Child education
142 theses under this subject heading
Naki Tezel'in "Türk Masalları" adlı kitabının çocuk edebiyatının temel ilkeleri bakımından incelenmesi
Masal türü, halk edebiyatı alanında çocuk eğitimine katkıları ile ön plana çıkan ürünlerden biridir. Masalların çocuk edebiyatının temel ilkeleri açısından incelenmesi, son yıllarda birçok araştırmacının akademik araştırma alanlarından biri olmuştur. Bu araştırmada ünlü masal araştırmacısı Naki Tezel tarafından derlenmiş masallardan oluşan "Türk Masalları" adlı eserin biçim ve içerik özellikleri çocuğa görelik ilkesi başta olmak üzere çocuk edebiyatının temel ilkeleri açısından değerlendirilmiştir. Çalışmada, örneklem grubunda yer alan ve Naki Tezel tarafından derlenerek "Türk Masalları" adlı kitapta toplanan elli dört adet masal, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Masalların çözümlemesi; tasarım ve içerik özellikleri başlıkları altında gerçekleştirilmiştir. Tasarım özellikleri bölümünde masalların kapak, sayfa, punto, resim, boyut nitelikleri ele alınmış; içerik özellikleri başlığında masallar konu–kurgu, izlek– tema, ileti, dil ve anlatım, eğitsel ve yazınsal ilkeler karakter ve çevre özellikleri bakımından değerlendirilmiştir. Çözümlemeler çerçevesinde Naki Tezel'in "Türk Masalları" adlı VI eserinde yer alan masalların genel olarak çocuk okurlara okuma alışkanlığı kazandırabilecek ve estetik zevk verecek nitelikte olduğu fakat bazı masalların gerek tasarım gerekse de taşıdığı eğitsel değerler açısından çocuğa görelik prensibine ters düştüğü tespit edilmiştir.
Ahmet Mithat Efendi'nin romanlarında çocuğa görelik ilkesi ve erdemler
Geçmişten günümüze çocuk eğitimi konusunda yüzbinlerce eser kaleme alınmıştır. Bu eserlerin önemli bir kısmını ise, çocuk hikâye ve romanları oluşturur. Çocuk konusuna önemle yer veren yazarlardan birisi de Ahmet Mithat Efendi'dir. Ahmet Mithat Efendi, her eserinde okuyucusuna mesaj olarak, alınması gereken bir ders vermek ister. Bu mesajlarını bazen kahramanları vasıtasıyla bazen de kendisi bir yazar olarak vermeye çalışır. Kimi zaman da tercihi okuyucuya bırakır. Yine erdemli insan yetiştirmek her toplumda önemsenen bir konudur. Bu öneminden dolayı son yıllarda bu alanda birçok akademik çalışma yapılmıştır. Bu sahada bizim de bir katkımız olsun diye Ahmet Mithat Efendi'nin bir kısım romanlarındaki Erdem konusu bu açıdan incelemeye tabi tutulmuştur. Romanlarda tespit edilen erdemler, çocuğa görelik olarak da değerlendirilmiştir. Konunun kapsamı da göz önünde bulundurularak Ahmet Mithat Efendi'nin on romanı temel alınmıştır. İncelemeye esas alınan romanlar şunlardır: Felatun Bey ile Rakım Efendi, Hüseyin Fellâh, Paris'te Bir Türk, Acâyib-i Âlem, Diplomalı Kız, Bahtiyarlık, Dürdane Hanım, Vah, Hayret, Demir Bey yahut İnkişaf-ı Esrar. Bu çerçevede tezimizin konusu Ahmet Mithat Efendi'nin Romanlarında Çocuğa Görelik İlkesi ve Erdemler olarak belirlendi. Çalışma, Ön Söz ve Girişten sonra iki bölüm, sonuç ve önerilerden oluşmaktadır. Ön Sözde çalışmanın amacı belirlenmiştir. Çalışmanın giriş bölümünde tezin amacı, önemi, materyal ve yöntemi konusunda kısaca bilgiler verilmiştir. Burada yine çalışmanın sağlam bir temele oturması için "Öncesinde Yapılmış Olan Akademik Çalışmalar" alt başlığıyla bu sahada önceden yapılmış olan tüm akademik çalışmalara da bir başlık açılarak onlar hakkında da kısaca bilgiler verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünün üst başlığı "Kavramsal Çerçeve"dir. Alt başlıklarda ise "Ahmet Mithat Efendi ve Roman", "Çocuk Kitaplarının Taşıması Gereken Özellikler", "Romanların Çocuk Eğitimine Katkısı" ve "Çocuğa Görelik İlkesi" yer almaktadır. Hem giriş kısmında hem de bu bölümde çalışmanın teori kısmı oluşturulmaya çalışılmıştır. Tezin ikinci kısmının üst başlığı "Erdemler ve Çocuğa Görelik" şeklinde oluşturulmuştur. Eser incelemesi kısmındaki bu bölümde, Erdemler ve Çocuğa Görelik genel başlığı altında elde edilen asıl malzeme tasnif edilip tahhlil edilmiştir. Erdemler ve çocuğa görelik konusu; Adalet, Azim, Cömertlik, Paylaşma, Dayanışma, Kardeşlik, Yardımlaşma, Dostluk, Dürüstlük, Güven, Ahlaklı Olma, Saygı, Sevgi ve Vefa şeklinde bir tasnife tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgular bu başlıklar çerçevesinde yorumlanmıştır. Yine bu tasnifte yer alan kelime ve kavramların anlam ve önemine de kısaca değinildikten sonra bu konuların, incelemeye esas alınan romanlarda, nasıl işlendiği tespit edilip irdelenmiştir. Sonuç ve öneriler kısmında ise elde edilen tüm bulgular vurgulanmış ve bu konuda yapılması gerekenler de birer öneri olarak tüm akademik camianın dikkatlerine sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ahmet Mithat, Roman, Hikâye, Edebiyat, Çocuğa Görelik, Erdem, Eğitim.
Çocuk edebiyatı ve çocuk eğitimi çerçevesinde Şermin Yaşar'ın eserlerinin incelenmesi
Çocuk edebiyatı alanının yaygınlık kazanmaya başlaması, çeşitli türlerde eserlerin meydana gelmesine olanak sağlamaktadır. Bu çalışmada; farklı türlerde nitelikli eserler kaleme alan, geniş kitlelere hitap eden yazar, Şermin Yaşar'ın çocuklara yönelik yazdığı eserleri, çocuk edebiyatının temel ilkeleri doğrultusunda incelenmiştir. Eserlerinin çocuk edebiyatı ve çocuk eğimindeki yeri ve önemi ortaya konmaya çalışılmıştır. Şermin Yaşar'ın 1 romanı, 4 masal kitabı ve 8 öyküsü çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı, Şermin Yaşar'ın çocuk kitaplarının, çocuk edebiyatının temel ilkeleri olan içyapı ve dış yapı unsurları bakımından uygun olup olmadığını belirlemektir. Betimsel tarama modelinin kullanıldığı çalışmada, veriler doküman incelemesi tekniği ile toplanmış, içerik analizi yöntemi ile de analiz edilmiştir. Çalışmanın kuramsal çerçevesinde, çocuk edebiyatı ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgilere, yazarın hayatına ve eserlerine yer verilmiştir. Bulgular kısmında Şermin Yaşar'ın eserleri içyapı ve dış yapı özellikleri bakımından incelenmiştir. Çalışmanın sonuç kısmında ise yazarın eserlerinin genel olarak çocuk edebiyatı ilkelerine uygun olduğuna, anne- babalara, eğitimcilere ve akademisyenlere kaynak niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Çocuk edebiyatından hareketle çocuk hakları ile ilgili bir araştırma
Çocuk edebiyatı eserleri kurguları içerisinde çeşitli mesajlar barındırmaktadır. Bu araştırmanın amacı Türkiye' de satılan yerli ve yabancı çocuk kitaplarında çocuk haklarının düzeyi ve nasıl yer verildiğini belirlemektir. Bu araştırma tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın veri kaynağını, 2019 yılında Türkiye' de internet aramasında çıkan kitap satış mağazalarından Kitap Yurdu, İdefix ve D&R sitelerinde çok satılan yazınsal çocuk kitapları oluşturmaktadır. Bu kapsamda belirlenen 11 kitaptan doküman incelemesi yoluyla elde edilen veriler, betimsel olarak incelenmiştir. Araştırma ile Çocuk Hakları Sözleşmesi'nde yer alan temel çocuk haklarından çocukların eşitliği hakkı, çocukların gelişme hakkı, çocukların korunması hakkı, çocukların büyümesi ve sağlığı hakkı, çocukların aşağılanmasının önlenmesi hakkı, çocukların katılım hakkı, birlikte yaşama kültürü, çocuk kültürü ilkesi esas alınarak okumalar gerçekleştirilmiştir. Çalışma ile beraber, çok satılan çocuk kitaplarında insan haklarından hareketle çocuk haklarının sezinletilmesine dönük iletilerin bulunduğu ve bu iletilerin bazılarının cümlelerde doğrudan aktarıldığı, bazılarının ise dolaylı (örtük) olarak verildiği görülmüştür. Çocukların çocuk hakları sözleşmesinde geçen esas haklarını duyumsatan ve iletilerini örtük olarak veren kitaplarla buluşturulması gerekir. Çocuklara dönük yazılan diğer yapıtların da aynı amaç ve bakış açısıyla incelenmesi gerektiği bu araştırma kapsamında varılan bir sonuçtur.
Erken çocukluk dönemi bilimsel yaratıcılık ölçeğinin geliştirilmesi ve çocukların bilimsel yaratıcılık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırma, Hu ve Adey'in (2002) Bilimsel Yaratıcılık Yapısal Modeli temel alınarak Erken Çocukluk Dönemi Bilimsel Yaratıcılık Ölçeği (EÇBYÖ)'nin geliştirilmesi ve çocukların bilimsel yaratıcılık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın pilot, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları, Kocaeli'nin İzmit ilçesinde bulunan anaokullarında yapılmıştır. Pilot uygulamaya 44, geçerlik ve güvenilirlik çalışmalarına 321 çocuk dahil edilmiştir. Ölçeğin güvenirlik özelliğini test etme amacı kapsamında, çalışma yapılan 57 çocuğa, çalışma yapılan süreden iki hafta sonra ölçek tekrar uygulanmıştır. Araştırma, iki bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde 48-72 ay aralığındaki çocukların bilimsel yaratıcılıklarının belirlenmesine yönelik EÇBYÖ'nin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde; aile ve çocuğa ait bazı değişkenlerin çocukların bilimsel yaratıcılıklarına olan etkisi incelenmiştir. Ölçeğin hem pilot uygulamasında hem de geçerlik güvenilirlik çalışmasında, çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden, maksimum çeşitlilik örneklemesinden yararlanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kullanılan 48-72 ay çocukların bilimsel yaratıcılıklarını değerlendirmek için "EÇBYÖ" ve çocuk ile aileye ait demografik bilgileri toplamak için "Kişisel Bilgi Formu", araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Maddeler Arası Korelasyon ve Madde Ayırıcılığına bakılarak ölçeğin son hali belirlenmiştir, Ölçeğin geçerliğinin incelenmesi amacıyla kapsam ve yapı geçerliği test edilmiştir. Ölçeğin güvenilirliğini test etmek için, Cronbach Alfa Katsayısı hesaplanmış, puanlayıcılar arası güvenilirlik ve zamana karşı değişmezlik incelenmiştir. Ölçeğin tümü için Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayısı 0.78 olarak hesaplanmıştır. Sosyodemografik özelliklerin bilimsel yaratıcılık üzerindeki etkilerini incelemek için geçerlik-güvenilirlik çalışması yapılan çalışma grubuna ait veriler kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, EÇBYÖ'nin geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu belirlenmiştir. Yaş, cinsiyet, daha önce okul öncesi eğitim almış olma durumu, sosyoekonomik düzey, baba öğrenim düzeyinin sonuçlar üzerinde belirleyici olduğu tespit edilmiştir. Doğum sırası, kardeş sayısı, anne yaşı, baba yaşı, anne öğrenim düzeyininse bilimsel yaratıcılık toplam puanı üzerinde etkili olmadığı sonucuna varılmıştır.
Çocuk gelişimcilerin hastaneye hazırlayıcı eğitim programları ile ilgili görüşlerinin ve kullanım durumlarının incelenmesi
Bu araştırmada, hastanede çalışan çocuk gelişimcilerin hastaneye hazırlayıcı eğitim (HHE) programları ile ilgili görüşlerinin ve kullanım durumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Karma araştırma yöntemine göre yürütülen araştırmada kartopu örnekleme yöntemi kullanılmış ve hastanede çalışan 152 çocuk gelişimciye ulaşılmıştır. Veri toplama aracı olarak literatür taraması sonucunda 5 alan uzmanı ve 2 istatistik uzmanından görüş alınarak oluşturulan "Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim Programları Görüş Formu" kullanılmıştır. Görüş formu; bütün katılımcıların cevaplandırması gereken demografik ve genel bilgiler, HHE programı uyguladığını belirten katılımcıların programlarına ait özel bilgiler, HHE programı uygulamadığını belirten katılımcıların yanıtladığı bilgiler ve bütün katılımcılara yönelik sorulan açık uçlu sorulardan oluşmaktadır. Veriler betimsel istatistik yöntemleri ile analiz edilmiştir. Bulgulara göre; 152 katılımcıdan 4'ü hastane kreşi ve çocuk izlem merkezi gibi hastane dışı birimlerde görev yapmaktadır. İlgili birimlerde çalışan 148 çocuk gelişimciden HHE programları hakkında görüşler elde edilmiştir. Katılımcıların çoğunluğu lisans döneminde çocuk ve hastane dersi almış, sağlık kurum ve kuruluşunda staj yapma olanağı bulmuştur. Katılımcıların %42,1'i lisans eğitimi sırasında HHE programı hazırladığını, % 35,8'i HHE programlarıyla ilgili teorik konularda yeterli ancak uygulama konusunda yetersiz hissettiğini, büyük çoğunlukla hastanenin yoğunluğundan dolayı HHE programı uygulayamadıklarını bildirmiştir. Hastaneye hazırlayıcı eğitim programı uyguladığını belirten 4 katılımcının verileri nitel araştırma yöntemlerinden "içerik analizi" ile incelenerek "Çocuğun hastane yaşantısına tepkileri", "HHE programlarının faydaları" ve "HHE programlarının etkili kullanılması için çözüm önerileri" başlıklarında 3 ana tema ele alınmıştır. Elde edilen sonuçlar literatür ışığında tartışılmış ve yorumlanmıştır.
Atatürk Döneminde çocuk algısı
Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyeti kurduğu zaman sadece rejimi değil aynı zamanda geleneksel anlayışı ve toplum hayatına etki eden konuları da değiştirme ve medenileştirme yoluna gitmişti. Cumhuriyet rejimi ile beraber yeni Türk kimliği yaratılmış ve rejimin kalıcılığını sağlamak amacıyla bazı çalışmalar yürütülmüştü. Çalışmaların odağına bakıldığında bu konuların daha çok, ülkenin geleceğini temsil eden çocuklar ve çocukları da kapsayan gençlik üzerine doğrudan veya dolaylı olarak ele alındığı görülmektedir. Geçmişte böyle bir anlamdan mahrum olan, diğer bir deyişle ihmal edilen çocuk olgusu, cumhuriyet ile beraber kendisine ülkede bir yer edinecek, görünür olacak ve toplumun çocuk algısında yeni bir kavram oluşturmaya başlayacaktı. Cumhuriyet'in yeni ulus-devlet kimliğini taşıyacak ideal vatandaşını çocukluktan yetiştirmesi gerekmekteydi.
Samed Behrengi'nin hikayelerindeki eğitsel iletiler üzerine bir araştırma
Çocuklar için yazılmış eserler, çocuğun kişisel gelişimini tamamlaması, insani değerler edinmesi, içinde yaşadığı topluma uyumlu hale gelmesi, çevreye ve hayvanlara karşı duyarlı olması, ulusal ve evrensel anlamda ihtiyaç duyulan değerlere sahip olması açısından çok önemlidirler. Çocuk edebiyatı ürünleri üstlendikleri eğiticilik görevini okuyucusuna sunduğu eğitsel iletilerle gerçekleştirir. Bu iletiler çocuğun kişisel, toplumsal, evrensel, dinî, ulusal gelişimine katkı sunacağı gibi bazı durumlarda yazarın kendi ideolojik fikirlerini sunduğu araç olarak da kullanılabilir. Çocuk edebiyatı ürünleri, çocuk eğitiminde en önemli araçlardan biridir. Yazarlar, çocuk edebiyatı ürünleriyle çocuğa çeşitli iletiler sunmaktadır. Sunulan bu iletiler, kimi zaman eğitsel iletilerden oluşurken kimi zaman da eğitsel olmaktan çok uzaktır. Bu yönüyle çocuk edebiyatı ürünlerinin verdiği mesajlar, çocukların yetiştirilmesinde önemli bir etkendir. SamedBehrengi, çocuklar için yazdığı kitaplarla çocukların, içinde yaşadıkları toplumun bir parçası olarak, toplumun sorunlarına ve gerçeklerine yabancı kalmamalarını, duyarlı olmalarını amaçlamıştır. Bu araştırmada, SamedBehrengi'nin 17 hikâyesi özellikle eğitsel iletiler bakımından incelenmiş ve bu iletilerin çocuk eğitimi açısından katkıları vurgulanmıştır. Araştırmada çocuk edebiyatı ürünlerinde bulunması gereken özellikler ve iletilerin nasıl olması gerektiğine dair kriterler göz önünde bulundurulmuştur.SamedBehrengi hikâyelerindeki eğitsel iletilerin tespit edilmesi ve yazılı metinlerin analizi amaçlandığı için nitel araştırma desenlerinden doküman incelemesi modeli kullanılıp,tespit edilen eğitsel iletilerin de farklı temalar altında toplanması için içerik analizi tekniği kullanılmıştır.Araştırmada kullanılacak kategorilerin oluşturulması ve kodların belirlenmesi amacıyla, araştırmanın inceleme nesnelerini oluşturan hikâyeler okunup, iletiler saptanmış, bu iletiler belirli kategorilere ayrılmıştır. Kategorilere ayrılan iletiler uzman görüşüne sunulmuştur. Uzman görüşlerine göre kategorilerde yer alacak iletiler yeniden düzenlenmiştir.Amaçlarına göre iletiler beş kategori altında kodlandıktan sonra sunuluş biçimlerine göre doğrudan ve dolaylı yoldan aktarım olmak üzere iki farklı kategori altında tekrar kodlandırılmıştır.SamedBehrengi'nin on yedi hikâyesinde 173 eğitsel ileti tespit edilmiştir. Amaçlarına göre bu iletilerin 140 tanesi kişisel gelişimi, 19 tanesi toplumsal gelişimi, 12 tanesi dinî gelişimi, 1 tanesi ulusal gelişimi, 1 tanesi de evrensel gelişimi destekleyen iletilerden oluşmaktadır. Bu iletilerin sunuluş biçimlerine göre ise 170 tanesi dolaylı yoldan aktarılan, 3 tanesi doğrudan aktarılan iletilerden oluştuğu tespit edilmiştir.
Kültürün yeniden üretimi bağlamında halk edebiyatı metinlerinin kullanımı: Dede Korkut çizgi film örneği
Bu çalışma Dede Korku kitabının, çizgi film üzerinden kültürel değerlerimizin çocuklara aktarımını detaylı bir şekilde ortaya koymaktadır. Vatikan ve Dresden nüshaları bulunan Dede Korkut anlatıları Türk kültürünün yapı taşını oluşturmaktadır. Eserin içeriğinde günümüze değin etkisini yitirmeyen kültürel değerler ve öğretiler yer almaktadır. Çalışma, bu eserin 2014-2015 yılları arasında Mavi Rüya Film Prodüksiyon tarafından güncellenerek TRT Çocuk kanalına hazırlanan "Dede Korkut Hikayeleri" çizgi filmini ele almaktadır. Bu çizgi filmden kültürün nesiller arası değişimi, yeni araçlarla güncellenmesi, çocuğun gelişim dönemlerine uygun hale getirilirken yaşadığı değişimler, çizgi film vasıflarıyla çocuklara aktarımı, çocuğun bu yolla kişilik kazanımı ve toplumsallaşması adına incelemeler sunmaktadır. İnceleme sonucu çizgi filmlerin çocuk eğitimi üzerindeki etkisinden faydalanarak kültürel değerlerimizin aktarıldığı görülmüştür. Çizgi filmde Dresden nüshasında yer alan cinsellik ve saldırganlık içeren bölümlerin sadeleştirildiği, değiştirildiği yahut işlenmediği gözlemlenmiştir. Çizgi filmde eserden bağımsız olarak nevruz, Ramazan Bayramı, Ramazan ayı ve oruç, birlik ve beraberliğin önemi gibi mesajlar içeren bölümlerin de yaratıldığı görülmektedir. Bu çalışmayla birlikte yerel çizgi film sektörümüze gerekli destek sağlanarak yabancı kültürlerin yerelleştirilmesinin önlenebileceği ve Türk kültürü, örfü, âdetini bilen bireyler yetiştirilebileceği kanısına varılmıştır.
8-11 yaş arasi çocuklara verilen ilkyardim eğitiminin etkinliğinin değerlendirilmesi
İlk yardım herhangi bir hastalık, sakatlık, kaza veya yaralanma gibi durumlarda, kişinin yaşamı tehlikeye düştüğü zaman. sağlık profesyonelleri tarafından olay yerine yardım sağlanıncaya kadar hasta ya da yaralıların hayatının kurtarılması veya mevcut durumlarının kötüleşmesinin önlenmesi amacı ile olay yerinde bulunan mevcut malzemelerle. tıbbi bir araç ve ilaç olmadan yapılan tüm uygulamalardır. Bu araştırma 8-11 yaş arası çocuklara verilen ilk yardım eğitiminin etkinliğini ölçmek amacıyla yapılmıştır. Tek grupta ön test ve son test yarı deneysel olarak tasarlanmış çalışmanın örneklem grubunu Van il Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Van Rekabet Kurumu İlkokulunda öğrenim görmekte olan 8-11 yaş aralığındaki 131 öğrenci oluşturmuştur. İlk yardım eğitimi, teorik ve uygulamalı olarak palyaço ile role-play çalışması yapılarak verilmiştir. Veriler, 'Tanıtıcı Bilgi Formu', İlk Yardım Bilgi Formu ve İlk Yardım Uygulamaları Beceri Değerlendirme Formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirmesinde, tanımlayıcı istatistikler; Ortalama, Standart Sapma, Minimum ve Maximum olarak ifade edilirken, sürekli değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemede Pearson Korelasyon katsayıları, kategorik değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemede ise Ki-kare testi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin yaş ortalaması 9.36 ± 1.28 olup, büyük çoğunluğu 8 yaş (%36.6, n=48) ve 11 yaş (%33.6, n=44) grubundadır ve 52.7 (n=69)'si kızlardan oluşmaktadır. İlk yardım bilgi formu sorularını doğru cevaplayan öğrenci sayısı, tüm sorularda anlamlı düzeyde artmıştır (p<0.05). Ön testte doğru cevaplayan öğrencilerin oranı %20.6-%81.7 arasında değişmekte iken son testte %71.8 -%100 arasında bulunmuş olup, cinsiyet bakımından kızlar ve erkekler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0.05) Ortalama beceri puanlarının cinsiyete göre karşılaştırılmasında kızlar %89.7 erkekler %88.2 başarılı bulunmuş olup genel olarak cinsiyete bakıldığında kızlar ve erkekler arasında istatistiksel anlamda bir fark bulunamamıştır (p>0.05) 8-11 yaş arası çocuklara verilen ilk yardım eğitimi ile çocukların ilk yardım uygulamalarına ilişkin bilgi ve beceri düzeylerinde artış sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: İlk Yardım Eğitimi, Okul çocukları, Okul kazaları
Değerler eğitiminde çocuklar için felsefe (P4C) yaklaşımının kullanım imkânı ve sınırlılıkları
Bu çalışma, değerler eğitiminde Çocuklar İçin Felsefe (P4C) yaklaşımının kullanım imkânlarını ve karşılaşılan problemleri incelemektedir. P4C, Matthew Lipman tarafından geliştirilen ve çocuklarda eleştirel, yaratıcı ve etik düşünme becerilerini teşvik eden bir eğitim yaklaşımıdır. Araştırma, P4C'nin değerler eğitiminde nasıl kullanılabileceğini analiz etmekte ve bu yaklaşımın değerler eğitiminde kullanımının imkânını, sınırlılıklarını ve karşılaşılan zorlukları ele almaktadır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada, doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Bulgular, P4C'nin değerler eğitimi açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu, ancak bu yaklaşımın uygulanmasında belirli sınırlılıkların ve zorlukların bulunduğunu göstermektedir. Özellikle öğretmen eğitimi, kültürel farklılıklar, uygulama materyallerinin uygunluğu ve eğitim politikalarının yetersizliği gibi konular, P4C'nin etkin bir şekilde uygulanmasını engelleyen başlıca problemler olarak ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, P4C'nin değerler eğitimine katkı sağlama potansiyeli vurgulanmakla birlikte, değerler eğitiminde kullanımıyla ilgili daha fazla eleştirel çalışmaya ihtiyaç duyulduğu belirtilmiş, bu yaklaşımın değerler eğitiminde kullanımında karşılaşılan zorluklara öneriler sunulmuştur.
Okul tiyatrosu ve yaratıcı drama ilişkisi
Vygotsky'nin söylediği gibi, gerçek hayatta çocuk tarafından fark edilmeyen şeyler, oyunda bir davranış kuralı haline gelir ve oyun bilişsel yetenekleri, motivasyonu, istekleri, sosyal ilişkileri, duyguları, zevki ve estetik deneyimi, kişisel alanlarda gelişmeyi ve en önemlisi iletişimi güçlendirmeyi sağlar. Oyunun bu özelliği, oyunun konusunu ve onunla ilgili olan her şeyi kişisel bir nesne haline getirir. Vygotsky'nin bu teorisi ise akıllara, içinde oyunu en çok barındıran ve çocukların eğitimi için kullanılan Okullarda Tiyatro'yu ve Yaratıcı Drama'yı getirir. Bu çalışmada, içinde oyunu ortak bir bileşen olarak barındıran Okul Tiyatrosu ve Yaratıcı Drama disiplinlerinin ortak özellikleri, farklılıkları ve eğitim-öğrenime olan katkıları araştırılmıştır. Oyunun çocukların eğitimi üzerindeki etkisinden yola çıkılarak Okul Tiyatrosu ve Yaratıcı Drama'nın ilişkisine, tarihsel gelişimine ve özellikleri bakımından eğitim ortamlarında öğrencilere olan katkılarına odaklanılmıştır. Çalışmanın amacı ise; Okul Tiyatrosu'nun ve Yaratıcı Drama bileşenlerinin eğitsel olarak önemini sorgulayarak, günümüzde sadece yıl sonu gösterilerinden ibaret olan Okul Tiyatro'sunun varlığını tekrar gündeme getirmek ve Yaratıcı Drama ile olan farkını ortaya çıkartmaktır. Anahtar Kelimeler: Okul Tiyatrosu, Yaratıcı Drama, Eğitim, Oyun
Ayla Kutlu'nun hikâyelerinde toplumsal cinsiyet rolleri ve kız çocukların eğitimi sorunu
Ayla Kutlu, zengin birikimi ve bakış açısıyla eserlerinde inceleme merakı uyandıran Modern Türk Edebiyatı'nın seçkin yazarlarındandır. 1970 sonrasında kadına ve kadın sorunlarına yaklaşımıyla dikkat çeken eserler vermiş olan Ayla Kutlu'nun hikâyelerinin içeriğinde, kadınların problemlerini kavramaya yönelik örnekler yoğun olarak yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı, Kutlu'nun hikâyelerinde cinsiyeti, cinsiyet tutumları içinde kadının rolünü, cinsiyet ve toplumsal cinsiyet rollerinin oluşumundaki faktörlerin etkisini, toplumun kız çocuklarına bakış açısını, kız çocuklarına-kadına karşı kullanılan dil ve üslubu, toplumun eğitime yaklaşım durumlarını incelemektir. Dolayısıyla kadınların sosyokültürel, siyasi, ekonomik ve daha birçok yönden sorunlarını, mağduriyetlerini, çığlıklarını bir kadın olarak dile getirmekten çekinmeyen Ayla Kutlu'nun hikâyelerinden yola çıkarak edebî kişiliğini, sanat anlayışını, başta kız çocukların olmak üzere ülkenin eğitim meselesini, bireyin toplumda var olmasını sağlayan cinsiyet rollerini ve ötekileştirilmiş kadın kimliğini incelemek gibi konular bu çalışmanın kapsamına girmektedir. Giriş kısmında yazarın hikâyeciğine değinilmiştir. Kuramsal çerçeve bölümünde, Ayla Kutlu'nun hayatı, sanat anlayışı, eserleri araştırılarak yazar hakkında genel bilgi verilmeye çalışılmış, toplumsal yapı özellikleri içinde kadının konumuna bakılmış, toplumda meydana gelen ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel değişimlerin cinsiyetler arasındaki eşitliğe yansıması üzerinde durulmuştur. Araştırma, tarama modelinde, bir "betimsel doküman analizi" çalışmasıdır. Veriler betimsel analiz kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular Ayla Kutlu'nun hikâyelerinde cinsiyet/toplumsal cinsiyet rolleri ve cinsiyet ve toplumsal cinsiyet rollerinin oluşumunda etkili olan faktörler, Ayla Kutlu'nun hikâyelerinde eğitim sorunu/kız çocukların eğitimi ve dil/üslup başlıkları altında toplanmıştır. Çalışmada eğitimde yaşanan sıkıntılar üzerinde durulmuş ve özellikle kız çocuklarına yönelik eğitim problemleri, kız çocuklarının okumaması durumunda toplumun ne tür sorunlarla karşılaşacağı vb. konular Ayla Kutlu'nun hikâye kitaplarındaki ilgili kısımlarla ortaya konulmuştur. Tartışma, sonuç ve öneriler kısmında cinsiyetçi tutumlara ve kız çocuklarının eşitsizlik karşısındaki eğitim durumlarının göz ardı edilmesinin toplumda oluşturacağı kayıplar üzerine ortaya konulan görüşler, benzer çalışmaların sonuçlarıyla karşılaştırılarak tartışılmış, o gün ki kadar olmasa da bugün de benzer sıkıntıların devam etmesi nedeniyle ilgili kesimlere ve bundan sonra yapılacak çalışmalara kaynaklık etmesi ve fikir vermesi noktasında önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler Ayla Kutlu'nun hikâyeleri, toplumsal cinsiyet rolleri, kız çocukların eğitimi sorunu
4–6 yaş grubu çocuklarda Kur'an tasavvuru
Bu tez çalışmasının konusu "4–6 Yaş Grubu Çocuklarda Kur'an Tasavvuru" dur. Tez bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tezin kavramları üzerinde durulmuş, Kur'an, tefsir ve çocuk kavramları açıklanmıştır. İslam'ın çocuk gelişim ve eğitimine verdiği değer, Hz. Peygamber (s.a.v.) ve çocuk eğitimi, çocuğa Kur'an-ı Kerim öğretimi ve amaçları konularında durum tespiti yapılmıştır. Yapılan durum tespitinin ardından, ikinci bölümde okul öncesi eğitimin tarihsel gelişimi ve okul öncesi dönem çocukların dil gelişimi, bedensel, bilişsel, sosyal, dinî ve ahlakî gelişim özellikleri ele alınmış, tasavvur, dini tasavvur konuları açıklanmış ve okul öncesi dönem çocuğunun Kur'an tasavvurun daha iyi anlaşılabilmesi için gerekli ön bilgilendirme yapılmıştır. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise 4–6 yaş grubu çocukların öğrenme ve kavrayış özellikleri bağlamında, Kur'an Tasavvurları ile ilgili bölgesel bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın bulguları doğrultusunda, 4–6 yaş grubu çocuklarda Kur'an tasavvurunun değerlendirmesi yapılmış ve insan yaşamının inanç ve düşünce bağlamında ilk basamaklarından biri olan bu yaş grubunun Kur'an'la ve dolayısıyla tefsir bilimi ile ilk karşılaşması irdelenmiştir. Anahtar kelimeler: Kur'an-ı Kerim, 4–6 Yaş Grubu Çocuklar, Tasavvur, Okul Öncesi Eğitim, Tefsir.
Kur'ân'da çocuk eğitimi
Toplumlar, kendilerini oluşturan en temel birim olan ailelerin sağlamlığı nispetinde güçlüdürler. Aile bireylerinin, özellikle yarının büyükleri olan çocukların eğitimi ve terbiyesi meselesine, her çağda çoğu toplumda büyük önem verilmiştir. Günümüz dünyasında terörizm, madde bağımlılığı, cinayet, gasp, dolandırıcılık vb. gibi cemiyeti ve fertleri rahatsız edici, istenmeyen eylemlere istatistiksel olarak bakıldığında, bunların faillerinin neredeyse tamamına yakınının problemli çocukluk evresi geçiren veya ailede iyi eğitim almamış bireyler olduğu anlaşılır. Bu bağlamda çocuk eğitimi toplumların refah düzeylerinin artmasında etkin bir role sahiptir. Kullarının duyuş, düşünüş, hissediş vs. gibi her türlü biyolojik, psikolojik durumuna vakıf olan Allah (cc), Kur'ân-ı Kerîm'de çeşitli peygamberlerin kıssaları vasıtasıyla insanlara yol göstermiştir. Ayrıca rol-model olarak gönderilen Allah Resulü Hz. Muhammed'in (sas) hayatı, kendi evlatları ve diğer çocuklarla olan diyalog ve münasebetleri, tüm eğitimcilerin hayranlıkla takdir ettiği altın sahnelerle doludur. Bu çalışmanın amacı, Allah'ın (cc) Kur'ân-ı Kerîm'de çocukların eğitim ve terbiyesine verdiği önemi ortaya koymak ve bu süreçte nasıl bir yol takip edilmesi gerektiği hususunda kılavuzluk eden ayetleri açıklamaya çalışmaktır. Tezimizde Kur'ân ve sünnet başta olmak üzere konuyla ilgili farklı kaynaklardan istifade edilerek ailesine ve topluma faydalı, her yönden sağlıklı bireylerin nasıl yetiştirilmesi gerektiği, ayetler ışığında izah edilmeye, Kuran'da çocuk eğitimine dair ilkeler tespit edilmeye çalışılmıştır. Çocukluk evreleri, kaynaklarda farklı yaş aralıklarında gruplandırılmıştır. Şöyle ki bazı araştırmacılar çocukluğun bitimini 12 yaş olarak belirtirken bazıları bu sınırı 18 yaşa kadar taşımıştır. Biz de çalışmamızı 0-18 yaş aralığı üzerinde yapmaya çalıştık. Zirâ Kur'ân-ı Kerîm'de bahsi geçen örneklerde çocukluk dönemlerindeki bazı peygamberlerin tufûliyet bazılarının ise fetâ döneminde oldukları görülmektedir. Çalışmamız üç bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde; eğitimin tanımı, çeşitleri ve eğitim safhaları, çocukluk evreleri hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde; Kur'ân'ın iman, ibadet ve ahlâk eğitimiyle ilgili ayetleri açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise; Kuran'da bahsi geçen ebeveynler ve onların çocuklarıyla olan münasebetlerini anlatan ayetler incelenmeye çalışılmıştır.
4-6 yaş grubu çocuklara yönelik Kur'an kurslarında karşılaşılan sorunlar (Gaziantep ili örneği)
Diyanet İşleri Başkanlığı 4-6 yaş Kur'an Kursları ile Cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez çocuğun üzerinde hayati öneme sahip bu kritik döneme yönelik din eğitimi çalışmalarını kurumsal bir çatı altında sürdürmeye başlamıştır. Okul öncesi dönem, din duygusunun çocukta kendini göstermeye ve hareketlenmeye başladığı, dini gelişme ve şekillenme sürecinin alt yapısının hazırlandığı 4-6 yaş dönemini de kapsamaktadır. Okul öncesi dönem olarak da adlandırılan ilk çocukluk dönemi, fiziksel, bilişsel ve psiko-sosyal açıdan insan yaşamının "kritik dönemi" olarak kabul görmektedir. Çocuğun içinde bulunduğu dönemin önemine binaen 4-6 yaş grubu Kur'an kursları araştırma sahası olarak belirlenmiş ve bütüncül bir bakış açısıyla eğitim unsurları bağlamında tespitler yapılmaya çalışılmıştır. Bu çerçevede; 4-6 yaş grubu Kur'an kurslarının kurumsal yapılanma, fiziki şartlar, öğretim programı ve materyaller noktasında sık karşılaşılan sorunlar, söz konusu kurslarda görev yapan ve doğrudan eğitim unsurları ile temas halinde bulunan öğreticilerle yapılan görüşmeler neticesinde tespit edilmeye ve ilgili literatürden yararlanılarak birtakım değerlendirilmeler yapılmaya çalışılmıştır. Yapılan araştırmada 4-6 yaş Kur'an Kurslarının gerekli altyapı çalışmaları yapılmadan uygulama konulduğu, idari yapılanma, fiziki durum ve öğrenme – öğretme sürecinde bazı eksikliklerin bulunduğu tespit edilmiştir.
6-36 ay arasında bebeği olan anne-babaların çocuk kitaplarının gelişimsel yönü ile ilgili deneyimlerinin ve düşüncelerinin incelenmesi
Bu çalışma, 6-36 ay aralığında bebeği olan anne-babaların kitaplarının gelişimsel yönü ile ilgili deneyim ve düşüncelerini derinlemesine incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yapılan araştırma nitel araştırma yöntemlerinden biri olan temel yorumlayıcı yöntem ile desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 6-36 ay aralığında farklı aylarda çocuğu bulunan 10 anne ve 2 baba oluşturmaktadır. Araştırmadaki veriler alan uzmanlarının görüşü ile hazırlanan "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ve "Genel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Elde edilen veriler MAXQDA programında analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda "Kitapla Kurulan İlişki", "Kitap Seçimi" ve "Kitap Okuma Pratikleri" ana temaları oluşturulmuştur. Temaları daha detaylı ele almak amacıyla kategoriler ve alt kategorilere de ayrılarak yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda anne-babaların kitapla kurdukları ilişkilerde gündelik hayatta kitapları konumlandırmaları günlük akışın bir parçası olarak gördükleri fakat fiziksel olarak kitabın ev ortamlarında herhangi bir alanının olmadığı belirtilmiştir. Kitapların hediye olarak yaşamlarında özel günlerle sınırlandırdıkları, kitap okumaya başlama yaşının en geç bir yaş olduğu ve kendilerinin kitap okuma alışkanlıklarının kısıtlı olduğu yönünde görülmüştür. Kitap seçiminde benzer süreçler yaşadıkları gözlemlenmiştir. Okuma pratiklerine bakıldığında kitap okuma esnası ile sınırlı kaldığına, birlikte kitap okuma yerine kitap okuma olarak nitelendirdiğine, tercih edilen kitapların fiziksel ve içerik özelliklerine göre şekillendiğine, kitap okumaya engel durumları çocuğun dikkat süreleriyle ilişkilendirdiklerine, okuma yapan kişinin bakım veren kişi ile paralellik gösterdiğine ve anne-babaların mesleklerinin okumayı şekillendiren demografik özellik olduğuna dikkat edilmiştir.
Bilateral koklear implantlı çocukların eğitim sürecinde alıcı ve ifade edici dil becerilerinin incelenmesi
Dil ve konuşma becerilerine ek diğer gelişim alanlarında da önemi bilinen binaural işitmeden yola çıkarak; bilateral cihazlı ve bilateral koklear implantlı çocukların alıcı ve ifade edici dil becerilerini inceleyerek normal gelişim gösteren akranlarıyla karşılaştırmayı amaçladığımız çalışmamızda aralarındaki farkı gözlemlemeye çalışacağız. Yaptığımız çalışmaya 42 bilateral koklear implant kullanıcısı ve 42 normal işitmeye sahip 1 ila 6 yaş aralığında toplam 84 çocuk katılmıştır. Okul Öncesi Dil Ölçeği-5 (Preschool Language Scale-5/PLS-5) testi uygulanarak işitsel algı (alıcı dil) ve ifade edici dil becerileri değerlendirilen bilateral işitme cihazlı ve bilateral koklear implantlı çocuklar testin sonucunda hedef becerilerinde eğitim süresi boyunca ilerleme kaydettiği halde normal işitmeye sahip akranlarından geride kaldıkları tespit edilmiştir. Aynı zamanda bilateral koklear implantlı çocuklar ile bilateral işitme cihazlı çocuklar karşılaştırıldığında işitme cihazlı çocukların alıcı ve ifade edici dil becerilerindeki gelişimin daha iyi olduğu bulunmuştur.
Annelerin çocuklarının eğitimlerine sundukları desteğin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Bu çalışmada annelerin çocuklarının eğitimlerine sundukları desteğin düzeyi, cinsiyet, sınıf, kardeş sayısı, doğum sırası, annenin yaşı, çalışma durumu ve eğitim düzeyine göre anlamlı farklılıklar gösterip göstermediği irdelenmiştir. Annelerin çocuklarının eğitimlerine desteği "Annenin İlgisi ve Desteği", "Annenin Evdeki Öğretmen Rolü" ve "Dışarıdan Destek Alma ve Öğrenciyi Özendirme" olmak üzere üç boyutta incelenmiştir. Ankara'da, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında, tabakalı örnekleme yöntemiyle seçilen 384 ortaokul öğrencisine "Annenin Çocuğun Eğitimine Sunduğu Destek Ölçeği" uygulanmıştır. Veriler Sosyal Bilimler için İstatistik Paket Programı 23'te yüzde, frekans ve fark testleri ile analiz edilmiştir. Anne desteğine ilişkin öğrenci görüşleri öğrencinin cinsiyetine göre anlamlı bir fark göstermemektedir. Annenin İlgisi ve Desteği" ve "Annenin Evdeki Öğretmen Rolü" boyutlarında sınıf ve kardeş sayısına göre "anlamlı farklılıklar bulunmaktadır. "Annenin İlgisi ve Desteği" boyutundaki görüşler doğum sırası ve sınıfa göre farklılaşmaktadır. Beşinci ve altıncı sınıf öğrencilerinin, tek çocuk olan veya bir kardeşi olan öğrencilerin ve ailenin ilk çocuğu olan öğrencilerin anneleri diğerlerine göre daha çok destek sağlamaktadır. Annenin yaşı, çocuğun desteğe ilişkin algılarında farklılık yaratmamaktadır. Ancak, annenin çalışma durumu ve eğitim düzeyi "Annenin İlgisi ve Desteği" ve "Annenin Evdeki Öğretmen Rolü" boyutlarında anlamlı fark yaratmaktadır. Çalışan anneler ile eğitim düzeyi yüksek olan anneler, çalışmayan ve eğitim düzeyi düşük olanlara göre daha fazla destek sağlamaktadır. Anahtar sözcükler: annenin eğitime desteği, annenin eğitime katkısı, eğitime sunulan destek, annenin eğitime katılımı, eğitime katılım
Likert tipi ölçeklerin çocuklarla kullanımında yanıt kategori sayısının psikometrik özelliklere etkisi
Bu çalışmanın amacı Likert tipi ölçeklerin çocuklarla kullanımında yanıt kategori sayısındaki değişikliğin çocukların yanıtları ve ölçeğin psikometrik özellikleri üzerindeki etkisini incelemektir. Bu amaçla Çocuk ve Ergenler için Okula Bağlanma Ölçeği'nin 2'li, 3'lü ve 4'lü yanıt kategorisindeki formları Eskişehir il merkezinde sosyoekonomik açıdan farklılaşan 11 okulda 2. ve 3.sınıfta öğrenim gören 1092 çocuğa yaklaşık olarak 3'er hafta arayla 3 kez uygulanmıştır. Sonuçlar, yanıt kategori sayısı arttıkça ortalamaların düşme, dağılımın ise normalleşme eğiliminde olduğunu göstermiştir. Ölçeğin 2'li yanıt kategorisine sahip formu için çoğu madde ayırt edicilik açısından kabul edilebilir düzeyin altında kalırken, 3'lü ve 4'lü yanıt kategorisine sahip formlarda maddelerin ayırt ediciliklerinde belirgin bir artış olduğu ve bu formlarda maddelerin ayırt ediciliklerinin yüksek düzeyde olduğu bulunmuştur. Ölçeğin tüm alt boyutları için yanıt kategori sayısının artmasıyla güvenirlik katsayısının arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Ölçeğin 2'li, 3'lü ve 4'lü yanıt kategorisine sahip formları için üç alt boyuta ait geçerlik kestirimleri incelendiğinde hem 3'lü hem de 4'lü yanıt kategorisine sahip formların geçerlik açısından uygun olduğu, 2'li yanıt kategorisindeki formun ise geçerlik açısından zayıf olduğu görülmüştür. Farklı yanıt kategorisine sahip formlardan elde edilen puanlar incelendiğinde puanlar arasında anlamlı fark olduğu, en belirgin farklılığın 2'li ve 4'lü yanıt kategorisine sahip formlar arasında olduğu ortaya koyulmuştur. Yapılan bu çalışma ile Likert tipi ölçeklerin çocuklarla kullanımında 2'li yanıt kategorisi sayısının tercih edilmesinin psikometrik özellikleri olumsuz yönde etkilediği, yanıt kategori sayısının artmasıyla psikometrik özelliklerin iyileştiği sonucuna ulaşılmıştır.
Involvement of illiterate mothers in their children's education
The aim of this study is to reveal the views, suggestions and barriers of illiterate mothers to be involved in their children?s education and how being illiterate influences their participation in the education process of their children.By using qualitative research method, the research is carried out with ten illiterate mothers participated in literacy course in a public education center. The most important characteristics of participants are being illiterate and having school aged children. Semi-structured interviews are conducted with the participants.Findings from the study indicate that illiterate mothers are identified by analyzing the extent of mothers involvement from four types of involvement such as parenting, communicating, volunteering, learning at home. There are a number of factors that influence involvement of illiterate mothers. These factors are stated as personal or psychological factors such as parental role, educational aspirations, self-efficacy, knowledge of being involved in the academic life of their children; contextual factors such as school climate, social support and barriers; socicultural factors as demographic variables of illiterate mothers. Maternal time spent with the child and mother employment are another additional factors accepted as sociocultural factors that influence the involvement of illiterate mothers.In the light of the findings from this research, illiterate mothers are aware of the importance of their involvement in their children?s education and being illiterate is the greatest barrier for them to be involved in their children?s education. They have a high self awareness of their own responsibilities and desire to be influential in their children?s education.According to their responses, they need to learn reading and writing in order to be influential in children?s learning.They hold high academic aspirations for their children.They encourage their children to continue their education process and get a profession at the end of this process. Illiterate mothers want to take an active part in the education process of their children so that children reach academic aspirations. They state the most important reason to participate in literacy course as the desire to be influential in their children?s education.
Punishment, education and reintegration policies in a penitentiary housing convicted youth in Turkey: A study in the Izmir Juvenile Education House
This thesis scrutinizes the interpenetration of the principles of punishment and education at the discursive and practical level through focusing on the Izmir Juvenile Education House which is one of the penitentiaries receiving convicted youth in Turkey. From the very beginning, penitentiaries for juvenile convicts have employed educatory practices, and particularly vocational training through industrial or service sector works. Today, the Juvenile Education House which receives the convicted youth in Turkey incorporates educational practices as the basis of its correction method in the form of formal and vocational training. The main concern of this study is to illuminate today?s Juvenile Education Houses? governance of convicted youth as it is experienced and perceived by the convicted youth, itself. The historical transformation of the Juvenile Education House is also helpful in scrutinizing its institutional discourse.Today the specific educational levels of the convicted youth determine their programs in the Juvenile Education House, while the education received in relation to this background, within the walls of the institution, results in diverse and distinct experiences of conviction itself. In addition, techniques of discipline, surveillance, dominance, subjectification and, above all, self-formation stand out as the primary power mechanisms to shape the inmate as the convicts? presence in the institution is determined minute by minute via daily schedules. Thus, the self-positioning of the Juvenile Education House, in relation to other correctional facilities, eventuates in distinct punitive policies and practices intrinsic to the institution itself. The analysis of these policies and practices is based on in-depth interviews and a focus group conducted with the residents as well as participant observation within the İzmir Juvenile Education House.
Çocuklarda bağlama eğitimine yönelik uzman görüşlerinin değerlendirilmesi
Amaç: Bu araştırma; örgün, yaygın ve özel eğitim kurumlarında çocuklar için başlangıç bağlama eğitimine yönelik mevcut durumun incelenmesini amaçlamaktadır. Bu kapsamda araştırmada, uzman görüşleri doğrultusunda çocuklara yönelik başlangıç düzeyi bağlama eğitiminde uygulanabilecek yol, yöntem ve metotların tespiti, eğitim içeriğinde yer alması gerekli görülen teorik ve uygulamaya ilişkin konu başlıklarının belirlenmesi, icraya dönük teknik ve müzikal kazanımların tespiti ve süreçte karşılaşılan problemlere yönelik çözüm önerilerinin sunulması amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmada karma yöntem yakınsayan/eş zamanlı desenden faydalanılmış, nitel ve nicel sorular içeren görüşme formuyla 12.05.2020 ve 20.06.2022 tarihleri arasında veriler toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini örgün, yaygın ve özel eğitim kurumlarında veya serbest şekilde 56 farklı şehirde ve yurt dışında görev yapan, 6-15 yaş arası çocuklara ders verme deneyimine sahip 291 bağlama eğitmeni oluşturmuştur. Verilerin analizinde nitel içerik analizi yönteminden ve nicel frekans analizi yönteminden faydalanılmıştır. Bulgular: Çocuklara yönelik bağlama dersleri çoğunlukla 25-44 yaş aralığında, bireysel çalgısı bağlama olan lisans düzeyinde eğitimine sahip ve erken yaşta bağlama öğrenmeye başlayıp bunu meslek edinen kişilerce yürütülmektedir. Eğitmenler bağlama eğitimini için 7-10 yaş aralığında haftada iki gün birer saat öğretimi uygun bulmakta; çocuğun bağlama çalmaya yatkınlığını belirlemek için ezgi ve ritim tekrarına yönelik müziksel hafızaya ve fiziki özelliklere bakmaktadırlar. Çocuklar için öğretimde kısa veya uzun saplı bağlama tercih edilmekte, kara düzen veya bağlama düzeninde öğretim yapılmaktadır. Çocuklar için tel ve parmak numaralarının, tezene yönlerinin gösterildiği la eksenli nota yazımı tercih edilmektedir. Tezene yönlerinin aşağı yukarı yönde ok işaretleriyle, tel numaralarının daire içinde rakamlarla dizeğin üstünde, parmak numaralarının "5, 1, 2, 3, 4" şeklinde rakamlarla dizeğin altında gösterimi tercih edilmektedir. Bağlama eğitiminde ilk ders için sırasıyla temel nota bilgisi, bağlamanın yapısı ve bağlama tutuş-oturuş tercih edilmektedir. Bağlama eğitmenleri çocuklar için temel düzey bağlama eğitim süreci içerisinde akort bilgisine, bağlama ailesine yönelik bilgilere, bağlamayı korumaya ilişkin bilgilere, mikrotonal seslere, hız terimlerine, artikülasyon ve süslemeye yönelik bilgilere yer verilmesi gerektiği görüşündedir. Eğitmenler öğretimde halk ezgilerinden faydalanmaktadır. Öğretimde çocuklar için temel düzey bağlama eğitimi için beklenen kazanımlar; tezene yönü ve parmak numaralarını doğru kullanabilme, deşifre çalabilme, ezbere çalabilme, bağlama türlerinin farklı tınılarını ayırt edebilme, duyduğunu çalabilme, çarpma, çekme, tril, tarama, çırpma gibi sağ ve sol el tekniklerini uygulayabilme, çalıp söyleyebilme becerileridir. Sonuç: Araştırmada bağlama eğitmenlerinin çocuklara yönelik başlangıç bağlama eğitimi için, bağlama türü ve tel düzeni, notasyon ve faydalanılan ezgilere yönelik ortak bir görüşe sahip oldukları ancak temel düzey bağlama eğitiminde yer verilmesi gerekli gördükleri bağlamaya özgü konu başlıkları ve teknik kazanımlara ilişkin farklı görüşlere sahip oldukları sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlama, Bağlama Eğitimi, Çocuk Çalgı Eğitimi, Saz, Karma Yöntem
Çitlembik çocuk dergisi üzerine bir inceleme
Çocuk süreli yayınları çocukların eğitimini amaçlarken eğlendirici bir işlevinin de bulunması bakımdan çocuk okurlar tarafından çocuk edebiyatı ürünleri arasında çok tercih edilen bir türdür. Çocuk eğitimi ve bu dönemde kazandırılması gereken bilgi, davranış ve değerlerin önemi düşünüldüğünde çocuklar için oluşturulan eserlerin titizlikle incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir. Çocuklar için oluşturulacak yeni edebi ürünlerin bu incelemeler dikkate alınarak oluşturulması bu alanda pek çok kıymetli içeriği çocuk edebiyatına kazandıracaktır. Bu araştırmanın amacı Elele kadın dergisinin çocuk okurlar için yayınlanan aylık eki "Çitlembik" isimli çocuk dergisini, derginin çocuk eğitimine, değerler eğitimine katkısı ve çocuk edebiyatı ürünlerinin taşıması gereken özellikler bağlamında çocuk süreli yayınlarında bulunması gereken yapısal özellikler bakımından incelemektir. Nitel araştırma yöntemlerinden betimsel araştırma modelinin kullanıldığı çalışmanın örneklemini 1976-1980 yılları arasında Elele kadın dergisi tarafından yayınlanan "Çitlembik" çocuk dergisinin 39 sayısı oluşturmaktadır. Yapılan çalışmada, dergide yer alan metinler taşıdığı metin türü özelliklerine göre sınıflandırılmıştır. Sınıflandırılan metinlerde çocuklara kazandırılması hedeflenen değerler Türkçe Öğretim Programı'nda yer alan değerler temel alınarak incelenmiş ve tespit edilmiştir. Derginin sayıları yapısal özellikleri bakımından biçimsel kapsamda boyut (büyüklük), kâğıt, sayfa düzeni, harfler, resimler, kapak ve cilt bakımından; içeriksel kapsamda tema, konu, üslup ve dil anlatım bakımından değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre incelenen derginin genel anlamda çocuklara uygun olduğu belirlenmiştir. Ulaşılan sonuçlar çerçevesinde birtakım öneriler sunulmuştur.