Theses supervised by Prof. Dr. Yusuf Karakılçık
18 theses · İnönü University
Yerel yönetimlerde yenilikçilik kavramına yönelik nitel bir araştırma: Akıllı şehircilik örneği
Yenilikçilik kavramı ve buna yönelik araştırmalar çoğunlukla özel sektör alanında gündeme gelmektedir. Yerel yönetimler göz önüne alındığında, yenilikçilik kavramına dair araştırmaların sınırlı sayıda olduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışma ile sorunların doğru şekilde ortaya konmasını sağlayarak çözümlerinde verimli şekilde oluşturulmasını sağlayan yenilikçilik kavramı araştırılmış, yenilikçilik kavramının türleri ve diğer kavramlarla ilişkisinden bahsedilerek yerel yönetimlere pozitif getirileri üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise yerel yönetimlerde yenilikçilik kapsamında uygulanan akıllı şehircilik anlayışının tanımı yapılarak ülkemizde akıllı şehircilik projeleri yönünden başarılı uygulamalarda bulunan belediyelerden ve yapmış oldukları projelerden bahsedilmiştir. Ayrıca bu çalışma ile yerel yönetimlerde gerçekleştirilen yenilikçi faaliyetler detaylandırılarak akıllı şehircilik kapsamında yapılan projelerin kapsamlı tanıtılması amaçlanmaktadır.
Üniter devletlerde yerelleşmenin kolluğa etkileri: Fransa, Birleşik Krallık, İspanya ve Türkiye örnekleri
Güvenliğin sağlanması ve hukuki düzenin kurulması temelinde meşrulaşan devlet, elde ettiği şiddet tekelini iç güvenlik bağlamında kolluk olarak şekillendirmiştir. 1970'lere kadar hemen hemen tüm kamusal hizmet alanlarının sorumluluğunu almaya çalışan ve hantallaşan modern devlet, yaşanan küresel ekonomik krizin suçlusu ilan edilerek, asli görevlerine dönmesi gerektiğine dair eleştirilmeye başlamıştır. İç güvenlik aracı olarak kolluk, her ne kadar devletin asli görevi olarak sayılsa ve meşruiyetinin koruyucusu da olsa yerelleşen devletle birlikte aynı dönüşüme ve küçülmeye maruz kalmıştır. Bu çalışmada, devlet yapılanma şekillerinden üniter devletin uygulama alanı bulduğu Fransa, Birleşik Krallık, İspanya ve Türkiye'de söz konusu değişim ve dönüşümün sebebi olan yerelleşmenin kolluk uygulamaları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu kapsamda yerelleşmenin kolluğa olan etkileri; tamamlayıcı/destekleyici kolluk uygulamaları, yerinden yönetim kolluk uygulamaları, özelleştirme kapsamındaki kolluk uygulamaları ve iç güvenlik yönetişimi uygulamaları kapsamında irdelenmiştir. Çalışmada; AYYÖŞ, AKŞ, Anayasa, kolluğa yetki veren yasal mevzuat, yerli ve yabancı akademik yayınlar incelenerek yerelleşmenin seçilmiş ülkelerde kolluk uygulamalarına olan etkilerine dair bir takım bulgular elde edilmiştir. İncelemesi yapılan ülkelerin tamamında devletin klasik görevi olduğu değerlendirilen iç güvenlik hizmetinin yerinden yönetimlere, özel güvenliğe ve iç güvenlik yönetişimi kapsamında kollukla işbirliği içerisindeki topluma devredilmeye başladığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte kolluğun yerelleşmesine dair tespit edilen önemli noktalardan bir tanesi Fransa, Birleşik Krallık ve İspanya'nın iç güvenliklerinin yerelleşmesini kendi karakteri ile önceliklerine göre biçimlendirmeleri olmuştur. Çalışma sonucunda, Türkiye'nin dünya çapında kabul gören ve uygulanan kamu politikalarını hizmet ettiği toplumun kültürünü, değerini, sorunlarını ve isteklerini görmezden gelmeyecek şekilde kendine uyarlaması gerektiği anlaşılmıştır. Bu tez çalışmasında, Türkiye'de kolluk yerelleşmeli mi yerelleşmemeli mi gibi bir tartışmaya girmekten ziyade Türkiye'de yerelleşen kolluk uygulamalarına bir yol haritası çizmek amaçlanmıştır. Bu kapsamda değerlendirildiğinde, Türkiye'de belediyelere kolluk yetki aktarımı olduğu takdirde üniter devlet yapısına zarar verebileceği, özel güvenlik sektörünün gelecekteki büyüklüğü ve etki alanı düşünüldüğünde Türkiye'de düzenleyici nitelikte bir otorite ihtiyacı ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Son olarak TDP alanında başarı için ulusal nitelikten ziyade yerel niteliğe ağırlık veren politikaların uygulanmasının suçla mücadelede önemli olduğu görülmüştür. Nitekim bu kapsamda düşünüldüğünde İç Güvenlik Sektörünün Sivil Gözetimi Projesi sonunda hayata geçirilmesi planlanan Yerel Önleme ve Güvenlik Kurullarının tüm güvenlik paydaşları tarafından desteklenmesi gerektiği kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler; Devlet, Güvenlik, Şiddet Tekeli, Kolluk, Üniter Devlet, Yerelleşme, Yerinden Yönetim, Merkezden Yönetim, Kamu Hizmeti, Mahalli Müşterek İhtiyaç.
Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Türkiye'de sivil havacılık yönetimi
Türk Sivil Havacılık Sistemi'nin AB Ulaştırma ve Havacılık Politikası çerçevesinde ele alındığı bu çalışma ile Türk Sivil Havacılık Sistemi'nin AB uyum süreci açısından incelenmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, AB'nin tarihsel süreçteki gelişimi ve AB-Türkiye ilişkileri genel olarak anlatılmış; sivil havacılık sistemi bağlamında AB ve Türkiye'nin ulaştırma ve havacılık politikaları ile seçilen üye ülkelerdeki sivil havacılık yapıları incelenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında Türkiye'nin AB Sivil Havacılık Sistemi'ne uyumu konusunda değerlendirmelerde bulunulmuştur. Nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen bu çalışma, "Türk Sivil Havacılık Sistemi'nin güvenilirliğini ve sürdürülebilir gelişimini sağlamak için Avrupa Havacılık Kuralları çerçevesinde kurumsallaşmış bir yaklaşımına ihtiyaç var mıdır?" sorusu ve buradan hareketle oluşturulan alt sorular bağlamında, literatüre ve ilgili mevzuata dayalı olarak ele alınmıştır. Çalışmada, son dönemde, Türkiye'nin havacılık alanında uluslararası ve Avrupa Havacılık Standartları açısından önemli gelişmeler sağladığı tespit edilmiştir. Türkiye, gerek sivil havacılık sistemi ve yapıları gerekse mevcut mevzuat yapısı konusunda yapmış olduğu çalışmalar kapsamında AB üye ülkelerindekine benzer bir kurumsal yapılanma ve mevzuat bütününü genel olarak oluşturmaya çalışmaktadır. Ancak uyum sürecinde bulunan aday ülke olarak; müktesebat uyumu, altyapı olanakları ve idari kapasite gibi çeşitli konularda ortaya çıkan eksikliklerin gözden geçirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yerel yönetim birliklerinde yönetişimin uygulanabilirliği: "Türkiye Belediyeler Birliği" üzerinden bir inceleme
Bu araştırmanın temel amacı yönetişimin yerel yönetim birliklerinde uygulanabilirliğini ortaya çıkarmaktır. Araştırmada yönetişim ve yerel yönetim birliği kavramları teorik açıklamalar ışığında ele alınmıştır. Bu araştırma ile yönetişim kavramının yerel yönetim birliklerinde uygulanıp uygulanamayacağı genellemesinden yola çıkarak kimi ülkelerce ayrı bir yerel yönetim birimi olarak kabul edilen yerel yönetim birliklerinin yönetişime uygunluğu ve yönetişimin yerel yönetim birliklerinde uygulanıp uygulanamayacağı araştırılmıştır. Yapılan araştırmalar ışığında, Türkiye Belediyeler Birliği ile yönetişim arasındaki uyum ve başarı ilişkisi ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırmada ilk önce kuramsal çerçeveye uygun olarak yazın taraması yapılmış ve araştırılan kaynaklardan çalışmanın teorik yönü aktarılmıştır. Araştırmaya kuramsal çerçeve çizen araştırma sorularına bağlı kalınarak yerel yönetim birliklerinin yönetişimi uygulamaya elverişli yapıya sahip olup olmadıkları ve Türkiye Belediyeler Birliği'nin yönetişim kavramına yakınlık derecesi ele alınmıştır. Bütün belediyelerin doğal üyesi olduğu Türkiye Belediyeler Birliği'nde yönetişimin uygulanabilirliği konusunda anket çalışması yapılmış; elde edilen veriler analiz edilerek sonuçlar araştırmacı tarafından yorumlanmış ve araştırma soruları kapsamında bulgular ve öneriler geliştirilmiştir. Araştırma sonucunda yerel yönetim birliklerinin ve Türkiye Belediyeler Birliği'nin yönetişim uygulamalarıyla ilgili bulgulara ulaşılmış ve bu bulgular çerçevesinde yönetişimin yerel yönetim birliklerinde ve Türkiye Belediyeler Birliği'nde başarılı bir şekilde uygulanmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yönetim, Yerel Yönetim, Yönetişim, Yerel Yönetim Birliği, Türkiye Belediyeler Birliği
Bölgesel kalkınma politikalarında değişim: Organize Sanayi Bölgeleri için yeni bir "yönetişim modeli" önerisi
Ülkemizde OSB'lerin ilk kurulduğu 1960'lı yıllardan günümüze kadarki süreçte OSB'lerin bölgesel kalkınmadaki öneminde ve rollerinde bazı değişiklikler olmuştur. Bölgesel kalkınmada OSB'lerin yönetim sistemlerinin yetersiz kalması ve yönetim yapısının güçlendirilmesi amacı ile yönetişim sistemi ortaya çıkmıştır. Yönetişim daha çok devlet, özel sektör, halk, STK vb. gibi çok çeşitli kesimden insanların karşılıklı iletişim ve etkileşim halinde olarak yönetime katılımını amaçlamakta ve böylece çok aktörlü bir yönetim yapısı öngörmektedir. Bu araştırma ile ülkemizin bölgesel kalkınma politikalarındaki değişimleri doğrultusunda OSB'lerin geleneksel yönetim anlayışından yönetişim anlayışına doğru yeni bir yapının uygulanabilirliği konusunda çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda, Dünyada ve Türkiye'de bölgesel kalkınma politikaları, bölgesel kalkınma politikalarındaki değişimin OSB'lere etkileri ve yönetişim konularında araştırmalar yapılmıştır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı işletme halindeki 249 OSB'den her ili kapsayacak şekilde 139 OSB bölge müdürüne yargısal örnekleme yöntemi kullanılarak elektronik ağ üzerinden anket uygulanmıştır. Yapılan literatür ve alan araştırması sonucunda OSB'lerin yönetişim yapısına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Bu yönetişim yapısı ile OSB'lerin yönetim sistemindeki etkililiğini artıracak değişikliklere ihtiyaç olduğu görülmüş ve "İyi Yönetişim Modeli" önerilmiştir. İyi Yönetişim Modeli önerisinde özellikle hiyerarşik bir sistemin yerine etkileşimin olduğu, karşılıklı bir çatışmanın yerine birlikte bir uyumun varlığı, dikey bir ilişki yerine yatay bir ilişkinin uygulandığı ve tek bir oyunculu yönetim sistemi yerine çok aktörlü bir yönetimin etkileşim içerisinde olduğu bir sistem tasarlanmıştır. Bu yönetişim sistemi daha şeffaf, katılımcı, işbirlikçi, denetimli, etkililik ve verimlilik ilkesi doğrultusunda geliştirilmiş bir modeldir. OSB'lerde İyi Yönetişim Modeli ile yetki ve sorumlukların farklı aktörlere dağıtılması ve bir çatı altında yönetimin yürütülmesi sağlanmış olacaktır. Anahtar Kelimeler: Bölgesel Kalkınma, Yönetişim, Organize Sanayi Bölgesi, Organize Sanayi Bölgelerinde Yönetişim, İyi Yönetişim Modeli
Yatırım teşvik uygulamalarının yerel/bölgesel kalkınmaya katkıları: Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı ve Kalkınma Ajansları örneği
Bu araştırmada yatırım teşvik uygulamalarının yerel/bölgesel kalkınmaya katkıları TKDK, KOSGEB ve KA örneği konusu incelenmiştir. Çalışmanın amacı; yatırım teşvik uygulamalarının ülke ekonomisine ve bölgenin sosyoekonomik kalkınma düzeylerine olan etkilerinin belirlenmesidir. Türkiye'de yatırım teşvik uygulamaları kapsamında TKDK, KOSGEB ve KA faaliyet göstermektedirler. Ülke genelinde küçük ve orta ölçekli işletmelerin artması ve üretim faaliyetlerinde çeşitlilik kazanması bölgeler arasındaki farklılıkları ortadan kaldırmaktadır. Aynı zamanda belirli alanlarda istihdam alanlarının artmasına ve ihracat oranlarının yükselmesine imkan tanımaktadır. Türkiye'de küçük ve orta ölçekli işletmelerin üretim faaliyetlerine maddi destek TKDK, KOSGEB, KA aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Bu ajanslar küçük ve orta ölçekli işletmeleri destekleme ve geliştirme hedefi doğrultusunda çalışmalar yürütmektedir. Yatırım teşvik uygulamaları kapsamında gümrük vergisi, KDV istisnası, stopaj desteği, faiz desteği, sigorta primi, gelir vergisi desteği, hisse senedi desteği, işçi hissesi desteği gibi uygulamalar yapılmaktadır. Aynı zamanda küçük ve orta ölçekli işletmelerin dijital dönüşüm sürecine daha kolay bir şekilde adaptasyon sağlayabilmeleri için çeşitli projeler gerçekleştirmektedir Bu bilgiler doğrultusunda bu araştırmada yatırım teşvik ve kalkınma kavramları ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. Aynı zamanda TKDK, KOSGEB ve KA'nın yerel ve bölgesel kalkınmaya yönelik etkileri incelenmiştir. Çalışma sonuçlarına bakıldığında; TKDK, KOSGEB ve KA'nın devlet tarafından daha fazla desteklenmesi gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Aynı zamanda Türkiye'nin doğal zenginliklerinin ve sosyal kültürel özelliklerinin gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için bu kurumların desteklenmesi yatırım teşvik uygulamaları ile ilgili yapılan araştırmalar sonucunda desteklerin çeşitlendirilmesi gerekmektedir. TKDK, KOSGEB ve KA ile ilgili alanında uzman personeller çalıştırılmalı, bu kurumlardaki görev sorumluluk ve idari yapı takip edilmelidir. Yatırım teşvik uygulamaları kapsamında küçük ve orta ölçekli işletmelerin düzenli aralıklarla denetim ve kontrol mekanizmalarına tabi tutularak izlenmesi bu kurumlardan elde edilecek verimi arttıracaktır. Bu çalışmanın yatırım teşvik uygulamalarının yerel/bölgesel kalkınmaya katkıları konu başlıklı benzer araştırmalara rehberlik edeceği düşünülmektedir.
Orman yangınlarıyla mücadelede merkez-yerel ilişkilerinin önemi: Türkiye-Fransa karşılaştırması
Ormanların insan hayatı açısından çevresel, ekonomik, sağlık ve sosyal anlamda önemli bir yeri vardır. Dünyanın ciğerleri olarak belirtilen ormanlar dünyanın oksijen kaynağı olarak ifade edilmektedir. Ayrıca ormanlar, orman ürünleri ticareti bakımından ülkelerin ekonomilerinde önemli bir yer tutmaktadır. Orman ürünleri sağlık ve ilaç sanayi alanlarında da kullanılmaktadır. İnsanların sosyal anlamda da kullandıkları ormanlık alanlar insanların sosyal yaşantısında önemli bir konuma sahiptir. Ancak insanların ormanları bilinçsiz kullanımı sonucunda ormanlar ciddi manada tahrip olmaktadır. Bu durum ve son yıllarda artış gösteren orman yangınları, ormanların varlığını ciddi anlamda tehdit etmektedir. Tarihsel süreçte orman yangınları her dönem kendini göstermiştir. Ancak son yıllarda küresel ısınmaya bağlı olarak orman yangınlarının sayısı giderek artmaktadır. Orman yangıları bir kriz ve afet süreci olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu süreç optimal düzeyde yönetilmesi gereken bir süreçtir. Afet yönetimi kapsamında, yangınlar öncesi risk yönetimi ve yangınlar sonrası kriz yönetimi şeklinde uygulanmaktadır. Bu doğrultuda çalışmada son yıllarda ciddi anlamda artış gösteren orman yangınlarıyla mücadele yöntemleri ve orman yangınlarının yönetimi ele alınmaktadır. Orman yangınlarıyla mücadelede merkezi yönetimin rolü ve bununla bağlantılı olarak yerel yönetimlerin işlevi önem arz etmektedir. Çalışmanın amacı ise orman yangınlarıyla mücadele edilmesi ve yönetilmesi bağlamında merkez-yerel ilişkilerinin irdelenmesidir.
Büyükşehir belediyelerinin köylere yönelik yeni görevleri: Malatya Büyükşehir Belediyesi örneğinde bir inceleme
Türkiye'de belediyecilik anlayışı yıllar süren değişimlerle beraber gelişerek günümüze kadar gelmiştir. Sanayileşmeyle beraber kırdan kente göçler artmış ve bu durum yıllar içerinde ülkemizde etkisini göstererek belediyecilik anlayışının şekillenmesine yol açmıştır. Nüfusun artması ve düzensiz göçlerin de eklenmesiyle birlikte kentler için klasik yönetim anlayışından kurtularak yeni yönetim anlayışının getirilmesini kaçınılmaz olmuştur. İlk büyükşehir belediye yasası olan 3030 sayılı kanun ile ülkemizde ilk kez büyükşehir belediyeciliğinden bahsedilmiş daha sonra 5216 sayılı kanunla beraber büyükşehir belediyelerinin statüleri değişmiş ve yeni görevler eklenmiş, en son çıkan 6360 sayılı yeni büyükşehir belediye kanunuyla beraber büyükşehir sayısı artırılmış ve büyükşehirlerde köylerin kaldırılarak mahalle yönetimine dönüştürülmesi gerçekleştirilmiştir. Köylere yönelik bu değişim, yeni büyükşehir belediyesi olan illerde birtakım sıkıntılara yol açmış ve bu sorunların düzeltilmesi için yeni yollar keşfedilmesini beraberinde getirmiştir. Büyükşehir Belediyelerinin köy halkının mevcut ihtiyaçlarının giderilmesinde İl Özel İdarelerinin görevlerini nasıl yerine getirecekleri tam anlamıyla şekillenmiş değildir. Bu çalışmanın amacı; 6360 sayılı kanunun getirdiği Büyükşehir Belediyelerinde köylerin kaldırılarak yerine mahalle birimlerinin kurulmasının sonuçlarını Malatya Büyükşehir Belediyesi örneğinde incelemek, ortaya çıkan temel sorunları ve nedenlerini belirlemek, bu sorunların çözümüne yönelik somut öneriler ortaya koymaktır. Araştırma özellikle yeni büyükşehir belediyesi olan illerde köylerin sorunlarına çözüm bulmada büyük önem taşımaktadır. Söz konusu çalışmada görüşmeler ve literatür taraması yapılarak mevcut sorunlara çözümler aranıştır. Bu çalışmada Büyükşehir belediyelerinin yeni yasa ile birlikte köylere yönelik görevleri Malatya Büyükşehir Belediyesi örneğinde incelenmiş ve bazı sorunlar tespit edilmiş, bunlara yönelik öneriler sunulmuştur.
Türkiye–Ukrayna yerel yönetimleri arasında işbirliği olanakları: Samsun-Odesa örneği
Günümüzde yerel yönetimlerin rolü, görev ve fonksiyonları geçmişe oranla giderek artmakta ve çeşitlenmektedir. Belediyeler ise kanunların izin verdiği ölçüde ya ulusal düzeyde ya da uluslararası düzeyde diğer belediyeler ile işbirlikleri geliştirerek bu zorlukların üstesinden gelebilmektedir. Belediyeler arası uluslararası işbirlikleri ile ülkelerin birbirlerini tanımaları, iyi uygulama örneklerini kendi belediyelerinde gerçekleştirmeleri, her geçen gün küreselleşmeye doğru giden yerel problemlerini uluslararası platformlarda yüksek sesle dile getirebilmeleri vb. sağlanmaktadır. Bu araştırmanın konusu, Türkiye'deki yerel yönetimlerin özellikle belediyelerin kent diplomasisini kullanarak Ukrayna'daki belediyelerle olan ilişkileri ve onlarla kurmuş oldukları kurumsal, kültürel, sosyal, teknolojik, ekolojik, ekonomik vb. alanlarda işbirlikleridir. Belediyelerin bu işbirliklerine neden ihtiyaç duydukları, kurulan işbirliklerinin ne kadar etkili ve verimli çalıştığı ve bu işbirliklerinin daha verimli olması konusunda neler yapılabileceği ise bu çalışmanın konusunu oluşturan diğer alt başlıklardır. Bu çalışma, yerel yönetimler arasındaki işbirliğini kardeş şehirler uygulamasından öteye taşımayı ve belediyelerin uluslararası işbirliğini artıracak etkili ve verimli yeni bir yerel yönetim modelini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntemi doğrultusunda Ankara, İstanbul, Gaziantep, Antalya, Samsun ve Kemer Belediyelerinin dış ilişkiler biriminde uzman ve birimden sorumlu yetkililere yüz yüze ve e-posta yoluyla yarı yapılandırılmış sorular yöneltilmiştir. Böylece belediyeler arası uluslararası işbirliği süreçleri hakkında detaylı bilgiye ulaşılmıştır. İçerik analizi sonucu elde edilen bulgular ile Samsun ve Odesa Belediyeleri arasında etkili ve verimli bir işbirliği modeli oluşturulmuştur. Anahtar Kavramlar: Yerel Yönetimler, Belediyeler Arası Uluslararası İşbirliği, Ukrayna, Kent Diplomasisi, Türkiye
Türkiye'de turizm politikasının oluşturulmasında yönetişimin uygulanabilirliği üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'de turizm politikası oluşturulması sürecinde yönetişimin uygulanıp uygulanmadığını araştırmaktır. Çalışmada kamu politikasının farklı tanımları, kamu politikası oluşturma süreci ve bu süreçte yer alan resmi ve gayri resmi aktörler anlatılmıştır. Bir kamu politikası örneği olarak turizm politikası ve devletlerin neden turizm ile ilgili bir politika yapması gerektiği tartışılmıştır. Bununla birlikte yönetişim yaklaşımları, turizm politikası ve yönetişim ve alan araştırması için gerekli kuramsal yapı açıklanmıştır. Araştırma sorusuna cevap verebilmek için bir nitel yaklaşım olan fenomenolojik (olgu bilim) araştırma deseni ve amaçlı örneklem kapsamında ölçüt örneklem kullanılmıştır. Bu bağlamda, araştırmaya turizm politikası oluşturma sürecinde rol oynayabilecek turizm paydaşları dâhil edilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak yedi ayrı paydaş temsilcisi ile yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiş ve toplanan veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma verileri çalışmada açıklanan literatüre uyumlu olacak şekilde kodlanmış ve nitel veri analizi programı yardımı ile temalara ilişkin kod haritaları oluşturulmuştur. Çalışmanın sonucunda, Türkiye'de turizm politikası oluşturma sürecinde; paydaşlara göre farklı düzeylerde katılımcılığın sağlandığı, koordinasyon ve işbirliği eksikliğinin olduğu, turizm politikası ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın aktörlerin talep ve ihtiyaçlarına yeteri kadar cevap vermediği, paydaşlar arasında yeterli şeffaflığın sağlanmadığı ve dolayısıyla bu süreçte etkin bir yönetişimin uygulanmadığı ortaya çıkmıştır.
İlçe belediyelerinin yönetim yapısı, sorunları ve çözüm önerileri: Doğanşehir belediyesi örneği
Türk idari sisteminde meydana gelen değişiklikler gerek merkezi yönetimde gerek yerel yönetimlerde çok önemli sonuçlara yol açmıştır. Türkiye'de merkezi idarenin altında faaliyet gösteren yerel yönetim organlarını kapsayan birçok yasal düzenleme mevcuttur. 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ve son çıkarılan 6360 sayılı Kanunu ile belediye yapılanmalarında önemli değişimlere sebep olmuştur. Ülkemizde büyükşehir belediyelerinin altında hizmet veren ilçe belediyeleri de bu yasal düzenlemelerden büyük oranda etkilenmişlerdir. Bu çalışma ülkemizde belediye yapılanmasını, temelde ilçe belediyesinin mevcut koşulları üzerinde durarak açıklamıştır. Bu bağlamda, ilçe belediyelerinin kurumsal yapısı üzerinde durulmuş ve son yasal düzenlemelerin ilçe belediyeleri üzerindeki etkisi açıklanmıştır. Araştırmanın bu temelleri çerçevesinde ilçe belediyeleri ve Doğanşehir Belediyesi esas alınarak araştırma soruları oluşturulmuştur. Oluşturulan araştırma sorularına yanıtla bulabilmek için Doğanşehir Belediyesi personeli ile yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiş ve veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler ilçe belediyesi sorunları kapsamında ortak paydada analize tabii tutulmuştur. Çalışmanın sonucunda, Türkiye'de belediyelerle ilgili özellikle de ilçe belediyelerini esas alan yasal düzenlemelerin yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Doğanşehir Belediyesi temelinde, ülkemizdeki belediyelerin genelinde karşılaşılan sorunlar tespit edilmiştir. İlçe belediyelerinin zayıf bırakılarak mevzuatlarla sınırlandırıldığı ve Doğanşehir Belediyesi özelinde değişimlerin ve yeniliklerin gerekliliği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Merkezden Yönetim, Yerel yönetim, Büyükşehir Belediyesi, İlçe Belediyesi, Yerel Özerklik.
Türkiye'de köy yönetimi ve köylerin mahalleye dönüştürülmesinin geleceğe yönelik olası etkileri
Geçmişi çok eskilere dayanan ve toplumların doğal yaşamı sonucunda ortaya çıkan köyler, yerel yönetimler için önemli bir kurumdur. Dolayısıyla köylerin Anadolu'daki tarihi de çok eskilere dayanmaktadır. Zamanla köyler bağımsız bir sosyal birim olarak gelişme göstermiştir. Köylerin işlevindeki bu gelişmeler toplumun sosyal, siyasi ve idari ihtiyaçlarından ortaya çıkmıştır. Köylerin sosyal bir birim olarak ortaya çıkması çok eskilere dayanmasına rağmen yaşanan gelişmelere bağlı olarak zamanla bir mahalli idari birim olarak örgütlenmiştir. Bu gelişmeler kentleşme eğilimine bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Kentleşmenin devam eden bir süreç olması ve 1950'lerden sonra artan hızlı kentleşme ile birlikte belediye ve köyler yeni hizmetleri ve ihtiyaçları karşılayamaz hale gelmiştir. Bu yetersizlik siyasi ve iktisadi alanda değil aynı zamanda yerel yönetimlerle alakalı yasaların yetersizliğini de ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle bu gibi sorunların ortadan kalkması için yerel yönetimlerin yapısındaki değişiklikler yasal değişiklikleri de zorunlu hale getirmiştir. Bu değişikliklerden en önemlisi 6360 Sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanundur. Bu çalışmada 2012 yılında yürürlüğe giren bu kanunun önemi üzerinde durulmaktadır. Kanunun getirdiği değişikliklerin özellikle köylerin mahalleye dönüştürülmesi konusunun daha iyi anlaşılması için çalışmada Türkiye'de köy yönetimi, köy yönetiminin tarihsel gelişimi ve köyün misyonu incelenmiştir. Bu kanun kapsamında yerel yönetimlerde meydana gelen köklü değişiklikler ve bu dönüşüm sürecinin geleceğe yönelik olası etkileri de incelenme konusu yapılmıştır. Çalışmada ayrıca kanuna dair yapılan eleştirilere de yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Köy, Mahalle, 6360 Sayılı Kanun
Malatya'da kentiçi ulaşım ve toplu taşıma sistemlerinin karşılaştırmalı incelenmesi: Trambüs ve hafif raylı sistem örneği
Ulaşım, insanlar arası etkileşimi sağlamasından ve sektörler arası bir köprü görevi görmesinden ötürü tarihin ilk dönemlerinden beri önemini koruyan bir kavramdır. Ulaşım planlaması bugün birçok toplumun gerçekleştirirken sorun yaşadığı ve sonuçlarının ağır olduğu bir faaliyet alanıdır. Ulaşımın etkilediği sektörlerin de olumlu etkilenebilmesi için ulaşım planlamalarının hassas bir şekilde yapılması gerekmektedir. Kentlerde gerçekleştirilen faaliyetlerin eksiksiz bir şekilde yapılması ve bireylerin yaşam kalitesinin artması açısından kentiçi ulaşım önem taşımaktadır. Ulaşım sistemlerindeki dengesiz dağılım karayollarının trafik yükünü artırmış ve bu durum birçok trafik problemini de beraberinde getirmiştir. Bu problemlerden dolayı kentiçi taşımacılıkta gözler raylı sisteme çevrilmek zorundadır. Raylı sistem kapasite, hız, konfor, güvenlik gibi konularda karayollarından çok daha avantajlıdır. Bu çalışmada bir Doğu Anadolu Bölgesi ili olan ve henüz bir raylı toplu taşıma sistemine sahip olmayan Malatya kentinin kentiçi toplu taşımacılık sistemleri incelenmektedir. 2015 yılında uygulamaya konulan Trambüs projesinin kentiçi toplu taşımacılıktaki verimliliği raylı sistemlerle karşılaştırılarak analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışmadan olası bir hafif raylı sistem için kentin fiziki ve düşünsel altyapısından uygunluğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda, belirlenen kurumlarda görüşmeler gerçekleştirilerek soruların cevapları doğrultusunda değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Malatya, Toplu Taşıma, Hafif Raylı Sistem, Trambüs.
Türk kamu yönetiminde stratejik planlama: Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü üzerinden bir değerlendirme
Her alanda hızlı bir değişimin ve dönüşümün yaşandığı günümüz dünyasında, örgütler varlıklarını devam ettirebilmek için, bu değişimlerden kaynaklanan belirsizlikleri en aza indirmek ve karşı karşıya oldukları sorunlara karşı önceden hazırlıklı olmak zorundadırlar. Örgütün, içinde bulunduğu ortamdaki fırsat ve tehditleri göz önüne alarak, geleceğe dönük uzun dönemli planlar yapmasını sağlayan ve böylelikle örgütü geleceğe hazırlayan stratejik planlama da bu maksata yönelik olarak geliştirilmiş bir yönetim aracıdır. İlk olarak özel sektörde uygulanmaya başlayan stratejik planlama, sonraları vatandaşların beklentilerine cevap vermekte zorlanan, gittikçe hantallaşan ve verimsizleşen kamu kurumları tarafından da uygulanmaya başlanmıştır. Ülkemizde de kamu yönetimi reformu çalışmaları kapsamında gündeme gelen stratejik planlama, ilk olarak Avrupa Birliği (AB) müktesebatına uyum çerçevesinde çıkarılan 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile ele alınmış ve yasal altyapısı oluşturulmuştur. Bu çalışmada Türk Kamu Yönetiminde stratejik planlama uygulaması, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün 2013-2017 yılları için hazırlamış olduğu stratejik plan üzerinden incelenmiştir. Çalışmada stratejik planlamanın kavramsal çerçevesi sunulduktan sonra stratejik planlama süreci açıklanmıştır. Daha sonra stratejik planlamanın Türk Kamu Yönetimindeki gelişimi ele alınmıştır. Son olarak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün stratejik planı incelenmiş ve genel bir değerlendirmesi yapılarak buradan elde edilen bulgulara göre geliştirilmiş bir stratejik planlama modeli önerisinde bulunulmuştur.
Türkiye'nin bölgesel-yerel kalkınma politikaları ve uygulama araçları: Fırat Kalkınma Ajansı üzerinden bir araştırma
20'nci yüzyılın ortalarından itibaren ABD'nin, Avrupa Birliği'nin ve müteakiben de Türkiye'nin kalkınma konusuna yaklaşımında değişiklikler meydana gelmiştir. Yoksullukla mücadele, yaşam koşullarını iyileştirme gibi kavramlar bu tarihten itibaren yerini bölgenin sorunları ve bölgenin potansiyeli gibi kavramlara bırakmıştır. Yani bölgenin sorunlarını yine aynı bölgenin mevcut potansiyeli ile giderme fikri yer almaya başlamıştır. Özellikle 2'nci Dünya Savaşı sonrası dönemde bölgelerarası dengesizlikler konusu gündeme taşınmış ve kalkınma kavramının en önemli alt başlıklarından birisini oluşturmuştur. Günümüzde ise yoksullukla mücadele ve kalkınma için bölgelerin gelişmişlik düzeylerinin dengelenmesi ve mevcut uçurumların kaldırılması fikri kabul görmeye başlamıştır. 1950'li yıllardan itibaren bölgelerarası dengesizlikleri gidermeye yönelik politikaların uygulanmaya başlandığı görülmektedir. Bu yıllardan günümüze kadar mevcut politikalarda değişimler yaşanmış ve bu bağlamda bölgelerarası gelişmişlik farkını azaltmak için uygulanan politika araçları da farklılaşmıştır. Özellikle 20'nci yüzyıl sonlarına doğru geleneksel politikalardan uzaklaşılarak modern politikalara yönelim yaşanmıştır. Bu yönelim, beraberinde kurumsal dönüşümü de getirmiştir. Geleneksel yapıda yer alan merkezi karar alma yetkileri bölgesel kurumlara geçmiştir. Bu değişimin amacı ise, bölgesel kalkınmanın teşvik edilmesi ve bunun yerel kurumlar eliyle yapılabileceğine inanılmasıdır. İşte bu kurumlardan birisi ve en önemlisi de, Bölgesel Kalkınma Ajanslarıdır. Çalışmada bölgesel kalkınma ajansı yerine daha yaygın olarak kullanılan Kalkınma Ajansı kavramı kullanılmıştır. Her bölgenin kendisine özgü özellikleri bulunmaktadır. Bir bölge için dezavantaj sayılabilecek bir unsur, diğer bir bölge için avantaj olabilmektedir. Bu kapsamda, bölgelerin önemli ve ekonomik anlamda süreklilik arz eden farklarının değerlendirilebilmesi için o bölgeye özel etkin politikalara ihtiyaç duyulur. Kalkınma ajanslarının kurulma maksadı ise, sorumlu olduğu bölgeyi en iyi şekilde değerlendirerek bu bölgeye özgü etkin politikalar üretmek olup bahsedilen ihtiyaç ile örtüşmektedir. Bölgesel Kalkınma Ajansları günümüzde hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin vazgeçemedikleri kalkınma araçlarının başında gelmektedir. Ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde, kalkınma ajanslarının kullanımı diğer ülkelere göre çok daha eskilere uzanmaktadır. Kalkınma ajanslarının kurulması ve uygulanması kapsamında 1933 yılında ABD'de kurulan "Tennesse Valley Agency" ilk örnek olarak kabul görmektedir. Avrupa'da kalkınma ajansları 1940'lı yıllarda önem kazanmıştır. İlk olarak Batı Avrupa bölgesinde kurulmaya başlanmış ve 1970'li yıllarda sayıca artış göstermiştir. Avrupa'nın diğer kesimlerinde ise, Avrupa Birliği'nin etkisi ile 20'nci yüzyıl sonlarında kurulmaya başlanmıştır. Bölgelerarası dengesizlikleri azaltmak veya tamamen gidermek maksadıyla kurulmuş olan bölgesel kalkınma ajansları bu çalışmanın araştırma alanını oluşturmaktadır. Türkiye'nin doğu ve batı bölgeleri arasında kalkınmışlık seviyesi bakımından çok ciddi bir fark bulunmaktadır. Bu durum, Türkiye'nin bölgesel kalkınma politikalarına yönelmesini zorunlu kılmaktadır. Bölgelerarası dengesizliklerin giderilmesi kapsamında Türkiye'nin çeşitli plan ve proje çalışmaları olmuş, ancak bunların kalkınmaya olan etkisi sınırlı seviyede kalmıştır. Avrupa Birliği'ne giriş süreci, birliğin bölgesel politikalarının yerine getirilmesini de içermekteydi. Bu kapsamda Helsinki Zirvesi Katılım Ortaklığı Belgesi'nde kalkınma ajansları konusu vurgulanmış ve Türkiye de bu doğrultuda çalışmaları başlatmıştır. İstatistikî Bölge Birimleri Sınıflandırması (İBBS) sisteminin Bakanlar Kurulu'nda kabul edilmesi, bu kapsamda yapılan ilk çalışma olarak dikkat çekmektedir. Müteakiben, 25 Ocak 2006 tarihinde 5449 sayılı "Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkındaki Kanun" kabul edilmiştir. Bu kanun 31 esas ve 5 geçici maddeden oluşmakta olup, bölgesel kalkınma ajanslarının yasal temele oturtulması bakımından büyük önem arz etmektedir. İlk olarak Çukurova Kalkınma Ajansı (ÇKA) ve İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) kurulmuştur. Bu ajanslardan edinilen tecrübe, müteakiben kurulan ajanslar için önemli rol oynamıştır. Dolayısıyla söz konusu deneyimlerin ve oluşan problemlerin, bir sistem dâhilinde ele alınması ve ayrıntılı olarak ortaya konulması ile kurulmuş ve kurulacak olan diğer kalkınma ajanslarının çalışmalarına rehberlik etmek ve katkı sağlamak, bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır.
AB tarım politikaları açısından Türk tarımında katılımcı bir model önerisi: TİGEM örneği
Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası ile Türk tarım politikasının karşılaştırıldığı çalışmamızda, Avrupa Birliği OTP'sinin amacına ulaşma konusunda Türk tarım politikasına göre daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Bu başarıda istikrarlı, tutarlı ve amaca uygun politikaların yanında tarım politikaları için ayrılan devasa bütçeler önemli rol oynamıştır. Türkiye'deki başarısızlığın nedeni ise, günübirlik, siyasi konjonktüre göre değişen ve cüzi miktardaki bütçelerle yönetilmeye çalışan tarım politikaları olmuştur. Avrupa Birliği, uyguladığı politikalarla birçok üründeki üretim açığını kapatmış, hatta bazı ürünlerde üretim fazlası oluşmuştur. Türkiye ise daha önce kendine yeterli olduğu pek çok üründe dışa bağımlı hale gelmiştir. Türkiye açısından diğer önemli bir konu, tarım topraklarının ve suların kirlenmesidir. Kirlenmenin yanında tarım toprakları erozyon ve tarım-dışı kullanım nedeniyle gittikçe azalmakta, bu durum tarımsal üretim ve gıda güvenliği açısından risk oluşturmaktadır. Türkiye'deki yarı-endüstriyel tarım nedeniyle toprak ve su, AB'ye ve diğer gelişmiş ülkelere kıyasla daha az kirlenmiştir. Ancak tarım topraklarındaki azalma bu ülkelere göre çok daha hızlıdır. Türkiye, tarım topraklarını koruyacak, toprak ve suların, bir bütün halinde çevrenin kirlenmesini önleyecek ve gen kaynakları muhafaza edecek tedbirleri alıp kararlı bir şekilde uygulamadığı takdirde gıda güvenliği ciddi bir risk altında olacaktır. Türk tarımı için önemli bir konumda olan TİGEM, 1980 sonrasında diğer tarımsal KİT'ler de olduğu gibi sık sık özelleştirme ile gündeme gelmiştir. Hatta TİGEM işletmelerinin özelleştirilmesi, birçok yerli ve yabancı şirket ile DTÖ ve IMF'nin gibi uluslararası kuruluşların gündeminin ilk sıralarında yer almıştır. Yapılan çalışmaların ardından yerli ve yabancı pek çok talibi olan TİGEM işletmelerinin uzun süreli kiralama yoluyla özelleştirilmesi kararlaştırılmıştır. Alınan karar neticesinde çok sayıda işletmesi kiraya verilmiş olan TİGEM, 2016 yılı itibariyle iki tanesi iştirak olmak üzere toplam 17 işletmede faaliyet göstermektedir. TİGEM işletmelerinin daha verimli olarak kullanılmasında özelleştirilmeye alternatif olabilecek yönetim modellerinin tartışıldığı bu çalışmada TİGEM için bir model önerisinde bulunulmuştur. Son yıllarda oldukça revaçta olan Yönetişim yaklaşımı ve yönetişim ile benzerlik gösteren AB'deki LEADER yaklaşımını esas alan model önerimiz, toplumun çeşitli kesimlerini içine alan bir yapıda planlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası, Türk Tarım Politikası, TİGEM, LEADER, Yönetişim, Endüstriyel Tarım, Sürdürülebilir Tarımsal Üretim, Gıda Güvenliği, Aile Çiftçiliği, Permakültür, Polikültür, Organik Tarım, Tohumluk, Damızlık Hayvan, Biyoçeşitlilik.
Türkiye Cumhuriyeti'nin dil politikası
Bu araştırma Türkiye Cumhuriyeti Dil Politikası'nın nasıl şekillendiğini ortaya koymaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'nin Dil Politikası çözümlenirken, öncelikle dil ve dilin ilişkili olduğu ana kavramlara yer verilmiş, ardından Türk Dili'nin politik anlamda şekillenmesi tarihi sürece bağlı olarak ortaya konmuştur. Türk Dil Politikası, Cumhuriyet öncesi dönem ve Cumhuriyet döneminde yaşanan gelişmeler göz önünde bulundurularak irdelenmiştir. Cumhuriyet öncesi dönem incelenirken; dil politikasını şekillendiren bazı siyasal karar ve uygulamalar ile dil politikasına etki eden Türkçe eserlerin belli başlılarına yer verilmiştir. Bu etkenler Türk Devletlerinin kronolojik varoluşlarından bağımsız olarak ele alınmıştır. Ayrıca Osmanlı Devleti'nin son dönemleri ağırlıklı olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti'ne geçiş sürecinde dil alanında yaşanan gelişmeler ortaya konmuştur. Cumhuriyet döneminde; yeni bir devletin kuruluşu ve batılılaşma sürecinde devrimlere bağlı olarak dil alanında yapılan değişiklikler ile günümüze kadar olan siyasi tercihlere yer verilmiştir. Bunlara ek olarak, günümüzde gelinen son durum ile Türk Dil Politikası'na yön veren bazı kurum ve kuruluşların faaliyetleri ele alınmıştır. Öte yandan, bilim ve dünya dili olarak Türkçe tartışılmış, küreselleşme sürecinin etkisi göz önünde bulundurularak dil politikasının geleceğine ilişkin öngörülere de yer verilmiştir. Böylelikle, Cumhuriyet'in kurulmasıyla birlikte yaşanan ve günümüz Türk Dil Politikası'nın oluşumuna etki eden, Atatürk'ün Türk Dili konusunda yaptığı devrim ve yeniliklere dikkat çekilerek o dönemde izlenen dil politikasına benzer bir dil politikası izlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Belediyelerin engellilere yönelik politika seçenekleri ve engelsiz kent uygulamaları: Mersin Büyükşehir Belediyesi örneği
ÖZET Bu araştırmanın amacı, Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin engelsiz kent uygulamalarının hak temelli yaklaşımla ne ölçüde uyumlu olduğunun, engelli bireyler tarafından nasıl değerlendirildiğini ortaya koymaktır. Bu kapsamda araştırmada, görme ve ortopedik engelli bireylerle görüşmeler gerçekleştirilmiş, engelsiz kent uygulamalarının engelli bireyler tarafından nasıl değerlendirildiğine ve bu uygulamaların hak temelli yaklaşımla ne derece örtüştüğüne bakılmıştır. Alan araştırması, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desenle gerçekleştirilmiştir. Böylece engelli bireylerin, Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin engelsiz kent uygulamalarına dair deneyimlerini ortaya koymak amacıyla araştırma; Mersin ilinin merkez ilçeleri olan Akdeniz, Mezitli, Toroslar ve Yenişehir'de yaşayan, 18 yaş ve üzeri çeşitli düzeylerde görme ve ortopedik engeli bulunan 34 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Örneklem grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt ve kartopu örnekleme teknikleri kullanılmıştır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla gerçekleştirilen derinlemesine görüşmelerle toplanmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler, içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler neticesinde temalar belirlenmiş, her temaya ait kategoriler ise içerik analizine dayalı olarak oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda, Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin engelsiz kent politika ve uygulamalarının; ulusal düzeydeki politika ve uygulamalarla uyumlu şekilde, Birleşmiş Milletler Engelli Haklarına İlişkin Sözleşme ve 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'nin gereklerinden yola çıkarak hak temelli yaklaşımla şekillendirildiği belirlenmiştir. Bu uygulamaların hem Avrupa Birliği kentleri hem de Türkiye'deki başarılı uygulamalarla benzerlik taşıdığı görülmüştür. Ancak uygulamalar açısından engelli bireylerin, ulaşım ve erişilebilirlik, insanların bilinçsizliği ve duyarsızlığından kaynaklı problemler yaşadığı ve bu bağlamda mahalle düzeyinde farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda hak temelli yaklaşıma uygun biçimde, Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin ilçe belediyeleriyle daha güçlü bir koordinasyon kurması ve bu alanda denetim mekanizmalarının geliştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kavramlar: Belediye, Engelli Birey, Engelsiz Kent, Hak Temelli Yaklaşım, Mersin.