Autoregressive Distributed Lag Bounds Test

185 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İhracatçı şirketlerin menkul kıymetler borsa performanslarının değerlendirilmesi: Türkiye ihracatçılar meclisi ihracat endeksi (TIMEX) üzerine bir analiz

Bu çalışmada ihracatçı şirketlerin hisse senedi fiyat performanslarını yansıtan TİM İhracat Endeksi'nin (TIMEX) makroekonomik değişkenler ile olan ilişkisi araştırılmıştır. 2013:2-2019:1 arasındaki dönemi kapsayan çalışmada, literatürde hisse senedi endeksleri ile ilişkisi en sık araştırılan faiz oranı, enflasyon, döviz kuru ve sanayi üretiminin yanı sıra TIMEX ile doğrudan ilişkili olan ihracat miktarı değişkenleri kullanılmıştır. ARDL sınır testi yöntemiyle yapılan eşbütünleşme testi ile değişkenler arasındaki uzun ve kısa dönemli dinamik ilişkiler analiz edilirken Granger nedensellik testi ile TIMEX ve diğer değişkenler arasındaki tahmin edebilme güçleri test edilmiştir. Buna göre, TIMEX bağımlı değişkeni ile ihracat miktarı, faiz oranı, ABD Doları/TL döviz kuru ve sanayi üretim endeksi bağımsız değişkenleri arasında uzun dönemli ilişkinin göstergesi olan eşbütünleşme ilişkisinin varlığı tespit edilmiştir. Uzun vadede, TIMEX ile ihracat miktarı, sanayi üretimi ve ABD Doları/TL döviz kuru arasında pozitif, faiz oranı arasında ise negatif bir ilişki ortaya çıkmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki uzun vadeli dengede meydana gelen sapmaların %48'inin bir dönemlik süre içerisinde düzeldiği, modelin hızlı bir uyarlama sürecine sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçlar, uzun vadede TIMEX'in ihracat miktarı ve sanayi üretim endeksi gibi reel değişkenlerle olan ilişkisinin ABD Doları/TL döviz kuru ve faiz oranı gibi finansal değişkenlerle olan ilişkisine göre daha güçlü olduğunu göstermektedir. Granger nedensellik testi sonuçlarına göre ise TIMEX'ten sanayi üretim endeksine doğru istatistiksel olarak anlamlı bir Granger nedenselliği olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum, TIMEX'teki değişimlerin sanayi üretimindeki değişimleri tahmin edebildiğini ve TIMEX endeksinin üretimin öncü göstergesi olarak izlenebileceğini göstermektedir.

ARDL Sınır TestiEndeksFinansal performans+7
Emrullah Furkan Gün
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadın istihdamı ve ekonomik büyüme ilişkisi: Bir zaman serisi analizi

Bu tez çalışmasında, kadın istihdamı ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki üzerinde durulmaktadır. Literatür taraması, Türkiye ekonomisi ile ilgili bu tür çalışmaların oldukça sınırlı olduğunu ortaya koymaktadır. Burada, 1988-2016 dönemi yıllık zaman serileri dikkate alınmaktadır. Kadın istihdamının yanı sıra, kentleşme ve sabit sermaye bağımsız değişkenleri, ekonomik büyüme ise bağımlı değişkeni ifade etmektedir. Değişkenlerin durağanlık analizleri için PP, KPSS ve ERSP birim kök testleri kullanılmaktadır. Değişkenler arasındaki uzun dönem ilişkisi, ARDL sınır testi yardımıyla araştırılmaktadır. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisinin varlığı, Granger nedensellik analizi ile incelenmektedir. Çalışmadan elde edilen ampirik sonuçlar, değişkenler arasında bir eşbütünleşme (uzun dönem) ilişkisinin varlığını göstermektedir. Çalışmadan elde edilen ampirik sonuçlar, aynı zamanda kadın istihdamı ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemde pozitif ve istatistiki olarak anlamlı bir ilişkiyi göstermektedir. Son olarak, nedensellik testi sonuçlarına göre, kadın istihdamından ekonomik büyümeye doğru işleyen bir nedensellik söz konusudur. Bu sonuçlara göre; Türkiye ekonominde ekonomik büyümeyi hızlandırabilmek için politika yapıcıların kadın istihdamına özel bir önem vermesi gereği ortaya çıkmaktadır.

ARDL Sınır TestiBüyümeEkonomik büyüme+5
Rabia Aydoğmuş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de finansal baskıya neden olan faktörlerin öncü göstergelerle tahmin edilmesi

Özellikle 1990'ların başından itibaren finansal krizlerin nedenlerini araştıran çalışmaların sayısında önemli bir artış gerçekleşmiştir. Bu nedenle, literatürde finansal krize neden olan faktörleri belirlemek için çeşitli modeller bulunmaktadır. Finansal krizin kaynaklarını belirlemek önemlidir çünkü bu politika yapıcılara önceden önlem almaları için rehberlik edecektir. Diğer taraftan, küresel finansal krizden sonra finansal stresin ölçülmesi önem kazanmıştır, çünkü küresel finansal krizin en önemli nedenlerinden biri, tüm ekonomideki finansal stresin artmasıdır. Bu nedenle, finansal stresin ölçülmesi ve izlenmesi politika yapıcılar için çeşitli faydalar sağlayabilir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki finansal stresi ölçmek için bir finansal stres endeksi oluşturmaktır. Finansal stres endeksi oluşturulurken; para piyasası, sermaye piyasası, ülke riski, dış borç ve enflasyon gibi finansal baskıya neden olabilecek birçok faktör göz önünde bulundurulmuştur. Finansal baskı endeksini hesaplamada temel bileşenler analizi kullanılmıştır. Ampirik sonuçlar, finansal stres endeksinin Türkiye'deki tüm daralma dönemlerini başarılı bir şekilde yakaladığını göstermektedir. Son olarak, Türkiye'deki finansal stresi etkileyebilecek küresel faktörler ARDL modeli ile araştırılmıştır. Analiz sonuçları, VIX, S&P 500 endeksinin, dünyadaki enflasyonun ve ekonomik büyümenin Türkiye'deki finansal stresi önemli derecede etkilediğini göstermektedir.

ARDL Sınır TestiEkonomi politikalarıEkonomik kriz+7
Nilgün Yavuz
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ekonomisinde enerji tüketiminin temel belirleyicileri: Bir zaman serisi analizi

Bu tezin temel amacı, Türkiye ekonomisinde enerji tüketiminin belirleyicilerini ampirik olarak analiz etmektir. Çalışma 1975-2015 zaman serisi verilerini kullanarak ekonomik büyüme, finansal gelişme, sermaye, endüstrileşme ve ticari dışa açıklığın enerji tüketimi üzerindeki etkisi üzerinde durmuştur. Serilerin birim kök analizleri için ADF, PP, DF-GLS, KPSS ve Ng-Perron testleri kullanılmıştır. Ayrıca, birim kök analizleri için Lee-Strazicich tek yapısal kırılmalı testi de kullanılmıştır. Seriler arasındaki eşbütünleşmeyi araştırabilmek için ARDL sınır testi tercih edilmiştir. Seriler arasındaki nedensellik ilişkilerinin belirlenmesinde Granger ve Toda-Yamamoto nedensellik testleri uygulanmıştır. Yapısal kırılmalı birim kök analizinden elde edilen sonuçlar değişkenlerin düzeyde ya da birinci farkında durağan olduğunu ortaya koymuştur. Bu birim kök sonuçları ARDL sınır testi yaklaşımının kullanılmasına imkan sunmuştur. ARDL sınır testi sonuçları her üç modelde de değişkenler arasında bir uzun dönem ilişkisinin varlığını tespit etmiştir. Uzun dönem tahmin sonuçları; ekonomik büyüme, finansal gelişme, sermaye, endüstrileşme ve ticari dışa açıklığın enerji tüketimini artırdığı bulgusuna ulaşmıştır. Nedensellik analizi sonuçlarına göre; ticari dışa açıklık ve finansal gelişmeden enerji tüketimine doğru işleyen tek yönlü nedensellikler belirlenmiştir. Tezden elde edilen sonuçlar, enerji politikaları ile ilgili önemli öneriler sunabilecektir.

ARDL Sınır TestiEkonomik etkiEnerji+6
Uğur Çınar
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bütçe açıklarının başlıca makroekonomik değişkenler üzerine etkisi: Türkiye örneği

Bu çalışmada Türkiye'de bütçe açıklarının başlıca seçili makroekonomik değişkenler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bütçe açıklarının, cari denge, M3 para arzı ve GSYH gibi değişkenler üzerindeki etkisi, 2006Q1-2020Q2 çeyreklik veriler elde edilerek seçili değişkenler üzerinde araştırma yapılmıştır.Çalışmada verilerin durağanlık mertebeleri yapısal kırılmalı perron 1997 birim kök testi ile ADF(Agumented Dickey Fuller) ve Philisps Perron geleneksel birim kök testleri ile belirlenmiştir. Daha sonra ARDL sınır testi ile değişkenler arasındaki eşbütünleşme ilişkisi incelenmiştir. Son olarak Toda yamamato nedensellik testi ile değişkenler arasındaki nedenselliğin varlığı ve yönü tespit edilmiştir.Birim kök testlerinin sonuçlarına göre değişkenlerin farklı mertebede durağan oldukları anlaşılmaktadır. Ayrıca bütçe açıklarının seçili makroekonomik değişkenlerler üzerindeki etkisini incelemek amacıyla kurulan üç farklı regresyon modelinde ARDL sınır testi prosedürüne göre eş bütünleşme ilişkisi kanıtlanmıştır. Toda yamamato nedensellik testine göre bükçe açıkları ile cari denge arasında çift yönlü bir nedensellik ilişkisi söz konusu iken, GSYH 'dan bütçe dengesine tek yönlü bir nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Ayrıca M3 para arzı ile cari denge arasında tek yönlü bir nedensellik ilişkisi söz konusudur. Anahtar Kelimeler: Bütçe Açıkları, Makroekonomik Değişkenler, GSYH, Cari Açık, M3 para arzı, Toda Yamamato Nedensellik Testi, ARDL Sınır Testi

ARDL Sınır TestiBütçeBütçe açıkları+7
Safiye Sürmen
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Petrol fiyatları ile seçilmiş makroekonomik değişkenler arasındaki ilişki: Türkiye örneği

Türkiye gibi gelişmekte olan ve aynı zamanda petrol ithal eden ülkeler enerji sektöründe büyük payı bulunan petrole dolaylı ya da doğrudan bağımlıdır. Bir ülkenin kalkınması ve sürdürülebilirliği için enerji sektörünün önemi çok büyüktür. Sanayileşme ile birlikte ülkelerin ekonomilerinde enerji kaynakları giderek daha önemli bir yer tutmaktadır. Birincil enerji kaynaklarından olan petrol, tüketicilerin günlük hayatında kullandığı birçok malın içerisinde yer almakta ve üretim sektörü için önemli bir girdi olarak kullanılmaktadır. Özellikle petrol ithal eden ülkelerdeki petrol fiyatlarındaki artış yani şoklar enflasyon ve girdi maliyetlerinde yükselişe sebep olurken kamu harcamaları, vergi gelirleri, bütçe, faiz oranları, cari açık ve ekonomik büyüme üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Bu amaçla bu çalışmanın temel amacı, petrol fiyatları ile seçilmiş makroekonomik değişkenler arasındaki ilişkileri analiz etmektir. Bu çerçevede, 1980-2019 dönemi verileri ile Türkiye ekonomisi için zaman serisi tekniklerinden olan birim kök testleri (ADF, PP ve Zivot Andrews) ile eşbütünleşme testi (ARDL sınır testi) kullanılarak değişkenler arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Analiz sonuçları, Türkiye ekonomisinde petrol fiyatları ile makroekonomik değişkenler arasında güçlü ilişkiler bulunduğunu ortaya koymuştur. Sonuçlar, Türkiye ekonomisiyle ilgili önemli bazı politika önerileri sunabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Petrol fiyatları, Türkiye ekonomisi, Makroekonomik değişkenler, ARDL sınır testi.

ARDL Sınır TestiEkonomik etkiEnerji fiyatları+6
Kübra Mülayim
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme ve ekonomik büyüme ilişkisi: Türkiye örneği

Bu tez çalışmasının temel amacı, küreselleşme ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi teorik ve ampirik olarak araştırmaktır. Ampirik açıdan bakıldığında; küreselleşme ve ekonomik büyüme ilişkisi Türkiye ekonomisi bağlamında 1987-2018 döneminde zaman serisi analizi kullanılarak analiz edilmektedir. Küreselleşmenin yanı sıra enerji tüketimi, sabit sermaye yatırımları ve teknolojik yenilikler ekonomik büyümenin diğer belirleyicileri olarak büyüme modeline dahil edilmişlerdir. İlk olarak; değişkenlerin birim kök özellikleri Vogelsang-Perron tek kırılmalı birim kök testi ile araştırılmaktadır. İkinci olarak; değişkenler arasında bir uzun dönem ilişkisinin varlığı ARDL sınır testi ile incelenmektedir. Üçüncü olarak; uzun dönem katsayıları ARDL, DOLS, FMOLS ve CCR yaklaşımlarıyla tahmin edilmektedir. Son olarak; değişkenler arasındaki nedensellik ilişkilerinin analizinde Toda-Yamamoto testi kullanılmaktadır. Ekonometrik analizlerden elde edilen sonuçlar uzun dönemde küreselleşmenin ekonomik büyümeyi zayıflattığı yönündedir. Bu durum önemli politika önerilerinin sunulmasına imkan tanımaktadır.

ARDL Sınır TestiEkonomik büyümeKüreselleşme+3
Emrah Sarıtaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye lojistik sektöründeki gelişmelerin ihracat performansı üzerine etkileri (1997-2022)

Uluslararası piyasalarda hızla önem kazanan rekabet kavramı ve ürünlerin, hizmetlerin, emeğin, bilgi birikimlerinin etkin bir şekilde aktarılması; işletmelerin, içinde bulundukları piyasada pozitif etki sağlayan bir kriter haline gelmiştir. Bu nedenle rekabet piyasasında, işletmelerin tedarik zinciri yönetimi ve dış ticaret faaliyetlerinde yürütecekleri lojistik uygulamalarında yapacakları iyileştirmeler onlara büyük avantajlar sağlayacaktır. Lojistik sektöründe yaşanan olumlu gelişmeler, lojistik sektörünün ihracat hacminin gelişimi üzerine olan etkisinin ana faktörü olmuştur. Bu çalışmada, Türkiye lojistik sektöründeki gelişmelerin Türkiye ihracat performansı üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışmada 1997- 2022 yılları arası ele alınmış ve lojistik sektörü değişkenleri olarak ihracat hacmi, ulaştırma depolama yatırımları, brüt sabit sermaye yatırımları, lojistik merkez sayısı, taşımacılık modları toplam araç sayısı ve deniz-kara taşımacılığı yük miktarları kullanılmıştır. ARDL sınır testi ve VAR altında nedensellik testi yöntem olarak kullanılmıştır. Çalışma sonucunda bağımlı değişken olan ihracat performansı üzerine brüt sabit sermaye yatırımlarının, taşımacılık modları toplam araç sayısının ve lojistik merkez sayısının pozitif etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Uzun dönem etkileri tespit edilmiş olup ayrıca VAR altında nedensellik testi analiz sonuçları çalışmanın dördüncü bölümünde ayrıntılı olarak incelenmiş ve yorumlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Lojistik Sektörü, İhracat, ARDL Sınır Testi, VAR Modeli.

ARDL Sınır TestiLojistikLojistik sektörü+2
Kaan Akalan
Samsun Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik büyüme ve cari işlemler dengesi ilişkisi: Türkiye örneği

Cari işlemler açığı 1980'den sonra Türkiye ekonomisinin en önemli ekonomik sorunlarından biri haline gelmiştir. Cari açık yıllar içinde giderek daha fazla büyümüş ve kronikleşmiştir. Bugün halen birçok ekonomide en önemli sorunlardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, 2003- 2019 dönemine ait çeyreklik verileri kullanarak Türkiye'de cari işlemler dengesi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada ARDL metodolojisi uygulanmıştır. 2008 yılında küresel ekonomik krizin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisi göz önünde bulundurularak kukla değişkenler kullanılmıştır. Buna ek olarak, cari işlemler dengesi TL para birimine dönüştürüldü ve daha sonra TÜFE endeksine bölünmek suretiyle fiyat etkisinden arındırıldı. Elde edilen sonuçlar, reel GSYH büyümesi ile uzun vadede cari işlemler dengesi arasında hem istatistiksel hem de ekonomik açıdan anlamlı bir ilişki olduğuna dair güçlü kanıtlar sunmaktadır. Türkiye ekonomisinde cari açık yüksek olduğunda, ekonomik büyüme oranında genel olarak artış gözlemlenmiştir.

ARDL Sınır TestiCari açıkCari işlemler+3
Fatih Türkönder
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of world gold prices on the stock market indices of emerging markets: A panel data analysis

The integration of international financial markets and linkages between financial and economic variables have instigated policymakers to try to influence and exercise control over the behavior of some of these variables through policies and investors to make informed investment decisions. Among such variables are stocks that are traded on stock markets. It performs a vital function in the economy and is easily tradeable. It is therefore prudent that its relationship with other economic and financial variables be known for making informed decisions. This research employed monthly data on gold, exchange, inflation, interest rates, and stock market indexes of 19 emerging economy countries for the period 01/2004-12/2019 to scrutinize the relationship between them with stock as a dependent variable. The dynamic panel ARDL model is employed for the research. The results showed the presence of a long-term relationship between stock indices, gold, exchange, inflation, and interest rates. In the long-term, inflation and interest rates are having highly significant coefficients. Both inflation and interest rates have a negative relationship with stock prices. Gold and exchange rate do not have any significant impact on stock indices in the long-term. However, in the short term, with the exception of inflation, all the variables are significant. Traditional theory holds in the long-term whilst in the short-term, portfolio theory holds. Gold does not serve as a hedge nor a diversifier in the long-term but serves as a diversifier for stocks in the short-term, inflation only has an impact on stock prices in the long-term and interest-bearing assets serve as an alternative investment hub to stocks both in the short and long-term.

Autoregressive Distributed Lag Bounds TestGoldCommodity prices+7
Murtala Mustapha Baba
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Comparative analysis of Beveridge Curve during global financial crisis and COVID-19 crisis in Turkey

Following the impact of Global Financial Crisis (GFC), there has been increasing interest in the study of the Beveridge curve. This thesis analyses the unemployment and vacancy rate dynamics for the Turkish labour market during the period of global financial crisis and Covid-19 in the mirror of Beveridge curve. The visual inspection of the Beveridge curve reveal that the labour market is inefficient due to a shift in Beveridge curve away from the origin. It is evident that both unemployment rate and vacancy rate increase over the period with a counter clockwise (clockwise) movement of the curve for Global Financial Crisis (Covid-19). The visual inspection shaped the understanding of the unemployment-vacancy behaviour. The Beveridge curve shift for the labour market is attributed to cyclical and structural factors within the economy. Our empirical results show youth unemployment to be the significant factor determining unemployment dynamics both in the short run and long run. GDP growth and construction sector employment are also shown to exert great influence on unemployment dynamics in Turkey during the sample period. In addition, we found that GFC and Covid-19 have no significant effect on the Beveridge curve. Vacancy rate expected to have a negative relationship with unemployment rate is shown to have a positive insignificant effect. This is in contradiction to the Beveridge curve proposition. This implies that vacancy rate in Turkey falls short of the unemployment number in the labour market. There are no consistent job creations to match the number of people seeking for jobs in the economy. Based on this, the Turkish labour market is characterised by inefficiencies.

ARDL Cointegration TestAutoregressive Distributed Lag Bounds TestBeveridge curve+5
Saıd Jamılu Babangıda
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin enerji ithalat bağımlılığında yenilenebilir enerjinin rolü: ARDL sınır testi yaklaşımı

Enerji ithalat bağımlılığı ülke ekonomilerinde ciddi sorunlar teşkil etmektedir. EUROSTAT'ın yayımladığı 2018 yılı verilerine göre Türkiye yüzde 73,79 enerji ithalat bağımlılık oranı ile enerjide dışa bağımlı durumdadır. Bu durum Türkiye'de enerji arz güvenliği riskini gündeme getirmiştir. Avrupa Birliği'nde bu oran yüzde 60 seviyesinde seyretmektedir. Bu çalışmanın Türkiye özelinde yapılmasında hem Türkiye'nin yüksek enerji ithalat bağımlılık oranı hem de fosil enerji kaynakları ve nükleer enerjideki yetersizlikler etkili olmuştur. Türkiye yenilenebilir enerji kaynakları bakımından yüksek potansiyele sahiptir. Diğer yandan Türkiye özelinde yapılan bu çalışmanın analiz sonucunda yenilenebilir enerjinin enerji ithalat bağımlılığını yüzde bir birimlik artışta yüzde 0.26 azalttığı belirlenmiştir. Buna istinaden Türkiye'de enerjide dışa bağımlılığın yenilenebilir enerji kaynaklarına yüksek düzeyde yatırım yapılması ile düşürüleceği düşünülmektedir. Bu çalışmada, 1990-2018 döneminde Türkiye'de yenilenebilir enerjinin enerji ithalat bağımlılığı üzerindeki etkisi zaman serisi eş bütünleşme testi olan ARDL sınır testi yaklaşımı kullanılarak analiz edilmiştir. ARDL sınır testi yaklaşımı hem l(0) hem de l(1) verilerle çalışma olanağı ve küçük örneklerde daha güvenilir sonuçlar vermektedir. Bundan dolayı bu çalışmada ARDL sınır testi yaklaşımı tercih edilmiştir. Analiz bulguları incelendiğinde, Türkiye'de yenilenebilir elektrik üretiminin enerji ithalat bağımlılığı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve negatif bir etki yaptığı belirlenmiştir. Kişi başına GSYH'nin enerji ithalat bağımlılığı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir etki yaptığı belirlenmiştir. Kentsel nüfus artışının enerji ithalat bağımlılığını istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir etki yaptığı belirlenmiştir. Doğal gaz fiyatları enerji ithalat bağımlılığı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir etki yaparken, ham petrol fiyatları ise istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır. Türkiye'de yenilenebilir elektrik üretiminin enerji ithalat bağımlılığını azalttığı, diğer yandan Türkiye'de enerji ithalat bağımlılığının en önemli belirleyicisinin kişi başına GSYH olduğu belirlenmiştir.

ARDL Sınır TestiEnerjiEnerji bağımlılığı+4
İbrahim Ürkmez
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yenilenebilir enerji üretiminin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Türkiye örneği

Ekonomik büyüme, teknoloji ve çevresel hususlar bakımından yüksek düzeyde önem arz eden enerji üretim ve tüketim aşamasında da son derece önemli bir tamamlayıcıdır. 1970'li yıllardan sonra yaşam kalitesinin artması ve ekonomik büyümeyle enerji talebindeki artış sürdürülebilir kalkınmayı zorunlu kılmaktadır. Bu olaylar doğrultusunda enerji unsurunun önemi ön plana çıkarak yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimde hızlanma yaşanmıştır. Çevre dostu kaynaklar olarak adlandırılan yenilenebilir enerji kaynakları enerji arz noktasında da büyük üstünlükler sağlamaktadırlar. Bu çalışmada, Türkiye ekonomisinde yenilenebilir enerjinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi ampirik olarak 1990-2019 dönemi itibariyle zaman serisi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. ARDL Sınır Testi ile eşbütünleşme ilişkisi incelenmiş sonrasında ise Toda-Yamamoto nedensellik testi ile nedensellik yönü incelenmiştir. ARDL sınır testi sonuçlarına göre değişkenler arasında pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu, bir başka ifade ile yenilenebilir enerji üretiminin uzun dönemde ekonomik büyümeyi pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Yenilenebilir enerjinin katsayısı ise 0.106524 çıkmıştır. Toda-Yamamoto nedensellik sonuçlarına göre ise yenilenebilir enerji üretimi ile ekonomik büyüme arasında herhangi bir nedensellik ilişkisinin olmadığı belirlenmiştir. Bu sonuçlar Türkiye'de yenilenebilir enerjideki artışların ekonomik büyüme üzerinde bir etkisinin olmadığını göstermektedir.

ARDL Sınır TestiEkonomik büyümeEkonomik etki+5
Emine Caner
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Finans sektöründe finansal inovasyon ve finansal performansa etkisi: Türkiye örneği

"Finans Sektöründe Finansal İnovasyon ve Finansal Performansa Etkisi: Türkiye Örneği'' adını taşıyan bu çalışmada, Türkiye'de finansal inovasyonun bankacılık sektörüne etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak, 2014-01 ve 2022-01 dönemleri arasındaki aylık banka dönem net kârı/zararı, ATM sayısı, pos cihazı sayısı, ödeme kaydedici cihaz ve temassız ödeme kaydedici cihaz verileri ekonometrik yöntemler ile analiz edilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında ADF ve PP birim kök testleriyle değişkenlerin durağanlık yapıları incelenmiş ve ardından değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişki iki farklı model temelinde ARDL sınır testi yaklaşımıyla araştırılmıştır. Ampirik bulgular, uzun dönemde, dönem net kârı ve ATM sayısının; dönem net kârı ile pos sayısı ve ödeme kaydedici cihazlar değişkenlerinin birlikte hareket ettiğine dair kanıtlar sunmaktadır. Bu bağlamda, ilk modelden edinilen bulgulara göre, uzun dönemde, pos sayısı ve ödeme kaydedici cihazlarda meydana gelen artışlar bankaların dönem net kârına katkıda bulunduğu gibi aynı şekilde ATM sayısında meydana gelen artışların da yine dönem net kârına katkıda bulunduğu kaydedilmiştir.

ARDL Sınır TestiFinans sektörüFinansal performans+3
Saja Ali Jasim Aburkebah
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bütçe uygulama sonuçlarının Borsa İstanbul 100 endeksine etkileri

Borsa endeksleri ve hisse senedi fiyatları pek çok faktörden etkilenebilmektedir. Günümüze kadar yapılan çalışmalarda da borsa endekslerinin çeşitli makroekonomik faktörlerle ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bütçe dengesi de bu kapsamda çeşitli parametreler üzerinden borsayı etkileyebilmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de bütçe uygulama sonuçları ile Borsa İstanbul 100 endeksi arasında ilişki olup olmadığının araştırılmasıdır. Çalışmada 2006 ile 2018 yılları arasını kapsayan dönemde aylık bazda 156 gözlem kullanılmıştır. Merkezi yönetim bütçe dengesi ile BIST 100 endeksi arasındaki uzun dönem ilişkisi ARDL sınır testi yöntemi kullanılarak tespit edilmeye çalışmıştır. Borsa endeksini etkiledikleri düşünülen TÜFE, dış ticaret dengesi ve mevduat faiz oranları da araştırmada kontrol değişken olarak kullanılmıştır. Çalışma neticesinde BIST 100 endeksinin incelenen dönemde bütçe dengesi ve TÜFE ile pozitif yönde, mevduat faiz oranları ve dış ticaret dengesi ile de negatif yönde ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: BIST 100 Endeksi, Bütçe Dengesi, ARDL Sınır Testi, Borsa İstanbul, Bütçe Açıkları

ARDL Sınır TestiBorsa endeksiBütçe+2
Erhan Emeksiz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of renewable energy resources on economic growth: A case study for Turkey

The need for energy increases with the use of energy in almost every field, the development of technology and the increase in population, and this situation may lead to an increase in the dependence of countries on foreign energy with insufficient energy resources and negatively affect the country's economy. If countries are dependent heavily on imports in terms of energy resources, they may be exposed to negative economic consequences. Renewable energy has positive features such as being produced domestically, being inexhaustible and environmentally friendly. At this point, the provision of energy consumption from renewable or non-renewable energy sources may be related to the country's economy and studies are carried out on this relationship. In this study, due to the importance of renewable energy sources, the relationship between total renewable energy sources, economic growth and CO2 emissions were investigated for short and long term for Turkey. When examining this relationship, by using data between 1972 and 2018, Granger causality test, SVAR and ARDL method were applied. According to the findings, the Granger causality test revealed that there was no relationship between renewable energy consumption, economic growth and carbon dioxide emissions, and the neutrality hypothesis was supported. SVAR and ARDL methods show that renewable energy consumption, CO2 emissions and economic growth affect each other in both short and long term. While it is seen that all variables are in a positive relationship with each other with the SVAR method, according to the ARDL method, which has a reliability advantage in short samples, it has been revealed that there is a positive relationship between renewable energy consumption and economic growth and a negative relationship with carbon dioxide emissions. According to the results obtained from the ARDL method, as the consumption of renewable energy increases, economic growth will increase and CO2 emissions will decrease.

Autoregressive Distributed Lag Bounds TestEconomic growthEconomic effect+6
Tuğçe Aydoğan Gökcü
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı yatırımların belirleyicilerine ilişkin ekonometrik bir analiz: Türkiye örneği

Doğrudan yabancı yatırımlar, 1980'li yıllardan itibaren küreselleşmenin hız kazanmasıyla birlikte ekonomilerde önemli bir iktisadi araç olarak ortaya çıkmıştır. Dünya genelinde doğrudan yabancı yatırım akımları, söz konusu dönemde hem ülkelere hem de yatırımcılara birtakım avantajlar sağladığı düşüncesiyle hızlı bir şekilde artmıştır. Böylelikle Türkiye de ekonomik büyüme sürecinde gerekli dış finansmanın sağlanmasında doğrudan yabancı yatırımı önemli bir sermaye kaynağı olarak görmüş ve desteklemiştir. Doğrudan yabancı yatırımın; ekonomilerde sermaye stoku, istihdam ve ulusal üretim düzeyinde olumlu etkiler yarattığına ilişkin görüşler hâkimken yatırımcısına ise ucuz iş gücü, hammadde, doğal kaynak ve yeni pazarlarda faaliyet gösterme gibi imkânlar sağladığı düşünülmektedir. Bu doğrultuda doğrudan yabancı yatırım ve onun belirleyicileri sıklıkla akademik çalışmalara konu olmuştur. Bu çalışmada, doğrudan yabancı yatırıma küresel ekonomide atfedilen önemden hareketle; dışa açıklık, kamu harcamaları, döviz kuru ve jeopolitik riskin 2006:Q1-2020:Q3 döneminde Türkiye'de doğrudan yabancı yatırım girişlerini nasıl etkilediğine ilişkin ampirik bir analiz gerçekleştirilmiştir. Analiz yöntemi olarak gecikmesi dağıtılmış otoregresif modelden (ARDL) yararlanılmıştır. Jeopolitik risklerin ve kamu harcamalarının Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı yatırımlar üzerindeki etkisinin zaman serisi analiziyle incelenmiş olması çalışmanın özgün katkısını oluşturmaktadır. Uygulama kısmında elde edilen sonuçlara göre; Türkiye'de kamu harcamaları ve jeopolitik risk faktörü doğrudan yabancı yatırımları uzun dönemde negatif yönde etkilemektedir.

ARDL Sınır TestiDoğrudan yabancı sermaye yatırımlarıDöviz kuru+5
Ercan Caner Ayten
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlığın iktisadi büyümeye etkisi: Türkiye için üretim fonksiyonu yaklaşımı

İktisadi büyüme tarih boyunca iktisatçıların ilgi alanlarının başında gelmiştir. Bununla birlikte; Mankiw, Romer ve Weil tarafından geliştirilen Genişletilmiş Neo-Klasik Büyüme Modeli'ne kadar, büyüme kuramları beşeri sermaye faktörünü göz ardı etmişlerdir. Bu çalışma; beşeri sermayenin de dâhil edildiği bir üretim fonksiyonu yardımıyla, 1960-2014 dönemi Türkiye ekonomisinde sağlığın iktisadi büyüme üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamıştır. Üretim fonksiyonunda, sağlığın yanında beşeri sermayenin diğer temel bileşeni olan eğitime de yer verilmiştir. Sağlığı temsil etmek üzere doğuşta beklenen yaşam süresi, eğitimi temsil etmek üzere ise öğretmen ve öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı kullanılmıştır. Çalışmanın odak noktası büyüme olduğu için, emeğin kalitesini ve üretkenliğini arttıran eğitim önem kazanmaktadır. Bu sebeple, beşeri sermayenin eğitim ayağını temsil etmek üzere; mesleki ve teknik ortaöğretimde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ve yükseköğretimde öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı kullanılmıştır. Ampirik analizde yöntem olarak Çok Değişkenli Ardışık Bağlanımlı Gecikmesi Dağıtılmış (ARDL) Sınır Testi seçilmiştir. Analiz sonucunda, değişkenler arasında anlamlı bir uzun dönem eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiştir. Ayrıca sonuçlar; doğuşta beklenen yaşam süresindeki %1 artışın gayri safi yurt içi hasılayı yaklaşık olarak %0,67 arttırdığını, mesleki ve teknik ortaöğretimde öğretmen başına düşen öğrenci sayısındaki %1 artışın gayri safi yurt içi hasılayı yaklaşık olarak %0,21 azalttığını, yükseköğretimde öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısındaki %1 artışın ise gayri safi yurt içi hasılayı yaklaşık olarak %0,21 arttırdığını göstermektedir.

ARDL Sınır TestiBüyümeDoğuşta yaşam beklentisi+6
Halim Can Avcı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de mali yerelleşme ve kamu harcamaları kompozisyonu ilişkisi

Mali yerelleşme kavramı 1960'lı yıllarda literatüre girmiştir. 1980'li yıllarda özellikle gelişmekte olan ülkelerde oldukça popüler olmuştur. Türkiye de bu akımdan etkilenerek mali yerelleşme adımları atmıştır. Literatür incelendiğinde mali yerelleşmenin; enflasyon, büyüme ve kalkınma gibi makroekonomik değişkenlerle ilişkisini araştıran çalışmaların çoğunlukta olduğu; kamu harcama kompozisyonuna etkisini inceleyen çalışmaların ise az sayıda olduğu gözlemlenmektedir. Bu çalışmanın amacı özellikle Türkiye için mali yerelleşme ve kamu harcama kompozisyonu ilişkisini araştıran çalışmaların azlığı nedeniyle oluşan boşluğun doldurulmasına katkı vermek ve mali yerelleşme uygulamaları neticesinde kamu harcama kompozisyonunda ne gibi değişiklikler meydana geldiğini ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla Türkiye'de 2007Q1-2018Q3 dönemi üçer aylık verileri ile ekonometrik model kurularak sınır testi yöntemiyle bir zaman serisi analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda Türkiye'de mali yerelleşme arttıkça cari harcamaların arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Mali yerelleşme ile transfer harcamaları negatif ilişkili bulunurken, yatırım harcamaları ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.

ARDL Sınır TestiKamu harcamalarıMali yerelleşme+2
Hakan Haktan Arıöz
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The j-curve analysis: Evidence from the bilateral trade between Turkey and Euro area

This thesis aims to investigate the validity of the J-curve hypothesis for the bilateral trade between Turkey and Euro Area. The short-run dynamics and long-run relations among variables are analyzing with the monthly data during the period of 2003M1-2018M12. Bounds Test approach depended on Autoregressive Distributed Lag model is used to find the cointegration relation among variables in the long-run. Also, The Error Correction Model is employed to determine short-run dynamics among variables. In the trade balance model, trade balance which is defined as the ratio of exports to imports is used as dependent variable while bilateral real exchange rate and industrial production indices as proxy for incomes of Turkey and Euro Area are employed as explanatory variables. The empirical results reveal that there is a cointegration relation among variables in the long-run. In addition, it is found that increases in real exchange rate affect positively trade balance both in the short-run and long-run. In other words, increases in real exchange rate (depreciation of Turkish Lira) improve trade balance both in the short-run and long-run. Therefore, it can be concluded that J-curve hypothesis is not valid for the bilateral trade between Turkey and Euro Area. According to findings of this study, income of Turkey does not have any impact on trade balance whereas income of Euro Area affects positively trade balance in the long-run.

Autoregressive Distributed Lag Bounds TestEuropean UnionEconomy+6
Elif Öngör Horata
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye ekonomisinde mali sürdürülebilirlik ve kamu borç yönetimi: 2006-2024 dönemi üzerine bir inceleme

Bu doktora tezinde, Türkiye'de mali sürdürülebilirlik 2006:Q1–2024:Q2 dönemi arasında çeyreklik veriler kullanılarak Fourier Autoregressive Distributed Lag (FARDL) yöntemiyle analiz edilmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, ele alınan dönemde Türkiye ekonomisinde makroekonomik değişkenlerdeki dalgalanmaların, faiz dışı fazla aracılığıyla kamu borcu sürdürülebilirliği üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Bu kapsamda, mali sürdürülebilirliğin teorik temellerini oluşturan ve literatürde öne çıkan Hamilton ve Flavin (1986) ile Bohn (1998) yaklaşımları dikkate alınmış; bu yaklaşımlar FARDL yöntemi çerçevesinde ampirik olarak test edilmiştir. Bunun yanında, faiz dışı fazla üzerinde etkili olabileceği düşünülen temel makroekonomik değişkenler kullanılarak iki ayrı FARDL modeli oluşturulmuş ve mali sürdürülebilirlik karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Elde edilen bulgular, Türkiye ekonomisinin mali yapısının sürdürülebilir olduğunu ancak bu sürdürülebilirliğin zayıf bir düzeyde gerçekleştiğini göstermektedir. Bu sonuç, politika yapıcılar açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir durumu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Mali sürdürülebilirlik, Kamu borç sürdürülebilirliği, Faiz Dışı Fazla, FARDL

ARDL Sınır TestiKamu borçlarıKamu maliyesi+1
Burak Saykal
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru belirsizliğinin makroekonomik etkileri: Türkiye örneği

1973 yılında Bretton Woods sisteminin çökmesiyle birlikte ülkeler esnek döviz kuru sistemine geçmişlerdir. Esnek döviz kuru sisteminin sonuçlarından olan döviz kuru belirsizliği ülkeler için önemli bir iktisadi sorun haline gelmiştir. Döviz kurlarında görülen bu belirsizlik enflasyon, faiz, ödemeler dengesi ve ekonomik büyüme gibi makroekonomik göstergeleri etkileyebilmektedir. Bu çalışmada, döviz kuru belirsizliği ve döviz kuru belirsizliğinin makroekonomik değişkenlere olan etkileri teorik ve ampirik olarak incelenmiştir. Çalışmanın Türkiye ekonomisi için döviz kuru belirsizliğinin makroekonomik etkilerini sınamak amacıyla 1991:Q4-2020:Q1 dönemi döviz kuru belirsizliği, tüketici fiyat endeksi, reel sanayi üretim endeksi, mevduat faiz oranı ve cari işlemler dengesi değişkenleri kullanılmıştır. Döviz kuru belirsizliği ile makroekonomik değişkenler arasındaki olası ilişkileri ortaya koymak amacıyla Pesaran vd. (2001) tarafından geliştirilen sınır testi yaklaşımı kullanılmıştır. Bu amaçla öncelikle kısıtlanmamış hata düzeltme modeli kullanılmıştır. Son olarak aralarında koentegre ilişkisi olduğuna karar verilen seriler arasındaki uzun dönemli ilişkinin yönünü ve büyüklüğünü belirlemek amacıyla, gecikmesi dağıtılmış otoregresif model oluşturulmuştur. Çalışmada döviz kuru belirsizliği ile reel sanayi üretim endeksi hariç, enflasyon, faiz oranı ve cari işlemler dengesi arasında uzun dönemli bir ilişki bulunmuştur. Ancak uzun dönem ilişkinin yönü ve büyüklüğü sadece faiz oranı için ortaya konulabilmiştir. Anahtar kelimeler: Döviz Kuru Belirsizliği, Sınır Testi Yaklaşımı, ARDL Modeli, Kısıtlanmış Hata Düzeltme Modeli

ARDL Sınır TestiDenge döviz kuruDöviz kuru+3
Yıldız Manış
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türkiye'de uygulanan para politikalarının enflasyon üzerindeki etkisi

Türkiye ekonomisinde, enflasyon ile mücadele edebilmek adına farklı zamanlarda ülkenin o dönem şartları ve yapısına göre, farklı politika kanallarıyla çözüm aranmıştır. Özellikle, ülke ekonomisinde dışa açılma adımlarının atılmaya başladığı 1980 yılı sonrası için, uygulanan politikalar ve alınan kararlar ekonomik açıdan daha önemli hale gelmeye başlamıştır. Bu çalışmada, 1980'den 2023 yılı yarısına kadar, uygulanan para politikalarının içeriği ve enflasyon üzerindeki etkinliği araştırılmıştır. 1980 yılından, küresel finansal krizin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisinin azalmaya başladığı 2009 yılının başlarına kadar, Merkez Bankasının uyguladığı para politikalarının enflasyon üzerinde uzun dönemli bir etki sağlayamadığı görülmüştür. Fiyat istikrarının sağlanamama sebebi, en çok Türkiye ekonomisini, oldukça etkileyen yapısal sorunlardan kaynaklı krizlerin ve sonrasında alınan karar ve politikaların uzun vadede çözüm sağlayamamasının olduğu düşünülmektedir. Yapısal sorunların çözümü adına yapılan reformlar neticesinde para politikasının 2002-2007 yıllarına kadar enflasyon üzerinde etkinliği olumlu sonuçlar üretirken, küresel krizle bu denge tekrar bozulmuştur. Çalışmada Türkiye'de uygulanan para politikasının enflasyon oranı üzerindeki etkisi, 2009:01-2023:04 yılları arasındaki aylık veriler üzerinden birim kök testi ve sonrasında ARDL sınır testi yaklaşımıyla analiz edilmiştir. Çalışmada kullanılan değişkenler; dış ticaret dengesi, mevduat faiz oranı, toplam para arzı, toplam rezervler, tüfe bazlı reel efektif döviz kuru, büyüme oranları ve kukla değişken olarak, 2021 yılının Eylül ayında düşürülmeye başlanan faiz indirimleri olmuştur. Ulaşılan sonuçlara göre, mevduat faiz oranları, para arzı, rezervler ve sanayi üretim endeksi ile enflasyon arasında pozitif ilişki bulunmuştur.

1980 sonrasıARDL Sınır TestiEnflasyon+4
Nazmiye Çabak
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye' de beşeri sermaye ve ihracat arasındaki ilişki

Globalleşen dünya ekonomilerinde, ihracat ve beşeri sermaye kavramları önemli bir yere sahiptir. Çünkü ihracat beraberinde ülkeye büyüme, kalkınma, döviz, girişimcilik ve teknoloji de getirebilmektedir. Beşeri sermaye ise teknolojinin üreticisi ve kullanıcısı olduğu için ekonomide büyük bir öneme sahiptir. Bu çalışmada beşeri sermaye ve ihracat arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, Türkiye' de ekonomik büyümenin unsurlarından olan ihracatın gerçekleşebilmesi ve geliştirilebilmesi için fiziki sermayeye ek olarak beşeri sermayenin de gerekli olabileceğini ifade etmektir. Aynı zamanda dış ticaretimizi şekillendiren ihracat kavramı üzerinde durularak, beşeri sermaye ile etkileşim içinde olup olmadıkları incelenmiştir. Türkiye için 1988-2018 yıllarına ait yıllık veriler, ARDL (Auto-Regressive Distributed Lags) modeli çerçevesinde analiz edilmiştir. Birim kök testi olarak ADF ve PP testleri uygulanmıştır. Eş bütünleşme ilişkisinin varlığı ARDL sınır testi ile belirlenmiştir. Analizin sonuçlarına göre beşeri sermaye, ihracat ve ekonomik büyüme arasında uzun dönemli ve anlamlı bir ilişki olduğu gözlemlenmiştir. Modelin kararlılığına bakmak için de CUSUM ve CUSUMSQ grafikleri incelenmiş ve değişkenlere yönelik herhangi bir kırılmanın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak değişkenler arasında nedensellik ilişkisi olup olmadığını ölçmek için Granger nedensellik testi uygulanmıştır.

ARDLARDL Sınır TestiBeşeri sermaye+3
Zeliha Betül Bülbül
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00

Related subjects