Theses supervised by Prof. Dr. Zeynep Hamamcı

18 theses · Gaziantep University, Beykoz University

DoctorateOpen AccessTR

Bilişsel davranışçı terapiye dayalı bireysel danışmanın çocukların depresyon düzeyleri olumsuz düşünceleri ve benlik algıları üzerine etkisinin incelenmesi

Araştırmanın genel amacı bilişsel davranışçı terapiye dayalı gerçekleştirilen bireysel danışmanın çocukların depresyon düzeyleri, olumsuz düşünceleri, benlik algıları üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma kullanılmıştır. Çalışma grubu beşinci sınıf öğrencilerinden Çocuk Depresyon Envanterinden kesme puanın üzerinde puan alan ve alınma/dışlama kriterlerini sağlayan on beş çocuk seçilmiştir. Yansız atama ile deney, placebo, kontrol gruplarına atanan çocuklarla ön test, son test, izleme ölçümlü bir araştırma yapılmıştır. Deney grubundaki beş çocuk ile her oturumun ortalama 45 dk sürdüğü, haftada bir sıklıkta, toplam 10 hafta devam eden uygulama yapılmıştır. Seansların son on dakikası ebeveyn seansa katılmıştır. Çocuklar ile bilişsel davranışçı terapiye dayalı depresyon düzeylerini düşürmeye, olumsuz benlik algısı ve düşünce düzeylerini azaltmaya yönelik bireysel görüşme yapılırken; ebeveynler ile süreç hakkında bilgilendirme, seans dışında çocuğa destek, takip amaçlı görüşmeler yapılmıştır. Plasebo grubundaki beş öğrenci ile müdahale içermeyen görüşmeler yapılmıştır. Kontrol grubundaki beş çocuk ile herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Çalışmada nicel veri olarak Çocuk Depresyon Envanteri, Piers-Harris Çocuklarda Öz Kavram Ölçeği ve Çocukluktaki Olumsuz Düşünceleri Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Veriler ön-test, son-test ve dört ay sonra izleme ölçümü olarak alınmıştır. Nitel araştırma yöntemi için çocuklar ile yapılan görüşmelerin içerikleri ve uygulama sonrası araştırmacı tarafından hazırlanan, ebeveynlerden alınan yarı yapılandırılmış görüşme sorularına verilen yanıtlar kullanılmıştır. Araştırma sonucunda uygulamanın plasebo ve kontrol grupları ile karşılaştırıldığında çocukların depresyon düzeylerini düşürmede anlamlı bir etki yarattığı görülmüştür. Ayrıca uygulamanın çocukların olumsuz benlik algısı seviyesini ve düşünce düzeyilerini azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların görüşme içerikleri ve ebeveynlerden alınan geribildirimler incelendiğinde uygulamanın çocuklar üzerinde olumlu bir etki yarattığı görülmüştür.

Benlik algısıBilişsel davranış terapileriBireysel danışma+6
Ayşe Nur Katmer
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı psikoeğitim programının tek ebeveynli ergenlerin gelecek beklentisi, umut ve benlik saygısı üzerine etkisi

Araştırmanın genel amacı bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı psikoeğitim programının tek ebeveynli ergenlerin gelecek beklentisi, umut ve benlik saygısı üzerine etkisini incelemektir. Çalışma deney ve kontrol gruplu yarı deneysel bir araştırmadır. Araştırmanın çalışma grubunu 10, 11 ve 12. sınıfta okuyan toplam 21 tek ebeveynli ergen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Gelecek Beklentisi Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Beck Umutsuzluk Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada deney grubundaki öğrenciler haftada bir oturum ve her oturum 80 dakika olacak şekilde toplam 10 oturumdan oluşan bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı psikoeğitim programına katılırken, kontrol grubundaki öğrencilerle herhangi bir çalışma yürütülmemiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde gruplar arası farkın anlamlılığını test etmek amacıyla Mann-Whitney U testi ile grup içi farkın anlamlılığını test etmek için Wilcoxon İşaretli Sıralar testinden yararlanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda deney grubundaki ergenlerin, benlik saygısı ve umut düzeylerinde kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı artış yaşandığı görülmüştür. Gelecek beklentilerinde deney grubunda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Elde edilen bulgular; araştırmacı tarafından geliştirilen bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı psikoeğitim programının tek ebeveynli ergenlerin umut ve benlik saygısı üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir

Özlem Yener
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Erkeklik rollerini kabullenmenin ve erkekliğe yönelik tehdit algısının üniversite öğrencilerinin flört şiddetine yönelik tutumları ile ilişkisi

Bu araştırmada, erkeklik rollerini kabullenmenin ve erkekliğe yönelik tehdit algısının üniversite öğrencilerinin flört şiddetine yönelik tutumları ile ilişkisi incelenmiştir. Ayrıca araştırmada üniversite öğrencilerinin flört şiddetine yönelik tutumlarında, ilişki durumu, ilişkide şiddete maruz kalma ve şiddete başvurma, aile içinde şiddete tanıklık etme ve şiddete maruz kalma durumuna göre bir fark olup olmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın grubu, 2016-2017 eğitim öğretim yılında Gaziantep Üniversitesi'nde öğrenim gören 510 erkek öğrenciden oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak ''Flört Şiddetine Yönelik Tutum Ölçekleri", "Erkeklik Rolleri Ölçeği", "Erkekliğe Yönelik Algılanan Tehdit Ölçeği" ve ''Kişisel Bilgi Formu'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve t-testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda; erkek üniversite öğrencilerinin flört şiddetine yönelik tutumları ile erkeklik rollerini kabullenmeleri arasında olumlu yönde ancak düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Erkek üniversite öğrencilerinin erkekliğe yönelik tehdit algıları ile flört şiddetine ilişkin tutumları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Üniversite öğrencilerinin, demografik değişkenlere göre flört şiddetine yönelik tutumlarında anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir.

Algılanan tehditErkeklikFlört+5
Serhat Doğan
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklara yönelik bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı kaygıyla başa çıkma programının ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin kaygı düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, çocuklara yönelik bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı olarak geliştirilen kaygıyla başa çıkma programının çocukların kaygı düzeylerine etkisini incelemektir. Çalışmaya ilkokul dördüncü sınıfta öğrenim görmekte olan 16 öğrenci ile başlanılmıştır. Ancak izleme ölçümü deney grubunda altı kontrol grubunda altı olmak üzere toplam 12 öğrenci ile tamamlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Karaceylan-Çakmakçı (2004) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Çocuklarda Anksiyete Bozukluklarını Tarama Ölçeği (ÇABTÖ) kullanılmıştır. Araştırmada deney grubundaki öğrenciler haftada iki oturum olacak şekilde toplam sekiz oturumdan oluşan bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı kaygıyla başa çıkma programına katılırken kontrol grubundaki öğrencilerle herhangi bir çalışma yürütülmemiştir. Araştırmada ön-test, son-test ve izleme ölçümlü, deney ve kontrol gruplu 2x3'lük split-plot karışık desen kullanılmıştır. Araştırmanın bitiminden altı ay sonra izleme ölçümü gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde gruplar arası farkın anlamlılığını test etmek amacıyla Mann-Whitney U testi ile grup içi farkın anlamlılığını test etmek için ise Friedman testlerinden yararlanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda deney grubundaki deneklerin ÇABTÖ'den almış oldukları genel kaygı ortalamalarında ve yaygın anksiyete bozukluğu, ayrılık kaygısı ve sosyal kaygı alt boyutlarından almış oldukları puan ortalamalarında uygulama sonrasında anlamlı bir azalma görülmüş ve bu azalma izleme döneminde de devam etmiştir. Deney grubundaki bireylerin panik bozukluk/somatik belirti ve okul fobisi alt boyutlarından almış oldukları puan ortalamalarında ise anlamlı bir azalma görülmemiştir. Öte yandan kontrol grubundaki deneklerin ise yalnızca genel kaygı ortalamalarında anlamlı bir azalma meydana gelmiş ve bu azalma izleme döneminde de devam etmiştir. Elde edilen bulgular; araştırmacı tarafından geliştirilen çocuklara yönelik bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı kaygıyla başa çıkma programının çocukların kaygı düzeylerini azaltmada etkili olduğunu göstermektedir.

Başa çıkmaBilişsel davranışlarEğitim programları+5
Aykut Kul
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lise seçimine ilişkin akılcı olmayan inançlar ölçeği'nin geliştirilmesi

Bu araştırmada, ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin lise seçimine ilişkin akılcı olmayan inançlarını ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturan 8. sınıfa devam eden416 ortaokul öğrencisine 31 maddelik deneme formu uygulanmıştır. Ölçeğin yapı geçerliğini belirlemek amacıyla yapılan açımlayıcı faktör analizleri sonucunda 21 maddelik dört faktörden oluşan bir ölçek elde edilmiştir. Doğrulayıcı faktör analizleri sonucunda dört faktörden oluşan yapı doğrulanmıştır.Ölçeğin alt ölçekleri; Seçim Yapamama, Hatasız Seçim, Saygınlık ve Kendine Güven olarak isimlendirilmiştir. Ayırt ediciliğe ilişkin çalışmalarda, ölçek maddelerinin tüm alt boyutlarında lise seçimine ilişkin akılcı olmayan inançları yüksek olan öğrencilerden düşük olanları ayırt edebildiği bulunmuştur. Ayrıca ölçeğin, Ergenler İçin Mantıkdışı İnançlar Ölçeği (EMİÖ) ile arasındaki korelasyon incelenmiştir. Buna göre EMİÖ' nün; Seçim Yapamama alt boyutu ile .26, Hatasız Seçim alt boyutu ile .35, Saygınlık alt boyutu ile .43 ilişkisi olduğu ve Kendine Güven alt boyutuyla ilişkisi olmadığı tespit edilmiştir. Ölçeğin güvenirlik çalışması kapsamında, ölçeğin geneli için test-tekrar test güvenirlik katsayısı. 91 ve Cronbach alfa katsayısı. 80 olarak bulunmuştur. Elde edilen bulgular, Lise Seçimine İlişkin Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği' nin ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin lise seçimine yönelik akılcı olmayan inançlarını ölçmede geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Akılcı Olmayan İnançlar, Lise Seçimi, Geçerlik ve Güvenirlik

Akılcı olmayan inançlarGeçerlikGüvenilirlik+4
Havva Özge Kaynak Yeşiltepe
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Psikoeğitim programı geliştirme ve uygulama Yeterlilik Algısı Ölçeği'nin geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu araştırmada rehber öğretmenlerin psikoeğitim programı uyarlama geliştirme ve uygulama yeterlilik algılarının ölçülmesine yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçme aracının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ayrıca demografik değişkenlere göre rehber öğretmenlerin bir psikoeğitim programını uyarlayabilme, geliştirme ve uygulama yeterlilik algılarında bir fark olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu Ankara ilinin Çankaya, Keçiören ve Gölbaşı ilçelerinde okullarda çalışan 622 rehber öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada geliştirilen ve kullanılan Psikoeğitim Programı Geliştirme ve Uygulama Yeterlilik Algısı Ölçeği'nin uzman görüşü alınarak geliştirilen deneme formu 5'li likert tipinde 36 maddeden oluşmaktadır. Ölçek uygulaması sonucu elde edilen veriler analizi için KMO-Bartlett testi, açımlayıcı faktör analizi, Cronbach's alpha güvenirlik analizi, korelasyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Ölçeğin KMO örneklem uygunluk kat sayısının .97 ve Barlett Sphericity Testi χ2 değerinin 108097.78 (p<.001) olduğu bulunmuştur. Yapılan analiz sonucunda "Psikoeğitim Programı Geliştirme ve Uygulama Yeterlilik Algısı Ölçeği" olarak adlandırılan 3 faktörlü ve 26 maddeden oluşan bir ölçek geliştirilmiştir. Ölçeğin madde toplam korelasyonları .51 ile 83 arasında değişmekte iken "uyarlama" alt boyutunda .71 ile .85, "geliştirme" alt boyutunda .84 ile .88 ve "uygulama" alt boyutunda .51 ile .86 arasında değişmektedir. Alt ve üst olarak tanımlanan %27'lik grupların madde puanlarının farkına ilişkin t değerleri, 15.24 ile 25.63 arasında değiştiği, ölçeğin her bir maddesinden aldıkları puan ortalamaları arasında anlamlı bir farkın olduğu bulunmuştur. Ölçeğin alt boyutları arasındaki korelasyon değerleri .72 ile .92 arasında değişmektedir. Ölçeğin alt boyutlarının güvenirlik katsayıları .94- .96 arasında değişmektedir. Ölçeğin genelinin güvenirlik katsayısı ise .97'dir. Elde edilen bulgular "Psikoeğitim Programı Geliştirme ve Uygulama Yeterliliği Ölçeği'nin" geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir.

GeçerlikGüvenilirlikProgram geliştirme+5
Adem Yıldırım
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişki doyumuyla affetmeye ilişkin inançlar ve affetme arasındaki ilişki

Bu araştırmada romantik ilişkilerde doyumu ile affetme ve affetmeye ilişkin inançlar arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep Üniversitesinde çeşitli fakültelerde lisans düzeyinde öğrenim gören ve en az 6 ay romantik ilişkiye sahip 313 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "İlişki İstikrarı Ölçeği'nin İlişki Doyumu alt boyutu", "Affetmeye İlişkin İnançlar Ölçeği", "Heartland Affetme Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Korelasyon analizi sonuçlarına göre; ilişki doyumu ile ilişki durumu, kendini affetme ve affetmek ahlaklı davranışa teşviktir inancı ile düşük düzeyde ve olumlu yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Verilerin analizinde öğrencilerin ilişki doyumlarının yordayıcılarını belirlemek amacıyla Hiyerarşik Çoklu Regresyon analizi kullanılmıştır. Veri analizi sonucunda önemli çıkan yordayıcılara göre anlamlı bir fark olup olmadığını test etmek üzere tek yönlü varyans analizi ve t-testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; bireylerin ilişki doyumlarının sözlü-nişanlı olanların flört edenlere göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Romantik ilişki yaşayan bireylerin "affetmek ahlaklı davranmaya teşviktir inancı" ile kendini affetme düzeyleri yükseldikçe ilişki doyum düzeylerinin de arttığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: ilişki doyumu, affetme, affetmeye ilişkin inançlar

BağışlamaDuygusal ilişkiÖlçekler+2
Gizem Reisoğlu
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişki yaşayan bireylerin çocukluk dönemi örselenme yaşantıları ilişki doyumu ve evlilik beklentisi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada romantik ilişki yaşayan bireylerin çocukluk dönemi örselenme yaşantıları ile ilişki doyumu ve evlilik beklentisi arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ilinde ikamet eden ve romantik bir ilişki içerisinde bulunan 268 birey oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Çocukluk Dönemi Örselenme Yaşantıları Ölçeği Kısa Formu", "İlişki Doyumu Ölçeği", "Evlilik Beklentisi Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde Spearman Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı, Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis Testi'nden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda; romantik ilişki yaşayan bireylerin çocukluk çağı örselenme yaşantılarından cinsel istismar ile evlilik beklentisi arasında olumsuz yönde anlamlı ancak düşük düzey ilişki bulunmuştur. Araştırmanın bir diğer sonucuna göre ise; çocukluk çağı örselenme yaşantılarından duygusal istismar ile ilişki doyumu arasında olumsuz yönde anlamlı ve orta düzey ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; kadınların çocukluk dönemlerinde erkeklere göre daha fazla fiziksel, duygusal ihmal ve fiziksel istismara maruz kaldıkları bulgusuna ulaşılmıştır. İlişki durumu nişanlı olan katılımcıların evlilik beklenti düzeyleri, ilişki durumu evli olanlara göre daha yüksek bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Çocukluk dönemi örselenme yaşantıları, ilişki doyumu, evlilik beklentisi, romantik ilişki

Duygusal ilişkiEvlilikGaziantep+3
Sinem Akşemsettinoğlu
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin kişilerarası ilişki tarzları ve çatışma çözme eğilimleri arasındaki ilişkide affetmenin aracı rolü

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin kişilerarası ilişki tarzları ile çatışma çözme eğilimi arasındaki ilişkide kendini , başkalarını ve durumu affetmenin aracı rolünü incelemektedir.Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep Üniversitesinde lisans düzeyinde çeşitli bölümlerde öğrenim görmekte olan 409 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak "Çatışma Çözme Eğilimi Ölçeği", "Heartland Affetme Ölçeği", "Kişilerarası İlişki Tarzları Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde yapısal eşitlik modellemesi (YEM) uygulanmıştır.Araştırmada yapılan analizler besleyici ilişki tarzı ile çatışma çözme eğilimi arasındaki ilişkinin pozitif yönde anlamlı olduğu görülmüştür.Çatışma çözme eğilimi ile kendini affetme, başkalarını affetme ve durumu affetme arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur.Kendini affetme, başkalarını affetme ve durumu affetmenin besleyici ilişki tarzı ile anlamlı pozitif yönde olduğu bulunmuştur.Zehirleyici ilişki tarzının çatışma çözme ve affetme ile ilişkisi negatif yönde ve anlamlı olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre kişilerarası ilişki tarzları ile çatışma çözme eğilimi arasındaki ilişkide affetmenin aracı rolünün incelendiği modelde ise, durumu affetmenin aracılık etkisinin olmadığı; besleyici ilişki tarzı ile çatışma çözme eğilimi arasındaki ilişkide kendini affetme ve başkalarını affetmenin; zehirleyici ilişki tarzı ile çatışma çözme eğilimi arasındaki ilişkide kendini affetmenin kısmi aracı etkisi olduğu bulunmuştur. Bu araştırmanın sonuçlarından besleyici ilişki tarzına sahip yani olumlu ilişkiler kurma ve ilişkileri sürdürme yönünde eğilimi olan bireylerin kendisini inciten kişiyi ya da kendilerini affederek ilişkisinde çatışmaları çözme eğilimi sergileyebilecekleri ve böylece ilişkisini sağlıklı bir şekilde devam etmesini sağlayabilecekleri belirlenmiştir.Bu araştırma bireyin kişilerarası ilişkilerde karşılaştığı olumsuz durumlarla baş etmesinde ve kişilerarası ilişkilerini düzenlemesinde affetme önemli bir kavram olarak karşımıza çıktığı söylenebilir.

BağışlamaEğitim psikolojisiKendini affetme+7
Yasemin Kaygas
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ortoreksiya nervoza eğilimi ile depresif belirtiler arasındaki ilişkide beden algısının düzenleyici rolü

Bu araştırmanın amacı ortoreksiya nervoza ile depresif belirtiler arasındaki ilişkide beden algısının düzenleyici rolünü incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu 18-35 yaş aralığında olan daha önce diyet uygulamış 197 bireyden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları ''Sosyodemografik Veri Formu, Orto-11 Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Vücüt Algısı Ölçeği'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde değişkenler arasında ilişkinin incelenmesinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve beden algısının düzenleyici rolünün analizinde ise Hiyerarşik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Verilen analizi sonucunda ortoreksiya nervoza ile beden algısı arasında pozitif yönlü, düşük düzeyde, anlamlı bir ilişki bulunurken ortoreksiya nervozanın depresif belirtiler arasındaki negatif yönlü, düşük düzeyde, anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada beden algısı ile depresif belirtiler arasında negatif yönlü, orta düzeyde, anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Ortoreksiya nervoza eğilimi ile depresif belirtiler arasındaki ilişkide beden algısının düzenleyici rolü incelendiğinde beden algısının düzenleyici bir rol oynadığı belirlenmiştir. Bu araştırmanın sonucunda sağlıklı beslenmeye olan ilginin bağlılıkla sürdürülmesi ve patolojik bir hale dönüşmesinin depresif belirtileri ortaya çıkardığı söylenebilir. Araştırmanın sonuçları beden görünümden memnuniyetsizliğin sağlıklı beslenmeye yönelik inançlar ve davranışlar ile depresif belirtiler arasındaki ilişkiyi güçlendirdiği ve olumsuz beden algısının önemli bir düzenleyici değişken olduğunu göstermektedir.

Buket Aydın
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Anadili Türkçe olan ve olmayan ortaokula devam eden çocukların akademik benlik saygısı içe dönüklük ve utangaçlık düzeylerinin karşılaştırması

Bu araştırmanın amacı anadili Türkçe olan ve olmayan ortaokula devam eden çocukların akademik benlik saygısı, içe dönüklük ve utangaçlık düzeylerinin karşılaştırmaktır. Araştırmanın katılımcıları Midyat Altunkaya, Midyat Kocatepe ve Midyat Cumhuriyet Ortaokullarında altıncı, yedinci ve sekizinci sınıflarda eğitim görmeye devam eden 10-16 yaş aralığında olan 438 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Demografik Bilgi Formu, Akademik Benlik Saygısı Ölçeği (ABS), Eysenck Kişilik Envanteri, Çocuk Utangaçlık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizi için değişkenler arasındaki ilişki için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı, akademik benlik saygısı (ABS); değişkenler arasındaki farklara bakmak için bağımsız örneklem t test ve tek yönlü ANOVA yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre anadili Türkçe olan ve olmayan öğrenciler arasında akademik benlik saygısı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir. Anadili Türkçe olan ve ortaokula devam eden öğrencilerin akademik benlik saygısı düzeyleri anadili Türkçe olmayan olan öğrencilere göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre anadil Türkçe olan ve olmayan çocukların içe ve dönüklük düzeyleri ile utangaçlık düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Araştırmada çocukların içe ve dönüklük, akademik benlik saygısı ve utangaçlık düzeyleri arasında demografik değişkenler açısından bir fark olup olmadığı incelendiğinde eğitim ve sosyoekomomik değişlenlerine göre sosyoekonomik durumu düşük olan katılımcıların utangaçlık düzeyleri sosyoekonomik durumu orta olan katılımcılara göre anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Araştırma sonucuna göre ortaokula devam eden öğrencilerin babalarının ve annelerinin eğitim durumuna göre akademik benlik saygı düzeyleri arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Baba ve annenin eğitim seviyesi arttıkça akademik benlik saygı düzeyleri azalmaktadır.

Jiyan Ay
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ölüm kaygısı ve bilişsel-davranışsal kaçınma arasındaki ilişkide bilinçli farkındalığın düzenleyici rolü

Bu araştırmanın amacı, bireylerin ölüm kaygısı düzeyleri ile bilişsel-davranışsal kaçınma eğilimleri arasındaki ilişkide bilinçli farkındalığın düzenleyici etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu, 18 yaş ve üzeri 629 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada veriler, Sosyo-demografik Veri Formu, Templer'in Ölüm Kaygısı Ölçeği, Bilinçli Farkındalık Ölçeği ve Bilişsel-Davranışsal Kaçınma Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde, non-parametrik testler, korelasyon analizleri, regresyon ve etkileşim analizleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, ölüm kaygısı ile bilişsel-davranışsal kaçınmanın tüm alt boyutları arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur; Ölüm kaygısı ile davranışsal sosyal kaçınma arasında pozitif yönlü, yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki, ölüm kaygısı ile bilişsel sosyal kaçınma, bilişsel sosyal olmayan kaçınma ve davranışsal sosyal olmayan kaçınma arasında ise pozitif yönlü, orta düzeyde ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca, bilişsel-davranışsal kaçınmanın her bir alt boyutu ile bilinçli farkındalık arasında negatif yönlü, orta düzeyde ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ölüm kaygısı ile bilinçli farkındalık arasındaki ilişki ise zayıf düzeyde, negatif ve anlamlıdır. Ancak, bilinçli farkındalık, ölüm kaygısı ile bilişsel-davranışsal kaçınma arasındaki ilişkide düzenleyici bir rol oynamamıştır. Bilinçli farkındalığın bu ilişkiyi doğrudan düzenlemese de dolaylı etkisiyle kaçınmayı azaltıcı bir işlev üstlendiği bulunmuştur. Ölüm kaygısı bilinçli farkındalık düzeyini düşürmekte, azalan farkındalık da kaçınmayı artırmakta; bu durum bilinçli farkındalığın aracı bir mekanizma olarak önemini ortaya koymaktadır.

Bilinçli farkındalıkKaçınma davranışıÖlüm kaygısı
Yasemin Kılıç
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde sosyal medya kullanımı ve sosyal karşılaştırma arasındaki ilişkide aile iletişiminin aracı etkisi

Bu araştırmada sosyal medya kullanımı ve sosyal karşılaştırma arasındaki ilişkide aile iletişiminin aracı etkisi incelenmiştir. Araştırma, İstanbul' da yaşayan 14-18 yaş arası 358 ergen katılımcı ile yürütülmüştür. Bu araştırmada; Sosyo-demografik Bilgi Formu, Sosyal Karşılaştırma Ölçeği, Sosyal Medya Kullanım Ölçeği ve Aile İletişim Kalıpları Ölçeği kullanılarak veriler elde edilmiştir. Çalışmada ele alınan değişkenlerde sosyo-demografik verilere göre bir fark olup olmadığını incelemek için Tek Yönlü Varyans Analizi ve bağımsız örneklem grupları için uygulanan t- testi uygulanmıştır. Değişkenlerin birbirleri ile ilişkisine bakmak için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Testi ve sosyal karşılaştırma düzeyleri ve sosyal medya kullanım düzeyi arasındaki ilişkide aile iletişiminin aracı rolüne bakmak amacı ile Yol Analizi uygulanmıştır. Aile iletişim Kalıpları uyum yönelimi alt boyutu ile sosyal medya kullanımı süreklilik ve yetkinlik alt boyutları arasında zayıf düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Aile iletişim düzeylerinin diyalog yönelimi alt boyutu ile sosyal karşılaştırma düzeyleri arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur. Aile iletişiminin uyum yönelimi alt boyutu ile sosyal karşılaştırma düzeyi arasındaki ilişki anlamlı değildir. Sosyal medya kullanımı ve sosyal karşılaştırma arasındaki ilişkide aile iletişiminin diyalog yönelimi alt boyutunun tam aracı etkisi bulunmuştur.

Aras Aynaz
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde uyku kalitesi kronobiyolojinin psikolojik dayanıklılık ve anksiyete ile ilişkisi

Bu araştırmanın amacı; uyku kalitesi, sirkadiyen tipler, psikolojik dayanıklılık ile anksiyete arasındaki ilişkileri tespit etmektir. Araştırma, nicel analiz yöntemlerinden betimsel ve ilişkisel tarama modeline uygun olarak hazırlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 18-65 yaş aralığında içleme ve dışlama kriterlerine uygun olarak belirlenmiş 298 bireyden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Sabahlılık- Akşamlılık Ölçeği", "Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ)", "Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YİPDÖ)" ve "Beck Anksiyete Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada normallik testleri, betimsel analiz, değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek için Ki-Kare Testi, Tek Yönlü ANOVA ve Paralel Aracılık Modeline uygun testler yapılmıştır. Araştırmada betimsel analiz sonuçlarına göre; katılımcıların büyük çoğunluğunun ara tip kronotip özelliği gösterdiği, orta ve iyi düzey uyku kalitesine sahip olduğu, anksiyete düzeylerinin yüksek olmadığı ve psikolojik dayanıklılık düzeylerinin ise yüksek olduğu belirlenmiştir. Analiz sonuçlarına göre; uyku kalitesi anksiyete ile negatif yönde, psikolojik dayanıklılık ile pozitif yönde anlamlı ilişkiye sahiptir. Psikolojik dayanıklılık ile anksiyete arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur Araştırmada ayrıca sabahçı tipe yakın tipteki katılımcıların çoğunluğunun iyi ve orta düzeyde uyku kalitesine sahip olduğu, sabahçı tipte yer alan katılımcıların orta tipte yer alan katılımcılara göre psikolojik dayanıklılık düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Anksiyete ile sirkadiyen tipleri arasında ise anlamlı bir ilişki belirlenmemiştir. Araştırmada elde edilen bu sonuçlara göre; uyku kalitesinin anksiyete üzerindeki etkisinin hem doğrudan hem de psikolojik dayanıklılık aracılığı ile dolaylı şekilde etkilediği belirlenmiştir.

Pittsburg uyku kalitesi ölçeği
Mehmet Şahin
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde belirsizliğe tahammülsüzlük ve mükemmeliyetçilik ile öz duyarlılık arasındaki ilişki

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin belirsizliğe tahammülsüzlük ve mükemmeliyetçilik ile öz duyarlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin incelenmesi için ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep Üniversitesi Eğitim, Mimarlık ve Hukuk Fakültelerinden toplam 401 lisans ve yüksek lisans öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada üniversite öğrencilerinin demografik özellikleri hakkında bilgi toplamak için Kişisel Bilgi Formu, belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerini ölçmek üzere Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği (BTÖ) Mükemmeliyetçilik düzeylerini ölçmek için Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (ÇBMÖ), öz duyarlılık düzeylerini ölçmek için ise Öz-Duyarlılık Ölçeği (ÖDÖ) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde bağımsız örneklemler için t testi, basit doğrusal korelasyon ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre üniversite öğrencilerinin belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri ile mükemmeliyetçilik düzeyleri arasında pozitif ilişki, belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri ile öz duyarlılık düzeyleri arasında negatif ilişki, mükemmeliyetçilik düzeyleri ile öz duyarlılık düzeyleri arasında ise yine negatif ilişki bulunmuştur. Son olarak yapılan regresyon analizinde üniversite öğrencilerinin öz duyarlılık düzeylerini belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri yordarken mükemmeliyetçilik düzeylerinin anlamlı şekilde yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Belirsizliğe tahammülsüzlükMükemmeliyetçilikÖlçekler+2
Zehra Başcı
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı web tabanlı interaktif ve geleneksel psiko-eğitim programlarının çocukların bilişsel hatalarına ve psikolojik belirtilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı olarak geliştirilen web tabanlı interaktif ve geleneksel psiko-eğitim programlarının çocukların bilişsel hataları ve psikolojik belirtileri üzerindeki etkisini karşılaştırmaktır. Çalışmaya ortaokul sekizinci sınıfta öğrenim gören 36 çocuk katılmıştır. Web tabanlı interaktif, geleneksel psiko-eğitim ve kontrol grubu 12'şer denekten oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Aydın (2006) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Çocuklar İçin Olumsuz Bilişsel Hatalar Ölçeği (ÇOBHÖ) ve Şahin, Batıgün ve Uğurtaş (2002) tarafından ergen formu hazırlanan Kısa Semptom Envanteri (KSE) kullanılmıştır. Araştırmada web tabanlı interaktif psiko-eğitim grubu haftada bir modül olmak üzere toplam 10 modülden oluşan online bir programdan yararlanırken, geleneksel psiko-eğitim grubu ise haftada bir oturum olacak şekilde sekiz oturumdan oluşan programa katılmışlardır. Kontrol grubu ile herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Araştırmada 3X4'lük deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın bitimini takiben bir hafta sonra son-test, bir ay ve üç ay sonra ise izleme ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde gruplar arası farkın anlamlılığını incelemek için Kruskal Wallis H testi, grup içi ölçümler arası farkın anlamlı olup olmadığını incelemek için ise Friedman testleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda hem web tabanlı interaktif hem de geleneksel psiko-eğitim programlarında yer alan deneklerin bilişsel hatalarının uygulama sonrasında azaldığı ve izleme dönemlerinde de devam ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Web tabanlı interaktif programda yer alan deneklerin psikolojik belirtilerinin de uygulama sonrasında azaldığı ve izleme dönemlerinde de devam ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Geleneksel psiko-eğitim programında yer alan deneklerin psikolojik belirtileri açısından uygulama öncesi ve sonrasında herhangi bir değişiklik olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular; araştırmacı tarafından geliştirilen web tabanlı interaktif psiko-eğitim programının çocukların bilişsel hatalarını ve psikolojik belirtilerini azaltmada etkili olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Web tabanlı, İnteraktif, Bilişsel-Davranışçı, Psiko-Eğitim, Bilişsel Hatalar, Psikolojik Belirtiler

Bilişsel davranış terapileriBilişsel davranışlarDavranışçı yaklaşım+7
Ahmet Buğa
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Anne-babaların akılcı olmayan inançlarının aile işlevi ve çocuklardaki davranış problemleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, anne-babaların anne baba olmaya ilişkin akılcı olmayan inançlarının aile işlevi ve çocuklardaki davranış problemleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemi, Türkiye?nin sekiz farklı ilinde çocukları ilköğretime (7-12 Yaş) devam eden 520 anne-babadan oluşmaktadır. Araştırmada anne-babaların akılcı olmayan inançları `Anne-Baba Düşünceler Ölçeği?, aile işlevi `Aile Değerlendirme Ölçeği?, çocuklardaki davranış problemleri ise `4-14 Yaş Çocuk ve Gençlerde Davranış Değerlendirme Ölçeği? ile değerlendirilmiştir. Araştırma betimsel bir çalışma olup verilerin analizinde bağımsız örneklem grupları için t testi, tek-yönlü varyans analizi, aşamalı regresyon analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırmada Anne-Baba Düşünceler Ölçeği?nin beklentiler alt boyutunun, Aile Değerlendirme Ölçeği?nin duygusal tepki verebilme alt boyutu ile .34, gereken ilgiyi gösterme alt boyutu ile .31 ve davranış kontrolü alt boyutu ile .31 olmak üzere olumlu yönde ve orta düzeyde ilişkili olduğu bulunmuştur. 4-14 Yaş Çocuk ve Gençlerde Davranış Değerlendirme Ölçeği?nin Anne-Baba Düşünceler Ölçeği?nin beklentiler alt boyutu .21 ve mükemmeliyetçilik alt boyutu ile .12 düzeyinde anlamlı olmayan bir ilişki bulunmuştur. Araştırmada ayrıca Anne-Baba Düşünceler Ölçeği?nin beklentiler alt boyutunun, Aile Değerlendirme Ölçeği?nin iletişim alt boyutu ve 4-14 Yaş Çocuk ve Gençlerde Davranış Değerlendirme Ölçeği arasındaki ilişkide aracı bir değişken olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda anne-babaların çalışma durumu, gelir durumu, mesleki dağılımları, eğitim durumları, çocuklarının bulunmuş olduğu sınıf düzeyleri, psikiyatrik yardım alıp almamaları ve ailede herhangi bir üyenin psikiyatrik yardım alıp almamalarına göre çocuklarındaki davranış problemlerini algılamaları arasında anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Anne-babaların, anne-baba olma durumlarına ve çocukların doğum sırasına göre çocuklarındaki davranış problemlerini algılamaları arasında ise anlamlı bir fark bulunamamıştır.

Cemal Bağcı
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlerin romantik ilişki doyumları ile anne-baba çatışmasını algılamaları arasındaki ilişkide problem çözme tarzları ve ilişkilere yönelik akılcı olmayan inançların aracı rolü

Bu araştırmanın amacı, genç yetişkinlerin romantik ilişki doyumları ile anne-baba çatışmasını algılamaları arasındaki ilişkide, problem çözme tarzları ve ilişkilere yönelik akılcı olmayan inançların aracı rolünü incelemektedir. Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep Üniversitesinde lisans düzeyinde çeşitli bölümlerde öğrenim gören 281 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak öğrencilere "Çocukların Evlilik Çatışmasını Algılaması Ölçeği (Yetişkin Formu)", "Ergenler için Romantik İlişkide Sorun Çözme Ölçeği", "İlişki İnançları Ölçeği", "İlişki Doyumu Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" uygulanmıştır. Verilerin analizinde yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, ilişkilere yönelik akılcı olmayan inançların, modelde aracılık etkisinin olmadığı, ilişkide problem çözme tarzlarının, ilişki doyumu ile anne-baba çatışması algısı arasındaki ilişkide tam aracılık etkisine sahip olduğu saptanmıştır. Ayrıca yapısal modelde cinsiyetler açısından bir farklılaşma olmadığı belirlenmiştir. Araştırma bulguları, alanyazında yer alan diğer çalışmalarla karşılaştırılarak tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Aile içi ilişkilerAkılcı olmayan inançlarAna-baba algısı+7
Ahmet Altınok
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2014
00

Other supervisors