Voters
78 theses under this subject heading
Kitle iletişim araçlarının seçmen davranışları üzerine etkisi: kütahya il merkezi örneği
Özellikle 20. Yüzyılda insanların hayatlarına etkili bir şekilde giriş yapan kitle iletişim araçları, toplumsal değişimi hızlandıran bir güç haline gelmiştir. İletişim teknolojilerindeki hızlı değişim ve gelişim, kitle iletişim araçlarını hayatın her alanına dahil etmiş, bireylerin siyasal davranışları ve tercihleri üzerinde çok etkili olmasına neden olmuştur. Bu bağlamda çalışmanın birinci bölümünde; literatür taraması yapılarak kitle iletişim araçları detaylı olarak ele alınmıştır. İlk başta kitle ve kitle iletişim kavramları açıklanmıştır. Daha sonra kitle iletişim araçları yazılı, işitsel ve görsel-işitsel olmak üzere üç gruba ayrılarak detaylı olarak incelenmiş ve kitle iletişim araçlarının işlevleri açıklanmıştır. İkinci bölümde; seçmen davranışlarını etkileyen faktörler tek tek irdelenmiş, bu faktörler arasında yer alan kitle iletişim araçlarının etkisi teorik açıdan ele alınarak bu konuyla ilgili model ve kuramlar incelenmiştir. Son bölümde ise; kitle iletişim araçlarının seçmen davranışları ve tercihleri üzerine etkisi, Kütahya İl Merkezinde ikamet eden 383 adet seçmene anket yöntemi uygulanarak analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kitle, Kitle İletişimi, Kitle İletişim Araçları, Seçmen, Seçmen Davranışları.
Seçmen tercihlerinin karşılaştırmalı analizi: Milli Görüş Hareketi, Adalet ve Kalkınma Partisi
Milli Görüş Hareketi, 1970 yılında Milli Nizam Partisi'nin kuruluşuyla siyasallaşmıştır. Hareketin partileri laiklik karşıtı olmaları gerekçesiyle birçok kez darbeler ve kapatma davaları sonucu kapatılmışlardır. 2002 yılında kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi ise bu hareketin içerisinde yetişmiş isimler tarafından kurulmuştur. Bu parti, Milli Görüş Geleneğine bağlı olmadığını ilan ederek muhafazakar demokrasi kimliğiyle kendini muhaliflerinden farklılaştırmış ve katıldığı ilk seçimlerden günümüze kadar iktidarını korumayı başarmıştır. Araştırma, Refah ve Fazilet Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisinin seçmen tercihlerini karşılıklı vermek amacıyla ortaya konulmuştur. Parti programları, seçim beyannameleri, vekillerin söylem ve eylemlerinin karşılaştırmalı olarak incelendiği çalışmada Milli Görüş Hareketi Partileri, içerisinde bulunan yenilikçi kadronun ve kapatılma korkusunun etkisiyle değerlerinden taviz vermiştir ancak değişmez değerlerinin her şeye rağmen sabit kaldığı sonucuna varılmıştır. Parti kemik seçmeni dışında bir seçmen kitlesine Refah Partisi döneminde Adil Ekonomik Düzen söylemiyle ulaşmıştır. Adalet ve Kalkınma Partisi ise Milli Görüş Hareketinden çıkardığı dersler sayesinde risk oluşturabilecek aktörleri saf dışı bırakarak her seçim dönemi belli bir oy oranının altına düşmemek amacıyla seçim stratejisi yenilemiştir.
Türk seçmenlerin oy verme davranışındaki değişimi: Ekonomik oy verme modelinden milliyetçi-muhafâzakar popülizme (1983-2018)
Demokrasinin hâkim olduğu ülkelerde, yapılan seçimlerin rolü, siyaset bilimi ve tarihsel açıdan önem teşkil etmektedir. Bu çalışmada, dünya ve Türkiye üzerinde hâkim olan oy verme modellerinin teorileri neler olduğuna dair incelenme yapılmıştır. Kanunlar ve yönetmenlikler uyarınca bir veya birden fazla adayın veya partinin, seçim dönemi içinde, seçmenin karar verme mekanizmasında etkili olan gelişmelerin neler olduğu, ortaya çıkan teoriler çerçevesinde irdelenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk genel seçimleri 1935 yılında yapılmıştı. Birden fazla partinin katıldığı ilk seçim ise 1950 yılında gerçekleşmişti. Bu çalışmada ise 1980-2018 yılları arasında gerçekleşmiş olan genel seçimler baz alınmıştır. 1980 ve 2018 yılları arasında yapılan seçimlerde etkin olan oy verme modelleri incelenmiştir. 2008 yılına kadar olan süreçte ekonomik oy verme modelinin Türk seçmeni üzerinde önemli bir argüman olduğu aşikâr bir durumdur. Fakat 2008 yılında yaşanan ekonomik kriz ile birlikte ekonomik oy verme modelinin önemi azalmaya, milliyetçi-muhafazakâr popülizm" söylemleri seçmenler üzerinde önem kazanmaya başlamıştır. Türk siyasal seçimlerinde, seçmenlerin karar verme sürecinde yaşanan değişimin temelinde, neler olduğunu veya nasıl gerçekleştiğini açıklamak adına, hipotez ortaya atılmıştır. Çalışma bu hipotez etrafında şekillenmiş, doğruluğu kanıtlamak adına nitel, nicel ve anket verileri bir arada kullanmıştır.
Artırılmış gerçeklikle desteklenen bir seçim kampanyasının seçmen tercihi üzerine etkisi
Siyasal pazarlama, toplumsal ve siyasal dinamikleri harekete geçirmek ve yeni siyaset koşullarına adapte olmak adına, pazarlamadan geniş bir ölçekte yararlanmaktadır. Buna ek olarak, bu çalışmanın ana hedefi; Artırılmış Gerçeklik uygulamaları ile desteklenen seçim kampanyalarının, seçmen tercihi üzerindeki etkisinin, pazarlama aracı olarak kullanılan mobil artırılmış gerçeklik uygulamaları üzerinden keşfedilmesidir. Siyasal pazarlama, seçmen payını büyütme gayreti, sürekli ve sistemli bir pazarlama, güçlü iletişim çalışması ve siyasal iletişim tonlarını canlandıran Artırılmış Gerçeklik uygulamaları ile çok bileşenli bir organizasyondur. Bu çalışma, Türkiye Voleybol Federasyonu bünyesinde bulunan Hakem ve Gözlemcilerden oluşan 300 kişi ile yüz yüze anket yöntemi kullanılarak nicel analiz ve yine mevcut örneklem içerisinden artırılmış gerçeklik algısı yüksek 10 kişilik bir popülasyonun nitel analize katılımı ile derin bir araştırma süreci ile desteklenmiştir. Deneyim değerlerine bakıldığında, Artırılmış Gerçeklik uygulamaları ile desteklenen seçim kampanyaları ve siyasal sürecin, seçmenin oy verme tutumu üzerinde nispeten bir etki yarattığı tespit edilmiştir. Siyasal pazarlamada, Artırılmış Gerçeklik uygulama örneklerine sayıca az yer verilmesi, katılımcılar tarafından bu alanda kullanılan teknolojinin ilk kez deneyimlenmiş olması beğeni düzeyinin yüksekliğini açıklamaktadır. Artırılmış Gerçeklikle zenginleştirilen siyasal içeriklerin, işlevsel değerinin sorgulanması neticesinde ise geliştirilme ihtiyacının olduğu saptanmıştır. Bu teknolojinin siyasal iletişime entegre edilmiş olması katılımcılar üzerinde pozitif bir etki yaratmış ve duygusal değerin de yönünü belirlemiştir. Uygulamaların kullanım kolaylığı sorgulandığında, bu teknoloji ile desteklenen bir seçim kampanyasının algılanan değerinin olumlu olduğu ve bu uygulamaların, toplum tarafından hızlıca içselleştirileceği sonucuna varılmıştır.
Siyasal pazarlama uygulayıcıları olarak siyasi partilerin marka konumlandırma faaliyetleri üzerine bir uygulama: Gaziantep örneği
Siyasal pazarlamada amaç, seçmen ihtiyaç ve isteklerinin doğru tespit edilebilmesi, seçmenlere yönelik politikalar oluşturulması, uygulanması ve en nihayetinde siyasal süreçte sürdürülebilir bir seçmen memnuniyeti ve buna bağlı olarak seçmen sadakati oluşturulabilmesidir. Özellikle, aldığı oy oranına bakılmaksızın seçimlerde ikinci olan partinin seçimi kaybetmiş sayıldığı ve bu nedenle rekabetin acımasız boyutlarda yaşandığı politize oranı yüksek toplumlarda, rakiplerden farklılaşarak ön plana çıkmak siyasetin uygulayıcı aktörlerinden olan siyasal partiler için son derece önemlidir. Bu farklılaşmanın yaratılabilmesi için rakiplerin, pazarın ve diğer değişkenlerin iyi analiz edilmesi, pazarın bölümlendirilmesi, konumlandırmaya bağlı politikaların ve rekabete bağlı stratejilerin oluşturulması ve uygulanması çok önemlidir. Çalışmanın amacı, siyasi partilerin markalarının seçmen zihninde nasıl konumlandıklarının tespitinin yapılmasıdır. Bu kapsamda, Gaziantep ilinde oy kullanan seçmenlerden yüz yüze anket tekniği ile veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler istatistiki analizlere tabi tutulmuştur. Bu kapsamda, bazı siyasi partilerin seçmen nazarında bilinirliğinin ve hatırlanırlığının rakiplerine oranla daha az olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, seçmenlerin parti sadakatleri ile ilgili önemli bilgiler elde edilmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde giriş yapıldıktan sonra, ikinci bölümdeise politik pazarlama kavramı, gelişimi ve geleneksel pazarlamayla olan ilişkisinden bahsedilerek, politik pazarlama araçları üzerinde durulmuş, politik pazarlamayı etkileyen faktörler üzerinde de değerlendirmeler yapılmıştır. Ayrıca, siyasal marka ve kavramları, siyasal partilerin marka konumlama faaliyetleri üzerinde çalışılıp uygulanabilir stratejiler üzerine değerlendirmeler yapılmıştır.Üçüncü bölümde materyal ve yöntemden bahsedilmiştir. Son bölümde ise Gaziantep ilinde oy verme yeterliliğine sahip olan seçmenler üzerinde uygulamalı bir çalışma yapılmış, konunun teorik kısmı daha belirgin hale getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Siyaset, pazarlama ve siyasal pazarlama, seçmen, marka ve konumlandırma
Politik pazarlama araçlarından tutundurma faaliyetlerinin seçmen özellikleri bakımından incelenmesi: Gaziantep örneği
Pazarlama, üretilen mal veya hizmetleri satabilme sanatıdır. Politika, devlet ve insanları yönetebilme becerisidir. Amaçları iktidara gelebilmek olan siyasi partilerin fikirlerini pazarlama sürecine de politik pazarlama denir. Siyasi partilerin, seçmenleri ikna edebilmek için yaptıkları çalışmalar tutundurma faaliyetleri olarak adlandırılır. Bu çalışma, seçmenlerin politik pazarlama araçlarının tutundurma faaliyetlerinden etkilenme düzeylerinin cinsiyet, yaş, eğitim durumu, aylık gelir ve siyasi partiye üye olup olmamaları açısından farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi amacını taşır. Bu kapsamda Gaziantep'te bulunan 600 seçmen ile anket yapılıp veriler toplanmıştır. Tesadüfi olmayan yöntemlerden kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edildi. Faktör analizi, t testi ve tek yönlü varyans analizleri(ANOVA) yapıldı. Analizler sonucunda; seçmenlerin reklam faaliyetlerinden etkilenme düzeylerinde cinsiyet, aylık gelir ve meslekleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı; yaş, eğitim durumu ve siyasi partiye üyelik değişkenleri arasında farklılık olduğu tespit edilmiştir. Seçmenlerin haber faaliyetlerinden etkilenme düzeylerinde değişkenler ile anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Kampanya faaliyetleri ile cinsiyet, meslek ve halkla ilişkiler arasında anlamlı bir farklılık olmadığı; yaş, eğitim durumu ve aylık gelir arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Halkla ilişkiler faaliyetleri ile cinsiyet ve meslek değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu; yaş, eğitim durumu, aylık gelir ve siyasi partiye üyelik açısından anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir.
Politik pazarlamada Recep Tayyip Erdoğan'nın liderlik algısının seçmenlerin demografik özellikleri açısından incelenmesi
Pazarlama, işletmenin hedeflerini gerçekleştirmek, mevcut ve potansiyel müşterilerin istek ve arzularını tatmin etmek için mal ve hizmetleri üreticiden tüketiciye veya kullanıcıya doğru yönlendiren organizasyon faa¬liyetlerinin bütünüdür. Herhangi amaca ulaşmak için kullanılan yöntem, devlet işlerinin düzenleyip yürümek için izlenen yoldur. Pazarlama tekniklerinin kar amacı gütmeyen kuruluşlarda uygulanmaya başlamasıyla siyaset alanında da bazı yeniliklere rastlanmıştır. Siyasetin bir ürün gibi düşünülerek projelere dahil edilmesi ve pazara sunulması politik pazarlama kavramını doğurmuştur. Politik pazarlama kavramı 1950 ve 1960'lardan itibaren ilk kez Amerika Birleşik Devletleri'nde kullanılmaya başlanmış ve bilimsel çalışmalara konu olmuştur. Politik pazarlama sadece kavramın tanımlandığı değil, çeşitli etkilerinin de belirlendiği çalışmalara gerek duymaktadır..Bu çalışma, politik pazarlama' da Recep Tayyip Erdoğan'ın seçmenler tarafından ne tür bir lider olarak algılandığını ve bu algının seçmenlerin cinsiyet, yaş, eğitim durumu, aylık gelir ve meslek açısından farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi amacını taşır. Bu kapsamda Gaziantep'te bulunan 500 seçmen ile anket yapılıp veriler toplanmıştır. Tesadüfi olmayan yöntemlerden kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Keşifsel bir çalışma olup, elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiş; t testi ve tek yönlü varyans analizleri(ANOVA) yapılmıştır.Araştırma sonucuna göre; Demografik özellikler açısından seçmenlerin liderlik algısının farklılaştığı sonucuna varılmıştır.
Referandumda oy verme davranışını belirleyen etmenler:16 nisan 2017 referandum örneği
Bu çalışmanın amacı Türk seçmen davranışını referandum örneği üzerinden açıklamaya çalışmaktır. Çalışmanın temel problemi 16 Nisan 2017 anayasa değişikliği referandumunda seçmen kitlesinin referandumu oylarken hangi etmenlere bağlı kaldığı, referandumun içeriğine mi yoksa referandum içeriğinden bağımsız olarak başka etmenlere göre mi oy verip vermediğinin incelenmesidir. Çalışmada seçmen davranışlarından bir yol haritası, bir davranış biçimi veya tutum çıkarılıp çıkarılamayacağı ve bunun gelecek seçimlere ışık tutup tutamayacağı sorunsalı incelenmektedir. Aynı zamanda bu çalışma referandumda seçmenin neye göre, hangi faktörlere bağlı kalarak oy verdiğini anlamaya çalışacak ve bu konuda bir farkındalık yaratarak bundan sonraki süreçlerde yapılacak referandumlara ışık tutabilmeyi amaçlayacaktır. Bu amaç doğrultusunda referandum örneği incelenirken yapılmış seçmen davranışı ölçüm çalışmalarından yararlanılacaktır. Bu nedenle de bu çalışmanın yöntemini daha önce yapılmış olan seçmen davranışı ölçüm çalışmaları oluşturacaktır. Referandum bir ülke siyasetinde önemi olan bir konuda karar verme erkinin halkın elinde bulunmasıdır. Ülkenin tamamını ilgilendiren bir kararda siyasetçilerin yerine halkın bu kararı evet ya da hayır şeklinde oylayarak kabul ya da ret etmesidir. Gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye'de de referandum başlangıcı olan 1961 yılından itibaren giderek daha fazla sayıda yapılmaya başlanmıştır. 16 Nisan 2017 tarihli referandum ise "Türkiye Cumhuriyeti Tarihinde" yapılan son referandumdur. Bu referandumda Anayasada değişiklik yapılmasını öngören on sekiz madde halka sunulmuş ve de halk tarafından %51,41 evet oyu alarak kabul edilmiştir. Bu çalışmada söz konusu referandumdaki seçmen davranışını anlamlandırılmayı amaçlamaktadır.
Almanya'daki oy vermeyen Türk seçmen pazarının bölümlendirilmesi üzerine bir araştırma
Almanya'da yaşayan seçmen vasfına sahip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının seçimlerde oy vermeme davranışlarının politik pazarlama açısından incelemeyi amaçlayan bu araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Almanya'daki 13 seçim bölgesinden kotalara göre örnekleme metoduyla belirlenen 1004 seçmen oluşturmaktadır. Araştırma amacı doğrultusunda hem nitel hem de nicel verilerden faydalanılmıştır. Araştırmada nitel yöntemlerden elde edilen veriler aracılığıyla evrene genellenebilir düzeyde bir ölçek geliştirmek hedeflenmiştir. Bu kapsamdaki veriler yüz yüze görüşmeler aracılığıyla elde edilirken homojen özellikler gösteren seçmenleri kümelendirmek ve sonrasında seçmen kümelerini birbirinden ayıran özellikleri ortaya koymak üzere araştırmacı tarafından geliştirilen ölçekten istifade edilmiştir. Nitel araştırma sürecinde veriler yarı-yapılandırılmış görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda veriler üç grup sorudan oluşan bir anket formu aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırmanın nitel araştırma yaklaşımı kısmında "betimsel analiz" yapılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında ise yapı geçerliliği için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, uyum geçerliği için boyutlar arası korelasyon analizi, kapsam geçerliliği için uzman görüşleri ve güvenirlik çalışması için bir iç tutarlılık hesaplama yaklaşımı olan Cronbach Alpha katsayısı kullanılmıştır. Oy vermeyen seçmenler olarak katılımcılar arasında bölümlendirme yapmak üzere kümeleme analizi yöntemine başvurulmuştur. Kümeleme analizi ile belirlenen seçmen kümelerini birbirinden en iyi ayıran değişkenlerin hangileri olduğunu belirlemek ve seçmenlerin doğru kümelere atanma olasılıklarını ortaya koymak için diskriminant analizi uygulanmıştır. Bu kapsamda yapılan analizler sonucunda oluşturulan kümelerin Almanya'da yaşayan seçmen vasfına sahip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının seçimlere katılımının artırılması için kullanılabilecek bir stratejik siyaset pazarlaması tekniği sunduğu ifade edilebilir.
Genç seçmenlerin oy verme davranışını etkileyen faktörler: Gaziantep ili örneği
Bu çalışmanın amacı Gaziantep ilinde yaşayan genç seçmenlerin oy verme davranışını etkileyen faktörleri tespit etmektir. Bunun için gerekli literatür taraması yapılmış ve literatürde yer alan çalışmalardan bahsedilmiştir. Ayrıca genç seçmenlerin oy verme davranışını etkileyen faktörleri genç seçmenlere anket şeklinde uygulanarak bu konuda veriler elde edilmeye çalışılmıştır. Araştırmaya katılımcı olarak 270 kadın, 185 erkek olmak üzere toplam 455 genç seçmen katılmıştır. Nicel yöntem kullanılarak yapılan bu çalışmaya göre hangi faktörlerin genç seçmenleri daha çok etkilediği, genç seçmenlerin oy verme davranışını belirlerken neleri daha çok dikkate aldığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu araştırmada elde edilen veriler ise SPSS 21.00 programında analiz edilmiştir. Ülkemizde genç nüfusunun fazla olmasından dolayı çok yoğun bir genç seçmen bulunmaktadır. Genç seçmenlerin toplam seçmenlerin içinde önemli bir oranın olması onları seçimlerin kaderini belirlemeleri açısından çok önemli kılmaktadır. Bu durum bu açıdan bakıldığında çalışmamızı önemli kılmaktadır. Yapılan bu çalışmayla genç seçmenlerin oy verme davranışlarını belirlerken bilinçli bir şekilde davrandığı, detaylara çok dikkat ettiği, uygulanabilir ve gerçekçi çalışmalara önem verdiği tespit edilmiştir. Genç seçmenler kendi özgür iradelerine müdahale ettirmeksizin bu hususlara dikkat ederek çok iyi bir gözlemci olarak davranmaktadır. Genç seçmenler için hükûmetlerin çalışmalarının ve partilerin vaatlerinin toplumun tamamını ilgilendiren adalet, eğitim, dış politika gibi alanlarda yoğunlaşması önemlidir. Genç seçmenler; kendilerinin siyasi partiler, adaylar ve liderler tarafından önemsenmesine de dikkat ederek kendileriyle ilgili yapılan çalışmalara ayrı bir değer vermektedir.
Politik pazarlama yaklaşımlarının siyasal partiler açısından değerlendirilmesi ve seçmen davranışları üzerine etkileri
Günümüzde seçmenler sadece ideolojik görüşlerine göre değil beraberinde ekonomik ve sosyal olgulardan etkilenerek karar verme eğilimine girmişlerdir. Bu nedenle siyasi partiler kendilerini politikaları ve projeleri ile ilgi olarak seçmenlere daha iyi anlatmak ve onlarla sürekli bir iletişim içinde olmak için çabalamaktadırlar.Siyasi partinin bu çabalarında politik pazarlama faaliyetleri, hem politikaların oluşturulması hem de seçmenle doğru iletişimin kurulması açısından partilere önemli kazanımlar sağlamaktadır.Politik pazarlama, seçmenlerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere ve onların desteğini elde etmek amacıyla geliştirilen fikirlerin yönetilmesi süreci olarak tanımlanmaktadır.Bu çalışmada politik pazarlamanın sadece seçim dönemlerinde değil siyasi partinin tüm hayatı boyunca uygulaması gereken bir felsefe olduğu tezinden yola çıkılarak ilk bölümde politik pazarlama kavramı ve uygulamalarının genel bir çerçevesi çizilmiştir. İkinci bölümde politik pazarlamadaki temel aktörler olan siyasi partiler ve seçmen kavramlarına değinilerek seçmenle en sıkı işbirliğinin yaşandığı siyasal kampanya süreçleri anlatılmaya çalışılmıştır. Bu bölümde ayrıca, siyasi partilerin politik pazarlama faaliyetlerini sistemli bir şekilde yürütmesine yardımcı olacak stratejik politik pazarlama planlaması sürecine yer verilmiştir.Çalışmanın üçüncü bölümünde gömülü teori yöntemi uygulanarak, politik pazarlamanın Türkiye'de ne şekilde uyguladığı ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu itibarla, siyasi partilerin uyguladıkları politik pazarlama faaliyetlerinin seçmenler tarafından nasıl algılandığını ortaya koymak amacıyla, daha önce çeşitli araştırma kurumları tarafından gerçekleştirilen kamuoyu araştırmaları incelenmiştir. Bunun yanında Türkiye'deki politik pazarlama uygulamaları Milletvekili Genel Seçimleri özelinde analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında Türkiye'deki siyasi partiler için bir politik pazarlama modeli önerilmiştir.
Oy verme davranışının kuşak teorisi ve politik pazarlama çerçevesinde incelenmesi: 2017 referandumu üzerine bir araştırma
Politik pazarlamada amaç, seçmen ihtiyaç ve isteklerinin doğru tespit edilebilmesi, seçmenlere yönelik pazarlama politikalarının oluşturulması, uygulanması ve en nihayetinde siyasal süreçte sürdürülebilir bir seçmen memnuniyeti ve buna bağlı olarak seçmen sadakati oluşturulabilmesidir. Özellikle, aldığı oy oranına bakılmaksızın seçimlerde ikinci olan partinin seçimi kaybetmiş sayıldığı ve bu nedenle rekabetin acımasız boyutlarda yaşandığı politize oranı yüksek toplumlarda, rakiplerden farklılaşarak ön plana çıkmak siyasetin uygulayıcı aktörlerinden olan siyasal partiler için son derece önemlidir. Bu farklılaşmanın yaratılabilmesi için rakiplerin, pazarın ve diğer değişkenlerin iyi analiz edilmesi, pazarın bölümlendirilmesi, konumlandırmaya bağlı politikaların ve rekabete bağlı stratejilerin oluşturulması ve uygulanması çok önemlidir. Bu farklılaşmayı ortaya koymak için siyasal patiler ve adaylar pazarlama uygulamalarından ve pazarlama karması elemanlarından verimli bir şekilde yararlanmak zorundadırlar. Bu araştırma 2017 Anayasa değişikliği referandumunda, seçmenlerin oy tercihleri üzerinde etkili olan bazı siyasal ve sosyal etkenlerin etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır ve bireylerin içinde bulundukları kuşaklara göre bu seçim boyunca yürütülen bazı politik pazarlama unsurlarından etkilenme düzeyleri araştırılmıştır. Bu doğrultuda Gaziantep'te on sekiz yaş ve üzerinde olan 1230 katılımcıyla yüz yüze anket gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler istatistiki analizlere tabi tutulmuştur. Bu kapsamda, yaş kuşakları ile referandumda kullanılan oy arasında farklılıklar olduğu görülmüştür. Referandum metnini okuma durumundaki artış hayır oyu kullanma olasılığını arttırdığı, bireylerdeki yaşlılık oranının artması evet oyu kullanma olasılığını arttırdığı, sempati duyulan partinin propagandalarından politik pazarlama faaliyetlerinden etkilenme düzeyinin yaşlılarda daha fazla olduğu, daha yaşlı kuşakların lidere duyulan sempatiden etkilenme düzeylerinin genç kuşaklara göre daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde giriş yapıldıktan sonra, ikinci bölümde ise kuşak teorisi ve pazarlama alanında kuşak teorisi ile ilgili yapılan çalışlara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde politik pazarlama kavramına ve son bölümünde ise materyal ve yöntemden bahsedilmiş, Gaziantep ilinde oy verme yeterliliğine sahip olan seçmenler üzerinde uygulamalı bir çalışma yapılmış, konunun teorik kısmı daha belirgin hale getirilmiştir.
Seçmen tercihlerini etkileyen sosyo-politik faktörler (1946-2007 dönemleri arası)
Seçmen davranışı konusu çok boyutlu bir konudur. Günümüz demokratik politik sistemlerinde seçmen davranışlarının analiz edilmesi büyük bir önem taşımaktadır. Seçmenlerin tercihlerini etkileyen ekonomik, siyasi, sosyolojik ve psikolojik pek çok faktör mevcuttur. Bu etkenler doğrultusunda "Seçmen Tercihlerini Etkileyen Sosyo - Politik Faktörler" önemli hale gelmektedir. Bu tez çalışmasında Türkiye Cumhuriyeti'nin çok partili hayata geçişinden, 22 Temmuz 2007 seçimlerine kadar ki süreçte, Türk seçmeninin parti tercihlerini etkileyen sosyal ve kültürel etkenler incelenmiştir. Seçmenin genel seçimlerdeki tutumu ve oy verirken hangi faktörlerden etkilendiği, bir dizi akademik ve bilimsel araştırmalardan yararlanılarak değerlendirilmiştir. Seçmenin tercihlerinde en az sosyal faktörler kadar kültürel faktörlerin de etkili olduğu varsayımıyla siyasi kültür olgusu seçmen tercihleriyle ilişkilendirilmeye çalışılmış ve Türk siyasi kültürünün baskın yönlerine yer verilmiştir. Hazırlanan bu çalışmada siyasi partilerin davranış özelliklerinden ziyade, seçmenin oylama kararı üzerindeki olası etkiye sahip sosyo-politik faktörleri belirlemek amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler:Seçmen,Seçmen Davranışı, Sosyo-Politik Faktörler
Understanding political attitudes of right wing voters in the post -2002 period: Beyond ideology versus pragmatism
This research aims to deepen and broaden our understanding of the political attitudes of right-wing voters, who are accepted to hold the key to Turkish politics due to their large numbers. While there is a wealth of quantitative macro-level analysis focused on identifying the political preferences and voting behaviour of Turkish voters in the post-2022 period, this research conducts in-depth interviews to understand the meaning-making processes of voters and to draw mental maps of right- wing voters. By this way, this research aims to throw light to how voters combine and interpret ideologies, values, collective memory, traditions, identities, emotions, and changing situational factors and create their own 'subjective political field'. The main argument of this research is that explaining political attitudes of right-wing voters with ideology versus pragmatism approach is highly superficial and inadequate. Going beyond this dichtomy, we try to identify how similar political, economic and cultural factors can strengthen or deter right-wing voting and how it can alienate voters based on voters' subjective political field.
Dijital sosyoloji bağlamında sosyal medyanın seçmen davranışlarına etkisi
Sosyal medya son yirmi yıl içerisinde gelişen yeni bir mecra olarak; bireyin gündelik hayatta karşılıklı etkileşimle yeniden var olabildiği bir ortama dönüşmüştür. Dijital teknolojilerdeki yenilikler ve gelişmeler toplumsal hayatın her alanında önemli etkilere sahip olduğu gibi kişinin siyasal tercihlerinde de etkileri gözlemlenmektedir. Bireyler sosyal medya aracılığı ile görüş ve fikirlerini paylaşarak gündem oluşturabilmekte ve sosyal medya platformlarında günlük siyasi süreçleri de yönlendirebilmektedirler. Bu çalışmanın amacı; sosyal medyanın seçmen davranışlarına etkilerinin dijital sosyoloji bağlamında araştırılmasıdır. Bu çerçevede kişilerin sosyal medya aracılığıyla siyasal sistem üzerinde etki oluşturmaya yönelik davranışlarının analizi ile dijital platformların kullanım amaçları tespit edilmiştir. Araştırmada, Pierre Bourdieu'nun inşacı yapısalcı eylem kuramının temel kavramlarından olan 'Habitus' ile belirttiği; insanın özellikle çocukluk dönemlerinde eğitim ve aileden gelen davranış kalıplarının katkısıyla gelişen toplumsallaşması ile birlikte sosyal medyanın etkileri incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi esas alınarak; odaklanma sorusunun belirlenerek çalışma tasarlanmıştır. Veriler hazırlanan anket formu ile toplanarak, veri analizi ve yorumlanması süreçleri takip edilmiştir. Araştırmada anket formu TUİK Düzey-1 seviyesinde 12 ilde 1003 kişiye uygulanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular aracılığıyla hazırlanan ölçekler ile katılımcıların; siyasal katılım düzeyi, sosyo-demografik özelliklere göre oy verme eğilimi düzeyi, seçim dönemlerinde propaganda ve politikalardan etkilenme düzeyi, siyasi konularda geleneksel medya kaynaklarından bilgi edinme ile siyasi konularda sosyal medya kaynaklarından bilgi edinme düzeyleri, sosyal medya kullanma sıklığı ve sosyal medyada siyasi paylaşımlara güven düzeylerinin analizleri yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; kişiler sosyal medya üzerinden bilgi edinmekteler ve bilgi edindikleri sosyal medya kaynaklarına göre siyasi konulardaki görüşleri farklılaşmaktadır. Kullanıcılar sosyal medyayı siyasal fikirlerin paylaşıldığı ve tartışıldığı özgür bir ortam olarak tanımlamakla birlikte fikirlerin çatıştığı ve manipüle edilebildiği bir ortam olarak da ifade etmektedirler.
Din ile siyasal eğilimler arasındaki ilişki (Elâzığ ili örneği)
Din ve siyaset kurumları, bireysel ve toplumsal yaşamı farklı şekillerde etkilese de bu iki kurumun ortak amacı insanlar üzerinden güç kazanmaktır. Sosyolojik gerçekleri tartışılmayacak din ve siyaset kurumları, toplumsal ve bireysel yaşam üzerinde söz sahibidir. İktidar mücadelesinin olduğu siyasal ortamların önemli tartışma ve fikir ayrılığı konularından birisi de din-siyaset ilişkisidir. Bu fikir ayrılıklarının temelini siyaset ve dinin toplum üzerindeki etkisi oluşturur. Dinin, seçmenlerin oy verme davranışına etki eden bir olgu olması, siyasal partiler tarafından bir argüman olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Yöneten ve yönetilenler arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi çerçevesinde, modernleşme ile gelenekselliğin çatıştığı her alanda dinin farklı etkilerinin olması, bu tartışmayı her geçen gün biraz daha alevlendirmektedir. Cumhuriyet'in kuruluşuyla birlikte oluşan yeni yapılanmanın yeni oluşumları ortaya çıkarmasıyla din; din-devlet, iktidar-muhalefet ilişkilerinde sürekli karşı olunan veya benimsenen öznelerden bir tanesi olmuştur. Çok partili yaşamla beraber din, tartışma konusu olmanın yanında, siyasal partilerin görünümünü veya imajını ortaya koyan bir kurum olarak da siyasette yerini almıştır. Bu süreçle beraber din, bazı siyasal taraflara göre bir irtica ve laiklik karşıtı bir unsur olarak görülürken, bazı siyasal kesimlere göre ise toplumun mayası ve en üst değeri olarak görülmektedir. Seçmenler siyasal eylemlerde bulunurken siyasal partilerin ortaya koyduğu dini argümanların destekleyicisi ya da eleştireni olurlar. Seçmenlerin siyasal kimliğini oluşturan etmenlerin başında yer alan dinin, siyasi partilerin politikalarını belirlenmesinde de önemli bir role sahip olması, bu araştırmanın konusunu teşkil etmektedir. Din bireylerin yaşam tarzlarından toplumsal birlikteliklerine kadar birçok alanda güçlü bir etkiye sahiptir. Bu etki ayrıca bireyin siyasal tercihlerinin de belirleyicilerinden birisidir. Din kurumunun bu gücünün ortaya konulması çalışmanın önemini oluşturmaktadır. Seçmen, aday, lider üçgeninde şekillenen siyasal mücadele hiçbir zaman dinden bağımsız olmamıştır. Dini aidiyet, seçmen ve siyasal partilerin kimliklerinin oluşturulmasını da beraberinde getirir. Seçmen davranışlarında ve siyasal partilerin politikalarında dinin etkisinin araştırılması araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Hedeflenen amaçla bu çalışmada siyasal partilerin ortaya koyduğu dini politikalar göz önünde bulundurularak Elâzığ ili örneğinde seçmenlerin oy verme davranışında dinin etkisi araştırılmıştır. Alan araştırması yönteminin uygulandığı çalışmada veriler yüz yüze anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırma sonucunda bireylerin siyasal parti liderlerini dini lider olarak görme eğiliminde oldukları anlaşılmıştır. Dini aidiyet hisseden bireylerin siyasal parti ve aday tercihinde dini politikalardan bağımsız hareket etmedikleri görülmüştür. Ayrıca seçmenlerin oy verme davranışında parti politikaları ve liderin dini söylemleri dışında adayların da dini söylemlerinin etkili olduğu anlaşılmıştır.
Siyasal partilerin halkla ilişkiler çalışmaları ve seçmen memnuniyeti (Elazığ ili örneği)
Siyasal halkla ilişkiler, siyasal iletişim sürecinin en demokratik yöntemlerinden biridir. Bu demokratik sistem içerisinde ise ikna kavramı oldukça önemlidir. Demokratik sistemin ikna unsuruna dayanmasından dolayı halka verilen önem de zamanla anlaşılmıştır. Halka verilen önemin anlaşılması sonucu siyasal iletişim süreci de değişmiş ve siyasal halkla ilişkiler faaliyetleri oldukça sık yapılmaya başlanmıştır. Siyasal halkla ilişkiler faaliyetlerinin sık yapılmasıyla birlikte seçmenler ile siyasal partiler arasında karşılıklı iletişime dayalı bir süreç ortaya çıkmıştır. Özellikle yeni iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle beraber seçmenlerin de artık siyasal sürece aktif olarak katılmasının önü açılmıştır. Böylece siyasal aktörler, seçmenlere gerekli bilgileri aktarırken; seçmenler de duygu, düşünce, istek ve beklentilerini siyasal aktörlere iletebilme olanağına sahip olmuştur. Yapılan bu çalışmayla yeni iletişim teknolojileri başta olmak üzere kitle iletişim araçlarıyla yapılan siyasal halkla ilişkiler çalışmalarının seçmenlerin duygu, düşünce, tutum ve davranışları üzerindeki etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışmaya Elazığ'da yaşayan 1.127 örneklem kitlesi dahil edilmiştir. Elde edilen sonuçlar istatiksel olarak SPSS 25.0 programı ile ölçülmüş ve veriler analiz edilmiştir. Bu çalışmanın yapılması sonucunda elde edilen en önemli bulgu, siyasal partiler ile seçmenler arasında iletişim yetersizliğinin mevcut olduğudur. Bu çalışmayla siyasal aktörlerin, seçmenlere kendilerini yeterince tanıtmadığı; seçmenlerin de siyasal aktörlerle iletişim kurmada yeterince çaba sarf etmediği tespit edilmiştir.
Yerel seçimlerde parti ittifakları, siyasal bilgi ve seçmen tercihi: Eskişehir örneği
16 Nisan 2017 Anayasa Değişikliği Referandumu sonrası yapılan hukuksal düzenlemelerle birlikte ittifak kavramı yeni bir anlayış tarzıyla seçmen karşısına çıkmıştır. Bu çerçevede ittifak kavramının yerel seçimlerde seçmenlerin siyasal tercihine olan etkilerini belirlemek amacıyla 31 Mart 2019 yerel seçimleri örnek olay incelemesi olarak ele alınmıştır. Çalışmada alan araştırması yöntemi esas alınarak, anket tekniğine dayalı bilimsel veri toplama araçları kullanılmıştır. Yapılan alan araştırması, 15 Mayıs-30 Haziran 2019 tarihleri arasında Eskişehir kent merkezinde gerçekleşmiştir. Anket uygulamasında seçmen vasfına sahip olan 900 kişilik bir örneklem grubuna ulaşılmıştır. Elde edilen anket verileri SPSS paket programı kullanılarak sistematik bir şekilde analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre; Eskişehir seçmeninin, genel anlamda seçim ittifaklarına karşı bakış açısının olumlu olduğu; ancak hali hazırda bulunan ittifakların dışında yeni siyasi ittifak bloklarının kurulmasına sıcak bakmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanında kent seçmeninin, yerel seçimlerde oy kullanırken, parti ve ittifak grubundan ziyade daha çok belediye başkan adaylarının kim olduğunu önemseyen bir yapıda olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Seçmen, Seçmen Tercihi, Seçim İttifakları, Yerel Seçimler, Eskişehir'de Seçmen Tercihi
Adnan Menderes'e yazılan vatandaş mektupları
Adnan Menderes, Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasal hayatında iz bırakan önemli devlet adamı ve liderlerden birisidir. Türkiye'de çok partili siyasal döneme geçildikten sonra kesintisiz olarak Demokrat Parti'nin lideri olmuş ve on yıl boyunca başbakanlık yapmıştır. Adnan Menderes'in başbakanlığı süresince vatandaşlardan çok sayıda mektup aldığını biliyoruz. Bu mektuplar; iş ve tayin istekleri, şikayetler, para ve yardım istekleri, davetler, geçmiş olsun dilekleri, mahkum istekleri, iş dünyasından gelen çesitli istekler, çiftçi sorunları, devlete yardımda bulunma teklifleri, parti ve hükümet teşkilatı ve icraatları ile ilgili öneriler, Kıbrıs sorunu, azınlık cemaatlerinin talep ve memnuniyetleri gibi pek çok farklı içeriğe sahiptir. Söz konusu mektup içeriklerinin bilinmesi ve incelenmesi Türk siyasal yaşamının önemli bir dönemi hakkında; siyasi, sosyal, ekonomik ve kültür konularında ve vatandaşın devlete, partiye ve lidere karsı bakışı, duruşu ve düşünceleri hakkında fikirler edinmemize yardımcı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Demokrat Parti, Adnan Menderes, Vatandaş Mektupları.
Yerel seçimlerde seçmenlerin oy verme kararlarında etkili olan siyasal faktörlere ilişkin bir araştırma: Ankara örneği
Yerel Seçimlerde Seçmenlerin Oy Verme Kararlarında Etkili Olan Siyasal Faktörlere İlişkin Bir Araştırma: Ankara Örneği.? adlı bu araştırma parti imajı, aday imajı ve bilgilenme kaynaklarının seçmenlerin tercihleri üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Ankara'da Altındağ, Çankaya, Keçiören, Mamak ve Yenimahalle ilçelerinden seçilen üçer mahallede tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen 546 kişi araştırma kapsamına alınmıştır.Araştırma verilerinin toplanmasında, yüz yüze görüşme yoluyla anket tekniğinden yararlanılmıştır. Anket formu ?seçmenlere ilişkin demografik bilgiler?, ? seçmenlerin aday imajına yönelik görüşleri? , ?seçmenlerin parti imajına yönelik görüşleri? ve ?seçmenlerin bilgilenme kaynaklarına yönelik görüşleri? bölümlerinden oluşmaktadır. Likert tipi cümlelerle verilen yanıtlar puanlanmış, faktör analizi yapılarak faktör yük değeri 0.30'un altında olan cümleler hesaplamalara dahil edilmemiştir. Anket formunun güvenirlini test etmek için iç tutarlılık katsayısı Cronbach Alpha? hesaplanmıştır. Araştırmada seçmenlerin aday imajına yönelik görüşleri, parti imajına yönelik görüşleri ve bilgilenme kaynaklarına yönelik görüşlerine ilişkin olarak cinsiyet ve medeni durum değişkenlerine bağlı farklılıkların belirlenmesi için t-testi uygulanmıştır. Araştırmada ayrıca cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim durumu, ilçe ve siyasal görüş değişkenlerine bağlı farklılıkları belirlenmesi için Tek Yönlü Anova yapılmış, farklılığın hangi gruplardan kaynakladığı ise Tukey testi ile ortaya konmuştur.Demografik bulgular incelendiğinde seçmenlerin %51,3'ü kadın, %48,7'si erkektir. Araştırma kapsamına alınan seçmenlerin %41.2'si 30 yaş ve altı, %23.1'i 31-39 yaş arasında, %18.1'i 40-49 yaş arasında ve %17,6'sı 50 yaş ve üzerindedir. Seçmenlerin %8,1'i ilkokul, %9.9'u ortaokul, %43.4'ü lise, %28.2'si üniversite ve %4'ü lisansüstü eğitim almış olduğu görülmektedir. Seçmenlerin % 3.1'i okur-yazar değilken %3.3'ü okul eğitimi almadıklarını sadece okur-yazar olduklarını bildirmişlerdir. Araştırmaya katılan seçmenlerin %16.8'i gelir düzeylerini yeterli, %61'i yetersiz bulunurken %22.2'si bu konuda kararsız olduklarını belirtmişlerdir. Seçmenlerin %11.2'si Altındağ, %29.9 Çankaya, %22.5'i Keçiören, %15.8'i Mamak, %20.7'i Yenimahalle ilçelerinde ikamet etmektedir. Siyasal görüşle ilgili bulgular değerlendirildiğinde seçmenlerin %3.7'sinin liberal, %4.4'nün demokrat, %6.4'nün laik, %15.2'sinin milliyetçi, %4.9'nun sosyalist, %3.7'sinin İslamcı, %29.7'sinin dindar oldukları ve %32.2'sinin ise siyasal bir görüşleri olmadığını belirttikleri görülmektedir.Araştırma sonuçları, seçmenlerin aday imajı, parti imajı, ve bilgilenme kaynakları konusundaki görüşlerinin; medeni durum, eğitim durumu, yaşadıkları ilçe ve siyasal görüş değişkenlerine göre istatistik açıdan (p ? 0.05) düzeyinde anlamlı farklılık gösterdiğini, yaş değişkenine bağlı faklılığın sadece bilgilenme kaynakları açısından anlamlı olduğunu, cinsiyet değişkenine bağlı farklılığın ise her üç boyut açısından da anlamlı olmadığını (p ? 0.05) ortaya koymuştur.Seçmenlerin oy verme kararı açısından yerel seçimlerde aday imajı, parti imajı ve bilgilenme kaynaklarına yönelik ortalama puanları karşılaştırıldığında aday imajı puanının ( :3,38), parti imajı ( :3,35) ve bilgilenme kaynakları ( :3,26) puanlarından daha yüksek olduğu, ancak istatistik açıdan önemli bir farklılık saptanmadığı belirlenmiştir.Pearson Korelasyon analizi sonuçlar ?aday imajı? ile parti imajı ve bilgilenme kaynakları; ?parti imajı? ile aday imajı ve bilgilenme kaynakları; ?bilgilenme kaynakları ile aday imajı ve parti imajı arasında pozitif yönlü ve istatistik olarak önemli bir ilişki olduğunu göstermektedir.Anahtar Kelimler: Siyasal iletişim, yerel seçim, aday imajı, parti imajı, bilgilenme kaynakları.
Sosyal ilişkilerin Türk seçmeninin siyasal davranışına etkisi
Sosyal ilişki, toplumsal yaşamın en temel ve en önemli öğelerinden biridir. Bu önem örgütlü toplumlarda çok daha belirleyici bir özellik sergilemektedir. Sosyal ilişki biçimlerimiz, tutumlarımızı, davranışlarımızı, inançlarımızı, kültürümüzü ve kimliğimizi oluşturmaktadır. Bireylerin davranışlarının oluşmasında ve şekillenmesinde yaşadığı toplumsal yapı içerisindeki birçok faktör etkili olabilmektedir. Sosyal yapının bir parçası olarak birey, ilişkide ve iletişim içerisinde bulunduğu, aile, okul, arkadaş grupları, sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, cemaatler, meslek kuruluşları gibi sosyal gruplardan ve kitle iletişim araçlarından etkilenmekte; bunların etkisiyle siyasal davranışlarını oluşturmaktadır. Seçmen olarak bireyin siyasal davranışının oluşması sürecinde birey çeşitli iç ve dış faktörlere maruz kalmaktadır. Hiç şüphesiz bu faktörler arasında sosyal grupların ve bu gruplarla gerçekleştirilen iletişim sürecinin önemli bir etkisi olduğu düşünülmektedir. Seçmen, siyasal davranışını oluştururken, uyma, ikna ya da itaat duygusu çerçevesinde içerisinde bulunduğu grubun etkisinde kalır. Grup normu ve değerleri doğrultusunda grup üyelerinin bir konuya karşı benzer bir tutum ve davranışı gerçekleştirmeleri beklenmektedir. Sosyal ilişki gruplarının seçmen olarak bireyin, siyasal davranışına etkileri farklı düzeylerde ve şekillerde gerçekleşebilmektedir. Bu sosyal ilişkinin biçimi, sosyal ilişkinin süresi, sosyal ilişkinin oluşturduğu tutumlar ve değerlere göre farklıdır. Ancak, bunların nasıl gerçekleştiği ve ne düzeyde etkilerinin bulunduğunun bilimsel bir araştırma kapsamında tüm yönleriyle ortaya konulması gereği bulunmaktadır. Çünkü, genelde sosyal bilimler alanında özelde de seçmen davranışı çalışmalarında sosyal ilişkilerin seçmen davranışına etkisi bugüne kadar araştırmaya ve değerlendirmeye tabi tutulmamıştır. Bu çalışmada sosyal ilişkilerin seçmenin siyasal davranışına etkisi belirlenmeye çalışılacaktır. Literatürde sosyal ilişkilerin siyasal tercihe etkisine ilişkin bütüncül bir çalışmanın olmaması; çalışmanın temel motivasyonlarından biridir. Bu çalışmada, bireylerin siyasal davranış bağlamında, sosyal ilişki deneyimlerinin açıklanması, keşfedici ve betimleyici nitelikte bir alan araştırması yapılmasını gerekli kılmaktadır. Bu çerçevede, bu çalışmada "Sosyal İlişkilerin Türk Seçmeninin Siyasal Davranışına Etkisi"nin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu yönüyle özgün ve literatüre katkı sağlayacak olan ve Türkiye'nin 12 kentinde yapılan çalışmada nicel veri toplama tekniği kullanılmıştır. Çalışmada alan araştırması yöntemi esas alınarak ve veriler 12 ilde 2579 örneklem üzerinde yüz yüze anket tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; siyasal sosyalleşme sürecindeki temel rolü dolayısıyla aile, siyasal davranış üzerindeki etkisi olan sosyal grupların başında gelmektedir. Akrabalarla sosyal ilişkilerin siyasal davranışa etkisi sosyal ilişkilerin gerçekleşme düzeyi ile doğru orantılıdır. Komşularla sosyal ilişkiler, farklı kimliğe ve siyasal kültüre ait olan bireylerin sosyal birlikteliği olarak değerlendirildiğinden siyasal davranışa etkisi diğer sosyal gruplara göre çok daha düşük düzeyde görülmektedir. Arkadaşlarla sosyal ilişkilerin sadece sosyal değil siyasal boyutu da bulunmaktadır. Arkadaşlarla sosyal ilişkilerin siyasal davranışa etkisinde meslekte çalışma süresi, arkadaşların siyasal tercih için yönlendirmede bulunması ve arkadaşların siyasi görüşleri önemli faktörler olarak değerlendirilmektedir. Cemaat üyelerinin bir bölümünün cemaatin önde gelenlerinin isteği doğrultusunda bir siyasi parti ya da adaya oy verdiği belirlenmiştir. Bu etkide sosyal çevreden dışlanma endişesi ya da sosyal çevrenin baskısından daha ziyade dini inançların öne çıktığı görülmektedir. STK üyelerinin faaliyetlere katılım düzeyi arttıkça diğer bir ifade ile STK ile sosyal ilişki sıklığı arttıkça bu sosyal grubun siyasal davranışa etkisi de artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sosyal İlişkiler, Sosyal Gruplar, Siyasal Toplumsallaşma, Siyasal Davranış, Seçmen
Yerel medyanın siyasal etkisi (2009 yerel seçimleri örnek olay incelemesi)
Seçmenler, siyasal tercileri belirlerken, doğrudan ya da dolaylı olarak bazı faktörlerden etkilenirler. Seçmenlerin etkilendiği faktörlerden biri de medyadır. Medyanın birey üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik olarak yapılan birçok araştırma ortaya koymuştur ki, bireyler kanaatlerin oluşmasında, tutumlarının şekillenmesinde ve tercihlerinin belirlenmesinde medyanın etkisi altındadır. Bireyleri her alanda etkileyen medyanın etkisi siyasal tercihlerin şekillenmesinde de görmek mümkündür. Bu çerçevede, Yerel medyanın siyasal etkinliğinin, seçmenlerin siyasal tercihlerine etkisi belirlemek amacıyla ?29 Mart Yerel Seçimleri? örnek olay incelemesi olarak ele alınmıştır.Bu çalışma ile köklü ve güçlü bir geçmişe sahip olan Elazığ Yerel Medyasının, kent siyaseti ve seçmenler üzerindeki etkisi, yerel medya yayınlarının seçmenlerin tutumlarında ne tür değişiklikler ortaya çıkardığı ölçülmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Elazığ merkezde 401 seçmenle anket uygulaması yapılarak yerel medyanın yerel seçim sürecinde siyasal etkinliğinin çözümlemesi yapılmıştır. Elde edilen anket verileri SPSS paket programında analiz edilmiştir.Bu çalışmanın ulaştığı temel bulguların en önemlisi, Elazığ'da yerel medya yerel seçim sürecinde seçmenlerin siyasal tercihlerinin şekillenmesinde sınırlı da olsa bir etkiye sahip olduğudur. Bu araştırmadan elde edilen bulguların yerel medyanın özellikle seçim sürecinde uygulayacağı yayın politikasına, yerel siyasetin aktörlerinin yerel medyaya yönelik yapacakları medya planlamasına ve yerel seçimlerde seçmen davranışıyla ilgili yapılacak bilimsel çalışmalara önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.
David Easton'un siyasal sistem teorisi bağlamında Türkiye'de siyasal iletişim ve siyasal katılma (Erzurum seçmeni üzerine bir araştırma)
?David Easton'un Siyasal Sistem Teorisi Bağlamında Türkiye'de Siyasal İletişim Ve Siyasal Katılma (Erzurum Seçmeni Üzerine Bir Araştırma)? isimli bu çalışma, Türk seçmeninin, (Erzurum seçmeni özelinde) oy verme davranışlarına etki eden faktörleri ve siyasal sisteme girdi sağlaması açısından sıklıkla yapmış oldukları siyasal katılma faktörlerini tahlil etmeye yönelik bir keşif çalışmasıdır.Bu çalışma, ikisi teorik biri alan araştırması olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde, siyaset kavramı, siyasal kültür ve siyasal kültürün kavramsallaştırılması, siyasal sistem kavramı, siyasal sistem kuramının ayırt edici özellikleri ve siyasal sistemlerde yapısal işlevselci kuram David Easton'un siyasal sistem kuramı bağlamında incelenmiştir. İkinci bölümde ise siyasal sistemlerde siyasal iletişim ve siyasal katılma kavramları analiz edilmiştir. Çalışmamızın son bölümünü ise metodoloji ve alan araştırması oluşturmaktadır.Alan araştırması Erzurum merkezde 15-29 Nisan 2009 tarihleri arasında 578 seçmen üzerinde tesadüfi örnekleme dayalı olarak yüz yüze gerçekleştirilmiştir.Alan araştırması sonuçlarına göre ise, Erzurum seçmeni oy verirken, partiye, aday imajına, medyaya, partinin ideolojisine ve menfaatlerine göre oy kullandıkları ve siyasal sisteme girdi sağlaması içinde, siyasal sisteme, siyasal eylem, siyasal ilgi siyasal kampanya aktiviteleri, siyasal üyelik ve salt oy kullanma faktörleri çerçevesinde katıldıkları görülmüştür.
Türk hukukunda seçme ve seçilme haklarının sınırlandırılması
Seçimler demokratik yönetimin temel unsurlarından biridir. Seçme ve seçilme haklarının özneleri seçim sürecinin seçen ve seçilen aktörlerini oluşturmaktadır. Bu aktörlerin yer aldığı seçimler aracılığıyla parlamento üyeleri ve siyasal iktidar belirlenmektedir. Türkiye'de seçim olgusu Cumhuriyet döneminden itibaren 100 yıldan uzun tarihi geçmişe sahiptir. Ancak seçimlerin demokratik yöntem olarak kurumsallaşması noktasında eksiklikler ve eleştiriler halen mevcuttur. Seçim hukukuna siyasal ve toplumsal mühendislik gözetilerek müdahale edilmesi ve askeri darbelerle ortaya çıkan kesintiler seçim hukukuna ilişkin sorunların giderilmesini zorlaştırmıştır. Bu durum seçimlerin demokratik meşruiyet sağlama işlevine de zarar vermektedir. Bu çalışmada seçme ve seçilme haklarının hem teorik temellerine hem de ulusal ve uluslararası mevzuattaki yerine değinilerek bu hakların sınırlandırılmasına ilişkin genel teorinin ve Türkiye'de bu hakların sınırlandırılmasına ilişkin hukuksal boyutun ortaya konması hedeflenmektedir. Çalışma içerisinde YSK, AYM ve AİHM kararları bağlamında seçme ve seçilme hakları incelenmiştir. Bu kapsamda seçme ve seçilme haklarına getirilen sınırlamalara ilişkin çeşitli sorunların tespiti ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunulması hedeflenmektedir.