Archaeological settlement

113 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik buluntular çerçevesinde Arkaik Dönem'de Güneydoğu Ege-Kıbrıs ilişkileri

MÖ 8.yüzyılın 2.yarısından itibaren Güneydoğu Ege'de kutsal alanlarda Kıbrıs kökenli figürinlerin görülmeye başlanması, MÖ 7.yüzyılın ortalarından itibaren batıklarda Kıbrıs amphora ve mortarlarının, Ege'nin başka bölgelerine ait (Miletos, Korinth) amphoralarla birlikte bulunması, Doğu Akdeniz'de uzak bölgeler arası ilişkilerde Kıbrıs ile Güneydoğu Ege topluluklarının işbirliği içinde olduklarının kanıtıdır. Güneydoğu Ege ile Kıbrıs arasındaki ilişkiler ağının anlaşılmasında öncelikle Kıbrıs kökenli malzeme grupları (terracottalar, kireçtaşı heykelcikler, seramik, amphora, mortar) ve bu malzeme gruplarının Güneydoğu Ege'deki dağılımı incelenmiştir. Bulunan Kıbrıs kökenli malzemelerin hangi dönemlerde görüldüğü ve kaçar adet örnekle temsil edilmiş olduğuna dair sayısal veriler elde edilmiştir. Bu farklı malzeme gruplarının kronolojik olarak örtüştüğü ve ayrıştığı dönemler bir bütünlük içinde ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada değerlendirilen kronolojik süreklilikte Kıbrıs kökenli malzeme gruplarının dönem içerisindeki değişimi, artması ve azalmasının arkasında yatan sebepler, iki bölgenin siyasi-politik örgütlenmesi çerçevesinde araştırılmıştır. Çalışma kapsamında; Arkaik Dönem'in tamamını kapsayan süreçte gerçekleşmiş olan politik, kültürel, sosyo-ekonomik ve ticari ilişkiler ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Arkaik Dönem, Güneydoğu Ege, Kıbrıs, Kutsal Alan, Batıklar

Arkaik DönemArkeolojik alanlarArkeolojik yerleşim+4
Hatice Demiralay
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Harran Höyük Orta Tunç Çağı seramiği

Balih Havzası içerisinde yer alan Harran Şanlıurfa İli'ne 44 km uzaklıktadır. 4 km'lik bir surla çevrili olan Antik Kent birçok medeniyete başkentlik yapmıştır. Kent merkezinde konumlanan Höyük oldukça geniş ve yayvan bir formdadır. Geç Kalkolitik Çağ'dan Ortaçağ'a kadar kesintisiz bir statigrafi göstermektedir. Bu çalışmanın konusu oluşturan malzeme ise Harran Höyük'te ele geçen Orta Tunç Çağı Seramiği'nin değerlendirmesidir. Harran Höyük'te ele geçen Orta Tunç Çağı seramiği OTÇ I ve OTÇ II'de kesintisiz bir Orta Tunç Çağı tabakalanması vermektedir. Habur ve Balih havzaları ve çevre kültür bölgelerle yapılan karşılaştırmalar ile dönemin kültürel özellikleri ve bölgeler arasında yapılan ilişkiler tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan karşılaştırmalar sonucunda Orta Fırat Bölgesi ve yakın merkezler ile etkileşimin yoğun olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca incelenen seramikler arasında sayıca fazla olan Orta Fırat Bölgesi'nde ve çevre bölgelerde yaygın olan standart mal grupları da bu durumun kanıtıdır. Seramik formları arasında yoğun olarak görülen çömlek formları yerleşimin sosyo-ekonomik yapısı hakkında bilgiler sunmaktadır. İncelenen seramikler arasında görülen Erken Tunç Çağı ve Geç Tunç Çağı seramik gelenekleri ile devamlılıkların saptanması Orta Tunç Çağı boyunca kültürel sürekliliğe işaret etmektedir. İlerde yapılacak kazı çalışmaları ile daha geniş bir alanda açığa çıkarılacak olan tabakalanmalar bu devamlığı daha net bir şekilde ortaya koyacaktır. Anahtar Kelimeler: Orta Tunç Çağı, Seramik, Orta Fırat Bölgesi

Arkeolojik eserlerArkeolojik yerleşimEtnoarkeoloji+7
Rahime Selim
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik kazılar ışığında Hurri Mitannilerin Önasya arkeolojisindeki yeri ve önemi

Ne zaman ve nereden geldikleri tartışmalı olan Hurriler'in M.Ö. V. Bin yılda başlayan Transkafkas göçleri ile Kafkasya'dan, Hazar denizinin güneyinden İran, Doğu Anadolu ve Yukarı Fırat Bölgesi ile Mümbit Hilal'in Doğu Akdeniz kıyılarına kadar ulaştıkları bilinmektedir. M.Ö. II. Bin yılın sonuna kadar varlıklarını sürdüren Hurriler'in göçebe olarak yaşadıkları M.Ö. IV ve III. Binlerde özellikle Erzurum ve çevresinden, Van Gölünün güneyi ile Malatya Aslantepe gibi krali merkezlerde ki varlıkları M.Ö. II. Binde şehir devletleri ile siyasi oluşumları Mitannilerle kaynaşmaları ile birlikte Hurri Mitanni Devletine dönüşmüştür. Arkeolojik merkezlerde yapılan kazılarda elde edilen bulgular ışığında Hurrilerin gelişkin çanak-çömlek formları, ritüel amaçlı antropomorfik ocaklar, at eğitimindeki becerileri, kullandıkları yazı ile ulaştıkları edebi eserler, irdelenmiş ve Önasya arkeolojisinde henüz hak ettiği yeri alamamış Hurri toplumunun ticari, kültürel ve dini yönleri ele alınmıştır. Karaz, Khirbet Kerak, Kura-Aras gibi isimlerle de adlandırılan Hurri kültür ışığını, yerleşimlerde yapılan kazılarda ulaşılan seramik formlarının izini sürerek takip etmiş olduk. Anahtar Kelime: Hurriler, Subartular, Mitanniler, Karaz, Khirbet Kerak, Kura-Aras, Kurgan, Kült Ocaklar, Mitoloji.

Arkeolojik kazılarArkeolojik yerleşimHurri Mitanni Devleti+3
Abdullah Fatih Darendeli
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Likya Bölgesi'nde Bey dağları ve yakın çevresi kırsal kült alanları

Bu tez çalışması kapsamında Türkiye'nin güneybatısında yer alan Likya Bölgesi'nin Bey Dağları kırsalı ve yakın çevresindeki kırsal kült alanları incelenmiştir. Çalışmada bölgedeki kutsal alanlar ve kültler, ikonografik özellikler ve arkeolojik veriler göz önüne alınmıştır. Araştırma kapsamında Likya Bölgesi ve kırsal yerleşimleri esas alınmıştır. Bu amaçla kutsal alanlarda bulunan arkeolojik kalıntılar yerinde incelenmiş, ayrıca bugüne kadar alanda yapılan araştırma ve çalışmalarla bağlantılı kaynakçalardan yararlanılmıştır. Bölgede çok daha fazla kült alanı olduğu bilinmekle birlikte, bu tür merkezler, tapınım gören tanrılar ve bu alanlarla bağlantılı yapı ve kültür ürünleri Likya Bölgesi'nde bugün ve daha ileriki dönemlerde yapılacak araştırma ve çalışmalarla daha net olarak ortaya konabilecektir.

Arkeolojik alanlarArkeolojik yerleşimBey dağları+2
Süleyman Karamıklı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kyme Doğu Nekropolü (Habaş kurtarma kazısı 2010-2011 yılı) figürinleri

Tez çalışması kapsamında incelenen figürinler, antik dönemde Aiolis olarak adlandırılan bölgenin sınırları içerisinde yer alan Kyme antik kentinin 2 km doğusundan bulunmuştur. İzmir Müzesi Müdürlüğü tarafından 2010 – 2011 yılları arasında HABAŞ Demir - Çelik Saç Fabrikası arazisi, 207 numaralı parselde yürütülen kurtarma kazıları sırasında alanın nekropol alanı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmalar sırasında 145 adet mezar tespit edilmiştir. Açığa çıkarılan mezarların bir kısmı antik dönemde soyulmuş, bir kısmı ise taban suyunun yükselmesiyle tahrip olmuştur. Nekropol alanı mezar tipoloji içerisinde geniş bir yelpaze sunmaktadır. Alanda mezarların dışında konut, işlik ve depo olarak kullanıldığı düşünülen üç yapı kalıntısı tespit edilmiştir. Çalışmanın konusunu oluşturan figürinlerin bir bölümü, M. 20, M. 21, M. 23, M. 33, M. 72, M. 92, M. 93 ve M. 105 numaralı mezarlara ölü hediyesi olarak bırakılmıştır. İncelenen figürinlerin diğer bölümü ise taban suyunun yükselmesi ile alana dağılan mezar dışı buluntular ve tespit edilen yapı kalıntılarından ele geçmiştir. Farklı kontekstlerden bulunmuş, farklı dönem ve tipolojiye sahip 47 figürin çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. İncelenen figürinlerin teknik incelemeleri, tipolojik sınıflandırılmaları, stil özellikleri, ikonografileri ve dönem özellikle çalışma kapsamında detaylı olarak sunulmuştur. Tez çalışması kapsamında incelenen figürinlere daha geniş bir perspektiften bakabilmek adına, Kyme antik kentinde yürütülen çalışmalarda tespit edilen ve yayınlanan tüm figürinler incelenmiştir. Böylelikle Kyme kentinin koroplastik özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu konuyla bağlantılı olarak incelenen çalışmalarda yerel üretim ve atölye konuları üzerinde durulmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle, tez çalışması kapsamında incelenen figürinler konusunda atölye saptamaları yapılmış, beş yeni atölye ve Myrina kökenli Artemonos adlı bir koroplasta ait bir figürin tespit edilmiştir. Bu tespit edilen atölyelerden üçü Myrina kökenlidir. Kyme antik kentinin Myrina ile coğrafi yakınlığı düşünüldüğünde bu etki yadsınamaz bir gerçektir. Kyme Doğu Nekropolü (Habaş Kurtarma Kazısı 2010- 2011) figürinlerinin incelendiği çalışmada, kentte Arkaik ve Klasik Dönem'de Kourotrophos ve Tapınak Oğlanı tipinde üretim yapan uzman bir atölyenin veya atölyelerin var olduğu düşünülmektedir. Hellenistik Dönem'de ise Myrina antik kentine yakınlığından dolayı üretimin azaldığı düşünülse de devam ettiğine dair en önemli kanıt çalışma kapsamında ele alınan, MÖ 2. yüzyıla tarihlenen Ana Tanrıça/Kybele'ye ait plaka kalıbıdır. Çalışma kapsamında incelenen figürinlerin ait oldukları dönem, stil özellikleri, buluntu konteksti, ikonografik gelişimleri ve farklı merkezlerden bulunan benzer örneklerin karşılaştırılmasıyla belirlenmiştir. Değerlendirilen figürinler MÖ 6. yüzyılın ikinci yarısından, MS 2. yüzyıl başlarına kadar geniş bir tarih aralığı sunmaktadır. En yoğun dönemin % 52 oranında Hellenistik Dönem olduğu tespit edilmiştir. Bu yoğunluğu % 30 oranından Klasik Dönem takip etmektedir. Roma İmparatorluk Dönemi özellikleri gösteren %11 oranında figürin bulunurken, Arkaik Döneme tarihli figürinler ise % 7 oranıyla temsil edilmektedir.

Aiolis bölgesiArkeolojik eserlerArkeolojik kazılar+4
Pınar Taşpınar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın Müzesi örnekleri ışığında Karia bölgesi Terrakotta figürinleri

Bu çalışmada, 1959 – 2004 yılları arasında Aydın Arkeoloji Müzesi'ne hibe, satın alma, müsadere, istirdat ve kazı çalışmaları yoluyla getirilen toplam yetmiş dört terrakotta figürin değerlendirilmeye alınmıştır. Söz konusu figürinlerin, on sekiz tanesi Karia Bölgesi kentlerinden ve yirmi sekiz tanesi ise Güney Ionia Bölgesi kentlerinden gelmektedir. Çalışma kapsamında, Karia Bölgesi kentleri içerisinde Hyllarima, Tralleis ve Halikarnassos, Ionia Bölgesi kentleri içerisinde ise Miletos, Didyma, Priene ve Myus antik kentleri yer almaktadır. Çalışma kapsamında incelenen figürinler, toplamda 8 ana tipoloji ve 31 alt tipolojiye ayrılmaktadır. Karia Bölgesi'nden gelen figürinlerin süvari, hydriaphoros, rahip, ephebos, sadaklı ephebos, Aphrodite rahibesi, Aphrodite ve grotesk tiplerine ait oldukları tespit edilmiştir. Güney Ionia Bölgesi'nden gelen figürinlerin ise Apollon, Ariadne – Tykhe, poloslu kadın/tanrıça, sporcu/atlet, giyimli kadın, kız çocuk, hayvan, aktör, protom ve hydriaphoros tiplerine ait oldukları tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında ele alınan figürinlerin değerlendirilmesi sonucunda İÖ 6. yüzyıldan - İS 2. yüzyıla kadar olan bir zaman dilimini kapsadığı tespit edilmiştir. Söz konusu figürinler içerisinde en erken buluntu grubunu Geç Arkaik Dönem'e tarihlenen süvari, yüksek poloslu kadın/tanrıça başı, adak amacıyla yapılan ayak ve kouros figürini oluşturmaktadır. Klasik Dönem'e tarihlenen figürinler içerisinde hydriaphoros, rahip, giyimli kadın/tanrıça, at figürini, kourotrophos, protom ve atlet figürinleri yer almaktadır. Hellenistik Dönem'de ise oturan Aphrodite, Ariadne – Tykhe, Apollon, aktör, Pan, Eros, giyimli kadınlar, kadın başları, epheb figürinleri ve çocuk figürinleri yer almaktadır. Roma İmparatorluk Dönemi'ne ait figürinler içerisinde Aphrodite, Artemis, kadın başı, ephebos, süvari, gladyatör, grotesk ve kartal figürinleri yer almaktadır. Çalışma kapsamında incelenen figürinlerin genel olarak kırmızımsı sarı kil rengine sahip oldukları tespit edilmiştir. Buluntu yerleri belli olmayan 28 figürinin ise kil özellikleri ve stillistik değerlendirmeleri sonucunda, bu figürinlerin Karia ve Ionia kentlerine özgü figürinler oldukları saptanmıştır.

Arkeolojik eserlerArkeolojik yerleşimAydın+7
Kemal Ersavaş
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antandros örneğinde sunu olarak hydriskoi

Bu tez, Antandros Antik Kenti 2006 yılı kazılarında1 Dereboyu (şimdiki adıyla Sur Sektörü) sektöründe açığa çıkarılmış olan, minyatür hydria buluntularının bir kısmının teknik ve ritüel açıdan incelenmesini amaçlamıştır. İlk bölümde Antandros'un MÖ 8. yüzyıl sonlarından günümüze kadar kısa tarihî çerçevesi çizilmiştir. Henüz yayını yapılmamış olan 2018 kazı sezonu çalışmaları ışığında kentin MÖ 2. binde iskân gördüğü anlaşılmıştır. Kentin yerleşimcilerinin kimlikleri ve tarihçelerine de değinilmiştir. Diğer taraftan Antandros'un ilk olarak 19. yüzyılda keşfedilmesi ile başlayan araştırma ve çalışmalar hakkında ayrıntılı bilgiler verilmektedir. İkinci bölümde minyatür hydriaların ele geçtiği Dereboyu I-II sektörleri tanıtılmış, alandaki mimarî ve seramik kalıntılar hakkında bilgiler verilmiştir. Minyatür hydrialar tipolojik olarak incelenmiş, teknik bir değerlendirmeden geçirilmiştir. Sınıflandırma ve karşılaştırmalı analizler sonucunda, MÖ 4.-2. yüzyıllar arasında kullanıldığı anlaşılan minyatür hydrialar ve diğer buluntuların, söz konusu tarihler içindeki kronolojik dizinleri ve işlevleri ortaya çıkarılmıştır. Üçüncü bölümde ise, öncelikle hydriaların ele geçtiği kutsal alanın niteliği ve yapısı hakkında tartışmalı bölüme yer verilmiş, minyatür hydriaların konumuna göre oikos, baitylos gibi olgular üzerinde durulmuştur. Ayrıca kutsal alanın kimlik sorunlarına değinilmiş, Demeter başta olmak üzere Artemis, Apollon, Kybele, Zeus gibi Antandros'ta tapınım gören tanrı ve tanrıçaların kültlerine dair veriler değerlendirilmiştir. Kültlerin siyaset ile ilişkisi, din olgusunun yönlendirici etkilerinden bahsedilmiştir. Son olarak Yunan Dünyası'nda hydriaların yeri ve kullanım alanları hakkında Antandros örnekleri de verilerek yorumlayıcı bir yaklaşım denenmiştir. (Anahtar Kelimeler: Antandros, Minyatür hydria, Demeter, Kutsal alan, Kült)

AntandrosAntik şehirlerArkeolojik yerleşim+7
Ertuğrul Kıraç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aigai'daki Dorik mimari elemanlar

Aigai'daki Dorik mimari elemanların incelendiği tez çalışmasında kentte bulunan mimari elemanların yapılar göz önüne alınarak tarihlendirilmesi ve belgelenmesi amaçlanmıştır. Özellikle Hellenistik Dönem'le birlikte kentte yoğun olarak görülen Pergamon Krallığı etkisi ile inşa edilen ya da yeniden onarılan yapıların, Pergamon mimari tarzına benzer şekilde inşa edildiği görülmektedir. Dönemin mutlak gücü olan Pergamon Krallığı, sadece Aigai'da değil birçok kentte de mimari tarzını benimsetmiştir. MÖ 2. yüzyılın ortasından sonra yeniden inşa gören kentin mimari elemanlarında dönemin yaygın uygulamaları görülmektedir. Özellikle Athena Tapınağı'na bakıldığında MÖ 7. yüzyıldan itibaren kullanım gördüğünü arkeolojik buluntular sayesinde bilinmektedir. Kent için önemli bir yapı olarak karşımıza çıkmasına rağmen tahribat edilmesi nedeniyle birçok mimari parçanın alandan taşındığını bilinmektedir. Kentte bulunan yapıların nerdeyse hepsi Dor düzeninde inşa edilmiştir. İon düzeni ise kentte stoa dışında pek tercih edilmemiştir. Kazısı bitmiş olan Bouleuterion dışında kalan diğer yapıların arkeolojik kazısı yapıldıkça yeni bulgularla birlikte tarihlendirmesinin değişebileceği mümkündür.

AigaiArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+4
Canberk Tunalı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Smyrna'da ele geçen khios chaliceleri

Eski Smyrna'da ele geçen Khios chalicelerinin incelendiği çalışma kapsamında, daha önce J. M. Cook ve E. Akurgal tarafından aktarılan bilgilerin dahil edildiği detaylı bir çalışma ve daha çok örnekle temsili amaçlanmıştır. 2014 yılı öncesinde ele geçen örnekleri kapsayan bu çalışma, chaliceler üzerinden Khios ve Eski Smyrna arasındaki etkileşime dair ipuçları sunar. Üç ana bölümden oluşan tezde çalışmanın detaylarının anlaşılması açısından ilk bölümünde materyal ve metod başlığı altında çalışmanın yöntemlerine ait bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde kent tarihçesi ele alınmıştır. Son bölümde, chaliceler hem kronolojik hem de tipolojik bir sıra ile detaylandırılmıştır. Her stil, stil özellikleri ve örnekleri ile bir arada verilerek bütünlük içinde değerlendirilmiştir. Chalicelerin büyük bölümünün ufak parçalar halinde ele geçmesi hem tipolojik hem kronolojik değerlendirmeyi güçleştirir. Bu sebeple bazı parçalar gruplandırılmaksızın dahil edilmiştir. Chalice formunun ortaya çıkış süreci ile birlikte başlayan Eski Smyrna'daki varlığı, MÖ 540 – 530 dolaylarına kadar devam eder. Eldeki veriler, MÖ 600 dolaylarında ticaretin kesintiye uğradığını düşündürür. Bu süreci kapsayan buluntular, olasılıkla Alyattes saldırısının tahrip tabakalarında parçalanmıştır. Bazı stiller en seçkin örnekleri ile temsil edilirken, Grand stile ait örneğe veya yazıtlı chalice parçasına da rastlanmaz. Ancak devam eden çalışmalar sırasında ele geçen yeni buluntular yahut farklı stilleri temsil eden örnekler ile sonuçların değişebileceğini de belirtmek gerekir. Anahtar Kelimeler: Eski Smyrna, Chalice, Arkaik Dönem

Arkaik DönemArkeolojik alanlarArkeolojik eserler+4
Zeynep Bahar Zeybek Beyazay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Anavarza'nın Kilikya Ermeni tarihi ve kültürü içindeki yeri ve önemi

Bu çalışmamızın amacı, Orta Çağ tarihinde Ermenilerin Kilikya ve Anavarza kentindeki varlıklarını incelemektir. Anavarza Antik Kenti'nden Ermenilere ait elde edilebilir bilgilerin yetersizliği bu konuda en büyük sınırlılığımızı oluşturmuştur. İnsanlığın ilk dönemlerinden günümüze Kilikya bölgesi, bulunduğu konumu, zengin doğal kaynakları ve sahip olduğu Doğu Akdeniz için önemli limanları ile büyük öneme sahip olmuştur. Ovalık ve Dağlık Kilikya olarak iki kısma ayrılan Kilikya'da tarih boyunca pek çok medeniyet yaşamış, bu topraklar için mücadele vermiştir. Kilikya tarihi içerisinde Anavarza Antik Kenti'nin stratejik, askeri ve ekonomik açılardan değerli bir yeri olmuştur. Roma hakimiyeti ile kent büyümüş, Metropolis unvanını da alarak Tarsus ile rekabet edebilecek kadar gelişmiştir. X. yüzyıldan itibaren Doğu Roma İmparatorluğu hem Doğu Anadolu'da Ermenilerle yaşadığı sorunları çözmek, hakimiyetini güçlendirmek hem de Kilikya yöresinde Müslümanlara karşı bölgeyi koruyabilmek gibi amaçlarla Doğu Anadolu'dan Kilikya'ya bazı derebeyleri ile onlara bağlı halkı göç ettirmişlerdir. Başlangıçta Dağlık alanlara yerleşseler de XI. yüzyıldan itibaren ovalık bölgelere de yerleşmeye ve 1071-Malazgirt Savaşı etkisi ile Anadolu'da ortaya çıkan karışıklıktan istifade ederek Kilikya'da siyasi olarak faaliyet göstermeye de başlamışlardır. Bölgedeki varlıklarını koruyabilmek için yeri geldiğinde Doğu Roma'ya karşı Haçlılarla, Haçlılara karşı Türklerle, Türklere karşı da Moğollarla ittifaklar kurduklarını, yeri geldiğinde de önemli ailelerle evlilik bağı kurarak bu ailelerin desteğini almaya çalıştıklarını görmekteyiz. Bütün bu mücadeleler sırasında kent zaman zaman el değiştirse de 1375'e dek Ermeni kontrolünde kalmıştır. Özellikle Anavarza'da Yukarı Kent kısmında Ermeni varlığı çeşitli yapılar ile gözlemlenebilir. Lakin hala Aşağı Kent'te varlık gösterdiklerine dair bir kanıt bulunmamıştır. 1375'te Memluk kontrolüne girilmesi ile birlikte Anavarza'da da kentsel yerleşim sona ermiş, kent eski önemini yitirmiş, bölgedeki Ermeniler de başka yerlere dağılmışlardır. Anahtar Kelimeler:Kilikya, Ermeniler, Anavarza, Kilikya Ermeni Tarihi, Anavarza Ermeni Tarihi.

AnavarzaArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+6
Hatice Sanem Erkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Yukarı Fırat Bölgesi Hellenistik ve Roma Dönemi yerleşimleri

Yukarı Fırat Bölgesi, ılıman iklimi, tarıma, yaşamsal faaliyetlere elverişli düzlüklere sahip olması nedeniyle, tarih öncesi dönemden günümüze, kültürel hareketliliğin yoğun olarak görüldüğü bir bölgedir. Bu özellikleri sebebiyle geçmişten günümüze çeşitli mücadelelere sahne olmuştur. Bölge hakkında bugüne kadar çok kısıtlı çalışma yapılmış olsa da, eldeki mevcut verilerden bu bölgede konumuz açısından, Hellenistik ve Roma Dönemleri'nde bir hareketlilik yaşandığı, gerçekleştirilen kazı ve yüzey araştırmaları sayesinde görülmektedir. Özellikle, Roma'nın, bölgede yoğun mücadelelere girdiği, bu mücadelelere, Küçük Asya'da hakimiyet kurduktan sonra, sınırlarını Fırat'a kadar genişletme amacının sebep olduğu görülmüştür. Bu fetih hareketlerinin izlerini, bölgede özellikle Elazığ ve Malatya illerinde kazılar sonucu tespiti yapılan, kale yapılarının varlığı ile net bir şekilde görmekteyiz. Bu çalışma, eldeki kısıtlı sayıdaki verilerden yola çıkarak, Yukarı Fırat Bölgesi'nin, Paleolitik Çağlar'dan, Roma Dönemi'nin sonuna kadar geçirmiş olduğu evreleri, bir araya getirmeye, tek başlık altında toplamaya çalışmıştır.

Arkeolojik alanlarArkeolojik yerleşimHelenistik Dönem+5
Serdar Özdemir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

MÖ 3. ve 2. binyıl Kuzey Suriye'de kentleşme süreci

Kent ve kentleşme tanımı üzerine birçok bilim insanı tarafından farklı fikirler öne sürülmüştür. Tarihte ilk kentlerin MÖ 4. binyılda Güney Mezopotamya'da doğduğu birçok araştırmacı tarafından kabul edilmiştir. Güney Mezopotamya kökenli kültürün kuzeye yayılımı da Uruk yayılımı olarak adlandırılmıştır. Bu dönemde güney karakterli özellikler kuzeyde de görülmeye başlamıştır. Bu yayılım dünyadaki ilk kolonizasyon hareketi olarak da bilinmektedir. Özellikle MÖ 4. binyılın sonu MÖ 3. binyılın başlarında Kuzey Suriye Bölgesinde Güney karakterli kentsel özellik gösteren yerleşim yerlerinin ortaya çıktığı görülmektedir. Bu çalışmada MÖ 3. ve 2. binyılda Kuzey Suriye'de kentsel özellik gösteren yerleşim yerleri ayrıntılı olarak incelenecektir.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik yerleşim+5
Nagihan Bulut
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurul Kalesi Hellenistik Dönem mimarisi

Kurul Kalesi, Orta ve Doğu Karadeniz'i birbirinden ayıran Melet Irmağı'nın (Melanthios) kenarında ve Karadeniz'in (Pontos Aksenos/Euksenos) kuş uçuşu yaklaşık 9 kilometre güneyinde bulunmaktadır. 2010'dan beri süregelen kazılar hem Karadeniz, hem de Anadolu arkeolojisi açısından çok önemli sonuçlar sunmuştur. "Kurul Kalesi Hellenistik Dönem Mimarisi" adlı doktora tezi çalışması kapsamında 2010-2019 yılları arasında açığa çıkartılan yerleşime ve mimariye dayalı arkeolojik veriler irdelenmiştir. Kurul Kalesi'nde açığa çıkartılan otuz sekiz adet yapı, "Kaya" ve "Mekân" mimarisi olarak iki ayrı başlıkta incelenmiştir. Yerleşim dokusunu oluşturan unsurlar hakkında nicel-nitel gözlemler, veriler, düşünceler aktarılmış olup bu yapıların olası fonksiyonları hakkında bazı öneriler ileri sürülmüştür. Pontos Bölgesi'nde gözlemlenebilen Hellenistik Dönem'e ait diğer mimari veriler ile karşılaştırılarak Kurul Kalesi yapıları ve mimari teknikleri değerlendirilmiştir. Mimaride kullanılan materyallerin laboratuvar analizleri yapılmış ve bu materyallerin karakterleri ve arkeometrik özellikleri ortaya koyulmuştur. Kurul Kalesi'nin VI. Mitradates Dönemi'nde çok etkin bir biçimde kullanıldığı anlaşılmıştır. Kurul Kalesi'nin mimari açıdan değerlendirilmesi; kalenin yerleşim karakteri, yapıların ve mekânların olası fonksiyonlarının belirlenmesi, kültsel faaliyetlerin mekânlara yansıyışı ve ileriki dönemde bölgede yapılacak diğer kazı çalışmalarına bilimsel bir temel oluşturması açısından önem taşımaktadır.

Arkeolojik alanlarArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+6
Ahmet Emirhan Bulut
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eskiçağ tasvir sanatında müzik ve müzik aletleri

Günümüzde arkeoloji diğer bilim dalları ile çok yönlü ilişki içerisindedir. "Eski Çağ Tasvir Sanatında Müzik ve Müzik Aletleri" başlıklı tez çalışmasında içerisinde, arkeolojik materyaller üzerinde yer alan tasvirlerden, müzikal unsurlar, müziğin sosyal etkinlikler ve sosyal kurumlar için önemi, müzik grupları, müzisyenler, çalgılar, birbirleriyle ilişkileri, benzerlikleri araştırılmıştır. Yazılı tarihten önceki dönemden, Geç Antik Çağ başlangıcına kadar olan tarih süreci içerisinde, insanlık uygarlık tarihinin temellerinin atıldığı bugünkü Mezopotamya, Anadolu, Akdeniz, Mısır ve Avrupa topraklarında kurulmuş medeniyetlerden günümüze ulaşan arkeolojik buluntular üzerinde yer alan müzik ve müzik aleti tasvirli seramik, taş, madeni eserler, duvar resimleri, mozaikler, sikkeler, süs eşyaları vb. örnekler, litaretür taraması ve müzelerde yapılan gözlemler sonucunda incelenip, elde edilen veriler tezin kapsamında değerlendirilmiştir. Özellikle arkeolojik materyaller üzerinden müziğin ve müzik aletlerinin kültürel etkileşimleri, gelişimleri araştırılmış bu bağlamda kültürler üzerinde nasıl etkileri olduğu konusunda sonuçlar çıkartılmaya çalışılmıştır. Muhakkak ki üzerinde müzik ve müzik aleti hakkında bilgi ve tasvir barındıran eserler en önemli kaynaklar olmuştur. Bunlar haricinde daha önce bu çalışmanın içerisinde yer alan başlıkları içerisinde barındıran akademik çalışmalar titizlikle incelenerek kullanılmıştır. Konu çok geniş bir coğrafyayı ve birçok eski kültürleri kapsadığı için, insanlıkla yaşıt olan müzik olgusunun geniş kitlelere yayılmasında, uygarlıklar içerisinde kendinden sonraki kuşaklara, resmi ve özel yaşantıda ne gibi uygulamalar yapılacağına dair görsel ve yazısal bilgilerin aktarılmasında, tasvir sanatının çok önemli bir araç olduğu kanısına varılmıştır. Bu konuda özellikle Türkiye'de yapılmış olan çalışmaların yetersizliği ve arkeolojik bakış açısıyla çalışmaların yapılmamış olması bu tez çalışmasının gerçekleştirilmesindeki en önemli nedendir. Daha sonra yapılacak olan akademik çalışmalara gerek yöntem gerekse içerik açısından bir alt yapı oluşturmak ise öncelikli amaçlarımızdan olmuştur. Yayınlarda arkeolojik materyaller üzerindeki müzik ve müzik aleti tasviri ile ilgili sahnelerin çözümlenmesi konusunda belirsizlik ve yanlışlıkların olduğu görülmektedir. Başlıca hata ve yanlışlıklar tasvirlerin yanlış yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. Daha sonra yapılacak olan çalışmalarda arkeolojik materyaller üzerinde yer alan tasvirler yorumlanırken, yapılması muhtemel hataların en aza indirilmesi amacıyla bazı öneriler getirilmiştir.

ArkeolojiArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+7
Ziya Özer
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ovaören Demir Çağı mimarisinin Orta Anadolu Demir Çağı mimari gelenekleri içindeki yeri ve önemi

Orta Anadolu Bölgesi'nin jeolojik açıdan zengin Kapadokya Bölümü içerisinde yer alan Ovaören, Nevşehir ili Gülşehir ilçesine bağlı Ovaören kasabasının 2,5 km güneyinde, 3 farklı birimden oluşan arkeolojik bir bütünlüğü temsil etmektedir. "Ovaören Arkeolojik Yerleşim Alanı" olarak da tanımlanan söz konusu alan batıda Topakhöyük ve Teras Alanı, doğuda ise bu birimlere 350 m uzaklıktaki Yassıhöyük'ten oluşmaktadır. Ovaören'de 2007-2021 yılları arasında gerçekleştirilen çalışmalar, 3 birimin kronolojik olarak birbirini tamamlayan nitelikte alanlar olduğunu ortaya koymakla beraber, Topakhöyük ve Teras Alanı'nda Erken ve Orta Tunç Çağı tabakaları, Yassıhöyük'te ise Geç Tunç Çağı ve Demir Çağı tabakaları açığa çıkarılmıştır. Geç Tunç Çağı'nda mimari, seramik ve küçük buluntuları ile Hitit kültürünün temsilcilerinden biri olan Ovaören, Hitit Devleti'nin ortadan kalkması ile sonuçlanan kültürel ve politik değişimden etkilenmiş ve Erken Demir Çağı'nda geçici bir yerleşime dönüşmüştür. Orta Demir Çağı'nda Tabal Coğrafyası'nın batısındaki Göstesin Ovası'nda, savunmalı yerleşim modeli ile öne çıkan Ovaören, Geç Demir Çağı'nda ise Kapadokya Satraplığı sınırları içerisinde yer alan bir kasabaya dönüşmüştür. Bu kapsamda yerleşimde, Demir Çağı tabakalarında açığa çıkarılan mimari kalıntılar ve arkeolojik buluntular bölgenin Demir Çağı kültürünün anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır. Ovaören'de bu gelişim ve değişim sürecini kapsayan Demir Çağı tabakaları, Yassıhöyük'ün Erken Demir Çağı'na tarihlenen YH 8-7, Orta Demir Çağı'na tarihlenen YH 6-4 ve Geç Demir Çağı'na tarihlenen YH 3-2 tabakaları ile temsil edilmektedir. Tez çalışmasının konusunu oluşturan mimari kalıntılar, tüm tabakalarda farklı yoğunlukta açığa çıkarılmakla birlikte, Erken, Orta ve Geç olmak üzere 3 başlık altında değerlendirilen Ovaören Demir Çağı mimarisi, kendi dönemleri içerisinde detaylıca değinilen diğer merkezlerdeki örnekler ile karşılaştırılmış ve bu kapsamda yerleşimin Orta Anadolu Bölgesi, Demir Çağı mimari geleneği içerisindeki yerinin ortaya konması amaçlanmıştır.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik yerleşim+5
İlkay Aklan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu'da su kültü ve Letoon kutsal alanı

İnsanoğlu, tarih boyunca bulunduğu coğrafya ve siyasi koşullara bağlı olarak tanrısal bir gücün varlığına inanmış olup; inancı gereğince arınmanın ve yeniden doğuşun simgesi olarak "suyu" görmüş ve suyu kişileştirerek ona bir kimlik kazandırmıştır. Anadolu da "su" ile ilgili olan inançların arkeolojiye çeşitli dönemlerde yansımalarının saptandığı bir coğrafyadır. Bu çalışmada Anadolu'da su kültünün niteliği ve onun varlığını gösteren veriler incelenmekte; ayrıca bu bağlamda Letoon Kutsal Alanı özelinde de konu ele alınmaktadır. Muğla İlinin Seydikemer İlçesi'nin Kumluova Mahallesi'nde bulunan Letoon Kutsal Alanı, Leto-Apollon-Artemis tapınakları, nymphaionu, portikoları, tiyatrosuyla ve Eliyanalardan bu yana dinsel inanışların mimari yapılara yansımalarının izlenebildiği, Likya Bölgesi'nin önemli dinsel merkezidir. Letoon Kutsal Alanı'nda yer alan kaynak suyu etrafında gelişen kutsallık kavramı, tarihi dönem ve uygarlıklar boyunca insanların ihtiyaçlarının karşılanmasının yanısıra "suyun" dinsel ve kamusal alan ve yapılardaki yerini yansıtması bakımından dikkat çekici görülmektedir. Çalışmamızda Letoon Kutsal Alanında "suyun" kazandığı değer ve önem ile bunun nasıl değerlendirildiği, mimariye yansımaları ele alınmaktadır.

Arkeolojik alanlarArkeolojik yerleşimKutsal yerler+5
Tuğçe Kocael
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kazakistan ve çevresindeki İskit ve Sarmat silahları

?Kazakistan ve Çevresindeki İskit ve Sarmat Silahları? konulu bu tez çalışmamızda İskit ve Sarmat kavimlerinin tarih sahnesine çıkışları, kökenleri, siyasi tarihleri, sanatı, kurgan yapıları ve esas olarak kullandıkları silah tipleri ele alınmıştır. Çalışmamız kapsamında ele alınan silahların kendi arasında stil kritiği ve teknik özellikleri göz önünde tutularak bir tipolojik dizi içinde ele alınmıştır. Her tip içinde yer alan buluntuların hangi kurganlardan çıkartıldığı ve tarihlendirmeleri ele alınmıştır.Bu çalışmanın kapsamında kazısı yapılmış ve yayınlanmış Kazakistan ve çevresindeki İskit ve Sarmat kurganlarından ele geçen buluntular oluşmaktadır. İskit ve Sarmat kavimlerinin kendi silah tipleri ile dışarıdan gelen tipler değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra, İskit ve Sarmat coğrafyasındaki çeşitli bölgelerde kullanılan karakteristik silah tipleri saptanmıştır.

AntropolojiArkeolojik kazılarArkeolojik yerleşim+7
Bagdaulet Sızdıkov
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Antik dönem Pisidia bölgesi su yapıları

Su insan yaşamında her zaman önemli bir yere sahip olmuştur. Yerleşik yaşama geçiş ve tarımın başlangıcı su ile bağlantılıdır. Önceleri kentlerin çoğu akarsu yakınlarına kurulmuştur. Güvenlik gerekçeleriyle kentlerin, muhkim alanlara konumlandırılmasıyla, suyun kente taşınması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Yunan ve Roma şehirlerinin en önemli sorunu, konumlandıkları coğrafya nedeniyle su temin etmek olmuştur. Su yapıları bu noktada kurtarıcı olmuş ve zamanla ihtiyaç karşılamaktan ziyade sanat eserleri haline gelmiştir. Suyollarının geçtiği coğrafi koşullara göre inşa edilen yapılar, su kaynağından başlamak üzere, suyolları, su kemerleri, çeşmeler, hamamlar ve sarnıçlardır. Romalılar kentlere su götürürken, kemer ve tonoz işçiliğinde usta oldukları için sanat eseri niteliğinde olan su kemerlerini kentlere kazandırmışlar ve bunlar günümüze kadar gelmiştir. Kentlere su getirmek için coğrafi koşullar uygun ise taş, kurşun veya pişmiş toprak künklerin birbirine eklenmesi yoluyla yapılan su yoları kullanılmıştır. Fakat arazi koşulları buna uygun değilse bir veya birden fazla katlı su kemerleri (aquaduct) inşa edilmiştir. Bazı durumlarda kilometrelerce uzunlukta suyolları inşa edildiği bilinmektedir. Tez kapsamında, Antik Dönem'de, su iletim sistemleri, su yapıları ve suyu ileten suyolları ve boru sistemleri irdelenmiş, Pisidia Antiokheia, Ariassos, Apollonia, Konana, Kremna, Sagalassos, Seleukeia Sidera ve Termessos Antik Kentlerinde bulunan su yapıları değerlendirilmiştir.

Antik ÇağArkeolojik alanlarArkeolojik eserler+3
Fatih Altınışık
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hierapolis, laodikeia lahitlerinin atölye ilişkisi

Çalışma içerisinde Hierapolis ve Laodikeia ait olan iki girlandlı lahdin arasındaki ilişki değerlendirilecektir… Çünkü bu lahitler tip yönünden birbirlerine benzemektedirler. Her iki lahdin devamlarına ne Hierapolis ile Laodikeia'da ne de Anadolu'da rastlanılmamıştır. Devamları olmayan bu lahitler her ne kadar tip olarak birbirlerine benzeseler de aralarında ciddi farklılıklar bulunmaktadır. Lahitlerdeki en önemli farklılıklar; işçilik ve temel şablon betimlemeleridir. Örneğin Hierapolis lahdinin ön uzun yüzünde çift girland bezemesi (Lev. I-Res. 1), arka uzun yüzünde Madalyonlu lahitler içerisinde değerlendirilen friz betimlemesi (Lev. I-Res. 2) bulunmaktadır. Laodikeia lahdinin ön ve arka uzun yüzlerinde çift girland bezemeleri tasvir edilmiştir; fakat girland boşluklarında, ön uzun yüzde kadın-erkek büst betimlemesi (Lev. II-Res. 4), arka uzun yüzde girland boşluklarında mask betimlemeleri (Lev. II-Res. 5) detaylandırılmıştır… Çalışma içerisinde değerlendirilecek olan lahitlerin benzer ve farklı yönlerinin bulunması, atölye ilişkilerinin nasıl olduğu konusu da merak uyandırmaktadır.Hierapolis ve Laodikei lahitleri dikkatli incelendiğinde temel şablonları Anadolu girlandlı geleneğinin tam tersi yönde yapıldığı gözlemlenilmiştir. Örneğin Anadolu girlandlı lahit geleneği üç girland bezemesiyle tanımlanmıştır. Hierapolis ile Laodikeia'da yer alan lahitler ise çift girland bezemeleriyle şekillendirilmiştir. Dolayısıyla bu lahitlerin hangi atölyenin çizgisinde hazırlandığı ve yerel bir gelenek sonucunda mı üretildi yoksa sipariş üzerine mi lahitler bu şekilde biçimlendirildiği çalışma içerisinde belirlenmeye çalışılacaktır… Ayrıca lahitlerin başka örneklerinin bulunmaması özgün eser niteliğinde olduklarını da göstermektedir. Bu yüzden Hierapolis ve Laodikeia lahitlerinin, girlandlı lahitler içerisinde ayrıcalıklı bir yerinin olduğu da anlaşılmıştır.

Arkeolojik alanlarArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+4
Sultan Gökpunar
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Roma dönemi öncesi agoralar

Agora genellikle halk arasında pazar yeri olarak bilinmektedir fakat agoranın ilk anlamı toplanma yeridir. Erken dönemde herhangi bir alan agora olarak adlandırılabiliyordu, örneğin bir devlet büyüğünün kapısının önünde ya da bir geminin önünde toplanıldığı an orası agora oluyordu. Zamanla agora kelimesi soyut kavramdan somuta geçerek binaların yer aldığı bouleterion, odeon, tiyatro, sunak vb. mimari ögelerin olduğu yer anlamını taşımaya başladı. Arkaik dönemde kuşkusuz gözlenebilen en güzel agora; Atina Agorası olmuştur, onu Olynthos, Kassope gibi kentler takip etmiştir. Anadolu' ya baktığımızda ise ne yazık ki Arkaik ve Klasik döneme tarihlenen çoğu agoranın kazısı yapılmamıştır. Yapılan yüzey araştırmaları ve kazılar doğrultusunda İonia, Karia, Pisidya, Mysia, Lykia, Troas bölgelerindeki belli kentlerde Arkaik ve Klasik döneme tarihlenen agoralar tespit edilmiştir. Arkaik dönem agoraları genellikle dağınık, düzensiz, plansız olmakla birlikte satıcıların ahşap tezgah vb. portatif stantlarda satış yaptığı düşünülmektedir. Klasik döneme gelindiğinde daha düzenli, malzemesi bölgesel olarak değişse de taş ya da mermerden oluşan yapılarla çevrilmiş; sunağı, tiyatrosu, odeonu, bouleterionu, dükkanları olan agoralar görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Agora, Arkaik Dönem, Klasik Dönem, Anadolu Agoraları

AgoraAnadoluArkaik Dönem+5
Didem Elif Çatalköprü
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

2006-2015 yılları arasında Kibyra kazılarında ele geçen terrakotta figürinler

Gruplara ayrılarak incelenen 104 adet figürin, teknik ve stilistik açıdan değerlendirilmelerinin ardından benzerleri ve aynı tipteki yakın örnekleriyle karşılaştırılmıştır. Figürinler üzerinde yapılan incelemeler sonucunda tamamının kalıp yapımı olduğu tespit edilmiştir. Katalogda yer alan bilgiler; figürinlere ait detaylar, buluntu durumları ve aynı tipteki benzer örnekleri göstermektedir. Aphrodite ve Eros gibi dini kimliklerin, teatral konuların ve mizah görselli grotesk figürinlerin sevilerek işlendiği, çocuk mezarlarına adak olarak bırakılan hayvan figürinlerinin de rağbet gördüğü tespit edilmiştir. Eserlerin buluntu yerleri ve varsa buluntu kontekstleri ile ilgili veriler ele alınarak, figürinlerin işlevleri ve buluntu tarihleriyle ilgili öneriler yapılmıştır. Bu çalışma, kentte devam eden kazı çalışmalarında ele geçecek olan yeni buluntuların tarihlendirilmesine ve gruplandırılmasına yardımcı olacaktır.

Arkeolojik alanlarArkeolojik kazılarArkeolojik yerleşim+3
Belma Günal
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Pamphylia bölgesi sur sistemleri ve kapı yapıları

Pamphylia Bölgesi'nin önemli kentlerinden olan Perge, Side, Aspendos, Attaleia, Sillyon ve Lyrbe kentleri, Antalya ilinde yer almaktadır. Bu çalışmada, Pamphylia Helenistik Dönem savunma sistemi olarak inşaa edilen sur ve kapılar ele alınmıştır. Kentlerin savunma sistemleri, sur duvarları ve kapılar ayrı başlıklar altında, plan ve mimari özellikleri bakımından incelenmiştir. Ayrıca, yapılan literatür araştırmalarında arkeolojik veriler (seramik ve diğer küçük buluntular), epigrafik buluntular (yazıtlar) ile birlikte değerlendirilmiş, Pamphylia'nın Helenistik Dönem sur ve kapı sisteminin incelenmesi jeofizik yöntemlerle de desteklenmiştir. Yapılan çalışmalarda kent surlarının genel olarak birbirini dik açılarla kesen dirseklerle güçlendirildiği belirtilmiş ve sur duvarlarının tarihlendirilmesinde, duvar örgü teknikleri, işçilik özellikleri, kentte bulunan sur inşa yazıtları ve arkeolojik buluntulardan faydalanılmıştır. Pamphylia Kenti Helenistik Dönem surlarının iki evreli olduğu sonucu çıkmaktadır. Buna göre surların ilk evresi, MÖ 4. yy'ın son çeyreğinden MÖ 3. yy ortalarına, ikinci evresi ise MÖ 3. yy ortası-MÖ 2.yy başlarına tarihlenmelidir.

Arkeolojik alanlarArkeolojik yerleşimKaleler+4
Numan Emin Ünver
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlk çağdan günümüze Gelendost'daki yerleşimler ve kültürel ilişkiler

Bu çalışmada Gelendost İlçesinin tarih öncesi ve tarihi çağlarıyla ilgili bilgi verilmesi amaçlanmaktadır. Giriş bölümü hariç olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Gelendost ilçesinin tarihsel coğrafyası antik kaynaklar ve bölgede günümüze kadar yapılmış olan bilimsel çalışmalar vasıtası ile anlatılmakta, ikinci bölümde ilçeye bağlı günümüz yerleşimlerinden kısaca bahsedilmekte, üçüncü bölümde tarih öncesi dönemden günümüze değin ilçeye ve çevresine ulaşımı sağlayan yol güzergâhlarından bahsedilmektedir. Dördüncü bölümde İlçe sınırları içerisinde tespit edilmiş olan yerleşimler kronolojik olarak değerlendirilmektedir. Son bölümde ise Prehistorik Dönemden, günümüze değin ilçede sınırlarında bulunan tüm yerleşimler bir bütün olarak ele alınıp değerlendirilmiştir. Sonuç itibari ile Gelendost sınırları içerisinde yer alan yerleşimlerin Paleolitik dönemden günümüze kadar aslında çokta fazla bir değişim olmaksızın yerleşim gördüğü tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Pisidia, Gelendost, Yerleşim, Mimari,

Arkeolojik alanlarArkeolojik yerleşimIsparta-Gelendost+6
Ersin Özen
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Göller Yöresi'nde Geç Kalkolitik kültürleri

Çalışma konusu kapsamında ele alınan "Göller Yöresi'nde Geç Kalkolitik Kültürleri" incelenerek ortaya konulmaktadır. Bu konu araştırması yapılırken önce Göller Yöresi ve yakınlarında yapılan araştırmalar değerlendirilmektedir. Bu araştırmalar ışığında Yöre içerisinde ve yakınlarında Geç Kalkolitik Dönem veya bu dönem olabileceği düşünülmüş yerleşimlere bakılmıştır. Bu yerleşimlerden çıkan buluntular başlıklar halinde konumu, çevresel özellikleri, stratigrafisi, mimarisi, çanak çömleği, maden ve diğer küçük buluntuları ve ölü gömme adetleri tek tek araştırılmış ve aktarılmıştır. Göller Yöresi'nde kazısı yapılmış ve kazısı yapılmaya devam eden Beycesultan Höyük ve kazısı bitirilmiş Kuruçay Höyük, Geç Kalkolitik Dönem Kültürlerini yansıtma anlamında önemli bir noktadadır. Bu iki yerleşim dışında yine kazısı yapılan Bağbaşı Yerleşimi de dönemi aydınlatma bakımından önemli veriler sunmaktadır. Kazılar ve yüzey araştırmaları yapılan Antalya İli'nde ki Katran Dağı Mağaraları da incelenip Dönem içerisinde ki buluntuları ele alınmaktadır. Ayrıca Yöre'de yapılan yüzey araştırılmaları da tez içeriğine eklenmiştir. Gruplara ayrılarak ve lokalizasyonu yapılarak incelenen yerleşimler ve bu yerleşimlerden çıkan buluntular, Geç Kalkolitik Dönemi aydınlatma bakımından önemlidir. İncelenen bu yerleşimler, kültürel ve sosyo-ekonomik yapıları anlamaya ve ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Göller Yöresi, Geç Kalkolitik Dönem, Kültürler, Yerleşimler

Arkeolojik yerleşimGöller bölgesiKalkolitik Dönem+2
Mert Koca
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects