Theses supervised by Prof. Ruhi Ayangil
11 theses · Yıldız Technical University
Kanun virtüözü, besteci ve eğitimci Haçatur Avetisyan (1926-1996) ve kanun çalgısı özelinde Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde (1920-1991) müziğin dönüşümü
Kanun, Orta ve Yakın Doğu'da, pek çok coğrafyada çalınan bir çalgıdır. Bölge ve ülkeler bağlamında bakıldığında Kuzey Afrika'da, Fas, Cezayir, Ürdün, Mısır, Libya, Tunus ve Sudan'da; Arabistan yarım adasında, Suudi Arabistan, Yemen, Irak, Suriye, Lübnan, Kuveyt ve Filistin'de; diğer coğrafyalarda ise, İran, Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan ve Yunanistan'da kanun çalınmaktadır. Kanun sazının genellikle müslüman ve makam müziği geleneği olan toplumlarda çalınıyor olması gözden kaçmamalıdır. Ancak bu çalışmanın konusu, hristiyan olan ve Anadolu coğrafyasında yüzyıllarca birlikte yaşadığımız, Türk ve Osmanlı makam müziği geleneğine besteci, icrâcı, çalgı yapımcısı ve teorisyen olarak çok büyük katkılar sağlamış olan Ermeni unsurunun, Rusya topraklarında yaşarken meydana getirdiği, kendine özgü kanun çalma geleneğidir. Bu çalışmada, alan araştırması yöntemi ve Ermeni kanun çalma stilinin uygulamalı olarak edinilmesi yoluyla, XX. yüzyılda Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde (1920-1991) kanun çalgısının, betimsel yöntem dâhilinde ortaya konan Sovyet kültür ve müzik politikaları bağlamında, nasıl bir değişimin öznesi olduğu, kanunda ekol olarak kabul edilen, kanunçalar, besteci, eğitimci Haçatur Avetisyan'ın (1926-1996) çalışmaları bağlamında ortaya konmuştur.Virtüöz kanunçalar olarak Avetisyan, Sovyet döneminde, 1951'de Berlin'de halk müziğini de içermek suretiyle düzenlenen bir festivalden, solo kanun icrâsıyla ödülle dönünce, Ermenistan'da kanun, halkın gözünde rağbet edilen bir çalgı olur. Bu ilgiye karşılık ilk olarak `teknikum' seviyesindeki bir okulda 1950'de başlattığı kanun eğitimini büyük bir hızla devam ettiren Avetisyan, izlediği kanun öğretimi yöntemi ile de kanun eğitimini kurumsallaştırma yolunda ilk adımları atan kişi olur. Bestecilik kariyerine kanun için yoğunluklu besteleri ile devam ederken, 1958-1972 yıllarında Ermenistan Devlet Dans Topluluğu'nun Halk Çalgıları biriminin müzik direktörlüğünü ve ardından 1973-1978 yıllarında Tatul Altunyan Şarkı ve Dans Topluluğu'nun sanat yönetmenliğini yaptığı dönemde, kanun ve diğer halk çalgılarının bulunduğu orkestra için pek çok eser de besteleyerek, Sovyet yönetiminin desteklediği `ilerleme' hareketinin gereğini yerine getirir. 1978'de Komitas Erivan Devlet Konservatuarı bünyesinde Halk Müziği Bölümü'nü açan kurucu üyelerden biri olan Avetisyan, kanunun konservatuar müfredatına dâhil edilmesindeki başat rolünü devam ettirir. Günümüz Ermenistan Cumhuriyeti'nde, kanun alanında tanınan solist, besteci ve eğitimci kanunçalarların çoğu Avetisyan'ın öğrencisidir.Anahtar Kelimeler: Kanun, Ermeni müziği, Sovyet kültür politikaları, Haçatur Avetisyan, Ermenistan kanun stili, Ermeni âşık müziği
20. yüzyılda opera, 20. yüzyıl modernizminin operaya etkileri ve modernist ve postmodernist estetik bağlaminda opera
20. yüzyılla birlikte opera sanatında, diğer sanat disiplinlerinde olduğu gibi, biçimselve kavramsal açıdan yeni ve önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Bu yenideğişikliklerin opera sanatındaki etkileri dönemin sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürelarka planı göz önünde bulundurularak ele alınmalıdır. 20. yüzyıl, hem modernizmihem postmodernizmi bünyesinde barındırdığından, 20. yüzyıl operasını, modernizm vepostmodernizm bağlamında ele alıp incelemek gerekmektedir.Çalışmada, 20. yüzyılda operanın genel durumu, ülkeler bazında ele alınmış; ardındanmodernizmin genel nitelikleri, sanata ve özelde müzik ve operaya etkileri, özellikleFrankfurt Okulu ve Theodor Adorno'nun görüşleri bağlamında açıklanarak, opera vemodernizm ilişkisi, 1900-1950 yılları arasında yazılmış operalar üzerinde incelenmiştir.Hem 20. yüzyıl öncesi, özellikle de 19. yüzyıl Romantik opera geleneğine, hem 20.yüzyıl operasının modernist yaklaşımlarına rastlanabilmesi nedeniyle, opera vemodernizm, 20. yüzyılın ilk yarısına ait operalar üzerinden incelenmiştir. 20. yüzyılınikinci yarısında üretilen operalar ve yeni yönelimleri ve 1980'lerden itibaren operadaetkilerini gösteren postmodernizm ve operaya etkileri belirtilmiş ve örnekler üzerindeaçıklanmıştır.Operaya modernizm çerçevesinden bakmak, 20. yüzyıl operalarının toplumsal, siyasalve kültürel bağlamları içerisinde, tüm gönderme ve alt metinlerinin doğru biçimdeokunmasını sağlayacaktır. Böylece, operayla ilgili tartışmaları tekrar canlandırmak veoperanın 19. yüzyılın ardından sona erdiği fikrini değiştirmek mümkün olabilecektir.Anahtar Kelimeler: Opera, 20. yüzyıl, modenizm, postmodernizm,
Kanun çalmayı otodidakt yöntemle öğrenmiş beş kanunçaların görüş ve yaklaşımları bağlamında XX. yüzyıl kanun sanatına bakış Cüneyd Kosal, Nevzat Sümer, Erol Deran, Hilmi Rit, Nuri Şenneyli
Kanun çalmayı otodidakt yöntemle öğrenmiş olan beş kanunçaların, modern eğitim-öğretim yöntemleri dışında kalan bu yöntem dâhilinde nasıl bir öğrenme süreci yaşadığı, akademik ve metodolojik yöntemlerden farklı olarak otodidakt yöntemin öğrenmeye etkisi, katkısı ya da eksikliklerinin neler olduğu, öğrenme sürecini etkileyen ailevi etkenler, merak ve ilginin öğrenmeye etkisi ve yeteneğin katkısı beş kanunçaların anlattıkları üzerinden gözlemlenmiştir. Adı geçen beş kanunçaların çalıştıkları tüzel ve özel kuruluşları ayrıntılı olarak incelemek suretiyle, profesyonel müzisyen olarak çalışan bu kanunçalarların, ülkenin içinde bulunduğu sosyo-kültürel ve ekonomik durumu da göz önünde bulundurarak, kanun sanatını hangi yönde etkilemiş ve belirlemiş olabileceği tespit edilmeye çalışıldı. Buna ek olarak çalıştıkları yerlerde yaptıkları icrâ ve gerçekleştirdikleri kayıtlar çerçevesinde kanunun solo bir enstrüman olarak taksim ve saz eseri icrâsıyla mı yoksa sadece eşlik sazı olarak mı algılanması gerektiği sorusuna yanıt bulunmaya çalışıldı. Anahtar Kelimeler: Kanun, Türk müziği, otodidaktizm, radyo, gazino, dînî müzik, Ferid Alnar, Ahmet Yatman, Vecihe Daryal, Cüneyd Kosal, Nuri Şenneyli, Nevzat Sümer, Hilmi Rit, Erol Deran
2000'li yıllarda Türkiye'de ney sazı, tavırları ve bu tavırların belli başlı icracıları
Bu tez çalışmasının temel amacı, Ney olarak bilinen enstrümanın günümüzdeki durumunu ve konumunu belirlemektir. Tarihi çok eski zamanlara dayanan bu saz, Hz. Mevlana'dan sonra, enstrüman kimliğinin ötesine geçip, kutsal bir değer haline gelmiştir. O zamandan bu günlere, kutsiyet arz eden bu saz hakkında pek fazla yazılı kaynak ve bilgi kalmamıştır. Günümüzde de ney hakkında sosyolojik ve antropolojik veriler taşıyan makale, kitap ve tez çalışmaları, yeterince araştırma bulunmamaktadır. Oysa, bu enstrüman günümüzde hangi konumda yer almaktadır; çalınışı ve yapımı hakkında neler bilmekteyiz; kimler, hangi düşünce ve müzikal görüşe sahip insanlar kullanmaktadır gibi sorular dikkate değer verileri içermektedir. 2000'li yıllarda küreselleşen dünya kültürüne bir malzeme olan bu saz, geçmişten geleceğe geleneksellik, modernlik ve hatta postmodernlik çizgisinde yol almaktadır. Tezde bu çizgi, her kesimden üslup, stil, tarz ve tavra sahip müzisyen ve yapımcılar ile yapılan röportajlar ile belirlenmeye çalışılmıştır. Özünde röportaj tekniği kullanılmasına rağmen, tez içinde geçmesi gereken bazı kişilerin yurtdışında ve şehir dışında olmaları ya da zaman bulamamaları yüzünden, e-mail yolu ile de bilgiler kendilerinden toplanmıştır. Görüntü kaydı istemeyen kişilerin verdikleri cevaplar, not alma tekniği ile kayda geçirilmiştir. Bazı soruları gereksiz ve uzun bulan kişilerin, bu soruları cevaplamamaları bile bize bu konuda bir veri vermiştir. Geleneksel ekolden gelen insanların muhafazakarlığı; geleneksel ekol ve hocalar, ustalar yolu ile yetişmemiş insanların deneysel ve enstrümanın sınırlarını zorlayan kişisel çalışmaları dikkat çekmektedir. Her iki durumun arasında bulunan insanlar da bu veri akışında yer almışlardır. Kendi müzikal ve akademik görüşümüz gereği, kendi konumlarında en üst noktalarda bulunan insanlar örneklemi oluşturmuştur. Zaman yüzünden görüşme yapamayan, yapılamayan kişilerin eksiklikleri, kendilerinin daha önceki bilgileri ve röportajları değerlendirilerek tezin geneline yayılmıştır. Bu tezin sosyolojik ve müzikolojik olarak akademik bilgi akışı içerisinde belli eksiklikleri tamamlayacağı düşünülmektedir.
İstanbul cemevlerinde yürütülen zakirlik hizmetinin, ritüel, müzik icrası ve Alevi kimliği bağlamında incelenmesi
Alevi cemlerinde görev yapan on iki hizmetliden birisi olarak, cem içinde müzik icrasını gerçekleştiren zakirler, 2000'li yıllarla birlikte hem cem içinde hem de cem dışında artan bir görünürlüğe sahip olmuştur. Bu görürlüğün ortaya çıkışında, dünyanın dört bir yanına yayılan bir örgütlenmeyle açılan cemevlerinin etkisi olduğu kadar, zakirlikle ilgili çeşitli kurumsallaşma ve standardizasyon çabaları da etkilidir. 1990'lı yıllardan bu yana Alevi hareketinin bir parçası olarak, Alevilik bilgisinin kurumsallaşması ve standardizasyonu çalışmalarıyla sürdürülen bu faaliyetler, zakirliğe dair Alevi örgütlerinin kurumsal, devlet yetkililerinin resmi ve Alevi dedelerin kişisel çabalarıyla paralel olarak gelişmiştir. Ancak günümüz zakirlerinin bu çabaların ötesine geçen ritüel içi ve dışındaki etkinlikleri, müzik icraları ve Alevilikle ilgili kimlik inşası süreçleri, günümüz Alevi kimliğinin dinamiklerini anlamak açısından önemli özellikler barındırmaktadır. Zakirlerin özellikle ritüel içinden ritüel dışına çıkan görünürlükleri ve müzik icrası pratikleri, aynı zamanda Alevi kimliğinin dışa vurumunda müziğin rolünü de ortaya koymaktadır. İstanbul cemevlerinde yürütülen zakirlik hizmetinin, ritüel, müzik icrası ve Alevi kimliği bağlamında incelendiği bu çalışmada, zakirlik özelinde, Alevilik ve Alevi kimliğinin son on beş yıldaki değişim ve dönüşümünün ortaya konulması hedeflenmiştir. Müzikbilim perspektifiyle yapılan araştırmada, katılımcı gözlem ve derinlemesine görüşme gibi etnografik yöntemler kullanılmıştır.
İstanbul cemevlerinde yürütülen zakirlik hizmetinin, ritüel, müzik icrası ve Alevi kimliği bağlamında incelenmesi
Alevi cemlerinde görev yapan on iki hizmetliden birisi olarak, cem içinde müzik icrasını gerçekleştiren zakirler, 2000'li yıllarla birlikte hem cem içinde hem de cem dışında artan bir görünürlüğe sahip olmuştur. Bu görürlüğün ortaya çıkışında, dünyanın dört bir yanına yayılan bir örgütlenmeyle açılan cemevlerinin etkisi olduğu kadar, zakirlikle ilgili çeşitli kurumsallaşma ve standardizasyon çabaları da etkilidir. 1990'lı yıllardan bu yana Alevi hareketinin bir parçası olarak, Alevilik bilgisinin kurumsallaşması ve standardizasyonu çalışmalarıyla sürdürülen bu faaliyetler, zakirliğe dair Alevi örgütlerinin kurumsal, devlet yetkililerinin resmi ve Alevi dedelerin kişisel çabalarıyla paralel olarak gelişmiştir. Ancak günümüz zakirlerinin bu çabaların ötesine geçen ritüel içi ve dışındaki etkinlikleri, müzik icraları ve Alevilikle ilgili kimlik inşası süreçleri, günümüz Alevi kimliğinin dinamiklerini anlamak açısından önemli özellikler barındırmaktadır. Zakirlerin özellikle ritüel içinden ritüel dışına çıkan görünürlükleri ve müzik icrası pratikleri, aynı zamanda Alevi kimliğinin dışa vurumunda müziğin rolünü de ortaya koymaktadır. İstanbul cemevlerinde yürütülen zakirlik hizmetinin, ritüel, müzik icrası ve Alevi kimliği bağlamında incelendiği bu çalışmada, zakirlik özelinde, Alevilik ve Alevi kimliğinin son on beş yıldaki değişim ve dönüşümünün ortaya konulması hedeflenmiştir. Müzikbilim perspektifiyle yapılan araştırmada, katılımcı gözlem ve derinlemesine görüşme gibi etnografik yöntemler kullanılmıştır.
İstanbul cemevlerinde yürütülen zakirlik hizmetinin, ritüel, müzik icrası ve Alevi kimliği bağlamında incelenmesi
Alevi cemlerinde görev yapan on iki hizmetliden birisi olarak, cem içinde müzik icrasını gerçekleştiren zakirler, 2000'li yıllarla birlikte hem cem içinde hem de cem dışında artan bir görünürlüğe sahip olmuştur. Bu görürlüğün ortaya çıkışında, dünyanın dört bir yanına yayılan bir örgütlenmeyle açılan cemevlerinin etkisi olduğu kadar, zakirlikle ilgili çeşitli kurumsallaşma ve standardizasyon çabaları da etkilidir. 1990'lı yıllardan bu yana Alevi hareketinin bir parçası olarak, Alevilik bilgisinin kurumsallaşması ve standardizasyonu çalışmalarıyla sürdürülen bu faaliyetler, zakirliğe dair Alevi örgütlerinin kurumsal, devlet yetkililerinin resmi ve Alevi dedelerin kişisel çabalarıyla paralel olarak gelişmiştir. Ancak günümüz zakirlerinin bu çabaların ötesine geçen ritüel içi ve dışındaki etkinlikleri, müzik icraları ve Alevilikle ilgili kimlik inşası süreçleri, günümüz Alevi kimliğinin dinamiklerini anlamak açısından önemli özellikler barındırmaktadır. Zakirlerin özellikle ritüel içinden ritüel dışına çıkan görünürlükleri ve müzik icrası pratikleri, aynı zamanda Alevi kimliğinin dışa vurumunda müziğin rolünü de ortaya koymaktadır. İstanbul cemevlerinde yürütülen zakirlik hizmetinin, ritüel, müzik icrası ve Alevi kimliği bağlamında incelendiği bu çalışmada, zakirlik özelinde, Alevilik ve Alevi kimliğinin son on beş yıldaki değişim ve dönüşümünün ortaya konulması hedeflenmiştir. Müzikbilim perspektifiyle yapılan araştırmada, katılımcı gözlem ve derinlemesine görüşme gibi etnografik yöntemler kullanılmıştır.
Kanun virtüözü, besteci ve eğitimci Haçatur Avetisyan (1926-1996) ve kanun çalgısı özelinde Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde (1920-1991) müziğin dönüşümü
Kanun, Orta ve Yakın Doğu'da, pek çok coğrafyada çalınan bir çalgıdır. Bölge ve ülkeler bağlamında bakıldığında Kuzey Afrika'da, Fas, Cezayir, Ürdün, Mısır, Libya, Tunus ve Sudan'da; Arabistan yarım adasında, Suudi Arabistan, Yemen, Irak, Suriye, Lübnan, Kuveyt ve Filistin'de; diğer coğrafyalarda ise, İran, Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan ve Yunanistan'da kanun çalınmaktadır. Kanun sazının genellikle müslüman ve makam müziği geleneği olan toplumlarda çalınıyor olması gözden kaçmamalıdır. Ancak bu çalışmanın konusu, hristiyan olan ve Anadolu coğrafyasında yüzyıllarca birlikte yaşadığımız, Türk ve Osmanlı makam müziği geleneğine besteci, icrâcı, çalgı yapımcısı ve teorisyen olarak çok büyük katkılar sağlamış olan Ermeni unsurunun, Rusya topraklarında yaşarken meydana getirdiği, kendine özgü kanun çalma geleneğidir. Bu çalışmada, alan araştırması yöntemi ve Ermeni kanun çalma stilinin uygulamalı olarak edinilmesi yoluyla, XX. yüzyılda Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde (1920-1991) kanun çalgısının, betimsel yöntem dâhilinde ortaya konan Sovyet kültür ve müzik politikaları bağlamında, nasıl bir değişimin öznesi olduğu, kanunda ekol olarak kabul edilen, kanunçalar, besteci, eğitimci Haçatur Avetisyan'ın (1926-1996) çalışmaları bağlamında ortaya konmuştur.Virtüöz kanunçalar olarak Avetisyan, Sovyet döneminde, 1951'de Berlin'de halk müziğini de içermek suretiyle düzenlenen bir festivalden, solo kanun icrâsıyla ödülle dönünce, Ermenistan'da kanun, halkın gözünde rağbet edilen bir çalgı olur. Bu ilgiye karşılık ilk olarak `teknikum' seviyesindeki bir okulda 1950'de başlattığı kanun eğitimini büyük bir hızla devam ettiren Avetisyan, izlediği kanun öğretimi yöntemi ile de kanun eğitimini kurumsallaştırma yolunda ilk adımları atan kişi olur. Bestecilik kariyerine kanun için yoğunluklu besteleri ile devam ederken, 1958-1972 yıllarında Ermenistan Devlet Dans Topluluğu'nun Halk Çalgıları biriminin müzik direktörlüğünü ve ardından 1973-1978 yıllarında Tatul Altunyan Şarkı ve Dans Topluluğu'nun sanat yönetmenliğini yaptığı dönemde, kanun ve diğer halk çalgılarının bulunduğu orkestra için pek çok eser de besteleyerek, Sovyet yönetiminin desteklediği `ilerleme' hareketinin gereğini yerine getirir. 1978'de Komitas Erivan Devlet Konservatuarı bünyesinde Halk Müziği Bölümü'nü açan kurucu üyelerden biri olan Avetisyan, kanunun konservatuar müfredatına dâhil edilmesindeki başat rolünü devam ettirir. Günümüz Ermenistan Cumhuriyeti'nde, kanun alanında tanınan solist, besteci ve eğitimci kanunçalarların çoğu Avetisyan'ın öğrencisidir.Anahtar Kelimeler: Kanun, Ermeni müziği, Sovyet kültür politikaları, Haçatur Avetisyan, Ermenistan kanun stili, Ermeni âşık müziği
Postmodern müzik kavramı bağlamında Luciano Berio'nun Sequenza I adlı eseri ve bu eserde kullanılan çağdaş flüt teknikleri
20. yüzyılda gerek müzik alanında gerekse diğer sanat dallarında, biçimsel ve kavramsal açıdan önemli değişiklikler yaşanmıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan postmodernizm kavramını ve bu kavramın müzik alanına ne şekilde yansıdığını anlayabilmek için, önce modernizm kavramı ele alınmalıdır. Bu sebeple çalışmada, ilk olarak modernizm daha sonra da postmodernizm kavramı ve gelişimi incelenmiş olup, postmodern düşünürlerden F. Jameson, M. Faucault, J.F. Lyotard ve J. Baudrillard?ın postmodernizm ile ilgili düşüncelerine değinilmiştir. Modernizm ve postmodernizm arasındaki farklılıkları daha iyi anlayabilmek için karşılaştırma yapılmış ve bu dönemde müzik ile işbirliği içerisinde olan disiplinlerden görsel ve sahne sanatlarında postmodernizme yer verilmiştir. Müzikte postmodernizmin gelişim süreci incelenirken, öncülük eden besteciler ve kullandıkları postmodern teknikler, eserlerden örnekler verilerek açıklanmıştır. Son olarak da Berio nun Sequenza I adlı eserinin analizi yapılarak, postmodernizmi çağrıştıran öğeler tespit edilmiş ve flüte tınısal açıdan farklı bir duyum sağlayan çağdaş flüt teknikleri, iki kategoride incelenmiştir.Yapılan bu çalışmanın amacı, Berio nun Sequenza I adlı eserini postmodern müzik kavramı bağlamında inceleyerek esere farklı bir bakış açısı kazandırmaktır. Bu sebeple yerli ve yabancı olmak üzere geniş bir literatür taraması yapılmış, eserin 1958 ve 1992 versiyonlarının notaları, ayrıca Berio ile yapılan röportajların belgeleri incelenmiş ve ?Sequenza I? in çeşitli performans kayıtları dinlenmiştir. Bu incelemeler sonucunda Berio nun Sequenza I adlı eserinde postmodern sayılabilecek özellikler saptanmıştır. Bu özellikler çalışmada incelenen diğer postmodern eserlerle karşılaştırıldığında, parçanın postmodern bir eser olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Müzik, Modernizm, Postmodernizm, Postmodern Teknikler, Luciano Berio, Sequenza I, Flüt
Postmodern müzik kavramı bağlamında Luciano Berio'nun Sequenza I adlı eseri ve bu eserde kullanılan çağdaş flüt teknikleri
20. yüzyılda gerek müzik alanında gerekse diğer sanat dallarında, biçimsel ve kavramsal açıdan önemli değişiklikler yaşanmıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan postmodernizm kavramını ve bu kavramın müzik alanına ne şekilde yansıdığını anlayabilmek için, önce modernizm kavramı ele alınmalıdır. Bu sebeple çalışmada, ilk olarak modernizm daha sonra da postmodernizm kavramı ve gelişimi incelenmiş olup, postmodern düşünürlerden F. Jameson, M. Faucault, J.F. Lyotard ve J. Baudrillard?ın postmodernizm ile ilgili düşüncelerine değinilmiştir. Modernizm ve postmodernizm arasındaki farklılıkları daha iyi anlayabilmek için karşılaştırma yapılmış ve bu dönemde müzik ile işbirliği içerisinde olan disiplinlerden görsel ve sahne sanatlarında postmodernizme yer verilmiştir. Müzikte postmodernizmin gelişim süreci incelenirken, öncülük eden besteciler ve kullandıkları postmodern teknikler, eserlerden örnekler verilerek açıklanmıştır. Son olarak da Berio nun Sequenza I adlı eserinin analizi yapılarak, postmodernizmi çağrıştıran öğeler tespit edilmiş ve flüte tınısal açıdan farklı bir duyum sağlayan çağdaş flüt teknikleri, iki kategoride incelenmiştir.Yapılan bu çalışmanın amacı, Berio nun Sequenza I adlı eserini postmodern müzik kavramı bağlamında inceleyerek esere farklı bir bakış açısı kazandırmaktır. Bu sebeple yerli ve yabancı olmak üzere geniş bir literatür taraması yapılmış, eserin 1958 ve 1992 versiyonlarının notaları, ayrıca Berio ile yapılan röportajların belgeleri incelenmiş ve ?Sequenza I? in çeşitli performans kayıtları dinlenmiştir. Bu incelemeler sonucunda Berio nun Sequenza I adlı eserinde postmodern sayılabilecek özellikler saptanmıştır. Bu özellikler çalışmada incelenen diğer postmodern eserlerle karşılaştırıldığında, parçanın postmodern bir eser olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Müzik, Modernizm, Postmodernizm, Postmodern Teknikler, Luciano Berio, Sequenza I, Flüt
Postmodern müzik kavramı bağlamında Luciano Berio'nun Sequenza I adlı eseri ve bu eserde kullanılan çağdaş flüt teknikleri
20. yüzyılda gerek müzik alanında gerekse diğer sanat dallarında, biçimsel ve kavramsal açıdan önemli değişiklikler yaşanmıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan postmodernizm kavramını ve bu kavramın müzik alanına ne şekilde yansıdığını anlayabilmek için, önce modernizm kavramı ele alınmalıdır. Bu sebeple çalışmada, ilk olarak modernizm daha sonra da postmodernizm kavramı ve gelişimi incelenmiş olup, postmodern düşünürlerden F. Jameson, M. Faucault, J.F. Lyotard ve J. Baudrillard?ın postmodernizm ile ilgili düşüncelerine değinilmiştir. Modernizm ve postmodernizm arasındaki farklılıkları daha iyi anlayabilmek için karşılaştırma yapılmış ve bu dönemde müzik ile işbirliği içerisinde olan disiplinlerden görsel ve sahne sanatlarında postmodernizme yer verilmiştir. Müzikte postmodernizmin gelişim süreci incelenirken, öncülük eden besteciler ve kullandıkları postmodern teknikler, eserlerden örnekler verilerek açıklanmıştır. Son olarak da Berio nun Sequenza I adlı eserinin analizi yapılarak, postmodernizmi çağrıştıran öğeler tespit edilmiş ve flüte tınısal açıdan farklı bir duyum sağlayan çağdaş flüt teknikleri, iki kategoride incelenmiştir.Yapılan bu çalışmanın amacı, Berio nun Sequenza I adlı eserini postmodern müzik kavramı bağlamında inceleyerek esere farklı bir bakış açısı kazandırmaktır. Bu sebeple yerli ve yabancı olmak üzere geniş bir literatür taraması yapılmış, eserin 1958 ve 1992 versiyonlarının notaları, ayrıca Berio ile yapılan röportajların belgeleri incelenmiş ve ?Sequenza I? in çeşitli performans kayıtları dinlenmiştir. Bu incelemeler sonucunda Berio nun Sequenza I adlı eserinde postmodern sayılabilecek özellikler saptanmıştır. Bu özellikler çalışmada incelenen diğer postmodern eserlerle karşılaştırıldığında, parçanın postmodern bir eser olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Müzik, Modernizm, Postmodernizm, Postmodern Teknikler, Luciano Berio, Sequenza I, Flüt