Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Alev Girli

15 theses · Dokuz Eylül University

Master'sOpen AccessTR

Zihinsel engelli ergenlerin sosyal beceri düzeyleri ve davranış problemleri ile ebeveynlerinin genel öz yeterlilik algı düzeylerinin karşılaştırılarak incelenmesi

Bu araştırmanın amacı zihinsel engelli ergenlerin, sosyal beceri düzeyleri ve davranış problemleri ile ebeveynlerinin genel öz yeterlilik algı düzeylerini karşılaştırılarak incelemektir. Ayrıca öğrencilerin sosyal yeterlilik düzeyleri ve davranış problemlerinin çeşitli değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı, araştırmanın alt amaçlarını oluşturmaktadır. Bu araştırmada var olan durum değiştirilmeden, olduğu gibi betimlenmek istendiğinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır.Araştırmanın evrenini eğitilebilir düzeyde zihinsel engele sahip ergenler (11-21 yaş) ve onların anne-babaları oluşturmaktadır. Bu araştırmaya 59'u kız, 102'si erkek olmak üzere 161 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan ergenlerin hepsi, İzmir ilinde, eğitilebilir düzeyde zihinsel engelli öğrencilere eğitim vermekte olan resmi özel eğitim okulları ile kaynaştırma programı uygulayan devlet okullarına devam etmektedirler. Ayrıca araştırmaya katılan ebeveynlerin 59'u baba, 126'sı annedir.Araştırmada, öğrencilerin okul içi sosyal yeterlilik düzeyleri ve problem davranışlarını ölçmek için, Okul Sosyal Davranış Ölçekleri (OSDÖ) ile ebeveynlerin genel öz yeterlilik algılarını ölçmek için ise Genel Öz Yeterlilik Ölçeği Türkçe Formu kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenci ve ebeveynlerin demografik özelliklerini belirlemek amacıyla, `Öğrenci-Ebeveyn Bilgi Formu' araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Elde edilecek verilerin analizinde SPSS 1.5 programından yararlanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, zihinsel engelli ergenlerin sosyal beceri düzeyleri ile ebeveynlerin genel öz yeterlilikleri arasında pozitif yönlü; zihinsel engelli ergenlerin davranış problemleri ile ebeveynlerin genel öz yeterlilikleri arasında ise negatif yönlü bir ilişki bulunmaktadır.

BeceriBeceri kazandırmaDavranış+11
Gülsüm Elif Çorbacı Serin
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim düzeyindeki işitme engelli öğrencilerin sosyal beceri düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim düzeyindeki işitme engelli öğrencilerin sosyal beceri düzeylerini belirlemek ve bu öğrencilerin sosyal beceri düzeylerinin; yaşa, cinsiyete, devam ettikleri okulun türüne, cihaz kullanma durumuna, kullandıkları cihazın türüne ve iletişim yöntemlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir.Bu çalışma, ilköğretim düzeyindeki işitme engelli öğrencilerin, sosyal beceri düzeylerini bazı değişkenlere göre incelemek amacıyla yapılmış ilişkisel tarama çalışmasıdır. Araştırmanın evreni İzmir ilinde yaşayan işitme engelli ilköğretim öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırma grubu, 2010-2011 eğitim ve öğretim yılında, İzmir ilinde ilköğretim birinci kademede eğitim gören, işitme engelli 114 gönüllü öğrenciden oluşmuştur. Araştırma için gerekli verilerin toplanmasında, Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği ve öğrencilere ilişkin bilgileri toplamak amacıyla, araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır.Yapılan değerlendirmeler sonucunda, ilköğretim düzeyindeki işitme engelli öğrencilerin sosyal beceri düzeylerinin cinsiyete, devam ettiği okul türü, kullandıkları iletişim yöntemlerine göre farklılaştığı görülmüştür. Kız öğrencilerin sosyal beceri düzeyinin erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Devam ettikleri okul türü değişkenine göre; kaynaştırma ortamlarında bulunan öğrencilerin sosyal beceri düzeylerinin özel eğitim okuluna devam eden öğrencilere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Kullandıkları iletişim yöntemleri değişkenine göre, sözel yöntemi kullanan öğrencilerin sosyal beceri düzeyinin işaret dili ve her iki yöntemi kullananlara göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Kullandıkları cihaz türü değişkenine göre, sosyal beceri düzeyinde farklılık görülmemiştir. Ancak, bazı alt ölçeklerde koklear implant kullanan öğrencilerin, diğer cihaz türleri kullananlara göre daha yüksek puanlar aldığı görülmüştür. Öğrencilerin sosyal beceri düzeylerinin yaş ve cihaz kullanma durumları değişkenlerine göre farklılaşmadığı bulunmuştur

Kaynaştırma eğitimiSosyal beceriİlköğretim öğrencileri+2
Sevgi Eren
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek işlevli otizm ve Asperger sendromu tanılı çocuklarda İleri Derecede Zihin Okuma Becerileri Öğretimi Programının etkililiğinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı araştırmacı tarafından hazırlanan ?İleri Düzeyde Zihin Okuma Becerileri Öğretim Programı?nın yüksek işlevli otizm ve Asperger sendromu tanılı çocukların ileri derecede zihin okuma becerileri üzerindeki etkililiğinin incelenmesidir. Araştırma modeli olarak ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmaya 9 deney, 9 kontrol grubu olmak üzere 7-14 yaş aralığındaki toplam 18 katılımcı dahil olmuştur. Deney grubundaki katılımcılara eğitim programı uygulanırken, kontrol grubuna eğitim uygulanmamıştır. Katılımcıları belirlerken birinci ve ikinci düzey zihin okuma testlerinden geçmiş olma ön koşul olarak belirlenmiştir. Programın etkililiğini değerlendirme amacıyla hem deney hem de kontrol grubuna ön test olarak gözlerden duyguları okumayı ölçen ?Göz Testi? ile; ileri derecede zihin okuma becerilerini ölçen ?Garip Hikayeler Testi? uygulanmıştır. Deney grubundaki katılımcılara ise 12 oturum süren ?İleri Düzeyde Zihin Okuma Becerileri Öğretim Programı? uygulanmıştır. Bu doğrultuda araştırmanın bağımlı değişkeni; ?Göz Testi? puanları ile ?Garip Hikayeler Testi? puanlarıdır. Bağımsız değişken ise ?İleri Düzeyde Zihin Okuma Beceriler Öğretim Programı?dır. Bunun yanı sıra araştırmaya katılan çocukların ailelerinden sosyal geçerlik verileri toplanarak değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları Wilcoxon Testi, Mann Whitney-U Testi ve Kruksal Wallis H Testi ile değerlendirilmiştir. Uygulama sonucunda hem deney hem kontrol grubuna son test olarak ?Göz Testi? ve ?Garip Hikayeler Testi? yeniden uygulanmıştır. Deney ve kontrol gruplarının ön test ve son test puanları arasında anlamlı farklılaşma olup olmadığına bakılarak ?İleri Düzeyde Zihin Okuma Becerileri Öğretimi Programı?nın etkili olup olmadığı incelenmiştir. Sonuçlara bakıldığında deney grubunun Garip Hikayeler Testi?nden aldıkları ön test-son test puanları arasında anlamlı farklılaşma gözlenirken, kontrol grubunda anlamlı farklılaşma gözlenmemiştir. Deney grubunda ise hem deney hem de kontrol grubunda ?Göz Testi?nden alınan ön test ve son test puanları arasında anlamlı farklılaşma gözlenmemiştir. Bu araştırmada araştırmacı tarafından hazırlanan ?İleri Düzeyde Zihin Okuma Becerileri Öğretimi Programı??nın yüksek işlevli otizm ve Asperger sendromu tanılı çocukların ileri derecede zihin okuma becerilerinin gelişmesinde etkili olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: ileri derecede zihin kuramı, zihin okuma, zihin kuramı becerilerinin öğretimi, yüksek işlevli otizm, Asperger sendromu

Otistik bozukluklarZihin kuramı
Ezgi Dalmış
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim genel eğitim sınıfı ile özel eğitim sınıfında öğrenim gören kaynaştırma öğrencilerinin sosyal becerilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, ilköğretim sınıflarına devam eden kaynaştırma öğrencilerinin, ilköğretim sınıflarına devam eden aynı zamanda destek eğitim odasından destek eğitim alan kaynaştırma öğrencilerinin ve özel eğitim sınıflarına devam eden kaynaştırma öğrencilerinin sosyal becerilerini karşılaştırmak ve incelemektir. Araştırma zihinsel yetersizliğe sahip kaynaştırma sürecindeki öğrencilerinin sosyal becerilerini karşılaştırmalı olarak inceleyen betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2010-2011 eğitim-öğretim yılında İzmir ilinde 12 ilköğretim okuluna devam eden zihinsel yetersizliğe sahip 190 kaynaştırma öğrencisi oluşturmaktadır.Bu çalışmada veri toplamak amacıyla Gresham ve Elliot (1990) tarafından geliştirilen Sucuoğlu ve Özokçu tarafından Türkçe uyarlama çalışmaları yapılmış olan Sosyal Beceri Derecelendirme Sistemi-SBDS' nin (Social Skills Rating System) , anasınıfı ila altıncı sınıf çocuklarını değerlendirmek için geliştirilen öğretmen formu kullanılmıştır. Sosyal Beceri Derecelendirme Sistemi'nde 3 ayrı ölçek bulunmaktadır. Bu ölçekler Sosyal Beceri Ölçeği (SBÖ/Social Skills), Problem Davranış Alt Ölçeği (PDÖ/Problem Behaviors) ve Akademik Yeterlilik (AYÖ/Academic Competence) ölçekleridir. Ayrıca öğretmenler ve kaynaştırma öğrencileri hakkında bilgi toplaması amacıyla ?Öğretmen ve Öğrenci Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır.Araştırmanın sonuçlarında ilköğretim sınıflarına devam kaynaştırma öğrencilerinin, ilköğretim sınıflarına devam eden aynı zamanda destek eğitim odasından destek eğitim alan kaynaştırma öğrencilerinin ve ilköğretim okulları bünyesinde açılan özel eğitim sınıflarına devam eden öğrencilerinin sosyal beceri düzeyleri ve problem davranış düzeyleri arasında herhangi bir farklılık bulunmamıştır. Akademik yetersizlik açısından karşılaştırıldığında ise özel eğitim sınıfı öğrencilerinin akademik becerileri düzeyleri diğer iki gruba göre daha yüksek bulunmuştur.

Akademik başarıBeceriBeceri performansı+9
Kamil Sülün
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Otizm tanılı kaynaştırma öğrencilerinin bulunduğu sınıflarda akran ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik bir eğitim programının etkililiğinin incelenmesi

Bu araştırmada, ilköğretim okullarında birinci kademede eğitim alan otizm tanılı kaynaştırma öğrencilerinin akranlarıyla ilişkilerini, okula uyumlarını ve sosyal kabullerini artırmak amacıyla geliştirilmiş olan bir eğitim programının etkililiği incelenmiştir.Araştırma, İzmir ilinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı beş ilköğretim okulunda 2011-2012 eğitim-öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada temel araştırma deseni olarak ?ön test - son test kontrol gruplu yarı deneysel desen? ve nitel araştırma yöntemlerinden görüşme kullanılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkenini ?eğitim programı?, bağımlı değişkelerini akranların sosyal kabulleri, okula uyumları, öğretmen ve akran merkezli sosyal davranışları oluşturmaktadır.Araştırma verileri nicel ve nitel teknikler kullanılarak toplanmıştır. Bu verilerin toplanmasında; öğrencilerin sosyal yeterliliklerini ve okula uyumlarını belirlemek amacıyla ?Walker-McConnell Sosyal Yeterlilik ve Okula Uyum Ölçeği kaynaştırma öğrencilerinin sosyal kabullerini değerlendirmek üzere de ?sosyometri? ve `sosyal kabul ölçeği', öğretmenlerin kaynaştırma öğrencisinin arkadaşlık ilişkileri konusundaki görüşlerini belirlemek için ?Öğretmen Görüşme Formu? ve demografik verilerin toplanması için `Kişisel Bilgi Formu', kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri SPSS paket programıyla değerlendirilmiştir. Nitel verilerin ise tümevarım analizi tekniği ile analiz edilmiştir.Sosyal kabulü artırmaya yönelik olarak geliştirilen; toplam on bir etkinlikten oluşan eğitim programı, deney gruplarına uygulanmadan önce seçilen bir pilot okulda uygulanmış uygulama sonuçlarına göre program revize edilerek gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Yeniden düzenlenmiş bu program deney gurubu olan iki sınıfta uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir eğitim verilmemiştir.Araştırma sonunda elde edilen bulgular, akran ilişkilerini geliştirmek üzere hazırlanmış olan eğitim programının, akranların sosyal kabulleri ve otizmli öğrencilerin sosyal yeterlilik ve okula uyum davranışları üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda ileri araştırmalar ve uygulamalar için çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

AkranAkran ilişkileriEğitim+7
Semra Öztürk Özgönenel
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Boşanma aşamasındaki bireylerin evlilik çatışmaları, çatışma iletişim tarzları ve sosyal destek sistemlerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, boşanma aşamasındaki bireylerin yaşadıkları evlilik çatışması düzeyleri, çatışma iletişim tarzı, sosyal destek ve bazı sosyo-demografik özellikler arasındaki ilişkilerin incelenmesidir.Araştırmanın örneklemini İzmir Adliyesi Aile Mahkemeleri'ne boşanmak üzere başvuran ve Aile Mahkemeleri'nde çalışan psikolog, pedagog ve sosyal hizmet uzmanları ile görüşmesi için mahkemece sevk edilen bireyler arasından tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen, boşanma süreci devam eden 102 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Demografik Bilgi Formu, Evlilik Çatışma Ölçeği (Hatipoğlu, 1993), Çatışma İletişim Tarzı Ölçeği (Goldstein, 1999) ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (Zimet ve ark., 1988) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, kadınların evlilik çatışması düzeyinin erkeklerin çatışma düzeyinden yüksek olduğu, çatışma iletişim tarzları bakımından alt ölçek olan `duygusal ifade' bakımından da farklılık gösterdiği ve erkeklerin duygusal ifade puanlarının kadınlara oranla daha yüksek olduğu, boşanmayı talep etme ve boşanma nedenleri bakımından cinsiyete göre anlamlı farklılaşma olduğu saptanmıştır. Aile yanında yaşayan katılımcıların sosyal destek ve ?Aile? alt ölçek puanlarının aile ile birlikte yaşamayanların puanlarından anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur.Ayrıca katılımcıların evlilik problemlerini çözmek için yardım alıp almadıklarına ilişkin olarak kadınların %21'inin erkeklerin ise %18'inin yardım aldıkları ancak bu yardımın kadınlarda %23,5'inin erkeklerde ise % 19,6'sinin `aile yakını veya akraba'dan alındığı, her iki cinsiyette de psikolog, psikiyatrist ve ya aile danışmanından yardım alanların sayısının % 9,8 olduğu görülmüştür.Anahtar Kelime: Boşanma, evlilik çatışması, iletişim çatışması, sosyal destek.

BoşanmaEvlilik çatışmasıSosyal destek+5
Dünya Polat
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel engelli öğrencilere galoş yapma becerisinin öğretiminde eş zamanlı ipucuyla öğretimin etkililiği

Bu araştırma zihinsel engelli öğrencilere galoş yapma becerisinin öğretiminde eşzamanlı ipucu yönteminin etkiliğini araştırmak amacı ile planlanmıştır. Araştırmanın amacına ulaşabilmek için tek-denekli araştırma yöntemlerinden denekler arası yoklama evreli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır.Araştırma İzmir ili, Buca ilçesinde bulunan Mehmet Ali Susam Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi'nde eğitim görmekte olan ve çalışmanın katılım kriterlerini sağlayan 2 erkek ve 1 kız olmak üzere üç öğrenci ile yürütülmüştür.Bu araştırmanın bağımlı değişkeni, galoş yapma becerisidir. Bağımsız değişkeni ise galoş yapma becerisinin öğretiminde eşzamanlı ipucuyla öğretimdir. Zihin engelli bireylere, galoş yapma becerisi öğretiminde eşzamanlı ipucuyla öğretimin etkililiğini değerlendirmek üzere toplu yoklama, günlük yoklama, öğretim, izleme ve genelleme oturumları düzenlenmiştir. Değerlendirme için tek fırsat yöntemi kullanılmıştır.Oturumların tümü deneklerle bire bir öğretim düzenlemesi biçiminde gerçekleştirilmiştir. Öğretim sırasında model olma ve sözel ipucu bir arada kullanılarak beceri, tüm basamakların bir arada öğretimi biçiminde öğretilmiştir. Araştırmada gözlemciler arası güvenirlik ve uygulama güvenirliği verisi toplanmıştır.Araştırma sonuçları, galoş yapma becerisinin öğretiminde eşzamanlı ipucuyla öğretiminin etkili olduğunu ve tüm öğrencilerin eşzamanlı ipucuyla galoş yapma becerisini öğrendiğini göstermektedir. Ayrıca çalışılan öğrencilerin, galoş yapma becerisini farklı ortam, farklı araç-gereçlere, farklı uygulamacılara genelleyebildikleri görülmüştür. Öğretimi yapılan galoş yapma becerisinin, öğretim sona erdikten bir, üç ve dört hafta sonra da kalıcılığını koruduğu, yapılan analizler sonucunda kanıtlanmıştır.

EğitimEş zamanlı ipucuyla öğretimZihinsel engelli çocuklar+4
Tolga Leblebici
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli kardeşe sahip olan 18-30 yaş arasındaki bireylerin evliliğe yönelik tutumlarının incelenmesi

Engelli Kardeşe Sahip Olan 18-30 Yaş Arasındaki Bireylerin Evliliğe Yönelik Tutumlarının İncelenmesi Bu araştırmanın amacı, engelli kardeşe sahip olan bireylerin evliliğe yönelik tutumlarının bazı değişkenler ile olan ilişkisini incelemektir. Araştırmada engelli kardeşe sahip olan bireylerin evliliğe ilişkin tutumlarının bazı değişkenlerle ilişkisi betimlenmeye çalışıldığı için betimsel yöntemlerden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, engelli bir kardeşe sahip olan, 18-30 yaş arasında, evli olmayan, normal gelişim gösteren, 65 kadın ve 55 erkek bireyden -toplam 120 katılımcı- oluşturulmuştur. Araştırma İzmir ilindeki özel eğitim okulları ve özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde gerçekleştirilmiştir. Veriler, Ertuğrul (2008) tarafından geliştirilen, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış olan ?Evliliğe Yönelik Tutum Ölçeği? ile bazı değişkenler hakkında bilgi toplanması amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik dağılımlar gösterilmiş ve ölçek puanlarının normal dağılım gösterip göstermediğinin anlaşılması için Kolmogorov-Smirnov Testi, iki grubun karşılaştırılması için Mann Whitney-U Testi ve üç ve daha fazla sayıda grubun karşılaştırılması için Kruskal Wallis Testi uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS programının 15.0 versiyonu kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizi sonucunda şu sonuçlar bulgulanmıştır; ? Engelli kardeşe sahip kadın katılımcıların evliliğe yönelik tutumları erkek katılımcıların evliliğe yönelik tutumlarından daha olumsuzdur (p<0.05). ? Anne-babası birlikte yaşayan katılımcıların evliliğe yönelik tutumları, anne babası birlikte yaşamayan katılımcıların evliliğe yönelik tutumlarından daha olumludur (p<0.05). ? Ağır düzeyde engelli kardeşe sahip katılımcıların evliliğe yönelik tutumları orta ve hafif düzeyde engelli kardeşe sahip katılımcıların evliliğe yönelik tutumlarından daha olumsuzdur (p<0.05). ? Orta düzeyde engelli kardeşe sahip katılımcıların evliliğe yönelik tutumları hafif düzeyde engelli kardeşe sahip katılımcıların evliliğe yönelik tutumlarından daha olumsuzdur (p<0.05). ? Kardeşleri arasında yaşı en büyük olan katılımcıların evliliğe yönelik tutumları kardeşleri arasında yaşı en büyük olmayan katılımcıların evliliğe yönelik tutumlarından daha olumsuzdur (p<0.05). ? Engelli kardeşin bakımı ile ilgilenen katılımcıların evliliğe yönelik tutumları engelli kardeşin bakımı ile ilgilenmeyen katılımcıların evliliğe yönelik tutumlarından daha olumsuzdur (p<0.05). ? Engelli kardeşin eğitim ile ilgilenen katılımcıların evliliğe yönelik tutumları engelli kardeşin eğitimi ile ilgilenmeyen katılımcıların evliliğe yönelik tutumlarından daha olumsuzdur (p<0.05). ? Engelli kardeşin bakımı ve eğitimi ile ilgilenen kişi sayısı arttıkça katılımcıların evliliğe yönelik tutumlarının daha olumlu olduğu bulgulanmıştır (p<0.05). ? İstatistiksel analizler sonucunda katılımcıların, yaş grupları, eğitim düzeyleri, sahip oldukları engelli kardeşin cinsiyeti, sahip oldukları engelli kardeşin yetersizlik türü, ailelerinin aylık geliri, sahip oldukları kardeş sayıları ile evliliğe yönelik tutumları arasında anlamlı bir ilişki gözlemlenmemiştir (p>0,05). Anahtar Sözcükler: Evlilik, engelli kardeş, evliliğe yönelik tutum

Engelli kişilerEvlilikKardeş ilişkileri+2
Hüseyin Mutlu
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuklar için geliştirilen zihin okuma becerileri öğretimi programının etkililiğinin incelenmesi

Otistik spektrum bozukluğu (OSB), hayat boyu süren, sosyal etkileşim ve iletişim sorunları, sınırlı ilgi alanları ve yinelenen davranışlarla kendini gösteren nöro-gelişimsel bir bozukluktur. Otizmli bireylerin sosyal ve iletişim becerilerinde gözlenen yetersizlik ve farklılıkları açıklayan kuramlardan biri de zihin kuramıdır. Bu araştırmanın amacı, "Zihin Okuma Becerileri Öğretim Programı"nın Otizm Spektrum Bozukluğu tanı grubundaki çocukların birinci düzey zihin okuma becerileri üzerinde etkililiğinin incelenmesidir. Araştırmada, tek denekli araştırma modellerinden yoklama evreli davranışlar arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Çalışma Otistik spektrum bozukluğu (OSB) tanısı almış 3-5 yaş grubu 3 çocukla gerçekleştirilmiştir. Uygulanan eğitim programının etkililiği "Beklenmedik İçerik (Smarties)", "Görünüm gerçeklik" ve "Perspektif Alma" testlerinin ön ve son test puanları ile incelenmiştir. "Görünüm Gerçeklik", "Perpektif Alma" ve "Beklenmedik İçerik" becerilerinin öğretimini gerçekleştirmek amacıyla, araştırmacı tarafından hazırlanan, her beceri alanı için beş farklı materyal kullanılarak hazırlanmış olan toplam 15 ayrı çalışma kullanılmıştır.Araştırma bulguları, uygulanan eğitim programının etkili olduğunu göstermiştir. Birinci denek Ali eğitimi 26 oturum, ikinci denek Ahmet eğitimi 24 oturum, üçüncü denek Murat eğitimi 20 oturum sonunda her üç zihin kuramı beceri alanında da kazanmıştır. Tüm deneklerin, eğitim sonlandırıldıktan 5, 10 ve 15 gün sonra yapılan izleme oturumlarında öğrenilen becerileri koruduğu gözlemlenmiştir.

Otistik bozukluklarZihinZihin kuramı+7
Ebru Uylaş
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Düşünce baloncukları tekniğinin kullanıldığı ?yanlış inanç öğretim paketi? nin asperger sendromu ve yüksek işlevli otizm tanısı almış çocukların ?yanlış inanç? düzeylerine etkisi

Bu çalışma ile düşünce baloncukları tekniğinin kullanıldığı ?yanlış inanç öğretim paketi? nin Asperger Sendromu ve yüksek işlevli otizm tanısı almış çocukların ?yanlış inanç? düzeyleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma modeli olarak tek grup ön test- son test deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmaya yedi katılımcı katılmıştır. Bunun yanında sosyal geçerlilik verilerini toplamak amacı ile her bir katılımcının ebeveynlerinden biri araştırmaya dahil edilmiştir.Çalışmanın amacı düşünce baloncukları tekniğinin kullanıldığı ?yanlış inanç öğretim paketi? nin Asperger Sendromu ve yüksek işlevli otizm tanısı almış çocukların ?yanlış inanç? düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Bu nedenle çalışmanın bağımlı değişkenini ?yanlış inanç öğretim paketi? ve bağımsız değişkenini de ?yanlış inanç? düzeyleri oluşturmaktadır. Bunun yanında cinsiyetin yanlış inanç düzeyleri üzerindeki etkisi, kronolojik yaşın ve sözel gelişim yaşının yanlış inanç düzeyleri üzerindeki etkisi araştırmanın denenceleri olarak incelenmiştir.Araştırmada ?yanlış inanç öğretim paketi? uygulanmıştır. Araştırma materyalleri araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Ön test ve son testler, Karton Sally-Anne testi, Sally-Anne Testi, Ayıcıklar Testi ve Smarties (Bonibon) Testi olmak üzere dört I. Düzey yanlış inanç testinden oluşmaktadır. Bunların yanında deneklerin özelliklerini belirlemek ve eğitim uyarlamalarını yapabilmek için PEP-R (Psycho-Educational Scale-Revised) Testi ve araştırmacı tarafından hazırlanan diğer formlar kullanılmıştır. Araştırma bulgularını test etmek amacı ile Wilcoxon Testi, Mann Whitney-U Testi ve Kruskal Wallis H Testinden faydalanılmıştır.Yapılan değerlendirmeler sonucunda katılımcıların yanlış inancı anlama düzeylerinde uygulama öncesi ve sonrası test sonuçlarında yapılan karşılaştırma ile sonuçlar arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Farkın son test puanı lehinde olduğu gözlenmiştir. Bu sonuçlara göre uygulamanın, katılımcıların yanlış inanç düzeyini geliştirmede olumlu bir etkisi olduğu ortaya konmuştur. Araştırmanın diğer denencelerine ait bulgularda ise anlamlı sonuç bulunamamıştır.Anahtar Sözcükler: yanlış inanç, otizm, düşünce baloncukları, zihin okuma, zihin kuramı

Asperger sendromuDüşünce baloncuklarıOtistik bozukluklar+2
Deniz Tekin
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir ilinde kaynaştırma öğrencileri ile çalışan okul öncesi öğretmenlerinin empatik eğilimleri ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu araştırma, okul öncesinde kaynaştırma öğrencileri olan öğretmenlerin empatik eğilimleri ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacı ile yapılmıştır. Araştırmadaki değişkenler, sınıfında kaynaştırma öğrencisi olmayan okul öncesi öğretmenlerinin empatik eğilimleri ile tükenmişlik düzeyleri ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bunun yanısıra, sınıfında kaynaştırma öğrencisi olan ve olmayan okul öncesi öğretmenlerinin demografik özelliklerine ve kaynaştırma eğitimine ilişkin görüşlerine göre empatik becerileri ve tükenmişlik düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığına bakılmıştır. Sınıfında kaynaştırma öğrenci olan ve olmayan öğretmenlerin empatik becerilerini, öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek ve öğretmenlerin empatik becerileri ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacı ile yapılmış betimsel bir çalışmadır.Araştırmanın araştırma grubu, gönüllülük esasına göre sınıfında kaynaştırma öğrencisi olan ve sınıfında kaynaştırma öğrencisi olmayan 85 okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır.Araştırma verileri üç araç ile toplanmıştır. Öğretmenlerin demografik durumları ve kaynaştırma eğitimine ilişkin görüşlerini belirlemek amacı ile ?Kişisel Bilgi Formu?, empatik becerilerini ölçmek için ?Empatik Beceri Ölçeği? ve tükenmişlik düzeylerini ölçmek için ?Maslach Tükenmişlik Envanteri? kullanılmıştır.Araştırmada ölçme araçlarının uygulaması sonucunda elde edilen verilerin değerlendirmesinde SSPS (Statistical Package fort he Social Sciences) programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans ve yüzde dağılımları, Kruskal-Wallis Test, Mann-Whitney U Testi ve Korelasyon analizi kullanılmıştır.Araştırma bulguları sonucunda, sınıfında kaynaştırma öğrencisi olan ve olmayan öğretmenlerin demografik özellikleri ve kaynaştırma eğitimine ilişkin görüşleri ile empatik becerileri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı saptanmıştır.Araştırma bulgularına göre, sınıfında kaynaştırma öğrencisi olan öğretmenlerin demografik özelliklerine göre tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Ancak sınıfında kaynaştırma öğrencisi olan öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine ilişkin bazı görüşleri ile tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı faklılık olduğu bulunmuştur. Anlamlı çıkan bulgu sonuçları özetlenmiştir. Sınıfında kaynaştırma öğrencisi olan öğretmenlerin duyarsızlaşma alt boyutu ile ?kaynaştırma eğitimi hakkında bilgi sahibi olmaları? arasında anlamlı fark bulunmaktadır. Ayrıca, sınıfında kaynaştırma öğrencisi olan öğretmenlerin duygusal tükenmişlik ve kişisel başarı alt boyutu ile ?özel eğitim hakkında bilgi sahibi olmaları? sırasında anlamlı fark saptanmıştır. Sınıfında kaynaştırma öğrencisi olmayan öğretmenlerin mesleki çalışma süreleri ile duygusal tükenmişlik alt boyutu arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur. Diğer demografik özellikleri ve kaynaştırma eğitimine ilişkin görüşleri ile tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı faklılık bulunmamıştır.Araştırma bulguları sonucunda, sınıfında kaynaştırma öğrencisi olan ve olmayan öğretmenlerin empatik becerileri ve öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri karşılaştırıldığında aralarında anlamlı bir farklılık olmadığı saptanmıştır. Ayrıca, sınıfında kaynaştırma öğrencisi olan ve olmayan öğretmenlerin empatik becerileri ile duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma ve kişisel başarı alt boyutları incelendiğinde ise anlamlı bir faklılığın olmadığı belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Okul öncesi öğretmeni, kaynaştırma, empatik beceri, tükenmişlik.

Empatik beceriKaynaştırma eğitimiOkul öncesi öğretmenler+1
Emel Özmen
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Yaygın gelişimsel bozukluk tanısı alan çocukların ebeveynlerinin yaşadığı yas tepkilerinin, evlilik uyumlarının ve sosyal destek algılarının incelenmesi

Ailede farklı /engelli bir çocuğun olmasıyla beraber aile üyelerinin bu duruma adapte olabilmek için birçok aşamadan geçtikleri; inkâr, şok, kaygı, kızgınlık, korku gibi duyguları yaşadıkları, sıklıkla kendilerini çocuklarının durumundan sorumlu tuttukları ve çoğu anne babanın suçluluk duyguları ifade ettikleri birçok araştırmada belirtilmektedir. Ailelerin tanıyı aldıktan sonra duygusal durumlarını ve süreci anlamak için yas ve kayıp süreçlerinin nasıl işlediğine bakmak önemlidir. Ailelerin yaşadıkları bu sürece paralel olarak anne ve babanın evlilik uyumlarında farklılaşma olduğu bazı araştırmalarda evlilik uyumunun düşük boşanma oranının yüksek olduğu görülmektedir. Buna karşılık olarak ise bazı araştırmacılar aile farklı/engelli bir bireyin bulunmasının evlilik uyumunu etkilemediğini savunmaktadırlar. Ailelerin yaşadıkları tüm bu süreç içerisinde yaşadıkları ile nasıl başa çıktıklarını belirleyen mekanizmaların arasında da sosyal destek önem kazanmaktadır. Farklı/engelli bir çocuğun varlığına başarılı bir şekilde uyum yapmayı sağlayan etmelerden biri olan sosyal desteğin ailelerin sorunlarla başa çıkmalarını da kolaylaştıracak bir işlevi bulunmaktadır.Gerçekleştirilen araştırmada yaygın gelişimsel bozukluk tanısı alan çocukların ebeveynlerinin bu tanıdan dolayı yaşadıkları yas sürecini, evlilik uyumlarını ve algıladıkları sosyal desteği etkileyen faktörleri incelemek ve yas süreci ile evlilik uyumu ve sosyal destek ilişkisini belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaçla araştırmada yaygın gelişimsel bozukluk tanısı alan çocukların ebeveynlerine Hogan Yas Tepkileri Tarama Listesi, Çiftler Uyum Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve ailelere ilişkin demografik bilgiler için Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır.Araştırmada, iki veya daha fazla değişken arasındaki birlikte değişimin varlığını ve/veya derecesini belirlemeyi amaçlayan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni İzmir ili sınırları dahilinde yaşayan yaygın gelişimsel bozukluk tanısı alan çocukların ebeveynlerden oluşmaktadır. Araştırma grubunu İzmir ilindeki üniversite ve devlet hastaneleri çocuk psikiyatrisi kliniklerinde DSM-IV-TR tanı ölçütlerine göre yaygın gelişimsel bozukluk tanısını almış 3-18 yaş aralığında çocuğa sahip gönüllü 103 anne-baba oluşturmaktadır.Yapılan değerlendirmeler sonucunda yas, evlilik uyumu ve algılanan sosyal desteğin çeşitli demografik değişkenler açısından farklılaştığı bulunmuştur. YGB tanılı çocukların ebeveynlerindeki yasın olumsuz yanını yordayan değişkenlerin cinsiyet, eğitim, evlilik süresi, özel insandan kategorisinden algılanan sosyal destek, arkadaş kategorisinden algılanan sosyal destek ve çift bağlılığı olduğu görülmüştür. Yasın olumlu yanını yordayan değişkenlerin ise cinsiyet, eğitim, tanıdan sonra geçen süre ve çift uyumu olduğu görülmüştür.

EbeveynlerEvlilik uyumuOtistik bozukluklar+3
Deniz Karpat
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin durumluk sürekli kaygı düzeyleri ile sınav kaygısı düzeyleri ve ana - baba tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin durumluk sürekli kaygı düzeyleri ile sınav kaygısı düzeyleri ve ana baba tutumları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı araştırılmıştır. Ayrıca, bazı değişkenlere bağlı olarak öğrencilerin durumluk kaygı, sürekli kaygı ve sınav kaygısı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılaşma olup olmadığı araştırılmıştır.Araştırmanın örneklemini, 2007 ? 2008 Eğitim ? Öğretim döneminde, İzmir ili Torbalı ilçesi Kazımpaşa ve Cumhuriyet İlköğretim Okullarında öğrenim gören 251 İlköğretim 8. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Öğrencilerin 122'si kız, 129'u erkektir. Öğrencilerin kaygılarını değerlendirmek amacıyla öğrencilere, ?Durumluk / Sürekli Kaygı Envanteri?, öğrencilerin sınavlara yönelik olan tutumlarını değerlendirmek amacıyla öğrencilere ?Sınav Kaygısı Envanteri?, öğrencilerin anne ve babalarının tutumlarını nasıl algıladıklarını değerlendirmek amacıyla öğrencilere ?Ana Baba Tutumları Ölçeği? uygulanmıştır. Öğrencilerle ilgili bazı bilgileri elde etmek için araştırmacı tarafından oluşturulan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır.Veriler, SPSS 13 Windows paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde t testi, varyans analizi, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon tekniği kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir:Öğrencilerin anne ? baba aylık gelirine, okulundan ve sınıfından memnun olup olmadığına, derslerdeki başarı düzeylerini değerlendirmesine, derslerle ilgili sorunlarda kimlerden yardım aldığına bağlı olarak durumluk kaygı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık belirlenmiştir.Öğrencilerin anne ? baba birliktelik durumuna, anne ? baba aylık gelirine, kaçıncı çocuk olduğuna, sınıfından memnun olup olmadığına, derslerdeki başarı düzeylerini değerlendirmesine bağlı olarak sürekli kaygı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık belirlenmiştir. Öğrencilerin anne ? baba aylık gelirine, cinsiyetine, derslerle ilgili sorunlarda kimlerden yardım aldığına bağlı olarak sınav kaygısı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık belirlenmiştir. Öğrencilerin durumluk kaygı düzeyleri ile koruyucu / istekçi tutum ve otoriter tutum, sürekli kaygı düzeyleri ile koruyucu / istekçi tutum ve otoriter tutum, sınav kaygısı düzeyleri ile koruyucu / istekçi tutum ve otoriter tutum puan ortalamaları korelasyonu pozitif yönde ve anlamlı bulunmuştur. Öğrencilerin durumluk kaygı düzeyleri ile demokratik tutum ve sürekli kaygı düzeyleri ile demokratik tutum puan ortalamaları korelasyonu negatif yönde ve anlamlı bulunmuştur.İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin durumluk sürekli kaygı düzeyleri ile sınav kaygısı düzeyleri ve ana ? baba tutumları arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Durumluk ? Sürekli Kaygı, Sınav Kaygısı, Ana Baba Tutumları

Durumluk kaygıSürekli kaygıSınav kaygısı
Gül Keziban Duman
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde kendine zarar verme davranışının demografik değişkenler, travmatik yaşantılar ve benlik kapasitesi ile olan ilişkisi

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinde kendine zarar verme davranışının yaygınlığının ve kendine zarar verme davranışının travmatik yaşantılar, benlik kapasitesi ve demografik değişkenler ile olan ilişkisi içerisinde incelenmesidir. Araştırmada betimsel türde tarama modeli kullanılmıştır.Araştırmanın örneklemini birçok farklı branşta eğitim veren Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde 2008-2009 eğitim-öğretim yılında lisans eğitimi gören öğrenciler arasından tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen öğrenciler oluşturmuştur.Araştırmada, ?Stresle Başaçıkma Tarzları Ölçeği?, ?Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği?, ?Coopersmith Benlik Saygısı Envanteri? ve bazı değişkenler ile ve kendine zarar verme davranışı hakkında bilgi toplanması amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS programından yararlanılmıştır.Araştırma sonucunda kendine zarar verme davranışının üniversite öğrencileri arasındaki yaygınlığı %21 olarak bulunmuştur. Cinsiyete göre erkek öğrenciler arasında daha yaygın olduğu saptanmıştır. Kendine zarar veren öğrencilerin vermeyenlere göre anlamlı düzeyde daha çok çocukluk dönemi istismar yaşantısına sahip olduğu görülmüştür. Kendine zarar veren öğrencilerin vermeyenlere göre benlik saygısı düzeylerinin daha düşük olduğu ve stresle başa çıkma tarzları açısından olumlu başa çıkma tarzlarını daha az kullandıkları saptanmıştır.

Benlik saygısıDemografik değişkenlerKendine zarar verme davranışı+7
Şirin Erdem
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Otistik çocuğa sahip ailelerin algıladıkları sosyal destek ve stres düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırma, otistik çocuğa sahip anne babaların, algıladıkları sosyal desteğin genişlik düzeyi, sosyal destekten memnuniyet derecesi, sosyal desteğin kimler tarafından verildiği ve stres düzeyleri arasındaki ilişkiler ve bu ilişkiler açısından normal çocuğa sahip anne babalar ile aralarında anlamlı bir fark olup olmadığını ortaya koymaya yönelik betimsel ve karşılaştırmalı nitelikte bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemi otistik çocuğa sahip 172 ebeveynden oluşmaktadır. Kontrol grubu, normal çocuğa sahip 172 ebeveynden oluşmaktadır. Araştırmada anne-babaların algıladıkları sosyal destek genişlikleri ,sosyal destekten memnuniyet düzeyleri ve sosyal desteğin kimler tarafından verildiği SDA (The Social Support Questionnaire) ile; stres düzeyleri QRS (Questionnaire on Resources and Stress) ile ölçülmüş, sosyodemografik özellikler Kişisel Bilgi Formu ile saptanmıştır. Bu araştırmadan elde edilen bulgular, otistik çocuğa sahip anne-babaların algıladıkları sosyal destek genişlikleri, sosyal destekten memnuniyet düzeyleri ile stres düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönde bir ilişki olduğunu göstermiştir. Otistik çocuğa sahip annelerle babalar arasında stres düzeyleri ve sosyal destek genişlikleri ile sosyal destekten memnuniyet düzeyleri açısından anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Otistik çocuğa sahip anne-babalar normal çocuğa sahip anne-babalar ile karşılaştırıldıklarında stres düzeylerinin yüksek olduğu , sosyal destek genişliklerinin daha az olduğu ve sosyal destekten memnuniyet düzeylerinin düşük olduğu bulunmuştur. Otistik çocuğa sahip anne-babaların eğitim düzeyleri yükseldikçe stres düzeylerinin düştüğü , sosyal destekten memnuniyetlerinin ve sosyal destek genişliklerinin arttığı bulunmuştur. Anne-babaların yaşları ile sosyal destek genişlikleri, sosyal destekten memnuniyet düzeyleri ve stres düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık saptanamamıştır. Çocuğun yaşı, cinsiyeti, kardeşinin olup olmaması ve özel eğitim yılından yararlanma yılı ile anne-babaların stres düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.

AileSosyal destekStres
Burcu Sencar
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2007
00

Other supervisors