uyuşmazlık çözüm yöntemleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde Türk vergi yargısının işlevi, yargıya hakim olan ilkeler, vergi yargısının genel yapısı, istinaf kanun yoluna ilişkin genel bilgiler, bu kanun yolunun uygulanmasının gerekçeleri ve yargılamalar sonucu ortaya çıkan sayısal veriler hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde vergi uyuşmazlığını yargı aşamasına taşıyan mükellefleri savunma görevi üstlenen avukatlar ile vergi idaresini savunma görevini üstlenmiş olan avukatlarla yarı yapılandırılmış görüşme (mülakat) yöntemi kullanılarak elde edilen veriler analiz edilmiştir.
Türkiye'de sosyal güvenlik harcamalarının tasarruflar üzerindeki etkisi
Sosyal güvenlik; insanlığın ilk zamanlarından itibaren ihtiyaç olarak ortaya çıkmış olup, zamanla ülkeler arasında yaygınlaşmış ve ülke ekonomileri için önemli bir bütçe transfer kalemi haline gelmiştir. Sosyal güvenlik politikaları özellikle sanayi devrimi ile birlikte büyük değişimlere uğramıştır. İlerleyen zamanlarda, ülkelerin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve demografik yapılara göre çeşitli sosyal güvenlik uygulamaları hayata geçirilmiştir. Buna karşın, 1970'li yıllarda ortaya çıkan ekonomik kriz ile birlikte ülkeler sosyal güvenlik politikalarını tekrar gözden geçirmiş, reform hareketlerine yönelmişlerdir. Günümüzde, ülkeler arasında uygulanan sosyal güvenlik politikaları farklılık göstermektedir. Bu çalışmada, ülkemizdeki sosyal güvenlik sisteminin yurt içi tasarruflar üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmada, 1975- 2020 dönemini kapsayan zaman serisi analizi yapılmıştır. Çalışmada öncelikle, ADF ve FADF testleri uygulanmıştır. FADF testi sonuçlarına göre, F istatistikleri üç değişken için de anlamsız olarak bulunmuştur. Bu yüzden, ADF testi uygulanmıştır. ADF birim kök testi sonuçlarına göre, değişkenler birinci farklarında durağan hale getirilmiştir. Bundan sonra, değişkenlerin uzun dönemli aralarındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla Maki Eşbütünleşme testi yapılmıştır. Bu teste göre, uzun dönemli ilişkinin varlığı tespit edilmiş olup, 1988 ve 2010 yılları kırılma yıllara olarak gözlemlenmiştir. Uzun dönem ilişkinin tespit edilmesinden sonra, uzun dönem katsayıları hesaplanmıştır. Buna göre, sosyal güvenlik harcamalarındaki yüzde 1'lik artış tasarrufları yaklaşık yüzde 1.5 ve işsizlik seviyesindeki yüzde 1'lik artış tasarrufları yüzde 1.6 arttırmaktadır. Analizin son bölümünde, değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi araştırılmıştır. Bu amaçla; yapılan frekans alanı nedensellik testi sonuçlarına göre, nedensellik sadece %10 anlamlılık düzeyinde sadece sosyal güvenlik harcamalarından tasarruflara doğru tespit edilmiştir.
Sağlıkta Dönüşüm Programının kamu sağlık hizmetlerinin mali sürdürebilirliğine etkisi
SB Sağlık hizmetinde zaman içinde yaşanan değişimlerin ardından 2003 yılında SDP ilan etmiştir. İlan edilen SDP'nın yol gösterici ilkelerinden birisi olan sürdürülebilirliğin sağlık hizmetlerinin mali alanındaki yansımaları çalışmamızın esas konusunu oluşturmuştur. Maliye politikası ile SDP arasındaki ilişki klasik, keynesyen, neo liberal maliye politikası görüşleri bağlamında incelenecektir. Sürdürülebilirlik kavramından maliye politikası kapsamında ne anlaşılması gerektiği aktarılmaya çalışılacaktır. Ülkemizde sağlık hizmeti alanında yaşanan değişimler dönemsel olarak değerlendirilmiştir. SDP'nin amaçları, hedefleri, bileşenleri özetlenecektir. SDP'nin sürdürülebilirlik tanımı ve sağlık hizmetlerinin mali sürdürülebilirliği adına yapılan uygulamalar aktarılacaktır. Sağlık hizmetlerinin 2003-2017 yılları arasındaki dönemi incelemeye tabi tutulmuştur. İnceleme birimi ise kamu hastaneleridir. KHB yöneticilerinin SDP ile alakalı fikirleri anket sonuçlarına göre analiz edilmiştir. Bu sayede KHB ilk dönem yöneticileri ile SB algısının ve hali hazırdaki durum arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesi sağlanmıştır. Anket içinde 8 adet çoktan seçmeli soru ve 33 adet 5'li likert ölçeği kullanılan ifade bulunmaktadır. SDP'nin kamu hastaneleri ölçeğinde, sağlık hizmetlerinin mali sürdürebilirliğine etkisini değerlendirmek için tanımlayıcı model kullanılmıştır. Bu modelleme "Sözleşmeli KHB Yöneticilerinin Bazı Demografik Verileri", "Sözleşmeli KHB yöneticilerinin SDP'nin Temel Aldığı Maliye Politikası Yaklaşımları", "Sözleşmeli KHB yöneticilerinin SDP'nin Diğer Sağlık Programlarına Göre Başarısına Yaklaşımları", "Sözleşmeli KHB yöneticilerinin SDP Bileşenlerinin Yedi Uygulama Alanına Yönelik Yaklaşımları", SDP Kapsamında Yargı İçeren Dokuz İfade" başlıkları ile ifade edilmiştir. Bu modelleme ile oluşan hipotezlerin ret ve kabul durumları ortaya çıkmıştır. KHB yöneticilerinin SDP'nın neo liberal maliye politikalarını temel aldığına daha çok katıldıkları görülmüştür. Ayrıca SDP'nı sürdürülebilirlik kapsamında uygulanan diğer programlara göre daha başarılı gördükleri anlaşılmıştır. Bununla birlikte ülkemizde sağlık hizmeti finansmanın mali sürdürülebilirliğinin sağlandığı bir sistemin tam anlamıyla kurulmadığı fikrini taşıdıkları görülmüştür.
Vergilemede hukuki güvenlik ilkesinin yargı kararları çerçevesinde analizi
Hukuki güvenlik ilkesi; kanunların, düzenleyici işlemlerin veya yargıya intikal eden somut olaylara ilişkin yargı kararlarının mükellefler ve devlet açısından güvenlik sağlaması anlamına gelmektedir. Hukuki güvenlik ilkesinin üç adet unsuru bulunmaktadır. İlgili unsurlar; belirlilik, geriye yürümezlik ve kıyas yasağıdır. Anayasada ilkenin veya unsurlarının düzenlenmemesine karşın yargı kararlarında ilkeye ve unsurlarına sıkça yer verilmesi bunun yanında ilkenin somutlaştırılması gerekçesiyle, çalışmada vergilemede hukuki güvenlik ilkesine ilişkin, Anayasa Mahkemesi, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu ve Vergi Dava Daireleri Kurulu, Danıştay Üçüncü, Dördüncü, Yedinci ve Dokuzuncu dairelerinin kararlarının hukuki analizi yapılmıştır. Hukuki analizi desteklemek amacıyla, ilgili yargı kararlarının içerik analizi de yapılmıştır. Bunun yanında, konuyla ilişkili olarak Anayasa Mahkemesi Raportörleri ve Danıştay Tetkik Hakimleriyle mülakat çalışması yapılmıştır. Mülakat çalışmasına ilişkin veriler de içerik analizine tabi tutulmuştur. Literatürde vergilemede hukuki güvenlik ilkesine veya unsurlarına ilişkin teorik inceleme ve hukuki analize ilişkin çalışmalar bulunmakla birlikte, bunlarla birlikte içerik analizinin ve mülakat çalışmasının yapıldığı çalışmaya rastlanmamıştır. Çalışmamızın literatüre katkısını; teorik inceleme yanında hukuki analiz, içerik analizi ve mülakat çalışmasının birlikte yapılarak ilkeye ilişkin önemli hususların ve sorunların tespit edilerek çözüm önerileri getirilmesi oluşturmaktadır.
İktisadi devlet teşekküllerinde eğitim giderlerinin bütçede doğruluk ilkesi açısından incelenmesi
Çok yıllı stratejik planlamanın kamu kurumlarında uygulanmaya başlamasıyla birlikte stratejik yönetim kavramı organizasyonlar için sıkça kullanılan bir terim olarak karşımıza çıkmıştır. Yeni kamu yönetimi anlayışının da bir parçası olarak görülen mali yönetimde de stratejik davranılmasının görülebilir örneklerinden biri bütçe olarak gösterilmektedir. Bütçenin kurumun stratejik hedeflerini mali olarak göstermede ki anlaşılabilirliği ve şeffaflığı da bütçenin yıllara sari olarak tutarlılığıyla ilişkilendirilmektedir. Bütçede sübjektif ve objektif doğruluk ilkeleri ise bütçenin tutarlılığını sağlamada ön plana çıkmaktadır. Bütçede gider hesapları tahminlerinde bütçeyi hazırlamak sorumlu birimlerin eğitim giderleri özelinde program yıl ödeneklerini belirlerken makro ekonomik göstergelerden ve hesaba ait ilk ödenek ve sarfiyatlardan ne derecede yararlanılarak tahmin yapıldığını ölçen çalışmamızda aynı zamanda eğitim giderleri özelinde kullanılan ödenek ve sarfiyatın yapıldığı alanda oluşan memnuniyet ölçülerek stratejik hedefler dahilinde tasarruf ilkesine ne derece riayet edildiği de araştırılmıştır.
Gümrük kontrolü uygulamalarının kaçakçılık üzerine etkileri
Gümrük kontrolü uygulamaları, gümrük kaçakçılığı ile mücadelede başarılı olunabilmesi açısından hem dünyada hem de ülkemizde önemle üzerinde durulması gereken bir konudur. Uluslararası ticarette gümrük kontrol işlemlerinin oluşturduğu zaman ve işlem maliyetleri bir gümrük sınırı olarak değerlendirilmektedir. Bu açıdan gümrük kontrol uygulamaları; uluslararası endekslerde, ekonometrik analizlerde ve alan araştırmalarında gösterge olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu kapsamda yapılan yerli ve yabancı literatürdeki araştırmaların; gümrük kontrolü işlemlerinin ithalat ve ihracat hacmi üzerindeki zaman ve maliyet yükleri, gümrük işlemlerinin etkinliği ve gümrük işlem sürelerini etkileyen faktörler üzerine olduğu görülmektedir. Bu açıdan literatürden farklı olarak; araştırmamızda gümrük kontrolü uygulamalarının gümrük kaçakçılığı ile ilişkisi üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda, gümrük kontrolü uygulamalarının gerçekleştirilmesinde süreçten en çok etkilenen; Gümrük Müşavirleri ve çalışanlarının yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, meslekte çalışma süreleri gibi demografik özelliklerinin yanı sıra gümrük prosedürlerinin karmaşıklığının, gümrük kontrolü sürelerinin, gümrük mevzuatı hakkında bilgi düzeyinin, E-denetim, Tek Pencere Sistemi ve kâğıtsız gümrük işlemleri gibi yeni ve X-Ray gibi teknolojik uygulamaların gümrük kaçakçılığı üzerinde etkili olup olmadığı ile ne derece etkili olduğunu ölçmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla Gümrük Müşavirleri ve çalışanlarına anket uygulanmış olup gümrük kontrolü uygulamaları ile gümrük kaçakçılığı arasındaki ilişki "SPSS for Windows" (22.0) programında çeşitli testler ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre katılımcıların gümrük kontrol uygulamaları ile gümrük kaçakçılığı arasında ilişki kurmadığı görülmüştür. Buna karşın, katılımcıların, gümrük kontrolü sürelerinin iyileştirilmesi, yeni ve teknolojik kontrol uygulamaları ile gümrükte iş/işlem yapanların gümrük mevzuatına hakim olmasının kaçakçılıkla mücadelede etkili olacağı fikrine olumlu yaklaştıkları tespit edilmiştir.
Vergi politikalarının ekonomik büyüme ve gelir dağılımı üzerindeki etkisi
Kamu gelirleri içerisinde önemli bir yere sahip olan vergiler ve vergi politikaları, makroekonomik değişkenler üzerinde önemli etkiler oluşturmaktadır. Geçmişten günümüze teorik tartışmalara ve ampirik çalışmalara konu olan vergi politikalarının, ekonomik büyüme ve gelir dağılımı üzerinde etkili olduğu bilinmektedir. Vergi politikalarının etkisinin olumlu veya olumsuz olduğu hakkında görüş birliği bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde, vergi politikalarının ekonomik büyüme ve gelir dağılımı üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. 1995-2017 dönemi ait yıllık veriler kullanılarak 8 gelişmekte olan ve 23 gelişmiş ülke üzerinden ekonometrik analizler gerçekleştirilmiştir. Ülkelerin gelişmişlik seviyelerine göre gruplandırılmasında ki amaç, vergi politikalarının etkisinin gelişmişlik seviyesine göre değişebilmesidir. Vergi politikası çıktısı olan gelir, kurumlar ve servet vergileri dolaysız vergiler olarak, mal ve hizmet vergileri ile katma değer vergisi ise dolaylı vergiler olarak analizlere dâhil edilmişlerdir. Ayrıca toplam vergi gelirleri de her iki ülke grubu için bağımsız değişken olarak analizler dâhil edilmiştir. Bağımsız değişken çeşitliliği sağlanarak, vergi politikalarının ekonomik büyüme ve gelir dağılımı üzerindeki etkilerinin derinlemesine incelenmesi amaçlanmıştır. Elde edilen bulgular, vergi politikalarının genel olarak ekonomik büyüme ve gelir dağılımı üzerinde etkili olduğu yönündedir. Ülkelerin gelişmişlik seviyelerine ve uyguladıkları dolaylı – dolaysız vergi politikalarına göre etkiler, olumlu ve olumsuz olarak farklılık arz etmektedir. Özellikle dolaylı vergilerin, düşük gelirler aleyhine gelir dağılımını bozduğu ulaşılan ampirik sonuçlarda görülmektedir. Milli gelire doğrudan katkılarının yanı sıra dolaylı etkileri ile birlikte vergilerin ekonomik büyüme üzerinde pozitif etki oluşturduğuna dair pek çok sonuca ulaşılmıştır. Çalışma, ana hipotezin doğrulanması ile birlikte bu yönde yapıcı öneriler sunularak sonlandırılmıştır.
Vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözüm yöntemlerinin gönüllü vergi uyumuna etkisi
Vergi ödeme davranışı arka planında ekonomik olduğu kadar psikolojik ve sosyolojik nitelikte içsel motivasyon unsurlarının bulunduğu karmaşık bir yapı barındırmaktadır. Söz konusu unsurların tespiti, gönüllü vergi uyumunun artırılması yönünde stratejilerin belirlenmesi açısından oldukça önemlidir. Bu faktörlerden biri olarak prosedürel adalet; karar alıcıların adil, saygılı ve vatandaşların görüşlerine önem veren muamelesini temsil etmektedir. Vergileme açısından prosedürel adaletin önem arz ettiği hususlardan biri mükellef ve vergi idaresi ilişkilerinin ön plana çıktığı vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözüm sürecidir. Prosedürel bakımdan adil bir yapı içinde vergi uyuşmazlıklarının giderilmesinin, mükelleflerin gönüllü vergi uyumunu artırması beklenmektedir. Bu noktadan hareketle bu araştırma, vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözüm yöntemlerinin gönüllü vergi uyumu üzerindeki etkisini prosedürel adalet bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda Türkiye'de 1020 serbest muhasebeci mali müşavirden elde edilen anket verileri, çok değişkenli istatistiksel testler ve yapısal eşitlik modellemesi ile analiz edilmiştir. Ulaşılan bulgular prosedürel bakımdan adil vergi uyuşmazlıkları idari aşamada çözüm yöntemlerinin; vergi idaresine güveni, meşruiyet algısını ve gönüllü vergi uyumunu anlamlı ve pozitif yönde etkilediğini göstermektedir. Ayrıca vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözüm sürecine uyarlanan prosedürel adalet ile gönüllü vergi uyumu ilişkisinde hem idareye güvenin hem de meşruiyet algısının anlamlı aracı etkisi tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulardan hareketle araştırmada gönüllü vergi uyumunun artırılması bağlamında birtakım öneriler sunulmuştur.
Sivil havacılık sektöründeki gelişmelerin ihracata etkisi ve devletin düzenleyici rolü: Türk Hava Yolları Afrika açılımı örneği
Bu çalışmanın amacı, 51 Afrika ülke verisinin kullanılarak 2011-2020 dönemi için sivil havacılığın gelişiminin Türkiye'nin ihracatına etkisinin, THY'nin Afrika açılımı kapsamında araştırmaktır. Öncelikle, sivil havacılık sektöründe devletin düzenleyici rolünün hangi boyutta yer aldığı, kurumsal yapının hangi çerçevede oluşturulduğu, söz konusu kurumların görev ve sorumluluklarının neler olduğu, sektörün hangi yasal mevzuat ile düzenlendiği incelenmiştir. Çalışmada, THY'nin Türkiye'nin Afrika açılımında oynadığı rolün ve izlediği sektörel politikaların etkilerini ortaya koyabilmek için ampirik analiz gerçekleştirilmiştir. Ampirik analiz doğrusal zaman serisi modelleri ve analiz teknikleri çerçevesinde yürütülmüştür. İhracatın bağımlı değişken, yolcu sayısının ise bağımsız değişken olarak seçildiği ekonometrik bir model oluşturulmuştur. Analiz, 2011-2020 dönemine ait aylık gözlemlere dayanmaktadır. THY'nin Afrika'ya yönelik yürüttüğü faaliyetlerin temsilcisi olarak alınan yolcu sayısı değişkeni de aynı şekilde aylık gözlemlere dayanmaktadır. Yapılan eş bütünleşme testi sonuçlarına göre seriler arasında eş bütünleşme ilişkisinin olduğu yani uzun dönemde birlikte hareket ettikleri görülmektedir. Eş bütünleşme katsayılarında ise yolcu sayısındaki 1 birimlik artış ihracatta FMOLS yönteminde 0,341 birim, DOLS yönteminde 0,291 birim ve CCR yönteminde 0,340 birimlik artışa yol açmaktadır. Yolcu sayısı değişkeninin ihracat değişkenini pozitif yönde etkilediği görülmektedir. Nedensellik testi sonuçlarına göre de yolcu sayısı değişkeninden ihracat değişkenine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.
Türkiye'de ihracattan doğan KDV iadelerinin yerel yönetimlerin mali yapısı üzerindeki etkisi: Sakarya örneği
Ülkeler ulusal piyasa ürünlerine, uluslararası piyasada rekabet gücü kazandırmak ve yabancı yatırımcıyı ulusal piyasaya dahil etmek amacıyla, çeşitli teşvik politikaları uygulamaktadır. İhracatın arttırılması yönünde uygulanan en önemli teşvik türleri içerisinde ise ihracatta istisnası yer almaktadır. Türkiye'de katma değer vergisi kanunu 11 ve 12. maddeleri çerçevesinde ihracat yapan firmalara alışlarında ödedikleri KDV miktarı nakden veya mahsuben iade edilmektedir. Yerel kamusal mal ve hizmet sunumunda yer alan yerel yönetimlerin, sundukları kamusal hizmetin finansmanında en önemli mali kaynak merkezi idareden genel bütçe vergi gelirleri üzerinden aktarılan paylardan oluşmaktadır. Türkiye'de yerel yönetimlerin merkezi idareden aldıkları paylar, toplam bütçe gelirlerinin ortalama olarak %60 ile %70'ini oluşturmaktadır. Merkezi idareden aktarılan vergi payları, il genelinde tahsil edilen vergi gelirlerinden yapılan vergi iadeleri düşüldükten sonra kalan net tutar üzerinden yapılmaktadır. Türkiye'de ihracat istisnasını uygulanması ve aynı zamanda net tutar esası üzerinden merkezi idareden yerel yönetimlere pay aktarılması, yüksek düzeyde iade miktarına sahip yerel yönetimler açsından mali sorunların oluşmasına neden olmaktadır. Bu çerçevede tez çalışmasında " ihracattan doğan vergi iadelerinin yerel yönetimlerin mali yapısı üzerindeki etkileri nelerdir? araştırma sorusunun cevabı aranmıştır. Çalışmada elde edilen en önemli sonuç, ihracat istisnası kapsamında yapılan vergi iadelerinin yerel yönetimlerin mali kaynakları üzerinde doğrudan bir etki oluşturmamasıdır. Ancak beyana dayalı olarak alınan KDV miktarının, diğer vergi gelirlerine nazaran daha yüksek olduğu illerde özellikle Sakarya ilinde, ihracat istisnasına bağlı olarak yapılan vergi iadeleri, net vergi tahsilatı düzeyini düşürmektedir. Net vergi tahsilatında meydana gelen azalma ise merkezi idareden yapılan genel bütçe vergi geliri pay miktarının azalmasına neden olmaktadır. Pay miktarındaki azalmaya bağlı olarak oluşan olumsuzların giderilmesi amacıyla, çalışmanın sonuç kısmında çeşitli politika önerileri sunulmuştur.
Çevre sorunları ile mücadelede çevreyi korumaya yönelik maliye politikalarının etkinliği
Çevre sorunlarının küresel düzeyde tüm dünyayı etkisi altına alması çevre sorunları konusunda ülkelerin ortak kararlar almasını gerekli hale getirmiştir. Bugün gelinen noktada sürdürülebilir kalkınmanın sağlanabilmesi için çevre ve ekonomi politikalarının birbirleriyle uyum içinde olması gerektiği anlaşılmıştır. Bu çalışmada amaç çevre sorunları ile mücadelede AB ve Türkiye'de uygulanan maliye politikası araçlarının etkinliğini değerlendirerek analiz etmektir. Bu doğrultuda çeşitli istatistik kurumlarından elde edilen veriler ışığında 27 AB ülkesi ve Türkiye için 1996-2018 yıllarını kapsayan dönemde maliye politikalarının çevre kirliliği üzerindeki etkisi ampirik olarak incelenmiştir. Maliye politikası araçlarını temsilen çevre vergileri, çevre koruma harcamaları ve yenilenebilir enerji tüketimi değişkenleri ampirik analize dahil edilmiştir. Karbondioksit emisyonu ve ekolojik ayak izi değişkenleri ise kirlilik göstergeleri olarak dikkate alınmıştır. Panel veri analiz yönteminden yararlanılan çalışmada değişkenlere birim kök testi, eşbütünleşme testi, FMOLS ve DOLS tahmin yöntemleri uygulanarak elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Ampirik araştırma sonucunda maliye politikası araçlarının çevre kirliliğini azalttığı yönünde bulgular tespit edilmiştir. Maliye politikası araçları içerisinde kirlilikle mücadelede en etkin politika aracının teşvikler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak çevre vergilerinin de analize dâhil edilen çoğu ülkede kirliliği azaltıcı etki yaptığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak analize dâhil edilen çoğu ülke için çevre koruma harcamaları ile kirlilik arasında istatistiki olarak herhangi bir ilişki bulunamamıştır. Çevre kirliliği ile mücadelede etkisi en az olan maliye politikası aracının çevre koruma harcamaları olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de Motorlu Taşıtlar Vergisinin mali güç ilkesi ve çevreye duyarlı vergileme açısından değerlendirilmesi
Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu m. 5 ve 6 hükümlerinde yer alan motorlu taşıtların vergilendirilmesinde esas alınan kriterlerin, Anayasa m. 73 hükmünde yer alan mali güç ilkesine uygunluğu, servet unsurunu tam olarak kavrayıp kavramadığı ve bu kriterlerin Anayasa m. 56 gereği çevresel amaçlara uygun olup olmadığı çalışmamızın esas konusunu oluşturmaktadır. Mali güç ilkesinin, servet vergilerinin esasları ve çevre vergilerine ilişkin açıklamalar yapılarak daha sonra motorlu taşıtların vergilendirilmesinde uygulanan I, II ve IV sayılı tarifelerde yer alan vergilendirme kriterlerinin her birinin, mali güç ilkesine uygun olup olmadığı, serveti tam olarak kavrayıp kavramadığı ve bu verginin çevreye duyarlı vergileme açısından çevre vergisi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği incelenmiştir. Vergilerin mali olmayan amaçlarla kullanılmasının yaygınlaşmasına paralel olarak motorlu taşıtların vergilendirilmesinde çevreye duyarlılığın gözetilmesi yönünde literatürde birtakım öneriler sunulmuştur. Türkiye için motorlu taşıtlar vergisi uygulamasının çevresel duyarlılıklar göz önüne alınarak uygulanması aynı zamanda anayasal bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda literatürde getirilen öneriler sadece çevreye duyarlı vergileme açısından değil aynı zamanda mali güç ilkesine uygun olup olmadığı yönünden de değerlendirilmelidir. Zira motorlu taşıtlar vergisi uygulamasında her iki anayasal zorunluluğa da riayet edilmesi gerekmektedir. Çalışmamız sonucunda tarifelerde yer alan vergilendirme kriterlerinin tümü için aynı sonuçlara ulaşılmamış olup, bazı kriterlerin mali güç ilkesine uygun olmadığı, bazı kriterlerin uygulamasında çevresel duyarlılıkların gözetilmediği görülmüştür.
İmâm Muhammed'in Kitâbu'l-Kesb isimli eserinin İslâm iktisat düşüncesine katkısı
Modern İktisat düşüncesinin 16. yy' da sistemleşmeye başladığı bir gerçeklik olmakla birlikte bu alana dair birçok fikir ve düşünce çok daha önceleri ortaya konmuş ve insanlık tarihinde yerini almıştır. Hicri II. asırda yaşamış olan İmâm Muhammed b. Hasan b. eş-Şeybani'nin (ö. 189/805) İktisat mefkûresine öncülük etmiş isimlerin en önemlilerinden birisi olduğu düşünülmektedir. İktisat alanına dair özgün bir eseri olan ve ölmeden az bir zaman önce telif ettiği Kitabu'l-Kesb'in iktisadi düşünce açısından son derece önemli bir eser olduğunu düşünmekteyiz. Mikro İktisat alanına dair esaslar diyebileceğimiz konuların ifade edildiği bu eser, İslâm iktisat düşüncesinin temel kaynaklarından biri olma özelliğini taşımaktadır. Çalışmamızda İmâm Muhammed'in iktisadi açıdan ele alınabilecek düşüncelerini eseri bağlamında değerlendirerek açıklamaya çalıştık. Eserin müellife aidiyeti, eser üzerinde yapılan çalışmalar, eserinin iktisat ilmi açısından önemi ve onun iktisadi düşünceye katkısı olarak değerlendirilebilecek kazanç, üretim, tüketim, paylaşım konularındaki görüşlerini tespit etmeye çalıştık.
Türkiye'de vergi denetiminin ekonomik ve hukuki etkinliği
Günümüzde devletin en önemli finansman kaynağı olan vergi gelirlerinin zamanında ve tam olarak elde edilmesi vergi denetimi kavramını ön plana çıkarmaktadır. Vergi kayıp ve kaçaklarının minimize edilmesi ve devletin ihtiyacı olan vergi gelirlerini elde edebilmesi etkin vergi denetimi ile sağlanabilmektedir. Ayrıca etkin vergi denetimi vergilemede adalet ve eşitlik ilkelerinin de gerçekleştirilmesi sağlanarak toplumun devlete olan güveni arttırılabilmektedir. Bu çalışmanın amacı vergi denetiminin ekonomik ve hukuki açıdan etkinliğinin değerlendirilerek analiz edilmesidir. Bu bağlamda ekonomik etkinliği ölçmek amacıyla 1984-2015 dönemi için vergi denetim oranı vergi gelirleri ilişkisi ampirik olarak araştırılmıştır. Çalışmada belirlenen amacı gerçekleştirmek için kurulan hipotez, öncelikle kuramsal olarak değerlendirilmiş, daha sonra Zaman Serisi Analizi ile birim kök testi, eşbütünleşme testi, kısa ve uzun dönem model tahminleri kullanılarak araştırılmıştır. ARDL eşbütünleşme analizi sonucunda uzun dönemde vergi denetimi ile vergi gelirleri arasında eşbütünleşme ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Eşbütünleşme ilişkisine dayalı kısa dönem ve uzun dönem modelleri tahmin edilmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre; ARDL kısa dönem modeli sonuçlarına göre "vergi denetim oranlarındaki artış vergi gelirlerini artırmaktadır" hipotezi doğrulanmaktadır. ARDL uzun dönem modeli sonuçlarına göre ise "vergi denetim oranlarındaki artış vergi gelirlerini artırmaktadır" hipotezi doğrulanamamaktadır. Ampirik analizler ile elde edilen bulgulara göre "vergi denetim oranlarındaki artışın kısa dönemde vergi gelirlerini arttırdığı ancak uzun dönemde azalttığı" bulgusu elde edilmiştir. Politika yapıcılar tarafından vergi gelirlerinin arttırılması hedeflendiğinde kısa dönemde vergi denetimlerinin arttırılması yolu tercih edilebilir. Uzun dönemde ise bu artışın vergi gelirleri üzerindeki etkisi olumsuz olacaktır. Vergi denetiminde hukuki etkinliği değerlendirmek amacıyla alanda uzman 26 kişi ile yarı yapılandırılmış mülakat uygulanmış ve elde edilen sonuçlar nitel veri analizi yöntemi ile NVivo paket programı da kullanılarak analiz edilmiştir. Uzman görüşleri çerçevesinde vergi denetiminde hukuki etkinliğe ilişkin sorunlar ve çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Vergi Denetimi, Zaman Serisi Analizi, ARDL Sınır Testi Yaklaşımı, Nitel Veri Analizi, NVivo