Theses supervised by Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt Önal

18 theses · Çukurova University, Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology

DoctorateOpen AccessTR

Türk konaklama işletmelerinde sermaye yapısını etkileyen faktörlerin analizi

Konaklama işletmeleri, yatırım aşamasında büyük arazi ve arsalar üzerine sabit varlık ağırlıklı yatırımlar yapan ve bu nedenle sermaye yoğun özellik gösteren işletmelerdir. Ayrıca konaklama işletmeleri sistematik olmayan risklere duyarlı olduğu için faaliyet ve finansal riskleri yükselmektedir. Dolayısıyla konaklama işletmeleri açısından sermaye yapısının bileşimi ve borçlanma kararlarını etkileyen değişkenlerin belirlenmesi önemlidir. Bu tez kapsamında Türk konaklama işletmelerinin sermaye yapılarını belirleyen değişkenler ve buna ek olarak konaklama işletmelerinin sermaye yapılarının açıklanmasında hangi sermaye yapısı teorisinin geçerli olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda ilk olarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayınlanan sektör bilançolarından yararlanılarak otel ve lokantalar sektörünün sermaye yapısı yıllar itibariyle (1990-2006) incelenmiştir. İkinci olarak İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) hisseleri işlem gören Türk konaklama işletmelerinin, sermaye yapılarını etkileyen değişkenler 1994-2006 ve 2000-2006 dönemlerini kapsayacak şekilde dinamik panel veri analizi ve sabit etki tahmin modeli kullanılarak saptanmaya çalışılmıştır. Analiz sonuçları İMKB'de hisseleri işlem gören Türk konaklama işletmelerinin sermaye yapılarını finansal hiyerarşi ve dengeleme teorisinin değişken bazında açıkladığı saptanmıştır. Çalışmanın üçüncü uygulaması olan anket çalışmasının sonuçlarına göre İMKB'de işlem görmeyen konaklama işletmelerinde sermaye yapısı davranışlarının daha fazla finansal hiyerarşi teorisiyle uyum gösterdiği saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Sermaye Yapısı, Dengeleme Teorisi, Finansal Hiyerarşi Teorisi, Konaklama İşletmeleri, Türkiye

Erdinç Karadeniz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Sermaye bütçelemesi ve Türk sanayi işletmelerinde uygulaması

Sermaye bütçelemesi kararları doğası gereği uzun dönemli kararlar olup mikro anlamda işletmelerin geleceğini makro anlamda ise ülke ekonomisinin refahını etkilemektedir. Dolayısıyla ekonominin ve şirketelerin geleceğini belirleyen bu kararların en doğru şekilde alınması gerekmektedir. Bu sebeple şirketler bu önemli kararları alırken gelişmiş sermaye bütçelemesi yöntemlerinden daha sık yararlanmaya başlamışlardır. Literatürde yapılan benzer araştırmalarda son elli yılda gelişmiş yöntemlerin kullanımının yüzde onlardan yüzde doksanlar seviyesine çıktığı görülmektedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı; yatırım projelerinin değerlendirilmesinde kullanılan sermaye bütçelemesi kavramını literatür çerçevesinde açıklamak ve sermaye bütçelemesi tekniklerini değerlendirerek güçlü ve zayıf yönleriyle kıyaslamak ve Türk işletmelerindeki uygulamalar incelenerek işletme ortak ve yöneticilerine faydalı olabilecek öneriler geliştirmektir. Çalışmanın temel bulgularına göre Türk Sanayi işletmeleri gelişmiş sermaye bütçelemesi yöntemlerini yaygın olarak kullanmaktadırlar. Bulgular şirketlerin kullanımı kolay olan basit risk analiz yöntemlerini sıklıkla kullandıklarını ve sermaye maliyeti olarak özsermaye maliyetinden yararlandıklarını göstermektedir. Ayrıca Türk sanayi işletmelerine sermaye maliyeti olarak ağırlıklı ortalama sermaye maliyetini kullanmaları, sermaye bütçelemesi sürecinde ise net bugünkü değer ve reel opsiyonlar yöntemlerinden daha sık yararlanmaları önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Gelişmiş sermaye bütçelemesi yöntemleri, risk analiz yöntemleri, sermaye maliyeti, ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti, net bügünkü değer yöntemi, reel opsiyonlar yöntemi

Murat Evren Ergün
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de uygulanan yatırım teşvikleri ve Diyarbakır bölgesinde bir araştırma

Bu çalışmada yatırım ve teşvik kavramının ne olduğu, teşviklerin Türkiye'de nasıl uygulandığı ile ekonomik etkileri üzerinde durulmuştur. Ayrıca AB'de ve Türkiye'nin AB'ye üyeliği sürecinde ortaya çıkan bölgesel dengesizliklerin giderilmesinde Diyarbakır ilinde uygulanan teşviklerin algılanması, etkileri ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan Ticaret ve Sanayi Odalarının bölgede uygulanan teşviklerin bölgesel kalkınmada etkisinin yeterliliği konusundaki görüşleri incelenmiştir.Birinci bölümde, yatırım kavramı ve çeşitleri ile ilgili genel bilgiler verilmiş, hemen arkasından İkinci bölümde teşvik kavramı açıklanmış ve teşvik sistemi ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Ayrıca Bölgesel kalkınmada önemli bir etken olan sanayilerin gelişimi ve sanayilere yönelik desteklerden bahsedilmiştir. Avrupa Birliği'nde uygulanan teşvik sistemi ile günümüzdeki teşvik sistemi karşılaştırıldığında ortaya çıkan eksiklikler de araştırılmıştır.Son bölümde Diyarbakır ili ekonomik ve mali durumu hakkında bilgi verilmiş, işletmelerin işlevsel ve kurumsal yapıları, teşviklerin firmalar üzerindeki etkisine yönelik anket sorularının sonuçları yorumlanmış ve bu sonuçlar dikkate alınarak öneriler geliştirilmiştir.

Avrupa BirliğiDiyarbakırEkonomi politikaları+3
Yasemin Özdaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Bankalarda karlılık analizi: Türk bankacılık sektörü üzerine bir uygulama

Bankacılık sektörü bir çok ülkede olduğu gibi, Türkiye ekonomisinde de önemli bir role sahiptir. Bankacılık sektörünün etkin ve verimli çalışması ülke ekonomisinin gelişmesi açısından büyük önem arzetmektedir. Dolayısıyla bankacılık sektörünün karlılığını etkileyen faktörlerin araştırılması, sadece banka yönetimi ve sahipleri açısından değil, devlet ve diğer finansal otoriteler açısından da son derece önemlidir. Bu sebeple, bankaların karlılıklarına etki eden faktörlerin neler olduğunun belirlenmesi, özellikle bankacılık alanında çalışan araştırmacıların, uzun bir süreden beri ilgilerini çeken konuların başında gelmektedir. Bu çalışma, Ocak 2003-Mayıs 2010 tarihleri arasında, Türkiye'de faaliyet gösteren mevduat bankalarının karlılıklarını etkileyen faktörleri araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışmda, çoklu doğrusal regresyon yöntemi ile, mevduat bankalarının net faiz marjı ve aktif karlılıklarına etki eden faktörler, bankalara özgü ve makro ekonomik değişkenler ile açıklanmaya çalışılmıştır.Bankacılık sektörünün karlılığını açıklamaya çalışan araştırmalara bakıldığında, bankaların karlılık ölçütlerinin;bankaların aktif karlılığı, net faiz marjı ve özsermaye karlılığı olduğu görülmektedir. Bahsedilen karlılık ölçütlerini açıklayan değişkenlerin ise; bankalar tarafından kontrol edilebilen mikro değişkenler, genel çevre ve ekonomik koşulların yönlendirdiği makro değişkenler ve yerleşik finansal sistemin özelliklerini temsil eden finansal yapı değişkenleri olduğu belirtilmektedir. Bu üç grup açıklayıcı değişken içinde de, araştırmacıların seçtiği değişkenler oldukça farklılık gösterebilmektedir.Bu çalışmada, En Küçük Kareler tahmin yöntimi kullanılarak, 2003-2010 yılları arasında, makro ekonomik ve bankalara özgü değişkenlerin, ülkemizdeki mevduat bankalarının net faiz marjı ile aktif karlılıklarının üzerindeki etkilerinin araştırılması sonucunda; aktif karlılığının, toplam kredilerin toplam mevduata oranı ve faiz dışı gelirlerin toplam aktiflere oranından olumlu yönde; faiz dışı giderlerin net kara oranından ise olumsuz yönde etkilendiği görülmüştür. Mevduat bankalarının net faiz marjının ise, toplam kredilerin toplam mevduata oranından, faiz dışı gelirlerin toplam aktiflere oranından ve takipteki alacak karşılıklarının takipteki kredilere oranından aynı yönde etkilendiği ortaya çıkmıştır. Takipteki alacaklar karşılığının takipteki alacaklara oranı ve para arzındaki büyüme ile mevduat bankalarının aktif karlılığı arasında, ayrıca faiz dışı giderlerin net kara oranı ve para arzındaki büyüme ile net faiz marjı arasında istatistiksel olarak anlamlı sonuçlara ulaşılamamıştır. Sonuçlar topluca incelendiğinde, mevduat bankalarının karlılık performanslarında, yapılan diğer çalışmalar ile uyumlu olarak, kendi mali bünyelerinin ve operasyonel başarılarının oldukça önem taşıdığı görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Aktif Karlılık, Net Faiz Marjı, Mevduat Bankaları, EKK Tahmin Yöntemi, Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi

AnalizBankacılık sektörüBankalar+3
Gözde Çerçi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sektöründe kredi riski yönetimi: Türk bankacılık sektöründe kredi riskini belirleyen değişkenler üzerine bir uygulama

Büyümeyle birlikte artan kredi talepleri, bireysel ve kurumsal yatırımcıların ihtiyaç duydukları kredi hacmini artırdığı düşünülmektedir. Bu bağlamda bankaların sahip olduğu kredi riskini nasıl yönetmesi gerektiğinin ve finansal oranlardan hangilerinin bankaların kredi riski ile yakından ilişkili olduğunun tespit edilmesi bankacılık sektöründe önem arz ettiği söylenebilmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, Türkiye de faaliyet gösteren bankaların kredi riski ile ilişkili olan finansal oranlarının tespit edilmesi ile bankalarda kredi riski yönetimi ve ölçülmesi gibi konular hakkında genel bilgiler vermektir. Bu bağlamda Türkiye'de faaliyet gösteren bankaların 2007?2010 yıllarında kredi riski ile ilişkili olan finansal oranlarının belirlenerek yorumlanması amaçlanmıştır. Kredi riski üzerinde etkili olan finansal oranların ve etki derecelerinin belirlenmesinde lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda kredi riski üzerinde etkili olan finansal değişkenler ilk 3 yılda da Kredi ve Diğer Alacaklar Değer Düşüş Karşılığı / Toplam Aktifler değişkeni bulunmuştur. Ayrıca 2007 yılında Özel Karşılıklar / Takipteki Krediler (brüt) değişkeni, 2008 yılında YP Likit Aktifler / YP Pasifler değişkeni, 2009 yılında YP Likit Aktifler / YP Pasifler değişkeni 2010 yılında ise Finansal Varlıklar (Net) / Toplam Aktifler ve Duran Aktifler / Toplam Aktifler değişkenleri bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Risk ve Çeşitlendirme, Kredi Riski Yönetimi, Kredi Riski Ölçüm Yöntemleri, Lojistik Regresyon Analizi

BankacılıkBankacılık sektörüKredi riski+5
Tunahan Avcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
20
DoctorateOpen AccessTR

Firma çeşitlendirmesinin firma değeri, riski ve performansına etkileri: Türkiye uygulaması

Firma çeşitlendirmesi, toplam firma riskini azaltma ve firma performansını güçlendirme yoluyla firma değerine katkı sağlayan stratejik bir karardır. Firma çeşitlendirmesi teorileri, çeşitlendirmenin fayda ve maliyetlerini açıklamaktadır. Çeşitlendirmenin değere etkisi, çeşitlendirme iskontosu veya primi olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'de faaliyet gösteren firmalarda çeşitlendirmenin firma değerine, riskine ve performansına etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Analiz verileri, İMKB'ye kayıtlı 203 tane çeşitlendirilmiş firma ile uzman firmalardan elde edilmiştir. Regresyon modelleri, Ocak 2005-Aralık 2010 dönemine ait panel veriler ve yatay kesit veriler kullanılarak analiz edilmiştir.Analiz sonuçlarına göre, çeşitlendirme yapan firmalarda ?çeşitlendirme primi? bulgusuna ulaşılmıştır. Çeşitlendirme endekslerinin anlamlı pozitif katsayısı, çeşitlendirilmiş firmaların bu özelliklerinden dolayı daha fazla değer kazandıklarını göstermiştir. Bunun yanında, çeşitlendirmenin toplam firma riskini azalttığı ve performans üzerinde pozitif etkiye sahip olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.

Firma değeriFirma performansıPerformans+3
Emel Yücel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Genel olarak gölge bankacılık ve Türkiye'de gölge bankacılık üzerine bir araştırma

Gölge bankacılık, genel tanımı itibariyle geleneksel bankacılık sistemi ile yakın ilişki içerisinde olan,bilanço dışı işlemlerden oluşan ve geleneksel bankacılık sistemine yasal arbitraj, vergi arbitrajı, ilave fonlama avantajları gibi imkanları sunan bankacılık sistemi olarak tabir edilmektedir. Gölge bankacılık,finansal piyasaların yapısının yasal düzenlemeler ile değişmesi sonucu bankalar için kar marjında kısıtların oluşması ve rekabet avantajının azalması nedeniyle oluşmuştur. Gölge bankacılığın ana elemanları, hedge fonlar, türev araçlar, para piyasası ortak fonları, repo piyasasıdır. Menkul kıymetleştirme işlemleri, finans piyasalarında yeterince denetlenemeyen ve ticari bankalar ile yatırım bankaları arasında bir köprü oluşturan gölge bankacılığın imtiyazına geçmiştir. Ticari bankalar, bilanço dışı olan gölge bankacılık işlemleri vasıtasıyla daha fazla fon bulabilmekte ve daha fazla kredi verebilmektedir. Aynı zamanda bu araçlar vasıtasıyla finansal sistemde riskin tek bir kurum yerine tüm piyasaya yayılması sağlanmaktadır. Sonuç olarak bankalar, finansal piyasalarda daha yüksek faaliyet hacmi ve yüksek karlılığa sahip olmaktadır. Son yıllarda dünya genelinde büyük ilgi gören Türk bankacılığında gölge bankacılığın araştırılması bir gereksinim haline gelmiştir. Nitekim yükselen piyasa ekonomileri içerisinde önemli bir yere sahip olan Türkiye?nin bankacılık sisteminde gölge bankacılığın araştırılması, yatırım iklimi açısından da önem arz etmektedir. Çalışmada Türkiye için gölge bankacılık sektörünün ana hatları çizilmeye çalışılacaktır. Çalışmada Türkiye?de gölge bankacılığın varlığı bilanço dışı işlemler vasıtasıyla araştırılmaktadır. Çalışmayla 2006 yılı ile 2011 yılı arasında bankalar bazında (çalışmanın yapıldığı tarihte elde edilen en son veriler), taahhütler, emanetler,türev finansal araçlar ve garanti ve kefaletler ile ile özsermaye karlılığı arasındaki ilişki araştırılmaktadır. Çalışmanın ulaştığı sonuçlar, Türkiye?de gölge bankacılığın emarelerinin mevcut olduğu yönündedir.

BankacılıkBankacılık sektörüBankacılık sistemi+5
Ömer Tuğsal Doruk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Yönetim kurulu yapısının BİST şirketlerinin performansı üzerine etkisi

Kurumsal yönetim; finans, ekonomi, muhasebe, hukuk, yönetim ve örgütsel davranış gibi çok çeşitli alanlar ile yakından ilişkili olmanın yanı sıra hissedarlar, çalışanlar ve diğer menfaat sahipleri gibi farklı çevreleri kapsamaktadır. Kurumsal yönetim kapsamında yönetim kurulu yapısının şirket performansı üzerindeki etkisi son dönemlerde finans çevrelerinde en çok araştırılan konulardan bir tanesidir. Yönetim kurulu üye sayısı ve yönetim kurulu üyelerinin şirket sermayesinde sahip oldukları pay yönetim kurulu yapısını temsil eden önemli değişkenlerdir. Bu çalışmanın amacı, yönetim kurulu yapısının şirket performansı üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Yönetim kurulu yapısının şirket performansı üzerindeki etkisini incelemek amacıyla Panel Regresyon Analizi ve Dinamik Panel Regresyon Analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. 2008 ? 2012 dönemini kapsayan ve hisse senetleri Borsa İstanbul?da işlem gören 143 şirkete ait verileri kapsayan regresyon modellerinde, Tobin?s Q ve aktif karlılığı bağımlı değişken ve yönetim kurulu yapısı değişkenleri ile kontrol değişkenleri bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Analiz sonuçları, yönetim kurulu üye sayısının şirket performansı üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığını göstermektedir. Benzer şekilde yönetim kurulu üyelerinin şirket sermayesi üzerindeki pay sahipliğinin şirket performansı üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Ahmet Erişmiş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türk katılım bankaları ile Malezya İslam bankalarının etkinlik, verimlilik ve performans açısından değerlendirilmesi

Bu çalışmada Türkiye'deki katılım bankacılığı sektörü ile dünyada öncü nitelikte olan Malezya'daki İslam bankacılığı sektörünün, etkinlik, verimlilik ve performans özellikleri açısından değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaca yönelik olarak hızla gelişen İslam bankacılığı ve katılım bankacılığı sektörleri araştırılmış, İslam bankacılığı, faizsiz bankacılık ve katılım bankacılığı kavramları açıklanmış, sektörün faaliyet yapısı ve gelişimi incelenerek Türkiye ve Malezya arasında karşılaştırma yapılmıştır. Analizler 2008-2012 yılları arasındaki beş yıllık dönem üzerinden gerçekleştirilmiştir. Bankaların ekinlik düzeylerinin belirlenmesinde veri zarflama analizi (Data Envelopment Analysis-DEA) kullanılmış olup, yıllar itibariyle toplam faktör verimliliği, malmquist toplam faktör verimliliği endeksi aracılığıyla belirlenmiştir. Bankalar arasındaki performans seviyeleri ise TOPSIS yönteminden yararlanılarak tespit edilmiştir. Elde dilen bulgular ışığında, Türkiye'deki katılım bankacılığı sektörünün dünyadaki konumu hakkında fikir edinilmesi olanaklı olacaktır.

Bankacılık sektörüEtkinlikMalezya+4
Kenan Özdemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Yatırımcı duyarlılığının türev piyasa getirilerine olan etkisi: Endeks vadeli işlem sözleşmeleri üzerine bir araştırma

Finansal türev ürünler, piyasaların küreselleşmesi, finansal entegrasyon sürecinin hızlanarak devam etmesi, bilgisayar teknolojisi ve elektronik ticaretteki gelişmeler ile birlikte piyasa risklerinden korunabilmek için, yatırımcılar tarafından her geçen gün biraz daha fazla tercih edilen ürünler haline gelmişlerdir. 1997 yılında temelleri atılan ve Şubat 2005 tarihinde etkin bir şekilde faaliyete geçen Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası; Borsa İstanbul'un çatısı altında 2015 yıl sonu itibarı ile günlük 2 milyar TL ve yıllık 90 milyon adedin üzerinde sözleşme bazında işlem hacmine ulaşarak, önemli bir başarıya sahip olmuştur. Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen piyasalar, Fama (1970) tarafından ortaya konulan etkinlikten oldukça uzak görünmektedir. Klasik finans alanının temel hipotezlerinden biri olan Etkin Piyasalar Hipotezi ile açıklanamayan varlık getirileri, davranışsal finansın önemli teorilerinden biri olan yatırımcı duyarlılığı teorisi ile açıklanmaya çalışılmaktadır. Temel bilgiye değil, söylentiye dayalı işlem yapan yatırımcıların varlığından kaynaklanan yatırımcı duyarlılığı üzerine yapılmış olan uygulamalı çalışmalar, piyasalarda duyarlılığın varlık fiyatlarını etkilediğini, dolayısıyla getirilerin belirli zamanlarda artıp, azalabildiğini ve yatırımcıların bu bilgi ile piyasanın üzerinde getiriler elde edebileceklerini ortaya koymuştur. Bu sebeple Türkiye Vadeli İşlem piyasalarında yatırımcı duyarlılığının etkisini araştırmak, gerek duyarlılığının sistematik olarak piyasayı etkileme gücünün olup olmadığının ortaya konması açısından, gerekse vadeli işlem sözleşmelerinin fiyat hareketlerini aydınlatması bakımından önem arz etmektedir. Bu çalışma, Nisan 2006- Nisan 2016 tarihleri arasında, yatırımcı duyarlılığının, Türkiye Vadeli İşlem Piyasasında işlem gören, endeks vadeli işlem sözleşme getirilerini etkileyip etkilemediğini araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışmada klasik doğrusal regresyon yönteminden yararlanılmış ve analizlerde En Küçük Kareler tahmin yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan değişkenler; vadeli işlem piyasa getirilerini temsilen BIST 30 Endeks Vadeli İşlem Sözleşmelerinin getirileri; yatırımcı duyarlılığını temsilen ise duyarlılık endeksi, spekülasyon oranındaki değişim ve BIST 30 Endeks Vadeli İşlem Sözleşmelerinin getirilerinin oynaklığıdır. Analiz sonuçları incelendiğinde; üç bağımsız değişken de istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş; endeks vadeli işlem sözleşme getirilerinin duyarlılık endeksindeki artışla aynı yönde, spekülasyon oranı ve oynaklık ile ise ters yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, duyarlılık endeksi ile spekülasyon oranı ve oynaklığın, piyasalarda gözlenen yatırımcı duyarlılığını farklı şekillerde ölçtüğü, çalışmanın ortaya koyduğu bir diğer önemli sonuç olmaktadır. Çalışmanın bulgularının, gerek vadeli işlemler piyasasında işlem yapan yatırımcılara, gerekse kanun koyuculara yol göstermesi açısından oldukça önem taşıdığı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Türev piyasalar, vadeli işlem ve opsiyon piyasası, endeks vadeli işlem sözleşmeleri, yatırımcı duyarlılığı, klasik doğrusal regresyon analizi

Davranışsal finansFinansal riskOpsiyon piyasaları+4
Gözde Türkmen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Entelektüel sermayenin karlılık üzerine etkisi: Türk bankacılık sektöründe bir uygulama

Dünya ekonomilerine yön veren sektörlerden bir tanesi de bankacılık sektörüdür. Bankacılık sektörü ekonomiyi oluşturan diğer sektörler bakımından önemli bir yere sahiptir. Bankaların piyasa yapıcılığı özelliğinin yanı sıra her işletme gibi varlığını sürdürülebilmek açısından kar elde etmeleri gerekmektedir. Bu nedenle fiziksel sermaye ve finansal sermayenin yanı sıra entelektüel sermayenin bankacılık sektöründe firma performansı açısından değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, 2009 ve 2017 yıllarında, Türkiye'de faaliyet gösteren 26 adet bankanın entelektüel sermayesi ile karlılıkları arasındaki ilişki araştırılmıştır. Çalışmada, panel veri analizi yöntemi ile insan sermayesi etkinliği, yapısal sermaye etkinliği ve kullanılan sermaye etkinliğinin karlılık üzerine etkisi açıklanmaya çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlar entelektüel sermayenin ve ağırlıklı olarak yapısal sermayenin Türk bankacılık sektöründe analiz yıllarında karlılık üzerine olumlu bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.

BankacılıkBankacılık sektörüEntelektüel sermaye+3
Teslime Aslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal risk algısı ile finansal okuryazarlık düzeyi, demografik ve sosyo-ekonomik özellikler arasındaki ilişkinin incelenmesi: Adana ilinde bir araştırma

Klasik finans teorisyenleri, bireylerin yatırım kararı alırken rasyonel davrandıklarını kabul ederler. Bu doğrultuda, klasik finans teorisyenleri yatırımcının insani özelliklerini göz ardı edip, en makul yatırım alternatifi tercih edeceğini ileri sürmektedir. Özellikle beklenen fayda kuramı temeline dayandırılan klasik finans teorisi, risk faktörünü her yatırımcının aynı düzeyde algılaması gerektiği üzerinde durarak beklenen faydanın maksimum yapılması gerektiğini vurgular. Davranışsal finansçılar ise klasik yaklaşımın aksine, yatırımcıların her zaman rasyonel karar vermediklerini, bununla birlikte yatırımdan beklenen getiri ve tolerans gösterilebilen risk düzeyinin de birbirinden çok farklı olduğunu savunarak, bireylerin yatırım kararı alma süreçlerinde, bilişsel ve psikolojik önyargıların etkisi altında irrasyonel eğilimler gösterdiğini vurgulamaktadırlar. Literatürdeki bu bilgiler doğrultusunda bu çalışmada yatırımcıların risk algılarının hangi demografik ve sosyo-ekonomik faktörler ile ilişkili olduğu ve ayrıca finansal okuryazarlığın risk algısı ile arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada Adana ilinde ikamet eden farklı yaş ve meslek gruplarından toplam 209 birey katılım sağlamıştır. Çalışmanın yürütülmesinde genel tarama modeli kullanılmış ve bu yönüyle betimsel bir araştırma niteliği taşımaktadır. Araştırmanın amaçları doğrultusunda demografik ve sosyo-ekonomik bilgileri ile Gerek ve Kurt (2010, 2011) tarafından geliştirilen Finansal Okuryazarlık Ölçeği ve Grable ve Lytton (1999) tarafından geliştirilen Risk Toleransı Ölçeği, örneklem grubunu oluşturan katılımcılara Google Formlar üzerinden dijital ortamda uygulanmıştır. Toplanan verilerin araştırma amacı doğrultusunda sınanmaları için Frekans, Bağımsız T-Test, Tek Yönlü ANOVA ve Pearson Korelasyon analizleri uygun istatistiksel programlar kullanılarak yapılmıştır. Bu araştırma ile Adana ilinde yaşayan bireylerin risk algısı ile finansal okuryazarlık düzeyi arasında anlamlı bir farklılaşma ilişkisinin olduğu, kadınların risk toleransının erkeklerden daha düşük olduğu ve aile birey sayısı ile risk algısı arasında anlamlı bir farklılaşma ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Demografik özelliklerFinansal okuryazarlıkFinansal risk+3
Dilara Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal kısıt ve para politikasının firmaların yatırım davranışları üzerindeki etkisi: Türkiye örneği

Para politikası yalnızca finansal piyasalarda değil, reel sektör ve genel ekonomi üzerinde de etkili olmaktadır. Bununla birlikte firma yatırımlarının da para politikası uygulamalarından etkilendiği düşünülmektedir. Diğer yandan nakit akışları ve finansal kısıtlar da firma düzeyindeki yatırımlar açısından önemli kavramlardır. Bu çalışmada finansal kısıtların ve para politikasının firmaların yatırım davranışları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Borsa İstanbul'da payları işlem gören imalat sanayi sektörü firmalarının verilerinden yararlanılarak 2005-2020 dönemi için analizler gerçekleştirilmiştir. Neoklasik yatırım modelinden yararlanılarak araştırma modeli oluşturulmuştur. Para politikasının firma yatırımları üzerindeki etkisi doğrudan sermaye kullanıcı maliyeti aracılığıyla ölçülmüş ve parasal aktarım mekanizmasının faiz oranı kanalının Türkiye'deki etkinliği incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre para politikası sermaye kullanıcı maliyeti aracılığıyla firma yatırımları üzerinde etkili olmaktadır. Sonuç olarak Türkiye'de parasal aktarım mekanizmasının faiz oranı kanalının işlediği ifade edilebilir. Diğer yandan sonuçlar ilgili firmaların finansal kısıtlı olmadığını göstermektedir.

Finansal kısıtPara politikalarıSermaye maliyeti+2
Kenan Özdemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Vekâlet teorisi bağlamında Türkiye'de firma büyüme fırsatları ve performansının yönetici değişimine etkisi

Çalışmanın amacı, BİST'e kote halka açık şirketler için firma büyüme fırsatları, mali performansı ve firma büyüklüğü ile tepe yöneticileri (Chief Executive Officer – CEO veya Genel Müdür) değişimleri arasındaki ilişkinin, Anderson ve diğerlerinin (2018) çalışması örnek alınarak incelenmesidir. Firma büyüme olasılığı, büyüme fırsatlarının oluşum sıklığı ve firma büyüklüğündeki artışın yönetici değişim olasılığına pozitif; firmanın mali performansındaki artışın ise negatif yönde etkisinin olacağına dair hipotezler araştırılmıştır. Borsa İstanbul'a (BİST) kote mali kuruluş harici şirketlerin ekonometrik analiz gerekliliklerini sağlayan 233 adedi için söz konusu hipotezler, 2003-2020 yıllarını kapsayan bir örneklemde probit regresyonla analiz edilmiştir. BİST 100 Endeksine dahil olan firmalar, imalat sektöründeki firmalar ve tepe yöneticilerin şirkette sermayedar ve yönetim kurulu üyesi olmadıkları, halka açık genel kurul oy oranları çalışma örnekleminin ortalama değerinden (%30) yüksek olan şirketler için ek analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlar, örnek alınan makaleyle uyumlu çıkmıştır. Farklılık olan hususlar da makalenin teorisi ve literatür bağlamında değerlendirilmiştir. İncelenen firmaların tepe yöneticilerinin değişimi ile firma büyüme olasılığı, büyüme fırsatları oluşum sıklığı, performansı ve büyüklüğü arasında ilişki olduğu görülmüştür. Büyüme olasılığı, büyüme fırsatları oluşum sıklığı ve firma büyüklüğündeki artışın tepe yöneticisi değişim olasılığını arttırdığı gözlenirken, firma mali performansndaki artışın beklendiği üzere tepe yöneticisi değişim olasılığını düşürdüğü bulgularına ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Vekâlet Teorisi, Yönetici Değişimi, Firma Büyümesi, Firma Performansı.

BüyümeBüyüme faktörleriDeğişim+7
Bedii Murat Karataş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dış ticaretin finansmanında kullanılan araçlar: Türk Eximbank kredilerinin ihracata etkisinin araştırılması

Bu araştırmanın temel amacı, dış ticaretin finansmanında kullanılan yöntemleri genel hatlarıyla açıklamak ve Türkiye'nin ihracatını artırmada önemli bir işlev üstlenen Türk Eximbank kredi programlarının ihracat üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu doğrultuda çalışmada, dış ticaretin finansmanında kullanılan araçlar genel itibarıyla açıklanmış, Türk Eximbank tarafından sağlanan kredilerin ihracat performansına katkısı hem teorik hem de ampirik yaklaşımlarla incelenmiş ve elde edilen bulgular doğrultusunda politika geliştiricilere yön gösterici öneriler sunulmuştur. Çalışmada, 1993–2024 dönemini kapsayan veri seti üzerinden yürütülen ekonometrik analizlerde, yapısal kırılmaların varlığı dikkate alınarak birim kök testleri uygulanmış ve zamana bağlı değişken parametreli Bayesyen vektör otoregresif modeli (TVP-VAR) tercih edilmiştir. Bu yöntemsel çerçeve, ekonomik değişkenler arasındaki ilişkilerin zaman içinde farklılık gösterebileceği varsayımına dayanmaktadır. Elde edilen bulgular, Türk Eximbank kredileri ile ihracat arasında dinamik ve çift yönlü bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Kredilerin ihracat üzerindeki etkisinin belirli bir gecikmeyle ortaya çıktığı, ancak genel olarak pozitif ve anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, ihracat hacmindeki gelişmelerin de kredi talebini etkilediği görülmüştür. Bu durum, kredi ve ihracat arasındaki ilişkinin karşılıklı bir yapı arz ettiğini göstermektedir. Çalışma, mevcut literatürle karşılaştırıldığında daha esnek ve zamanla değişen analiz teknikleri kullanması bakımından metodolojik bir yenilik sunmakta ve politika yapıcılar için uygulanabilir öneriler geliştirmektedir. Bulgular, Türk Eximbank'ın ihracatı destekleme amacına büyük ölçüde ulaştığını ortaya koymakla birlikte, özellikle ekonomik dalgalanmalara karşı daha esnek kredi yapılarının ve dijital altyapı iyileştirmelerinin önemine dikkat çekmektedir. Bu doğrultuda, ihracat finansman sisteminin kapsayıcılığının artırılması, kredi erişiminin kolaylaştırılması ve finansal araçların etkinliğinin artırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Ufuk Can Kılıç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal nakit yönetimi: Firma düzeyinde kanıtlar

Bu tez çalışması, kurumsal nakit yönetimini hem kazanç yönetimi uygulamaları hem de yatırım kararları bağlamında incelemekte ve iki farklı uygulamalı çalışma aracılığıyla firma düzeyinde bulgular sunmaktadır. Analizlerde, modellerin dinamik doğası ve potansiyel içsellik sorunlarına yanıt verebilmek amacıyla Genelleştirilmiş Momentler Metodu (GMM) kullanılmıştır. İlk uygulamalı çalışma, 2011-2021 döneminde İstanbul, Londra, Frankfurt ve São Paulo borsalarında işlem gören finans dışı sektörlerde faaliyet gösteren firmaları kapsamakta olup kazanç yönetimi ile nakit tutma ilişkisini ele almaktadır. Bulgular, kazanç yönetiminin nakit tutma düzeyini negatif ve anlamlı biçimde etkilediğini; bu ilişkinin ülkeler arasında ve muhasebe gelenekleri bağlamında farklılaştığını göstermektedir. Özellikle alacak yönetimi, varlık kalitesi ve tahakkukların seviyesi gibi unsurların firmaların nakit politikalarında rol oynadığı görülmüştür. Bununla birlikte, Türkiye özelinde kazanç yönetiminin nakit tutma üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. İkinci uygulamalı çalışma, 2003-2023 döneminde Borsa İstanbul'da işlem gören finans dışı sektörlerde faaliyet gösteren firmalar ve imalat sektörü alt örneklemi üzerinden nakit tutma-yatırım ilişkisini finansal kısıtlar ve küresel finansal kriz bağlamında incelemektedir. Bulgular, nakdin yatırımlar üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğunu; finansal kısıtların yatırım eğilimini baskıladığını; kısıtsız firmalarda yatırım-nakit tutma düzeyi duyarlılığının görece zayıf olduğunu ve kriz sonrası dönemde nakdin yatırım üzerindeki etkisinin zayıfladığını ortaya koymaktadır.

Avni Ürem Çürük
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal esneklik ve bileşenlerinin çalışma sermayesi üzerindeki etkisi: Borsa İstanbul üzerine araştırma

Finansal esneklik, bir firmanın mevcut kaynaklarını ve borçlanma kapasitesini, beklenmedik yatırım fırsatlarında ve ani nakit ihtiyaçları karşısında hızlı ve etkili bir biçimde kullanabilme yeteneğini ifade etmektedir. Çalışma sermayesi yönetimi açısından finansal esneklik, firmaların kısa vadeli yükümlülük ve borçlarını karşılama kapasitesini güçlendirerek likidite riskinin azaltılması ve firmanın operasyonel sürekliliğinin sağlanmasına katkı sunmaktadır. Yedek borç kapasiteleri ve/veya kullanılmayan nakit rezevleri aracılığıyla finansal esneklik sağlayan firmalar, aniden ortaya çıkan finansman gereksinimlerinde daha önce kullanılmamış nakit ve borç kapasitesinin ortaya çıkarabilceği fırsat maliyetlerini minimize ederek hızlı tepki verebilme potansiyeline sahip olmaktadır. Bu araştırmada finansal esnekliğin çalışma sermayesi gereksinimi üzerindeki etkileri hem nakit esnekliği hem de borç esnekliği bileşenleri temelinde incelenmesi hedeflenmiştir. Ayrıca, firmaların çalışma sermayesi gereksinimi ile faaliyet nakit akışı, firma büyüklüğü, brüt kâr marjı, firma büyümesi, finansal sıkıntı ve piyasa değeri/defter değeri oranı gibi firma özelindeki faktörler arasındaki ilişkininin yönü ve düzeyinin analiz edilmesi de amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında, Borsa İstanbul'a (BİST) kayıtlı finansal olmayan firmaların 2007-2023 dönemine ait finansal tabloları kullanılmış ve Stata programında panel veri analizine dayalı sabit etkiler modeli kullanılarak inceleme yapılmıştır. Elde edilen bulgularda, finansal esnekliğin çalışma sermayesi gereksinimi üzerinde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Finansal esneklik bileşenleri ayr ayrı incelendiğinde ise sadece borç esnekliğinin çalışma sermayesi gereksinimi üzerinde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunduğu;buna karşılık nakit esnekliğinin çalışma sermayesi gereksinimi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı belirlenmiştir. Ayrıca, çalışma sermayesi gereksinimi üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olan firma özelindeki tek değişkenin finansal sıkıntı olduğu ve bu etkinin negatif yönlü olduğu gözlenmlenmiştir. Anahtar kelimeler: Finansal esneklik, nakit esnekliği, borç esnekliği, çalışma sermayesi

Dilara Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe ve kurumsal kaynak planlaması sistemlerinin kurgulanması ve uygulanması: Kamu özel iş birliği proje şirketlerinde bir araştırma

Kamu özel işbirliği proje şirketleri, projenin yaşam döngüsü boyunca proje gider ve gelirlerinin sağlıklı raporlanması için muhasebe sisteminden yararlanır. Proje şirketlerinde muhasebe, projenin inşaat işi tamamlandıktan sonra işletmelerdeki normal fonksiyonuna dönüp, gider ve gelirlerin sistematik bir şekilde kaydedilmesi, mali raporların hazırlanması ve analizinin yapılmasını da kapsayacak şekilde çalışmaya başlar. Proje şirketlerinin etkin ve başarılı bir şekilde yönetilebilmeleri için, söz konusu muhasebe kayıtlarının oluşturulması, mali raporların hazırlanması ve analizinin yapılması ile birlikte hazırlanan diğer bilgilendirme notları ve raporlar oldukça büyük bir öneme sahiptir. Söz konusu muhasebe bilgi sistemini oluşturan veri tabanı aynı zamanda kurumsal kaynak planlamasının ihtiyaç duyacağı bilgileri sağlamaktadır. Tüm bu sistematik içerisinde oluşan muhasebe bilgi sistemi ve kurumsal kaynak planlaması, beraberinde proje şirketlerinde kurumsal yönetim sisteminin etkin ve verimli bir şekilde çalışmasına zemin oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, kamu özel işbirliği proje şirketlerinde muhasebe sisteminin (departmanının) kurgulanması ve uygulamalarına yönelik tüm faaliyetlerin (muhasebe bilgi sistemi dahil), kurumsal yönetim ve kurumsal kaynak planlaması uygulamalarının birlikte değerlendirilmesi ve sonuçlarının ortaya konulması olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda 42 kamu özel işbirliği proje şirketlerinden veri toplamak için anket yöntemi uygulanmıştır. Çalışmanın bulguları; kamu özel işbirliği proje şirketlerinde inşaat ve işletme dönemlerinde muhasebe bilgi sistemi alt yapısı oluşturulurken gerek kurumsal kaynak planlamasını gerekse bilgi teknolojilerinin kullanımında proje şirketlerinin maliyeti azaltma politikalarına önem verdikleri, kullanmış oldukları sistemlerin verileri raporlama ve analizinde taleplerinin daha fazla olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca iyi bir donanıma sahip bir muhasebe sisteminin kurgulanması sayesinde şirketlerin kendi aralarında ki rekabet durumunda fark yaratmalarına imkan sağlayacağının bilincinde oldukları yönünde olumlu bir eğilim olduğu belirlenmiştir. Ayrıca projeye başlamadan önce yapılan fizibilite sonuçlarına göre kamu özel işbirliği proje şirketlerinin ERP sistemini kullanma eğilimine yönelik üst yönetimin isteği olduğu anlaşılmıştır. Bununla beraber bilgi teknolojilerinin etkin kullanımın sağlanması neticesinde; şirketlerin sunmuş olduğu hizmet bakımından verimliliğin artması, sipariş ve tedarik sürecinin hızlanmasının amaçlandığı tespit edilmiştir. Faaliyetlerine başlama aşamasından inşaat sürecine dahil olduktan sonra işletme aşamasına geçmesine kadar ki süreçte hangi muhasebe tekniklerinin kullanılması gerektiğinin analiz edilmesi ve sonrasında işletme döneminde genel muhasebe mantığının devreye girmesiyle proje şirketlerinde kurgulanan muhasebe sisteminin inşaat ve işletme döneminde birbirlerini destekler şekilde kurgulanması ve uygulanması amacıyla kamu özel işbirliği proje şirketlerinde konusunda uzman çalışanlarla görüşülerek muhasebe sistemlerinin nasıl kurgulandığı ve işlediği analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Proje Şirketleri, Proje, Proje Yönetimi, Muhasebe Sistemi, Yönetim Bilgi Sistemi, Kurumsal Kaynak Planlaması, Kurumsal Yönetim, Kamu Özel İş Birliği.

Özkan Koç
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies
2023
00

Other supervisors