Turkish culture

186 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hediyenin uygunluğunun ve hediye verilen ortamın, hediyeden duyulan memnuniyete, sosyal ilişkiye ve hediyeye karşılık verme isteğine olan etkisi

Bu çalışmanın amacı, tüketici davranışlarında genellikle kültürel olarak ele alınan hediyeleşme kavramını, sosyal ve psikolojik açıdan inceleyerek yazına bir katkıda bulunmaktır. Bu amaçla, hediye alan ve veren arasındaki ilişkinin uygun ve uygun olmayan hediye sonrasında nasıl değiştiğini tespit etmeye yönelik, senaryoya dayalı deneysel bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, hediye verilen ortamda hediye alan kişinin tek başına olduğu, sevdiği ve sevmediği bir kişinin olduğu, ayrıca, sevdiği ve sevmediği birçok kişinin olduğu ortamlar arasında karşılaştırma da yapılarak ilginç farklar elde edilmiştir. Tezde hediyenin uygunluğu ve hediye verilen ortamın; sosyal ilişkiye, hediyeden duyulan memnuniyete ve hediyeye karşılık vermek isteğine olan etkisi üzerinde çalışılmıştır. Bu inceleme için bir özel üniversitenin çoğunluğun yaş aralığı 18-26 olan 459 öğrencisine yüz yüze anket yapılmıştır. Bu öğrencilerden elde edilen veriler SPSS programına yüklenmiş, öncelikle anket soruları için güvenilirlik testi sonrasında ise; veriler üzerinden bağımsız örneklem t-test ve eşleştirilmiş örneklem testi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda dikkat çeken bir bulgu, hediyenin uygun bulunmaması durumunda bu uygunsuz hediyenin sosyal ilişki üzerinde olumsuz bir etki gösterdiğini ortaya koymuştur. Daha sonra veri üzerinden gerekli regresyon analizleri yapılmış, hediye verilen ortamda diğer kişilerin varlığının mevcut sosyal ilişkiye olumsuz bir etkisi olduğu da anlaşılmıştır. Son olarak, bağımsız bir değişken olarak toplumsal cinsiyet ele alındığında, hediyenin uygunluğu ve hediye verilen ortamın, hediyeden duyulan memnuniyet ve sosyal ilişki açısından cinsiyetler arası farkın az olduğu, fakat hediyeye karşılık verme isteğinde anlamlı bir farkın güçlü olduğu bulgulanmıştır. Tüm bu sonuçlar doğrultusunda araştırmacılara ve bu bilgilerin faydalı olacağı düşülen uygulayıcılara birtakım tavsiyeler verilmiş ve gelecekteki çalışmalar için hediyenin fiyatı, hediye alan ve veren kişilerin beklentileri arasındaki varsa tezatlık veya benzerlik durumları, hediyenin Türk kültüründeki yeri ve önemi de baz alınarak incelenebilecek daha kapsamlı çalışmalar benzeri öneriler getirilmiştir.

HediyeleşmeHediyelik eşyaSosyal ilişkiler+2
Esma Betül Özegen
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz Türk resminde şamanist göndermeler

Yapılan bu araştırma ile Türk kültürünün eski inanç sistemi olan Şamanizm'e ait unsurlar incelenmiş ve sanat yapıtlarında kullanılarak günümüze kadar getirildiği görülmüştür. Günümüz resim sanatında Şamanist anlayışın her alanda olduğu gibi Çağdaş Türk resminde ve plastik sanatlarında da etkisi görülmektedir. Çağdaş Türk resminde millî geleneklerden yarlanarak yeni oluşumlar 1940 yılında güçlü bir tepki olarak doğmuştur. 1950'de ise daha yerel değerlerle beslenebilme anlayışı giderek önem kazanmıştır. Bu nedenle Türk kültürünün özünü oluşturan Şamanizm'e ait motifler görsel bir belge niteliği taşımaktadır. Tez konumda, günümüz Türk resminde Şamanist göndermelerin tespiti amaçlanmıştır. Bu kapsamda Bedri rahmi Eyüboğlu, Süleyman Saim Tekcan, Ahmet Yeşil, Rauf Tuncer, Hüsamettin Koçan, Devrim Erbil ve Balkan Naci İslimyeli'nin yapıtlarda sembol, figür, renk gibi imgeleri kullandıkları ve Şamanizm inancına ait göndermeler yaptıkları gözlenmiştir. Yapıtların incelenmesi sonucunda Şamanist inançtan kaynaklı birçok imgeye sanatçıların eserlerinde gerek biçim gerekse içerik olarak rastlanılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Şamanist, Şamanizm, Türk kültürü, Sim

Resim sanatıTürk kültürüTürk resim sanatı+1
Uğur Pekcan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Almanya'da yaşayan okul öncesi Türk çocuklarının karşılaştığı kültürel sorunlar: Köln örneği

Almanya'daki Türk çocukları iki kültür arasında yetişmekte ve buna bağlı olarak iki kültürün izlerini de taşımaktadır. Aile içerisinde kendi kültürel değerlerini; dilini, dinini ve geleneklerini öğrenirken, Alman anaokullarında ise yeni bir kültür, dil ve din ile tanışırlar. Bu çalışma, Almanya'nın Köln–Chorweiler bölgesinde yaşayan Türk çocuklarının okul öncesi (Kita) karşılaştıkları kültür, dil, din ve yaşam tarzı problemlerini betimlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu Almanya'nın Köln bölgesinde yaşayan 72 Türk aile ve 14 Türk öğretmen oluşturmaktadır. Karma yöntem olan bu araştırmada, Türk ailelere anket uygulanmış ve çalışmanın amacı doğrultusunda daha kapsamlı bilgiye ulaşmak için 2022/2023 eğitim-öğretim yılında farklı anaokullarında görev yapmakta olan Türk öğretmenlere hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu gerçekleştirilmiştir. Böylelikle bu çalışmada hem nicel hem de nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Türk aileler ile yapılan anketlerden elde edilen veriler SPSS programında betimsel analiz yöntemi ile çözümlenmiştir ve Türk öğretmenler ile yapılan görüşmelerden elde edilen veriler, içerik analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucu toplanan veriler tablolar halinde gösterilmiş, araştırmanın sonucunda Almanya/Köln şehrinde yaşayan okul öncesi Türk çocuklarının kültür problemleri birebir incelenmiş, alınan veriler değerlendirilerek sonuçlar bağlamında öneriler sunulmuştur.

AlmanyaDil problemleriDin eğitimi+7
Zeynep Güçlü
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kına ritüelinin çağdaş seramik formlara yansıması

Ateş, toprak ve insan… İnsanoğlu var olduğundan beri bir yaratıcı güce inanmak istemiştir. Bu inanma içgüdüsü zaman içerisinde onu çeşitli anlamlar yükleten durumların içerisine sokmuş, toprak ve ateşin dansı insanı büyülemiş ve insan yaratıcı konumuna geçmiştir. Cansız olan, çamurun insan eliyle şekillenip ateşle buluştuğu ve o ateşten yeniden can bulduğu eserler günümüze kadar ulaşmış ve bu gelenek değişip, dönüşüp, gelişerek halen devam etmektedir. Bu inanç doğrultusunda da insan, ritüeller oluşturmaya ve onları adlandırmaya başlamıştır. Bunlardan biri olan ''kına'' çok eski zamanlardan beri toplumların hayatlarında önemli rol oynamaktadır. Gerek kozmetik gerek sağlık gerekse dini nedenlerle kullanılan bu malzemeye mistik anlamlar yükleyen insan, onu çeşitlendirmiş ve seremoninin bir parçası haline getirmiştir. Kınanın sağlık açısından faydaları tartışılmakla beraber yarattığı duygusundan ve uygulanan seremoni biçiminden dolayı psikolojik olarak insanda mistik bir his yaratarak onu büyülediği düşünülmektedir. Bu mistik halin oluşmasında rol oynayan en önemli etken şüphesiz ki ritüelin uygulanma biçimi, kınanın kokusu, dokusu, taşıdığı anlamı, kullanılan müzikler, ağıtlar, türküler kına ritüelini büyülü bir hale getirerek kişide farklı hissiyatlar yaratmasıdır. Tüm bunlar sanatçılar için birer esin kaynağıdır. Bu tez kapsamında Türk kültürü içinde kendine çokça yer bulmuş kına ritüeli, kına malzemesi ve kullanımıyla ilgili araştırmalar yapılmıştır. Bu ritüellerden esinlenerek, geleneksel dövme motifleri ile kurban teması arasındaki bağın, çağdaş seramik formlara yansımalarından oluşan uygulamalar gerçekleştirilmiştir.

Artistik seramikKurbanKına+6
Kardelen Ecem Çakmak
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessDE

Aydınlanma: Gelenekten yabancılaşma mıdır? Zafer Şenocak'ın Türk kültürüne yansıması - bir değişim süreci / Enlightenment: Alienation from tradition? Zafer Şenocak's reflection on Turkish culture – a process of change

Social, political, religious and literary changes are inevitable when it comes to migration. With migration, people leave their country and move to another one. Thus, they are confronted with a new culture, a new language and a new way of living. With the coming together of different cultures, it is possible to see the reflections of issues such as identity, culture, homeland, language, foreigner, other and self in literary works. Therefore, this study considers the book written in the prose genre and experimenting with a new genre, which is one of the last works of Zafer Senocak, a Turkish-German writer of Turkish origin, consisting of 5 essay collections of essays that he considers important, in the light of the concepts mentioned above. In addition, the author was interviewed and asked questions from the literary works analysed in this study. The aim of the study is to shed light on Zafer Şenocak's works and to reveal the main themes and intercultural aspects in order to position them within Turkish-German literature. For this purpose, interpretation theory and reception theory were used to read the works of Zafer Şenocak, who sees the world as a collection of signs. Within the scope of the results of the research, it has been seen that the subjects addressed in the author's collections of essays continue in his prose work and give results here. In addition, the results of this study can provide a better understanding of Zafer Şenocak's ideas in German as well as in Turkish and make them accessible to people. Keywords: Zafer Şenocak, Migration, Turkish-German Literature, Interpretation Theory, Reception Theory Soziale, politische, religiöse und literarische Veränderungen sind unvermeidlich, wenn es um Migration geht. Bei der Migration verlassen die Menschen ihr Land und ziehen in ein anderes Land. So werden sie mit einer neuen Kultur, einer neuen Sprache und einer neuen Lebensweise konfrontiert. Das Zusammentreffen verschiedener Kulturen führt dazu, dass sich Themen wie Identität, Kultur, Heimat, Sprache, Fremde, das Andere und das Eigene in literarischen Werken widerspiegeln. Daher werden in der vorliegenden Arbeit die fünf Essaysammlungen von Zafer Şenocak, einem türkisch-deutschen Schriftsteller türkischer Herkunft und sein Prosabuch, in dem er ein neues Genre ausprobiert, im Lichte der oben genannten Konzepte analysiert. Darüber hinaus wurde ein Interview mit dem Schriftsteller geführt und ihm wurden Fragen zu den in der Arbeit analysierten literarischen Werken gestellt. Ziel der Studie ist es, Zafer Şenocak's Werke zu beleuchten und die wichtigsten Themen und interkulturellen Aspekte aufzuzeigen, um sie innerhalb der deutsch-türkischen Literatur zu verorten. Zu diesem Zweck werden die Hermeneutik und die Rezeptionsästhetik herangezogen, um die Werke von Zafer Şenocak zu lesen, der die Welt als eine Sammlung von Zeichen betrachtet. Im Rahmen der Forschungsergebnisse hat sich gezeigt, dass die in den Essaysammlungen des Autors behandelten Themen in seinem Prosawerk weitergeführt werden und hier zu Ergebnissen führen. Darüber hinaus können die Ergebnisse dieser Studie dazu beitragen, die Ideen von Zafer Şenocak sowohl auf Deutsch als auch auf Türkisch besser zu verstehen und sie den Menschen zugänglich zu machen. Schlüsselwörter: Zafer Şenocak, Migration, Deutsch-Türkische Literatur, Hermeneutik, Ästhetik

Fatma Demirezen
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Feminist teori bağlamında Türk kültüründe gelin-kaynana ilişkisi

Toplumları şekillendiren, yetiştiren kadınlardır. Bu nedenle kadının kendini keşfetmesi, kim olduğuna kendisinin karar vermesi, eril zihniyetin belirlediği kadın algısından uzak, salt düşünce ile hareket edebilmesi çok önemlidir. Ailenin devamının sağlanmasında, aile içi ilişkilerin düzenlemesinde kadının etken rolde olduğu bilinmektedir. Aile içi ilişkilerde önemli bir ilişki biçimi olan gelin-kaynana ilişkisi de Tük kültüründe aile içi ilişkilerde önemli rol oynamaktadır. Aile içi ilişkileri belirlemede etken rolde olan kadının yetiştiği şartlar, kendini yetiştirmesi, hayatı algılaması doğrultusunda olacağı için tezin birinci bölümünde Türk kadını, içinde şekillendiği kültür bağlamında ele alınmıştır. Türk kültüründe kadının yerinin ne olduğu tarihsel süreç içerisinde, atasözü, deyim, hikâye, masal gibi halk edebiyatı ürünlerinde ve yazılı kaynaklarda nasıl ele alındığı incelenmiştir. İkinci bölümde tezin bakış açısını oluşturan feminist teorinin ne olduğu, alt dalları ve Türkiye'de feminist hareketin oluşumu incelenmiştir. Sözlü kültür bağlamında çalışılan bu tezin son bölümü olan üçüncü bölümünde ise kaynak kişilerle yapılan görüşmeler sonucunda gelin-kaynana ilişkisini etkileyen unsurlar, ilişkinin olumlu, olumsuz olarak tanımlanma nedenleri ele alınmış bu ilişkinin pozitif ilişki olarak ilerlemesi için öneriler sunulmuştur.

Aile içi ilişkilerFeminist kuramGelin+6
Şule Çakır Kılıçarslan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürün yeniden üretimi bağlamında halk edebiyatı metinlerinin kullanımı: Dede Korkut çizgi film örneği

Bu çalışma Dede Korku kitabının, çizgi film üzerinden kültürel değerlerimizin çocuklara aktarımını detaylı bir şekilde ortaya koymaktadır. Vatikan ve Dresden nüshaları bulunan Dede Korkut anlatıları Türk kültürünün yapı taşını oluşturmaktadır. Eserin içeriğinde günümüze değin etkisini yitirmeyen kültürel değerler ve öğretiler yer almaktadır. Çalışma, bu eserin 2014-2015 yılları arasında Mavi Rüya Film Prodüksiyon tarafından güncellenerek TRT Çocuk kanalına hazırlanan "Dede Korkut Hikayeleri" çizgi filmini ele almaktadır. Bu çizgi filmden kültürün nesiller arası değişimi, yeni araçlarla güncellenmesi, çocuğun gelişim dönemlerine uygun hale getirilirken yaşadığı değişimler, çizgi film vasıflarıyla çocuklara aktarımı, çocuğun bu yolla kişilik kazanımı ve toplumsallaşması adına incelemeler sunmaktadır. İnceleme sonucu çizgi filmlerin çocuk eğitimi üzerindeki etkisinden faydalanarak kültürel değerlerimizin aktarıldığı görülmüştür. Çizgi filmde Dresden nüshasında yer alan cinsellik ve saldırganlık içeren bölümlerin sadeleştirildiği, değiştirildiği yahut işlenmediği gözlemlenmiştir. Çizgi filmde eserden bağımsız olarak nevruz, Ramazan Bayramı, Ramazan ayı ve oruç, birlik ve beraberliğin önemi gibi mesajlar içeren bölümlerin de yaratıldığı görülmektedir. Bu çalışmayla birlikte yerel çizgi film sektörümüze gerekli destek sağlanarak yabancı kültürlerin yerelleştirilmesinin önlenebileceği ve Türk kültürü, örfü, âdetini bilen bireyler yetiştirilebileceği kanısına varılmıştır.

Dede Korkut HikayeleriGeleneklerKültür+7
Eda Başpınar
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk kültürünün Avrupa'daki etkileri ve Türk Kırmızısı

Başka bir kültürle herhangi bir şekilde karşılaşmadan, tanışmadan, alış-veriş yapmadan, savaşmadan varlığını sürdüre gelmiş bir kültürden söz etmek pek mümkün değildir; özellikle Türkler gibi hareket halindeki bir toplum için. Türkler bu tarihi yolculukta, Çin, Hint, İran, Roma medeniyetiyle temas etmiştir. Dahası, Çin, Hint, İran, Roma topraklarında savaşmış, tanışmış, kalmış, yaşamış, imar etmiş, hükmetmiştir. Zorunlu ya da gönüllü temas; tanışıklığı ve ister istemez etkileşimi beraberinde getirmiştir. Türkler, kuşkusuz bu yolculuk öncesi ve sırasında edindiği birikimi günlük hayatın bir parçası haline getirerek ayakta kalmış, nihayetinde sahip olduğu kültürel donanımla 15., 16. ve 17. Yüzyıllarda dünyada Prof.Dr. Halil İnalcık'ın dediği gibi ''Prestij Toplum'' haline gelmiştir. Haliyle prestij toplumun ürettiği "Prestij Kültür" Avrupa'da kolayca yayılma zemini bulmuştur. Türk Dünyası ile Avrupa devletleri arasında temas noktaları Osmanlı Devleti eliyle, onun Avrupa içlerine sokulmasından sonra çarpıcı bir biçimde artmıştır. Osmanlı maddi kültürü Avrupa içlerinde, kendi kültürünü tebaasına dayatma politikası olmamasına rağmen yayılma zemini bulmuştur. Osmanlılar daha çok, doğu ile batının tarıma dayalı medeniyetlerinin çeşitli kültürel elemanlarının uzun mesafeler arasında aktarılmasını sağlayan ortamı yaratmışsalar da tarım dışı istisnaları yok değildir ve az da sayılmaz. Nesilden nesile kültürel aktarımın bir çıktısı olan, kimya ve tekstil sektörüyle doğrudan ilgili "Türk Kırmızısı" olgusu gibi. Yüzyıllarca nesilden nesile aktarılan Türk Kırmızısı boyama usulü 17. Yüzyılda Osmanlı topraklarında boyanan pamuklunun haslığı ve parlaklığı nedeniyle Avrupalı tüccarların dikkatini çekmiştir. Aynı yüzyılda Avrupa, Hindistan gibi pamuk üretim merkezlerinde sömürgeler edinmiş, pamuktan ucuz ve hafif kumaş elde etme yöntemlerini geliştirmiş, üretimini arttırmış, pamuğun kullanımını yaygınlaştırma çabaları bir yüzyıl boyunca sürmesine rağmen istenilen pazar yakalanamamıştır. Sebebi ise kolonilerdeki dikim alanlarından Avrupa'daki kumaş fabrikalarına taşınan pamuğun istenilen kalitede boyanamamasıdır. Avrupalı tüccarlar bunun için Bursa'da üretilen, talebin artmasıyla Edirne ve İzmir'e taşınan Türk Kırmızısı'nın üretim aşamalarına dikkat kesilmiş, önce formülü sonra da Türk boya ustalarını Avrupa'ya taşımaya başlamışlardır. Bu endüstriyel casusluk gayretleri netice vermiş, kısa zamanda bugünkü Fransa, İngiltere, Almanya, İsviçre ve Hollanda'da Türk Kırmızısı boyama fabrikaları açılmıştır. Bu merkezlerde üretilen Türk Kırmızısı kumaşlar Türk Kırmızısı markasıyla tüm dünyaya satılmıştır. Milli kültürümüzün önemli bir çıktısı olan Türk Kırmızısı'nın Avrupa'daki tarihsel varlığı ve uygulanışı kuşkusuz, 17. Yüzyılda pamuk üretiminin yaygınlaşmasıyla, tekstil sektörüyle, kimya bilimiyle, endüstri devrimiyle doğrudan ilgilidir

AvrupaBoyama teknikleriKültür+7
Duran Şahin
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde kullanılmak amacıyla Dede Korkut Kitabı'nın Türkistan/Türkmen sahra nüshası 13. boy'un b1 düzeyinde sadeleştirilmesi

Türkçe; bir genç kızın kanaviçesinde işlediği tarihtir, medeniyettir, edebiyattır, kültürdür. İlmek ilmek dokunan bu nakışta hiçbir ilmik göz ardı edilemez. Yabancı dil öğrenimi, öğrenilen dilin kültürüyle tanışma ve kaynaşma dönemidir. Türkçenin yabancı dil olarak öğreniminde Dede Korkut Hikâyeleri'nin yeri yadsınamayacak ölçüdedir. Dil ve kültürü birbirinden ayırmak mümkün olmadığı için Dede Korkut Hikâyeleri'ni, yabancılara Türkçe öğretiminde materyal olarak kullanmak yararlı olacaktır. Çünkü Türkçenin en güzel sözlerini, kültür kodlarını ve örnek ifade biçimlerini bu hikâyelerde görmemek, okumamak hatta duymamak mümkün değildir. Dil öğretimini, sadece temel dil becerilerini kazandırmakla sınırlamak yanlış olur. Öğretilen dilin sahip olduğu milletin yaşayış biçimi, düşünce dünyası hedef dilin içinde gizlidir. Türkçenin bu gizini çözmeye yardımcı olan edebi metinlerimizden biri Dede Korkut Hikâyeleri'dir. 28.11.2018 tarihinde 17'nci unsur olarak UNESCO tarafından "Dünya Somut Olmayan Kültür Mirası Temsili Listesi"ne eklenen Dede Korkut Hikâyeleri'nin, Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde de etkili olacağı düşünülmektedir. Çünkü UNESCO, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü olan bir kuruluştur. "Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçeve Metni"ne de kaynak bir kuruluştur. Yabancı dil öğretiminde Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçeve Metni göz önünde bulundurulduğundan dolayı "Dede Korkut Hikâyeleri"nin Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde belirlenmiş düzeye uygun, yerinde ve doğru örneklerle materyal olarak kullanılması bu manada önemli bulunmaktadır. Bu çalışmada, Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrenciler için Dede Korkut Kitabı'nın Türkistan/ Türkmen Sahra Nüshası 13. Boy'un, Salur Kazan'ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi adlı hikâyenin, B1 düzeyinde sadeleştirilmesi ve B1 düzeyindeki "Türkçe Öğretim Seti" kitaplarında nasıl yer verilmesi gerektiği, ne şekilde etkinliklerle yer alabileceği örneklerle gösterilmeye çalışılmıştır. Sadeleştirme yapılırken "Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçeve Metni"nin okuma kazanımları ve dil bilgisi yapılarına ilişkin esaslar dikkate alınmıştır. Sadeleştirme yapıldıktan sonra metinlere yönelik dört dil becerisini kapsayan etkinliklere ve diğer çalışmalara yer verilmiştir. Bu sayede çalışma sonucunda, Türkçenin yabancı dil olarak öğrenimine katkı sağlayacağı düşünülen bir okuma ve çalışma kitabı sunmak amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi, Dede Korkut Hikâyeleri, Türk Kültürü.

Avrupa Diller İçin Ortak Başvuru ÇerçevesiDede Korkut HikayeleriDede Korkut Kitabı+7
Fadime Boztoprak
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk kültürüne göre çocuk hikaye kitaplarında illüstrasyon

Bu araştırmada, Türk kültürüne göre çocuk hikaye kitaplarında illüstrasyon adı altında Türk kültürünü yansıyacak hikaye kitapları ve illüstrasyonların yapılması amaçlanmıştır.1.bölümde problemin tespiti yapıldı, Araştırmanın amacı, önemi ortaya konuldu. Araştırma Türk kültürüne göre incelendi. Hikâye kitaplarının çocuklar üzerinde etkisi ve 0-6 yaş grubu ilgisi saptanılmaya çalışıldı. Kitap sevgisi, Türk kültüründen Nasreddin Hoca karakteri üzerinde 7 çocuğa anket uygulandı ve analizleri yapıldı.2.Bölümde ise Kültür ve Türk kültürü nereden gelmiş tirle giriş yapıldı. Türk kültürü tarihi özellikleri, gelenek, görenek, örf adet, bayramlar, müzikten yemeğe kadar Türk kültürü üzerine tüm detaylara inildi. Türk kültürünün yaşadığı bağımsız Türk devletlerinden İslamiyet öncesi Türk devletlerine, en son Kurulan Türk cumhuriyeti hakkında bilgi verildi. Daha sonra Osmanlı sanatın başlaması yani Osmanlı minyatürden resme, Müteferrika matbaası ve matbaacılıktan devam edilerek Başlangıcından günümüze Türk illüstrasyon sanatının gelişimi ve Türkiye'de resimli çocuk kitapları evrimi ele alındı. Dünyada Resimli çocuk kitapları Evrimi ve Grafikerlerinin yaptığı çalışma ve hakkındaki bilgilere de yer verildikten sonra 3.bölüm çocuğa görelik kavramına göre yazılan 5-6 yaş çocuk edebiyatının bulunması gereken nitelikler saptanıp anlatıldı. Çocuğa görelik, yalınlık ve içtenlik, biçimsellik yalınlık, ölçüde yalınlık, düşüncede yalınlık, tiplemede yalınlık, Resimli kitapların çocuğa görelik kavramıyla ilgili kriterlerden, fiziki özelliklere kadar anlatıldı. Boyut, kâğıt cinsi, sayfa düzeni, yazım kuralları kitapta dikkat edilmesi gereken her türlü detay dikkate alınarak ayrıntılarıyla yazıldı. İllüstrasyon masal ilişkisi, illüstrasyon ve masal kitabı kavramı ilişkisi, Tasarımcı ilişkisine, tasarlamada tasarımcının yöntem arayışına kadar araştırıldı. İllüstrasyon, teknik, yazılım açısından hiçbir detay atlanmadı. Tüm teknikler tek tek anlatıldı. Dijital ortama geçiş, resimleme ve renklendirilmesi, vektörel çizim programından, vektörel ve bitmap grafiklere kadar dijital ortamda boyama yöntemine kadar anlatıldı. Aşamalar tek tek belirtildi. 4.Bölümde Türk kültürünü yansıtan en önemli karakterlerden biri olan Nasreddin Hoca ele alındı. Türk mirası olarak kabul edilen Nasreddin Hoca'nın unutulup unutulmadığı hakkında araştırma ve röportaj yapıldı.1.Bölümdeki Araştırmanın Türk kültürüne göre incelenmesi bölümünde 0-6 yaş çocuklarla anket düzenlendi. Nasreddin Hoca hakkında sorular soruldu. 4.Bölümün devamında ankette sorulan Nasreddin Hoca hakkında bilinmesi gereken bilgiler yer verildi. Nasreddin Hoca bize neler kattı sorusu cevaplandı. 5.Bölümde çalışmanın literatüre katkısı anlatıldı. Araştırmanın sonucunda; Çocuklar resimli kitaplarla etkileşimlerinde ilk olarak resimlerine bakarlar. Çocuk için çizilen resimlerin çocuğun zevkine hitap etmesi, çocuğun anlayacağı sadeliği içerirken çocuğun yorum yapmasına da imkân vermesi gerekir. Çocuk resimlerde gerçekliği bulurken, hayallerini de gerçekleştireceği bir dünya ister. Çocuğa görelik kavramını içinde barındıran bir resim sadeliği, renkleri, boyut ve derinliği içinde barındırmalı ve anlamlı olmalıdır. Çocuğun ilk ilgisini çeken resim olsa da hikâyenin içeriği çocuğu kitaba bağlayan asıl öğedir. Çocuk yaşadığı kültürü kitaplardaki bilgilerle karşılaştırmak ister. Çocuğun ilgisini çeken, çocuğa yol ve yöntem öğreten, çocukta merak ve hikâyeye karşı istek uyandıran hikâyeler çocuğun kitaba bağının artmasını ve yaşamını renklendirmesini sağlar. Çocuğun gelişimini bir bütün olduğunu ve çocuğun birçok uyarıcıya maruz kaldığını düşünürsek resimli kitaplar çocuk için bir pratik alanıdır. Resimli hikâye kitaplarının çocuğun gelişimine, sosyalleşmesine faydasının yanında küçük yaşlarda başlanan çocuk edebiyat Kitap ilişkisi çocuğun gelecek yaşamında kitap kültürünün oluşmasına da Zemin hazırlamış olur. Çocukta oluşan kitap kültürü çocuğu yorum yapan, düşünen, araştıran, yaratan ve tartışan bireyler haline getirir. Kısaca çocuğun doğumuyla beraber tanıştığı resimli kitaplar çocuğun başarılı bir yetişkinlik geçirmesine alt yapı oluşturur. Bu durum düşünülerek "Türk kültürüne göre çocuk hikaye kitaplarında illüstrasyon" adı verilen tez için Türk kültüründen Osmanlıya, Osmanlıdan Cumhuriyet tarihine kadar yapılan yapıtlar incelenmiş ve sanatçıların eserleri paylaşılmış bunun üzerine kültürümüzü yansıtan Nasreddin Hoca karakteri ele alınarak incelenmiş, anket yapılmış çıkan sonuçlar tablolaştırılmıştır. Yapılan röportajlarda Türk kültürünü örf ve adetlerini benimsetmek istemeyen hiçbir veliye ve çocuğa rastlanmamış, Türk kültürünün korunması desteklenmiştir. Son olarak Nasreddin Hoca bizlere neler kattı soruna ve Nasreddin Hoca hakkında tüm bilgiler verilmiştir. Sonuç olaraksa Bu araştırmada incelenen kitapların çocuğa görelik kavramına göre nitelikleri ortaya konmuş, nitelikli bir kitapta bulunması gereken, içinde çocuğa Eğitiminde Türk kültürünün de yansıtılmasını barındıran özellikleri de belirtilmiştir. Son bölümde Çalışmanın Literatüre katkısı anlatılarak sanatsal açıdan yorumlar yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Türk Kültürünün tarihsel oluşumu, Türk kültürünün çocuk hikâye kitaplarına yansıtılması, Röportaj, Anket ve Anket değerlendirilmesi.

Hikaye kitaplarıResimli kitaplarTürk kültürü+2
Kevser Soydan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türk kahve kültürü ve grafik tasarım ilişkileri

Türk kahvesi toplumun kamusal alana geçişini sağlayan bir araç ve hayatın her alanında bize eşlik eden kültürel bir miras olarak karşımıza çıkar. Türk kahvesinin keşfi, tanınması ve toplumun vazgeçilmez bir parçası olma süreci uzun ve çetrefillidir. Bu süreçte karşılaşılan engeller ve yasaklar Türk kahvesi geleneğinin oluşmasının önüne geçememiştir. Kültür durağan değildir. Hayatın dinamizmi içerisinde kendini yeniler ve değişime açıktır. Fakat Türk kahvesi; hazırlanış şekli, sunum tarzı ve kahveye yüklediği anlamlar ile geleneğe bağlılığını sürdürmektedir. Kültürün bir parçası haline gelen Türk kahvesi; dostluğu, sohbeti, yeni başlangıçları çağrıştırmaktadır. Bu çağrışımlar Türk kahvesini konu alan grafik tasarım çalışmalarında da karşımıza çıkmaktadır. Küreselleşme ve popüler kültür etkisiyle artık günümüzde her şey hızla tükenmekte ve kalıcılık gün geçtikçe azalmaktadır. Türk kahvesi ise bu köklü geleneği hala korumaktadır. Bu gelenek grafik tasarım çalışmalarına yansımış, iletilmek istenen mesaj kültürel imgeler ile bireye ulaştırılmıştır. Günümüzde hala Türk kahvesine dair yapılan çalışmaların çoğu geçmişten izler taşımaktadır. Bu nedenle oluşturulacak tasarım çalışmalarında toplumun kültürü, değerleri, eğilimleri göz önünde bulundurulmalıdır.

Grafik tasarımıKahveKültür+2
Ebru Arslan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Afrika Çad Cumhuriyeti Abeşe Bölgesi ve Türkaylar halkı arasında bilinen çocuk oyunları

Türk kültürü, temelleri çok eski yıllara dayanan ve yüzyıllar boyunca dünyanın birçok sahasına bir şekilde yayılmış kadim bir kültürdür. Bu çalışmayla, Türk kültürünün küresel anlamda kapsamı belirlenmeye, çocuk oyunları bağlamında evrensel yayılım sahası tespit edilmeye ve dünyanın hangi sahalarına kadar kültürel etkileşimle yayıldığı kayıt altına alınmaya çalışılmıştır. Araştırmada, Afrika'nın bir ülkesi olan Çad Cumhuriyeti ve bu ülkenin sınırları içinde yer alan eski adıyla "Vara"; günümüzdeki isimlendirmeyle "Abeşe" şehri çalışma sahası olarak seçilmiştir. Bu bölgede kendilerini "Türkaylar" olarak adlandıran halk kaynak topluluk olarak belirlenmiştir. Bu ülkenin, bölgenin ve halkının hangi parametreler açısından çalışma unsuru olarak belirlendiği araştırmanın giriş kısmında geniş bir şekilde izah edilmiştir. Ayrıca giriş bölümünde, araştırma sahası olan Afrika kıtasının kültürel tarihi süreci, Çad Cumhuriyeti ve Abeşe bölgesi ve burada yaşayan "Türkaylar" ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Söz konusu coğrafyada, halk bilimini ilgilendiren düğün, bayram, cenaze merasimi, yemekler, türküler, maniler, bilmeceler, masallar, deyimler, atasözleri, çocuk oyunları vb. birçok kültürel unsurun bulunduğu bilinmektedir. Bu çalışmada, sözü edilen konular arasından çocuk oyunları seçilmiş ve çalışmanın ikinci bölümünde çocuk oyununun tanımı ve tarihçesine kısaca değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise sahadan derlenen çocuk oyunları yer almaktadır. Araştırmada bilgiler "veri toplama yöntemi" esas alınarak bizzat kaynak şahıslardan dinlenmiş; kaynak şahsın bilgilerine de yer verilerek derlenmiştir. Ayrıca çalışmada 22 çocuk oyununa yer verilmiştir. Derleme yapılan sahanın dili Afrika Fransızcası olduğundan oyunların otantik hâllerine dipnot kısmında aynen yer verilmiştir. Bununla birlikte, bazı oyunlardaki mahalli ağızda yer alan oyun adları ve tabirler olduğu gibi metne aktarılmıştır.

AfrikaAfrika ülkeleriHalk bilimi+5
İsmail Ekmekci
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk tasvir sanatında Osmanlı'dan günümüze portre ve kimlik sorunsalı

Türk tasvir sanatlarının tarihi çok eskiye dayanır. Türk kültürü, göçler ve savaşlarla geçen yüzyıllar boyunca pek çok yabancı kültürle etkileşim içine girmiş ancak erimemiş, gelişmiştir. İlk resimsel örneklerini gördüğümüz Uygur tasvirlerinden bu yana sanatçılar teknikleri ne olursa olsun insana bakmaya devam etmiş, çağlarına ışık tutacak belgesel nitelikli eserler üretmeyi sürdürmüşlerdir. Böylelikle portrecilik tarihi, sosyolojik anlamda insana bakışımızın ve varoluş tarihimizin de bir anlatıcısına dönüşür. Suret tasvirlerimizin izini sürdüğümüz bu çalışmada, Osmanlı'dan günümüze uzanan süreçte, ümmet kültüründen birey kültürüne eviriliş sürecimizin resim sanatımıza yansımaları araştırılmakta; kültürel, sınıfsal ve cinsel temsiliyetler içinde yüze ve bedene bakışımız nasıl değişti gibi sorulara cevap aranmaktadır. Bireyselliğe geçiş sürecimiz; muhalif duruşlarını sergilemekten çekinmeyen, zamanın ruhunu yakalarken taklitçiliğe düşmeyen, insanla beslenen, sorunlarla bireysel anlamda özdeşleşebilen avangard Türk sanatçıları içinden bir seçki yaparak seçili sanatçılar ve eserleri üzerinden incelemeler ile vurgulanmaya çalışılmıştır.

PortreResim sanatıTasvir+3
Pamir Cazım Bezmen
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yaren geleneği bağlamında Simav yöresine ait sarı ve mor Zeybekler'in incelenmesi

Bu çalışma Haliç Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Musikisi Ana Sanat Dalı Tezli Yüksek Lisans programı tez çalışması için yapılmıştır. Yaren geleneği bağlamı içine giren, Simav Sarı ve Mor Zeybekler Yareni için yakın zamanda yapılan kaynakların yetersiz olmasından ve yaren geleneği içindeki yerini araştırmak için hazırlanmıştır. Yaren geleneğinin temelinin Orta Asya' ya dayandığı ve Anadolu'da erkek sohbet toplantıları başlığı altında varlığını sürdürmekte olduğu bilgisine ulaşılmıştır. Anadolu'da bu sohbet toplantıları yaşatıldığı yöreye ve yöre özelliğine göre isim almışlardır. Yapılan araştırmalar sonucunda Simav'da bu toplantılara yaren denildiği bilgisine ulaşılmış ve yörede yaren kavramının kardeşlik olarak kullanıldığı görülmüştür. Bu çalışma günümüzde yaşatıldığı hali ile Simav Sarı ve Mor Zeybekler Yaren Geleneğini anlatmaktadır. Alan araştırması yapılarak çalışmada günümüzde icra edilen şekli ile eserler notaya alınıp, makam ve ritim analizleri yapılmıştır. Çalışma nitel bir araştırma olup gözlem ve görüşme metotları ile oluşturulmuştur. Çalışmanın sonuç bölümünde ise Türk Kültürünün ve Türk halk müziğinin temel taşlarından olan Simav Sarı ve Mor Zeybekler Yareninin kuruluş tarihinden bu yana hiçbir değişiklik göstermediği, Türk Milli Kültür anlayışının olduğu gibi yaşatıp devamlılığını sağladığı, Yaren geleneğinin günümüzdeki yaşatılma durumu ile yapılacak çalışmalara katkı sağlayacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yaren, Kültür, Türk halk müziği,

KültürKütahya-SimavMakamlar+6
Furkan Akyel
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gölmarmara'nın Cumhuriyetin ilk 70 yıllık dönemindeki gelişimi: Ekonomik, sosyal, kültürel ve ticari hayat

Tez çalışmasında Gölmarmara'nın Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte ortaya çıkan yeni gelişmeler ışığında yaşadığı değişim, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda incelenmeye çalışılmıştır. Bunu yaparken yerel tarih çalışması anlayışı içinde ilçenin kültürel ve folklorik değerleri araştırılmaya unutulmaya yüz tutan geleneklerin kayıt altına alınarak yok olmalarının engellenmesi de amaçlanmıştır.Tez çalışmasının ilk başında daha sonra ortaya çıkan gelişmelerinin daha iyi anlaşılabilmesi için Gölmarmara'nın kısa tarihi, coğrafyası ve iklimi ile ilgili bulgular belirtilmiştir. Daha sonra ise bu bulgular neticesinde Gölmarmara idari, iktisadi, beşeri yapısının temellerinin ne olduğu tespit edilmiş ve bundaki değişmeler ileriki bölümlerde ele alınmıştır.Tez çalışması daha sonra Gölmarmara'nın nüfus yapısı, eğitimi, tarım ve hayvancılığı, ticaret ve zanaatının zaman içinde geçirdiği değişim ve gelişimi inceleyerek devam etmiştir. Bundan sonra Gölmarmara'da ki en eski kurum olan Belediye'nin çalışma ve faaliyetleri anlatılmıştır. Ardından Gölmarmara'nın sosyal ve kültürel hayatı incelenerek bölüm tamamlanmıştır.Çalışmanın son bölümünde ise gelenek ve görenekler incelenmiş, geleneksel olarak 25?30 yıl öncesine kadar yörede geçerli olan nişan, düğün, doğum öncesi ve sonrası adetler, sünnet, ölüm ve ölüm sonrası adetler incelenmiş ve yörede geçerli mahalli inançlara değinilerek tez tamamlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Gölmarmara, Cumhuriyet, Ekonomi, Sosyal Hayat, Kültür

EkonomiEkonomik hayatEğitim+5
Behset Dursun
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Uygur halk destanlarının tipolojisi

Uygur halk edebiyatında önemli bir yer tutan ve onların milli hafızalarını oluşturan destanlar, Uygur Türklerinin son birkaç yüz yıllık siyasal ve toplumsal tarihine tutulmuş bir ayna gibidir. Destanlar, ait oldukları toplumun sosyal, kültürel, dini ve siyasi unsurlarını barındırmaları bakımından da ayrıca değer taşır. Destanda yer alan tipler de bu unsurları yansıtması bakımından önemlidir. Çünkü tipler toplumdan bağımsız olarak düşünülemez. Tespit edilen tiplerde Uygurların tiplere nasıl bir anlam yüklediklerini, hangi konuma yerleştirdiklerini anlamamıza yardımcı olacaktır. Bu amaçla destanlardaki tipleri belirlemek için de tipoloji yöntemi uygulanmıştır. Bu çalışma, giriş dâhil dört bölümden ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde, Uygurların destancılık geleneği, tip ve tipoloji kavramları, epizot şemaları hakkında bilgi verilip çalışmamızın epizot şeması gösterilmiştir. Tezin amacı, kapsamı ve yöntemi de bu bölümde yer almıştır. Birinci bölümde, Uygur halk destanlarının epizotlarına göre özetlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde, Uygur halk destanlarında tespit edilen tipler on iki başlık altında incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Uygur halk destanlarının epizot ve motif yapısı oluşturulup tespit edilen tiplerin özellikleri verilmiştir. Sonuç bölümünde, çalışmamızın genel bir değerlendirilmesi verilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda tipler, eski Türk kültürü özelliklerini yansıtmakla beraber İslamiyet'in etkisi altında yeni özellikler de kazanmıştır. Bu tipler daha realistik özellikler göstermektedirler. Bu tez çalışması kaynakça ile sona ermektedir.

DestanlarHalk bilimiHalk hikayeleri+7
Çiçek Varol
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türk hamam kültürü, hamamlarda kullanılan eşyalar ve çini sanatına uyarlanması

İnsanlık tarihi, bir sosyal evrim ve gelişimin tarihidir. Yüzyıllar öncesinden bu yana insanlar, bir yandan temel gereksinimlerini karşılama ve doğa şartları ile mücadele içindeyken; bir yandan da yaratıcı güdülerini hayata geçirme, hayal dünyasının tahayyüllerini dışa vurma eğilimi içerisinde olmuştur. Sanat dediğimiz olgu, bu bağlamda tezahür etmiştir. Yaşam biçimi, coğrafi şartlar, inanç ritüelleri, arzu ve istekler, toplumların sanatsal üretiminde belirleyici olmuştur. Bu bağlamda sanatı, toplumların estetik ve karakteristik izdüşümü noktasında değerlendirmek mümkündür. Bir toplumun sanat eserleri, o toplumun ruhunu ve sosyolojik arka planını yansıtır. Anadolu toprakları, günümüze kadar bırakmış olduğu sanat eserleri ile kadim bir bilgeliğin ve zarafetin meyvelerini sunmaktadır. Farklı kültürleri ve kavimleri bağrına basan bu kutsal topraklar, tüm renkleri ve çeşitliliğiyle bir sanat panayırına dönüşmüştür. Memleketin her karış toprağında, kültür ve sanatın gücünü ve direncini kaybetmeyen bütün zengin imgeleriyle karşılaşmamız mümkündür. Çalışmamızın temelini, topraklarımızın eşsiz sanatsal imgelerinden olan ve neredeyse bizimle özdeşleşmiş "Çini" sanatı oluşturmaktadır. Bizlere miras kalan bu topraklar, çini sanatının muazzam örnekleri ile doludur. Buradan hareketle; tarihimizin en önemli kültürel miraslarından olan eski Türk hamamları, çini sanatının yansımaları noktasında ele alınmıştır. Çini sanatı, Türk hamam kültüründe kullanılan hamam eşyalarına uygulanarak tasarlanmıştır.

HamamlarKültürSüsleme sanatı+3
Gül Tepe
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Emel Esin biyografisi ve Türkistan Seyahatnamesi

Emel Esin, Türk kültür ve sanat tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çeken bir bilim insanıdır. Ancak eserlerinin bilinmesine rağmen şahsının yeteri kadar tanınmadığı tespit edilmiştir. Bu çalışma ile öncelikle, Orta Asya Türk kültür ve sanat tarihi üzerine orijinal eserler vücuda getirmiş Esin'in biyografik portresinin çizilmesi amaçlanmıştır. Diğer taraftan, Emel Esin'in eserlerinde Türk kültürü ve sanatına bakış açısı Türkistan Seyahatnamesi isimli kitabı özelinde okuyucuya sunulmaya çalışılmıştır. "Emel Esin Biyografisi ve Türkistan Seyahatnamesi" konulu tez çalışması çeşitli kaynaklardan beslenmiş, uzun mesailer neticesinde okuyucuyla buluşmuştur. Ekseriyetle kendi yazmış olduğu ve hakkında kaleme alınmış yazılı kaynaklar kullanılmıştır. Emel Esin ile hayattayken bir şekilde tanışma imkanına erişen kimseler tespit edilmiş, kendileri ile yapılan görüşmeler çalışmaya dahil edilmiştir. Görsel malzeme kullanımının, tezin somutluk kazanmasında etkili olacağı umut edilerek Esin'e ait özel fotoğrafların yanında, bizzat çizmiş olduğu resimler de paylaşılmıştır. Emel Esin Türkçülük ve İslamiyet konusunda hassasiyetleri olan bir araştırmacıdır. Duyarlılığı özel hayatında ve eserlerinde dikkat çekmektedir. Buna rağmen duygusal bir neticeden ziyade bilimsel hipotezler elde etmiştir. Sahada çalışma imkanına erişen, pek çok kaynağın orijinal nüshasını inceleyebilen Esin, Orta Asya Türk kültür ve sanatının en özel takipçisi olmuş, arkasında binlerce mühim evrak ile eser bırakmıştır. Böylesine kıymetli bir bilim insanının konu edildiği tezin diğer araştırmacılara ilham vermesi ve kaynaklık etmesi temenni edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Emel Esin, Orta Asya, kültür, sanat, Türkçülük.

BiyografiEsin, EmelKültür+6
Neslihan Yılmaz
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Halk ekonomisi ve geleneksel mutfak kültürü bağlamında kaz

Halk ekonomisi, halkın; kendine has geçim kaynaklarını yaratmak ve bu noktadaki gereksinimlerini gidermek maksadıyla meydana getirdiği geleneksel ögeleri içine alan bir halkbilimi dalıdır. Bu kapsamda, halk; kendine göre belirlediği birtakım kurallardan hareketle, üretim etkinliklerini ve tüketim faaliyetlerini yönetebilmektedir. Bahse konu durumun bir devamı olarak, halk; bir yandan kendi geleneksel kültür değerlerinden faydalanabilmekte, diğer yandan da dış kültürlerin klasik tavırlarından etkilenebilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, halk kültürünün en temel ögelerinden biri halini alan halk ekonomisi; kültürel yapının aslî belirleyicilerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Geleneksel mutfak kültürü ise halkın; yeme-içme davranışlarını, beslenme alışkanlıklarını, mutfak uygulamalarını ve bunlara dair inanışlarını esas alan bir halkbilimi dalıdır. Bir başka ifadeyle, geleneksel mutfak kültürü, halkın; ürettiği yiyecek ve içecek mahsullerinin hazırlanmalarında, saklanmalarında, korunmalarında, sunulmalarında ve tüketilmelerinde tuttuğu yolları, yöntemleri, usulleri, teknikleri ve bu çerçevede kullandığı araçları, gereçleri, aletleri ve edevatları derleyip değerlendirmeyi hedefleyen bir sistemi temel almaktadır. Dolayısıyla geleneksel mutfak kültürünün kapsamına, halkın; geleneksel metotlarla edinerek, geçmişten bugüne kadar ilerletmek suretiyle uyguladığı; ülkelere, bölgelere ve yörelere göre farklılıklar sergileyen mutfak anlayışları yer almaktadır. Bu çalışmada, geçmişten bugüne kadar süregelen önemli bir kültürel miras unsuru olması münasebetiyle, kaz yetiştiriciliğinin; halk ekonomisi ve geleneksel mutfak kültürü bağlamında, çok çeşitli cepheleri göz önüne alınmak suretiyle tetkik ve analiz edilmesi hedeflenmiştir. Bahsedilen çerçevede, kaz, halk nezdindeki geleneksel ekonomi kültürü ve geleneksel mutfak kültürü doğrultularında gerçekleştirilen; bakılma, beslenme, yetiştirilme, üretilme, tüketilme, pazarlanma, kesilme, hazırlanma, kurutulma, dondurulma, saklanma, korunma, sunulma ve benzeri prensipler kapsamında ele alınmıştır. İlgili hususlardan hareketle, kaz kültürü; halkbiliminin tarihsel ve işlevsel verileri ışığında, halkta karşılık bulan ekonomik etkinlikleri ve mutfak faaliyetleri doğrultusundaki değişim ve dönüşüm süreçlerine istinaden incelenerek; Türk Halkbilimi alanına kazandırılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler Halk Ekonomisi, Geleneksel Mutfak Kültürü, Kaz, Kazcılık, Kaz Yetiştiriciliği, Kaz Besiciliği, Kaz Kültürü.

GastrostomiGeleneklerHalk bilimi+7
Hasan Ali Diken
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk kültüründe Battalname Kültü

Epik destanlar, bir toplumun hayatında önemli rol oynamış veya oynamış kabul edilen kahramanların kültleşmesi süreciyle birlikte gerçekliğine inanılarak anlatılan ve ritüelistik özellikler taşıyan anlatılardır. Türklerin Anadolu coğrafyasındaki epik destanlarının ilki Battal Gazi destanıdır. Bu destan sözlü kültür ortamında ortaya çıkmış, meclislerde okunmak üzere hazırlanmış metinlerle yazıya geçirilmiştir. Yazıya geçirilen bu metinlerle manzum ve mensur birçok Battalname ortaya çıkmıştır. Battalnameler, Müslüman Türklerin maddî ve manevî fetihlerini konu edinmesinden ve sade dille vücut bulmasından dolayı, devletin en uzak köylerinden sarayına, ordusundan edebiyat dünyasına kadar her muhitinde ilgi görmüş ve okunmuştur. Bu ilgi günümüze kadar gelmiş ve Battalname Türk kültüründe bir kült meydana getirmiştir. Türk kültüründe Battalname kültünü ortaya koymak amacıyla hazırlanan bu tezde Manisa İl Halk Kütüphanesinde bulunan, Miladi 1730 yılında yazılmış ve 640 sayfa olan el yazması Battalname'nin transkripsiyonlu metni hazırlanmıştır. Metin, Alex Olrik'in Epik Yasaları'na göre incelenmiş ve Battalname'nin bu yasalara uyduğu görülmüştür. Bu metinden hareketle Türk kültüründe Battalname kültünün sosyal boyutu İşlevsel Halkbilimi Kuramı, bireysel boyutu ise Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi bağlamında incelenmiştir.

Battal-nameDestanlarHalk bilimi+3
Mustafa Metin
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ve Kore kültüründe hayvan adı içeren atasözleri üzerine bir karşılaştırma

Dünyadaki birçok ülkenin dili, ülkenin tarihinin, kültürünün, geleneklerinin ve fikirlerinin çoğunu içerir. Bu, kelime dağarcığı ve cümlelerde kolayca bulunabilir ancak dilin bu özelliğinin en büyük temsilcisi atasözleridir. Halkının tarihi ile birlikte yapılan ve yazılan atasözleri, insanların duygu, yaşam tarzı ve alışkanlıklarını içeren değerli bir dil materyali ve insanların yaşayış biçiminin bir sonucudur. Yani, bir milleti tanımak için onların atasözülerini bilmemiz gerekir. Özellikle insanlar nesnelerin sembolik anlamını kullanarak atasözleri yaratmışlardır. Bunların arasında hayvan atasözleri, insanların içinde yaşadıkları deneyimleri incelemek için önemli veriler olabilir. Bu çalışma, hayvanların atasözlerindeki sembol kullanım örneklerini hayvanlarla sınırlayarak incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada, Kore ve Türk kültüründe bulnan hayvan atasözlerinin ifade yöntemi ve içerisindeki farklılıklar- benzerlikler üzerinden inceleyerek bu yapıyı açıkladım. Bu tezde her bir hayvan için Korece ve Türkçe ortak imgeler ve ortak imgelerin ötesinde hayvanın atasözlerinde nasıl ifade edildiğine baktım. Korece ve Türkçe atasözlerinin benzerlik ve farklılıklarına bakıldığında insanlara yakın olan hayvanların aynı olduğu ve ortak anlayışı taşıdığı görülmektedir. En çarpıcı fark, Kore'nin tarıma dayalı olduğundan çiftçilik için ihtiyaç duyulan sığırlarla ilgili birçok atasözü varken Türkiye'de hayvancılığa ağırlık verdikler için koyun ve keçi ile ilgili atasözleri daha çok var olmasıdır. Genel kültüründe din ve geleneksel farklılık olduğundan ve farklı coğrafi koşularından dolayı her iki kültüre özel olan hayvanlar görülmektedir. Bu tezde iki kültürü karşılaştırarak çok zevk aldım, umarım bu araştırma aracılığıyla ileri çalışmalara bir yol açmış olur.

AdlarAtasözleriGüney Kore+7
Seungmi Lee
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Bozkırda devlet: Hükümdar, hanedan ve boylar

Bazı teoriler İç Asya tarihindeki büyük siyasî olayları Çin tarihindekilerin sonucu olarak değerlendirir. Bozkırlıların aynı ekonomik faaliyetlerle geçinen yeknesak ve özellikle tarım ve zanaat ürünlerine erişmek için Çin'e bağımlı oldukları öncülünden hareket eden teoriler, boylarüstü bozkır devletlerinin kuruluşunu Çin'den ürün getirme ihtiyacıyla açıklar. Aynı teoriler bozkır devletlerinin paydaşlarının Çin'den getirilen ürünleri paylaştığını ve boylarüstü devletlerin iç dinamiklerinin bütünüyle buna bağlı olduğunu savunur. Bu tez çalışmasında bahsi geçen teorilerin sınanması ve alternatif bir teori oluşturulması için uğraşıldı. Öncelikle İç Asya imparatorluklarının sınırları içinde yaşayan toplulukların ekonomik faaliyetlerine dair kaynaklar incelenerek İç Asya'nın ekonomik çeşitliliği tespit edildi. Ardından bozkırlıların siyasal örgütlenmelerinin devlet sayılıp sayılmayacağı üzerinde durularak boyların bozkırda devletin ilk ve köklü formu olduğu açıklandı. Boylarüstü devletlerin kuruluşu incelenerek fırsat, güç ve liderlik kapsamındaki iç dinamiklerin dış dinamiklerden çok daha etkin olduğu ayrıca kuruluş süreçlerinin Çin ile bozkır arasındaki ekonomik ilişkilerle bağlantısının zayıflığı görüldü. Boylarüstü devletlerin paydaşlarının hükümdar, hanedan mensupları, kurucu boylar olduğu, aralarındaki bölüşümün nesnesinin de siyasal, askerî ve ekonomik çıkarlar olduğu; ekonomik çıkarların Çin'den alınan haraç değil vergi yoluyla tebaadan alınan ürünler olduğu tespit edildi. Bozkır – Çin siyasî ilişkilerinde Kuzey Çin, Gobi'nin güneyi, Güney Mançurya ve Tarım Havzası bölgelerinin mücadele alanı olduğu, buraları kontrol eden tarafın rakibini baskı altına aldığı görüldü. Boylarüstü devletlerin yıkılışında başat rolü hanedanın içindeki çatışmaların oynadığı tespit edildi. Ayrıca yıkılışın kurucu boyların çözülmesi veya bağlı boyların dağılması şeklinde iki türü olduğu görüldü.

Bozkır kültürüBozkırlarEski Türkler+7
Gökay Yavrucuk
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sözel olmayan kapsamlı zeka testinin ikinci versiyonunun Türk ve Arap kültürüne uyarlanması

Bu araştırmanın amacı Pearson, Donald ve Wierdeholt (2009) tarafından geliştirilen Sözel Olmayan Kapsamlı Zeka Testinin ikinci versiyonunun (Comprehensive Test of Nonverbal Intelligence – CTONI-2) 8-10 yaşındaki öğrenciler için Türkçe ve Arapçaya uyarlanmasına yönelik geçerlik ve güvenirlik çalışmalarını gerçekleştirmektir. CTONI-2 testinin katılımcılarını Ankara ve İstanbul illerinde yaşayan 8-10 yaşları arasındaki Türk ve Arap 1000 öğrenci oluşturmuştur. Geçerlik çalışması kapsamında bir gruba Sözel Olmayan Kapsamlı Zeka Testi-2 ve bu teste benzer Raven Standart Progresif Matrisler (SPM) Testi uygulanarak ölçüt geçeliğine ilişkin kanıt toplanmıştır. Uygulanan iki testten elde edilen puanlar arasındaki Pearson korelasyon katsayıları 0.48-0.58 arasında bulunmuştur. Doğrulayıcı faktör analizi yöntemi kullanılarak, yapı geçeliğine ilişkin kanıt toplanmıştır. Buna gore tek faktörlü doğrulayıcı faktör analizi (DFA) modeli için standartlaştırılmış faktör yükleri Türk çalışma grubunda 0.55-0.64 arasında, Arap çalışma grubunda 0.54-0.76 arasında değişkenlik göstermiştir. DFA sonucunda Türk çalışma grubu ve Arap çalışma grubu için testin tek faktörlü yapısının kabul edilebilir olduğu görülmektedir. Güvenirlilik çalışması kapsamında testten elde edilen toplam test ve alt test puanlarına ilişkin Kuder-Richardson 20 (KR-20) katsayıları ve test-tekrar test güvenirlik katsayıları hesaplanmıştır. KR-20 katsayıları Türk çalışma grubunda 0.79-0.94 arasında, Arap çalışma grubu için 0.76-0.95 arasında değişkenlik göstermiştir. Test-tekrar testi yöntemi için kararlılık katsayıları Türk çalışma grubunda 0.81-0.96 arasında, Arap çalışma grubunda 0.74-0.96 arasında değişkenlik göstermiştir. Bu çalışmada, Arap ve Türk çalışma grupları için CTONI-2'de yer alan maddeler için ülkeye ve cinsiyete göre Mantel-Haenszel ve lojistik regresyon DMF (değişen madde fonksiyonu) analizleri yürütülmüştür. DMF analizlerinin sonuçları incelendiğinde, maddelerin ülkelere göre DMF göstermediği ancak bazı maddelerin cinsiyete göre DMF gösterdiği bulunmuştur. Anahtar sözcükler: CTONI-2 testi, sözel olmayan zeka testi, güvenirlik, geçerlik, değişen madde fonksiyonu

Arap kültürüDeğişen madde fonksiyonuGeçerlik+4
Nesrin Seef
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Avusturya'daki Türk sivil toplum kuruluşlarının Türk kültürünün aktarımındaki rolleri ve faaliyetleri

Türkiye'den Batı Avrupa'ya yaşanan kitlesel iş gücü göçü hareketi, 1961-1974 yılları arasında yoğun bir şekilde devam etmiştir. Göç hareketine katılan işçilerden dönmeyi tercih etmeyerek kalan göçmenler zamanla aile birleşimi, evlilik ve kurulan ekonomik ve sosyal ağlar sayesinde Türkiye'den Avrupa'ya göç süreci devam etmiştir. Yaşanan bu göç süreci Avrupa'da Türk sivil toplum örgütlenmesini de beraberinde getirmiştir. Sivil toplum kuruluşları Türk göçmenlerin yaşadıkları ülkelerde kültürel, dini, siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışmıştır. Türkiye'den Avrupa'ya göç eden göçmenler gittikleri ülkelerde kurdukları dernek, vakıf, birlik ve platform gibi sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla Türk kültürünün yeni nesillere aktarılması ve Türk kültürünün yaşatılması için faaliyetler gerçekleştirmektedir. Türklerin sivil toplum olarak örgütlendiği ülkelerden biri de Avusturya'dır. Bu çalışmada; Avusturya'da Türk göçmenler tarafından kurulan sivil toplum kuruluşları incelenmiş ve bu bağlamda Avusturya'da yaşayan Türklerin sivil toplum örgütlenmesi ve sivil toplum kuruluşlarının Türk kültürünün aktarılmasında rolü ve yaptıkları faaliyetler incelenmiştir. Bu çalışmanın alan araştırması Avusturya'da gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada nitel araştırma yönteminin yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada ölçüt (Kriter) örnekleme tekniğiyle seçilen Avusturya'da bulunan Türk sivil toplum kuruluşlarıyla görüşmeler yapılmıştır. 9 farklı STK'da çeşitli gözlemler ve izlenimler yapılmış, 15 STK başkanı, yöneticisi ve üyesi ile görüşmeler yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre; Türk göçmenlerin Avusturya'da sivil toplum örgütlenmesi din, hemşericilik ve milliyetçilik temelinde bir bütün oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Avusturya'daki Türk toplumunun STK'lara ilgisinin önemli derecede yoğun olduğu, gerek STK'ların üye sayısı ve STK sayısının her geçen gün artması Avusturya'daki Türk toplumunun sosyal yaşantılarını sivil toplum kuruluşları etrafında geliştirdiği sonucuna varılmıştır. Türk kültürünün aktarılması sürecinde din, dil, eğitim, sosyal ve kültür alanlarında STK'lar tarafından yapılan faaliyetler Türklere Türk kültürünün aktarılması ve Türk Kültürünün yaşatılmasında önemli katkılar sağladığı tespit edilmiştir.

AvusturyaGöçlerGöçmenler+5
Kenan Sala
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects