Düzce
113 theses under this subject heading
İlköğretim öğrencilerinde teknoloji kullanımı eksenli yabancılaşma: Düzce Merkez ilçe örneği
Günümüz modern toplumlarında teknolojik gelişimin vardığı düzeye bağlı olarak oluşan pek çok sorundan söz edilebilir. Temelde bağımlılıklar, yabancılaşma ve değer ölçülerinin değişimi gibi kimi sorunlar özellikle ilköğretim düzeyi öğrenciler üzerinde geniş etki alanlarına sahip olmaktadır. Öğrencilerin güvenli teknoloji kullanma bilincinden yoksun olma durumuna bağlı olarak gözlemlenen problemler internet bağımlılığı, cinsel içerikli videolara erişim, kişisel bilgileri ele geçirme, korsan yazılım gibi etik olmayan davranışlar ile zihinsel ve fiziksel gelişimlerine uygun olmayan bilgilere erişim sağlamaları sayılmaktadır. Teknoloji eksenli yabancılaşma olarak kavramsallaştırılan bu olguda anne baba tutumlarının rolü analiz edilmektedir. Söz konusu problemleri incelemek için nicel bir çalışma olan tarama deseninde bir araştırma gerçekleştirilmiştir. 2014-2015 eğitim öğretim yılında Düzce merkez ilçede eğitim öğretime devam eden ortaokul yedinci sınıf öğrencileri arasından seçilen örneklem üzerinde anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler tezin varsayımları doğrultusunda frekans dağılımları, yüzdeler, çapraz tablolar, ortalama, t testi ve ANOVA testlerinden yararlanılarak betimsel olarak çözümlenmektedir.
Çerkeslerde sosyal ve kültürel değişim: İstanbul ve Düzce örneği
İstanbul ve Düzce şehirlerinde Çerkeslerde sosyal ve kültürel değişimin konu edildiği bu çalışma 1864 yılından itibaren ana vatanları olan Kafkasya'dan sürgün edilerek Anadolu topraklarına yerleştirilen Çerkeslerin geçmişten bugüne yaşamış oldukları sosyal ve kültürel değişimi konu almaktadır. Çerkesler geçmiş tarihlerden bu yana kendilerine has yaşam tarzları, örf/adetleri ve dilleriyle bilinmektedir. Geçmişte genellikle kırsal alanlarda yaşamakta olup kültürel yaşamlarını kendi içlerinde muhafaza eden Çerkeslerin geçen zaman içinde değişen yaşam koşullarının da etkisiyle kır yaşamından kent yaşamına geçiş yaptıkları görülmektedir. Bu çalışmanın amacı günümüzde yaşamlarını çoğunlukla şehirlerde sürdürmekte olan Çerkes toplumunun zaman içinde yaşamış olduğu sosyal ve kültürel değişim sürecini ele almak ve bu süreçte karşılaşmış oldukları güçlüklere değinerek yaşanan bu değişimin boyutlarını sosyolojik açıdan değerlendirmektir. Bu çalışma için İstanbul ve Düzce şehirlerinin seçilmiş olması küçük şehir ve metropol arasındaki sosyal ve kültürel değişimin farklı boyutlarını görebilmek açısından önemlidir. Bu çalışmada İstanbul ve Düzce şehirlerinde yaşayan kadın ve erkeklerden oluşan 26 kişilik katılımcı grubuyla derinlemesine görüşme yapılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda İstanbul ve Düzce şehirlerinde yaşayan Çerkeslerde, geçmişten bugüne sosyal ve kültürel alanda birtakım değişimler yaşandığı gözlemlenmiştir. Şehirleşme ile birlikte oluşan yeni yaşam tarzı, eğitim ve iş olanakları nedeniyle aileden uzak yaşama vb. nedenler kültürel yaşamı birçok açıdan olumsuz yönde etkilemektedir. Şehir yaşamı ailelerin kültürel ögeleri yeni nesle aktarımında güçlük yaşamalarına neden olmaktadır. Bu nedenle Çerkesler kendilerine özgü adet ve geleneklerini devam ettirerek gelecek nesillere aktarabilmek amacıyla bir araya gelerek sosyalleşebilecekleri birtakım etkinlikler düzenlemektedirler. Bu girişimleri şehirlerde yasal yollarla kurmuş oldukları federasyon ve derneklerin çatısı altında gerçekleştirmektedirler.
Düzce Üniversitesi Tıp fakültesi Sağlık Uygulama ve Araştırma merkezi sigara bırakma polikliniği tedavi etkinliğinin değerlendirilmesi
Amaç: Tütün bağımlılığı ve sigara içiciliği dünya çapında önlenebilir ölümlerin önde gelen nedenidir; kendisine kolay ulaşılabilir olması ve yasal olması nedeniyle kullanımı toplum içinde çok yaygın olan ve tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Sigara ile mücadelede önemli bir yeri olan sigara bırakma polikliniklerinin tedavide başarı oranlarını ciddi şekilde arttırdığı gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı, sigarayı bırakmak için Düzce Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı bünyesindeki Sigara Bırakma Polikliniğine başvuran hastaların demografik ve sosyokültürel özelliklerini incelemek, sigara içme durumunu etkileyen faktörleri, uygulanan sigara bıraktırma tedavilerinin etkinliğini değerlendirmekti. Gereç-Yöntem: Çalışma Ocak 2018 - Aralık 2019 tarihleri arasında Düzce Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim dalı Sigara Bırakma polikliniğinde gerçekleştirildi. Çalışma prospektif, tanımlayıcı ve kesitsel çalışma olarak planlandı. Çalışmaya sigara bırakma polikliniğine başvuran ve tedaviye başlanıp önerilen kontrollere devam eden hastalar dâhil edildi. Hastaların nikotin bağımlılık seviyesinin belirlenmesi amacıyla Fagerstrom nikotin bağımlılık testi uygulandı ve bireylerin demografik özellikleri, sigara içme alışkanlıkları ve uygulanan tedaviler kayıt edildi. Çalışmada 'tekrar başlasa bile en az ≥6ay bırakmayı başaran hastalar sigarayı bırakmış (başarılı)' olarak kabul edildi ve başarılı olanlar ve olmayanlar olarak ayrılan 2 grubun tüm özellikleri karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya alınan 427 (başarılı 202, başarısız 225 kişi) hastanın yaş ortalaması sırasıyla başarılı grupta 43,78±12,77, başarısız grupta 41,67±12,91 idi. Gruplar arasında yaş, cinsiyet, medeni durumu, çocuk varlığı, alkol tüketimi ve sigaraya başlama yaşı bakımından farklılık yoktu. Çalışmada Fagerstrom Nikotin Bağımlılık Testinin (FNBT) başarısız grupta anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlendi (başarılı 5 (3), başarısız 6 (2), p<0,001). Hastaların tedavi oranları açısından başarılı grupta Vareniklin + Nikotin replasman tedavisi + Bilişsel davranışçı terapi alanların başarı oranı daha yüksekti (başarılı %5, başarısız 0,5, p=0,046). Ayrıca daha önce sigara bırakmayı denemenin varlığı başarılı grupta anlamlı olarak yüksekti (başarılı %90,6, başarısız %81,8, p=0,009). Sonuç: Çalışmada tedavinin başarıya ulaşmasında; FNBT skorunun, günlük tüketilen sigara adedinin, daha önce sigara bırakmayı denemiş olmanın, yan etki nedeniyle tedavinin yarıda bırakılmasının ve tedavi seçeneğinin etkili olduğu belirlendi. Sigara bırakma tedavisi sırasında hastanın; bağımlılık düzeyi, daha önceki sigara bırakma deneyimleri ve tedavi yan etkileri ile beraber değerlendirilerek desteklenmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Sigara bağımlılığı, önlenebilir olması nedeniyle sigara bırakma tedavisi sırasında her aşamada hastaya verilen destek toplum sağlığını da geliştirecektir. Anahtar Kelimeler: Tütün, Sigara bırakma polikliniği, Vareniklin, Nikotin replasman tedavisi, Bilişsel davranış terapisi
Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde gebe polikliniğine başvuran gebelerde OGTT farkındalık düzeyinin değerlendirilmesi
Amaç: Gestasyonel diyabet gebelikte sık karşılaşılan durum olup anne ve bebek için gebelik sürecinde, hem doğum sırasında, hem de hayatlarının ilerleyen dönemlerinde birçok riski beraberinde getirir. Tanısı konulduğunda komplikasyonlarının önlenebileceği bir bozukluk olan GDM'nin gebelikte OGTT ile taramasının yapılması ve gerekli önlemlerin zamanında alınması büyük önem arz etmektedir. Çalışmamızdaki amacımız Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi gebe polikliniğine başvuran gebelerin GDM hakkındaki bilgi düzeylerinin, bilgi edinme yollarının, OGTT yaptırmak istemeyen gebelerin oranının, yaptırmak istememe sebeplerinin, medyanın sağlık fikirleri üzerine olan etkilerinin tespit edilmesidir. Gereç-Yöntem: Tanımlayıcı kesitsel özellikte olan araştırmamız Kasım 2020-Mart 2021 tarihleri arasında Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde gebe polikliniğine başvuran gebelerle yürütülmüştür. Çalışmaya katılmak istememek, 18 yaş altında olmak, yabancı uyruklu olmak, diyabet tanılı olmak dışlama kriteri olarak belirlenmiştir. Gebelere içerisinde sosyodemografik bilgilerin, obstetrik özelliklerinin de olduğu OGTT ve GDM ile ilgili toplam 31 soru yöneltilmiştir. Bulgular: Yaş ortalaması 28,77±5,6 olan 344 gebe çalışmaya dahil edildi. Gebelerin %64,8'inin OGTT'nin nasıl yapıldığını bildiği, % 50,9'unun OGTT yaptırmak istemediği ve %5,2'sinin bu konuda kararsız olduğu saptanmıştır. OGTT ile ilgili bilgiyi gebelerin %61,6'sı doktorundan edindiğini ifade etmiştir. Gebelerin %20,3'ü OGTT zararlıdır yanıtını vermiştir ve gebelerin %16,6'sı da zarar konusu hakkında kararsız olduğunu belirtmiştir. OGTT'nin zararlı olduğunu düşünenlerin %80'inin testi yaptırmadığı veya yaptırmayı düşünmediği belirlenmiştir. OGTT zararlıdır 10 diyenlerin daha yüksek oranda testi yaptırmak istemediği görülmüştür(p<0,001). OGTT'nin zararlı olduğunu düşünenlerin %57,1'i çevresinden, %5,7'si televizyon programlarından, %4,3'ü sağlık çalışanlarından OGTT zararlıdır fikrini edindiği tespit edilmiştir. Sonuç: Gebelerin doğruluğu kesin olmayan ve literatüre dayanmayan bilgilerden yola çıkarak kendilerine ve bebeklerine zarar vereceği endişesi nedeniyle OGTT yaptırmak istemedikleri ve bu durumun eğitim düzeyi ile diğer sosyodemografik faktörlerden etkilenmediği saptanmıştır. Gebelerde OGTT konusunda yeterli bilgi ve farkındalıklarının olmadığı ve sağlık personelinin gebeleri bu konuda yeterince bilgilendirmediği görülmektedir. Toplumdaki OGTT ve GDM hakkındaki bilgi eksikliğinin giderilmesinde sağlık çalışanlarına, sağlık yöneticilerine ve medyaya önemli görevler düşmektedir. Farkındalığın oluşması için prenatal dönemden başlayarak gebelik esnasında halkın yanlış bilgi edinmesinin önüne geçecek programlar ortaya koyulması ve bu konudaki bilgi kirliliğinin ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Düzce yöresi ballarında polen analizi
2019 ve 2020 yılları arasında Düzce ili ve ilçelerinden (Akçakoca, Cumayeri, Çilimli, Gölyaka, Gümüşova, Kaynaşlı, Yığılca) 34 bal örneği toplanmış ve bunların polen analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda Düzce yöresi ballarında 20'si familya, 69'u cins ve 20'si tür düzeyinde toplam 109 taksonun poleni teşhis edilmiştir. Bu polenlerin çoğu Apiaceae, Asteraceae, Boraginaceae, Brassicaceae, Ericaceae, Fabaceae, Fagaceae, Plantaginaceae, Poaceae ve Rosaceae familyalarına aittir. Balda polenlerine en yüksek oranda rastlanan takson yörenin doğal bitkilerinden olan Castanea sativa türüdür. 34 bal örneğinden 12 tanesi monofloral (tek çiçek kaynaklı) bal olarak belirlenmiştir. Monofloral balların 8 tanesi Castanea sativa, 3 tanesi Rhododendron ponticum ve 1 tanesi Ailanthus sp. balı olarak tanımlanmıştır. Geriye kalan 22 adet bal örneği ise polifloral (çok çiçek kaynaklı) bal olarak tanımlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda ballardaki takson çeşitliliği en yüksek düzeyde olan familyanın 17 örnekle Asteraceae, ikinci familyanın 11 örnekle Rosaceae ve üçüncü familyanın 9 örnekle Fabaceae olduğu belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Bal, Düzce, Melissopalinoloji, Polen analizi
1165 numaralı 1318-1319/1901-1902 tarihli Düzce Şer'iyye Sicili (Metin ve tahlil)
Osmanlı hukuk sistemine kendine has özellik kazandıran yargı teşkilatının başında Şer'iyye mahkemeleri gelir. Merkezde ve taşrada adaleti sağlamak için hukukî olarak padişahın vekâletiyle kadılar ve onların yardımcıları nâibler görevlendirilmişlerdir. Kadıların görevleri sırasında tuttuğu Sicil adı verilen defterler birinci el kaynak niteliği taşımakta, aynı zamanda Osmanlı aile, toplum, ekonomi ve hukuk hayatı hakkında bizlere önemli bilgiler sunmaktadırlar. Bu hukukî metinler ayrıca dönemin ve ait olduğu şehrin tarihine ışık tutmaktadırlar. Düzce kazasına ait Devlet Arşivleri Başkanlığı'nda 33 adet Şer'iyye sicili mevcuttur. 1885-1908 yıllarını kapsayan bu sicillerden daha önce yalnızca 1153 numaralı 1895 yılına ait Sicil çalışılmıştır. İkinci çalışma ise 1165 numaralı 1318- 1319/1901-1902 tarihli Sicil üzerine tarafımızca yapılan bu çeviri yazı ve değerlendirmedir. Takriben bir senelik zaman dilimini kapsayan bu Sicil içerisinde 64 dava kayıtlıdır. Sicil'in son sayfalarında da kadıya ait birkaç not mevcuttur. Sicil'de geçen davalar çeşitli konularla ilgiliyse de kadı nâibi genellikle aile hukukuyla ilgili davalara bakmıştır. Nitekim dava konularını ekseriyetle miras, nikâh, boşanma, nafaka ve alacak ile ilgili meseleler oluşturmaktadır.
Sosyal sermayenin müşterilerin ilişki memnuniyetine etkisi: Düzce ili serbest muhasebeci mali müşavir mükellefleri örneği
Bu araştırmanın amacı; sosyal sermayenin müşterilerin ilişki memnuniyetine olan etkisini ölçmektir. Ayrıca bilişsel, ilişkisel ve yapısal sosyal sermayenin müşterilerin ilişki memnuniyetine etkisini belirlemektir. Bu amaçlarla Düzce ilinde 364 mükellef üzerinde anket gerçekleştirilmiştir. SPSS analiz programı ile "Bağımsız Örneklem t-Testi", "Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)", "Pearson Korelasyon Analizi" ve "Regresyon Analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda bilişsel, ilişkisel ve yapısal sosyal sermaye düzeyleri ile, yeniden müşteri olma niyeti ve ilişki memnuniyetleri arasında pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların demografik ve mesleki özelliklerine göre sosyal sermeye düzeylerinin ve ilişki memnuniyet düzeylerinin farklılaştığı tespit edilmiştir.
Suç ve mekân ilişkisinin araştırılması: Düzce örneği
Mimari tasarım, soyut düşünceden somut tasarıma ilerleyen karmaşık bir süreçtir. İnsanların maddi bir mekâna dair sezgisel ve soyut algılarını sağlam bir matematiksel yolla ortaya koyan kentsel araştırma paradigması olan mekân dizimi, mekânın sosyal özelliklerini nasıl temsil ettiğini araştırmaktadır. Morfolojik çalışmalarda, sezgisel açıklamalar yerine, insan yapımı çevreye ilişkin farklılıkların analizi, belirli mekânsal sistemin ilişkisel veya konfigürasyonel yapısının anlaşılmasını gerektirir. Mekân dizimi, bu mekânsal konfigürasyonları analiz etmek için geliştirilmiş bir yaklaşımdır. Mekân morfolojisi analizine odaklanan bu çalışma, "mekânsal suç" kavramını öne sürerek bu kavram ışığında mekânların kendi içinde, birbirleriyle ve insan davranışıyla olan ilişkilerini irdelemektedir. Suçun eşit olmayan mekânsal dağılımı, onu bu sosyolojik çerçeve içinde analiz için ideal bir aday yapar: suç evrenseldir, ancak mekânsal olarak yoğunlaşmıştır; herkesi hedef alır, ancak herkesi eşit olarak değil. Çalışma bu kapsamda, mekânların görünmeyen özelliklerini ortaya çıkararak kentsel doku içindeki rolünü sorgulamayı ve farklı mekânsal kurguların insan davranışı üzerindeki etkisi sonucunda suç ile ilişkisini tartışmayı hedeflemektedir. Çalışmanın araştırma yöntemi mekân dizimi analizlerine dayanmaktadır. Düzce ili merkez mahallelerini örnek alan ve kentsel çevre içinde sokak dokusuna odaklanan bu çalışma, mekân dizimi teorisi ve nicel analiz yöntemi yardımıyla mekânların kurgusal önemini ortaya koyarak ilgili öneriler sunmaktadır. Çalışma alanı olarak seçilen bölgede mekân dizimi analizleri kapsamında Depthmap yazılımına aktarılan verilerle bağlanabilirlik (connectivity), derinlik (mean depth), bütünleşme (integration), seçim (choice) ve kavranabilirlik (intelligibility) analizleri yapılmıştır. Ulaşılan değerler yardımıyla farklılaşan mekânsal ilişkiler tespit edilerek, mekân kurgusuna ve mekânın anlamına etkisi tartışılmıştır. Bununla birlikte kent morfolojisi analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde mekân morfolojisi kapsamında mekânsal kurgunun değişiminin mekânın kullanımı, anlamı ve kentsel ilişkiler bütünü içindeki konumuna nasıl etki ettiği; böylelikle suç potansiyeli ile ilişkisinin kuvvetli olduğu görülmüştür. Mekân dizimi yönteminin bilime dayalı bilgiyi tasarım sürecine aktararak bilim ve tasarım arasında bağlantı kurmayı başardığını ve tasarımcının tasarım önerilerini test ederken kullanabileceği grafiksel ve matematiksel veriler ürettiğini göstermiştir.
Düzce Üniversitesi hastanesi'ne başvuran erişkin hastalarda kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve suçiçeği seroprevalansı
Giriş ve Amaç: Kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve suçiçeği çocukluk çağı hastalıklarıdır. Erişkin dönemde geçirildiğinde ağır ve komplikasyonlu seyredebilir; seronegatif olanlara aşı önerilmelidir. Erişkin hastalarda kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve suçiçeği seroprevalansının belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'ne 1 Ocak 2018-31 Aralık 2020 arasında başvuran; kızamık, kızamıkçık, kabakulak veya suçiçeği IgG antikorlarından en az birine bakılan erişkinler dahil edilmiştir. Mükerrer başvurularda ilk tetkikleri alınmıştır. Hastalar kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve suçiçeği olarak dört gruba ayrılmıştır. Seropozitiflik oranları, yaş, cinsiyet, başvuru birimi ve yılı, doğum yeri (ilçe, il, bölge), sağlık çalışanı veya gebe olma durumu incelenmiştir. İstatistiksel analizde p<0,05 değerler anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmamızda 1811'i erkek (%39,6), 2762'si kadın (%60,4); 319'u sağlık personeli (%6,9), 97'si gebe (%2,1) olan 4573 hastadan 6187 tetkik istenmişti. Kabakulak seropozitifliği erkeklerde daha yüksekti (p=0,001). Kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve suçiçeği gruplarında hasta sayısı ve seronegatiflik oranları sırasıyla; 555 (%13,2), 4553 (%4,7), 493( %28,4), 586 (%12,5) idi. Sağlık personeli ve gebelerde de en yüksek seronegatiflik kabakulakta (%20,6 ve %25) görüldü. Kızamıkçıkta yaş grubu arttıkça seropozitiflik azalmaktaydı ve 18-30 yaş arasında en yüksek orandaydı (p<0,001 ), yine de seropozitiflik her yaş grubunda %90 üzeriydi. Suçiçeği seronegatifliği Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde doğanlarda (%33,3; p=0,022), kızamıkçık seropozitif hasta sayısı Karadeniz ve Marmara Bölgesi'nde doğanlarda (n=2986, n=738) daha yüksek saptandı (p=0,020). İlçede doğanların kızamıkçık seropozitiflik oranı, ilde doğanlardan daha yüksekti (p=0,007). Sonuç: Kızamık ve suçiçeği seropozitiflik oranımızın % 90'nın altında olduğu görülürken, kabakulak seropozitifliğinin oldukça düşük olduğu görüldü. Kızamıkçık seropozitifliği yüksekti, ancak yaş ilerledikçe azalmaktaydı. Aşılanmamış veya hastalığı geçirmemiş erişkin bireylere serolojik testlerin uygulanması gerektiği, özellikle sağlık personeli gibi riskli gruplarda veya gebelik öncesi tarama yapılmasının, aşılama oranlarına olumlu etki sağlayacağı düşünülmüştür. Anahtar Sözcükler: Kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği, aşı, bağışıklık
Fındık kurdu (Curculio nucum L. col.: curculıonıdae)'nun Düzce ve Sakarya'daki mevcut durumunun belirlenmesi
Fındık kurdu, Curculio nucum fındıkta zarar yapan böcek türleri arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, Düzce ve Sakarya illerinde C. nucum'un yaygınlık oranı, ergin popülasyon yoğunluğu ve larvalarının neden olduğu delikli fındık oranı araştırılmıştır. Araştırmalar 2020 ve 2021 yılında toplam 29 fındık bahçesinde yürütülmüştür. Zararlıya ait en yüksek ortalama yaygınlık oranları Düzce ve Sakarya illeri için sırasıyla %40 ve %50 olarak belirlenmiştir. Diğer taraftan, bazı yerlerde yaygınlık oranları %100'e kadar ulaşmıştır. Düzce için 2020 ve 2021 yıllarında on fındık ocağı başına düşen ortalama ergin sayısı 0.57 ve 0.63 iken, bu oranlar Sakarya için sırasıyla 0.25 ve 0.64 olarak belirlenmiştir. Lokasyon bazında en yüksek ortalama ergin sayısı Düzce için 1 ve Sakarya için 2 adet olarak tespit edilmiştir. En yüksek ortalama ergin sayısı belirlenirken bahçeler düzeyine inildiğinde ise Düzce'de 10 ocak için ergin sayısı 4 adete, Sakarya'da ise 2 adete kadar çıkmıştır. Hasat sonrası yapılan incelemelerde larvaların önemli ölçüde meyve hasarına neden olduğu tespit edilmiştir. 2020 sezonunda delikli fındık meyvesi Düzce'de ortalama %2.93 ve Sakarya'da ortalama %3.07 iken, 2021 sezonunda bu oranlar Düzce için %5.63 ve Sakarya için %4.36'ya çıkmıştır. Sonraki üretim sezonlarda ekonomik kayıpların önüne geçebilmek için zararlı popülasyonunun takip edilmesi ve zararlının kontrol altında tutulması önemlidir.
Deprem etkisi altında aynı zeminlerde fore kazık mesafe değişiminin kazık çap, boy ve radye temele etkisi üzerine bir inceleme
Doğa kaynaklı afetler tüm canlılar için büyük tehdit oluşturmaktadır. Yeni teknolojik gelişmeler canlıların deprem etkilerini en aza indirmek için büyük avantaj sağlamaktadır. Nüfus artışı ve insanoğlunun ihtiyaçları sebebiyle yüksek katlı yapılara yönelim olmuştur. Bu nedenle kullanılan kazıklı temel sisteminin yapıya sağladığı katkı, yapıya etkiyen üstyapı yüklerini kazıklı temel vasıtasıyla zemine aktarılmasıdır. Aynı zamanda yapının oturmasını azaltmak ve temelin farklı oturmasını minimum seviyeye indirmektir. Fore kazık sistemi ile oluşturulan temellerin amacı, zemin taşıma gücünün düşük olduğu yerlerde yapıya etkiyen yükleri daha sağlam ve mukavemeti yüksek zeminlere iletmesidir. Çalışmada tasarlanan yapı konut amaçlı olup her daire 140 m2, 3+1 ve her katta 4 daire olacak şekilde planlanmıştır. Tasarlanan yapı Bodrum+7 kat olup toplamda 8 kattan oluşmaktadır. Yapının temel sistemini kazıklı radye temel olarak tasarlanıp çözümü yapılmıştır. Yapının statik ve fore kazık hesaplamaları 2019 yılında yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'ne (TBDY-2018) göre lisanslı ideCAD Statik (Ver. 10.92) programı kullanarak yapılmıştır. Yapının kazıklı temel sistemini, kazık aralıkları 2 m, 3 m, 4 m olacak şekilde statik hesaplamaları yapılarak incelenmiştir. Kazık çapları 130 cm sabit tutularak, 2 m aralıklı kazık sisteminde kazık boyu 16 m kazık adedi 162, 3 m aralıklı kazık sisteminde kazık boyu 25 m kazık adedi 72, 4 m aralıklı kazık sisteminde kazık boyu 33 m kazık adedi 45 olarak her farklı mesafe için analizler yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda kazıkların radye temelin oturmasını azalttığı görülmektedir. Kazıklı radye temellerin birlikte çalışması ile yapıya etkiyen üstyapı yükleri, rijitliklerine göre kullanılan kazık grubu ve radye temel arasında paylaşım olduğu görülmektedir. Fore kazıklı temellerde, kazık aralık mesafesi değiştirildiğinde kazıkların çap ve boyunda değişimler olduğu görülmüştür. Kazıkların aralık mesafesi arttırıldığında kazık çapları ve boylarının arttığı anlaşılmıştır. Analizler sonucunda mesafe değişiminin artışına bağlı olarak ya kazık çapını ya da kazık boyunun arttırılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Diğer bir çözüm ise kazık mesafe değişiminin artışına bağlı olarak aynı anda kazık çap ve boyunun birlikte arttırılması gerektiği bilgisine de varılmıştır.
Orman suçlarının sosyoekonomik analizi: Düzce ili Yığılca örneği
Türkiye'de orman suçlarının kırsal alanlarda tarımla ve ormancılıkla uğraşan köylüler tarafından işlendiği görülmektedir. Orman suçları çeşitli sebeplerle işlenmekte olup, orman varlığının sürdürülebilirliği üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bu çalışmanın amacı, orman suçlarının durumunun suç türlerine göre belirlenerek bu suçların işlenmesindeki sosyoekonomik sebepleri ortaya koymak ve orman suçlarının önlenebilmesi için birtakım öneriler sunmaktır. Çalışma alanı Türkiye'nin Batı Karadeniz Bölgesinde yer alan Düzce ili, Yığılca ilçesi orman köyleridir. Yörede işlenen 2011-2020 yıllarına ait orman suçlarına ilişkin veriler değerlendirilmek üzere doküman analizi çalışması yapılmıştır. Çalışma bulgularına göre Yığılca ilçesi köylerinde işlenen başlıca orman suçlarının sırasıyla; işgal-faydalanma, kaçak kesme, taksirle orman yangınına sebep olma ve kaçak nakil/bulundurma olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda Yığılca yöresinde işlenen orman suçlarının türlerine ve sayılarına göre karar vericilere öneriler getirilmiştir.
Ötekileştirilme, sömürü ve gündelik hayat taktikleri bağlamında göçmenler: Düzce örneği
Türkiye özellikle 2011 yılından itibaren yaşadıkları iç savaş nedeniyle ülkelerini terk eden Suriye ve Irak kökenli mültecilerin ve yaşadıkları ekonomik sıkıntılar ve siyasî istikrarsızlıklar nedeniyle göç eden İran, Afganistan ve Pakistan kökenli kimselerin sığındıkları bir ülke olmuş ve dünyada en fazla sığınmacı barındıran ülke haline gelmiştir. Ankara ve İstanbul gibi metropol kentlere yakın olan Düzce ilinde tarım, hayvancılık, sanayi, inşaat ve hizmet sektöründe çalışacak iş gücü açığı bulunması, bu şehri iç göçlerin yanı sıra Suriye, Irak ve Afganistan kaynaklı dış göçlerin de yöneldiği ve göçmenlerin çalışmak ve ikamet etmek için tercih ettiği bir yer haline getirmiştir. Göç alan diğer yerler gibi Düzce'ye gelen göçmenler de sığınma amacıyla veya çalışma niyetiyle ya da Avrupa'ya geçmek için geçici olarak kalma gayesiyle gelebilmektedirler. Amaçları ne olursa olsun bu göçmenler hayatlarını devam ettirebilmek için çalışmak zorunda kalmakta ve genellikle enformel sektörlerde vasıfsız olarak, emek yoğun ve düşük ücretli işlerde çalışarak emek sömürüsüne ve ötekileştirilmeye maruz kalmaktadırlar. Bu çalışma, Türkiye'nin kuzey batısında yer alan Düzce iline sığınma amaçlı göç eden geçici koruma altındaki Suriyeli göçmen erkeklere, uluslararası koruma altında olan Iraklı göçmen erkeklere ve çalışma amaçlı ya da sığınma amaçlı düzenli/düzensiz olarak gelen Afgan göçmen erkeklere ötekileştirme, sömürü ve gündelik hayat taktikleri bağlamında odaklanmaktadır. Bu şekilde bir taraftan Düzce'deki sığınmacı erkeklerin iş bulma sırasında, çalışma hayatlarında ve gündelik hayatlarında yaşadıkları ötekileştirilme ve sömürü ortaya çıkartılırken, diğer taraftan da yaşadıkları zorluklar karşısında onların hayata tutunma taktiklerine, gündelik hayat sosyolojisi kuramları çerçevesinde bakılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda Lefebvre'nin gündelik hayat teorisi, De Certau'nun "gündelik hayatın keşfi"ndeki strateji ve taktik kavramları ve sembolik etkileşimci yaklaşım kuramcılarının görüşleri, yeni toplumsal normlara ve günlük yaşama dair adetlere muhatap kalan düzenli/düzensiz sığınmacıların durumu yorumlanırken dikkate alınmıştır. Ayrıca bulunduğu ve hayatını sürdürdüğü yeri muhtelif sebeplerle terk edip yabancısı olduğu bir mekânda ve ortamda yaşamak durumunda kalan insanları göç etmeye sevk eden sebepler üzerinde durulmuş, göç kararı vermek, göç hareketine dâhil olmak ve varılan yerde yeni bir hayat kurmak sürecinde sığınmacıları etkileyen etmenler ve sığınmacıların karşı karşıya kaldığı tehditler ve fırsatlar tespit edilmeye çalışılmış ve bunlar karşısında sığınmacıların kullandığı taktikler anlatılmıştır.
Kız öğrencilerin serviks kanserinin erken tanısına yönelik tutumları: Düzce Üniversitesi örneği
Çalışma, üniversitede eğitim gören kız öğrencilerin serviks kanserinin erken tanısına yönelik tutumlarını ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılmıştır. 2021- 2022 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Düzce Üniversitesi merkez kampüsünde lisans eğitimi gören 7736 kız öğrenci araştırmanın evrenini, 371 öğrenci ise araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmanın verileri; Kişisel Bilgi Formu ve Servikal Kanserin Erken Tanısına Yönelik Tutum Ölçeği ile yüz yüze görüşme yöntemiyle araştırmacı tarafından toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde frekans analizleri, güvenilirlik analizleri, ortalama karşılaştırma testleri ve regresyon analizi kullanılmıştır. Öğrencilerin Serviks Kanserinin Erken Tanısına İlişkin Tutum ölçek toplam puanı ortalaması 105.02±10.70 olup, serviks kanseri erken tanısına yönelik genel tutumlarının yüksek, duyarlılık ve ciddiyet algısı orta, yarar ve engel algılarının ise yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Üniversite öğrencilerine; serviks kanseri, risk faktörleri, risk faktörlerini azaltmaya yönelik koruyucu önlemler, tarama testleri ve profilaktik amaçlı aşılama ile ilgili eğitimler verilmesi önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Serviks kanseri, Erken tanı, Tutum, Üniversite öğrencisi
Hastane döner sermaye işletmelerinde muhasebe ve vergi uygulamalarının incelenmesi: Düzce Üniversitesi Hastanesi örneği
Bu çalışmada, Üniversite Hastanelerindeki Döner Sermaye İşletmelerinin muhasebe ve vergi uygulamalarının Tekdüzen Muhasebe Sistemine ve tabi olunan ilgili Vergi kanunlarına uygunluğu incelenerek sağlık yöneticilerine ve diğer finansal bilgi kullanıcılarına faydalı bilgilerin sunulması amaçlanmıştır. Bu kapsamda Düzce İlinde faaliyet gösteren Düzce Üniversitesi Hastanesi Döner Sermaye İşletmesinin 2020 yılına ait muhasebe ve vergi işlemleri doküman inceleme metodu ile analiz edilmiştir. Döner Sermaye İşletmeleri, muhasebe işlemlerini Tekdüzen Muhasebe Sistemi çerçevesinde yerine getirmek durumundadır. Bu işletmeler vergi mevzuatı bakımından Katma Değer Vergisi, Gelir Vergisi ve Damga Vergisi hükümlerine tabi olup bazı vergisel muafiyetler ve istisnalardan faydalanmaktadır. Denetim açısından tüm faaliyetleri, bağımsız iç denetçiler ile 6085 Sayılı Kanun kapsamında Sayıştay denetçileri tarafından denetlenmektedir. Söz konusu işletmenin muhasebe uygulamaları açısından Tekdüzen Muhasebe Sistemine uygun muhasebeleştirme işlemleri yapmasına karşın maliyet muhasebe sisteminin olmadığı ve bazı hesap uygulamalarında farklılıklarının olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca finansal performans açısından giderlerin, gelirlerden daha fazla olduğu bu nedenle özellikle de malzeme alımlarında vadeli alımların yapıldığı tespit edilmiştir. En büyük gelirin Sosyal Güvenlik Kurumu geliri olduğu ve bu Kurumla Global Bütçe uygulama sözleşmesi yapıldığı görülmüştür.
Geleneksel konutların onarımı ve yeniden kullanılması aşamasında malzeme analizinin önemi: Düzce-Konuralp örneği
Artan üretim olanakları, beraberinde getirdiği yapılaşma hızı, kentsel ve kırsal mimarinin sınırlarının iç içe geçmiş olması sebebiyle Anadolu'nun dört bir yanında farklı özellikleriyle karşımıza çıkan geleneksel konutlarımız, kültürel miras aktarımı ve mevcudiyetlerini sağlıklı bir şekilde sürdürme konusunda sıkıntılar ile karşı karşıya kalmıştır. Geleneksel yapılarda oluşan hasarları gidermek için, onarım ve iyileştirme süreçlerinde alınan bazı yanlış kararlar ve hatalı uygulamalar, yapıların sağlıklı bir şekilde hayatta kalmalarından ziyade, onarımda kullanılan malzemeler ile birlikte yapıya daha çok zarar vermektedir. Bu çalışma ile özgün yapısal özelliklerini koruyarak günümüze ulaşmış olan Düzce ili, Konuralp mahallesinde geleneksel konut dokusu özelliklerini yansıtan iki adet tescilli yapıdan tuğla, harç, sıva ve ahşap örnekleri alınarak, alınan malzemelerin fiziksel, kimyasal, mekanik ve petrografik analizleri yapılmıştır. Bu analizler doğrultusunda, geleneksel yapıların onarım ve yeniden kullanım süreçlerinde seçilecek malzeme özelliklerine dair bilimsel bir taban oluşturulmuş, Konuralp geleneksel yapılarına özgü malzemelerin analizlerine yönelik öneriler getirilmiştir.
Turizm sektöründe dijital pazarlama faaliyetlerinin satış performansına etkisinin değerlendirilmesi: Düzce ili otel işletmeleri örneği
Dijital pazarlama, teknolojiye bağlı olarak hızla gelişen güncel bir konu olarak literatürde yerini almıştır. Üzerine farklı tanımlar ve görüşler bulunan dijital pazarlama kısaca "pazarlama etkinliklerin planlı, programlı bir şekilde dijital ortamlara taşınması" şeklinde açıklanmaktadır. Bu çalışmanın amacı Düzce'de faaliyet gösteren 3 yıldızlı ve 4 yıldızlı otel işletmelerinde dijital pazarlamanın satış performansına etkisini değerlendirmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi uygulanmıştır. Araştırmaya ilişkin veriler yüz yüze görüşmeler sonucu elde edilmiştir. Araştırmada verilerin analizi neticesinde şu sonuçlar elde edilmiştir. Düzce'de faaliyet gösteren otel işletmelerinin çoğunlukla küçük ölçekli işletmeler olmaları sebebiyle dijital pazarlama yatırımları sınırlı miktarlardadır. Otel yöneticilerinin dijital pazarlamanın potansiyeline yönelik farkındalık düzeyi oldukça yüksektir. Otel işletmeleri tarafından sosyal medya pazarlaması ve Google üzerinden gerçekleştirilen pazarlama faaliyetleri etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Dijital pazarlama faaliyetleri çoğunlukla ön büro personelleri tarafından yürütülmektedir. Bu bilgilerden hareketle ulaşılan temel sonuç ise şu şekildedir; dijital pazarlama faaliyetleri ile otel işletmelerinin satış rakamları arasında pozitif yönlü ve güçlü bir ilişki bulunmaktadır.
Üniversite öğrencilerinde kadına karşı her türlü düşmanca tutumun (mizojini) belirlenmesi: Düzce örneği
Araştırma üniversite öğrencilerinde kadına karşı her türlü düşmanca tutumun (mizojini) belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı, analitik desende yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'nin Batı Karadeniz Bölgesi'nde bulunan bir üniversitede 2021-2022 yılı bahar döneminde lisans düzeyinde öğrenim gören 18.777öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemine tabakalı rastgele örnekleme yöntemi ile belirlenen 380 (171 kadın- 209 erkek)öğrenci alınmıştır. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu ve Mizojini Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Independent-Samples T testi, One-Way ANOVA, Tukey, Welch testi, Tamhane's T2 testi, pearson korelasyon ve lineer regresyon analizi kullanılmıştır. Öğrencilerin mizojini ölçeği toplam puan ortalamasının 56,00±25,40, önyargı ve ayrımcılık alt boyut puan ortalamasının 32,46±15,69, kadın fobisi alt boyut puan ortalamasının 12,89±6,76, geleneksel role sıkıştırma alt boyut puan ortalamasının 10,60±5,0410, 60±5,04 olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin yaşlarına göre mizojini ölçeği toplam puan ortalaması, önyargı ve ayrımcılık ile kadın fobisi alt boyut puan ortalamaları arasında 0,05 düzeyinde pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı fark saptanmıştır. Yaş arttıkça ölçek puan ortalamalarının da arttığı belirlenmiştir. Kadınların mizojini ölçeği toplam puan ortalamasının erkeklere oranla 0,42 kat daha az olduğu bulunmuştur. Cinsiyet, doğduğu yerleşim yeri, geldiği bölge, eğitime devam edilen fakülte, en uzun süre yaşanılan yer, gelir düzeyi, annenin öğrenim durumu değişkenler, Türk toplumunda kadına karşı düşmanca tutum olduğunu düşünme durumu ve kendini yakın hissettiği tanımlama değişkenlerine göre ölçek toplam puan ve tüm alt boyut puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark saptanmıştır. Benzer şekilde en uzun süre yaşanılan yer, gelir düzeyi, annenin öğrenim durumu değişkenlerine göre "Ön yargı ve ayrımcılık" alt boyut puan ortalaması arasında anlamlı fark saptanmıştır. Eğitime devam edilen sınıf, gelir düzeyi, annenin öğrenim durumuna göre "Kadın fobisi" alt boyutu puan ortalaması arasında anlamlı fark belirlenmiştir. "Geleneksel role sıkıştırma" alt boyut puan ortalamalarında ise eğitime devam edilen fakülte, sınıf, en uzun süre yaşanılan yer ve mezun olunan liseye göre anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Bu bulgular doğrultusunda üniversite öğrencilerinde mizojiniye yönelik farkındalık artırma çalışmalarının planlanarak uygulanması ve benzer çalışmaların farklı gruplarda ve daha büyük örneklemlerde yapılması önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Düşmanca Tutum, Kadın, Mizojini, Tutum ölçeği, Üniversite öğrencileri.
Düzce il merkezi içme suyu sorunu ve çözüm önerileri
Bu yüksek lisans tez çalışmasında, Düzce il merkezinin ilerleyen zamanlarda değişen nüfus tahminleri ve içme suyu ihtiyacına göre mevcut içme suyu kaynaklarının durum değerlendirilmesi yapılmıştır. Düzce il merkezinin içme suyu kaynaklarının mevcut durumu incelenerek ve içme suyundaki problemler ile alternatif çözüm yolları çalışmalar sonucunda belirtilmiştir. Düzce il merkezi içme suyu ihtiyaçlarını Uğur Suyu deresi, Kozluk Deresi, Oda Yeri Yaylası, Samandere Yaylası ve il merkezinin farklı noktalarında bulunan 16 adet sondaj kuyu sistemi ile sağlanmaktadır. 1989 yılında İller Bankasının içme suyu için yapmış olduğu 35 yıllık projelendirmesinde, 2025 yılı için yapılan hesaplamalarda öngörülen nüfus ve buna bağlı olarak ihtiyaç duyulacak temiz su, 2022 yılında mevcut verilerle su ihtiyacı hesaplamalarında maksimum değerlere ulaştığını ve içme suyu sistemi için yapılan hesaplamaların yetersiz kaldığı görülmektedir. Mevcut durumda il merkezinin nüfusu 197 557 kişi, içme suyu debisi 755 l/s ve 11000 m3 su deposu vardır. 2013 İller Bankası parametrelerine göre 2022 yılı için yapılan hesaplamalarda içme suyu debisi 771 l/s ve su deposu ihtiyacı 30000 m3 güncel veriler alınarak hesaplanmıştır. İçme suyu için 35 yıllık bir projelendirme çalışması yapılarak, kademeli olarak ilerlendiğinde 2055 yılında nüfus artış oranları ile ön görülen nüfus tespiti ve buna orantılı olarak içme suyu ihtiyacına çözüm önerileri sunulmaktadır. Başlangıçta acil olarak mevcut içme suyu kaynaklarının revize edilmesi ve isale hatlarını yenileme çalışmaları yapılmalıdır. Mevcut artıma tesisi revize edilerek ihtiyaca göre yeni su deposu yapılmalıdır. İl merkezine ait yeni ek terfi merkezleri ve su depoları yapılmalıdır. 35 yıllık içme suyu sistemi ile ilgili planlama çerçevesinde Gürcü Asar Köyü bölgesinde yapılacak yeni bir baraj ile uzun vadede Düzce il merkezine içme suyu kaynağı sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Düzce ili, İçme suyu, İçme suyu kaynakları, Debi hesabı, Su temini
Trachystemon orientalis (L.) G. don bitkisinin gastrointestinal sistem kanser hücreleri üzerine etkisinin araştırılması
Bu çalışmada, Düzce'de yetişen Trachystemon orientalis (L.) G. Don bitkisinin gastrointestinal sistem kanser hücreleri üzerine etkinliği araştırılmıştır. Bu kapsamda, antikanser etkinliği HCT-116 kolon kanseri, HepG2 hepatoselüler karsinom hücrelerinde ve AGS mide kanseri hücre hatlarında çalışılmıştır. Kanser hücrelerinin antiproliferasyon düzeyi WST-1 kiti ile incelenmiş olup anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Apoptozun önemli bir ölçütü olan Kaspaz aktivasyonu ise Kaspaz 3, Kaspaz 8, Kaspaz 9 Elisa kitleri ile belirlenmiştir. Antiproliferasyon düzeylerindeki değişimler ve Kaspaz aktivitelerindeki artışlar göze alındığında Trachystemon orientalis'in potansiyel olarak kanser araştırmalarında kullanılabilecek bir bitki olduğu gözlemlenmiştir. Hepatoselüler karsinom ve kolorektal kanser hücrelerine nazaran AGS mide kanseri hücrelerinde antiproliferasyon seviyeleri ve özellikle kaspaz 8 aktivasyon seviyeleri arasında farklar görünmüştür. Trachystemon orientalis'in mide kanseri üzerine etkileri detaylıca araştırılmalıdır. Bulunan sonuçların daha fazla gözlem ve deney ile desteklenmesi gerekmektedir.
Düzce ili akıllı şehir uygulamaları üzerine bir araştırma
Bu çalışma, Düzce ilindeki akıllı şehir uygulamalarının durumunu incelemeyi ve yerel halkın bu uygulamalara yönelik algısını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Akıllı şehir uygulamaları, kaynakların etkin kullanımını, stratejik şehir yönetimini, paydaş katılımını, iletişimi, inovasyon ekosistemini ve yaşam kalitesini artırmayı hedeflemektedir. Bu çalışma, akıllı şehir uygulamalarının sadece kurumsal değil, aynı zamanda vatandaş odaklı olmasını vurgulamaktadır. Çalışma, karma yöntem araştırması kullanarak nicel ve nitel verileri bir araya getirmiştir. Nicel veriler, Düzce il merkezinde yaşayan vatandaşlar arasında çevrimiçi anketlerle toplanmıştır. Nitel veriler ise, Düzce şehrinin akıllı şehir stratejilerine ve uygulamalarına ilişkin yapılandırılmış görüşmelerle elde edilmiştir. Araştırma sonuçları, Düzce ilindeki akıllı şehir algısını ve beklentilerini değerlendirmiştir. Katılımcıların çoğunluğu uzun süredir Düzce'de yaşamakta, yaş grupları geniş bir yelpazede dağılmıştır. Katılımcılar arasında cinsiyet dağılımı dengelidir. Akıllı cihaz kullanımı, özellikle akıllı telefonlar, televizyonlar ve ev aletlerinde yaygındır, ancak akıllı ulaşım araçlarına olan ilgi düşüktür. Katılımcılar, sosyal medya kullanımı konusunda aktif olduklarını ve bu platformları kurumları takip etmek için kullandıklarını belirtmişlerdir. Düzce'ye özel mobil uygulamalar arasında Düzce Üniversitesi ve Kent Kart uygulaması öne çıkmaktadır. Katılımcılar, Düzce'nin yeşil ve sürdürülebilir bir şehir olması gerektiğini vurgulamışlar ve hava kirliliği gibi çevresel sorunların önemli olduğunu belirtmişlerdir. Araştırma, akıllı şehir uygulamalarının altı bileşenini ele almıştır: yönetişim, çevre, hareketlilik, ekonomi, yaşam ve insan. Katılımcılar, bu bileşenler arasında özellikle hareketlilik, bilgi ve iletişim teknolojileri ile yaşam kalitesini öne çıkarmışlardır. Yine, afetlerle başa çıkmak için hazırlığın yeterli olduğu belirtilmiştir, ancak kentsel dönüşüm çalışmaları ve enerji verimliliği konularında eksiklikler bulunmaktadır. Sonuçlar, Düzce'nin güvenliği, afet yönetimi ve coğrafyasının memnuniyetle karşılandığını, ancak ekonomi, yenilenebilir enerji ve altyapı alanlarında daha fazla çaba gerektiğini göstermektedir. Görüşmeler, Düzce'deki mevcut akıllı şehir uygulamalarını ayrıntılı bir şekilde ele almıştır. Bu uygulamalar yönetişim, çevre, hareketlilik, ekonomi, yaşam ve insan boyutlarında çeşitlilik göstermektedir. Sonuç olarak bu çalışma, Düzce ilindeki akıllı şehir uygulamalarını ve vatandaşların algısını incelemiş ve gelecekteki projeler için rehberlik sağlamayı amaçlamıştır. Akıllı şehir uygulamalarının vatandaş odaklı olması ve yerel halkın beklentilerine cevap vermesi önemli bir vurgu olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, akademik ve uygulamaya dönük öneriler sunarak Düzce Belediyesi ve diğer ilgili paydaşlara katkıda bulunmayı hedeflemektedir.
Riskli bina tespitinde aurap ve P25 yöntemlerinin kullanılması, Düzce ili örneği
Türkiye, aktif fay hatları üzerinde yer alması nedeniyle yüksek derecede deprem riski taşıyan bir ülkedir. Bu risk, özellikle yapı güvenliğinin sağlanması açısından bilimsel temelli analizlerin yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Yapıların depreme karşı performansını değerlendirmek amacıyla detaylı mühendislik analizleri yapılabilmekle birlikte, bu çalışmalar zaman ve maliyet açısından oldukça yüksek kaynak gerektirmektedir. Bu nedenle, hızlı ve pratik şekilde uygulanabilen değerlendirme yöntemleri, yapı güvenliğinin ön değerlendirmesi açısından önemli bir alternatif sunmaktadır. Bu çalışma, 12 Kasım 1999 Düzce Depremi ve 23 Kasım 2022 Düzce Depremi'nden etkilenmiş olan Düzce Merkez İlçesi'nde, özellikle 1999 yılı öncesinde inşa edilmiş yapıların deprem riskini belirlemeyi amaçlamaktadır. İnceleme, eski yapı stoğunun yoğun olarak bulunduğu mahallelerde yaklaşık 30 bina üzerinde yürütülecektir. Çalışmada, hızlı değerlendirme yöntemlerinden AURAP ve P25 yöntemleri kullanılacaktır. AURAP yöntemi, zemin, temel ve yapısal sistem özelliklerini birlikte değerlendirerek risk seviyesini belirlemekte; P25 yöntemi ise, TÜBİTAK destekli bir proje kapsamında geliştirilen ve mevcut yapıların taşıyıcı sistem, malzeme özellikleri, düzensizlikleri gibi çok sayıda parametreyi içeren daha kapsamlı bir analiz yöntemidir. Her iki yöntemde de yapıların yapım yılı, kat adedi, zemin durumu, temel tipi, taşıyıcı sistem düzeni, donatı detayları, kısa kolon ve asma kat gibi yapısal özellikleri dikkate alınarak risk analizleri yapılmaktadır. Elde edilen sonuçlar, AURAP ve P25 yöntemlerinin karşılaştırılmasıyla birlikte değerlendirilecek; böylece iki yöntemin benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konulacaktır. Sonuç olarak, Düzce'de gerçekleştirilecek bu çalışma ile yapı risk analizine yönelik bilimsel veriler elde edilecek, deprem güvenliği açısından sürdürülebilir bir kent planlamasına katkı sunulacaktır. AURAP ve P25 gibi modern yöntemlerin karşılaştırmalı olarak uygulanması, hem yöntemlerin etkinliğini test etme hem de bölgeye özgü risk faktörlerini belirleme açısından önemli bir adım olacaktır.
Düzce ilinde akraba evliliği sonuçları
Düzce populasyonunda akraba evliliği oranı ve tıbbi etkilerini saptamak amacıyla yapılan çalışmada rastgele seçilim yöntemi ile şehir merkezinde, ilçe, belde ve köylerde 1000 aile ziyaret edilerek evli kadınlara birer anket formu dolduruldu. Anket formunda kadınlara yaşı, eğitim durumu, nerede yaşadığı, akraba evliliği yapıp yapmadığı, etnik kökeni, düşük, ölü doğum, konjenital anomalili çocuğu olup olmadığı sorulmuş, elde edilen bilgiler değerlendirilmiştir.Düzce ilinde akraba evliliği oranı %11,5 olup, bu oranın %8,1'i 1.kuzen evliliği,%2,7'si 1,5.kuzen evliliği,%0,2'si 2.kuzen evliliği olduğu saptandı. Ortalama soyluluk katsayısı a=0,00471 olarak hesaplandı.Akraba evlilikleri kadının yaşına göre değerlendirildiğinde 30 yaş ve altı kadınlarda %17, 31-40 yaş arası kadınlarda %11,6, 41-50 yaş arası kadınlarda %37,50 yaş ve üstündeki kadınlarda %18 olarak bulunmuştur.Kadının eğitim durumu ile akraba evliliği arasındaki ilişki incelendiğinde üniversite mezunu kadınların diğer kadınlardan belirgin olarak daha az akraba evliliği yaptığı tespit edildi.Akraba evliliği ile kadının yaşadığı yer arsındaki ilişki incelendiğinde anlamlı bir fark saptanmamıştır.Etnik köken ile akraba evliliği arasındaki ilişki incelendiğinde, etnik kökeni Doğu Karadeniz olanların en yüksek oranda akraba evliliği yaptığı görülmüştür. Daha sonra sırasıyla Doğu Anadolu, Gürcü, İç Anadolu ve yerli halk gelmektedir.Akraba evliliği ile spontan abortus ilişkisi incelendiğinde akraba evliliği yapan kadınlarda sportan abortus sıklığının yaklaşık 2 kat yüksek olduğu saptanmıştır. Ölü doğumla akraba evliliği arasında bir ilişki bulunamamıştır.Akraba evliliği yapan kadınların çocuklarında zeka geriliği ve gelişme geriliği sıklığı akraba evliliği yapmayanlara göre anlamlı olarak fazla bulunmuştur.
Kayın (Fagus orientalis, Lipsky) ekosistemlerinde farklı saha hazırlama işlemlerinin besin kaybına etkisi
Ormancılık faaliyetleri toprak ve orman tipine göre etkileri değişmekle birlikte toprağın fiziksel, biyolojik, kimyasal özelliklerini değiştirmektedir. Fakat bu değişimlerin süresi ve verimliliğe etkileri belirgin olarak ortaya konmamıştır. Kısa vadeli bazı çalışma sonuçları bulunmasına rağmen kısa vadeli veriler uzun vadeli etkileri tahmin etmede yetersiz kalabilmektedir.Doğu kayını (Fagus orientalis Lipsky) Karadeniz Bölgesi ormanlarının odun üretimi açısından en önemli ağacıdır. Kayın ormanlarının alt tabakasında çok sık olarak bulunan orman gülü (Rhododendron ponticum L.) tüm sahalarda tohum çimlenmesini ve fidan büyümesini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle ormanda yapılan gençleştirme çalışmaları sırasında orman gülünün temizlenmesi gerekmektedir.Yıllardır bu ormanlarda çok farklı diri-örtü temizliği ve saha hazırlama yöntemleri kullanılmış olmasına rağmen son yıllarda taraklı-dozerle diri örtü temizliği en çok hatta tek başına kullanılan yöntem haline gelmiştir. Fakat dozerle diri örtü temizliği sırasında organik madde (OM) ve bir miktar üst toprağın taşınmasının ekosistemde önemli besin kayıplarına yol açabileceği ve hatta gençlikte beslenme sorunları yaratabileceğine dair kuşkular doğmuştur.Bu nedenle bu çalışmanın amacı, Karadeniz kayın ekosistemlerinde doğal gençleştirme sırasında uygulanan farklı saha hazırlama işlemlerinin toprağın bazı fiziksel ve kimyasal özelliklerine ve uzun vadede toprak verimliliğine etkileri araştırılmıştır.Araştırma sahaları, Batı Karadeniz kayın ekosistemlerini temsilen Bolu Orman Bölge Müdürlüğüne Bağlı kayın meşcerelerinden belirlenmiştir. Deneme alanlarından ilki Akçakoca Orman İşletme Müdürlüğü, Deredibi Orman İşletme Şefliği'nde ve kuzey bakıda (AK: Akçakoca Kuzey) 310 07' 53'' kuzey enlemi ile 400 59' 46'' doğu boylamında, ikincisi ise aynı yerde fakat kuzey batıda (AKB: Akçakoca kuzeybatı) 310 07' 37'' kuzey enlemi ile 400 59' 46'' doğu boylamında yaklaşık 750 m yüksekliklerde bulunmakta olup AK bloğunun eğimi yaklaşık % 35 AKB bloğunun eğimi ise % 10-20 arasındadır. Kıyıdan daha iç bölgede bulunan diğer araştırma sahası Düzce Orman İşletme Müdürlüğü Asar Orman İşletme Şefliği sınırlarında 400 41' 04'' ? 410 41' 02'' kuzey enlemleri ile 310 19' 17'' ? 310 19' 20'' doğu boylamları arasında yer almaktadır. Denizden yüksekliği 1050 m olup kuzey bakıda yer almakta ve % 30 eğime sahiptir. Çalışmada arazi koşullarındaki değişkenlik dikkate alınarak en uygun deneme deseni olduğu kararlaştırılan Tamamen Rast gele Blok Deseni kullanılmıştır. Kayında bol tohumun olduğu 2006 yılı sonbaharında diri-örtü sahadan insan gücü, kontrollü yangın ve makine kullanılarak uzaklaştırılmıştır.Her blokta işlemlerden önce rast gele yöntemle 6 adet 1 m2 lik diri-örtü örnekleme üniteleri oluşturulmuştur. Diri-örtünün toprak-üstü, toprak-altı kısmı ve kuru madde oranı belirlenmiştir. Daha sonra hektardaki toplam diri-örtü biyokütlesi hesaplanmıştır. Ayrıca örneklerden makro besin analizleri yapılmış ve toplam besin miktarları hesaplanmıştır. Her bir deneme ünitesinde rast gele belirlenen 5 noktadan ölü-örtü tamamen toplandıktan sonra OM biokütlesi ve içerdiği besin elementleri miktarları hesaplanmıştır. OM örnekleri alındıktan sonra aynı yerden 0?10 ve 10?20 cm derinliklerden toprak örnekleri alınmıştır. Ayrıca her deneme ünitesinden rast gele belirlenen 5 noktada toprak profilleri açılmıştır. Toprak örnekleri ve profillerden hacim ağırlığı, toprak derinliği, besin içeriği, pH, fiziksel analiz, iskelet oranı vb. bilgiler elde edilmiştir.Yapılan analizler sonucu ormanın alt tabakasında hektarda yaklaşık 45 ton ormangülü bulunduğu belirlenmiştir. Ayrıca ormangülünün en az 22 ton karbon (C ) depoladığı ve en az 300 kg azot (N), 15 kg fosfor (P) içerdiği belirlenmiştir.Yakma ve dozer kullanılan sahalarda işçi ile diri-örtünün söküldüğü sahlardan yaklaşık % 64 daha az ölü-örtü organik maddesi bulunmaktadır. Makineli işlem gören sahalarda bulunan organik madde C'sinin kontrol ve işçi ile işlem gören sahalara oranla yaklaşık 3.5 kat azaldığı belirlenmiştir. Yine makineli işlem görmüş sahalarda işçi ile diri- örtü sökümü yapılan ve hiç işlem yapılmayan sahlara oranla yaklaşık 4.4 kat daha az N, 4.2 kat daha az P, 7.3 kat daha az kalsiyum (Ca) ve 4.1 kat daha az magnezyum (Mg) olduğu hesaplanmıştır. Ayrıca makineli işlem görmüş sahalarda ölü-örtünün potasyum K içeriğinin işçi ile diri-örtü sökümü yapılan sahalardakinden yaklaşık 3.4 kat daha az olduğu bulunmuştur. Dozerle çalışma yapılan sahalarda toprağın diğer sahalara oranla ilk 10 cm'sinin % 34, ilk 20 cm'sinin ise % 26 daha fazla sıkıştırıldığı hesaplanmıştır. Hiç işlem görmemiş sahalarla en fazla tahrip gören dozerle işlenen sahalarda toprağın katyon değişim kapasitesi (KDK)'sı işçi ile söküm yapılan ve yakılan sahalardan yaklaşık % 31 daha düşük çıkmıştır. İşçi ile söküm yapılan ve yakılan sahalarda toprak tepkimesinin hiç işlem görmemiş ve dozerle üst toprağın sıyrıldığı sahalara oranla yaklaşık yarım pH birimi arttığı ortaya çıkmıştır. Toprağın ilk 20 derinliğinde dozerle işlem görmüş sahalardaki C ve N miktarları yakma ve kontrol sahalarındakinden yaklaşık % 32 ve % 20 daha düşük çıkmıştır. Dozerle işlem görmüş sahalardaki K miktarı ise işçi ile diri-örtü sökümü yapılan ve hiç işlem yapılmayan sahalar ortalamasından yaklaşık % 45 daha azdır. Dozerle işlem görmüş sahalardaki Ca miktarı ise işçi ile diri-örtü sökümü yapılan sahalardan yaklaşık 4.2 kat daha düşük çıkmıştır.Anahtar kelimeler: Ekosistem, sürdürülebilirlik, verimlilik, kayın, orman gülü, saha hazırlama, Düzce