Antifungal agents

77 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

DNA metiltransferaz inhibitörü RG108 ve histon deasetilaz inhibitörü trikostatin a'nın nörit gelişiminde epigenetik etkilerinin karşılaştırılması

Nörodejeneratif hastalıkların nöropatolojisi genel olarak, beynin spesifik bölgelerindeki spesifik nöronların kaybı veya atrofisi ile ilişkilendirilir. Rejenerasyonun olmayışı; hasarlı nöronların ölümü, rejenerasyon kapasitesindeki düşüş, büyümeyi destekleyen nörotrofik faktörlerin eksikliği, rejenerasyon ve büyümeyi engelleyici santral sinir sistemi ortamı gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır. Nörojenezin başlıca morfolojik karakteristiği, akson uzaması ve dendrit dallanmasının takip ettiği nörit gelişimidir. Nöritojenik maddeler, nöronal hücrelerdeki nörit gelişimini stimüle edebilme yetenekleri nedeniyle nöronal hasarların tedavisinde umut vadetmektedir. Susturulmuş genlerin aktivasyonu, kromatinin yeniden düzenlenmesi ve transkripsiyon gibi hücresel mekanizmalar üzerine etkili ve küçük moleküllü epigenetik ilaçların, nörotrofik faktörler ile kombinasyonu, nöronal hasarlarda alternatif bir yaklaşımdır. Bu çalışmada, iki yeni epigenetik ilaç olan, bir histon deasetilaz inhibitörü Trikostatin A ve bir DNA metiltransferaz inhibitörü RG108'in PC-12 Adh hücre hattı üzerindeki nöronal farklılaşma ve nörit gelişimi üzerine etkilerini karşılaştırmak amaçlanmıştır. İki ilacın sitotoksisitesi MTT yöntemiyle belirlenmiştir. Hücre farklılaşması, migrasyon ve invazyon analizleri için Gerçek Zamanlı Hücre Analiz Sistemi (RTCA DP) kullanılmıştır. Hücre migrasyonu verileri morfolojik olarak da test edilmiştir. Nörit gelişimi sonrasında hücrelerdeki Matriks metalloproteinaz-2 (MMP-2) miktarı, ELIZA tekniğiyle ölçülmüştür. Son olarak, nörit gelişimi immünofloresan boyalar yardımıyla fotoğraflanmış ve PC-12 Adh hücre hattı nörit analizi yapılmıştır. Deney sonuçlarına göre, hem Trikostatin A hem de RG108'in, sinir büyüme faktörü ile kombine halde, PC-12 Adh hücre hattında nöronal farklılaşma ve nörit gelişimini indükleyici etkileri bulunmuştur. Hücre farklılaşması, migrasyon, invazyon ve nörit gelişimi üzerine Trikostatin A, RG108'den daha etkili bulunmuştur.

Antifungal ajanlarDNAEnzime bağlı immünosorbent testi+7
Elif Kaya
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

2-sübstitüe-n-[4-(1H-imidazol-1-İL)fenil] asetamid türevlerinin sentezi ve antimikrobiyal aktivitelerinin incelenmesi

Günümüzde pek çok antimikrobiyal ajan olmasına karşın, istenmeyen yan etkiler, toksik etkiler ve direnç problemleri gibi bazı durumlar yüzünden tedaviler yetersiz ve eksik kalmaktadır. Bu nedenle, farklı metodlarla daha az yan etkili, yeni ve etkili bileşiklere ulaşabilmek amacıyla bu alandaki çalışmalar halen devam etmektedir. Bu tez kapsamında 2-Kloro-N-[4-(1H-imidazol-1-il)fenil]asetamid bileşiği ile çeşitli merkapto azol türevlerinin reaksiyonu sonucu 14 adet 2-sübstitüe-N-[4-(1H-imidazol-1-il)fenil]asetamid türevleri sentezlenmiştir. Sentezlenen bileşiklerin yapıları spektroskopik yöntemler ve elemental analiz ile aydınlatılmıştır. Bileşiklerin antimikrobiyal etkileri in vitro aktivite testleri ile belirlenmiştir. Antibakteriyel etki testleri, Staphylococcus aureus ATCC 25923, Enterococcus faecalis ATCC 29212, Enterococcus faecalis ATCC 51922, Listeria monocytogenes ATCC 1911, Klebsiella pneumoniae ATCC 700603, Pseudomonas aeruginosa ATCC 27853, Escherichia coli ATCC 35218 ve Escherichia coli ATCC 25922 türleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Kloramfenikol standart antibakteriyel madde olarak kullanılmıştır. Antifungal aktivite testleri ise Candida albicans ATCC 90028, Candida glabrata ATCC 90030, Candida krusei ATCC 6258 ve Candida parapsilopsis ATCC 22019 türleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ketokonazol standart antifungal madde olarak kullanılmıştır. Mikrobiyolojik çalışmalar sonucunda, sentezlenen bileşiklerin orta derecede antimikrobiyal etkinliğe sahip olduğu tespit edilmiştir.

AntibiyotiklerAntienfektif ajanlarAntifungal ajanlar+5
Ayşen Işık
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni tiyazol türevlerinin sentezi ve biyolojik etki çalışmaları

Medisinal kimyada, antikanser ve antifungal ilaç tasarlama ve geliştirme çalışmalarında yeni tiyazolil hidrazon türevleri önem kazanmıştır. Bu çalışmada, kinolin halkası taşıyan yeni tiyazolil hidrazon türevleri sentezlenmiştir. Elde edilen bileşiklerin yapıları, IR, 1H NMR, 13C NMR, kütle spektrumları ve elementel analiz ile aydınlatılmıştır. Sentezlenen bileşiklerin antikandidal etkileri disk difüzyon yöntemi ile değerlendirilmiştir. Ayrıca bu bileşiklerin A549 insan akciğer adenokarsinoma, HepG2 insan hepatosellüler karsinoma, MCF-7 insan meme adenokarsinoma ve NIH/3T3 fare embriyonik fibroblast (sağlıklı) hücre dizileri üzerine sitotoksik etkileri MTT yöntemi ile araştırılmıştır. 4-(4-Florofenil)-2-(2-((kinolin-4-il)metilen)hidrazinil)tiyazol (4), 1 mg/mL konsantrasyonda Candida albicans ve Candida krusei'ye karşı antifungal etki göstermiştir. Antikandidal etkinliği nedeniyle, 4 no'lu bileşiğe Ames MPF genotoksisite testi uygulanmıştır. MTT ve Ames MPF testlerinde, 4 no'lu bileşiğin sitotoksik ve genotoksik etki göstermediği tespit edilmiştir. 4-(Naftalen-2-il)-2-(2-((kinolin-4-il)metilen)hidrazinil)tiyazol (10) bileşiğinin A549 ve MCF-7 hücre dizilerine karşı pozitif kontrol olan cisplatinden daha selektif antikanser etki gösterdiği saptanmıştır. Bunun yanı sıra 4-(4-klorofenil)-2-(2-((kinolin-4-il)metilen)hidrazinil)tiyazol (5) bileşiği HepG2 hücre dizisine karşı cisplatinden daha selektif antikanser etki göstermiştir. Selektivite indekslerinin yüksek olması nedeniyle, bu bileşikler ilerleyen araştırma süreçlerine katılmaya aday bileşikler olarak görülmektedir.

Antifungal ajanlarAntineoplastik ajanlarEczacılık+4
Ali Ergüç
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

P-sinefrin alkaloitinin mikrobiyal biyotransformasyonu ile oluşan yeni metabolitlerin analitik yöntemlerle tayini, izolasyonu, antidiyabetik ve antimikrobiyal aktivitelerinin belirlenmesi

Mikrobiyota gelişiminde, beslenme, fizyolojik ve hastalık durumu, antibiyotik kullanımı, hijyen koşulları gibi birtakım faktörler rol oynamaktadır. Epidemiyolojik ve metagenomik çalışmaların gözlemleri sonucunda ve farklı deneysel hayvan modellerinden elde edilen verilerle birlikte alerjik hastalıklar, kolorektal kanser, diyabet, obezite gibi yaygın hastalıkların gelişmesini bağırsak mikrobiyotasının değişimi ile ilişkilendirildiği gösterilmiştir. Lactobacillus veya Bifidobacterium türleri gibi probiyotiklerle 4-12 hafta süren tedaviler, bireylerde vücut yağ kitlesinde ve insülin duyarlılığında olumlu yönde ciddi gelişmeler olduğunu göstermiştir. Çevre dostu olan mikrobiyal biyotransformasyon reaksiyonları ile yüksek stereospesifiklik ve regioseçicilik gibi fizikokimyasal özelliklere sahip kimyasal türevler elde etmek mümkündür. Biyotransormasyonda bakteri ile etkin özellik gösterebilecek Citrus aurantium var. Amara'da bulunan ve genelde diyet takviyelerinde kullanılan bir alkaloit olan p-sinefrin bileşiği kullanılmıştır. Alkaloitlerin biyotransformasyonları ile ilgili çalışmalara bakıldığında çok fazla bilimsel veriye rastlanmamaktadır. 2016 yılında Çin'de yapılmış bir çalışmada, 4,5-dimetoksi-kantin-6-on alkaloit tipli bileşik, Cunninghamella blakesleeana CGMCC 3,970 mantarı aracılığıyla biyotransformasyona tabi tutulmuş ve 1'i yeni olmak üzere toplam 6 tane bileşik elde edilmiştir. Bu tez çalışmasında, p-sinefrin alkaloidinin in vitro mikrobiyal biyotransformasyonu Lactobacillus acidophilus ATCC4356 bakteri suşu kullanılarak ilk kez gerçekleştirildi. Biyotransformasyon reaksiyonu sonucunda elde edilen bütanol ve sulu faz ekstreleri kromatografik analizlerle ayırma işlemlerine tabi tutuldu. Ardından elde edilen saf maddelerin yapı tayinleri 1H-NMR, APT ve MS gibi spektroskopik yöntemler kullanılarak yapıları aydınlatıldı. Böylece sinefrinden yola çıkarak tiramin ve oktopamin maddeleri elde edilmiş oldu. Elde edilen bileşiklerin antidiyabetik aktiviteleri incelendiğinde tiramin (SLS-39-1) bileşiğinin IC50 değeri 484,909 µg/mL, oktopamin (SLM-21-30-1) bileşiğinin IC50 değeri >500 µg/mL ve SLS-1-22 (tiramin, sinefrin) fraksiyonunun IC50 değeri 109,7 µg/mL bulundu. Böylelikle biyotransformasyon sonucunda elde edilen maddelerin α-glukozidaz inhibisyon aktiviteleri araştırılmış oldu. Tiramin (SLS-39-1) en yüksek antimikrobiyal aktiviteyi gösterdi. Bu tez çalışması ile, sinefrin alkaloidinin biyotransformasyonuyla, moleküllere yeni biyolojik aktiviteler kazandırılabilmesinin yanı sıra, yeni bileşiklerin oluşmasına, tek bir maddeden yola çıkarak yeni metabolitlerin (HPLC ve OrbiTRAP LC/MS gibi metotlar desteği ile) elde edilmesine ve elde edilen bu metabolitlerin antidiyabetik ve antimikrobiyal aktivitelerinin değerlendirilmesine olanak sağlandı.

AlkaloidlerAntienfektif ajanlarAntifungal ajanlar+7
Şükran Demir
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde izlenen kandidemi olgularının epidemiyolojik, klinik ve antifungal duyarlılık yönünden incelenmesi

Amaç: Kan dolaşım enfeksiyonları içinde Candida türlerine bağlı nozokomiyal enfeksiyonlar, giderek artan bir öneme sahiptir. Kan kültürlerinden izole edilen etkenler içinde dördüncü sırada yer almaktadır. Bu çalışmada, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yıllar içinde kandidemi olgularının ve etkenlerinin özelliklerindeki değişikliklerin irdelenmesi amaçlanmıştır.Materyal-Metod: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 1 Ağustos 2003-31 Aralık 2007 tarihleri arasında kandidemi tanısı ile izlenen olgular epidemiyolojik, klinik ve mikrobiyolojik özellikleri açısından retrospektif olarak değerlendirilmiştir.Bulgular: Kandidemi tanısı alan 116 hastanın 88'i (% 75,8) yoğun bakımda, 28'i (% 24,2) servislerde izlenmiştir. Hastaların yaş ortalaması 48,4±19 olup 67 (% 57,7)'si erkek, 49 (% 42,3)'u kadın olarak saptanmıştır. Kandidemi gelişmesinde en sık görülen risk faktörleri sırası ile geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı (% 99,2 ), idrar kateteri (% 88,3) ve santral venöz kateter (% 65,0) varlığı olarak saptanmıştır. Yüzyirmi kandidemi atağında en sık izole edilen Candida türü C. albicans olup (% 38,6), bunu C. parapsilosis (% 28,3), C. tropicalis (% 10,8) ve C. glabrata (% 5,0) izlemiştir. % 18,3 olguda da diğer Candida türleri izole edilmiştir. Antifungal duyarlılık sonuçları hastanemizde hala flukonazolün güvenle kullanılabileceğini göstermektedir. Flukonazol direnç oranı C. albicans için % 2,2, albicans dışı türler için % 11,4 olarak belirlenmişken itrakonazol direnci C. albicans'ta % 7,5, albicans dışı türler için % 10,3 gibi yüksek oranda saptanmıştır. Türlerin yıllara göre dağılımında ve direnç eğilimde farklılık belirlenmemiştir (p=0,952). Amfoterisin B'ye hiçbir türün dirençli olmadığı saptanmıştır.Takip edilen hastaların 67'si (% 57,7) exitus olmuştur. Mortalite ile Candida türleri ve ilaç direnci arasında ilişki saptanmamıştır.Sonuç: Çalışmamızda Candida ile gelişen kan dolaşımı enfeksiyonlarında albicans dışı türlerin yıllar içinde artış göstermemekle birlikte yüksek oranda olduğu saptanmıştır. Bu türlerin antifungal ilaçlara direnci göz önüne alınarak, bu enfeksiyonlarda etkenin tür düzeyinde tayini ve antifungal duyarlılık testleri ortaya konulmuştur.

Antifungal ajanlarHastanelerHastaneler-üniversite+5
Esin Aysan Akçam
Çukurova University
2009
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi yoğun bakım ünitelerinde gelişen kandidemilerin değerlendirilmesi

Kandidemi, tanı ve tedavisi zor olan, yüksek morbidite ve mortaliteyle seyreden bir klinik durumdur. Kan kültüründe üreyen kandida türünün belirlenmesi, tedavide kullanılacak olan antifungal ajanın belirlenmesinde önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasında hastanemiz yoğun bakım ünitelerinde kandidemi sıklığının, etken kandida türlerinin dağılımının ve antifungal duyarlılıklarının belirlenmesi, kandidemi gelişiminde etkili risk faktörlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya 1 Ekim 2014-30 Eylül 2015 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi YBÜ' lerinde takip edilen ve kandidemi tanısı alan 97 hasta ile kandidemi tanısı almayan 100 hasta dahil edildi. Bir yıllık çalışma süresinde kandidemi insidansı onbinde 27.3 (%0.27) olarak saptandı. En sık kandida izolasyonu İç Hastalıkları YBÜ'de (%62.9) saptandı. En sık C.albicans %48.5 (47) izole edilirken, non-albicans türler içinde en çok C.tropicalis %13.4 (13), ikinci sıklıkta C.glabrata %10.3 (10) ve C. parapsilosis %10.3 (10) görüldü. Kandidemi gelişiminde, altta yatan hastalıklardan hematolojik malignite bulunması, son üç ayda antifungal kullanımı, steroid/immünsupresif kullanımı, dren bulunması ve parenteral beslenme gibi risk faktörleri çok-değişkenli logistik regresyon analizinde tekrar değerlendirildi ve dren varlığının kandidemi riskini 14.13 kat, parenteral beslenmenin 6.62 kat ve son üç ayda antifungal kullanımının 7.37 kat arttırdığı saptandı. C.albicans' ta flukonazol ve vorikonazol duyarlılığı % 6,4 iken flukonazol ve vorikonazol direnci % 93,6 olarak belirlendi ve Amfoterisin B ve kaspofungin direnci saptanmadı. Kandidemi grubunda 97 hastadan 74'ü (%76,3) izlem sırasında kaybedildi. Sonuç olarak çalışmamızda, kandidemi türleri arasında en sık C. albicans izole edilmiştir. Azol direncinin oldukça yüksek oranda görülmesinin hastanemizde azol grubu antifungallerin sık kullanımına bağlı olabileceği düşünülmüştür. Bu durum, erken antifungal tedavinin mortalite ve morbidite üzerine olumlu etkisi bilindiğinden, her hastanenin kendi hasta özelliklerine, risk faktörlerine ve surveyans sonuçlarına göre tedavinin yönlendirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Antifungal duyarlılık, Kandidemi, Risk faktörleri

Antifungal ajanlarAntifungal duyarlılık testleriGaziantep+6
Tuğba Özkan
Gaziantep University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hastalarının idrar kültürlerinden izole edilen candida türlerinin dağılımı ve antifungal duyarlılıklarının belirlenmesi

Candida`lar insanların normal florasının bir üyesi olup, doğada yaygın olarak bulunurlar. İdrarda Candida türlerinin varlığı kandidüri olarak adlandırılır. Bu durum klinik örneklerin kontaminasyonu, alt üriner sistem kolonizasyonu veya alt ya da üst üriner sistemin invaziv enfeksiyonunun göstergesi olabilir. Çalışmamızda yoğun bakım ünitesinde yatan hastaların idrar kültürlerinden izole edilen Candida'ların identifikasyonu ve antifungallere duyarlılık durumlarının belirlenmesi amaçlandı. Bu çalışma Kasım 2016-Haziran 2017 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi, Anasteziyoloji ve Reanimasyon ve İç Hastalıkları Yoğun Bakım ünite'lerinde yatan hastaların idrar kültürlerinden izole edilen 100 Candida suşu (≥ 104 CFU/mL) değerlendirmeye alındı. Candida suşlarının identifikasyonu klasik yöntemler yanında, otomatize identifikasyon yöntemi kullanılarak yapıldı. Tanımlanan Candida suşlarının antifungal duyarlılıkları, Clinical and Laboratory Standards Institute (CLSI) M27-S3 ve M27-S4 dökümanlarındaki referans broth mikrodilüsyon yöntemi kullanılarak araştırılmıştır. Çalışmada C.parapsilosis ATCC 22019 ve C.kruseiATCC 6258 kontrol suşları kullanılmıştır. İdrar kültürlerinde Candida izole edilen hastaların %60'ı kadın %40'ı erkek, yaş ortalaması 68.02±17.48'idi. Hastaların idrar örneklerinden izole edilen 100 Candida suşunun %54'ü Candida albicans, %34'ü C.glabrata, %7'si C.tropicalis, %2'si C.kefyr, %2'si C.lusitaniae, %1'i C.parapsilosis olarak identifiye edildi. Çalışmamızda, antifungal ilaçların MİK aralıkları kaspofungin için 0.015-0.5 µg/mL, flukonazol için 0.125-64 µg/mL, itrakonazol için 0.03-16 µg/mL, vorikonazol için 0.03-16 µg/mL arasında saptandı. Candida suşlarının, %1'i kaspofungine dirençli, %40'ı flukonazole dirençli; %69'u itrakonazole dirençli, C.glabrata dışındaki Candida'ların %54.5'i vorikonazole dirençli olarak tespit edildi. Amfoterisin B ve flusitozine dirençli Candida türü tespit edilmedi. Sonuç olarak idrar kültürlerinden izole edilen Candida türlerinde profilaksi ve tedavide en sık kullanılan azol grubundaki antifungallere yüksek oranda direnç saptanmıştır.

Antifungal ajanlarAntifungal duyarlılık testleriKandida+6
Ban Alı Hassan Hassan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Korneal çapraz bağlama tedavisi ve antifungal ajanların ın vitro olarak etkinliğinin değerlendirilmesi

Korneal Çapraz Bağlama Tedavisi ve Antifungal Ajanların İn Vitro Olarak Etkinliğinin Değerlendirilmesi Amaç: Fungal mikroorganizmalar üzerinde in vitro olarak antifungal ajanların ve korneal kollajen çapraz bağlama uygulamasının hem tek başına hem de kombine tedaviler ile etkinliğinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmada, kliniğimizde mantar keratiti sebebi ile takip edilen hastalardan alınan korneal kazıntı örneklerinden, Ç.Ü. Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Mikoloji Bilim Dalı Laboratuvarı'nda izole edilen ve calmodulin gen bölgesinin çoğaltılması ile tanımlanan Aspergillus terreus CBS 135845, Aspergillus flavus CBS 143253, Aspergillus fumigatus CBS 143374 ile elongasyon faktör 1-alfa (tef1-α) gen bölgesinin çoğaltılması ile tanımlanan Fusarium falciforme CBS 143254, Fusarium proliferatum CBS 143256, Fusarium solani CBS 143372 kökenleri dahil edildi (Şekil 1-6). Her mikroorganizma kendi içerisinde beş gruba ayrıldı. Yalnız korneal çapraz bağlama tedavisinin, yalnız antifungal ilaçların ve korneal çapraz bağlama tedavisi ile birlikte antifungal ilaçların kullanıldığı gruplarda tedavi etkinlikleri değerlendirildi. Bulgular: Çalışmada Aspergillus terreus CBS 135845, Aspergillus flavus CBS 143253, Aspergillus fumigatus CBS 143374 ve Fusarium falciforme CBS 143254, Fusarium proliferatum CBS 143256, Fusarium solani CBS 143372 cinslerinde, hazırlanan dört farklı konsantrasyon için: grup A (KKÇB), grup B (KKÇB+vorikonazol), grup C (KKÇB + amfoterisin B), grup D (KKÇB + %0.02 klorheksidin), grup E1 (vorikonazol), grup E2 (amfoterisin B) ve grup E3 (%0.02 klorheksidin)' de tedavi sonrası mikroorganizma üremesi görülen gruplar istatistiksel olarak incelendi. Tedavi sonrası üreyen mikroorganizma sayıları değerlendirildiğinde grup B, grup C, grup D ve grup E3 ' de tedavi sonrası mikroorganizma üremesi görülmez iken, diğer tedavi gruplarında tedavi sonrası mikroorganizma sayısında istatistiksel olarak anlamlı derece azalma olsa dahi mikroorganizma üremesi mevcut idi. Grup E' de tek başına vorikanozol, amfoterisin B ve klorheksidinin etkinlikleri değerlendirildi. Küf mantarlarında %0.02 klorheksidin kullanımı sonrası hiç üreme görülmez iken, vorikonazol ve amfoterisin B kullanımı sonrasında ise mikroorganizma sayısı önemli derecede azalma olsa dahi mikroorganizma üremesi mevcut idi. Bu sonuç ile % 0.02 klorheksidin kullanımı sonucunda, küf mantarı izolatları üzerinde vorikanozol ve amfoterisin B kullanımı sonucu ile elde edilen fungisidal etkiye benzer sonuç alınabileceği gösterildi. Sonuç: %0.1 riboflavin ile yapılan KKÇB ve antifungal ilaçlar küf mantarı keratitlerinde gerek tek başına gerekse birlikte uygulandığında yeterli fungal öldürme gücüne sahiptir. Aynı zamanda antiseptik olarak kullanılan % 0.02 klorheksidinin küf mantarı keratitlerinde yeterli fungal öldürme gücü olduğu görülmüştür. KKÇB tedavisi ile %0.02 klorheksidin tedavisinin tek başına veya antifungal ilaçlar ile birlikte fungal keratit tanısı konmuş olguların tedavi algoritmaları içine girmesinin uygun olduğu düşünülmüştür. Anahtar Sözcükler: Fungal keratit, korneal kollajen çapraz bağlama, %0.02 klorheksidin, PACK-CXL

Antifungal ajanlarGöz hastalıklarıKeratit+3
Zeynep Kunt
Çukurova University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde izlenen kandidemi vakalarında risk faktörleri, kandida tür dağılımı ve antifungal duyarlılığın yıllar içindeki değişiminin değerlendirilmesi

Amaç: Kandida tüm dünyada hastane kökenli kan dolaşımı enfeksiyonlarından en sık izole edilen mantar türü olup, önemli morbidite ve mortalite sebebidir. Günümüzde sağlık hizmetlerinin artması ile ilişkili olarak kandidemi sıklığı da artış göstermektedir. Kan kültüründe etken izole edilemeden çoğu hastanın kaybedilmesi, kandidemi mortalitesinin % 30-40 oranlarında yüksek olması nedeniyle bu hastalara preemptif tedavinin olabildiğince hızlı ve doğru antifungal ajan seçimi yapılarak başlanmasını gerektirmektedir. Bu da çeşitli risk faktörlerinin, tespit edilen etken mikroorganizma dağılımının ve antifungal direnç oranlarının analiz ihtiyacını doğurmaktadır. Çalışmamızda Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde Ocak 2008-Aralık 2018 tarihleri arasında servis ve yoğun bakım ünitelerinde kandidemi tanısı ile takipli erişkin hastaların epidemiyolojik özellikleri, risk faktörleri, kandida tür dağılımı ve antifungal duyarlılık paterni değişimlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal-Metot: Çalışmaya Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde Ocak 2008-Aralık 2018 tarihleri arasında servis ve yoğun bakım ünitelerinde kandidemi tanısı ile takipli, 18 yaş üstü erişkin hastalar dahil edildi. Hastane Enfeksiyon Kontrol Komitesi (HEKK) sürveyans verilerinden kan kültüründe kandida türleri üremesi olan hastaların bilgileri kayıt edildi. Altta yatan hastalıklar (böbrek yetmezliği, diabetes mellitus, kalp yetmezliği, solid organ nakli, akut batın, pankreas hastalıkları, GİS kanama, malign solid tümör, hematojen malignensi vs.), risk faktörleri (ameliyat dreni, ERCP, hemodiyaliz, santral venöz katater, TPN (total parenteral nutrisyon) nefrostomi, nötropeni, mekanik ventilasyon vs.), etken kandida türü, HEKK "Hasta İzlem Formu"ndan ve antifungal duyarlılık paterni mikrobiyoloji laboratuar kayıtlarından retrospektif incelendi. Bulgu: Çalışmaya dört yüz elli beş hasta dahil edildi, hastaların % 56,3'ü (n: 256) erkek, % 43,7'si (n: 199) kadın olup, yaş aralığı 18-92, yaş ortalamaları 52,22±16,70 (Med: 55, Min: 18, Maks: 92) idi. Altmış beş yaş ve üzeri yaş grubu, hastaların % 26,3'ünü (n: 109) oluşturuyordu. Kan kültüründen izole edilen en sık kandida türleri sıklık sıralamasına göre; % 37,6 C. parapsilosis, % 31,6 C. albicans ve % 14,1 C. tropicalis idi. Altmış beş yaş ve üzeri grupla, daha genç yaş grubu arasında kandida tür dağılımı arasında farklılık izlenmedi. Çalışma süresinde erişkin hastalarda kandidemi insidansı 10.000 başvuruda 11,6 saptandı. Otuz günlük atfedilen mortalite oranı % 36,7 idi. C.albicans izole edilen hastaların % 45,8'i (n: 66), NAC izole edilen hastaların % 32,5'i (n: 101) exitus ile sonuçlandı. C. albicans izole edilen hastaların, NAC türlerine kıyasla mortalitesi istatistiksel açıdan anlamlı oranda yüksek saptandı. Kan kültüründe etkenin saptandığı gün itibari ile ortalama ölüm süresi 10,66±8,15 gün (Med:9 Min: 1 Maks: 30) olarak tespit edildi. Tek değişkenli analiz ile risk faktörlerinden antibiyoterapi kullanımı (% 97), hemodiyaliz (% 14,4), karaciğer yetmezliği (% 5,4), kolostomi varlığı (% 10,2), KOAH dışı kronik akciğer hastalığı (% 9), mekanik ventilasyon (% 40,7) ve yanık (% 1,2) mortalite ilişkili iken, çoklu regresyon analizinde bağımsız olarak yeterli birer risk faktörü olmadıkları gözlendi. Çalışmada 455 kandida izolatının 11 yıllık antifungal direnç oranları flukonazol için % 6, vorikonazol için % 2,3, amfoterisin B için % 1,8 idi. Ekinokandin duyarlılık testleri Ağustos 2012 tarihi itibari ile çalışılmaya başlanmış olup bu tarih itibari ile izolatlarda kaspofungin direnç oranı % 1,4, mikafungin direnç oranı % 3 izlendi. C. albicans ve NAC türleri arasında amphotericin B ve kaspofungin direnç oranlarında istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmazken, NAC türlerinde flukonazol (p=0,001), flusitozin (p=0,021), mikafungin (p=0,006) ve vorikonazol (p=0,032) direncinin, C. albicans'lardan yüksek oranlarda görülmesi istatistiki olarak anlamlıydı (p<0,05). Sonuç: Kandidemi mortalitesi yüksek, hızlı seyirli, tanı ve tedavisi zor bir enfeksiyon hastalığıdır. Geç ve etkisiz tedavi, mortalitenin en önemli nedenlerindendir. Ülkeler arasında, aynı ülkede farklı yıllar arasında ya da farklı hastanelerde insidansı, etken spektrumu, antifungal duyarlılık profilleri değişiklik göstermektedir. Bu durum hastanelerde mantar infeksiyonlarının iyi yönetilmesi için sürveyans çalışmalarının belirli aralıklarla yapılmasını zorunlu hale getirmiştir. Anahtar sözcükler: Kandida tür dağılımı, risk faktörleri, antifungal duyarlılık

Antifungal ajanlarAntifungal duyarlılık testleriDuyarlılık+2
Nazlıgül Solmaz
Çukurova University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kandida türlerine bağlı üriner sistem infeksiyonlarında risk faktörleri ve antifungal duyarlılık araştırılması

Günümüzde altta yatan hastalıklara ve ağır cerrahi girişimlere bağlı olarak hastanede yatış süresinin uzaması, hastanelerde özellikle yoğun bakım ünitelerinde uzun süreli ve çoğul antibiyotik kullanımlarının artması, bağışıklık baskılayıcı tedaviler, santral venöz kateter, total parenteral beslenme, üriner kateter kullanımlarının artması gibi nedenlere bağlı olarak üriner sistem mantar infeksiyonları önemli bir sorun haline gelmiştir. Bu çalışmada Ocak 2012 ile Mart 2013 tarihleri arasında Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi?nde yatarak tedavi alan 18 yaş üstü hastalar çalışmaya dahil edildi. İdrar kültürlerinde üreyen kandida türlerinin antifungal duyarlılıkları E-test yöntemiyle incelendi. Yaşları 18-88 arasında değişen (ortalama: 60.21 ± 17.57) 56?sı kadın ve 44?ü erkek çalışma grubunu oluşturdu. Hastaların yatışından itibaren kandidüri gelişmesine kadar geçen süre ortalama 23,9 gün bulunmuştur. Çalışmaya alınan hastaların %65?i yoğun bakım ünitelerinde takip edilirken, %35?i yoğun bakım dışı kliniklerde takip edilmiştir. Hastalarda saptanan risk faktörleri arasında ilk üç sırayı antibiyotik kullanımı (%99), eşlik eden en az bir kronik hastalık olması (%94) ve üriner kateter bulunması (%90) olarak saptandı. Diğer risk faktörleri ise total parenteral beslenme (%45), santral venöz kateter (%39), mekanik ventilasyon (%38), üriner sistem anomalisi (%34), diyabetes mellitus (%33), malinite (%32), cerrahi (%27), kronik böbrek yetmezliği (%23), hemodiyaliz (%14), immünsupresif tedavi (%12), steroid kullanımı (%10), travma öyküsü (%9) ve nefrostomi (%6) olarak bulundu. Araştırmaya katılan hastaların %58?i mortalite ile sonuçlandı. Yoğun bakımda yatma, santral venöz kateter, total parenteral beslenme, mekanik ventilasyon, hipotermi, taşikardi, hipotansiyon, genel durumda kötüleşme ve kandidemi birlikteliği ile mortalite arasında anlamlı bir ilişki olduğu görüldü (p<0.05 Fisher?in kesin ?2 testi). Yapılan çok değişkenli istatistiksel analizlerde bağımsız risk faktörü saptanmadı. Hastaların 46?sında C. albicans, 54?ünde ise non-albicans kandida türleri üredi. Bu türlerin mortalite ile ilişkisi değerlendirildiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Amfoterisin B, kaspofungin ve vorikonazol direncine her iki grupta da rastlanmamıştır. C. albicans kökenlerinde flukonazol direnci saptanmamış, kökenlerin % 4.3?ü doza bağlı duyarlı bulunmuştur. Non-albicanstürleri için ise flukonazol kökenlerin %20,3?ünde doza bağlı duyarlı, %5,6?ında dirençliydi. İtrakonazol direnci değerlendirildiğinde ise C. albicans kökenlerinin % 17.4?sında doza bağlı duyarlılık, %6.5?inde direnç saptandı. Non-albicans türler içinse itrakonazol %13 doza bağlı duyarlı, %26 dirençli bulundu. Sonuç olarak risk faktörleri bulunan, uzun süre antibiyotik kullanan hastalarda infeksiyon kanıtları oluştuğunda kandida türlerine bağlı infeksiyonlar da düşünülmeli ve buna yönelik tanı ve tedavi uygulamaları başlatılmalıdır. Anahtar kelimeler: üriner sistem infeksiyonu, risk faktörü, kandida, antifungal duyarlılık, E-test

Antifungal ajanlarAntifungal duyarlılık testleriKandida+4
Sinan Karakadıoğlu
Manisa Celal Bayar University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kandan izole edilen kandida türleri ve antifungal duyarlılıkları

Bu çalışmada, Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hafsa Sultan Hastanesinde ,çeşitli servislerden gönderilen kan kültürleride maya soyutlanan örneklerin; maya mantarlarının tür tayinleri ve antifungal duyarlılık testlerinin yapılması amaçlandı. Bu amaçla hastanemizde kan kültürü alınıp bakterioloji laboratuvarına gönderilen ve kandidemi saptanan materyalden izole edilen maya mantarları incelemeye alındı. Çalışmaya alınan örneklerden soyutlanan maya mantarları; germ tüp testi, mısır unu tween 80 ve ıntegral system yeasts plus ticari (Liofilchem Diag, İtalya) sistemi kullanıldı. Maya mantarlarının antifungal duyarlılıkları amfoterisin B, vorikonazol, ketakonazole, kaspofugin, flukonazol ve itrakonazol için sistemi E-test yöntemi kullanılarak yapıldı. Çalışılan Kandida türleri içinde en sık izole edilen tür C. tropicalis olup Non-albicans suşlar daha fazla oranda bulundu. Tür düzeyinde tiplendirilen suşlar içinde C. tropicalis 53 (%62,4), C. albicans 23 (%27), C. glabrata 6 (%7), C. parapsilosis 1 (%1,2), C.guilliermondii 1 (%1,2) ve C.krusei 1 (%1,2) olarak bulundu.Üreyen etkenler içinde C. albicans 23 (%27) ve non-albicans 62 (%73) olarak saptandı. Çalışmamızda, antifungal duyarlılık testlerinde sadece kaspofungin direnci görülmezken, 85 suşun sadece bir tanesinde (%1,8) Amfoterisin B direnci saptandı. Flukonazole 28 suşta (%32,9), itrakonazole 22 suşta (%25,9), ketakonazole 15 suşta (%17,6), vorikonazole ise 9 suşta (%10,6) direnç saptandı. Bu çalışmada; nonalbicans Kandida türlerinin sıklığının giderek artması ve antifungal ajanlara karşı gittikçe artan direnç oranları nedeniyle, tedavi planlamasında duyarlılık testlerinin önemi bir kez daha vurgulandı. Bu sonuçların hastanemiz klinisyenlerine ampirik tedavi düzenlemelerinde yardımcı olabiliceği düşünüldü. Anahtar kelimeler: Kandida, Kan kültürü, identifikasyon, Antifungal duyarlılık

Antifungal ajanlarKan bileşenlerini ayırmaKandida+2
Vesile Tuba Balaban Eraz
Manisa Celal Bayar University
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Deneysel hayvan modelinde candida tropicalis peritonitinin tedavisinde kaspofungin ve amfoterisin b etkinliğin karşılaştırılması

Son 30 yıldır kandida türlerine bağlı invaziv fungal enfeksiyonlarda diğer sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyonlarda da olduğu gibi belirgin artış gözlenmektedir. Bu epidemiyolojik gelişmede cerrahi girişim sayısı, santral venöz kateter ve geniş spektrumlu antibiyotik kullanımındaki artışın da önemli rolü vardır. Fungal peritonitler daha nadir olmakla beraber ciddi bir intraabdominal enfeksiyondur. Özellikle cerrahi yoğun bakımlarda ve hemodiyaliz hastalarında daha sık gözlenen fungal peritonitlerde birçok merkezde en sık tespit edilen etken Candida albicans'tır (C. albicans); fakat son yıllarda invaziv işlem sayısındaki artış ve sağlık bakımı ile ilşkili enfeksiyonların artması nedeni ile Candida tropicalis (C.tropicalis), Candida glabrata, Candida parapsilosis ve Candida krusei gibi albikans dışı kandida türlerinin de görülme sıklığında artış mevcuttur. Lipozomal amfoterisin B ve kaspofungin azol direnci olan/olmayan ve C. albicans ve albikans dışı suşlara bağlı invaziv kandida enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılmaktadır. Bu çalışmada C.tropicalis'e bağlı deneysel peritonit modeli oluşturulmuştur. Toplam 56 farenin 8 gruba ayrılması sonrasında enfekte doz kontrol grupları hariç diğer farelere intraperitoneal yolla uygulanmış; ve tedavisinde lipozomal amfoterisin B ve kaspofunginin üç farklı dozu uygulanmıştır. SDA'ya doku(dalak) ve peritondan yapılan ekimlerde C.tropicalis üreme miktarı ve sağkalım değerlendirilmiştir. Sonuç olarak deneysel C.tropicalis peritoniti modelinde, sağaltımda kullanılan lipozomal amfoterisin B ile kaspofunginin etkinliği arasında literatür verileri ile uyumlu olarak istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. Fakat non-albikan kandida türlerinin neden olduğu invaziv kandida enfeksiyonları ile ilgili daha geniş serili deneysel ve klinik çalışmaların yapılmasına ihtiyaç vardır

Amfoterisin BAntifungal ajanlarCandida tropicalis+3
Melis Güngör Demirci
Manisa Celal Bayar University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çeşitli klinik örneklerden izole edilen Candida türlerindeki virülans faktörlerinin araştırılması ve antifungal duyarlılıklarının değerlendirilmesi

Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Şahinbey Araştırma Hastanesi'nin değişik kliniklerinden Mikrobiyoloji laboratuarına gönderilen çeşitli klinik örneklerden izole edilen 200 Candida suşu değerlendirmeye alınarak, virülans faktörleri ve antifungal duyarlılıkları araştırıldı.Candida suşlarının tür düzeyinde tanımlanması için germ tüp testi, mısırunu-Twen 80 besiyerinde mikroskobik görünüm, Candida ID 2 agarda koloni renginin incelenmesi gibi klasik yöntemler ile birlikte API ID 32C (bioMerieux, Fransa) identifikasyon kiti kullanıldı.Candida kökenlerinin proteinaz üretiminin incelenmesi için sığır serum albumin agar, fosfolipaz üretimi için yumurta sarılı agar, esteraz üretimi için Tween 80 agar ve slime üretimi için modifiye tüp aderans yöntemi kullanıldı. Kökenlerin amfoterisin B, flukonazol, vorikonazol ve kaspofungine duyarlılıkları, CLSI (Clinical and Laboratory Standards Institute)'ın M27-A3 dokümanındaki referans buyyon mikrodilüsyon yöntemi kullanılarak araştırıldı ve her bir ilaç için MİK aralıkları, MİK50 ve MİK90 değerleri belirlendi.İzole edilen 200 Candida suşunun 106'sı (%53) C.albicans, 49'u (%24.5) C.parapsilosis, 15'i (%7.5) C.tropicalis, 9'u (%4.5) C.krusei, 8'i (%4) C.kefyr, 4'ü (%2) C.glabrata, 4'ü (%2) C.famata, 3'ü (%1.5) C.lusitaniae, 2'si (%1) C.guilliermondii olarak identifiye edildi.Candida albicans suşlarının %79.2'si, albicans dışı Candida suşlarının %20.2'si proteinaz olumlu, C.albicans suşlarının %95.3'ü, albicans dışı Candida suşlarının %1.1'i fosfolipaz olumlu, C.albicans suşlarının %96.2'si, albicans dışı Candida suşlarının %34'ü esteraz olumlu idi. C.albicans suşlarının proteinaz, fosfolipaz ve esteraz aktiviteleri, albicans dışı Candida'lara göre anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0.05). Bununla birlikte, C.albicans suşlarının %9.4'ü, albicans dışı Candida suşlarının %51.1'i slime olumlu bulundu. Albicans dışı Candida'ların slime aktivitesi, C.albicans suşlarına göre anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0.05).Antifungal ilaçların MİK aralıkları amfoterisin B için 0.03-1 ?g/mL, flukonazol için 0.125-?64 ?g/mL, vorikonazol için 0.03-16 ?g/mL, kaspofungin için 0.015-0.25 ?g/mL idi. Candida suşlarının tümü amfoterisin B ve kaspofungine duyarlı idi. İzolatların 33'ü (%16.5) flukonazole dirençli, 12'si doza bağlı duyarlı bulundu. Sekiz (%4) izolat vorikonazole dirençli iken, 4 (%2) izolat doza bağlı duyarlı idi.Virülans faktörleri ile antifungal direnç arasındaki ilişki incelendiğinde, albicans dışı Candida suşlarında, esteraz aktivitesi ile vorikonazol direnci arasında ve slime aktivitesi ile flukonazol direnci arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.05).

Antifungal ajanlarAntifungal duyarlılık testleriCandida albicans+3
Efgan Doğan Gayyurhan
Gaziantep University
2009
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Klinik örneklerden izole edilen candida suşlarının planktonik ve biyofilm formlarında, melatoninin antifungal duyarlılığa etkisi

Son yıllarda, biyofilm varlığında antifungallere dirençli Candida türlerinin izolasyonunda belirgin biçimde artış olması, bu enfeksiyonların tedavisi için alternatif ajanların geliştirilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu çalışmada, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvarına gönderilen klinik örneklerden izole edilen Candida suşlarının planktonik ve biyofilm formlarında, melatoninin antifungal duyarlılığa etkisi araştırıldı. Suşların identifikasyonu germ tüp testi, Mısır unu-Tween 80 agarda morfolojik değerlendirme ve otomatize sistem ile yapıldı. Modifiye mikroplak yöntemi ile biyofilm formasyonu araştırıldı. Biyofilm oluşumu gözlenen suşlarda antifungal duyarlılığını belirlemek için planktonik formda sıvı mikrodilüsyon yöntemi ile MİK, biyofilm formunda Calgary biyofilm yöntemi ile MBEK değerleri saptandı. Duyarlılık testleri melatonin varlığında tekrarlandı. Çalışmaya dahil edilen 350 adet suşun % 64,8'i C. albicans, % 15,7'si C. glabrata, % 8,6'sı C. tropicalis, % 5,4'ü C. parapsilosis, % 5,5'i diğer türler (C. kefyr, C. guilliermondii, C. dubliniensis, C. krusei, C. lusitaniae) olarak saptandı. Suşların % 9,7'sinde biyofilm oluşumu gözlendi; tür düzeyinde incelendiğinde C. albicans'ta biyofilm oluşumu % 2,6, Non-albicans Candida türlerinde ise % 22,7 olarak belirlendi. Planktonik formda antifungal duyarlılığı araştırılan bütün suşlar, amfoterisin B MİK değeri ≤0,25 μg/ml olduğu için duyarlı olarak değerlendirilirken; C. tropicalis suşlarından biri flukonazole karşı doza bağımlı duyarlı, bir C. albicans suşu da vorikonazole karşı doza bağımlı duyarlı ve kaspofungine dirençli, birer adet C. tropicalis ve C. kefyr suşu ise kaspofungine karşı dirençli olarak tespit edildi. Biyofilm formunda antifungal duyarlılığı araştırılan bütün suşlar, amfoterisin B MBEK değeri ≥16 μg/ml olduğu için dirençli olarak değerlendirilirken; flukonazole suşların üçü doza bağımlı duyarlı (C. albicans, C. parapsilosis, C. guilliermondii), diğerleri dirençli; vorikonazole sadece C. guilliermondii duyarlı, diğerleri dirençli; kaspofungine ise tüm suşlar dirençli olarak saptanmıştır. Antifungallerle melatonin kombine edilerek tekrar edilen antifungal duyarlılık testleri sonucu hem MİK hem de MBEK değerlerinde düşüş gözlendi. Ancak planktonik formda dirençli veya doza bağımlı duyarlı olan suşlar duyarlı hale gelirken, biyofilm formunda MBEK değerinde düşüş olsa da suşların direnç profilinde değişiklik gözlenmedi. Sonuç olarak antifungal ajanlarla kombine edilmesi sonucu MİK ve MBEK değerlerinde görülen düşüş, melatoninin Candida enfeksiyonlarının tedavisinde yeni bir alternatif olabileceğini düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Antifungal duyarlılık, biyofilm, Candida, melatonin.

Antifungal ajanlarAntifungal duyarlılık testleriBiyofilmler+3
Özge Kılınçel
Düzce University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Çeşitli klinik örneklerden izole edilen candida türlerinin antifungal duyarlılıklarının disk difüzyon yöntemiyle araştırılması

Son yıllarda Candida türlerine bağlı infeksiyonların sıklığının giderek artması ve ampirik antifungal kullanımının yaygınlaşması, dirençli Candida suşlarının ortaya çıkmasına ve direnç oranlarının artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle uygun ve etkin antifungal tedavinin seçiminde in vitro antifungal duyarlılık testlerine gereksinim artmaktadır. Bu çalışmada, Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Mikrobiyoloji Laboratuvarına gelen çeşitli klinik örneklerden soyutlanan Candida suşları tiplendirilerek antifungal ajanlara karşı duyarlılıkları araştırıldı. Suşların, tiplendirilmesi koloni morfolojisi, germ tüp testi ve Mısır unu-tween 80 agarda üreme özellikleri değerlendirilerek yapıldı. Suşların antifungal duyarlılıklarını belirlemede ise disk difüzyon yöntemi kullanıldı. Zon çapları ölçümünde CLSI kriterleri baz alındı. Çalışmaya dahil edilen 156 Candida suşunun 89'u (% 57.1) C. albicans, 48'i (% 30.8) C. glabrata, 11'i (% 7.1) C. tropicalis, 2'si (% 1.5) C. lusitaniae, 2'si (% 1.3) C. kefyr, 2'si (% 1.3) C. parapsilosis ve 2'si (% 1.3) C. guilliermondii olarak saptanmıştır. Suşların antifungal duyarlılıkları incelendiğinde en fazla direnç saptanan antifungal; itrakonazol (% 64.1); en fazla duyarlılık saptanan antifungaller sırasıyla; kaspofungin (% 98.7), vorikonazol (% 94.2), flukonazol (% 85.3); en fazla doza bağlı duyarlılık saptanan antifungaller ise sırasıyla itrakonazol (% 34.6) ve posakanozol (% 11.5) olarak saptanmıştır. Şuşlar tür düzeyinde incelendiğinde ise en fazla direnç görülen türler C. albicans ve C. glabrata olarak bulunmuştur. Amfoterisin B ve flusitozin için belirlenen ortalama zon çapları sırasıyla 15.29 (±3) mm, 17.06 (±9.8) mm olarak ölçülmüştür. Sonuç olarak, Candida türlerinin uygun tedavisi için etkenlerin tür tanımlaması ve Candida türlerinde; özellikle C. albicans ve C. glabrata izolatlarında antifungal duyarlılık testlerinin yapılmasının gerekli olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Maya mantarları, Candida, antifungal duyarlılık, disk difüzyon.

Antifungal ajanlarAntifungal duyarlılık testleriKandida+2
Hatice Erdem
Düzce University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Klinik örneklerden izole edilen Candida albicans kökenleri arasında antifungal direnç genlerinin aktarımı

Candida albicans insan deri ve mukoza florasında bulunan bir organizmadır. Bu organizma invazif olmayan yüzeyel infeksiyonlardan başlayarak derin dokuları tutan infeksiyonlara kadar değişen bir hastalık spektrumuna sahiptir. Bu etkenin tedavisinde flukonazol gibi geniş spektrumlu antifungal ilaçların uzun süreyle veya profilaktik olarak kullanılması, dirençli suşların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Antifungal ilaçlara direnç gelişmesinin temelinde hücre içi hedeflerin değişmesi rol oynamaktadır.Bu çalışmada, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı'na gönderilen klinik Candida albicans kökenlerine antifungal dirençten sorumlu atım pompası genlerinin aktarımı yapılmıştır. Dirençli kökenlerin DNA ve plazmid DNA moleküllerinde direnç genleri PZR yöntemi ile araştırılmıştır. Direnç geni gösterilen örneklerden elde edilen ve direnç geni taşıdığı öngörülen plazmidler duyarlı olan kökenlere aktarılmıştır. Duyarlı kökenlerde de direnç genlerinin aktarıldığı PZR yöntemiyle gösterilmiştir.Aktarılabilen genetik materyalin antifungal direnç genlerini taşıyabileceği böylece gösterilmiştir.

Antifungal ajanlarAntifungal duyarlılık testleriCandida albicans+5
Israa İbrahim Khalil Jabban
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Antifungal ajanların candida türleri ile uyarılmış periferal kan mononükleer hücrelerinden sitokin salınımına etkisi

Geniş spektrumlu antibiyotiklerin daha yaygın kullanımı, organ nakillerinin daha sık yapılması gibi nedenler bağışıklık sistemi baskılanmış hastaların sayısının ve bu tür hastalarda kandidoz varlığının her geçen gün artış göstermesine neden olmaktadır. Candida infeksiyonuna karşı oluşan bağışıklıkta, sitokinler de dahil olmak üzere, pek çok faktör rol oynamaktadır. Antifungal ajanlar immün hücrelerele etkileşime girebilmektedir. Bu çalışmamızda; vorikonazol, kaspofungin ve itrakonazol gibi antifungal ajanların. C.albicans ve C. krusei ile uyarılan insan periferal mononükleer hücrelerinden (MNH) sitokin salınımında oluşturduğu değişikliklerin belirlenmesi amaçlanmıştır.İnsan MNH izolasyonu Ficoll-hypaque density gradient centrifugation yöntemi ile yapıldı. İnsan MNH kültür üst sıvılarında IL-2, IL-6, IL-10, IL-17, IL-22, IL-23, IFN-? ve TGF-ß sitokin düzeyleri ELISA yöntemi kullanılarak belirlendi.Çalışmamızın sonuçlarına göre vorikonazol, itrakonazol ve kaspofungin varlığında IL-2, IL-6, IL-22, IL-23, IFN-? düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı artış, IL-10 ve IL-17 düzeylerinde istatiksel olarak anlamı bir değişiklik gözlenmemiş olup, TGF-ß düzeyinde ise azalma gözlenmiştir.Çalışmamızın sonuçları, Candida türleri ile uyarılmış insan MNH'leri üzerine antifungal ajanların immunomodülatör etkisi olduğunu düşündürmektedir. Antifungal ajanlarla MNH etkileşimi Th1 tip sitokin yanıtı oluşumuna neden olmuştur. İmmün hücrelerden sitokin salınımı da fungal patojenlerin yok edilmesinde önemlidir. Bu nedenle, sitokinler özellikle Candida infeksiyonlarının tedavisinde antifungal ajanlarla beraber kullanılabilecek yeni tedavi yaklaşımı olarak önem taşımaktadır.

AntibiyotiklerAntifungal ajanlarHücreler+2
Nur Şahin
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni indol türevlerinin sentezi ve biyolojik aktivitelerinin incelenmesi

Yapılan bu çalışmada, yeni 2 adet 4-Benzil/fenil-2-[(1-metil-1-H-indol-2-il)karbonil]hidrazin karbotiyoamit, 2 adet 4-Benzil/fenil-3-[(1-metil-1-H-indol-2-il)-1H-1,2,4-triazol-5(4H)-tiyon ve 16 adet 2-[4-Benzil/fenil-5-(sübstitüe-benziltiyo)-4H-1,2,4-triazol-3-il]-1-metil-1H-indol türevi bileşik sentezlenmiştir. Sentezi yapılan bileşiklerin yapıları, IR, HRMS, 1H-NMR spektrumları ve elementel analiz ile aydınlatılmıştır. Bileşiklerin kimyasal yapıları ve fiziksel özellikleri Tablo 2'de verilmiştir.4-Benzil/fenil-3-[(1-metil-1-H-indol-2-il)-1H-1,2,4-triazol-5(4H)-tiyon ve 2-[4-Benzil/fenil-5-(sübstitüe-benziltiyo)-4H-1,2,4-triazol-3-il]-1-metil-1H-indol türevlerinin antimikrobiyal aktiviteleri araştırılmıştır.Sentezlenen bileşiklerin antimikrobiyal aktivite tayini Mikrobroth dilüsyon metodu kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, bileşiklerin Gentamisin ve Flukonazol ile karşılaştırıldığında aktivite göstermediği gözlenmiştir. Sentezlenen bileşikler kendi içerisinde değerlendirildiğinde ise Bileşik 15'in test edilen tüm mikroorganizmalara karşı etkinlik gösterdiği belirlenmiştir.

1,2,4-triazolAntienfektif ajanlarAntifungal ajanlar+4
Evin Kapçak
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı 3(2H)-Piridazinon ve 1(2H)-Fitalazinon türevlerinin sentezi ve biyolojik etkilerinin incelenmesi

Çalışmamızda 3(2H)-piridazinon ve 1(2H)-fitalazinon halkalarının 2. konumunlarında N'-(4-sübstitüefenil-1,3-tiyazol-2-il)asetohidrazit yapısı taşıyan oniki yeni bileşiğin sentezi yapıldı ve yapıları 1H-NMR, IR, Mass ve elementel analiz verileri ile kanıtlandı. Daha sonra, bileşiklerin antimikrobiyal aktiviteleri çeşitli Gram-pozitif ve Gram-negatif bakteri türlerine, funguslara ve M. Tuberculosis H37Rv' e karşı değerlendirildi.Elde edilen sonuçlar göz önüne alındığında, genel olarak bileşiklerin M. Tuberculosis'e, onun izolatına ve funguslara karşı Gram bakterilere oranla daha etkili olduklarını söyleyebiliriz.Ayrıca 1(2H)-fitalazinon türevi bileşik 7 ve 8'in 8 mikrogram/ml'lik MİK değeri ile M. Tuberculosis izolatına karşı en etkili bileşikler oldukları tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: 3(2H)-piridazinon, 1(2H)-fitalazinon, tiyazol, antimikrobiyal aktivite.

Antienfektif ajanlarAntifungal ajanlarFitalazinler+2
Cem Yamalı
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

6-(sübstitüe üre/tiyoüre)-3-metil-2-okso-3h-benzoksazol türevlerinin sentezi antibakteriyel ve antifungal aktivitelerinin incelenmesi

Tez kapsamında, 3-metil-2-okso-3H-benzoksazol halkasının 6. konumunda üre ve tiyoüre grupları taşıyan 14 bileşik sentez edildi ve yapıları 1H-NMR, Mass ve elementel analiz verileri ile kanıtlandı. Daha sonra, bileşiklerin antimikrobiyal aktiviteleri çeşitli Gram-pozitif ve Gram-negatif bakteri türlerine, funguslara ve M. Tuberculosis H37Rv' e karşı değerlendirildi.6-Amino-3-metil-2-okso-3H-benzoksazolun izosiyanat ve izotiyosiyanat türevleri ile tepkimesinden elde edilen üre ve tiyoüre türevlerinin genellikle E. coli ATCC 35218, E. faecalis ve funguslara karşı etkili oldukları bulunmuştur.Sentezlenen bileşikler arasında; E. coli ATCC 35218'e karşı en iyi antibakteriyel aktiviteyi 32 µg/ml'lik MİK değerleri ile bileşik 1, 2, 3, 6 ve 14 göstermiştir. Ayrıca bileşik 2'nin 16 µg/ml'lik MİK değeri ile E. faecalis'e karşı en etkili olduğu tespit edilmiştir.

Antienfektif ajanlarAntifungal ajanlarAntineoplastik ajanlar+3
Yıldız Gülkok
Gazi University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı 5-kloro-6-sübstitüe-3-metil-2-okso-3h-benzoksazol türevlerinin sentezi antibakteriyel ve antifungal etkileri üzerinde çalışmalar

Tez kapsamında, 5-kloro-3-metil-2-okso-3H-benzoksazol halkasının 6. konumunda üre ve tiyoüre türevleri taşıyan dokuz yeni bileşik sentez edildi ve yapıları 1H-NMR, Mass ve elementel analiz verileri ile kanıtlandı. Daha sonra, bileşiklerin antimikrobiyal aktiviteleri çeşitli Gram-pozitif ve Gram-negatif bakteri türlerine, funguslara ve M. Tuberculosis H37Rv' e karşı değerlendirildi.6-amino-5-kloro-3-metil-2-okso-3H-benzoksazolün izosiyanat türevleri ile tepkimesinden elde edilen üre türevlerinin genellikle E. coli ATCC 351218, E. faecalis ve funguslara karşı etkili olduğunu, fakat 6-amino-5-kloro-3-metil-2-okso-3H-benzoksazolun izotiyosiyanat türevleri ile tepkimesinden elde edilen tiyoüre türevlerinin ise E. coli ATCC 351218 ve funguslara karşı daha etkili olduğu bulunmuştur.Sentezlenen bileşikler arasında; E. coli ATCC 351218'e karşı en iyi antibakteriyel aktiviteyi 32 µg/ml'lik MİK değerleri ile Bileşik 1, 2, 4, 6 ve 9 göstermiştir. Ayrıca Bileşik 1 ve 3'ün 16 µg/ml'lik MİK değerleri ile E. faecalis'e karşı en etkili türevler oldukları tespit edilmiştir.

AntibiyotiklerAntienfektif ajanlarAntifungal ajanlar+3
Tuba Biçer
Gazi University · Institute of Health Sciences
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hastanede yatan hastalardan enfeksiyon etkeni olarak soyutlanan candida suşlarının tiplendirilmesi ve antifungal ilaçlara karşı duyarlılıklarının e-test yöntemi ile araştırılması

İnvaziv Candida enfeksiyonlarının öneminin artışında; epidemiyolojik faktörler, risk faktörleri, mortalite, yeni etkenler, tanı zorluğu, tedavi maliyetleri ve antifungal ajanlara direnç gelişimi gibi pek çok faktörün katkısı vardır.Bu çalışmada, Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde Nisan 2009 ile Nisan 2011 tarihleri arasında kandidemi ve/veya invaziv Candida enfeksiyonu tanısı ile takip edilen tüm hastalar klinik farkı gözetmeksizin değerlendirmeye alındı. Hastalar yaş, cinsiyet, invaziv Candida enfeksiyonu oluşumuna zemin hazırlayan risk faktörleri, takip edildikleri klinikler, invaziv Candida enfeksiyonu ataklarının sistemlere göre dağılımı açısından değerlendirildi. İzole edilen Candida suşları germ tüp testi ve APİ ID 32 C identifikasyon sistemi ile tiplendirildi ve antifungal duyarlılıkları E-test yöntemi ile çalışıldı.İnvaziv Candida enfeksiyonu tanısı alan 111 hastanın 49'u (%44,1) yoğun bakım ünitesinde, 62'si (%55,9) ise diğer kliniklerde takip edilmiştir. Hastaların yaş ortalaması 54,8±20,8 olup 64'ü (%57,7) erkek, 47'si (%42,3) kadın olarak saptanmıştır. İnvaziv Candida enfeksiyonu gelişiminde en sık görülen risk faktörleri sırası ile geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı (%92,8), santral venöz kateter (%57,7) ve idrar kateteri varlığı (%55) olarak saptanmıştır. 111 invaziv Candida enfeksiyonu olgusunda en sık izole edilen Candida türü Candida albicans olup (%45,9), bunu Candida parapsilosis (%19,8), Candida tropicalis (%9,9) ve Candida glabrata (7,2) izlemiştir. %17,2 olguda ise diğer Candida türleri izole edilmiştir. Antifungal duyarlılık testlerinde itrakonazol direnci Candida albicans için %5,8, albicans dışı türler için %28,3, flukonazol direnci Candida albicans için %5,8, albicans dışı türler için %20 ve amfoterisin B direnci Candida albicans için %1,9, albicans dışı türler için %1,6 olarak saptanmıştır. Candida albicans'da vorikonazol direnci saptanmazken, albicans dışı türler için vorikonazol direnci %10 olarak saptanmıştır. En yüksek direnç itrakonazole karşı saptanırken bunu ikinci sırada flukonazol takip etmiştir. Çalışmamızda, vorikonazol ve amfoterisin B'ye karşı düşük oranlarda direnç saptanırken, kaspofungine karşı direnç saptanmamıştır.Anahtar kelimeler: İnvaziv Candida enfeksiyonları, Candida türleri, antifungal duyarlılık.

Antifungal ajanlarHastalarHastaneler+1
Kürşat Karadaban
Fırat University
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Elazığ yöresinde izole edilen dermatofit etkenleri ve invitro duyarlılıklarının araştırılması

ÖZET F.Ü. Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Dermatoloji Kliniğinden Mikrobiyoloji Laboratuvarına başvuran hastalarda mikolojik yönden incelemeler yapıldı. Yüzeyel mantar infeksiyonu şüphesi olan toplam 1111 olgudan saç, deri ve tırnak kazıntı örnekleri alındı. Örnekler %10'luk KOH ile muamele edilerek direkt mikroskobik inceleme yapıldı. Ayrıca örneklerin anti- biyotikli Sabouraud dekstroz agar (SDA) ve patates dekstroz agar (PDA)'da kültürleri yapıldı. 1111 olguda yapılan direkt mikroskobik incelenmesinde 399 (%35.91)'unda mantar elemanları, 76 (%6.84)'sında Pityrosporum furfur ve 12 (%1.08)'inde Corynebacterium minutissima görüldü. 624 (%56.17)'ünde ise mantar elemanları görülemedi. P. furfur ve C. minutissima saptanan olgularda kültür yöntemleri uygulanmadı. 1023 olgunun 171 (%16.72)'inde dermatofit ve 55 (%5.38)'inde Candida sp. izole edildi. 797 (%77.90) olguda ise üreme nega tif olarak değerlendirildi. 226 mantar türünün; 93 (%41.15)'ü T. rubrum, 55 (%24.34)'i Candida sp., 48 (%21.24)'i T. mentagrophytes, 11 (%4.87)'i E. floccosum, 8 (%5.54)'i M. canis, 6 (%2.65)'sı T. violaceum ve 5 (%2.21)'i T. verrucosum olarak saptandı. 226 mantar türü azol türevleri kullanılarak (bifanazol, sulkonazol, mi- konazol, isokonazol, oksikonazol, ketokonazol) disk diffüzyon yöntemi ile in vit ro duyarlılık testi uygulandı. Değerlendirme sonucunda öncelikle mikonazol, isokonazol, oksikonazol ve ketokonazol' ün mantar infeksiyonlarında özellikle seçilebilecek ilaçlar olduğu belirlendi.

Antifungal ajanlarDermatofitlerMantarlar
Zülal Aşçı
Fırat University · Institute of Health Sciences
1992
00
DoctorateOpen AccessTR

Klinik örneklerden izole edilen maya mantarlarının antifungal duyarlılıkları

Amaç: Kandidiyaz, kandida cinsi maya mantarlarının neden olduğu kutanöz, mukozal veya derin yerleşimli organ enfeksiyonlarını ifade eden geniş bir terimdir ve her yaşta ortaya çıkabilir. Dünya genelinde, Candida albicans (C. albicans), kandidiyazın en yaygın nedenidir, bunu diğer kandida türlerinden C. parapsilosis, C. tropicalis ve C. glabrata izlemektedir. Kandida türlerinin neden olduğu invaziv enfeksiyonlar yüksek morbidite ve mortalite oranına sahip olduklarından hızlı tanımlama ve duyarlılık tayini önem kazanır. Bu çalışma ile, kandida türlerinin izolasyonu, identifikasyonu ve antifungal direnç profilleri ile ilgili bilgi ve beceriyi artırmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Aralık 2019-Kasım 2020 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Hastanesi'ne başvuran hastaların çeşitli klinik örneklerinden izole edilen Candida spp. izolatlarının tür tayini ve antifungal duyarlılık profilleri araştırıldı. Toplam 86 izolat kütle spektrometre yöntemi ile cins ve tür düzeyinde tanımlandıktan sonra amfoterisin B (AmB), anidulafungin (AND), flukonazol (FLC) ve vorikonazol (VRC) duyarlılık profil tayini için gradient test yöntemi kullanıldı. Bulgular: Bir yıllık süre içinde kandida üremesi saptanan hasta sayısı: 736 ( 477'si kadın, 269'u erkek), kandida üremesi saptanan örnek sayısı: 1254 olarak saptandı. Antifungal test çalışılan 86 izolat C. albicans (45), C. glabrata (20), C. tropicalis (9), C. parapsilosis (6), C. kefyr (4), C. guilliermondi (1) ve C. krusei (1) izolatlarından oluştu. C. albicans izolatlarında AmB, FLC ve VRC direnç oranları sırasıyla %13,3, %13,3 ve %26,67 olarak bulundu. İzolatların hiçbirinde AND direnci saptanmadı. Sonuç: C. albicans en sık izole edilen kandida türü olmakla beraber diğer kandida türlerine bağlı enfeksiyonlarda artış mevcuttur. İzolatlarda AND direnci saptanmazken diğer antifungallere karşı tür bazlı dirençler saptanmıştır.

AnidulafunginAntifungal ajanlarAntifungal duyarlılık testleri+5
Nevin Kalkanlı
Dicle University · Institute of Health Sciences
2021
00

Related subjects